Sayıştay 6. Dairesi 45525 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

45525

Karar Tarihi

8 Ocak 2020

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2017

  • Daire: 6

  • Dosya No: 45525

  • Tutanak No: 47111

  • Tutanak Tarihi: 08.01.2020

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Mevzuata aykırı olarak özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin ücreti ödenmesi.

  1. 166 sayılı İlamın 2. Maddesi ile; “Kültür ve Sosyal İşler Müdürü” ile “Dış İlişkiler Müdürü” görevlerine vekâleten atanan asilde aranan şartları taşımayan Sosyolog ...’a vekalet ettiği bu görevlere ait özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin ödenmesi sonucunda neden olunan kamu zararı tutarı .... TL’nin sorumlulardan tazminine hükmedilmiştir.

Temyiz Dilekçesi

Muhasebe Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... tarafından sunulan 10.07.2019 tarihli temyiz dilekçesinde özetle;

İlam konu denetim yılında (2017) Muhasebe Yetkilisi olduğu aynı zamanda Mali Hizmetler Müdür Vekili olarak görev yapmakta olduğu, söz konusu ilamda imza eksiği bulunması sebebiyle muhasebe yetkili olarak sorumlu tutulduğu ve 5018 sayılı Kanun hükümleri ile Sayıştay Genel Kurulu'nun 14.06.2007 tarihinde almış olduğu 5189 sayılı Genel Kurul Kararının Harcama yetkisinin devri halinde sorumluluk başlıklı bölümünde mali sorumluluğunun;

“-Kamu görevlilerinin kasıl, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunmalıdır.

-Ortada bir kamu zararı olmalıdır.

-Mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır." Şartlarının sıralandığı, ancak bu şartların hepsinin bir arada üzerinde bulunmadığı, gerçekleştirme görevlisi imzası aranmadan ödeme yaptığı iddiası ile tazmine konu edilen kamu zararı arasında bir illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığı,

Ödeme emri kapağında bir gerçekleştirme görevlisi imzası bulunmuş olsaydı dahi bahse konu edilen kamu zararı iddiası yine de tahakkuk ettirilmiş olacağı,

Hükme konu edilen kamu zararı ile illiyet bağı kurulsa dahi, bu illiyet bağını kesen Belediye Başkan Vekili ...'ın kanunsuz emrinin bulunduğu,

Ödeme emri belgesi üzerinde harcamanın gerçekleştirilmesine dair kararı alan ve harcamayı gerçekleştiren harcama yetkilisinin imzasının mevcut olduğu, ayrıca, gerek 2017 yılı içerisinde herhangi bir zamanda, gerekse de kamu zararına konu ödeme emri belgeleri içerisinde gerçekleştirme görevlisinin kim olduğunu gösterir bir belgenin olmadığı,

Sayıştay Genel Kurulu'nun 14.06.2007 tarihinde almış olduğu 5189 sayılı kararın Gerçekleştirme Görevlileri başlıklı bölümünde “Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır" denilmesine ve yine aynı kararda 14.06.2007 tarihli ve 5189 sayılı Sayıştay Genel Kurul Raporu'nda 28.09.2006 tarihli ve 26303 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Hakkında Genel Tebliğ'ine yapılan atıfla “... veri giriş işlemlerinin gerçekleştirme görevi sayılacağı, ..." ifadesine yer verilmesine binaen, maaş iş ve işlemlerine ilişkin veri girişi yapan görevlinin, gerçekleştirme görevlisi olduğun kabulünün gerektiği, veri giriş işlemlerini yapan personelin ödeme emri içerisindeki evraklarda imzasının bulunması yeterli olarak değerlendirildiği, ayrıca maaş ödemelerinin ivediliği de göz önünde bulundurularak ödemenin yapıldığı,

2017 mali yılının tamamında belediye başkan vekili olarak görev yapmış olan ...’ın, bir sureti ekte (Ek-1) sunulan 05.10.2016 tarih ve 34168827 4092 sayılı yazılı emri ile boş bulunan müdürlük kadrolarına vekâleten görevlendirilen personellere vekalet aylığının ödeneceği bildirildiği,

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 11. Maddesinde;... Devlet memuru amirinden aldığı emri. Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve hu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir...” denilmekte olup, gerçekten bir kamu zararı var ise bunun, ekte sunulan belgeye istinaden verine getirilen kanunsuz emirden kaynaklandığının da dikkate alınması gerektiği,

İlgili ilamın 2. 3. 4. 5 ve 6 sıra numaraları ile belirtilen kamu zararlarından “...’ın, imzaladığı vekâleten atama işleminin ücret veya zam ve tazminat ile ek ödeme farkı ödenmesi yönünde bir ifade içermemesi nedeniyle harcama sürecinde yer almadıkları değerlendirildiğinden, bahse konu zarardan sorumlu tutulmamasına karar verilmiştir." denilerek ... sorumlu tutulmadığı, ancak, bir sureti ekte sunulan belge ile bahse konu zararın oluşmasında ...’ın, kanunsuz emrin kaynağı olan amir olarak, esas itibariyle sorumlu tutulması gerekdiği ifade edilerek sorguya vermiş olduğum 05.11.2018 tarihli izahına ek olarak, yukarıda zikredildiği üzere gerçekleştirme görevlisinin, evrak içinde ilgili diğer belgelerde imzası olmasına rağmen yalnızca ödeme emri kapağında imzasının bulunmaması nedeniyle sorumlu kabul edildiği, bahse konu kamu zararının oluşmasında şahsının, kasıt, kusur veya ihmalinin olmadığı gibi illiyet bağının da olmadığı ve bahse konu kamu zararının oluşmasında kanunsuz emir sahibi Belediye Başkan Vekili ...’ın esas itibariyle sorumlu kabul edilmesi gerektiği,

Tüm bu sebeplerle T.C. Sayıştay Başkanlığı 6. Dairesi’nin ilgi (b)'de kayıtlı ilamının 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 sıra numaralı kamu zararlarına ilişkin şahsının da sorumlu olduğuna dair kararlarının temyiz edilerek beraatının verilmesi talebi belirtilmiştir.

Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... tarafından sunulan temyiz dilekçesinde aynen;

“... Belediyesi Sosyolog kadrosunda 3. derecenin 2. kademesinde çalışmaktayım. Dava dilekçeme ekli hizmet belgesinden de anlaşılacağı özere o tarihte toplam 13 yıl 7 ay 12 gün memuriyet hizmetim bulunmaktadır. 30.11.2016 tarihinde Kültür ve Sosyal işler Müdürlüğüne, 10.05.2017 tarihinde Dış İlişkiler müdür vekili olarak görevlendirilmemle ilgili vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları bir arada taşımadığımdan ve dolayısıyla vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatların ödenemeyeceğinden bahisle yapılan ödemeler nedeniyle sorumluluğuma gidilmesi hatalı olmuştur.

  1. Öncelikle kadrosu içinde bulunduğum Sosyolog unvanının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının Teknik Hizmetler Sınıfı başlıklı II numaralı bendi kapsamına alınması 10.12.2010 tarih ve 27781 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Karan ile kararlaştırılmıştır. 04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik in görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar başlıklı 7/1 (a) . 4 maddesinde; Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, «eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak, hükmü yer almaktadır. Ekli (2) sayılı listede yer alan Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğüne, teknik hizmetler sınıfında yer alan sosyolog kadrosunda çalışıyor olmam nedeniyle son müracaat tarihi itibariyle iki yılı şef kadrosunda çalışmam veya çalışmış olmam gerçekte imkansızdır. Yükseköğretim kurumunun 4 yıllık bölümünden mezun olmam ve 13 yılı aşkın memuriyet hizmetim nedeniyle asaleten atanacaklarda aranan tüm şartları taşımama rağmen fiilen imkansız olan şef kadrosunda belli süre bulunmam gerektiği tespitine ulaşılması hatalı olmuştur. Sosyolog kadrosunda bulunmam ve 4 yıllık sosyolog eğitimini almam ve ayrıca Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü biriminde 2013 yılından 2018 yılına kadar aralıksız çalışmam nedeniyle her ne kadar teknik müdürlükler listesinde yer almasa da Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğüne başkanlık oluru ile 657 sayılı 68/b ve 86. maddelerine uygun şekilde görevlendirmem yapılmıştır.

  2. Öte yandan Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nin Görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aranacak özel şartlar başlıklı 7. maddesinde Madde 7 . (1) Bu Yönetmeliğe tabi kadrolara görevde yükselme sınavına katılma suretiyle atanacaklarda genel şartların yanında aşağıdaki özel şartlar aranır:

a) Döner sermaye merkez müdürü, kuruluş müdürü, müdür, şube müdürü kadrolarına atanabilmek için;

  1. APK uzmanı, araştırmacı, avukat, ayniyat saymanı, biyolog, çocuk gelişimcisi çözümleyici, daire tabibi, din görevlisi, diş tabibi, diyetisyen, eczacı, eğitim uzmanı, fizyoterapist, hemşire, istatistikçi, kuruluş müdür yardımcısı, kütüphaneci, mimar, mühendis, mütercim, odyolog, öğretmen, programcı, psikolog, sağlık memuru, sayman, sivil savunma uzmanı, sosyal çalışmacı, sosyolog, şef, şehir plancısı, tabip, uzman, uzman tabip (Değişik ibare: RG-12/12/2015-29560) kadrolarında görev yapmış olmak,

  2. En az fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,

  3. En az 8 yıl hizmeti bulunmak,

  4. Görevde yükselme sözlü sınavında başarılı olmak.

Şartlarını ararken sosyolog unvanı müdür kadrosuna atanabilmek için yeterli iken Mahalli idareler personelinin görevde yükselme ve Unvan değişikliği yönetmeliğinde teknik kadroda yer alan sosyolog unvanının kendi alanı olmasına rağmen Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğünde müdür kadrosuna atanabilmek için öncelikle fiilen imkansız olan şef kadrosuna atandıktan sonra müdür kadrosuna atanabilme şartlarını taşıyabileceğini söylemek doğru olmayacaktır.

  1. Öte yandan 4 yıllık fakülte mezunu olmam ve 13 yılı aşkın memuriyet hizmetimin olması ve son 5 yıldır da Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü nezdinde sosyolog kadrosunda fiilen çalışmam nedeniyle müdür kadrosuna atanabilmek için asilde aranan şartları taşıdığım ortada olduğu halde bir an için aksini düşünecek olursak, tarafıma vekalet görevinden dolayı ödenen ücretin geri istenmesi, Anayasa'nın "Zorla çalıştırma yasağı" başlıklı 18. maddesine aykırı olması ve ayrıca Anayasa'nın "Ücrette adalet sağlanması” başlıklı 55. maddesinde çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmesi anayasa ile güvence altına alınmış olduğundan anayasaya aykırı bir durum oluşacaktır.

Yine bir an için aksini düşünecek olsak bile; Danıştay 2. Dairesinin 2013/9842 esas ve 2014/7163 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; Danıştay içtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 gün ve e:1968/8, k:1973/14 sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde geri alınabileceği vurgulanmıştır. buna göre, tarafıma yapılan ödemelerin hatalı olduğunu düşünsek bile, Sayıştay Denetçisi tarafından ... Belediye Başkanlığı’nda gerçekleştirilen inceleme sonucu düzenlenen teftiş raporu ile ortaya çıkartılmış olduğu dolayısıyla kolayca anlaşılabilecek nitelikte olmadığı hususu göz önünde bulundurulduğunda "açık hata" halinin de bulunmadığı sonucuna ulaşılacaktır.

Öte yandan Danıştay kararlarında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra hatalı ödemenin istirdat edilemeyeceğine ilişkin kararları, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 GÜN VE E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararının gerekçesinde açıkça idare edilen ve memurdan birlikte bahsederek; idarenin memura yaptığı fazla ödemeyi, fazla ödeme yapılan memur ile birlikte fazla ödemeye sebep olan memur ayrımı yapılmaksızın yani ilgili, sorumlu ayrımı yapılmaksızın dava açma süresinde geri alıp alamayacağı ile ilgili olup, aksinin kabulü halinde idare ile idari yargı yerleri yönünden bağlayıcı nitelikte olan ve yukarıda anılan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararında benimsenen ilkelerin memur için ayrı idare edilen için ayrı uygulamalara yol açacağından bu durum hukuken asla kabul edilemez sonuçlara yol açacaktır. Böylece tazmin sorumluluğunda, gerçek dışı beyanın veya hilenin söz konusu olmadığı, tarafıma yapılan ödemenin hatalı olduğunun basit bir inceleme ile fark edilmeyip Sayıştay’ın yaptığı inceleme sonucunda ortaya çıkarıldığı hususu dikkate alındığında, hatalı işlemde kolayca anlaşılabilecek kadar açık bir hata bulunmadığı anlaşıldığından, hataen yapılan fazla ödemelerin ilgililerden (idare edilen ve memur ayrımı yapılmaksızın) içtihadı birleştirme kararında da belirtildiği üzere dava açma süresi içinde geri alınması gerekirken, bu süreler geçirildikten çok sonra fazla ödenen miktarın ödemenin ahizi aynı zamanda sorumlusu sıfatıyla tarafımdan tahsili yoluna gidilmesi hukuka aykırıdır.

Bir diğer husus da 6085 sayılı Sayıştay Kanunun Danıştay İle Sayıştay Kararları Arasındaki Uyuşmazlık Hali başlıklı 6. maddesinde (1) Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay’ın kesinleşmiş kararlan arasındaki uyuşmazlıklarda, 52 nci maddede belirtilen ilgililerin 56 ncı maddedeki esas ve usuller dairesinde başvuruları üzerine Sayıştay kararı yargılamanın iadesi yoluyla görüşülerek uyuşmazlık Danıştay kararı doğrultusunda giderilir. Hükmüne göre yukarıda anılan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı doğrultusunda uyuşmazlığın giderilmesi gerekmektedir.

Bu durumda, hatalı ödendiği söylenen ödemelerin, en son ödendiği tarihten itibaren dava açma süresi içerisinde geri istenilmesi mümkün iken, bu süreye uyulmaksızın söz konusu ödemelerin geri istenilmesi hukuka aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda yaptığım açıklamalar ve resen göz önüne alınacak nedenlerle;

Temyiz dilekçemin kabulü ile hakkımda yapılan Sayıştay 6. Dairesinin 11/04/2019 tarih ve 655 karar sayılı (14/05/2019 ilam tarihli 166 ilam nolu) tazmin kararının bozulmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.” denilmektedir.

Başsavcılık Mütalaası;

Muhasebe Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... tarafından sunulan 10.07.2019 tarihli temyiz dilekçesine istinaden verilen Başsavcılık Mütalaasında aynen;

“Dosya münderecatı üzerinde yapılan incelemede; Muhasebe yetkilisi olarak görev yapan sorumlunun gerçekleştirme görevlisinin imzası olmadan sadece harcama yetkilisinin imzası üzerine ödemeyi gerçekleştirdiği görülmektedir. İlgilinin savunmasında ise kamu zararı ile eksik imza ile ödenen tutar arasında bir illiyet bağının olmadığı imzalar tamam olsa bile kamu zararının olacağını belirtmektedir.

Öncelikle 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi muhasebe yetkililerinin sorumluluklarını belirlemiştir ve temel sorumlulukları arasında imzaların tamam olup olmadığı hususu yer almaktadır. Eksik imza ile ödeme yapılıp kamu zararı oluşmamış ise adli ve idari sorumluluk söz konusundur, kamu zararı söz konusu ise bu durumda adli, idari ve mali sorumluluğa dahil olunacağı açıktır, imzaların eksikliği ödemenin yapılmamasını zorunlu kılmaktadır, ödemenin mezkur Kanun maddesine göre yapılmaması halinde ise kamu zararından söz etmek mümkün değildir.

Elektronik ortamda personele ait veri girişi yapan kişilerin sorumluluğu açısından da Gerçekleştirme görevi ile aynı sonucu doğurmaktadır, ancak ödeme belgesi üzerinden tüm ödemenin sıhhatini garanti eden gerçekleştirme görevlisinin imzası tamam olmadıkça ödeme evrakı tekemmül etmemiş demektir bu eksik belge üzerinden de ödeme yapılması mümkün değildir.

İlgilinin savunmasında Eski Belediye Başkan Vekil ...'nın yazı ile mevzuata aykırı ödemenin yapılması için talimat verdiği ve 657 sayılı Kanunun 11 inci maddesi çerçevesinde kanunsuz emir niteliğinde eksik imza ile ödemeyi gerçekleştirdiğini ifade etmektedir.

Oysa 05.10.2016 tarih ve 4092 sayılı İnsan Kaynakları Müdürlüğüne hitaben ... imzalı yazıda, vekalet aylığının ödenmesi ile ilgili mevzuata aykırı bir durumun olmadığı konusunda açıklama yaparak vekalet aylıklarının ödenmesi konusunda talimat yazısı olduğu anlaşılmaktadır.

Bu yazı ile ...'ın kamu zararı niteliğinde ki vekalet ödemelerinin tamamında sorumluluğunu ortaya koymakla birlikte muhasebe yetkilisi vekili ...'ın sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

Şöyle ki; 5018 sayılı Kanunun 61 inci madde hükümleri muhasebe yetkilisinin ödeme emirleri belgelerinde yetkililerin imzasını kontrol etmekle yükümlü olduğu ve bu konuda bir eksilik varsa ödeme yapmaması gerektiğinin açık olduğunu, yani burada asıl olan muhasebe yetkilisinin imza eksikliği nedeniyle ödeme yapmaması gerekirken, ödemeyi gerçekleştirmesi olduğunu, bu nedenle de oluşan kamu zararından sorumlu tutulması gerektiğidir.

Açıklanan nedenlerle temyiz talebinin ret edilerek Daire Kararının korunması gerektiği değerlendirilmektedir.” Denilmektedir.

Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... tarafından sunulan temyiz dilekçesine istinaden verilen Başsavcılık Mütalaasında aynen;

“Dosya üzerinde yapılan incelemede ise; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 175'inci maddesinin 2'nci fıkrasında, "Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur. düzenlemesine yer verilmiştir.

Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 7 nci maddesinde,

" ...a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;

  1. 657 saydı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,

  2. Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,

  3. Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak.

  4. Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak..."

Hükmü bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere anılan Yönetmelik'in zikredilen hükümlerine göre, bu Yönetmelik'e ekli (2) saydı listede sayılan "Müdür" kadrosuna atanabilmek için görevde yükselme sınavında başarılı olma genel şartı dışında ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanun'un 68'inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak, fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma ve son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olma özel şartların da sağlanması gerekmektedir.

"Kültür ve Sosyal İşler Müdürü" ile Dış İlişkiler Müdürü" de anılan Yönetmelik'e ekli (2) sayılı listede sayıldığından, bu göreve atanabilmek için görevde yükselme sınavında başarılı olma genel şartı dışında ayrıca 7'nci maddede sayılan yukarıda belirtilen özel şartların da sağlanmış olunması gerekmektedir.

Ayrıca 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının "Vekalet" başlıklı 9 uncu maddesinde;

" (1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;

a) 1) Kuramlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;

aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,

bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,

cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları, kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir... " denilmektedir.

Ek ödemenin düzenlendiği 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9 uncu maddesinde ise, " ...Birinci fıkra kapsamına giren personelden; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekâlet ettirilenlere, vekâletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekâlet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekâlet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dâhil) taşıması kaydıyla vekâlet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekâlet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir... " ifadesi bulunmaktadır.

İlgili mevzuat hükümlerinden açıkça anlaşılacağı üzere, bir görevin vekâleten yürütülmesi halinde görevin gerekleri ve nitelikleri değişmeyeceğinden bu görevi vekâleten yürütecek olanların asil memurda aranan şartlara sahip olmaları gerekmektedir. Vekâlet eden personele asaleten atanmadaki tüm şartları taşıması kaydıyla vekâlet ücreti ödenmesi mümkün olmaktadır.

6085 sayılı Sayıştay Kanunun 60 ıncı Maddesinde ise "Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay’ın kesinleşmiş kararları arasındaki uyuşmazlıklarda, 52 nci maddede belirtilen ilgililerin 56 ncı maddedeki esas ve usuller dairesinde başvuruları üzerine Sayıştay kararı yargılamanın iadesi yoluyla görüşülerek uyuşmazlık Danıştay kararı doğrultusunda giderilir." hükmü yer almaktadır.

Temyiz talebinde konu İlam maddesinin, sorumlunun ileri sürdüğü Danıştay Kararlarının Sayıştay Kanunun 60 ıncı maddesinde yer alan vergi, benzeri yükümlülükler konusuyla ilgisinin olmadığı da açıktır.

Açıklanan nedenlerle temyiz talebinin ret edilerek Daire Kararının korunması gerektiği değerlendirilmektedir.” denilmektedir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

Dilekçilerce dilekçelerinde ilgili ilam hükmüne esas ve sorumluluk yönünden itirazda bulunulmaktadır. Konu esas ve sorumluluk yönünden incelenecektir.

Esas Yönünden İnceleme;

Dosya üzerinde yapılan incelemede; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 175'inci maddesinin 2'nci fıkrasında, "Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.” düzenlemesine yer verilmektedir.

Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 7 nci maddesinde,

" ...a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;

  1. 657 saydı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,

  2. Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,

  3. Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak.

  4. Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak..." hükmü bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere mezkur Yönetmelik'in zikredilen hükümlerine göre, bu Yönetmelik'e ekli (2) saydı listede sayılan "Müdür" kadrosuna atanabilmek için görevde yükselme sınavında başarılı olma genel şartı dışında ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanun'un 68'inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak, fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma ve son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olma özel şartların da sağlanması gerekmektedir.

"Kültür ve Sosyal İşler Müdürü" ile Dış İlişkiler Müdürü" de anılan Yönetmelik'e ekli (2) sayılı listede sayıldığından, bu göreve atanabilmek için görevde yükselme sınavında başarılı olma genel şartı dışında ayrıca 7'nci maddede sayılan yukarıda belirtilen özel şartların da sağlanmış olunması gerekmektedir.

Ayrıca 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının "Vekalet" başlıklı 9 uncu maddesinde;

" (1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;

a) 1) Kuramlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;

aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,

bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,

cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları, kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir... " denilmektedir.

Ek ödemenin düzenlendiği 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9 uncu maddesinde ise, " ...Birinci fıkra kapsamına giren personelden; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekâlet ettirilenlere, vekâletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekâlet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekâlet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dâhil) taşıması kaydıyla vekâlet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekâlet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir... " ifadesi bulunmaktadır.

Yapılan ödemede Harcama Yetkilisi olarak sorumluluğu bulunan ve aynı zamanda ödemenin ahizi olan ... dilekçesinde, kendisinin teknik hizmetler sınıfında Sosyolog kadrosunda bulunduğu için vekâlet görevine atanma tarihi itibariyle iki yıl şef kadrosunda çalışmış olma şartını sağlamasının imkansız olduğunu, bu nedenle söz konusu şartın kendisi için aranmasının doğru olmadığını, söz konusu şartın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nde aranmadığını belirtmişse de; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği belediyeleri kapsayan bir Yönetmelik değildir. Belediyeleri kapsayan yönetmelik Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’tir. Anılan Yönetmelik’te de personelin eğitimi ile ilgili alanlarda görev alması esası kabul edilmiş ve bu esas doğrultusunda teknik eğitim gerektiren müdürlükler (1) sayılı listede gösterilmiş ve bahse konu özel şart bu müdürlüklere atanmada aranmazken, teknik eğitim gerektirmeyen ilgilin vekâleten atandığı müdürlüklerin de yer aldığı (2) sayılı listede gösterilen müdürlüklere atanmada aranması zorunlu kılınmıştır. Aynı sorumlu yine savunmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68/B ve 86’ncı maddelerine uygun olarak görevlendirildiğini ve kendisine yapılan ödemenin 657 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne uygun olduğunu belirtmişse de; somut olaya konu ödemeler, 657 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesinde düzenlenen vekâlet aylığı ödemesi değil, özel hizmet tazminatı ve ek ödemedir.

“Kültür ve Sosyal İşler Müdürü” ile “Dış İlişkiler Müdürü” görevlerine vekâleten atanan ... ise; bu görevlere asaleten atanmada aranan özel şartlardan biri olan, atanma tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olma şartını taşımamaktadır. Bu nedenle de vekâleten yürüttüğü bu görevlere ait özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin kendisine ödenmesi anılan mevzuat hükümlerine aykırıdır.

Anayasada angaryanın yasaklanmış olduğu belirtilerek üstlenilen vekâlet görevi nedeniyle ödeme yapılmamasının angarya sayılacağı iddiası ise; tapu sicil müdürlüğünde şef olarak görev yapmakta iken tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmek üzere görevlendirilen ve kendisine vekâlet ücreti ödenmemesi üzerine açmış olduğu davada verilen karar ile anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri süren bir memurun başvurusuyla ilgili olarak verilmiş 14.01.2014 tarihli ve 2013/5062 başvuru numaralı (29.01.2014 tarihli ve 28897 sayılı RG’de yayımlanan) Anayasa Mahkemesi Kararında“… üstlendiği müdürlük görevi ile başvurucunun yetki ve sorumluluk alanı genişlemiş ise de, bu görev ile daha önce yürütmekte olduğu şeflik görevinin birbiriyle ilgisiz görevler olmadığı, başvurucunun yine mesleki faaliyet alanıyla ilgili ve de kariyer olarak daha üst bir görevde çalışmaya devam ettiği, bu görevin kendisine mesleki anlamda katkı ve deneyim sağlayacağının kuşkusuz olduğu ve eski görevi ile aynı mesaiye tabi olduğu, öte yandan, başvurucunun müdür olarak görevlendirilmesinin anılan kadronun boş olmasından ve bu boşluk nedeniyle kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin oluşabilecek aksaklıkların önlenmesi ve giderilmesi amacından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, üstlendiği görevin başvurucuya makul olmayan, orantısız bir külfet yüklediği söylenemeyeceğinden, daha fazla yetki ve sorumluluğu bulunan tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmesi nedeniyle başvurucuya ayrıca bir ücret ödenmemesi, Anayasa bağlamında zorla çalıştırma ve dolayısıyla angarya olarak nitelendirilemez. …”şeklinde yer verilen hüküm ile angarya yasağının ihlal edildiği iddiası yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmektedir.

Zira anılan Anayasa Mahkemesi kararına konu tapu sicil müdürlüğündeki şeflik ile tapu sicil müdürlüğü görevleri gibi sosyolog görevi ile “Kültür ve Sosyal İşler Müdürü” ile “Dış İlişkiler Müdürü” görevleri de birbiriyle alakalı olup vekâlet görevinin kişiye makul olmayan, orantısız bir külfet yüklemediği anlaşılmakta olduğundan bu bağlamda da angarya yasağının ihlalinin somut olay açısından söz konusu olmadığı açıktır.

Kararın Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiası; Anayasanın 10’uncu maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olup bu ilke ile eylemsel değil hukuksal eşitlik öngörüldüğünden, eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğundan, durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabileceğinden asilde aranan şartları haiz olmayan vekile ve tedviren görevlendirilen personele asile ödenen zam, tazminat ve ek ödemenin aynısının ödenmemesi ile Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlâli söz konusu olmadığından yerinde değildir.

Tüm bu sebeplerle, dilekçi tarafından dilekçesinde belirtilen esasa ilişkin itirazlar yerinde görülmemiştir.

Sorumluluk Yönünden İnceleme;

Muhasebe yetkilisi ... gerçekleştirme görevlisinin imzasının bulunmamasına rağmen ödeme yapması sebebiyle;

İlamın 2’nci maddesiyle; “Kültür ve Sosyal İşler Müdürü” ile “Dış İlişkiler Müdürü” görevlerine vekâleten atanan asilde aranan şartları taşımayan Sosyolog ...’a vekâlet ettiği bu görevlere ait özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin ödenmesi sonucunda neden olunan kamu zararından diğer sorumlular ile müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadır.

Dilekçinin ödeme emri belgesi üzerinde gerçekleştirme görevlisinin imzasının bulunmamasına rağmen ödeme yapması ile hukuka aykırı ödeme ile sebep olunan kamu zararı arasında illiyet bağı bulunmadığından bahisle sorumluluk itirazına ilişkin olarak;

5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 61’nci maddesinde muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları düzenlenmektedir. Bu düzenleme ile muhasebe yetkilisi, gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması olarak belirtilen muhasebe hizmetlerinin yürütülmesinden muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu tutulmaktadır.

Ödeme aşamasında ise; ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde; Yetkililerin imzasını, ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını, maddi hata bulunup bulunmadığını, hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri kontrol etmekle yükümlü kılınmış ve bu yükümlülükten sorumlu tutulmuştur. Muhasebe yetkililerince ilgili mevzuatında düzenlenen belgeler dışında belge aranamayacağı ödeme aşmasında kontrolle yükümlü kıldığı unsurlarda eksiklik veya hata bulunması halinde ödeme yapamayacağı belirtilmektedir. Bu düzenleme ile muhasebe yetkilisine ödeme aşamasında ödeme emri ve eki belgeleri üzerinde yetkililerin imzasını arama yükümlülüğü verilmekte ve yetkililerin imzasında noksanlık bulunduğu takdirde ödeme yapmayacağı hükme bağlanmaktadır. Ayrıca, 14.06.2007 tarihli ve 5189 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında da, bu minvalde, ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisinden sadece birinin imzası varsa, muhasebe yetkilisinin, imzası bulunan görevliyle birlikte sorumlu tutulması gerektiği esası belirtilmektedir.

Somut olayda ödeme emri belgesi üzerinde gerçekleştirme görevlisinin imzasının varlığını aramadan ödeme yapan muhasebe yetkilisinin, ilam konu kamu zararına sebebiyet veren işlem sebebiyle, ödeme emrinde imzası bulunan diğer yetkililerle müşterek ve müteselsilen sorumlu olacağı açık olup dilekçi tarafından dilekçesinde yapılan sorumluluk itirazı yerinde değildir.

Bu itibarla, dilekçilerce yapılan esas ve sorumluluk itirazının REDDİNE ve 6. Dairece 166 sayılı İlamın 2’nci maddesi ile verilen hükmün TASDİKİNE (...’ün ayrışık görüşüne karşı) oy çokluğuyla

Karar verildiği 08.01.2020 tarih ve 47111 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi

...’ün karşı oy gerekçesi;

Sosyolog ...’ın “Kültür ve Sosyal İşler Müdürü” ile “Dış İlişkiler Müdürü” görevini vekâleten yürütmesi hususunda;

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68’inci maddesinin (B) fıkrasında,

“Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir.

(Değişik ikinci paragraf: 13/2/2011-6111/101 md.) Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin;

a)1 inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl,

b)1 inci ve 2 nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300’den az olanlar için en az 10 yıl,

c)3 üncü ve 4 üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl,

hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır. ” denilmektedir.

Yukarıdaki mevzuat hükümlerinde; kurumların 1 ve 2’nci dereceli kadrolarına en az 10 yıl, 3 ve 4’üncü dereceli kadrolarına ise en az 8 yıl hizmeti bulunan ve yükseköğrenim görmüş olan kişilerin atanabileceği belirtilmektedir. Müdürlük kadrosuna vekaleten görevlendirilen söz konusu kişiler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68’inci maddesinin B fıkrasında belirtilen hizmet şartını ve öğrenim şartını taşıdıklarından ve fiilen bu görevi yerine getirdiklerinden, Anayasanın angarya yasağına ilişkin 18’inci maddesi hükmü uyarınca da, ilgililere asli görev ve vekalet ettikleri görev arasındaki zam ve tazminat farkları ile ek ödeme farklarının ödenmesinde mevzuata aykırı bir husus bulunmamaktadır. Bu itibarla verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

...’nün karşı oy gerekçesi;

Esası itibariyle çoğunluk kararına iştirak edilmekle birlikte hüküm sorumluluk yönünden tekrar incelenmelidir. Şöyle ki;

İlam hükmüne konu hususa ilişkin dosyalar üzerinde yapılan inceleme neticesinde, asilde aranan şartları taşımadığına hükmedilen kamu görevlisinin, bu vekalet görevini icra ettiğinden ötürü özel hizmet tazminatı ve ek ödeme farkı ödemelerini alabileceklerine ilişkin resmi yazı bulunduğu, ancak temyize konu ilamda mezkûr yazıyı imzalayanların sorumluluğuna hükmedilmediği görülmektedir.

Bu itibarla Sayıştay 6. Dairesince 166 sayılı ilamın 2’nci maddesiyle verilen hükmün sorumluluk yönünden yeniden incelenmesini teminen bozularak Dairesine tevdiine karar verilmesi gerekmektedir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim