Sayıştay 6. Dairesi 44296 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
44296
13 Mart 2019
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2016
-
Daire: 6
-
Dosya No: 44296
-
Tutanak No: 45846
-
Tutanak Tarihi: 13.03.2019
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Vekaleten görevlendirilen müdürlere sosyal denge tazminatı Ödemesi.
105 sayılı İlamın 9. maddesi ile, Vekaleten görevlendirilen müdürlere mevzuatta belirtilen ve üst limit olan en yüksek devlet memuru aylığını aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödenmesi neticesinde ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlamda harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... , muhasebe yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... ile ahiz ... ’ın aynı mahiyetteki temyiz dilekçesinde özetle;
Sayıştay ilgili Daire Başkanlığının vermiş olduğu ilam gereğince, ... Belediyesinde görev yapmakta olan müdür vekillerine 2016 yılı boyunca en yüksek devlet memuru aylığını aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle kamu zararı oluştuğu iş bu ilamın gerekçesi olarak gösterildiğini,
22.05.2004 tarihinde Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasına; "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır. " hükmünün eklendiğini,
Anayasa'nın anılan hükmü gereğince "sendikal hak ve özgürlükler “in insan hakları olduğunu, bu itibarla, Anayasanın 90 maddesine uygun olarak onanarak yürürlüğe konulan milletlerarası sözleşmeler içerisinde; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (11.madde), Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, Ekonomi, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi, Uluslararası Çalışma örgütünün (ILO) 87 sayılı Sendika Özgürlüğü ve Sendika Hakkının Korunması Sözleşmesi ile 98 sayılı Örgütlenme Hakkı ve Toplu Pazarlık Sözleşmesi (4. madde) yer almakta olup, tüm bu uluslararası anlaşmaların temel insan hakları sözleşmelerinden olduğunu, ayrıca bu sözleşmeleri ulusal hukuka katan özel yasa olmadan direkt uygulanabileceği Anayasa’nın 90. maddesi gereği olduğunu, ayrıca Anayasa’nın 11. maddesinde Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı hükmü karşısında; Anayasanın bağlayıcılığının yalnızca yasama, yürütme ve yargı organlarıyla sınırlı olmadığının çok açık biçimde ortaya konulduğunu,
Nitekim konuyla ilgili olarak Danıştay Birinci Dairesi (Esas No:2005/1067, Karar No: 2005/1363) 17.11.2005 tarihli kararında, ... SEN sendikası ile ... ... Belediyesi arasında akdedilen toplu sözleşmenin; Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO) nun Ülkemizce onaylanan 87, 98, 151 sayılı sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı hükümlerinin Anayasanın 53 ve 90 inci maddeleri uyarınca değerlendirilmesi sonucu ... ediye ve ... Sendikası ile Belediye arasında varılan mutabakat uygulamasının suç teşkil eder bir yanının bulunmadığı kararının soruşturma izni verilmesine ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verildiğini,
Ayrıca, Zonguldak İdare Mahkemesi, (Esas No:2006/633, Karar No:2006/11142) 14.09.2006 tarihinde: ILO Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı'na atıfta bulunduğunu ve bu sözleşmelerde kamu emekçilerinin toplu sözleşme hakkının bulunduğunun belirtildiğini, Anayasa'nın 90. maddesi gereği bu sözleşmelerin iç hukukta uygulanmasının öncelikli olduğunun kabul edildiğini,
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile ... Sen sendikası arasında 01.01.1993 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere imzalanan Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinin Gaziantep Belediye Başkanlığınca yerine getirilmemesi üzerine, tüm yasal başvuru yollarının tüketilmesini müteakip sendika tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulduğunu, AİHM İkinci Dairesi 345Ü3/97 no'lu dosyada işlem gören davada 21.11.2006 tarihli kararı ile "... Ulusal Mahkemeler, başvuranların bağlı olduğu sendikanın tüzel kişiliğini tanımayı reddettiklerinden ve sendika tarafından işverenle imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin geçersiz olarak değerlendirilmesinden dolayı AİHS'nin 11. maddesinin ihlal edildiği ..." gerekçesiyle Savunmacı Devletin tazminat ödemesine karar verildiğini, bu karara Hükümetin itirazı üzerine dosyanın Büyük Daireye intikal ettiğini,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin 12 Kasım 2008 tarihinde Avrupa Konseyi üyesi 47 devletin hepsini bağlayan bir kararla bu konuya ilişkin uluslararası yargı sürecini nihai olarak sonuçlandırdığını, Büyük dairenin, "Demir- Baykara/Türkiye" adındaki bu davaya yönelik "oybirliği" ile verdiği kararında; sendikal hak ve özgürlüklerle ilgili başlıca sözleşmelere ve sözleşmelerdeki kurallara göndermelerde bulunulduğunu, bununla da yetinmeyerek denetim organlarının yerleşik kararlarından alıntılar yapıldığını, kamu çalışanlarının toplu sözleşme hakkı bakımından içtihat niteliğindeki bu kararında Büyük Dairenin özetle; sendika hakkının kullanılmasının engellenmesi ve imzaladığı toplu iş sözleşmesinin geriye etkili olarak geçersiz sayılmasının 11. maddenin ihlal edildiği sonucuna varıldığını, Büyük Daire toplu sözleşme hakkının Sözleşme'nin 11. maddesinde sendikalar için öngörülen sendikal faaliyetlere katılma hakkının doğasında bulunan unsurlardan birisi olduğunu özellikle vurgulamak suretiyle hükümetin sendikaya 20.500 Euro tazminat ödemesine karar verdiğini,
Kamu çalışanlarının toplu sözleşme hakkına ilişkin Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşme ve belgeler ile bunlara ilişkin ulusal ve uluslararası yargı kararlarının yanında 12.09.2010 tarihli halkoylamasının, 23.09.2010 tarih ve 27708 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan sonuçlarına göre kabul edilen Anayasa değişiklik paketiyle Anayasanın 53. maddesine "... Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler." fıkrası eklenmesi nedeniyle kamu görevlilerinin toplu sözleşme yapmaları önünde engel olduğu iddia edilen mevzuatın değiştirildiğini,
Sonuç olarak, uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararları doğrultusunda sözleşme yapma serbestisi gereğince ve uluslararası sözleşmelerle çelişecek şekilde yasal düzenleme getirmek suretiyle kamu görevlilerinin toplu iş sözleşmesi yapma hakkının kısıtlanmasının Anayasaya da aykırı olduğunu,
Nitekim, Anayasa'nın 90. maddesi üzerinden iç hukukta doğrudan ve öncelikli uygulanması gereken Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve bunlara dayalı olarak verilen ulusal ve uluslararası yargı kararları ile Anayasa'nın 12.09.2010 tarihinde değiştirilen 53. maddelerine uygun olarak 04.04.2012 tarihli 6289 sayılı Yasa ile 4688 sayılı Yasada değişiklik gerçekleştirildiğini, adı "Kamu görevlileri sendikaları ve toplu sözleşme kanunu" olarak değiştirilen 4688 sayılı Yasanın "Mahalli İdarelerde Sözleşme imzalanması" başlıklı 32. maddesinde ise belediyeler, il özel idareleri ve mahalli idare birliklerinde çalışan kamu görevlilerini temsilen ilgili mahalli idare kurumunda en fazla üyeye sahip sendika ile kurum amiri arasında sözleşme yapılacağının belirtildiğini,
Aynı zamanda 23.06.2015 tarihinde imzalanan Yerel Yönetim Hizmet Koluna ilişkin 2015-2016 yıllarını kapsayan 3. dönem toplu sözleşme metninin "Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme" üst başlığı altında yer alan "sosyal denge tazminatı" alt başlıklı 1. maddesinde; "Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100'üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı asmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebileceği ..."hükümlerinin yer aldığını,
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun Geçici Madde 14'de ise "15/3/2012 tarihinden önce375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmayacağı ..." hükme bağlandığını,
Sayıştay 5. Dairesinin 181 ilam, 166 karar no'lu ve 14.04.2016 tarihli kararında ” Söz konusu Geçici 14 üncü maddenin son bölümünde yer alan düzenleme ile idarelere, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2015 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi verilmiştir. Daha sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar; önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise, bu durumda idarelere, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisi verilmektedir. Bununla birlikte verilen bu yetki, hiçbir zaman bir önceki sözleşmede, toplu sözleşme ile belirlenen tutarın üstünde bir tutar belirlenmişse, yeni imzalanacak sözleşme ile önceki sözleşmedeki tutarın artırılması anlamına gelmemektedir. Başka bir deyişle, 31.12.2015 tarihine kadarki dönemde, yenilenen sözleşme ile ünvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağ, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise, yüksek olan bu tutarların da artırılması mümkün değildir. Diğer taraftan aynı dönemde, bir önceki sözleşmede ünvanlar itibariyle öngörülen sosyal denge tazminatı tutarı, yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, bu defa yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutar, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar kadar olabilecektir ..." denildiğini,
Kurum ile ilgili Sendika arasında 15/3/2012 tarihinden önce sözleşme akdedildiğini, 2016 yılında akdedilen sözleşmenin iş bu sözleşmenin devamı niteliğinde olduğunu, 4688 sayılı Yasa'nın Geçici 14. maddesine istinaden sözleşme akdedilirken 32. maddenin 3. fıkrasında yer alan hükümlerin dikkate alınmayacağını, yine bir önceki sözleşmede unvanlar itibariyle öngörülen sosyal denge tazminatı tutarının, yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, bu defa yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutarın, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar kadar olabileceği, göz önüne alındığında 2016 yılı için belirlen sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı olan ... .-TL brüt, 705,00.-TL net kadar Müdür Vekillerine ödeme yapılabileceğini,
Bu konuda idarenin takdir hakkının olduğunu, sosyal denge tazminat tutarının bir önceki sosyal denge sözleşmesinde belirlenen tavan tutarından düşük olması durumunda toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar kadar olacağı kanaati ile iş bu ilama katılmadıklarını,
Ayrıca Belediyede kadrolu müdür sayısı yok denecek kadar az olduğundan hizmetlerin aksamaması için vekalet yolu ile müdürlük görevlerinin yürütüldüğünü, müdürlüğe vekalet eden personelin sosyal denge ücreti dışında herhangi bir vekalet ücreti almadığını, 5018 sayılı Yasa gereği birim müdürlerinin aynı zamanda harcama yetkilisi olduğunu, her attıkları imzada zimmet yönünde birinci derecede sorumlu olduklarını, müdürlük vekalet ücretlerini zimmet olarak ödedikleri zaman kurumda hiçbir personelin müdürlük görevini yapmayacağını, müdürlük görevinin ehil insanlarca yürütülmemesi durumunda hizmetlerin aksayacağını belirterek yukarıda yer alan gerekçeler dikkate alınarak ilam hükmünün bozulmasını talep etmişlerdir.
Başsavcılık mütalaasında;
“Dairesince, ... Belediyesi’nde görev yapmakta olan müdür vekillerine en yüksek devlet memuru aylığını aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu neden olunan kamu zararının sorumlulardan tazminine karar verilmiştir.
Sorumlu savunmasında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, TC Anayasası, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu, Yargı Kararları ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre ödemelerin yapıldığını belirtilerek, tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15. maddesi,
Sosyal denge tazminatı ödemesi için yapılacak sözleşmenin kapsam ve şeklini belirleyen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun, 32. maddesi ve Geçici 14. maddesi,
Hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, vekaleten görevlendirilen müdürlere mevzuatta belirtilen ve üst limit olan en yüksek devlet memuru aylığını aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödendiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, gerekçeli Daire kararının korunmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Arz olunur.” Denilmiştir.
Dosyadaki mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra;
Gereği Görüşüldü
105 sayılı İlamın 9. maddesi ile, Vekaleten görevlendirilen müdürlere mevzuatta belirtilen ve üst limit olan en yüksek devlet memuru aylığını aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödenmesi neticesinde ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15’inci maddesinde;
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
Sosyal denge tazminatı ödemesi için yapılacak sözleşmenin kapsam ve şeklini belirleyen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 32’nci maddesinde;
“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.”
Geçici 14’üncü maddesinde;
“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.”,
hükümlerine yer verilmiştir.
Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme’nin “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” başlıklı dördüncü bölümünün 1’inci maddesinde;
“(1) Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %100’üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla
ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.
…” denilerek sosyal denge tazminatı için tavan ücretin en yüksek devlet memuru maaşının ek göstergeler dâhil %100’ü olarak belirlenmiştir. 2016 ve 2017 yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşmede belirlenen (En yüksek Devlet Memuru aylığının (Ek Gösterge dahil) % 100’ü)sosyal denge tavan tutarı 2016 yılı memur maaş katsayılarına göre Ocak-Haziran dönemi için aylık 95000,088817=... TL, Temmuz-Aralık dönemi için 95000,093259=... TL’dir.
Sorumluların temyiz dilekçesinde, dayanak olarak gösterdikleri 15.10.2011 tarihinde imzalanan sosyal denge sözleşmesinde müdür vekillerine ... TL sosyal denge tazminatı ödenmesi kararlaştırılmıştır. 4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesinde sosyal denge tazminatı üst sınırı olan en yüksek devlet memuru aylığının %100’ünü aşacak istisnai bir hükme yer verilmiştir. Tavan tutarı aşacak bu istisnai hükmün iki şartı vardır. Bunlardan birincisi imzalanan sosyal denge sözleşmesi tarihinin 15.03.2012 tarihinden önce olması ve ikincisi ise bu tarihten önce imzalanan sözleşmede ödenmesi kararlaştırılan sosyal denge tazminatı tutarının tavan tutar olan en yüksek devlet memuru aylığının % 100’ünün üzerinde yer almasıdır.
15.10.2011 tarihli sosyal denge sözleşmesinde yer alan müdür vekillerine ödenecek ... TL sosyal denge tazminatı, 2016 yılı için tavan tutar olan en yüksek devlet memuru aylığının %100’ünü aşmadığı için tavan tutarın üzerinde bir ödeme yapılması mümkün değildir. Bu nedenle müdür vekillerine, 31.12.2015-31.12.2016 dönemini kapsayan sosyal denge sözleşmesine göre diğer memurlara ödenen en yüksek devlet memuru aylığının %100’nün üstünde bir ödemede bulunulması mümkün değildir.
Bu itibarla, 105 sayılı ilamın 9. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, (.. Daire Başkanı ... , Üyeler ... , ... , ... ile ... ’un aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oyçokluğu ile,
Karar verildiği 13.03.2019 tarih ve 45846 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi
.. Daire Başkanı ... , Üyeler ... ,... ile ... ’un karşı oy gerekçesi
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61’inci maddesinde;
“Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;
a) Yetkililerin imzasını,
b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,
c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,
d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,
Kontrol etmekle yükümlüdür.
Muhasebe yetkilileri, ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin hata veya eksiklik bulunması halinde ödeme yapamaz. Belgesi eksik veya hatalı olan ödeme emri belgeleri, düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç bir iş günü içinde gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hataların düzeltilmesi veya eksikliklerin giderilmesi halinde ödeme işlemi gerçekleştirilir.
Muhasebe yetkilileri işlemlerine ilişkin defter, kayıt ve belgeleri muhafaza eder ve denetime hazır bulundurur.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri uyarınca, ödeme emri belgesinde gerçekleştirme görevlilerinin imzasının bulunmaması dolayısıyla, İlamda, muhasebe yetkilileri de oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuşlardır. Her ne kadar muhasebe yetkilileri, yetkililerin imzasını aramakla yükümlü tutulmuşlarsa da, imza eksikliği kamu zararının sebebini oluşturmamaktadır. Bu sebeple muhasebe yetkililerinin oluşan kamu zararından sorumlu tutulmaması gerekmektedir.
Bu itibarla, muhasebe yetkililerinin sorumluluktan çıkarılmasını teminen verilen tazmin hükmünün bozularak dairesine tevdiine karar verilmesi gerekir.
Üye ... ’nün karşı oy gerekçesi
... Belediyesinde görev yapan müdürlere mevzuatta belirtilen ve üst limit olan en yüksek devlet memuru aylığını aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle kamu zararına sebep olunmuştur. Ancak konunun sorumluluk yönünden incelenmesi gerekmektedir.
5018 sayılı Kanunun “Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu” başlıklı dördüncü bölümün 11. maddesine göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır. Dolayısıyla verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan Belediye Başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak burada yapılan ödeme, doğrudan belediye başkanınca imzalanan sözleşmeye dayandığından ortaya çıkan kamu zararından sorumlu bulunmaktadır.
Yine 5018 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde bütçeden harcama yapılabilmesi harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesine bağlanmış, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, harcama yetkilileri sorumlu tutulmuştur. Bu bağlamda mevzuata aykırı yapılan harcamalardan belediye başkanı ile birlikte harcama yetkilisinin de sorumlu tutulması gerekmektedir.
Gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğuna gelince, 5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasında gerçekleştirme görevlilerinin, iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alınması veya gerçekleştirilmesi hususlarında sorumluluklarının bulunduğu hüküm altına alınmıştır. 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete yayınlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir” denilmektedir. Aynı düzenlemede, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemlerin, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden de kontrol edileceği ifade edilmiş ise de, bu sorumluluğun öncelikle yönetim sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Ancak yönetim sorumluluğu, gerçekleştirme görevlilerinin mali sorumluluğunun bulunmadığı gibi değerlendirilemeyeceği gibi, 5018 sayılı kanun öncesinde olduğu gibi gerçekleştirme memurlarının adeta bidayetten zimmettar addedilerek her ödemeden sorumlu tutulmalarını da gerektirmez. Söz konusu olayda üst yönetici Belediye Başkanı tarafından imzalanmış bir sözleşme ve kanuna aykırılığı araştırmakla sorumlu harcama yetkilisince verilmiş harcama talimatı varken, iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alınması veya gerçekleştirilmesi ile görevli olan ve söz konusu sözleşme ve harcama talimatına uygun işlem yapan, ve hayatın olağan akışına göre adı geçen amirlere itiraz edebilmesi de mümkün bulunmayan memur statüsündeki gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğa dahil edilmesi hakkaniyetle bağdaşmaz. Bu bağlamda sözleşme gereği yapılan harcamalardan gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu tutulmaması gerekir.
Hal böyle olunca, 5018 sayılı Kanunda, muhasebe yetkilileri, diğer yetkililerin imzasını aramakla yükümlü tutulmuşlarsa da, imza eksikliği kamu zararının sebebini oluşturmadığı gibi imzalarının eksik olduğu belirlenen gerçekleştirme görevlilerinin de sorumluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilamda, ödeme emri belgesinde gerçekleştirme görevlilerinin imzasının bulunmaması gerekçesiyle, muhasebe yetkilileri de oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuşlarsa da, sırf bu sebeple muhasebe yetkililerinin oluşan kamu zarından sorumlu tutulmaması gerekir.
Bu itibarla, muhasebe yetkililerinin sorumluluktan çıkarılmasını ve sözleşmeyi imzalayanların sorumluluğunun araştırılmasını teminen verilen tazmin hükmünün bozularak dairesine tevdiine karar verilmesi gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:12