Sayıştay 7. Dairesi 28420 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7
Sayıştay Kararı
28420
21 Kasım 2006
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2001
-
Daire: 7
-
Dosya No: 28420
-
Tutanak No: 28910
-
Tutanak Tarihi: 21.11.2006
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü.
851 nolu ilamla, Belediyede çalışan memurlara sosyal denge adı altında, mevzuatta yeri olmayan ödemeler yapılması nedeniyle 115.502.799.811.- liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde, sendika ile yapılan görüşmelerde varılan mutabakat neticesinde sözleşme tasarısının hazırlandığını, hazırlanan sözleşme tasarısının Eyüp Belediye Meclisince kabul edildiğini, Belediye Meclisinin bu kararına istinaden sözleşme gereğince, memur personele her ay belli bir ödeme yapıldığını, 12.07.2001 gün ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Geçici 4. Maddesinin konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak üzere bu kanunun yayımı tarihine kadar memur temsilcileri ile toplu is sözleşmesi akdetmeleri nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari, mali veya adli takibat yapılmaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır hükmünü getirdiğini, dolayısıyla 12.07.2001 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler nedeniyle yapılan ödemelerden (ödeme 12.07.2001 tarihinden sonra bile olsa) dolayı sözleşmeyi imzalayan ve ödemeyi yapan kamu görevlilerinin idari,mali ve adli yönden takibata alınmayacağını, Belediye ile Sendika arasındaki Sözleşmenin de zaten 05.07.2001 tarihinde Belediye Meclisi tarafından kabul edilerek imzalandığını, dolayısıyla kanunun yayınlandığı 12.07.2001 tarihinden önce imzalanan bu sözleşemeye istinaden mezkur tarihten sonra yapılan ödemeler için ilgili kamu görevlileri takibat yapılamayacağını, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikası Yasasının Geçici 4. maddesiyle teftiş layihasında da dile getirildiği gibi kamu görevlileri için bir anlamda af getirildiğini, Sayıştay Başkanlığının yapılan ödemelerin tazmin ve tahsiline yönelik kararının açık bir mali takibat işlemi olup yasa hükmüyle çeliştiğini,12.07.2001 tarihli 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ve 4709 Sayılı ve 3.10.2001 tarihli kanunla Anayasanın 49. maddesi , 5170 Sayılı ve 7.5.2004 tarihli kanunla da 90. maddesi esaslı bir şekilde ve konuyla ilgili olarak değişikliğe uğradığını, konunun 1994 tarihli karara göre değil yeni çıkan mevzuat hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, Anayasaya göre çalışanların hayat seviyelerini yükseltme ve yaptıkları işe uygun adaletli ücret elde etmeleri ve onurlu bir hayat sürmeleri için gerekli tedbirleri almasının devletin görevi olduğunu, İLO sözleşmelerinin Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanıp yürürlüğe girdiğini, bu sözleşmelere göre işveren ve memur kuruluşları arasında serbest görüşme yapılabileceğinin düzenlendiğini, bu sözleşmelerin anayasa gereği kanun hükmünde olduğu ve Sayıştay’ca da bu sözleşmelerin dikkate alınması gerektiğini bildirerek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
İlam hükmü; Belediyede görevli memur statüsündeki personele mevzuatta yeri olmadığı halde toplu iş sözleşmesi düzenlenmek suretiyle Sosyal Denge Yardımı adı altında ödemede bulunulması sonucu fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146. maddesinde aynen;
“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç).” hükmü bulunmaktadır.
Anayasanın “Toplu İş Sözleşmesi Hakkı” başlıklı 53’üncü maddesinde - (Değişik: 23.7.1995-4121) “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.
128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idari veya kanuni düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.
Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.” Denilmektedir.
Görüldüğü üzere, Anayasamızda Toplu iş sözleşmesi hakkı, sadece işçiler için tanınmış olup, memurlara ise sadece toplu görüşme hakkı tanınmıştır.
Anayasanın bu hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 25.06.2001 tarih ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
Söz konusu Kanunun 29. maddesinde, “Toplu görüşmenin tarafları, kamu işverenleri adına Kamu İşveren Kurulu, kamu görevlileri adına her hizmet kolunda kurulu yetkili kamu görevlileri sendikaları ile bunların bağlı bulundukları konfederasyonlardır. Kamu İşveren Kurulu, Başbakan tarafından görevlendirilen bir Devlet Bakanının başkanlığında a) Başbakanlık Müsteşarı b) Maliye Bakanlığı Müsteşarı c) Hazine Müsteşarı .....gibi Kanunda yazılı kamu görevlilerinden oluşur denilmektedir. Yine söz konusu Kanunun 30. maddesiyle toplu görüşme yapma yetkisi de her hizmet kolunda en çok üyeye sahip sendika ile bunların bağlı bulunduğu konfederasyonlara tanınmıştır. Aynı kanunun 34. maddesinde; Toplu görüşmenin sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenen mutabakat metni uygun idari icrai ve yasal düzenlemeleri yapabilmesi için Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar Kurulu üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idari ve icrai düzenlemeleri gerçekleştirir ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Denilmektedir. Görüldüğü üzere, memurlara Kanunda Toplu Sözleşme hakkı tanınmamış sadece Toplu Görüşme hakkı tanınmıştır. Yine Toplu Görüşme yapma yetkisi kamu işverenleri adına Kanunda sayılan kamu görevlilerinden oluşan Kamu İşveren Kurulu na ait olup Belediye Başkanının Toplu görüşme yapma yetkisi de bulunmamaktadır. Ayrıca Toplu Görüşme sonunda hazırlanan mutabakat metni memurlar üzerinde doğrudan uygulama imkanı olan bir metin olmayıp ancak Bakanlar Kurulunun idari ve icrai düzenlemeleri ile ve Kanunla yapılacak düzenlemelerle uygulanabilir hale gelmektedir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun Geçici 4. maddesinde; “...Bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmeleri akdetmeleri nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari, mali veya adli takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” Denilmektedir. Buradaki idari, mali veya adli takibat yapılamaz hükmü memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedenine bağlanmıştır. Yani memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedeniyle kamu görevlilerinin haklarında yetkiyi aşma ve görevi kötüye kullanma sebepleriyle açılan idari soruşturma ve davaları kapsamakta olup kanuni dayanağı olmayan ve sonradan yürürlüğe konulan 4688 sayılı yasaya da aykırı olan geçmişe ait toplu iş sözleşmelerinin hükümlerinin geçerli kabul edileceği anlamına gelmemektedir. Ayrıca Sayıştay, Anayasa, 832 sayılı Sayıştay Kanunu, 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ve diğer kanunlarla kendisine verilen görevleri yürürlükteki yasalar çerçevesinde yerine getirmekte, yapılan ödemelerin mevzuata uygunluğunu inceleyip, hükme bağlamaktadır. Bu nedenle dilekçi tarafından ileri sürülen yasa hükmünün Sayıştay tarafından yasalara aykırı olarak ödendiği belirlenip hükme bağlanan tazmin hükümleri ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Esasen takibat ifadesi kovuşturma anlamında kullanılan bir tabir olup, Sayıştay’ın görev ve yetkilerinin belirlendiği Anayasa, yasa ve diğer düzenlemelerde de takibat tabiri kullanılmamaktadır. Dolayısıyla Sayıştay kendisine verilen inceleme, denetleme ve kesin hükme bağlama işlevlerini yürütmekte olup yaptığı görev idari, mali veya adli takibat kapsamında bulunmamaktadır.
Mevzuatımızda yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece, mevcut hükümlerin tespit ettiği memur statüsünün, akdi düzenlemelerle değiştirilmesi ve dolayısıyla belediyelerin, toplu iş sözleşmeleri akdetmek suretiyle veya başka birtakım tasarruflarla memurlar için yasalarda öngörülen hak ve statülerin dışına çıkılmasına yol açacak bir uygulamaya gitmeleri mümkün bulunmamaktadır.
Açıklanan sebeplerle, dilekçi iddialarının reddiyle 851 sayılı ilam ile verilen 115.502.799.811.- liraya ilişkin tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 21.11.2006 tarih ve 28910 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilâm tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:04:44