Sayıştay 6. Dairesi 40765 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
40765
20 Eylül 2016
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2013
-
Daire: 6
-
Dosya No: 40765
-
Tutanak No: 42143
-
Tutanak Tarihi: 20.09.2016
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Derneğe üyelik aidatı ödenmesi.
262 sayılı İlam’ın 1’inci maddesi ile ... Derneği’ne (... ’e) üye olunup söz konusu Derneğe üyelik aidatı ödenmesi nedeniyle ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlam’da Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan ... 40765 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde sorumluluğuyla ilgili olarak özetle; öncelikle Belediye Meclisi'nin 03.11.2011 tarih ve 194 sayılı kararı ile “(...) ... Derneği'ne ... Belediyesi olarak üye edilmesi ve dernek nezdinde yapılacak faaliyetlere katılım sağlanması (...)” hususunun oy birliği ile kabul edildiğini, söz konusu meclis kararına dayanılarak ... Belediye Başkanının talebiyle 5393 sayılı Kanun’un 38/a maddesine göre Belediye Başkanı tarafından anılan derneğe üye olunduğunu, bu aşamadan sonra aşağıda detaylı olarak belirtildiği gibi dernek üyeliğinin yasal ve zorunlu sonucu olan aidat ödeme yükümlülüğünün yerine getirildiğini, gerek derneğe üye olunması kararı gerekse üye olma aşamasında hiçbir katkısının ve sorumluluğunun bulunmadığını, Meclis kararına uygun olarak ve üst yöneticinin talimatı ile ödeme belgelerini Gerçekleştirme görevlisi olarak hazırlama görevinin tarafından yerine getirildiğini, 5018 sayılı Yasa gereği gerçekleştirme görevlisi olarak sorumluluğunun hazırlanan belgelerin Meclis Kararı ve Dernek tüzüğünde belirtilen aidat tutarına uygun olup olmaması ile sınırlı olduğunu belirterek bu nedenle uhdesinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiş;
İlam’da Üst yönetici/Meclis Başkanı ve Meclis Üyesi olarak sorumlu tutulan dilekçe sahipleri dilekçelerinde sorumluluklarıyla ilgili olarak özetle; İlam’dan ilgili meclis kararının hükümsüz sayıldığının anlaşıldığını, bir taraftan ilgili meclis kararı hükümsüz kabul edilirken diğer taraftan bu kararda olumlu oy kullanan meclis üyelerinin kamu zararından sorumlu tutulmasının bir çelişki olduğunu belirterek bu nedenle uhdelerinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiş;
Konunun esasına ilişkin olarak ise dilekçe sahipleri dilekçelerinde özetle; Anayasa’nın “Dernek Kurma Hürriyeti” başlıklı 33’üncü maddesinde; “Herkes önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir. Dernek kurma hürriyeti ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hürriyetinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir. Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.”,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda, "Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir; her derneğin bir tüzüğü bulunur; dernek tüzüğünde derneğin adı, amacı, (...) gelir kaynakları, üyelik koşulları, organları ve örgütü ile geçici yönetim kurulunun gösterilmesi zorunludur; (...) fiil ehliyetine sahip bulunan her gerçek kişi ile tüzel kişiler, derneklere üye olma hakkına sahiptir. Üyelerin ödenti verme borcu tüzükle düzenlenir. Tüzükte düzenleme yoksa üyeler, dernek amacının gerçekleşmesi ve borçlarının karşılanması için zorunlu ödentilere eşit olarak katılırlar. Dernek gelirleri, üye ödentisi, dernek faaliyetleri sonucunda veya dernek mal varlığından elde edilen gelirler ile bağış ve yardımlardan oluşur.” denildiğini;
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 56’ıncı maddesi ve Dernekler Kanunu’nun 2’nci maddesi gereği özel hukuk tüzel kişisi ve kamu tüzel kişisi ayrımı yapılmaksızın tüzel kişilerin dernek kurabileceğinin öngörüldüğünü;
Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 59 ve 60’ıncı maddelerinde derneklerin kuruluş sürecinin ayrıntılı olarak düzenlendiğini, gerçek ve tüzel kişilerin kullandıkları dernek kurma haklarına ilişkin denetim makamının İçişleri Bakanlığı olduğunu, İçişleri Bakanlığı bünyesinde bulunan Valiliklere bağlı İl Dernekler Müdürlüğü Dernekler Masasınca dernek kuruluşlarının kabul veya ret işleminin gerçekleştirildiğini, ... ’in İçişleri Bakanlığı, İstanbul Valiliği Dernekler Masasınca kuruluşu yasalara uygun bulunarak kurulmasına izin verildiğini ve dernek tüzüğünün onaylandığını, Tüm kurucularının belediyeler olduğunu, belediyelerin dernek kuramayacağı veya üye olamayacağına dair bir hüküm veya karar olması halinde bu başvurunun ret edilmesinin veya kuruluştan sonra eksiklik tespiti halinde yine en büyük mülki amirin yetkili ve görevli mahkemede derneğin feshi konusunda dava açması için durumu Cumhuriyet Savcılığına bildirmesinin gerekeceğini, bu işlemler söz konusu olmadığı gibi tam tersine İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünün 13.06.2011 tarihli, 19.12.2012 tarihli ve 16.06.2014 tarihli yazılarında söz konusu Derneğin kurulmasında mevzuata aykırılık bulunmadığının açık ve net bir şekilde belirtildiğini;
Yukarıda belirtilen hükümler ve Dernekler Yönetmeliği gereği dernek kurma ve derneğe üye olma, aidat ödeme yasalarla verilmiş bir hak olup bununla ilgili herhangi bir kısıtlama ya da engellemenin olmadığını, bu mevzuat hükümleri ile belediyeler ve diğer kamu kurumlarının 5253 sayılı Dernekler Kanunu kapsamındaki derneklere üye olabileceği, dolayısıyla aidat ödeyebileceğinin desteklendiğini,
İlam hükmünde yer alan derneklere üye olunamayacağına ilişkin hükmün açık ve net bir şekilde bir yasa maddesine dayandırmasının gerektiğini, ilgili Dairenin kendini yasa koyucu yerine koyarak karar veremeyeceğini, böyle kısıtlayıcı bir yasa maddesi bulunmadığına göre burada yapılan işlemin hukuka uygunluk denetimini aştığını, kanuni idare ilkesine aykırı bulunduğunu;
Belediyelerinin mevzuatına uygun olarak kurulan bu Derneğe, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun, Belediye Meclisinin görev ve yetkileri başlıklı alanında, 18'inci maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde yer alan, "Yurt içindeki ve İçişleri Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı işbirliği yapılmasına; kardeş kent ilişkileri kurulmasına; ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler, gerçekleştirilmesine; bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek" şeklindeki yetkiye istinaden belediye meclisi kararıyla üye olduğunu, Belediye Kanunu’nun ilgili maddesinde belirtildiği üzere, dernek üyeliği ile ilgili karar alınması ve belediye başkanının bu konuda yetkilendirilmesi yasanın gerektirdiği bir koşul olduğunu ve bu koşul mevzuata uygun biçimde yerine getirildiğini, hükümde kardeş kent ilişkisi kurulması ve kültür, sanat ve spor gibi alanlarda ortak faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesi işbirliğinin niteliği olarak değil işbirliği dışındaki diğer ilişki türleri olarak zikredildiğini, işbirliğinin doğal olarak meri mevzuat hükümleri çerçevesinde olacağını, Belediyelerinin de diğer üye belediyelerle işbirliği yapmak amacıyla mevzuatına uygun olarak kurulan söz konusu derneğe üye olduğunu;
Mevzuata uygun olarak kurulan derneğe üye olan bir belediyenin üyelik aidatı ödemesinin mecburi olduğunu, çünkü 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 70'inci maddesinde; “Üyelerin ödenti verme borcu tüzükle düzenlenir. Tüzükte düzenleme yoksa üyeler, dernek amacının gerçekleşmesi ve borçlarının karşılanması için zorunlu ödentilere eşit olarak katılırlar. Dernekten çıkan veya çıkarılan üye, üyelikte bulunduğu sürenin ödentisini vermek zorundadır.' denilerek dernek üyelerinin üyelik aidatını ödemelerinin zorunlu olduğu hükme bağlandığını, Belediyeleri tarafından da dernek tüzüğünde yer alan hüküm uyarınca üyelik aidatı ödendiğini;
Kaldı ki 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 60'ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, belediyenin kuruluşuna katıldığı şirket, kuruluş ve birliklerle ilgili ortaklık payı ve üyelik aidatı giderlerinin belediye giderleri arasında sayıldığını, bilindiği üzere dernekler birer sivil toplum kuruluşu olduğunu, dolayısıyla belediyelerin 5393 sayılı Kanun'un anılan hükmüne dayanarak da üyesi bulundukları derneklere ait üyelik aidat gideri ödemelerinin mümkün olduğunu, her ne kadar İlam’da, anılan hükümdeki 'kuruluş' kavramıyla derneklerin kastedilmediği ileri sürülmüş ise de; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1'inci maddesinde, “Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.” denilerek kanunun sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanacağı vurgulandıktan sonra kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa nasıl hareket edileceğinin açıkladığını, kanunların öncelikle sözü ve özüyle uygulanması hukuk devletinin de bir gereği olduğunu, ’kuruluş’ kavramı kapsamına bir sivil toplum kuruluşu olan derneklerin de girdiği tartışmasızken, buradaki 'kuruluş' kavramında derneklerin kastedilmediğinin ileri sürülmesinin sözüyle ve özüyle açık olan kanun hükmünün yorum yoluyla uygulanmaması anlamına geleceğini;
5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 53’üncü maddesinde afetlerde, afet bölgesine yardım edilmesi ve 74’üncü maddesinde de, kardeş kentlerle ilişki kurulması gibi, belediyelerin, mahalli müşterek nitelikte olmayan yetki ve sorumluluklarının da bulunduğunu, ayrıca 5393 sayılı Kanun prensip olarak özel kurum ve kuruluşlara üyelikleri engellemediğini, hatta teşvik ettiğini, Kanunun 74’üncü maddesinde, belediyenin, belediye meclisinin kararına bağlı olarak görev alanıyla ilgili konularda faaliyet gösteren uluslararası teşekkül ve organizasyonlara, kurucu üye veya üye olabileceğinin düzenlendiğini;
Görüleceği üzere, belediyelerin derneklere üye olmaları konusunda, Anayasa, Belediye Kanunu ve Dernekler Kanunu açısından herhangi bir yasal engel bulunmadığını, diğer taraftan, yapılan bu ödeme bir aidat ödemesi olup, üyeliğin doğal bir sonucu olması sebebiyle, yardım ya da kaynak aktarımı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini;
İlam’a konu “Meclis Kararı” ile amaçlanan bütün meclis üyelerinin katılımcı bir yönetim anlayışıyla üyelik konusundaki iradelerinin belirlenmesi olduğundan İlam’da yer alan belediye meclisinin dernek üyeliği ile ilgili karar almasının ve belediye başkanının bu konuda yetkilendirilmesinin mümkün olmadığı yönündeki hükmün yersiz olduğunu, ilgili dernek tüzüğünde yer alan “derneğin amacı” incelendiğinde 5393 sayılı Kanun’da yer alan belediyenin belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak görevini desteklediğinin görüleceğini;
İlgili Dernek Tüzüğü’nün “Derneğin amacı” başlıklı 2’nci maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda Belediyeleri adına gerçekleştirmek istedikleri faaliyetleri, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “belediyenin belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak” hükmü çerçevesinde bu dernek çatısı altında gerçekleştirdiklerini, böylelikle belde sakinleri için mahalli ve müşterek nitelikteki ulusal ve uluslararası düzeyde birçok faaliyet gerçekleştirildiğinin ve kamu yararı kapsamındaki söz konusu faaliyetlerin ilçenin gelişip ilerlemesinde ciddi anlamda katkı sağladığını;
İlamda her ne kadar üye olunan derneğin ideolojik amaç taşıdığı ön kabulü benimsenmiş ise de, Dernek Tüzüğü incelendiğinde üyeliğin her belediyeye açık olduğunun, dernek amaçlarının ideolojik bir nitelik taşımadığının, derneğin amaç ve kuruluşunun ne kadar ulusal ve belediyelerin Avrupa Birliğine olan etkilerinin arttırılmasına yönelik olduğunun görüleceğini, mevzuata uygun şekilde kurulan ve Anayasa’nın değiştirilemez hükümleri arasında yer alan 2’nci maddesindeki “Sosyal Devlet” ve “Demokratik Devlet” ilkelerini önceleyen ... Tüzüğü’nün şayet kararda yazılı olduğu şekilde ideolojik nitelikte olması halinde öncelikle İçişleri Bakanlığı’nın derneğin kurulmasına onay vermeyecek olduğunun da açık olduğunu, ayrıca İlam’da 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 75’inci maddesine değinilmiş olsa da yapılan işlemlerde hiçbir şekilde bu hükme dayanılmadığını;
İlam’da yer alan Savcılık görüşünün de savunmalarını doğruladığını, ayrıca dilekçeye ekli emsal Sayıştay İlamı ile ... Derneğine üye olunması ve aidat ödenmesinde mevzuata aykırı bir durum ve kamu zararı bulunmadığına hükmedildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında; “Dairesince, belediyelerin kuruluşu, organları, yönetimi, görevleri, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul esasları 5393 sayılı Belediye Kanunu ile düzenlendiği, anılan kanunda da dernek üyeliğine ve bu üyeliğe ilişkin aidat ödenmesine cevaz veren bir hükmüm olmadığından, ... Derneğine üyelik aidatı ödenmesi sonucu oluşan kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine karar verilmiştir.
Sorumlu, Anayasanın 33. maddesine göre herkes önceden izin almaksızın dernek kurma ve üye olma ya da üyelikten çıkma hakkına sahip olduğu, yapılan ödemenin 5253 sayılı Dernekler Kanununa göre kurulmuş ve üyesi bulunduğu derneğin hukuken ödemesi gereken üye aidatının ödendiğinden, tazmin hükmünün kaldırılmasını istemektedir.
5393 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde belediyenin yetkileri tek tek sayılarak belediyenin yardım yapabileceği yerler belirtilmiştir. Yine, Kanunun 60. maddesinde belediyenin giderleri belirtilmiş, ancak derneklere üyelik ve ödenecek aidatlar belediye giderleri arasında yer almamıştır.
5018 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde de, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olması kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık vb. teşekküllere yardım yapılabileceği ifade edilmektedir.
Kanuni dayanağı olmadan adı geçen derneğe üyelik aidatı ödemesinin hukuken mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
Buna göre, sorumluların temyiz taleplerinin ret edilerek Daire kararının korunması gerektiği düşünülmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Duruşma talep eden Gerçekleştirme Görevlisi ... ile Sayıştay Savcısın sözlü açıklamalarının dinlenilmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dernek Kurma Hürriyeti” başlıklı 33’üncü maddesinde;
“Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir. Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir. Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir. Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.” denilmektedir.
5253 sayılı Dernekler Kanununun “Dernek Kurma Hakkı” başlıklı 3’üncü maddesinde ise; “Fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişiler, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir” hükmü yer almaktadır. Bu hükümler gereği tüzel kişilerin yetkili organlarının kararı ve izni ile dernek kurması ya da kurulmuş olan derneklere üye olması mümkündür. Bu konuda yapılacak bir kısıtlama Anayasa aykırı olacaktır.
Yine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 56’ncı maddesinde; “Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.” denilmektedir.
5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde de; “Dernek: Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını ifade eder.” denilerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’daki dernek tanımı tekrar edilmiştir.
Görüldüğü üzere her iki Kanun’daki tanımda da özel hukuk tüzel kişisi ve kamu tüzel kişisi ayrımı yapılmaksızın tüzel kişilerin dernek kurabileceği öngörülmüştür.
Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 59’uncu maddesinde; “Dernekler, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkî amirine verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar. Kuruluş bildiriminin içeriği ve gerekli belgelerin nelerden ibaret olduğu, yönetmelikte gösterilir.” denildikten sonra 60’ıncı maddesinde;
“Kuruluş bildirimi ve belgelerin doğruluğu ile dernek tüzüğü, en büyük mülkî amir tarafından altmış gün içinde dosya üzerinden incelenir. Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve kurucuların hukukî durumlarında kanuna aykırılık veya noksanlık tespit edildiği takdirde bunların giderilmesi veya tamamlanması derhâl kuruculardan istenir. Bu istemin tebliğinden başlayarak otuz gün içinde belirtilen noksanlık tamamlanmaz ve kanuna aykırılık giderilmezse; en büyük mülkî amir, yetkili asliye hukuk mahkemesinde derneğin feshi konusunda dava açması için durumu Cumhuriyet savcılığına bildirir. Cumhuriyet savcısı mahkemeden derneğin faaliyetinin durdurulmasına karar verilmesini de isteyebilir. Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve belgelerde kanuna aykırılık veya noksanlık bulunmaz ya da bu aykırılık veya noksanlık belirli sürede giderilmiş bulunursa; keyfiyet derhâl derneğe yazıyla bildirilir ve dernek, dernekler kütüğüne kaydedilir.” denilerek derneklerin kuruluş süreci ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Söz konusu Dernek de bu süreçlerden geçerek hukuk dünyasında var olmuştur. Nitekim İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünün 13.06.2011 tarihli ve B.05.4.VLK.4.34.08.00/27172 sayılı, 19.12.2012 tarihli ve B.05.0.DDB.4.34.00.00-477.01.02.02-55293 sayılı ile 16.06.2014 tarihli ve 87385697-470-30023 sayılı yazılarında söz konusu Derneğin kurulmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilmiş olup Anılan Derneğin talebi üzerine düzenlenen İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü’nün 16.06.2014 tarih ve 87385697-470-30023 sayılı yazısında ise;
“Belediyelerin dernek kurup kuramayacaklarına ilişkin İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın 08.03.2010 tarih ve 767 sayılı yazısı, ‘Belediyelerin 5393 sayılı Kanunda kamu tüzel kişisi olarak tanımlanmış olması ve 4721 sayılı Kanunda da tüzel kişilerin de dernek kurabileceğinden hareketle, Belediyelerin dernek kurmasında mevzuat açısından herhangi bir engel olmadığı değerlendirilmektedir.’ hükmüne amirdir.” denilmektedir.
Anılan Belediye de mevzuatına uygun olarak kurulan bu Derneğe, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun, 18’inci maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde yer alan, “Yurt içindeki ve İçişleri Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılmasına; kardeş kent ilişkileri kurulmasına; ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesine; bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek” şeklindeki yetkiye istinaden belediye meclisi kararıyla üye olmuştur.
Söz konusu hükümde belediyelerin, meclislerinin kararlarıyla karşılıklı iş birliği, kardeş kent ilişkisi ve kültür, sanat ve spor gibi alanlarda ortak faaliyet ve projeler gerçekleştirmek üzere üç ayrı şekilde ilişki kurabileceği öngörülmüştür. Hükümde kardeş kent ilişkisi kurulması ve kültür, sanat ve spor gibi alanlarda ortak faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesi iş birliğinin niteliği olarak zikredilmemiştir. Bunlar iş birliği dışındaki diğer ilişki türleri olarak sayılmıştır. İş birliği doğal olarak meri mevzuat hükümleri çerçevesinde olacaktır. Bahse konu Belediye de diğer üye belediyelerle işbirliği yapmak amacıyla mevzuatına uygun olarak kurulan söz konusu derneğe üye olmuştur. Kaldı ki, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 53’üncü maddesinde, afetlerde, afet bölgesine yardım edilmesi ve 74’üncü maddesinde de, kardeş kentlerle ilişki kurulması gibi, belediyelerin, mahalli müşterek nitelikte olmayan yetki ve sorumlulukları da bulunmaktadır.
Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 64’üncü maddesinde, ‘Fiil ehliyetine sahip bulunan her gerçek kişi ile tüzel kişiler, derneklere üye olma hakkına sahiptir.’ denilerek kurulmuş bir derneğe üye olma noktasında özel hukuk tüzel kişisi ile kamu tüzel kişisi arasında bir ayrım öngörülmemiştir. Belediye de bir tüzel kişi olduğuna göre söz konusu Derneğe üye olmasında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca, 5393 sayılı Kanun prensip olarak özel kurum ve kuruluşlara üyelikleri engellememekte ve hatta teşvik etmektedir. Kanun’un 74’üncü maddesinde; “Belediye, belediye meclisinin kararına bağlı olarak görev alanıyla ilgili konularda faaliyet gösteren uluslararası teşekkül ve organizasyonlara, kurucu üye veya üye olabilir.” denilmek suretiyle uluslararası teşekkül ve organizasyonlara üye olunabileceği belirtilmiştir. Görüleceği üzere, belediyelerin derneklere üye olmaları konusunda, Anayasa, Belediye Kanunu ve Dernekler Kanunu açısından herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır.
Derneklere üye olmanın doğal bir sonucu da, üyeliğe ilişkin Dernekler Kanununda getirilen yükümlülükleri yerine getirmektir. Bu yükümlülüklerden bir tanesi de aidat ödemesidir. Çünkü 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 70’inci maddesinde; “Üyelerin ödenti verme borcu tüzükle düzenlenir. Tüzükte düzenleme yoksa üyeler, dernek amacının gerçekleşmesi ve borçlarının karşılanması için zorunlu ödentilere eşit olarak katılırlar. Dernekten çıkan veya çıkarılan üye, üyelikte bulunduğu sürenin ödentisini vermek zorundadır.” denilerek dernek üyelerinin üyelik aidatını ödemelerinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Anılan Belediye tarafından da dernek tüzüğünde yer alan hüküm uyarınca üyelik aidatı ödenmiştir.
Kaldı ki 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 60’ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, belediyenin kuruluşuna katıldığı şirket, kuruluş ve katıldığı birliklerle ilgili ortaklık payı ve üyelik aidatı giderleri belediye giderleri arasında sayılmıştır. Bilindiği üzere dernekler birer sivil toplum kuruluşudur. Dolayısıyla belediyelerin 5393 sayılı Kanun’un anılan hükmüne dayanarak da üyesi bulundukları derneklere ait üyelik aidat gideri ödemeleri mümkündür. Her ne kadar 262 sayılı İlam’da anılan hükümdeki ‘Kuruluş’ kavramıyla derneklerin kastedilmediği ileri sürülmüş ise de; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1’inci maddesinde; “Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.” denilerek kanunun sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanacağı vurgulandıktan sonra kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa nasıl hareket edileceği açıklanmıştır. Kanunların öncelikle sözü ve özüyle uygulanması hukuk devletinin de bir gereğidir. Aksi takdirde keyfilik olur. Herkes kanun koyucu yerine geçerek norm koyar hale gelir. Olayda da 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi hükmünde belediyelerin kuruluşuna katıldığı kuruluşların üyelik aidat giderleri belediye giderleri arasında sayılarak bu giderlerin yapılmasına izin verildiği ve ‘kuruluş’ kavramı kapsamına bir sivil toplum kuruluşu olan derneklerin de girdiği tartışmasızken, buradaki ‘kuruluş’ kavramında derneklerin kastedilmediğinin ileri sürülmesi sözüyle ve özüyle açık olan kanun hükmünün yorum yoluyla uygulanmaması anlamına gelir ki bu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun zikredilen hükmüne ve hukuk devleti ilkesine aykırı olur.
Diğer taraftan, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesinin birinci fıkrasının değişik (c) bendinde yer alan hükümle belediyelerin görev ve sorumluluk alanına giren konularda derneklerle ortak hizmet proje yapmalarına izin verilmesi esas alınarak, 5393 sayılı Kanun’da belediyelerin derneklerle olan ilişkilerinin sadece ortak projeyle sınırlandırıldığının ileri sürülmesi yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin yok sayılması anlamına gelir. Dolayısıyla, ... Belediyesi tarafından ... Derneğine üye olunmasında ve bu derneğe aidat ödemesi yapılmasında, mevzuata aykırı bir durum ve sebep olunan bir kamu zararı bulunmamakta olup söz konusu işlemlerde mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 904 sayılı İlam’ın 1’inci maddesi ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine, Oyçokluğuyla,
(Üyeler ..., , ... ve ...’ın; “Mahalli idareler birer kamu tüzel kişisi olup, kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulmuştur. Belediyelerin kuruluşu, organları, yönetimi, görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları 5393 sayılı Belediye Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu Kanun’da dernek üyeliğine ve bu üyeliğe ilişkin aidat ödenmesine cevaz veren bir hüküm bulunmamaktadır.
Buna karşın savunmalarda 5393 sayılı Kanun’un 60’ıncı maddesinin 1’inci fıkrasındaki hükme istinaden, belediyenin katıldığı şirket, kuruluş ve birliklerin üyelik aidatını ödeyebileceği ifade edilmiş, İlam’da derneklerin ‘şirket’, ‘kuruluş’, ‘birlik’ kavramı içinde değerlendirilmesi mümkün olmadığı, şayet kanun koyucu belediyelerin dernek kurmalarına ve derneklere üye olmalarına imkan vermeyi amaçlasaydı anılan hükümde ‘dernek’ ifadesine açıkça yer vereceği, ayrıca Medeni Kanun başta olmak üzere diğer mevzuatta kuruluş kavramının içine derneklerin gireceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı belirtilmiştir. Buna karşın temyiz dilekçesinde 5253 ve 4721 sayılı kanunlarda dernek kurabilecek tüzel kişiler arasında özel hukuk-kamu tüzel kişisi ayrımı yapılmadığı, derneklerin sivil toplum kuruluşu olduğu, bu nedenle kuruluş kapsamına gireceği iddia edilmiştir.
5253 ve 4721 sayılı kanunlarda dernek kurabilecek tüzel kişiler arasında özel hukuk-kamu tüzel kişisi ayrımı yapılmamışsa da tüzel kişiliği haiz kamu kurum ve kuruluşlarının bir derneğe üye olabilmeleri için ilgili kanunlarında buna izin veren bir düzenlemenin bulunması gerekmekte olup 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda dernek üyeliğine ve bu üyeliğe ilişkin aidat ödenmesine cevaz veren bir hüküm bulunmamaktadır.
5253 sayılı Dernekler Kanunu’nda derneğin ‘Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını’ ifade edeceği belirtilmiştir.
Yine anılan Kanun’da ‘Tanımlar’ başlıklı 2’nci maddenin birinci fıkrasının ‘platform’un tanımının yapıldığı (f) bendi ile ‘platform oluşturma’ başlıklı 25’inci maddesinin birinci fıkrasında sivil toplum kuruluşlarından bahsedilmiş olup Kanun’un 2’nci maddesinin 1/f bendinde plâtformun ‘Derneklerin kendi aralarında veya vakıf, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere girişim, hareket ve benzeri adlarla oluşturdukları tüzel kişiliği bulunmayan geçici nitelikteki birliktelikleri’ ifade ettiği belirtilmiş olup 25’inci maddesinin birinci fıkrasında; ‘Dernekler, amaçları ile ilgisi bulunan ve kanunlarla yasaklanmayan alanlarda, kendi aralarında veya vakıf, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere ve yetkili organlarının kararı ile plâtformlar oluşturabilirler.’ hükmü yer almıştır.
Bu düzenlemelerden hareketle Kanun’da vakıf ve sendikanın sivil toplum kuruluşu olarak kabul edildiği anlaşılmakla beraber ne 5253 sayılı Kanun ne de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda derneklerin sivil toplum kuruluşu yahut kuruluş olduğuna veya kabul edildiğine dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca İlam’da da belirtildiği üzere kanun koyucu belediyelerin dernek kurmalarına ve derneklere üye olmalarına imkan vermeyi amaçlasaydı, bunu hükümde ‘dernek’ ifadesine açıkça yer vererek gerçekleştirmesi mümkündü.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ‘Diğer kuruluşlarla ilişkiler’ başlıklı 75’inci maddesinde ise derneklerle ilişkiler şu şekilde düzenlenmiştir:
‘Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda,
(…)
c) (Değişik: 12/11/2012-6360/19 md.) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.
(…)’
Böylelikle belediyelerin derneklerle olan ilişkileri, belli şartlara ve usullere bağlanmış ve sadece ortak hizmet projeleri gerçekleştirmelerine müsaade edilmiştir.
Diğer taraftan, söz konusu Derneğe 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun, belediye meclisinin görev ve yetkilerini düzenleyen 18’inci maddesinin birinci fıkrasının (p) bendine dayanarak üye olunmuş ise de; anılan bentte; ‘Yurt içindeki ve İçişleri Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılmasına; kardeş kent ilişkileri kurulmasına; ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesine; bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek’ belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
Görüldüğü üzere anılan bentte, belediyelerin diğer belediyelerle karşılıklı işbirliği yapmasına izin verilirken, bu işbirliği hangi alanlarda ne şekilde kurulabileceği de açıklanmıştır. Belediyenin diğer belediyelerle ‘karşılıklı işbirliği yapabilmesi’, madde metninde de açıklandığı üzere, ‘kardeş kent ilişkileri kurulması; ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesi; bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etme’ ile sınırlandırılmıştır. Bu hükümden, belediyeler arası işbirliğinin kurumsallaşmış bir yapıya dönüşmüş hali olan dernekleşmeye izin verildiği sonucu çıkarılamaz.
Şayet kanun koyucu belediyelerin karşılıklı işbirliğini belli bir dernek marifetiyle yürütmesine izin verseydi, bu durum da madde metninde açıkça düzenlenebilirdi. Aynı maddenin aynı fıkrasının ‘o’ bendinde, ‘Diğer mahalli idarelerle birlik kurulması, kurulmuş birliklere katılma veya ayrılma’ meclisin görev ve yetkileri arasında sayılmış, böylelikle belediyelerin diğer mahalli idarelerle yapacağı işbirliğini birlik kurma yoluyla kurumsallaştırabilmelerine izin verilmiştir. Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu, belediyelerin diğer belediyelerle karşılıklı işbirliğini ‘dernek kurma’ yoluyla değil, ‘birlik kurma’ suretiyle sürdürmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Bu nedenle, ‘yurt içinde ve İçişleri Bakanlığının izniyle yurt dışında belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılması’ ibaresinden, belediyelerin diğer belediyelerle bu amaçla dernek kurabileceği sonucunun çıkarılması ve madde hükmünün bu şekilde yorumlanması mümkün değildir. Bu itibarla tazmin hükmünün tasdiki gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı)
Karar verildiği 20.09.2016 tarih ve 42143 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:08