Sayıştay 6. Dairesi 427 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
427
7 Şubat 2017
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 6
-
Karar Tarihi: 07.02.2017
-
Karar No: 427
-
İlam No: 241
-
Madde No: 15
-
Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Hesap Yılı: 2015
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
A)Sosyal Denge Tazminatı
B)Yemek Yardımı
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;
A) ...............Başkanlığı ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (...............) arasında imzalanan ve 15.07.2014 tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesinin mevzuata aykırı hükümler içerdiği ve ............... ….Müdürlüğünde çalışan ............... üyesi çalışanlara 2015 yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge tazminatı ödemesi yapıldığı görülmüştür.
............... tarih ve ............... mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye, 11.04.2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6289 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33’üncü maddesiyle eklenen Ek 15’inci maddede; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir” denilmektedir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…” denilmekle birlikte,
Aynı Kanun’un Geçici 14’üncü maddesinde “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak ............... tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre ............... tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa, bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerle ............... tarihinden önce sona ermesi durumunda ............... tarihine kadar yeni bir sözleşme imzalanabilecek, ancak eski sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarın 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yani ............... tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilecektir. Başka bir deyişle, ............... tarihine kadar ki dönemde, yenilenen sözleşme ile ilgili personele ödenen meblağ, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise, yüksek olan bu tutarların artırılması mümkün değildir. Diğer taraftan aynı dönemde, bir önceki sözleşmede öngörülen sosyal denge tazminatı tutarı, yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, bu defa yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutar, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar kadar olabilecektir.
Bu itibarla, ............... tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınacağından ............... (daha sonra bu süre ............... olarak belirlenmiştir) tarihine kadarki dönemde yenilenen sözleşme ile ilgili personele ödenen meblağ, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek olamayacaktır. Yüksek olarak ödenen miktar mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
............... ile ............... arasında ............... tarihinde sözleşme imzalandığı, söz konusu sözleşmenin yürürlüğünün ............... tarihinde sona erdiği, daha sonra ............... ile ............... tarihleri arasını kapsayan yeni bir toplu sözleşme imzalandığı, imzalanan bu sözleşmeye göre memurlara sosyal denge tazminatı ve ödemelerde bulunulduğu görülmüştür.
Denetçi tarafından sorguda kamu zararı tespit edilirken ............... tarihli sözleşmenin ilk yılında alınan ortalama aylık tutarı ile ............... tarihli sözleşmenin ............... tarihlerini kapsayan dönemi ile ilgili sözleşmenin ............... dönemine isabet eden artmış halinin kıyaslandığı, ancak sorumluların ............... ile Tüm-Bel-Sen arasında ............... tarihinde sözleşme imzalandığı, söz konusu sözleşmenin yürürlüğünün ............... tarihinde sona erdiği ve bu sözleşmenin 24’üncü maddesinde; “............... üyesi çalışanların halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten 15.07.2011 tarihi ile 14.07.2012 tarihleri arasında her ay net 450,00 TL ödeneceğinin, 15.07.2012 tarihinden 14.01.2013 tarihleri arasında her ay net 650,00 TL ödeneceğinin, 14.01.2013 tarihi ile 15.07.2013 tarihleri arasında her ay net 850,00 TL ödeneceğinin, 15.07.2013 tarihi ile 15.01.2014 tarihleri arasında ÜFE TÜFE ortalaması +1 puan arttırılarak net ödeneceği, 15.01.2014 tarihi ile 14.07.2014 tarihleri arasında ÜFE TÜFE ortalaması +1 puan arttırılarak net ödeneceğinin” hükme bağlandığı, dolayısıyla anılan hüküm gereğince ............... tarihi ile ............... tarihi arasında alınan ücretin baz alınmaması gerektiği yönündeki savunmaları neticesinde sorguda ............... TL olarak belirlenen kamu zararının yargılamaya esas raporun sonuç bölümünde ............... TL olarak düzeltildiği ve kamu zararı tablosunun yeniden düzenlendiği görülmüştür.
Bununla birlikte Denetçinin yeni kamu zararı tutarı hesabında ortalama aylık tutarların mukayesesi yapılırken inceleme döneminin ilk altı ayı olan ............... dönemi için ‘.............................. dönemi için ............... ortalaması+1 puan‘’ ibaresine denk gelen ............... TL ile inceleme döneminin son altı ayı olan ............... dönemi için ‘............... dönemi için ÜFE TÜFE ortalaması+1 puan” ibaresine denk gelen ............... TL tavan ücreti olarak dikkate alınmıştır. Halbuki, ............... döneminin bir bütün olarak değerlendirilerek 2014 yılının 7’nci ayında alınan ortalama tavan ücretinin baz alınması gerekmektedir.
Bu nedenle; ............... tarihinde imzalanan ve ............... tarihlerini kapsayan Toplu Sözleşmeye göre ödenen tutar daha yüksek olduğu için ............... tarihinde imzalanıp ............... tarihlerini kapsayan Toplu Sözleşmeye göre ödenen sosyal denge tazminatları geçerli olmak zorundadır. Dolayısıyla ............... dönemini kapsayan sözleşmede öngörülen tazminatın, ............... tarihinde imzalanıp ............... tarihlerini kapsayan toplu sözleşmedeki belirtilen tavan tutarı (............... TL) aşan kısmı kamu zararı oluşturmaktadır.
Diğer yandan, hem sorguda hem de yargılamaya esas raporun sonuç bölümünde yer alan ahiz tablosunun 2015 yılı başı itibariyle görevde bulunan personel esas alınarak oluşturulduğu dolayısıyla yıl içindeki görev değişimlerinin dikkate alınmadığı görülmüştür.
Sonuç olarak, hem kamu zararı hesabında esas alınması gereken ortalama aylık tavan ücretinin hem de kendilerine sosyal denge ödemesi yapılan personelin yeniden belirlenmesi neticesinde kamu zararı tutarının ............... -TL olduğu tespit edilmiştir.
Sorumluların savunmalarında, ............... ile ............... Sendikası arasında imzalanan sözleşmenin ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve kararların gereğinin tam ve eksik olarak yerine getirilmesinin zorunluluk arz ettiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde tesis edildiği, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15’inci maddesi ile getirilen “Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere” hükmünün, sendikal örgütlülüğün ayrılmaz bir parçası olan toplu iş sözleşmesi hakkının kullanımına yönelik kısıtlama getirdiği, bu durumun ILO’nun 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmelerine, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 23’üncü maddesine, Avrupa Sosyal Haklar Sözleşmesinin 6’ncı maddesine, Yerel Yönetimlerde Mali ve İdari Özerkliği düzenleyen Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesine açıkça aykırılık teşkil etmesi nedeniyle, Türkiye’nin taraf olduğu ve usulüne uygun bir şekilde onaylanan Uluslararası sözleşmeler ile yasal mevzuatın çelişmesi halinde Uluslararası Sözleşme hükümlerinin belirleyici olduğunu hüküm altına alan Anayasa’nın 90’ncı maddesine göre, anılan Kanun Hükmünde Kararname’nin Anayasa hükümlerine aykırı olduğu belirtilmiş ise de;
2010 yılı öncesinde kamu görevlisi olan memurların toplu sözleşme hakkı bulunmamakta, sadece yetkili sendika ile hükümet arasında toplu görüşmeler yapılmaktayken, Anayasası’nın “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53’üncü maddesinde; 2010 yılında yapılan değişiklik sonucunda ilgili madde:
“İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir”
şeklinde değiştirilmiştir.
Söz konusu anayasa değişikliği ile yapılan düzenlemenin gerekçesinde, Anayasa’nın 51’inci maddesinin dördüncü fıkrasının, sendika özgürlüğünü iş kolu ile sınırlamakta ve aynı zamanda aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamayacağını hükme bağlamakta olduğu, bu düzenlemenin ILO sendika özgürlüğüne ve örgütlenme hakkının korunmasına ilişkin 87 sayılı sözleşmesine aykırı olması sebebiyle 51’inci maddenin dördüncü fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı belirtilmektedir.
Bu itibarla, memurların toplu sözleşme hakkı mevcut olup, 2010 anayasa değişikliği ile ve akabinde buna uygun olarak düzenlenen 4688 sayılı Kanun ile durum çözüme kavuşturulmuş olup, iç hukuk düzeni ile uluslararası antlaşmalar arasında ihtilaf olabilecek bir husus kalmamıştır.
Diğer yandan, sorumlular arasında bulunan ............... savunmasında özetle yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre kendisinin Üst Yönetici olduğunu ve şahsının ihalelerin hiçbir aşamasında onayı, yetkisi ve tasarrufunun söz konusu olmadığını ve Sayıştay Genel Kurulu’nun ............... tarih ve 5189/1 sayılı kararında da açıklıkla ifade olunduğu üzere, ilgi sorguya konu olan hususların, üst yönetici olması nedeniyle, tümüyle Belediye Başkanı olarak şahsının yetki ve sorumluluğu dışında olduğunu belirtmişse de; ...............’ın sorumluluğu ...............Başkanlığı ile ............... arasında imzalanan ve ............... tarihinden itibaren geçerli olan sözleşmeyi ...............Başkanlığı adına imzalamasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, ............... bu sözleşmeye dayalı ödemeler dolayısıyla meydana gelen kamu zararından mevzuata aykırı sözleşmeyi imzalaması sebebiyle sorumludur.
Bu itibarla, Denetçi sorgusunda konu edilen ............... TL’nin
............... TL’si için ilişilecek husus bulunmadığına oy birliğiyle,
Geriye kalan kamu zararı olduğu anlaşılan ............... TL’nin
............... müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faizleriyle ödettirilmesine oy çokluğuyla
Anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
Karşı Oy;
Üye ...............’un karşı oy gerekçesi:
Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme’nin “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinde; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100'üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.” denilmektedir.
Bu bağlamda 4688 sayılı Kanun’un “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci ve Geçici 14’üncü maddesi ile 375 sayılı KHK nin Ek 15’nci maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde Belediye personeline sosyal denge tazminatı ödenebilmektedir. Ancak, uygulamada belediye personeline ödenen sosyal denge tazminatının tavan tutarının belirlenmesine esas teşkil eden “aylık” kavramının dar anlamda yorumlanmasından kaynaklanan bir tereddüt meydana gelmektedir. Zira, toplu sözleşmede bahsedilen aylık kavramı sadece gösterge ve ek gösterge aylıklarının toplamını ifade etmemektedir. Bu tanıma taban aylık ve kıdem aylık tutarlarının da dahil edilmek suretiyle sosyal denge tazminatı ödemesine ilişkin tavan tutarın tespit edilmesi gerekir. Çünkü, aylık kavramı ve kapsamı 657 sayılı Kanun’un 50 yılı aşan uygulama sürecinde değişiklikler geçirmiştir. Aşınan aylık unsurunun yerine yeni ve ek unsurlar ilave edilmiştir. Günümüzde ise kamu görevlilerine genel olarak temel maaş, zam ve tazminatlar ile sosyal yardımlar adıyla üç başlık altında aylık ödemesi yapılmaktadır. Analitik bütçe sınıflandırmasında da temel maaş unsurları “Bir kadroya dayalı olarak istihdam edilenlere ilgili mevzuatına göre yapılan aylık, ek gösterge, kıdem aylığı ve taban aylığı ödemeleri, …” olarak tanımlanmıştır.
Buradan hareketle “en yüksek Devlet memuru aylığı” kavramını dar anlamda düşünmek ve değerlendirmek günümüz uygulamasındaki gerçekliğe uygun düşmez. Ayrıca, 4688 sayılı Kanun’un Geçici 14’üncü maddesinde geçen, “ … Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir...” ibaresindeki “ortalama aylık ödeme” kavramının da sosyal denge tazminatı ödemelerinin değerlendirmelerinde dikkate alınması gerekir.
Özetle, “en yüksek devlet memuru aylığı” nın geniş anlamda ve güncel yorumu dikkate alındığında,............... Belediyesi tarafından personeline ödenen sosyal denge tazminatı ödemesinin aylık tutarlarının kamu zararı meydana getirecek bir meblağa ulaşmadığı değerlendirilmektedir.
Belirtilen gerekçelerle, konu hakkında ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmesi gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
B) ............... ..Müdürlüğünde görevli memurlara Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği hükümlerine aykırı olarak yiyecek yardımı yapıldığı görülmüştür.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 212’nci maddesine dayanılarak hazırlanan ve 19/11/1986 tarihli ve 86/11220 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurları Yiyecek Yardım Yönetmeliği’nin “Yemek Servisi Giderleri” başlıklı 4’üncü maddesinde;
“Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.
Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır.
Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır. 2155 sayılı Bazı Kamu Personeline Tayın Bedeli Verilmesi Hakkında Kanun'a göre tayın bedeli verilen personel ile sözleşmeli olarak çalıştırılanların, bu Yönetmeliğe göre yiyecek yardımı yapılan yemek servislerinde yemek yemeleri halinde, yemek bedelinin tamamı kendilerinden alınır.”
denilmektedir.
2015 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu eki Bazı Ödeneklerin Kullanımına ve Harcamalara İlişkin Esasları düzenleyen (E) Cetveli’nin 43’üncü maddesinde; Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesi uyarınca yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere kurum bütçelerinden yapılan yemek yardımının ............... ve ............... illerinin büyükşehir belediyesi sınırları içinde görev yapan personel için yemek maliyetlerinin azami üçte ikisi olarak uygulanabileceği hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca ............... Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından Açık İhale Usulü ile ihale edilen Memur ve Sözleşmeli Memur Personele Kartlı, Kuponlu veya Mobil Sistem İle Öğle Yemeği Teminine ilişkin İhalenin İdari Şartnamesi’nin 25.3.1’nci maddesinde; “657 sayılı Kanunun 212 nci maddesine dayanılarak hazırlanan ve 19/11/1986 tarihli ve 86/1120 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 4 üncü maddesi uyarınca yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere kurum bütçelerinden yapılan yemek yardımı ............... ve ............... illerinin Büyükşehir belediyesi sınırları içinde görev yapan personel için yemek maliyetlerinin azami üçte ikisi olarak uygulanabilir." Bu ihalemizde Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 4 üncü maddesi uygulanacağından, idaremiz yüklenici tarafından teklif edilen bedelin 1/3'nü memur ve sözleşmeli memur personelin maaşından kesecektir.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerine göre; Kurum bütçesine kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle konulan yiyecek yardımı ödeneğinden, yemek maliyetinin üçte ikisini aşmamak üzere harcama yapılabileceğinden, yemek maliyetinin bütçeden karşılanamayacak olan üçte birlik kısmının da yemek yiyenlerce karşılanması gerekmektedir.
Ancak, Memur ve Sözleşmeli Memur Personele Kartlı, Kuponlu veya Mobil Sistem İle Öğle Yemeği Teminine ilişkin İhaleye göre her bir memur personele bir öğün için 20,79-TL (19,25 TL+KDV) tutar belirlenmiş olup yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre 20.79-TL’nin üçte birlik kısmına tekabül eden tutar olan 6,93-TL kadar memur personelden kesinti yapılması gerekirken, memur personelden, 2015 yılı Bütçe Uygulama Tebliğinde (Sıra No:1) belirtilen ve ek göstergelerine göre memurlardan alınacak en az yemek bedellerini gösteren tablodaki tutarlar dikkate alınarak bir öğün için yapılan yiyecek yardımlarının üçte birlik kısmından daha az tutarlarda kesinti yapıldığı görülmüştür.
Sorumlular savunmalarında her ne kadar yemek ihtiyacının ihale yoluyla karşılandığı durumlarda; ............... ve ............... illerinin Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bulunan kurumlar tarafından Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesinde belirtilen ve yemek maliyetlerinin büyük kısmını oluşturan kalemlerin tam olarak hesaplanması mümkün olmadığından bütçe hazırlama rehberine göre personel sayısı dikkate alınarak hazırlanan standart maliyete göre kurumun bütçesine ödenek konulduğunu, dolayısıyla bütçeye konulan ödeneğin yemek maliyetinin 2/3’üne tekabül ettiğinin kabulünün gerektiğini, ancak bahsi geçen tutarların tam olarak hesaplanmasının mümkün olmadığı değerlendirildiğinden Merkezi Yönetim Bütçe Uyguma Tebliğlerinde belirtilen tutarların yemek yiyenlerden alınmasının gerekli olduğu anlaşıldığından kurum tarafından ihale yoluyla alım yapılmak suretiyle yerine getirilen yemek yardımlarında bütçeye konulan ödeneğin aşılmaması kaydıyla sadece Merkezi Yönetim Bütçe Uyguma Tebliğinde belirtilen tutarların yemek yiyenlerden alınmasının mevzuata uygun olduğunu belirtmişler ise de; bahse konu olayda elektronik kartlı sistemle yemek temini ifa edildiği için sorumluların savunmalarında dile getirilen hesaplanamayan maliyet unsuru teknik olarak mümkün değildir. Zira, personel elektronik kartlı sistem aracılığı ile herhangi bir yerde yemek yediği için belirtilen maliyet unsurları tüketilen öğünün fiyatının içerisine dahildir, dolayısıyla 20,79-TL olarak belirlenen tutarla ilgili olarak yemek maliyetine dahil edilemeyecek hiçbir unsurun bulunmamaktadır. Ayrıca anılan İdari Şartname’nin 25.3.1’inci hükmünde memurlara yapılan yiyecek yardımının üçte birlik kısmının memurlardan kesileceğinin açıkça belirtilmektedir.
Netice itibariyle Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliği ile ek göstergelere göre belirlenen tutarlar, memurlardan alınması gereken asgari tutarı belirtmektedir. Dolayısıyla, yemek maliyetinin 1/3 ünün Tebliğ’de belirtilen tutarları aştığı durumda yemek yiyenlerden ek göstergelere göre belirlenen tutarlar yerine yemek maliyetinin 1/3’ünün alınması gerekir. Aksi takdirde yemek maliyetinin üçte ikisinden fazla bir miktar kurumun bütçesinden karşılanmış olacaktır ki bu da yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer yandan, ............... (B) bendine ilişkin olarak da savunma göndermiş olsa da anılan kişinin sorumluluğu sorgunun (A) bendine ilişkin olup, (B) bendi ile ilgili olarak sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, yukarıdaki mevzuat hükümlerine ve açıklamalara aykırı olarak, ................ ….. Müdürlüğünde görevli memurlardan sadece 2015 yılı Bütçe Uygulama Tebliğinde (Sıra No:1) belirtilen ve ek göstergelerine göre memurlardan alınacak en az yemek bedellerini gösteren tablodaki tutarlar dikkate alınarak kesinti yapılması suretiyle neden olunan kamu zararı tutarı ............... -TL’nin,
............... müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faizleriyle ödettirilmesine, anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca İşbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy;
Üye ...............’un karşı oy gerekçesi:
657 sayılı Devlet Memurları Kanun’una tabi devlet memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları belirleyen Devlet Memurları Yiyecek Yardımları Yönetmeliği’nin “Yemek Servisi Giderleri” başlıklı 4’üncü maddesine göre; yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, kurum bütçelerine konulacak ödenekler ve yemek yiyenlerden alınan bedelle karşılanacaktır.
Anılan Yönetmeliği’n “Yardımın Şartları” başlıklı 5’inci maddesinde ise; kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı olarak konulan ödeneğin, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödeneceği, yemek servisi için gerekli bina, tesis ve demirbaş eşyanın kurumlarca sağlanacağı ve bunlara karşılık memurlardan ücret alınmayacağı hususuna dikkat çekilmiştir. Ayrıca 9’uncu maddesinde de; kurum kadrolarında olup, yemek servisinde görevlendirilen personel giderleri, kira, amortisman, su, elektrik ve havagazı giderlerinin yemek maliyetine dahil edilmeyeceği belirtilmiştir.
Devlet Memurları Yiyecek Yardımları Yönetmeliği’nin anılan hükümlerinden yemek yardımının çalışılan kurumda kurulan yemek servisi kanalı ile yapılacağı ve yemek maliyetinin bu servis tarafından hesaplanarak kurumdan ödenek ve yemek yiyenden de katkı şeklinde alınacağı anlaşılmaktadır.
............... hizmet alımı ile çalışanlarının yemek ihtiyacını karşılamıştır. Dolayısıyla, çalışanların yemek ihtiyacı kurum içinde hazırlanarak karşılanmamıştır. Bu nedenle, ihale yoluyla kurum çalışanlarına temin edilen yemek yardımının Yönetmelik kapsamında olmadığı düşünülmektedir.
Sonuç olarak, Yönetmelik kapsamında temin edilmeyen, ihale usulü ile alımı sağlanan ve idare çalışanlarına sunulan yemek nedeniyle, yemek yiyenlerin katkı sağlaması gerektiği hususu yasal dayanaktan yoksun kalmakta ve dolayısıyla söz konusu katkı tutarının da kamu zararı olduğu yönündeki iddia da dayanaksız kalmaktadır.
Bu bağlamda, …..............Belediyesi’nin. çalışanlarına sağladığı yemek nedeniyle sorguda yiyenlerden katkı payı alınmaması nedeniyle meydana geldiği ileri sürülen kamu zararına ilişkin şartların ve dolayısıyla da sorumluluğun doğmadığı değerlendirildiğinden, sorgu konusu husus hakkında ilişilecek husus olmadığı gerekçesiyle, çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:06