Sayıştay 6. Dairesi 45525 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
45525
8 Ocak 2020
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2017
-
Daire: 6
-
Dosya No: 45525
-
Tutanak No: 47111
-
Tutanak Tarihi: 08.01.2020
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Mevzuata aykırı olarak özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin ücreti ödenmesi.
- 166 sayılı İlamın 4. Maddesi ile “Ruhsat ve Denetim Müdürü” ile “Temizlik İşleri Müdürü” görevlerine vekâleten atanan asilde aranan şartları taşımayan Zabıta Komiseri ...’e vekâlet ettiği bu görevlere ait özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin ödenmesi sonucunda neden olunan ... TL kamu zararının tazminine hükmedilmiştir.
Temyiz Dilekçesi
Muhasebe Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... tarafından sunulan 10.07.2019 tarihli temyiz dilekçesinde özetle;
İlam konu denetim yılında (2017) Muhasebe Yetkilisi olduğu aynı zamanda Mali Hizmetler Müdür Vekili olarak görev yapmakta olduğu, söz konusu ilamda imza eksiği bulunması sebebiyle muhasebe yetkili olarak sorumlu tutulduğu ve 5018 sayılı Kanun hükümleri ile Sayıştay Genel Kurulu'nun 14.06.2007 tarihinde almış olduğu 5189 sayılı Genel Kurul Kararının Harcama yetkisinin devri halinde sorumluluk başlıklı bölümünde mali sorumluluğunun;
“- Kamu görevlilerinin kasıl, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunmalıdır.
-
Ortada bir kamu zararı olmalıdır.
-
Mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır." Şartlarının sıralandığı, ancak bu şartların hepsinin bir arada üzerinde bulunmadığı, gerçekleştirme görevlisi imzası aranmadan ödeme yaptığı iddiası ile tazmine konu edilen kamu zararı arasında bir illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığı,
Ödeme emri kapağında bir gerçekleştirme görevlisi imzası bulunmuş olsaydı dahi bahse konu edilen kamu zararı iddiası yine de tahakkuk ettirilmiş olacağı,
Hükme konu edilen kamu zararı ile illiyet bağı kurulsa dahi, bu illiyet bağını kesen Belediye Başkan Vekili ...'ın kanunsuz emrinin bulunduğu,
Ödeme emri belgesi üzerinde harcamanın gerçekleştirilmesine dair kararı alan ve harcamayı gerçekleştiren harcama yetkilisinin imzasının mevcut olduğu, ayrıca, gerek 2017 yılı içerisinde herhangi bir zamanda, gerekse de kamu zararına konu ödeme emri belgeleri içerisinde gerçekleştirme görevlisinin kim olduğunu gösterir bir belgenin olmadığı,
Sayıştay Genel Kurulu'nun 14.06.2007 tarihinde almış olduğu 5189 sayılı kararın Gerçekleştirme Görevlileri başlıklı bölümünde “Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır" denilmesine ve yine aynı kararda 14.06.2007 tarihli ve 5189 sayılı Sayıştay Genel Kurul Raporu'nda 28.09.2006 tarihli ve 26303 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Hakkında Genel Tebliğ'ine yapılan atıfla “... veri giriş işlemlerinin gerçekleştirme görevi sayılacağı, ..." ifadesine yer verilmesine binaen, maaş iş ve işlemlerine ilişkin veri girişi yapan görevlinin, gerçekleştirme görevlisi olduğun kabulünün gerektiği, veri giriş işlemlerini yapan personelin ödeme emri içerisindeki evraklarda imzasının bulunması yeterli olarak değerlendirildiği, ayrıca maaş ödemelerinin ivediliği de göz önünde bulundurularak ödemenin yapıldığı,
2017 mali yılının tamamında belediye başkan vekili olarak görev yapmış olan ...’ın, bir sureti ekte (Ek-1) sunulan 05.10.2016 tarih ve 34168827 4092 sayılı yazılı emri ile boş bulunan müdürlük kadrolarına vekâleten görevlendirilen personellere vekalet aylığının ödeneceği bildirildiği,
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 11. Maddesinde;... Devlet memuru amirinden aldığı emri. Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve hu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir...” denilmekte olup, gerçekten bir kamu zararı var ise bunun, ekte sunulan belgeye istinaden verine getirilen kanunsuz emirden kaynaklandığının da dikkate alınması gerektiği,
İlgili ilamın 2. 3. 4. 5 ve 6 sıra numaraları ile belirtilen kamu zararlarından “...’ın, imzaladığı vekâleten atama işleminin ücret veya zam ve tazminat ile ek ödeme farkı ödenmesi yönünde bir ifade içermemesi nedeniyle harcama sürecinde yer almadıkları değerlendirildiğinden, bahse konu zarardan sorumlu tutulmamasına karar verilmiştir." denilerek ... sorumlu tutulmadığı, ancak, bir sureti ekte sunulan belge ile bahse konu zararın oluşmasında ...’ın, kanunsuz emrin kaynağı olan amir olarak, esas itibariyle sorumlu tutulması gerektiği ifade edilerek sorguya vermiş olduğum 05.11.2018 tarihli izahına ek olarak, yukarıda zikredildiği üzere gerçekleştirme görevlisinin, evrak içinde ilgili diğer belgelerde imzası olmasına rağmen yalnızca ödeme emri kapağında imzasının bulunmaması nedeniyle sorumlu kabul edildiği, bahse konu kamu zararının oluşmasında şahsının, kasıt, kusur veya ihmalinin olmadığı gibi illiyet bağının da olmadığı ve bahse konu kamu zararının oluşmasında kanunsuz emir sahibi Belediye Başkan Vekili ...’ın esas itibariyle sorumlu kabul edilmesi gerektiği,
Tüm bu sebeplerle T.C. Sayıştay Başkanlığı 6. Dairesi’nin ilgi (b)'de kayıtlı ilamının 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 sıra numaralı kamu zararlarına ilişkin şahsının da sorumlu olduğuna dair kararlarının temyiz edilerek beraatının verilmesi talebi belirtilmiştir.
Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... tarafından sunulan 11.07.2019 tarihli temyiz dilekçesinde aynen;
“1)... Belediye Başkanlığınca 06.04.2017 tarih ve 34168827/1806 sayılı görevlendirme yazısı ile zabıta komiseri kadrosunda iken. Temizlik İşleri Müdürlüğüne vekaleten bakmak üzere görevlendirildiğim. Belediye Başkanlığının 30.06.2014 tarih ve 2724 sayılı yazısında vekaleten görevlendirilen personele vekalet ücretinin ödenmesi istenmekte aynı yazının devamına istinaden İnsan Kaynaklan ve Eğitim müdürlüğünün 03.10.2019 tarih ve 87835541/2 sayılı yazıya cevaben Belediye Başkanlığının 05.10.2016 tarih ve 4092 sayılı yazısında vekaleten görevlendirilen personele vekalet aylığının verilmesi yazısı görevlendirildiğim kurumda her türlü harcamalara, personel puantajlarına. her türlü yapılan bakım onarımlarına dönem içerisinde Temizlik İşleri Müdürlüğü ve Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü işlerine imza attım, görev yaptığım süre içerisinde de asaleten Temizlik İşleri Müdürü kadrosunda çalışan kadrolu başka bir memur personelin bulunmadığı resmi kayıtlarla da sabit olup, Müdürlük adına yapılan iş ve işlemlerinde kamu zararıyla ilgili bir işlemin olmadığı görülmüş olup, bu hususun taktirini yüksek mahkemeye bırakıyorum.
2)657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. Maddesinde vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartlan hükme bağlanmıştır. 17.05.1987 günlü 19463 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 99. Yasanın 68. Maddesinde belirtilen şartlara ve asilde aranan şartlara sahip vekil memur bulunmadığı takdirde boş bulunan bu görevin tedviren yürütülmesi öngörülmüştür. Vekil olarak görevlendirme sonucunda Anayasanın angarya yasağı konusundaki 18. Maddesi hükmü ile fiilen yürüttüğü görev karşılığı bir tazminata hak kazanacağı bu tazminat miktarının hesaplanmasında o görev için verilecek vekalet aylığının da göz önüne alınacağı belirtilmiştir.
3)DMK.m.76 aynen “...Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler..." şeklindedir. Kaldı ki; 02.02.2000 gün ve 23952 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ...Memurların Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına dair Yönetmeliğinin Geçici Madde 1‘nci maddesi aynen “...İhtiyaç duyulan hallerde bu Yönetmelik kapsamında bulunan personelden 18/04/1999 tarihinde görevde bulunanlar için bu Yönetmelikte öngörülen öğrenim düzeyinin bir alt öğrenim düzeyi esas alınabilir..." şeklinde olup, bir alt öğrenim düzeyinin dahi esas alınabileceği kabul görürken, gereken şartların tamamının sağlamam sebebi ile vekaleten bakmak üzere görevlendirilmem üzerine 657 sayılı DMK.m.86 gereği ilgili bedeller maaş olarak tarafıma ödenmiş olmasında hukuka aykırılık teşkil eden bir durum söz konusu değildir.
4)Atama ve tefimin kanunsuz olduğunu kabul etmemekle birlikte, bir an için böyle bir durum olması halinde de, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 26.09.1952 tarih ve 1952/44 sayılı Kararıyla "Kanunsuz bir yükselme işleminden sonra, aynı memur hakkında kanuna uygun çeşitli yükselmeler yapıldığı takdirde, idare tarafından kanunsuz yükselmenin artık geri alınmasının uygun görülmeyeceği” şeklinde içtihadı birleştirme kararı bulunmaktadır. Yine, Danıştay’ın 22.12.1973 tarih ve 1973/14 sayılı kararıyla “...idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, ancak belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin istirdatının, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere 60 gün (dava açma süresi) içinde kabil olduğu ve 60 günlük süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğine, sakat işlemin bundan yararlanan lehine kazanılmış hak doğurmasa da, bunun kişiler için doğurduğu sübjektif etki ve sonuçlarının korunması gerektiği...” sonucuna varmış durumdadır. Bu anlamda atama, terfi ve aldığım aylığın kanunsuz olmadığı açıktır. Mezkur bedellerin tarafıma ödenmesinde benim tarafımdan hile veya baskı bulunmamaktadır. Bu maaşı alırken belediyeyi kandırma veya hataya düşürme gibi bir durumum söz konusu değildir. Mezkur işlemin üzerinden 60 gün süre geçmiş iken, ilgili bedelin istemesinin yasal olmadığı kanısındayım.
Her ne kadar diğer yargı organlarından verilmiş bulunan ilamların Sayıştay’ın karar vermesine engel olmadığı ifade edilmiş ise de, Sayıştay Kanunun 60.maddesinde Sayıştay ile Danıştay ilamları arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar Danıştay kararı doğrultusunda düzeltilir hükmü gereğince ilgili 22.12.1973 tarih ve 1973/14 sayılı Danıştay Kararı doğrultusunda uyuşmazlığın giderilmesi gerekmektedir.
5)Yukarıdaki cümleden hareketle, bir an için iadeyi gerektirir bir alacağın bulunması halinde de son iki ay ödeme kalemleri haricindeki alacak tutarları için yasal zamanaşımı sürecinin dolduğu her halden belli olup, zamanaşımı defi hakkımı kullanıyor ve taktiri yüksek mahkemeye bırakıyorum.
6)Sonuç olarak yukarıda belirtilen kanun maddeleri gereğince hukuka aykırılık teşkil edecek bir durum olmaksızın vekaleten görevlendirilmemin yapıldığı, görevlendirme yazısı ve imza karşılığında yürütmüş olduğum vekillik süresince kurumu zarara uğratacak ve haksız kazanç sağlayacak hiçbir adımda bulunmadığım, tazmini istenen bedelleri kanunsuz olarak elde etme gibi bir durumum da söz konusu değildir. Bu sebeple gerek müştereken ve müteselsilen gerekse de şahsi olarak sorumlu tutulduğum ... liradan sorumlu olduğuma ve tazmin edilmesi gerektiğine dair verilen müfettiş raporu ve devamında müfettiş raporunu esas alan Sayıştay 6 Dairesinin 11.04.2019 gün ve 655 sayılı tazmin hükmünün bozulmasını taleple temyiz dilekçesini yüksek mahkemeye sunma gereği hasıl olmuştur.
Yukarıda arz ve izah edilen ve yüksek mahkemenizce re'sen göz önüne alınacak sebeplerden ötürü, tazmin hükmü kurulmasında hukuki isabet bulunmadığından tazmin hükmünün lehime bozulmasını arz ve talep eder, saygılar sunarım.” denilmektedir.
Başsavcılık Mütalaası
Muhasebe Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... tarafından sunulan 10.07.2019 tarihli temyiz dilekçesine istinaden Başsavcılık Mütalaasında;
“Dosya münderecatı üzerinde yapılan incelemede; Muhasebe yetkilisi olarak görev yapan sorumlunun gerçekleştirme görevlisinin imzası olmadan sadece harcama yetkilisinin imzası üzerine ödemeyi gerçekleştirdiği görülmektedir. İlgilinin savunmasında ise kamu zararı ile eksik imza ile ödenen tutar arasında bir illiyet bağının olmadığı imzalar tamam olsa bile kamu zararının olacağını belirtmektedir.
Öncelikle 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi muhasebe yetkililerinin sorumluluklarını belirlemiştir ve temel sorumlulukları arasında imzaların tamam olup olmadığı hususu yer almaktadır. Eksik imza ile ödeme yapılıp kamu zararı oluşmamış ise adli ve idari sorumluluk söz konusundur, kamu zararı söz konusu ise bu durumda adli, idari ve mali sorumluluğa dahil olunacağı açıktır, imzaların eksikliği ödemenin yapılmamasını zorunlu kılmaktadır, ödemenin mezkur Kanun maddesine göre yapılmaması halinde ise kamu zararından söz etmek mümkün değildir.
Elektronik ortamda personele ait veri girişi yapan kişilerin sorumluluğu açısından da Gerçekleştirme görevi ile aynı sonucu doğurmaktadır, ancak ödeme belgesi üzerinden tüm ödemenin sıhhatini garanti eden gerçekleştirme görevlisinin imzası tamam olmadıkça ödeme evrakı tekemmül etmemiş demektir bu eksik belge üzerinden de ödeme yapılması mümkün değildir.
İlgilinin savunmasında Eski Belediye Başkan Vekil ...'nın yazı ile mevzuata aykırı ödemenin yapılması için talimat verdiği ve 657 sayılı Kanunun 11 inci maddesi çerçevesinde kanunsuz emir niteliğinde eksik imza ile ödemeyi gerçekleştirdiğini ifade etmektedir.
Oysa, 05.10.2016 tarih ve 4092 sayılı İnsan Kaynakları Müdürlüğüne hitaben ... imzalı yazıda, vekalet aylığının ödenmesi ile ilgili mevzuata aykırı bir durumun olmadığı konusunda açıklama yaparak vekalet aylıklarının ödenmesi konusunda talimat yazısı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu yazı ile ...'ın kamu zararı niteliğinde ki vekalet ödemelerinin tamamında sorumluluğunu ortaya koymakla birlikte muhasebe yetkilisi vekili ...'ın sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Şöyle ki; 5018 sayılı Kanunun 61 inci madde hükümleri muhasebe yetkilisinin ödeme emirleri belgelerinde yetkililerin imzasını kontrol etmekle yükümlü olduğu ve bu konuda bir eksilik varsa ödeme yapmaması gerektiğinin açık olduğunu, yani burada asıl olan muhasebe yetkilisinin imza eksikliği nedeniyle ödeme yapmaması gerekirken, ödemeyi gerçekleştirmesi olduğunu, bu nedenle de oluşan kamu zararından sorumlu tutulması gerektiğidir.
Açıklanan nedenlerle temyiz talebinin ret edilerek Daire Kararının korunması gerektiği değerlendirilmektedir.” denilmiştir.
Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... tarafından sunulan 11.07.2019 tarihli temyiz dilekçesine istinaden verilen Başsavcılık Mütalaasında;
“Dosya üzerinde yapılan incelemede ise; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 175'inci maddesinin 2'nci fıkrasında, "Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekâlet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 7’nci maddesinde,
" ...a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;
-
657 saydı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,
-
Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,
-
Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak.
-
Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak..."
Hükmü bulunmaktadır.
Ayrıca 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının "Vekalet" başlıklı 9 uncu maddesinde;
" (1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;
a) 1) Kuramlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;
aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,
bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,
cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları, kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir... " denilmektedir.
Ek ödemenin düzenlendiği 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9 uncu maddesinde ise, " ...Birinci fıkra kapsamına giren personelden; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekâlet ettirilenlere, vekâletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekâlet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekâlet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dâhil) taşıması kaydıyla vekâlet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekâlet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir... " ifadesi bulunmaktadır.
İlgili mevzuat hükümlerinden açıkça anlaşılacağı üzere, bir görevin vekâleten yürütülmesi halinde görevin gerekleri ve nitelikleri değişmeyeceğinden bu görevi vekâleten yürütecek olanların asil memurda aranan şartlara sahip olmaları gerekmektedir. Vekâlet eden personele asaleten atanmadaki tüm şartları taşıması kaydıyla vekâlet ücreti ödenmesi mümkün olmaktadır.
Üst yönetici konumundaki Eski Belediye Başkanı ... ve Belediye Başkan Vekili ...'nın imzaladığı vekâleten atama işleminin ücret veya zam ve tazminat ile ek ödeme farkı ödenmesi yönünde bir ifade yer almamaktadır.
Savunmada belirtilen Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 26.09.1952 tarih ve 1952/44 sayılı Kararının mevcut İlam konusu hususla ilgisi olmadığı açıktır.
6085 sayılı Sayıştay Kanunun 60 ıncı Maddesin de ise "Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay’ın kesinleşmiş kararları arasındaki uyuşmazlıklarda, 52 nci maddede belirtilen ilgililerin 56 ncı maddedeki esas ve usuller dairesinde başvuruları üzerine Sayıştay kararı yargılamanın iadesi yoluyla görüşülerek uyuşmazlık Danıştay kararı doğrultusunda giderilir." hükmü yer almaktadır.
Temyiz talebinde konu İlam maddesinin, sorumlunun ileri sürdüğü Danıştay Kararlarının Sayıştay Kanunun 60 ıncı maddesinde yer alan vergi, benzeri yükümlülükler konusuyla ilgisinin olmadığı açıktır. Konu, mevzuata göre ödeme yapılamayacağı açık bir konuda idarenin mevzuata aykırı şekilde uygulama yapmasından ileri gelmektedir, kaldı ki içtihat oluşturmak mevzuatta boşluk olması halinde yüksek mahkemelerin görevi arasındadır.
Açıklanan nedenlerle temyiz talebinin ret edilerek Daire Kararının korunması gerektiği değerlendirilmektedir.” denilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dilekçilerce dilekçelerinde ilgili ilam hükmüne esas ve sorumluluk yönünden itirazda bulunulmaktadır. Konu esas ve sorumluluk yönünden incelenecektir.
Esas Yönünden İnceleme;
Dosya üzerinde yapılan incelemede; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 175'inci maddesinin 2'nci fıkrasında, "Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.” düzenlemesine yer verilmektedir.
Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 7 nci maddesinde,
" ...a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;
-
657 saydı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,
-
Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,
-
Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak.
-
Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak..." hükmü bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere mezkur Yönetmelik'in zikredilen hükümlerine göre, bu Yönetmelik'e ekli (2) saydı listede sayılan "Müdür" kadrosuna atanabilmek için görevde yükselme sınavında başarılı olma genel şartı dışında ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanun'un 68'inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak, fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma ve son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olma özel şartların da sağlanması gerekmektedir.
"Destek Hizmetleri Müdürlüğü" de anılan Yönetmelik'e ekli (2) sayılı listede sayıldığından, bu göreve atanabilmek için görevde yükselme sınavında başarılı olma genel şartı dışında ayrıca 7'nci maddede sayılan yukarıda belirtilen özel şartların da sağlanmış olunması gerekmektedir.
Ayrıca 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının "Vekalet" başlıklı 9 uncu maddesinde;
" (1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;
a) 1) Kuramlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;
aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,
bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,
cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları, kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir... " denilmektedir.
Ek ödemenin düzenlendiği 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9 uncu maddesinde ise, " ...Birinci fıkra kapsamına giren personelden; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekâlet ettirilenlere, vekâletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekâlet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekâlet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dâhil) taşıması kaydıyla vekâlet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekâlet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir... " ifadesi bulunmaktadır.
“Ruhsat ve Denetim Müdürü” ile “Temizlik İşleri Müdürü” görevlerine vekâleten atanan ... ise; bu göreve asaleten atanmada aranan özel şartlardan biri olan, fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma şartını taşımamaktadır. Bu nedenle de vekâleten yürüttüğü bu göreve ait özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin kendisine ödenmesi anılan mevzuat hükümlerine aykırıdır.
Anayasada angaryanın yasaklanmış olduğu belirtilerek üstlenilen vekâlet görevi nedeniyle ödeme yapılmamasının angarya sayılacağı iddiası ise; tapu sicil müdürlüğünde şef olarak görev yapmakta iken tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmek üzere görevlendirilen ve kendisine vekâlet ücreti ödenmemesi üzerine açmış olduğu davada verilen karar ile anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri süren bir memurun başvurusuyla ilgili olarak verilmiş 14.01.2014 tarihli ve 2013/5062 başvuru numaralı (29.01.2014 tarihli ve 28897 sayılı RG’de yayımlanan) Anayasa Mahkemesi Kararında“… üstlendiği müdürlük görevi ile başvurucunun yetki ve sorumluluk alanı genişlemiş ise de, bu görev ile daha önce yürütmekte olduğu şeflik görevinin birbiriyle ilgisiz görevler olmadığı, başvurucunun yine mesleki faaliyet alanıyla ilgili ve de kariyer olarak daha üst bir görevde çalışmaya devam ettiği, bu görevin kendisine mesleki anlamda katkı ve deneyim sağlayacağının kuşkusuz olduğu ve eski görevi ile aynı mesaiye tabi olduğu, öte yandan, başvurucunun müdür olarak görevlendirilmesinin anılan kadronun boş olmasından ve bu boşluk nedeniyle kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin oluşabilecek aksaklıkların önlenmesi ve giderilmesi amacından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, üstlendiği görevin başvurucuya makul olmayan, orantısız bir külfet yüklediği söylenemeyeceğinden, daha fazla yetki ve sorumluluğu bulunan tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmesi nedeniyle başvurucuya ayrıca bir ücret ödenmemesi, Anayasa bağlamında zorla çalıştırma ve dolayısıyla angarya olarak nitelendirilemez. …”şeklinde yer verilen hüküm ile angarya yasağının ihlal edildiği iddiası yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmektedir.
Zira anılan Anayasa Mahkemesi kararına konu tapu sicil müdürlüğündeki şeflik ile tapu sicil müdürlüğü görevleri gibi ilgilinin şef olarak icra ettiği kamu görevi ile “Destek Hizmetleri Müdürlüğü” görevleri de birbiriyle alakalı olup vekâlet görevinin kişiye makul olmayan, orantısız bir külfet yüklemediği anlaşılmakta olduğundan bu bağlamda da angarya yasağının ihlalinin somut olay açısından söz konusu olmadığı açıktır.
Kararın Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiası; Anayasanın 10’uncu maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olup bu ilke ile eylemsel değil hukuksal eşitlik öngörüldüğünden, eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğundan, durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabileceğinden asilde aranan şartları haiz olmayan vekile ve tedviren görevlendirilen personele asile ödenen zam, tazminat ve ek ödemenin aynısının ödenmemesi ile Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlâli söz konusu olmadığından yerinde değildir.
Tüm bu sebeplerle, dilekçi tarafından dilekçesinde belirtilen esasa ilişkin itirazlar yerinde görülmemiştir.
Sorumluluk Yönünden İnceleme;
Muhasebe yetkilisi ... gerçekleştirme görevlisinin imzasının bulunmamasına rağmen ödeme yapması sebebiyle;
İlamın 4’ncü maddesiyle; “Ruhsat ve Denetim Müdürü” ile “Temizlik İşleri Müdürü” görevlerine vekâleten atanan ...’in bu göreve asaleten atanmada aranan özel şartlardan biri olan, fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma şartını taşımamakta olduğu ancak ilgiliye vekâleten yürüttüğü bu göreve ait özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin kendisine ödenmesi sonucunda neden olunan kamu zararından diğer sorumlular ile müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulduğu anlaşılmaktadır.
Dilekçinin ödeme emri belgesi üzerinde gerçekleştirme görevlisinin imzasının bulunmamasına rağmen ödeme yapması ile hukuka aykırı ödeme ile sebep olunan kamu zararı arasında illiyet bağı bulunmadığından bahisle sorumluluk itirazına ilişkin olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 61’nci maddesinde muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları düzenlenmektedir. Bu düzenleme ile muhasebe yetkilisi, gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması olarak belirtilen muhasebe hizmetlerinin yürütülmesinden muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu tutulmaktadır.
Ödeme aşamasında ise; ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde; Yetkililerin imzasını, ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını, maddi hata bulunup bulunmadığını, hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri kontrol etmekle yükümlü kılınmış ve bu yükümlülükten sorumlu tutulmuştur. Muhasebe yetkililerince ilgili mevzuatında düzenlenen belgeler dışında belge aranamayacağı ödeme aşmasında kontrolle yükümlü kıldığı unsurlarda eksiklik veya hata bulunması halinde ödeme yapamayacağı belirtilmektedir. Bu düzenleme ile muhasebe yetkilisine ödeme aşamasında ödeme emri ve eki belgeleri üzerinde yetkililerin imzasını arama yükümlülüğü verilmekte ve yetkililerin imzasında noksanlık bulunduğu takdirde ödeme yapmayacağı hükme bağlanmaktadır. Ayrıca, 14.06.2007 tarihli ve 5189 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında da, bu minvalde, ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisinden sadece birinin imzası varsa, muhasebe yetkilisinin, imzası bulunan görevliyle birlikte sorumlu tutulması gerektiği esası belirtilmektedir.
Somut olayda ödeme emri belgesi üzerinde gerçekleştirme görevlisinin imzasının varlığını aramadan ödeme yapan muhasebe yetkilisinin, ilam konu kamu zararına sebebiyet veren işlem sebebiyle, ödeme emrinde imzası bulunan diğer yetkililerle müşterek ve müteselsilen sorumlu olacağı açık olup dilekçi tarafından dilekçesinde yapılan sorumluluk itirazı yerinde değildir.
Bu itibarla, dilekçilerce yapılan esas ve sorumluluk itirazının REDDİNE ve 6. Dairece 166 sayılı İlamın 4’üncü maddesi ile verilen hükmün TASDİKİNE (...’ün ayrışık görüşüne karşı) oy çokluğuyla
Karar verildiği 08.01.2020 tarih ve 47111 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi
....’ın karşı oy gerekçesi,
Esası itibariyle çoğunluk kararına iştirak edilmek birlikte hüküm sorumluluk yönünden yeniden incelenmelidir. Şöyle ki;
İlam hükmüne konu hususa ilişkin dosyalar üzerinde yapılan inceleme neticesinde, asilde aranan şartları taşımadığına hükmedilen kamu görevlisinin, bu vekalet görevini icra ettiğinden ötürü özel hizmet tazminatı ve ek ödeme farkı ödemelerini alabileceklerine ilişkin resmi yazı bulunduğu, ancak temyize konu ilamda mezkûr yazıyı imzalayanların sorumluluğuna hükmedilmediği görülmektedir.
Bu itibarla Sayıştay 6. Dairesince 166 sayılı ilamın 4’üncü maddesiyle verilen hükmün sorumluluk yönünden yeniden incelenmesini teminen bozularak Dairesine tevdiine karar verilmesi gerekmektedir.
...’ün karşı oy gerekçesi,
Esas yönünden karara iştirak edilmekle birlikte, sorumluluk yönünden ilam hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Şöyle ki, temyize konu ilamda, Muhasebe yetkilisi ... gerçekleştirme görevlisinin imzasının bulunmamasına rağmen ödeme yapması sebebiyle;
4’üncü maddesiyle; “Ruhsat ve Denetim Müdürü” ile “Temizlik İşleri Müdürü” görevlerine vekâleten atanan asilde aranan şartları taşımayan Zabıta Komiseri ...’e vekâlet ettiği bu görevlere ait özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin ödenmesi sebebiyle oluşan kamu zararından diğer sorumlular ile müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur.
Dilekçinin ödeme emri belgesi üzerinde gerçekleştirme görevlisinin imzasının bulunmamasına rağmen ödeme yapması ile hukuka aykırı ödeme ile sebep olunan kamu zararı arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. Şöyle ki;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 61’nci maddesinde muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları düzenlenmiştir. Muhasebe yetkilisi, gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması olarak belirtilen muhasebe hizmetlerinin yürütülmesinden muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu tutulmuştur.
Ödeme aşamasında ise; ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde; Yetkililerin imzasını, ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını, maddi hata bulunup bulunmadığını, hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri kontrol etmekle yükümlü kılınmış ve bu yükümlülükten sorumlu tutulmuştur. Muhasebe yetkililerince ilgili mevzuatında düzenlenen belgeler dışında belge aranamayacağı ödeme aşmasında kontrolle yükümlü kıldığı unsurlarda eksiklik veya hata bulunması halinde ödeme yapamayacağı belirtilmiştir.
5018 sayılı Kanunun 71’nci maddesinde ‘Kamu Zararı’; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması, şeklinde tanımlanmıştır. 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun ‘Sorumlular ve sorumluluk halleri’ başlıklı 7’nci maddesinin 3’ncü fıkrasında; “Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.” denilmektedir. Bu yasal düzenlemeler ile kamu görevlisinin meydana gelen kamu zararından sorumlu tutulabilmesi için kamu görevlisinin kararı, işlemi veya eylemleri ile meydana gelen kamu zararı arasında illiyet bağı bulunmasının gerekliliği açıktır.
Temyize konu ilam hükümleri bu bağlamda değerlendirildiğinde;
İlamın 4’üncü maddesi ile asilde aranan şartları taşımayan vekile, 657 sayılı Kanunun 175’inci maddesi uyarınca vekalet aylığı, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 9’uncu maddesi uyarınca zam ve tazminat farkı ile 375 sayılı KHK’nın ek 9’uncu maddesi uyarınca ek ödeme farkı ödenmesinin mümkün olmadığı belirtilmek suretiyle söz konusu ödemeleri hukuka aykırı olduğu ve bu ödemeler sebebiyle oluşan kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmolunmuştur.
Dolayısıyla; 5018 sayılı Kanun’un 61’nci madde hükmü gereğince muhasebe hizmetlerinin yürütülmesinden muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından ve ayrıca ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde; yetkililerin imzasını, ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını, maddi hata bulunup bulunmadığını, hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri kontrol etmekle yükümlü kılınmış ve bu yükümlülükten sorumlu tutulmuş muhasebe yetkilisinin, ilama konu eylem, işlem veya kararların hukuka uygun olup olmadığını araştırmak ve incelemek ve buna göre işlem tesis etmekle sorumlu ve yükümlü olmadığı açık olduğundan, bir kişiye sorumlu ve yükümlü olmadığı bir husustan ötürü sorumluluk yüklenemeyeceği gibi kamu zararı özelinde muhasebe yetkilisinin ödeme aşamasında ödeme emri belgesi üzerinde yetkililerin imzasının kontrolü sorumluluğu ile ilama konu hükümlerin esası olan hukuka aykırı işlemler arasında illiyet bağı kurulamayacağından sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla;166 sayılı ilamın 4’ncü maddesi ile verilen tazmin hükmünün muhasebe yetkilisi ...’ın sorumluluğu bulunmadığından sorumluluk yönünden bozularak dosyaların kararı veren dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:35