Sayıştay 6. Dairesi 44514 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler İş Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

44514

Karar Tarihi

8 Mayıs 2019

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2016

  • Daire: 6

  • Dosya No: 44514

  • Tutanak No: 46199

  • Tutanak Tarihi: 08.05.2019

  • Konu: İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

KONU: Kadrolu işçilere ödenen yıllık izin ücretlerinin kapsamına yakacak yardımının da dahil edilmesi

135 sayılı ilamın 3. Maddesi ile, ... Belediyesinde çalışan kadrolu işçilere ödenen yıllık izin ücretlerinin kapsamına sosyal haklardan olan yakacak yardımının da dahil edilmesi sonucunda ...-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlamda Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan …, …, …, …, …, … ile Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan …, …, … ile …’nın göndermiş oldukları aynı mahiyetteki temyiz dilekçesinde özetle;

Belediye ile ...Sendikası arasında akdedilen 01.03.2014- 29.02.2016 tarihleri arasını kapsayan toplu sözleşmenin 63. maddesinde “ Bu toplu İş sözleşmesi kapsamındaki tüm işçilere 01.03.2014 tarihinden itibaren aylık brüt ...-TL yakacak yardımı ödenir. 2. yılda ücret zammı oranında arttırılarak ödenir. ” hükmüne yer verildiğini,

Yine aynı taraflar arasında akdedilen 01.03.2016- 28.02.2018 tarihleri arasını kapsayan toplu sözleşmenin 63. maddesinde “ Bu toplu İş sözleşmesi kapsamındaki tüm işçilere 01.03.2016 tarihinden itibaren aylık brüt ...-TL yakacak yardımı ödenir. 2. yılda ücret zammı oranında arttırılarak ödenir .” hükmüne yer verilmiş olup; Sözleşmede bir istisna getirilmediğini,

Bahsi geçen toplu sözleşme hükümleri gereğince Belediye tarafından ilgililerine yasal ödemelerin yapıldığını; sorgunun 3. maddesinde Belediyede istihdam edilen kadrolu işçilere, yıllık ücretli izinde oldukları dönemde sosyal yardımların ödenmeye devam etmesinin mevzuata aykırı olduğu şeklindeki eleştirileri sonucunda kamu zararı tespitinde bulunmalarının hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, şöyle ki;

İş Hukukunun Uluslararası prensiplerini, esaslarını düzenleyen ve şekillendiren ILO Sözleşmelerine ve ulusal düzeyde iş hukukunun genel prensiplerine göre “sosyal yardımların” belli bir hizmet veya iş karşılığı olmaksızın işçinin bazı gereksinimlerini karşılamaya yönelik ödemeler olarak tanımlandığını, sosyal yardımların, iş verimini artırmak, işçilerin düzenli beslenmelerini sağlamak, işe gidip gelmelerini kolaylaştırmak gibi amaçlarla yemek, yakacak, giyim, taşıt yardımı gibi temel gereksinimleri karşılama şeklinde yapıldığını, hatta güncel toplu sözleşmeler irdelendiğinde bu yardımlara evlenme, doğum, ölüm, sağlık, besin (iaşe), konut, aile, çocuk, eğitim yardımları vb. ödemelerin de eklenmiş olduğunu,

Konu ile ilgili 102 sayılı ILO Sözleşmesinin, bağlayıcı hükümlerinde sağlık, hastalık, işsizlik, yaşlılık, iş kazaları ve meslek hastalıkları, aile yükleri, analık, maluliyet ve ölüm riskleri olmak üzere söz konusu risklere karşı dokuz sosyal sigorta kolunu tek bir belgede toplayarak sosyal güvenlik hukukunu uluslararası hukukun ayrı bir kolu haline getiren uluslararası bir referans aracı olduğunu, sözleşme hükümlerinde, gıda, giyim, konut, tatil ve ev hizmetleri gibi ayni ve nakdi aile yardımları olmak üzere sosyal yardımlara ilişkin düzenlemelerin Sözleşmeyi bağıtlayan ülkeler tarafından iş hayatında uygulanmasına dair yükümlülüklerin getirildiğini,

Nitekim Anayasa’nın 2. Maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Devlet güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği ve dolayısıyla toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlüdür. Anayasa’nın 49. maddesinde de “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır” ifadelerine yer verildiğini,

Ayrıca Anayasa’nın 65. maddesinde de “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek, mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir” hükmünün yer aldığını,

Tüm bu mevzuat hükümleri ve sosyal yardımların hukuki yapısı birlikte değerlendirildiğinde, sosyal yardımın fiili çalışma gününe bağlı olmayan, bir hizmet karşılığı olmayan ve işverenin iş barışını desteklemek ve iş verimini artırmak amacıyla işçiden bir edim beklemeden yapmış olduğu yardım olduğunu ve bu yardımların gerek uluslararası sözleşmelerle gerekse Anayasa hükümleri ile güvence altına alınmış olduğunu,

Bilindiği üzere sosyal yardımların; belli bir hizmet veya iş karşılığı olmaksızın işçinin bazı gereksinimlerini karşılamaya yönelik ödemeler olarak tanımlanabileceğini, sosyal yardımların işçileri işyerine bağlamak, iş verimini artırmak, düzenli beslenmelerini sağlamak, işe gidip gelmelerini kolaylaştırmak gibi amaçlarla verildiğini, işçinin işe gelip giderken ve işyeri içinde gereksinim duyduğu ihtiyaçlardan oluşan sosyal yardımlar ile işçinin işi ile ilgili olmayan ancak kendisinin ve ailesinin iş dışı gereksinim duyduğu sosyal yardımların birbirinden ayrılması gerektiğini,

İşçinin işe gelip giderken ve işyeri içinde gereksinim duyduğu ihtiyaçlara yemek parası, yol parası, ağır işler primi gibi vb. sosyal yardımların, işçinin işi ile ilgili olmayan ancak kendisinin ve ailesinin iş dışı gereksinim duyduğu sosyal yardımlara ise, aile ve çocuk yardımı, evlenme yardımı, doğum yardımı, ölüm yardımı ve yakacak yardımının örnek olarak gösterilebileceğini,

Yakacak yardımının, işçinin yaşadığı konutunda ısınmasına yardım amacıyla ödenen bir sosyal yardım türü olduğunu, yakacak yardımının genellikle yıllık veya aylık eşit aralıklarla belli bir para ödenerek gerçekleştirilebileceğini ya da ayni olarak işçiye verilebileceğinin açık olduğunu,

Yakacak yardımının da niteliği gereği bir sosyal yardım olduğunu; toplu iş sözleşmelerinde genellikle yıllık veya yıl içinde eşit aralıklarla belli bir para ödenerek yapıldığını, Belediye tarafından bağıtlanan toplu sözleşmelerde de söz konusu bedelin aylık olarak verilmesinin öngörüldüğünü; buradaki aylık ödemenin sadece periyodik ödemeyi ifade ettiğin, zira söz konusu ödemenin çalışma zamanı, türü, fiilen çalışılan günler, çalışılan işin niteliği veya çalışan işçinin pozisyonu ile ilgisinin bulunmadığını, nitekim toplu iş sözleşmesinde işçiler arasında hiç bir ayrım yapılmadan tüm işçilere ödeneceğinin de açıkça hükme bağlandığını, hiçbir istisna hükmü düzenlenmediğini, ödemelerin periyodik olarak aydan aya yapılmasının da tamamen Belediye bütçe imkanları ve mali yapısındaki düzenlemelerden kaynaklandığını, ilama konu yakacak yardımının yıllık olarak bir defada ödenmesi kararlaştırılmış ve ödenmiş olsa idi yıllık iznini kullanan işçiler bakımından aynı sorgu ile karşılaşmak mümkün olacak mıdır, sorusunun cevabının verilemeyeceğini, aynı şekilde kış mevsiminde yıllık izin kullanan işçiyi de yakacak yardımından mahrum bırakmanın, Devletin temel niteliklerinden olan sosyal devlet prensibi ile de bağdaşmayacağını, bilindiği üzere işçi ücretlerinin oldukça büyük bir kısmını oluşturan sosyal yardımların yıllık izin döneminde kesilecek olmasının ekonomik açıdan zayıf durumda olan işçilerin yıllık izin hakkından feragat etmeleri gibi olumsuz durumların meydana gelmesine de neden olacağını,

Bu sebeple Sayın Denetçilerin sorgusunda yakacak yardımının fiili çalışma gününe göre hesaplanması gerektiği şeklindeki değerlendirmenin gerek sosyal yardım kavramının içeriğine, gerekse bu konudaki uluslararası ve ulusal mevzuat ile en nihayetinde toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırılık yaratmakta olduğunu; bu kanaat doğrultusunda hesaplanan kamu zararının kaldırılması gerektiğini,

Sorgu kapsamında, yıllık ücretli izinde olunan dönemde, sosyal yardımların ödenmeye devam edilmesinin 4857 sayılı İş Kanunun “Tatil Ücretlerine Girmeyen Kısımlar” Başlıklı 50. Maddesi ve aynı Kanunun “Yıllık izin ücreti” Başlıklı 57. maddesi ile 03.03.2004 tarihli ve 25391 Sayılı Resmi Gazete yayınlanan yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin 21. Maddesine aykırılık yarattığı kanaatine varılmış ise de, bahsi geçen toplu sözleşme hükmünün ilgili Kanun maddeleri ile ilişiğinin bulunmadığını,

Zira 4857 sayılı İş Yasası'nın” Tatil ücretine girmeyen kısımlar” başlıklı 50.Maddesinde ;

“ - Fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin hu isler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde hesaba katılmaz. ” denildiğini ,

“Yıllık izin ücreti” başlıklı 57. maddesinde ise;

“ İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır.

Bu ücretin hesabında 50 nci madde hükmü uygulanır.

Günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmayıp da akort, komisyon ücreti, kara katılma ve yüzde usulü ücret gibi belirli olmayan süre ve tutar üzerinden ücret alan işçinin izin süresi için verilecek ücret, son bir yıllık süre içinde kazandığı ücretin fiili olarak çalıştığı günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama üzerinden hesaplanır.

Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, izin ücreti işçinin izine çıktığı ayın başı ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.

Yüzde usulünün uygulandığı yerlerde bu ücret, yüzdelerden toplanan para dışında işveren tarafından ödenir.

Yıllık ücretli izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ayrıca ödenir. ” denildiğini,

Bahsi geçen düzenlemelerin yıllık izin ücretine ve yıllık izin ücretinin hesaplanmasına ilişkin olduğunu, temelinde sosyal yardım olan yakacak bedeli ile ilgisinin bulunmadığını,

Çünkü Kanunun 50. maddesinde yapılan düzenlemenin işyerinin temelli işçisinin normal çalışma saatleri dışında yapmış oldukları işler için aldığı ücret ve sosyal yardımların ücret hesabında dikkate alınamayacağına ilişkin olduğunu, oysa ki yukarıda belirtilen sözleşme hükümlerinde yakacak yardımı düzenlenirken çalışma saatleri dışında çalışmış olma şartı aranmadığı gibi herhangi bir fiili çalışmanın dahi aranmadığını,

Ayrıca, ortada 57. maddeye göre de bir aykırılık olmadığını, zira verilen yakacak yardımının yıllık izin ücreti gibi hesaplanan bir meblağ olmadığını; Belediye ile sendika arasında yapılan pazarlıklar sonucunda ödenmesi kararlaştırılan bir miktar olduğunu, bu bağlamda işçinin çalıştığı ücrete veya çalışma gününe göre hesaplanarak bulunan veya her işçiye göre değişen bir meblağ olmadığını, bilakis bir sosyal yardım olduğundan toplu sözleşmeden faydalanan her işçiye aynı şekilde ödendiğini,

Kaldı ki İş Hukukuna ilişkin mevzuat irdelendiğinde, bahsi geçen sosyal yardımların çalışma günü ile ilişkilendirilmesi zorunluluğunun bulunmadığını, tarafların iş hayatındaki çalışma şartlarını akit ettikleri toplu sözleşmeler ile serbest şekilde düzenleyebileceklerini,

Bu bağlamda söz konusu ödemelerin İş Kanunu hükümlerine ve diğer yasal mevzuata uygun olduğunu; kamu zararının doğmadığını, bu sebeple sorguda ileri sürülen kamu zararına ilişkin tespitlerin, konuya ilişkin uluslararası sözleşmelere ve mevzuata aykırı olduğunun açık olduğunu,

Kadrolu işçiler için yapılan toplu sözleşmenin hemen hemen aynı olan ... Karabağlar Belediyesinin 2016 Sayıştay denetimi sonucunda sorguya alınan yakacak yardımının belediyede çalışan işçilerin yıllık izin ücretlerinin kapsamına dahil edilmesi konusu, Sayıştay 6. Dairesinin 12 Eylül 2018 tarih ve 134 sayılı ilamıyla aşağıdaki şekilde sonuçlandırıldığını, emsal olarak ekte sunulan kararda açıkça ;

“Sosyal yardımlar; belli bir hizmet karşılığı olmaksızın işçinin bazı gereksinimlerini karşılamaya yönelik ödemeler olup, sosyal yardımların, iş verimini artırmak, işçilerin düzenli beslenmelerin sağlamak, işe gidip gelmelerini kolaylaştırmak gibi amaçlarla yemek, yakacak, giyim, taşıt yardımı gibi temel gereksinimleri karşılama şeklinde yapılabileceği bilinmektedir. Sorguya konu yakacak yardımı da niteliği gereği bir sosyal yardımdır. Toplu iş sözleşmelerinde yakacak yardımının genellikle yıllık veya yıl içinde eşit aralıklarla belli bir para ödenerek yapılması da yakacak yardımını sosyal yardım niteliğinden çıkarmamaktadır. Belediyece bağıtlanan yukarıda anılan toplu sözleşme hükümlerinde de söz konusu bedelin aylık olarak verilmesinin öngörüldüğü, buradaki aylık ödemenin sadece periyodik ödemeyi ifade ettiği ve ödemelerin periyodik olarak aydan aya yapılmasının da tamamen Belediyenin bütçe imkanları ve mali yapısındaki düzenlemelerden kaynaklandığı görülmektedir.

"Denetçi sorgusunda; işçilere, yıllık ücretli izinde oldukları dönemde sosyal yardımların ödenmeye devam edilmesinin, 4857 sayılı İş Kanunu' nun “ Tatil Ücretlerine Girmeyen Kısımlar ” başlıklı 50’ nci maddesi ve aynı Kanun’ un “ Yıllık izin ücreti ” başlıklı 57' nci maddesi ile 03.03.2004 tarihli ve 25391 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan yıllık ücretli izin yönetmeliğinin 21 ’ nci maddesine aykırılık yarattığı belirtilmiş ise de bahsi geçen toplu sözleşme hükmünün ilgili Kanun maddeleri ile ilişiği bulunmamaktadır. Anılan düzenlemeler yıllık izin ücretine ve yıllık izin ücretinin hesaplanmasına ilişkindir. Söz konusu hususta İş Kanunu' nun 57’ nci maddesine aykırı bir durum bulunmadığı, zira verilen yakacak yardımının yıllık izin ücreti gibi hesaplanan bir meblağ olmadığı; Belediye ile karşı taraf sendika arasında yapılan pazarlıklar sonucunda ödenmesi kararlaştırılan bir miktar olduğu, bu bağlamda işçinin çalıştığı ücrete veya çalışma gününe göre hesaplanarak bulunan veya her işçiye söre değişen meblağ olmadığı görülmektedir.

Söz konusu ödemeler Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre yapıldığından, toplu iş sözleşmesi hükümleri ise Anayasa’ ya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içermediği sürece taraf ar arasında sözleşme serbesti ilkesi gereğince belirlenebileceğinden, 5018 Sayılı Kanım ’ un “ Kamu Zararı ” başlıklı 71’ nci maddesine göre sorguya konu ödemelerde mevzuata aykırı eylem veya işlem olmadığı kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle; sorgu incelemesinde belirtilen hususlarda, bir kamu zararı söz konusu olmayıp; kamu zararı tespitinin kaldırılarak tazmin hükmü verilmemesi gerekmektedir. ‘' Denildiğini,

Bu itibarla verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Sorumlulardan … yukarıda belirtilen hususlara ek olarak temyiz dilekçesinde;

Belediyenin 2016 yılı Sayıştay Denetimi sonucunda, mevzuata uygun bulunmayan işler için düzenlenen sorgu metninin (3) üncü maddesinde; belediyede çalışan işçilerden yıllık izin kullandıkları döneme ilişkin olarak ödenen yakacak yardımı ücretlerinin mevzuata aykırı olduğu belirtilerek nedenlerinin sorulduğunu, yapılan savunmada duruşmaya katılma talepleri olmasına rağmen, duruşmaya çağrılmadan Sayıştay ... Dairesi tarafından reddedilerek 135 sayı ile ilama bağlandığını belirtmiştir.

Sorumlu … için Başsavcılık Mütalaası

Başsavcılık mütalaasında;

“Dairesince, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 50 ve 57’nci maddesi hükümlerine aykırı olarak kadrolu çalışan işçilerin yıllık izin ücretlerinin kapsamına sosyal haklardan olan yakacak yardımının da dahil edilmesi sonucu oluşan kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine hükmolunmuştur.

Sorumlu savunmasında, Daire yargılaması sırasında duruşmaya katılma talebi olmasına rağmen duruşmaya çağrılmadan karar verildiğini, ayrıca yakacak yardımının işçinin işi ile ilgili olmayan ancak kendisinin ve ailesinin iş dışı gereksinim duyduğu, işçinin yaşadığı konutunda ısınmasına yardım amacıyla ödenen bir sosyal yardım olması ve yıllık ödeme söz konusu olduğunda işvereni mali açıdan zor durumda bırakacağından, aylık olarak ödenmesi nedenleriyle yakacak yardımının, yıllık ücretli izin hesabına dahil edilmesinin ilgili kanun ve sözleşme hükümlerine aykırı olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun;

“Tatil ücretine girmeyen kısımlar” başlıklı 50. Maddesinde Fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde hesaba katılmaz. Hükmü,

“Yıllık izin ücreti” başlıklı 57’nci maddesinde, “İşveren, yıllık ücretti iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. Bu ücretin hesabında 50 nci madde hükmü uygulanır...” Hükmü,

Bulunmaktadır.

Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin “Ücretin Ödenmesi” başlıklı 21’inci maddesinde de; “İzin ücretinin belirlenmesinde; fazla çalışma karşılığı alınacak ücretler, primler, sosyal yardımlar ve işyerinin devamlı işçisi olup, normal saatler dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler hesaba katılmaz.” Denilmektedir.

Anılan mevzuat hükümlerinde de belirtildiği üzere işçilere ödenen yıllık izin ücretinin tespitinde sosyal hakların (yakacak yardımının) hesaba katılmayacağı değerlendirilmektedir.

Ancak, adı geçenin Daire yargılamasının duruşmasına katılma talebi olduğu halde, duruşmaya çağrılmadan karar verilmiştir.

Buna göre, söz konusu yargılamanın duruşmalı olarak yeniden yapılması için dosyanın Dairesine tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz olunur.” Denilmiştir.

Diğer sorumlular için Başsavcılık Mütalaası

Başsavcılık mütalaasında;

“Dairesince, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 50 ve 57’nci maddesi hükümlerine aykırı olarak kadrolu çalışan işçilerin yıllık izin ücretlerinin kapsamına sosyal haklardan olan yakacak yardımının da dahil edilmesi sonucu oluşan kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine hükmolunmuştur.

Sorumlu savunmasında, yakacak yardımının işçinin işi ile ilgili olmayan ancak kendisinin ve ailesinin iş dışı gereksinim duyduğu, işçinin yaşadığı konutunda ısınmasına yardım amacıyla ödenen bir sosyal yardım olması ve yıllık ödeme söz konusu olduğunda işvereni mali açıdan zor durumda bırakacağından, aylık olarak ödenmesi nedenleriyle yakacak yardımının, yıllık ücretli izin hesabına dahil edilmesinin ilgili kanun ve sözleşme hükümlerine aykırı olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun;

“Tatil ücretine girmeyen kısımlar” başlıklı 50. Maddesinde, Fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde hesaba katılmaz. Hükmü,

“Yıllık izin ücreti” başlıklı 57’nci maddesinde, “İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. Bu ücretin hesabında 50’nci madde hükmü uygulanır...” Hükmü,

Bulunmaktadır.

Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin “Ücretin Ödenmesi” başlıklı 21’inci maddesinde de; “İzin ücretinin belirlenmesinde; fazla çalışma karşılığı alınacak ücretler, primler, sosyal yardımlar ve işyerinin devamlı işçisi olup, normal saatler dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler hesaba katılmaz.” Denilmektedir.

Anılan mevzuat hükümlerinde de belirtildiği üzere işçilere ödenen yıllık izin ücretinin tespitinde sosyal hakların (yakacak yardımının) hesaba katılmayacağı değerlendirilmektedir.

Buna göre, adı geçenin temyiz talebinin ret edilerek, Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz olunur.” Denilmiştir.

Duruşmaya katılan Sayıştay Savcısı önceki mütalaasının aksine, 135 sayılı ilamın 3. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA karar verilmesinin uygun olacağını ifade etmiştir.

Duruşma talebinde bulunan harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

Gereği Görüşüldü

135 sayılı ilamın 3. Maddesi ile, ... Belediyesinde çalışan kadrolu işçilere ödenen yıllık izin ücretlerinin kapsamına sosyal haklardan olan yakacak yardımının da dahil edilmesi sonucunda ...-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Anayasa’nın 53’üncü maddesinde;

“İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.” denilmektedir.

Bu doğrultuda Belediye ile Belediye-İş Türkiye Belediyeleri ve Genel Hizmetler İşçileri Sendikası arasında akdedilen ve 01.03.2014-29.02.2016 tarihleri arasını kapsayan Toplu Sözleşmenin 63’üncü maddesinde;

“Bu toplu İş sözleşmesi kapsamındaki tüm işçilere 01.03.2014 tarihinden itibaren aylık brüt ....-TL yakacak yardımı ödenir. 2. yılda ücret zammı oranında arttırılarak ödenir” hükmüne yer verilmiştir. Yine aynı taraflar arasında akdedilen 01.03.2016-28.02.2018 tarihleri arasını kapsayan Toplu Sözleşmenin 63’üncü maddesinde; “Bu toplu İş sözleşmesi kapsamındaki tüm işçilere 01.03.2016 tarihinden itibaren aylık brüt ...-TL yakacak yardımı ödenir. 2. yılda ücret zammı oranında arttırılarak ödenir.” hükmüne yer verilmiştir.

Sosyal yardımlar; belli bir hizmet karşılığı olmaksızın işçinin bazı gereksinimlerini karşılamaya yönelik ödemeler olup, sosyal yardımların, iş verimini artırmak, işçilerin düzenli beslenmelerini sağlamak, işe gidip gelmelerini kolaylaştırmak gibi amaçlarla yemek, yakacak, giyim, taşıt yardımı gibi temel gereksinimleri karşılama şeklinde yapılabileceği bilinmektedir. İlama konu yakacak yardımı da niteliği gereği bir sosyal yardımdır. Toplu iş sözleşmelerinde yakacak yardımının genellikle yıllık veya yıl içinde eşit aralıklarla belli bir para ödenerek yapılması da yakacak yardımını sosyal yardım niteliğinden çıkarmamaktadır. Belediyece bağıtlanan yukarıda anılan toplu sözleşme hükümlerinde de söz konusu bedelin aylık olarak verilmesinin öngörüldüğü, buradaki aylık ödemenin sadece periyodik ödemeyi ifade ettiği ve ödemelerin periyodik olarak aydan aya yapılmasının da tamamen Belediyenin bütçe imkanları ve mali yapısındaki düzenlemelerden kaynaklandığı görülmektedir.

İlamda işçilere, yıllık ücretli izinde oldukları dönemde sosyal yardımların ödenmeye devam edilmesinin, 4857 sayılı İş Kanunu’nun ‘Tatil Ücretlerine Girmeyen Kısımlar’ başlıklı 50’nci maddesi ve aynı Kanun’un ‘Yıllık izin ücreti’ başlıklı 57’nci maddesi ile 03.03.2004 tarihli ve 25391 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin 21’inci maddesine aykırılık yarattığı belirtilmiş ise de bahsi geçen toplu sözleşme hükmünün ilgili Kanun maddeleri ile ilişiği bulunmamaktadır. Zira ilam konusu ödeme emirleri, yıllık izin ücretinin ödenmesine ilişkin olmayıp, ödeme emirlerine ekli aylık ücret bordrolarında normal ücretin yanında ilam konusu yakacak ücretinin de o aya tekabül eden tutarının hesaplanarak işçilere ödendiği görülmektedir. Buna karşılık anılan mevzuat düzenlemeleri ise yıllık izin ücretine ve yıllık izin ücretinin hesaplanmasına ilişkindir. Dolayısıyla söz konusu hususta İş Kanunu’nun 57’nci maddesine aykırı bir durum bulunmadığı, zira verilen yakacak yardımının yıllık izin ücreti gibi hesaplanan bir meblağ olmadığı; Belediye ile karşı taraf sendika arasında yapılan pazarlıklar sonucunda ödenmesi kararlaştırılan bir miktar olduğu, bu bağlamda işçinin çalıştığı ücrete veya çalışma gününe göre hesaplanarak bulunan veya her işçiye göre değişen bir meblağ olmadığı görülmektedir.

Söz konusu ödemeler Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre yapıldığından, toplu iş sözleşmesi hükümleri ise Anayasa’ya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içermediği sürece taraflar arasında sözleşme serbesti ilkesi gereğince belirlenebileceğinden, 5018 sayılı Kanun’un ‘Kamu zararı’ başlıklı 71’inci maddesine göre söz konusu ödemelerde mevzuata aykırı eylem veya işlem olmadığı kanaatine varılmıştır.

Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 135 sayılı ilamın 3. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK, dairesine tevdiine,(… Daire Başkanı …, ... Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …, …, … ile …’ın aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oyçokluğu ile,

Karar verildiği 08.05.2019 tarih ve 46199 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi

… Daire Başkanı …, ... Daire Başkanı …, Üyeler …, …, … ile …’ın karşı oy gerekçesi;

135 sayılı ilamın 3. Maddesinde; ... Belediyesinde çalışan kadrolu işçilere ödenen yıllık izin ücretlerinin kapsamına sosyal haklardan olan yakacak yardımının da ilave edildiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

İlamda belirtilen gerekçelerle yıllık ücretli izin ödemelerinin hesabına sosyal yardımların ilave edilmesi mevzuata uygun değilse de; ödeme emirleri eki bordrolar ile kamu zararı tablosunun kişi bazında karşılaştırılmasında, yıllık ücretli izin hesabına yakacak yardımının ilave edilip edilmediği hususu şüphelidir.

Örneklendirmek gerekirse; Kamu zararı hesap tablosunda 12 gün yıllık izin ücreti ödenen … ilgili olarak yapılan hesaplamada, 12 günlük yakacak yardımı ilavesiyle ilgili personele … TL kamu zararı hesaplanmıştır.(Tüm hesaplamalar bu şekildedir.)

Oysa bu personelin bordroda çıplak ücreti … TL, mevzuata göre 12 günlük yıllık ücretli izin ücreti ise 12*…=… TL’dir. Bu tutara ilamda iddia edildiği gibi günlük … TL ilave edildiğinde bir günlük yıllık ücretli izin yevmiyesi …+…= … TL yapmaktadır. Bu duruma göre ilgili personele yapılması gereken ödeme …*…= … TL olması gerekirken bu personele … TL izin ödemesi yapılmıştır. Dolayısıyla kamu zararı tablosu ve bordroda yapılan hesaplama ile ilamın gerekçesi uyumlu değildir. Kaldı ki yapılan bu ödeme aynı bordro ve bağlı olduğu ödeme emri belgesinde de İşçi Ücret Avansı olarak mahsup edilmiştir.

Ayrıca; Yıllık ücretli izin hususunun değerlendirilmesinde, taraflar arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin konu ile ilgili 44. maddesinin de ilamda değerlendirilmediği görülmüştür.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, söz konusu eksiklikler giderildikten sonra konu hakkında yeniden karar verilmesini teminen tazmin hükmünün bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.

Üye …’nun karşı oy gerekçesi

4857 sayılı İş Kanunu’nun;

“Tatil ücretine girmeyen kısımlar” başlıklı 50’nci maddesinde, “Fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde hesaba katılmaz.” hükmü,

“Yıllık izin ücreti” başlıklı 57’nci maddesinde, “İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. Bu ücretin hesabında 50 nci madde hükmü uygulanır…” hükmü bulunmaktadır.

03.03.2004 tarihli ve 25391 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin “Yıllık Ücretli İzinlere İlişkin İşverenin Yükümlülükleri” başlıklı dördüncü bölümünde yer alan “Ücretin Ödenmesi” başlıklı 21’inci maddesinde de; “İzin ücretinin belirlenmesinde; fazla çalışma karşılığı alınacak ücretler, primler, sosyal yardımlar ve işyerinin devamlı işçisi olup, normal saatler dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler hesaba katılmaz.” denilmektedir.

Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde; işçilere ödenen yıllık izin ücretinin tespitinde sosyal hakların hesaba katılmayacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Belediyede ise 4857 sayılı İş Kanunu’nun 50 ve 57’nci maddesi hükümlerine aykırı olarak kadrolu çalışan işçilerin yıllık izin ücretlerinin kapsamına sosyal hakların dahil edilmesi ve bu şekilde ödeme yapılması suretiyle kamu zararı oluşmuştur. Bu itibarla tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekir.

Üye …’ın karşı oy gerekçesi

Esas yönünden;

4857 sayılı İş Kanunu’nun;

“Tatil ücretine girmeyen kısımlar” başlıklı 50’nci maddesinde, “Fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde hesaba katılmaz.” hükmü,

“Yıllık izin ücreti” başlıklı 57’nci maddesinde, “İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. Bu ücretin hesabında 50 nci madde hükmü uygulanır…” hükmü bulunmaktadır.

03.03.2004 tarihli ve 25391 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin “Yıllık Ücretli İzinlere İlişkin İşverenin Yükümlülükleri” başlıklı dördüncü bölümünde yer alan “Ücretin Ödenmesi” başlıklı 21’inci maddesinde de; “İzin ücretinin belirlenmesinde; fazla çalışma karşılığı alınacak ücretler, primler, sosyal yardımlar ve işyerinin devamlı işçisi olup, normal saatler dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler hesaba katılmaz.” denilmektedir.

Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde; işçilere ödenen yıllık izin ücretinin tespitinde sosyal hakların hesaba katılmayacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Belediyede ise 4857 sayılı İş Kanunu’nun 50 ve 57’nci maddesi hükümlerine aykırı olarak kadrolu çalışan işçilerin yıllık izin ücretlerinin kapsamına sosyal hakların dahil edilmesi ve bu şekilde ödeme yapılması suretiyle kamu zararı oluşmuştur. Bu itibarla … sayılı ilamın 3. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün esas yönünden mevzuata uygun olduğuna,

Usul Yönünden;

Sorumlulardan … temyiz dilekçesinde; belediyede çalışan işçilerden yıllık izin kullandıkları döneme ilişkin olarak ödenen yakacak yardımı ücretlerinin mevzuata aykırı olduğu belirtilerek nedenlerinin sorulduğunu, yapılan savunmada duruşmaya katılma talebi olmasına rağmen, duruşmaya çağrılmadan Sayıştay 6. Dairesi tarafından tazmin hükmü verildiğini belirtmiştir.

Anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde;

“ (Değişik: 3.10.2001-4709/14 md.) Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” denilmekte,

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27. maddesinde;

“MADDE 27- (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.

(2) Bu hak;

a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,

b) Açıklama ve ispat hakkını,

c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini,

içerir.” denilmektedir.

Sayıştay Dairelerinin Çalışma Usul ve Esasları’nın “Çağrı Ve Duruşma Talebi” başlıklı 10. maddesinin ilgili 4. ve 6. bendinde ise;

"(4) Yargılamaya esas raporlar hakkında sorumlular duruşma talebinde bulunabilirler. Sorumlular bu taleplerini denetçi sorguları üzerine düzenleyecekleri savunmalarında belirtirler.

(6) Çağrı veya duruşma talebi üzerine davet; elektronik posta veya telefonla teyit edilmek şartıyla faks veya gerektiğinde resmi yazı ile yapılır. Çağrı veya davette, ilgililerden belirlenen gün ve saatte toplantı veya yargılamada hazır bulunması istenir." denilmektedir.

Anayasa’nın 36. maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı, hak arama özgürlüğünün uzantısı niteliğindedir.

Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre duruşma talebinde bulunan sorumluya duruşma hakkı tanınması gerekmektedir.

Bu itibarla, 135 sayılı ilamın 3. maddesi ile verilen tazmin hükmünün usul yönünden bozularak yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın dairesine tevdiine karar verilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim