Sayıştay 6. Dairesi 817 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
817
17 Ağustos 2021
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 6
-
Karar Tarihi: 17.08.2021
-
Karar No: 817
-
İlam No: 299
-
Madde No: 2
-
Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Hesap Yılı: 2017
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Sosyal Denge Tazminatı
……… tarih ve …….. sayılı asıl İlamın ……..’inci maddesi ile tazmin hükmolunan konu ile ilgili olarak Temyiz Kurulunun ………… tarih ve ……….. tutanak numaralı bozma kararı üzerine 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.
Asıl İlamın ……’inci maddesiyle, …….. Belediye Başkanlığı ile ………. Sendikası (……….) arasında akdedilen ve …….. tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesiyle ……… Belediyesinde çalışan memurlara …….. yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge tazminatı niteliğinde vekalet yardımı ödenmesi sonucu kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle …….. TL’nin tazminine karar verilmişti.
Bu tazmin hükmüne karşı sorumlu ………… tarafından Sayıştay Temyiz Kuruluna sunulan temyiz dilekçesi üzerine anılan Kurulca düzenlenen ……… tarih ve ………. tutanak sayılı İlamın ……..’nci maddesinde özetle, Dairemizce verilmiş olan tazmin hükmü esas yönünden yerinde bulunmuş ancak, Belediye Başkanınca mevzuata aykırı hükmüler içeren bir sözleşme akdedilme işlemi ile bu sözleşme hükümlerine istinaden yapılan ödeme neticesinde kamu zararına sebebiyet verildiği, fiil ve netice arasında 5018 sayılı Kanun’un 71’nci madde hükmü ile 6085 sayılı Kanun’un 7’nci maddesinin 3’üncü bendinde kamu zararı neticesinde sorumluluk tesisi için aranan uygun illiyet bağının mevcut olduğu, netice itibariyle, ilgili sözleşme hükümlerine istinaden yapılan ödemeler suretiyle sebep olunan kamu zararından Sözleşmeye işveren tarafı olarak imzalayan Belediye Başkanı’nın sorumlu olacağı, hukuki uyuşmazlık konusuna esas sosyal denge sözleşmesinin akdedilme aşamasında herhangi bir yetki ve sorumluluğu bulunmayan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin, sadece ilişkili ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunması hasebiyle sorumluluğuna hükmedilmesinin mümkün olmadığı, ilgili kamu görevlilerince, 5018 sayılı Kanun’un 32 ve 33’üncü maddeleri çerçevesinde, icra edilen fiiller ile kamu zararına sebebiyet veren sözleşme hükümlerindeki mevzuat hükümlerine aykırılık arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı gerekçeleriyle ……….. tarih ve …… sayılı ilamın ……..’inci maddesiyle verilen tazmin hükmü sorumluluk yönünden bozularak yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Temyiz Kurulunun anılan bozma kararına istinaden Dairemize havale edilen söz konusu dosyanın incelenmesi sonucunda;
……… Belediye Başkanlığı ile ……. arasında akdedilen ve ……… tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesiyle ………… Belediyesinde çalışan memurlara ……. yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge tazminatı niteliğinde vekalet yardımı ödemesi yapıldığı görülmüştür.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15’inci maddesinde, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir” denilmektedir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…” denilmekle birlikte,
Aynı Kanun’un Geçici 14’üncü maddesinde “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” hükümlerine yer verilmiştir.
Bununla birlikte 23.08.2015 tarih ve 29454 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan Üçüncü Dönem Toplu Sözleşme”nin yerel yönetim hizmet koluna ilişkin düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün 1’inci maddesinde;
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’üdür.”
7’nci maddesinde ise; “4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan "31/12/2015" ibaresi "31/12/2017" şeklinde uygulanır.” denilmektedir.
Buna göre 15.03.2012 tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa, bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerle 31.12.2017 tarihinden önce sona ermesi durumunda 31.12.2017 tarihine kadar yeni bir sözleşme imzalanabilecek, yeni sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarın 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yani 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilecektir. Diğer taraftan 11.04.2012 tarihinde yürürlükte olan sözleşmede öngörülen sosyal denge tazminatı tutarı, yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, bu defa yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutar, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar kadar olabilecektir.
Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme uyarınca, sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100'ü olup bu tutar 01.01.2017-30.06.2017 döneminde brüt 912,55 TL, 01.07.2017-31.12.2017 döneminde ise brüt 975,71 TL’dir.
4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesi 11.04.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu tarihte ……..-………. dönemini kapsayan ……… Belediyesi ile …….. arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesi uygulanmaktadır. Bu sözleşme uyarınca, bütün memurlara aylık ortalama net …….. TL ilave ödeme yapıldığı; memurlardan vekaleten müdürlük görevinde bulunup mevzuatta yer alan şartları sağlamaması veya atandığı müdürlük kadrosunun dolu olması nedeniyle zam ve tazminat farkını alamayanlara, vekalet ettikleri müdür kadrosu için öngörülen Özel Hizmet Tazminatı oranı (375 sayılı KHK’ye konu ek ödeme dahil) ile asli kadrosu karşılığında aldığı Özel Hizmet Tazminatı oranı arasındaki farkın vekalet yardımı adıyla brüt olarak ilaveten sosyal denge tazminatı niteliğinde ödendiği; çocuklarından % 60 ve üzeri engel durumu olduğunu Resmi Sağlık Kurullarından alınan heyet raporu ile belgeleyen memurlara ise her ay engelli çocuk başına net ………. TL ilaveten ödendiği görülmüştür.
- Dönem Toplu Sözleşmede belirlenen tavan tutar, ……. Belediyesi ile ………. arasında yapılan ve ……. . – ……. dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kaldığı için, …………. –…… döneminde ödenecek sosyal denge tazminatı tutarının belirlenmesinde, ………. . Belediyesi ile ……… arasında yapılan ve ……… –……. dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutarın tavan olarak esas alınması gerekmektedir.
Ancak, ………-…….. dönemini kapsayan ……….. ile ………. Belediyesi arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesi'nde memurlara ödenecek sosyal denge tazminatının tavan tutarın üzerinde belirlendiği anlaşılmıştır.
Mevzuata aykırı olarak tavan tutarın üzerinde bütün memurlara sosyal denge tazminatı ödenmesi neticesinde, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71'inci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi kapsamında kamu zararına sebebiyet verilmiştir.
Sorumlular tarafından dilekçelerinde, toplu sözleşmelere sınır getirilmesinin uluslararası sözleşmelere ve Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilmektedir. Öncelikle, Anayasa normlar hiyerarşisinde kanunlar ve uluslararası sözleşmelerin üzerinde, tek başına en tepede yer almaktadır. Devletin sosyal ve ekonomik alandaki görevlerinin sınırı Anayasa madde 65 ile belirlenmiştir. Anayasanın “Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65’inci maddesinde: “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler kapsamında yer alan toplu sözleşme hakkı (AY md.53) kapsamında Devletin görevlerinin sınırı kaynağını Anayasa md. 65’ten almaktadır. Bu kapsamda 4688 sayılı Kanunla sosyal denge ödemelerine getirilen tavan tutar düzenlemesinin sınırı Anayasanın 65’inci madde hükmüdür. Kanunla getirilen bu sınır kaynağını Anayasa’dan almaktadır.
Sorumlularca ayrıca Türkiye’nin da taraf olduğu uluslararası sözleşmeler kapsamında –ülkemiz açısından- her belediyenin özerk bir kuruluş olduğu ve kendi bütçe olanakları içerisinde toplu sözleşme yapma olanağına sahip olduğunun ifade edilmişse de bu iddia yerinde görülmemektedir. Usulüne göre uygulamaya konulmuş uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olmakla birlikte, Anayasa hükümleri kanunların ve uluslararası sözleşmelerin üzerindedir. Konuyla ilgili Anayasa hükümleri şu şekildedir:
“İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği
Madde 123 – İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.
İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.”
Buna göre, yerinden yönetim kuruluşları olan belediyeler de kuruluş ve görevleriyle bir bütün olan idarenin kapsamındadır. Belediyeler ayrı kamu tüzel kişilikleri olmakla birlikte, ülke idaresinden tümüyle özerk, bütçesini ve politikalarını belirlerken ülke idaresinden ayrı, kendi başına değildir.
İlama konu uygulamayla ilgili olarak, belediyeler sosyal denge tazminatını kanunda bu konuda belirlenmiş koşulları sağlayarak ve kanunda belirlenmiş usule riayet ederek yerine getirmelidirler.
Sorumlularca dilekçelerinde yer verilen en yüksek devlet memuru aylığının hesabına ilişkin itiraza ilişkin olarak,
657 sayılı Kanun’un “Memurlara ödenecek aylık tutarları” başlıklı 155’inci maddesinde; “Bu Kanun’un 36. maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, Genel Bütçe Kanunu’nda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonucunda bulunacak miktarlar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir.” denilmekte olup buna göre aylık tanımı 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade etmekte olup, aylık tanımının içerisine aylık gösterge ve ek gösterge dışında kalan diğer ödeme unsurlarının da alınması gerektiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır.
Sorumlular tarafından aylık kavramının dar yorumlandığı ve bu yorum üzerine kamu zararı hükmünün inşa edilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilmekte ise de, 657 sayılı Kanun’un açık hükmü karşısında farklı bir uygulama hukuki dayanaktan yoksun olacaktır.
Tüm bu sebeplerle sorumluların dilekçelerinde yer verilen söz konusu itirazlar yerinde görülmemiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde; “…Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hüküm doğrultusunda, harcama yetkililerinin ödemeler ile ilgili bütçe, ödenek, harcama talimatının düzenlenmesi ve sair usule ilişkin hususlar doğru olsa bile harcama talimatının mevzuata uygun olmasını temin etme zorunluluğu ve sorumluluğu bulunmaktadır.
Aynı Kanun’un “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde ise; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir.
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.
…”
denilmektedir.
Bu doğrultuda, 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10’uncu maddesinde;
“Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir.
Ön malî kontrol, harcama birimleri tarafından yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrollerden oluşur. Malî hizmetler birimi tarafından yapılacak ön malî kontrol, Usul ve Esaslarda belirtilen kontroller ile idarelerce yapılacak düzenlemeler çerçevesinde bu birim tarafından yapılması öngörülen kontrollerden meydana gelir.
Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemler, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. Malî karar ve işlemler harcama birimleri tarafından kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması açısından da kontrol edilir”
hükümleri yer almaktadır.
Harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Dolayısıyla, Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümlerini yerine getiren harcamalar ile ilgili harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır.
Ayrıca, 5018 sayılı Kanun’un “Harcama Yetkisi ve Yetkilisi” başlıklı 31’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında “Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur” hükmü yer almaktadır. Harcama Yetkilileri aynı maddenin birinci fıkrasında “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi” olarak tanımlanmıştır. Sözleşmeyi imza edenler, kendilerine bütçe ile ödenek tahsis edilen harcama biriminin yöneticisi olmamakla; dolayısıyla da Kanun’un yaptığı tanıma göre harcama yetkilisi olmamakla birlikte, 3’üncü fıkrada yer alan düzenleme uyarınca harcama yetkisinden doğan sorumluluğa tabidirler.
Açıklanan gerekçelerle, Temyiz Kurulunun …….. tarih ve ………. sayılı kararında Belediye Başkanınca mevzuata aykırı hükmüler içeren bir sözleşme akdedilme işlemi ile bu sözleşme hükümlerine istinaden yapılan ödeme neticesinde kamu zararına sebebiyet verildiği, ve ilgili Sözleşme hükümlerine istinaden yapılan ödemeler suretiyle sebep olunan kamu zararından Sözleşmeyi işveren tarafı olarak imzalayan belediye başkanının sorumlu olduğu, hukuki uyuşmazlık konusuna esas sosyal denge sözleşmesinin akdedilme aşamasında herhangi bir yetki ve sorumluluğu bulunmayan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin ise sadece ilişkili ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunması hasebiyle sorumluluğuna hükmedilmesinin mümkün olmadığı belirtilmişse de söz konusu kişilerin yukarıda açıklanan gerekçelerle meydana gelen kamu zararından sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Bu itibarla, Dairemizce verilen ilk kararda ısrar edilmesi gerektiği sonucuna varılarak, …….. Belediye Başkanlığı ile ……….. Sendikası (……..) arasında imzalanan ve ………-……….. döneminde geçerli olan sözleşmeler gereği söz konusu sendikaya üye personele ……… yılında mevzuatta belirlenen tavan tutarın üzerinde sosyal denge tazminatı niteliğinde vekalet yardımı ödenmesi sonucu oluşan kamu zararı tutarı …………. TL’nin;
……….. TL’sinin Üst Yönetici ….. ….. (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi …….. …… ………. (…………..) ile Gerçekleştirme Görevlisi …… ……….’e (………….),
……….. TL’sinin Üst Yönetici ….. ….. (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi …….. …… ………. (…………..) ile Gerçekleştirme Görevlisi …… ……….’e (………….),
……….. TL’sinin Üst Yönetici ….. ….. (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi …….. …… ………. (…………..) ile Gerçekleştirme Görevlisi …… ……….’e (………….),
……….. TL’sinin Üst Yönetici ….. ….. (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi …….. …… ………. (…………..) ile Gerçekleştirme Görevlisi …… ……….’e (………….),
……….. TL’sinin Üst Yönetici ….. ….. (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi …….. …… ………. (…………..) ile Gerçekleştirme Görevlisi …… ……….’e (………….),
……….. TL’sinin Üst Yönetici ….. ….. (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi …….. …… ………. (…………..) ile Gerçekleştirme Görevlisi …… ……….’e (………….),
……….. TL’sinin Üst Yönetici ….. ….. (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi …….. …… ………. (…………..) ile Gerçekleştirme Görevlisi …… ……….’e (………….),
…,
müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faiziyle ödettirilmesine, anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca ek İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:28