Sayıştay 6. Dairesi 43275 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

43275

Karar Tarihi

15 Mayıs 2019

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2015

  • Daire: 6

  • Dosya No: 43275

  • Tutanak No: 46233

  • Tutanak Tarihi: 15.05.2019

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Sosyal denge tazminatının memurlar için kanunlarla belirlenen sınırlara uyulmaksızın ödenmesi;

  1. 232 sayılı İlamın 5. maddesiyle; … Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğünde çalışan memur personele ödenen sosyal denge tazminatının mevzuata aykırı olarak (Kanunla belirlenen sınırlara uyulmaksızın) ödendiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Sorumlu (Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden Şef …), (aynı ilam maddesinden sorumlu diğer tüm sorumluların kendi gündem sıralarında görüşülen tüm temyiz dosyalarında da konunun esası yönünden tamamen aynı olmak üzere ve Üst Yönetici sıfatıyla Belediye Başkanı …’ın sorumluluk itirazını da kapsayacak şekilde) temyiz dilekçesinde özetle; söz konusu ödemelerin mevzuata aykırı olmayıp kamu zararına neden olunmadığını, şöyle ki;

  1. Belediye ile sendika arasında imzalanan sözleşmenin hukuksal dayanaklar bölümünde ayrıntılı bir şekilde belirtildiği üzere; ilgili sözleşmenin Anayasamızın 90 ıncı maddesi gereğince iç hukukta doğrudan uygulanması gereken ülkemizin tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler ve kararlarının gereği tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde yapılmış olup Anayasanın 90 ıncı maddesinde de belirtildiği üzere ülkemizin taraf olduğu ve usulüne uygun bir şekilde onaylanan uluslararası sözleşmeler ile yasal mevzuatın çelişmesi halinde uluslararası sözleşme hükümlerinin belirleyici olduğunu, bu itibarla Daire ilamında ifade edilen kamu zararının hukuksal bir gerekçesinin bulunmadığını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı ve ILO’nun 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmelerinde belirtildiği üzere kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını korumak ve geliştirmek için işverenleri ile eşit koşullarda özgür biçimde toplu pazarlık yapıp sözleşme imzalamasının en temel insan haklarından birisi olarak kabul edildiğini ve kamu görevlilerin toplu sözleşme özgürlüğü hakkının; çalışanlar ve işveren arasındaki özgür toplu pazarlık hakkını herhangi bir kısıtlamaya tabi olmamak üzere güvenceye alan ILO’nun 98 sayılı sözleşmesinin 4. maddesi başta olmak üzere ILO’nun 87 ve 151 sayılı sözleşmelerinde açıkça temel bir hak olarak tanımlandığını, sonuç olarak, ülkemiz Anayasasına göre iç hukukta mevcut yasal mevzuatın üzerinde doğrudan uygulanabilir nitelikte kabul edilen ILO sözleşmeleri ve sözleşmelerin tamamlayıcı unsuru olarak kabul edilen komite kararlarında toplu iş sözleşmesinin sendikal örgütlülüğün ayrılmaz bir parçası olduğunun belirtildiğini, bu hakkın kullanımına yönelik herhangi bir engelleme veya kısıtlamanın sendikal örgütlülüğe müdahale niteliğinde olacağını, bu itibarla, Daire ilamının, sendika ile Belediye arasında imzalanmış olan toplu sözleşme nedeniyle kamu görevlilerine yapılan mali ödemeyi herhangi bir sınır ile kısıtlamasının, kamu görevlilerinin en temel insan hakkı olan sendikal örgütlenme ve bu örgütlülüğün bir gereği olan toplu sözleşme hakkını özgür biçimde kullanmalarına müdahale niteliğinde olduğunu, Anayasanın 90 ıncı maddesinde; “... usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü amir olup; Anayasada da belirtildiği üzere sendikal hak ve özgürlüklerin temel hak ve özgürlükler kapsamında insan haklarından olduğunu, bu itibarla, Anayasanın 90 ıncı maddesine uygun olarak onanarak yürürlüğe konulan, milletlerarası sözleşmeler içerisinde İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslar Arası Sözleşmesi, Uluslararası Çalışma Örgütünün 87 sayılı Sendika Özgürlüğü ve Sendika Hakkının Korunması Sözleşmesi ile 98 sayılı Örgütlenme Hakkı ve Toplu Pazarlık Sözleşmesi yer almakta olup, tüm bu uluslararası anlaşmaların temel insan hakları sözleşmelerinden olduğu gibi bu sözleşmeleri ulusal hukuka katan özel bir yasal düzenleme olmadan direkt uygulanabileceğinin Anayasanın 90 ıncı maddesinde kesin olarak hükme bağlandığını, netice itibariyle Anayasanın 90 ıncı maddesi hükmü gereğince; Sayıştay tarafından kamu zararı iddiasıyla başlatılan işbu ilamda temel alınması gereken hukuksal dayanakların başta ILO’nun onaylanarak usulüne göre yürürlüğe konulmuş bulunan 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmeleri ve bu sözleşmelere dayalı olarak verilen ILO denetim organlarının kararları olması gerekirken Anayasaya aykırı bir şekilde sadece mevcut yasal mevzuatta belirlenen miktar, süre vb. unsurların dikkate alındığını, yukarıda belirtilen hukuksal dayanaklar çerçevesinde hakkında başlatılmış olan Sayıştay ilamının, ülkemiz Anayasası tarafından mevcut yasal mevzuat ile idari düzenlemelerin üzerinde temel bağlayıcılığı olduğu kabul edilen, ülkemizin taraf olduğu uluslar arası sözleşmelerle garanti altına alınmış çalışanların örgütlenme ve toplu sözleşme hakkının kullanımına müdahale niteliği taşıdığından; bütün sonuçlarıyla kaldırılması gerektiğini,

  2. İlamda; “mevzuat hükmü gereği, 15/03/2012 tarihinden önce belediyeler ile sendikalar arasında imzalanmış olan sözleşmelerin uygulanmasına söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebileceği, 31/12/2015 tarihinden önce sona ermesi durumunda, sona eren sözleşmedeki tutarlar tavan kabul edilmek ve arttırılmamak şartıyla 31/12/2015 tarihine kadar yeni sözleşme imzalanabileceği” şeklinde karara varıldığını, 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde; “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…” denilmekle birlikte aynı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinde; “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadar ki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz .” bükümlerine yer verildiğini, söz konusu Geçici 14 üncü maddenin son bölümü incelendiğinde; 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede öngörülen hakların üzerinde bir ödemenin yapılmaması veya yasaklanması söz konusu olmadığı gibi Kanun hükmünden Dairenin yapmış olduğu çıkarımın yapılmasına imkân olmadığının anlaşılacağını, buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2015 tarihine kadar uygulayacakları sözleşmelerde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alabilme yetkisinin verildiğini, sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise; bu durumda idarelere, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisinin verildiğini, başka bir deyişle, 31.12.2015 tarihine kadarki dönemde; 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir yetkisi verildiğinin görüleceğini, nitekim benzer bir konuda Sayıştay 5. Dairesinin 13/04/2016 tarihli ve 138 ilam numaralı, 02/02/2016 tarihli ve 148 karar numaralı Kararında da söz konusu ödemelerin mevzuata uygun olduğuna oybirliğiyle karar verdiğinin görüleceğini, bu nedenle, söz konusu ödemelerin mevzuata uygun olduğunu,

  3. Belediye ile sendika arasında sosyal denge tazminatı ödenmesi hususunda 2012 yılında iki yıllık bir sözleşme imzalandığını ve sözleşmenin Mayıs 2014 yılı itibariyle son bulduğunun, Mayıs 2014 tarihinde Belediye ile sendika arasında yeniden sözleşme imzalandığının ve bu sözleşme çerçevesinde iyileştirme zammı, ikramiye, öğrenim yardımı ve ulaşım yardımı tutarlarının 01/01/2015 tarihinden geçerli olmak üzere Tefe-Tüfe + % 3 oranında arttırıldığının; böylelikle 2012 yılında imzalanan toplu iş sözleşmesinde belirlenen tavan tutarının Tefe-Tüfe + %3 oranında aşılması neticesinde mevzuata aykırı hareket edildiğinin ve kamu zararına sebebiyet verildiğinin ilamda ifade edildiğini, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarım düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu Sözleşme hakkının kapsamı istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşme yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” hükmünün yer almakta olduğunu, bu doğrultuda, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 28 inci maddesinde; “Toplu Sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve yardım ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar” denilmekte olduğunu, söz konusu ilamda sayılan ve ödemelerle ilgili olarak belirtilen “mevzuat hükümlerinin dikkate alınması” hususunun, bu konuları düzenleyen mevzuata aynıyla uyulması anlamına gelmediğini, Kanunda belirtilen üst sınırın üzerinde sözleşmeyle daha yukarıda bir tavan tutarın belirlenmesinde bir engel bulunmadığını, bu bağlamda Belediye ile sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin iyileştirme zammına (sosyal denge tazminatına) ilişkin düzenlenen hususun, 4688 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde sayılan ödemeler kapsamında bir düzenleme olması hasebiyle bu durumun adı geçen Kanuna aykırılık teşkil etmediği gibi bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığını,

  4. İlamda ifade edildiği gibi tavan tutarının aşılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, şöyle ki; Belediye ile sendika arasında bağıtlanan ve 14/03/2012-15/05/2014 tarihleri arasını kapsayan toplu iş sözleşmesinin mali hakları düzenleyen altıncı bölümünün 28, 29, 30 ve 31. maddelerinde; iyileştirme zammı, ikramiye, öğrenim yardımı ve ulaşım yardımı olarak ödenecek tutarların belirlendiğini ve sözleşmenin yürürlük ve süre başlıklı 8. maddesinde; “Bu toplu iş sözleşmesi 14/03/2012 tarihinde başlar. 15/05/2014 tarihinde sona erer. Bu toplu iş sözleşmesi 01/01/2013 tarihinden itibaren her yıl için tüm nakdi ödemeye, diğer yardım ve alacaklara TÜİK’in açıklamış olduğu ÜFE + % 3 artış uygulanır.” denildiğini, aynı şekilde, Belediye ile sendika arasında bağıtlanan ve 14/05/2014-15/05/2016 tarihleri arasını kapsayan toplu iş sözleşmesinin mali hakları düzenleyen altıncı bölümünün 28, 29 ve 30. maddelerinde; iyileştirme zammı, ikramiye, öğrenim yardımı ve ulaşım yardımı olarak ödenecek tutarların belirlendiğini ve sözleşmenin yürürlük ve süre başlıklı 8. maddesinde; “Bu toplu iş sözleşmesi 14/05/2014 tarihinde başlar. 15/05/2016 tarihinde sona erer. Bu toplu iş sözleşmesi 01/01/2015 tarihinden itibaren her yıl için tüm nakdi ödemeye, diğer yardım ve alacaklara TÜİK’in açıklamış olduğu Tefe-Tüfe + % 3 artış uygulanır.” denildiğini, söz konusu toplu sözleşmelere istinaden çalışanlara yıllar itibariyle ödenen tutarların aşağıdaki tabloda gösterildiğini;

2012 Yılında Sözleşme İle Belirlenen (Net) 2013 Yılında Ödenen (Üfe (6,09) + % 3 Zamlı Tutar) (Net) 2014 Yılında Ödenen (Üfe (6,97) + % 3 Zamlı Tutar) (Net) 2015 Yılında Ödenen (Üfe (10,25) + % 3 Zamlı Tutar) (Net)

İyileştirme Zammı …-TL …-TL …-TL …-TL

İkramiye …-TL …-TL …-TL …-TL

Öğrenim Yardımı …-TL …-TL ...-TL …-TL

Ulaşım Yardımı …-TL …-TL …-TL …-TL

Yukarıda belirtilen sözleşme hükümlerinden ve ödeme tablosundan anlaşılacağı üzere 2012 ve 2014 yıllarında bağıtlanan her iki sözleşmede maddi yönden aynı içeriğe sahip olup herhangi bir kalemde artış yapılmadığının açık olduğunu, arada oluşan farkın 2012 yılı sözleşmesinde öngörülmüş olan ve yıllar itibariyle değişkenlik arz eden ÜFE + % 3’lük kalemden kaynaklandığının ortada olduğunu, 2012 yılında bağıtlanan sözleşmede öngörülen ÜFE + % 3’lük artışın 4688 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde sayılan ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğu gibi 2014 yılında bağıtlanan sözleşmede de bu kalemin anı şekilde yer almasının adı geçen Kanuna aykırılık teşkil etmediğini, kalemde herhangi bir artış yapılmadığını ve bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığının aleni olduğunu,

  1. Belediye ile sendika arasında bağıtlanan 14/03/2012-15/05/2014 tarihleri arasını kapsayan toplu sözleşmenin yürürlük ve süre başlıklı 8. maddesinin (c) bendinin; “Yeni sözleşme imzalanıncaya kadar, eski sözleşme hükümleri geçerlidir.” şeklinde olduğunu, 4688 sayılı kanunun Geçici 14 üncü maddesinde; “Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile hu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir.” hükmüne yer verildiğini, bu bağlamda, mevzuat hükmü incelendiğinde maddenin yürürlüğe girdiği 11/04/2012 tarihinde uygulanan sözleşmelerin 31/12/2015 tarihinden önce sona ermesi halinde idare tarafından yeni bir sözleşme yapma zorunluluğu bulunmayıp yeni bir sözleşme yapılması hususunun idarenin takdirine bırakıldığını, eğer, Belediye ile sendika arasında yeni bir sözleşme yapılmasaydı 14/03/2012-15/05/2014 tarihleri arasını kapsayan toplu sözleşmenin 8. maddesinin (c) bendinde belirtilen hüküm doğrultusunda toplu sözleşmede belirtilen mali hükümlerin geçerli olacağının açık olup, 31/12/2015 tarihine kadar tüm mali haklar ile birlikte (Tüfe + % 3)’lük artışında yapılacağının ortada olduğunu, böyle bir durumda da 2015 yılı içerisinde personele ödenecek tutarların aynı olacağının aşikar olduğunu, nitekim, Sayıştay Savcısı …’ın ilamda yer alan Savcılık görüşünde; “4688 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde belirtilen ödemeler kapsamında düzenlenen sözleşmeyle, daha yukarda bir tavan tutarının belirlenmesinde bir engel bulunmadığı, kaldı ki yeni bir sözleşme imzalanmamış olsaydı 14.03.2012 tarihli sözleşme hükümleri geçerli olacaktı, dolayısıyla bu sözleşmede belirtilen yıllık artış oranında artış yapılacaktı, 15.05.2014 tarihli sözleşmeyle yapılan iyileştirme, önceki sözleşmenin artış oranı kadar yapıldığından, bu bağlamda Belediye ile sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin sosyal denge tazminatına ilişkin düzenlenen hususun, adı geçen kanuna aykırılık teşkil etmediği ve bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı,” hususlarını belirttiğinin görüleceğini, bu itibarla, 2014 yılında yapılan toplu sözleşmenin, eski toplu sözleşmenin tarihsel bir güncellemesinden ibaret olup herhangi bir kalemde ya da tavan tutarda bir artış olmadığı için herhangi bir kamu zararından söz edilemeyeceğini,

  2. 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinin son bölümünde belirtilen; “Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” hükmü incelendiğinde; maddenin yürürlüğe girdiği 11/04/2012 tarihinde uygulanan sözleşmede personele ödenen ortalama aylık tutarının 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde tavan olarak esas alınabileceğinin belirtildiğini ancak “ortalama aylık tutarın” ne anlam ifade ettiği hakkında gerek Kanunun tanımlar bölümünde gerekse diğer bölümlerinde bir açıklama yapılmadığını böylelikle idarenin takdirine bırakıldığının anlaşılacağını, örnekle açıklamak gerekirse; 2014 yılının Mart ayında bir personele sosyal denge tazminatı ve ulaşım yardımı olarak net …-TL ödenirken, Ekim ayında sosyal denge tazminatı ve ulaşım yardımı olarak net …-TL, ikramiye olarak net …-TL, öğrenim yardımı olarak (3 çocuk) net …-TL olmak üzere toplam …-TL ödendiğinin görüleceğini, örnekten de anlaşılacağı üzere Kanunda belirtilen “ortalama aylık tutar” dolayısıyla tavan olarak esas alınacak tutar olarak …-TL’nin mi, …-TL’nin mi ya da personele sözleşme kapsamında tüm yıl ödenen toplam tutarın 12’ye bölünmesiyle elde edilecek tutarın mı kabul edileceğinin bilinmediğini, bu hususla ilgili Kanunda açıklayıcı bir hüküm bulunmadığını, dolayısıyla, kanun koyucunun bu değerlendirmeyi idarenin takdirine bıraktığını, aynı şekilde, Sayıştay Savcısı …’ın ilamda yer alan Savcılık görüşünde de; “4688 sayılı Kanunun 28 ve 32 nci maddesiyle yapılacak toplu sözleşmelerdeki mali ve sosyal hakların neler olduğu, kimlerin ve nasıl belirleneceğini içerdiği, Geçici 14 üncü maddesiyle 15.03.2012 tarihinden önce idareler ve sendikalar arasında değişik adlar altında yapılan sözleşmelerin uygulanmasında, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebileceği, 31.12.2015 tarihinden önce sözleşmenin herhangi bir sebeple sona ermesi ve bir ay içerisinde sözleşmenin tekrar imzalanması (zorunlu değil eski sözleşme hükümlerine göre devam edebilirler) durumunda, 31.12.2015 tarihine kadar sosyal denge tazminatının önceki sözleşmede öngörülen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabileceği, (kesin değil taraflar isterse değerlendirebilir) bu konuları düzenleyen mevzuata aynıyla uyulması anlamına gelmediği,” yönünde beyanda bulunarak idarenin takdir yetkisine atıfta bulunduğunu, oysa ilamda idarenin takdir yetkisi değerlendirmeye alınmadan 2014 yılında toplu sözleşme kapsamında yapılan her ödemenin ortalama aylık tutar olarak değerlendirilerek tavan kabul edildiğini ve söz konusu ödemelerin 2015 yılında ödenen tutarlar ile karşılaştırılması suretiyle aradaki farkın kamu zararı olarak kabul edilerek kendilerinin takdir yetkisinin değerlendirmeye alınmadığını,

  3. 15.03.2012 tarihinden önce belediyeler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşme varsa Kanunun yayım tarihinden sonra yeni sözleşme imzalandığında kanun koyucu tarafından herhangi bir tavan tutarı sınırı belirlenmediğini, şöyle ki; 375 sayılı KHK’nın Ek 15 inci maddesi, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesi ve yine aynı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi birlikte incelendiğinde; kanun koyucu tarafından 15.03.2012 tarihinden önce sözleşme imzalamış olan mahalli idareler yönünden farklı; daha önce herhangi bir sözleşmesi bulunmayan ve 15.03.2012 tarihinden sonra sözleşme imzalayan mahalli idareler yönünden farklı bir yaklaşıma gidildiğinin görüleceğini, daha önce herhangi bir sözleşmesi bulunmayan ve 15.03.2012 tarihinden sonra sözleşme imzalayan mahalli idareler yönünden; 375 sayılı KHK’nın Ek 15 inci maddesi, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesi ve Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklara Dair Toplu Sözleşmenin “sosyal denge tazminatı” başlıklı maddelerinin esas alınacağının ortada olduğunu; söz konusu mevzuat hükümleri incelendiğinde; kanun koyucu tarafından daha önce herhangi bir sözleşmesi bulunmayan ve 15.03.2012 tarihinden sonra sözleşme imzalayan mahalli idarelere 3 adet sınır konulduğunun görüleceğini, 1. sınırın sosyal denge tazminatı tavan sınırı olduğunu, 375 sayılı KHK’nın Ek 15 inci maddesinde; “sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarının, 4688 Kanuna göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı seçmemek üzere sözleşmede belirleneceği”nin hüküm altına alındığını, Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklara Dair Toplu Sözleşmenin “sosyal denge tazminatı” başlıklı maddesinde; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %100’üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.” denildiğini, söz konusu mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere daha önce herhangi bir sözleşmesi bulunmayan ve 15.03.2012 tarihinden sonra sözleşme imzalayan mahalli idarelerin en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) % 100'ünü aşmamak kaydıyla aylık sosyal denge tazminatı ödeyebileceklerini, 2. sınırın süre sınırı olduğunu; 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde belirtildiği üzere; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine mahalli idareler tarafından karar verilmesi halinde toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabileceğini, yapılacak sözleşmenin, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanacağını ve sözleşme süresinin hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemeyeceğini, mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabileceğinin hüküm altına alındığını, 3. sınırın ise; 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında belirtilen vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamına ilişkin idarenin bütçesiyle ilgili sınır olduğunu, ancak, 15.03.2012 tarihinden önce sözleşme imzalamış olan mahalli idareler yönünden ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde ise; kanun koyucu tarafından sadece süre yönünden ve mevcut sözleşmenin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamayacağı yönünden sınırlama getirildiğinin görüleceğini, bunların dışında herhangi bir tavan sınırı ya da borç sınırı getirilmediğinin net olarak ortada olduğunu, şöyle ki; 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinin ilk fıkrasının son bölümünde; “Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir.” hükmünün bulunmakta olduğunu, söz konusu madde hükmü incelendiğinde; 15/03/2012 tarihinden önce bağıtlanan sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın (en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %100'ü) üzerinde olması durumunda idarenin öngördüğü herhangi bir tutarı yeni sözleşmede düzenleyebileceğinin, herhangi bir tavan sınırına tabi olmadığının, Kanun Koyucunun “ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir.” hükmünün yönlendirici bir hüküm olduğunun, engelleyici bir hüküm olmadığının ortada olduğunu, eğer kanun koyucu, bu hususta bir sınırlama getirmek isteseydi Geçici 14 üncü maddede; “ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir.” şeklinde değil “ilgili personele ödenen ortalama aylık tutan aşmamak/geçmemek üzere tavan olarak esas alınabilir.” şeklinde belirtmesi gerektiğini, nitekim 375 sayılı KHK’nın Ek 15 inci maddesinde; “toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere sözleşmede belirleneceği,” denildiğini, Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklara Dair Toplu Sözleşmenin “sosyal denge tazminatı” başlıklı maddesinde; “tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı,” şeklinde kanun koyucu tarafından hüküm altına alındığının ortada olduğunu, sonuç olarak, daha önce herhangi bir sözleşmesi bulunmayan ve 15.03.2012 tarihinden sonra sözleşme imzalayan mahalli idarelere kanun koyucu tarafından söz konusu sözleşmelerde ödenecek sosyal denge tazminatında tavan sınırının konulduğu, sözleşmelerin Kanunda belirlenmiş olan süre ve bütçe sınırlamalarına tabi olduğunun açık olduğunu, ancak, 15.03.2012 tarihinden önce sözleşmesi bulunan ve bu sözleşmenin sona ermesi nedeniyle yeni bir sözleşme imzalayacak olan mahalli idarelerin ödeyebilecekleri tutar ile ilgili kanun koyucu tarafından herhangi bir tavan sınırı öngörülmediğini sadece yönlendirici yönde hüküm konduğunu, bu nedenle, Belediye tarafından 15/03/2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmenin sona ermesine müteakip Belediye ile sendika arasında bağıtlanan 15/05/2014-15/05/2016 tarihleri arasını kapsayan yeni toplu iş sözleşmede ödenebilecek tutar ile ilgili herhangi bir tavan sınırı bulunmadığından, dolayısıyla aşılan bir sınır bulunmadığından; bu hususta herhangi bir kamu zararından bahsedilmesinin mümkün olmadığını,

  4. Belediye ile sendika arasında düzenlenen 14/05/2014-14/05/2016 tarihleri arasını kapsayan toplu iş sözleşmesinin yeni bir sözleşme olmayıp Kanunda belirlenmiş sınır tarihi olan 15/03/2012 tarihinden önce kendi İdareleri ile sendika arasında imzalanmış olan 14/03/2012-15/05/2014 tarihleri arasını kapsayan toplu iş sözleşmesinin devamı olan bir sözleşme olduğunu, şöyle ki; 375 sayılı KHK’nın Ek 15 inci maddesi, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesi ve yine aynı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi birlikte incelendiğinde; toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde, belediye başkanı ile ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika temsilcisi arasında sözleşme yapılabilmesi ve bu sözleşme ile belediyelerde görevli kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilmesi imkânı sağlandığının görüleceğini, ayrıca, 15.03.2012 tarihinden önce belediyeler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşme varsa söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar uygulanmasına devam edilebileceğinin hüküm altına alındığını ve 15.03.2012 tarihine kadar memur temsilcileriyle toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediyelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunan kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılmasının önüne geçildiğini, dolayısıyla, belediyelerce 15.03.2012 tarihinden önce memur temsilcileriyle sözleşme düzenlenmek veya başkaca bir idari tasarrufta bulunmak suretiyle kamu görevlilerine her ne ad altında olursa olsun yapılan ek ödemeler idari veya mali takibat ve yargılama dışında tutulmakla beraber, bu tarihten sonra belediyelerce kamu görevlilerine ancak 4688 sayılı Kanunun 32 nci ve Geçici 14 üncü maddelerine göre düzenlenecek yeni bir sözleşmeyle sosyal denge tazminatı ödenebileceğini, bu itibarla, Belediye tarafından Kanunda belirlenmiş sınır tarihi olan 15/03/2012 tarihinden önce ilgili sendikayla 14/03/2012-15/05/2014 tarihleri arasını kapsayan toplu iş sözleşmesi düzenlendiğini, söz konusu toplu sözleşmenin içeriğinde 5 kalemden oluşan mali husus belirlendiğini, buna göre; sözleşmenin 28. maddesine göre her ay …-TL iyileştirme zammı, 29. maddesine göre yılda 5 adet olmak üzere …-TL ikramiye, 30. maddesine göre yılda bir defa olmak üzere okuyan her çocuk başına …-TL öğrenim yardımı, 31. maddesine göre toplu ulaşımdan ücretsiz yararlananlar hariç diğer memur personele her ay …-TL ulaşım yardımı ödeneceği ve sözleşmenin 8. maddesine göre tüm bu nakdi ödemelere her yıl TÜİK’in açıklamış olduğu ÜFE + % 3 oranında artış uygulanacağının sözleşmede hüküm altına alındığını, Belediye tarafından TÜİK’in açıklamış olduğu ÜFE + % 3 oranında artış uygulanacağına yönelik sözleşmeye madde konulmasındaki amacın bütçe imkânları da göz önünde bulundurularak personele verilen mali hakların enflasyon karşısında erimesini engellemek ve devletin memurlara her yıl yapmış olduğu zamlarla aynı seyri izlemek olduğunu, nitekim 4688 sayılı Kanun kapsamında imzalanan toplu sözleşmelerle memurlara her yıl zam yapılmakta ve enflasyon farkı ödenmekte olduğunu, ayrıca, toplu sözleşmelerde belirlenen sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı olan en yüksek devlet memuru aylığının %100’ü olan tutarda her yıl belirlenen oranlarda artması ve sabit kalmamasının da sözleşmede yer alan bu maddenin ne kadar yerinde olduğunun ispatı olduğunu, bu minvalde, söz konusu sözleşmede belirlenmiş olan kalemlerin sözleşmenin 8. maddesi uyarınca 2013 ve 2014 yıllarında ÜFE + % 3 oranında artışa uğradığını, sözleşmenin bitiş tarihi olan 15/05/2014 tarihi geldiğinde yeni bir sözleşme yapma gereği hasıl olduğunu, bu nedenle, 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinin ilk fıkrasının son bölümlerinde belirtilen; “Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir.” hükmü gereğince yukarıda belirtilen sözleşmenin devamı olan bir sözleşme imzalandığını, tüm kalemlerin aynı şekilde korunduğunu ve hiçbir değişikliğe gidilmediğini, yukarıda belirtmiş olduğu hükümden anlaşılacağı üzere kanun koyucunun idarelere, 15.03.2012 tarihinden önce ilgili sendikalarla akdettikleri toplu iş sözleşmeleri, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmeleri ve benzeri adlardaki sözleşmelerin uygulanmasına söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam etme veya bu sözleşmeleri feshedip yeni sözleşme akdetme seçenekleri sunduğunu, Belediyelerinin de bu seçeneklerden 15.03.2012 tarihinden önce akdedilen toplu iş sözleşmesinin devamı seçeneğini kullandığını, dolayısıyla bu toplu iş sözleşmesinin kapsamının genişletilmediğini, herhangi kalemde artışa gidilmediğini veya yeni bir kalem sözleşmeye konulmadığını, sadece eski sözleşmenin tarihsel güncellemesi yapılmış olup herhangi bir kamu zararı oluşmadığını,

  5. Sayıştay 6. Dairesinin ilamında karşı oy bölümünde yer alan Daire üyesi …'un karşı oy gerekçesindeki;

“Yerel Yönetim Hizmet Koluna ilişkin Toplu Sözleşme’nin “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1 inci maddesinde; “(1) Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 100’üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutan aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.” Denilmektedir.

Bu bağlamda 4688 sayılı Kanunun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32 nci ve Geçici 14 üncü maddesi ile 375 sayılı KHK’nin Ek 15 inci maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde belediye personeline sosyal denge tazminatı ödenebilmektedir. Ancak, uygulamada belediye personeline ödenen sosyal denge tazminatının tavan tutarının belirlenmesine esas teşkil eden “aylık” kavramının dar anlamda yorumlanmasından kaynaklanan bir tereddüt meydana gelmektedir. Zira, toplu sözleşmede bahsedilen aylık kavramı sadece gösterge ve ek gösterge aylıklarının toplamını ifade etmemektedir. Bu tanıma taban aylık ve kıdem aylık tutarlarıma da dahil edilmek suretiyle sosyal denge tazminatı ödemesine ilişkin tavan tutarın tespit edilmesi gerekir. Çünkü, aylık kavramı ve kapsamı 657 sayılı Kanun’un 50 yılı aşan uygulama sürecinde değişiklikler geçirmiştir. Aşman aylık unsurunun yerine yeni ve ek unsurlar ilave edilmiştir. Günümüzde ise kamu görevlilerine genel olarak temel maaş, zam ve tazminatlar ile sosyal yardımlar adıyla üç başlık altında aylık ödemesi yapılmaktadır. Analitik bütçe sınıflandırmasında da temel maaş unsurları “Bir kadroya dayalı olarak istihdam edilenlere ilgili mevzuatına göre yapılan aylık, ek gösterge, kıdem aylığı ve taban aylığı ödemeleri, …” olarak tanımlanmıştır.

Buradan hareketle “en yüksek devlet memuru aylığı” kavramını dar anlamda düşünmek ve değerlendirmek günümüz uygulamasındaki gerçekliğe uygun düşmez. Ayrıca, 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinde geçen; “... Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tava tutarın, unvanlar itibariyle ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. ...” ibaresindeki “ortalama aylık ödeme” kavramının da sosyal denge tazminatı ödemelerinin değerlendirmelerinde dikkate alınması gerekir.

Özetle, “en yüksek devlet memuru aylığı”nın geniş anlamda ve güncel yorumu dikkate alındığında, … … Belediyesi tarafından personele ödenen sosyal denge tazminatı ödemesinin aylık tutarlarının kamu zararı meydana getirecek bir meblağa ulaşmadığı değerlendirilerek çoğunluk görüşüne katılmıyorum.” yönündeki görüşünün Temyiz Kurulunca ayrıca değerlendirmeye alınması gerektiği kanaatinde olduğunu,

  1. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 71 inci maddesinin (g) bendi gereğince kamu zararının belirlenmesinde mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılmasının esas alınmasının kanuni zorunluluk olduğunu, 4688 sayılı Kanunun mahalli idarelerde toplu sözleşme imzalanması başlıklı 32 nci maddesinin ilk fıkrasında belirtilen; “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarım belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir.” hükmü uyarınca … Belediye Meclisinin kararına binaen sendika yetkilileri ile … Belediye Başkanı olarak tarafı arasında toplu sözleşme imzalandığını, 5018 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde;

“Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Milli Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahalli idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi, iç denetçiler, aracılığıyla yerine getirirler.”

Denilmek suretiyle üst yöneticilerin sorumlulukları düzenlenmiş olup söz konusu Kanun hükmü ile üst yöneticilerin harcama sürecinin dışına çıkarıldığını, nitekim Sayıştay Genel Kurulunun 5018 sayılı Kanun çerçevesinde sorumlu tutulacak görevli ve yetkililerin belirlenmesi hakkında Kararında da bu hususun kabul edildiğini, bu itibarla, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde belirtilen esaslara uygun olarak toplu sözleşme imzalanması ve makamının harcama sürecinde herhangi bir onayının bulunmaması nedeniyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 71 inci maddesinin (g) bendi uyarınca aranması gereken esaslar oluşmadığından herhangi bir kamu zararından söz edilemeyeceğinin ortada olduğunu ifade etmek suretiyle hakkında verilen tazmin tutarının kaldırılması gerektiğini dile getirmiştir.

Bu itiraz üzerine Temyiz Kurulunun 06.07.2018 tarihli ve 44966 tutanak (28822 ilam) sayılı İlamında (1. maddesinde) özetle; “iyileştirme zammı, ikramiye, öğrenim yardımı ve ulaşım yardımı gibi ödemeler kanunlarla düzenlendiğinden bu ödemelerin sosyal denge tazminatı ödemelerine konu edilmesinin (ve dolayısıyla dâhil edilmesinin) mevzuata aykırı olması bir yana, … Belediyesi ile … Sendikası (…) arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi ile Kanunla belirlenen sınırlara uyulmaksızın sosyal denge ödenmesinin kamu zararına sebebiyet verdiği” belirtilerek tazmin hükmünün TASDİKİNE oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Yukarıda adı geçen sorumlu, bu defa karar düzeltilmesi kanun yoluna başvurarak gönderdiği dilekçede özetle; tazmin hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, şöyle ki;

  1. 4688 sayılı Yasanın 32 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.” düzenlemesine yer verildiğini, bu düzenleme içerisinde memurlara yapılacak ödemeler bakımından herhangi bir sınırlamanın; tavan uygulaması getirilmediğini, öte yandan 4688 sayılı Yasaya 04.04.2012 gün ve 6289 sayılı Yasanın 30 uncu maddesiyle eklenen Geçici 14 üncü maddesinde de; “15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Andan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay İçinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarla dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 inci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” denilmekte olduğunu, 4688 sayılı Yasanın 32 inci maddesinin, toplu sözleşme dönemi içerisinde yapılacak sözleşmelerle ilgili herhangi bir tavan getirmediğini; Geçici 14 üncü madde ile de 15.3.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelerin 31.12.2015 tarihine kadar yine 32 inci madde çerçevesinde sözleşme yapabilme. yenileyebilme olanağı sağladığını, aynı zamanda 23.06.2015 tarihinde imzalanan Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin 2015. 2016 yıllarını kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme metninin 7. maddesi ile 4688 sayılı Yasanın geçici 14 üncü maddesindeki “31.12.2015” ifadesinin “31.12.2017” şeklinde değiştirildiğini,

  2. Öte yandan, Sayıştay Temyiz Kurulu Kararında her ne kadar 2010 yılı öncesinde kamu görevlisi memurların toplu sözleşme hakkının bulunmadığından bahsedilmişse de yukarıda yer verilen düzenlemelerde 2010 yılı öncesinde yapılan sözleşmelerin kapsam dışında bırakılmadığını, 2012 yılından önce yapılmış tüm sözleşmelere ilişkin bir hüküm getirildiğini, bu itibarla ilk olarak … Belediye Başkanlığı ile ilgili sendika arasında 15.03.2012 tarihinden önce sözleşme imzalanmış olup, iş bu Karara konu olan sözleşmenin ise; daha önce imzalanmış olan sözleşmenin revize edilerek yenilenmesi niteliğinde ve 4688 sayılı Yasanın Geçici 14 üncü maddesi çerçevesinde 1 ay içerisinde yenilenen bir sözleşme olduğunu, bu nedenle aylık tavan tutar uygulamasının bu sözleşme açısından bağlayıcılığının bulunmadığını, keza 2012 tarihinde yapılan sözleşmede ÜFE + %3’lük artışlarının ücretlere yansıtılacağının da hükme bağlanmış olmakla bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini, diğer taraftan, İlamda ileri sürülen hususların uluslararası antlaşmalarla hüküm altına alınan düzenlemeler ve yüksek mahkemelerin konuya ilişkin olarak vermiş olduğu kararlara da aykırı olduğunu, kamu emekçilerinin sendikal haklarının hemen hemen bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde yer almakta olduğunu, temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal hakların; özgür biçimde örgütlenme, toplu sözleşme yapma ve grev hakkını kapsadığını, bu haklar içerisinde kamu çalışanları da dahil olmak üzere bütün çalışanların toplu sözleşme yapma hakkının, Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 8 temel sözleşme arasında saydığı 98 sayılı Sözleşmesinde yer aldığını, Anayasa nın 90 ıncı maddesinin son fıkrasının; “Usulüne güre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir, bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.” hükmünü içerdiğini, ayrıca Anayasanın bazı maddelerini değiştiren 5170 sayılı Yasanın 22.05.2004 tarihli ve 25469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, buna göre Anayasanın 90 ıncı maddesinin son fıkrasına; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmünün eklendiğini, son Anayasa değişikliği ile birlikte sendikal hak ve özgürlükler açısından uluslararası belgeler ve sözleşmelerin kanunlar karşısında öncelikle uygulama niteliği kazandığını, yukarıda belirtilen ve onaylanan 98 sayılı ILO Sözleşmesinin iç hukukumuzla bütünleşerek bağlayıcılık kazandığını, dolayısıyla kamu emekçilerinin toplu sözleşme yapma haklarının bulunduğunu, ve bunda da ücret konusunda herhangi bir sınırlama getirilmediğini, konuya ilişkin ulusal ve uluslararası yargı kararlarının da yukarıda belirtilen hususu teyit etmekte olduğunu, nitekim uluslararası düzeyde ülkemiz açısından en bağlayıcı kurumlardan olan AİHM’nin de bu husustaki kararının açık olduğunu, oy birliği ile alınan 47 Avrupa Konseyi üye devletini de bağlayan kamu çalışanlarının toplu sözleşme hakkı bakımından içtihat niteliğindeki 12 KASIM 2008 tarihli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire Kararında konunun herhangi bir tartışmaya mahal vermeyecek düzeyde net bir şekilde açıklandığını, tüm bu açıklamalar çerçevesinde İlamda ileri sürülen kamu zararına ilişkin tespitlerin, konuya ilişkin uluslararası sözleşmeler, Anayasanın 90 ıncı madde hükmü göz önüne alındığında açık bir şekilde mevzuata aykırı olduğunu,

  3. Kamu zararı iddiası yönünden de zarara sebebiyet verildiği yönündeki tespitin mevzuatla örtüşmediğini;

  4. 1- 5393 Sayılı Belediye Kanununun 63 üncü maddesinde harcama yetkilisinin tanımı yapılmış olup, belediye bütçesi ile ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğunu, bu durumda Yasa maddesinden çıkan tek sonucun, harcama yetkilisinin yetkisinin “belediye bütçesi ile tahsis edilen ödenek” ile sınırlı olduğunu, bu noktada harcama yetkilisinin bu ödenek ile sınırlı olarak harcama olurunu verir iken kullanabileceği inisiyatifin sınırlarına da bakmak gerektiğini, harcama yetkilisi ödenek kullanımında keyfi hareket edemeyeceği gibi, üst yöneticinin sevk ve idaresinin de dışına çıkamayacağını [İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörleri Dem. Yayım - Tahir Tekin makalesi],

  5. 2- 5018 sayılı Yasanın 31/5 inci maddesi hükmü gereği harcama yetkililerinin bütçede ön görülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesi ile kendisine ödenek verilen harcama yetkililerinin ise ancak tahsis edilen ödenek tutarında yapabileceklerini, ortada Belediye Meclisinin bütçe onayı ile sisteme girmiş bir ödeneğin ilgililerine ödenmesine ilişkin harcama talimatı verilmesi şeklinde kullanılan bir yetkinin söz konusu olduğunu, 5018 sayılı Yasanın 11 inci maddesi ve 5393 Sayılı Belediye Kanununun 38 inci maddesi birlikte incelendiğinde belediye başkanlarının “bütçeyi uygulama” görevinin bulunduğunu ve 5018 sayılı Yasada belirlenen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden kendi meclislerine karşı sorumlu olduklarını,

  6. 3- Diğer yandan, 4688 sayılı Yasanın 32 nci maddesindeki “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı düzenlemeye istinaden belediye başkanın teklifi ve belediye meclisi kararı sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden belediye bütçesine konan ödeneğin ilgili kişilere ödenmesi şeklinde harcama yetkilisinin kullandığı yetkinin 5018 sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu kapsamında kamu zararı olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını, tam aksine, sözleşmede belirlenen tutar - bütçede karşılığı bulunuyor ise - zamanında ödenmemesinden kaynaklı olarak alacağa bağlı her türlü fer’i hakkın da doğması ile kamu zararına neden olunacağını, gider bütçesi üst başlığı altında sosyal ödemeler kalemi içinde yerini bulan sosyal denge ödemesi hakkında ödeme sisteminde miktarı belirlenmiş bir ödeneğin ilgilere ödenmesine ilişkin harcama talimatının verilmesinin hangi noktada harcama yetkilisinin hangi yönüyle yasaya aykırı davranmış olduğu hususu belirtilmeden “kamu zararı” oluştuğundan söz edilemeyeceğini, İlamda sözleşmenin yasaya aykırılığından söz edilmekte ise de 4688 sayılı Yasanın 32 nci maddesi son fıkrasında; “İlgili mahalli idarenin, vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik pirimi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçeklesen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla İlişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu aşması halinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. (Buna aykırı bir sözleşmenin yapılamayacağına dair amir hüküm olduğunu), sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşutların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır. (Sözleşmenin imzalanmasından sonra hangi koşulda hükümsüz kalacağına dair bir devam şartı olduğunu)” denildiğini, bu madde hükmü ile açıktır ki; 4688 sayılı Yasanın 32 nci maddesi son fıkrası şartları gerçekleşmediği müddetçe sözleşmenin yasal geçerliliğini koruduğunu, 32 nci maddede sözleşmenin hangi koşullarda geçersiz sayılması gerektiğinin (hükümsüzlüğünün) sınırlı olarak sayıldığını (32. madde/son fıkra), bunlar arasında “tavan tutarın üstündeki kısmın geçersizliği”nin bulunmadığını, Yasa Koyucunun amacının “tavan tutarın üstündeki kısmın sözleşmenin kısmi olarak geçersizliğine neden olması” olsa idi bunu 32. madde/son fıkra hükmünde düzenlediği gibi “geçersizlik (hükümsüzlük) şartı” olarak belirtmiş olması gerektiğini ancak böyle olmadığını,

  7. 4- Harcama yetkilisi olarak; inceleme yetkisi dışında kalan ve bir sözleşmeye bağlanarak oluşmuş bir idare borcunun doğması hasebiyle de belediye meclisinden geçen bîr bütçe ile karşılığı ayrılmış olarak ödenmesi ön görülen bir kalemin fazla ödenmesi söz konusu olmadığı gibi, tam olarak belediye bütçesinde karşılığı bulunan bir miktarın sözleşmede belirtilen şahıslara dağıtımının yapılması talimatının verilmesinin de zorunlu olduğunu, yukarıda daha önce de değinildiği gibi, bütçede karşılığı olan bu kalemlerin zamanında ve tam olarak ödemesinin yapılmaması halinde doğacak bir kamu zararından söz edilebileceğini, zamanında ve tam olarak ödenmesi durumunun kamu zararına neden olmadığını, harcama yetkilisinin “sözleşmenin kısmen geçersiz sayılması gerektiğine” ilişkin olarak bir belirleme yapma konusunda yasal bir yetkisi bulunmadığını, böyle bir gerçek karşısında harcama yetkilisinin oluştuğu iddia edilen ancak hukuki dayanağı bulunmayan kamu zararı kavramından söz edilemeyeceğini, bir sözleşmenin feshinin ancak taraflar arasında yapılacak bir uzlaşı ile veya yargısal denetim ile oluşan bir yargı kararı ile olabilecek durum olduğunu, belediye başkanının teklifi ve belediye meclisinin onayı sonrasında imzalan sözleşmenin yerindelik denetimi görevini harcama yetkilisine veren bir düzenleme bulunmadığını,

  8. Kamu zararından bahsedilmekte ise ortada kamu zararı bulunmadığını, 5018 sayılı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinin birinci fıkrasında kamu zararı tanımı yapıldığını, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı hallerin belirlendiğini, bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekeceğini, ikinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise; 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğunun anlaşıldığını, nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması hallerinin sayılmadığını, ikinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde “g” bendinde yer alan “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alınılan nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerektiğini, açıklanmaya çalışılan bu nedenlerle; İlamda belirtilen hususlarda, 5018 sayılı Yasanın “71 inci maddesi tanımına giren” bir kamu zararının söz konusu olmadığını, kamu zararının belirlenmesi kıstaslarına uygun olmayan bir “hukuki tavsif” ile sorumluluk atfedilmesinin de mümkün olmadığını, yukarıda detaylı olarak belirtilen mevzuat hükümleri karşısında ilk olarak 15.03.2012 tarihinden önce imzalanmış olup, 31.12.2017 tarihinden önce sona eren sözleşmelerin, sona eriş tarihini izleyen bir ay içinde 32 nci maddenin üçüncü fıkra hükümleri çerçevesinde belirtilen herhangi bir şarta bağlı olmaksızın yenilenebileceği ve ilgili bu sözleşmeler uyarınca ödenen aylık ortalama ödemenin tavan tutarının bir önceki sözleşme uyarınca ödenen aylık ortalama tutar olacağının belirtildiğini, dolayısıyla, … Belediye Başkanlığı İle ilgili Sendika arasında ilk olarak 15.03.2012 tarihinden önce sözleşme imzalanmış olup, ilgili bu sözleşme süre sona erdiğinde 4688 sayılı Yasanın Geçici 14 üncü maddesi çerçevesinde 1 ay içerisinde yenilenerek devam ettirildiğini, 4688 sayılı Yasanın Geçici 14 üncü maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yapıldığını, bu sebepledir ki Sayıştay 5. Dairesinin 13.04.2016 tarihli ve 138 ilam nolu (02.02.2016 tarihli ve 148 karar nolu) İlamı ile; “... Söz konusu Geçici 14. maddenin son bölümünde, 11.04.2014 tarihinde uygulanan sözleşmede öngörülen hakların üzerinde bir ödemenin yapılmaması veya yasaklanması söz konusu değildir. Buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2015 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama ayık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi verilmiştir. Sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar; önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise, bu durumda idarelere 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisi verilmektedir. Başka bir deyişle, 31.12.2015 tarihine kadarki dönemde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir yetkisi verilmiştir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, belediye ile sendika arasında imzalan toplu iş sözleşmesi ile memur ile sözleşmeli personele ödenen ve mevzuatına uygun olduğu anlaşılan … TL ile ilgili, olarak ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmiştir. ...” şeklinde gerekçe sunulduğunu, söz konusu Daire Kararı gerekçesi de göz önüne alındığında toplu sözleşme uyarınca memurlara ödenen ücretlerin kamu zararı oluşturmadığının açık olduğunu, keza aynı konuda yakın zamanda … Belediye Başkanlığı nezdinde yapılan Sayıştay incelemesi neticesinde Sayıştay 6. Dairesi tarafından verilen 12.09.2018 tarihli ve 134 sayılı İlam ile “ilişilecek husus olmadığına” karar verildiğini, Karar gerekçesinde; “Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri gereği, 15.03.2012 tarihinden önce belediyeler ile sendikalar arasında imzalanmış olan sözleşmelerin uygulanmasına söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürenin sonuna kadar devam edilebilecektir. Ancak belediyeler ile sendikalar arasında imzalanan sözleşmelerin 31.12.2017 tarihinden önce sona ermesi durumunda, sona eren sözleşme uyarınca personele ödenen ortalama aylık tutarlar tavan kabul edilmek ve artırılmamak şartıyla 31.12.2017 tarihine kadar yeni sözleşme imzalanabilecektir. ” denildiğini, sonuç olarak, Belediyede görev yapan kamu görevlileri ile toplu sözleşme yapılmasının önünde herhangi bir hukuki engel bulunmadığı gibi 4688 sayılı Yasanın veya bu Yasa uyarınca yapılmış olan toplu sözleşmelere konulan hükümlerin, uluslararası antlaşmaların ve uluslararası mahkemelerin kararları çerçevesinde değerlendirilerek ve ancak bu sözleşmelere ve uluslararası mahkeme kararlarına uygun düzenlemelere sahip bulundukları sürece hukuki kıymete haiz olduğu; çelişme halinde ise çelişmelerin Anayasanın 90/5 inci maddesi uyarınca ve uluslararası sözleşmeler ve uluslararası mahkeme kararlan lehine çözümlenmesi ve uygulamanın da bu çerçeve içerisinde yorumlanması gerektiği, öte yandan ve Sayıştay 5. Dairesinin 13.04.2016 tarihli ve 138 ilam nolu (02.02.2016 tarihli ve 148 karar nolu) İlamı ve Sayıştay 6. Dairesi tarafından verilen 12.09.2018 tarihli ve 134 ilam nolu İlamı da göz önüne alındığında, kamu zararına yol açılmış olduğu tespit ve değerlendirmelerin hatalı olup hukuka aykırı olduğunu

Belirterek karar düzeltme başvurusunun kabulüne ve hakkında ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmesi hususunu bilgilerimize arz etmiştir.

(Karar düzeltilmesine ilişkin) Başsavcılık mütalaasında özetle; Dairesince; … Belediyesi ile … Sendikası (…) arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesi ile Kanunla belirlenen sınırlara uyulmaksızın sosyal denge ödenmesi sonucu oluşan kamu zararının sorumlulardan tazminine karar verildiği, sorumlunun karar düzeltilmesine ilişkin dilekçesinde; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, TC Anayasası, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 32 nci ve Geçici 14 üncü maddesi, emsal Sayıştay kararları ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre ödemelerin yapıldığı belirtilerek tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 32 inci ve Geçici 14 üncü maddesi ile süresi biten ve yeni imzalanan sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Geçici 14 üncü maddesine göre 15.03.2012 tarihinden önce idareler ve sendikalar arasında değişik adlar altında yapılan sözleşmelerin uygulanmasında, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebileceği, 31.12.2015 tarihinden önce sözleşmenin herhangi bir sebeple sona ermesi ve yeni sözleşme düzenlenmesi (herhangi bir sebeple sözleşme imzalanamaz ise eski sözleşme hükümlerine göre devam edebilir) halinde, 31.12.2015 tarihine kadar (Kanun Koyucunun bu süreyi her yıl uzatması nedeniyle en son uzatılan tarihe kadar yapılan sözleşmeler önceki sözleşmelerin devamı niteliğinde olduğundan) sosyal denge tazminatının, sona eren sözleşmede öngörülen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabileceği, dolayısıyla önceki sözleşmede belirtilen ödeme kalemlerindeki yıllık artış oranında artış yapılabileceği, Belediye ile ilgili Sendika arasında 15.03.2012 tarihinden önce imzalanan (14.03.2012-15.05.2014 dönemine ait) ve süresi biten sözleşmede, konuları, yıllık artış oranları aynen belirlenmiş hükümlere göre yeni yapılan ve önceki sözleşmelerin devamı niteliğinde olan 14.05.2014-15.05.2016 tarihlerini kapsayan sözleşmeyle, 31.12.2015 tarihine kadarki artış oranları ve konuları üzerinden hesaplama yapılarak tespit edilen bedel, ortalama aylık tavan tutarı olarak esas alınarak ödendiğinden; Belediye ile ilgili Sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinde belirlenen sosyal denge tazminat hükümlerinin, anılan Kanuna aykırılık teşkil etmediği ve bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı, buna göre, sorumlunun talebi doğrultusunda tazmin hükmünün karar düzeltilmesi yoluyla kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Önceki (06.07.2018 tarihli ve 44966 tutanak sayılı) Temyiz Kurulu Kararımızda belirtildiği üzere;

30.06.1989 tarihli ve 20211 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 11.04.2012 tarihli ve 28261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6289 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33 üncü maddesiyle eklenen Ek 15 inci maddede; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” denilmektedir.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde; “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. …” denilmekle birlikte,

Aynı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinde; “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” hükümlerine yer verilmiştir.

Buna göre; 15.03.2012 tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerle 31.12.2015 tarihinden önce sona ermesi durumunda 31.12.2015 tarihine kadar yeni bir sözleşme imzalanabilecek, ancak eski sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarın 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yani 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilecektir. Başka bir deyişle, 31.12.2015 tarihine kadarki dönemde, yenilenen sözleşme ile ilgili personele ödenen meblağ, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise, yüksek olan bu tutarların artırılması mümkün değildir. Diğer taraftan aynı dönemde, bir önceki sözleşmede öngörülen sosyal denge tazminatı tutarı, yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, bu defa yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutar, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar kadar olabilecektir.

Bu itibarla, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınacağından 31.12.2015 (daha sonra bu süre 31.12.2017 olarak belirlenmiştir) tarihine kadarki dönemde yenilenen sözleşme ile ilgili personele ödenecek meblağ, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek olamayacaktır. Yüksek olarak ödenecek tutar ise mevzuata aykırılık teşkil edecektir.

Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda karar düzeltilmesine esas olay değerlendirilecek olursa;

… … Belediyesi ile … Sendikası (…) arasında 14.03.2012-15.05.2014 tarihlerini kapsayan bir toplu iş sözleşmesi imzalanmış, sonradan 16.05.2014-15.05.2016 tarihlerini kapsayan 15.05.2014 tarihli yeni bir toplu iş sözleşmesi ile ilk sözleşmedeki iyileştirme zammı, ikramiye, öğrenim yardımı ve ulaşım yardımı tutarlarına, 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren Tefe, Tüfe + % 3 oranında artış yapılmıştır. Bu uygulamayla da, mevzuat gereği 31.12.2015 tarihinden önce sona eren ilk sözleşmedeki tutarlar tavan kabul edilerek arttırılmaması gerektiğinden; 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren Tefe, Tüfe + % 3 oranının uygulanması sonucu tavan tutar aşılmış ve kamu zararına neden olunmuştur.

Karar düzeltilmesi talebinde bulunabilen sorumlular, birebir aynı nitelikteki karar düzeltilmesi dilekçelerinde; … Belediyesi ile … Sendikası arasında imzalanan sözleşmenin ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve kararların gereğinin tam ve eksik olarak yerine getirilmesinin zorunluluk arz ettiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde tesis edildiğini, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddesi ile getirilen “sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere” hükmünün, sendikal örgütlülüğün ayrılmaz bir parçası olan toplu iş sözleşmesi hakkının kullanımına yönelik kısıtlama getirdiğini, bu durumun ILO’nun 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmelerine, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 23 üncü maddesine, Avrupa Sosyal Haklar Sözleşmesinin 6 ncı maddesine, Yerel Yönetimlerde Mali ve İdari Özerkliği düzenleyen Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Sözleşmesinin 6 ncı maddesine açıkça aykırılık teşkil etmesi nedeniyle, Türkiye’nin taraf olduğu ve usulüne uygun bir şekilde onaylanan uluslararası sözleşmeler ile yasal mevzuatın çelişmesi halinde Uluslararası Sözleşme hükümlerinin belirleyici olduğunu hüküm altına alan Anayasanın 90 ncı maddesine göre, anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa hükümlerine aykırı olduğunu, 2012 ve 2014 yıllarında bağıtlanan her iki sözleşmede maddi yönden aynı içeriğe sahip olup herhangi bir kalemde artış yapılmadığını, 2012 yılında bağıtlanan sözleşmede öngörülen ÜFE + % 3’lük kalemin 4688 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde sayılan ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğunu, aynı şekilde 2014 yılında bağıtlanan sözleşmede de bu kalemin yer almasının adı geçen Kanuna aykırılık teşkil etmediğini, 2012 yıllarında bağıtlanan sözleşmede yer alan “Yeni sözleşme imzalanıncaya kadar, eski sözleşme hükümleri geçerlidir.” şeklindeki hüküm gereği 2014 yılında bağıtlanan sözleşmenin eski sözleşmenin tarihsel bir güncellemesinden ibaret olduğunu belirtilmiş(ler) ise de; 2010 yılı öncesinde kamu görevlisi olan memurların toplu sözleşme hakkı bulunmamakta ve sadece yetkili sendika ile hükümet arasında toplu görüşmeler yapılmaktayken, Anayasanın “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde 2010 yılında yapılan değişiklik sonucunda ilgili madde:

“İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.

Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.”

Şeklinde değiştirilmiştir.

Söz konusu anayasa değişikliği ile yapılan düzenlemenin gerekçesinde; Anayasanın 51 inci maddesinin dördüncü fıkrasının, sendika özgürlüğünü iş kolu ile sınırlamakta ve aynı zamanda aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamayacağını hükme bağlamakta olduğu, bu düzenlemenin ILO sendika özgürlüğüne ve örgütlenme hakkının korunmasına ilişkin 87 sayılı sözleşmesine aykırı olması sebebiyle 51 inci maddenin dördüncü fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı belirtilmektedir.

Dolayısıyla, memurların toplu sözleşme hakkı mevcut olup, 2010 anayasa değişikliği ile ve akabinde buna uygun olarak düzenlenen 4688 sayılı Kanun ile durum çözüme kavuşturulmuş olup, iç hukuk düzeni ile uluslararası antlaşmalar arasında ihtilaf olabilecek bir husus kalmamıştır.

Diğer yandan, sorumluluk hususuna gelince;

Sorumlular arasında bulunan Belediye Başkanı … temyiz aşamasındaki dilekçesinde özetle; yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre kendisinin Üst Yönetici olduğunu ve şahsının ihalelerin hiçbir aşamasında onayı, yetkisi ve tasarrufunun söz konusu olmadığını ve Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı kararında da açıklıkla ifade olunduğu üzere, ilgi sorguya konu olan hususların, üst yönetici sıfatıyla Belediye Başkanı olarak şahsının yetki ve sorumluluğu dışında olduğunu belirtmişse de; Belediye Başkanı …’ın sorumluluğu … Belediye Başkanlığı ile … arasında imzalanan ve 16.05.2014 tarihinden itibaren geçerli olan sözleşmeyi … Belediye Başkanlığı adına imzalamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, Üst Yönetici (Belediye Başkanı) …, bu sözleşmeye dayalı ödemeler dolayısıyla meydana gelen kamu zararından mevzuata aykırı sözleşmeyi imzalaması sebebiyle sorumludur.

Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları ise 5018 sayılı Kanununun 32 ve 33 üncü maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde; “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”, “Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 ncü maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarm hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmiştir.

Yine, aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemler Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 10 uncu maddesinde ön mali kontrol İşleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlü lüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği, aynı Usul ve Esasların 12 nci maddesinde de süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir.

Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıklarının ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “sorumlular” başlıklı 3 üncü bölümünde, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.

5018 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Bu minvalde, Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümlerini yerine getiren harcamalar ile ilgili harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır.

Son olarak, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Kamu Zararı” başlıklı 71 inci maddesinde:

“(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,

d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)

g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,

Esas alınır.

…”

Denilmektedir.

İdare ile sendika arasında imzalanan ve mevzuata aykırı hükümler ihtiva eden sözleşme doğrultusunda, memurlara yapılan ödemeler, yukarıda belirtilen maddenin (g) bendinde hüküm altına alınan mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması kapsamında kamu zararını ifade etmektedir.

Anayasanın 90 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesindeki; “… Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” hükmünün sınır aşan ödemeler ile ilgisi bulunmamaktadır. Nitekim her ülkenin ve bölgenin gelişmişlik düzeyleri birbirinden farklı olması dolayısıyla iç hukuki düzenlemelerle belirlenmiş olan limitlerin, uluslararası antlaşmalarla çelişmesi gibi bir durum söz konusu olamayacaktır. Uluslararası sözleşmelerin genel ve temel kriterleri belirlemesi dışında mali haklara yönelik olarak sınırsız bir ödeme öngörmesi, ulusal düzeydeki karar alma mekanizmalarını da ortadan kaldıracaktır.

Ulusal ve uluslararası düzenlemeler bir arada değerlendirildiğinde sınırı aşan ödemenin 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi kapsamında kamu zararı oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Sonuç itibariyle, … Belediyesi ile … Sendikası (…) arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi ile Kanunla belirlenen sınırlara uyulmaksızın (iyileştirme zammı, ikramiye, öğrenim yardımı ve ulaşım yardımı gibi ödemeler adı altında) sosyal denge tazminatı ödenmesi kamu zararına sebebiyet vermektedir.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, sorumlu tarafından (temyiz aşamasındaki ile aynı nitelikte yeniden) ileri sürülen iddia ve itirazların tamamının Temyiz Kurulu Kararında karşılandığı ve Kararın Kanuna aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından ve ayrıca Kararın düzeltilmesini icap ettiren başka bir husus da ileri sürülmediğinden; (232 sayılı İlamın 5. maddesiyle verilen … TL’lik tazmin hükmünü tasdik eden) söz konusu Kararın verildiği 06.07.2018 tarihli ve 44966 tutanak (28822 ilam) sayılı Temyiz Kurulu İlamında (1. maddesinde) KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA, oy birliğiyle,

Karar verildiği 15.05.2019 tarih ve 46233 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim