Sayıştay 6. Dairesi 41722 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Vergi ve Harç
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
41722
27 Aralık 2017
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2014
-
Daire: 6
-
Dosya No: 41722
-
Tutanak No: 43890
-
Tutanak Tarihi: 27.12.2017
-
Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Su hizmetlerine ilişkin belediye gelirlerinin zamanaşımına uğraması
- 227 sayılı ilamın 2. maddesiyle; ... Belediyesi’nin 2004 yılında tahakkuk etmiş olan su hizmetlerine ilişkin gelirlerinin zamanaşımına uğraması sonucu ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Kurumu adına Üst Yönetici ...(Belediye Başkanı) temyiz dilekçesinde özetle;
Sorguya konu olan su hizmetlerine ilişkin gelirlerin 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında izlendiğini, EK ( 2 ) de sunulan tablodan da anlaşılacağı üzere Belediyeye borcu bulunan mükelleflerin bir kısmından tahsilat yapıldığının EK ( 2 ) de yer alan tahsilat makbuzlarından anlaşıldığını, bazı mükelleflerin EK ( 2 ) de yer alan tablodan da anlaşılacağı üzere sistemde kayıtlı kimlik bilgileri ve adres bilgilerinde eksiklikler bulunduğunu, bu nedenle alacağın takip edilmesinde sorunlar yaşandığını,
Ayrıca tabloda yer alan alacakların birçoğunun hiçbir geliri olmayan, üzerlerine kayıtlı herhangi bir taşınır taşınmaz vb. malların bulunmadığını, günlük olarak sağladıkları kazançlarla geçimlerini sağlayan, zaman zaman Belediyenin de sosyal yardım sağladığı vatandaşlara ait olduğunu, bu nedenle takip işlemlerinin yapılamadığını,
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun Tahsil Zamanaşımı başlıklı 102'nci maddesinde,
"Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur, hükmünün yer aldığını,
Bu doğrultuda sorgu ekindeki tabloda gösterilen alacakların tamamının Belediye kayıtlarında izlenmekte olduğunu ve tahsilatları için çalışmaların sürdürüldüğünü belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık mütalaasında;
“İlamın 2. maddesi ile ilgili olarak, Belediyeye borcu bulunan mükelleflerin bir kısmından tahsil yapıldığı, bazılarının sistemde kayıtlı kimlik bilgileri ve adres bilgilerinde kesiklikler bulunulduğu bu nedenle alacağın takip edilmesinde sorunlar yaşanmakta olduğu ayrıca tabloda yer alan alacakların birçoğunun hiçbir geliri olmayan, üzerlerine kayıtlı herhangi bir taşınır taşınmaz vb. malların bulunmadığı, günlük olarak sağladıkları kazançlarla geçimlerini sağlayan, zaman zaman belediyenin de sosyal yardım sağladığı vatandaşlara ait olduğu, bu neden takip işlemlerini yapılamadığı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun Tahsil Zamanaşımı başlıklı 102’nci maddesinde;
“Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.” Hükmü yer aldığını.
Bu doğrultuda sorgu ekindeki tabloda gösterilen alacakların tamamının belediyenin kayıtlarında izlenmekte ve tahsilatları için çalışmalar sürdürülmekte olduğunu öne sürerek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
İlamın 2. maddesindeki kamu alacağının zamanaşımına uğratılması gerekçesine dayalı tazmin kararı ile ilgili olarak bir kısım tahsilatların yapıldığı, bir kısmının tahsilatının devam edildiği ve bir kısmının tahsilatı imkânsız olduğu ayrıca zamanaşımı geçse bile gönüllü tahsilatların yapıldığı görüldüğünden, talebin kabul olunarak sorumlu uhdesinden tazmin hükmünün kaldırılmasının yerinde olacağı düşünülmektedir. Arz olunur.” Denilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde, ... Belediyesinde, 2004 yılında tahakkuk etmiş olan su hizmetlerine ilişkin gelirlerin 31.12.2014 tarihinde zamanaşımına uğramasının kamu zararı konusu edildiği görülmüştür.
