Sayıştay 6. Dairesi 443 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
443
16 Mart 2017
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 6
-
Karar Tarihi: 16.03.2017
-
Karar No: 443
-
İlam No: 194
-
Madde No: 2
-
Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Hesap Yılı: 2015
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
- İkramiye ödemesi
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi ve duruşma sırasında yapılan sözlü savunmaların dinlenilmesi sonucunda;
... Genel Müdürlüğü memur personeline 2015 yılı bütçesi kapsamında ikramiye ödendiği anlaşılmıştır.
4325 sayılı ..... Elektrik Ve Havagazı Ve Adana Elektrik Müesseselerinin İdare Ve İşletmeleri Hakkında Kanunu’nun 13’üncü maddesinde,
“Müesseselerin elde edecekleri her türlü gelirlerden sırasıyla:
A) Umumi idare ve işletme masrafları;
B) Satın alma taksitleri karşılığı olarak Hazineye ödenecek paralar;
C) Yenileme karşılıkları;
D) Fevkalade masraflarla kar ve zarar hesaplarının muhtemel açıklarını karşılamak üzere (A, B ve C) fıkralarında yazılı paraların çıkarılmasından sonra kalacak bakiyenin % 10 u nispetinde ihtiyat akçesi;
E) Gayrisafi gelir üzerinden ayrılacak % 5 belediye hissesi;
F) (A, B, C, D ve E) fıkralarında gösterilen paylar ayrıldıktan sonra bakiye kalacak safi hasılattan % 5 i
3460 sayılı kanun hükümlerine göre memuru ve müstahdemin ikramiyesi;
olarak tefrik edilir.
G) Yukardaki fıkralarda yazılı masraflar, karşılıklar ve hisseler çıkarılıp geri kalacak safi gelirden genişletme ihtiyatı olarak lüzumlu paralar da ayrıldıktan sonra kalanı belediyeler bütçelerine irat kaydolunur.
(D) Fıkrasında yazılı % 10 lardan birikecek ihtiyat akçası, sermayenin dörtte birini bulduktan sonra bu ad ile para ayrılmaz. Ancak görülecek olan lüzum üzerine bu paradan harcandıkça, dörtte bir nispetini buluncaya kadar bu hesaba hisse ayrılmasına yeniden devam olunur.” denilerek müesseselerin elde edecekleri her türlü gelirin tefrik edileceği alanlar belirlenmiştir.
Anılan hükme göre, Kuruluşlarca elde edilen gelirlerden maddenin A, B, C, D ve E fıkralarında gösterilen paylar düşüldükten sonra kalan safi hasılattan % 5’i 3460 sayılı Kanun hükümlerine göre ikramiye olarak dağıtılabilir. Ancak, ....Genel Müdürlüğü 2015 yılı bilançosu incelendiğinde, Kuruluşun zarar ettiği, dolayısıyla ikramiye ödemesinin temel şartı olan, Kuruluşça elde edilen gelirlerden anılan maddenin A, B, C, D ve E fıkralarında belirtilen paylar ayrıldıktan sonra dağıtılabilir bakiye safi hasılatın bulunması temel şartı gerçekleşmeden memurlara ikramiye ödenmesi anılan Kanun’un zikredilen hükmüne aykırıdır.
Ayrıca 4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde, Kanun’da belirtilen şartların oluşması halinde ikramiyenin dağıtılmasının usul ve esasları konusunda 17.06.1938 tarih ve 3460 sayılı Sermayesinin Tamamı Devlet Tarafından Verilmek Suretiyle Kurulan İktisadi Teşekküllerin Teşkilâtı ile İdare ve Murakabeleri Hakkındaki Kanun’a; 24’üncü maddesinde ise, 03.07.1939 tarih ve 3659 sayılı Bankalar ve Devlet Müesseseleri Memurları Aylıklarının Tevhid ve Teadülü Hakkında Kanun’a atıf yapılmıştır. 3659 sayılı Kanun’un 4621 sayılı Kanun’la değiştirilen 13’üncü maddesinde ise kar edilmesi şartıyla bir aylık istihkakı geçmeyecek şekilde 3460 sayılı Kanun’a göre ikramiye verilebileceği belirtilmiştir.
3460 sayılı Kanun’un 42’nci maddesinde de; bu Kanun hükümlerine tabi kuruluşlarda, safi kardan olmak üzere maaş ve ücretler nispetinde ve bir aylık istihkaklar geçilmeyecek şekilde ikramiye verileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla, mezkür Kanunların yürürlükte olduğu tarihler itibariyle .... Genel Müdürlüğü personeline Kuruluşun kar etmesi halinde ikramiye ödenebileceği tartışmasızdır. Devlete ait iktisadi teşekküllerin kuruluşunu ve yönetimini düzenleyen 3460 sayılı Kanun yine aynı alanı düzenleyen 12.3.1964 tarih ve 440 sayılı İktisadi Devlet Teşekkülleri ile Müesseseleri ve İştirakleri Hakkında Kanun ile mülga olmuştur. Yürürlükte olduğu tarihler itibariyle 440 sayılı Kanun’da da ikramiye dağıtımı için kar şartı esas olmuş; Kanun’un 30 ve Geçici 7’nci maddelerinde bu şart açıkça yer almıştır.
440 sayılı Kanun ise 60 sayılı İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Kamu İktisadi Kuruluşları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılmıştır. 60 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 19.10.1983 tarih ve 2929 sayılı İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Kamu İktisadi Kuruluşları Hakkında Kanun ile yasalaşmış, ancak bu Kanun da 08.06.1984 tarih ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılmıştır. 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de ise ikramiye ödenmesi ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiştir. En son, 233 sayılı KHK’ye tabi Devlete ait iktisadi teşekküllerin personel rejimini düzenleyen 22.01.1990 tarih ve 399 sayılı KHK’de kendi personeli için ikramiye düzenlemesi yapılmış, ancak bu düzenleme de 666 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Nitekim Devlet Personel Dairesi Başkanlığının MTA Genel Müdürlüğü için verdiği 03.06.2009 tarih ve 8854 sayılı görüş yazısında özet olarak; “ 3460 sayılı Kanun’un, 440 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesiyle; 440 sayılı Kanun’un, 2929 sayılı Kanun’un 66’ncı maddesiyle; 2929 sayılı Kanun’un, 233 sayılı KHK’nin 63’ncü maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı; dolayısıyla, 3659 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde 3460 sayılı Kanun’a yapılan atfın 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye yapılmış sayılacağı;” denilmektedir. Bu bağlamda 4325 sayılı Kanun’da 3460 sayılı Kanun’a yapılan atfın 233 sayılı KHK’ye yapılmış sayılabileceği açıktır. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere, mezkür KHK’de ikramiye düzenlemesi yer almamıştır. Bu durumda 4325 sayılı Kanun’la 3460 sayılı Kanun üzerinden yapılan göndermelerin bir karşılığının kalmadığı açıktır.
Netice olarak, Kuruluşun kar etmediği durumlarda bile ikramiye dağıtılmasının kabulü mümkün olmadığı gibi, mülga yasal düzenlemeler üzerine kurulan savunmaların kabulü de mümkün değildir.
Her ne kadar savunmalarda, 4325 sayılı Kanunu’nun halen yürürlükte olduğu ve çalışanlarının hak ve görevlerinin bu Kanun çerçevesinde yürütüldüğü; ... Genel Müdürlüğü personeline Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanun ile Memurin Kanunu hükümlerinin tatbik olunamayacağı; personelin ücretleri konusunda 3659 sayılı Kanun’a gönderme yapıldığı; yasal düzenlemeler beraber düşünüldüğünde ..... Genel Müdürlüğü personeli için genel memur mevzuatından ve kamu kurumu mevzuatından farklı bir yapı ve çalışan hakları düzenlendiği; 3659 sayılı Kanun’un (1) no.lu kanun başlığı dipnotu ile 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 9 ve 21’inci maddelerine göre, ..... Genel Müdürlüğü personelinin 3659, 440, 7244 sayılı Kanun’larda ödenmesi öngörülen ikramiye ve ücretler dışında, sadece diğer ödemeler ve haklar bakımından 657 sayılı Kanun kapsamındaki personelle aynı statüde tutulduğu; bu nedenle Kuruluş personeline ikramiye ödenmesi gerektiği iddia edilmişse de,
..... Genel Müdürlüğünün kuruluş kanunu olan 4325 sayılı Kanun’un 18’inci maddesinde; “Müesseseler umum müdür veya müdür, memur veya müstahdemlerine verilecek ücretler 3659 sayılı kanun hükümlerine tabidir.”
3659 sayılı Kanun’un (1) no.lu kanun başlığı dipnotunda; “Bu Kanun ile ek ve değişiklikleri, bu Kanuna tabi kurumların personeli hakkında kendi özel Kanunları yürürlüğe girinceye kadar uygulanmaya devam olunur. Bu personelin aylıklarının hesabında 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı (Devlet Memurları Kanunu)’na 31/7/1970 tarih ve 1327 sayılı Kanunla eklenen Ek geçici 9 uncu madde hükümleri uygulanır”
Diğer yandan, 657 sayılı Kanun’un “3659 ve 2847 sayılı kanun’lar ile bunların ek ve değişikliklerine tabi kurumlar:” başlıklı Ek Geçici 9’uncu maddesinde;
“3659 sayılı Kanunla ek ve değişiklikleri, 2847 sayılı Kanun ile ek ve değişikliklerine tabi olan kurumların (Et ve Balık Kurumu ve Petrol Ofisi dahil) personeli hakkında kendi özel kanunları yürürlüğe girinceye kadar, söz konusu kanunların ilgili hükümleri ile özel kanunlarındaki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı;
Bu kurumlar personelinin aylıklarının hesabında bu Kanuna ekli (1) sayılı gösterge tablosu esas alınacağı; bu kurumlar için tespit edilen sınıflara giriş ve hizmette derece yükselmeleri ve kademe ilerlemeleri ve öğrenim derecelerine göre yükselebilecekleri en yüksek dereceler hususunda bu kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı”
Aynı Kanun’un “Ek geçici 7, 9, 12, 13 ve 14’üncü maddeler kapsamına giren personele, bu kanuna tabi memurlara, ödenenler dışında ödeme yapılamayacağı ve bunlara uygulanacak diğer hükümler:” başlıklı Ek Geçici 21’inci maddesinde ise;
“Ek Geçici 7, 9, 12, 13 ve 14 üncü maddeler kapsamına giren personele bu Kanuna tabi memurlara ödenenler dışında herhangi bir ödeme yapılamaz. Ancak, 440 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi hükümleri ile 30. ve geçici 7 nci maddesindeki haklar saklıdır………Bu Kanunun : İkinci görev yasağı, ikinci görev verilecek memurlar ve görevler ders görevi ve konferans ücreti, iş güçlüğü zammı, iş riski zammı, mali sorumluluk tazminatı (Kasa açığından sorumlu olan veznedarlar, nakit ve kıymet muhafızları ve diğer görevlilere verilen kasa tazminatları) eleman temininde güçlük zammı, avukatlık ücreti, fazla çalışma ücreti ile diğer özlük ve sosyal haklarla ve istihdan şekilleriyle ilgili hükümleri birinci fıkrada yazılı personel hakkında da uygulanır. …...”
hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, ..... Genel Müdürlüğünde memur statüsünde çalışan personel; aylıklarının hesabı, özel hizmet tazminatı, ikinci görev yasağı, vekalet görevi, ders görevleri, sosyal yardımlar vb ödemeler yönünde 657 sayılı Kanun’a tabi kılınmış ve ilgili personele 657 sayılı Kanun’a tabi personele ödenenlerin dışında bir ödeme yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu anlamda, ..... Genel Müdürlüğü personelini, ücret ve diğer ödemeler yönünden 657 sayılı Kanun’a tabi personel olarak kabul etmek gerekmektedir. Yasa Koyucu 657 sayılı Kanun’da yapılan ek geçici düzenlemelerde sadece 440 sayılı Kanun’da ifade edilen ikramiye konusunda bir istisna getirmiş olup bunun dışında herhangi bir farklı uygulamaya yer vermemiştir.
Yukarıda belirtilen düzenleme, 4325 sayılı Kanun ya da 3659 sayılı Kanun’da yapılan bir değişiklik veya bunlara eklenen ek madde ile değil, 657 sayılı Kanun’a eklenen ek geçici maddeler ile yapılmıştır. Bahsedilen ek geçici maddeler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanun’un Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine ve Bu Kanun’un Kapsamı Dışında Kalan Kamu Personelinin Aylık ve Ücretlerine Dair 31.07.1970 tarih ve 1327 sayılı Kanun’la eklenmiştir. Dolayısıyla, değişiklik 657 sayılı Kanun’da yapılmıştır. Bu bağlamda, 3659 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılsa bile ..... Genel Müdürlüğünün kadrolu personelinin 657 sayılı Kanun’la bağı devam etmektedir. Bu bağlamda olmak üzere, ..... Genel Müdürlüğü personeli için 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 9 ve 21’inci maddelerindeki düzenlemenin dışında başka bir ücret düzenlemesinin olmadığı kabul edilmedir.
Yine savunmada, Kuruluş personelinin ikramiye ödemesinin 4325 sayılı Kanun’a göre yapıldığını, 4325 sayılı Kanun’da ikramiye ödenmesi konusunda hem 3659 sayılı Kanun, hem de 3460 sayılı Kanun’a atıf yapıldığı; 3460 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen 4325 sayılı Kanun’un ikramiye konusunda atıf yaptığı diğer yasal düzenleme olan 3659 sayılı Kanun’un yürürlükte olduğu; zira, 3659 sayılı Kanun’u yürürlükten kaldıran 666 sayılı KHK’nin maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği; ..... Genel Müdürlüğünün 3659 sayılı Kanun kapsamına dahil olduğu; bu durumun 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 9’uncu maddesinde belirtildiği ifade edilerek ikramiye ödemesinin 3659 sayılı Kanun’a göre devam etmesi gerektiği iddia edilmişse de;
Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ve bu kuralın Anayasa’da yer aldığı; bu durumun çeşitli mahkeme kararlarıyla açıklandığı hukuki bir gerçektir. Anayasa Mahkemesi tarafından bazı hükümleri iptal edilen 666 sayılı KHK’nin yürürlükten kaldırma düzenlemeleri –Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra bile-ilgili kanun metinlerine işlenmiştir. Bu bağlamda, 3659 sayılı Kanun’un doğrudan dikkate alınması Yasa koyucu yerine hüküm koymak anlamına gelecektir. Diğer yandan, 3460 sayılı Kanun zaten 440 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştı. Bu nedenle, çeşitli tarihlerde mülga olmuş 3460 ve 3659 sayılı Kanun’lar üzerine kurulan savunmaları, bugün itibariyle kabul edilebilir bulmak mümkün değildir.
Kaldı ki, yukarıda bahsedilen Kanunlar yürürlükte olsa bile, 4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde; Kanun’da belirtilen paylar ayrıldıktan sonra bakiye kalacak safi hasılatın % 5’inin, 3460 sayılı Kanun hükümlerine göre memur ve müstahdeme ikramiye olarak verileceği düzenlenmiştir. 4325 sayılı Kanun, ikramiye ödenmesi konusunda, hem 3460 sayılı Kanun hem de 3659 sayılı Kanun’a atıf yapmıştır; 3659 sayılı Kanun ise tekrar 3460 sayılı Kanun’a atıf yapmıştır. Söz konusu kanunlar incelendiğinde, daha önce de belirtildiği üzere, hem 4325 sayılı Kanun hem de bu Kanun’un atıf yaptığı 3460 ve 3659 sayılı Kanun’larda ikramiye dağıtılmasında safi hasılat-kar şartının kabul edildiği; müessesenin karı varsa ikramiye dağıtılabileceğinin hüküm altına alındığı görülecektir. Diğer yandan, 3460 sayılı Kanun yürürlükten kaldırıldığı için ..... Genel Müdürlüğü personeli için de uygulama alanı kalmamıştır. Bu durumda yürürlükte olduğu tarihler itibariyle 440 sayılı Kanun’un düzenlemesi dikkate alınmak durumundadır.
440 sayılı Kanun’un “Kaldırılan Hükümler” başlıklı 36’ncı maddesinde, “3460 sayılı Kanunla ek ve değişikliklerin ve teşekküllerin özel kanunlarındaki bu kanuna aykırı bütün hükümleri, 3659 sayılı Kanunun 4621 sayılı Kanunla değiştirilen 13 ncü maddesinin (C), (E) ve (G) bendleri kaldırılmıştır.” denilmiştir. Dolayısıyla, 440 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi itibariyle ikramiye düzenlemesi önem kazanmaktadır.
440 sayılı Kanun’un “İkramiyeler” başlıklı 30’uncu maddesinde; ikramiyenin kuruluşun karı üzerinden ve ilgili kurulun onayıyla verilebileceği düzenlenmiştir. Yeni düzenlemede kar faktörünün yanında zorunluluk içermeyen ikramiye dağıtımı yer almıştır. Diğer bir ifadeyle, Kanun’da; “ikramiye verilir” ifadesi kullanılmamıştır. “verilebilir” ifadesi kullanılmıştır. Kanun’un 30’uncu maddesi gereği çıkarılan İktisadi Devlet Teşekkülleriyle Müesseseleri ve İştirakleri Hakkında Tüzük’ün 103 ve 104’üncü maddelerindeki düzenleme de aynı yöndedir. Ancak, 440 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde belirtilen düzenleme yapıldıktan sonra, hem İktisadi Devlet Teşekkülleri hem de 3659 sayılı Kanun’a tabi diğer kuruluşlar için bu Kanun’un Geçici 7’nci maddesinde 3659 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılan 13’üncü maddesinin (C), (E) ve (G) bendlerine bir atıf yapılmıştır.
440 sayılı Kanun’un Geçici 7’nci maddesinde, “……. personeline, yeniden düzenlenecek personel rejimleri yürürlüğe girinceye kadar, 7244 sayılı Kanunun esasları dâhilinde 3659 sayılı Kanunun 4621 sayılı Kanunla değiştirilen 13 ncü maddesinin (C), (E) ve (G) fıkralarında gösterilen ikramiye, prim ve temettü ödenmesine devam olunur.” denilmiştir. Fakat, daha önce de belirtildiği üzere, 3659 sayılı Kanu’nun 4621 sayılı Kanun’la değiştirilen 13’ncü maddesinin ..... Genel Müdürlüğü personelini ilgilendiren (C) bendinde de kar şartı aranmaktadır.
Diğer taraftan 440 sayılı Kanun da 19.10.1983 tarih 2929 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır. 2929 sayılı Kanun’un “Kaldırılan Hükümler” başlıklı 66’ncı maddesinde yer alan: “440 sayılı Kanunla ek ve değişiklikleri ve bu Kanun kapsamına giren teşebbüslerin ve bağlı ortaklıkların kuruluş kanunlarındaki, bu Kanuna aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.” şeklindeki düzenlemeyi gözden kaçırmamak gerekmektedir. Dolayısıyla, 2929 sayılı Kanun’un 440 sayılı Kanun’a yönelik yürürlükten kaldırma düzenlemesi; 440 sayılı Kanun’da 3659 sayılı Kanun’a yapılan atfı da olumsuz yönde etkilemektedir. Diğer bir ifade ile 440 sayılı Kanun’un yürürlükten kalkması, 440 sayılı Kanun’da yer alan 3659 sayılı Kanun’la ilgili atıfların da yürürlükten kalkması anlamına gelir.
Öte yandan savunmalarda; 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 21’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Ek Geçici 7, 9, 12, 13 ve 14 üncü maddeler kapsamına giren personele bu Kanuna tabi memurlara ödenenler dışında bir ödeme yapılamaz. Ancak, 440 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi hükümleri ile 30 ve geçici 7'nci maddesindeki haklar saklıdır." ifadesinin yer aldığı;
440 sayılı Kanun’u yürürlükten kaldıran 2929 sayılı Kanun’un Geçici 6’ncı maddesinin 4’ncü fıkrasında ise; "Bu Kanunda öngörülen personel Kanunu yürürlüğe girinceye kadar mevcut hükümlerin uygulamasına devam edilir" denildiği ve aynı düzenlemenin 233 sayılı KHK'nin Geçici 5’nci maddesinin 6’ncı fıkrasında da, “Bu Kanun Hükmünde Kararname'de öngörülen Personel Kanunu yürürlüğe girinceye kadar bu Kanun Hükmünde Kararname’de belirtilmeyen hususlarda mevcut hükümlerin uygulanmasına devam edilir." hükmün yer aldığı; bu nedenle, ..... Genel Müdürlüğü personelinin personel rejimi yürürlüğe girene kadar, “mevcut hükümler” olarak değerlendirilen 440 sayılı Kanun’a göre ikramiye ödenmesi gerektiği iddia edilmekteyse de;
440 sayılı Kanun, 2929 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmasına rağmen bir yollama ibaresi olarak 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 21’inci maddesinde kalmıştır.
Ancak yukarıda da belirtildiği üzere, 19.10.1983 tarih ve 2929 sayılı Kanun’un “Kaldırılan Hükümler” başlıklı 66’ncı maddesinde, “440 sayılı Kanunla ek ve değişiklikleri ve bu Kanun kapsamına giren teşebbüslerin ve bağlı ortaklıkların kuruluş kanunlarındaki, bu Kanuna aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.” denilmektedir.
2929 sayılı Kanun, hem 3659 sayılı Kanun, hem de 657 sayılı Kanun’daki Ek Geçici 9 ve 440 sayılı Kanun’a atıf yapan Ek Geçici 21’inci maddelerinden çok sonra yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, ikramiye ödemesine yönelik yeni uygulamanın 2929 sayılı Kanun’dan incelenmesi gerekir. Bu inceleme yapıldığında da 2929 sayılı Kanun’un 44’üncü maddesinde, bu Kanun kapsamına dahil iktisadi devlet kuruluşları için ikramiye düzenlemesi yapmış olduğu, bu Kanun kapsamında olmayan personel için herhangi bir düzenleme ya da atıf yapmadığı görülecektir. Halbuki, 2929 sayılı Kanun’un selefi olan 440 sayılı Kanun’un Geçici 7’nci maddesinin ikinci fıkrasında,“3659 sayılı Kanuna tabi olup da bu kanunun şümulüne girmeyen teşebbüs ve kurumların personeline, yeniden düzenlenecek personel rejimleri yürürlüğe girinceye kadar, 7244 sayılı Kanunun esasları dâhilinde 3659 sayılı Kanunun 4621 sayılı Kanunla değiştirilen 13 ncü maddesinin (C), (E) ve (G) fıkralarında gösterilen ikramiye, prim ve temettü ödenmesine devam olunur.” denilerek 3659 sayılı Kanun’a tabi personel için açık yollama yapılmıştır.
Öte yandan 2929 sayılı Kanun’un Geçici 6’ncı maddesinin 4’üncü fıkrasında yer alan "Bu Kanunda öngörülen personel Kanunu yürürlüğe girinceye kadar mevcut hükümlerin uygulamasına devam edilir" hüküm ile 233 sayılı KHK’nin benzer düzenlemesi ..... Genel Müdürlüğü personelini kapsamamaktadır. Şöyle ki:
2929 sayılı Kanun’un “Kapsam ve amaç” başlıklı 1’inci maddesinde, “Kanun’un, iktisadi devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşlarını ve bunların müesseselerini, bağlı ortaklıklarını ve iştiraklerini kapsadığı” belirtilmiş; aynı Kanun’un “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 2’nci maddesinde ise, kapsam maddesinde belirtilen kuruluşların sermayelerinin, yasal düzenlemede belirtildiği şekliyle Devlete ait olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla Kanun, Devlete ait olan iktisadi kuruluşlarla ilgili olup mahalli idarelere ve bağlı kuruluşlarla ilgili değildir. 2929 sayılı Kanun’un 41’inci maddesinde, İktisadi devlet teşekkülleri personel rejiminin ayrı bir kanun’la düzenleneceği; 58’inci maddesinde de, “Kamu iktisadi kuruluşları ve bunların işletme, müessese ve bağlı ortaklıklarına, bu Kanunda yer alan personele ilişkin hükümlerle, iktisadi devlet teşekkülleri personel rejimine ait hükümlerin uygulanacağı” belirtilmiştir. Benzer düzenleme 233 sayılı KHK’de de mevcuttur. Bu bağlamda amaçlanan personel rejimi 22.01.1990 tarih ve 399 sayılı KHK ile yapılmıştır. Dolayısıyla, 2929 sayılı Kanun ile 233 sayılı KHK’de belirtilen personel rejimi yürürlüktedir. 399 sayılı KHK ile de 233 sayılı KHK’ye tabi iktisadi devlet teşekküllerinin personel rejimi düzenlenmiştir. ..... Genel Müdürlüğü ise, devlete ait iktisadi teşekkül olmadığı için 233 sayılı KHK kapsamında değildir. Bu durumda, 233 sayılı KHK kapsamındaki kuruluşların personel rejimini düzenleyen ve kapsamda olmayan kuruluşlar için bir yollama içermeyen 399 sayılı KHK’deki ikramiye uygulamasını ..... Genel Müdürlüğü personeline uygulamak da mümkün görülmemektedir.
Kaldı ki 399 sayılı KHK’de yer alan ikramiye düzenlemesi de 666 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu durumda, 2929 sayılı Kanun’un Geçici 6’ncı maddesinin 4’üncü fıkrasındaki ile 233 sayılı KHK'nin Geçici 5’nci maddesinin 6’ncı fıkrasındaki hükümlerin, ..... Genel Müdürlüğü için ne önceden ne de şimdi değerlendirmeye alınamayacağının kabulü gerekir.
Özetle, 440 sayılı Kanun’un mevcut hükümler olarak kabul edilip ..... Genel Müdürlüğü personeline de uygulanacağını ve buna bağlı olarak halihazırda ikramiye ödenmesi gerektiğini iddia etmek yasal temelden yoksundur.
Dolayısıyla, 2929 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra, 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 21’inci maddesinde 440 sayılı Kanun’ yollama olsa bile, ..... Genel Müdürlüğü personeli için yasal mevzuatın kalmamış olduğu değerlendirilmektedir. Çünkü, 2929 sayılı Kanun’un herhangi bir maddesinde 440 sayılı Kanun’un (İktisadi devlet teşekküllerinin kuruluş ve yönetilmesine ilişkin bazı geçici hükümler hariç), ikramiye vb yönden bazı kuruluşlar için yürürlüğünün devam ettiğine dair bir hüküm yoktur.
Yine savunmalarda; ilgili mevzuat gereği, ..... Genel Müdürlüğü Bütçesinin Belediye Meclisince onaylandığı; ikramiye ödemesinin onaylanan Bütçe Kararnamesi’ne göre yapıldığı; 2015 Yılı Bütçe Kararnamesi’nin, “İdare Encümenine Verilen Yetkiler” başlıklı 8’inci maddesinin 7’nci bendinde; "657 sayılı Devlet Memurlarına tabi personele, yılda toplam bir maaş tutarında ikramiye ile sosyal yardım vermeye, miktarını ve zamanını tespit etmeye yetkilidir." denildiği; yargı kararlarında Bütçe Kararnamesi’nde yer alan ödemelerin yapılması gerektiğinin açıkça belirtildiği; Meclis tarafından verilen yetkinin kullanılmasından dolayı kamu zararı çıkartılmasının yerinde olmadığı iddia edilmişse de;
Bütçe Kararnamesi’nde İdare Encümenine verilen; “657 sayılı Devlet Memurlarına tabi personele, yılda toplam bir maaş tutarında ikramiye ile sosyal yardım vermeye, miktarını ve zamanını tespit etmeye yetkilidir." şeklindeki yetkinin yürürlükteki yasal düzenlemeler gözetilmeden kullanılacağını ve kayıtsız-şartsız uygulanmak zorunda olduğunu ya da belirtilen düzenlemenin ikramiye ödemesi için hak doğurucu yasal bir gerekçe olduğunu kabul etmek hukuki bir yaklaşım değildir.
Şöyle ki;
4325 sayılı Kanun’un 24’üncü maddesinde; “13 üncü maddenin (F) fıkrasında yazılı yıllık ikramiye belediye reislerinin kararlarıyla işletme müesseselerinin umum müdür veya müdür, memur ve müstahdemlerine maaş ve ücretleri nispetinde ve bir aylık istihkaklarını geçmemek üzere verilir. Bu ikramiyelerin tarife hesaplarında tesiri olmaz. Bu hususta 3659 sayılı kanunun hükümleri caridir.” hükmü,
Hem 4325 sayılı Kanun hem de 3659 sayılı Kanun’da atıf yapılan 3460 sayılı Kanun’un 42’nci maddesinde; “Bu kanun hükümlerine tâbi teşekküllerin safî kârlarından % 5 i muhtemel zararlar karşılığı olarak sermayelerinin dörtte birine varıncaya kadar ihtiyat sermayelerini teşkil etmek üzere ayrıldıktan sonra bakiyesinin % 5 ine kadarı umumî heyet kararile idare meclisleri reis ve azalarile umum müdür ve muavinlerine ve diğer memur ve müstahdemlerine maaş ve ücretleri nisbetinde ve bir aylık istihkaklarını geçmemek üzere ikramiye olarak verilir.” hükmü,
yer almaktadır.
Görüldüğü üzere 4325 sayılı Kanun’da ikramiyenin dağıtılabilmesi belediye reisinin onayına, 3460 sayılı Kanun’da ise ikramiyenin dağıtılabilmesi umumi heyetin kararına bağlanmıştır. Dolayısıyla, yetkili makamın veya kurulun onayı ya da kararı olmaksızın, kuruluş kar etse bile, doğrudan ikramiye dağıtılamayacaktır. Diğer bir ifadeyle kar elde eden kuruluşta ikramiye, yetkili makamın veya kurulun onayı ya da kararıyla dağıtılabilecektir. Bahsedilen onay idari bir işlem olup ikramiye için hak doğurucu (yasal) bir gerekçe değildir; sadece ikramiyenin dağıtılmasına karar verme işlemidir. Zira, hak doğurucu tasarruf yasal düzenlemedir. Dolayısıyla, yasal düzenlemede yerini almayan bir ödeme, yetkili makam veya kurul onayı ya da kararıyla; Bütçe Kararnamesi’nde dahi olsa, yasal meşruiyet kazanamaz.
..... Büyükşehir Belediyesi Meclisinin onayladığı Bütçe Kararnamesi’ndeki düzenleme de hak doğurucu bir yetkiyi içermemektedir. Kararname’deki düzenleme, 4325 sayılı Kanun ile 3460 sayılı Kanun’da yer alan “ikramiye dağıtılmasına ilişkin makam veya kurulun onay ya da karar yetkisinin” İdare Encümenine verilmesi işlemidir. Bu bağlamda, karı olmayan bir kuruluşta; mevzuatta yetkili kılınan iradenin onayı ya da kararıyla ikramiye dağıtılmasına imkan olmadığı gibi, Bütçe Kararnamesi ile yetkilendirilen İdare Encümeni kararıyla da ikramiye dağıtılamaz. Diğer bir ifadeyle İdare Encümenine verilen mezkur yetki, söz konusu ödeme için gerekçe olarak kabul edilemez.
İdare Encümeni bu yetkiyi yasal düzenlemelere uygun kullanabilirdi. Kaldı ki, Kuruluşun Bütçe Kararnamesi idari bir işlem niteliğinde olup, 4325 sayılı Kanun ve diğer mevzuatın ikramiye ile ilgili düzenlemeleri bir yasama faaliyetinin ürünüdür ve daha önceliklidir. Dolayısıyla, kendisinde bulunan düzenlemenin yasal dayanağının olmaması veya düzenlemenin ilgili mevzuata uygun olmaması halinde, Kuruluşun Bütçe Kararnamesi’nin kendi başına söz konusu harcamanın yasal gerekçesi olamayacağı değerlendirilmektedir.
Açıklanan gerekçelerle İdare Encümeni Üyeleri Bütçe Kararnamesi ile kendilerine verilen yetkiyi mevzuata aykırı kullandıkları için oluşan kamu zararından da sorumlu tutulmuşlardır.
Yine sorumlular savunmalarda; sorguda belirtilen hususların ..... Valiliği İl Mahalli İdareler Baş Kontrolörü tarafından incelendiği, 19.04.2001 tarih ve 00-1S/3-01-69 sayılı "İnceleme Raporu" düzenlendiği ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, ancak takipsizlik kararı çıktığı; “İnceleme Raporu” üzerine Genel Müdürlükçe, memur statüsünde çalışan personele 2000 yılı başından itibaren ikramiye ödemesinin durdurulduğu; 2000 yılından bu yana ikramiyenin zamanında ve tam ödenmemesi sebebiyle çalışanların tamamına yakınının Genel Müdürlük aleyhine çok sayıda iptal davası açtığı ve davaların personel lehine sonuçlandığı; Danıştay 1’inci Dairesinin 06.05.1999 tarih ve K:1999/81 ve E:1999/55 sayılı Kararında, 440 sayılı Kanun ile 7244 sayılı Kanun çerçevesinde yılda iki aylık ücret tutarını geçmeyecek miktarda ikramiye ödenmesi gerektiğinin teyit edildiği; bu Kararın İdarenin ikramiye ödemesini desteklediği; birçok idare mahkemesi kararının da bu yönde olduğu ileri sürülmekteyse de;
Yapılan inceleme sonucunda, bahsi geçen “İnceleme Raporu”nun, Kuruluşun zarar etmesine rağmen ikramiye dağıtılmasıyla ilgili olduğu, bu Rapor üzerine ikramiye ödemelerinin kesildiği ve davaların bundan sonra açıldığı, mahkeme kararlarında Bütçe Kararnamesi’ndeki hükmün esas alındığı, ilk derece mahkemelerinin kararları çoğunlukla 2000, 2001 ve 2002 tarihli olduğu, birkaç mahkeme kararının da 2006 yılı öncesi verilmiş kararlar olduğu görülmüştür.
Savunmalarda sıkça bahsedilen Danıştay 1’inci Dairesinin 06.05.1999 tarih ve K:1999/81 ve E:1999/55 sayılı Kararı’nda;
"Özel bütçeli kuruluşlarla, büyükşehir belediyelerine bağlı genel müdürlük şeklinde teşkilatlandırılmış kuruluşlar personeline kendi özel Kanunları hükümleri çerçevesinde; 399 sayılı Kanun hükmünde Kararname'nin gönderme yaptığı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 21 inci maddesindeki gönderme nedeniyle uygulanma durumunda bulunulan mülga 440 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi delaletiyle kamu iktisadi kuruluşları personeline de mülga 7244 sayılı Kanun esasları dahilinde yılda iki aylık ücret tutarını geçmeyecek miktarda ikramiye ödenmesi gerekmektedir." denildiği ve bu nedenle 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 21’inci maddesinde yapılan yollama nedeni ile 440 sayılı Kanun’un uygulanma durumunda bulunduğu belirtilmektedir.
Danıştay 1’inci Dairesinin 06.05.1999 tarihli bu kararı esasında kamu iktisadi kuruluşlarında, bazı büyükşehir belediye başkanlıklarına bağlı genel müdürlük şeklinde teşkilatlandırılmış kuruluşlar ile özel bütçeli diğer kuruluşlarda çalışan personele ödenen ve yılda iki maaşı geçmeyen ikramiye uygulamasına ilişkin tutarın hesaplanmasında, 657 sayılı Kanun’da tanımı yapılan aylık tutarının dışında kalan diğer ödeme unsurlarının dikkate alınmasına hukuken imkan olmadığı hakkındadır.
Yani Yüksek Mahkeme 06.05.1999 tarihi itibariyle, ikramiye ödenip ödenmemesini değil, ikramiyenin hesabında nelerin dikkate alınamayacağını karara bağlamıştır.
Danıştay 1’inci Dairesinin kararında, “kamu iktisadi kuruluşları personeline de mülga 7244 sayılı Kanun esasları dahilinde yılda iki aylık ücret tutarını geçmeyecek miktarda ikramiye ödenmesi gerekmektedir." denilmektedir. Ancak, mülga 7244 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde, “3659 sayılı Kanuna tabi teşekkül ve müesseseler memurlarına …….verilen ikramiyelerin yıllık yekûnu iki aylık ücret tutarını geçemez.” ifadesi yer almaktadır. Kanun’daki ifadeden “iki aylık ücret kadar ikramiye veya temettü verilmesi zorunludur” sonucunu çıkarmak mümkün değildir. Çünkü, 7244 sayılı Kanun’un düzenlemesi; ikramiyenin verilmesi ile değil, ikramiyenin sınırı ile ilgilidir.
Diğer yandan, savunmalarda, Danıştay 1’inci Dairesinin kararında, 399 sayılı KHK’de 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 21’inci maddesine yapılan yollama nedeniyle ikramiye ödenmesi gerektiği iddia edilmekte ise de; bahsedilen yollama 22.01.1990 tarihinde yürürlüğe giren 399 sayılı KHK’nin 25’inci maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafında yapılmış idi.
Ancak, 399 sayılı KHK’nin 25’inci maddesinin (a) fıkrasında 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 21’inci maddesine atıf yapan paragraf, 11.10.2011 tarih ve 666 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. Danıştay 1’inci Dairesinin kararı ise 06.05.1999 tarihlidir. Dolayısıyla, 399 sayılı KHK’de 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 21’inci maddesine yapılan yollamanın hala geçerli olduğu ve buna bağlı olarak ikramiye ödenmesi gerektiği yönündeki savunmanın kabulü mümkün değildir
Belirtilen nedenlerle Danıştay 1’inci Dairesi Kararı üzerine kurulan savunmayı kabul etmek mümkün görülmemektedir.
Yine savunmalarda, “Bu davacılardan ...tarafından Genel Müdürlüğümüz aleyhine açılan davada; ..... 2. İdare Mahkemesince verilen 26.1.2001 tarihli ve 2000/592 E. 2001/84 K. sayılı “iptal kararı” üzerine, kararın uygulanması amacıyla İdare Encümeninin 20.02.2001 gün ve 2001/73 sayılı kararıyla “2000 yılı için memur çalışanlara....-TL. ikramiye ödenmesine” karar verildiği belirtilmekteyse de;
..... 2’nci İdare Mahkemesinin 26.01.2001 tarihli ve 2000/592 E. 2001/84 K. sayılı kararından anlaşıldığı üzere, ilgili personel tarafından 1975 yılından beri ödenen iki maaş tutarındaki ikramiyenin 2000 yılında ödenmemesi nedeniyle dava açılmış olup, İdare mahkemeye sunduğu savunmasında, “2000 yılında ikramiye konusunda idare encümenince alınmış bir karar bulunmadığını; istenilen ikramiyenin yasaya dayalı bir hak olmadığını ve müktesep hak oluşturmadığını” belirtmiş, Mahkeme ise; 3659 sayılı Kanun’un (1) no.lu kanun başlığı dip notundaki ifadeden hareketle 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 9 ve 21’inci maddeleri ve buna bağlı olarak 440 sayılı Kanun ve Kuruluşun Bütçe Kararnamesi’ndeki yetki düzenlemesine göre davacının lehine kara vermiştir.
Ayrıca Mahkeme Kararında, 08/06/1984 tarih ve 233 sayılı KHK’nin Geçici 5’inci maddesinin 6’ncı fıkrasında, “Bu Kanun Hükmünde Kararname'de öngörülen Personel Kanunu yürürlüğe girinceye kadar bu Kanun Hükmünde Kararname de belirtilmeyen hususlarda mevcut hükümlerin uygulanmasına devam edilir.” ifadesinin yer aldığı belirtilmiş ve karara 3659 sayılı Kanun ile 440 sayılı Kanun gerekçe olarak alınmıştır.
Mahkeme Kararı 2001 tarihli olup 3569 sayılı Kanun 31.12.2011 tarihinden geçerli olmak üzere 666 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla, 3659 sayılı Kanun’un hala geçerli olduğunu ve bu Kanun ile bu Kanun’un gönderme yaptığı mevzuata istinaden ikramiye ödenmesi gerektiğini savunmak mümkün değildir.
Mahkeme Kararında, 08/06/1984 tarih ve 233 sayılı KHK’nin Geçici 5’inci maddesinin 6’ncı fıkrasında, “Bu Kanun Hükmünde Kararname'de öngörülen Personel Kanunu yürürlüğe girinceye kadar bu Kanun Hükmünde Kararname de belirtilmeyen hususlarda mevcut hükümlerin uygulanmasına devam edilir.” ifadesinin yer aldığı belirtilmiş ve 3659 sayılı Kanun ile 440 sayılı Kanun “mevcut hükümler” olarak Karara gerekçe yapılmıştır.
Oysa mahkeme kararından önce 2929 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılan hem 440 sayılı Kanun’dan, hem de 666 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 3659 sayılı Kanun’dan mevcut hükümler olarak bahsetmek mümkün değildir.
Diğer yandan, Mahkeme Kararında belirtilen “mevcut hükümler” yukarıda da bahsedildiği üzere, Devlete ait iktisadi kuruluşlarla ilgilidir; ..... Genel Müdürlüğünü kapsamamaktadır. Dolayısıyla Mahkeme Kararında gerekçe yapılan 233 sayılı KHK’nin mezkur hükmünden hareketle ..... Genel Müdürlüğü personeli için 440 sayılı Kanun’u geçerli kılmak mümkün değildir. Kaldı ki, Mahkeme Kararına gerekçe olarak alınan ve 233 sayılı KHK’nin Geçici 5’inci maddesinde ifade edilen personel rejimi 22.01.1990 tarihinde yürürlüğe giren 399 sayılı KHK ile düzenlenmiş olup, bu düzenleme ..... Genel Müdürlüğünü kapsamamaktadır. Aksi iddia edilse bile, 399 sayılı KHK’nin 25’inci maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafındaki ikramiye konusunda 657 sayılı Kanun’un Ek Geçici 21’inci maddesine yapılan atıf 666 sayılı KHK ile 31.12.2011 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmış ve mülga düzenlemesi KHK metnine işlenmiştir.
Açıklanan gerekçelerle sorumluların, ..... 2’nci İdare Mahkemesi Kararı üzerine kurdukları savunmanın kabulü de mümkün değildir.
Savunmalarda dayanak gösterilen diğer bir yargı kararı ise; Danıştay 11’inci Dairesinin 30.04.2002 günlü E: 2001/1215, K: 2002/1357 sayılı Kararıdır. Savunma metninin incelemesi neticesinde, Danıştay 11’inci Dairesinin söz konusu Kararının, ..... 2’nci İdare Mahkemesinin E:2000/592, K:2001/84 sayılı kararının onanmasıyla ilgili olduğu anlaşılmıştır.
Danıştay 11’inci Dairesinin Kararında, Kuruluşun dönem sonu mali tablolarına rağmen Hazine Kontrolörlerinin raporu esas alınmış; Kuruluşun 1998, 1999 ve 2000 yıllarında kar ettiğinin mezkür Raporla tespit edildiği ifade edilmiş ve bu nedenle ..... Genel Müdürlüğü personeline ikramiye verilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Daire Kararının azınlık görüşünde ise Kuruluşun dönem sonu mali tabloları esas alınmış ve Kuruluşun dönem sonu bilançolarında zarar ettiğinin görülmesi nedeniyle ikramiye ödenmemesi gerektiği, belirtilmiştir.
Esasında, sorumluların kendi savunmalarına kanıt olarak gönderdikleri Danıştay 11’inci Dairesinin kararı ile ikramiye ödemesinde kuruluşun kar etmesi şartının gerçekleşmesi gerektiği teyit edilmiştir. Şöyle ki:
Dairenin Kararında Hazine Kontrolörlerinin raporları esas alınmış, raporda Kuruluşun kar ettiğinin tespit edildiği belirtildiğinden ikramiye dağıtılmasına hükmedilmiştir. Daire Kararında “kar olmasa bile ikramiye verilmeli” denilmemiştir. Azınlık görüşünde ise mali tablolarda Kuruluşun zarar ettiğinin görüldüğü bu nedenle ikramiye dağıtılmaması gerektiği ifade edilmiştir.
Bahse konu mahkeme kararlarındaki gerekçeler bir bütün olarak incelendiğinde; kararlarda çoğunlukla Bütçe Kararnamesi’ndeki düzenlemenin takdir yetkisini içermediği, dolayısıyla bu yetki maddesinin uygulanmasının gerektiğinin belirtildiği ve ayrıca 3659 sayılı Kanun, 440 sayılı Kanun ve bazen de 399 sayılı KHK’nin 25’inci maddesine atıflar yapıldığı görülmüştür.
Halbuki, yukarıda da açıklandığı üzere Bütçe Kararnamesi’ndeki yetkinin yürürlükteki yasal düzenlemeler gözetilmeden kullanılacağını ve kayıtsız-şartsız uygulanmak zorunda olduğunu kabul etmek hukuki bir yaklaşım değildir.
Ayrıca 666 sayılı KHK ile yapılan yürürlükten kaldırma düzenlemelerinden sonra, bugün itibariyle 3659 sayılı Kanun, 440 sayılı Kanun ve 399 sayılı KHK’nin 25’inci maddesindeki ikramiye hükümlerinin geçerliliği kalmamıştır.
Öte yandan aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması, kararlar kesinleşmiş dahi olsa, mümkün bulunmamaktadır.
Kaldı ki 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 78’inci maddesinin ikinci fıkrasında, adli, idari ve askeri mahkemelerce verilen hükümlerin, Sayıştayın denetim yapmasına ve hükme bağlamasına engel olamayacağı hükme bağlanmıştır
Yine savunmalarda; ..... Genel Müdürlüğünün 2015 yılı bilançosunu zararla kapatmış olması nedeniyle dağıtılabilir ikramiyesinin bulunmadığı tespitinin yerinde olmadığı; Hükümet tarafından 4736 sayılı Kanun kapsamında yapılan düzenlemeler neticesinde 2015 yılında ücretsiz taşınan yolcu sayısından kaynaklanan gelir kaybı sebebiyle ...-TL zarar oluştuğu; 2015 yılı ..... Genel Müdürlüğü bilançosunda zarar olarak görülen ...-TL’nin çok üzerinde gelir kaybının bulunduğu; bunların olağanüstü bir durum olarak 3659 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği; bununla birlikte BKK ile getirilen dini bayramlarda ücretsiz taşınma mecburiyetinden oluşan gelir kaybı da düşünüldüğünde, Kuruluşun ücretsiz taşımadan kaynaklanan gelir kaybının daha da büyük olduğu ileri sürülmekteyse de;
Anayasanın 2’nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmıştır. Bu durumda, Devletten; sosyal hukuk devleti olmanın gereği olarak genel kamu hizmetlerinin yoksun-yoksul durumda olan vatandaşlara “kar/zarar” değerlendirmesi yapılmadan indirimli veya ücretsiz sunulması beklenir. Bu anlamda TBMM bu konuda 08.01.2002 tarih ve 4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’u çıkarmıştır.
Bu Kanun’da, ilgili mevzuatı kapsamındaki hizmetleri sebebiyle vatani hizmet tertibinden aylık bağlananların; vazife malulü sayılarak aylık bağlananların; Kanunlara göre harp veya vazife malulü sayılanlardan sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenler ile vazife malulü sayılarak aylık bağlananların; Kanunlara göre harp veya vazife malulü sayılacak şekilde hayatını kaybedenlerin ya da aynı kapsamda aylık almaktayken hayatını kaybedenlerin eşleri, evli olmayan ve yirmi beş yaşını doldurmamış olan çocukları, anne ve babalarının; mevzuata göre engelli sayılan vatandaşların; altmış beş yaşını dolduran Türk vatandaşlarının merkezi yönetime ait demiryolları ve denizyollarının şehir içi hatları ile belediyelere, belediyeler tarafından kurulan şirketlere, birlik, müessese ve işletmelere veya belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehir içi toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanması düzenlenmektedir. Diğer bir ifade ile, mezkür Kanun’daki düzenleme merkezi yönetime ait demiryolları ve denizyollarının şehir içi hatlarıyla beraber belediyelere, belediyeler tarafından kurulan şirketlere, birlik, müessese ve işletmelere veya belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehir içi toplu taşıma hizmetlerini kapsamaktadır. Dolayısıyla, belirtilen uygulama sadece ve sadece ..... Genele Müdürlüğü için çıkarılmış bir uygulama olmayıp Kanun’da belirtilen tüzel ve gerçek kişilerin tamamını kapsamaktadır.
Bu durumda, Kanun’da sayılan vatandaşları kar/zarar analizine tabi tutmanın hukuki bir tarafı olmadığı gibi; bahsedilen ücretsiz taşıma uygulamalarının, ilgili kuruluşların mali tablolarında zararı kapatmak için dikkate alınması gerektiğine veya ne şekilde dikkate alınacağına dair bir düzenleme de bulunmamaktadır. Aynı değerlendirmeyi bayramlarda yapılan ücretsiz taşımacılık için de yapmak mümkündür.
5393 sayılı Belediye Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde, “Belediyenin, Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini, ifade ettiği” belirtilmekte; aynı Kanun’un “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinde ise, “Belediyelerin, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; … hizmetlerini yapacağı veya yaptıracağı” ifade edilmektedir.
Diğer yandan, aynı Kanun’un “Belediyenin gelirleri” başlıklı 59’uncu maddesinde, “kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları; genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay; belediye meclisi tarafından belirlenecek tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı ücretler” belediye gelirleri arasında sayılmıştır. Görüleceği üzere, belediye gelirleri arasında genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay da vardır. Zikredilen gelirler; belediye tarafından mahalli müşterek mahiyetteki hizmetlerin maliyet karşılığı olarak ya da bu hizmetleri mevzuatın izin verdiği ölçüde bedelsiz ifa etmek için tahsil edilen gelirlerdir.
..... Büyükşehir Belediyesi mahalli müşterek nitelikteki ulaşım hizmetini, bağlı kuruluşu ..... Genel Müdürlüğü eliyle yürütmektedir. 4325 sayılı Kanun’un 12’nci maddesine göre Belediye bütçesinden aktarılan paylar Kuruluşun gelirleri arasında sayılmıştır. Dolayısıyla, mahalli müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi için Belediyece tahsil edilen gelirlerin bir kısmı, mevzuatta belirtilen durumlarda bağlı kuruluşu ..... Genel Müdürlüğüne aktarılabilmektedir.
Bu durumda aktarılan belediye gelirlerinin, 4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesine göre Kuruluşun geliri sayılıp ikramiye ödemelerine konu olabilmesi 03.07.2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu açısından kabul edilemez. Diğer bir ifadeyle, 03.07.2005 tarih ve 5393 sayılı Kanun’da mahalli müşterek nitelikte bir hizmet olarak kabul edilen ulaşım hizmetinden yapılan tahsilatlar ve belediye bütçesinden aktarılan paralardan oluşan kuruluş bütçesinden ikramiye ödemesi yapılmasının sosyal devlet-kamu görevi-kamu hizmeti anlayışına uymadığı kanaatine varılmıştır.
Diğer yandan, 3659 sayılı Kanun’un kapsam maddesinde Kanun kapsamına dahil kuruluşlar; devlete ait iktisadi devlet teşekkülleri, katma bütçeli idarelere ait kuruluşlar, özel bütçeli idarelere ait kuruluşlar, belediyelere ait kuruluşlar ve diğerleri ayrı ayrı sayılmış olup toptan iktisadi devlet teşekkülü kavramı kullanılmamıştır. Daha önce 2929 sayılı Kanun ile 233 sayılı KHK’den bahsedilirken belirtildiği üzere, iktisadi devlet teşekkülleri ifadesi devlete ait olanları kapsayıp belediyelere ait olanları kapsamamaktadır.
3659 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesinde Kanun kapsamındaki kuruluşlar denmemiş İktisadi Devlet Teşekkül ve Müesseselerinden bahsedilmiştir. Bu düzenleme özel olup, Hükümetin yönettiği iktisadi devlet teşekkülleriyle ilgilidir. Ayrıca, yasal düzenlemede söz konusu olan “elde edilen ve üretilen mallar”, maliyetlerinin ve satış fiyatlarının belirlenmesinde Hükümetin belirleyici olduğu mallardır. Dolayısıyla, mezkür düzenlemede zarar hali istisnai bir durum olup Hükümetin yönettiği iktisadi devlet teşekküllerini ilgilendirmektedir. Belirtilen düzenlemenin belediyeye bağlı olan ancak iktisadi devlet teşekkülü hüviyetinde olmayan ..... Genel Müdürlüğünü kapsamadığı açıktır.
Yine sorumluların savunmalarında kamu zararı tespitinin 5018 sayılı Kanun’un 71, 6085 sayılı Kanun’un 35 ve Sayıştay Denetim Yönetmeliği’nin 43’üncü maddesine aykırı olduğu; mevzuatta belirtilen şartlar oluşmamasına rağmen kamu zararı tespitinin yapıldığı belirtilmekte ise de;
5018 sayılı Yasanın 71’nci maddesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.”
6085 sayılı Kanunun 35’inci maddesinde, “ Düzenlilik denetimi, kamu idarelerinin gelir, gider ve malları ile bunlara ilişkin mali nitelikteki tüm hesap ve işlemlerinin Kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığının tespitini kapsayacak şekilde yapılır.”
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’na dayalı olarak çıkarılan Sayıştay Denetim Yönetmeliği’nin 43’üncü maddesinde de;
“(1) Yargılamaya esas raporlar düzenlenirken kamu zararının tespiti ile kamu görevlilerine sorumluluk yöneltilmesinde aşağıdaki şartların oluşup oluşmadığı aranır:
a) Mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerin varlığı,
b) Mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemden bir kamu zararı oluşması,
c) Bu zararın oluşmasına neden olan kamu görevlilerinin belirlenmesi,
ç) Kamu zararının, belirlenen kamu görevlilerinin mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerinden kaynaklandığına ilişkin illiyet bağının kurulması.”
hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan hükümlere göre mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem olduğunda ve bu karar, işlem veya eylemde de kamu görevlisi kusurlu olup sonuçta zarar meydana gelmiş ise kamu zararının oluştuğunun kabulü gerekir. Somut olayda da mevzuata aykırı olarak ikramiye ödemesi yapılmış ve bu mevzuatta aykırılıkta sorumluların kusuru bulunmakta olup, sonuçta da Kuruluş bütçesinden fazla ödemeye neden olunduğundan anılan Mevzuat hükümlerinde öngörülen kamu zararının oluştuğu açıktır.
Sonuç olarak: 4325 sayılı Kanun’un gönderme yaptığı bütün mevzuat hükümleri ikramiye ödemesinin yapılmasını kuruluşun kar etme şartına bağlamıştır. 3659 sayılı Kanun’da yer alan istisna düzenlemesi ise, devlete ait iktisadi kuruluşlarla ilgili olup ..... Büyükşehir Belediyesinin bağlı kuruluşu ..... Genel Müdürlüğünü kapsamamaktadır. Bu durumda, ..... personeline Kuruluşun kar etmemesi durumunda ikramiye dağıtılmasına imkan yoktur.
Diğer yandan; yukarıda da belirtildiği üzere, 4325 sayılı Kanun’la gönderme yapılan iktisadi devlet teşekküllerinin kuruluşu ve yönetilmesine dair mevzuatta, zaman içinde çeşitli değişiklikler ve mülga düzenlemeleri olmuştur. Son halde, hem iktisadi devlet teşekküllerinin halihazırdaki kuruluş mevzuatı olan 233 sayılı KHK’de ikramiye düzenlemesi yoktur; hem de 233 sayılı KHK’ye tabi kuruluşların personel rejimini düzenleyen 399 sayılı KHK’deki ikramiye düzenlemesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Diğer taraftan 11.10.2011 tarih ve 666 sayılı KHK ile aylıklarını 657 sayılı Kanun’a göre alan kamu personeli (ve bazı diğer kamu personeli) için ek ödeme uygulaması getirilmiştir. KHK’nin genel düzenlemesi incelendiğinde, kamu personeli arasında ücretlerde adaletin sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir. Anılan Kararname’nin 1’inci maddede; “…..mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dahil almakta oldukları toplam ödeme tutarı dikkate alınmak suretiyle aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla, en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil), ekli (I) sayılı Cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda ek ödeme yapılır” hükmüne yer verilmiştir.
Kamu personelinin ücret dengesini sağlamak üzere; 666 sayılı KHK’de belirtilen usul ve esaslarda ek ödeme yapılması öngörülürken, halihazırda yapılan ve ücret dengesini bozucu nitelikteki bazı ödemelerin kaldırılması veya ek ödeme ile uyumlulaştırılması amaçlanmıştır. Döner sermaye payları ve ikramiyeler bunlardan bazısıdır. Bu durumda, ücret dengesini sağlama amacıyla bazı kurum ve kuruluşlarda döner sermaye payları konusunda uyumlulaştırma düzenlemeleri yapılmışken ikramiye ödemeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Aylıklarını 657 sayılı Kanun’a göre alan ..... Genel Müdürlüğü personeli de 666 sayılı KHK kapsamında olup ücret dengesinin sağlanması amacıyla mezkür personel de KHK’de belirtilen usul ve esaslarda ek ödemeden yararlanmaktadır. Diğer yandan, KHK’de ..... Genel Müdürlüğü ve benzeri kuruluşlarda yapılan ikramiye ödemeleri için herhangi bir istisna veya mahsuplaşma düzenlemesine de yer verilmemiştir.
666 sayılı KHK, mevzuatta yer alan ikramiye ödemelerini 2012 yılının başından itibaren yürürlükten kaldırmıştır. Yürürlükten kaldırılan ikramiye ödemelerinin bir kısmı kuruluş karına dayalı, bir kısmı ise kara dayalı olmayan ikramiye ödemeleridir.
666 sayılı KHK’nin Ek 12’nci maddesinin 2’nci fıkrasının (a) bendinde, 03.07.1939 tarihli ve 3659 sayılı Kanun’un 31.12.2011 tarihinden geçerli olmak üzere; yürürlükten kaldırıldığı ifade edilmiştir. Yürürlükten kaldırılan 3659 sayılı Kanun bağlamında yapılan ikramiye ödemeleri esas olarak kara dayalı ödemelerdir. 3659 sayılı Kanun yürürlükten kaldırıldığı için Kanun’a tabi kuruluşlar için ihdas edilmiş ikramiye ödemelerinin kaldırılmış olduğunun kabulü gerekmektedir.
4325 sayılı Kanun’da 3659 sayılı Kanun’a atıf vardır. İki Kanun’da da ikramiye uygulamalarında kuruluşların karlılığı esastır. 666 sayılı KHK’de 399 sayılı KHK için yapılan mülga düzenlemesinin konusu olan ikramiyede de karlılık kriteri vardır. Diğer bir ifade ile, mali dönem sonu itibariyle mali tablolara göre kesinleşmiş kuruluş karı üzerinden dağıtılan ikramiyeler söz konusudur.
Ayrıca karlılık ile ilişki kurulmadan doğrudan yapılan ikramiye ödemeleri de yürürlükten kaldırılmıştır. 666 sayılı KHK’de 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesi için yapılan düzenleme bu şekildedir. Bu düzenleme mezkür Kanun’a tabi bütün büyükşehir su ve kanalizasyon idarelerini ilgilendirmektedir. 666 sayılı KHK’nin bu düzenlemesinden sonra, büyükşehir su ve kanalizasyon idarelerinde ikramiye ödeme imkanı kalmamıştır.
Bu durumda, 666 sayılı KHK ile hem kuruluş karına göre ödenen, hem de karla ilişki kurulmadan ödenen ikramiye uygulamalarının yürürlükten kaldırıldığı kabul edilmelidir.
Yukarıdaki düzenlemeye ek olarak 666 sayılı KHK’nin Ek 12’inci maddesinin 1/ü bendinde, “İlgili mevzuatına göre yılın belirli aylarında personelin aylığı (ek gösterge dahil) veya asgari ücret esas alınmak suretiyle ödenmekte olan ikramiye ödemelerine ilişkin hükümlerin 14.01.2012 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırıldığına” dair genel bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme, tek tek sayılamayan veya KHK’nin düzenlenmesi aşamasında tespit edilemeyen kara dayalı veya karla ilişki kurulmayan ikramiyelerin tamamını kapsamaktadır.
Dolayısıyla: 666 sayılı KHK’la yapılan düzenlemeden sonra; 4325 sayılı Kanun’da ikramiye ibaresi bulunsa bile, hem atıf yapılan 3659 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılması hem de genel yürürlükten kaldırma düzenlemesinden sonra, ..... Genel Müdürlüğü personeli için ikramiye ödenmesine ilişkin mevzuat hükümlerinin yürürlükten kaldırıldığı açıktır.
Açıklanan gerekçelerle sorumluların savunmalarının kabulü mümkün değildir.
Sonuç olarak belirtilen gerekçeler ile Üye ......’in “4325 sayılı ..... Elektrik Ve Havagazı Ve Adana Elektrik Müesseselerinin İdare Ve İşletmeleri Hakkın da Kanunu’nun 13’üncü maddesinde,
“Müesseselerin elde edecekleri her türlü gelirlerden sırasıyla:
A) Umumi idare ve işletme masrafları;
B) Satın alma taksitleri karşılığı olarak Hazineye ödenecek paralar;
C) Yenileme karşılıkları;
D) Fevkalade masraflarla kar ve zarar hesaplarının muhtemel açıklarını karşılamak üzere (A, B ve C) fıkralarında yazılı paraların çıkarılmasından sonra kalacak bakiyenin % 10 u nispetinde ihtiyat akçesi;
E) Gayrisafi gelir üzerinden ayrılacak % 5 belediye hissesi;
F) (A, B, C, D ve E) fıkralarında gösterilen paylar ayrıldıktan sonra bakiye kalacak safi hasılattan % 5 i
3460 sayılı kanun hükümlerine göre memuru ve müstahdemin ikramiyesi;
olarak tefrik edilir.
G) Yukardaki fıkralarda yazılı masraflar, karşılıklar ve hisseler çıkarılıp geri kalacak safi gelirden genişletme ihtiyatı olarak lüzumlu paralar da ayrıldıktan sonra kalanı belediyeler bütçelerine irat kaydolunur.
(D) Fıkrasında yazılı % 10 lardan birikecek ihtiyat akçası, sermayenin dörtte birini bulduktan sonra bu ad ile para ayrılmaz. Ancak görülecek olan lüzum üzerine bu paradan harcandıkça, dörtte bir nispetini buluncaya kadar bu hesaba hisse ayrılmasına yeniden devam olunur.” denilerek müesseselerin elde edecekleri her türlü gelirin tefrik edileceği alanlar belirlenmiştir.
Anılan hükme göre, Kuruluşlarca elde edilen gelirlerden maddenin A, B, C, D ve E fıkralarında gösterilen paylar düşüldükten sonra kalan safi hasılattan % 5’i 3460 sayılı Kanun hükümlerine göre ikramiye olarak dağıtılabilir. Ancak, ..... Genel Müdürlüğü 2015 yılı bilançosu incelendiğinde, Kuruluşun zarar ettiği, dolayısıyla ikramiye ödemesinin temel şartı olan, Kuruluşça elde edilen gelirlerden anılan maddenin A, B, C, D ve E fıkralarında belirtilen paylar ayrıldıktan sonra dağıtılabilir bakiye safi hasılatın bulunması şartı gerçekleşmeden memurlara ikramiye ödenmesi anılan Kanun’un zikredilen hükmüne aykırıdır.
4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesindeki ikramiye ödemesine ilişkin bu hükmün, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 12’nci maddesinin 1/ü bendinde yer alan, “İlgili mevzuatına göre yılın belirli aylarında personelin aylığı (ek gösterge dahil) veya asgari ücret esas alınmak suretiyle ödenmekte olan ikramiye ödemelerine ilişkin hükümler …yürürlükten kalkmıştır.” hükmü karşısında yürürlükte olmadığı iddia edilebilirse de; 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin anılan hükmünde başka bir şarta bağlı olmayan, yılın belirli aylarında personelin aylığı (ek gösterge dahil) veya asgari ücret esas alınmak suretiyle rutin olarak ödenmekte olan ikramiye ödemeleri yürürlükten kaldırılmıştır. Oysa 4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde öngörülen ikramiye ödemesi yılın belirli aylarında personelin aylığı (ek gösterge dahil) veya asgari ücret esas alınarak rutin ödenen bir ikramiye ödemesi değildir. Kar şartına bağlı bir ikramiye ödemesidir.
Bu nedenle 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 12’nci maddesinin 1/ü bendindeki hüküm 4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde öngörülen ikramiye ödemesini kapsamamaktadır.
Kaldı ki 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 12’nci maddesinin 1/ü bendindeki hükmün, kamu kurum ve kuruluşlarındaki bütün ikramiye ödemelerini kapsamadığı, diğer bir ifadeyle genel kapsayıcı bir düzenleme olmadığı, kaldırılan ikramiyelerin kurala bağlama yönteminden de anlaşılmaktadır.
Nitekim anılan Kararname’nin Ek 12’nci maddesinin 1/ü bendinde, “İlgili mevzuatına göre yılın belirli aylarında personelin aylığı (ek gösterge dahil) veya asgari ücret esas alınmak suretiyle ödenmekte olan ikramiye ödemelerine ilişkin hükümler …yürürlükten kalkmıştır.” denildiği halde, aynı maddenin 1/n bendinde, 399 sayılı KHK’nın 25’inci maddesinin (a) fıkrasının ikramiye ödenmesine yönelik ikinci paragrafının, 2/ğ bendinde de, “20.11.1981 tarihli ve 2560 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının (d) bendinde yer alan “ yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek ibaresinin” yürürlükten kaldırıldığı ayrıca özel olarak belirtilmiştir. Bu kurala bağlama yönteminde de anlaşılmaktadır ki Ek 12’nci maddenin 1/ü bendindeki hüküm bütün ikramiye ödemelerini kapsamamaktadır.
4325 sayılı Kanun’un anılan maddesinde öngörülen ikramiye ödemesinin kaldırıldığına dair açık bir düzenlemeye de yer verilmemiştir.
Her ne kadar 4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinin ikramiye ödemesiyle ilgili (F) fıkrasında atıf yapılan 3460 sayılı Kanun yürürlükte değilse de; 4325 sayılı Kanun’un bu maddesi ve 24’üncü maddesinde yer alan ikramiye ödemesine ilişkin düzenlemelerin varlığı devam etmektedir.
Özetle, 4325 sayılı Kanun’da ikramiye ödemesi için öngörülen temel şart olan Kuruluşun kar etme şartı gerçekleşmiş olması halinde ..... Genel Müdürlüğü personeline ikramiye ödenebilir, ancak anılan Genel Müdürlük 2015 yılında zararla kapatmıştır. Bu nedenle söz konusu yılın işlemleri kapsamında ikramiye ödenemez.
Savunmalarda; ..... Genel Müdürlüğünün 2015 yılı bilançosunu zararla kapatmış olması nedeniyle dağıtılabilir ikramiyesinin bulunmadığı tespitinin yerinde olmadığı; Hükümet tarafından 4736 sayılı Kanun kapsamında yapılan düzenlemeler neticesinde 2015 yılında ücretsiz taşınan yolcu sayısından kaynaklanan gelir kaybı sebebiyle ...-TL zarar oluştuğu; 2015 yılı ..... Genel Müdürlüğü bilançosunda zarar olarak görülen ...-TL’nin çok üzerinde gelir kaybının bulunduğu; bunların olağanüstü bir durum olarak 3659 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği; bununla birlikte Bakanlar Kurulu Kararı ile getirilen dini bayramlarda ücretsiz taşınma mecburiyetinden oluşan gelir kaybı da düşünüldüğünde, Kuruluşun ücretsiz taşımadan kaynaklanan gelir kaybının daha da büyük olduğu ileri sürülmekteyse de; 3659 sayılı Kanun’un Ek1’inci maddesinde bahsedilen düzenleme özel olup Hükümetin yönettiği iktisadi devlet teşekkülleriyle ilgilidir. Ayrıca, yasal düzenlemede söz konusu olan “elde edilen ve üretilen mallar”, maliyetlerinin ve satış fiyatlarının belirlenmesinde Hükümetin belirleyici olduğu mallardır. Dolayısıyla, zikredilen düzenlemede zarar hali istisnai bir durum olup Hükümetin yönettiği iktisadi devlet teşekküllerini ilgilendirmektedir. Belirtilen düzenlemenin ..... Genel Müdürlüğünü kapsamadığı açıktır.
Sonuç olarak, 4325 sayılı Kanun’un ikramiye ödemesiyle ilgili hükümleri olan 13 ve 24’üncü maddesinin hükümleri yürürlükte olup, bu hükümlere göre ..... Genel Müdürlüğünün memur personeline ikramiye ödenmesi mümkün ise de; anılan Genel Müdürlük 2015 yılında zarar etmekle ikramiyenin temel şartı olan kar şartı oluşmadığından yapılan ikramiye ödemeleri 4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesi hükmüne aykırıdır.” şeklindeki görüşünde yer alan ilave gerekçeyle ..... Genel Müdürlüğü memur personeline mevzuata aykırı olarak ikramiye ödenmesi sonucunda neden olunan kamu zararı tutarı ....-TL’nin,....sorumlulara müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle ödettirilmesine oy çokluğuyla,
Her ne kadar sorguda, yapılan ödemeden Muhasebe Yetkilisi de sorumlu tutulmuş ise de; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 61’inci maddesinin üçüncü fıkrasında, muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde; yetkililerin imzasını, ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını, maddi hata bulunup bulunmadığını ve hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri kontrol etmekle yükümlü olup, sorumlulukları bu kontrol yükümlülükleriyle sınırlı olduğundan ve mevzuata aykırı ödeme bu kapsama girmediğinden kamu zararından Muhasebe Yetkilisi (Muhasebe Şube Müd. V.)...’ın sorumlu tutulmamasına oy birliğiyle,
karar verildi.
Karşı Oy:
Daire Başkanı ....ve Üye...’un karşı oy gerekçeleri;
4325 sayılı ..... Elektrik Ve Havagazı Ve Adana Elektrik Müesseselerinin İdare Ve İşletmeleri Hakkında Kanunu’nun 13’üncü maddesinde,
“Müesseselerin elde edecekleri her türlü gelirlerden sırasıyla:
A) Umumi idare ve işletme masrafları;
B) Satın alma taksitleri karşılığı olarak Hazineye ödenecek paralar;
C) Yenileme karşılıkları;
D) Fevkalade masraflarla kar ve zarar hesaplarının muhtemel açıklarını karşılamak üzere (A, B ve C) fıkralarında yazılı paraların çıkarılmasından sonra kalacak bakiyenin % 10 u nispetinde ihtiyat akçesi;
E) Gayrisafi gelir üzerinden ayrılacak % 5 belediye hissesi;
F) (A, B, C, D ve E) fıkralarında gösterilen paylar ayrıldıktan sonra bakiye kalacak safi hasılattan % 5 i
3460 sayılı kanun hükümlerine göre memuru ve müstahdemin ikramiyesi;
olarak tefrik edilir.
G) Yukardaki fıkralarda yazılı masraflar, karşılıklar ve hisseler çıkarılıp geri kalacak safi gelirden genişletme ihtiyatı olarak lüzumlu paralar da ayrıldıktan sonra kalanı belediyeler bütçelerine irat kaydolunur.
(D) Fıkrasında yazılı % 10’lardan birikecek ihtiyat akçası, sermayenin dörtte birini bulduktan sonra bu ad ile para ayrılmaz. Ancak görülecek olan lüzum üzerine bu paradan harcandıkça, dörtte bir nispetini buluncaya kadar bu hesaba hisse ayrılmasına yeniden devam olunur.” denilerek müesseselerin elde edecekleri her türlü gelirin tefrik edileceği alanlar belirlenmiştir.
Anılan hükme göre, Kuruluşlarca elde edilen gelirlerden maddenin A, B, C, D ve E fıkralarında gösterilen paylar düşüldükten sonra kalan safi hasılattan % 5’i 3460 sayılı Kanun hükümlerine göre ikramiye olarak dağıtılabilir.
4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesindeki ikramiye ödemesine ilişkin bu hükmün, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 12’nci maddesinin 1/ü bendinde yer alan, “İlgili mevzuatına göre yılın belirli aylarında personelin aylığı (ek gösterge dahil) veya asgari ücret esas alınmak suretiyle ödenmekte olan ikramiye ödemelerine ilişkin hükümler …yürürlükten kalkmıştır.” hükmü karşısında yürürlükte olmadığı iddia edilebilirse de; 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin anılan hükmünde başka bir şarta bağlı olmayan, yılın belirli aylarında personelin aylığı (ek gösterge dahil) veya asgari ücret esas alınmak suretiyle rutin olarak ödenmekte olan ikramiye ödemeleri yürürlükten kaldırılmıştır. Oysa 4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde öngörülen ikramiye ödemesi yılın belirli aylarında personelin aylığı (ek gösterge dahil) veya asgari ücret esas alınarak rutin ödenen bir ikramiye ödemesi değildir.
Bu nedenle 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 12’nci maddesinin 1/ü bendindeki hüküm 4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde öngörülen ikramiye ödemesini kapsamamaktadır.
Kaldı ki 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 12’nci maddesinin 1/ü bendindeki hükmün, kamu kurum ve kuruluşlarındaki bütün ikramiye ödemelerini kapsamadığı, diğer bir ifadeyle genel kapsayıcı bir düzenleme olmadığı, kaldırılan ikramiyelerin kurala bağlama yönteminden de anlaşılmaktadır.
Nitekim anılan Kararname’nin Ek 12’nci maddesinin 1/ü bendinde, “İlgili mevzuatına göre yılın belirli aylarında personelin aylığı (ek gösterge dahil) veya asgari ücret esas alınmak suretiyle ödenmekte olan ikramiye ödemelerine ilişkin hükümler …yürürlükten kalkmıştır.” denildiği halde, aynı maddenin 1/n bendinde, 399 sayılı KHK’nın 25’inci maddesinin (a) fıkrasının ikramiye ödenmesine yönelik ikinci paragrafının, 2/ğ bendinde de, “20.11.1981 tarihli ve 2560 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının (d) bendinde yer alan “ yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek ibaresinin” yürürlükten kaldırıldığı ayrıca özel olarak belirtilmiştir. Bu kurala bağlama yönteminde de anlaşılmaktadır ki Ek 12’nci maddenin 1/ü bendindeki hüküm bütün ikramiye ödemelerini kapsamamaktadır.
4325 sayılı Kanun’un anılan maddesinde öngörülen ikramiye ödemesinin kaldırıldığına dair açık bir düzenlemeye de yer verilmemiştir.
Her ne kadar 4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinin ikramiye ödemesiyle ilgili (F) fıkrasında atıf yapılan 3460 sayılı Kanun yürürlükte değilse de; 4325 sayılı Kanun’un bu maddesi ve 24’üncü maddesinde yer alan ikramiye ödemesine ilişkin düzenlemelerin varlığı devam etmektedir.
Diğer taraftan Denetçi tarafından ..... Genel Müdürlüğünün 2015 yılı bilançosunu zararla kapatıldığı, bu nedenle bu yıl işlemleri kapsamında ikramiye ödenemeyeceği iddia edilmekteyse de; savunmalarda da belirtildiği üzere 3659 sayılı Kanun’un Ek 1’nci maddesinin “…..Hükümet makamlarınca kabul edilen maliyetlerinden aşağı satış fiyatı tespit edilmiş olmasından dolayı bilançolarında kar tahakkuk etmemesi veya tahakkuk eden kardan 3460 sayılı Kanunun 42 nci maddesi gereğince verilecek ikramiyenin bir aylık istihkaka tekabül etmemesi hallerinde, 3659 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (C) fıkrasının ilk bendi hükmüne göre verilebilecek temettü ikramiyesi kayıt ve şartlarına bakılmaksızın, fevkalade hallerin devamı müddetince,” hükmü ve aynı Kanun’un 13’üncü maddesinin F bendinde “…….fevkalade haller dolayısıyla Hükümetçe veya salahiyetli makamlarca alınmış olan karar ve tedbirler neticesi tahassül edecek kar ve zararlar nazara alınmaz." hükmü çerçevesinde salahiyetli makamlarca (yasama/yürütme) alınmış kararlar neticesinde 4736 sayılı Kanun ile getirilen ücretsiz taşımadan kaynaklanan ve %35'lere varan ek yük süregelen bir fevkalade durum halini almıştır.
Nitekim sorumluların gerek yazılı savunmalarında gerekse duruşma sırasında yaptıkları slayt sunumunda Hükümet tarafından 4736 sayılı Kanun kapsamında yapılan düzenlemeler neticesinde 2015 yılında ücretsiz taşınan yolcu sayısından kaynaklanan gelir kaybı sebebiyle ...-TL zarar oluştuğu; 2015 yılı ..... Genel Müdürlüğü bilançosunda zarar olarak görülen ....-TL’nin çok üzerinde gelir kaybının bulunduğu; bunların olağanüstü bir durum olarak 3659 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği; bununla birlikte BKK ile getirilen dini bayramlarda ücretsiz taşınma mecburiyetinden oluşan gelir kaybı da düşünüldüğünde, Kuruluşun ücretsiz taşımadan kaynaklanan gelir kaybının daha da büyük olduğu açıktır.
Bu fevkalade haller nedeniyle oluşan gelir kaybı dikkate alındığında ..... Genel Müdürlüğünün 2015 yılında zarar etmediği, dolayısıyla da 4325 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde ikramiye ödemesi için öngörülen kar şartının oluştuğunun kabulü gerekir.
Açıklanan gerekçelerle, ..... Genel Müdürlüğü memur personeline ödenen ikramiye ödemelerinde mevzuata aykırılık bulunmadığından sorgu konusu ...-TL tutarındaki ödeme hakkında ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:06