Sayıştay 7. Dairesi 33435 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

33435

Karar Tarihi

27 Aralık 2011

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2007

  • Daire: 7

  • Dosya No: 33435

  • Tutanak No: 34118

  • Tutanak Tarihi: 27.12.2011

  • Konu:

KARAR

TEMYİZ KURULU KARARI

Duruşma talep eden dilekçilerden Bilal DEMİR ve 832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 72. maddesi gereği Temyiz Kurulu’nca görülen lüzum üzerine davet edilen İstanbul Özel İdare Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet ÖZDEMİR ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenilmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra, duruşma talep eden dilekçilerden Fahrettin ERİŞ’e ve Hasan ÖZKAN’a duruşma günü 21.11.2011 tarihinde bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadıklarından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 430. maddesi uyarınca gıyabında, gereği görüşüldü;

  1. ) Dilekçiler 906 sayılı İlam’ın 3. maddesine itiraz etmekte iseler de söz konusu madde ile ilgili olarak verilen tazmin hükmünde dilekçilerin sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.

Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar, 832 sayılı Kanunun 68. maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63. maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilen memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan dilekçilerin dilekçesi üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

  1. ) Dilekçiler 906 sayılı İlam’ın 4. maddesine itiraz etmekte iseler de söz konusu madde ile ilgili olarak verilen tazmin hükmünde dilekçilerin sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.

Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar, 832 sayılı Kanunun 68. maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63. maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilen memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan dilekçilerin dilekçesi üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

  1. ) Dilekçiler 906 sayılı İlam’ın 5. maddesine itiraz etmekte iseler de söz konusu madde ile ilgili olarak verilen tazmin hükmünde dilekçilerin sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.

Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar, 832 sayılı Kanunun 68. maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63. maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilen memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan dilekçilerin dilekçesi üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

  1. ) Dilekçilerden Hasan ÖZKAN, 906 sayılı İlam’ın 6. maddesine itiraz etmekte ise de; söz konusu tazmin hükmü ilamda isimleri yazılı kişilere yöneltilmiş olup dilekçinin bu tazmin hükmünde sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.

Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar 832 sayılı Kanunun 68.maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63.maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilmiş olan memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan dilekçinin işbu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

  1. ) 906 sayılı İlam’ın 6. maddesi ile, Özel İdare Genel Sekreteri, Genel Sekreter Yardımcıları ve Daire Başkanlarına 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek 13. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı personeline fazla çalışmaları karşılığında ödenmekte olan ek ödemenin verilmesi sonucu 213.582,47.. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçede özetle, 5302 sayılı Kanun’un 36 maddesi Mülga üçüncü ve dördüncü fıkradan sonra gelen hükmünün "Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, Büyükşehir Belediyesi bulunan illerde genel idari hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idari hizmet sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar" denildiği ve bu fıkra kapsamında herhangi bir özel veya genel kanuna işaret etmeden genel sekreterin genel idari hizmetler sınıfına dahil herhangi bir bakanlık genel müdürünün ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklarından aynen yararlanacağını hükme bağlandığını; buradan da genel sekreterin, genel idari hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürüne 657 sayılı Devlet Memurları kanununda sağlanan hakların yanında açıkça diğer kanunlarla verilen haklardan da yararlanacağının anlaşıldığını; ayrıca fıkra'da emsal alınacak Bakanlık tercih hakkının Genel Sekreterliğe bırakıldığını;

Diğer taraftan, genel sekreter yardımcıları ve daire başkanları yönüyle ise il özel idaresinin teşkilat yapısı 5302 sayılı yasanın 35 maddesine göre genel sekreterlik, genel sekreter yardımcılığı, daire başkanlığı şeklinde örgütlendiği göz önüne alındığında ve genel sekreterin özel idare hizmetlerinin vali adına yürütülmesinden görevli ve özel idarenin genel müdüre eşit düzeyde yöneticisi olarak hakları aynı yasanın 36 maddesinde belirlendiğine göre genel müdürlük esas alınarak oluşturulan teşkilat yapısındaki diğer görevliler olarak Genel sekreter yardımcıları ve daire başkanlarının da büyükşehir belediyesi olan illerde gerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun gerekse diğer yasalarla genel sekretere sağlanmış mali hakların alt grubunda yer alan ve unvanları karşılığında belirlenmiş hakları almalarının hukuka uygun olduğunu; kaldı ki Vergi Usul Kanunun Ek madde 13’te düzenlenen ek ödemenin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesi ile yeniden ek ödeme kıstaslarının belirlenmesi ile uygulamaya son verildiğini;

Ayrıca, 23.07.2010 tarihinde kabul edilen ve 01.08.2010 tarih 27659 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" un Geçici Madde 8. de "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." hükmü gereği ilam hükmünün temyizen kaldırılması gerektiğini belirtmişlerdir.

Savcılık, Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Norm Kadro Ve Personel İstihdamı” başlıklı 36. maddesinde; “Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.” Hükmü yer almaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununa 3418 sayılı Kanunun 32. maddesi ile ek 13. madde eklenmiş ve bu maddenin 4.fıkrası (a) bendi ile Maliye Bakanlığı personeline ek ödeme yapılması için yetki verilmiş ve verilen yetkiye istinaden de, “Maliye Bakanlığı Personeline Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Usul ve Esaslar” ile bu esaslara “ekli cetvellerde” gösterilen oranlarda Maliye Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında çalışan memurlar ile sözleşmeli personeline (bağlı kuruluşların kadro karşılığı sözleşmeli personeli hariç), 08.05.2007 tarihli Bakan oluruyla ek ödemede bulunulmasına ilişkin usul ve esaslar tespit edilmiştir.

Maliye Bakanlığı Personeline Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Usul ve Esasların, “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde “Bu usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında çalışan memurlar ile sözleşmeli personeli (bağlı kuruluşların kadro karşılığı sözleşmeli personeli hariç) kapsar.” denilmektedir. “Ek Ödeme Oran ve Miktarları” başlıklı 3’üncü maddesinde “Bu usul ve esaslar kapsamına giren personele en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) ekli cetvellerde yer alan oranların uygulanması suretiyle hesaplanan miktarlarda ek ödeme yapılır.” denilmiş olup, ekli 1 Sayılı Cetvelin 2’nci sırasında “Müsteşar Yardımcısı, Kurul Başkanı, Genel Müdür, Strateji Geliştirme Başkanı, Maliye Yüksek Eğitim Merkezi Başkanı için %195” oranında ek tazminat öngörülmüştür. Bu esaslar, Yürürlük başlıklı 6’ncı maddedeki “Bu usul ve esaslar 15.05.2007 tarihinde yürürlüğe girer.” Hükmü ile son bulmuştur.

5302 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinde belirtilen “ilgili mevzuat” ve “haklar” ibarelerinden; üstlenilen görevin özelliği ve hizmet gereği gibi farklı nedenlerle ödemeler öngören mevzuat hükümleri değil, görev yaptığı kurum ne olursa olsun, “genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık genel müdürleri” ve “genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık müstakil daire başkanları” için istisnasız aynı miktar ve oranda mali hakların (aylık, ek gösterge, taban aylığı, kıdem aylığı, iş güçlüğü zammı, temininde güçlük zammı, makam tazminatı, özel hizmet tazminatı, görev tazminatı, denge tazminatı) ödenmesini düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 4505 sayılı Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanun ile 375 ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler olarak anlaşılması gerekmektedir.

Bunun dışında hizmetin gereği ve özelliği gibi nedenlerle, Bakanlıklara göre farklılık arz eden ve bir kısmında hiç ödenmeyen; ek ödeme, fon, ikramiye, teşvik ikramiyesi, döner sermaye ve katkı payı gibi ödemeleri öngören özel nitelikteki mevzuatı, 5302 sayılı Kanunun 36 ncı maddesindeki “ilgili mevzuat” ve “haklar” kapsamında yorumlayıp, il özel idare genel sekreterlerine, genel sekreter yardımcılarına ve daire başkanlarına da kıyasen uygulamanın hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Bu durum, Sayıştay Dairelerinin ilamları üzerine Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 07.05.2009 tarihli 2009/41 sayılı genelgesi ile teyit edilerek, il özel idarelerince buna göre uygulama yapılması istenilmiştir.

Dilekçi, ayrıca İlam’ın 6. maddesinde yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, İl Özel İdaresi Genel Sekreterine 5302 sayılı kanun hükümlerine aykırı olarak ödenen ek ödemeyi(Maliye Bakanlığı personeli olmadığı için), bu kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 906 sayılı İlam’ın 6. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. ) Dilekçilerden Bilal DEMİR, 906 sayılı İlam’ın 7. maddesine itiraz etmekte ise de; söz konusu tazmin hükmü ilamda isimleri yazılı kişilere yöneltilmiş olup dilekçinin bu tazmin hükmünde sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.

Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar 832 sayılı Kanunun 68.maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63.maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilmiş olan memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan dilekçinin işbu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

  1. ) 906 sayılı İlam’ın 7. maddesi ile, İl Özel İdare Encümen Başkanı ile Vali Yardımcılarına ödenen ödeneklerden gelir vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle 19.983,96.. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçede özetle, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'na 25.06.2009 tarih ve 5917 sayılı Kanunun 36 maddesiyle eklenen Geçici 4. maddede "Bu Kanunun 28 inci ve 63 maddeleri gereğince, 04.03.2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılamaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibini işlemine son verilir" denilmek suretiyle kaynağı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerinden olan ödemelerden çıkarılan borçların affa uğradığını;

Ayrıca, konunun ilgili Kaymakamlarca İdare Mahkemelerine götürülmüş olup İstanbul 4. Vergi Mahkemesi 2009/2411 Esas Nolu ve 2010/744 nolu kararıyla verginin kesilmeyeceğine; Danıştay 4. Daire'nin 2007/5848 Esas No ve 2008/5019 Sayılı kararıyla da vergi kesilmesine hükmeden Kırıkkale Vergi Mahkemesinin kararının bozulduğunu;

Sonuç olarak, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen Geçici 4. Madde ve yukarıda ifade edilen Mahkeme kararları doğrultusunda İlam’ın 7. maddesi ile verilen tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini belirtmişlerdir.

Savcılık, Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun; Encümen üyelerine verilecek ödenek başlıklı 28. maddesinde;

“Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısı ödenir.” Denilmektedir.

Görev ve Ek Ödenek başlıklı 63. maddesinde de;

Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verileceği, düzenlenmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde ise “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez……..” denilmektedir.

Anılan Kanun’un 94. maddesinin birinci fıkrasında, maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yapanların, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmekte ve bu maddenin 1 numaralı bendinde “Hizmet erbabına ödenen ücretler ile, 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalanan hariç), 103. ve 104. maddelere göre” vergi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.

Yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 28 ve 63 üncü maddelerine göre, Encümen Başkanı, Encümen üyeleri, Vali Yardımcıları ve Kaymakamlara yapılan ödemenin, Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde belirtilen kazançlar kapsamında bir ücret ödemesi olduğu tartışmasızdır. Çünkü; Gelir Vergisi Kanunu'nun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61 inci maddesinde, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler ücret olarak tanımlanmış ve bu şekilde bir iş ilişkisi bulunan personele işveren tarafından yapılan ödemenin adının (ödenek, tazminat, kasa tazminatı tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması) o ödemenin ücret olma mahiyetini değiştirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, 5302 sayılı Kanun kapsamında encümen başkanı (Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara verilen ödenek ve ek ödenek, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu anlamında bir ücret ödemesi olduğundan yukarıda sayılan personele yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisinin yapılması gerekmektedir.

Ayrıca, 5540 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile 9.6.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dâhiliye Memurları Kanununa eklenen Ek Ödeme başlıklı Ek 5.maddesinde;

İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtında Mülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200'ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmayacağı, hükme bağlanmıştır.

Söz konusu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, encümen başkanı (Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara, iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödemede bulunulmaktadır. Bu ödemelerden biri, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre yapılan ek ödeme, diğeri ise 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesine istinaden yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır. Buna göre, yapılan ödemelerin dayanakları farklı olduğundan ve hukukun genel prensiplerine göre istisnai hükümlerin dar yorumlanması gerektiğinden, 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesinde yer alan istisna hükmü sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamaktadır. Ayrıca, vergi hukukunda kanunilik ilkesi geçerli olduğundan ve kıyas yasağı bulunduğundan, 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesinde yer alan istisna hükmünün, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödenmekte olan ödeneklere de teşmili yasal olarak mümkün değildir.

Ayrıca, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na 5917 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile eklenen Geçici 4. Madde hükmü, 5302 sayılı Kanun’un 28. ve 63. maddeleri gereği yapılacak ödemelerin aslı ile ilgili olup bu ödemelerden yapılacak kesintileri kapsamamaktadır.

Dilekçiler bu ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmayacağına ilişkin Danıştay 4. Dairesi Kararının göz önünde bulundurularak tazmin hükmünün kaldırılmasının gerektiğini iddia etmişse de, yukarıda açıkladığımız üzere, mülki idare amirlerine yapılan ödemenin, Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde belirtilen kazançlar kapsamında bir ücret ödemesi olması ve bu ödemelerden vergi kesintisi yapılmayacağına dair bir yasal hükmün bulunmaması ve özel kanunda brüt ödeneceğine dair hüküm bulunması karşısında, bu savunmanın kabulü mümkün değildir. Ayrıca, bu konuyla ilgili olarak Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 2010/290 Esas ve 2011/240 No’lu kararı ile il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisi yapılacağı yönünde karar vermiştir.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 906 sayılı İlam’ın 7. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. ) Dilekçilerden Hasan ÖZKAN ve Fahrettin ERİŞ, 906 sayılı İlam’ın 8. maddesine itiraz etmekte ise de; söz konusu tazmin hükmü ilamda isimleri yazılı kişilere yöneltilmiş olup adı geçen dilekçilerin bu tazmin hükmünde sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.

Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar 832 sayılı Kanunun 68.maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63.maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilmiş olan memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan dilekçilerin işbu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

  1. ) 906 sayılı İlam’ın 8. maddesi ile, İstanbul İl Özel İdaresi Genel Sekreterliğinde Şef kadrosunda görevli iken 09.08.2007 tarihinde Sultanbeyli Belediye Başkan Yardımcılığı görevine, oradan da 22.08.2007 tarihinde İl Özel İdaresinde Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü kadrosuna naklen atanan Şebnem Hanzade SOYKÖK’E 15.08.2007. 14.09.2007 dönem maaşının anılan Belediye bütçesinden ödenmesi gerekirken, Özel İdare bütçesinden ödenmesi nedeniyle 1.766,08.. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, Anayasa’nın 55. maddesinde, Ücret emeğin karşılığıdır, denildiği; Şebnem Hanzade SOYKÖK'ün çalıştığı ve Sultanbeyli Belediyesinden de maaş almadığı hususunda bir tartışma olmadığına göre çalışmasının karşılığı olan ücreti alması gerektiği; bu ücretin Belediye yerine Özel İdarece ödenmesinin yine Anayasa’nın 123. maddesinde yerini bulan İdarenin Bütünlüğü İlkesi gözetildiğinde kamu kaynağında bir eksilişten bahsedilmesinin mümkün olmayacağını ve genel anlamda kamu kaynağında hukuksuz bir eksilişe neden olunmadığı için ilam hükmünün kaldırılması gerektiğini;

Diğer taraftan, 23.07.2010 tarihinde kabul edilen ve 01.08.2010 tarih 27659 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" un Geçici 8. Maddesinde "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." hükmü gereği tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.

Savcılık, Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Görev Yeri Değiştirilen Memurların Aylıkları” başlıklı 169. maddesinde; “Bulundukları yerden başka yerlerdeki görevlere nakledilen ve 62. maddede belirtilen süre içinde yeni görevlerinde işe başlayan memurlarla, yer değiştirme suretiyle başka kurumlara atanan memurların aylıkları, işe başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren yeni görev yerinde ödenir. Eski görev yerinde alınan aylıklar için kurumlar arasında herhangi bir hesaplaşma yapılmaz.” hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca, aynı Kanun’un “Zam ve Tazminatlar” başlıklı 152. maddesinin III-Ortak Hükümler bölümünün üçüncü fıkrasında; “Bu zam ve tazminatlara hak kazanmada ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır…….” denilmektedir.

Yukarıda bahsedilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, Şebnem Hanzade SOYKÖK Belediye Başkan Yardımcılığı görevine atanma tarihi olan 09.08.2007 tarihini takip eden ay başından (15.08.2007) itibaren maaşını Belediye Bütçesinden alması gerekmektedir.

Dilekçi Anayasa’nın 123. maddesindeki idarenin bütünlüğü ilkesi göz önüne alındığında kamu kaynağında bir eksilişten bahsedilemeyeceğini belirtmişse de 657 sayılı Kanun’un 169. maddesi hükmü açık olup, yer değiştirme suretiyle başka kurumlara atanan memurların aylıkları, işe başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren yeni görev yerinde ödenir.

Ayrıca dilekçi, tazmin hükmünün 6009 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddesi hükmü gereğince kaldırılmasını talep etmekte ise de, mezkur Kanun ile getirilen düzenleme sadece memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline yapılan ödemelere ilişkin olup tazmine konu olan olayla bir ilgisi bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 906 sayılı İlam’ın 8. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

10-) 906 sayılı İlam’ın 9. maddesi ile, boş bulunan müdürlük görevlerini vekaleten yürüten memurlara kendi asli kadro dereceleri ile vekalet ettikleri görevlere ait gösterge ve ek gösterge farklarının ödenmesi nedeniyle 1.721,47.-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçede, 23.07.2010 tarihinde kabul edilen ve 01.08.2010 tarih 27659 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 8. Maddesinde "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." hükmü gereği tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini belirtmişlerdir.

Savcılık, Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.

6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 8 inci maddesi hükmü sadece memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline yapılan ödemelere ilişkin olup tazmine konu olan olayla bir ilgisi bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 906 sayılı İlam’ın 9. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

11-) 906 sayılı İlam’ın 10. maddesi ile, Özel İdare Genel Sekreter Yardımcılarına 7.000 makam ve 17.000 temsil olmak üzere 24.000 gösterge rakamı; Daire Başkanlarına da 3.000 makam ve 9.000 görev tazminatı olmak üzere toplam 12.000 gösterge rakamları üzerinden tazminat ödenmesi nedeniyle 77.253,39.-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçede özetle, 5302 sayılı Kanun’un 35. ve 36. maddelerinde il özel idaresi teşkilatı ve norm kadro ve personel istihdamına yer verilmiş olup 35. maddede İl Özel İdaresi teşkilatının Genel Sekreterlik, Mali İşler, Sağlık, Tarım, İmar, İnsan Kaynakları, hukuk işleri birimlerinden oluşacağının, bu birimlerin Büyükşehir Belediyesi olan illerde Daire Başkanlığı ve Müdürlük şeklinde kurulacağı ve Genel Sekreterin de İl Özel İdaresinin Vali adına, onun emirleri yönünde mevzuat hükümlerine göre yürüteceğinin belirtildiğini;

Yine söz konusu Kanunun 36. maddesinde ise Genel Sekreterlik kadrosuna atananların Büyükşehir Belediyesi bulunan illerde Genel İdare Hizmetleri sınıfına dahil Bakanlık Genel Müdür için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanacağının hüküm altına alındığını;

Yukarıda anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, Özel İdarenin yürütme sisteminin de üst yöneticisi konumunda bulunan Genel Sekreterin Genel İdari Hizmetleri sınıfında Bakanlık Genel Müdürüne eş değer olarak mali hakları belirlendiği göz önüne alındığında İl Özel İdaresinin teşkilat yapısında yer alan Genel Sekreter Yardımcısı ve Daire Başkanlarının da özel hüküm olarak yer almasa bile kıyasen ve personel hukukunun "Lehte olan uygulanır." kuralı gereği, unvanları karşılığı veya eşdeğer unvanlara sağlanmış mali hakları olan makam ve görev tazminatını da almaları gerektiğini;

Diğer taraftan, Özel İdare gibi Mahalli müşterek nitelikte görev yapan ve Anayasanın 127. maddesinde belirlenmiş Belediyelerdeki Genel Sekreter Yardımcıları ve Daire Başkanlarının da Makam ve Görev tazminatını aldıkları dikkate alındığında birbirleriyle aynı hukuksal konumda olanların aynı haklardan faydalanmalarını beraberinde getireceğini, dolayısıyla da ödenen makam ve görev tazminatının kamu zararı oluşturmayacağını;

Ayrıca, 23.07.2010 tarihinde kabul edilen ve 01.08.2010 tarih 27659 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" un Geçici 8. Maddesinde "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." hükmü gereği tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini belirtmişlerdir.

Savcılık, Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 36’ncı maddesinin dördüncü fıkrasında; “Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.” denilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 26’ncı maddesinde; “Kanuna ekli IV sayılı cetvelde unvanları yazılı görevlerde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödenir. Makam tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu tazminattan yararlananlara ayrıca yüksek hakimlik tazminatı ödenmez.” denilmekte olup ilgili IV sayılı Cetvelin 7’nci sırasında “Birinci dereceli kadroya atanmış olmak kaydıyla, Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı kadrolarına atananlara ödenebilecek olan makam tazminatı göstergesinin 2.000 olduğu bildirilmiştir.

Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere sadece İl Özel İdare Genel Sekreteri için makam tazminatı öngörülmüş olup, genel sekreter yardımcısına ve il özel idaresinde görevli daire başkanlarına makam tazminatı ödenebileceğine dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Keza, 657 sayılı Kanun’a ekli IV sayılı cetvelde anılan daire başkanları Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı kadrolarına atanan daire başkanları olup il özel idaresinde görevli daire başkanları bu kapsama dahil değildir.

Dilekçiler, tazmin konusu edilen makam, temsil ve görev tazminatlarını hiçbir mevzuat hükmüne dayandıramamış olup sadece Büyükşehir Belediyesi Kanunu’ndaki hükümlerle mukayese yoluna gitmişlerdir.

Ancak, Anayasanın 128’inci maddesinde, Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği; memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında da:

“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.

Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez hiçbir yarar sağlanamaz.” denilmektedir.

Bununla birlikte, il özel idaresi genel sekreter yardımcısı ve daire başkanlarına yapılan makam, temsil ve görev tazminatı ödemelerinin 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’inci maddesi hükümleri ile mukayese edilerek ödenmesi yersizdir. Zira, ilgililer İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği’nde çalışmakta olup Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’inci maddesi hükümlerinin kendilerine uygulanması mümkün değildir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’inci maddesinin ilgili hükümleri aynen aşağıdaki gibidir:

“Genel sekreter, belediye başkanının teklifi üzerine İçişleri Bakanı tarafından atanır. Genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmeti sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar ise bakanlık bağımsız daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar.

Büyükşehir belediyesi 1.hukuk müşaviri ve daire başkanları, bağlı genel müdürlüklerin daire başkanlarının yararlandığı makam ve görev tazminatından aynen yararlanırlar.”

Yukarıya alınan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, İl Özel İdaresi Kanunu’nda, sadece il özel idaresi genel sekreterliği kadrosuna atananların yararlanacakları mali haklar hüküm altına alınmış olup, Genel Sekreter Yardımcıları ve Daire Başkanları için mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’nci maddesinde ise büyükşehir belediyesi genel sekreterliği kadrosuna atananların, büyükşehir belediyesi genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananların ve büyükşehir belediyesi daire başkanlarının yararlanacakları mali haklar ayrı ayrı belirlenerek hüküm altına alınmıştır. Buna göre, eğer dilekçilerin iddia ettikleri gibi İl Özel İdaresinde çalışanlara başka kurumların tabi oldukları mevzuat hükümleri ile mukayese edilerek ödeme yapılabilecek olsaydı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 36’ncı maddesi ile Genel Sekretere yapılacak olan ödemeyi de tespit etmeye gerek kalmazdı. Zira Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’nci maddesinde Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterinin yararlanacağı mali haklar sayılmıştır.

Bu nedenle, Kanun Koyucu tarafından İl Özel İdaresi Kanunu’nda Genel Sekreter Yardımcısı ve Daire Başkanlarının Makam Tazminatı, Temsil Tazminatı ve Görev Tazminatı alabileceğine dair herhangi bir hüküm konulmamasına rağmen, Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısının ve Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanlarının yararlanacağı mali haklar gerekçe gösterilerek; İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısına 7000 gösterge rakamı üzerinden Makam Tazminatı ve 17000 gösterge rakamı üzerinden Temsil Tazminatı; İl Özel İdaresi Daire Başkanlarına ise 3000 gösterge rakamı üzerinden Makam Tazminatı ve 9000 gösterge rakamı üzerinden Görev Tazminatı ödenmesi mümkün değildir.

Ayrıca dilekçiler, tazmin hükmünün 6009 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddesi hükmü gereğince kaldırılmasını talep etmekte ise de, mezkur Kanun ile getirilen düzenleme sadece memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline yapılan ödemelere ilişkin olup tazmine konu olan olayla bir ilgisi bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 906 sayılı İlam’ın 10. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

12-) Dilekçiler 906 sayılı İlam’ın 11. maddesine itiraz etmekte iseler de söz konusu madde ile ilgili olarak verilen tazmin hükmünde dilekçilerin sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.

Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar, 832 sayılı Kanunun 68. maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63. maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilen memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan dilekçilerin dilekçesi üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

13-) Dilekçiler 906 sayılı İlam’ın 12. maddesine itiraz etmekte iseler de söz konusu madde ile ilgili olarak verilen tazmin hükmünde dilekçilerin sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.

Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar, 832 sayılı Kanunun 68. maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63. maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilen memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan dilekçilerin dilekçesi üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

14-) Dilekçiler 906 sayılı İlam’ın 13. maddesine itiraz etmekte iseler de söz konusu madde ile ilgili olarak verilen tazmin hükmünde dilekçilerin sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.

Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar, 832 sayılı Kanunun 68. maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63. maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilen memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan dilekçilerin dilekçesi üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

Karar verildiği 27.12.2011 tarih ve 34118 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim