Sayıştay 6. Dairesi 48356 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

48356

Karar Tarihi

15 Eylül 2021

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2016

  • Daire: 6

  • Dosya No: 48356

  • Tutanak No: 50166

  • Tutanak Tarihi: 15.09.2021

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Vekalet eden personele asilde aranan şartları taşımadıkları halde müdürlük kadrosu için öngörülen ek ödeme ve özel hizmet tazminatının ödenmesi.

134 sayılı İlamın 4. Maddesi ile, tazminine hükmolunan ...TL ile ilgili olarak, 16.10.2019 tarih ve 46734 sayılı Temyiz Kurulu Kararı ile,

“Rapor aşamasında sorumluluk tablosu hazırlanırken 8281 yevmiye numaralı ödeme emrindeki sorumlular; harcama yetkilisi ... ile gerçekleştirme görevlisi … olmasına rağmen, harcama yetkilisi olarak ...ve gerçekleştirme görevlisi olarak da ... sorumlu tutulmuştur. İlam aşamasındaki sorumluluk dağıtımı da bu tabloya göre yapıldığından, kamu zararının dağıtımında sorumluluk yönünden hata yapıldığı görülmüştür.

Bu itibarla, sorumluk dağıtımının yeniden yapılması için 134 sayılı İlamın 4. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK yeniden hüküm tesisini teminen hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE”karar verilmesi üzerine, Dairesince;

217 sayılı Ek İlam ile, ... Belediyesinde müdürlük kadrolarına vekalet eden personele asilde aranan şartları taşımadıkları halde müdürlük kadrosu için öngörülen ek ödeme ve özel hizmet tazminatının ödenmesi sonucunda ...TL ‘ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlamda harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ...ile gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ...’ın aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerinde özetle;

Kamu zararı iddiası yönünden zarara sebebiyet verildiği yönündeki tespitin mevzuatla örtüşmediğini,

Sayıştay İlamında, kamu zararından bahsedilmekte ise de ortada kamu zararı olmadığını, 5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. maddesinde özetle "Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır" denildiğini,

5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğunun anlaşıldığını, nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması hallerinin sayılmadığını, ikinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde "g" bendinde ver alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı seklinde anlaşılması gerektiğini,

Yukarıda açıklanan nedenlerle; 5018 sayılı Yasanın “71. maddesi tanımına giren” bir kamu zararının söz konusu olmadığını, kamu zararının belirlenmesi kıstaslarına uygun olmayan bir değerlendirme ile sorumluluk atfedilmesinin de mümkün olmadığını,

İdarenin vekalet görevinin yürütülmesinde takdir yetkisinin mevcut olduğunu; bu takdir yetkisi üzerinde yerindelik denetimi yapılmasının mümkün olmadığını,

657 sayılı Kanunun “İdari görevlere atanma” başlıklı 69. maddesinde; “Kurumlar, Eğitim ve Öğretim, Sağlık ve Yardımcı Sağlık ve Teknik Hizmetler Sınıflarına dahil memurlardan, kariyerlerinden yararlanmak istediklerini 2 - 4 üncü dereceler arasındaki idari görevlere ait olup kazanılmış hak derecelerinin iki altındaki derecelerden tespit ve ihdas edilmiş kadrolara at ayabilirler. Bu suretle atanan memurların aylıkları kazanılmış hak dereceleri üzerinden ödenir. Ancak kazanılmış aylık dereceleri ve kariyer hizmet sınıfları için tespit edilen ek gösterge, zam ve tazminatlar ile atandıkları görevlerin ek gösterge, zam ve tazminatlarının farklı olması halinde fazla olanı ödenir." hükmünün bulunduğunu,

Nitekim bu hususta Sayıştay 5.Dairesinin 30.06.1998 tarih ve 1998/9394 K. sayılı kararında açıkça “657 sayılı Kanunun 69'uncu maddesi ile memurların kazanılmış hak aylık derecelerinin iki altındaki dereceye atanmaları halinde, özlük haklarında herhangi bir azalma meydana gelmemesi için kariyer hizmet sınıfı ile atanılan idarî görevin ek gösterge, zam ve tazminatlarından fazla olanının ödenmesi öngörülmüş olduğundan, kazanılmış hak aylığı ile atandığı İdarî görevlerin kadro dereceleri aynı olan ilgililer için bu hükmün uygulanmaması hak ve adalet ilkelerine uygun düşmez. Bu nedenle söz edilen 69'uncu maddeye göre sınıf değişikliği olmaksızın belirli hizmet sınıflarına dahil memurların İdarî görevlere ait kadrolara atanması halinde idari görevin gerektirdiği ek gösterge, zam ve tazminatlardan fazla olanının ödenmesinde mevzuata aykırılık yoktur." Denildiğini,

Dolayısıyla, bu ilam içeriği incelendiğinde, İdarenin müdür görevlendirmede takdir yetkisinin bulunduğunu, kariyerinden yararlanmak istediği memuru müdür olarak atamada yetkili olduğunu ve bu atama neticesinde de atanan müdürün görevin gerektirdiği ek gösterge, zam ve tazminatlardan fazla olanının ödenmesine hak kazandığı ve bunun mevzuata aykırılık teşkil etmediğinin açıkça ifade edildiğini, nitekim konu ile ilgili aksine bir büküm veya yargı kararının da bulunmadığını,

Kaldı ki; kanun koyucunun söz konusu maddeyi düzenlemekteki amacının vasıflı ve kariyer sahibi memurdan faydalanarak kamu kaynaklarını en iyi ve doğru şekilde kullanılmasını hedeflediği göz önüne alındığında vekaleten atanan memura da liyakati gereği ek ödeme yapılmasında sakınca olmadığını,

Bu bağlamda asaleten atanması halinde görevin gerektirdiği ek ödeme ve tazminatlardan dahi yararlanılmasında sakınca görülmeyen memurun vekaleten yürüttüğü görevle ilgili olarak aynı haklardan faydalanmasında da evleviyetle hukuka aykırılık bulunmadığını,

Geçmiş yıllar Sayıştay denetimlerinde konuya ilişkin olarak herhangi bir tespitte bulunulmadığını,

İlamdaki aksi yöndeki tespitlere rağmen, 2009 yılında kurulan ... Belediyesinde Emlak ve İstimlak Müdürlüğü 2011 yılında kurulmuş olup; müdür vekili olarak görevlendirildiği 25.01.2016 tarihine kadar müdür vekili olarak görev yapan personellerin tamamının teknik personel olduğunu, Belediyenin önceki yıllardaki Sayıştay incelemelerinde Emlak ve İstimlak Müdürlüğü kadrosuna vekalet eden kişilere benzer nitelikteki teknik personele ödenen zam, tazminat ve ek ödeme farklarının sorgu konusu edilmediğini; bu durumun tarafına yapılan ödemenin usul ve yasada belirlenen şartlara uygun olduğunun bir göstergesi olduğunu,

Kaldı ki belirtilen tespit: söz konusu 12.09.2018 tarih ve 134 sayılı Sayıştay İlamının 56. Sayfasında da yapılmış olup; “2012 yılı basından 2015 yılı sonuna kadar geçen dört yıllık sürede % 170 oranı üzerinden ek ödeme yapılmasına rağmen bu yıllara ilişkin denetimlerde ek ödemenin sorgu konusu yapılmamış olmasının da ödemenin hukuka uygun görüldüğünün gösterdiği." Denildiğini,

Yürütmekte olduğu Emlak ve İstimlak Müdürlüğü için tarafına ücret verilmemesinin angarya yasağına aykırı olduğunu,

Anayasa’nın “Zorla Çalıştırma Yasağı” başlıklı 18. maddesinde “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.'’ Hükmünün bulunduğunu,

Her ne kadar Sayıştay İlamında söz konusu görevlendirmenin Anayasa kapsamında angarya yasağına aykırı olmadığı belirtilmekte ise de; hayatın olağan akışında memurların verilen görevlendirme talimatlarını reddedemeyeceği gibi, bu hususta dava açsa bile Danıştay Kararlarında idarenin takdir yetkisinin olduğu ve görevin reddedilemeyeceğinin açık hükme bağlandığını,

Bu sebeple somut olayda gerek eğitim, gerekse de hizmet süresi bakımından vekaleten atandığı kadronun şartlarını taşıdığı ve fiilen görev yaptığı göz önünde bulundurulduğunda vekaleten atandığı kadronun zam ve tazminat farklarının ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı için kamu zararı oluşmadığı halde, kamu zararına sebebiyet verdiği iddiasının ve belirtilen kamu zararının tarafından tazmin ettirilmesini kabul etmesinin mümkün olmadığını,

Yapılan vekaleten görevlendirme işleminin hukuka uygun olup: gerek mevzuat hükümleri gerekse yargı içtihatlarına göre vekaleten atanan personele ödeme yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını,

Bilindiği üzere; 657 sayılı Yasanın “Vekâlet görevi ve aylık verilmesinin şartları:” başlıklı 86. Maddesi; (Değişik: 30/5/1974 - KHK/12; değiştirilerek kabul: 15/5/1975 - 1897/1 mad.) “Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kuramlardan veya açıktan vekil atanabilir. Bir görevin memurlar eliyle vekâleten yürütülmesi halinde aylıksız vekâlet asildir.

Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, vaizlik, Kuran kursu öğreticiliği, imam-hatiplik ve müezzin-kayyımlığa ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile açıktan vekil atanabilir Aynı kurumdan (...)(*) ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir." hükmünün mevcut olduğunu,

Anayasa Mahkemesi, 05.07.2012 tarih ve 2012/11 Esas ve 2012/104 sayılı Kararı ile 657 sayılı Kanunun 86. maddesinin 4. fıkrasındaki "... birinci fıkrada sayılan...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE karar verdiğini, Anayasa Mahkemesinin bu kararı ile boş ya da dolu kadroya vekâlet eden memurların yaptıkları işin niteliği aynı olduğu halde bunlar arasındaki vekâlet aylığı yönünden kadronun boş veya dolu olmasına göre ayrım yapılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, böylelikle 86. maddenin 2. fıkrasının anlamını yitirdiğini,

Yine Anayasa’nın 124’ üncü maddesinde “Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu Tüzel Kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.” Denildiğini,

Yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde alt normun üst norma aykırı olamayacağının Anayasanın amir hükmü olduğunu, ayrıca alt norm ile üst normun çeliştiği durumlarda üst normun dikkate alınacağının hukukun genel ve evrensel ilkesi olduğunu,

Bu durumda yukarıda zikredilen sorgunun Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğine dayandırılarak personele ödeme yapılamayacağına dair hükmün, gerek Anayasanın 18. maddesi ve 124. Maddesine, gerekse 657 sayılı Kanunun 86. maddesine aykırı olduğunu, yukarıda da belirtildiği üzere 657 sayılı Kanunun 86. maddesinin 4. fıkrasında “Aynı kurumdan (...) ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.” denildiğini ve buna istinaden müdürlüğe vekalet edenlere buna ilişkin bütün ödemelerin yapılabileceğinin açık olduğunu,

Olayda, davacının Nüfus Müdürü için aranan şartları taşımadığı halde Nüfus Müdürü görevinin sorumluluğu dikkate alınarak ve Anayasa’nın 18. maddesi hükmü de göz önünde bulundurularak vekâlet ücretine eşdeğer bir tazminatın verilmesine karar verildiğini,

Ayrıca Anayasa Mahkemesi’ nin, 13/10/2012 tarihli ve 28440 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5/7/2012 tarihli ve E. 2012/11, K.2012/104 sayılı kararıyla, 86 ncı maddede geçen “birinci fıkrada sayılan" ibaresinin iptal edildiğini ve iptal gerekçesi olarak; “İptali istenen “... birinci fıkrada sayılan...” ibaresiyle, aynı kurumdan vekil olarak atanan memurlardan vekâlet aylığı hakkı tanınanlar, 657 sayılı Kanun’un 86. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle meydana gelen ayrılmalar dolayısıyla vekâleten atananlarla, yani dolu kadroya vekâlet edenlerle sınırlandırılmış; emeklilik, istifa, ölüm veya naklen atama gibi bir nedenle sürekli bir biçimde boşalan kadrolara vekâleten atananlara vekâlet aylığı ödenmesinin yolu kapatılmıştır. Dolayısıyla kurum içinden dolu kadroya vekâleten atanan memur aylığa hak kazanırken, kurum içinden boş kadroya vekâleten atanan memur vekâlet aylığı hakkından mahrum kalmaktadır.

Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden ayrı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlâl edilmiş olmaz.

Kanun koyucunun, istisnaî bir nitelik taşıyan vekâleten atama yoluna, boş kadrolar yönünden gereksiz olarak başvurulmasını engellemek ve idareyi boşalan kadrolara asaleten atama yapmaya zorlamak amacıyla boş kadro ile dolu kadro arasında ayrım yaptığı anlaşılmaktadır. Ancak boş ya da dolu kadroya vekâlet eden memurların yaptıkları işin niteliği aynı olduğu halde bunlar arasında vekâlet aylığı yönünden kadronun boş veya dolu olmasına göre ayrım yapılması eşitlik ilkesine aykırıdır.” ifadelerine yer verildiğini, söz konusu kararda özetle, vekâlet aylığı ödenmesinde kadronun boş veya dolu olmasına göre ayrım yapılmasının Anayasanın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğunun belirtildiğini,

Anayasanın “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153 üncü maddesinde de; “...Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. ... İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilerek, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren ileriye dönük olarak sonuç doğuracağının ifade edildiğini,

Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesinin mezkur kararı çerçevesinde, kurum içerisinden boş kadrolara vekaleten atanan memurlara, vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, söz konusu kararın Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği 13/10/2012 tarihinden itibaren vekalet aylığı ödenebilecek ve bu kapsamda vekalet aylığına hak kazanan personelin yine vekalet ettiği kadronun fark tazminatlarını alabileceğini,

İncelemede esas alınması gereken asıl mevzuatın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68. Maddesinin olduğunu,

657 sayılı Yasanın 68. Maddesinin (B) fıkrasında; “Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir,(2)

(Değişik ikinci paragraf: 13/2/2011 - 6111/101 md.) Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin;

a) 1 inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl,

b) 1 inci ve 2 nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300den az olanlar için en az 10 yıl,

c) 3 üncü ve 4 üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl,

hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır.” Denildiğini, Müdürlük kadroları için gerekli şartların taşınıp taşınmadığı hususunda yapılacak incelemede 657 sayılı Yasanın 68. Maddesinin (B) fıkrasının esas alınması gerektiğini,

Kaldı ki bu hususun; söz konusu Sayıştay Temyiz Kurulu’ nun 16.10.2019 tarih ve 46734 sayılı ilamındaki karşı oyların (2 adet) gerekçesinde; “ …………. Yukarıdaki mevzuat hükümlerinde; kurumların 1 ve 2’ inci dereceli kadrolarına en az 10 yıl, 3 ve 4’ üncü dereceli kadrolarına ise en az 8 yıl hizmeti bulunan ve yükseköğrenim görmüş olan kişilerin atanabileceği belirtilmiştir. İlamda müdürlük kadrolarına vekâlet eden ancak Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte belirtilen şartları taşımayan personele müdürlük kadrosu için öngörülen ek ödeme ve özel hizmet tazminatının ödenmesi sebebiyle tazmin hükmü verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar ilamda vekâlet ödenmesi için mezkur Yönetmelikteki şartlar aranmışsa da, ilgili kişilerin müdürlük kadroları için gerekli olan şartları taşıyıp taşımadıkları açısından yapılacak incelemede esas alınması gereken mevzuat 657 sayılı Kanun’ un 68. Maddesinin B bendidir. Bu itibarla söz konusu kişilerin 657 sayılı Kanun’ un 68/B maddesinde belirtilen şartları taşıyıp taşımadıkları açısından incelenmesini teminen verilen tazmin hükmünün bozularak tevdiine karar verilmesi gerekir” şeklinde belirtildiğini,

Vekaleten görevlendirme konusunda asilde aranan şartları taşımakta olduğu halde ek ödeme farkına hak kazanmadığı iddiasının hukuka aykırı olduğunu,

Emlak ve İstimlak Müdürlüğü'nün görev ve yetki alanının taşınmaz yönetimi ve kamulaştırma işlemlerine yönelik olduğunu, bu kapsamda;

  1. İmar planında genel hizmet alanına ayrılan ve kamunun yararı için öncelikli olan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetindeki yerlerin 2942/4650 sayılı Kamulaştırma Yasasına göre kamulaştırma işlemlerinin yapılması,

  2. Belediyenin . . . 'in en büyük ilçelerinden biri olduğu ve İdareye karsı sayısız kamulaştırmasız el atma ve hukuki el atma davalarının açıldığını, tüm bu davalarda bedel belirlenirken mahkemelerce teknik bilirkişilerce kesif yapılarak teknik kriterler ve mevzuata istinaden bedel belirlendiğini, teknik bilirkişilerce düzenlenen bilirkişi raporlarının ancak ve ancak konusunda uzman teknik personel tarafından (mimar, harita mühendisi, şehir plancısı, inşaat mühendisi) değerlendirilmesi gerektiğini, Müdürlüğün iş ve işlemlerinin yürütülmesi ve kontrol edilmesi ile görevli müdürün teknik olmaması durumunda bilirkişilerce yapılan tespit ve değerlendirmelerin daha iyi irdelenebileceğini, bunun da kamunun menfaatine olduğunu,

  3. 5 yıllık kamulaştırma programının ilgili diğer Müdürlüklerle birlikte hazırlanması,

  4. Yapı Kontrol Müdürlüğünce 2981 sayılı Yasa ile ilgili hak sahipliliği tespit edilen taşınmazların tapu devirlerinin yapılması,

  5. Diğer kamu kurumları adına kayıtlı olan taşınmazların, imar planındaki kullanım amacına uygun olarak, Belediye adına devir veya tahsis işlemlerinin yapılması,

  6. İmar planında kamu kurumlarına ayrılan alanda kalan Belediye’ye ait taşınmazların Belediye Meclisince alınacak karar doğrultusunda devir veya tahsis işlemlerinin yapılması.

  7. Belediye mülkiyetinde bulunan ve kamu hizmetlerine tahsis edilmemiş hisseli ve tam mülkiyetli taşınmazların Belediye Meclisince alınan karar doğrultusunda 3194 sayılı İmar Kanunu ve 2886 sayılı Devlet İhale Yasasına göre satış işlemlerinin yapılması.

  8. 4734 sayılı Kamu İhale Yasasına göre Belediye tarafından kullanılmak üzere taşınmaz kiralanması ve 2886 sayılı Devlet İhale Yasasına göre mülkiyeti Belediyeye ait taşınmazların kiralama işlemlerinin yapılması,

  9. Mülkiyeti Belediyeye ait ve Belediyeye tahsisli kamu konutlarının tahsis işlemlerinin yapılması.

  10. Belediye mülkiyetinde veya yetki ve sorumluluğundaki taşınmazların arazide mevcut durum tespitinin yapılarak, işgalcilere ecrimisil işlemin uygulanması görevlerinin bulunduğunun görüldüğünü,

Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün yapısı irdelendiğinde; genel olarak planlamaya ve mülkiyet tespitine bağlı iş ve işlemlerin yürütüldüğünü, bu nedenle her ne kadar Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik' te Genel İdari Hizmetler sınıfında değerlendirilmiş ise de Müdürlük yapısının teknik hizmetler sınıfına ait olduğunun anlaşıldığını, ayrıca çalışan personelin eğitim durumları incelendiğinde müdürlüğün; kira, emlak ve kamulaştırma birimlerinde çalışan 9 personelden 5 inin teknik olduğunun görüleceğini,

Bu durumun bile Emlak İstimlak Müdürlüğünün görev alanında çoğunlukla teknik hususların olduğunu ve dolayısıyla Müdürlük görevinin sadece idari alana ilişkin olmadığının göstergesi olduğunu,

Yaklaşık 19 yıllık devlet memurluğu süresinde, toplamda yaklaşık 23 yıllık hizmet süresinin yanında eğitim durumu incelendiğinde;

4 yıllık Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunu olduğunu ve Şehir Plancısı unvanını aldığını,

Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans yapmış olduğunu ve Bilim Uzmanı unvanını aldığını,

Halen Şehir Planlama alanında doktora eğitimini devam ettirdiğini, bununla birlikte;

TMMOB Şehir Plancıları Odası Kamulaştırma Bilirkişiliği Yetki Belgesine sahip olduğunu,

TMMOB Şehir Plancıları Odası Kamulaştırma Bilirkişiliği listesinde yer almakta olduğunu,

2016-2021 Hukuk Mahkemeleri Bilirkişiliği listesinde kaydının bulunduğunu, ayrıca fiilen de Hukuk Mahkemeleri dava dosyalarında (kamulaştırmasız el atma, tapu iptal, imar uygulamaları, imar işlemleri vb.) bilirkişilik yaptığını,

Mesleki kariyeri incelendiğinde ise;

2002 yılında Maliye Bakanlığı ... Defterdarlığı Milli Emlak Daire Başkanlığı' na devlet memuru (şehir plancısı) olarak atandığını ve

2009-2015 yılları arasında yine Milli Emlak Daire Başkanlığı bünyesinde koordinatör olarak görevlendirildiğini,

2015 -2016 yılları arasında ... Belediyesi Emlak ve İstimlâk Müdürlüğü' nde Birimler Yetkilisi ve sonrasında,

2016 yılından bugüne kadar da Emlak İstimlâk Müdür vekili (ek.13) olarak görevlendirildiğini,

Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nün, müdürlük kadrosunun boş kalması durumunda kamu hizmetlerinin sunumunda ve idari işleyişte aksamaya yol açılacak olup; yukarıda belirtilen görev alanları incelendiğinde teknik koordinasyon ve ek teknik bilgi gerektiren çok yönlü bir müdürlük olduğunu,

Kaldı ki; 12.09.2018 tarih ve 134 sayılı Sayıştay ilamında da bu yönde bir değerlendirme yapıldığını, söz konusu Sayıştay ilamının 55. Sayfasında yer alan “ görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartları düzenleyen 7' inci maddesinde ekli 1 sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için kadronun görev alanıyla ilgili 4 yıllık fakülte mezunu olmak yeterli görüldüğü halde Hukuk İşleri Müdürlüğü’ nün dahil olduğu ekli 2 sayılı listedeki müdürlüklere atanabilmek için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olma şartı getirildiği,

Yönetmelikteki bu düzenleme ile hukuk işleri müdürünün alanında uzmanlık gerektirdiği halde, teknik gruba dahil edilmediği gibi, genel idari hizmetler sınıfından sayılmış olmasının 657 sayılı Yasa'ya aykırı bir durum olduğu, ………………….bu nedenle de hukuk işleri müdürlüğüne avukat kadrosu bulunan kişinin vekalet etmesinde asilde aranan şartları taşımadığından bahisle ek ödeme farkı ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı için kamu zararı oluştuğundan bahsedilmeyeceği, zira kamu yararı düşünüldüğünde de ilgili Yönetmeliğin 72 inci maddesi gereği kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretime sahip olan avukatın hukuk işleri müdürlüğüne vekalet etmiş olmasının, Yönetmeliğin dayanağı olan Kanun’ un 175.86 ve 68’ inci maddeleri yönünden de hukuka uygun olduğu,

2012 yılı başından 2015 yılı sonuna kadar geçen dört yıllık sürede % 170 oranı üzerinden ek ödeme yapılmasına rağmen bu yıllara ilişkin denetimlerde ek ödemenin sorgu konusu yapılmamış olmasının da ödemenin hukuka uygun görüldüğünün gösterdiği yönündeki değerlendirme, Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nde müdür olarak görev yapan, daha önceki ödemeleri sorgu konusu yapılmayan ve şehir plancısı kadrosundaki teknik personel olan tarafı için de aynen geçerli olması gerektiğini

Yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan hususun; söz konusu Sayıştay Temyiz Kurulu’ nun 16.10.2019 tarih ve 46734 sayılı ilamındaki karşı oy gerekçesinde haklı görülerek; “Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunu …’ in, emlak ve istimlak müdürlüğü vekaleti konusunda;

Belediye kadrosunda bulunan emlak ve istimlak müdürlüğü görevini işin mahiyeti ve esası bakımından yapmaya ehil ve layık en uygun unvanlardan birinin de şehir plancısı unvanı olduğu: eğitimini almış ve bu unvanı taşıyan kimsenin vekalet edebileceği gerekçesiyle verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi gerekir” denildiğini,

Diğer yandan; vekaleten atamanın yapıldığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğü kadrosu halihazırda boş bulunmakta olup; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 63. maddesine istinaden harcama yetkilisi olarak Müdürlüğün mali sorumluluğunu da üstlendiğini, vekaleten atanma tarihinden bugüne kadar yaklaşık 5 yıldır, Emlak ve İstimlak Müdürlüğü görevinin tüm sorumlulukları ile beraber tarafınca yürütüldüğünü,

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde gerek mezun olduğu lisans eğitiminin, gerek almış olduğu eğitimlerin, gerekse mesleki tecrübenin, vekillik yaptığı Müdürlük kadrosu için gereken tüm şartları sağladığının açık olduğunu,

Söz konusu Sayıştay Ek ilamında kamu zararının tespitinde esas alınan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’in 22.07.2020 tarih ve 31193 sayı ile yayınlanan Resmi Gazete ile yürürlükten kaldırıldığını, bununla birlikte Belediye ve Bağlı Kuruluşları İle Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik ise 02.07.2020 tarih ve 31173 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiğini, anılan Yönetmeliğin “Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar" a ilişkin 7. Maddesinin 1. bendinde;

“ 5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır:

a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;

  1. Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,

  2. Son müracaat tarihi itibarıyla, koruma ve güvenlik görevlisi amiri, şef, koruma ve güvenlik şefi, bando şefi, hukuk müşaviri, çözümleyici, uzman, sivil savunma uzmanı, ayniyat saymanı, muhasebeci, kontrol memuru ile eğitmen kadrolarında veya en önlisans düzeyinde öğrenim gerektiren unvan değişikliğine tabi kadrolarda en az iki yıl ya da 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendinde sayılan görevlerde veya ortaöğrenim düzeyinde öğrenim gerektiren unvan değişikliğine tabi kadrolarda en az altı yıl çalışmış olmak," denilmekte olup; anılan maddenin 2, Bendinde unvan değişikliğine tabi kadroların sayıldığını,

Bahse konu Yönetmelik hükümleri incelendiğinde; müdür kadrosuna atanabilmek için gerekli olan; fakülte mezunu olma şartı ile tarafının sahip olduğu şehir plancısı unvanının da unvan değişikliğine tabi kadrolar içerisinde sayıldığını ve 19 yıllık hizmet süresinin en az iki yıl çalışma şartını da sağladığının görüleceğini,

Uygulamadaki sorunların çözümü amacıyla yürürlükten kaldırılarak görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalara yön veren yeni yönetmelik kapsamında da ek ödeme farkına hak kazandığı açıkça ortada olup, hukuken de bu durum netlik kazandığını,

Sayıştay ek ilamına esas denetimde, eşitlik ilkesine de uyulmadığını,

2016 yılı hesap dönemi 1 Ocak 2016-31 Aralık2016 arasındaki döneme isabet etmekte olup; Emlak ve İstimlak Müdürlüğünde müdür vekili olarak görev yapan personele ödenen ek ödeme farkı yönüyle Şubat2016- Aralık 2016 arasındaki dönemin yani sadece tarafının müdür vekilliği yaptığı dönemin incelendiğini; 2016 Ocak ayında müdür vekili olarak görev yapan personelin, yine Ocak ayında ödenen ek ödeme farkı ve harcama yetkilisi yönüyle inceleme yapılmadığını,

Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nde Başkanlık Makamı'nca 25.01.2016 tarihinde Müdür Vekili olarak görevlendirilmiş olması, maaş bordrolarına ilişkin ödeme emirlerine ilk olarak Şubat ayında (12.02.2016 ) harcama yetkilisi olarak imzalamış olması ve Ocak ayı ek ödeme farkının temyize konu ilamın 67. sayfasının devamında yer alan kamu zararı tablosunda yer almamış olmasının, belirtilen tespitin ispatı olduğunu,

Yukarıda açıklanan bu durumun, denetimde eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, kararın bu yönüyle de incelenerek kaldırılması gerektiğini,

Sonuç olarak; mevzuatta asil müdürlüğe atanmak için aranılan şartlardan biri olan "Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak" şartını sağladığını, ancak Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte Emlak ve İstimlak Müdürlüğü “Teknik Eğitim Gerektiren Müdürlükler” başlıklı 2 sayılı Cetvelde sayıldığından, taşıması gereken; " Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak" şartını taşımadığı belirtilerek, genel ve özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları bir arada taşımayan ilgililere asli görevleri ile vekalet ettikleri görev arasındaki özel hizmet tazminatı ile ek ödeme farklarının ödenmesi suretiyle neden olunan 1.214,44-TL kamu zararının tazmin ettirilmesi gerektiği yönündeki tespit ve değerlendirmeler hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Başsavcılık mütalaasında;

“Dairesince, belediyenin müdürü kadrolarına vekalet eden personelin asilde aranan şartları taşımaması nedeniyle, mevzuat hükümlerine göre ödenmemesi gereken zam ve tazminat farklarının ödenmesi sonucu doğan kamu zararı tutarına tazmin hükmedildiği görülmektedir.

Sorumlunun savunmasında, Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün teknik eğitim gerektiren müdürlüklerin içerisinde sayılmaması yönündeki ilgili yönetmelik hükmünün 22.7.2020 tarihinde yürürlükten kaldırıldığını, 657 sayılı Kanuna ilgili hükümleri ile fiilen yapılan bu görev nedeniyle ücret ödenmemesi Anayasanın angarya yasaklığı ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine ve emsal yargı kararlarına aykırı olduğunu, yapılan harcamanın 5018 sayılı Kanunun 71. maddesi kapsamında kamu zararı oluşturmadığını, belirtilerek, tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. ve 175. maddesinin ikinci bendi,

375 Sayılı KHK'nin 9. maddesinin 5. Fıkrası,

2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararın "Vekâlet" başlıklı 9. maddesi,

Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin "Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar" başlıklı 7. maddesi,

Hükümlerinde belirtildiği üzere, atama tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre (teknik eğitim olmayan dört yıllık yüksekokul mezunu olmaması ve üç yıl uzman, şef, muhasebeci vb. görevlerde bulunmaması) asıl müdürlük kadrosuna atanabilmek için aranan şartları taşımayan kişiye, müdürün vekalet ücretinin ödenmesi sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği değerlendirilmektedir.

Buna göre; adı geçenin temyiz talebinin ret edilerek gerekçeli Daire Kararının korunması gerektiği düşünülmektedir.

Arz olunur.” Denilmiştir.

Dosyadaki mevcut belgelerin okunup, incelenmesinden sonra;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

217 sayılı Ek İlam ile, ... Belediyesinde müdürlük kadrolarına vekalet eden personele asilde aranan şartları taşımadıkları halde müdürlük kadrosu için öngörülen ek ödeme ve özel hizmet tazminatının ödenmesi sonucunda ...TL ‘ye tazmin hükmü verilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Vekalet Görevi ve Aylık Verilmesinin Şartları” başlıklı 86’ncı maddesinde,

“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir. Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır. Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, vaizlik, Kur'an Kursu öğreticiliği, imam- hatiplik ve müezzin-kayyımlığa ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahalli idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir. Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlara kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlarla göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir. Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler. Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir...”,

Aynı Kanun’un “Vekalet, İkinci Görev Aylık ve Ücretleri ile Diğer Ödemeler” başlıklı 175’inci maddesinde;

“.......Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.

…”

hükümlerine yer verilmiştir.

657 sayılı Kanun’un “Zam ve Tazminatlar” başlıklı 152’nci maddesindeki yetkiye istinaden düzenlenen ve ödemenin yapıldığı tarihte de yürürlükte olan 05.05.2006 tarih ve 26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli Kararın 9’uncu maddesinde ise;

“(1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;

a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirenlere,

aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,

...

cc)Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları,

kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 nci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir.

aa) Esas ve usule ilişkin olarak yukarıda belirtilen şartları bir arada taşımayanlara .....vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatlar ödenmez.”

denilmektedir.

Öte yandan, 04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin;

“Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde;

“Bu yönetmeliğin amacı, liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde, hizmet gerekleri ve personel planlaması esas alınarak, mahalli idarelerde görev yapan Devlet memurlarının görevde yükselme ve unvan değişikliklerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”

“Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” başlıklı 5’inci maddesinde ise görevde yükselmeye tabi kadrolar arasında müdür ve şube müdürlüğü de sayılmıştır.

“Görevde Yükselme Sınavına tabi Olarak Atanacaklarda Aranacak Özel Şartlar” başlıklı 7’nci maddesinde;

“(1)5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.

a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;

  1. 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,

  2. Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,

  3. Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,

  4. Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak,

… gerekir.”,

Geçici 1’inci maddesinde de, “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 18/4/1999 tarihinde görevde bulunan ve aynı tarih itibarıyla iki yıllık yükseköğrenim mezunu olanlar, diğer koşullara sahip oldukları takdirde 7 nci maddenin uygulanması bakımından dört yıllık yükseköğrenim mezunu kabul edilir.”

denilmektedir.

Vekalet edilen görev nedeniyle ek ödemeye hak kazanılmasına ilişkin usul ve esaslar ise 375 sayılı KHK’nın Ek 9’uncu maddesinin beşinci fıkrasında aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir;

“Birinci fıkra kapsamına giren personelden; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekalet ettirilenlere, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekalet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir. Ancak, mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık ve refakat izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, hizmet içi eğitim, seminer ve kurs nedenleriyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere bu şekilde ödeme yapılmaz.”

Anılan mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere vekalet görevi yürütenlere asli görev ve vekalet ettikleri görev arasındaki zam ve tazminat farkları ile ek ödeme farklarının ödenebilmesi için vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları bir arada taşımaları gerektiği şart koşulmuş olup, esas ve usule ilişkin olarak mevzuatta belirtilen şartları bir arada taşımayanlara vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminat farkları ile ek ödeme farklarının ödenmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde;

Temizlik İşleri Müdürlüğüne vekalet eden …’ın lise mezunu olduğu, dolayısıyla mevzuatta asil müdürlüğe atanmak için aranılan şartlardan biri olan “Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma” şartını sağlamadığı,

Emlak ve İstimlak Müdürlüğüne vekalet eden …’in mevzuatta asil müdürlüğe atanmak için aranılan şartlardan biri olan “Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma” şartını sağladığı; ancak Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte Emlak ve İstimlak Müdürlüğü ‘Teknik Eğitim Gerektiren Müdürlükler’ arasında sayılmayıp ‘Diğer Müdürlükler’ başlıklı 2 sayılı Cetvelde sayıldığından, taşıması gereken; “Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olma” şartını taşımadığı,

Ruhsat ve Denetim Müdürlüğüne vekalet eden …’ın mevzuatta asil müdürlüğe atanmak için aranılan şartlardan biri olan “Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma” şartını sağladığı; ancak Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünden mezun olması sebebiyle Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte ekli 1 sayılı ‘Teknik Eğitim Gerektiren Müdürlükler’ listesinde yer alan Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü için taşıması gereken “Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olma” şartını taşımadığı,

Destek Hizmetleri Müdürlüğüne vekalet eden …’ın mevzuatta asil müdürlüğe atanmak için aranılan şartlardan biri olan “Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma” şartını sağladığı ancak Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte Emlak ve İstimlak Müdürlüğü teknik eğitim gerektiren müdürlükler arasında sayılmayıp ‘Diğer Müdürlükler’ başlıklı 2 sayılı Cetvelde sayıldığından, taşıması gereken; “Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak” şartını taşımadığı görülmüştür.

Bu çerçevede; genel ve özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada gerekli olan şartları taşımadığı anlaşılan ilgililere asli görevleri ile vekalet ettikleri görev arasındaki zam ve tazminat farkları ile ek ödeme farklarının ödenebilmesi mümkün değildir.

Bu itibarla, 217 sayılı Ek İlam ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, (Üye …’ın aşağıda yazılı karşı oy gerekçesine karşı) oyçokluğu ile,

Karar verildiği 15.09.2021 tarih ve 50166 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi

Üye …’ın karşı oy gerekçesi

İlamda, Ruhsat ve Denetim Müdürlüğüne vekalet eden …’ın mevzuatta asil müdürlüğe atanmak için aranılan şartlardan biri olan “Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma” şartını sağladığı; ancak Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünden mezun olması sebebiyle ‘Teknik Eğitim Gerektiren Müdürlükler’ listesinde yer alan Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü için Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’in 7. Maddesinin 1. Fıkrasının (a) bendinin 3 numaralı alt bendindeki; “Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olma” şartını taşımaması sebebiyle tazmin hükmü verilmişse de; Danıştay 2. Dairesinin 27.02.2020 tarihli, 2017/4096 Esas, 2020/1243 Karar nolu Kararı ile 04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’in 7. Maddesinin 1. Fıkrasının (a) bendinin 3 numaralı alt bendindeki hüküm iptal edilmiştir. Danıştay’ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre kural olarak, idari yargıda düzenleyici bir işlemle ilgili verilen iptal kararları geriye yürümekte, ortada hukuken doldurulması zorunlu bir boşluk oluşmadıkça iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanabilirlik niteliği geriye dönük olarak son bulmaktadır. Dolayısıyla somut olayda …’ın eğitim şartını taşımadığına ilişkin İlamın gerekçesini oluşturan hüküm ortadan kalktığından, verilen tazmin hükmünün bozularak Dairesine tevdiine karar verilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:28

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim