Sayıştay 6. Dairesi 650 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
650
21 Mart 2019
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 6
-
Karar Tarihi: 21.03.2019
-
Karar No: 650
-
İlam No: 219
-
Madde No: 14
-
Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Hesap Yılı: 2017
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Avukatlık Vekalet Ücreti
A) Avukatlık vekâlet ücretinin mevzuatta belirtilen gösterge rakamına güncel memur aylık katsayısının uygulanarak hesaplanmasının yanında yeniden değerleme oranında artırıldığı görülmüştür.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Avukatlık ücretinin dağıtımı” başlıklı 83’üncü maddesinde “Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.”,
659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin “Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18’inci maddesinin 1’inci fıkrasında “2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.”,
hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere belediyeler 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye tabidir.
Anılan Kararname’nin “Davalardaki temsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14’üncü maddesinde;
“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.
(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı (…)(1) eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (…)(1) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.
c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir.
(3) Hizmet satın alınan avukatlara yapılacak ödemeler bu madde kapsamı dışındadır.”
Bahse konu Kararname’nin “Parasal sınırlar” başlıklı 15’inci maddesinde ise;
“Bu Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan parasal sınırlar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Bakanlar Kurulunca daha yüksek tutarlar belirlenmedikçe, o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Uygulanacak tutarlar her yıl Ocak ayı içerisinde Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanır.”
hükümlerine yer verilmiştir.
Ayrıca Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme’nin Birinci Kısmı’nın “Avukatlık Vekalet Ücreti” başlıklı 22’nci maddesinde “659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 17’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen “10.000” gösterge rakamı “15.000” olarak uygulanır” denilmektedir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile avukatlara ödenecek vekalet ücretine aylık 10.000 gösterge rakamına memur aylık katsayısının uygulanması ile bulanacak tutarda üst limit getirilmiş, bu üst limit toplu sözleşme ile aylık 15.000 gösterge olarak belirlenmiştir.
659 sayılı Kararname’nin 15’inci maddesinde, Kararnamede yer alan parasal sınırların her takvim yılının başında yeniden değerleme oranı uygulanarak belirleneceği ifade edilmektedir. Kararnamede belirtilen 10.000 rakamı, sabit bir rakam olup gösterge rakamını ifade etmektedir. Gösterge rakamının parasal bir anlamı yoktur ve parasal bir sınırı ifade etmektedir. 2017 yılı için bu rakam toplu sözleşme ile 15.000 olarak belirlenmiştir. Bu gösterge rakamına yeniden değerleme oranı uygulanarak bulunacak rakam esas alınarak vekalet ücretinin hesaplanması neticesinde mükerrerlik oluşmuştur. Zira memur aylıklarına uygulanan katsayı her yılın başında yeniden değerleme oranı da dikkate alınarak yeniden belirlenmektedir.
Bu itibarla, Avukatlık vekâlet ücreti ödemelerinde mevzuata aykırı olarak, mevzuatta belirtilen gösterge rakamına güncel memur aylık katsayısının uygulanarak hesaplanmasının yanında yeniden değerleme oranında artırılması sonucu kamu zararına neden olunmuştur.
Sorumlular savunmalarında her ne kadar Sayıştay 5’inci Dairesinin … tarih ve … sayılı ilamına atıfta bulunarak, … Avukatlarına 2011 yılında Avukatlık vekalet ücretinin 659 sayılı KHK 15’inci maddesine istinaden yeniden değerlendirme oranında artırılmış olarak almasının kamu zararı oluşturmadığına, kanun gereği olduğuna karar verildiği ve bu nedenle de müşavirliklerince bu ilamdaki hükme dayalı olarak avukatlık vekalet ücretini ödediklerini belirtmişlerse de Sayıştay dairelerinin vermiş olduğu kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, bu kararlara göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması, kararlar kesinleşmiş dahi olsa, mümkün bulunmamaktadır.
Diğer yandan Sorumlular avukatlık vekalet ücreti emanet hesaplarda yer aldığından ve bütçe gideri olmadığından kamu zararı olamayacağını belirtmişlerse de; avukatlık vekalet ücretinin emanet hesapta tutulması kamu zararını ortadan kaldırmaz. Çünkü bu emanet hesapta bulunan tutarın dağıtılmayan kısmı üçüncü bütçe yılı sonunda idarenin bütçesine gelir kaydedileceği hüküm altına alınmıştır.
Sorumlulardan, … tarafından gönderilen savunmada, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesini ve aynı Kanun’un “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesini gerekçe göstererek, avukatlık vekalet ücreti ödemesinin Hukuk Müşavirliğince Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığından talep edildiğini ve ödemenin yapılmasına ilişkin Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığına bir yazı ile gönderilerek ödenecek vekalet ücreti olarak tahsil edilen tutarın ve kişilere ödenecek avukatlık vekalet ücreti ödemelerinin vergilendirilerek net tutarlarının belirlenmesinin istendiğini, vergilendirme işleminin taraflarınca yapıldığını ve ödeme emri üzerinde gerçekleştirme görevlisi ya da harcama yetkilisi olarak imzalarının bulunmadığını ve bu nedenlerle sorumluluklarının olmadığını belirtmiş ise de;
Avukatlık vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin muhasebe işlem fişlerinin eklerinin incelenmesi neticesinde, …’ın yapılan yanlış hesaplama sonucunda bulunan fazla tutarın ödenmesi gerektiği konusunu Mali Hizmetler Müdürlüğüne bildirdiği görülmektedir. Sorumluların sorumlu olmadıklarına dayanak gösterdikleri 5018 sayılı Kanun’un 33’üncü maddesinde “… Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler ...” hükmü yer almaktadır. Sorumlunun fiilen gerçekleştirme görevlisi görevini yürüttüğü görülmektedir.
Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.6.2007 tarih ve 5189 sayılı kararının “Sorumlular” başlıklı III kısmının “4- Gerçekleştirme Görevlileri” bölümünün “b) Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk” bendinde de,
“5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan anılan maddede, bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, bu görevlilerin yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanıyor olması hususlarına bakılması gerekmektedir. Yani mali işlemin gerçekleştirilmesinde, görevli olanların imzası olmadan ödeme belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir.
Bu nedenle, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine”
karar verilmiştir.
Anılan Kararda ödeme emri belgesi üzerinde gerçekleştirme görevlisi kısmında ismi yazan görevli dışında ödeme emri belgesine eklenen belgeleri düzenleyen ve bunları kabul edenlerin gerçekleştirme görevlisi olduğu ve sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.
Sorumlulardan, … savunmasında 5018 sayılı Kanunu’nun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesini, “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesini dayanak göstererek sorumluluğunun olmadığını ve “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61’inci maddesini dayanak göstererek ödeme emrinde yapılan kontrollerde herhangi bir eksikliğe rastlanmadığını bu nedenle sorumlu olmadığını belirtmiş ise de; söz konusu kamu zararından muhasebe yetkilisi olarak değil gerçekleştirme görevlisi olarak sorumlu tutulduğu, Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından … imzalı … tarihli … sayılı yazı ile İnsan Kaynakları Eğitim Dairesi Başkanlığına yazı yazılarak hesaplama yapılması istendiği, yazının içeriğinde ise 2017 güncel memur maaş katsayısına ilaveten yeniden değerleme oranının uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğinin belirtildiği görülmüştür.
5018 sayılı Kanun’un 33’üncü maddesinde yer alan “… Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler ...” hükmüne göre … gerçekleştirme görevlisi olarak ortaya çıkan bu kamu zararından sorumludur.
Bu itibarla, Avukatlık vekâlet ücretinin mevzuatta belirtilen gösterge rakamına güncel memur aylık katsayısının uygulanarak hesaplanmasının yanında yeniden değerleme oranında artırılması sonucu oluşan ve ayrıntısına aşağıdaki tabloda yer verilen kamu zararı tutarı olan … TL’nin; Harcama Yetkilisi …, Gerçekleştirme Görevlisi …, Diğer Sorumlular …., … ve ….’ya müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle ödettirilmesine, anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca İşbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle, karar verildi.
B) Avukatlık vekalet ücreti ödemesinin tamamının … tarihinde güncel memur aylık katsayısı ile hesaplanarak mevzuatta belirlenen üst sınırdan ödenmesine karşın … tarihinde 2017 yılına ikinci altı aylık memur aylık katsayısında gerçekleşen artış gerekçe gösterilerek katsayı farkı ödendiği görülmüştür.
659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ’nin “Davalardaki temsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14’üncü maddesinin 2’nci fıkrasının (b) bendinde “b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (…)(1) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.” hükmü yer almaktadır. Mevzuatta ödeme zamanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak ödemenin memur aylık katsayısı uygulanmak suretiyle hesaplanacağı belirlenmiştir.
Sorgu konusu olayda, 2017 yılına ilişkin tüm vekalet ödemesinin … tarihinde yapıldığı ve daha sonra … tarihinde 2017 yılının ikinci altı aylık dönemine ilişkin katsayı farkı uygulanarak fark ödemesinde bulunulduğu görülmüştür. 2017 yılı içerisinde ödenmesi gereken tüm vekalet ücretlerinin toplu biçimde Ocak ayında ödenmiş olması, başlı başına yanlış bir uygulamadır. Zira, vekalet ücretlerinin, hakkedildiği tarih itibari ile aylık bazda ödenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, ödemenin aylık olarak yapılması gerektiği göz önüne alındığında, 2017 yılının ilk altı ayı için ödenen vekalet ücretlerinin 2017 yılının ikinci altı ayına ilişkin katsayı yansıtılmaksızın ödenmesi, ancak ikinci altı aya denk gelen vekalet ücreti ödemelerinin ise güncel katsayı esas alınarak yapılması gerekir.
Sorumlular 659 sayılı Kararname ve 2016-2017 dönemi toplu sözleşme hükümlerine uygun olarak, (15.000 x memur maaş katsayısı x 12) formülünün uygulandığını, vekalet ücretinin yıl başında değil de Temmuz ayında alınsa yine artış oranının dikkate alınarak hesaplanacağını, dolayısıyla yıl başında yapılan ödemeye yılın ikinci yarısındaki katsayı artışı düzenlemesine uygun olarak vekalet ücretinin hesaplanmasının kamu zararına neden olmadığını, bu şekilde yapılan uygulamanın sadece … Belediyesi değil tüm kamu kurumlarında aynı şekilde devam ettiğini, vekalet ücreti olarak değil kamu görevlileriyle ilgili tüm mali düzenlemeler ve maaş farklarının da aynı uygulama sonucu ortaya çıktığını, yılın ikinci altı ayı için bir artış öngörülmüş ise kamu görevlilerine bu artışa bağlı ödemelerin yapılması gerektiğini ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişisel Sorumluluk ve Zarar” başlıklı 12’nci maddesi ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesini dayanak göstererek kurumlarda alınan vekalet ücretinin emanet hesabında toplandığını ve yasaya getirilen limit dahilinde 659 sayılı Kararname’nin 14’üncü maddesine göre dağıtıldığını ve bu dağıtım sonunda kalan tutarın üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedildiğini, bu nedenlerle 5018 sayılı Kanun’da ifade edilen anlamda bir kamu zararının söz konusu olmadığını belirtmişlerse de;
Sorumlular vekalet ücretinin hesaplanmasında 659 sayılı Kararname ve 2016-2017 dönemi Toplu Sözleşme hükümlerine uygun formülü (15.000 x memur maaş katsayısı x 12) kullanmışlardır. Ancak … tarihinde (yılın ilk 6 ayına ilişkin memur aylık katsayısını kullanarak) mevzuata uygun olarak hesapladıkları ve üst sınırdan ödedikleri avukatlık vekalet ücretine … tarihinde ikinci 6 aylık memur maaş katsayısını uygulamak suretiyle katsayıdan doğan fark ödemesinde bulunarak kamu zararına neden olunmuştur. Sorumluların iddiasının aksine memur maaş katsayısına bağlı hiçbir doğru hesaplanmış ödemede katsayı artışından kaynaklı fark ödenmemektedir. Örneğin kamu görevlilerine yapılan maaş ödemelerinde yılın ilk 6 ayı boyunca toplu sözleşme hükümlerine bağlı olarak Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen memur aylık katsayısı uygulanmak suretiyle ödenecek tutar hesaplanır. Yılın ikinci 6 aylık döneminde ise yine Maliye Bakanlığı tarafından toplu sözleşmede belirlenen oran ve varsa enflasyondan doğan fark birlikte hesap edilerek yeni katsayı belirlenir ve bu yeni katsayı ikinci 6 aylık dönemde ödenecek maaşlara uygulanır. Başka bir deyişle ikinci 6 aylık memur maaş katsayısı geriye dönük olarak yılın ilk 6 ayına ilişkin ödenmiş maaşlara uygulanmaz, herhangi bir fark ödenmez. Memurlar maaşlarını peşin yani çalışılacak dönemin başında aldıkları için Haziran ayının 15’inde (15 Haziran- 15 Temmuz dönemi maaşı) ödenen maaşa, ilk 6 aylık enflasyonun memurlara toplu sözleşme ile verilen maaş zammının üzerinde olması halinde, 1 Temmuz – 15 Temmuz tarihleri arasındaki maaş ödemesinin 2’nci 6 aylık katsayıya tabi tutulması gerektiğinden aradaki katsayı farkı ödenmektedir. Ancak Sorumlular tarafından bu istisnai ödemenin ilk 6 aya ilişkin fark olarak algılanarak yanlış değerlendirildiği görülmüştür. Oysa örnekten de anlaşılacağı üzere memurlara verilen ilk 6 aylık maaş zammının enflasyonun altında kalması halinde geçmişe yönelik herhangi bir ödemede bulunulmamakta, bu fark ikinci 6 aylık memur maaş katsayısı hesabına ilave edilerek verilmektedir.
Sorumlulardan, … savunmasında; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesini ve aynı Kanun’un “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesini dayanak göstererek, avukatlık vekalet ücreti ödemesinin Hukuk Müşavirliğince Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığından talep edildiğini ve ödemenin yapılmasına ilişkin Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından İnsan Kaynakları Ve Eğitim Dairesi Başkanlığına bir yazı ile gönderilerek ödenecek vekalet ücreti olarak tahsil edilen tutarın ve kişilere ödenecek avukatlık vekalet ücreti ödemelerinin vergilendirilerek net tutarlarının belirlenmesinin istenildiği, vergilendirme işleminin tarafınca yapıldığını ve ödeme emri üzerinde gerçekleştirme görevlisi ya da harcama yetkilisi olarak imzasının bulunmadığını ve bu nedenlerle sorumluluğunun olmadığını belirtmişse de;
Avukatlık vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin muhasebe işlem fişinin eklerinin incelenmesi neticesinde, …’ın yapılan yanlış hesaplama sonucunda bulunan fazla tutarın ödenmesi gerektiği hususunu Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığına … tarihli ve …sayılı yazı ile bildirdiği görülmüştür.
Sorumluların sorumlu olmadıkları yönünde gerekçe gösterdikleri 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinde “… Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler ...” hükmü yer almaktadır. Sorumlular ödeme için gerekli belgeleri düzenlemişler ve fiilen gerçekleştirme görevi yürütmüşlerdir.
Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.6.2007 tarih ve 5189 sayılı kararının “Sorumlular” başlıklı III kısmının “4- Gerçekleştirme Görevlileri” bölümünün “b) Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk” bendinde de “5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan anılan maddede, bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, bu görevlilerin yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanıyor olması hususlarına bakılması gerekmektedir. Yani mali işlemin gerçekleştirilmesinde, görevli olanların imzası olmadan ödeme belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir.
Bu nedenle, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine” karar verilmiştir.
Kararda ödeme emri belgesi üzerinde gerçekleştirme görevlisi kısmında ismi yazan görevli dışında ödeme emri belgesine eklenen belgeleri düzenleyen ve bunları kabul edenlerin gerçekleştirme görevlisi olduğu ve sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.
Sorumlulardan, … savunmasında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun Harcama talimatı ve sorumluluk başlıklı 32’nci maddesini, "Giderin gerçekleştirilmesi" başlıklı 33’üncü maddesini gerekçe göstererek sorumluluğunun olmadığını ve “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61’inci maddesini dayanak göstererek ödeme emrinde yapılan kontrollerde herhangi bir eksikliğe rastlanmadığını bu nedenle sorumlu olmadığını belirtmiş ise de; …’nın söz konusu kamu zararından muhasebe yetkilisi olarak değil gerçekleştirme görevlisi olarak sorumlu tutulduğu görülmüştür. Avukatlık vekalet ücreti ödemesine ilişkin Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından “Vekalet Ücretinin Temmuz Ayı Katsayı Farkı” konulu … imzalı … tarihli ve … sayılı yazı ile İnsan Kaynakları Eğitim Dairesi Başkanlığından Vekalet ücretinin Temmuz ayı maaş katsayı farkının hesaplanmasının istendiği görülmüştür.
5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinde “… Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler ...” hükmü yer almaktadır. Mevzuat hükmüne göre kişi gerçekleştirme görevlisi olarak ortaya çıkan bu kamu zararından sorumludur.
Bu itibarla, sorgu konusu edilen …-TL’nin;
Avukatlık vekalet ücreti ödemesi … tarihinde güncel memur aylık katsayısı ile hesaplanarak mevzuatta belirlenen üst sınırdan ödenmesine karşın … tarihinde 2017 yılına ikinci altı aylık memur aylık katsayısında gerçekleşen artış gerekçe gösterilerek katsayı farkı ödenmesi neticesinde ortaya çıkan ve ayrıntısına aşağıdaki tabloda yer verilen kamu zararı tutarı olan …-TL’sinin Harcama Yetkilisi …, Gerçekleştirme Görevlisi …, Diğer Sorumlular …, … ve …’ya müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle ödettirilmesine,
Kalan tutar olan …-TL’nin ise, vekalet ücretlerinin aylık ödenmesi halinde söz konusu tutar 2017 yılının ikinci altı aylık bölümüne denk geldiğinden ikinci altı ay için düzenlenen katsayılar ile güncellenmesi mevzuata uygun bulunduğundan ilişilecek husus bulunmadığına,
Anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca İşbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:12