Sayıştay 7. Dairesi 33745 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
33745
8 Mayıs 2012
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2007
-
Daire: 7
-
Dosya No: 33745
-
Tutanak No: 34937
-
Tutanak Tarihi: 08.05.2012
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 1212 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle: Amasya Suluova Belediyesi Hesap İşleri Müdürlüğü bünyesinde çalışan ve memur statüsünde bulunan personele sosyal denge tazminatı adı altında ödemede bulunulması gerekçesiyle 115.705,49 YTL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle:
Madde 1: 01.08.2010 tarih ve 27659 sayılı resmi gazetede yayınlanan 6009 Sayılı Kanunun GEÇİCİ MADDE 8- Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır. Denilmektedir. Kanunda yapılan bu düzenleme ile fazla ödemede bulunulan ve kamu zararı olduğu tespit edilen Sosyal denge tazminatı adı altında ödenen 115.705,49 TL kamu zararının, yukarıda açıkladığı mevzuat hükümleri gereğince kaldırılmasını talep etmektedir.
Madde 2: Belediye Başkanlığınca 1 adet 2007 model Volkswagen (153) marka passat 2,0 TDI Comfortline tipi hizmet aracı Belediye Başkan emrinde şehir içi ve şehirlerarası yollarda Belediyemizin resmi iş ve işlemleri için hizmet aracı olarak satın alındığını, Ekli evrakların incelenmesinde görüleceği üzere bu aracın zorunlu trafik sigortasının dışında; Herhangi bir kaza ( aracın çalınmaya teşebbüsü veya çalınıp bulunması dâhil ) nedeniyle aracınız hareket edemiyorsa ya da hareket etmesinde sakınca varsa 24 saat verecek çekme ve kurtarma hizmetinden yararlanmak, deprem ve yangın ful Zorunlu karayolları mali trafik sigorta poliçesi ile kasko poliçesi bir arada yaptırıldığını, Söz konusu aracın yeni olması, parça maliyetlerinin yüksek olması devamlı trafikte yoğun bir şekilde görev almasından dolayı Belediyemizin maddi imkânları düşünülerek Trafik sigortası ve kasko sigortası aynı poliçe üzerinden (kasko sigorta) kasko poliçesi yaptırıldığını, Trafik sigortası ayrı kasko sigortası ayrı yaptırılmadığını, 5393 Sayılı Belediye Kanununun 60 inci maddesinin h) bendinde Faiz, borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri ibaresinde kasko sigorta veya mali trafik sigorta yazmadığından sigorta anlamı evrensel anlam taşıdığından belediyenin mali durumunu da düşünerek söz konusu araca kasko sigorta poliçesinin yaptırılmasının daha avantajlı olacağı düşünüldüğünü, Belediyeye ait aracın kasko sigorta yaptırılmasından dolayı 1.427,98 TL kamu zararının, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gereğince kaldırılmasını talep etmektedir.
Madde 3: Konu başlığında belirtilen verile emri ile Derince Barajı İçme Suyu Hattı Projesi Hizmet Alımına İlişkin Sözleşme bedeli üzerinden 2 nüsha olarak düzenlenen her nüshasından binde 7,5 oranında damga vergisi kesilmesi gerekirken sadece bir nüshası üzerinden kesildiği görülmüş. Tarafımızdan yapılan bu yanlışlık neticesinde aşağıda görüleceği üzere bahsi olunan para tahsil edilmiştir. 22/09/2010 tarih ve NO: 16619-16620 Makbuz ile VADİ PROJE İNŞ.SAN.LTD.ŞTİ.’den 112,50 TL tahsil edildiğini,
Madde 4: 657 sayılı yasaya göre kadro ve görev için gerekli şartları taşıması, yasal hiçbir engel bulunmadığından Hesap İşleri Müdürlüğü kadrosuna vekaleten bakanlara özel hizmet tazminatı ödemesi yapıldığını, Ülkemizde yazılı hukuk sistemi olduğunu, Bu sistemde ast üste tabi olduğunu,Yani alt metinler üst metinlere uygun olmak, başka bir deyişle aykırı olmaması gerektiğini, Uygulama da idareler bunu göz ardı edebilmekte ve Anayasa Mahkemesi ile idari yargıda bunun için olduğunu, Bir kurumun ihlal etmesi diğerinin de yapmasını gerektirmediğini, Oysa atamalar 657 Sayılı Devlet Memurları kanununa göre yapıldığını, Bu hem Anayasa hem de 657 sayılı yasada açıkça belirtildiğini, Yönetmelikten söz edilmemeyeceğini, Anayasamız “İdarenin Esaslarını düzenlerken “Yönetmelikler” başlıklı 124 üncü maddesinde “Başbakanlık, bakanlıklar ve Kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilirler.” Denildiğini,
Yönetmelik çıkarmak için yasal dayanağın olması gerektiğini, Yönetmelikler yasada belirlenmiş bir konunun uygulama şeklinin ayrıntılı olarak düzenlendiği metinler olduğunu, Ayrıca yasada yönetmeliğin kimin tarafından düzenleneceğinin de belirtildiğini, Yönetmelikler dayanağı olan yasa kapsamında olmak ve “Dayanak” başlığı altında da ilgili yasanın maddesi belirtmek zorunda olduğunu,
Üstelik yasaya aykırı hükümler taşıyamayacağını, Memurların görevde yükselmesi ile ilgili çıkarılan Yönetmeliklerin bu anlamda yasal dayanağı olmadığını, Gerek DPB'nın ( Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı ) gerekse İçişleri Bakanlığı'nın çıkardığı konu ile ilgili yönetmeliklerin "dayanak" maddelerinde; 657 sayılı yasayı ve 217 sayılı kendi kuruluş KHK sini yazmakla yetinilmekte idareye yetki veren yasa maddesi gösterilmediğini, Çünkü böyle bir madde ve yetki olmadığını, Sonradan yapılan değişiklikle kapsama memurların Kadro/görev "unvan değişiklikleri" de eklendiğini,
2004 yılındaki Genel Yönetmeliğe konulan “Geçici Madde 2- Belediyeler, İl Özel İdareleri ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlardaki memurların görevde yükselmelerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle bu yönetmeliği yayımı tarihinden itibaren 6 ay içerisinde bir genel yönetmelik hazırlanarak yürürlüğe konulur hükmü ile de Belediyeler için Bakanlığa tekrar bir genel yönetmelik çıkarabilmesi için yetki verildiğini, Yani bakanlığa yetki yasayla değil kendiside dayanaksız olan bir başka yönetmelikle verildiğini,
Bu nedenle Daha önce (Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik) ve Bakanlık tarafından (İl özel idareleri ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler ile bunlara bağlık döner sermayeli kuruluşlardaki memurların görevde yükselme ve unvan değişikliği esaslarına dair Genel Yönetmelik) ve Bakanlık tarafından (il Özel idareleri ve Belediyelerin kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile bunlara bağlık döner sermayeli kuruluşlardaki memurların görevde yükselme ve unvan değişikliği Esaslarına dair yönetmelik) çıkarılan görevde yükselme ile ilgili Genel Yönetmelikler gibi dayanaksız ve geçersiz olduğunu, Bu yönetmelikteki hükümler 5393 sayılı yasaya dayanmadığından uygulanamaz. Anayasamızın 123. Maddesinde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenleneceğini,
İdarenin Kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır...” 127. Maddesinde “Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir. Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir.
- maddesinde “Devletin Kamu İktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atamaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükler, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.”denildiğini,
Memurlar ile ilgili olarak 657 sayılı yasa, Belediyelerle ilgili olarak 5393 sayılı yasa çıkarıldığını, Bazı yasalar da (İmar, çevre vs.) belirli konularda ilgili hükümler olduğunu, Ancak Genel ve Temel olanları bunlar olduğunu,
Belediye Yasasının 51 ve 52 inci maddelerinde Zabıta ve İtfaiye Personeli için düzenleme olup, diğerleri için yasada hüküm bulunmadığını, 657 sayılı yasanın konumuz ile ilgili aşağıdaki maddelerinde ise;
Amaç ile ilgili “Madde 2- Bu Kanun Devlet memurlarının hizmet şartlarını, niteliklerini Atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarını, aylıklarını ve ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenler. Bu kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği hususları belirtmek üzere tüzükler çıkarılır. Bu kanunda öngörülen yönetmelikler Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur.”
İdari görevlere atanama ile ilgili “Madde 69- Kurumlar, Eğitim ve öğretim, sağlık ve yardımcı sağlık ve teknik hizmetler sınıflarına dahil memurlardan, kariyerlerinden yararlanmak istediklerini 2-4 dereceler arasındaki idari görevlere ait olup kazanılmış hak derecelerinin iki altındaki derecelerden tespit ve ihdas edilmiş kadrolara atayabilirler. Bir sınıftan bir başka sınıfa geçme ile ilgili “Madde 7- Memurların eşit dereceler arasında veya derece yükselmesi suretiyle sınıf değiştirmeleri caizdir. Bu şekilde sınıf değiştireceklerin geçecekleri sınıf ve görev için bu kanunda ve kuruluş kanunlarında belirtilen niteliklere sahip olmaları şarttır. Bu durumda sınıfları değişenlerin eski sınıflarının derecesinde elde ettikleri kademelerde geçirdikleri süreler yeni sınıflardaki derecelerinde ile ilgili dikkate alınır.
Kurumlar, memurlarını meslekleri ile ilgili sınıftan genel idare hizmetleri sınıfından meslekleri ile ilgili sınıfa, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle atayabilirler.” Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesi ile ilgili “Madde 76- Kurumlar, görev ve unvan değişikliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleri ile memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler. Devlet memurlarının yetiştirilmesi başlığı altındaki Kurumların memurlarını hizmet içinde yetiştirme esasları “Madde 214- Devlet memurlarının yetişmelerini sağlamak, verimliliğini artırmak ve daha ileriki görevlere hazırlamak amacıyla uygulanacak hizmet içi eğitim, Devlet Personel Başkanlığı tarafından ilgili kurumlarla birlikte hazırlanacak yönetmelikler dahilinde yürütülür.” Denildiğini,
Görüldüğü üzere 657 sayılı yasa; memurların niteliklerini, atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini düzenlendiği açıkça belirtmekte, bunu da 69, 71, 76 ve 214 üncü maddelerinde hükme bağlandığını, İdari yetkilerini açıklamakta yasada belirtilen kimin yönetmelik çıkaracağı açıkça gösterildiğini, Bunlar arasında veya başka maddelerinde memurların kadrolara atanmalarında, üst görev kadrolarına geçiş atamalarında yönetmelikten ve görevde yükselmeden söz edilmediğini, Yönetimler bu konuda yasal niteliklere uymaları şartıyla yetkili kılındığını, Memurların yetiştirilmesinden 214 üncü madde de söz ediliyor ve yönetmelik yapılacağını hükme bağlandığını, DPB’lığı ise kendi mevzuatlarında personel ile ilgili çalışma ve düzenleme yapma görev ve yetkisi olduğunu öne sürdüğünü, Yasadaki bu madde DPB’na yönetmelik çıkarmada yetki verdiğini, Ancak burada sözü edilen yetki ve konu görevde yükselme değil hizmet içi eğitim ve bu eğitimin nasıl yapılacağı olduğunu, Personel konusunda genel olarak düzenleme yapma istediği konuda, istediği şekilde yönetmelik çıkarabilmek değildir. Üstelik bu yetki bağlı bir yetkidir. Hizmet içi eğitimle ilgili yönetmelik çıkarırken “İlgili Kurumlarla birlikte hazırlanacak yönetmelikler” hükmüne de uymak zorunda olduğunu,
Anayasamızın 127. maddesine göre “Mahalli İdareler; il belediye ve köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, genel kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir.” Ne DPB’nın nede İçişleri Bakanlığı’nın bağlı veya ilgili kuruluşlarının olmadığını, Merkezi idare, sınırları açıkça yasada belirtilen konularda olmak şartıyla sadece vesayet yetkisine sahip olduğunu, Bir yönetmelik çıkarılacak ise yasada belirtilen ilgili kurum belediyelerin kendisi olduğunu, Vesayet yetkisi kapsamında 5393 sayılı Belediye Yasasının 51 ve 52. maddelerinde İçişleri Bakanlığına Zabıta ve İtfaiye teşkilat ve personeli konularında yönetmelik çıkarma yetkisi verildiğini, Diğer personel hakkında da verilmediğini, Bu özel hükümler belediyeler için tek istisnadır. Burada da diğer birimlerde çalışanların hiç biri görevde yükselmeye tabi tutulmamıştır. Bu konunun yasal dayanağının olmadığını olmadan da yönetmelik çıkarılmasının ve yönetmelikle düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu İçişleri Bakanlığı yetkilileri de biliyorlar ki Belediye Yasasına bu özel hükümleri koyma gereği duyduğunu,
DPB ve İçişleri Bakanlığı sadece Belediyelerin düzenleyecekleri yönetmeliklere örnek olmak üzere tıp yönetmenlikler hazırlayıp önerebileceğini, Buna da uyup uymama belediyelerin takdiri olduğunu, Çünkü 5393 sayılı yasasının 18/m. Maddesine göre; “Belediye tarafından çıkarılacak yönetmenlikleri kabul etmek” yetkiside meclise verildiğini,
“Hukuk Devleti” kurallar devletidir. Kurallar genel ve ilgili herkesi bağlar. Bizim hukuk sistemimizde de yönetmelik, yasada verilecek konu ve kapsamda olmak zorunda olduğunu, Yasa koyucunun yerine geçirilecek yasanın düzenlemediği konuda, yasa hükümlerini kısıtlayıcı değiştirici yeni hükümler konulamayacağını, Yasayı, yasama erki, yönetmenliği yürütme erki yapacağını, Yürütme yasayı baypas edemeyeceğini, Ama ne yazık ki günümüzde yasalar, hukuka aykırı olarak bu konuda olduğu gibi yönetmenlikler hatta genelge ve tebliğlerle fiilen değiştirildiğini, Fakat Sınav ve Zabıta Yönetmeliklerinde olduğu gibi Danıştayca iptal edilerek hukuk dışı keyfilikler önlendiğini, Hizmet içi eğitimde sınav sonucu atama olmadığını, Şartlar ve kısıtlamalar olmadığını, Eğitimi nasıl ve kimler tarafından verileceği, konuların ve sürelerinin, değerlendirilmesinin nasıl olacağı vs. düzenlenir. Görevde yükselme yönetmeliklerinde ise yukarıdaki yasa hükümlerini hükümsüz kılan, değiştiren amirlerin yetkilerini ve memurların haklarını kısıtlayan 657 sayılı yasaya açıkça aykırı hükümler olduğunu, Bu nedenle Anayasanın 124. maddesindeki kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkara bilirler hükmüne aykırı olduğunu, Yine bu yönetmeliklerin çıkarılabilmesi için kanunun açıkça belirtildiği özel bir hüküm ayrı bir madde veya fıkra olarak 657 sayılı yasaya konulmasının şart olduğunu, Buna uyulmadığı içinde anayasanın “kanunla düzenlenir” dediği, 128. maddesinin de açık ihlali söz konusu olduğunu,
Hukuktaki hiyerarşi; Anayasa yasa, tüzük ve yönetmenlik olarak sıralandığını, Yasalar Anayasa Yönetmenlikler yasalara uymak zorunda olduğuna çelişki halinde üst metne uyulması gerektiğine göre yönetmenliğe aykırı hükümler taşıyorsa geçerli olmayacağından yasaya uyulmak zorunda olduğunu, İdare yukarıdaki maddelere göre şef, müdür kadrolarına kadro ve eğitimleri uyanları atamada serbest olduğunu, Memurların atanma ve kadro değişiklikleri (müdür kadroları da diğerleri ile aynıdır ve atama bir değişiklikten ibarettir.) 657 sayılı yasaya göre yapılmak zorunda olduğunu, belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.
Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6009 sayılı Kanunun Geçici 8. madde hükmü aynen şöyledir: “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.”
Bu hüküm karşısında Amasya Suluova Belediyesi Muhasebe Birimi 2007 yılı hesabı ile ilgili olarak Sayıştay 7. Dairesince çıkarılan 1212 sayılı ilâmın, 6009 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında bulunduğu anlaşılan 1 inci maddesi hakkında mali yargılama ve takibat yapılamayacağından temyiz konusu dosyanın ilgili maddesinin işlemden Kaldırılmasına,
- 1212 sayılı ilamın 2 inci maddesiyle; Belediyeye ait taşıtın kasko sigortası yaptırıldığı ve bedelinin belediye bütçesinden ödenmesi gerekçesiyle 1.427,98 YTL.’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi ve savcılık karşılaması 1 inci maddede belirtildiği gibidir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 106. maddesinde de “Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bu kuruluşlar, 85 inci maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere 101 inci maddedeki şartları haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdürler.” denilmek suretiyle belediyelere ait motorlu araçlara sadece mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanununun 60.maddesinin (h) bendinde “faiz, borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri” denilerek sigorta giderleri, belediyenin giderleri arasında sayılmıştır. Ancak burada ifade edilen sigorta giderleri mevzuatın izin verdiği sigorta giderlerini kapsamaktadır. İl özel idaresi, belediye, bağlı idare ve mahalli idare birliklerinin bütçe ve muhasebe kayıt ve işlemlerini kapsayan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği 10.03.2006 tarih ve 26104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu yönetmelikte kasko sigorta giderinin ödeneceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı gibi “Hüküm Bulunmayan Haller” başlıklı 464.maddesinde de;
“Bütçeye ilişkin olarak bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan ve ihtiyaç duyulan hallerde, Maliye Bakanlığınca Genel Bütçe için yapılan düzenlemeler esas alınır.”denilmektedir. Buradan hareketle 2007 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa bakıldığında Bütçe Kanununa bağlı (E) cetvelinin 20. sırasında; “Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında Devlet mallarının sigorta edilmemesi esastır.
Ancak; a) Yanıcı, patlayıcı maddeler, gemi, uçak ve ilaç depolama yerlerinin sigorta giderleri,
b) Dış ülkelerdeki Devlete ait temsilcilik binaları ile Devlete ait eşyanın ve kira ile tutulan bina için yapılan kontratta sigorta zorunluluğu varsa kiralık binanın, Türk mülkiyetinde olan veya kira ile tutulan yerlerde organizatör şirket tarafından sigorta zorunluluğu konulmuşsa söz konusu yerlerin sigorta giderleri,
c) Sağlık Bakanlığına ait 112 acil ambulanslarının kasko sigortası ile dış kuruluşlarla ilgili olarak taşıt sigortası (misyon şefinin uygun gördüğü hallerde tam kasko) giderleri,
d) Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta ve navlun giderleri, bütçelerin ilgili tertiplerinden ödenir.” hükmüne yer verildiği görülmektedir.
Buna göre, Merkezi Yönetim kapsamındaki idarelere ait devlet mallarının bazı istisnalar hariç ilke olarak sigorta ettirilmemesi esası benimsenmiştir. Mahalli idareler, merkezi yönetim kapsamında olmamakla birlikte malları Devlet malı niteliğindedir. İstisna olarak sayılan giderler dışında Devlet mallarının kasko giderlerinin bütçeden karşılanması yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine uygun olmadığından 1212 sayılı ilamın 2 nci maddesiyle 1.427,98 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1212 sayılı ilamın 3 üncü maddesiyle: Suluova Belediyesi ile Vadi Proje Müh.İnş.San.Ltd.Şti. arasında imzalanan Derince Barajı İçme Suyu İsale Hattı Projesi Hizmet Alımına İlişkin Sözleşme bedeli üzerinden damga vergisi alınmaması gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
22.09.2010 tarih ve 16619, 16620 nolu tahsilat makbuzları ile tahsil edildiği bildirilmiş olup hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı herhangi bir itiraz da söz konusu bulunmadığı cihetle bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına,
- 1212 sayılı ilamın 4 üncü maddesiyle; Boş olan Hesap İşleri Müdürlüğü kadrosuna vekalet eden Selim AKSOY, Mehmet ORAN ve İbrahim YÜKSEKTEPE'ye bu kadroya asaleten atanmak için gerekli olan şartları taşımadıkları halde özel hizmet tazminatı farklarının ödenmesi gerekçesiyle 4.377,59 YTL.’ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi, savcılık karşılaması ve raportör görüşü 35448 numaralı dosyanın 1192/1 maddesinde açıklandığı gibidir. Dilekçilerin iddialarının reddedilerek 7.Daire tarafından 1212 sayılı ilamın 4 üncü maddesine ilişkin verilen 4.377,59 YTL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 08.05.2012 tarih ve 34937 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:02:02