Sayıştay 6. Dairesi 956 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
956
28 Kasım 2024
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 6
-
Karar Tarihi: 28.11.2024
-
Karar No: 956
-
İlam No: 191
-
Madde No: 5
-
Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Hesap Yılı: 2021
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Personel Ataması
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;
Özel Kalem Müdürü kadrosunda görev yapmakta olan ...’nın, görevde yükselme sınavında başarılı olma şartını sağlamadığı halde 25.02.2013 tarihinde İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü kadrosuna atandığı ve 2021 yılında ilgiliye bu kadro için öngörülen ek ödeme ile zam ve tazminatların ödendiği görülmüştür.
04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve atamanın yapıldığı 25.02.2013 tarihinde yürürlükte olan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin, “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” başlıklı 5’inci maddesinde, müdür kadrosunun görevde yükselmeye tabi kadrolar arasında olduğu hüküm altına alınmış olup, anılan Yönetmeliğin;
“Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 6’ncı maddesinde,“ Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aşağıdaki genel şartlar aranır.
…
b) Görevde yükselme eğitimini tamamlayarak, sınavında başarılı olmak.
…”,
“Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar” başlıklı 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise, “Müdür kadrosuna atanabilmek için;
-
657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (b) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,
-
Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,
…”,
hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, Yönetmelik’in “Hizmet grupları arasında geçişler” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasının yürürlüğe girdiği ilk halinde mevcut olan (ç) bendinde, “İstisnai memurluklarda çalışanlar veya çalışmış olanlar, bu Yönetmelik kapsamındaki kadrolara, atanacakları kadro için öngörülen şartları taşımaları kaydıyla sınavsız atanabilir.” hükmüne yer verilmişken, anılan hükmün yürütmesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01.04.2010 tarih ve 2010/70 sayılı Kararı ile durdurulmuş olup, Danıştay 5’inci Dairesinin 04.11.2011 tarih ve 2009/4677 Esas ve 2011/6294 sayılı Kararıyla söz konusu bendin iptaline karar verilmiştir. Bu Karara karşı yapılan temyiz talebi ise İdari Dava Daireleri Kurulunun 2012/1672 Esas ve 2014/2742 sayılı Kararıyla 19.06.2014 tarihinde reddedilmiş ve bahse konu bent hükmü 07.05.2014 tarih ve 28993 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin 19’uncu maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Mer’i mevzuat olan 02.07.2020 tarih ve 31173 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5 ve 6’ncı maddelerinde de müdür kadrosunun görevde yükselmeye tabi kadrolardan olduğu ve müdür kadrosuna atanabilmek için görevde yükselme sınavında başarılı olunması gerektiği belirtilmiş ve anılan Yönetmelik kapsamında da istisnai memuriyet kadrosundan müdür kadrosuna sınavsız atama yapılabilmesine cevaz veren herhangi bir hükme yer verilmemiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar uyarınca, görevde yükselmeye tabi müdür kadrosuna atanmak için Yönetmelikte sayılan genel ve özel şartların bir arada sağlanması gerekmektedir. Sayılan genel şartlardan biri de, görevde yükselme sınavında başarılı olmaktır. Ancak, görevde yükselme sınavında başarılı olma şartını sağlamayan ...’nın, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik kapsamında görevde yükselmeye tabi bir kadro olan İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü kadrosuna asaleten atanması mümkün olmadığı halde, bu kadroya atanması ve 2021 yılında ilgili kadroya ait ek ödeme ile zam ve tazminatların kendisine ödenmesi suretiyle ...-TL kamu zararına neden olunmuştur.