Belediye ile aboneler arasında abone sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Sözleşme ilişkisi bulunan durumlarda alacaklar açısından Borçlar Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin hükümleri geçerli olacaktır.
Borçlar Kanununun 146. Maddesinde;
“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” Denilmektedir.
“Zamanaşımının Kesilmesi” başlıklı 154. Maddesinde;
“Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:
-
Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse,
-
Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa. ” ifadesi yer almaktadır.
Anılan hükümler uyarınca; belediyelerin; su hizmetlerine ilişkin alacakları vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 10 yıl içinde tahsil edilmediğinde zamanaşımına uğrar.
Bununla beraber, zamanaşımı süresi içerisinde mükellef tarafından yapılan kısmi ödeme ile belediye tarafından mükellefe icra takibi yapılması tahsilat zamanaşımı süresini keserek yeniden başlatır.
İlgili tarafından verilen temyiz dilekçesinde; tahsil edilmeyen belediye alacaklarının tamamının 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar hesabında izlendiği ve tahsilat çalışmalarının sürdürüldüğü belirtilmiştir.
Temyiz dilekçesine eklenen tablolar incelendiğinde; bazı alacaklara ilişkin kısmi tahsilatlar yapıldığı görülmüştür. Anılan mevzuat hükmüne göre; kısmi tahsilat, zamanaşımını kesen sebeplerdendir; ancak bu tahsilatların hangi tarihlerde yapıldığına ilişkin kanıtlayıcı belgeler sunulmadığından alacakların zamanaşımı süresini etkileyip etkilemediği anlaşılamamıştır.
Bu itibarla, tazmin hükmüne konu edilen su hizmetlerine ilişkin alacaklardan zamanaşımını kesen nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesini teminen 227 sayılı ilamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın dairesine TEVDİİNE, (Üyeler … un aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oyçokluğuyla,
Karar verildiği 27.12.2017 tarih ve 43890 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi
Üye …’nün karşı oy gerekçesi;
... Belediyesinde, 2004 yılında tahakkuk etmiş olan su hizmetlerine ilişkin gelirlerin 31.12.2014 tarihinde zamanaşımına uğramasının kamu zararı konusu edildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz dilekçesine eklenen tablolar incelendiğinde; bazı alacaklara ilişkin kısmi tahsilatlar yapıldığı görülmüştür. Zamanaşımı süresi içerisinde mükellef tarafından yapılan kısmi ödeme ile belediye tarafından mükellefe icra takibi yapılması tahsilat zamanaşımı süresini keserek yeniden başlatır. Ayrıca, ilgili tarafından verilen temyiz dilekçesinde; tahsil edilmeyen belediye alacaklarının tamamının 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar hesabında izlendiği ve tahsilat çalışmalarının sürdürüldüğü belirtilmiştir.
6183 sayılı Kanunun 1. Maddesinde; “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur” denilmek suretiyle kanunun kapsamı belirlenmiş, akitten doğan alacaklar kapsam dışında bırakılmıştır.
İlama konu olan su bedeli, taraflar arasında abone sözleşmesi ilişkisi bulunan dolayısıyla akitten doğan bir alacak niteliğindedir. Dolayısıyla zamanaşımı açısından tabi olduğu mevzuat da vergi alacağından farklılık arz eder. Örneğin, 6098 sayılı Borçlar kanununun 161. maddesi gereği “Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz”.
Zamanaşımı, alacak hakkını ortadan kaldırmamakta, ancak belli bir süre alacağın talep edilmemesi durumunda artık kişiyi dava edilebilme hakkından yoksun bırakmaktadır. Diğer bir ifade ile zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırmaktadır. Alacaklının isteyememesi, borçlunun borcunu ifa etmesine engel değildir. Borçlunun zamanaşımının varlığını ifade edip borcundan kaçınması da belli süre ve usul hükümlerine tabidir. Zamanaşımı, bu süre ve usullere uygun olarak ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Yargılamayı yapan hakim tarafından zamanaşımının kendiliğinden göz önünde bulundurulamaması bu açıdan önem arz etmektedir.
6085 sayılı Kanun ve bu çerçevede çıkartılan ikincil mevzuat gereği Sayıştay yargılamasına sorumlular yanında ahiz olarak adlandırılan, dava konusu olayda su borcu olan mükellefler de fer’i müdahil olarak katılabilmektedir. Her ne kadar sayıştay yargısının muhatabı ahizler değil, sorumlular olarak nitelendirilen kamu görevlileri ise de bu alacağın nihai muhatapları ahizlerdir. Henüz adli yargıya konu olmamış veya zaman aşımı savunması yapılmamış bu alacaklar için borç ortadan kalkmadığından, zaman aşımı gerekçesi ile tazmin hükmü vermek, mükelleflere zamanaşımı definde bulunmalarını ihbar etme anlamı da taşıyabilir. Bu bağlamda akitten doğan bu borç için zaman aşımı iddiası ile tazmin veya tasdik hükmü vermek 6098 sayılı Borçlar kanununun 161. Maddesindeki “Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz” hükmüyle de bağdaşmaz.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu genel mali yapıyı sistemleştirirken 60/e maddesinde, gelirlerin mali hizmetler birimi tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde tahakkuk ettirileceğini, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürüteceğini, hükme bağlamıştır. Belediye Tahsilat Yönetmeliğinin 1. Maddesinde de “Tahsilat servisinin yürütmekle mükellef olduğu işler şunlardır :
A) Resim, harç, ücret ve cezalarla umumi hükümlere ve amme alacaklarının tahsil usulü hakkındaki kanuna göre kabili tahsil hale gelmiş olan belediye alacaklarını tahsil etmek,
B) Tahsile müteallik kayıtları tutmak ve tahsil olunan paraları bankaya ve banka olmayan yerlerde vezneye yatırmak,
C) Borçlu mükelleflere ait takibat dosyalarını tesis ederek, gerekli muameleleri ifa etmek,
Ç) Tahsildarlara ait tahsilatın kayıtlarını tutmak ve tahsildarların hesaplarını incelemek ve mürakabe etmek” denilmektedir. Bu hükümlere göre tahakkuk ve tahsil aşamalarında mali hizmetler biriminin genel olarak sorumlu anlaşılmaktadır. Ayrıca, 5018 sayılı Kanun 61’inci maddede muhasebe hizmeti tanımlanırken, gelir ve alacakların tahsili aşamasında muhasebenin de rol aldığı ifade edilmiştir. Tarh ve tebliğ kavramlarına açıkça değinilmemiş olsa da, mali hizmetler birimlerinin bu anlamda bir fonksiyon üstlendikleri genel görev tanımlarından çıkarılabilir. Muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi haricinde, ilgili kanunlarda tarh, tahakkuk ve tahsilden sorumlu olanların da, bu kapsamda değerlendirmesi gerekmektedir.
Öte yandan ilamda, zamanaşımı tarihinde görevde olan muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu tutulduğu görülmektedir. Muhasebe yetkilisinin sorumluluğu için gelirin tarh ve tahakkuk aşamasının sorunsuz bir şekilde yerine getirilmiş olması gerekir. Gelirin aşamaları dikkate alındığında, tarh ve tahakkuku yapılmamış bir gelirin, tahsil edilmesinden tek başına muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması 5018 sayılı Kanunla getirilen subjektif sorumluluk anlayışıyla da bağdaşmaz. Ayrıca, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi idari anlamda bir bütünü ifade etse de, belediye gelirlerinin tahsilatı aşamasında farklı birim veya kişilerin mali sorumluluğu oluşabilir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilerek, kamu gelirleri ile ilgili olarak sorumluluk tanımlanmış olup; tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin hangi safhalarında kimlerin sorumlu olduklarının kurum kanunlarına bırakılması ile farklılaşan ve karmaşıklaşan bir sistemi ortaya çıkarmıştır. Bu işlemlerin zamanında ve eksiksiz yapılmasından sadece zamanaşımı sonrasını anlamak da doğru olmaz. Tahakkuk sonrası 10 yıllık zamanaşımı süresinde görev alanlarla ilgili olarak bir kusur araştırması yapmadan tek başına görev başındaki muhasebe yetkilisini sorumlu tutmak da uygun olmaz.
Aynı Kanun’un “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
Esas alınır.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, idare gelirlerinin zamanaşımına uğratılması nedeniyle oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğun belirlenmesi aşamasında, gelirlerinin takip tebliğ ve tahsili ile ilgili olarak Mali Hizmetler Müdürlüğü dışında farklı bir birimin görevlendirilip görevlendirilmediğinin ve konu ile ilgili görevli olanların kasıt, kusur veya ihmalinin tespit edilmesi gerekmektedir. İlamda her ne kadar tazmin hükmolunan bütün tutarların zamanaşımına uğramış olduğu ve tahsil imkanı kalmadığı iddia olunsa da; tahsil edilmeyen belediye alacaklarının tamamının 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar hesabında izlendiği, belediyeye borcu bulunan mükelleflerin bir kısmından tahsil yapıldığı, bazılarının sistemde kayıtlı kimlik bilgileri ve adres bilgilerinde kesiklikler bulunulduğu bu nedenle alacağın takip edilmesinde sorunlar yaşanmakta olduğu ayrıca tabloda yer alan alacakların birçoğunun hiçbir geliri olmayan, üzerlerine kayıtlı herhangi bir taşınır taşınmaz vb. malların bulunmadığı, günlük olarak sağladıkları kazançlarla geçimlerini sağlayan, zaman zaman belediyenin de sosyal yardım sağladığı vatandaşlara ait olduğu ayrıca mükellefler tarafından def’i olarak ileri sürülmediği müddetçe borcun rızaen tahsil imkanının her zaman mevcut olduğu hususu da göz önüne alındığında tazmin hükmünün kaldırılması, genel hükümlere göre tahsilatın sağlanmasının takibi uygun olur.
Üyeler …’un karşı oy gerekçesi;
Borçlar Kanununun 146. Maddesine göre; aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Belediyelerin 2004-2014 yılları arasında su hizmetlerine ilişkin tahakkuk etmiş alacakları, vadelerinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 10 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar.
İlgili temyiz dilekçesinde, tazmin hükmüne konu edilen alacaklara ilişkin tahsil zamanaşımını kesen veya durduran herhangi bir kanıtlayıcı belge göndermeyip, yalnızca gelirlerini bilgisayar ortamında takip etmek için kullandığı tabloları göndermiştir. Usulüne uygun olarak düzenlenmiş herhangi bir tahsilat makbuzu, muhasebe işlem fişi, vb tahsilat belgesi olmaksızın, söz konusu bilgisayar kayıtlarının (kısmi) tahsilat olarak kabul edilmesi ve tazmin hükmüne konu edilen alacaklardan zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması yükümlülüğünü daireye vermek doğru değildir. Zira bu görev dairenin değil, hakkında tazmin kararı verilen sorumluların olup, sorumlularca sunulan temyiz dilekçesinde kısmi tahsilatı kanıtlayan herhangi bir resmi belge sunulmadığına göre, sırf dilekçedeki kanıtsız iddialara dayanarak Daire kararının bozulması yerinde olmayacaktır. Bu sebeple 2004-2014 yılları arasında tahakkuk etmiş su hizmetlerine ilişkin alacakların tahakkuk tarihinden itibaren on yıl sonra zamanaşımına uğradığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, 227 sayılı İlamın 2. Maddesiyle ... TL ’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:00