Sayıştay 6. Dairesi 53353 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

53353

Karar Tarihi

10 Temmuz 2024

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2011

  • Daire: 6

  • Dosya No: 53353

  • Tutanak No: 57020

  • Tutanak Tarihi: 10.07.2024

  • Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar

KARAR

Konu: TÜFE Vade Farkının Eksik Tahsil Edilmesi

268 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile; ... Büyükşehir Belediyesi tarafından Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik hükümleri uyarınca ... İnş. Ltd. Şti.-... İnş. Haf. Gıda Tur. San. Tic. Ltd. Şti. Adi Ortaklığına 2007 yılında ihale edilen “.... Etapta Bulunan ... Adet Konut ve ... Adet İşyerinin Satışı İşi” ne ilişkin 2011 yılına ait taksitli geri ödemelerde, sözü edilen Yönetmelik’in “Yeniden değerleme” başlıklı 21’inci maddesi ile şartname ve sözleşme hükümlerine göre peşinatın yatırıldığı 24.05.2007 tarihinden itibaren gerçekleşen TÜFE oranları dikkate alınarak aylık vade farkının hesaplanıp tahsil edilmesi gerekirken uygulamada vade farklarının hiç alınmaması veya eksik alınması sonucu oluşan ... TL kamu zararının Üst Yönetici ... (Belediye Başkanı) ile ... tarih ve ... no.lu Belediye Encümeni Kararında imzası bulunan encümen üyeleri ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve Emlak ve İstimlak Daire Başkanı ...’a müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte ödettirilmesine karar verilmiştir.

Duruşmacılar ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Esas yönünden inceleme

Somut olay:

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik (RG:29.09.2005/25951) ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı Arsa, Sosyal Konut, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Trampası, Ayni Hak Tesisi, Kiralanması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik hükümleri uyarınca ihalesi gerçekleşen “.... Etapta Bulunan ... Adet Konut ve ... Adet İşyerinin Satışı İşi” nin, ihale bedelinin %50’si peşin, kalanı 24 ay eşit taksitle ödenmek üzere vadeli olarak toplam ... TL+KDV bedel karşılığında, ihalesinin alıcı ... İnş. Ltd. Şti.-... İnş. Hafr. Gıda Tur. San. Tic. Ltd. Şti. Adi Ortaklığı’na bırakılmasına ... tarih ve ...sayılı Encümen Kararıyla karar verilmiştir. İhale şartnamesinin 12/b maddesinde ve taraflar arasında imzalanan ... tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmenin 3’üncü maddesine göre ihale bedelinin yarısının peşin ödeneceği, geriye kalan yarısının da ilk ödeme tarihinden itibaren 24 ayda taksitli olarak ödeneceği ve taksit ödemelerine aylık TÜFE vade farkının uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Bunun karşılığında ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devrinin alıcı adına yapılacağı, ödemeler tamamlandığında da ihale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak geçici teminatın iade edileceği kararlaştırılmıştır.

İhale bedelinin yarısı olan ... TL, 24.05.2007 tarihinde peşin olarak yatırılmış karşılığında ... adet bağımsız bölümün tapu devri gerçekleştirilmiş, kalan borç ise aylık (.../24) ... TL üzerinden 24 eşit taksite bölünmüş, ilk taksit tutarı Nisan 2007+Mayıs 2007 TÜFE oranında vade farkı eklenmek suretiyle bulunarak Haziran 2007’de, ikinci taksit tutarı Nisan 2007+Mayıs 2007+Haziran 2007 TÜFE oranında vade farkı eklenmek suretiyle bulunarak Temmuz 2007’de, üçüncü taksit tutarı Nisan 2007+Mayıs 2007+Haziran 2007+Temmuz 2007 TÜFE oranında vade farkı eklenmek suretiyle bulunarak Ağustos 2007’de, dördüncü taksit tutarı Nisan 2007+Mayıs 2007+Haziran 2007+Temmuz 2007+Ağustos 2007 TÜFE oranında vade farkı eklenmek suretiyle bulunarak Eylül 2007’de, beşinci taksit tutarı da Nisan 2007+Mayıs 2007+Haziran 2007+Temmuz 2007+Ağustos 2007+Eylül 2007 TÜFE oranında vade farkı eklenmek suretiyle bulunarak Ekim 2007’de alıcı şirket tarafından zamanında ödenmiştir. İlk beş taksitin vadesinde ödenmesiyle 40 adet bağımsız bölümün bedeli ödenmiş ancak belediye tarafından bu ödemeye ait tapu devirleri, belediye gayrimenkullerine belediyenin başka gerçek ve tüzel kişilere olan borçlarından dolayı konulan haciz, ipotek, ihtiyati tedbir kararları gibi mülkiyet devrini kısıtlayıcı unsurlar dolayısıyla gerçekleştirilememiştir.

Bunun üzerine alıcı ... tarihinde .../.../... sayılı yazısı ile tapu devrini etkileyen sorunlar çözülünceye kadar taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesini talep etmiş, Emlak ve İstimlak Daire Başkanı ... imzalı ... tarih ve ... sayılı “Taksit ödemelerinin ertelenmesi hk.” konulu yazı ile Hukuk Müşavirliğine bu konuda görüş sorulmuş, Hukuk Müşavirliğince hazırlanan (...-1.Hukuk Müşaviri imzalı) ... tarih ve ... sayılı yazı ile de; “İlgi yazıya esas konu, sözleşmenin 25 inci maddesi çerçevesinde değerlendirilecek hususlardan olup takdiri makamlarınıza ait olmak üzere bu hususta işlem tesis etmeye yetkili organlar tarafından gerekli kararların alınabileceği hususu mütalaa edilmektedir.” şeklinde cevap verilmiştir.

Bu defa Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığınca Başkanlık Makamına hitaben ... tarih ve ... sayılı “Taksit ödemelerinin ertelenmesi hk.” konulu yazı yazılmıştır. Bu yazıda aynen;

“İlgi (a)'da kayıtlı yazıda ... Büyükşehir Belediyesi tarafından 23.03.2007 tarihinde ihalesi yapılan ... İlçesi ... bulunan ... adet bağımsız bölümün satılması işinde; ... ... Gayrimenkul Adi Ortaklığı ilgi sözleşme ile idaremize ait ... adet bağımsız bölümü satın aldığını, satın alma bedelinin % 50'sini idaremize peşin ödediğini, geri kalan 24 ay vadeli meblağ 23.05.2007 tarihinden itibaren düzenli olarak ödenmekte olduğunu, Sözleşmede "Ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri İdarece alıcı adına yapılacak olup, ödemeler tamamlandığında ihale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak geçici teminatı iade edilecektir." hükmünün mevcut olduğunu ancak, taksitlerini düzenli olarak ödedikleri halde, satın aldığı taşımazlar üzerinde İdaremize ait borçlardan dolayı haciz ve icra uygulaması olduğu için İdaremize bedelini ödediği taşınmazların tapu devrinin tarafına yapılamadığını, tapular üzerinde haciz işleminin devam etmesi nedeniyle müşterilere satış ve tapu devrinin yapılamadığını, projenin aksamadan devam edebilmesi ve zamanında bitirilmesi, mali sıkıntı nedeniyle kesintiye uğramaması için, İdaremizce tapu devrini etkileyen sorunlar çözülünceye kadar taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesi talep edilmektedir.

İlgi (b) kayıtlı yazıda konu ile ilgili Daire Başkanlığımızca Hukuk Müşavirliği görüşü istenmiş olup,

İlgi (c) kayıtlı Hukuk Müşavirliği'nin konu ile ilgili görüşünde sözleşmenin 25. maddesi çerçevesinde değerlendirilecek hususlardan olup, takdiri makamlarınıza ait olmak üzere bu hususta işlem tesis etmeye yetkili organlar tarafından gerekli kararların alınabileceği hususu mütalaa edilmektedir.

Makamınızca da uygun görülmesi halinde İdaremizce tapu devrini etkileyen sorunlar çözülünceye kadar söz konusu taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesi için karar alınmak üzere yazımız ve eklerinin Encümen'e havalesini arz ederim.” denilmiştir.

Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığının talebini içeren ... tarih ve ... sayılı yazının Belediye Encümenine havalesi ile konu Encümende incelenerek görüşülmüş ve ... gün ve ... sayılı Karar (ilk durdurma kararı) ile de söz konusu talep doğrultusunda, “mevcut sorunlar çözülünceye kadar taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesine” oy birliği ile karar verilmiştir.

Mülkiyet devrini kısıtlayıcı unsurlar Belediye tarafından ortadan kaldırıldıktan sonra söz konusu vadeli satış işine ait taksit ödemelerinin yeniden başlatılması yönünde karar alınmak üzere Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığınca hazırlanan ... tarih ve 2117 sayılı yazı Encümene havale edilmiş, taksit ödemelerinin başlatılması hususu Encümende görüşüldükten sonra ... tarih ve .../... sayılı Encümen Kararı ile, söz konusu vadeli satış işine ait taksit ödemelerinin yeniden başlatılmasına, sözleşme tarihinden itibaren sözleşmenin 3’üncü maddesi gereği TÜFE vade farkının uygulanarak işlem yapılmasına karar verilmiştir.

... .... İdare Mahkemesinin .... İdare Mahkemesinin tarih ve 2009/548 E.2009/1689 K. sayılı Kararı ile imar planı ile parselasyon planının iptal edilmesi üzerine satılan taşınmazlar için tapuya şerh düşülmüş, bunun üzerine alıcı firma tarafından ... tarih ve ... sayılı yazı ile; tapu kayıtlarında engelleyici unsurların halen mevcut olduğundan tapu kayıtları üzerindeki tüm şerhlerin kaldırılması, iptal edilen planın yerine yeni parselasyon planının yaptırılması, mağduriyetlerin giderilmesi için yeni encümen kararı ile taksitlerin durdurulması talep edilmiştir.

Bu talep doğrultusunda Emlak ve İstimlak Daire Başkanı ... tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı “Taksitlerin durdurulması” konulu yazıda özetle “…Makamınızca uygun görüldüğü taktirde; yukarıda izah edildiği şekliyle mülkiyet devrini kısıtlayıcı unsurlar devam etmektedir. Bu nedenle ilgi (c) encümen kararının iptali hususunda karar alınmak üzere yazımız ve eklerinin Encümene havalesi…” denilerek taksitlerin durdurulması konusu Encümene havale edilmiştir.

Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığının söz konusu yazısının Encümende görüşülmesi sonucu alınan ... tarih ve ... sayılı Karar (ikinci durdurma kararı) ile önceki -ödemeleri başlatan- ... tarih ve .../... sayılı Encümen Kararı iptal edilmiştir.

Nihayetinde taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılması sonucu 21.05.2010 tarihinden itibaren herhangi bir Encümen kararı alınmaksızın altıncı taksitten itibaren kalan taksitler alıcı tarafından ödenmeye başlanmıştır.

Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığınca ödemelerin yeniden başladığı 21.05.2010 tarihinden itibaren altıncı, yedinci, sekizinci taksitlerin tahakkuku yapılırken taksit tutarlarına ait vade farkları, Mart 2010 TÜFE oranından başlayarak hesaplanıp ilave edilmiştir. Örneğin 21.05.2010 tarihinde bir arada ödenen altıncı ve yedinci taksit tutarlarına Mart 2010+Nisan 2010 TÜFE oranlarına göre vade farkı eklenmiştir. Haziran 2010’da ödenen sekizinci taksit tutarına da Mart 2010+Nisan 2010+Mayıs 2010 TÜFE oranlarına göre vade farkı eklenmiştir. Yani taksit ödemelerinin yeniden başladığı tarihte gerçekleşen TÜFE oranları esas alınarak vade farkları hesaplanmıştır. 2011 yılında ödenen vade farkları da aynı yöntemle ödeme tarihindeki TÜFE oranlarına göre hesaplanmıştır. Vade farklarının hesabında, taksit ödemelerinin Encümen Kararı ile durdurulduğu 23.11.2007 tarihi ile ödemelerin yeniden başladığı 21.05.2010 tarihi aralığında (2,5 yılda) gerçekleşen TÜFE oranları dikkate alınmamıştır.

Mevzuat:

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 69’uncu maddesi 3’üncü fıkrasına dayanılarak çıkarılan ve 29.09.2005 tarih ve 25951 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan “Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik” in;

“Konut ve işyeri satışı” başlıklı 15’inci maddesinde;

“Sosyal konutlar dışındaki konutlar ile işyerlerinin satışı aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:

a) Bedelin tespiti: Satış bedeli, arsa payları dahil olmak üzere kıymet takdir komisyonunca belirlenecek maliyet bedeline en az %5 ilave yapılmak suretiyle belediye encümeni tarafından tespit edilir.

d) Satış: Konut ve işyerleri açık artırma usulüyle satılır. Konut ve işyerleri, encümen tarafından önceden belirlenen fiyat üzerinden satışa sunulur ve ihale en yüksek teklifi veren istekli üzerinde bırakılır. Satışa sunulan konut ve işyerine alıcı çıkmaması halinde, yeniden ihaleye çıkarılmaksızın belirlenmiş olan fiyat üzerinden satış yapmaya belediye encümeni yetkilidir. Satışa sunulup da satılmayan konut ve işyerlerinin fiyatları, her yıl günün şartlarına göre yeniden belirlenir.

...

f) Ödeme planı: Konut ve işyeri satışlarında alınacak peşinat tutarı, satış bedelinin %50’sinden az olmamak üzere belirlenir. Kalan miktar en çok 2 yıl içerisinde ve belirlenecek plana göre ödenir. Bu şekildeki taksitli satışlar için belediye meclisince belirlenecek vade farkı uygulanır. Borcun zamanında ödenmemesi halinde sözleşme hükümlerine göre hareket edilir. Konut ve işyerlerinin satışında banka kredisi ve diğer finansman araçlarından yararlanılabilir.”

“Belediye meclisinin yetkisi” başlıklı 16’ncı maddesinde;

“Belediye meclisi, dar gelirli tanımına ilişkin miktarı %25’e kadar artırmaya veya düşürmeye; tahsis ve satışlarda alınacak peşinat miktarlarını ve peşin ödemelere uygulanacak indirim oranını, tahsis ve satışlarda uygulanacak taksit süreleri ile vade farkını, yıllık kira artış oranını, satışlarda uygulanacak grup veya meslek indirim oranını belirlemeye; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereğince belirlenen oranı geçmemek üzere gecikme faizini tespit etmeye yetkilidir.”

“Sözleşme düzenlenmesi” başlıklı 19’uncu maddesinde;

“Arsa, konut ve işyeri tahsis ve satışları ile konut kiralanmasında ilgili kişiler veya kooperatif arasında, tahsis veya satış şartları, arsa, konut ve işyerlerinin kullanım şartları, tahsis ve satışın taksitle yapılması halinde taksitlerin ödeme süresi ve vade farkı, zamanında ödenmeyen taksitlere uygulanacak gecikme faizi ile tahsis veya satışın iptal edilmesi ve diğer hükümler bir sözleşme ile düzenlenir.”

“Yeniden değerleme” başlıklı 21’inci maddesinde;

“Arsa ve konutların tahsis, kiralama ve satışlarında peşinat alındıktan sonra kalan borç miktarı her yıl bir önceki yılın tüketici fiyat endeksi ile çarpılarak yeniden değerlemeye tabi tutulur.”

“Yönetmelik” başlıklı 24’üncü maddesinde de;

“Belediyeler, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmelikler ile bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla arsa, konut ve işyeri üretimi, tahsisi, satışı ve kiralanmasına ilişkin diğer hususları belediye meclisi kararı ile çıkaracakları yönetmelikle düzenlerler.” hükümlerine yer verilmiştir.

... Büyükşehir Belediye Başkanlığı Arsa, Sosyal Konut, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Trampası, Ayni Hak Tesisi, Kiralanması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik’in;

18 (f) maddesinde; “taksitli satışlarda peşinat tutarının, satış bedelinin %50’sinden az olmamak üzere belediye meclisince belirleneceği, kalan miktarın da en çok 2 yıl içinde meclisçe belirlenecek vade farkı ile birlikte aylık taksitler halinde ödeneceği, borcun zamanında ödenmemesi halinde taraflarca imzalanan sözleşme hükümlerine göre hareket edileceği”, 24’üncü maddesinde de “…satışın taksitle yapılması halinde taksitlerin ödeme süresi ve vade farkı, zamanında ödenmeyen taksitlere uygulanacak gecikme faizi ile … bir sözleşme ile düzenleneceği,” ifade edilerek Genel Yönetmeliğin ilgili maddelerine aynen yer verilmiştir.

İşe ilişkin ihale şartnamesinin 12/b’inci maddesinde;

“İhalenin toptan taksitli ödeme yapılması halinde alıcı, satış bedelinin %50 sini, şartnamenin 6’ncı maddesinde belirtilen K.D.V., ilan bedeli ve diğer giderleri (Tapu harçları hariç) peşin olarak ödeyecektir. Bakiye kalan satış bedeli ilk ödeme tarihinden itibaren 24 (Yirmi dört) ay içinde 24 eşit taksitle ödenecek olup, ödemelere aylık TÜFE vade farkı uygulanacaktır. Aylık vade farkı toplamı aylık taksitle birlikte tahsil edilecektir. Taksitlerin ödenmesinde bir sonraki ayın taksitinin önceki ayla birlikte ödenmesi halinde erken ödenen takside vade farkı uygulanmayacaktır. Ancak, ödemeler süresi toplam Yirmi dört ayı geçemez ve aylık ödemeler aksatılamaz. Aksatılması halinde, aksatılan miktara ayrıca aylık %10 (Yüzde on) vade farkı uygulanacaktır. Ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri alıcı adına yapılacak olup, ödemeler tamamlandığında ihale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak Geçici Teminatı iade edilecektir. Ödemenin 24 (Yirmi dört) ay içerisinde tamamlanmaması halinde alıcının teminatının tamamı irat kaydedilerek kalan bağımsız bölümlerin satış kararı iptal edilecektir.

Taşınmaz üzerinde ihaleye çıkarıldığı tarihten önce veya ihale süresi içinde tapu devrini etkileyici bir takyidin tapuya şerh edilmesi veya Belediye alacaklıları tarafından haciz konulması halinde sorun Belediye tarafından çözümlenecektir. Bu aşamada ihale bedeli ya da taksitler süresinde ödenecektir. Tapu devrini etkileyecek sorunun çözümlenmesinin imkânsız hale gelmesi durumunda ihale Encümen Kararı ile fesh edilecektir. İhalenin fesh edilmesi ile birlikte alıcı tarafından ödenen ihale bedeli ve tahsil edilen giderler alıcıya faizsiz olarak iade edilecektir. Alıcı, herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamaz. (Yargı Kararları hariç.)”

13’üncü maddesinde;

“Belediye, artırmaya çıkardığı taşınmazın mülkiyet devrinden başka iş bu ihaleden hiçbir şeyden sorumlu değildir. Alıcı taşınmazı ihale şartnamesinin 12. maddesi hükümleri dahilinde takyidatları ile birlikte kabul etmiş sayılacaktır. Satışı yapılan ancak kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilemeyen taşınmazların tapu devirleri kat irtifakının tesisinden sonra yapılacaktır. Bu durumda dahi alıcı satış bedelini süresi içinde ödeyecektir. Tapu devrinin gecikmesi halinde alıcı dava açmayacağını ve satış bedelinin iadesini istemeyeceğini peşinen kabul etmiş sayılır.” denilmiştir.

Taraflar arasında imzalanan ... tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin 3’üncü maddesinde;

“Yüklenici, satış bedelinin % 50'sini, şartnamenin 6 ncı maddesinde belirtilen KDV, ilan bedeli ve diğer giderleri (Tapu harçları hariç) peşin olarak ödeyecektir. Bakiye kalan satış bedeli ilk ödeme tarihinden itibaren 24 (Yirmi dört) ay içinde 24 eşit taksitle ödenecek olup, ödemelere aylık TÜFE vade farkı uygulanacaktır. Aylık vade farkı toplamı aylık taksitle birlikte tahsil edilecektir. Taksitlerin ödenmesinde bir sonraki aynı taksitinin önceki ayla birlikte ödenmesi halinde erken ödenen taksite vade farkı uygulanmayacaktır. Ancak, ödemeler süresi toplam Yirmi dört ayı geçemez ve aylık ödemeler aksatılamaz. Aksatılması halinde, aksatılan miktara ayrıca aylık % 10 {Yüzde on) vade farkı uygulanacaktır. Ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri alıcı adına yapılacak olup, ödemeler tamamlandığında İhale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak Geçici Teminatı iade edilecektir. Ödemenin 24 (Yirmi dört) ay içerisinde tamamlanmaması halinde alıcının teminatının tamamı irat kaydedilerek kalan bağımsız bölümlerin satış kararı iptal edilecektir.

Taşınmaz üzerinde ihaleye çıkarıldığı tarihten önce veya ihale süresi içinde tapu devrini etkileyici bir takyidin tapuya şerh edilmesi veya Belediye alacaklıları tarafından haciz konulması halinde sorun Belediye tarafından çözümlenecektir. Bu aşamada ihale bedeli ya da taksitler süresinde ödenecektir. Tapu devrini etkileyecek sorunun çözümlenmesinin imkânsız hale gelmesi durumunda ihale Encümen Kararı ile fesh edilecektir. İhalenin fesh edilmesi birlikte alıcı tarafından ödenen ihale bedeli ve tahsil edilen giderler alıcıya faizsiz olarak iade edilecektir. Alıcı herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamaz.” hükmüne yer verilmiştir.

Yapılan değerlendirme:

Yönetmelik hükümleri ile satış işine ait şartname ve sözleşme hükümlerinden; ... adet bağımsız bölümün vadeli satış işinde, peşinat alındıktan sonra kalan borç miktarının her yıl bir önceki yılın tüketici fiyat endeksi ile çarpılarak yeniden değerlemeye tabi tutulacağı, bu amaçla peşinat dışındaki taksit ödemelerine aylık TÜFE oranında vade farkının ilave edileceği, alıcının herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamayacağı (yargı kararları hariç) hususlarının açıkça hükme bağlandığı, buna göre söz konusu satış işinde normal şartlarda taksitlerin peşinatın yatırıldığı tarih itibariyle hesaplanacak aylık vade farkları ile birlikte 24 ay içinde ödenip bitirileceği anlaşılmaktadır.

Somut olayda yatırılan peşinatın akabinde ilk beş taksit ödendikten sonra Belediye Encümeninin kalan taksitlerin gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesi hususunda aldığı ... tarihli ilk kararda; taksit ödemelerine ilişkin vade farklarının alınmamasını (durmasını) değil taksit ödemelerinin aksatılmadan zamanında ödenmesini sağlamak amacıyla şartname ve sözleşmeye konulan %10 oranındaki gecikme cezasının uygulanmamasını içeren bir karar alınmıştır.

Bunun dışında TÜFE’ye dayalı vade farkı, taksit dönemi nedeniyle kamu alacağının piyasa değerinin korunması ve kamu zararı oluşmaması nedeniyle getirilmiş taksitlerle birlikte tahsil edilmesi gereken bir alacak türü olup, olayda; taksitlerin TÜFE’ye dayalı vade farkı ile birlikte ödenmesi ve alıcının herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamayacağı hususları şartnamede açıkça belirlenmiş ve sözleşmede de taraflarca karşılıklı olarak karara bağlanmıştır. Dolayısıyla Belediye Encümeninin erteleme (durdurma) kararları; taksitlerin anaparası yanı sıra peşinatın yatırıldığı tarihten itibaren gerçekleşen aylık TÜFE oranlarına göre hesaplanacak vade farkı tahsilatını engellememektedir.

Bu nedenle somut olayda, 2011 yılındaki taksit ödemelerinde, Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik’in “Yeniden değerleme” başlıklı 21’inci maddesi ile şartname ve sözleşmenin yukarıda yer verilen hükümleri uyarınca sözleşme tarihindeki (peşinatın yatırıldığı tarih-24.05.2007) TÜFE oranı baz alınarak aylık vade farkının hesaplanıp tahsil edilmesi gerekirken, taksit ödemelerinin durduğu (23.11.2007 ile 21.05.2010 tarihleri arasında) 2 yılı aşkın sürede gerçekleşen enflasyon oranları görmezden gelinerek yeniden ödemelerin başladığı tarihteki TÜFE oranı baz alınarak hesaplanan vade farklarının tahsil edilmesi veya hiç tahsil edilmemesi sonucu Belediye alacağının enflasyon karşısında erimesine yol açıldığından, 5018 sayılı Kanunun 71/e maddesi uyarınca Ek İlam hükmünde hesaplandığı tutarda kamu zararına sebebiyet verildiği anlaşılmaktadır.

Savunmalarda; “alıcı adi ortaklığın ödediği ilk 5 taksitin taksitler karşılığı bağımsız bölümlerin Belediye borçlarından dolayı tapuya haciz şerhleri konulduğundan devirlerinin gerçekleştirilemediği, ayrıca idari yargı yerlerinde Belediye aleyhine açılan çok sayıda yürütmeyi durdurma davalarının da bu süreçte sonuçlandığı ve ... 3. İdare Mahkemesince ... tarihinde inşaatın yapılmasına esas olan imar plan ve inşaat ruhsatlarının iptal edildiği, İdareden kaynaklanan bu sorunların ileride tazminat olarak İdareye yüklenebilme ihtimalinin yüksek olması karşısında, daha fazla miktarda oluşacak zararın önlenmesi bakımından sözleşmenin 7’nci maddesinin taraflara gerektiğinde sözleşme maddelerinde değişiklik yapması konusunda verdiği yetki ile sözleşme hükümlerinin istisnasının yargı kararları olması hususu birlikte değerlendirilerek, işin bu haliyle devamını sağlamak -feshin önüne geçilmesi- adına ilgili icrai birimin yüklenicinin taksitleri gecikme faizi alınmaksızın erteleme talebini encümene havale ettiği, encümenin ... tarihinde belediyece sorunlar çözülünceye kadar herhangi bir gecikme faizi alınmaksızın taksit ödemelerini ertelediği, çeşitli dava süreçleri sonuçlanıp yeni plan ve ruhsatların alınarak ihtiyati tedbirin kaldırıldığı tarihten sonra (21.05.2010) taksit ödemelerinin yeniden başladığı” belirtilerek, ... tarihli encümen kararının alınmasını gerekli kılan hukuki ve mali şartlardan bahsedilmiş ve taksit ödemelerinin vade farkları ile birlikte durdurulmasının sözleşmeye uygun olduğu ifade edilmişse de;

Belediye satışa konu gayrimenkuller üzerine haciz veya diğer mülkiyeti kısıtlayıcı tedbirlerin konulabileceğini önceden öngörerek bu durumda dahi ihaleyi alan firmanın taksitleri düzenli olarak ödeyeceğini ve aylık TÜFE oranındaki vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesini talep dahi edemeyeceğini işin şartnamesinde belirlemiş ve ilgili firmalar şartnamedeki bu hükümleri görerek, bilerek ihaleye katılıp katılmama, sözleşme yapıp yapmama kararı almışlardır. Şartnamedeki bu hükümler sözleşmeye de aynen alınmış ve taraflarca imzalanarak bağlayıcı hale getirilmiştir. Şartnamede/sözleşmede alıcının vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebince bulunamayacağı açıkça zikredilmekle beraber yargı kararları ise bunun istisnası olarak belirlenmiştir. Sorumlularca taksit ödemelerinin durdurulmasına gerekçe gösterilen mahkeme kararlarının ise ödemeler ile ilgisi bulunmadığından, bu kararlar, alıcının vade farkının ödenmemesi/ertelenmesi talebinde bulunmasına veya İdarenin bu yönde işlem tesis etmesine dayanak olabilecek nitelikte değildir. Ayrıca yukarıda bahsedilen Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik’in “Yeniden değerleme” başlıklı 21’inci maddesinde yer alan; “Arsa ve konutların tahsis, kiralama ve satışlarında peşinat alındıktan sonra kalan borç miktarı her yıl bir önceki yılın tüketici fiyat endeksi ile çarpılarak yeniden değerlemeye tabi tutulur.” şeklindeki hüküm çerçevesinde taksit tutarlarının enflasyon karşısında güncellenmesi mer’i mevzuat gereği olup, sözleşme hükümleri Yönetmelik’e aykırı olamaz.

Sorumluluk yönünden inceleme

Üst Yöneticinin (Belediye Başkanının) Sorumluluğu:

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8’inci maddesinde;

“Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.”

“Üst Yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinde aynen;

“Bakanlıklarda ve diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. (Mülga ikinci cümle: 3/10/2016-KHK-676/69 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/55 md.) (Ek cümle: 2/7/2018-KHK-703/213 md.) Bakanlıklarda en üst yönetici Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” hükmü yer almaktadır.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 karar no.lu Kararının “III-Sorumlular” başlığının 2’nci alt başlığında ise;

“…Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte üst yöneticilerin özel Kanunlardan doğan Sayıştay’a karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur. Dolayısıyla bu aşamada bir genelleme yaparak üst yöneticilerin, işlemlerin hukuka uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olacakları ya da olmayacakları yönünde bir görüş belirtilmesi uygun bulunmamaktadır.” denilmektedir.

Anılan mevzuat hükümleri ve Sayıştay Genel Kurul Kararı dikkate alındığında, üst yönetici olarak Belediye Başkanlarının mali sorumluluğunun olabileceği, bu sorumluluğun Sayıştay yargısında görüşülmesi esnasında karara bağlanacağı açıktır.

5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun “Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 18’inci maddesinde;

“Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır:

a) Belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, beldenin ve belediyenin hak ve menfaatlerini korumak.

c) Büyükşehir belediye meclisi ve encümenine başkanlık etmek, bu organların kararlarını uygulamak.

f) Büyükşehir belediyesinin hak ve menfaatlerini izlemek, alacak ve gelirlerinin tahsilini sağlamak.

g) Yetkili organların kararını almak şartıyla, büyükşehir belediyesi adına sözleşme yapmak, karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bulunmak.

…” denilmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 38’inci maddesinde de aynı hükümlere değinilerek “Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek” görev ve sorumluluğu Belediye Başkanına verilmiştir.

Somut olayda; kamu zararı Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı Kararı sonrasında Belediye alacağının eksik tahsil edilmesinden kaynaklanmaktadır. 5393 sayılı Kanunun “Encümen toplantısı” başlıklı 35’inci maddesinde, encümen gündeminin Belediye Başkanı tarafından hazırlanacağı, Encümen üyelerinin ancak Başkanın uygun görüşü ile gündem maddesi teklif edebileceği, Belediye Başkanı tarafından havale edilmeyen konuların encümende görüşülemeyeceği, açık bir şekilde düzenlenmiştir. 5216 sayılı Kanunun 18’inci maddesinin (c) bendinde de “Büyükşehir Belediye meclisi ve encümenine başkanlık etmek ve bu organların kararlarını uygulamak” Belediye Başkanının görevleri arasında sayılmıştır. Bu düzenlemeler çerçevesinde, Belediye Başkanı, encümen toplantılarına katılmamış ve alınan kararları imzalamamış olsa bile, mevzuata göre karara bağlanması istenen konuların Encümenin gündemine alınmasında, havale edilmesinde ve alınan kararların uygulanmasında Üst Yönetici olarak Belediye Başkanının sorumluluğu bulunduğundan, Encümenin karar alma süreçlerinde ve kararların gereğinin yerine getirilmesinde herhangi bir dahlinin olmadığı söylenemez.

Zira olayda; satış sözleşmesinin feshini ve İdarenin daha büyük zararlara uğramasını önlemek amacıyla sözleşmenin bazı maddeleri askıya alınarak yüklenici ile anlaşma yoluna gidilmiştir. Burada Belediyenin yüksek meblağlı olması hasebiyle özellik arz eden –alışılmışın dışında- bir alacağı söz konusu olduğundan gerek mutabakat süreci gerekse yüklenici talepleri doğrultusunda taksitlerin ertelenmesi, tahsilatın tekrar başlaması ve ödemelerin durduğu ara dönem için ne tür işlemlerin yapılacağı gibi meselelerin Encümende görüşülmesi ve karara bağlanması süreçleri ile bu kararların uygulanması işlemleri doğrudan Belediye Başkanının bilgisi, sevk ve idaresi altında yürütülmüştür.

Dolayısıyla Belediye mevzuatı ile idarenin hak ve menfaatlerini korumak, alacaklarını takip ve tahsil etme yükümlülüğünün bizatihi üst yönetici olarak Belediye Başkanına verilmiş olması durumu karşısında, Belediye Başkanının bu sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmediği, kusurlu karar, işlem ve eylemleriyle alacakların eksik tahakkuk-tahsil edilmesine yol açtığı anlaşıldığından, somut olaydaki kamu zararında üst yönetici Belediye Başkanının uygun illiyet bağı dahilinde mali sorumluluğu bulunmaktadır.

Encümen Üyelerinin Sorumluluğu:

Somut olayda; Haziran 2007-Ekim 2007 (bu tarihler dahil) tarihleri arasında ilk 5 taksit sözleşme hükmüne uygun olarak hesaplanan vade farkları ile birlikte zamanında ödenmiş, ancak uygulamada mülkiyet devrini engelleyici sebepler nedeniyle yüklenici firmanın başvurusu sonrasında Belediye Encümenince alınan ... tarih ve ... sayılı Karar ile taksit ödemeleri herhangi bir gecikme faizi alınmaksızın durdurulmuş, hukuksal problemlerin İdarece çözümlenmesi neticesinde de Encümence alınan ... tarih ve .../... sayılı Karar ile taksit ödemelerinin sözleşme tarihinden itibaren hesaplanacak TÜFE vade farkı ile birlikte tahsili öngörülmüş, ancak bu süreçte hukuki engeller tam olarak ortadan kalkmadığından yüklenici firmanın talebi üzerine yine Encümence alınan ... tarih ve ... sayılı Karar ile bir önceki ... tarih ve .../... sayılı Karar iptal edilerek ödemeler tekrar durdurulmuş ve bu son Karar neticesinde ilk erteleme kararının ortaya çıkardığı hukuki duruma (herhangi bir gecikme faizi alınmaksızın taksit ödemelerinin ertelendiği duruma) geri dönülmüştür.

Daha sonra mülkiyet devrini engelleyen sebepler tamamen ortadan kaldırılmış ve tahsilata yönelik yeni bir Encümen kararı alınmadan 21.05.2010 tarihi itibariyle taksitler düzenli olarak ödenmeye başlanmıştır. 2011 yılında tahsil edilen taksitlere, daha önce de izah edildiği üzere şartname ve sözleşmeye göre peşinatın yatırıldığı tarihten (Mayıs 2007) itibaren gerçekleşen TÜFE oranlarının kümülatif olarak uygulanması gerekirken, erteleme döneminde gerçekleşmiş oranlar dikkate alınmamıştır.

Yukarıda açıklanan sürece bakıldığında, vade farklarının hatalı tahakkuk-tahsil edilmesinin, en son tarihli (... tarih ve ... sayılı Encümen Kararı) encümen kararından sonra ortaya çıkan ve belirsizlik yaratan hukuki durumdan kaynaklandığı görülmektedir. Şöyle ki;

İlk erteleme kararından sonra ödemeleri başlatan ... tarih ve .../... sayılı Karar ile sözleşme hükmüne uygun olarak vade farklarının, peşinatın ödendiği tarihe ait TÜFE oranından başlanarak hesaplanacağı yönünde açık bir belirleme yapılmıştır. Bu Kararın gereği yerine getirilmeden ... tarih ve ... sayılı Encümen Kararı ile ... tarih ve .../... sayılı Karar iptal edilmiş ve ödemeler tekrar ertelenmiştir. Encümenin bu son Kararı ile tahsilat yöntemini sözleşmeye uygun belirleyen önceki Karar iptal edilmiş ise de yeni duruma uygun herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Oysa daha önce “taksitlerin ertelenmesi, taksitlerin tahsiline başlanması” süreçlerinde uygulanacak kararları alan Encümenin, taksitlerin tekrar başlaması sürecinde ortaya çıkacak tereddütleri giderecek şekilde yeni bir karar alması veya son kararında bu hususta belirleme yapması gerekirdi. Zira durumdan haberdar olan Emlak ve İstimlak Daire Başkanı, Mali Hizmetler Daire Başkanı gibi işin yürütücüsü olan birim amirlerinin ... tarih ve ... sayılı iptal kararının alındığı Encümen toplantısına katıldığı dikkate alındığında, söz konusu encümen üyelerinin, erteleme süreci bittiğinde uygulamayı yönlendirecek şekilde yeni bir karar almayarak veya alınan iptal kararını bu yönüyle eksik bırakarak ve iptal kararının sonuçlarını izlemeyerek kusurlu davrandığı anlaşılmaktadır.

Encümen üyeleri savunmalarında, Belediye Encümeninin önüne gelen taleple bağlı olduğu, icrai birim tarafından hazırlanan talep yazısında “vade farklarının hesaplanma yöntemine” ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığı bu nedenle kendilerinin hatalı uygulamadan sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürmüşlerse de, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 34’üncü maddesinin (g) bendinde, “Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak” görev ve yetkisi Encümene verilmiştir. Zaten bu sebepten Belediyenin ... Etapta bulunan ... adet taşınmazın satışına ilişkin gerek ihale süreci gerekse sözleşmenin uygulanması süreci bizzat Encümen Kararlarına bağlı olarak yürütülmüştür. Söz konusu iş’te Belediye Encümeni taksit ödemelerinin bitirildiği ana kadar aktif görev yapmıştır. Encümenin yaşanan hukuki sorunlar ile beraber olayın başından sonuna kadar yaşanan süreç hakkında bilgi sahibi olduğu veya bilgilendirildiği muhakkak olup, ertelemenin ortadan kalktığı andan itibaren sözleşme hükmünü yerine getirecek hukuki durumun da bizzat 5393 sayılı Kanunun 34/g maddesi kapsamında Belediye Encümeni kararı ile yaratılması veya takip edilmesi gerekirdi. Nitekim sözleşmenin yürütümü esnasında ortaya çıkan her aksaklık ve buna bağlı talep ilgili Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığınca kendiliğinden karara bağlanmamış, Hukuk Müşavirliğine, Belediye Başkanlığına ardından Belediye Encümenine konu havale edilerek ilgili birimler konudan haberdar edilmiş ve ortaya çıkan her bir durumda (taksitlerin ertelenmesi, yeniden başlaması, tekrar durdurulması gibi) Encümenin müzakere yaparak yeni bir karar alması istenilmiştir. Olayda ... tarih ve ... sayılı Kararı alan Encümen üyeleri, mezkûr taşınmazın satışına ilişkin sözleşme hükümlerini yürütmekle görevlendirildiği ve bu sürece aktif olarak dahil oldukları halde, görevlerini ihmal ederek uygulamada TÜFE vade farkları ile ilgili hatalı işlemlerin oluşmasına sebebiyet vermişlerdir. Dolayısıyla Encümen üyelerinin toplantıda önüne gelen taleple bağlı olduğu, farklı bir konuyu görüşüp karara bağlayamayacağı şeklinde öne sürdüğü itirazların kabulü mümkün değildir.

Sonuç olarak, somut olayda kamu zararı Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı Kararı sonrası ortaya çıkan hukuki durum nedeniyle oluştuğundan, kamu zararında söz konusu kararı imzalayan encümen üyelerinin uygun illiyet bağı dahilinde mali sorumluluğu bulunmaktadır.

Emlak ve İstimlak Daire Başkanının Sorumluluğu:

Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı, Belediye iç mevzuatında Belediyenin sahibi olduğu taşınmazların satışı ile ilgili iş ve işlemleri yürütmekle görevli ve yetkili kılınmış olup, buna göre söz konusu birim amirliği, sorgu konusu edilen konut satış ihalesinin gerektirdiği alacakların zamanında ve gereği gibi tahakkuk, takip ve tahsil edilmesi işlemlerini yürütmekten sorumludur.

Somut olayda; birtakım hukuki engeller nedeniyle ertelenen, 21.05.2010 tarihi itibariyle düzenli olarak tahsil edilmeye başlanan taksitlerin 2011 yılına ait olanları için Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı tarafından düzenlenerek tahsili için Mali Hizmetler Daire Başkanlığına gönderilen “Ödeme Emri” konulu yazılara bakıldığında, vade farklarında; sözleşme tarihindeki (peşinatın yatırıldığı tarih) TÜFE oranının baz alınmadığı, encümen kararı ile taksitlerin durduğu dönemindeki TÜFE oranları ihmal edilerek yeniden ödemelerin başladığı tarihteki TÜFE oranı baz alınarak hesaplama yapıldığı görülmektedir.

Dolayısıyla taşınmaz satışıyla ilgili sözleşme hükümlerini yürüten icrai birimin başı olması ve sözleşmeye aykırı yapılmış tahakkuk işlemlerinin bizzat tarafınca hazırlanmış olması hasebiyle, ortaya çıkan kamu zararı ile Emlak ve İstimlak Daire Başkanı ...’ın mevzuata aykırı yapılmış işlemleri arasında uygun illiyet bağı bulunduğundan, Emlak ve İstimlak Daire Başkanı ...’ın kamu zararında uygun illiyet bağı dahilinde mali sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla; ... İnş. Ltd. Şti.-... İnş. Hafr. Gıda Tur. San. Tic. Ltd. Şti. Adi Ortaklığı’na 2007 yılında ihale edilen “... Etapta Bulunan ... Adet Konut ve ... Adet İşyerinin Satışı İşi” ile ilgili olarak ... tarih ve ... sayılı Encümen Kararı sonrasında yeniden başlayarak 2011 yılında ödemesi devam eden taksitlere ilişkin vade farklarının ilgili Yönetmelik, şartname ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak eksik hesaplanıp tahsil edilmesi sonucu Ek İlam hükmünde gösterilen tutarda kamu zararına sebebiyet verildiği anlaşıldığından, sorumluların konuyla ilgili tüm itirazları reddedilerek, 268 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile verilen ... TL tutarındaki tazmin hükmünün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesi uyarınca TASDİKİNE,

(…. Daire Başkanı ..., …. Daire Başkanı ..., Üye ..., Üye ..., Üye ... ve Üye ...’in karşı oy gerekçesi karşısında) oy çokluğuyla,

6085 sayılı Kanunun 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 10.07.2024 tarih ve 57020 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı Oy Gerekçesi

…. Daire Başkanı ...:

268 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle; ... Büyükşehir Belediyesi tarafından Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik hükümleri uyarınca ... İnş. Ltd. Şti.-... İnş. Haf. Gıda Tur. San. Tic. Ltd. Şti. Adi Ortaklığına 2007 yılında ihale edilen “.... Etapta Bulunan ... Adet Konut ve ... Adet İşyerinin Satışı İşi” nde 2011 yılına ait taksitli geri ödemelerde peşinatın ödenme tarihinden itibaren TÜFE oranlarının kümülatif hesaplanarak aylık vade farkı alınması gerekirken, uygulamada vade farkının hiç alınmaması veya eksik alınması sonucunda oluşan ... TL kamu zararının Üst Yönetici ... (Belediye Başkanı) ile ... tarih ve ... no.lu Belediye Encümeni Kararında imzası bulunan encümen üyeleri ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve Emlak ve İstimlak Daire Başkanı ...’tan müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmiştir.

... 3. Etabı; ... Büyükşehir Belediyesinin, 14.1.2005 gün ve 218 sayılı Kararı ile kentsel dönüşüm alanı olarak uygulamaya konulmuş, Büyükşehir Belediyesi adına tescil edilen taşınmazlar üzerinde, kat karşılığı inşaat yaptırılmak için ihaleye (1. İhale) çıkılmıştır. Bu ihaleyi, ... Ltd. Şti.- ... Holding A.Ş. Ortaklığı ... İnşaat-... Holding (daha sonra ... İnşaat) kazanmış, ihale %56,56 Belediye payı ve %43,44 yüklenici payı şeklinde gerçekleşmiş ve taraflar arasında, ... tarihinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalanmıştır.

Belediye; 1. ihaleden payına düşen ... adet daire ve ... adet işyerinin satışı için ... tarihinde yeni bir ihale (2. ihale) açmış ve bu ihaleyi de ... TL+KDV bedelle, ilk ihaleyi alan Ortaklık kazanmış ve taraflar arasında ... tarihinde, Gayri Menkul Satış Vaadi Sözleşmesi imzalanmıştır.

Yüklenici, ... tarihinde, ihale bedelinin yarısı olan ... TL peşinatı ödemiş, belediye, peşin ödeme miktarına tekabül eden dairelerin ferağını yükleniciye vermiş, yüklenici müteakip ayların taksitlerini düzenli olarak ödemeye devam etmiş ve 5 taksit daha ödemiştir. Bu aşamada, kat karşılığı inşaat alanı ve belediyenin borçları ile ilgili olarak belediye aleyhine çok sayıda davalar açılmış ve belediye hissesine düşen daireler üzerine belediyenin borçlarından dolayı hacizler konmuştur. Örneğin; ... 3. İdare Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas Numaralı Kararı ile ilk ihaleye konu taşınmaza ait 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve bu planda yapılan değişiklikler ile inşaat ruhsatının yürütülmesinin durdurulmasına, ... tarih ve Esas No:..., Karar No:... sayılı Kararı ile inşaat ruhsatının iptaline karar verilmiş ve bu sebeple yüklenici ... tarihinde verdiği dilekçeyle belediyeden; “tapu devrini etkileyen sorunlar çözülünceye kadar, taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesini talep etmiş”, yüklenicinin bu talebi Belediye Encümeninde görüşülmüş ve ... tarih ve Kayıt No:..., Karar No:... Karar ile “tapu devrini etkileyen sorunlar çözülünceye kadar kalan taksit ödemelerinin her hangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesine” karar verilmiş, raporda bu kararın sözleşmeye aykırılığı gerekçe gösterilerek, taksitlerin ertelenmesi sebebiyle ertelenen dönemde alınmayan TÜFE vade farkları, kamu zararı olarak değerlendirilmiştir.

İşe ilişkin İhale Şartnamesinin 12/b maddesinde;

“İhalenin toptan taksitli ödeme yapılması halinde alıcı, satış bedelinin %50 sini, şartnamenin 6’ncı maddesinde belirtilen KDV, ilan bedeli ve diğer giderleri (Tapu harçları hariç) peşin olarak ödeyecektir. Bakiye kalan satış bedeli ilk ödeme tarihinden itibaren 24 (Yirmi dört) ay içinde 24 eşit taksitle ödenecek olup, ödemelere aylık TÜFE vade farkı uygulanacaktır. Aylık vade farkı toplamı aylık taksitle birlikte tahsil edilecektir. Taksitlerin ödenmesinde bir sonraki ayın taksitinin önceki ayla birlikte ödenmesi halinde erken ödenen takside vade farkı uygulanmayacaktır. Ancak, ödemeler süresi toplam yirmi dört ayı geçemez ve aylık ödemeler aksatılamaz. Aksatılması halinde, aksatılan miktara ayrıca aylık %10 (Yüzde on) vade farkı uygulanacaktır. Ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri alıcı adına yapılacak olup, ödemeler tamamlandığında ihale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak Geçici Teminatı iade edilecektir. Ödemenin 24 (Yirmi dört) ay içerisinde tamamlanmaması halinde alıcının teminatının tamamı irat kaydedilerek kalan bağımsız bölümlerin satış kararı iptal edilecektir.

Taşınmaz üzerinde İhaleye çıkarıldığı tarihten önce veya ihale süresi içinde tapu devrini etkileyici bir takyidin tapuya şerh edilmesi veya Belediye alacaklıları tarafından haciz konulması halinde sorun Belediye tarafından çözümlenecektir. Bu aşamada ihale bedeli ya da taksitler süresinde ödenecektir. Tapu devrini etkileyecek sorunun çözümlenmesinin imkânsız hale gelmesi durumunda ihale Encümen Kararı ile feshedilecektir. İhalenin feshedilmesi ile birlikte alıcı tarafından ödenen ihale bedeli ve tahsil edilen giderler alıcıya faizsiz olarak iade edilecektir. Alıcı, herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamaz. (Yargı Kararları hariç.)”

13’üncü maddesinde;

“Belediye, artırmaya çıkardığı taşınmazın mülkiyet devrinden başka iş bu ihaleden hiçbir şeyden sorumlu değildir. Alıcı taşınmazı ihale şartnamesinin 12. maddesi hükümleri dâhilinde takyidatları ile birlikte kabul etmiş sayılacaktır. Satışı yapılan ancak kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilemeyen taşınmazların tapu devirleri kat irtifakının tesisinden sonra yapılacaktır. Bu durumda dahi alıcı satış bedelini süresi içinde ödeyecektir. Tapu devrinin gecikmesi halinde alıcı dava açmayacağını ve satış bedelinin iadesini istemeyeceğini peşinen kabul etmiş sayılır.” denilmiştir.

Taraflar arasında imzalanan ... tarihli Sözleşmenin:

3’üncü maddesinde ise;

“Yüklenici, satış bedelinin %50'sini, şartnamenin 6’ncı maddesinde belirtilen KDV, ilan bedeli ve diğer giderleri (Tapu harçları hariç) peşin olarak ödeyecektir. Bakiye kalan satış bedeli ilk ödeme tarihinden itibaren 24 (Yirmi dört) ay içinde 24 eşit taksitle ödenecek olup, ödemelere aylık TÜFE vade farkı uygulanacaktır. Aylık vade farkı toplamı aylık taksitle birlikte tahsil edilecektir. Taksitlerin ödenmesinde bir sonraki aynı taksitinin önceki ayla birlikte ödenmesi halinde erken ödenen taksite vade farkı uygulanmayacaktır. Ancak, ödemeler süresi toplam Yirmi dört ayı geçemez ve aylık ödemeler aksatılamaz. Aksatılması halinde, aksatılan miktara ayrıca aylık %10 (yüzde on) vade farkı uygulanacaktır. Ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri alıcı adına yapılacak olup, ödemeler tamamlandığında İhale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak Geçici Teminatı iade edilecektir. Ödemenin 24 (Yirmi dört) ay içerisinde tamamlanmaması halinde alıcının teminatının tamamı İrat kaydedilerek kalan bağımsız bölümlerin satış kararı iptal edilecektir.

Taşınmaz üzerinde ihaleye çıkarıldığı tarihten önce veya ihale süresi içinde tapu devrini etkileyici bir takyidin tapuya şerh edilmesi veya Belediye alacaklıları tarafından haciz konulması halinde sorun Belediye tarafından çözümlenecektir. Bu aşamada ihale bedeli ya da taksitler süresinde ödenecektir. Tapu devrini etkileyecek sorunun çözümlenmesinin imkânsız hale gelmesi durumunda ihale Encümen Kararıyla feshedilecektir. İhalenin feshedilmesiyle birlikte alıcı tarafından ödenen ihale bedeli ve tahsil edilen giderler alıcıya faizsiz olarak iade edilecektir. Alıcı herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamaz. “Denilerek sözleşmede, “Yargı Kararları hariç” ifadesi dışında, şartname hükmü aynen tekrar edilmiştir.

Bu düzenlemelere göre, yukarıya aynen alınan Sözleşmenin 3. maddesinin son paragrafı ile ihale şartnamesinin son paragrafı arasında çelişki bulunmaktadır. Sözleşmenin 5. maddesinde ihale şartnamesi, bu sözleşmenin eklerinden sayılmıştır. Bu işin ihalesi, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na göre yapıldığından, ihale şartnamesinin sözleşmeye nazaran önceliği bulunmaktadır. Dolayısıyla vade farkı alınmaksızın taksitlerin ertelenmesi sorununun, ihale şartnamesine göre çözümlenmesi gerekmektedir.

İhale şartnamesinin 12/b son paragrafı, Mahkeme kararları hariç alıcı, herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamaz” şeklindedir. Bu düzenleme, idarenin/belediyenin mahkeme kararları nedeniyle sözleşmede öngörülen borçlarını (bedeli ödenen bağımsız bölümlerin tapu ferağını) yerine getiremediği durumlarda, yükleniciye taksit ertelemesi ve vade farkının ödenmemesini isteyebilme hakkı vermektedir. İlama konu işlemde yüklenici, sözleşmeden kaynaklanan bu hakkını kullanmış ve 11.12.2007 tarihli dilekçesiyle; “tapu devrini etkileyen sorunlar çözülünceye kadar taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesini” talep etmiş, Belediye Encümeni de sözleşme ve eklerine uygun olarak, gecikme faizi (tüfe vade farkı) uygulanmadan yüklenicinin taksitlerinin ertelenmesine karar vermiştir. Dolayısıyla yapılan işlemde ihale şartnamesine/işin sözleşmesine aykırılık bulunmamaktadır.

Ayrıca, Sözleşmenin “Sözleşme Değişikliği” başlıklı 7. maddesinde;

Bu sözleşmenin herhangi bir maddesinde değişiklik yapılmak istendiği veya madde iptal edilmek istendiği takdirde, tarafların karşılıklı mutabakatı ile sözleşmede yazılı olarak değişiklik yapılabileceği, düzenlenmiştir.

Yukarıda yer verilen mahkeme kararları ile ilk ihaleye konu işe ait nazım imar planı, uygulama imar planı ve inşaat ruhsatı iptali edilmiştir. Bu iptal işlemi, yalnızca 1. ihaleyi etkilemekle kalmamış, her iki sözleşmenin tarafları aynı olduğundan, bu ihale kapsamında yapılan dairelerin satışını konu edinen ikinci ihaleyi de etkilemiştir. Ayrıca, belediyenin borçları sebebiyle, alacaklılar tarafından kentsel dönüşüm alanındaki belediye hissesine düşen daireler üzerine hacizler konulmuştur. İdarenin böyle bir hukuki durum karşısında, yüklenici tarafından, belediyenin kusuruyla yükümlülüklerini yerine getirememesi sebebiyle sözleşmenin feshedilmesi şeklindeki hukuki belirsizliğin giderilmesi maksadı, (aleyhine açılacak tazminat davaları neticesi hangi bedelleri ödeyeceği belli olmadığı gibi zaten diğer borçları sebebiyle malları haczedilen idarenin bir de yüklenicinin bu ihale için ödediği bedelin iadesi ile karşı karşıya kalacak olması gibi) ve sözleşmenin kurulduğu andaki şartların da değişmesi nedeniyle, sözleşmeden beklenen sonuçları elde edebilmek için, sözleşmenin verdiği yetkiye istinaden, sözleşmenin her iki tarafa yüklediği borçları geçici süreli olarak askıya almak şeklinde sözleşme değişikliği yapması, işin sözleşmesine uygundur ve bu değişiklik diğer durumlara göre sonucu daha belirli olduğundan, belediyenin aleyhine de değildir.

Ayrıca, muhik sebeplerle ertelenen/sözleşme değişikliği sebebiyle alınmayan tüfe vade farkları raporda, belediyenin tahsil edilmemiş karşılıksız (sanki bir vergi alacağı olarak) bir alacağı gibi değerlendirilmiştir. Oysa Gayrimenkul Satış Vadi Sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Yüklenici tarafından ödenen taksitlerin bir karşılığı vardır. Bu karşılık, belediyenin borcu olarak sözleşmenin 4. maddesinde, “sözleşme bedel listesi esas alınarak, yapılan ödemelere denk gelen miktarlar karşılığı bağımsız bölümlerin, tapuda ferağını, yüklenici adına veya göstereceği 3. kişilere vermek zorundadır.” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla, yukarıdaki gerekçeler kabul edilmediğinde dahi tazmin hükmü, kamu zararının unsurların biri olan zarar unsuru açısından sorunludur. Çünkü belediyenin sözleşmeden doğan mükellefiyetini yerine getirmeksizin, yükleniciden taksit ödemelerine devam etmesini talep etmesi durumunda yüklenicinin de Borçlar Kanunu’na göre sözleşmeyi feshetme ve bu sözleşme gereği ödediği ihale bedelini veya borcun ifa edilmemesinden kaynaklanan müspet zararını belediyeden isteme hakkı vardır. İdarenin böyle bir durumla karşılaşması halinde, ödemek zorunda kalacağı bedel ile vade farkı (tüfe) alınmaması neticesi meydana geldiği iddia edilen gelir azalışı karşılaştırılarak, taksit ertelemesinin belediye açısından bir zarar doğurup doğurmadığının da ortaya konulması gerekirdi.

Ayrıca, yüklenici tarafından bedeli ödendiği halde, belediyenin mahkeme kararları sebebiyle tapuda ferağını veremediği dairelerin, yüklenici tarafından üçüncü kişilere satılamaması durumu, kat karşılığı inşaat (1. ihale) işinin de aksamasına sebep olacaktır. Her ne kadar 1. ihale sonucu imzalanan sözleşme, ayrı bir sözleşme gibi görünse de (her iki ihalenin/sözleşmenin tarafları aynı ve aralarında sebep sonuç ilişkisi bulunmaktadır.) bu sözleşmelerin birindeki aksama, diğerini de doğrudan etkilediğinden/etkileyeceğinden, bu işin süresinin uzamasına sebep olacaktır. Böyle bir durumda belediye, kentsel dönüşüm alanı içerisinde arsası bulunan hak sahiplerine daha fazla kira ödemesi yapacak ve dairelerinin zamanında teslim edilmemesi sebebiyle bu kişiler tarafından belediye aleyhine açılacak davalar neticesi, tazminat ödemek zorunda kalacaktır. Raporda, belediyenin ödemek zorunda olduğu/olacağı bu gibi yükümlülükler de zarar unsuru açısından değerlendirilmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Ek rapora konu olan işlemde, ihale şartnamesi ve işin sözleşmesine aykırılık bulunmadığından, tarafların, sözleşmenin kurulduğu andaki şartların değişmesi karşısında, sözleşmeden beklenen sonuçları elde edebilmek için, sözleşmenin feshedilmesi durumunda karşılaşacakları belirsizlikleri de bertaraf etmek amacıyla sözleşmenin verdiği yetkiye istinaden, sözleşmenin her iki tarafa yüklediği borçları geçici süreli olarak askıya almak şeklinde yaptıkları sözleşme değişikliği, bu işin sözleşmesine uygun ve bu sözleşme değişikliği de belediyenin aleyhine olmadığından, ertelenen taksitler sebebiyle alınmayan tüfe vade farkının, yukarıda açıklandığı üzere kesin/gerçekleşmiş bir zarar olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

…. Daire Başkanı ...:

Konunun esası açısından çoğunluk görüşüne katılarak kamu zararının mevcut olduğu değerlendirilmekle birlikte; aşağıdaki gerekçelerle sorumluluk hükmüne katılmıyorum.

  1. Belediye Encümen Üyelerinin Sorumluluğu açısından:

Satılmış olan gayrimenkulün taksitlerinin ertelenmesi ile ertelemeye neden sebeplerin ortadan kalkması üzerine tahsilata başlanılması konusu incelendiğinde;

-.../... sayılı encümen kararı ile; “söz konusu sorunlar çözülünceye kadar taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme cezası uygulanmaksızın ertelenmesine”

-... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile “taksit ödemelerinin yeniden başlatılmasına, sözleşme tarihinden itibaren sözleşmenin 3. maddesi gereği TÛFE vade farkının uygulanarak işlem yapılmasına, vadesi gelen taksitlerin ödenmemesi halinde %10 faizin uygulanmasına”

-... tarih ve ... sayılı encümenin gündemine ise konunun; “… yukarıda izah edildiği şekliyle, mülkiyet devrini kısıtlayıcı unsurlar devam etmektedir. Bu nedenle ilgi (c) Encümen kararının iptali hususunda karar alınmak üzere yazımız ve eklerinin Encümene havalesini …” şeklinde getirildiği, Belediye Encümenince, “… teklifte belirtilen nedenlerden dolayı, “... tarih ve .../... sayılı Encümen Kararının iptaline...” şeklinde karar alındığı anlaşılmaktadır.

Gerek Daire Kararında gerekse Temyiz Kurulumuzun kararında, Encümenin sorumluluğunun gerekçesi;

Söz konusu işte Belediye Encümeni taksit ödemelerinin bitirildiği ana kadar aktif görev yaptığı, ertelemenin ortadan kalktığı andan itibaren sözleşme hükmünü yerine getirecek hukuki durumun da bizzat 5393 sayılı Kanunun 34/g maddesi kapsamında Belediye Encümeni kararı ile yaratılması veya takip edilmesi gerektiği belirtilerek,

Encümenin yaşanan hukuki sorunlar ile beraber olayın başından sonuna kadar yaşanan süreç hakkında bilgi sahibi olduğu veya bilgilendirildiği, Encümenin taksitlerin başlatılmasına ilişkin ... tarih ve .../... sayılı Kararı ile taksitlerin tahsilatında TÜFE oranının uygulanmasına karar verilmiş iken bu kararın, ... tarih ve ... sayılı Encümen kararı ile iptal edildiği, yeni duruma uygun herhangi bir belirleme yapılmadığı, taksitlerin tekrar başlaması sürecinde ortaya çıkacak tereddütleri giderecek şekilde yeni bir karar alması veya son kararında bu hususta belirleme yapması gerektiği belirtilerek tahakkuk-tahsil işleminin, bu iptal işlemi sonrasında ortaya çıkan ve belirsizlik yaratan hukuki durumdan kaynaklandığı, Belediye Encümeninin, 5393 sayılı Kanunun 34/g maddesi ile kendisine verilen görevi yerine getirmediği bu surette kamu zararı ile illiyet bağı kurulduğu iddia edilmektedir.

Bilindiği üzere 5393 sayılı Kanunun 35’inci maddesine göre; “Encümen gündemi belediye başkanı tarafından hazırlanır. Encümen üyeleri, başkanının uygun görüşü ile gündem maddesi teklif edebilir. Belediye başkanı tarafından havale edilmeyen konular encümende görüşülemez.”

Kanunun bu hükmü dikkate alındığında, Encümenin veya herhangi bir üyesinin, kendi görev alanına girse dahi bir konuyu araştırıp, takip edip Encümenin gündemine getirme şansına sahip olmadığı gibi mevzuatta Encümen üyelerine böyle bir görev ve sorumlulukta yüklememiştir. Encümen üyeleri gündeme alınan konuları inceleyip karara bağlamakla yükümlüdür. Verdikleri kararların hukuka uygunluğundan, kararların kurumun hak ve menfaatlerine uygun olup olmamasından dolayı sorumludurlar.

Belediye Encümeninin aldığı kararlarda yer alan erteleme veya iptal gerekçeleri konusunda herhangi bir itirazda veya değerlendirmede bulunulmadığına göre, kararlardaki erteleme veya iptal kararlarının gerekçelerinin doğruluğu veya hukuka uygunluğu konusunda tereddüt bulunmadığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla Encümen üyelerinin aldıkları kararlardan dolayı bir suç atfetmediğimize, diğer taraftan gündemine gelip de işlem yapmadıkları bir konuda bulunmadığına göre, “takip edip karar almaları gerekirdi demek“ zorlama bir değerlendirmedir.

Diğer taraftan, Encümenin görev ve yetkilerinin belirtildiği 5393 sayılı Kanunun 34’üncü maddesinin (g) bendinde, “Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak” encümenin görevleri arasında sayılmıştır. Encümen bu görevini 2007 yılında yapılan ihale ile yargılama konusu gayrimenkulleri satmak suretiyle yerine getirmiştir. Mevzuatımızda, Belediye Encümen üyelerine, yaptığı ihalelerin sonuçlarını izleme veya takip ya da sattığı malların bedellerini takip ve tahsil görevi verilmemiştir.

İlgili birimin, taşınmazların devrinin önündeki engeller kalktıktan sonra konuyu Encümenin gündemine getirmiş ve TÜFE uygulanmak suretiyle tahsilata başlanması yönünde karar alınmışken çeşitli hukuki sebeplerle bu kararın iptali yine aynı birim tarafından istenmiştir. İptal kararındaki gerekçeler ortadan kalkıp taksitler tahsil edilebilir aşamaya geldikten sonra konunun önceki uygulamada olduğu gibi tekrar encümenin gündemine getirip tahsilata başlanılması ve TÜFE ile gecikme cezası konusunda yeni bir Encümen kararı almak yerine kendi irade ve inisiyatiflerini kullanmak suretiyle (23.11.2007-21.05.2010) dönemine ilişkin TÜFE uygulanmaksızın tahsilatlara başlandığı anlaşılmaktadır. Sorumlu Emlak ve İstimlak Daire Başkanı ... duruşma sırasında sorulan soru üzerine; TÜFE’nin uygulanması yönündeki Encümen kararının iptal edildiğini dolayısıyla hükümsüz olduğunu, bu durumda ertelemeye esas ilk Encümen kararının esas alınması gerektiğini, söz konusu kararda da TÜFE’nin uygulanacağı yönünde bir hüküm bulunmadığını, mevcut uygulamayı bu çerçevede yaptıklarını beyan etmiştir. Bu beyandan da anlaşılacağı üzere; taksitlerin tahsilat aşamasında, konu bilinçli bir şekilde Encümenin gündemine getirilmeyerek encümenin, konunun dışında bırakıldığı, Encümenin TÜFE konusundaki iradesi açıkça ortada iken bunu esas almaksızın zorlama yorumlarla TÜFE’nin uygulanmaksızın taksitlerin tahsil edildiği görülmektedir. İşlemi tesis eden Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığının TÜFE’nin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda, konuyu Encümene getirilmesi için işlem başlatmadığı gibi bu konuda ne hukuk müşavirliğinden ne de başka bir birim veya makamdan görüş almaksızın işlem yapmak suretiyle; taksitlerin ertelenmeye başlandığı 23.11.2007 tarihi ile tekrar tahsilata başlanıldığı 21.05.2010 tarihi arasında gerçekleşen TÜFE’nin, taksitlere yansıtılmaksızın hesaplaması işleminin mevcut bilgi ve belgelerden birimin kendi yorum ve tercihi çerçevesinde tesis edilmiş bir işlem olduğu, bu nedenle de oluşan kamu zararından Emlak ve İstimlak Daire Başkanı ...’ın sorumlu olduğu, mevcut Encümen üyelerinin taksitlerin ertelendiği döneme ilişkin “TÜFE” uygulanması gerektiği konusundaki görüşünü ... tarih ve .../... sayılı kararında açık bir biçimde ortaya koyduğu, sonrasında konu Encümene getirilmeksizin işlem tesis ettiği anlaşıldığından Encümen üyelerinin bu açıdan sorumluluğa dahil edilmesinin mümkün olamayacağı,

Diğer taraftan, 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde “Kamu Zararı”; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlandığı dikkate alındığında, Belediye Encümen Üyelerinin, oluşan kamu zararına hangi karar, eylem ve işlemleri sonucunda sebep olduklarının veya mevzuatla verilen hangi görevlerini ihmal ettiklerini açıkça ortaya konulmaksızın, somut hiçbir bilgi ve belgeye ve hukuki temele dayanmaksızın, tamamen sübjektif değerlendirmelerle sorumluluğa dahil edildikleri anlaşılmaktadır.

Belirtilen nedenlerle daire kararının yukarıda belirtildiği gibi encümen üyelerinin sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle bozulması gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

  1. Belediye Başkanının Sorumluluğu açısından:

-Daire kararında, Üst Yöneticinin (Belediye Başkanı) sorumluluğunun Belediye Kanunun 38’inci maddesinde yer alan Belediye başkanının görev ve yetkileri arasında yer alan “Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek.” hükmüne dayandırdıkları anlaşılmaktadır.

Düzenleme ile Belediye Başkanına, Belediye gelirlerinin takip ve tahsil görevi verildiği, oysaki olayımızda takip ve tahsilatın konu edilmediği, taksitlerin hesaplanmasında TÜFE uygulanıp uygulanmayacağı yani tahakkuk aşaması ile ilgili olduğu, bu sebeple Üst Yöneticinin (Belediye Başkanı) sorumluluğuna hükmedilme imkanının bulunmadığı gerekçesiyle daire kararının bozulması gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye ...:

İşin sözleşmesine göre satış bedelinin %50’si peşin olarak yatırılacak ve kalan %50’si de ilk ödeme tarihinden itibaren 24 ay içinde eşit taksitler halinde ödenecektir. Aylık ödemelere TÜFE vade farkı uygulanacak ve ödemelerin süresi 24 ayı geçemeyecektir. Ancak buna rağmen temyize esas Ek İlamda vade farkları 24 aydan fazla bir süre (2007-2011) üzerinden hesaplanmış olup, 24 ayı geçecek şekilde yapılan bu hesaplama şekli sözleşmeye aykırılık teşkil etmektedir. Çünkü sözleşmede ödemelerin süresinin 24 ayı geçemeyeceği açıkça ifade edildiğine göre, vade farkının da tıpkı taksitler gibi 24 aylık süreyi geçmeyecek şekilde hesaplanması icap eder. Buna göre, tapu devirlerini engelleyici sebepler nedeniyle ödemelerin durduğu 23.11.2007-21.05.2010 tarihi arasında vade farklarının da durduğu kabul edilmelidir. Aksi taktirde bu dönemde vade farklarının kendi kendine işlediği gibi bir yaklaşım söz konusu olur, bu da sözleşmeye aykırı olacak şekilde 24 ayı aşan süre için de vade farkı hesaplanması sonucunu doğurur.

Olaydaki hatalı işlem, sözleşme tarihindeki TÜFE oranından ziyade, ilk 5 taksitte geçerli TÜFE oranı ile hesaplamalara devam edilmemesidir. Aslında yapılması gereken, 2007 yılında ilk 5 taksite uygulanmış toplam TÜFE oranına, ödemelerin yeniden başladığı 21.05.2010 tarihinden itibaren geçerli aylık TÜFE oranlarının kümülatif olarak ilave edilmesi suretiyle vade farklarının bulunmasıdır. Böylece sözleşme hükümlerine uygun olarak hem vade farkı kaldığı yerden devam etmiş hem de vade farkları da taksitler gibi 24 ayı geçmeyecek şekilde hesaplanmış olacaktır.

Bu itibarla, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda 2011 yılına ilişkin vade farklarının, 2007 yılında en son uygulanan TÜFE oranına 21.05.2010’dan sonraki fiili ödeme tarihlerinde geçerli TÜFE oranları kümülatif eklenerek bulunması gerektiğinden, bu şekilde yapılacak hesaplama ile kamu zararının yeniden tespit edilmesini teminen tazmin hükmünün bozulması uygun olur.

Üye ..., Üye ...:

Konunun esası yönünden çoğunluk görüşüne katılarak vade farkının eksik tahsil edilmesiyle kamu zararına yol açıldığı değerlendirilmekle birlikte sorumluluk kararına katılmıyorum.

Temyize esas hükümde; ... tarih ve ... sayılı Encümen Kararını alan encümen üyeleri kamu zararından sorumlu tutulmuştur. Ek İlamdaki; “Encümenin taksitlerin bitirildiği ana kadar aktif görev yaptığı, Encümenin süreç hakkında bilgi sahibi olduğu veya bilgilendirildiği, taksit ödemeleri ile ilgili hukuki durumun Encümen kararı ile yaratılması veya takip edilmesi gerektiği, somut olayda Encümen üyelerinin sözleşme hükümlerinin yürütmekle görevlendirildiği, bu sürece aktif olarak katıldıkları…” gibi sübjektif değerlendirmelerle sorumluluk gerekçesinin oluşturulduğu görülmektedir.

Oysa 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Encümenin görev ve yetkileri” başlıklı 34’üncü maddesinde Belediye encümeninin görev ve yetkileri;

“a) Stratejik plân ve yıllık çalışma programı ile bütçe ve kesin hesabı inceleyip belediye meclisine görüş bildirmek.

b) Yıllık çalışma programına alınan işlerle ilgili kamulaştırma kararlarını almak ve uygulamak.

c) Öngörülmeyen giderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek.

d) Bütçede fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyleri arasında aktarma yapmak.

e) Kanunlarda öngörülen cezaları vermek.

f) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarının anlaşma ile tasfiyesine karar vermek.

g) Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak; süresi üç yılı geçmemek üzere kiralanmasına karar vermek.

h) Umuma açık yerlerin açılış ve kapanış saatlerini belirlemek.

i) Diğer kanunlarda belediye encümenine verilen görevleri yerine getirmek.” şeklinde belirlenmiştir. Görüldüğü üzere, Belediyenin taşınmaz satışlarına ilişkin taraflarca imzalanmış sözleşme hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak mevzuatta Belediye Encümenine verilmiş direkt bir görev bulunmamaktadır. Burada taşınmaz mal satımına ilişkin Belediye Meclis kararlarını uygulamak görevi Encümene verilmiş ise de bu görevin satış sözleşmesi hükümlerini uygulama, alacakların tahsilatını takip etme şeklinde bir sorumluluğu kapsadığı söylenemez.

Zira somut olayda da ... mülkiyeti Belediyeye ait konut ve işyerlerinin 2886 sayılı Kanun hükümlerine göre mülkiyet satışlarının yapılmasına Belediye Meclisinin 15.04.2005 tarih ve 1030, 1031 sayılı Kararları ile karar verilmiş, yine Meclisce tespit edilen bedeller ve teminatlar üzerinden Belediye Encümenince satış ihalesine çıkılmıştır. Encümenin ... tarih ve ...sayılı Kararı ile ihale sonuçlandırılmış, akabinde imzalanan sözleşme, gereği yapılmak üzere Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığına gönderilmiştir. Dolayısıyla Belediye Encümeni 5393 sayılı Kanunun 34/g maddesi uyarınca meclisin satış kararının gereği olan ihale işlemlerini sonuçlandırarak, üzerine düşen –taşınmaz satışıyla ilgili Meclis kararını uygulama- görevini yerine getirmiş olup, Encümene satış sözleşmesi hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak mevzuatla başkaca bir görev de verilmemiştir.

Ancak buna rağmen, somut olayda sözleşme hükümlerinin uygulanmasında ortaya çıkan hukuki engeller nedeniyle Belediye Encümeni kararları ile sözleşme hükümlerinde değişikliğe gidilmiştir. Şöyle ki;

... gün ve ... sayılı Encümen Kararı ile sözleşme ile satışı gerçekleşen gayrimenkuller üzerinde mülkiyet devrini engelleyici takyidatlar nedeniyle “mevcut sorunlar çözülünceye kadar taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesine” karar verilerek taksit ödemeleri herhangi bir müeyyide (gecikme faizi) uygulanmadan durdurulmuştur.

Mülkiyet devrini kısıtlayıcı unsurlar Belediye tarafından ortadan kaldırıldıktan sonra söz konusu vadeli satış işine ait taksit ödemelerinin sözleşme hükümleri çerçevesinde yeniden başlatılması için Belediye Encümeni tarafından ... tarih .../... sayılı Karar alınmıştır.

Bundan bir ay sonra, 41 adet gayrimenkulde ihtiyati tedbir kararının devamı nedeniyle taksit ödemelerinin tekrar durdurulması amacıyla Belediye Encümeni tarafından ... tarih ve ... sayılı Karar alınarak önceki ... tarih .../... sayılı Karar iptal edilmiş, dolayısıyla taksit ödemeleri ikinci kez durdurulmuş ve gereği için dosya Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığına gönderilmiştir.

Encümenin ikinci iptal kararından sonra Belediye tarafından tapudaki ihtiyati şerh kararları kaldırılmış ve 21.05.2010 tarihi itibariyle -ödemelerin başlaması hususunda yeni bir Encümen kararı alınmaksızın- Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığınca taksitlerin yeniden tahsil edilmesi yönünde işlem başlatılmıştır.

Ek İlam hükmünde, kamu zararının Encümenin ... tarih ve ... sayılı ikinci durdurma Kararından kaynaklandığı ifade edilmiş ise de yukarıda izah edildiği üzere söz konusu karar ile sadece bir önceki Encümen Kararı iptal edilerek taksit ödemeleri durdurulmuş olup, ödemelere tekrar başlandığında taksitlerin vade farkı dahil nasıl hesaplanacağına ilişkin herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Zira Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı hukuki engeller ortadan kalkar kalmaz, yeni bir Encümen Kararına ihtiyaç duymaksızın kendiliğinden tahakkuk işlemlerini yaparak tahsilata başlamıştır. Yani Belediye Encümeni ödemelerin başlamasına ilişkin yeni bir karar almamıştır.

Kamu zararı da ilgili Daire Başkanlığının tahsilat sürecinde vade farklarını hatalı hesaplaması sonucu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla olaydaki kamu zararı tamamıyla icrai birimin hatalı iş ve işlemlerinden kaynaklanmaktadır. Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı iptal kararı sonucu ortaya çıkan belirsiz bir durum olmadığı gibi Encümenin görev ve yetkisi ile alakalı kusurundan, ihmalinden kaynaklanan bir işlemi/eylemi de olmamıştır. Bu durumda kamu zararının söz konusu Encümen Kararının sonucu ortaya çıktığı söylenemez.

Sonuç olarak; gerek mevzuatta gayrimenkul satış sözleşme hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak Belediye Encümenine verilmiş açık bir görevin olmaması gerekse ... tarih ve ... sayılı Encümen Kararında taksit ödemelerinin hesabıyla ilgili uygulamayı yönlendirecek herhangi bir belirleme yapılmamış, yeni bir karar alınmamış olması ve tahakkuk-tahsilat sürecinin tamamıyla icrai birim tarafından yürütülmüş olması sebepleriyle, söz konusu Kararı alan Encümen Üyelerinin karar, işlem ve eylemleri ile kamu zararı arasında uygun illiyet bağı kurulamadığından, bu husustaki sorumluluk itirazları haklı görülerek 268 sayılı Ek İlamda Encümen Üyeleri yönünden kurulmuş sorumluluk hükmünün isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır.

Diğer taraftan, Temyize esas Ek İlam hükmünde; sözleşmeye aykırı yapılmış vade farkları tahakkuk-tahsil işlemleri ile ilgili olarak 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 8 ve 11’inci maddeleri, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 18’inci maddesi, 5393 sayılı Belediye Kanununun 38’inci maddesi hükümleri doğrultusunda idarelerini sevk ve idare etmeleri, hak ve menfaatlerini korumaları, gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmeleri anlamında üst yöneticilere verilmiş görev ve yetkileri bağlamında genel bir sorumluluk hükmünün kurulduğu görülmektedir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Üst yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinde; “Bakanlıklarda ve diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. (Mülga ikinci cümle: 3/10/2016-KHK-676/69 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/55 md.) (Ek cümle: 2/7/2018-KHK-703/213 md.) Bakanlıklarda en üst yönetici Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilerek üst yöneticiler harcama ve gelir elde etme süreci dışına çıkarılmış ve üst yöneticiye yürürlükteki sistemin sağlıklı işleyişini temini bakımından önleyici tedbirleri de içeren idari nitelikte genel gözetim ve izleme sorumluluğu verilmiştir. Dolayısıyla 5018 sayılı Kanunda harcama-gelir elde etme süreci dışına çıkarılan üst yöneticilerin, Sayıştay yargılamasında mali olarak sorumlu tutulabilmeleri, ancak özel kanunlardan doğan ya da münferit bir olayda bizzat kendisinin müdahalesinden kaynaklı bir kamu zararının tespiti durumunda mümkün olabileceği anlaşılmaktadır.

Nitekim üst yöneticilerin sorumlulukları hakkında Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararında; “…Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte Üst yöneticilerin özel Kanunlardan doğan Sayıştaya karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur.” denilmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Encümen toplantısı” başlıklı 35’inci maddesinde; “…Encümen gündemi belediye başkanı tarafından hazırlanır. Encümen üyeleri, başkanının uygun görüşü ile gündem maddesi teklif edebilir. Belediye başkanı tarafından havale edilmeyen konular encümende görüşülemez…” denilmiş, aynı Kanunun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38’inci maddesinin (a) ve (f) bentlerinde; “Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak” ile “Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek” Belediye Başkanının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Yine 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunun 18’inci maddesi ile sözü edilen görev ve yetkiler Büyükşehir Belediye Başkanına verilmiştir.

Gerek 5393 sayılı Kanunda gerekse 5216 sayılı Kanunda “Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek” görevi, Belediye Başkanına verilen görev ve yetkiler arasında sayılmış ise de; Belediye Başkanının fiiliyatta bu sorumluluğu bizzat kendisinin ifa etme durumu söz konusu olamayacağından, Kanun maddeleri ile Belediye Başkanına verilen bu görevlerin, idare gelirlerini tarh, tahakkuk, takip ve tahsil işlemlerini ifa edecek birimlerin ve kişilerin, yetkili ve görevli kılınmasıyla sınırlı olarak kabul edilmesi gerekir. Zira bu durum, 5018 sayılı Kanundaki üst yöneticilerin sorumluluklarının gereğini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getireceği, kuralı ile de uyumlu olmaktadır.

Belirtilen mevzuat hükümleri ve Sayıştay Genel Kurul Kararının üst yöneticilerle ilgili bölümü birlikte dikkate alınarak somut olaydaki üst yöneticinin (Belediye Başkanının) sorumluluğu değerlendirildiğinde;

Belediye Başkanının gayrimenkul satış gelirlerinin tarh-tahakkuk, takip ve tahsili işlemlerini yerine getirecek Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı, Mali Hizmetler Daire Başkanlığı gibi icrai birimleri bu konuda görevli ve yetkili kılarak 5018 sayılı Kanunla ve Belediye Kanunlarıyla uhdesine verilmiş “idari sorumluluğu” ve “idare gelirlerini takip-tahsil etme sorumluluğu” nu yerine getirdiği ve bu anlamda mali sorumluluktan çıktığı görülmekle birlikte; ayrıca kendisinin vade farkının hesabına doğrudan dayanak oluşturacak herhangi bir kararda veya belgede imzası bulunmadığı gibi, buna etki edebilecek herhangi bir yazılı talimatı da olmadığından, tamamen görevli icrai birimler tarafından yürütülen işlemler neticesinde ortaya çıkmış kamu zararı ile bağlantılı olarak üst yöneticinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

Diğer yandan Belediye Başkanı tarafından gönderilen yazılı savunmalar ve eki belgeler ile duruşma esnasında yapılan sözlü açıklamalardan, Belediye Başkanının Encümende görüşülecek konuları havale etme görev ve yetkisini, 5393 sayılı Kanunun 42’nci maddesine istinaden Genel Sekreterlik Makamına devrettiği, kendisinin mezkûr satışla ilgili herhangi bir konuyu Encümene havale etmediği, taksitlerin ertelenmesi, yeniden başlatılması gibi hususlarının görüşüldüğü Encümen toplantılarına katılmadığı, ayrıca görevlerini mevzuata uygun yerine getirmeleri hususunda her kademedeki Belediye çalışanlarını uyardığı anlaşıldığından, Belediye Başkanının tahsilatla ilgili konunun Encümen gündemine alınması, havale edilmesi ve alınan kararların uygulanması sürecine dahlinin olduğu söylenemez.

Sonuç olarak; Belediye Başkanının karar, işlem ve eylemleri ile kamu zararı arasında uygun illiyet bağı kurulamadığından, bu husustaki sorumluluk itirazları haklı görülerek 268 sayılı Ek İlamda üst yönetici yönünden kurulmuş sorumluluk hükmünün isabetli olmadığı değerlendirilmiştir.

Bu itibarla; yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda “.... Etapta Bulunan ... Adet Konut ve ... Adet İşyerinin Satışı İşi” nde 21.05.2010 tarihinden itibaren tahsil edilen taksit ödemelerinde vade farklarının sözleşmeye aykırı hesaplanması nedeniyle oluşan kamu zararı, ... tarih ve ... sayılı Kararı alan Encümen üyeleri ile Üst Yönetici (Belediye Başkanı)’nin kasıt, kusur veya ihmali sonucu ortaya çıkmadığından, anılan gerekçelerle 268 sayılı Ek İlam hükmünün sorumluluktan bozulması gerekir.

Üye ...:

Taraflar arasında imzalanan ... tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin;

“Ödeme miktarı, yeri, zamanı” başlıklı 3’üncü maddesinde:

“Yüklenici, satış bedelinin %50'sini, şartnamenin 6 ncı maddesinde belirtilen KDV, ilan bedeli ve diğer giderleri (Tapu harçları hariç) peşin olarak ödeyecektir. Bakiye kalan satış bedeli ilk ödeme tarihinden itibaren 24 (Yirmi dört) ay içinde 24 eşit taksitle ödenecek olup, ödemelere aylık TÜFE vade farkı uygulanacaktır. Aylık vade farkı toplamı aylık taksitle birlikte tahsil edilecektir. Taksitlerin ödenmesinde bir sonraki aynı taksitinin önceki ayla birlikte ödenmesi halinde erken ödenen taksite vade farkı uygulanmayacaktır. Ancak, ödemeler süresi toplam Yirmi dört ayı geçemez ve aylık ödemeler aksatılamaz. Aksatılması halinde, aksatılan miktara ayrıca aylık %10 (Yüzde on) vade farkı uygulanacaktır. Ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri alıcı adına yapılacak olup, ödemeler tamamlandığında İhale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak Geçici Teminatı iade edilecektir. Ödemenin 24 (Yirmi dört) ay içerisinde tamamlanmaması halinde alıcının teminatının tamamı irat kaydedilerek kalan bağımsız bölümlerin satış kararı iptal edilecektir.”

“Sözleşme değişikliği” başlıklı 7’nci maddesinde;

“Bu sözleşmenin herhangi bir maddesinde değişiklik yapılmak istendiği veya madde iptal edilmek istendiği takdirde tarafların karşılıklı mutabakatı ile sözleşmede yazılı olarak değişiklik yapılabilir.”

...-... Ltd. Şti. Adi Ortaklığının ... tarihi itibariyle ... Büyükşehir Belediyesi'ne bedelini ödediği halde ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri, ... Büyükşehir Belediyesinin 3. şahıslara olan borçları nedeniyle taşınmazlar üzerine konulan hacizler dolayısıyla alıcı şirket adına yapılamamıştır. ... Büyükşehir Belediyesi'nin kendi kusuru ile ifada güçsüzlüğe düştüğü görülmektedir.

Türk Borçlar Kanunu’nun “İfa güçsüzlüğü” başlıklı 98’inci maddesinde; “Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan birinin borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi ... sebebiyle diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse bu taraf, karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir. Hakkı tehlikeye düşen taraf, ayrıca uygun bir sürede istediği güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir.”, “Giderim borcu” başlıklı 112’nci maddesinde; “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”, 114’üncü maddesinde; “Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir.” denilmektedir.

Somut olayda; taraflar sözleşmenin feshi yoluna gitmeden taksitlerin ertelenmesi konusunda anlaşmaya varmışlardır. Encümenin ... gün ve ... sayılı Kararı ile Belediyeden kaynaklı mevcut sorunlar çözülünceye kadar taksit ödemeleri durdurularak, ödemeler ileri bir tarihe ertelenmiştir. Bu erteleme kararı, Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde alıcının kendi edimini ifadan kaçınma hakkı ve Belediyenin de alıcının zararını giderme yükümlülüğü kapsamında alınmış bir karardır ve Encümen bu Kararı alırken Belediye açısından yaşanan mali ve hukuki sıkıntıları, sözleşmenin feshi halinde ortaya çıkabilecek öngörülemeyen maddi zararları ve sözleşmenin 7. maddesindeki sözleşme değişikliği hususunda karşılıklı mutabakata dayalı olarak verilen açık yetkiyi dikkate almıştır. İlk 5 taksit ödendikten ve karşılığı olan taşınmaz tapuları devredildikten sonra, kalan 19 taksitin ödenmesi tapu devrini engelleyici takyidatlar kaldırılana değin herhangi bir müeyyide uygulanmadan ertelenmiştir. Dolayısıyla taksit ödemeleri herhangi bir müeyyide uygulanmadan ertelendiğine göre, Belediye 2010 yılında yeniden başlayan taksitler için geçmiş zamana yani duraklama zamanına ait herhangi bir müeyyide isteme hakkını elde edemez. Türk Borçlar Kanunu'nun 98, 112 ve 114. maddesi hükümlerine istinaden, Belediye kendi kusurlu eyleminden kaynaklanan ve ilgili şirket nezdinde oluşmuş/oluşacak zararları ödemek/karşılamak zorunda olduğundan, Belediyenin 2010-2011-2012 yılındaki taksit ödemelerinde kendi kusuru ile ortaya çıkan bu bekleme/duraklama dönemine ait vade farkı alacağının olduğunu öne sürmesi mümkün değildir.

Bu itibarla; somut olayda Belediyenin vade farkı alacağından kaynaklı bir kamu zararı söz konusu olmadığından, ... 2011 yılı hesabına ilişkin 268 sayılı Ek İlam hükmünün kaldırılması gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim