Sayıştay 6. Dairesi 41722 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Vergi ve Harç
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
41722
27 Aralık 2017
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2014
-
Daire: 6
-
Dosya No: 41722
-
Tutanak No: 43890
-
Tutanak Tarihi: 27.12.2017
-
Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Belediye gelirlerinden arsa, bina, çevre temizlik vergileri, diğer hizmet gelirleri ile diğer idari para cezalarının zamanaşımına uğraması
- 227 sayılı ilamın 1. maddesi ile; ... Belediyesi’nin 2009 yılında tahakkuk etmiş olan arsa, bina, çevre temizlik vergileri, diğer hizmet gelirleri ile diğer idari para cezalarının 31.12.2014 tarihinde zamanaşımına uğraması sonucu ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Kurumu adına Üst Yönetici ...(Belediye Başkanı) temyiz dilekçesinde özetle;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Kontrol Kanunu'nun Kamu Alacaklarının Silinmesi Başlıklı 79. Maddesinde,
"Özel mevzuatındaki hükümler saklı kalmak üzere, idare hesaplarında kayıtlı olup 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında izlenen kamu alacakları dışında kalan;
a) Zaruri veya mücbir sebeplerle takip ve tahsil imkânı kalmayan,
b) Tahsili için yapılacak takibat giderlerinin asıl alacak tutarından fazla olacağı anlaşılan, kamu alacaklarından merkezi yönetim bütçe kanununda gösterilen tutarlara kadar olanların kayıtlardan çıkarılmasına üst yöneticiler yetkilidir, (a) bendine göre belirlenen tutarı aşan kamu alacaklarından silinmesi öngörülenler merkezi yönetim bütçe kanununda ayrıca gösterilir." hükmünün yer aldığını,
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun Tahsil İmkânsızlığı Sebebi ile Terkin başlıklı 106.Maddesinde;
"Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar amme alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zamanaşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir. Bakanlar Kurulu, bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırmaya yetkilidir." hükmünün yer aldığını,
Söz konusu mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, zaruri veya mücbir sebeplerle takip ve tahsil imkanı kalmayan ve tahsili için yapılacak takibat giderlerinin asıl alacak tutarından fazla olacağı anlaşılan, kamu alacaklarından merkezi yönetim bütçe kanununda gösterilecek olan tutarlara kadar olan (Vergi, resim, harç vb. kamu alacakları için 10 TL’nin üst yönetici onayı ile kayıtlardan çıkarılabileceğini,
Sorgu ekindeki kamu zararı tablosu incelendiğinde, 10 TL'nin altında kamu alacaklarının mevcut olduğunun görüldüğünü, bu alacakların tahsili için yapılacak takibat giderlerinin asıl alacak tutarından fazla olduğunu, bu nedenle takibinin zorunlu nedenlerle yapılamamasında kamu zararından söz edilemeyeceğini, ayrıca söz konusu alacakların halen 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar hesabında izlendiğini ve tahsilat çalışmalarının sürdürüldüğünü,
Belediyeye borcu bulunan mükelleflerin bir kısmının EK ( 1 ) de yer alan tablolardan görüleceği üzere ödeme emirleri göndermek suretiyle takibinin yapıldığını, tabloda yer alan bazı mükelleflerden de tahsilat yapıldığının EK ( 1 ) de yer alan tahsildar bordrolarından anlaşıldığını, sorguda yer alan zamanaşımına uğramış diğer idari para cezalarına ilişkin mükelleflere ödeme emri gönderildiğini fakat teslim alındığına ilişkin posta evraklarının idarelerine ulaşmadığını, bazı mükelleflerin tablodan da anlaşılacağı üzere sistemde kayıtlı kimlik bilgileri ve adres bilgilerinde eksiklikler bulunduğunu bu nedenle alacağın takip edilmesinde sorunlar yaşandığını,
Ayrıca bir kısım alacakların hiçbir geliri olmayan, üzerlerine kayıtlı herhangi bir taşınır taşınmaz vb. malların bulunmadığını, günlük olarak sağladıkları kazançlarla geçimlerini sağlayan, zaman zaman Belediyenin de sosyal yardım sağladığı vatandaşlara ait olduğunu, bu nedenle takip işlemlerinin yapılamadığını,
Sorgu ekindeki tabloda gösterilen alacakların tamamının Belediye kayıtlarında izlendiğini ve tahsilatları için çalışmaların sürdürüldüğünü belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık mütalaasında;
“ Sorumlu, İlamın 1. maddesi ile ilgili olarak, Belediyeye borcu bulunan mükelleflerin bir kısmına ödeme emirleri göndermek suretiyle takibini yapıldığını bazı mükelleflerden tahsilat yapıldığını, diğer idare para cezalarına ilişkin mükelleflere ödeme emri gönderilmiş fakat teslim alındığına ilişkin posta evrakları idarelerine ulaşmadığını, bazı mükelleflerin de sistemde kayıtlı kimlik bilgileri ve adres bilgilerinde eksiklikler bulunduğu bu nedenle alacağın takip edilmesinde sorunlar yaşandığını, ancak bir kısım alacakların hiçbir geliri olmayan, üzerlerine kayıtlı herhangi bir taşınır taşınmaz vb. malların bulunmadığı, günlük olarak sağladıkları kazançlarla geçimlerim sağlayan, zaman zaman Belediyenin de sosyal yardım sağladığı vatandaşlara ait olduğu, bu nedenle takip işlemlerinin yapılamadığı bununla birlikte ilamda gösterilen alacakların tamamının belediye kayıtlarında izlenmekte ve tahsilatları için çalışmalar sürdürülmekte olduğunu öne sürerek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
İlamın 1.maddesiindeki kamu alacağının zamanaşımına uğratılması gerekçesine dayalı tazmin kararı ile ilgili olarak bir kısım tahsilatların yapıldığı, bir kısım tahsilatın devam edildiği ve bir kısmının tahsilatı imkânsız olduğu ayrıca zamanaşımı geçse bile gönüllü tahsilatların yapıldığı görüldüğünden talebin kabul olunarak sorumlu uhdesinden tazmin hükmünün kaldırılmasının yerinde olacağı düşünülmektedir. Arz olunur.” Denilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
Gereği Görüşüldü
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un; “Kanunun şümulü” başlıklı 1’inci maddesinde;
“Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.
…”
“Ödeme zamanı ve önce ödeme” başlıklı 37’nci maddesinde; “Amme alacakların hususi kanunlarda belli edilen zamanlarda ödenir.
Hususi kanunlarda ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir.
…”
“Tahsil zamanaşımı” başlıklı 102’nci maddesinde;
“Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlardaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.
Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.”
“Zamanaşımının kesilmesi” başlıklı 103’üncü maddesinde;
“Aşağıdaki hallerde zamanaşımı kesilir;
-
Ödeme,
-
Haciz tatbiki,
-
Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her türlü tahsilat,
-
Ödeme emri tebliği,
…” denilmektedir.
Anılan hükümler uyarınca; belediyelerin; vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli ve gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmediğinde zamanaşımına uğrar.
Bununla beraber, zamanaşımı süresi içerisinde mükellef tarafından yapılan ödeme ile belediye tarafından mükellefe haciz uygulanması, usulüne uygun şekilde tebliğ yapılması, ödeme emri tebliğ edilmesi veya cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her türlü tahsilat zamanaşımı süresini keserek yeniden başlatır.
Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde; ... Belediyesinde, 2009 yılında tahakkuk etmiş olan arsa, bina, çevre temizlik vergileri, diğer hizmet gelirleri ile diğer idari para cezalarının 31.12.2014 tarihinde zamanaşımına uğramasının kamu zararı konusu edildiği görülmüştür.
İlgili tarafından verilen temyiz dilekçesinde; tahsil edilmeyen belediye alacaklarının tamamının 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar hesabında izlendiği ve tahsilat çalışmalarının sürdürüldüğü belirtilmiştir. Temyiz dilekçesine eklenen tablolar incelendiğinde; bazı alacaklara ilişkin kısmi tahsilatlar yapıldığı görülmüştür. Anılan mevzuat hükmüne göre; kısmi tahsilat, tapu ve banka hesaplarına haciz işlemleri zamanaşımını kesen sebeplerdendir; ancak bu tahsilatların ve hacizlerin hangi tarihlerde yapıldığına ilişkin kanıtlayıcı belgeler sunulmadığından alacakların zamanaşımı süresini etkileyip etkilemediği anlaşılamamıştır.
Bu itibarla, tazmin hükmüne konu edilen alacaklardan zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesini teminen 227 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın dairesine TEVDİİNE (Üyeler …’un aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oyçokluğuyla,
Karar verildiği 27.12.2017 tarih ve 43890 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi
Üye …’nün karşı oy gerekçesi;
... Belediyesi’nin 2009 yılında tahakkuk etmiş olan arsa, bina, çevre temizlik vergileri, diğer hizmet gelirleri ile diğer idari para cezalarının 31.12.2014 tarihinde zamanaşımına uğraması nedeniyle tazmin hükmü verildiği anlaşılmaktadır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un, “Tahsil zamanaşımı” başlıklı 102’nci maddesinde; “… Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.”
“Zamanaşımını kesilmesi” başlıklı 103’üncü maddesinde;
“Aşağıdaki hallerde zamanaşımı kesilir;
-
Ödeme,
-
Haciz tatbiki,
-
Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her türlü tahsilat,
-
Ödeme emri tebliği,
…” denilmektedir.
Bu düzenleme gereği zamanaşımı süresi içerisinde mükellef tarafından yapılan ödeme ile belediye tarafından mükellefe haciz uygulanması, usulüne uygun şekilde tebliğ yapılması, ödeme emri tebliğ edilmesi veya cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her türlü tahsilat zamanaşımı süresini keserek yeniden başlatır.
İlgili tarafından verilen temyiz dilekçesinde; tahsil edilmeyen belediye alacaklarının tamamının 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar hesabında izlendiği ve tahsilat çalışmalarının sürdürüldüğü belirtilmiştir. Temyiz dilekçesine eklenen tablolar incelendiğinde; bazı alacaklara ilişkin kısmi tahsilatlar yapıldığı görülmüştür. Anılan mevzuat hükmüne göre; kısmi tahsilat, tapu ve banka hesaplarına haciz işlemleri zamanaşımını kesen sebeplerdendir. Ayrıca ilamdaki kamu zararı tablosu incelendiğinde, terkin kapsamında olan tutarların da kamu zararı hesabına dâhil edildiği görülmektedir.
Zamanaşımı, alacak hakkını ortadan kaldırmamakta, ancak belli bir süre alacağın talep edilmemesi durumunda artık kişiyi dava edilebilme hakkından yoksun bırakmaktadır. Diğer bir ifade ile zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırmaktadır. Alacaklının isteyememesi, borçlunun borcunu ifa etmesine engel değildir. Mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.
Yine 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 40. Maddesinde “Bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zamanaşımı, bu bina ve arazinin bildirim dışı bırakıldığının idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlar” denilerek emlak vergisi için özel bir düzenlemeye de gidilmiştir.
Öte yandan, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu genel mali yapıyı sistemleştirirken 60/e maddesinde, gelirlerin mali hizmetler birimi tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde tahakkuk ettirileceğini, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürüteceğini, hükme bağlamıştır.
Belediye Tahsilat Yönetmeliğinin 1. Maddesinde de “Tahsilat servisinin yürütmekle mükellef olduğu işler şunlardır:
A) Resim, harç, ücret ve cezalarla umumi hükümlere ve amme alacaklarının tahsil usulü hakkındaki kanuna göre kabili tahsil hale gelmiş olan belediye alacaklarını tahsil etmek,
B) Tahsile müteallik kayıtları tutmak ve tahsil olunan paraları bankaya ve banka olmayan yerlerde vezneye yatırmak,
C) Borçlu mükelleflere ait takibat dosyalarını tesis ederek, gerekli muameleleri ifa etmek,
Ç) Tahsildarlara ait tahsilatın kayıtlarını tutmak ve tahsildarların hesaplarını incelemek ve mürakabe etmek” denilmektedir.
Bu hükümlere göre tahakkuk ve tahsil aşamalarında mali hizmetler biriminin genel olarak sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, 5018 sayılı Kanun 61’inci maddede muhasebe hizmeti tanımlanırken, gelir ve alacakların tahsili aşamasında muhasebenin de rol aldığı ifade edilmiştir. Tarh ve tebliğ kavramlarına açıkça değinilmemiş olsa da, mali hizmetler birimlerinin bu anlamda bir fonksiyon üstlendikleri genel görev tanımlarından çıkarılabilir. Muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi haricinde, ilgili kanunlarda tarh, tahakkuk ve tahsilden sorumlu olanların da, bu kapsamda değerlendirmesi gerekmektedir.
Öte yandan ilamda, zamanaşımı tarihinde görevde olan muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu tutulduğu görülmektedir. Muhasebe yetkilisinin sorumluluğu için gelirin tarh ve tahakkuk aşamasının sorunsuz bir şekilde yerine getirilmiş olması gerekir. Gelirin aşamaları dikkate alındığında, tarh ve tahakkuku yapılmamış bir gelirin, tahsil edilmesinden tek başına muhasebe yetkilisinin sorumlu tutulması 5018 sayılı Kanunla getirilen subjektif sorumluluk anlayışıyla da bağdaşmaz. Ayrıca, muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi idari anlamda bir bütünü ifade etse de, belediye gelirlerinin tahsilatı aşamasında farklı birim veya kişilerin mali sorumluluğu oluşabilir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilerek, kamu gelirleri ile ilgili olarak sorumluluk tanımlanmış olup; tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin hangi safhalarında kimlerin sorumlu olduklarının kurum kanunlarına bırakılması ile farklılaşan ve karmaşıklaşan bir sistemi ortaya çıkarmıştır. Bu işlemlerin zamanında ve eksiksiz yapılmasından sadece zamanaşımı sonrasını anlamak da doğru olmaz. Tahakkuk sonrası 5 yıllık zamanaşımı süresinde görev alanlarla ilgili olarak bir kusur araştırması yapmadan tek başına zaman aşımına uğrama tarihinde görev başındaki muhasebe yetkilisini sorumlu tutmak da uygun olmaz.
Aynı Kanun’un “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
Esas alınır.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, idare gelirlerinin zamanaşımına uğratılması nedeniyle oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğun belirlenmesi aşamasında, gelirlerinin takip tebliğ ve tahsili ile ilgili olarak Mali Hizmetler Müdürlüğü dışında farklı bir birimin görevlendirilip görevlendirilmediğinin ve konu ile ilgili görevli olanların kasıt, kusur veya ihmalinin tespit edilmesi gerekmektedir. İlamda her ne kadar tazmin hükmolunan bütün tutarların zamanaşımına uğramış olduğu ve tahsil imkanı kalmadığı iddia olunsa da; tahsil edilmeyen belediye alacaklarının tamamının 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar hesabında izlendiği, belediyeye borcu bulunan mükelleflerin bir kısmından tahsil yapıldığı, bazılarının sistemde kayıtlı kimlik bilgileri ve adres bilgilerinde kesiklikler bulunulduğu bu nedenle alacağın takip edilmesinde sorunlar yaşanmakta olduğu ayrıca mükellefler tarafından def’i olarak ileri sürülmediği müddetçe borcun rızaen tahsil imkanının her zaman mevcut olduğu hususu da göz önüne alındığında tazmin hükmünün kaldırılması, genel hükümlere göre tahsilatın sağlanmasının takibi uygun olur.
Üyeler …’un karşı oy gerekçesi;
6183 sayılı Kanun’un 102’nci maddesine göre, 2009-2014 yılları arasında tahakkuk etmiş alacaklar vadelerinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar.
İlgili temyiz dilekçesinde, tazmin hükmüne konu edilen alacaklara ilişkin tahsil zamanaşımını kesen veya durduran herhangi bir kanıtlayıcı belge göndermeyip, yalnızca gelirlerini bilgisayar ortamında takip etmek için kullandığı tabloları göndermiştir. Usulüne uygun olarak düzenlenmiş herhangi bir tahsilat makbuzu, muhasebe işlem fişi, vb tahsilat belgesi olmaksızın söz konusu bilgisayar kayıtlarının (kısmi) tahsilat olarak kabul edilmesi ve tazmin hükmüne konu edilen alacaklardan zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması yükümlülüğünü daireye vermek doğru değildir. Zira bu görev dairenin değil, hakkında tazmin kararı verilen sorumluların olup, sorumlularca sunulan temyiz dilekçesinde kısmi tahsilatı kanıtlayan herhangi bir resmi belge sunulmadığına göre, sırf dilekçedeki kanıtsız iddialara dayanarak Daire kararının bozulması yerinde olmayacaktır. Bu sebeple 2009-2014 yılları arasında tahakkuk etmiş söz konusu alacakların tahakkuk tarihinden itibaren beş yıl sonra zamanaşımına uğradığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, 227 sayılı İlamın 1. maddesiyle ... TL ’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:00