Sayıştay 6. Dairesi 50883 Kararı - Denetleyici Kurumlar Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

50883

Karar Tarihi

18 Ocak 2023

İdare

Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar

  • Yılı: 2020

  • Daire: 6

  • Dosya No: 50883

  • Tutanak No: 53199

  • Tutanak Tarihi: 18.01.2023

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Üst Kurul Üyelerinin Aylık Ücretleri

  1. 13 sayılı İlamın 2. maddesiyle; kurumda 15.01.2012 tarihinden sonra göreve başlayan Üst Kurul üyelerinin aylık ücretlerinin tespitinde, 375 sayılı KHK kapsamında olmadıkları yönünde alınan ... tarihli ve ... sayılı Kurul Kararı ile 6112 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi esas alınarak ödeme yapılması nedeniyle ... tarihli ve ... TL’nin tazminine hükmedilmiştir.

50880 sayılı dosyayla kurumu adına temyiz talebinde bulunan Üst Kurul Başkanı ... yerine duruşma talebinde bulunan Başkan Yardımcısı ... ve 50887 sayılı dosyayla duruşma talebinde bulunan ve ilamda Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

Esas Yönünden İnceleme

Bu defa; Kurumu adına Üst Kurul Başkanı ..., İlamda Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ..., Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan ... ile Diğer Sorumlu olarak sorumlu tutulan Üst Kurul Üyeleri ... ve ... tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuş olup, tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmektedir.

03.03.2011 tarihli ve 27863 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6112 sayılı Kanun’un “Üst Kurul üyelerinin teminatı, malî ve sosyal hakları” başlıklı 39 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “ Üst Kurul üyelerine en yüksek Devlet memuru için belirlenen her türlü ödemeler dâhil malî haklar tutarında aylık ücret ödenir. En yüksek Devlet memuruna ödenenlerden, vergi ve diğer yasal kesintilere tabi olmayanlar bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer mevzuat uyarınca en yüksek Devlet memurunun yararlanmış olduğu sosyal hak ve yardımlardan, Üst Kurul üyeleri de aynı usul ve esaslar çerçevesinde aynen yararlanırlar.” hükmü yer almaktadır.

02.11.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 666 sayılı KHK’nın 1 inci maddesiyle 375 sayılı KHK’ya eklenen Ek 11 inci maddesinin (b) bendinde ise;

“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra;

b) (Değişik: 14/4/2016-6704/30 md.) “5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı Cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kadro ve pozisyonlarına 15/1/2012 tarihinden sonra ilk defa veya yeniden atanan kurul başkanı, kurul üyesi ve başkan yardımcısı ile murakıp ve uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; kurul başkanı için bakanlık müsteşarı, kurul üyesi için bakanlık müsteşar yardımcısı, başkan yardımcısı için bakanlık genel müdürü, murakıp ve uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez ve bunlar, emeklilik hakları bakımından da emsali olarak belirlenen personel ile denk kabul edilir. ” hükmüne yer verilmekte olup, anılan hüküm ile 15.01.2012 tarihinden sonra Üst kurulların kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan kurul başkanı, kurul üyesi, başkan yardımcısı ile murakıp ve uzman unvanlı meslek personelinin mali ve sosyal haklarının üst sınırının belirlenmesinde emsal alınacak devlet memuru unvanları düzenlenmektedir. Söz konusu hüküm uyarınca 5018 sayılı Kanuna ekli (III ) sayılı Cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların kadro ve pozisyonlarına 15.01.2012 tarihinden sonra ilk defa veya yeniden göreve başlayanlardan kurul başkanı için bakanlık müsteşarının, kurul üyesine yapılacak ödemeler için ise bakanlık müsteşar yardımcısının emsal alınacağı, mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemeyeceği ve emeklilik hakları bakımından da emsali olarak belirlenen personel ile denk kabul edileceği anlaşılmaktadır.

Yine, 375 sayılı KHK’nin Ek 11 inci maddesinin son fıkrasında ise “Diğer mevzuatın bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz” denilmek suretiyle düzenleyici ve denetleyici kurumlarda 15.01.2012 tarihinden sonra göreve başlayanlar için yeni bir düzenleme getirildiği ve diğer Kanunlarda bu hükme aykırı olarak yapılan mali ve sosyal haklara ilişkin düzenlemelerin uygulama alanının kalmadığı ifade edilmektedir. Ancak, TBMM tarafından seçilmeleri ve kadro ve pozisyonlarının bulunmaması gerekçeleriyle Üst Kurul üyelerinin bu düzenlemenin kapsamında olmadığı yönünde alınan ... tarih ... sayılı Kurul Kararı ile Üst Kurul üyelerinin mali ve sosyal haklarının ödenmesinde 6112 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin uygulanmasına devam edilerek 375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesi (b) bendi ile getirilen sınırların aşıldığı görülmektedir.

... üyelerinin seçilmesine dair hükümler dayanağını Anayasa’dan alarak 6112 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinde belirlenmiş olup, seçilen kamu görevlileri TBMM tarafından yapılan seçim sonucunun Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren hak ve yükümlülükleri, görev, yetki ve sorumlulukları mevzuatla önceden belirlenmiş Üst Kurul üyesi olarak yeni bir statüye geçmektedirler, mali ve sosyal hakları konusunda ise 375 sayılı KHK’nin Ek 11 inci maddesine dahil olmadıklarına ilişkin mevzuatta bir istisna bulunmadığı gibi seçilmiş kurul başkan ve üyeleri için farklı bir düzenleme de bulunmamaktadır.

Mali haklarla ilgili böyle bir istisna kurul kararı ile değil ancak kanunla yapılabileceğinden, 6704 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi ile 375 sayılı KHK’nin Ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen hüküm çerçevesinde yapılan yasal düzenlemelerin ... üyeleri için bağlayıcı olmadığını söylemek mümkün olmayıp anılan maddenin son fıkrasında yer alan “Diğer mevzuatın bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz. ” ifadesinden; kurul üyelerinin mali haklarının belirlenmesinde esas alınan 6112 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının, 375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesi (b) bendi ile belirlenen sınırlamalara aykırı olması durumunda uygulanamayacağı anlaşılmaktadır.

Temyiz dilekçelerinde; ... Üst Kurulunun diğer tüm düzenleyici ve denetleyici kurumlardan farklı olarak Anayasa’da düzenlendiği, bu sebeple kapsam dışında tutulması gerektiği ifade edilmişse de; Anayasanın “... Üst Kurulu, ... kuruluşları ve kamuyla ilişkili haber ajansları” başlıklı 133 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; “... faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulan ... Üst Kurulu dokuz üyeden oluşur. Üyeler, siyasi parti gruplarının üye sayısı oranında belirlenecek üye sayısının ikişer katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her siyasi parti grubuna düşen üye sayısı esas alınmak suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilir. ... Üst Kurulunun kuruluşu, görev ve yetkileri, üyelerinin nitelikleri, seçim usulleri ve görev süreleri kanunla düzenlenir.'' hükmü ile kurulun üye sayısı ve üyelerinin seçim usulleri belirlenmiştir. Bahse konu hüküm çerçevesinde, kurul üyelerinin atanması, görev süresi, seçim usulleri ile yetkilerinin Kanun çerçevesinde düzenleneceği belirtilmekte ve bu çerçevede ... yayınlarının düzenlenmesi ve denetlenmesi ile görevli, tüzel kişiliği haiz, özerk ve bağımsız bir kurum olan ...’ün bağımsızlığını teminat altına alan unsurlardan biri olan kurul üyelerinin bağımsızlığını sağlayan hususlar güvence altına alınmaktadır.

Temyiz dilekçesinde; Anayasanın 104 üncü maddesinde yer alan, “Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz" hükmünden dolayı düzenleyici ve denetleyici kurum başkan ve üyelerinin görev sürelerinin düzenlendiği (3) sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde ...’ün hariç tutulduğu ifade edilmekte ise de; ... Üst Kurulu üyelerinin mali ve sosyal haklarının düzenlendiği 375 sayılı KHK’nin Ek 11 inci maddesinin kapsamı dışında tutulduğuna dair mevzuatta istisna bir hüküm bulunmamaktadır.

Dilekçiler, Üst Kurul üyelerinin diğer düzenleyici ve denetleyici kurumlardan farklı olarak, “atama” ile değil Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yapılan “seçimle” göreve getirildiğini, bu nedenle 375 sayılı KHK’nin Ek 11 inci maddesi kapsamında olmadığını iddia etmişlerse de; 375 sayılı KHK’da geçen “atama” nın, “bir kişinin belli bir göreve getirilmesi, görev tahsis edilmesi” şeklinde; 6112 sayılı Kanun’da geçen “seçilir” ifadesinin de esasında bir kamu görevine atama şekli olduğu ve müstakil bir seçim olmadığı anlaşılmaktadır. ... üyelerinin “atama” yoluyla değil de TBMM tarafından “seçilme” yoluyla göreve getirilmelerinin temelinde ise “özerklik” ve “tarafsızlığın” korunması ve bu şekilde yayıncılığın düzenlenmesi ve denetlenmesinin hassas bir dengeye oturtulmasının yatmakta; ... üyelerinin seçilmesi usulünün, yayıncılığın düzenlenmesi ve denetlenmesi amacıyla alınan kararlarda tarafsızlıklarının ve özerkliklerinin korunması amaçlanmaktadır.

Üst Kurul üyelerinin kadro ve pozisyonlarının bulunmaması nedeniyle, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 11 inci maddesinde yer alan düzenlemenin kapsamında bulunmadıkları ifade edilmiş ise de; Üst Kurul kadroları ... bünyesinde ayrı bir statü olduğundan, diğer personel ile aynı hiyerarşik liste içinde bulunmamakta; kurul başkan ve üyelerinin kadro veya pozisyonları kendilerine ait özel kuruluş kanununda belirlenmekte, dolayısıyla kanuna ekli kadro cetvelinde yer almamaktadır. Nitekim 6112 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde Kurulun TBMM’ce seçilmiş dokuz üyeden oluştuğu ifade edilmektedir.

Diğer yandan; 09/07/2018 tarihli ve 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 164 üncü maddesiyle 6112 sayılı Kanun’da bazı değişiklikler yapıldığı, bu kapsamda; Kanunun 39 uncu maddesindeki “Başbakanlık Müsteşarı” ibaresinin “en yüksek Devlet memuru” şeklinde değiştirildiği ve söz konusu düzenlemeye esas 703 sayılı KHK’nın 375 sayılı KHK’ya göre özel ve sonraki tarihli bir düzenleme olması nedeniyle, hukuk genel ilkelerinden; “Sonraki Kanun Önceki Kanunları İlga Eder “ilkesine uygun olarak 6112 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin Üst Kurul Kararı ile uygulanmaya devam olunduğu ifade edilmiş olsa da, 703 sayılı KHK’nın 164 üncü maddesiyle 6112 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi yeniden düzenlenmemiş olup, yapılan düzenleme Başbakanlık teşkilatının kaldırılması nedeniyle gerçekleşmiş ve yasaların Anayasaya uyumunu sağlamak amacıyla “Başbakanlık Müsteşarı” ibaresi geçen bütün kanunlarda bu ifade değiştirilmiştir.

Yine sorumlular tarafından temyiz dilekçelerinde; ... üyelerinin atama yolu ile gelen diğer düzenleyici ve denetleyici kurum üyelerinden farklı olarak, emekli olan kişilerin Üst Kurul üyeliğine seçilebildiği; seçimler nedeniyle istifa etmeleri ve seçimi kazanamamaları durumunda görevlerine geri dönememeleri nedeniyle diğer düzenleyici ve denetleyici kurumlardan farklı nitelikte değerlendirildiği ve diğer düzenleyici ve denetleyici kurumlarda Başkan/Başkan Vekili/II. Başkanın atama yoluyla belirlendiği ve bu kurumlarda Başkan/Başkan Vekili/ veya II. Başkanı belirleme yetkisi bulunmadığı, ancak 6112 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinde yer alan hüküm ile Kurulun Başkan/Başkan Vekilini seçme yetkisi olduğu ifade edilerek ... üyelerinin atama yolu ile gelen diğer düzenleyici ve denetleyici kurul üyelerinden farklı olduğunun Kanun koyucu tarafından ortaya konulduğu ifade edilmişse de; söz konusu düzenlemeler Üst Kurulun kuruluş yapısı ile ilgili olup, Üst Kurul üyelerinin mali ve sosyal hakları bakımından diğer düzenleyici ve denetleyici kurumların kurul üyelerinden farklı olarak değerlendirilmesini gerektirecek istisnai bir durum oluşturmamaktadır.

Yukarıda belirtilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; 375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesiyle, düzenleyici ve denetleyici kurum personelinin aylık ödeme tutarları için belirli sınırlamalar getirilmektedir. Bu sınırlamaların ... için uygulanmayacağına dair her hangi bir istisnai düzenleme de bulunmamaktadır.

Sonuç olarak; ... Üst Kurulunda 15.01.2012 tarihinden sonra göreve başlayan Üst kurul üyelerinin aylık ücretlerinin hesaplanmasında, 375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesi (b) bendi ile getirilen sınırlama gereği bakanlık müsteşar yardımcısının emsal alınması gerekirken, 375 sayılı KHK kapsamında olmadıkları yönünde alınan Kurul Kararı ile 6112 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi çerçevesinde “en yüksek Devlet memuru” emsal alınmak suretiyle hesaplamada bulunulması sonucu mevzuata aykırı bir ödemede bulunularak kamu zararına sebep olunmuştur.

Sorumluluk Yönünden İnceleme

İlamda, diğer sorumlu sıfatıyla kararda imzası bulunan Üst Kurul üyeleri ile ödeme emri belgelerinde imzası bulunan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri müştereken ve müteselsilen oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuşlardır.

Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri temyiz dilekçelerinde sorumluluk yönünden itirazda bulunarak; Hukuk Müşavirliğinin konuya ilişkin ... tarih ve ... sayılı mütalaasında; 375 sayılı KHK’nın ek 11/1(b) maddesinin uygulanması gerektiği yönünde görüş belirttiğini, söz konusu mütalaanın Üst kurula sunulduğunu, Üst Kurulun ... tarih ve ... sayılı Kararında; Üst Kurul üyelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmiş olmaları nedeniyle, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 11'inci maddesinde yer alan atanmış kurul üyelerine ilişkin düzenlemeye tabi olmadıklarına, anılan düzenlemenin Üst Kurul üyelerini kapsar nitelikte olmadığına ve 6112 sayılı Kanunda yer alan hüküm uyarınca işlem yapılmasına karar verildiğini, İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı’nın ... tarihli ve ... sayılı yazısı ile konunun tekrar Üst Kurula sunulduğu, Üst Kurulun ... tarihli ve ... sayılı kararında önceki kararıyla aynı şekilde karar verdiği, İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı’nın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla mevcut uygulamaya devam edilip edilmeyeceği konusundaki yazısı üzerine ... tarih ve ... sayılı Üst Kurul kararında; Sayıştay 8. Dairesi tarafından verilen tazmin hükmüne karşı temyiz yoluna başvurulduğunu, yargılama sonuçlanıncaya dek mevcut uygulamaya devam edilmesine karar verdiğini, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 11 ’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 6704 sayılı Kanunun 30’uncu maddesiyle yeniden düzenlenerek 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte bu konuda mevcut uygulamaya devam edilip edilmeyeceği hususunun mezkûr Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazıyla yeniden Üst Kurula sunulduğunu, Üst Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla önceki uygulamaya devam edilmesine karar verildiğini, ... tarih ve ... sayılı yazı ile tekrar Üst Kurula sunulduğunu, ancak konuyla ilgili yeni bir karar alınmadığını, söz konusu ödemelerin Kurumun en üst karar organı olan Üst Kurul kararlarına dayalı olarak yapıldığını, görüldüğü üzere konunun defalarca karar mercii konumundaki Üst Kurula arz edildiğini, ancak Üst Kurulun konuya ilişkin en son kararı ile bu konuda daha önceki alınan kararın uygulanmasında ısrar edildiği gerekçeleri göz önünde bulundurularak 657 sayılı Kanunun 11’inci ve 5018 sayılı Kanunun 31’inci maddesi hükmü gereğince sorumluluklarının kaldırılmasını talep etmektedirler.

Harcama Yetkililerinin ve Gerçekleştirme Görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 32 nci ve 33 üncü maddelerinde düzenlenmektedir.

5018 sayılı Kanun’un; “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde, "Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak için konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur."

“Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde; "Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir.

Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.",

hükümlerine yer verilmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Dolayısıyla, 375 sayılı KHK hükümleri geçerli olduğu halde, TBMM tarafından seçilerek göreve başlamaları gerekçe gösterilerek 375 sayılı KHK kapsamında olmadıkları yönünde alınan Kurul Kararı ile 6112 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi esas alınarak ödeme yapan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin de sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla, 13 sayılı İlamın 2. maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, (…. Daire Başkanı ... ve Üyeler ..., ..., ... ve ...’un aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oy çokluğu ile,

6085 sayılı Kanunun 57 nci maddesi gereği bu kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 18.01.2023 tarih ve 53199 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi

…. Daire Başkanı ...; Üyeler ... ve ...’ün karşı oy gerekçesi;

Esas yönünden verilen Kurul kararına katılmakla birlikte sorumluluk yönünden;

Harcama yetkilileri ve Gerçekleştirme görevlileri temyiz dilekçelerinde; Hukuk Müşavirliğinin konuya ilişkin ... tarih ve ... sayılı mütalaasında; 375 sayılı KHK’nın ek 11/1(b) maddesinin uygulanması gerektiği yönünde görüş belirttiğini, söz konusu mütalaanın Üst kurula sunulduğunu, Üst Kurulun ... tarih ve ... sayılı Kararında; Üst Kurul üyelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmiş olmaları nedeniyle, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 11'inci maddesinde yer alan atanmış kurul üyelerine ilişkin düzenlemeye tabi olmadıklarına, anılan düzenlemenin Üst Kurul üyelerini kapsar nitelikte olmadığına ve 6112 sayılı Kanunda yer alan hüküm uyarınca işlem yapılmasına karar verildiğini, İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı’nın ... tarihli ve ... sayılı yazısı ile konunun tekrar Üst Kurula sunulduğu, Üst Kurulun ... tarihli ve ... sayılı kararında önceki kararıyla aynı şekilde karar verdiği, İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı’nın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla mevcut uygulamaya devam edilip edilmeyeceği konusundaki yazısı üzerine ... tarih ve ... sayılı Üst Kurul kararında; Sayıştay 8. Dairesi tarafından verilen tazmin hükmüne karşı temyiz yoluna başvurulduğunu, yargılama sonuçlanıncaya dek mevcut uygulamaya devam edilmesine karar verdiğini, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 11 ’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 6704 sayılı Kanunun 30’uncu maddesiyle yeniden düzenlenerek 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte bu konuda mevcut uygulamaya devam edilip edilmeyeceği hususunun mezkûr Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazıyla yeniden Üst Kurula sunulduğunu, Üst Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla önceki uygulamaya devam edilmesine karar verildiğini, ... tarih ve ... sayılı yazı ile tekrar Üst Kurula sunulduğunu, ancak konuyla ilgili yeni bir karar alınmadığını, söz konusu ödemelerin Kurumun en üst karar organı olan Üst Kurul kararlarına dayalı olarak yapıldığını, görüldüğü üzere konunun defalarca karar mercii konumundaki Üst Kurula arz edildiğini, ancak Üst Kurulun konuya ilişkin en son kararı ile bu konuda daha önceki alınan kararın uygulanmasında ısrar edildiği gerekçeleri göz önünde bulundurularak 657 sayılı Kanunun 11’inci ve 5018 sayılı Kanunun 31’inci maddesi hükmü gereğince sorumluluklarının kaldırılmasını talep etmektedirler.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 11 inci maddesinde;

“Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar. Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir…” hükmü yer almaktadır.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 31 inci maddesi üçüncü fıkrasında ise; “Kanunların veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” hükmüne yer verilmektedir.

Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurul kararıyla yapılan ödemelerde, harcama yetkisinden doğan sorumluluğun kararı veren kurula ait olacağı yönündeki 5018 sayılı Kanun hükmünün, Üst Kurul tarafından alınan karara dayanılarak yapılan Üst Kurul üyelerinin ücret ödemeleri için de uygulama alanı bulacağı açıktır.

Dolayısıyla, İlamda, diğer sorumlu sıfatıyla kararda imzası bulunan üst kurul üyeleri ile ödeme emri belgelerinde imzası bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri müştereken ve müteselsilen oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuşlarsa da; 5018 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen 31 inci maddesine göre, söz konusu ödemeler Kurul kararına istinaden yapıldığından sadece kararda imzası olan Kurul üyelerinin sorumlu tutulması gerekmektedir. Bunun yanında, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin mevzuata uygun olmayan söz konusu ödemeleri, defaatle karar mercii olan üst kurula arz ettikleri, ancak üst kurulun kararında ısrar ettiği dikkate alındığında, 657 sayılı Kanun’un 11 inci maddesindeki hüküm uyarınca da harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin sorumluluğu bulunmamaktadır.

Bu itibarla, 13 sayılı İlamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün, sorumluluktan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin çıkarılmasını teminen BOZULARAK, Dairesine tevdiine karar verilmesi gerekir.

Üyeler ... ve ...’un karşı oy gerekçesi;

Esas yönünden Temyiz Kurulu Kararına katılmakla birlikte;

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; bu Kanun’un, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin malî yönetim ve kontrolünü kapsadığı; ancak, düzenleyici ve denetleyici kurumların, bu Kanun’un sadece 3, 7, 8, 12, 15, 17, 18, 19, 25, 42, 43, 44, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 68 ve 76 78 inci maddelerine tâbi olduğu hüküm altına alınmıştır.

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 2 nci maddesine göre, yargılamaya esas rapor, Sayıştay dairelerince yapılacak yargılamaya esas olmak üzere, denetçiler tarafından 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda tanımlanan genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap ve işlemlerinin denetimi sırasında tespit edilen kamu zararına ilişkin düzenlenen raporu; kamu zararı ise, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda belirtilen kamu zararını ifade etmektedir.

Aynı Kanun’un “Yargılamaya esas rapor” başlıklı 48 inci maddesinde ise;

“(1) Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap ve işlemlerinin denetimi sırasında denetçiler tarafından kamu zararına yol açan bir husus tespit edildiğinde sorumluların savunmaları alınarak mali yıl sonu itibariyle yargılamaya esas rapor düzenlenir…” hükmü yer almaktadır.

Her ne kadar, 5018 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde; 31, 32, 33 ve 71 inci maddeler, düzenleyici ve denetleyici kurumların tabi olacağı maddeler arasında sayılmamışsa da, 6085 sayılı Kanun’daki hükümler uyarınca, söz konusu kurumların hesap yargılamalarında 5018 sayılı Kanun ve diğer kanunlarda tanımlanan sorumlular ve sorumluluk hallerinin ve aynı zamanda 5018 sayılı Kanun’daki kamu zararı tanımının esas alınacağı aşikârdır.

5018 sayılı Kanun’un “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8 inci maddesi;

“Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.” hükmünü içermektedir. Dolayısıyla, Sayıştay yargısında sadece harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin değil; kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olan her unvandaki kamu görevlisinin kamu zararı sorumluluğu tespit edilmektedir.

5018 sayılı Kanun’un 71 inci maddesinde, kamu zararı; “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır” şeklinde tanımlanmıştır. 6085 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde de, kamu zararının; Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda belirtilen kamu zararını ifade ettiği belirtilirken 7 nci maddesinde, “Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.

5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında belirtildiği üzere; 5018 sayılı Kanun’dan önceki mevzuatımızda mali sorumluluk için yegâne şart, mevzuata aykırılık olup, buna ilaveten zarar, kusur gibi başkaca bir şart öngörülmemiştir. Sorumlulukta sadece mevzuata aykırılığın yeterli sayıldığı bu sistem, 5018 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve bu yeni sorumluluk sisteminde objektif (kusursuz) sorumluluk anlayışından vazgeçilmiştir. Diğer bir ifade ile, 1050 sayılı Kanun’a göre kusursuz sorumluluk esas iken 5018 sayılı Kanun’da kusurlu sorumluluk esas alınmıştır. Bu nedenle de, deruhte-i mesuliyet gibi bir sorumluluk üstlenme kurumuna da ihtiyaç duyulmamış olup; 5018 sayılı Kanun ile 6085 sayılı Kanun bağlamında yapılan hesap yargılamalarında, kamu zararının varlığına ve tazminine hükmedilmesi durumunda, kamu zararı ile buna neden olan sorumlu veya sorumlular arasındaki illiyet bağının kasıt, kusur, ihmal esasında hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde kurulması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile, yargılama neticesinde kamu zararı ile sorumlu arasında kurulan tazmin yükümlülüğü bağı kusursuz sorumluluk sonucunu doğurmamalıdır.

5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde, bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğu, ancak, kanunların veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluğun kurul, komite veya komisyona ait olduğu ifade edilmiş, 32 nci maddesinde ise, bütçeden harcama yapılabilmesinin harcama yetkilisinin, harcama talimatı vermesine bağlı olduğu; harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken işlemlerden harcama yetkililerinin sorumlu oldukları ifade edilmiştir.

Kanun’un 33 üncü maddesine göre de, giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanmaktadır. Bu süreçte, gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yerine getirmektedir.

5018 sayılı Kanun’un 31, 32 ve 33 üncü maddeleri çerçevesinde, giderin yapılmasından ödeme aşamasına kadar tüm işlemlerin harcama yetkilisinin gözetim ve denetimi altında, onun emir ve talimatı ile yürütülmesinin öngörüldüğü değerlendirilse dahi, söz konusu çıkarsamanın harcama yetkilisinin tek başına yetkili olduğu karar, işlem ve eylemler için geçerli olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Diğer bir ifade ile, hangi tür harcama olursa olsun, karar verme ya da süreci hukuken yönlendirme konusunda yetkili olmaması durumunda, kusur sorumluluğu ilkesi nedeniyle harcama yetkilisi ve görevlendirdiği gerçekleştirme görevlisi/görevlilerinin sorumluluğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesinde, harcama talimatının; kamu ihale mevzuatına tabi olmayan bir giderin idare adına geçici veya kesin olarak ödenebilmesi için giderin konusunu, gerekçesini, yapılacak iş veya hizmetin süresini, hukuki dayanaklarını, tutarını, kullanılabilir ödeneğini, tertibini, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgileri gösteren ve harcama yetkilisinin imzasını taşıyan belgeyi, ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.

Aynı Yönetmelik’in 5 inci maddesinde de, bütçeden nakden veya mahsuben yapılacak kesin ödemelerde Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği eki 1 örnek numaralı Ödeme Emri Belgesine harcamanın çeşidine göre Yönetmelik’in ilgili maddelerinde belirtilen belgelerin kanıtlayıcı belge olarak bağlanacağı belirtilmektedir.

Her ne kadar, 5018 sayılı Kanun’un 32 nci maddesindeki “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. “ hükmünün lafzıyla uyumlu olmasa da, harcama belgeleri mevzuatından anlaşılacağı üzere, çok sayıda harcama için özelliklerinden dolayı harcama talimatı düzenlenmesi zorunlu görülmemiştir. Örneğin, aylıkların ödenmesinde:

Aylık ve aylıkla birlikte ödenen hakedişler için aylık bordrosu veya yurtdışı aylık bordrosu ve personel bildirimi ile duruma göre ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine Yönetmelik’in ilgili bölümünde sayılan diğer belgelerin bağlanacağı belirtilmiş, ilk atamalarda, atama onayı ve işe başlama yazısının; naklen atamalarda, atama onayı, işe başlama yazısı ve personel nakil bildiriminin; askeri personelin naklen atamalarında ayrılış ve katılış bildiriminin eklenmesi öngörülmüştür.

Bu durumda ilk atamalarda, atama onayı ve işe başlama yazısı; naklen atamalarda, atama onayı, işe başlama yazısı ve personel nakil bildirimi ile ödeme sürecinin başladığı, söz konusu belgelerin ise atamaya yetkili amir tarafından onaylandığı, dolayısıyla bu harcamalar için harcama yetkilisi tarafından harcama talimatı düzenlenmediği; düzenli periyotlarda ödenen aylık ve benzeri ödemeler için harcama talimatı düzenlenmeden aylık bordrosunun ödeme emrine ekleneceği anlaşılmaktadır.

Buradan, aylık ve benzeri ödemelerin mevzuata uygun yapılmamasından kaynaklanan sorumluluğun, harcama talimatı esasında oluşan bir sorumluluk olmayıp aylık bordrosundaki hakediş bilgilerinin mevzuata uygun düzenlenmemesine ilişkin bir kusur sorumluluğu olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, harcama talimatı düzenlenmediği halde; maaş hesaplamalarında doğrudan inisiyatif sahibi olmaları durumunda mevzuata aykırı maaş ödemelerinden kusur sorumluluğu çerçevesinde harcama yetkilisi ile gerçekleştirme görevlisi/görevlilerinin sorumluğu irdelenebilecektir.

Ancak, somut olayda kurul üyelerinin aylık ve benzeri ödemeleri Üst Kurulun kararı doğrultusunda yapılmıştır.

Somut olayda, mali ve sosyal haklar yönünden Kurul Üyelerinin 375 sayılı KHK’ye tabi olup olmadığı hususu, Kurulun İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığınca müteaddit defa Üst Kurula sorulmuş, hatta Kurul Üyelerinin 375 sayılı KHK’nin ek 11 inci maddesi kapsamında olması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Ancak, Üst Kurul tarafından; Kurul üyelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmiş olmaları nedeniyle, 375 sayılı KHK’nin ek 11 inci maddesinde yer alan atanmış kurul üyelerine ilişkin düzenlemeye tabi olmadıklarına, anılan düzenlemenin Üst Kurul üyelerini kapsar nitelikte olmadığına, Üst Kurul üyelerinin mali ve sosyal haklarının hesabında, 6112 sayılı Kanun’da yer alan hüküm uyarınca işlem yapılmasına karar verilmiştir. Kurulun en son kararına üç üye muhalefet şerhi koymuştur. Kurul kararlarında öne çıkan iki husustan biri 375 sayılı KHK’ye tabi olunmaması, diğeri ise mali haklar konusunda 6112 sayılı Kanun’da belirtilen şekilde en yüksek devlet memuru ile eş değer olunmasıdır.

6112 sayılı Kanun’un “Üst Kurul üyelerinin teminatı, malî ve sosyal hakları” başlıklı 39 uncu maddesinde; “(1) Üst Kurul üyelerine en yüksek Devlet memuru için belirlenen her türlü ödemeler dâhil malî haklar tutarında aylık ücret ödenir. en yüksek Devlet memuruna ödenenlerden, vergi ve diğer yasal kesintilere tabi olmayanlar bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer mevzuat uyarınca en yüksek Devlet memurunun yararlanmış olduğu sosyal hak ve yardımlardan, Üst Kurul üyeleri de aynı usul ve esaslar çerçevesinde aynen yararlanırlar.” hükmü yer almakta olup, 15.01.2012 tarihinden sonra göreve başlayan Üst Kurul Üyelerinin aylıkları da Kurul kararları uyarınca en yüksek devlet memuru (Cumhurbaşkanlığı idari İşler Başkanı) emsal alınmak suretiyle ödenmiştir.

Diğer yandan, ... Üst Kurulu Teşkilatı ile Hizmet Birimlerinin Görev, Yetki ve Sorumluluklarına Dair Yönetmelik’in, İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığının görev ve yetkilerinin sayıldığı 10’uncu maddesinde, bu birimin görevleri arasında “Üst Kurul personelinin kadro unvan ve sayıları, ücretleri, uygulanacak ek göstergeler, sağlanacak ücret ve mali haklar ile sosyal yardımlarla ilgili hususlarda incelemeler ve çalışmalar yapmak ve bu konularda Üst Kurula önerilerde bulunmak”, hükmü ile “Üst Kurul ve Üst Kurul Başkanı tarafından verilen diğer görevleri yapmak." hükmüne yer verilmiştir. Buradan da, İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığının görevinin, personel uygulamaları hakkında nihai ve kesin karar merci olan Üst Kurula öneriler sunmak, bu Kurulun alacağı kararları uygulamak olduğu; Üst Kurul üyeleri ile diğer personelin tabi olacağı uygulamaları karara bağlamak, bunlara şekil vermek ve bir karar merci gibi hareket etmek olmadığı anlaşılmaktadır.

Söz konusu aylık ödemeleri herhangi bir kurul kararı olmaksızın doğrudan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin imzası ile yapılmadığına göre, bu ödemelerden kaynaklanan kamu zararından sorumlu tutulabilmeleri için, ödemelerin dayanağı/gerekçesi olan ve mevzuat karşısında kusurlu olduğu Sayıştay yargısı ile tespit edilen Kurul kararı ile söz konusu kamu görevlilerinin illiyet bağının hukuki olarak izah edilebilir olması gerekmektedir. Zira, somut olayda ifade edilen mevzuata aykırılık, harcama yetkilisi ile gerçekleştirme görevlisinin bizzat kendi imzalarından ya da yaptıkları işlemden kaynaklanan değil Kurul Kararından kaynaklanan aykırılıktır.

Harcama yetkililerinin; harcamaya dayanak ve gerekçe olan kurul kararlarının mevzuata aykırılığı denetimini nasıl yapacakları, kurul kararlarının mevzuata aykırılık denetimini yapma ve aykırılık halinde işlem yapmaktan kaçınma hak ve yetkilerinin olup olmadığı, aykırılık halini nasıl raporlayacakları, idarenin işleyişi içinde böyle bir aykırılık denetimi usulünün hukuken yerinde olup olmadığı hususlarında yol gösterici kuralları içeren mevzuat düzenlemesi olmadığı gibi genel kurallar vazeden istikrarlı yargı kararları da mevcut değildir. Bu durumda, yargı denetimiyle mevzuata aykırılığı tespit edilen ya da mevzuata uygunluğuna bile karar verilebilecek olan kurul kararları için, yargı denetimi öncesinde harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinden bu kararlara karşı beklenilen “hukuki meşruiyeti düzenlenmemiş direnme/kaçınma” eylemi, bu görevliler için yasal bir kural ve görev olmadığı gibi söz konusu beklenti hakkaniyet ilkesine de uygun değildir.

Her ne kadar Anayasa’nın 137 nci maddesinde, “Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.” hükümleri ile, benzer şekilde 657 sayılı Kanun’un 11’nci maddesinde, “Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir.” hükümleri yer alsa da; bu mevzuat hükümlerinin yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan kamu harcamalarında uygulanıp uygulanamayacağı, uygulanabilecek ise hangi usulde uygulanacağı ya da yönetim krizine neden olunmadan nasıl uygulanacağı hususları da düzenlenmiş değildir.

Yukarıda belirtildiği üzere, kamu harcamasının gerekçesi/dayanağı/talimatı olan yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararları üzerinde harcama biriminin mevzuata uygunluk denetimi yapabilmesinin usul ve esaslarına yönelik yasal düzenleme olmaksızın, söz konusu kurul kararlarının uygulanıp uygulanmaması hususunda harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin inisiyatif kullanmalarının beklenilmesi yasal düzenlemeyle uyarlı olmayacaktır.

Harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin kurul kararının oluşmasına katkıları olmadığı durumlarda, kurul kararından kaynaklanan kamu zararından sorumlu tutulmamaları gerekmektedir. Aksi durumda, kurul kararlarının sonuçlarından harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin de sorumlu tutulmaları hakkaniyet ilkesine uygun olmayan bir külfet yüklenmelerine neden olacaktır. Dolayısıyla, harcama yetkilisi ile gerçekleştirme görevlisinin Kurul kararı uyarınca işlem tesis etmeleri sonucunda oluşan kamu zararından, ödeme emri belgeleri üzerinde sadece imzaları bulunması nedeniyle sorumlu tutulmaları kusur sorumluluğu ilkesine ve kamu zararı mevzuatına aykırıdır.

Bu itibarla, 13 sayılı İlamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün, sorumluluktan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin çıkarılmasını teminen BOZULARAK, Dairesine tevdiine karar verilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim