Sayıştay 6. Dairesi 44672 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
44672
8 Temmuz 2020
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2017
-
Daire: 6
-
Dosya No: 44672
-
Tutanak No: 48171
-
Tutanak Tarihi: 08.07.2020
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Müdürlük kadrosuna hatalı atama yapılarak maaş ödenmesi.
26 sayılı İlamın 15’ inci maddesi ile; ... ... Belediyesinde çalışan ...’ nin görevde yükselme sınavına girmeden 24.02.2014 tarihli olur ile İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü kadrosuna aslen atandığı, bu atamanın hatalı olduğu, adı geçen kişinin maaşını kendi kadrosundan alması gerekirken müdürlük kadrosundan alması neticesinde kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle toplam ... TL için tazmin hükmü verilmiştir.
İlamda Üst Yönetici olarak sorumlu tutulan ..., Diğer Sorumlu sıfatıyla sorumlu tutulan ..., Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... ile Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan ...’ nun göndermiş olduğu ortak temyiz dilekçesinde özetle; “Sayıştay 6. Dairesi Kararının 15.Maddesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, Şöyle ki; 24.02.2014 tarihinde ... Belediye Başkanlığında İnsan Kaynaklan ve Eğilim Müdürü olarak ataması yapılan ...’ nin göreve başlamasının Sayıştay denetçisi tarafından yeni göreve başlayan memur gibi değerlendirildiği, 68-B maddesindeki şartlarının oluşmadığı kanaatinin hâsıl olduğu, oysaki ...’ nin memuriyete 30 Ağustos 1992 yılında 926 TSK Personel Kanunuyla göreve başladığı, 657 sayılı kanuna görevde astsubayın devlet memuru olduğu, 68-B maddesindeki belirtilen derece ve kademelerde kıta komutanı olarak görev yapmış olduğu,
Bu görevlerin sırasıyla;
… yılları arasında ... ... Merkez Jandarma Karakol Komutan Yardımcısı.
… yılları arasında .... J. Er Eğitim Alay Komutanlığında Takım Komutanlığı.
… yılları arasında ... Jandarma Komando özel Harekât Grup Komutanlığında Tim Komutanı ve Bölük Astsubay T.
… yılları arasında ... Jandarma Komando Okul Komutanlığında Takım Komutanı ve Bölük Astsubay’ı,
… yıllarında ... Jandarma Komando Özel Harekât Tabur Komutanlığında özel Harekât Tim Komutanlığı,
… yıllarında ..., ..., ... Jandarma Karakol Komutanı ve Bilgi Toplama Kısım Astsubay’ı Bölük Astsubay’ı,
… yıllarında ... ... İlçe Jandarma Komutanlığında Asayiş Tim Komutanı Harekât Eğitim Kısım Amiri Görevlerinde bulun... olduğu,
Bu görevlerinde asaleten atamalı olarak çalıştığının Jandarma Genel Komutanlığı ile yapılan yazışma neticesinde teyit edilmiş olduğu, bu durumda ...’ nin 68-B Maddesinde istenen gerekli şartları taşıdığının görüldüğü, ayrıca 4 yıllık işletme fakültesi mezunu olduğundan dolayı eğitim konusunda da şartları taşıdığı,
TSK'de Jandarma Genel Komutanlığında müdürlük kadrosu yerine komutanlık kadrosu kullanılmakta olduğu, ...' nin de yukarıda belirtildiği gibi müstakil olarak da komutanlık yapmış olduğu, gerek liderlik gerek ise yaptığı vazifeler esnasında üst ve amirlerinden 43 takdirname ve birliğini ...ışma esnasında sevk ve idaresindeki başarısından dolayı 1 adet Muharebe Harekât Şerit Rozeti almaya hak kazanmış olduğu,
Son günlerde Jandarma Genel Komutanlığının sivil kurumlarla uyum sürecinde komutanlık yerine müdür ve amir Unvanı çalışması yaşandığı, Jandarma Genel Komutan yerine Jandarma Genel Müdürü, İl Jandarma Komutanı yerine İl Jandarma Müdürü, İlçe Jandarma Müdürü, Jandarma Karakol Amiri, Jandarma Karakol Müdürü, İdari İşler Astsubayı yerine İdari işler Müdür ve Amiri şeklinde sivil kurumlarla uyum çalışmalarının sürmekte olduğu,
...’ nin Jandarma Genel Komutanlığında yapmış olduğu bölük idari işler astsubayı görevinin tanımına bakıldığında sivil kurumlardaki personel müdürlerinin insan kaynakları müdürlerinin göreviyle bir farkının bulunmadığı, Ayrıca TSK içinde önemli bir yer olan Jandarma Genel Komutanlığının personelinin diğer kuvvetlerde ( Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri ) görev yapan astsubaylardan görev, yetki ve sorumluluklarının çok farklı olduğu,
Jandarma Karakol Komutan ve Komutan Yardımcısının sorumluluk alanlarında bulunan 40-50 köyde binlerce insanın yaşadığı yerleşim yerlerinde adli, askeri, mülki ve diğer görevleri yanısıra onlarca personelin sevk ve idaresini yapıyor olduğu, ...’ nin 1992-04 yıllarında bu görevi yürütüyor olduğu, böyle bir önemli ve sorumluluk gerektiren bir işi yapan ... 'nin sivil kurumdaki müdürlük görevinin eşidi olduğu düşünüldüğünden bu göreve atamasının yapıldığı,
Ayrıca devlet memurluğu yükselme sınavının 2009 yılı öncesi müdürlük yapanları kapsamadığından personelde bu şartın aranmadığı, Jandarma Genel Komutanlığında 2009 yılı öncesinde Jandarma Karakol Komutan Yardımcısı, Takım Komutanı İdari işler Astsubay olarak, Mülki Adli Askeri görevleri Kolluk Amiri olarak yapan hatta Adli Tahkikattan soruşturmalarını adli kolluk amiri olarak yürüten, emrinde onlarca personele savaşta ve barışta hayati konularda emir veren lider personele belediyede müdür kadrosuna atama yapılırken 2009 yılı öncesi sivil kurumlarda öğrenim seviyesi ilköğretim olan bir personelin bir gün müdürlük yaptı diye sınavdan muaf tutulurken Jandarma Genel Komutanlığında birçok biriminde görev yapan 4 yıllık üniversite mezunu brt Astsubay’ ın ayrıcalığa tabi tutulmasının hakkaniyet kurallarına uymadığı,
Kaldı ki Astsubayların Jandarma Genel Komutanlığında şuan ki derece ve kademesinde ilerleyebileceği ek göstergenin 3600 olduğu, ... 'nin atandığı müdür kadrosunun ek göstergesinin ise 2200 olduğu, eğer bir Astsubay görev ve makam itibarıyla müdür kadrosu altında ol... olsaydı ek göstergesinin 2200'ün altı olması gerektiği,
2009 yılında çıkarılmış olan KHK ile devlet memurlarının görevde yükselme sınav şartından TSK, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Müdürlüğü ve Mit’ in muaf tutulduğu, bu durumda liderlik ve liyakat ile görevini yerine getirip açıktan atamayla sivil kuruma geçen personelin geldiği kurumda yaptığı müdürlük muadili görevlerin görmezden gelinerek yok sayılmasının eşitlik ve vicdani kurallara uymadığı,
Bu kurumların sınavdan muaf tutulması durumunda hangi eksikliğinden dolayı yapmış olduğu görevin müdürlükten sayılmaması gerektiğinin yoruma açık olduğu, nitekim Konuya ilişkin olarak Devlet Personel Başkanlığı’nca verilen 21.04.2006 tarih ve 5810 sayılı görüş de bu yönde olduğu, söz konusu görüşe göre:
“Astsubay olarak geçen hizmetlerin 657 sayılı Kanun’un 68’inci maddesinin (B) bendi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkin Devlet Personel Başkanlığı’nca verilen 09.08.2007 tarih ve 14685 sayılı görüşte: Kurumunuz emrinde İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı unvanlı kadroya ataması yapılması düşünülen Astsubay olarak geçen hizmetlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususundaki ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci (B) bendinde; “ B) (Değişik: 4.5.1984-KHK 1999/1 md.) Eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir.
Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin:
a- 1’ nci dereceli görevlerden ek göstergesi 650 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl ,
b- 1 ve 2’nci derece görevlerden ek göstergesi 650'den az olanlar için en az 10 yıl,
c-3 ve 4’ncü dereceli görevler için en az 8 yıl,
hizmetinin bulunması,
-
- 1084 tarih ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2’nci maddesi kapsamına dahil kurumlarda fiilen çalışmış olması ve yüksek öğrenim görmüş bulunması şarttır. Ancak dört yıldan daha az süreli yükseköğrenim görenler için yukarıdaki sürelere ikişer yıl ilave edilir. Yasama Organı Üyeliğinde, Kanunlarla kurulan fonlarda, muvazzaf askerlikte ve okul devresi dâhil yedek subaylıkta ve uluslararası kuruluşlarda geçen sürelerin tamamı ile yüksek öğrenim gördükten sonra özel kurumlarda veya serbest olarak çalıştıkları sürenin 6 yılı geçmemek üzere 3/4'ü yukarıdaki sürelerin hesabında dikkate alınır. " hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere Devlet Personel Başkanlığı da belediyelerinde müdürlük kadrosuna atama yapılmasında sakınca olmadığına yönelik görüş bildirdiği gibi bu tür atamaların son paragrafında kurumun inisiyatifine bırakılmasının doğru olacağı yönünde kanaat bildirmiş olduğu,
Tazmin kararının hakkaniyet kurallarına da aykırı olduğu, Örneğin: Sayıştay Müfettişi raporunda; 1/4 kademesi 3600 ek gösterge ile belediyeye atanan ... 'nin geçmiş memuriyetleri dikkate alınmayarak almış olduğu maaş farklarının geri iadesinin talep edildiği, Oysaki ...’ nin kurumlarında açıktan atamayla göreve İnsan Kaynaklan ve Eğitim Müdür vekili olarak başlatılsaydı bu durumda da kendisi 657 SK. 68-B maddesinde belirtilen şartlan taşıdığı gibi sınava girme şartlarını da taşıdığı için vekâlet aylığı verilecek olduğu, Vekâlet aylığının ödenmesi koşullarında asil görevlerinin yanında başka bir görevi yasal koşullar içerisinde vekâleten yürütülmesi durumunda alacakları ilave aylığı ifade ediyor olduğu,
Oysaki ...’ nin belediyede geçmiş memuriyeti derece kademe ve Jandarma Genel Komutanlığındaki meslek safahatı da göz önünde bulundurularak belediyede boş olarak bulunan yazı işleri müdürü tarafından vekâleten yürütülen İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü görevine meclis kararı alınarak asaleten atandığı,
Anayasamızın 18. maddesine göre de; kişilerin angarya/ücretsiz olarak çalıştırılması yasaktır dendiği gibi 4857 sayılı iş kanununda da aynı iş kolunda aynı işi yapan kişilere farklı ücret ödenemez denildiği, bu sebeple ...' den talep edilen müdürlük maaş farkının iadesinin kanuna aykırı olduğu,
Ayrıca Anayasa Mahkemesi kişilerin angarya çalıştırılmasının yasak olduğu hükmünden dolayı 657 SK. 86/2 fıkrasında aylıksız vekâlet esastır maddesinin iptal edilmiş olduğu,
Bu kararın aynen;
“Anayasa Mahkemesinin Esas sayısı: 2012/11. Karar sayısı: 2012/ 104 . Karar günü: 5.7.2012. Resmi Gazete: Tarih- Sayı: 13.10.2012- 28440. İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesi- İTİRAZIN KONUSU : 14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. Maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “... birinci fıkrada sayılan ibaresi ile altıncı fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı savıyla iptali istemidir. 1- OLAY: ... Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde zabıt katibi olarak görev yapmakta iken. Askeri Mahkeme Kıdemli Hakimliği işlemiyle, boş durumda bulunan yazı işleri müdürlüğü kadrosuna vekaleten görevlendirilen davacının, vekalet aylığı ödenmesi için yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve uğranılan parasal kayıpların işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığı davada, Mahkeme, itiraz konusu kuralların iptali istemiyle başvur...tur. B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu: Başvuru kararında özetle. 657 sayılı Kanun’un 86. Maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sebeplerle geçici olarak boşalan kadro görevini vekaleten yürüten memurlar aylık alırken, herhangi bir sebeple sürekli olarak boşalan kadro görevini vekaleten yürütenlerin aylık alamadıkları, boş kadroya vekalet eden devlet memurunun her türlü sorumluluğu üstlenmesine rağmen bu kadroya ait haklardan yararlanamamasının "hukuk devleti", "kanun önünde eşitlik”, “angarya yasağı" ve "ücrette adalet" ilkelerini ihlal ettiği belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 2., 10., 18. ve 55. Maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Memur hukukunda vekalet, asıl görevlinin iş başında olmadığı bazı durumlarda kamu hizmetlerinde aksama yaşanmaması için bu kişinin bulunduğu kadroya tanına hak ve yetkileri kullanmak üzere başka bir kişinin atanmasıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. Maddesinde bir kadroya vekalet görevi düzenlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında. "Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asildir." denilmek suretiyle vekalet görevinin kural olarak aylıksız olacağı hükme bağlandığı,
Buna göre bir görevi vekaleten yürüten memura aylık ödenebilmesinin, kanunda açıkça vekalet aylığı ödenmesini öngören bir düzenlemenin varlığına bağlıolduğu, İptali istenen ibareyi içeren 657 sayılı Kanun'un 86. Maddesinin dördüncü fıkrasında vekalet aylığı ödenmesini gerektiren bazı istisnalar düzenlendiği, Sözü edilen istisnalardan birinin de aynı kurumdan dolu kadroya vekaleten atanma durumu olduğu, bu hususun "Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısıyla atana vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, ... vekalet aylığı ödenir. " şeklinde ifade edildiği,
İptali istenen "... birinci fıkrada sayılan..." ibaresiyle, aynı kurumdan vekil olarak atanan memurlardan vekalet aylığı hakkı tanınanların kastedildiği, 657 sayılı Kanun'un 86. Maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle meydana gelen ayrılmalar dolayısıyla vekaleten atananlarla, yani dolu kadroya vekalet edenlerle sınırlandırılmış: emeklilik, istifa, ölüm veya naklen atama gibi bir nedenle sürekli bir biçimde boşalan kadrolara vekaleten atananlara vekalet aylığı ödenmesinin yolu kapatıldığı, dolayısıyla kurum içinden dolu kadroya vekaleten atanan memur aylığa hak kazanırken, kurum içinden boş kadroya vekaleten atanan memur vekalet aylığı hakkından mahrum kalıyor olduğu, Anayasa'nın 10. Maddesinde öngörülen eşitlik ilkesinin, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olduğu, bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitliğin öngörüldüğü, eşitlik ilkesinin amacının, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu,
Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlalinin yasaklandığı, yasa önünde eşitliğin, herkesin her yönden ayrı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmediği, aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmadığı, Kanun koyucunun, istisnai bir nitelik taşıyan vekaleten atama yoluna, boş kadrolar yönünden gereksiz olarak başvurulmasını engellemek ve idareyi boşalan kadrolara atama yapmaya zorlamak amacıyla boş kadro ile dolu kadro arasında ayrım yaptığının anlaşıldığı, ancak boş ya da dolu kadroya vekalet eden memurların yaptıkları işin niteliğinin aynı olduğu halde bunlar arasında vekalet aylığı yönünden kadronun boş veya dolu olmasına göre ayrım yapılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibarenin Anayasa'nın 10. Maddesine aykırı olduğu ve iptalinin gerektiği,
Kuralın, Anayasa'nın 10. Maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa'nın 2.. 18. Ve 55. Maddeleri yönünden incelenmemiş olduğu,
Sonuç itibariyle; 14.7.1965 günlü. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. Maddesinin: 1- Dördüncü fıkrasında yer alan "... birinci fıkrada sayılan... " ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, 2- Altıncı fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddine, 5.7.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildiği,
Bu durumda DMK. Genel Tebliği 160/E-6 ‘da şu şekilde belirtildiği;
“Asil kadroda çalışanları 68/B maddesindeki şartlan taşıdığı gibi sınava girme şartları da tutmak kaydıyla vekâlet ettikleri kadro ve görevler için kararda öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının asli kadro ve görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması durumunda aradaki fark, 657 sayılı kanunun 175. maddesindeki oranlar ( 1/3, 2/3 ) dikkate alınmaksızın vekâlet görevine başlanıldığından itibaren ve vekalet görevinin yapıldığı sürece ödenecektir” dendiği,
Bu durumda şef kadrolu personelin dahi, müdürlük şartları taşıması halinde dahi şef ve müdürlük arasındaki farkın kendisine ödenir denildiği halde asil görevi tüm sorumluluğu da taşıyarak asil müdürlük vazifesini yapan ...' den müdürlük tazminat farkının geri ödenmesinin talep edilmesinin haksız bir uygulama olacağı, bunun Anayasanın angarya çalıştırılamaz ilkesine de uymadığı,
Müfettiş raporunda memur gösterilen ...' nin, müfettiş raporu kabul dahi edilmiş olsa, belediye meclis kararı alınarak ve asilde aranan şartları taşımalı ilkesine uyularak müdür olarak çalıştırıldığı, bu durumda dahi DMK. Genel Tebliğ 160-6 'ya göre memur ve müdür farkının ( 657 SK. 175.mad. 1/3, 2/3 ) dikkate alınmaksızın ödenir dendiğinden müfettiş raporunda kamu zararı gösterilen 16.088.46 TL'nin ... ‘ye ödenmesi gerektiği,
Bu durumda belediyenin İnsan Kaynaklan ve Eğitim Müdürlüğü görevini yürüten ...’ ye haksız yere ödendiği bildirilen 16.088.46 TL’nin yapmış olduğu müdürlük görevinin karşılığı olarak ödendiği müdürlük görevi yapan kişinin angarya çalıştırmanın suç olması sebebiyle ve asil kadroya atanan kişiye kadro görevinin karşılığı ücret ödenmiş olduğu,
Bu sebeple iadesi istenen miktarın iptal edilmesinin yerinde olacağı,
Yukarıda belirtilen deliller doğrultusunda ...' nin müdürlük kadrosuna atanmasında 1999 yılı öncesi Jandarma Genel Komutanlığında müdürlük eşiti olan Jandarma Karakol Komutanı, Komutan Yardımcısı, Özel Harekât Tim Komutanlığı yapmasından dolayı devlet memurluğu yükselme sınavına girme şartı aranmasına gerek olmadığı,
Ayrıca bu atama sorumluluğunun tek başına atamayı yapana yüklenilmemesi gerektiği, konunun 05.01.2015 tarih ve 08 sayılı karar ile ... Belediyesi meclis gündeminde konu edildiği ve meclis üyelerinin oy birliği ile ...' nin İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğüne atanmasının onaylanmış olduğu” ifade edilmiştir.
Başsavcılık mütalaasında; “Dairesince, ...’nin 657 sayılı Kanun’un 68’inci maddesi (B) bendinde belirlenen şartları taşımadan ve görevde yükselme sınavına girmeden 24.02.2014 tarihli olur ile İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü kadrosuna atanarak maaşını kendi kadrosundan alması gerekirken müdürlük kadrosundan alması sonucu neden olunan kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine hükmolunmuştur.
Sorumlular savunmasında, ...’nin asil görevin tüm sorumluluğunu da taşıyarak asil müdürlük vazifesini yaptığı, bahsi geçen atamanın 05.01.2015 tarih ve 08 sayılı karar ile ... Belediyesi meclis gündeminde konu edildiği, meclis üyelerinin oy birliği İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğüne atamasının kabul edildiğini ve sorumluluğun bu şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, yapılan atamanın ve ödemelerin mevzuata uygun olduğunu belirtilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. ve 175. maddesinin ikinci bendi, 375 Sayılı KHK’nin 9. Maddesinin 5. Fıkrası, 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararın “Vekâlet” başlıklı 9. maddesi, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin "Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar" başlıklı 7. maddesi,
Anılan hükümlerde belirtildiği üzere, asıl müdürlük kadrosuna atanabilmek için aranan şartları taşımayan kişiyi, imtihansız müdürlük kadrosuna atayarak müdürün ücretinin ödenmesi sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği değerlendirilmektedir. Bu nedenle, gerekçeli Daire kararının korunmasının uygun olacağı” mütalaa edilmiştir.
İşbu dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
26 sayılı İlamın 15’ inci maddesi ile; ... ... Belediyesinde çalışan ...’ nin görevde yükselme sınavına girmeden 24.02.2014 tarihli olur ile İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü kadrosuna aslen atandığı, bu atamanın hatalı olduğu, adı geçen kişinin maaşını kendi kadrosundan alması gerekirken müdürlük kadrosundan alması neticesinde kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle toplam ... TL için tazmin hükmü verilmiştir.
Esas yönüyle;
Dilekçiler dilekçelerinde ilk savunmalarını tekrarlayarak özetle; ...’nin 657 sayılı Kanun’un 68’inci maddesinin (B) bendinde belirtilen on yıllık hizmet süresini doldurduğunu ve dört yıllık fakülte mezunu olma şartını taşıdığını, Türk Silahlı Kuvvetleri Jandarma Genel Komutanlığında müdürlük kadrosu yerine komutanlık kadrosu kullanıldığını, ...’ nin Jandarma Genel Komutanlığında yapmış olduğu bölük idari işler astsubayı görevinin tanımının sivil kurumlardaki personel müdürlerinin insan kaynakları müdürlerinin göreviyle bir fark bulunmadığını, atamanın bu sebepten yapıldığını, görevde yükselme sınavının 2009 yılından önce müdürlük görevini yapanları kapsamadığını, astsubay olarak geçen hizmetlerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68’inci maddesinin (B) bendi kapsamında değerlendirileceği yönünde Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşü olduğunu, ...’ nin asaleten değil de vekaleten müdürlük görevine atanmış olsa sorgu maddesinde söz konusu edilen maaş farkını alabileceğini, buna ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı olduğunu ve bu kararda aynı kurumda dolu kadroya vekalet edenlere vekalet aylığı verilirken boş kadroya vekalet edenlere vekalet aylığı verilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu bu yüzden de boş kadroya vekalet edenlere de vekalet aylığı verilmesi gerektiği sonucuna varıldığını, vekalet edilen kadro ve görevler için öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının asli kadro ve görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması durumunda aradaki farkın ödenmesi gerektiğini ve ...’ nin aslen müdürlüğe atandığı için tazminat farkının geri ödenmesinin talep edilmesinin haksız bir uygulama olduğunu belirtmişlerse de;
04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik görevde yükselmeye tabi kadroları, kimlerin sınava girebileceğini ve sınavın yapılma esas ve usullerini belirlemiştir.
Yönetmeliğin “Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliğine İlişkin Esaslar” başlıklı bölümünün “Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliğine Tabi Kadrolar” başlıklı 5’inci maddesinde; müdürlük, görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar arasında sayılmıştır. “Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 6’ncı maddesinde ise, görevde yükselme suretiyle atanacaklar için görevde yükselme sınavında başarılı olma şartının arandığı belirtilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin “Görevde Yükselme Sınavına Tabi Olarak Atanacaklarda Aranacak Özel Şartlar” başlıklı 7’nci maddesinde ise aynen;
“5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.
a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;
- 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,...” denilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68 inci maddesinin (B) bendinde ise;
"Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir.
Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin;
a) 1 inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl,
b) 1 inci ve 2 nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300’den az olanlar için en az 10 yıl,
c) 3 üncü ve 4 üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl,
hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır. Dört yıldan az süreli yükseköğrenim görenler için bu sürelere iki yıl ilave edilir. Dört yıldan az süreli yükseköğrenim görenler için bu sürelere iki yıl ilave edilir. Bu sürelerin hesabında; 8/6/1984 tarihli ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamına dâhil kurumlarda fiilen çalışılan süreler ile Yasama Organı Üyeliğinde, belediye başkanlığında, belediye ve il genel meclisi üyeliğinde, kanunlarla kurulan fonlarda, muvazzaf askerlikte, okul devresi dâhil yedek subaylıkta ve uluslararası kuruluşlarda geçen sürelerin tamamı ile yükseköğrenim gördükten sonra özel kurumlarda veya serbest olarak çalıştıkları sürenin; Başbakanlık ve bakanlıkların bağlı ve ilgili kuruluşlarının müsteşar ve müsteşar yardımcıları ile en üst yönetici konumundaki genel müdür ve başkan kadrolarına atanacaklar için tamamı, diğer kadrolara atanacaklar için altı yılı geçmemek üzere dörtte üçü dikkate alınır. ” şeklinde hükme bağlanmıştır.
Bu hükümlere göre Belediyelerde müdürlük kadrolarına atanabilmek için görevde yükselme sınavına girmek ve başarılı olmak aynı zamanda da 657 sayılı Kanun’un 68’inci maddesi (B) bendindeki şartların sağlanmış olması gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Derece yükselmesinin usul ve şartları başlıklı 68 inci maddesinin (B) bendinde;
“Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4’ üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir. Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin;
a) 1 inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl,
b) 1 inci ve 2 nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300'den az olanlar için en az 10 yıl,
c) 3 üncü ve 4 üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl,
hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır. Dört yıldan az süreli yükseköğrenim görenler için bu sürelere iki yıl ilave edilir.
Bu sürelerin hesabında; 8/6/1984 tarihli ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2’ nci maddesi kapsamına dahil kurumlarda fiilen çalışılan süreler ile Yasama Organı Üyeliğinde, belediye başkanlığında, belediye ve il genel meclisi üyeliğinde, kanunlarla kurulan fonlar da, muvazzaf askerlikte, okul devresi dahil yedek subaylıkta ve uluslararası kuruluşlarda geçen sürelerin tamamı ile yükseköğrenim gördükten sonra özel kurumlarda veya serbest olarak çalıştıkları sürenin; Başbakanlık ve bakanlıkların bağlı ve ilgili kuruluşlarının müsteşar ve müsteşar yardımcıları ile en üst yönetici konumundaki genel müdür ve başkan kadrolarına atanacaklar için tamamı, diğer kadrolara atanacaklar için altı yılı geçmemek üzere dörtte üçü dikkate alınır. ..." hükmü yer almaktadır.
Maddenin atıfta bulunduğu, 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde ise şu hüküm yer almaktadır:
"Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşları şunlardır:
a) Genel bütçeye dahil dairelerle, katma bütçeli idareler ve bunlara bağlı kuruluşlar,
b) İl Özel İdareleri ve belediyeler, bunların birlikleri ve bunlara bağlı iktisadi müesseseler, işletmeler,
c) İktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri,
d) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları dışında kalan ve kamu fonu kullanan, özel kanunlarla veya bunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kamu kuruluşları ve bu nitelikteki bankalar ve bunların en az sermayesinin yarısından fazlasına iştirak suretiyle kurdukları müessese, ortaklık ve iştirakler,
e) Döner sermayeli kuruluşlar ile özel kanunlarla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları. Askeri kurum ve kuruluşların 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile ek ve değişikliklere tabi personeli bu Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamı dışındadır.
Bu hükümlere göre 296 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na tabi subay, ve astsubaylık hizmet süreleri 657 sayılı Kanun’un 68’inci maddesinin (B) bendi kapsamında değerlendirilemez. Dolayısıyla ... 657 sayılı Kanun’da belirlenen on yıllık hizmet şartını sağlamamıştır.
657 sayılı Kanun’un “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlerin kendi özel kanunlarının hükümlerine tabi olacağı hükme bağlanmıştır. Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Kapsam” başlıklı 2’inci maddesinde ise “Bu Yönetmelik, il özel idareleri, belediyeler ve bu idarelerin bağlı kuruluşları ile bunların kurdukları birlik, müessese, işletme ve bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapan devlet memurlarından, 5 inci maddede sayılan kadrolara görevde yükselme veya unvan değişikliği suretiyle atanacakları kapsar.” denilmektedir.
Bu hükümlere göre astsubay ve subaylar kendi özel kanunları hükümlerine tabi olduğundan ve 657 sayılı Kanun kapsamına dolayısıyla da Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik kapsamına girmemekte, bu sebeple ...’ nin Jandarma Genel Komutanlığında yapmış olduğu bölük idari işler astsubaylığı görevi ona 2009’dan önce müdür olma hakkını vermemektedir.
Savunmada her ne kadar astsubay olarak geçen hizmetlerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68’inci maddesinin (B) bendi kapsamında değerlendirileceği yönünde Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşü olduğu belirtilmiş olsa da, böyle bir atamayı yapabilmek için görüş yeterli olmamakta, söz konusu kadroların eşdeğer olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme gerekmektedir. Oysa bölük idari işler astsubaylığı ile belediyelerdeki müdürlük kadrosunun eşdeğer olduğunu belirten hiçbir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.
Buna ilave olarak savunmada, dolu kadroya vekalet edenlere vekalet aylığı verilirken boş kadroya vekalet edenlere verilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu yönünde bir Anayasa Mahkemesi kararı olduğu belirtilmiştir. Ancak bunun ilam maddesindeki tespitle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. İlam maddesinde müdürlük için atanma şartlarının sağlanmaması durumu ele alınmıştır. Neden olunan kamu zararına, kadronun dolu ya da boş olması durumu değil, ...’ nin hizmet süresini tamamlamaması ve yazılı sınava girmediği halde müdürlüğe atanması neden olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ...’ nin görevde yükselme sınavına girmeden 24.02.2014 tarihli olur ile İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü kadrosuna aslen atanması hatalıdır. ... maaşını kendi kadrosundan alması gerekirken müdürlük kadrosundan almıştır. Dolayısıyla fazla maaş ödemesi yapılması sonucu kamu zararına neden olunmuştur.
Sorumluluk yönüyle;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun 8’inci madde hükmü ile her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, yetkili kılınmış mercilere hesap verme zorunluluğu belirtilmekte,
Hesap yargısı çerçevesinde sorumluluğun belirlenmesinde ise, 6085 sayılı Kanunun ‘Sorumlular ve sorumluluk halleri’ başlıklı 7’nci madde hükmünde, 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk hallerinin esas alınacağı hükme bağlanmaktadır. 5018 sayılı Kanun’da belirli kamu görevlilerine görev ve yetkiler tanımlanmakta ve ilgili görev ve yetkiler belirli sorumluluklarla ilişkilendirilmektedir. Hesap yargısı konusu olan ‘Kamu zararı’ hususu da bu Kanun’un ‘Kamu Zararı’ başlıklı 71’nci maddesinde, sebep olunan kamu zararından sorumluluk, maddi ve manevi unsuruyla beraber, uygun illiyet bağı aranarak tanımlanmaktadır. Bu düzenleme gereği kamu görevlisi ancak fiili söz konusu manevi unsurları ‘kasıt, kusur, ihmal’ taşıyor ve fiili ile netice arasında illiyet bağı kurulabiliyorsa hesap yargısı bağlamında sorumlu tutulabilecektir.
Dolayısıyla, 6085 sayılı Kanun ile sorumluluk halinin belirlenmesi için yönlendirilen 5018 sayılı Kanunda, yetkiden bahsedilirken hemen yanına sorumluluk da iliştirilerek, yetki ve sorumluluk dengesi kurulmaktadır.
Söz konusu tazmin hükmünde, atamayı onaylayan Üst Yönetici (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi müştereken sorumlu tutulmuştur.
Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin yasal sorumluluk ve yükümlülükleri 5018 sayılı Kanunu’nun 32 ve 33’üncü maddelerinde düzenlenmektedir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
“Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde;
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmektedir.
Bu hükümler bağlamında, somut olayda harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu, ödeme emrine konu atamaya ilişkin harcama yapmaktır. Asaleten yapılan atamanın içeriğinin düzenlenmesine ilişkin kendilerine sorumluluk yüklenebilecek bir yasal yetki ve görevleri bulunmamaktadır.
Netice itibariyle, hukuki uyuşmazlık konusuna esas atama aşamasında herhangi bir yetki ve sorumluluğu bulunmayan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin, sadece ilişkili ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunması hasebiyle sorumluluğuna hükmedilmesi mümkün değildir. Çünkü ilgili kamu görevlilerince, 5018 sayılı Kanun’un 32 ve 33’üncü maddeleri çerçevesinde, icra edilen fiiller ile kamu zararına sebebiyet veren atama işlemindeki mevzuat hükümlerine aykırılık arasında uygun illiyet bağı bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 26 sayılı ilamın 15. Maddesiyle verilen tazmin hükmünün sorumluluk yönünden BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususların göz önünde bulundurulması suretiyle yeniden hüküm tesisini teminen hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (Temyiz Kurulu Başkanı ..., ... Daire Başkanı ... ‘in aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oyçokluğuyla,
Karar verildiği 08.07.2020 tarih ve 48171 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
Temyiz Kurulu Başkanı ... ve … Daire Başkanı ...’ in karşı oy gerekçesi;
Esas yönünden Temyiz Kurulu Kararına katılmakla birlikte sorumluluk yönünden itirazları bulunmaktadır;
“Yapılan harcamadan Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi de atamayı yapan Üst Yönetici (Belediye Başkanı) ile müştereken sorumlu tutulması gerekir.
Söyle ki;
Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanunu’nun 32 ve 33’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
“Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 ncü maddesinde;
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmiştir.
Yine, aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemler Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar'ın 10 uncu maddesinde, ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği,
Usul ve Esasların 12’nci maddesinde de, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “sorumlular” başlıklı 3 üncü bölümünde, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.
5018 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Dolayısıyla, hukuka aykırı nitelik taşıyan atamaya ilişkin harcamalar ile ilgili harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:48