Sayıştay 6. Dairesi 726 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

726

Karar Tarihi

11 Şubat 2020

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Daire Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır

  • Daire: 6

  • Karar Tarihi: 11.02.2020

  • Karar No: 726

  • İlam No: 107

  • Madde No: 1

  • Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Hesap Yılı: 2018

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Avukatlık Vekalet Ücreti

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;

Avukatlık vekalet ücreti ödemesinin tamamının … tarihinde güncel memur aylık katsayısı ile hesaplanarak mevzuatta belirlenen üst sınırdan ödenmesine karşın … tarihinde memur aylık katsayısında … yılının ikinci yarısında gerçekleşen artış gerekçe gösterilerek yılın tamamı için fark ödemesi yapıldığı görülmüştür.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Avukat ücretlerinin dağıtımı” başlıklı 82’nci maddesinde; Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin, avukatlara (49’uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

02.11.2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin “Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18’nci maddesinin birinci fıkrasında da 02.02.1929 tarihli ve 1389 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırıldığı, diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanun’a yapılan atıfların bu Kanun Hükmünde Kararname’ye yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.

Yine 659 sayılı KHK’nin 18’inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146’ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta vekâlet ücretinin ödenmesine ilişkin olarak 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesine yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.” denilmektedir.

Anılan mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 82’nci maddesi kapsamında avukatlık vekâlet ücretlerinin dağıtımının, 659 sayılı KHK hükümleri çerçevesinde yapılması gerekmektedir.

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ’nin “Davalardaki temsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14’üncü maddesinin 2’nci fıkrasının (b) bendinde “Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (…)(1) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.” hükmü yer almaktadır. (Bahse konu 10.000 gösterge rakamı 01.09.2019 tarih ve 30875 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28.8.2019 tarih ve 2019/1 Karar no.lu Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı’nın İkinci Kısım “Kamu Görevlilerinin Geneline Yönelik Mali ve Sosyal Haklar” başlıklı Birinci Bölümü’nün “Avukatlık vekalet ücreti” başlıklı 20’nci maddesinde yer alan “ (1) 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen "10.000" gösterge rakamı, "20.000" olarak uygulanır.” hükmü gereğince 20.000 olarak uygulanmaktadır.)

Görüldüğü üzere anılan hükümde, “Ödenecek vekâlet ücretinin yıllık tutarı; … (10.000) gösterge (…) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.” denilerek bir yıl içinde ödenebilecek vekâlet ücreti için üst limit getirilmiş ve bu üst limitin hesabında da memur aylık katsayısının kullanılması öngörülmüştür. Denetçi tarafından, Ocak ayında geçerli memur aylık katsayısı dikkate alınarak hesaplanan üst limitten vekâlet ücreti ödendikten sonra artık yılın ikinci altı ayında memur aylık katsayısında artış da meydana gelse katsayı artışının geçerli olduğu bu dönem için de fark ödemesinin yapılamayacağı belirtilmekte ise de; memur aylıkların hesabında da yılın ilk altı ayı ve ikinci altı ayında geçerli olmak üzere iki ayrı katsayı tespit edildiğine göre, ödenebilecek yıllık vekâlet ücretinin üst sınırı bu iki katsayının geçerli olduğu dönemler dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Çünkü ilgili mevzuatta, “ilk katsayı”, “son katsayı” veya “ödeme tarihindeki katsayı” gibi ifadeler kullanılmamıştır. Bu nedenle de yıl içindeki her iki katsayının geçerli olduğu dönem dikkate alınarak ödenecek yıllık vekâlet ücreti üst sınırı belirlenmeli ve yapılacak ödeme bu üst sınır tutarını geçmemelidir. Bir başka deyişle, Ocak ayında geçerli memur aylık katsayısına göre hesaplanarak üst limitten ödenen vekâlet ücretinin ikinci altı ayına ilişkin kısmı için yılın ikinci altı ayındaki memur aylık katsayısına göre fark ödemesi yapılabilir, ancak yılın ilk altı ayına ait olan vekalet ücreti ödemeleri için memur aylık katsayısındaki artış gerekçe gösterilerek fark ödenemez.

Sorgu konusu olayda, … tarihinde vekâlet ücreti … yılının ilk altı ayı için geçerli olan memur aylık katsayısı esas alınarak “…-TL şeklinde hesaplanan üst limitten ödendikten sonra, yılın ikinci altı ayına ilişkin memur aylık katsayısındaki artışa istinaden, üst limitin “…-TL” arttığı gerekçesi ile …-TL katsayı farkı ödemesi yapıldığı, böylelikle yılın ilk altı ayına ilişkin vekalet ücretleri için de yılın ikinci altı ayındaki katsayı artışı nedeniyle fark ödendiği görülmüştür.

Bu çerçevede, ... döneminde geçerli olan memur aylık katsayısının … döneminde geçerli memur aylık katsayısının ise … olduğu dikkate alındığında, temmuz ayında avukatlık vekalet ücreti üst limitinde memur maaş katsayısı farkından kaynaklanan ilave ödeme ancak …-TL olabilecekken, kişi başına …TL ödenmesi nedeniyle toplam …-TL kamu zararına neden olunmuştur.

Her ne kadar sorumluların savunmalarında, mevzuatta ödeme zamanıyla ilgili bir hükmün yer almadığı, söz konusu ödemenin ister Ocak, ister Temmuz, isterse de Aralık aylarında yapılabileceği, ödemenin tek seferde Temmuz ayında yapılmasıyla, Ocak ayında ödenip sonradan Temmuz ayında fark ödemesi yapılması arasında bir farkın bulunmadığı, tüm kamu kurumlarında avukatlık vekâlet ücretinin aynı yöntemle hesaplanıp ödendiği, ayrıca tüm maaş farklarının da aynı şekilde hesaplandığı, bu şekilde yapılan ödemelerin kamu zararı olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmişse de;

Yukarıda da belirtildiği üzere burada kamu zararına yol açan husus yılın ikinci altı ayına ait olan memur aylık katsayı artışının yılın birinci altı ayına da uygulanmasından kaynaklanmaktadır.

Bilindiği üzere biri yılın ilk altı ayına, diğeri ise yılın ikinci altı ayına ait olmak üzere bir yılda iki ayrı memur aylık katsayısı belirlenip uygulanmaktadır. Bu nedenle, çarpanlarından biri memur aylık katsayısı olan vekâlet ücreti yıllık üst limiti hesabının da her iki katsayının geçerli olduğu dönem göz önüne alınarak yapılması mecburidir. Çünkü hesaplama yıllık yapılmakta olup yılın ilk altı ayı ile ikinci altı ayında farklı memur aylık katsayıları geçerlidir. İkinci altı ayda geçerli olan memur aylık katsayısının birinci altı ayın limitinin hesabında dikkate alınması mümkün değildir.

Özetle, bahse konu ödeme yılın ikinci altı ayında da yapılmış olsa, yıllık üst limit memur aylık katsayılarının geçerli olduğu dönemler dikkate alınarak hesaplama yapılır. Katsayının geçerli olmadığı dönemde dikkate alınıp (somut olayda olduğu gibi ikinci altı ayda geçerli olan memur aylık katsayısının birinci altı ayda da geçerliymiş gibi kabul edilip) hesaplama yapılması kabul edilemez.

Yine sorumluların savunmalarında, Sayıştay Temyiz Kurulunun … tarihli ve … tutanak numaralı İlamında, vekâlet ücretinin ödendiği tarihte hangi katsayı yürürlükte ise o katsayı üzerinden hesaplanıp, yıllık tutarın bu katsayıya göre saptanarak daha önce ödenen vekalet ücreti toplamını yeni saptanan tutardan düştükten sonra geri kalan kısmının vekalet ücreti olarak ödenmesinin yasaya aykırılık taşımadığı şeklindeki gerekçesi üzerine, idarece yapılan işlemin mevzuata aykırılık taşımadığı iddia edilmişse de, Temyiz Kurulunun anılan kararında yer alan söz konusu ifadede, vekalet ücretinin ödendiği tarihte geçerli olan katsayının dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Bir başka deyişle, söz konusu ifadeden yılın ikinci altı ayında geçerli olan memur aylık katsayısının yılın birinci altı aylık döneminde de dikkate alınması gerektiği anlamı çıkarılamaz.

Sorumlularca yine Temyiz Kurulunun … tarihli ve … tutanak numaralı ilamında yer alan “bu limit zaten, iki kez memur aylıklarına uygulanan katsayının artırılması sebebiyle değişmekte, diğer bir ifade ile güncellenmektedir” ifadesi gerekçe gösterilmişse de, bahse konu karar yeniden değerleme oranına ilişkin olup, sorgu konusu edilen hususla ilgisi bulunmamaktadır. Kaldı ki, anılan kararda da, söz konusu avukatlık vekalet ücreti limitinin uygulanma dönemindeki memur maaş katsayısı esas alınarak güncellendiği ifade edilmekte, bir başka deyişle limitin yalnızca yılın ikinci yarısındaki memur maaş katsayısına göre belirlenemeyeceği belirtilmektedir.

Sorumlularca 5393 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesinin son fıkrasında sözleşmeli ve işçi statüsünde çalışanlar hariç olmak üzere belediye memurlarına başarı durumlarına göre Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayının 20.000 gösterge rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere encümen kararı ile yılda en fazla iki kez ikramiye ödenebileceğine ilişkin hüküm ifade edilerek söz konusu hükmün uygulanması konusunda herhangi bir yorum yapılmadığı, ancak yıllık vekalet ücretinin hesaplanmasında yorum yolu ile kanunda olmayan sınırlamalara gidildiği ifade edilmişse de, öncelikle vekalet ücretinin yıllık limitine ilişkin sınırın yorum yolu ile değil, kanun lafzına uygun olarak yapılan hesaplamalar ile oluşturulduğu ifade edilmelidir. 659 sayılı KHK’nın 14’üncü maddesinin (b) bendinde yer alan “Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (…)(1) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.” hükmünde açıkça ‘memur aylıklarına uygulanan katsayı” ifadesi kullanılmaktadır. Vekalet ücretinin ödenmesi gereken zamanda yürürlükte olan memur katsayısı, uygulanması gereken katsayıdır. Bununla birlikte, sorumlularca belirtilen 5393 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesinin son fıkrasına ilişkin hükmün sorgu konusu olay ile bir ilgisi de bulunmamaktadır.

Açıklanan bütün bu nedenlerle sorumluların savunmalarının kabulü mümkün değildir.

Konunun sorumluluk yönünden incelenmesine gelince;

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 61’inci maddesinde;

“Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;

a) Yetkililerin imzasını,

b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,

c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,

d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,

Kontrol etmekle yükümlüdür.

Muhasebe yetkilileri, ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin hata veya eksiklik bulunması halinde ödeme yapamaz. Belgesi eksik veya hatalı olan ödeme emri belgeleri, düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç bir iş günü içinde gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hataların düzeltilmesi veya eksikliklerin giderilmesi halinde ödeme işlemi gerçekleştirilir. Muhasebe yetkilileri, 34 üncü maddenin ikinci fıkrasındaki ödemeye ilişkin hükümler ile bu maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen ödemeye ilişkin kontrol yükümlülüklerinden dolayı sorumludur. Muhasebe yetkililerinin bu Kanuna göre yapacakları kontrollere ilişkin sorumlulukları, görevleri gereği incelemeleri gereken belgelerle sınırlıdır.” hükmü gereğince muhasebe yetkililerinin sadece söz konusu maddede belirtilen hususlarla ilgili kontrol yükümlülüğü bulunduğundan Muhasebe Yetkilisi sıfatı ile Mali Hizmetler Dairesi Başkanı … sorumluluğu bulunmamaktadır.

Açıklanan gerekçelerle, sorgu konusu edilen toplam …-TL’nin,

Ayrıntısına aşağıdaki tabloda yer verilen kamu zararı tutarı olan …-TL’sinin Harcama Yetkilisi … ve Gerçekleştirme Görevlisi …’a müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ödettirilmesine oy çokluğuyla,

Geriye kalan …-TL’si için ise ilişilecek husus bulunmadığına oy çokluğuyla,

Muhasebe Yetkilisi …’in sorumluluğunun bulunmadığına oy birliğiyle,

Anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca işbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

Karşı Oy

Üye …’nun karşı oy gerekçesi:

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14’üncü maddesinde,

“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dâhil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.

(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.

a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı (…) eşit olarak ödenir.

b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (…) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.

…”

Söz konusu Kanun Hükmünde Kararname’nin 16’ncı maddesindeki yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 08.07.2012 tarihli ve 28347 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde;

“(1) Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmemek üzere, aşağıdaki şekilde dağıtılır:

a) Dava veya icra dosyasını takip eden hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, vekalet ücreti dağıtımının yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı eşit olarak ödenir.

b) Davanın takibi ve sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte hizmeti geçenlere (a) bendine göre ayrılan hisseler bu kişilerin hizmet ve karara tesir derecesine göre hukuk birim amiri tarafından paylaştırılır.

c) Dağıtımı yapılmayan %5’lik kısım muhasebe birimince Hazineye gelir kaydedilir.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Görüldüğü üzere vekâlet ücretinin dayanağını oluşturan yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri arasında memur maaş katsayısı değişikliğinden kaynaklanan fark ödemesine cevaz veren bir hüküm bulunmamaktadır.

Yönetmeliğin 5 ve 6’ncı maddelerinde, vekalet ücreti ödenen ve limitini dolduramayan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara, mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar tahakkuka bağlanmak suretiyle emanet hesabındaki limit dışı vekalet ücreti ödemesinden bahsedilmektedir. Yani 2018 yılında ödenebilecek vekâlet ücretinin limiti doldurulmadı ise 2019 yılının Ocak ayında doldurulmayan limit kadar emanetler hesabında bekleyen dağıtılmayan vekâlet ücretinden ödeme yapılmasından bahsedilmektedir.

Belediyede görev yapan avukatlara da … yılına ilişkin vekâlet ücreti ödemeleri, ödemenin yapıldığı tarihin içinde bulunduğu yılın ilk yarısında geçerli olan katsayı ile 20.000 gösterge rakamı çarpımının 12 katı üzerinden yapılmış olup, mevzuata uygun olarak hesaplanan ve ödemesi yapılan vekâlet ücreti ödemleri için ayrıca Temmuz ayı memur aylık katsayısında oluşan artış gerekçe gösterilerek fark ödemesi yapılması mümkün değildir.

Ödeme tarihi Ocak ayı olduğu için ödemenin yapılması sırasında geçerli olan katsayı üzerinden hesaplanarak vekâlet ücretleri ödenmiştir. Sorumlular tarafından gönderilen savunmalarda da Temmuz ayına ilişkin katsayı değişikliğinin vekâlet ücreti ödemelerinde tekrar fark hesaplanarak ödenmesine gerekçe oluşturabilecek bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle de; Ocak ayında geçerli memur aylık katsayısı esas alınarak hesaplanan üst limitten ödenen vekâlet ücretine ilişkin olarak yılın ikinci altı ayı memur aylık katsayısında artış meydana geldiği gerekçesiyle bu ikinci altı ay için farka ödemesi yapılması suretiyle sebep olunan kamu zararı tutarı …-TL’nin tamamının sorumlulara ödettirilmesi gerektiği gerekçesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye …’un Karşı Oy Gerekçesi:

5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde, kamu zararı; “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır” şeklinde tanımlanmıştır.

6085 sayılı Sayıştay Kanununun 7’nci maddesinde ise, sorumlular ve sorumluluk hallerinin uygulamasında 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk hallerinin esas alınacağı; sorumluların mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlü oldukları, ifade edilmiştir. Bu çerçevede, kamu görevlisinin kamu zararına ilişkin sorumluluğunun olması, kişinin karar, eylem veya işlemleri ile oluşan kamu zararı arasında illiyet bağı bulunmasına bağlıdır. Bu nedenle, illiyet bağının ortaya konulabilmesi için bahse konu kamu zararının oluşmasına neden olan mali işlem sürecinin tüm aşamalarının dikkate alınması gerekir. Bu çerçevede, …Belediye Başkanlığı Hukuk Müşavirliği tarafından Olur’a sunulan … tarihli belgede imzası bulunan …’nın da, bahse konu Olur’u imzalayan kişi olarak sorumluluğa dahil edilmesi gerekir.

Yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda adı geçenin de sorumluluğa dahil edilmesi sonucunda düzenlenecek ek Raporun Dairemize intikaline değin konunun hüküm dışı bırakılmasına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:48

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim