Sayıştay 7. Dairesi 33583 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

33583

Karar Tarihi

10 Ocak 2012

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2007

  • Daire: 7

  • Dosya No: 33583

  • Tutanak No: 34179

  • Tutanak Tarihi: 10.01.2012

  • Konu:

KARAR

TEMYİZ KURULU KARARI

Duruşma talep eden dilekçilerden Şükrü Haluk AKALIN ile Sayıştay Savcısının dinlenilmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. 1147 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle; Kurum avukatı Gamze BERKTİN'e vekalet ücretinin dağıtımında, Devlet Memurları Kanununun 146. maddesinde belirtilen üst limite uyulmadığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle:

  1. Kurum avukatı Gamze BERKTİN'e vekâlet ücretinin dağıtımında Devlet Memurları Kanunun 146. maddesinde belirtilen üst limite uyulmadığının tespiti hakkında; Avukat Gamze BERKTİN'in 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi olarak memur statüsünde çalıştığı doğru olmakla birlikte Hukuk Müşaviri kadrosunda görev yapmakta olduğunu,

Avukat veya hukuk müşaviri kadrolarında çalışanlara Sayıştay'ın 1147 sayılı İlamında bahsettiği mevzuat hükümleri açısından farklı değerlendirme yapılmayacağı bilinmekle birlikte söz konusu İlamdaki tespitlerin sağlığı açısından düşündürücü olduğunu, İlamın üçüncü sayfasının ikinci paragrafında sonuç ile çelişkili bir tespit yer aldığını, Bu paragrafta "Vekâlet ücretlerinden artan miktarın bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletilmesi ve bir sonraki yıl tahsil edilen vekâlet ücretinin önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tâbi tutulması gerekmektedir. " tespiti yer aldığı gibi "Herhangi bir yılda vekâlet ücreti olarak dağıtılabilecek bir tutar yoksa doğal olarak vekâlet ücreti de ödenmeyecektir. " denilmekte olduğunu,

Bu tespitler dahi 2007 yılında ödenen vekâlet ücretinin iadesinin Türk Dil Kurumu gibi ikisi de hukuk müşaviri kadrosunda olmak üzere iki avukatı bulunan ve vekâlet ücretinin de sadece bu iki avukat arasında dağıtılan bir Kurum için ne kadar yanlış bir işlem olacağının çok açık göstergesi olduğu, Sayıştay İlamında Türk Dil Kurumundaki uygulama eleştirilirken Belediyece tahsil edilen vekâlet ücretlerinin dağıtımında uygulanacak esaslardan bahsedildiğini, Belediyece tahsil edilen vekâlet ücretlerinin konu edilme sebebi anlaşılamadığını, Yine bahsi geçen ilamın beşinci sayfasında vekâlet ücretinin her yıl ödenen bir ücret olmayıp hak kazanıldığı takdirde 657 sayılı Kanunda belirtilen sınır aşılmamak kaydıyla ödenen ücret olduğu kabul edilmekte olduğunu, Kurumda sadece iki avukat bulunduğundan vekâlet ücretinin başka kişilere dağıtılmasına mevzuat gereği imkân bulunmadığını, Bir an için Sayıştay ilamında iadesi istenen vekâlet ücretinin iade edildiği düşünülecek olunursa bu meblağ kanundaki sınırlar çerçevesinde sonraki yıllarda yine Avukat Gamze BERKTİN'e ödenecek olacağını, Vekâlet ücretinin 2008 yılında iade edildiğini varsayarsak bu iki yıl içinde yine aynı kişiye ödeme yapılacağından avukata ait olup Kurum tarafından hiçbir şekilde kullanılamayan ve başka bir kuruma da aktarılamayan vekâlet ücretinin iadesinin aradan üç yıl geçtiği de göz önüne alınarak kamuda gereksiz işlem akışına yol açacağı, paranın sadece kasaya giriş çıkışının yapılacağının muhakkak olduğunu, Hâl böyle iken Sayıştay tarafından bu paranın iade edilmesi hususunda ısrarcı olunmasının gereksiz işleme sebebiyet vermekten başka bir anlamı olmayacağını,

Söz konusu Sayıştay İlamında iadesi istenen miktarla ilgili tespit de hatalıdır. Vekâlet ücreti ödemeleri gerçekleştirilirken gelir vergisi kesintilerinin yapılmadığını, İlamda bu kesintilerden bahsedilmediğini, Bahsi geçen vekâlet ücreti brüt 17.520 TL olup 2.866 TL gelir vergisi kesintisi yapıldıktan sonra Av. Gamze BERKTİN'e 14.654 TL ödendiğini, Bu nedenle iadesi istenen miktarın 11.881,80 TL değil, gelir vergisi kesintisi yapıldıktan sonra 9.505,64 TL olması gerekmekte olduğunu, Bir kez daha belirtmek zorunluluğu ortaya çıkmıştır ki vekâlet ücreti ödemeleri kesinlikle kamu zararı olarak nitelendirilemez, kamuya ait olmayan, ödenmese, emanet hesapta tutulsa dâhi avukata ait olan bir meblağ ile ilgili kamu zararı nitelendirmesi yapılamayacağı göz ardı edilemeyecek bir gerçek olduğu, Sadece mevzuata aykırılıktan bahsedilebilecekken Sayıştay İlamında ısrarla kamu zararı ifadesinin kullanılması tarafınca kabul edilemeyeceğini, Bu nedenlerle öncelikle 2007 yılında ödenen vekâlet ücretinin iade edilmemesi; Sayıştay aksi görüşünde ısrar edecek olursa adı geçen meblağın 2007 yılından sonraki yıllara mahsubunun yapılması gerektiği kanaatini taşımakta olduğunu,

  1. Söz konusu ilamın 2. sıra no. sunda hükmolunan fazla ödemeler Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN ve Prof. Dr. Recep TOPARLI'ya yapılmış olsa da Kurumumuzun kamuoyuna, özellikle de genç kuşaklara yönelik önemli bir etkinliği olan bütün konferanslarımızı olumsuz etkileyecek olduğunu, Nitekim bu ilamdan sonra Kurumumuzun konferans etkinliği tamamen durma noktasına gelmiştir. 2010 yılına kadar Edirne'den Ardahan'a, Digor'a kadar akademisyenlerce yurt sathında yılda ortalama 70 konferans verilirken, bu yılın ilk sekiz ayında verilen konferans sayısı ancak 4 olmuştur. Bu konferansların da biri dışında 3'ü Kurum Başkanı tarafından verilmiştir. Yurdun dört bir köşesinden gelen konferans talepleri ne yazık ki 14 TL gibi son derece komik bir ücret karşılığında konuşmacı bulunamadığından karşılanamamaktadır. Bu görev, idari ve bilimsel sorumluluğu bulunan Kurum Başkanının çabasıyla yerine getirilemeyecek derecededir. Yurdun dört bir köşesinden konuşmacı bekleyen gençlere ne yazık ki olumsuz cevap verilmekte olduğunu, Söz konusu ilamla oluşan "kamu zararı'nın boyutu ise ne yazık ki ölçülemeyecek derecede olduğunu,

İlamda konferanslarda sunum yapanlara verilecek ücret konusunda 2007 yılı Bütçe Kanunu'nun ön gördüğü üst sınır olan 14,00 YTL'nin aşılmasının mevzuata aykırı olduğu ifade edilmekte olduğu, Yönetim Kurulunun 29.08.2007 tarihli ve 549/3 sayılı kararı doğrultusunda yapılan ödemelerimizin söz konusu eserlerin konferanslarda sunumları için değil telif hakları için geçerli olduğu, Telif Yönetmeliği'ne göre önceden telif ücreti ödenen bir eserin konferansta sunulması ile mümkün bulunduğu, düzenlenen her konferansta sunum yapılmasının ayrı bir eser meydana getirilmesi anlamına gelmeyeceği, aynı metinlerin farklı yerlerde sunulan her konferans için ayrı ayrı telif ücreti ödenmesine yol açacağı belirtilmektedir. Kanunların yönetmeliklerden önce geldiği, Bütçe Kanunu'nun ait oldukları yıl için mali yükümlülükler getirdiğinden bahisle de Yönetmelik'in Kanun'dan önce uygulanmasının mümkün olmayacağı vurgulanmaktadır. Telif ücretinin ancak yeni bir eser meydana getirildiğinde telif yönetmeliğine göre ödenebileceği ifade edildikten sonra da yapılan işin konferans verme, ödenecek ücretin de konferans ücreti olduğu belirtilmektedir.

Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek amacıyla Atatürk'ün talimatlarıyla kurulan Türk Dil Kurumunun en önemli etkinliklerinden biri de yurt sathında verilen konferanslar olduğu, Ülkemizin hemen her yerinden, özellikle üniversitelerimizdeki öğrenci topluluklarından yapılan Türk dili ile ilgili konferans davetlerine olumlu yanıt vererek katıldığımız gibi Türkiye Cumhuriyeti'nde dil birliğinin korunması, toplumumuzda Türkçe bilincinin yaygınlaştırılması, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ana dillerinin korunması, Türk dünyasında ve bütün dünyada Türkçenin dünya dili olarak yaygınlaştırılması amacıyla da Kurum olarak konferanslar düzenlenmekte olduğunu,

Bu konuda 2876 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanunu'nun 37. maddesinin (e) fıkrası Türk dili ile ilgili her türlü tedbiri almayı, öğretim kurumlarının hizmetine sunmayı bir millî görev olarak Türk Dil Kurumuna vermektedir: (37/e) Millî varlığımızın temel unsurlarından biri olan Türk dilinin kuşaklar arasında birleştirici ve bütünleştirici özelliklerini göz önünde tutarak, yeni nesillerde Türk dili sevgisini ve bilincini kökleştirecek, geliştirecek ve yaygın hale getirecek her türlü tedbirleri almak, araçları hazırlamak, bunları kamu kurum ve kuruluşları ile resmi özel eğitim-öğretim kurumları ve kuruluşlarının, basım ve yayım organlarının hizmet ve yararına sunmak, bu konuda gerekli her türlü işbirliğinde bulunmak, (EK 1) Kanun'un aynı maddesinin (f) fıkrası ise Türk dili ile ilgili konularda konferanslar dâhil çeşitli toplantılar ve geziler düzenleme görevini de açıkça Türk Dil Kurumuna vermekte olduğunu,

(37/f) Türk dili ve Türkçe dilbilgisi konularında kongreler, sempozyumlar, konferanslar, toplantılar, sergiler, geziler düzenlenmek; yurt içi ve yurt dışında yapılacak aynı konu ve mahiyetteki toplantılara katılmak, (EK 1) Türk Dil Kurumuna yasa ile verilen bu görevlerin yerine getirilebilmesi için yasal düzenlemenin ilk adımı 2876 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanunu'nun 107. maddesi ile atılmıştır. Kanun'un Yönetmelikler başlığını taşıyan 107. maddesinde ilgili yönetmeliklerin anılan Kanun'un yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde hazırlanarak Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe gireceği belirtilmiştir: (107) Bu Kanunda belirlenen hususların uygulanması ile ilgili yönetmelikler Yüksek Kurumun ve bağlı kuruluşların yetkili organlarınca bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde hazırlanır ve Resmî Gazete 'de yayımlanarak yürürlüğe konur. (EK 2) Kanun'un bu maddesine dayanarak hazırlanan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile Bağlı Kuruluşları Telif Hakkı, Yayın ve Satış Yönetmeliği 10 Nisan 1985 tarihli ve 18721 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik'in 2. maddesinde 2876 sayılı Kanun'un gösterdiği amaç ve görevlerin gerçekleştirilmesi doğrultusunda hazırlandığının bildirildiğini, Yönetmelik'in Ücretlerin Hazırlanması Esasları başlığını taşıyan bölümünde 7. maddenin son bendi konferanslara ödenecek ücretlerin hesaplanması ile ilgilidir: (7) Bilimsel konferanslara ödenecek ücret, konferans metni itibarî sayfa sayısına göre hesaplanır. Bilimsel konferansların ücreti yayın komisyonlarınca %50 'ye kadar artırılabilir. Ancak konferansların yayımlanması hâlinde ayrıca telif ücreti ödenmez. (EK 3) Yönetmelik'in 8. maddesi itibarî sayfanın nasıl tespit edileceğini açıkladığını, Anılan Yönetmelik'in 1985'te çıkmasından sonra uzun süre göstergelerde değişiklik yapılamamıştır. Bunun sonucunda telif ücretleri çağın gerisinde kalmış, komik ücretler verilmesi durumu ortaya çıkmıştı. Bu durumda, hiç olmazsa devletin telif haklarıyla ilgili kanununa göre ödeme yapılması için Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurum Başkanlığınca girişimde bulunulmuş ancak "Kendi kanunumuza dayalı olarak kendi yönetmeliğimiz olduğu için bir başka kanuna veya yönetmeliğe göre telif ücreti ödenemeyeceği" bildirildiğini, Bunun üzerine Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile Bağlı Kuruluşları Telif Hakkı, Yayın ve Satış Yönetmeliği kapsamındaki göstergelerin artırılması için girişimlerde bulunulmuştur. Sonuçta 2876 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanunu'nun 2'inci maddesine göre Bakanlar Kurulunca 17/7/2007 tarihinde kabul edilen 2007/12513 Karar sayılı Yönetmelik ile telif ücretlerinin hesaplanmasında kullanılacak gösterge rakamları güncelleştirilmiştir. 22 Ağustos 2007 günlü ve 26621 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in 3. maddesinde: (3) Sayıştay'ca incelenmiş olan bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. (EK 4)denilmekte olduğunu, Bu Yönetmelik'in Yüksek Kurum ve Bağlı Kuruluş Başkanları tarafından yürütüleceği 4'üncü maddede belirtilmektedir.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulunun 29.08.2007 tarihli ve 549/3 sayılı kararıyla anılan Yönetmelik'in Geçici 1. maddesi hükmü uyarınca Ücretlerin Hesaplanmasında Kullanılacak Gösterge Rakamları cetvelinde yer alan gösterge rakamlarının iki buçuk kat artırımlı olarak uygulanmasına karar verilmiştir.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulunun 08.11.2007 tarihli ve 553/24 sayılı kararıyla da: Yüksek Kurum ve bağlı kuruluşlarca ödenecek konferans ücretlerinin; metnin verilmesi kaydıyla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile Bağlı Kuruluşları Telif Hakkı, Yayın ve Satış Yönetmeliği gösterge rakamlarının Türkçe telif bölümü üst gösterge rakamı (90) esas alınarak konuşmacının her itibarî sayfası 200 kelime, bir konuşmanın 20 itibarî sayfa tuttuğu var sayılarak, sayfa başına 90 x ödeme tarihindeki memur maaş katsayısı esas alınarak hesaplanacak ücretin 29.08.2007 tarih ve 549/3 sayılı Yönetim Kurulu kararına göre 2.5 kat artırılarak, panellerde de metin verildiği takdirde aynı şekilde belirlenecek ücretin brüt olarak ödenmesinin uygun olduğuna (Ek 5) oybirliği ile karar verildiğini, Türk Dil Kurumunda konferans ücretleri bu esaslar dâhilinde mevcut mevzuata uygun olarak ödenmekte olduğunu, Konferans metinlerinin birbirinin benzeri olması konusuna gelince, hazırlanan metnin sunusu sırasında konuşmacı dinleyicilerin yaş, öğrenim, ilgi düzeylerine göre konuşmasını gerçekleştirmekte olduğunu, İlginin fazla olduğu bir konferansta konuşmacı bir yansı üzerine beş dakika konuşurken ilginin dağıldığı bir konferansta da aynı yansı üzerine bir dakika konuşabildiğini, Konferans metinleri Kurum Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın tarafından hazırlanmış daha sonra her konferans için konuya ve güncel olaylara göre yeni yansılar eklendiğini, Söz konusu metni ve sunuyu kullanan diğer konuşmacılar da kendi bilgi ve görüşlerinin yanı sıra konferans verdikleri şehre, bölgeye, o günlerdeki güncel gelişmelere yönelik eklemeler de yapmış olduklarını, Böylece birbirinden ayrı konuşma metinleri ortaya çıktığını, Söz konusu metin ve sunu bir konferans metnidir, bilimsel bir bildiri dolmadığını, Konferans popüler, halka yönelik aydınlatıcı konuşmadır. Bu bakımdan her bir konferansın sunusu kendisine özeldir. Yüzlerce kişinin önünde canlı başarım (performans) göstererek yapılan bu konuşmalar, aslında konuşmacının mesleki bilgi ve becerisinin yanı sıra doğru, güzel ve etkili konuşma yeteneği ile gerçekleştirildiğini, Türk Dil Kurumu adına yapılacak her konuşmanın yanlışsız yapılması gerektiği düşünülecek olursa kitlelerin önüne çıkarak en az bir saatlik konuşma yapmak, daha sonra yöneltilecek soruları yanıtlamak cesaret isteyen bir davranış olduğunu, Konuşmacının en az iki gün yolculuk süresince bir de böyle bir konferans vermesi takdir edilecek bir davranış olduğu, Bütün bunlar göz önüne alındığında mevcut ücretin bile emeğin karşılığı olamayacağını, Kanun'un Türk Dil Kurumuna verdiği bu görevin yerine getirilmesi için 2876 sayılı Kanun'a dayalı yasal mevzuata uygun olarak konferans ücreti ödemeleri yapılmakta olduğunu, Kamuoyunu aydınlatma açısından çok önemli bir işlevin ve yasal bir görevin yerine getirilmesi sırasında yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulduğundan konferans ücretlerinin ödenmesinde kamu zararı olmadığı gibi kamu yararı bulunduğunu,

Yıllardır Kurumlarımızda uygulanan bu yönteme karşın Kurumumuzun 2007 yılı idare hesabına ilişkin konferans ücretleri konusunda alınan bu karar yalnızca Kurumumuzu değil Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile bağlı kuruluşları Türk Tarih Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezini de yakından ilgilendirmekte olduğunu, Bütün Kurumlarımızda aynı biçimde ödeme yapılırken yalnızca Kurumumuz için çıkarılan ilamda fazla ödeme kararı çıkması karşısında yukarıda belirtilen sebeplerle Kurumumuz Kanun ve Yönetmeliğine aykırı olan 1147 sayılı ilamın temyiz edilerek bozulması, temyizin duruşmalı olarak yapılmasını talep etmişlerdir.

Sayıştay Savcılığının görüşü daire kararının onaylanması gerektiği yönündedir. Ayrıca İlam hükmüne itiraz eden Muhasebe Yetkilisi Yaşar ÜNAL’ın ismi sorumlular arasında yer almadığından, adı geçenin talebi hakkında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmesinin uygun olacağını belirtmiştir.

Dilekçiler arasında sorumlu olmamasına rağmen Muhasebe Yetkilisi Yaşar ÜNAL’da bulunmaktadır. Söz konusu tazmin hükmü ilamda isimleri yazılı gerçekleştirme görevlisi, harcama yetkilisine yöneltilmiş olup dilekçi Muhasebe Yetkilisi Yaşar ÜNAL’ın bu tazmin hükmüne iştiraki bulunmamaktadır. Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar 832 sayılı Kanunun 68.maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63.maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilmiş olan memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan dilekçinin işbu maddelerle ilgili itirazı üzerine yapılacak bir işlem bulunmadığı yönünde karar verilerek esasa geçilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 146. maddesinde;

"Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.

Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç.)

(Ancak, 2/1/1961 tarihli ve 196 sayılı Kanunun 2. maddesi, 7/6/1926 tarihli ve 904 sayılı Kanuna 30/1/1957 tarihli ve 6893 sayılı Kanunla eklenen ek 5. maddenin birinci ve ikinci fıkraları, 19/7/1972 tarihli ve 1615 sayılı Kanunun 161. maddesi, 13/1/1943 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun değişik 14. maddesi ve 2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Kanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareleri ve Belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını 'sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanun hükümleri saklıdır. (Değişik cümle: 20/3/1997-KHK-570/8 md.) Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır." denilmektedir.

31.08.1961 tarih ve 10894 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "1389 sayılı Kanuna Göre Vekalet Ücreti Tevzi Yönetmeliği "nin 3 üncü maddesi "Davanın ikame ve takibi ile sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte birkaç avukatın hizmeti geçmiş ise yukarıdaki hükümlere göre dava avukatı için ayrılan hisseler her avukatın hizmet ve karara tesir derecesine göre baş hukuk müşavirliğince, teşkilatı bulunan yerlerde de muhakemat müdürlüklerince bu avukatlar arasında paylaştırılır." Şeklindedir. 19.04.1983 tarih ve 18023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Limit Dışı Kalan Vekâlet Ücretlerinin Dağıtım Esasları Hakkında Yönetmelik" in 1 inci maddesinde, Bu Yönetmelik, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar ile İl Özel İdareleri ve Belediyeler ve Özel Kanunlarındaki hükümlerle 1389 sayılı Kanuna atfen vekalet ücretinden yararlanan tüm kamu kurum ve kuruluşları ile bunlara bağlı birliklerde çalışan avukatlara ait limit dışı kalan vekalet ücretlerinin dağıtım usul ve esaslarını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir." denilerek Yönetmeliğin amacı belirtilmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesinde, kurumların limit doldurmayan avukatlardan beyanname alarak o malı yıl içinde almış oldukları vekalet ücretinin miktarım ve avukatların isimlerinin bağlı bulundukları merkez teşkilatına göndermekle yükümlü oldukları, 7. maddesinde ise, listelerin her birim merkezinde birim başkanının başkanlığında 3 kişiden oluşan bir kurul tarafından kanuni limit esas alınarak değerlendirmeye tabi tutulacağı, değerlendirmeden sonra hesapta toplanan paranın tüm hak sahiplerine bölünmek suretiyle bulunacak meblağın eşit olarak hak sahiplerine dağıtılacağı, bu dağıtım sırasında kanuni limiti dolduranlardan artan miktarın yine geri kalan hak sahiplerinin sayısına bölünmek suretiyle eşit olarak dağıtıma devam olunacağı, bu dağıtımlardan artan miktarın da bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletileceği ve sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Bu hükümlere göre, dağıtım sonunda artan miktarın merkezde bir hesapta toplanması ve limit dışı kalan vekalet ücretinin değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra dağıtılması öngörülmüştür. Ancak, Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan "Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun ayrı tüzel kişiliğinin olması ve dağıtım sonunda artan miktarın gönderileceği bir merkezlerinin olmaması hususları göz önüne alındığında, artan miktarın bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletilmesi ve bir sonraki yıl tahsil edilen vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulması gerekmektedir.

1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun'un 1 inci maddesinde ise, devlet lehine sonuçlanan davalardan dolayı hükme bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretlerinin %70 inin maaşlı veya ücretli avukatlara, %30 unun diğer personele verileceği öngörülmüştür.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 3’ üncü maddesine göre kamu kaynağı, borçlanma suretiyle elde edilen imkânlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerleri ifade etmekte olup vekalet ücreti olarak tahsil edilip muhasebe kayıtlarında emanet hesabına alınan tutarlar her ne kadar kurumun gelir ve gider hesaplarıyla ilgilendirilmese de, bu yönüyle kamu kaynağını oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu kaynaktan mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, mezkur Kanunun 71’ inci maddesi uyarınca kamu zararını oluşturmaktadır.

Dilekçi dilekçesinde hesaplama yapılırken gelir vergisi kesintisinin de hesaba katılması gerektiğini dolayısıyla iadesi istenen miktarın 11.881,80 TL değil, gelir vergisi kesintisi yapıldıktan sonra 9.505,64 TL olması gerektiği belirtmiştir. Türk Dil Kurumu özel bütçeli idareler arasındadır. Mevzuata aykırı ödemelerde genel bütçeli dairelere ilişkin bulunanların, vergi kesintileri düşüldükten sonra kalan tutarlar üzerinden, diğer idarelerin ise bütçelere gider olarak kaydedilen kesintisiz tutarlar üzerinden hesaplanması gerektiği 12.02.1981 tarih ve 4107/1 nolu Sayıştay Genel Kurul kararında belirtilmiştir. Dolayısıyla kamu zararı hesabında maddi hata söz konusu değildir.

Sonuçta dilekçilerin iddialarının reddedilerek 1147 sayılı İlam’ın 1. maddesi ile 11.881,80.-TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1147 sayılı İlam’ın 2. maddesi ile, Prof.Dr.Şükrü Haluk AKALIN ve Prof.Dr. Recep TOPARLI tarafından verilen konferanslar için konferans ücreti ödenmesi gerekirken telif ücreti ödenmesi nedeniyle 10.616,80.. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi ve savcılık görüşü tutanağın 1. maddesinde ifade edildiği gibidir.

657 sayılı devlet Memurları Kanunu’nun “Konferans Ücretleri” başlıklı 176. maddesinde, konferans ücretlerinin her yıl bütçe kanunlarında gösterileceği hükme bağlanmıştır.

2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu eki K Cetvelinin “Konferans Ücreti” başlıklı 2. kısmında;

“Her bir konferans için 14 Yeni Türk Lirasını aşmamak üzere;

a) 657 sayılı Kanunun 176 ncı maddesine göre ve yükseköğretim kurumlarında yönetim kurullarınca belirlenen öğretim programı dışında,

b) 3563 sayılı Harp Akademileri Kanununun 16 ncı maddesi uyarınca harp akademilerinde ve diğer yüksek dereceli askeri okullarda (Harp okulları, sınıf okulları, özel ihtisas okulları, İstihbarat ve Dil Okulu, NBC Okulu gibi),

c) Cezaevlerinde mahkum ve tutuklulara ders müfredatı dışındaki konularda Bakanlık Onayı ile,

konferans verenlere kurumlarınca belirlenecek tutarda konferans ücreti ödenir.

Hizmet içi eğitim ve kurslarda konferans ücreti ödenmez.” Denilmiştir.

Buna göre, öğretim üyeleri ve diğer memurlara 2007 yılı içinde ödenebilecek azami konferans ücreti 14.-TL tutarındadır.

2876 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanunu'nun 107. maddesine dayanarak hazırlanan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile Bağlı Kuruluşları Telif Hakkı, Yayın ve Satış Yönetmeliği’nin “Ücretlerin Hazırlanması Esasları” başlığını taşıyan 7. maddesinin son bendinde; “Bilimsel konferanslara ödenecek ücret, konferans metni itibarî sayfa sayısına göre hesaplanır. Bilimsel konferansların ücreti yayın komisyonlarınca %50'ye kadar artırılabilir. Ancak konferansların yayımlanması hâlinde ayrıca telif ücreti ödenmez.” Denilmektedir. Aynı yönetmeliğin “İtibari sayfanın Tespiti” başlıklı 8. maddesinin ilk paragrafında ise, yayımlanması kabul edilen eserler için telif hakkı olarak verilecek ücretin tespitinde itibari sayfa esas tutulur ve ücret eserin baskı miktarına göre hesaplanır. 200 kelimelik bir metin, bir itibari sayfa sayılır.” Hükmü yer almaktadır.

2876 sayılı Kanunun 37.maddesinin (e) ve (f) fıkralarının, Türk Dil Kurumuna, Türk dili ile ilgili her türlü tedbiri almak, öğretim kurumlarının hizmetine sunmak, Türk dili ile ilgili konularda konferanslar dahil çeşitli toplantılar ve geziler düzenlemek görevini verdiği aşikardır. Ancak bu hususun söz konusu ödemenin tutarı ile ilgisi bulunmamaktadır. Bu bakımdan konferanslarda sunum yapanlara verilecek ücret konusunda 2007 yılı Bütçe Kanununun öngördüğü üst sınır olan 14,00.-TL nın aşılması mevzuata aykırıdır.

Kaldı ki; 29.08.2007 tarih ve 549/3 sayılı Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda yapıldığı belirtilen ödeme, söz konusu eserlerin konferanslarda sunumları için değil telif hakları için geçerlidir. Bahsi geçen telif yönetmeliğine göre önceden telif ücreti ödenen bir eserin konferansta sunulması mümkündür. Dolayısıyla düzenlenen her konferansta sunum yapılması ayrı bir eser meydana getirilmesi anlamına gelmeyecektir. Aksinin kabulü halinde, aynı metinle farklı yerlerde sunulan her konferans için ayrı ayrı telif ücreti ödenmesi kaçınılmaz olur. Nitekim konuşmaların slayt metinleri incelendiğinde aynı metinlerin farklı konferanslarda sunulduğu, yeni bir eser meydana getirilmediği anlaşılmaktadır.

Ayrıca, normlar hiyerarşisinde kanunlar yönetmeliklerden önce gelmekte olup, Bütçe Kanunları ilgili oldukları yıl için uyulması zorunlu mali yükümlülükler getirmektedir. Bütçe kanunlarının, diğer kanunlardaki mali hükümleri sınırlandırıp genişlettiğini kabul etmekle birlikte, bahsi geçen yönetmelik hükümlerinin 2007 yılı Bütçe Kanunundaki hükümden önce uygulanacağının kabulü mümkün değildir. Buna göre, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu kararına göre yapıldığı belirtilen ödeme söz konusu eserlerin konferanslarda sunumları için değil telif hakları için geçerli olup; konferans ücretinin yönetim kurulu kararı ile Bütçe Kanunu’nda öngörülen azami miktarın üzerinde tespit edilerek ödenmesi mümkün değildir.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 1147 sayılı İlam’ın 2. maddesi ile 10.616,80.-TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 10.01.2012 tarih ve 34179 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim