Sayıştay 7. Dairesi 34551 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
34551
31 Ocak 2012
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2007
-
Daire: 7
-
Dosya No: 34551
-
Tutanak No: 34325
-
Tutanak Tarihi: 31.01.2012
-
Konu:
KARAR
Duruşma talep eden dilekçiye duruşma gününe ilişkin tebligat yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunmadığı, kanuni bir vekil göndermediği ve duruşmada hazır bulunmama nedenlerini kabul edilebilir bir belge ile tevsik etmediği anlaşılmakla, dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü.
- 1350 sayılı ilamın 3. maddesiyle İSKİ Genel Müdürlüğü'nde çalışan memur personele, 2560 sayılı İSKİ Kanunu'nun 6. maddesine göre verilen ikramiyenin hesabında, "aylık" tanımına girmeyen "aile ve çocuk yardımı" ile "Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"a göre verilen ek ödemenin de dikkate alındığı gerekçesiyle 620.203,00 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
2560 sayılı İSKİ Kuruluş Kanunun 6. maddesinin (d) bendinde Genel Kurulun görevleri arasında "Personel kadrolarının ihdas edilmesi, değiştirilmesi ve kaldırılmasına karar vermek, yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek" denildiğini, bu hükümden açıkça görüldüğü ve anlaşıldığı üzere, İSKİ personeline ödenecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirleme yetkisi bir başka merciye değil, sadece ve sadece İSKİ Genel Kuruluna verildiğini,
24.11.2006 tarih ve 2118 sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi Meclis Kararı ile kabul edilen İSKİ Genel Müdürlüğünün 2007 Yılı Analitik Bütçe Kararnamesinin 11. maddesinde de "İki maaş tutarındaki memur ikramiyeleri 2009 yılı Ocak ayında tüm ödemeler toplamından ödenir. Yıl içindeki yasal artışların ikramiye farkları da ayrıca ödenir. Yıl içinde emekli olanlarla, vefat edenlere ikramiye için herhangi bir borç çıkarılmaz" şeklinde ifade edildiğini,
Öte yandan "Aylık", 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 147. maddesinin (A) bendinde ve 926 sayılı TSK Personel Kanununun 136. maddesinin 2. fıkralarında tanımlandığını, buna göre "aylık" tabirinin, "kamu görevlilerine, fiili kadro karşılığı, rütbe, kıdem ve kademe yıllarına göre kendilerine her ay itibariyle ödenen parayı" ifade ettiğinin kabul edildiği, önceki karar ve uygulamalarda ilgili yasalardaki "Aylık" tabiri oldukça dar yorumlanır ve uygulanırken, daha sonra geliştirilen karar ve uygulamalarda, maaş (aylık) 657 sayılı Kanunun 147. maddesi ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) kararları doğrultusunda, bunlara ödenen tüm ödentilerin de (aylıkla birlikte ödenen akçalı olgular iş güçlüğü zammı, özel hizmet tazminatı, temsil tazminatı, yüksek hakimlik tazminatı gibi) dahil edilmesi gerektiği,
İkramiyenin hesabına aile ve çocuk yardımının dahil edilmesinin mevzuata uygun olduğunu, Memur personele, maaş (aylık) ödenirken hesaba ve dikkate alınan "Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memur ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" a göre verilen ek ödeme nedeniyle oluşan 369.185,40 TL personelin maaşlarından Mart 2011 tarihinden itibaren taksitler halinde kesileceğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık 6009 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince ilamın 3. maddesinin işlemden kaldırılmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1. maddesinin son fıkrasıyla İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi tutulmuştur. Kanunun 6.maddesinin d bendinde yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirleme görevi Genel Kurul’a verilmiştir.
657 sayılı Kanunun “Memurlara Ödenecek Aylık Tutarları” başlıklı 155. maddesinde “Bu kanunun 36 ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir.”,
“Göstergeler” başlıklı 43. maddesinin B bendinde; “Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır.” Hükümlerine yer verilmek suretiyle “Aylık” kavramı, her derece için tespit edilen göstergeler ile görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının Bütçe Kanununda saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutar olarak tanımlanmıştır.
2560 sayılı Kanunda “maaş” kavramının aylık dışındaki ödemeleri de kapsadığına dair bir ifade olmadığı gibi, Danıştay 1. Dairesinin 06.05.1999 tarih ve 1999/81 Karar No.lu Kararında, 657 sayılı Kanunun 155 ve 43/(B) maddesine atıf yapılarak aylık tanımının, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiği, aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kısmen ya da tamamen kapsayacak şekilde ancak yeni bir yasal düzenlemeyle değiştirilebileceği, böyle bir düzenleme yapılmadıkça 657 sayılı Kanunda yer alan aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kapsayacak şekilde yorum yoluyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı, yılda iki maaşı geçmeyen ikramiye uygulamasına ilişkin tutarın hesaplanmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımı yapılan aylık tutarın dışında kalan diğer ödeme unsurlarının dikkate alınmasına hukuken olanak bulunmadığı görüşüne varılmıştır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddiyle 1350 sayılı ilamın 3. maddesiyle verilen 620.203,00 TL tazmin hükmünün TASDİKİNE,
-
1350 sayılı ilamın 4. maddesi ile verilen 1.366.430,67 TL tazmin hükmü, Yönetim Kurulu Üyesi sıfatı ile iştiraki bulunan Dursun Ali Çodur’un başvurusu üzerine düzenlenen 31.01.2012 tarih ve 34320 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararı ile bozulmuş bulunduğundan, dilekçinin iş bu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına, ancak aynı mahiyette olan bu dosyanın sözü edilen 34542 numaralı dosya ile birleştirilerek gereği yapılmak üzere ilgili Dairesine TEVDİİNE,
-
İlamın 5. maddesiyle İSKİ Genel Müdürlüğü'nde çalışan Daire Başkanlarına ve 1. Hukuk Müşavirine yersiz olarak Makam Tazminatı ve Görev Tazminatı verildiği gerekçesiyle 108.793,36 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
2560 sayılı Kanunun 1 .maddesine göre; "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak hizmetlerini yürüten, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olup personel statüsü bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 9 ncu maddesi hükümlerine, diğer işlemlerinde ise özel hukuk hükümlerine tabidir. " denilmekte iken, 23.05.1984 tarihli ve 3009 sayılı Kanunun 1. maddesi ile bu madde; "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir. " şeklinde değiştirildiğini,
İSKİ’nin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğundan, başka bir anlatımla müstakil genel müdürlük statüsünde bulunduğundan, görevin yürütülmesi için alınan kararlarda her hangi bir makamın iznine, onayına ve denetimine tabi bulunmadığını,
Anayasanın 127 inci maddesinde; "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir. " şeklinde mahalli idarelerin tanımı yapıldığını, 2560 sayılı Kanunun 3.maddesinde "İSKİ'nin yönetimi aşağıdaki organlarca sağlanır: Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetçiler, Genel Müdürlük." denmek suretiyle organların belirtildiği, genel kurul üyelerinin seçimle iş başına geleceği hususunda herhangi bir düzenleme olmadığı, Genel kurul üyesinin aynı zamanda belediye meclis üyesi olması, onun seçimle işbaşına geldiği anlamını taşımadığı,
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 3/e maddesinde: Mahalli idare: "Yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle sınırlı olarak kamusal faaliyet gösteren belediye, il özel idaresi ile bunlara bağlı veya bunların kurdukları veya üye oldukları birlik ve idareleri, " şeklinde tanımlandığı, bu tanıma göre, mahalli idarenin yetkileri, belirli bir coğrafi alanla sınırlı bulunmadığını, Oysa 2560 sayılı Kanunun 1 inci maddesi gereğince, su ve kanalizasyon idarelerinin görev alanları, içinde bulundukları ilin sınırlarını aşarak, başka illeri de içerisine alabildiğini,
Çeşitli Danıştay kararlarında İSKİ'nin müstakil bütçeli ve belediyeden ayrı kamu tüzel kişiliğinin bulunduğu ve Anayasamızda tahdidi olarak sayılan mahalli idareler içerisinde yer almadığına kara verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.
Anayasanın İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği başlıklı 123’üncü maddesinde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre idarenin kuruluş ve görevleri ile bir bütün olduğu, bu bütünün merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanarak kanunla düzenleneceği, kamu tüzel kişiliğinin kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağı açıktır. Anayasada yer alan bu hükümler idarenin kuruluşu açısından merkezi ve yerinden yönetim arasında bir farklılık gözetmemektedir. Anayasa yerinden yönetimin de merkezi yönetim gibi kuruluşunun kanunla düzenleneceğini, kamu tüzel kişiliğinin kanunla kurulacağını esas almaktadır. Bu esaslar nedeni ile kanunla düzenlenen kuruluş ile kanun ya da kanunun açıkça verdiği bir yetkiye dayanılarak kurulan kamu tüzel kişiliği açısından merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında bir fark bulunmamaktadır. Merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki fark ve üstünlük kuruluş ve görevlerde değil, Anayasa ve kanunlarla verilen yetkilerdedir. Bu nedenle merkezi yönetimdeki bağlı idare, müstakil genel müdürlük, müstakil bütçe, kamu tüzel kişiliği gibi idarenin kuruluşunu düzenleyen hukuki ibareler yerel yönetimler için de geçerlidir.
Anayasanın, kamu tüzel kişiliğinin (hükmi şahsiyetin) kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağını açık olarak belirttiği ancak, bu tüzel kişiliğe sahip genel müdürlükler arasında, müstakil genel müdürlük veya bağlı genel müdürlük gibi herhangi bir ayrıma gitmediği, uygulamada da, kamu tüzel kişiliğine sahip genel müdürlükler oluşturulurken, müstakil veya bağlı olmaları gözetilmeden hemen hepsinde, benzer bir teşkilat yapısı oluşturulduğu, buna bağlı olarak başta Anayasa olmak üzere, diğer mevzuatımızda da müstakil genel müdürlük ve bağlı genel müdürlük ayrımına yer verilmediği, bunların ayrı ayrı tanımlandığı bilinmektedir. Bu durum birer yerel yönetim olan büyükşehir belediyeleri sınırları içinde görevli ve 2560 sayılı Kanuna tabi olan Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlükleri için de geçerlidir.
Aynı Kanunun 1’inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca İçişleri ile Bayındırlık ve İskan Bakanlıklarının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe verebilir.” hükmü uyarınca İSKİ’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlı olduğu, ancak şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetlerin, Büyükşehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütüleceği açıktır.
2560 sayılı Kanunun 1’inci maddesinde “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak hizmetlerini yürüten, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olup personel statüsü bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 9 uncu maddesi hükümlerine, diğer işlemlerinde ise özel hukuk hükümlerine tabidir.” denilmekte iken, 23/05/1984 tarihli ve 3009 sayılı Kanunun 1’inci maddesiyle yapılan değişiklik ile bu madde; “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir.” şeklinde değiştirilmiştir. Bu nedenle idarenin yapısını belirleyen organlarında ve görevlerinde hiç bir değişikliğe gidilmeksizin, ilk düzenlemede İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak çalışacağı belirtilen İSKİ’nin, yapılan değişiklik ile İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olduğu düzenlemesinin getirilmiş olması, müstakil olarak kurulan idarenin yapısı ve işleyişinin değiştirilmediğini göstermektedir. Bu çerçevede; 2560 sayılı Kanunun Genel Kurul başlıklı 4’üncü maddesinde “İstanbul Büyük Şehir Belediye Meclisi, İSKİ Genel Kurulu olarak görevli ve yetkilidir.” hükmü ile Yönetim Kurulu başlıklı 7’inci maddesindeki “Büyük Şehir Belediye Başkanı Yönetim Kurulunun başkanıdır. Belediye Başkanının bulunmaması halinde, Genel Müdür Yönetim Kuruluna başkanlık eder.” hükmü Büyükşehir Belediye organlarına ikinci görevler vermektedir.
İSKİ kamu tüzel kişiliğine sahip olduğundan, başka bir anlatımla müstakil genel müdürlük statüsünde bulunduğundan, görevin yürütülmesi için alınan kararlarda her hangi bir makamın iznine, onayına ve denetimine tabi bulunmamaktadır. Bu idareler tarifeleri belirlemekte, kamulaştırma kararlarını kendileri almakta, bu kararların iptali ve kamulaştırma bedelinin artırılması için açılan davalarda hasım gösterilmekte, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davaları yine doğrudan bunlar tarafından açılmakta, idarelerin yapmış olduğu herhangi bir faaliyeti nedeniyle Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davaların, su ve kanalizasyon idarelerinin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu gerekçesiyle mahkemece reddedildiği durumlar bulunmaktadır.
Merkezi idare içinde yer alan Bakanlıkların kuruluşunu düzenleyen 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 10’uncu maddesinde bakanlık bağlı kuruluşları, 11’inci maddesinde ise, bakanlık ilgili kuruluşları tanımlanmıştır. Belediyelerin kuruluşunu düzenleyen 5393 sayılı Kanunda, belediyeye bağlı veya ilgili kuruluş düzenlemesine yer verilmediği, Belediye teşkilâtı başlıklı 48 inci maddede belediyenin birimlerinin hangileri olduğu ve nasıl oluşturulacağı belirlenmiştir. Büyükşehir Belediyelerinin kuruluşunu düzenleyen 5216 sayılı Kanununda, bağlı kuruluş, ilgili kuruluş veya bağlı genel müdürlük tanımı veya ifadesi bulunmamaktadır.
2560 sayılı Kanunun 1’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmü ile su ve kanalizasyon idarelerinin müstakil bütçeye ve kamu tüzel kişiliğe sahip olduğu belirtilmiştir. Kanundaki bu hüküm ile 657 sayılı Kanunun ekindeki cetvellerde yer alan bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) ifadesi ile birlikte değerlendirilmelidir. Bir genel müdürlüğün bütçesi müstakilse ve bu genel müdürlük kamu tüzel kişiliğine de sahipse, bu genel müdürlüğün, başka bir otoritenin izin, onay veya denetimine tabi olmadan karar alma ve uygulama yetkisine sahip bulunduğu açıktır. Nitekim, söz konusu cetvellerde müstakil genel müdürlük olarak belirtilen genel müdürlüklerin kuruluş kanunlarında, kamu tüzel kişiliklerinin bulunduğu ifade edilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü gibi bu idarelere örnek olarak gösterilebilecek genel müdürlüklerde, kamu tüzel kişiliğine sahip olma ibaresi ile bağlı olma ibaresi, aynı şekilde 2560 sayılı Kanuna tabi Su ve kanalizasyon idareleri için de geçerlidir.
İSKİ’nin personel rejimi ile alakalı düzenlemeye 2560 sayılı Kanunda yer verilerek bu Kanunun 1’inci maddesine göre; su ve kanalizasyon idaresinde görevli personelin 657 sayılı Kanuna tabi olduğu, personele özlük ve maaş yönünden bunların uygulanması gerektiği aşikardır.
Su ve kanalizasyon idareleri genel müdürlüklerinin 1. hukuk müşavirlerinin 1994 yılından, daire başkanlarının ise 15 Nisan 1997 tarihinden itibaren, makam ve görev tazminatından faydalandırıldıkları, Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı görüşleriyle, idari yargıya konu olan davalar sonucu su ve kanalizasyon idarelerindeki 1. hukuk müşaviri ve daire başkanlarının makam ve görev tazminatı alabilecekleri hususunda kararların verildiği görülmektedir.
Bu itibarla 1350 sayılı ilamın 5. maddesiyle verilen 108.793,36 TL tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- İlamın 6. maddesiyle Teftiş Kurulu Başkanı Sezai TEKİN'e yersiz olarak denetim tazminatı verildiği gerekçesiyle 1.613,76 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi tahsilat yapıldığında belgelerin gönderileceğini belirtmiş ise de; tahsilat yapıldığına dair herhangi bir belge ibraz edilmediğinden Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,
- İlamın 7. maddesiyle İSKİ'de görevli müfettişlere Özel Hizmet Tazminatlarının 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli II sayılı Cetvelin "Denetim Hizmetleri" (B) fıkrasının (4. a) sırasında yazılı oranlar üzerinden tazminat ödenmesi gerekirken, (3. a) sırasındaki rakamlar esas alınarak ödemede bulunulduğu gerekçesiyle 44.380,38 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
Müfettişlerin Özel Hizmet Tazminatlarını Bağımsız Genel Müdürlük müfettişleri olarak alması hususunda İstanbul 1. İdare Mahkemesi nezdinde dava açtığını ve mahkemenin 1987/626 Es. 1989/890 sayılı kararında "İSKİ Genel Müdürlüğünün İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olmakla birlikte kamu hizmeti gören hükmi şahsiyeti haiz müstakil bütçesi olan bir kuruluş olup, bu özellikleri itibariyle Bağımsız bir Genel Müdürlüktür. 2560 Sayılı kanunun 1. maddesinde yazılı Belediyeye Bağlılık deyimi Genci Müdürlüğün tüzel kişiliğini ortadan kaldırıcı nitelikte değil iç bünyesini ve kuruluşunu ilgilendiren bir bağlılık olarak nitelendirilmesi gerekir. Bu durumda İSKİ Genel Müdürlüğünün Belediyeden bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan, bu bağımsız tüzel kişiliğe bağlı olarak çalışan müfettişlerinde belediye müfettişi değil Bağımsız Genel Müdürlük müfettişi olarak kabulü gerekir." hükmü ile müfettişlerin lehine karar verdiğini,
Danıştay 5. Dairesinin de 1989/2621 Esas ve 1990/1033 sayılı karan ile İstanbul 1. İdare Mahkemesinin kararını onadığını, yargı kararları gereği müfettişlerine II Sayılı Özel Hizmet Tazminatı Cetvelinin (B) Bölümü 3/a sırasından %195 oranında özel hizmet tazminatı ödendiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık tazmin hükmünün kaldırılması yönünde görüş bildirmiştir.
Dilekçinin ileri sürdüğü İstanbul 1. İdare Mahkemesi ve bu kararı onaylayan Danıştay kararı 30.12.1986 tarih ve 19327 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 1987 mali yılına ilişkin çeşitli zam ve tazminatları düzenleyen 86/11337 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli cetvellerdeki düzenlemeler esas alınarak verilmiştir.
86/11337 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli II sayılı cetvelde çeşitli görevler için ödenecek özel hizmet tazminat oranları belirlenmiştir. Cetvelin (B) Denetim Hizmetleri bölümünün 3. sırasında “Bakanlık, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Bağımsız Genel Müdürlük Müfettişleri…” için %30; 5. sırasında “İlköğretim Müfettişleri, Belediye Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları…” için %20 oranında özel hizmet tazminatı belirlenmiştir.
Bahsedilen İstanbul 1. İdare Mahkemesi kararında İSKİ Genel Müdürlüğünün belediyeden bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan, müfettişlerinin belediye müfettişi değil bağımsız genel müdürlük müfettişi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
2007/11930 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla 17/4/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar” ve eki cetvellerin 2007 yılında da uygulanmaya devam edilmesi kararlaştırılmıştır. 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli II sayılı cetvelde çeşitli görevler için ödenecek özel hizmet tazminat oranları belirlenmiştir. Cetvelin (B) Denetim Hizmetleri bölümünün 3. ve 4. sırasında;
3 a) Bakanlık, Denizcilik Müsteşarlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) Müfettişleri, Başkanlık, Müstakil Genel Müdürlük, Büyükşehir Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi bulunan illerin İl Özel İdaresi ile Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri İç Denetçileri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri, Bakanlıklar merkez teşkilatına dahil kadrolarda görevli Kontrolörler, İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçisi, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlık Müfettişleri, Sigorta Müfettişleri, Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO-POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettişlerinden;
-1-2 derecelerden aylık alanlar ...................................................:195
-Diğer derecelerden aylık alanlar ................................................:185
b)Bunların Yardımcıları, Stajyer Kontrolörler ................................:125
4 a) Başbakanlık Uzmanları, Planlama Uzmanları, Hazine Uzmanları, Dış Ticaret Uzmanları, Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları, Devlet Personel Uzmanları, Devlet Bütçe Uzmanları, Sosyal Güvenlik Uzmanları, Çalışma Uzmanları, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları, Maliye Bakanlığı Vergi, Muhasebe ve Milli Emlak Denetmenleri, Büyükşehir Belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük Müfettişleri, İlköğretim Müfettişleri, Dış Ticarette Standardizasyon Denetmenleri, Sosyal Yardım Uzmanları ile (2) ve (3) üncü sırada sayılmayan İç Denetçilerden;
-1-2 derecelerden aylık alanlar ........................................................:130
-Diğer derecelerden aylık alanlar .....................................................: 125
b) Bunların Yardımcıları (meslekte üç yıldan daha az kıdemli İlköğretim
Müfettişleri dahil) .......................................................................... : 92”
Denilmektedir.
Görüldüğü üzere 3. sırada bağımsız genel müdürlükler sayılmış, ancak parantez içinde mahalli idarelere bağlı genel müdürlüklerin hariç olduğu belirtilmiş, 4. sırada ise Büyükşehir Belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük müfettişleri sayılmıştır. Dolayısıyla dilekçi tarafından ileri sürülen, İSKİ Genel Müdürlüğünün belediyeden bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan, müfettişlerinin belediye müfettişi değil bağımsız genel müdürlük müfettişi olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeki İdare Mahkemesi ve Danıştay kararının, 2007 yılında ödenecek özel hizmet tazminat oranlarını belirleyen 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı için uygulanabilirliği yoktur.
2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli II sayılı cetvelde büyükşehir belediyelerine bağlı genel müdürlük müfettişlerinin % 130 oranında özel hizmet tazminatı alacağı açıkça düzenlenmiş olup, İSKİ Genel Müdürlüğünün bağımsız genel müdürlük olarak kabul edilip edilmemesinin bir önemi bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddiyle, ilamın 7. maddesiyle verilen 44.380,38 TL tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 31.01.2012 tarih ve 34325 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:01