Sorumlularca, Özel Kalem Müdürü kadrosunun, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü kadrosu ile aynı düzey görev olduğu, bu nedenle Özel Kalem Müdürü kadrosunda bulunan ilgilinin İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü kadrosuna atanması işleminin görevde yükselme mahiyetinde olmadığı ifade edilmişse de;
04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği ilk halinde mevcut olan “Hizmet Grupları Arasında Geçişler” başlıklı 20’nci maddesinin yukarıda da ifade edilen (ç) bendinde, istisnai memurluklarda çalışanların veya daha önce çalışmış olanların durumları ayrıca düzenlenmiş olup, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği ilk halinde dahi istisnai memuriyet kadroları diğer müdürlük kadrolarından ayrı biçimde ele alınmıştır. Bu durum, istisnai bir memurluk olan Özel Kalem Müdürlüğünün, Yönetmelik çerçevesinde düzenlenen ve görevde yükselmeye tabi olan diğer müdür kadrolarına kıyasen “üst düzey görev” niteliğinde veya diğer müdür kadroları ile “aynı düzey görev” kapsamında değerlendirilmediğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Kaldı ki, istisnai memuriyet kadrolarında çalışanların veya çalışmış olanların Yönetmelik kapsamındaki kadrolara atanacakları kadro için öngörülen şartları taşımaları kaydıyla sınavsız olarak atanabilmesine imkan tanıyan bahse konu bu bent hükmü, Danıştay 5’inci Dairesinin 2009/4677 Esas ve 2011/6294 sayılı Kararıyla iptal edilmiştir. Anılan iptal Kararının gerekçesinde ise, bu tip bir düzenlemeye Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin dayandığı Kanunlarda ve 18.04.1999 tarih ve 23670 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte yer verilmediği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yükselmenin kariyer ve liyakat ilkelerine çerçevesinde yapılması esasının benimsendiği, Genel Yönetmelikte de, görevde yükselmenin esaslarının aynı ilkelere dayandırılmış olması karşısında Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği ilk halinde mevcut olan 20’nci maddesinin (ç) bendinde ifade edilen sınavsız atama hususunun, kariyer, liyakat ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu hususları ifade edilmiştir. Bahse konu Karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19.06.2014 tarih ve Esas No:2012/1672 Karar No:2014/2742 sayılı Kararı ile onanmıştır.
Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “İstisnai Memurluklar” başlıklı 59’uncu maddesinin ikinci fıkrasında, “Birinci fıkrada sayılan memurların bulundukları bu kadrolar emeklilik aylığının hesabında ve diğer memurluklara naklen atanmalarında herhangi bir sınıf için kazanılmış hak sayılmaz.” hükmüne yer verilmiş olup, bu itibarla istisnai bir memuriyet kadrosu olan Özel Kalem Müdürü kadrosunda bulunan kişilerin diğer memurluklara naklen atanmalarında, bu kadro herhangi bir sınıf için kazanılmış hak oluşturmaz. Bu durumun doğal bir sonucu olarak, istisnai memuriyet kadrosunda görev yapan memurların Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliğine Esas Yönetmelik kapsamındaki kadrolara atanmaları, ancak bahse konu Yönetmelikte belirtilen şartları sağlamaları koşuluyla gerçekleşebilir.
Açıklanan nedenlerle, Özel Kalem Müdürü kadrosunda bulunan ilgilinin İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü kadrosuna atanması işleminin görevde yükselme mahiyetinde olmadığı yönündeki iddiaların kabul edilmesine imkan bulunmamaktadır.
Savunmalarda, yapılan atamanın Devlet Personel Başkanlığının ... tarihli ve ... sayılı görüşü doğrultusunda gerçekleştirildiği, söz konusu görüş yazısında, Özel Kalem Müdürü kadrosundan Müdür unvanlı diğer kadrolara yapılan atamaların görevde yükselme mahiyetinde olmadığının belirtildiği ifade edilmişse de;
Kanun ve Yönetmelik kapsamında cevaz verilmemiş olan bir idari işlemin, Devlet Personel Başkanlığının aksi yöndeki görüşü doğrultusunda gerçekleştirilmesi, söz konusu işlemi mevzuata uyarlı hale getirmez. Bu itibarla, yapılan savunmalar isabetli görülmemiştir.
Savunmalarda, 04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin bahsi geçen 20’nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine ilişkin iptal kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19.06.2014 tarih ve 2012/1672 E. 2014/2742 K. sayılı Kararı ile onandığı ve 25.02.2013 tarihinde yapılan atamanın, ilgili hükmün yürütmesinin durdurulduğu 01.04.2010 tarihine göre değil, hükmün iptal kararının onandığı 19.06.2014 tarihine göre değerlendirilmesi gerektiği, Danıştayın bahse konu yürütmeyi durdurma kararının tarafı olmadıklarından durumdan bilgi sahibi olmadıkları, bu nedenle atamanın gerçekleştiği 25.02.2013 tarihi itibariyle Yönetmeliğin 20’nci maddesinin (ç) bendi hükmünün uygulanabilir olduğu iddia edilmişse de;
Anayasa’nın 138’inci maddesinin son fıkrasında, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların Sonuçları” başlıklı 28’inci maddesinin birinci fıkrasında ise, “(…) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.”,
hükümlerine yer verilmiştir. Buna göre, yürütmenin durdurulması kararlarının İdare tarafından ivedilikle uygulanması gerektiği açıktır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01.04.2010 tarihli yürütmenin durdurulması Kararı uyarınca, söz konusu hükmün uygulanması askıya alınarak hukuken uygulanabilirliği ortadan kaldırılmış olduğundan, bu tarihten itibaren İdarenin, “İstisnai memurluklarda çalışanlar veya çalışmış olanlar, bu Yönetmelik kapsamındaki kadrolara, atanacakları kadro için öngörülen şartları taşımaları kaydıyla sınavsız atanabilir” şeklindeki bu hüküm çerçevesinde herhangi bir idari işlem tesis etmesine imkan bulunmamaktadır.
Sorumlularca, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Kamu zararının tespiti ve tahsilinde zamanaşımı” başlıklı 19’uncu maddesi uyarınca, tespit olunan kamu zararının zamanaşımı yönünden incelenmesi gerektiği ifade edilmişse de;
Yönetmeliğin “Kamu Zararının Oluştuğu Tarih” başlıklı 17’nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, mevzuatında öngörülmediği halde yapılan yersiz ödemelerde, kamu zararının ödemenin yapıldığı tarihte oluştuğunun kabul edileceği belirtilmiş olup, Yönetmeliğin 19’uncu maddesinde ise, zamanaşımı süresinin, kamu zararının oluştuğu kabul edilen tarihi takip eden malî yılın başında işlemeye başlayacağı ve onuncu yılın sonunda biteceği hüküm altına alınmıştır. Tespit olunan kamu zararı, 2021 yılına ait ödemelere ilişkin olduğundan zamanaşımı iddiası kabul edilmemiştir.
Sorumlularca, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin Geçici 3’üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yönetmelik kapsamına giren unvanları ilgili mevzuatına göre kazananların bu haklarının saklı olduğu ifade edilmişse de;
Yargılamaya konu hususta, ilgili mevzuatı uyarınca görevde yükselmeye tabi olan bir kadroya yapılan atamanın, genel şartlar arasında sayılan “görevde yükselme sınavında başarılı olmak” koşulu yerine getirilmeden gerçekleştirilmesi söz konusudur. Kamu görevlilerinin atandıkları göreve ilişkin mevzuatla belirlenen nitelikleri taşıması zorunludur. Bu zorunluluk atama tarihi bakımından geçerli olduğu gibi görevin sürdürüldüğü süre zarfı yönünden de geçerlidir. Bu çerçevede ilgilinin Özel Kalem Müdürü kadrosundan, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü kadrosuna atanmasında, sınav şartı yerine getirilmediğinden atamaya ilişkin koşullar sağlanmamıştır. Kazanılmış bir hakkın hukuken varlığı ise, hakkın elde edildiği tarihteki mevzuata uygun bir biçimde elde edilmiş olmasına bağlıdır. Bu nedenle, gerekli tüm koşullar sağlanmadığı halde gerçekleştirilmiş olan söz konusu atama açık hata kapsamında olduğundan, kazanılmış bir hakkın varlığından bahsedilmesi mümkün değildir.
Sorumlularca, ilgilinin ... tarihinde İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü kadrosunda vekaleten görevlendirildiği, Özel Kalem Müdürü kadrosuna asaleten atandığı ... tarihine kadar bu vekalet görevini sürdürmüş olduğu, tespit edilen kamu zararında, 657 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesi ve ilgili diğer mevzuat hükümleri gereği zam ve tazminat ile ek ödeme farklarının vekalet görevi nedeniyle ilgiliye ödenebileceği hususunun değerlendirilmediği ifade edilmişse de;
..., Şef kadrosundan Özel Kalem Müdürü kadrosuna ... tarihinde atanmış olup, bu tarih itibariyle İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü kadrosunda yürüttüğü vekalet görevi sona ermiştir. Kamu zararına esas ödemelerin yapıldığı 2021 yılında, ilgilinin İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü kadrosunda daha önce yürütmüş olduğu bu vekalet görevinin hukuki varlığını koruyan bir idari işlem mevcut değildir. Bu nedenle, mevzuata aykırı olarak gerçekleşmiş olan asaleten atama çerçevesinde 2021 yılında ilgiliye Müdür kadrosu için yapılan yersiz ödemelerin, kişinin daha önce İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü kadrosunda yürütmüş olduğu vekalet görevi kapsamında kendisine ödenip ödenemeyeceğine yönelik bir incelemenin somut olay karşısında herhangi bir geçerliliği bulunmamaktadır.
Konunun sorumluluk yönünden değerlendirilmesinde;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun;
“Harcama yetkisi ve yetkilisi” başlıklı 31’inci maddesinde, “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.
…
Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” ,
“Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde, “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
“Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde ise, “…Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.”,
hükümleri yer almaktadır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayılı Kararı’nın III’üncü bölümünün, “Ödeme Emri Belgesini Düzenlemekle Görevlendirilen Gerçekleştirme Görevlisinin Sorumluluğu” başlıklı “4.a” alt başlığında, ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu olduğu ifade edilmiştir.
15.08.2007 tarih ve 26614 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin “Aylıklar” başlıklı 8’inci maddesinde ise, “(1) Aylık ve aylıkla birlikte ödenen hakedişler için Aylık Bordrosu (Örnek: 9) ve Personel Bildirimi (Örnek: 10) ile duruma göre ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine aşağıda belirtilen belgeler eklenir.
a) İlk atamalarda, atama onayı ve işe başlama yazısı,
(…)” hükmüne yer verilmiştir.
Harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Somut olayda kamu zararı, mevzuata aykırı bir şekilde gerçekleştirilen atama sonucu yapılan ödemeler nedeniyle meydana gelmiştir.
Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin “Aylıklar” başlıklı 8’inci maddesine göre, ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme emri belgesine, ilk atama/naklen atamalarda atama onayı, işe başlama yazısı ve personel nakil bildirimi eklendiğinden, atamayı müteakip ilk ödeme emri belgesinde imzaları bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi gerekli kontrolleri yapmakla görevlidir. Bu minvalde, 25.02.2013 tarihli mevzuata aykırı atamayı takip eden aylığa ilişkin ilk ödeme emri belgesinde imzaları bulunması sebebiyle (...–...) 2021 yılına ilişkin kamu zararında da uygun illiyet bağı devam ettiğinden, Harcama Yetkilisi sıfatıyla ...’nın ve Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla ...’nun oluşan kamu zararından sorumlulukları bulunmaktadır.
Bunun yanısıra, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 7’nci maddesinin üçüncü fıkrasında “Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.” denilerek sorumluların tazmin yükümlülüğü kamu zararı ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri arasında illiyet bağının varlığına bağlanmıştır.
Kural olarak bir mali karar, işlem veya eylemin yapılmasında görev alanlardan her birinin işlemi, diğer işlemlerin nedeni olduğu takdirde bu mali işlem, eylem veya kararda görev alanların, ortaya çıkan zarardan birlikte sorumlu tutulması esastır. Bu durumda, hesap yargılamasında kamu zararına birden fazla sorumlunun sebep olduğunun tespiti halinde, oluşan bu zarardan söz konusu sorumluların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği açıktır.
Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayılı Kararı’nın III’üncü bölümünün, “Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk” başlıklı “4.b” alt başlığı altında ise, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiği düzenlenmiştir.
İlgili Genel Kurul Kararı’ndan, harcama sürecinde yer alan görevlilerin, ödemeye esas gerçekleştirme belgelerini düzenlemesi veya onaylaması durumunda da diğer gerçekleştirme görevlisi olarak sorumlu tutulabileceği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, oluşan kamu zararında mevzuata aykırı atamayı olura arz eden ..., arz edilen oluru uygun bulan Belediye Başkan Yardımcısı ..., arz edilip uygun bulunan oluru onaylayan Belediye Başkanı ... söz konusu Genel Kurul Kararı gereğince Diğer Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla oluşan kamu zararından sorumludurlar.
Bu itibarla, Özel Kalem Müdürü kadrosunda görev yapmakta olan ...’nın, görevde yükselme sınavında başarılı olma şartı sağlanmaksızın 25.02.2013 tarihinde İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü kadrosuna atanması ve Müdür kadrosu için öngörülen ek ödeme ile zam ve tazminatların 2021 yılında ilgiliye ödenmesi suretiyle neden olunan kamu zararı tutarı ...-TL’nin Harcama Yetkilisi/Diğer Gerçekleştirme Görevlisi (İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü) ..., Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) ..., Diğer Gerçekleştirme Görevlisi (Belediye Başkan Yardımcısı) ... ve Diğer Gerçekleştirme Görevlisi (Belediye Başkanı) ...’ya müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ödettirilmesine, anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57