Sayıştay 6. Dairesi 48654 Kararı - Yüksek Öğretim Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
48654
5 Temmuz 2023
Yüksek Öğretim Kurumları
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Yılı: 2018
-
Daire: 6
-
Dosya No: 48654
-
Tutanak No: 55596
-
Tutanak Tarihi: 05.07.2023
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
AR-GE kapsamında değerlendirilmesine imkân olmaması nedeniyle Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği uyarınca ödemeye müstehak olmayan projeler için akademik teşvik ödemesi yapılması;
160 sayılı İlamın 21. maddesiyle; Akademik teşvik ödemesi başvurularında yer alan bazı projelerin AR-GE kapsamında değerlendirilememesi nedeniyle Akademik Teşvik Yönetmeliği uyarınca teşvik ödemesine konu edilemeyeceği halde ödeme yapıldığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir. {Sorguda … TL kamu zararı hesap edilmesine karşın, İlamda; bu tutarın … TL’si için yapılan ödemede mevzuata aykırılık bulunmadığından ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmiş; (bu tutarın düşülmesi sonucu) geriye kalan tutar olan (kamu zararı tablosunda adı geçen diğer ahizleri ilgilendiren) … TL için ise işbu tazmin hükmü verilmiştir.}
Sorumlular [(Ödemenin Yapılmasına Karar Veren) Hukuk Birim Komisyon Üyesi sıfatıyla temyiz talep eden …, … ve …], ortaklaşa gönderdikleri temyiz dilekçesinde özetle; aşağıda gerekçeleriyle açıklanacağı üzere; birtakım projelerin akademik teşvik ödemelerine konu edilmesi neticesinde kamu zararı oluştuğuna dair söz konusu Sayıştay İlamının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,
-
Öncelikle söz konusu Sayıştay İlamında, ilgili Denetçi raporunun esas kabul edilerek hüküm tesis edildiğinin görüldüğünü, bu nedenle, Denetçi raporunda yer alan iddiaların cevaplandırılması ve hukuka aykırılığının ortaya çıkarılmasının; söz konusu Sayıştay İlamının da hukuka aykırılığı neticesi vereceğini,
-
Sayıştay İlamına dayanak teşkil eden ve sorguda taraflarınca ileri sürülmüş gerekçelere cevap mahiyetinde hazırlanmış olan Denetçi raporunda özetle 3 temel iddianın ileri sürüldüğünü, bunlar;
a. “Sayıştay’ın konu ile ilgili yaptığı denetimin yerindelik denetimi sayılamayacağı”,
b. “İlgili mevzuatla AR-GE tanımı yapılmamış ise de Komisyon üyelerinin bunu farklı mevzuat hükümlerini ve literatürü kullanarak araştırmakla yükümlü olduğu”,
c. “Raporda adı geçen birtakım projelerin AR-GE projesi kapsamında değerlendirilemeyeceği”,
-
“Sayıştay’ın konu ile ilgili yaptığı denetimin yerindelik denetimi sayılamayacağı” iddiası ile ilgili olarak belirtmek gerekir ki; Sayıştay'ın somut olaydaki gibi yaptığı bir denetimin açıkça idarenin takdir yetkisini sınırlandıracak ya da ortadan kaldıracak mahiyette bir denetim olduğunu, bu yönünle somut olaydaki denetimin, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu md. 35/1/a’da ve 35/2/b'de düzenlenmiş olan yerindelik denetimi yasağını ihlal etmekte olduğunu, zira Danıştay’a göre, “... idarelerin belirli bir kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisi ile donatıldıkları durumlarda idari yargı organlarınca yapılacak denetim idarenin tercih ettiği seçeneğin ve bunun uygulamasının hukuka uygun olup olmadığının araştırılması ve saptanmasıyla sınırlı olup... yargı organlarının idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da muayyen bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri ve böylece idari işlemlerin denetiminde ‘hukuka uygunluk’ sınırını aşarak ‘yerindelik’ denetimine girmeleri Anayasa ve Yasa kurallarıyla ve idare hukuku ilkeleriyle bağdaştırılamaz.” (D5D. E. 1987/2389,K. 1987/1620, KT. 23.11.1987, DD, sy. 70. 71, s. 257. Aynı yönde bkz. D5D, E. 1995/850, K. 1997/861, KT. 16.04.1997, DD, sy. 95, s. 289; D8D, E. 1998/1881. K. 1999/6161, KT. 15.11.1999, DD. sy. 103, s. 781), gerçekten de, başvuruların yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan 31.12.2016 tarihli Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği’nin hiçbir yerinde AR. GE tanımına yer verilmediğini, hangi tür projelerin AR. GE projeleri olarak nitelendirilebileceği hususunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, bu hususun tamamıyla başvuruları değerlendirecek olan Akademik Teşvik Komisyonunun takdirine bırakıldığını, diğer bir ifadeyle, bir projenin AR. GE projesi olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin tespiti ve takdiri yetkisi ilgili komisyonlara ait bir yetki olarak düzenlendiğini, dolayısıyla, bir projenin AR. GE projesi olup olmadığını değerlendirme yetkisine sahip olan akademik komisyonların bu yetkisine Sayıştay tarafından müdahale edilmesi ve komisyonun akademik değerlendirmeler neticesinde AR. GE projesi olduğuna kanaat getirdiği projelerin Sayıştay tarafından bu kapsamda değerlendirilmeyerek kamu zararı oluştuğunun ifade edilmesinin açıkça bir yerindelik denetimi olduğunu,
-
“İlgili mevzuatla AR. GE tanımı yapılmamış ise de Komisyon üyelerinin bunu farklı mevzuat hükümlerini ve literatürü kullanarak araştırmakla yükümlü olduğu” iddiası ile ilgili olarak belirtmek gerekir ki; böyle bir iddianın hukuki hiçbir dayanağı ve karşılığı olmadığını, zira yargı mercileri tarafından bir idari işlemin hukuka aykırı olup olmadığı tespit edilirken, söz konusu idari işlemin tesis edildiği andaki mevzuata uygun olup olmadığının araştırılacağı ve sonraki mevzuat değişikliklerinin yargı denetiminde dikkate alınamayacağı hususlarının hukukun en temel prensiplerinden olduğu gibi; ilgili mevzuatta yer almayan bir hükmün idare tarafından başka mevzuat hükümleri kullanılarak doldurulamayacağı ve idarenin kendiliğinden kural koyucu gibi hareket edemeyeceği hususlarının da yine hukukun en temel prensiplerinden olduğunu, dolayısıyla söz konusu Denetçi raporunda ifade edildiği şekliyle, idarenin ilgili mevzuatta yer almayan bir hükmü başka bir mevzuat hükmünü ya da literatürü kullanarak doldurması gerektiğini savunmanın hukuken mümkün olmadığını, zira her mevzuatın kendi içerisinde farklı bir dinamiği bulunduğunu ve idari bir işlem tesis edilirken birbirinden bağımsız hükümler ihtiva eden mevzuat hükümlerini harmanlayarak bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını, aksi yöndeki bir girişimin idari işlemi sakatlayacağını ve böyle bir durumda idare yetkisi olmadığı halde kural koyucu gibi hareket ettiği için söz konusu işlemin, idare hukukundaki karşılığı ile, “yetki tecavüzü” anlamına geleceğini, ayrıca belirtmek gerekir ki; YÖK yetkililerinin, ilgili dönemde uygulanan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği’nde AR. GE tanımının yapılmamış olmasının uygulamada problemlere sebebiyet verdiğini görerek bir sonraki dönemde yönetmelik değişikliğine gittiğini ve AR. GE projelerine açıklık getirmeye çalıştığını, YÖK’ün bu konuda kısa bir süre içerisinde yönetmelik değişikliğine gitmiş olmasının dahi tek başına, Yönetmelikte AR. GE tanımının yapılmamış olmasının bir problem olduğunu göstermekte olduğunu, diğer bir ifadeyle, Denetçi raporunda ifade edildiği şekliyle, Yönetmelikte AR. GE tanımının yapılmamış olmasının herhangi bir eksiklik teşkil etmeseydi ve diğer mevzuat hükümleri ile bu eksikliği tamamlamak zaten mümkün olsaydı YÖK’ün çok kısa bir süre içerisinde böyle bir yönetmelik değişikliğine gitme ihtiyacı duymayacağını, bununla birlikte Komisyonun, her ne kadar ilgili dönemde Yönetmelikte AR. GE projelerinin ne olduğu hususu açıklığa kavuşturulmamış ise de; bu konuda sahip olduğu takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullandığını, yapılan başvuruları titizlikle incelediğini, Üniversite ve YÖK yetkilileri ile sürekli irtibat halinde olduğunu, dilekçe ekinde sunulan evraklardan da anlaşılacağı üzere akademik teşvik ödemesine uygun olmadığını düşündüğü başvuruları reddettiğini, kısacası herhangi bir kamu zararına sebebiyet vermeme adına elinden gelen azami gayreti gösterdiğini, ancak yine de tüm bu çabalara rağmen bir kamu zararı oluşmuş ise; daha önce Yönetmelikle açıklığa kavuşturulması gereken bir meselenin açıklığa kavuşturulmamış olmasının hukuki sonucunu ve mesuliyetini, bu hususta herhangi bir yetkisi bulunmayan Komisyon üyelerine yüklemenin; bu vazifeyi hiçbir maddi ya da akademik menfaat beklemeden en iyi şekilde yapmaya çalışan ve kendilerine söz konusu incelemeleri tamamlamaları için sadece 3 gün süre tanınan (15 . 18 Ocak 2018) komisyon üyelerine yüklemenin bir haksızlık olduğunu, böyle bir neticenin; adalet, hakkaniyet ve yargıya güven duygularını rencide ettiğini,
-
“Raporda adı geçen birtakım projelerin AR. GE projesi kapsamında değerlendirilemeyeceği” iddiası ile ilgili olarak belirtmek gerekir ki; bu iddianın da hukuken geçerli kabul edilemeyecek bir iddia olduğunu, zira yukarıda açıklığa kavuşturulan tüm hususların bir kenara bırakılsa bile; ilgili Denetçi raporunda AR. GE projesi olmadığı için kamu zararına sebebiyet verildiği iddia olunan projelerin, yine bizzat Denetçi raporunda AR. GE projelerinin değerlendirilmesi aşamasında kullanılması gerektiği öne sürülen 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile OECD tarafından hazırlanmış olan Frascati Kılavuzu’nda belirtilen AR. GE kriterleri ile birebir uyumlu olduğunu, zira 5746 sayılı Kanun md. 2/1/a’ya göre araştırma ve geliştirme faaliyetinin (AR. GE); “Araştırma ve geliştirme, kültür, insan, ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bunun yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmaları, çevre uyumlu ürün tasarımı veya yazılım faaliyetleri ile alanında bilimsel ve teknolojik gelişme sağlayan, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan, çıktıları özgün, deneysel, bilimsel ve teknik içerik taşıyan faaliyetleri” ifade etmekte olduğunu, yine Denetçi raporunda belirtilen Frascati Kılavuzu’nun “Ar. Ge'yi sosyal bilimlerde ve beşeri bilimlerde tanımlama” başlıklı kısmında ise (syf. 48/2.4.2); “Sosyal ve beşeri bilimler Kılavuzda, Ar. Ge’nin insan, kültür ve toplum bilgisi’ olarak adlandırılması ile kendisine yer bulmuştur (Bkz. 2. Bölüm, Kısım 2.1). Sosyal ve beşeri bilimler için, Ar. Ge ve ilgili (rutin) bilimsel faaliyetler arasındaki sınırın belirlenmesi açısından fark edilebilir ölçülerdeki bir yenilik unsuru veya bilimsel ve/veya teknolojik bir belirsizliğin çözülmesi yine faydalı ölçütler olarak göze çarpmaktadır. Bu unsur, ilgili projenin kavramsal, yöntem bilimsel veya görgül (ampirik) kısmı ile ilgili olabilir. Rutin özellikteki ilgili faaliyetler sadece belirli bir araştırma projesinin ayrılmaz bir parçası olarak üstlenildiklerinde veya belirli bir araştırma projesinin yararına gerçekleştirildiklerinde Ar. Ge kapsamında yer alır. Bu nedenle sosyal bilimcilerin, belirli bir sorunun üzerine giderken sosyal bilimlerdeki yerleşik yöntembilimleri, prensipleri ve modelleri kullandıkları rutin nitelikteki çalışmaları araştırma olarak sınıflandırılamaz." denildiğini, aşağıda proje ilgililerinden alınan bilgiler ve projelere ilişkin dilekçe ekinde sunulan evraklardan anlaşılacağı üzere; Sayıştay İlamında kamu zararının oluşumuna gerekçe gösterilen “…” Projesi ile “6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Işığında İşçinin Kişisel Verilerinin Korunması” Projesinin yukarıda 5746 sayılı Kanun’da ve Frascati Kılavuzu’nda yer alan AR. GE tanımlamalarına uyan projeler olduğunu,
-
Öncelikle “…” Projesinin; Gençlerle İlgili Sanatsal Faaliyet, Etkinlik ve Projeler ile Eserlere Verilecek Desteklere İlişkin Usul ve Esaslar çerçevesinde, … Bakanlığı (… Genel Müdürlüğü) ile … Üniversitesi Rektörlüğü arasında yapılan sözleşme ile gerçekleştirildiğini, Bakanlığın, kendisine birçok başvuru olmasına rağmen ilgili projeleri ayrıntılı bir şekilde ve sanat dalı perspektifinden incelediğini ve sayıca çok az projenin desteklenmesine karar verdiğini, “…” Projesinin de Bakanlık uzmanları tarafından sanat dalı perspektifinden değerlendirilerek seçildiğini ve desteklenmeye değer bulunduğunu, Bakanlığın bu gibi projeleri desteklemesinin temelinde; yapıldığı alanla ilgili eksiklikleri belirleme, belirlenen bu eksiklikleri gidermeye yönelik araştırma ve saha çalışması yapma, toplantılar düzenleme ve o alandaki eksiklikleri gidermeye yönelik sonuçlara ulaşma gayesinin güdüldüğünü, bu projelerin başvuru sürecinden kabul aşamasına kadar ciddi manada bilimsel tahliller yapıldığını, bu değerlendirmelerde projeler ile yeni sonuçlara ulaşılıp ulaşılamayacağı, bilimsel bilgiler üretilip üretilemeyeceği, bilimsel yorum tekniklerine başvurulup başvurulmayacağı gibi hususların İncelendiğini ve nihayet projelerin bu incelemelere göre kabul edildiğini, yine gerek saha araştırması gerekse de çalıştaylar ile ortaya konan tespitlerin alanında uzman akademisyen ve uygulayıcılar tarafından değerlendirilecek olmasının da projelerin kabulü açısından önem kazandığını, “…” Projesinin bahsedilen aşamaları başarı ile geçtiğini ve Bakanlıkça desteklendiğini, projenin bilimsel çalışma sayılamayacağına ilişkin Sayıştay tarafından serdedilen kanaatin; söz konusu projeye yurt içinden ve yurt dışından gönderilen toplam 58 adet kısa filme ve sinema sanat dalına haksızlık olduğunu, eğer projede yer aldığı gibi kısa filmler sanat sayılamayacak ve bilimsel nitelik taşımayacak ise üniversitelerdeki radyo, televizyon ve sinema bölümlerinin varlığının anlamsız addedilmesi gerektiğini, gerçekten de “…” Projesinin tam manasıyla bir AR. GE projesi olduğunu, zira proje ile bir yandan sinema sanatının gelişmesi için gençlerin kısa film çekmeye yönlendirildiğini; öte yandan toplumun ülkemizde yaşan göçmenlere yönelik duruşunun sosyolojik açıdan ortaya konduğunu, nitekim çekilen filmlerin bir kısmının göçmenlerin yaşadıkları sorunlara işaret etmekte iken bazı filmlerin ise göçmenlerin Türkiye’de bulunmasından duyulan rahatsızlığa değindiğini, bu sosyolojik tespitin, anılan proje ile ortaya konduğunu ve projenin faaliyet raporunda ifade edildiğini, öte yandan sinema sanatı açısından bakıldığında, sahaya yönelik tespitlerin proje ile ortaya çıktığını, nitekim gönderilen filmlerin “kurmaca” mı “belgesel” mi “animasyon” mu “deneysel” mi ya da bunlardan ikisinin bir arada olduğu bir tür mü olduğu yönünde tespitlerin anılan proje ile ortaya çıktığını, öte yandan çekilen filmlerin toplum nazarındaki konumlarını belirleyebilmek için şartları sağlayan tüm filmlerin, hususi olarak bu iş için oluşturulan web sitesine yüklendiğini, 58 adet kısa film web sitesinden 10.12.2017 tarihinde saat 00:00'da oylamaya sunulduğunu ve 13.12.2017 saat 23:59’da oylamanın sonlandırıldığını, gerekli duyurular yapılarak yurt içinden ve dışından herkese kısa filmler arz edildiğini, üç gün süren oylama sürecinde yaklaşık 12 bin tıklama kaydedildiğini ve nihayet en çok oy alan ilk 10 kısa filmin belirlendiğini, bu aşamaların ve tespitlerin hepsinin projenin sinema ve sosyoloji ilmi açısından AR. GE projesi olduğunu ortaya koyan hususlar olduğunu, ayrıca projede yer alan kişilerin meslek ve akademik unvanlarının da projenin AR. GE projesi olduğunu ortaya koymakta olduğunu, nitekim jüri üyelerinin, … Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı …, aralarında … de olmak üzere birçok meşhur filmi çekmiş tanınmış Yapımcı, Yönetmen ve Senarist …, ülkemizde göçmenler ile ilgili kamusal manada destekleri ile tanınan dönemin … Başkanı … ve projeyi koordine eden …ve Yrd. …’ın 12 bin tıklanma ile belirlenen ilk 10’daki filmleri münferiden değerlendirdiklerini ve ödül sahibi olanları ortaya çıkardıklarını, sinema ve sosyoloji alanı açısından hem teoride hem de pratikte yer alan kişilerin jüri üyesi olarak yer aldığı ve saha araştırmalarının yapıldığı böylesi bir projeyi AR. GE kapsamında görmemenin mümkün olmadığını (anılan kişilerin projede görev aldıklarının … Bakanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile de tespit edildiğini), söz konusu projenin, 18.12.2017 tarihi itibariyle 12 bin oyun dağılımı neticesinde ilk 10’a giren filmler arasından, sinema sanat dalı ve sosyoloji biliminin esaslarına uygun yapılan tahlil neticesinde ilk 5’e giren filmlerin duyurulması ve sonuç raporunun Bakanlığa teslimi ile nihayete erdiğini, ayrıca belirtmek gerekir ki; söz konusu projenin yapıldığı döneme kadar her yıl icra edilegeldiğini, nitekim projenin gerek afişlerinde gerekse diğer duyuru yöntemlerinde söz konusu kısa film yarışmasının 4 ‘üncüsü olduğunun da aşikâr olduğunu, özetle, “…” Projesi ilgili dönemde yürürlükte bulunan 31/12/2016 tarihli Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği’nin öngörmüş olduğu AR. GE niteliğini haiz olduğunu ve bu nedenle akademik teşvik başvurularında kullanılabilecek bilimsel bir proje olduğunu (Proje ile ilgili Sözleşme, Proje Afişleri, Proje Faaliyet Raporu, Bakanlık Nihai Raporu, Jüri üyeleri listesi, Film listeleri ve türleri, Filmlerin tıklanma sayıları, Jüri üyeleri değerlendirme notlarının dilekçe ekinde sunulduğunu),
-
“6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Işığında İşçinin Kişisel Verilerinin Korunması” Projesinin ise; Sayıştay İlamında da ifade edildiği üzere, sosyal bilimler alanında gerçekleştirilmiş olan bir yüksek lisans tezi projesi olduğunu, söz konusu proje ile, giderek önemi artan kişisel verilerin korunması alanı ile ilgili büyük bir eksikliğin doldurulması ve mevzuat sistemine yeni dâhil olan hususların uygulamada nasıl anlaşılması gerektiğinin belirlenmesinin hedeflendiğini, gerçekten de, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (KVKK), bu alanda ülkemizde genel kanun niteliğinde yapılan ilk çalışma olduğunu, Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra hukukçu akademisyenler bu alana yöneldiğini ve genel düzenlemeler içeren KVKK’nın kendine has niteliği olan alanlara nasıl uygulanacağına dair çözüm arayışları başladığını, işçinin kişisel verilerinin korunmasına yönelik hazırlanan bu tez ve nihayetinde bu projenin ise bu eksikliğin giderilmesi amacıyla hazırlandığını, 6698 sayılı KVKK ile kişisel verinin tanımı, kimlerin veri sahibi olduğu, kimlere veri işleyen denileceği, hangi durumlarda kişisel verilerin işlenebileceği ve/veya silinip yok edilmesi gerektiği, veri sahibinin hakları gibi genel konularda çerçeve düzenlemeler yapıldığını, iş hukukunun, özellikli bir alan olduğunu ve KVKK hükümlerinin doğrudan uygulanmasının işçiler ve işverenler açısından her zaman doğru sonuçlar ortaya çıkarmayacağını, iş hukuku bakımından kimlerin veri sahibi, veri işleyen olduklarının tespit edilmesi, işçinin hangi verilerinin kim tarafından ne şekillerde işlenebileceği veya işlenemeyeceğinin, işlenmesi halinde neler yapılması gerektiğinin tespit edilmesi gerektiğini, böylelikle KVKK’nın uygulanması açısından yeni bilgiler üretildiğini ve bilimsel yorumlar yapıldığını, yapılan çalışmanın hazırlandığı dönemde bu alana ilişkin herhangi bir bilimsel çalışma bulunmadığından, bu niteliği itibariyle sosyal bilimler alanında bir AR. GE çalışması niteliğini haiz olduğunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Işığında İşçinin Kişisel Verilerinin Korunması başlıklı çalışma ile; iş hukuku bakımından kişisel veri kavramının nasıl anlaşılması gerektiği, işçi ve işveren kavramlarının KVKK bakımından kimlere karşılık geldiği, iş hukukunda kişisel verilerin nasıl ve hangi aşamalarda işlenebileceği, kişisel verilerin işlenmesinde hukuka uygunluk nedenlerinin iş hukuku bakımından nasıl anlaşılacağı, KVKK’da düzenlenen veri sorumlusunun yükümlülüklerinin iş hukuku bakımından nasıl yerine getirileceği, KVKK da düzenlenen veri sahibinin haklarının iş hukuku bakımından nasıl talep edileceği, iş hukuku özelinde kişisel veri işlenmesini gerektirecek durumların tespiti, işçilerin kişisel verilerinin işlenmesi halinde işçilerin hakları ve işverenlerin karşılaşabileceği cezai ve idari yaptırımlar konularında yeni bilgiler üretildiğini ve bilimsel yorumlar yapıldığını, böylelikle sosyal bilimler alanında yapılan bir çalışmanın AR. GE niteliğini karşılayacak şekilde yürütüldüğünü, proje neticesinde ortaya çıkan tezin kapak sayfası ve özet kısmının dilekçe ekinde sunulduğunu, ilgili teze ulusal tez merkezi (tez.yok.gov.tr) adresinden de ulaşmanın mümkün olduğunu, öte yandan, işbu yargılama konusu ödeneği alan kamu personeline ileride doğacak rücu ilişkisi bakımından savunma imkanının verilmesi için yargılamanın ihbarı yapılmadan bir karar verilmesinin de, en başta anayasal bir hak olan savunma hakkının ihlaline yol açtığının ortada olduğunu, yukarıda açıklanan gerekçelerle; akademik teşvik başvurularında teşvik ödemesine dayanak gösterilen bazı projelerin AR. GE kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle kamu zararı oluştuğuna dair tazmin hükmünün bozulmasını ve yapılan ödemelerde mevzuata aykırılığın olmadığına karar verilerek bu konuda taraflarının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığına karar verilmesini Kurulumuza arz etmişlerdir.
Başsavcılık mütalaasında özetle; sorumluların ortak temyiz dilekçesinde özetle; aşağıda gerekçeleriyle açıklanacağı üzere; birtakım projelerin akademik teşvik ödemelerine konu edilmesi neticesinde kamu zararı oluştuğuna dair söz konusu Sayıştay İlamının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu;
-
Sayıştay'ın somut olaydaki gibi yaptığı bir denetimin açıkça idarenin takdir yetkisini sınırlandıracak ya da ortadan kaldıracak mahiyette bir denetim olduğu, bu yönüyle somut olaydaki denetimin, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 35/1/a ve 35/2/b maddelerinde düzenlenmiş olan yerindelik denetimi yasağını ihlal ettiği,
-
Başvuruların yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan 31.12.2016 tarihli Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliğinin hiçbir yerinde AR-GE tanımına yer verilmediği, hangi tür projelerin AR-GE projeleri olarak nitelendirilebileceği hususunda herhangi bir açıklama yapılmadığı, bu husus tamamıyla başvuruları değerlendirecek olan akademik komisyonunun takdirine bırakıldığı,
-
“İlgili mevzuatla AR-GE tanımı yapılmamış ise de Komisyon üyelerinin bunu farklı mevzuat hükümlerini ve literatürü kullanarak araştırmakla yükümlü olduğu” iddiasının hukuki hiçbir dayanağı ve karşılığının olmadığı, ilgili mevzuatta yer almayan bir hükmün idare tarafından başka mevzuat hükümleri kullanılarak doldurulamayacağı ve idarenin kendiliğinden kural koyucu gibi hareket edemeyeceği,
-
YÖK yetkililerinin, ilgili dönemde uygulanan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliğinde AR-GE tanımının yapılmamış olmasının uygulamada problemlere sebebiyet verdiğini görerek bir sonraki dönemde yönetmelik değişikliğine giderek AR-GE projelerine açıklık getirmeye çalıştıkları,
-
Daha önce yönetmelikle açıklığa kavuşturulması gereken bir meselenin açıklığa kavuşturulmamış olmasının hukuki sonucunu ve mesuliyetinin, bu hususta herhangi bir yetkisi bulunmayan komisyon üyelerine yüklemenin komisyon üyelerine bir haksızlık olduğu, böyle bir neticenin adalet, hakkaniyet ve yargıya güven duygularını rencide edeceği,
-
Kamu zararına sebebiyet verildiği iddia olunan projelerin, Raporda AR-GE projelerinin değerlendirilmesi aşamasında kullanılması gerektiği öne sürülen 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile OECD tarafından hazırlanmış olan Frascati Kılavuzunda belirtilen AR-GE kriterleri ile birebir uyumlu olduğu,
-
Sayıştay İlamında kamu zararının oluşumuna gerekçe gösterilen “…” Projesi ile “6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Işığında İşçinin Kişisel Verilerinin Korunması” Projesinin 5746 sayılı Kanun'da ve Frascati Kılavuzu'nda yer alan AR-GE tanımlamalarına uyan projeler olduğu,
-
“…” Projesinin; “Gençlerle İlgili Sanatsal Faaliyet, Etkinlik ve Projeler ile Eserlere Verilecek Desteklere İlişkin Usul ve Esaslar” çerçevesinde, … Bakanlığı (… Genel Müdürlüğü) ile … Üniversitesi Rektörlüğü arasında yapılan sözleşme ile gerçekleştirildiği, bu projenin tam manasıyla bir AR-GE projesi olduğu, zira proje ile bir yandan sinema sanatının gelişmesi için gençlerin kısa film çekmeye yönlendirildiği; öte yandan toplumun ülkemizde yaşayan göçmenlere yönelik duruşu sosyolojik açıdan ortaya konulduğu, ayrıca projede yer alan kişilerin meslek ve akademik unvanlarının da projenin AR-GE projesi olduğunu ortaya koyduğu, projenin ilgili dönemde yürürlükte bulunan Yönetmeliğin öngörmüş olduğu AR- GE niteliğini haiz olduğu ve bu nedenle de akademik teşvik başvurularında kullanılabilecek bilimsel bir proje olduğu,
-
“6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Işığında İşçinin Kişisel Verilerinin Korunması” Projesinin, sosyal bilimler alanında gerçekleştirilmiş olan bir yüksek lisans tezi projesi olduğu, bu proje ile giderek önemi artan kişisel verilerin korunması alanı ile ilgili büyük bir eksikliğin doldurulması ve mevzuat sistemine yeni dâhil olan hususların uygulamada nasıl anlaşılması gerektiğinin belirlenmesinin hedeflendiği, bu alanda ülkemizde genel kanun niteliğinde yapılan ilk çalışma olduğu, yapılan çalışmanın hazırlandığı dönemde bu alana ilişkin herhangi bir bilimsel çalışma bulunmadığından bu niteliği itibariyle sosyal bilimler alanında bir AR-GE çalışması niteliğini haiz olduğu,
-
Öte yandan; işbu yargılama konusu ödeneği alan kamu personeline ileride doğacak rücu ilişkisi bakımından savunma imkânının verilmesi için yargılamanın ihbarı yapılmadan bir karar verilmesinin de, en başta Anayasal bir hak olan savunma hakkının ihlaline yol açacağı
Hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün bozulmasına ve yapılan ödemelerde mevzuata aykırılığın bulunmadığına ve taraflarının sorumluluğunun bulunmadığına hükmedilmesinin talep edildiği ifade edildikten sonra; sorumlunun tazmin hükmüne ilişkin yapmış olduğu açıklamalar ve iddiaların Daire yargılamasında ayrıntılı olarak karşılanmış olup, üniversitelerde akademik teşvik ödeneği ödemelerinin; 11.10.1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun “Akademik teşvik ödeneği” başlıklı ek 4 üncü maddesindeki; “Her bir takvim yılı için, bir önceki yıl, bilim, teknoloji ve sanata katkı sağlayıcı nitelikte yurt içinde veya yurt dışında sonuçlandırılan proje, araştırma, yayın, tasarım, sergi, patent ile çalışmalarına yapılan atıflar, bilim kurulu bulunan uluslararası düzeydeki toplantılarda tebliğ sunma ve almış olduğu akademik ödüller esas alınarak öğretim elemanları için yüz puan üzerinden yıllık akademik teşvik puanı hesaplanır.” hükmünden sonra aynı maddede verilen yetkiye istinaden çıkarılan ve Resmi Gazetede yayımlanan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmelik hükümlerine göre gerçekleştirilmekte olduğu, akademik teşvik ödemeleri yapılırken Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme Komisyonu kararı ile son olarak Akademik Teşvik Düzenleme ve İtiraz Komisyonu kararı sonucunda belirlenen ve ilan edilen akademik personel teşvik nihai listesinde yer alan puanların esas alındığı, bu açıdan ilgili komisyonlar tarafından yapılacak incelemenin akademik teşvik ödemeleri için son derece önemli ve belirleyici durumda olduğu, bundan dolayı komisyonlarca yapılacak incelemelerde akademik teşvik ödemesine esas olan ve Yönetmelikte ismen sayılan her bir akademik faaliyet türünün (özellikle proje, tasarım, sergi ve tebliğ faaliyet türlerinde) Yönetmeliğin “tanım”, “değerlendirme” ve “puan tablosu” kısımlarındaki şartları birlikte taşıyıp taşımadığı hususlarının dosyalarda sunulan belgelerde yer alan bilgilerden araştırılması, yeterli bilgi ve belge sunulmayan veya Yönetmeliğin özellikle bu üç kısmında istenen şartları bir arada taşımayan faaliyet türlerine dair verilerin puanlamaya dahil edilmemesi hususunda mali sorumluluk çerçevesinde gereken özenin gösterilmesi gerektiği, 2018 yılında yapılan teşvik ödemelerinin, 31.12.2016 tarihli ve 29935 (3. Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği hükümlerine göre gerçekleştirilmesi gerektiği, anılan Yönetmeliğin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 3'üncü maddesinin (e) bendinde, akademik teşvik ödemesine esas alınacak olan faaliyetlerin neleri kapsadığı tanımlanmış olup; “faaliyet” kavramının “her bir takvim yılı için bir önceki yıl, bilim, teknoloji ve sanata katkı sağlayıcı nitelikte yurtiçinde veya yurtdışında sonuçlandırılan proje, araştırma, yayın, tasarım, sergi, patent ile çalışmalarına yapılan atıfları, bilim kurulu bulunan uluslararası düzeydeki toplantılarda sunulan tebliğleri ve alınan akademik ödülleri” ifade ettiğinin hüküm altına alındığı, “Aynı maddenin (ı) bendinde ise “proje” kavramının; “Bilimsel değerlendirme süreci sonucunda ulusal veya uluslararası kurumlarca onaylanarak bütçe desteği sağlanmış olup, yeni bilgiler üretilmesi, bilimsel yorumların yapılması veya teknolojik problemlerin çözümlenmesi için bilimsel esaslara uygun olarak yürütülmüş ve sonuç raporu yetkili mercilerce başarılı bulunarak kapatılmış araştırma çalışmalarını” ifade ettiğinin belirtildiği, akademik teşvik ödemesine esas her bir faaliyet türüne dahil alt faaliyetlere nasıl puan verileceğinin ise Yönetmelik eki “Faaliyet ve Puan Tablosu”nda açıklandığı, söz konusu tablonun “(1) Proje” başlıklı kısmında projelerin; “Uluslararası destekli sonuçlandırılmış proje” ve “Ulusal destekli sonuçlandırılmış proje” olarak iki alt faaliyete ayrıldığı, tablonun detay açıklama sütununda belirtilen istisnalar dışında, “Yalnızca AR-GE niteliğindeki projeler olması” şartı öngörüldüğü, buna göre bir faaliyet türüne ve alt faaliyetine dair değerlendirme yapılması için; ilgili madde ve tablolarda yer alan tüm şartların gözden geçirilmesi ve tüm bu şartları taşıdığına dair bilgi ve belgelerin dosyasında bulunması gerektiği, Yönetmelik eki tabloda projelerin istisnalar dışında AR-GE niteliğinde olma şartına yer verildiği, bununla birlikte Yönetmelikte AR-GE'nin kavramsal olarak tanımına yer verilmediği, ancak, akademik personelin hangi projenin AR-GE içerikli olduğunun araştırabileceği pek çok hukuki ve teknik materyalin zaten mevcut olduğu, bunların bazılarına İlamda ayrıntılarıyla yer verildiği, özetle; başvuruya esas her bilimsel projenin teşvike konu edilemeyeceği açık olup, bu konuda komisyonların yetkisinin sınırsız olmadığı ve komisyonların değerlendirmelerini yaparken mevzuat ve standartlar çerçevesinde gerekli özeni göstermek suretiyle hareket etmelerinin gerektiğinin değerlendirildiği; bu nedenle talebin reddedilerek Daire kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Temyize konu işbu ilam maddesinde tazmin hükmü, başvuruların değerlendirilmesi sırasında yürürlükte olan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği (2016) uyarınca AR-GE niteliğini haiz olmadığı için ödemeye de müstehak olmayan bir proje için ilgili öğretim üyesine akademik teşvik ödemesi yapılarak kamu zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle verilmiştir.
Bu gerekçeye dayanak olan mevzuat bağlamında İlamda;
-
31.12.2016 tarih ve 29935 no.lu Resmi Gazete’de yayımlanan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği’nin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 3 üncü maddesinin (e) bendinde akademik teşvik ödemesine esas alınacak olan faaliyetlerin neleri kapsadığı tanımlanmış olup; “faaliyet” kavramının; “her bir takvim yılı için bir önceki yıl, bilim, teknoloji ve sanata katkı sağlayıcı nitelikte yurtiçinde veya yurtdışında sonuçlandırılan proje, araştırma, yayın, tasarım, sergi, patent ile çalışmalarına yapılan atıfları, bilim kurulu bulunan uluslararası düzeydeki toplantılarda sunulan tebliğleri ve alınan akademik ödülleri” ifade ettiğinin hüküm altına alındığı,
-
Aynı maddenin (ı) bendinde ise “proje”nin; “bilimsel değerlendirme süreci sonunda ulusal veya uluslararası kurumlarca onaylanarak bütçe desteği sağlanmış olup, yeni bilgiler üretilmesi, bilimsel yorumların yapılması veya teknolojik problemlerin çözümlenmesi için bilimsel esaslara uygun olarak yürütülmüş ve sonuç raporu yetkili mercilerce başarılı bulunarak kapatılmış araştırma çalışmaları” olarak tanımlandığı,
-
Akademik teşvik ödemesine esas her bir faaliyet türüne dahil alt faaliyetlere nasıl puan verileceğinin ise Yönetmelik eki “Faaliyet ve Puan Tablosu”nda açıklandığı, söz konusu tablonun (1) Proje başlıklı kısmında projelerin “uluslararası destekli sonuçlandırılmış proje” ve “ulusal destekli sonuçlandırılmış proje” olarak iki alt faaliyete ayrılmış olup; ulusal destekli sonuçlandırılmış projeler için; Kalkınma Bakanlığı, Yükseköğretim kurumları hariç diğer kamu kuruluşları ve özel kuruluşlar tarafından desteklenen projeler ile yükseköğretim kurumları tarafından desteklenmiş bilimsel araştırma projeleri için projelerin AR-GE niteliğinde olması şartı öngörüldüğü; ancak TÜBA ve TÜBİTAK destekli projeler ile Sanayi Tezleri programı (SAN-TEZ) projeleri için AR-GE şartına yer verilmediği,
Hususları ifade edilerek, bu mevzuat hükümleri uyarınca; bir projenin akademik teşvik ödemesine konu olabilmesi için projenin;
a) Bilimsel değerlendirme sürecine sahip olması,
b) Bilimsel değerlendirme süreci sonunda ulusal veya uluslararası kurumlarca onaylanarak bütçe desteği sağlanmış olması,
c) Sonuçlandırılması ve sonuç raporunun yetkili mercilerce başarılı bulunması,
d) Kapatılmış olması,
Niteliklerine sahip olması gerektiği, ancak söz konusu niteliklerin projelerin akademik teşvik ödemesine konu edilmesi için sağlanması gereken genel şartlar olup, bunun yanı sıra, projenin bütçe desteğini sağladığı kurum veya kuruluşa göre mutlaka AR-GE niteliğine de sahip olması gerektiği özel durumların bulunduğu, Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği’nde “AR-GE” ifadesinin kavramsal olarak tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte, mevzuatta tanımın yer almamasının, AR-GE unsurunun akademik teşvik ödemesine ilişkin sınırlayıcı ve belirleyici konumunu değiştirmediği; bir başka deyişle, Yönetmelik’te AR-GE tanımına yer verilmediği gerekçesiyle, bahse konu kavrama ilişkin nitelikler yönünden projelerin bir değerlendirmeye tabi tutulmamasının kabul edilemeyeceği, ayrıca, başvuruların değerlendirmesinde görevli ve yetkili akademik personelin projelerin AR-GE niteliğini değerlendirmesinde esas alabileceği kaynakların (OECD’nin Frascati, Oslo ve Canberra Kılavuzları ve 5746 sayılı Araştırma Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun “tanımlar” başlıklı 2 nci maddesi) mevcut olduğu öne sürülmüş ve bu kaynaklar doğrultusunda; 31.12.2016 tarihli Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği çerçevesinde AR-GE zorunluluğu bulunan projelerde; projenin AR-GE niteliğine sahip olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılabilmesi için, projenin rutinin dışında kalan yenilikçi yönü, hangi kavram ve teknolojilerin bilime ve uygulamaya kazandırıldığı, hangi özgün çıktıların elde edildiği gibi AR-GE kavramının doğası gereği sahip olması gereken özellikleri taşıyıp taşımadığının da incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu çerçevede; ihtilafa konu projenin; anılan Yönetmelik’te belirlenen genel ve özel şartları sağlayıp sağlamadığı noktasında bir değerlendirme yapılmış ve bahse konu proje olan “…” projesinin; …. Üniversitesi, … Yayınları ve … … Müsteşarlığı iş birliğiyle … Üniversitesi Milli İrade Binası'nda gerçekleştirilen ve 30.03.2017'de başlayarak, 01.11.2017'de nihayete ermiş bir sempozyum etkinliği niteliğinde olup söz konusu etkinlik ile edebiyat bilimine veya uygulamaya AR-GE anlamında nelerin kazandırılması hedeflendiği, AR-GE çalışmasında nasıl bir sistemli çalışma izleneceği, hangi AR-GE safhalarının nasıl uygulanacağı ve test edileceği sahada veya laboratuvar ortamında ne kadar/kaç kişi veya veri grubu üzerinde çalışılacağı/çalışıldığı, proje sonucunda hangi somut ve yeni yöntem, metot, kavram veya ürün ve teknolojilerin bilime ve uygulamaya kazandırıldığı, proje kapsamında toplanan verilen hangi bilimsel yöntemler ile analiz edildiği ve bu verilerin hangi özgün çıktıları elde etmede kullanıldığı, bilimsel bir sempozyum düzenlemekten öte edebiyat bilimine yeni ve özgün nasıl bir yaklaşım kazandırıldığı, bu yeni ve özgün kavram veya yaklaşımların proje yürütücülerinin hangi bilimsel analiz yöntemleri neticesinde kazandırıldığı konularında herhangi bir bilgi yer almadığı ve son olarak ... Genel Sekreterliğinden 02 Ocak 2018 tarihinde komisyonlara gönderilen Akademik Teşvik Puanına Esas Faaliyetlerle İlgili Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar tablosunda projeler konusunda da açıkça; “Alt yapı, malzeme, seyahat, BAP kongre destek projeleri ise bu kapsama girmemektedir.” denilmek suretiyle bilimsel etkinliklere katılımın desteklenmesinin “destek projesi” tipleri içerisinde sayıldığı değerlendirmesiyle bahse konu projenin AR-GE projesi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve bu anlamda Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği kapsamında ödeme yapılmasına hak kazandırmayacağı kanaatine varılmıştır.
Öncelikle, 2018 yılında ödemesi yapılan teşvik ödemelerinin 31.12.2016 tarihli ve 29935 (3. Mükerrer) nolu Resmi Gazete’de yayımlanan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği hükümlerine göre gerçekleştirilmesi gerektiği konusunda herhangi bir şüphe bulunmamaktadır.
Söz konusu mevzuatta projelerin AR-GE niteliğini haiz olması gerektiğine ilişkin özel durum bulunsa da; bu özel durumun hangi çerçevede, hangi şartlarda sağlanmasına, hangi mevzuata bakılması gerektiğine ilişkin bir atıf ve çerçeve sunulmamıştır. Dolayısıyla, söz konusu projenin ilgili teşvik ödemesine konu edilmesi için karar, gereken şartlar 2016 yılı Yönetmeliği ışığında aranmak suretiyle ilgili akademik komisyonun o bilim alanı için değerlendirmesine bırakılmış görünmektedir. Bu bağlamda 2016 yılı Yönetmeliğinin değerlendirme komisyonlarına nispeten geniş ve esnek bir çerçeve ve takdir yetkisi sunmakta olduğu söylenebilir. 2018 yılında yapılan değişikliklerle ise hem proje çerçeveleri daha net belirlenmiş hem de komisyonlara verilen yetki daraltılmış görünmektedir. {*2018 yılı Yönetmeliğinden sonra üniversitelerce düzenlenen akademik teşvik ödeneği uygulama usul ve ilkellerini belirleyen rehberlerde “AR-GE niteliğini haiz olan projeler için ilgili kurul kararı”nın kanıtlayıcı belge olarak sunulma zorunluluğu getirilmiştir.}
27.06.2018 tarihli ve 30461 nolu Resmi Gazete'de yayımlanan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin (g) bendinde proje; “amacı, kapsamı, genel ve teknik tanımı, süresi, bütçesi, özel şartları, diğer kurum, kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerce sağlanacak ayni ve/veya nakdi destek tutarları, sonuçta doğacak fikri mülkiyet haklarının paylaşım esasları tespit edilmiş ve Ar-Ge faaliyetlerinin her safhasını belirleyecek mahiyette ve bilimsel esaslar çerçevesinde gerçekleştirilen faaliyetler bütünü” olarak tanımlanmış, 7 nci madde (2)'de ise; “Proje faaliyetlerinin değerlendirilmesinde, sadece bilim, teknoloji ve sanata katkı sağlayıcı nitelikte yurtiçinde veya yurtdışında başarı ile sonuçlandırılmış ve sonuç raporu onaylanmış projeler değerlendirmeye alınır. Döner sermaye üzerinden yapılan dış kaynaklı (yurtiçi veya yurtdışı) projelerin bu kapsamda değerlendirilebilmesi için projenin Ar-Ge niteliğinin olması ve toplam proje süresinin dokuz aydan az olmaması koşulu aranır. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun sadece akademik destekleri bu kapsamda değerlendirmeye alınır, ancak sanayi, kamu girişimcilik, bilimsel etkinlik ve bilim ve toplum destekleri değerlendirmeye alınmaz. Araştırma altyapısı oluşturulması, girişimcilik, araştırmacıların ve öğrencilerin araştırma kültürünün desteklenmesine yönelik projeler, yükseköğretim kurumlan tarafından desteklenen bilimsel araştırma projeleri, yerel kalkınma, topluma hizmet, mesleki eğitim, sosyal sorumluluk ve benzeri amaçlar için fon sağlayan Türkiye İş Kurumu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, kalkınma ajansları ve benzeri kurumların destekleri, döner sermaye üzerinden yapılan bilirkişilikler ve danışmanlıklar, Avrupa Birliği Katılım öncesi Mali Yardım projeleri değerlendirmeye alınmaz. Yürütülmüş bir proje için farklı kurum ve kuruluşlarca tamamlayıcı veya destekleyici mahiyette bütçe desteği sağlanmasına yönelik olup temelde aynı projenin parçası veya uzantısı olan çalışmalar için mükerrer puanlama yapılmaz.” denilerek akademik teşvik ödemesine konu olacak projelerin çerçevesi önceki 2016 Yönetmeliğinden çok daha açık ve net şekilde belirlenmiştir. Ayrıca 2018 yılında yayımlanan Akademik Teşvik Ödemesi Yönetmeliğinde de projelerin AR-GE niteliğini haiz olması gerektiğine ilişkin özel duruma yer verilmiş, ancak bu özel durum 2016 yılı Yönetmeliğinin aksine projenin AR-GE niteliğini hangi çerçevede ve hangi şartlarda sağlaması gerektiğine ilişkin net bilgilerle de tamamlanmıştır. 2018 yılında Yönetmelikte yapılan değişiklik, hem AR-GE projelerinin değerlendirilmesine ilişkin çerçeveyi netleştirmiş hem de ilgili akademik komisyonlarının mevzuat ekseninde takdir haklarını sınırlandırmıştır.
Daire Kararında AR-GE projelerinin tanım ve kapsamlarının belirlenmesi için OECD'nin Frascati, Oslo ve Canberra Kılavuzlarının ve 5746 sayılı Araştırma Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanununun "tanımlar" başlıklı 2 nci maddesinin referans olarak alınması gerektiği ifade edilmekte ise de; söz konusu kılavuzların hangisinin esas alınması gerektiğine ilişkin 2016 yılı Yönetmeliğinde bir atıf bulunmaktadır ki bu durum söz konusu değerlendirmenin komisyonlara bırakıldığının en önemli göstergesidir. Nitekim ilgili projelerin AR-GE niteliğini haiz olabilmesi için belirtilen projelerin, rutinin dışında kalan yenilikçi yönü, bilime kazandırdığı kavram veya teknolojilerin olup olmadığı, hangi özgün çıktıların elde edildiği gibi AR-GE kavramının doğası gereği sahip olması gereken özellikleri taşıyıp taşımadığı hususları, proje sahiplerinin sundukları belgeler ışığında bir hakem/bilirkişi hüviyetini de sağlayan akademik komisyonlarca değerlendirilmiş ve kabul edilmiştir.
Bu hususların dışında İlamda söz konusu projede bilime ve literatüre kazandırılmış yeni bilgi ve kavramların ve bilimsel çıktıların ne olduğu, bu sonuçlara ulaşmada hangi bilimsel yöntem ve metotların kullanıldığı, hangi saha araştırmalarının yapıldığı, hangi AR-GE safhalarının planlandığı, araştırmada proje yürütücülerinin ve katılımcılarının rolü ve katkısının ne olduğu gibi pek çok konuda bilgi yer almadığı iddiasına karşın; proje sahiplerinin sorgu aşamasında sorguya cevap olarak sundukları dilekçelerinde yer alan projelerin süreçleri, planlanması, uygulanması, kapanması ve sonuçlarını gösteren ekler ile projeler sonucunda meydana getirilen akademik kitaplar bu bilgilerin de mevcut olduğunu teyit etmektedir.
Sonuç itibarıyla, söz konusu projenin 2018 yılı Yönetmeliğinden önce gerçekleştirilmesi nedeniyle 2018 değil de 2016 Yönetmeliğine göre değerlendirilmesi gerektiği göz önüne alınarak, ilgili Komisyon düşüncesine itibar edilmek suretiyle AR-GE kapsamında bir proje olarak nitelendirilmesinde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığından ve bu proje dolayısıyla ilgili öğretim üyesine akademik teşvik ödenmesi 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi bağlamında kamu zararına sebebiyet vermediğinden; temyiz talebinde bulunan sorumluların gönderdikleri dilekçelerde yer alan itirazların kabul edilerek 160 sayılı İlamın 21. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (Üye …’in usule ilişkin aşağıda yazılı ilave görüşüyle), (…. Daire Başkanı N… ile Üye … ve Üye …’un aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 05.07.2023 tarih ve 55596 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
(Usule ilişkin) İlave gerekçe/görüş
Üye …:
Esasen karar metnimizdeki açıklamalar doğrultusunda tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini düşünmekle birlikte, hesap yargılama usulü bağlamında temyiz mercii olan Temyiz Kurulu çalışma usulüne ilişkin olarak ayrıca;
Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular temyiz ve karar düzeltme ile yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 55 inci maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.
Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk hukuk sisteminde temyiz incelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.
İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.
Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.
Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (3 azınlık oyuna karşı 13 çoğunluk oyu ile) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılması mümkün olmayıp müzakerelere devam edilerek yapılacak oylama sonucuna göre tasdik veya bozma kararlarından hangisinin verildiğinin belirlenmesi gerekir.
Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
…. Daire Başkanı … (Üye …’in yukarıdaki usule ilişkin ilave görüşüne tamamen katılmakla beraber) ile Üye … ve Üye …:
Üniversitelerde akademik teşvik ödeneği ödemeleri; 11.10.1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu'nun “Akademik teşvik ödeneği” başlıklı ek 4 üncü maddesindeki; “Her bir takvim yılı için, bir önceki yıl, bilim, teknoloji ve sanata katkı sağlayıcı nitelikte yurt içinde veya yurt dışında sonuçlandırılan proje, araştırma, yayın, tasarım, sergi, patent ile çalışmalarına yapılan atıflar, bilim kurulu bulunan uluslararası düzeydeki toplantılarda tebliğ sunma ve almış olduğu akademik ödüller esas alınarak öğretim elemanları için yüz puan üzerinden yıllık akademik teşvik puanı hesaplanır.” hükmünden sonra aynı maddede verilen yetkiye istinaden çıkarılan ve Resmi Gazetede yayımlanan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmelik hükümlerine göre gerçekleştirilmektedir.
Akademik Teşvik ödemeleri yapılırken Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme Komisyonu kararı ile son olarak Akademik Teşvik Düzenleme ve İtiraz Komisyonu kararı sonucunda belirlenen ve ilan edilen akademik personel teşvik nihai listesinde yer alan puanlar esas alınmaktadır. Bu açıdan ilgili komisyonlar tarafından yapılacak inceleme akademik teşvik ödemeleri için son derece önemli ve belirleyici durumdadır. Bundan dolayı komisyonlarca yapılacak incelemelerde akademik teşvik ödemesine esas olan ve Yönetmelikte ismen sayılan her bir akademik faaliyet türünün (özellikle proje, tasarım, sergi ve tebliğ faaliyet türlerinde) Yönetmeliğin “tanım”, “değerlendirme” ve “puan tablosu” kısımlarındaki şartları birlikte taşıyıp taşımadığı hususlarının dosyalarda sunulan belgelerde yer alan bilgilerden araştırılması, yeterli bilgi ve belge sunulmayan veya Yönetmeliğin özellikle bu üç kısmında istenen şartları bir arada taşımayan faaliyet türlerine dair verilerin puanlamaya dahil edilmemesi hususunda mali sorumluluk çerçevesinde gereken özenin gösterilmesi gerekmektedir.
2018 yılında yapılan teşvik ödemelerinin, 31.12.2016 tarihli ve 29935 (3.Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği hükümlerine göre gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Öncelikle sorumlularca gerek dilekçede gerekse de duruşma sırasında 2026 Yönetmeliğinde bir projenin AR-GE niteliğine sahip olabilmesi için herhangi bir husus, atıf ve çerçeve söz konusu edilmediği; ancak ilgili atıf, çerçeve ve tanımlama 2018 yılında yayımlanan ve tadil edilen yeni Akademik Teşvik Yönetmeliğinde ifade edildiği; dolayısıyla değerlendirmenin 2018 Yönetmeliğinin değil, 2016 yılındaki Yönetmeliğin kapsamında olması gerektiği üzerinde ısrarla durulmuşsa da; İlamdaki tüm değerlendirmeler zaten 2016 Yönetmeliği üzerinden yapılmıştır.
Anılan Yönetmeliğin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 3 üncü maddesinin (e) bendinde, akademik teşvik ödemesine esas alınacak olan faaliyetlerin neleri kapsadığı tanımlanmış olup; “faaliyet” kavramının “her bir takvim yılı için bir önceki yıl, bilim, teknoloji ve sanata katkı sağlayıcı nitelikte yurtiçinde veya yurtdışında sonuçlandırılan proje, araştırma, yayın, tasarım, sergi, patent ile çalışmalarına yapılan atıfları, bilim kurulu bulunan uluslararası düzeydeki toplantılarda sunulan tebliğleri ve alınan akademik ödülleri” ifade ettiği hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin (ı) bendinde ise “proje” kavramının; “Bilimsel değerlendirme süreci sonucunda ulusal veya uluslararası kurumlarca onaylanarak bütçe desteği sağlanmış olup, yeni bilgiler üretilmesi, bilimsel yorumların yapılması veya teknolojik problemlerin çözümlenmesi için bilimsel esaslara uygun olarak yürütülmüş ve sonuç raporu yetkili mercilerce başarılı bulunarak kapatılmış araştırma çalışmalarını” ifade ettiği belirtilmiştir.
Akademik teşvik ödemesine esas her bir faaliyet türüne dahil alt faaliyetlere nasıl puan verileceği ise Yönetmelik eki “Faaliyet ve Puan Tablosu”nda açıklanmıştır. Söz konusu tablonun “(1) Proje” başlıklı kısmında projeler; “Uluslararası destekli sonuçlandırılmış proje” ve “Ulusal destekli sonuçlandırılmış proje” olarak iki alt faaliyete ayrılmıştır. Tablonun detay açıklama sütununda belirtilen istisnalar dışında, "Yalnızca Ar-Ge niteliğindeki projeler olması” şartı öngörülmüştür.
Buna göre bir faaliyet türüne ve alt faaliyetine dair değerlendirme yapılması için; ilgili madde ve tablolarda yer alan tüm şartların gözden geçirilmesi ve tüm bu şartları taşıdığına dair bilgi ve belgelerin dosyasında bulunması gerekmektedir. Yönetmelik eki tabloda projelerin istisnalar dışında AR-GE niteliğinde olma şartına yer verilmiştir. Bununla birlikte Yönetmelikte AR-GE'nin kavramsal olarak tanımına yer verilmemiştir. Ancak, akademik personelin hangi projenin AR-GE içerikli olduğunun araştırabileceği pek çok hukuki ve teknik materyal zaten mevcuttur. Bunların bazılarına İlamda ayrıntılarıyla yer verilmiştir.
Özetle; başvuruya esas her bilimsel projenin teşvike konu edilemeyeceği açık olup, bu konuda komisyonların yetkisinin sınırsız olmadığı ve komisyonların değerlendirmelerini yaparken mevzuat ve standartlar çerçevesinde gerekli özeni göstermek suretiyle hareket etmelerinin gerektiği değerlendirilmektedir ki; sorumlular tarafından sorgu aşamasındaki savunmalardan bu defaki temyiz aşamasına kadar kanıt olarak sadece çıktılar ve kitaplar gönderilmiştir. Bu belgelerin tek başlarına akademik teşvik ödeneğine esas tutulması söz konusu olamaz. Yukarıda da değinildiği gibi itiraz komisyonları da bulunmakta olup, (sorumluların kendilerince bile bilirkişilerce buna karar verilmesi gerektiği ifade edilirken) sadece ilk komisyonun kararı kabul edilerek bir değerlendirme yapılamaz.
Bu nedenle, sorumluların temyiz talebinin reddedilerek Daire kararının tasdikine karar verilmesi gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:17