Sayıştay 6. Dairesi 53911 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
53911
2 Ekim 2024
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2022
-
Daire: 6
-
Dosya No: 53911
-
Tutanak No: 57196
-
Tutanak Tarihi: 02.10.2024
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Konu: Belediye aleyhine kesinleşen kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda, mahkeme kararlarına istinaden kişilere yapılan ödemelerde damga vergisi.
7 sayılı İlamın 8’inci maddesiyle; Belediye aleyhine kesinleşen kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda, mahkeme kararlarına istinaden kişilere yapılan ödemeler üzerinden damga vergisi kesilmemesi sonucu kamu zararına neden olunduğu hususu ile ilgili olarak, kamulaştırmasız el atma karşılığı yapılan ödemelerden damga vergisi alınmaması konusunda ilişilecek husus bulunmadığı, kararı verilmiştir.
TEMYİZ DİLEKÇESİ
Daire İlamının 8’inci maddesiyle “ilişilecek husus bulunmadığı” hükmü verilmesi üzerine, Sayıştay Başsavcılığı adına re’ sen temyiz başvurusunda bulunan Sayıştay Savcısı ...‘ın (Dosya No: 53911) 30.01.2024 tarih ve 24004722 sayılı dilekçesinde özetle;
(Daire İlamının 8’inci maddesi hükmüne yer verildikten sonra)
“…
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun;
-
maddesinin birinci fıkrasında; "Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga vergisine tabidir. Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade eder. "
-
maddesinde; "Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder. "
-
maddesinde; "Bu kanunda yazılı resmi daireden maksat, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köylerdir. Bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmeler resmi daire sayılmaz. "
-
maddesinde, "Bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisinden müstesnadır. ”
-
maddesinde; "Kâğıtların Damga Vergisi bu kanuna ekli (l) sayılı tabloda yazılı nispet veya miktarlarda alınır."
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 6'ncı maddesinin birinci fıkrasında;
"(Ek: 18/6 /2010-5999/1 md.; Değişik: 24/5/2013-6487/ 21 md.) Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. …”
Hükümleri yer almaktadır.
Diğer taraftan Maliye Bakanlığı'nın "Kamulaştırma ve El Atma İşlemlerine İlişkin Düzenlenen Kağıtlar ile Ödemelerde Damga Vergisi Uygulaması" konusundaki 24.10.2008 tarih ve B.07.0.GİB. 0.02.6216226-9-51 sayılı Özelgesinde, "Hukuki mahiyeti itibariyle kamulaştırma olarak kabul edilmesine imkân bulunmayan kamulaştırmasız el atma işlemine ilişkin düzenlenen kağıtların damga vergisine tabi tutulması, bu kapsamda resmi daireler tarafından ilgili şahıslara ödeme yapılması halinde, bu ödemelere ilişkin düzenlenen kağıtlardan da Damga Vergisi Kanunu'na ekli (1) sayılı tablonun IV/l-a bölümüne göre binde 7,5 (9,48) nispetinde damga vergisi alınması gerektiği …" ifade edilmiştir.
- Dairenin 23. 11. 2023 tarihli karar ve 07 sayılı İlamı ile;
Söz konusu mevzuat hükümleri ve Maliye Bakanlığı Özelgesi birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar Özelge’ de, kamulaştırmasız el atma haksız fiil, bu el atma karşılığı yapılan ödemenin ise haksız fiil karşılığı yapılan ödeme olduğu ifade edilerek bu ödemenin kamulaştırma işlemi nedeni ile yapılan ödeme ile aynı mahiyette olmadığı ve bu nedenle de istisna kapsamına girmediği belirtilmişse de, kamulaştırmasız el atmada fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması söz konusu olduğundan haksız fiil kapsamında olsa bile sonuçları itibariyle kamulaştırmasız el atmada da, kamulaştırma işleminde olduğu gibi yapılan ödeme gayrimenkul bedelinin ödenmesine ilişkin olduğu,
Nitekim 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 6'ncı maddesinin birinci fıkrasında kamulaştırmasız el atma karşılığı yapılan ödemenin gayrimenkulün bedeli olduğu hükme bağlanmış, bu düzenlemenin Kamulaştırma Kanunu ile ilişkilendirilmesi yöntemini benimseyen kanun koyucu kamulaştırmasız el atma nedeniyle ödenecek bedel ile kamulaştırma nedeniyle ödenen bedeli aynı mahiyette gördüğünü,
Bu nedenle söz konusu iki işlem karşılığı yapılan ödemeler ve bu ödemelere ilişkin olarak düzenlenen kağıtların aynı mahiyette olduğu ve kamulaştırmasız el atma işleminden doğan bedelin ödenmesine ilişkin olarak düzenlenen kağıtların da damga vergisi istisnası kapsamında olduğu kabul edilmesi gerektiği,
Diğer taraftan kamunun, malikin rızası olmaksızın mülkiyet hakkına el atma eylemi sonucu ödemeye mahkûm olduğu bir bedeli ödemek üzere düzenlenen kağıtlardan haksız eyleme maruz kalmış gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerin bir de vergi ödemeye mecbur tutulması hakkaniyete uygun düşmemekte olup, Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" ilkesini içeren 10'uncu maddesine aykırılık teşkil edeceği,
Kamu yararı gözetilerek yapılan kamulaştırmada düzenlenen kağıtlar damga vergisinden muaf ise kamulaştırmasız el atma nedeniyle tahsiline karar verilen bedelin ödenmesine ilişkin bu tür kağıtların da damga vergisinden muaf tutulması gerektiği,
Kaldı ki, kamulaştırmasız el atma malikin rızası aranmayan bir yöntem olduğundan kişi açısından kamulaştırma işlemine göre daha ağır sonuçları olduğu halde, kamulaştırmasız el atma karşılığında yapılan ödemenin kamulaştırma işlemi karşılığı yapılan ödemeden farklı değerlendirilerek damga vergisine tabi tutulması hukukun temel ilkesi olan eşitlik ve adalet ilkesi ile de bağdaşmayacağı,
Belirtilerek, kamulaştırmasız el atma karşılığı yapılan ödemelerden damga vergisi alınmaması konusunda ilişilecek husus bulunmadığına hükmetmiş ise de;
488 sayılı Kanunun ekli (1) sayılı tablonun "IV- Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün 1/a fıkrasında, Resmi daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (avans olarak yapılanlar dâhil) nedeniyle kişiler tarafından resmi dairelere verilen ve belli parayı ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmi daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kâğıtların binde 9,48 nispetinde damga vergisine tabi tutulacağı belirtilmiştir.
İdare lehine kamulaştırılan gayrimenkullerin kamulaştırma işlemlerine ilişkin düzenlenen kâğıtlar Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun I/A-9 bölümü hükmü gereğince damga vergisinden istisna olup, kamulaştırma bedelinin ilgilisine Ödenmesi sırasında düzenlenen kâğıtlarımı damga vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir.
Ancak" Kamulaştırmasız El Atma" bir kamu tüzel kişisinin, özel mülkiyette bulunan bir taşınmazı kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen işgal etmesi olup hem Anayasaya hem de kanuna aykırılığı dolayısıyla hukuka aykırı bir fiildir. Kamulaştırmasız el atma işlemi, hukuki mahiyeti itibariyle kamulaştırmadan tamamen farklı olup, haksız bir fiildir. Bu itibarla, kamulaştırmasız el atma işlemi diğer bir ifadeyle, haksız el atma işlemi nedeniyle ilgilisine ödenmesine hükmedilen meblağ, Kamulaştırma Kanunu çerçevesinde değil, Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümleri kapsamındadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; hukuki mahiyeti itibariyle kamulaştırma olarak kabul edilmesine imkân bulunmayan kamulaştırmasız el atma işlemine ilişkin düzenlenen kâğıtların damga vergisine tabi tutulması, bu kapsamda resmi daireler tarafından ilgili şahıslara ödeme yapılması halinde, bu ödemelere ilişkin düzenlenen kâğıtlardan da Damga Vergisi I Kanununa ekli (1) sayılı tablonun IV/l- a bölümüne göre binde 9,48 nispetinde damga vergisi alınması gerektiğinden, bu ödemelere ilişkin düzenlenen kâğıtlardan, Damga Vergisi alınmaması sonucu kamu zararı oluşmuştur.
Ayrıca, sorumlular savunmalarında konuya herhangi bir itirazda bulunmadan özetle; sorgu sonucu tebliğ edilen ödeme emirlerinden 18 adedine ilişkin mahsuplaşma işleminin yapıldığı, 35 adedine ait kamu zararına ilişkin davacı vekillerine 30 gün içerisinde belediye hesabına yatırılmasına ilişkin yazı tebliğ edildiği ve 3544 numaralı ödeme emrine istinaden kamu zararı tutarının icra dairesine yatırıldığını belirtmişler ise de;
Savunma ekinde gönderilen ödeme emirleri kayıtlarının yanlış hesaplara kaydedilmesi nedeniyle ile özü itibariyle mahsuplaşma işlemi yapılmamış olduğu,
Yine, davacı vekillerine damga vergisini 30 gün içerisinde belediye hesabına yatırılmasına ilişkin yazı tebliğ ettikleri belirtilmiş ise de İdare tarafından herhangi bir tahsilat yapılmadığı,
Tespit edilmiştir.
Söz konusu mevzuat hükümleri ve Maliye Bakanlığı Özelgesi birlikte değerlendirildiğinde, Kamu İdaresi aleyhine kesinleşen kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda, mahkeme kararlarına istinaden kişilere yapılan ödemeler üzerinden damga vergisi kesilmemesi konusunda, 6. Dairenin ilişilecek husus bulunmadığı yönünde karar verilmesinin uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
SONUÇ VE TALEP
Hukuki mahiyeti itibariyle kamulaştırma olarak kabul edilmesine imkân bulunmayan kamulaştırmasız el atma işlemine ilişkin düzenlenen kâğıtların damga vergisine tabi tutulması, bu kapsamda resmi daireler tarafından ilgili şahıslara ödeme yapılması halinde, bu ödemelere ilişkin düzenlenen kâğıtlardan da Damga Vergisi alınmaması sonucu kamu zararı oluşmuştur.
Bu nedenle, yukarda yapılan açıklamalara göre ilgili mevzuata aykırı olarak 6. Dairenin 23.11.2023 tarihli karar ve 07 sayılı İlamının 8. maddesi ile kamulaştırmasız el atma karşılığı yapılan ödemelerden damga vergisi alınmaması konusunda ilişilecek husus bulunmadığı yönünde ki kararının, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi gereğince bozularak, dosyanın Dairesine tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Arz ederim.” Denilmektedir.
Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin okunup incelenmesinden sonra;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
7 sayılı İlamının 8’inci maddesi ile; Belediye aleyhine kesinleşen kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda, mahkeme kararlarına istinaden kişilere yapılan ödemeler üzerinden damga vergisi kesilmemesi sonucu kamu zararına neden olunduğu hususu ile ilgili olarak, kamulaştırmasız el atma karşılığı yapılan ödemelerden damga vergisi alınmaması konusunda ilişilecek husus bulunmadığı, kararı verilmiştir.
Esasa İlişkin Mevzuat
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Bu Kanuna ekli (I) sayılı Tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisine tabidir.”
Aynı Kanun’un 3’üncü maddesinde;
“Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir.
Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder.”
Aynı Kanun’un 8’inci maddesinde;
“Bu kanunda yazılı resmi daireden maksat, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köylerdir.
Bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmeler resmi daire sayılmaz.”
Aynı Kanun’un 14’üncü maddesinde:
“Kağıtların Damga Vergisi bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı nispet veya miktarlarda alınır.”
Hükümleri yer almaktadır.
Bu Kanuna ekli (I) sayılı Tablonun “I. Akitlerle İlgili Kağıtlar” başlıklı bölümünün “A. Belli parayı ihtiva eden kâğıtlar” kısmının ilk sırasında mukavelename, taahhütname ve temliknamelerden ‰9,48 (binde 9,48) oranında damga vergisi kesilmesi öngörülmüştür. Aynı tablonun “IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar” başlıklı bölümünün l/(a) bendinde, resmi daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (avans olarak yapılanlar dahil) nedeniyle kişiler tarafından resmi dairelere verilen ve belli parayı ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmi daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kağıtların da ‰9,48 (binde 9,48) oranında damga vergisine tabi olduğu belirtilmiştir.
Mezkûr Kanun’a ekli (2) sayılı Tablonun "I-Resmi işlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün A/9 fıkrasında ise, resmi daireler lehine yapılan istimlaklerde düzenlenen kağıtların damga vergisinden istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, kamulaştırmalar ile ilgili damga vergisi muafiyeti olduğu hususunda Sayıştay Genel Kurulu’nun içtihadı birleştirme kararı da bulunmaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde;
“Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.
…” hükmüne,
Aynı Kanun’un “Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti” başlıklı Geçici 6’ncı maddesinde de;
“(1) Geçici Madde 6 – (Ek: 18/6/2010-5999/1 mad.; Değişik: 24/5/2013-6487/ 21 mad.) Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. İdarenin daveti veya malikin müracaatı üzerine, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının idarenin daveti veya malikin müracaat ettiği tarihteki tahmini değeri; bu Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve bu Kanunun 11 inci ve 12’nci maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edilir. Tespitten sonra, bu Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre teşkil olunan uzlaşma komisyonunca, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihinden itibaren en geç altı ay içinde 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilen bir yazı ile, tahmini değer bildirilmeksizin, talep sahibi uzlaşma görüşmelerine davet edilir.
Uzlaşma; idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması suretiyle veya bunların mümkün olmaması hâlinde nakdi bedel üzerinden yapılabilir. Uzlaşma görüşmeleri, hukuki veya fiili engel bulunmadığı takdirde davete icabet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır ve uzlaşmaya varılıp varılmadığı, malik veya temsilcisi ile komisyon üyeleri tarafından imzalanan bir tutanağa bağlanır. Bu tutanak ile uzlaşma görüşmelerine ilişkin bilgi ve belgeler, açılacak davalarda taraflar aleyhine delil teşkil etmez. Uzlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde uzlaşılan hakkın türünü, tanınma şart ve usullerini, nakdi ödemede bulunulacak ise miktarını ve ödeme şartları ile taşınmazların tesciline veya terkinine dair muvafakati de ihtiva eden bir sözleşme akdedilerek bu sözleşme çerçevesinde işlem yapılır ve uzlaşma konusu taşınmazlar resen tapuya tescil veya terkin edilir.
Uzlaşılan bedel, bütçe imkanları dâhilinde sonraki yıllara sâri olacak şekilde taksitli olarak da ödenebilir. Taksitli ödeme süresince, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir.
İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Dava açılması hâlinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir. Tespit edilen bedel, bu maddenin sekizinci fıkrasına göre idarece ödenir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.
Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.
Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde, ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
Bu maddenin bedele ilişkin hükümleri, vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır. Evvelce açtıkları davalar sonunda tazminat almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerden dolayı davaları reddedilmiş olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, gerek iç hukuka ve gerekse milletlerarası hukuka göre evvelce açtıkları davalar sonunda hak kazanmış oldukları tazminat henüz ödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
Vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamaması hâlinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir. (Mülga üçüncü cümle: 20/8/2016-6745/34 mad.) Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.
Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Konu ile İlgili 4938/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararı
Karar hükmünde özet olarak:
“Resmî daireler lehine yapılan kamulaştırmalar sonucu ortaya çıkan kamulaştırma bedelleri ile açılan tezyidi bedel davaları sonucunda tespit edilen bedellerin ödenmesi sırasında Damga Vergisi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda 1’inci Dairenin 17.2.1999 tarih ve 2210 sayılı ilâmı ile 7’nci Dairenin 8.12.1995 tarih ve 1131 sayılı ilâmı arasında aykırılık bulunduğundan bahisle içtihadın birleştirilmesi istemi.
…
ESAS YÖNÜNDEN İNCELEME
Konu ile ilgili mevzuat incelenerek gereği görüşüldü:
488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1’inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtların Damga Vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
Kanuna ekli (1) sayılı tablonun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" bölümünün 1/h sırasında da, kişiler tarafından belli parayı mutazammın olarak resmî dairelere verilen makbuz ve ibra senetleri ve resmî daireler hesabına ödenen paralar hakkında müteaddit nüsha olarak bankalara verilen makbuz senetlerinin mezkûr dairelere ait nüshalarının binde altı (7.5.1994 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 4.5.1994 tarih ve 3986 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce binde beş) oranında Damga Vergisi kesintisine tabi olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda kamulaştırma bedelleri ile tezyidi bedel davaları sonucunda tespit edilen bedellerin ödenmesi sırasında düzenlenen makbuz niteliğindeki kâğıtlar prensip olarak Damga Vergisine tabi bulunmaktadır.
Ancak aynı Kanunun 9’uncu maddesinde, Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kâğıtların Damga Vergisinden müstesna olduğu ifade edilmiş ve (2) sayılı tablonun "1. Resmi işlerle ilgili kâğıtlar" başlığı altında yer alan “A) Resmî daireler arasında kullanılan kâğıtlar” bölümünün 9’uncu sırasında da, "Resmî daireler lehine yapılan istimlâklerde düzenlenen kâğıtlar" istisnalar arasında gösterilmiştir. Bu nedenle de sözü edilen kâğıtlardan Damga Vergisi kesintisi yapılmaması gerekmektedir.
Her ne kadar söz konusu istisna hükmünün yer aldığı bölümün başlığı "Resmî daireler arasında kullanılan kâğıtlar” şeklinde ise de, aynı bölüm içerisinde gerek resmî dairelerden kişilere, gerekse kişiler tarafından resmî dairelere verilen kâğıtlara da yer verilmiştir. Başka bir deyişle, bu bölümde yer alan istisna hükümleri, bölüm başlığındaki ifadeyle sınırlı tutulmamıştır. Dolayısıyla "Resmî daireler lehine yapılan istimlâklerde düzenlenen kâğıtlar" ifadesinin, sadece resmî daireler arasında kullanılan kâğıtlara inhisar ettirilmemesi ve bu ifadenin, kamulaştırma ile ilgili olarak düzenlenen bütün kâğıtları kapsadığının kabul edilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Esasen, Damga Vergisine tabi kâğıtları gösteren (1) sayılı tabloda kamulaştırmalarda düzenlenen kâğıtlara ilişkin özel bir düzenleme yer almamasına karşı, istisnaları gösteren (2) sayılı tabloda özellikle “istimlâklerde düzenlenen kâğıtlar” denilmiş olduğundan, kamulaştırmalar için bu özel hükmün uygulanması icap etmektedir.
Diğer taraftan, "istimlâklerde düzenlenen kâğıtlar" ifadesinin; kamulaştırma kararı, takdir komisyonu kararı gibi, sadece ödeme safhasından önce düzenlenen kâğıtlar şeklinde anlaşılması da mümkün değildir. Zira ödeme belgeleri kamulaştırma ile ilgilidir ve kamulaştırma işleminin bir parçası niteliğindedir. İstisna hükmünde; karar, senet, makbuz gibi tanımlayıcı bir tabir kullanılmayıp, Damga Vergisinin konusunu teşkil eden ve genel bir anlam taşıyan "kâğıt” ifadesinin kullanılmış olması da bu hususu teyid etmektedir.
Bu durum karşısında resmî daireler lehine yapılan kamulaştırmalara ilişkin kamulaştırma bedelleri ile tezyidi bedel davaları sonucunda tespit edilen bedellerin ödenmesi sırasında düzenlenen belgeler, Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun Resmî işlerle ilgili kâğıtlar" başlığı altındaki "A) Resmî daireler arasında kullanılan kâğıtlar" bölümünün 9’uncu sırasında yer alan “Resmî daireler lehine yapılan istimlâklerde düzenlenen kâğıtlar " şeklindeki istisna hükmünün kapsamında olup, bu kâğıtlardan Damga Vergisi kesintisi yapılmaması gerekmektedir.
SONUÇ
Resmî daireler lehine yapılan kamulaştırmalar sonucu ortaya çıkan kamulaştırma bedelleri ile açılan tezyidi bedel davaları sonucunda tespit edilen bedellerin ödenmesi sırasında Damga Vergisi kesintisi yapılmaması gerektiğine ve içtihadın bu yönde birleştirilmesine 4.11.1999 tarihinde çoğunlukla karar verildi.” İfadeleri yer almaktadır.
Maliye Bakanlığının Konu ile İlgili Görüşü
Bu konuya ilişkin olarak Maliye Bakanlığının “Kamulaştırma ve El Atma İşlemlerine İlişkin Düzenlenen Kağıtlar ile Ödemelerde Damga Vergisi Uygulaması” konusundaki 24.10.2008 tarih ve B.07.0.GİB.0.02.6216226-9-51 sayılı Özelgesi’nde;
“Hukuki mahiyeti itibariyle kamulaştırma olarak kabul edilmesine imkân bulunmayan kamulaştırmasız el atma işlemine ilişkin düzenlenen kağıtların damga vergisine tabi tutulması, bu kapsamda resmi daireler tarafından ilgili şahıslara ödeme yapılması halinde, bu ödemelere ilişkin düzenlenen kağıtlardan da Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun IV/l-a bölümüne göre binde 7,5 (9,48) nispetinde damga vergisi alınması gerektiği…”,
Belirtilmektedir.
Esasa İlişkin Değerlendirme
Kamulaştırma, devlet tüzel kişiliğinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin, kamunun yararını gözeterek, özel mülkiyete ait taşınmaz malları, bedelini ödeyerek mülkiyetine alma (tescil etme) işlemidir. Kamulaştırmanın temel dayanağı, kamu yararının gözetilmesidir. Devlet ve kamu tüzel kişileri, toplumun genel çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla özel mülkiyeti kamulaştırabilir.
Her ne kadar Maliye Bakanlığı Özelgesi’nde, “Hukuki mahiyeti itibariyle kamulaştırma olarak kabul edilmesine imkan bulunmayan kamulaştırmasız el atma işlemine ilişkin düzenlenen kağıtların damga vergisine tabi tutulması, bu kapsamda resmi daireler tarafından ilgili şahıslara ödeme yapılması halinde, bu ödemelere ilişkin düzenlenen kağıtlardan da Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun IV/l-a bölümüne göre binde 7,5 (9,48) nispetinde damga vergisi alınması gerektiği…” belirtilmekte ise de;
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenin Geçici 6’ncı madde hükmüyle, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan ödemelerin de kamulaştırma ödemesi olarak değerlendirilmesine olanak tanımıştır.
Bu itibarla;
Belediye aleyhine sonuçlanan kamulaştırmasız el atma davaları neticesinde, mahkeme kararına istinaden Belediye tarafından kişilere yapılan ödemelerden damga vergisi kesilmemesi ile ilgili olarak, ilişilecek bir husus bulunmadığı, yönündeki Daire İlam hükmüne istinaden Sayıştay Başsavcılığı adına Sayıştay Savcısının yaptığı temyiz başvurusunun REDDİNE ve 6. Dairenin 23.11.2023 tarih ve 7 sayılı İlamının 8’inci maddesi hükmü ile kamulaştırmasız el atma karşılığı yapılan ödemelerden, damga vergisi tahsil edilmemesi konusunda “ilişilecek husus bulunmadığı” yönündeki Daire İlam hükmünün TASDİKİNE, oy birliğiyle,
6085 sayılı Kanunun 57’nci maddesi hükmü gereği, bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştayda karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 02.10.2024 tarih ve 57196 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57