Sayıştay 6. Dairesi 40640 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
40640
20 Aralık 2017
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2013
-
Daire: 6
-
Dosya No: 40640
-
Tutanak No: 43877
-
Tutanak Tarihi: 20.12.2017
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
İdarenin taşıma sistemi dışında bırakılıp; yüklenicinin, ihale konusu işi yapmasına rağmen (ihalenin iptal olduğu gerekçesiyle) büyükşehir belediye payını ödememesi;
- 246 sayılı İlamın 7. maddesinin a) bendiyle; Danıştay Dava Daireleri Kurulunun kararına istinaden, … 1. İdare Mahkemesinin onama kararına kadar olan dönemde; İdarenin taşıma sistemi dışında bırakılıp; yüklenicinin, ihale konusu işi yapmasına rağmen büyükşehir belediye payını ödemediği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda adı geçen sorumlu vekili, temyiz dilekçesinde özetle;
Konunun Kısa Özeti
İşbu temyize konu ilamın içeriğinde ve ilama esas denetçi raporlarında ilama esas olaylar sıralanır iken; olayların gereği gibi ve tam olarak aktarılmadığını, yorumlar yapıldığını, bu sebeple; aşağıda kronolojik sıra ile açıklanan olaylar dizisinin Heyetimize sunulması zaruretinin hâsıl olduğunu, … ilinde, özel halk otobüsü, minibüs ve tramvaydan oluşan toplu taşıma araçlarına binen vatandaşların kullanımı için elektronik kart sisteminin; yap-işlet ihale yöntemi ile … tarih … sayılı encümen kararı ile ihale edildiğini, sistemin … tarihinde çalışmaya başladığını, bu sistemde vatandaşların, biniş paralarını önce kartlara yükleyip; daha sonra toplu taşıma araçlarındaki kart okuma cihazlarına okutarak biniş yapabildiklerini, aynı zamanda araçlara nakit para ödeyerek binmenin de mümkün olduğunu, ihale ile işi üstelenen yüklenicinin; toplu taşıma bilet bedelinden % 11 kesinti yaparak, bunun % 9’unu kendisi, % 2’sini büyükşehir belediye payı olarak tahsil ettiğini, bu sisteme ilişkin ihalenin iptali için dava açıldığını ve dava neticesinde; … 2. İdare Mahkemesinin … Esas sayılı dosyasından … tarihinde ihalenin iptaline karar verildiğini, ihalenin iptali üzerine; aşağıda detaylandırılan gerekçeler ile yeni bir ihale yapılması ve aynı işin devam etmesi zaruretinin hâsıl olduğunu;
» Halk açısından oluşan mecburiyetler
-
Kısa mesafe giden, vatandaş ile uzun mesafe giden vatandaşın aynı bedeli ödemesinin engellenmesi, hakkaniyetin sağlanması,
-
Öğrenci, öğretmen, emekli, engelli gibi grupların indirimden faydalanması, şehit yakınları ve gazilerin ücretsiz binişi yapabilmesi
» Kamu geliri açısından oluşan mecburiyetler
- Bir önceki ihale ile idarenin gelir elde etmesi ve bu gelirin kamu menfaati gereği sürdürülmemesi halinde kamu zararı suçlaması olması ihtimali,
» İhale ile kamu lehine doğacak menfaatler
-
Hatların, araçların kontrolü ile sağlanacak menfaatler,
-
Toplu taşımanın kontrol edilebilmesi ile oluşacak menfaatler
-
Vergi takibinin sağlanması ile oluşacak menfaatler,
-
Hatalı ve cezalı şoförlerin, araçların kontrolü ile sağlanacak menfaatler,
Nedenleri ile Büyükşehir Belediyesi gelir elde etmeye devam etsin diye; elektronik ücret toplama sistemi ihalesinin yenilenmek zorunda kalındığını, … Büyükşehir Belediyesince şehirde çalışan toplu taşıma araçlarının ücret toplama ve takip sistemlerine ilişkin yapılan ilk ihalenin yüklenici … firmasınca toplu taşımadan % 5 kesinti yapılarak % 3’ünün alınması karşılığında kazanıldığını, bu ihaleye de iptal davası açıldığını ve aşağıdaki sürecin meydana geldiğini;
Yargı süreci;
-
İhalenin iptali için açılan dava neticesinde … 1. İdare Mahkemesinin; davaya konu ihaleyi … tarihinde … Esas sayılı dosyasından … Karar sayılı kararıyla iptal ettiğini, kararın idareye tebliğ tarihinin 13.06.2011 olduğunu,
-
İdare tarafından; … 1. İdare Mahkemesinin … tarihinde … Esas, … Karar sayılı dosyasından aleyhine verilen “iptal kararı”nın Danıştay nezdinde 16.06.2011 tarihinde temyiz edildiğini,
-
Kararın tebliğini müteakip 30 gün içinde yargı kararının uygulanması zarureti gereği; ihale işleminin yükleniciye yapılan tebliğ ile iptal edildiğini, kararın uygulamasına başlanılma tarihinin 13.07.2011 olduğunu,
-
Bu aşamada işletici firma ile ulaşım esnafı arasında kararın uygulanması için idareye tanınan 30 günlük süre dolmadan 22.06.2011 tarihinde bir başka sözleşme imzalandığını, bu sözleşmede idarenin hiçbir dahli olmadığını, ulaşım esnafının; vatandaşın elindeki kartların kullanılabilmesi, indirimli, ücretsiz binişlerin devam edebilmesi, ulaşımda kaosun engellenmesi ve bu suretle toplum yararının temini amacıyla bu sözleşmeyi imzaladığını, Türkiye’de benzer koşullarda aralarında büyükşehir belediyelerinin bulunduğu birçok ilde benzer uygulamanın var olduğunu,
-
Temyiz aşamasında temyiz incelemesi başlamadan; ihalenin iptalini talep eden davacının davasından feragat ettiğini,
-
Temyiz incelemesi sırasında; Danıştay 13. Dairesinin … tarih, … Esas, … Karar sayılı dosyasından feragat nedeni ile … 1. İdare Mahkemesinin … tarihli … Esas, … Karar sayılı kararının bozulduğunu; kararın idareye tebliğ tarihinin 18.08.2011 olduğunu,
-
Bozma kararı üzerine; … 1. İdare Mahkemesinin yeniden yargılama yaptığını, … Esas, … Karar nolu dosyasından … tarihinde; konunun kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle feragat işlemini geçersiz kabul ederek ihaleyi tekrar iptal ettiğini,
-
… 1. İdare Mahkemesinin direnme kararının Danıştay Dava Daireleri Kurulunun … Esas, … Karar sayılı kararı ile … tarihinde kaldırıldığını,
-
Danıştay Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine; … 1. İdare Mahkemesinin … Esas, … Karar, … tarihli kararıyla davayı esastan reddederek ihaleyi yasal hale getirdiğini, Danıştay Dava Daireleri Kurulunun … Esas, … Karar numaralı … tarihli kararının … tarih ve … sayılı yazı ile Ulaşım Dairesi Başkanlığına Büyükşehir Belediyesinin 1. Hukuk Müşavirliği tarafından bildirildiğini,
-
Ulaşım Dairesi Başkanlığının; … tarihli …sayılı yazı ile yükleniciden geçmişe dönük (işbu temyize konu ilama esas olan) büyükşehir belediye payının ödenmesini istediğini, yüklenicinin … tarih ve …sayılı cevabi yazısında Büyükşehir Belediyesinin geçmişten kaynaklanan herhangi alacağı olmadığı cevabını vererek; geçmişe ait büyükşehir belediye payını ödemekten imtina ettiğini,
-
Ulaşım Dairesi Başkanlığının; … tarih ve … sayılı yazı ile 1. Hukuk Müşavirliğinden Büyükşehir Belediyesinin geçmişe yönelik alacaklarının firmadan tahsili için gerekli hukuki yollara başvurulmasını istediğini,
-
Hukuk Müşavirliğinin; … tarih ve … sayılı yazı ile hukuki sürecin başlatılabilmesi için Başkanlık Makamından olur alınmasını ve konu ile ilgili olan gerekli belgelerin Hukuk Müşavirliğine gönderilmesini istediğini,
-
Ulaşım Dairesi Başkanlığının; … tarih ve … sayılı evrak ile 1. Hukuk Müşavirliği tarafından istenilen başkanlık olurunu ve gerekli bilgi ve belgeleri 1. Hukuk Müşavirliğine gönderdiğini, gelen belgelerin Hukuk Müşavirliğince incelendiğini, ihale şartnamesinde yargılama yolu olarak TAHKİM usulünün seçildiğini, tahkim yargılamasının uzmanlık isteyen bir husus olduğu, bu nedenle; tahkim için avukatlık hizmeti satın alınması gerektiğinin Ulaşım Dairesi Başkanlığına … tarih …sayılı yazı ile bildirildiğini (yazının Hukuk Müşavirliği’nin elinde mevcut olduğunu),
-
Ulaşım Dairesi Başkanlığının; … tarih ve … sayılı yazı ile Hukuk Müşavirliğine tahkim avukatlık hizmetinin Hukuk Müşavirliğince ihale yolu ile alınmasını talep ettiğini (yazının Hukuk Müşavirliği’nin elinde mevcut olduğunu),
-
Hukuk Müşavirliğinin; .. tarihinde diğer tüm alımlarda olduğu gibi; Destek Hizmetleri Daire Başkanlığından tahkim avukatlık hizmeti için ihale düzenlenmesini talep ettiğini (yazının Hukuk Müşavirliği’nin elinde mevcut olduğunu),
Bu süreçten çok kısa süre sonra seçimlerin olduğunu, yeni yönetimin göreve geldiğini ve Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan sürecin sonunda … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde; … tarihinde … Esas sayılı dosyasından Sayıştay ilamları ve zarar ziyan gerekçe gösterilerek yükleniciye karşı tahkim yerine alacak davası açıldığını, davanın … 1. Asliye Ticaret Mahkemesince geçerli bir sözleşme olması ve sözleşmede yargı yolunun tahkim olması nedeni ile reddedildiğini, bunun üzerine yeni yönetimin, mahkeme kararı ile iptal edilen ihalenin Danıştay tarafından iptal kararı bozulsa dahi yeniden canlanmayacağını ve Sayıştay ve Danıştay kararlarına rağmen iptal nedeni ile yüklenicinin yasal olarak faaliyet yürütemeyeceğine ilişkin görüşünü gerekçe göstererek; işin tahkim yolu ile tasfiye edilmesi için dilekçe ekinde detayları verilen meclis kararlarını aldığını, bu kararlar üzerine tarafların tahkim yoluna başvurduğunu, Tahkimin de Büyükşehir Belediyesinin Sayıştay tarafından çıkartılan ilamların tahsili talebinde bulunduğunu, yasal sürecin yukarıda açıklanan şekilde tamamlandığını, işbu temyize konu ilam öncesinde; Sayıştay denetçisi tarafından yapılan denetim ile müvekkiline; iptal edildikten sonra aynı yüklenici tarafından işletilmeye devam edilen ve Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nun … Esas, … Karar sayılı dosyasından … tarihinde verilen karar ile hukuka uygun bulunan Toplu Taşıma Ücretlendirme Otomasyon ve Araç Takip Sisteminin Yazılım ve Montajının yapılarak İşletilmesi İşinde;
a- Danıştay Dava Daireleri Kurulunun kararına istinaden … 1. İdare Mahkemesinin onama kararına kadar olan dönemde; idarenin taşıma sistemi dışında bırakılıp; yüklenicinin, ihale konusu işi yapmasına rağmen büyükşehir belediye payını ödemeyerek,
b- Genel Para Toplama Hesabına (GPTH) aktarılması gereken tutarların yüklenici tarafından kullanılarak ve bu kullanıma faiz işletilmeyerek,
c- Yüklemeye dönüşmesi gereken depozito bedelleri yüklemeye dönüşmeyerek,
d- İhale kapsamında teknik şartname C bölümünde yüklenicinin sağlayacağı ekipmanların sayılmış olmasına rağmen bu ekipmanlar kurdurulmayarak
Kamuyu … TL zarara uğratmak iddiasının yöneltildiğini, müvekkili tarafından konunun izahının Sayıştay denetçilerine yazılı savunma olarak detaylı şekilde verildiğini, denetçilerin açıklamaları dikkate almadığını ve konunun Sayıştay 6. Dairesine taşındığını, Sayıştay 6. Dairesinde konu hakkında müvekkili tarafından sözlü savunma yapıldığını, sorguya verilen cevaplar ve neticeten yapılan savunma sonucunda; b, c, d bentlerinde yapılan savunmaların kabul edildiğini ve fakat a bendindeki iddiaya karşı yaptıkları savunmanın kabul edilmeyerek haklarında kamuyu … TL zarara uğrattıkları gerekçesi ile işbu temyize esas ilamın çıkartıldığını, yukarıda genel olarak açıklamaya çalıştıkları süreç sonucunda işbu temyiz başvurusunda bulunmak zaruretinin hâsıl olduğunu,
TEMYİZ GEREKÇELERİ
Aşağıda temyiz gerekçelerinin ilamdaki sıra ile sıralandığını;
1- TOPLU TAŞIMADA İMTİYAZ YERME HAKKININ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNE AİT OLDUĞU İDDİASININ DOĞRU OLMADIĞI:
İşbu temyize konu iş ve ihalenin imtiyaz verme ile uzaktan yakından alakası ve bağlantısının bulunmadığını, idareler tarafından verilecek imtiyazların tabi olduğu hukuki prosedürlerin farklı olduğunu, belediyelerin hangi konuda imtiyaz vereceği ve imtiyazın nasıl vereceğinin kanunlarda belirlendiğini, toplu taşıma işinde imtiyaz verilmesinin de söz konusu olmadığını, Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir belediyesinde toplu taşımaya ilişkin herhangi konuda imtiyaz da verilmediğini, …’da toplu taşıma işinin büyük bir kısmının Büyükşehir Belediyesinden hat kiralayan özel otobüs sahipleri tarafından yapılmakta olduğunu, özel sektöre ait bu otobüslerin toplayacağı ücretin imtiyaz hakkının da Büyükşehir Belediyesine ait olmadığını, imtiyaz hukukunun özel sektöre uygulanamayacağını, idarenin tekel niteliğinde gördüğü işlerin özel sektöre devri hususunda uygulandığını, toplu taşımada düzenleme yapma yetkisinin UKOME eli ile belediyelerce düzenlendiğini, UKOME’nin birçok kurumun temsilcisinden oluştuğunu ve UKOME’nin imtiyaz verme hakkının da bulunmadığını, … ve … illerinde elektronik ücret toplama sistemi yıllardır özel halk otobüsü ve minibüsçüler tarafından kurulup işletilmekte olduğunu, belediyelerin bu sistem ile en ufak bir ilgisi alakasının olmadığını, taksilerde kredi kartı ile tahsilatların pos makinaları ile yapılmakta olduğunu, belediyelerin; bu konunun kendi imtiyazlarında oldukları gerekçesi ile bankalar ve/veya taksicilerin kendilerine pay veya gelir vermesini istemediklerini, ilamda 5216 sayılı Yasanın 7 nci, 9 uncu ve 12 nci maddelerinin sıralandığını, devamla 5393 sayılı Yasanın 18 inci maddesi (e) ve (j) bentleri sıralanarak, bu hükümlere göre, büyükşehir belediyesi sınırları dâhilinde toplu taşıma araçlarının çalışmasına izin vermek, sayılarını ve güzergâhlarını belirlemek, belediye sınırları içerisinde ticari amaçla çalıştırılacak yolcu ve yük taşıtları ile motorsuz taşıtların çalışma şekil ve şartları ile bu taşıtların teknik özelliklerini tespit etmek konusunda karar alma yetkisinin UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi) tarafından kullanılmakta olduğu; belediye adına imtiyaz verilmesi konusunda ve 3 yıldan fazla yapılacak kiralamalarda karar organı olarak büyükşehir belediye meclisinin görevli olduğu yönünde yapılan açıklamaların iddianın temelini oluşturduğunu, 6. Dairenin iş bu temyize konu ilamında yukarıda bahsi geçen kanun maddelerini; Büyükşehir Belediyesinin ilama konu toplu taşıma ücret toplama sistemini kurmak ve kurdurmak, imtiyaz vermek konusunda yetkili olduğunu belirtmek için kullandığını, oysaki bu değerlendirmenin hukuki olarak yanlış olduğunu, şöyle ki;
a) BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN TOPLU TAŞIMA ÜCRET TOPLAMA SİSTEMİ KURMA KONUSUNDA İMTİYAZ VERME HAKKININ BULUNMADIĞINA DAİR AÇIKLAMALAR:
5216 sayılı Yasanın 7 nci maddesi (f) ve (p) bendi ile 9 uncu maddenin; büyükşehir belediyesinin toplu taşımada düzenleyici organ olduğuna dair genel hükümler içermekte ve güzergâhların, bilet bedelinin belirlenmesi vb. yetkiler tanımakta olup; bu yetkilerin tek tek sayıldığını, sayılan yetkiler arasında ücret toplanması ile ilgili herhangi bir düzenleme yer almadığını, yine 5216 sayılı Yasada hüküm bulunmayan hallerde 5393 sayılı Kanun hükümlerine gidileceği düzenlenmiş olup; 5393 sayılı Yasanın “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15 inci maddesinde;
“Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır:
…
e) Müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek
f) Toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek.
g) Katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanması ile ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak.
Belediye, (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen hizmetleri Danıştay’ın görüşü ve İçişleri Bakanlığının kararıyla süresi kırk dokuz yılı geçmemek üzere imtiyaz yoluyla devredebilir; toplu taşıma hizmetlerini imtiyaz veya tekel oluşturmayacak şekilde ruhsat vermek suretiyle yerine getirebileceği gibi toplu taşıma hatlarını kiraya verme veya 67 nci maddedeki esaslara göre hizmet satın alma yoluyla yerine getirebilir.”
Denilmek suretiyle; ilgili Kanun maddesinin (e), (f), (g) bentleri haricinde büyükşehir belediyesine imtiyaz verme hakkı tanınmadığını, ilama konu ihalenin elektronik ücret toplama sistemi olduğunu, yani toplu taşıma araçlarında bilet parası toplama işi olduğunu, 5393 sayılı Yasanın 15 inci maddesinin (f) bendinin açıkça “toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek” dediğini, ilama konu işin toplu taşıma olmadığını, zaten mevcutta toplu taşıma bulunduğunu, işin mevcutta kurulmuş toplu taşıma sistemleri ile araçlarının biniş ücretinin toplanması işi olduğunu, tüm bu düzenlemelere itirazlara rağmen; 6. Dairenin ısrarla ücret toplama sistemi işini Büyükşehir Belediyesinin imtiyazında olan bir iş olarak göstermeye çalıştığını, ücret toplama sisteminin Büyükşehir Belediyesinin imtiyazında olan bir iş olması mümkün olmadığı gibi; ilama konu işin veriliş şeklinin de ihale ile olduğunu, Danıştay’dan görüş ve İçişleri Bakanlığı’ndan herhangi bir karar alınmadığını,
b) BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN TOPLU TAŞIMA ÜCRET TOPLAMA HAKKININ DA BULUNMADIĞINA DAİR AÇIKLAMALAR:
İlama konu elektronik ücret toplama sistemi işinin; … ilindeki 40 belediye otobüsü, 14 tramvay, 161 özel halk otobüsü, 661 midibüs için kurulduğunu, yani sistemin % 97’sinin özel sektör için kurulduğunu, 5393 sayılı Yasanın 15 inci maddesinin;
“…
d) Özel kanunları gereğince belediyeye ait vergi, resim, harç, katkı ve katılma paylarının tarh, tahakkuk ve tahsilini yapmak; vergi, resim ve harç dışındaki özel hukuk hükümlerine göre tahsili gereken doğal gaz, su, atık su ve hizmet karşılığı alacakların tahsilini yapmak veya yaptırmak.
p) Kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek.
…”
Şeklinde düzenlendiğini, Sayıştay 6. Dairesinin iş bu temyize konu ilamında açık ve net belediye geliri tanımlaması yaparak; müvekkilinin kamuyu zarara uğrattığını iddia ettiğini, bu gelir her ne kadar Büyükşehir Belediyesine işin yüklenicisi tarafından ödeniyor gibi görünse de; bedeli ödeyen asıl kişi ve kişilerin toplu tasıma işi yapan özel halk otobüsçüleri ile minibüsçüleri olduğunu, “Büyükşehir Belediyesi hangi hizmete karşılık bu bedeli tahsil ediyor? Büyükşehir Belediyesi böyle bir mali yükümlülüğü hangi yasal düzenlemeler gereği 3. kişilere yüklüyor?” şeklinde soruların akla geldiğini, ihale konusu iş ile Büyükşehir Belediyesinin; toplu taşıma araç işletmecilerinin taşımış olduğu yolcuların elektronik kart ile yolculuk yapmasının karşılığı olarak bunlardan cirolarının % 5 + KDV’sini tahsil ettiğini, ortada Büyükşehir Belediyesinin sunduğu hizmet dahi yok iken; böyle bir bedelin tahsilinde belediye gelirleri yönünden açıkça hukuka aykırılıklar bulunduğunu, hem 5216 hem de 2464 sayılı Yasalara ve Anayasaya açıkça aykırılıkların söz konusu olacağını, Anayasanın “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11 inci maddesinin; “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.” hükmünü içermekte olduğunu, Anayasanın “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinin ise; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.” şeklinde düzenlendiğini, öncelikle bu komisyon hakkındaki; “Büyükşehir Belediyesinin özel araçları ile toplu taşıma yapan esnaftan tahsil ettiği % 5 + KDV’nin mahiyeti nedir? Kira bedeli mi? Rüsum mu? Harç mı? Vergi mi? Ya da hizmet bedeli mi?” sorularının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, kısaca müvekkilinin kamuyu uğrattığı iddia edilen zararın mahiyetinin belli olmadığını,
• Kira bedelinden bahsedilebilmesi için kiraya veren ve kiracıdan ve bu ilişkiyi düzenleyen bir sözleşmenin mevcut olması gerektiğini, bu durumda kiralayanın; bir taşınır ya da taşınmazı kiracının istifadesine sunması; kiracının ise; istifadesine sunulan menkul ya da gayrimenkul hizmetinin kullanma bedelini ödemesi ve bu hususta iki tarafın iradelerinin uyuşması gerektiğini, ihale konusu işte böyle bir hususun bulunmadığını,
• Bu komisyonun harç, rüsum, vergi olmadığının da mutlak olduğunu, harç, rüsum ve verginin de ancak kanun ile düzenleneceğinin Anayasanın 73 üncü maddesinde açıkça belirtildiğini,
• Zorlama bir yorum ile belki “Büyükşehir Belediyesinin müvekkillere sunduğu hizmete ilişkin bedeldir” şeklinde yorumlanabileceğini, ancak hizmet bedeline ilişkin Büyükşehir Belediyesinin ücret alabilmesi için gerekli ve yeterli şartların bulunmadığını,
5216 sayılı Yasanın “Büyükşehir belediyesinin gelirleri” başlıklı 23 üncü maddesinde;
“Büyükşehir belediyesinin gelirleri şunlardır:
a) Genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ilçe ve ilk kademe belediyelerine verilen paylardan Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek oranlar içinde ayrılarak İller Bankası tarafından gönderilecek pay,
b) Büyükşehir belediye sınırları içinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden Maliye Bakanlığı tarafından hesaplanıp, ertesi ayın sonuna kadar ilgili büyükşehir belediyesine yatırılacak % 5 pay,
c) 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda yer alan oran ve esaslara göre büyükşehir belediyesince tahsil olunacak at yarışları dâhil müşterek bahislerden elde edilen Eğlence Vergisinin %20'si müşterek bahislere konu olan yarışların yapıldığı yerin belediyesine, %30'u nüfuslarına göre dağıtılmak üzere diğer ilçe ve ilk kademe belediyelerine ayrıldıktan sonra kalan % 50'si,
d) Büyükşehir belediyesine bırakılan sosyal ve kültürel tesisler, spor, eğlence ve dinlenme yerleri ile yeşil sahalar içinde tahsil edilecek her türlü belediye vergi, resim ve harçları,
e) 7 nci maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen alanlar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki her türlü ilan ve reklamların vergileri ile asma, tahsis ve bakım ücretleri,
f) 7 nci maddenin (f) bendine göre tespit edilen park yerlerinin işletilmesinden elde edilen gelirin ilçe ve ilk kademe belediyelerine, nüfuslarına göre dağıtılacak %50’sinden sonra kalacak % 50'si,
g) Hizmetlerin büyükşehir belediyesi tarafından yapılması şartıyla 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda belirtilen oran ve esaslara göre alınacak yol, su ve kanalizasyon harcamalarına katılma payları,
h) Kira, faiz ve ceza gelirleri,
i) Kamu idare ve müesseselerinin yardımları,
j) Bağlı kuruluşların kesin hesaplarındaki gelirleri ile giderleri arasında oluşan fazlalık sonucu aktarılacak gelirler,
k) Büyükşehir belediyesi iktisadi teşebbüslerinin safı hasılatından büyükşehir belediye meclisi tarafından belirlenecek oranda alınan hisseler,
I) Büyükşehir belediyesinin taşınır ve taşınmaz mal gelirleri,
m) Yapılacak hizmetler karşılığı alınacak ücretler,
n) Şartlı ve şartsız bağışlar,
o) Diğer gelirler
Bakanlar Kurulu, birinci fıkranın (b) bendindeki % 5 pay oranını iki katına kadar artırmaya veya kanuni haddine indirmeye yetkilidir. Bu payın %75'i bu tutardan düşülerek doğrudan ilgili belediye hesabına, kalan %25'i ise büyükşehir belediyelerine nüfuslarına göre dağıtılır. Hesaplama ve dağıtım işlemleri Maliye Bakanlığınca yapılır. Büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşları ile ilçe ve ilk kademe belediyeleri; tahsil ettikleri vergiler ve benzeri mali yükümlülüklerden birbirlerine ödemeleri gereken paylar ile su, atık su ve doğalgaz bedellerini zamanında yatırmadıkları takdirde, ilgili belediye veya bağlı kuruluşun talebi üzerine söz konusu tutar, İller Bankası tarafından, yükümlü belediyenin genel bütçe vergi gelirleri payından kesilerek alacaklı belediyenin hesabına aktarılır. Gecikmeden kaynaklanacak faiz ve benzeri her türlü zararın tazmini ile ilgili olarak büyükşehir belediye başkanı ve sayman şahsen sorumludur. Bu fıkra hükmü, ilçe ve ilk kademe belediyeleri hesabına yapılacak her türlü aktarmaları zamanında yapmayan büyükşehir belediye başkanı, bağlı kuruluş genel müdürleri ve saymanları hakkında da uygulanır.”
Şeklinde düzenlenme ile büyükşehir belediyelerinin gelirlerinin açıkça sayıldığını ve işbu maddede ilama konu ihale konusu işten kaynaklanan belediye gelirinin tanzim olunmadığını, ancak maddenin “c” bendinde 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunundan bahsedilmekte olduğunu, söz konusu 2464 sayılı Kanun incelendiğinde Kanunda düzenlenen mali yükümlülüklerin;
-
Kısım:
-
bölümde; ilan ve reklam vergisi
-
bölümde; eğlence vergisi,
-
bölümde; çeşitli vergiler başlığı altında haberleşme vergisi, elektrik ve havagazı tüketim vergisi, yangın sigorta vergisi, çevre temizlik vergisi,
-
Kısım:
-
bölümde; işgal harcı,
-
Bölümde; tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı,
-
Bölümde; kaynak suları harcı,
-
Bölümde; tellallık harcı,
-
bölümde; hayvan kesimi, muayene ve denetleme harcı,
-
bölümde; ölçü ve tartı aletleri muayene harcı,
-
bölümde; çeşitli harçlar (kayıt ve suret harcı, imarla ilgili harçlar, işyeri açma izni harcı, muayene ruhsat ve rapor harcı, sağlık belgesi harcı)
-
Kısım: harcamalara katılma payı (yol harcamalarına katılma payı, kanalizasyon harcamalarına katılma payı, su tesisleri harcamalarına katılma payı)
Olarak düzenlendiğini, 2464 sayılı Yasada da ihale konusu işle alakalı mali yükümlülüğe cevaz veren bir düzenlemenin olmadığının anlaşılmakta olduğunu, aynı Kanunun “Ücrete tabi işler” başlıklı 97 nci maddesinde ise; “Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir. Belediye'ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel hükümlerine tabidir.” hükmünün mevcut olduğunu, ancak toplu taşıma esnafına yüklenen mali yükümlülüğün bu maddeye de uymamakta olduğunu, çünkü bu maddeye göre bir mali yükümlülüğün yüklenebilmesi için ilgililerin isteği şartının getirildiğini, kendi Büyükşehir Belediyelerinden bu tür bir istekte bulunulmadığını, tüm bu yukarıda arz ve izah ettikleri gibi; toplu taşımada ücret toplama sistemi kurmanın belediyelerin imtiyazında ve görevinde olan bir iş olmadığını, bir diğer önemli hususun da belediyelerin özel sektöre ait özel halk otobüsleri ve minibüslerden ücret toplama sistemi kurarak para tahsil etmesinin de hukuken mümkün olmadığını, buna rağmen müvekkilinin; sistemin ve gelirin tahsiline devam etmek amacıyla ihale tanzim ederek, iptal edilen işin yenisini ihale ettiğini ve gelir elde etmeye çalıştığını, bu ihaleye iptal davası açıldığını ve ihalenin iptal edildiğini, Sayıştay 6. Dairesinin ise ilamında yukarıda açıklanan mevzuatı yok kabul ederek ve mahkemece iptal edilmiş bir ihaleye dayanılarak iş devam ediyormuş gibi Büyükşehir Belediyesinin yasal olarak almaya hakkı olmadığı bir bedeli almamasının kamu zararı olduğunu hükme bağladığını,
c) YÜKLENİCİNİN AYNI İŞİ YAPMAYA DEVAM ETMEDİĞİNE DAİR AÇIKLAMALAR:
Denetçi raporlarında ve ilamda yüklenicinin aynı işi yapmaya devam ettiğinin iddia edildiğini, esasında denetçilerin yüklenicinin ne iş yaptığını, koşulların ne olduğunu, gelirinin ne olduğunu, iptalden sonra aynı işin yapılıp yapılmadığını inceleme konusu dahi yapmadıklarını, eski ve yeni koşulları karşılaştırmadıklarını, mesela denetçilerin işin iptalinden sonra yüklenicinin sisteme eklediği yeni özellikleri bilmediklerini, Şoförler Odasının benzinliklerine yeni gişeler konulduğunu bilmediklerini, araçların içerisinde dolum yapılabilecek şekilde değişiklikler yapıldığını bilmediklerini, bunun gibi farklı iş ve işlemlerin incelenmediğini, dosya içerisinde yüklenicinin ne iş yaptığına dair herhangi hukuki, resmi, ıslak imzalı, onaylı belgenin de yer almadığını, yüklenici ile İdare arasındaki sözleşmenin … 1. İdare Mahkemesinin … gün ve … Esas, … Karar sayılı dosyasından iptal edildiğini, iptal kararı üzerine; kanunun emredici hükümlerine (dilekçede detaylı bir şekilde yer alan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların Sonuçları” başlıklı 28 inci maddesine ve 4 adet örnek karara) uygun olarak kendi idarelerinin 30 günlük yasal süresi içerisinde kararın gereğini yerine getirdiğini ve ihaleyi iptal ederek yüklenici ile fiili ve hukuki bağını ortadan kaldırdığını, dolayısıyla; yüklenicinin aynı işi yapmasının söz konusu olmadığını, yüklenicinin toplu taşıma işinde araç sahipleri ile başka koşullarda kendi idarelerinin herhangi bir dahli olmadan anlaştığını ve faaliyet gösterdiğini, yukarıda bahsi geçen İYUK Md. 28 ile 4 adet örnek karar incelendiği takdirde; mahkeme kararının idareye tebliğini takip eden 30 günlük süre içerisinde uygulanmasının mecbur olduğu ve
i. Yargı kararlarının şeklen yerine getirilmesinin yetersiz olduğu,
ii. Şekli uygulamanın haricinde idari yargı tarafından verilen kararın hukuksal sonuçlarının doğmasının sağlanması gerektiği,
iii. Şekli uygulama ile yetinme ve hukuki sonuçlarını doğurmasını temin etmeme halinde idare yetkilileri için cezai işlem yapılmasını gerektirdiği yani salt kararın uygulanmış olmasının yeterli olmadığı, sonuçlarını da doğurması için gerekenin yapılmasının idare yetkililerinin sorumluluğunda olduğu,
iv. İptal kararı karşısında; idarenin dava konusu işlemi kurulduğu tarihe kadar geriye yürür şekilde ortadan kaldırarak; söz konusu işlemin kurulmasından önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan nitelikte olması gerektiği,
Hususlarının açıklandığını, idari işlemin iptali ile yapılması hukuki zorunluluk olan iş ve işlemler için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların Sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasında; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğunun, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceğinin belirtildiğini, buna göre, idari yargı yerlerince verilen esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının gereğinin yerine getirilmesinin hukuki zorunluluk arz etmekte olduğunu, konu hakkında verilen yargı kararlan incelendiği takdirde;
-İdare mahkemesi kararlarının 30 gün içinde,
-Gecikmeksizin,
-Yeniden düzenleme yapılarak,
-Sonuçlarını doğuracak şekilde
Uygulanmasının bir mecburiyet olduğuna ilişkin kararlar bütünlüğü oluştuğunun görüleceğini, bu düzenleme gereği; Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği … tarafından kazanılan Elektronik Ücret Toplama ve Araç Takip Sistemi İşi’nin … 1. İdare Mahkemesi tarafından … tarihinde … Esas sayılı dosyasından, … Karar sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra; 30 gün içinde, gecikmeksizin, yeniden düzenleme yapılarak, sonuçlarını doğuracak şekilde uyguladığını, kendi idarelerinin de yukarıda açıklanan şekilde dava kararını uyguladığını ve konudan yükleniciyi Ulaşım Daire Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile haberdar ettiğini, iptal edilmiş ve tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmış ihalenin “hukuk âleminde yok kabul edilir” ilkesi gereği gelinen noktada; ihale ve ihaleye dayalı tüm iş ve işlemlerin hiç olmamış, yapılmamış gibi eski hale döndürüldüğünü, iptal edilmiş bir ihalenin tekrardan canlanmasının da hukuken mümkün olmadığını, ne zaman ki açılan dava ile verilen iptal kararı yürürlükten kalktığında kendi İdarelerinin ilk derece mahkemesinin iptal kararı üzerine 30 günlük süre içerisinde ikinci bir idari işlem tesis ettiğini, bu işlemin; iptal işlemi olduğunu, iptal işleminin mahkeme kararının fiilen uygulanması amacıyla yapıldığını, Danıştay tarafından verilecek olumlu kararın ise ihale kararına ilişkin olup; kendi idarelerinin ikinci yaptığı iptal kararına karşı herhangi şekilde eski ihalenin canlanması neticesine doğurmaya yetkin olmadığını, Danıştay tarafından yıllardır dikkate alınan hususun; “İptal davaları sonunda verilen iptal kararı, idarî tasarrufların tesisleri anından itibaren yok hükmünde kabulü gerektirmesi nedeni ile geçmişe tesir ederler. Yani iptal kararı, idarî işlemlerin doğum anında sakat ve hukukî hüküm doğuracak nitelikten yoksun olduklarını tespit etmiş olur. İptal kararıyla iptal konusu teşkil eden idarî tasarruf esasen doğmamış, hukuk âleminde herhangi bir değişiklik husule getirmemiş olduğundan, bu idarî tasarrufla doğrudan doğruya ilgili işlemler ve hukukî durumlar da, iptal edilen tasarrufla birlikte ortadan kalkmış olur.” şeklinde olduğunu, Danıştay kararları incelendiği takdirde iptal kararları ile ilgili olarak 3 ana ilkenin dikkatle, sürekli olarak, tutarlı biçimde uygulandığının görüleceğini, bunların;
-
İptal karan ile sakat işlem ortadan kalkmış olur.
-
İşlemin ortadan kalkması geri yürür biçimdedir.
-
İptal kararı genel etkilidir.
Olduğunu, idari işlemlerin iptalinin geri yürüyeceği konusunda kuşku bulunmadığını, bu ilkenin Danıştayca düzenli olarak uygulanagelmekte olduğunu, yargı organı işlemdeki sakatlığı saptayınca bu saptamanın sakatlığın doğumu anından geçerli olacağını, işlemdeki sakatlığın saptanmasının yaptırımı olan iptal kararı ile işlemin; sakatlığın ortaya çıktığı andan bu yana ortadan kalkmış sayılacağını, bu nedenle; iptal davalarında işlemin yapıldığı ya da daha doğru bir deyişle; sakatlığın doğduğu andaki durumun yargılanacağını, hukuka aykırılığının düzeltilmesi ve sonuçlarının silinebilmesi için; iptalden sonra iptal kararı ile sakat işlemin yapılmadan önceki hukuka aykırılık olmayan durumun geri geleceği ve iptal edilen işlemin hiç yapılmamış sayılacağı ilkelerine uygun olarak durumun düzeltileceğini, sakat işlemin hukuk düzenine girmesi ile hukuka aykırı bir durum doğduğunu, iptal kararının sakat işlemi geri yürür bir biçimde ortadan kaldıracağını, sakat işlem ortadan kalkınca; hukuka aykırı olmayan, yani sakat işlemin yapılmasından bir an önceki duruma dönülmüş olunacağını ya da dönülmesi gerektiğini, tüm bu ilkeler, öğreti ve içtihatlar dikkate alındığında; müvekkiline suç isnat edilmemesi gerektiği sonucuna ulaşılması gerektiğini,
Danıştay Dava Daireleri Kurulunun Bozma Kararı Üzerine … 1. İdare Mahkemesinin … Esas, … Karar Sayılı ve … Tarihli Kararı İle Davayı Esastan Reddederek İhaleyi Yasal Hale Getirmesi Durumu İle İlgili Olarak;
… 1. İdare Mahkemesinin … gün ve … Esas, … Karar sayılı kararı ile aynı mahkemenin … tarihli ihaleyi yasal hale getiren kararına kadar olan dönemde idarenin mahkeme kararına uygun davrandığını ve ihaleyi iptal ettiğini, kısaca bu dönemde İdare ile yüklenici arasında herhangi hukuki ve fiili bağ bulunmadığını, yüklenicinin faaliyetleri ile İdare arasında bahsi geçen dönem içerisinde hukuki ve fiili bir bağ olmadığı için bu döneme ilişkin herhangi bedel, gelir, pay istenilmesinin de mümkün olmadığını, Büyükşehir Belediyesinin iptal edilmiş ihaleye dayanarak gelir elde edemeyeceğinin açık olduğunu, “Büyükşehir Belediyesi temyize konu Sayıştay 6. Dairesinin ilamındaki gibi hareket etse idi, tahsil ettiği bedelleri bütçesinin hangi kalemine kayıt edecekti?” sorusunun gündeme geleceğini ve bu sorunun cevabının da bulunmadığını, 6. Dairenin işbu temyize konu ilamında kararlarını hukuki dayanaktan yoksun verdiğini, buna rağmen, kendi idarelerinin kamu zararı iddiası oluşmaması için, … 1. İdare Mahkemesinin … Esas, … Karar ve … tarihli kararının tebliğini müteakip derhal yazı ile iki karar arasındaki dönemde geçen süre içerisinde ihale iptal edilmeseydi kendi idarelerine ödenecek payın idare hesabına yatırılmasını talep ettiğini, yükleniciden olumsuz cevap gelmesi üzerine de hukuki işlemlere müvekkilinin talimatı ile başlanıldığını ve fakat seçimler nedeniyle işlerin yeni yönetim tarafından devam ettirilerek yükleniciye önce alacak davası ikame edildiğini, sonrasında ise; yüklenici ile tahkim yargı yoluna başvurularak işin tasfiyesine dair meclis kararı alındığını, tasfiye işlemlerinin Tahkimde başladığını, tahkimde Büyükşehir Belediyesinin ilama konu alacaklarını da yükleniciden talep ettiğini,
İdarenin Teşviki İle Yüklenici İle Özel Otobüs Sahiplerinin Yüklenici İle Sözleşme İmzalayarak Fiili Durum Yarattığı İddiası İle İlgili Olarak;
İdarenin hangi konuda, nasıl ve ne zaman yükleniciyi veya özel otobüs sahiplerine teşvik yarattığı ve teşvikin ne usulde olduğu konusunda herhangi açıklama yer almadığını, esasında herhangi teşvik de yaratılmış olmadığını, Büyükşehir Belediyesinin yüklenici ve/veya özel otobüs sahiplerine nasıl bir teşvik uygulayabileceği açıklamasının da bulunmadığını, maalesef ki; 6. Dairenin işbu temyize konu ilamına esas verileri hukuktan ve somut gerçeklerden almadığını,
Büyükşehir Belediyesinin Toplu Taşım Hizmetleri Gibi Temel Hizmetlerden Kendisini Dışarıda Tuttuğu İddiası İle İlgili Olarak;
İşbu temyize konu ilamda; “Belediye, yargısal süreç kesin olarak sonuçlanmadan, İdarenin imzalanan sözleşme hükümleri uyarınca tahsil etmek zorunda olduğu tutarları yükleniciden talep etmesi bir zorunluluktur ve ayrıca, yargısal süreç devam ediyor iken Büyükşehir Belediyesinin toplu taşım hizmetleri gibi çok temel ve önemli bir kamusal ihtiyacın karşılanmasıyla ilgili faaliyet ve kararlardan kendisini dışarıda tutmak istemesi veya bu yönde tavırlar sergilemesi de hukuken kabul edilebilir bir durum değildir.” denilmekte olduğunu,
Birinci olarak;
Büyükşehir Belediyesinin sistemden gelir elde etmeyi mahkemenin işi iptal etmesi ile yasal zorunluluk nedeni ile sonlandırdığını, yani ilamda bahsedildiği gibi devam eden yargısal bir süreç bulunmadığını, mahkemenin iptal kararı verdiğini ve Büyükşehir Belediyesinin gereğini yaptığını,
İkinci olarak;
İdarenin iptal edilmiş bir ihaleye dayanarak gelir elde etmesinin hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, o gün müvekkilinin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bu paraları tahsil etse idi; bu günlerde, iptal edilmiş bir ihalede mahkeme kararına aykırı davranmaktan yargılanıyor olacağını,
Üçüncü olarak;
Ücret toplama işinin toplu taşıma hizmeti ve/veya temel bir hizmet olmadığını, Büyükşehir Belediyesinin araçlarının, hatlarının, güzergâhlarının çalışmaya devam ettiğini, sistemde aksama olmadığını, yani temel bir hizmetin aksamasının da söz konusu olmadığını,
Dördüncü olarak;
Ücret toplama sisteminin kamusal bir ihtiyaç olmadığını, elektronik ücret toplama sistemi olmasa dahi toplu taşımanın çalışabildiğini,
Beşinci olarak;
Faaliyet ve kararlardan kendisini dışarıda tutmak istemesinin ne amaçla ortaya atıldığının ve hangi somut bilgi ve belgeye dayanıldığının belli olmadığını, hangi faaliyet olmuş da Büyükşehir Belediyesinin bu faaliyetin dışında kalmaması gerekirken dışında kaldığına, nasıl, hangi olayda ve ne zaman dışarıda kalma tavrı sergilemiş olduğuna ilişkin 6. Daire ilamında bir nebze olsun somut bilgi verebilseymiş; yanıtlamalarının da mümkün olabileceğini ve fakat somut bilgi, tarih, belge hatta tanık, dahi olmadığı için; yanıtlamalarının mümkün olmadığını,
Altıncı olarak;
- Dairenin iş bu temyize konu ilamında olduğu gibi, olayları, kavramları, esasları, hukuki metinleri yorumlayarak, konuyu olduğundan başka göstermeye çalışmasının, yanlı ve hukuka aykırı davranmasının kendilerini fazlası ile rahatsız etmekte olduğunu,
2- KARARDA MADDİ HATALAR BULUNDUĞU:
İşbu temyize konu olan 6. Dairenin ilamında maddi hatalar bulunduğunu, şöyle ki;
a. KARARDA RAKAM KARGAŞASI BULUNDUĞUNA DAİR AÇIKLAMALAR:
İşbu temyize konu Sayıştay ilamında bahsedilen rakamların ne şekilde hesaplandığının, hangi verilere dayanılarak yapıldığının belirsiz olduğunu, açıkça belirtmek gerekirse; rakamların uydurma olduğunu, şöyle ki; denetçilerin sorgu sırasında kamu zararı olduğunu belirttiği rakamların ilamdaki rakamlar ile uyumsuz olduğunu, inceleme, sorgu, ilam, ek ilam gibi her yargılama safhasında ve her aşamada rakamlar ve zararların değiştiğini, bu kargaşanın ve belirsizliğin giderilmesi ve hesapların açık ve net olarak ortaya konulması gerektiğini, denetçilerin ve ilamda da 6. Dairenin zararı nasıl ve hangi somut belgelere dayanarak hesap ettiğinin belli olmadığını, bir diğer önemli hususun da; Büyükşehir Belediyesinin zararı olarak tespit edildiği iddia edilen ve yargılamanın her safhasında değişen tutarların hesaplanmasında temel olan veriler olduğunu, “İşbu temyize konu ilamda belirlenen kamu zararı nasıl hesap edilmiştir?” sorusunun yanıtının bulunmadığını, hesaplama sırasında kullanılan verilerin kaynağının, denetçilerin bu verileri nereden aldıklarının ve hangi usulde incelediklerinin belli olmadığını, Büyükşehir Belediyesi hesaplarında zarara esas olduğu iddia edilen bu rakamların yer almadığını, kendilerinin dosyadan anladıkları kadarıyla; hesaplara esas verilerin, yüklenici beyanları olduğunu, kendilerinin bu durumu kabul etmediklerini, 3. kişilerin beyanı üzerine hesap yapılmasının hukuki olarak doğru bir işlem olmadığını, usulüne uygun hukuki inceleme yapılmadığını, bu rakamların doğru olmadığı gibi hukuki de olmadığını,
b. KARARDA YETKİ VE SORUMLULUK ESASLARINA DİKKAT EDİLMEDİĞİNE DAİR AÇIKLAMALAR:
Ayrıca aşağıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; Büyükşehir Belediyesi tarafından tüm yasal sorumlulukların yerine getirildiği, yasal işlemlerin başlatıldığı, Büyükşehir Belediyesinin herhangi bir zarara uğratılmadığı ve hukuki sürecin de devam ettiği hususlarının görüleceğini, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak müvekkilinin Büyükşehir Belediyesinin yüzlerle ifade edilen kira kontratlarını, kira alacaklarını, işgaliyelerini, işgaliye alacaklarını, ilan reklam vergilerinin tutarını, tahsilini tek başına takip etmesinin ve cebri icraya başvuruda bulunmasının fiilen imkânsız olduğu gibi; hukuken de bu hususta sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, aksi takdirde; başkan sıfatı ile müvekkilince yönetilen Büyükşehir Belediyesinde müvekkilinden başka personelin çalışmasına da gerek olmadığını, müvekkilinin büyükşehir belediye başkanı sıfatı ile yoğun şekilde çalıştığının ve temyize konu hususlarda herhangi işlemden haberdar olmasının mümkün olmadığı hususunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kanun ile müvekkiline verilmiş yetki ve sorumlulukların bir kısmının kanunlar ile bir kısmının da Büyükşehir Belediyesi tarafından çıkartılan yönetmelikler ile ilgili Daire ve Şube Müdürlüklerine devir edildiğini, müvekkili tarafından verilmiş tahsil ve tahliyeyi durduran yazılı bir talimat olmadıkça bahsi geçen alacağın takip ve tahsilinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, büyükşehir belediye başkanı sıfatı ile bilmesi ve takip etmesi imkânsız olan sorgu konusu alacağın takip ve tahsili işlemlerinden dolayı müvekkilinin konumunda bulunan görevlilerin sorumlu olmayacağına ilişkin yüzlerce yargı kararı bulunduğunu, belediyelerin alacaklarının nasıl takip ve tahsil edileceğine ilişkin kanuni düzenlemelerin mevcut olduğunu, Strateji Geliştirme Birimlerinin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte düzenlemeler bulunduğunu, belediyelerde mali hizmetler daire başkanlığı biriminin bulunduğunu, daire başkanının çalışma usul ve esasları ile görev, yetki ve sorumluluklarının da Türkiye Cumhuriyeti … Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanlığı Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile düzenlendiğini, tüm bu düzenlemeler incelendiği takdirde; Büyükşehir Belediyesinin kira alacaklarının tahsili ve takibi ile kirası tahsil edilemeyen yerlerin tahliyesi işlerinden büyükşehir belediye başkanı sıfatı ile müvekkilinin sorumlu olmasının mümkün olmadığını, görev ve yetkinin ilgililerine ait olduğunun, müvekkilinin bu derece detay bir konudan haberdar olamayacağının, takip ve tahliye işlemleri sırasında müvekkiline verilmiş herhangi bilgi olmadığının, müvekkili tarafından da konuya ilişkin bir talimat verilmediğinin görüleceğini, yukarıda bahsedilen yönetmeliklerden de görüleceği üzere; büyükşehir belediye başkanı sıfatı ile müvekkilinin sorumluluğu olmadığı gibi; ilama esas konuda da müvekkilince yapılmış herhangi iş ve işlem bulunmadığını, Sayıştay’ın genelde ilamlarında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 11 inci maddesine atıfta bulunarak; üst yöneticilerin sorumluluklarına ilişkin harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığı ile yerine getireceklerine dair düzenleme gereği; üst yöneticilerin işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olacaklarını, bilgi sahibi olmadan sorumlu olmalarının mümkün olmadığını yazmakta olduğunu, işbu temyize konu ilamda da aynı gerekçelerle hüküm kurulduğunu, fakat bu hususun görmezden gelindiğini, müvekkilinin tek başına sorumlu tutulduğunu, müvekkilinin ilama konu iş ve işlemlerin hiçbir safhasında imza atmadığını, hiçbir işlem yapmadığını, yetkili de, sorumlu da, görevli de olmadığını, hiçbir işlem yapmadığı ve konu hakkında yetkili ve sorumlu olmadığı halde sadece üst yönetici sıfatı ile müvekkili hakkında ilam tanzim edilmesinin; hem kanuna hem teamüle hem de yargı içtihatlarına aykırı olduğunu,
c. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İLE YÜKLENİCİ ARASINDA TAHKİM SÜRECİ BULUNDUĞUNA DAİR AÇIKLAMALAR:
Sayıştay 6. Dairesinin; müvekkilinin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kamu zararı iddiasına konu alacakların tahsili için harekete geçtiğini, seçimlerden sonra İdarenin alacak davası açtığını, bu esnada da; yeni yönetimin yüklenici ile tahkim yargı yoluna başvurduğunu dikkate almadığını, Sayıştay 6. Dairesinin, ilamında; devam eden yargısal sürecin belli bölümlerini kısımlarını alıp ve değerlendirip kamu zararı ve kusur atfettiğini, şöyle ki; devam eden yargı süreci içerisinde, idarenin zarar ettiğini düşünerek ilama konu ettiğini ve fakat daha sonraki mahkeme kararları ile zararın oluşmadığının ortaya çıktığını, yargısal sürecin tamamlandığını ve ihalenin kesin olarak yasal hale geldiğini, bu aşamadan sonra da İdarenin alacaklarının tahsili yoluna gittiğini, Sayıştay 6. Dairesinin devam eden bu süreçlerin tamamlanmasını beklemeden aceleyle hem maddi hem de hukuki anlamda haksız kararlar aldığını, aynı konuda cezai anlamda soruşturma yapan İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının, … sayılı dosyasından müvekkili hakkında yürüttüğü soruşturmada Büyükşehir Belediyesinin % 2 payının alınması için yasal işlemlere başlanılmış olması nedeni ile müvekkili hakkında soruşturma izni vermediğini
İfade ederek, yukarıda arz edilen tüm bu sebeplerden dolayı; ilamın temyizen bozulmasını, yargılamanın duruşmalı yapılmasını, hükmün ortadan kaldırılmasını arz etmiştir.
Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede sorumlunun; söz konusu ihalenin mahkeme kararıyla iptal edildiğini, iptal üzerine Büyükşehir Belediyesi ile yüklenici arasındaki ilişkinin kesildiğini, yüklenicinin başka bir sözleşme yaparak işine devam ettiğini, doğduğu belirtilen kamu zararının yanlış hesaplandığını, yüklenici aleyhine 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde % 2 ile ilgili alacak davası açılması ve davanın devam etmesi gerekçeleriyle kamu zararının bulunmadığını iddia ederek tazmin hükmünün kaldırılmasını istediği ifade edildikten sonra; taşıma işinin UKOME Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 10 yıllığına …’ye ihale edildiği, ihale sözleşmesine göre yüklenicinin aylık gerçekleşen taşıma bedelinin % 2+KDV'sini idareye vermeyi, % 3+KDV’yi hizmet karşılığı olarak almayı taahhüt ettiği, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7 nci maddesinin (f) bendinde:
”Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek.”,
(p) bendinde:
“Büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek.”,
9 uncu maddesinde:
“Büyükşehir içindeki kara, deniz, su, göl ve demiryolu üzerindeki her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları ile, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun görevlendireceği ilgili odanın temsilcisinin katılacağı Ulaşım Koordinasyon Merkezi kurulur. İlçe belediye başkanları kendi belediyesini ilgilendiren konuların görüşülmesinde koordinasyon merkezlerine üye olarak katılırlar. Ulaşım Koordinasyon Merkezi toplantılarına ayrıca gündemdeki konularla ilgili üye olarak belirlenmeyen ulaşım sektörü ile ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından ihtisas meslek odalarının temsilcileri de davet edilerek görüşleri alınır.
Bu Kanun ile büyükşehir belediyesine verilen trafik hizmetlerini plânlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemesi ile taksi, dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine ilişkin yetkiler ile büyükşehir sınırları dâhilinde il trafik komisyonunun yetkileri ulaşım koordinasyon merkezi tarafından kullanılır.
Ulaşım koordinasyon merkezi kararları, büyükşehir belediye başkanının onayı ile yürürlüğe girer.
Ulaşım koordinasyon merkezi tarafından toplu taşıma ile ilgili alman kararlar, belediyeler ve bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgililer için bağlayıcıdır.
Koordinasyon merkezinin çalışma esas ve usulleri ile bu kurullara katılacak kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Büyükşehir belediyelerine bu Kanun ile verilen görev ve yetkilerin uygulanmasında, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.” ve
12 nci maddesinde:
”Büyükşehir belediye meclisi, büyükşehir belediyesinin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilen üyelerden oluşur. Büyükşehir belediye başkanı büyükşehir belediye meclisinin başkanı olup, büyükşehir içindeki diğer belediyelerin başkanları, büyükşehir belediye meclisinin doğal üyesidir.
Büyükşehir ilçe belediye meclisleri ile bunların çalışma usul ve esaslarına ilişkin diğer hususlarda Belediye Kanunu hükümleri uygulanır.”
Hükümleri ile,
5393 sayılı Belediye Kanununun 18 inci maddesinin (e) bendinde:
“Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek” hükmü,
(j) bendinde; “Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek.”
Hükmü birlikte değerlendirildiğinde; büyükşehir belediyesi sınırları içinde toplu taşıma araçlarının, çalışmasına izin vermek, sayılarını ve güzergâhını belirlemek, belediye sınırları içinde ticari amaçla çalıştırılacak yolcu ve yük taşıtları ile motorsuz taşıtların çalışma şeklini ve şartları ile bu taşıtların teknik özelliklerini tespit etmek konusunda karar alma yetkisinin UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi) tarafından kullanılmakta olduğu, belediye adına imtiyaz verilmesi konusunda ve 3 yıldan fazla yapılacak kiralamalarda da karar organı olarak büyükşehir belediye meclisinin olduğu, toplu taşıma hizmeti yapılmasının belediyelerin hem görevi hem de imtiyazı olduğu, bu imtiyazın ihaleyle aylık hasılatın % 2+KDV karşılığında …’ye bırakıldığı, çeşitli yargı kararlarıyla ihale işleminin iptal edildiği, iptal kararının bozulduğu, tekrar iptal edildiği, tekrar bozulduğu, sonuçta davanın reddedilerek kesinleştiği, imtiyaz sahibi Büyükşehir Belediyesinin toplu taşıma sisteminin dışında bırakılarak, adı geçen şirketin, oluşan hasılatın hem büyükşehir belediye payı olan % 2+KDV'yi, hem de kendi payı olan % 3+KDV'yi aldığı ve Büyükşehir Belediyesine herhangi bir pay ödemediği gibi; Büyükşehir Belediyesi tarafından da söz konusu şirketten konu edilen bedellerin takibi ve tahsili yönünde hiçbir işlem tesis edilmemesi sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği sonucuna ulaşıldığından; temyiz talebinin reddedilerek Daire kararının korunmasının uygun olacağı belirtilmiştir.
İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan Av. … ve müvekkili (ilamdaki sorumlu) … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konunun Esası Yönünden İnceleme:
İlamda tazmin hükmü; “… Büyükşehir Belediyesi mücavir alanında akıllı bilet teknolojisine dayalı otomatik biletleme sistemi kurulması ve işletilmesine ilişkin … yüklenimindeki Toplu Taşıma Ücretlendirme Otomasyon ve Araç Takip Sistemleri İşinin 2011 yılında iptal edildiği ve ihalenin iptalinden sonra; İdare lehine hiçbir işlem tesis edilmediği, yüklenicinin ihale kapsamındaki işleri idare payını da alarak yürütmeye devam ettiği ve … Büyükşehir Belediyesinin toplu taşıma sistemi dışında bırakılarak alması gereken paydan mahrum bırakıldığı” şeklindeki yargılamaya esas raporda yer alan denetçi düşüncesi üzerine ihdas edilmiş; söz konusu tazmin hükmüne karşı sorumlu vekili sıfatıyla temyiz talebinde bulunan ilgilinin temel dayanak noktaları da “toplu taşıma hizmetinin belediyenin imtiyazları arasında yer almadığı, yerel mahkemenin direnme kararıyla ihaleyi tekrardan iptal etmesinin dikkate alınmadığı ve alacak (ve sonrasında tahkim) davası açılması suretiyle yasal takibatın devam etmesi hususunun göz ardı edildiği” yönündeki iddiaları olmuştur.
Bu hususların açıklığa kavuşturulması için tazmin hükmüne konu olayın doğuşundan tazmin hükmü verilmesine kadarki süreç kronolojik olarak incelenmiş ve sürecin şu şekilde gerçekleştiği görülmüştür;
-
UKOME Şube Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı Genel Kurul Kararı ve ayrıca … Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı üzerine; … Büyükşehir Belediyesi mücavir alanı ve sınırları içerisinde toplu taşıma hizmetlerinde çalışan toplu taşıma araçlarının otomasyonu ve araç takip sisteminin kurulması ve işletilmesi, ayrıca şehir kart olarak 10 yıl süre ile kullanılması işinin 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif suretiyle ihale edilmesine ilişkin ihale kararı alınmış ve … gün ve … sayılı ihale kararıyla ihale gerçekleştirilmiş; … tarihinde de onaylanmıştır.
-
İhalenin iptali için açılan dava neticesinde … 1. İdare Mahkemesi davaya konu ihaleyi … tarihinde … Esas sayılı dosyasından … sayılı kararıyla iptal etmiş; bu karar 13.06.2011 tarihinde İdareye tebliğ edilmiştir.
-
İdare tarafından, … 1. İdare Mahkemesinin 02.06.2011 tarihinde … Esas, … Karar sayılı dosyasından aleyhine verilen "iptal kararı" Danıştay nezdinde … tarihinde temyiz edilmiştir.
-
Kararın tebliğini müteakip 30 gün içinde yargı kararının uygulanması zarureti gereği; işin sözleşmesi, yükleniciye yapılan tebliğ ile iptal edilmiştir.
-
Bu aşamada işletici firma ile ulaşım esnafı arasında İdareye tanınan 30 günlük süre dolmadan … tarihinde (İdarenin hiçbir dahli olmayan) bir başka sözleşme imzalanmıştır.
-
Temyiz aşamasında temyiz incelemesi başlamadan; (Büyükşehir Belediyesinin yukarıda adı geçen yükleniciye verdiği) ihalenin iptalini talep eden davacı davasından feragat etmiştir.
-
Temyiz incelemesi sırasında Danıştay 13. Dairesi, … tarih ve …. Esas, …. Karar sayılı dosyadan feragat nedeni ile … 1. İdare Mahkemesinin … tarih ve … Esas, … sayılı kararını bozmuş; karar İdareye 18.08.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir.
-
Bozma kararı üzerine … 1. İdare Mahkemesi yeniden yargılama yapmış; … Esas, ... Karar nolu dosyasından … tarihinde konunun kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle feragat işlemini geçersiz kabul ederek ihaleyi tekrar iptal etmiştir.
-
… 1. İdare Mahkemesinin direnme kararı, Danıştay Dava Daireleri Kurulunun … Esas, … Karar sayılı kararı ile … tarihinde kaldırılmıştır.
-
Danıştay Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine … 1. İdare Mahkemesi, … Esas, … Karar sayılı ve … tarihli kararıyla davayı esastan reddederek ihaleyi yasal hale getirmiştir.
-
Danıştay Dava Daireleri Kurulunun … esas, … karar numaralı … tarihli kararı, … tarih ve … sayılı yazı ile Ulaşım Dairesi Başkanlığına Büyükşehir Belediyesinin 1. Hukuk Müşavirliği tarafından bildirilmiştir.
-
Ulaşım Dairesi Başkanlığı, … tarih ve … sayılı yazı ile 1. Hukuk Müşavirliğinden Büyükşehir Belediyesinin geçmişe yönelik alacaklarının firmadan tahsili için gerekli hukuki yollara başvurulmasını istemiştir.
-
Hukuk Müşavirliği, … tarih ve … sayılı yazı ile hukuki sürecin başlatılabilmesi için Başkanlık Makamından olur alınmasını ve konu ile ilgili olan gerekli belgelerin Hukuk Müşavirliğine gönderilmesini istemiştir.
-
Ulaşım Dairesi Başkanlığı, … tarih … sayılı evrak ile 1. Hukuk Müşavirliği tarafından istenilen başkanlık olurunu ve gerekli bilgi ve belgeleri 1. Hukuk Müşavirliğine göndermiştir.
-
Gelen belgeler Hukuk Müşavirliğince incelenmiş; ihale şartnamesinde yargılama yolu olarak tahkim usulünün seçildiği, tahkim yargılamasının uzmanlık isteyen bir husus olduğu, bu nedenle tahkim için avukatlık hizmeti satın alınması gerektiği Ulaşım Dairesi Başkanlığına … tarih ... sayılı yazı ile bildirilmiştir.
-
Ulaşım Dairesi Başkanlığı, … tarih … sayılı yazı ile tahkim avukatlık hizmetinin Hukuk Müşavirliğince ihale yolu ile alınmasını talep etmiştir.
-
Hukuk Müşavirliği, … tarihinde diğer tüm alımlarda olduğu gibi, Destek Hizmetleri dairesinden tahkim avukatlık hizmeti için ihale düzenlenmesini talep etmiştir.
-
Bundan çok kısa süre sonra seçimler olmuş, yeni yönetim göreve gelmiş ve bu yönetimce; … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde …tarihinde … Esas sayılı dosyasından Sayıştay ilamları ve zarar ziyan gerekçe göstererek yükleniciye karşı tahkim yerine alacak davası açmıştır.
-
Dava … 1. Asliye Ticaret Mahkemesince; geçerli bir sözleşme olması ve sözleşmede yargı yolunun tahkim olması nedeniyle reddedilmiştir.
-
Bunun üzerine yeni yönetim iptal nedeni ile yüklenicinin yasal olarak faaliyet yürütemeyeceğini gerekçe göstererek işin tahkim yolu ile tasfiye edilmesi için; dilekçede detayları verilen büyükşehir belediye meclis kararlarını (… tarihli toplantı/Gündemin 2. maddesi ve … tarihli toplantı/Gündemin 17. maddesi) almıştır.
-
Söz konusu süreç yukarıda değinildiği şekilde gelişirken, Sayıştay 6. Dairesinin ilamlarıyla da (2012 yılı hesabı-10.07.2014 karar tarihli ve 2011 yılı hesabı-09.09.2014 karar tarihli ve işbu 2013 yılı hesabı-30.04.2015 karar tarihli); -Büyükşehir Belediyesinin toplu taşıma sistemi dışında bırakılarak alması gereken paydan mahrum bırakıldığından bahisle- kamu zararı doğduğu kabulüyle tazmin hükmü verilmiştir.
Öncelikli olarak, konuyla ilgili mevzuat hükümleri irdelenecek olursa;
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun “Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 7 nci maddesinin (f) bendinde aynen:
“Büyükşehir ulaşım ana planını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini planlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek,”
Aynı maddenin p) bendinde ise aynen:
“Büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek.”,
Aynı Kanunun “Ulaşım hizmetleri” başlıklı 9 uncu maddesinde aynen:
“Büyükşehir içindeki kara, deniz, su, göl ve demiryolu üzerinde her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla, büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılacağı ulaşım koordinasyon merkezi kurulur. Büyükşehir ilçe ve ilk kademe belediye başkanları kendi belediyesini ilgilendiren konuların görüşülmesinde koordinasyon merkezlerine üye olarak katılırlar. Ulaşım koordinasyon merkezi toplantılarına ayrıca gündemdeki konularla ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının (oda üst kuruluşu bulunan yerlerde üst kuruluşun) temsilcileri de davet edilerek görüşleri alınır.
Bu Kanun ile büyükşehir belediyesine verilen trafik hizmetlerini plânlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemesi ile taksi, dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine ilişkin yetkiler ile büyükşehir sınırları dahilinde il trafik komisyonunun yetkileri ulaşım koordinasyon merkezi tarafından kullanılır.
Ulaşım koordinasyon merkezi kararları, büyükşehir belediye başkanının onayı ile yürürlüğe girer.
Ulaşım koordinasyon merkezi tarafından toplu taşıma ile ilgili alınan kararlar, belediyeler ve bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgililer için bağlayıcıdır.
Koordinasyon merkezinin çalışma esas ve usulleri ile bu kurullara katılacak kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Büyükşehir belediyelerine bu Kanun ile verilen görev ve yetkilerin uygulanmasında, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.”,
“Büyükşehir belediyesinin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 10 uncu maddesinde aynen:
“Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyeleri; görevli oldukları konularda bu Kanunla birlikte Belediye Kanunu ve diğer mevzuat hükümleri ile ilgisine göre belediyelere tanınan yetki, imtiyaz ve muafiyetlere sahiptir.” ve
“Büyükşehir belediye meclisi başlıklı” 12 nci maddesinde aynen:
“Büyükşehir belediye meclisi, büyükşehir belediyesinin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilen üyelerden oluşur.
Büyükşehir belediye başkanı büyükşehir belediye meclisinin başkanı olup, büyükşehir içindeki diğer belediyelerin başkanları, büyükşehir belediye meclisinin doğal üyesidir.
Büyükşehir ilçe ve ilk kademe belediye meclisleri ile bunların çalışma usul ve esaslarına ilişkin diğer hususlarda Belediye Kanunu hükümleri uygulanır.”
Hükümleri yer almaktadır.
Diğer taraftan, 5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları başlıklı” 15 inci maddesinde:
“a-) Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak.
…
f-) Toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek.
h-) Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek…”,
“Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18 inci maddesinin e) bendinde aynen:
“Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek.” ve
Aynı maddenin j) bendinde ise aynen:
“Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek.”
Denilmektedir.
Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde; büyükşehir belediyesi sınırları içinde toplu taşıma araçlarının çalışmasına izin vermek, sayılarını ve güzergâhlarını belirlemek, büyükşehir belediyesi sınırları içinde ticari amaçla çalıştırılacak yolcu ve yük taşıtları ile motorsuz taşıtların çalışma şekil ve şartları ile bu taşıtların teknik özelliklerini tespit etmek konusunda karar alma yetkisi ulaşım koordinasyon merkezi tarafından kullanılmakta; belediye adına imtiyaz verilmesi konusunda ve 3 yıldan fazla yapılacak kiralamalarda karar organı olarak büyükşehir belediye meclisi görevli olmaktadır.
Diğer yandan, imtiyaz sözleşmesi; bir kamu hizmetinin kurulmasının ve kurulduktan sonra belirli bir süreliğine işletilmesinin veya daha önce kurulmuş bulunan bir kamu hizmetinin belirli bir süreliğine işletilmesinin karşılığında bu hizmetten yararlanan kişilerden hizmete ilişkin olarak alınacak ücret mukabilinde, her türlü kâr ve zararı imtiyazcı kişiye ait olmak üzere, idare tarafından konulacak şartlar ve temin edilecek yetkiler dâhilinde bir özel kişi tarafından ifasını öngören idari nitelikte bir sözleşmedir. Başka bir söyleyişle; kamu hizmetlerinin, özel hukuk tüzel kişisi olan anonim şirket statüsündeki bir imtiyazcı tarafından, idare ile imzalanan sözleşme gereği, her çeşit gider, sermaye, kâr, zarar ve hasarı imtiyazcıya ait olmak koşuluyla uzun süreli olarak gördürülmesini amaçlayan bir idari sözleşme çeşididir.
İmtiyaz sözleşmeleri hakkında Danıştay’ın birçok kararı ve yorumu olmasına rağmen tamamı neredeyse aynı şeyi söylemektedir. Şöyle ki; Danıştay 10. Dairesi, 29.04.1993 tarih ve E.1991/1, K.1993/1752 sayılı kararında (ve daha birçok benzer kararında); “Kamu hizmeti niteliği taşıyan bir görevin yerine getirilmesi idari bir sözleşmeyle özel girişimciye devredilmişse, kamu hizmetinin imtiyaz usulüyle yürütülmesi söz konusu olup, imtiyaz süresince hizmetten yararlananlardan alınacak bedelin yasa ile saptanacak bir tarife üzerinden tahsil edilecek olması ve bu hizmet devrinin, uzun ve belli bir devre için yapılması, kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerini diğer idari sözleşmelerden ayıran özelliklerdir.” denilmektedir.
Yukarıdaki mevzuat hükümleri ve tanımlamalar karşısında; büyükşehir belediyeleri, yetkileri dâhilindeki kamu hizmetlerini 5393 sayılı Kanuna yapılan atıfla görevli oldukları konularda imtiyaz sözleşmesi şeklinde özel kişilere gördürebilmekte olup; adı imtiyaz yahut her ne olursa olsun ilama konu olayda Büyükşehir Belediyesinin yetki ve görev alanı içerisinde olan bir işin yüklenici vasıtasıyla gördürüldüğü noktasında herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Bu bağlamda ihale edilen ilama konu olan işte; yüklenici, aylık gerçekleşen taşıma bedellerinin % 2 + KDV’sini bu işi kendisine gördüren İdareye vermeyi, % 3 + KDV’sini hizmet karşılığı olarak almayı taahhüt etmiştir.
… 1. İdare Mahkemesinin … gün E: …, K: … sayılı kararıyla mezkûr ihalenin iptal edilmesinden sonra; İdare, yüklenici ile olan ilişkisini bitirmiştir. Ancak … 1. İdare Mahkemesinin iptal kararından sonra; yüklenici, aylık gerçekleşen taşıma bedellerinin % 2 + KDV’sini İdareye vermeyi, % 3 + KDV’sini ise hizmet bedeli olarak kendisine almayı taahhüt etmiş olmasına rağmen; yüklenici ile özel otobüs sahipleri tarafından (aralarında yaptıkları sözleşme ile) oluşturulan fiili durumda, yüklenici yine ihale konusu işi yapmaya devam etmiş ancak İdarenin alması gereken payı dikkate almadan tüm bedeli (%2+%3) kendisi almış; dolayısıyla Danıştay’ın bozma kararını ve sözleşme hükümlerini uygulamayan tutumuyla Büyükşehir Belediyesi, alması gereken payı almayarak gelirinden mahrum edilmiştir.
Sorumlu vekili, Danıştay’ın yukarıda bahsi geçen bozma kararından sonra yerel mahkeme olarak … 1. İdare Mahkemesinin iptal kararında direnmesi nedeniyle söz konusu geliri elde etmenin (artık) imkânsız hale geldiğini iddia etmekte ise de; gerek yerel mahkemece iptal kararı alınmış olması, gerekse de iptal kararında direnilmiş olması; Büyükşehir Belediyesinin, yetki ve görev alanı içerisinde yer alan ve sonucunda gelir elde edeceği bir konuda bu yetki ve görevini özel hukuk tüzel kişisine bırakmasına ve bu tüzel kişinin Büyükşehir Belediyesinin (haberi olmadan) payını da alacak şekilde başka bir özel hukuk tüzel kişisiyle sözleşme yapmasına imkân tanıdığı sonucunu doğurmamaktadır. Diğer bir deyişle; ihaleyi alan yüklenicinin Büyükşehir Belediyesi ile aralarındaki ihalenin iptal olmasından sonra taşıma esnafıyla (otobüs işletmecileriyle) yapmış olduğu ve Büyükşehir Belediyesini tamamen devre dışı bırakan sözleşme mutlak butlanla batıl bir sözleşmedir.
Kaldı ki; Danıştay 13. Dairesi, … gün ve E: …, K: … sayılı kararı ile “davacının feragat başvurusu hakkında karar verilebilmesini teminen” … 1. İdare Mahkemesinin iptal kararını bozmuş olmasına rağmen; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Temyiz veya itiraz istemlerinde yürütmenin durdurulması” başlıklı 52 nci maddesinde; temyiz veya itiraz isteminde bulunmanın hâkim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütmesini durdurmayacağının yanında; kararın bozulmasının kararın yürütülmesini kendiliğinden durduracağı hüküm altına alınmış olup; Danıştay kararının ilk derece mahkemesinin kararının yürütmesini kendiliğinden durduracağı; bu kararın uygulanmasının da yasal zorunluluk olduğu ve aksi durumda ise cezai yaptırım söz konusu olacağı aşikârdır.
Ayrıca, Danıştay Dava Daireleri Kurulunun … tarih ve E: …, K: .. sayılı kararı üzerine … 1. İdare Mahkemesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararı ile feragat nedeniyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasının; Büyükşehir Belediyesi ile yüklenici arasındaki sözleşmeyi yasal hale getirmekten başka bir fonksiyonu bulunmamakta olup; bu husus, İdarenin gelirini takip etmemiş olmasına haklı bir gerekçe oluşturmamaktadır.
Son olarak, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde “Kamu Geliri”:
“Kanunlarına dayanılarak toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler, faiz, zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler ile hizmet karşılığı elde edilen gelirler, borçlanma araçlarının primli satışı suretiyle elde edilen gelirler, sosyal güvenlik primi kesintileri, alınan bağış ve yardımlar ile diğer gelirleri,
… ifade eder.”
Şeklinde tanımlanmaktadır.
Aynı Kanunun “Kamu Zararı” başlıklı 71 inci maddesinde aynen:
“(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır.”
Denilirken, ayrıca, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kamu Zararının Belirlenmesi” başlıklı 6 ncı maddesinde aynen:
“a) Yapılan iş, alınan mal veya hizmet karşılığı olarak ilgili mevzuatında belirtilen ya da mevzuatında öngörülen karar, onay, sözleşme ve benzeri belgelerde belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) İlgili mevzuatında öngörülen haller dışında, iş yaptırılmadan, mal veya hizmet alınmadan önce ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
ç) İlgili mevzuatı gereğince görevlendirilen komisyon veya kişilerce rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla iş yaptırılması, mal veya hizmet alınması,
d) Kamu idarelerine ait malların kiraya verilmesi, tahsisi, yönetimi, kullanımı ve elden çıkarılması işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
e) Görevlilere teslim edilen taşınırların zarara uğraması,
f) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
g) Kamu idaresinin yükümlülüklerinin mevzuatına uygun bir şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle kamu idaresine faiz, tazminat, gecikme zammı, para cezası gibi ek malî külfet getirilmesi,
ğ) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
esas alınır.”
Denilmektedir.
Dolayısıyla; Büyükşehir Belediyesinin, toplu taşımadaki görev ve yetkisini yükleniciye kullandırması karşılığında hak ettiği geliri almayarak yüklenicinin, başka bir özel hukuk tüzel kişisiyle yaptığı sözleşme sonucunda Büyükşehir Belediyesinin payını da almış olmasının kamu zararına sebebiyet vereceği konusunda da herhangi bir şüphe bulunmamasına rağmen temyiz dilekçesindeki iddialardan “kamu zararı tutarının nasıl belirlendiği” ve “münferiden Büyükşehir Belediye Başkanının sorumlu tutulması” konularında tereddüt hâsıl olmaktadır.
Şöyle ki; her ne kadar ilam, “esas sözleşmede yüklenicinin, % 2 + KDV’yi idareye vermeyi, % 3 + KDV’yi hizmet bedeli olarak kendisine almayı taahhüt etmiş olmasına rağmen, yüklenici ile özel otobüs sahipleri tarafından (aralarında yaptıkları sözleşme ile) oluşturulan yeni sözleşmede, yüklenicinin yine ihale konusu işi yaptığı ve idarenin alması gereken payı da kendi kazancına dâhil ederek, % 5 + KDV hizmet bedeli aldığı” temeli üzerine kurulmuşsa da; bu tutarların alındığını kanıtlayacak herhangi bir bilgi ya da belge bulunmamaktadır. Yüklenici ile özel otobüs sahipleri arasında akdedilen yeni sözleşme hükümleri (mevcut belgeler arasında yer almadığından) bilinmediği; diğer bir ifadeyle, yüklenicinin fiilen almış olduğu oran bilinmediği için, söz konusu (yeni) sözleşmenin şartları ve hükümleri görülmeden kamu zararı tutarının salt eski sözleşmedeki oran üzerinden hesabının yapılmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bunun yanı sıra, yargı raporuna ekli belgeler arasında kamu zararının hesaplanmasına dayanak teşkil eden veriler bulunmamakta olup; kamu zararının, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun Sayıştay’ın yetkilerini düzenleyen 6 ncı maddesi kapsamında Sayıştay Denetçilerince yükleniciden istenen ve doğruluğu resmi kayıtlarla teyit edilmeyen günlük gelir rakamları üzerinden hesap edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, yüklenicinin beyanından öteye gitmemesi ve herhangi bir resmi belgeye (banka kayıtları, vergi defterleri vb.) dayanmaması hasebiyle; tek başına bu beyanlarla hesaplanan kamu zararı tutarının sağlıklı ve güvenilir olamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu minvalde, öncelikle, gerek Büyükşehir Belediyesi ile yüklenici gerekse yüklenici ile özel otobüs sahipleri arasındaki sözleşmelerin ve kamu zararı tutarının hesabına dayanak oluşturacak resmi kayıtların detaylı bir şekilde incelenmesi ve buna göre bir tutar tespiti yapılması gerekmektedir.
(Konunun Esasına Bağlı Olarak) Sorumluluk Yönünden İnceleme:
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Üst yöneticiler” başlıklı 11 inci maddesinde aynen:
“Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Millî Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır. Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar. Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”
Denilmekte olup, bu Kanun maddesi dışında, Sayıştayca yapılan incelemeler sonucunda kamu zararı tespit edildiğinde ve kamu kaynağının verimli, etkin ve ekonomik kullanılmadığı saptandığında, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde sorumlu tutulacak görevli ve yetkililerin belirlenmesi hususundaki tereddütleri gidermeye yönelik 14.06.2007 tarih ve 5189/1 karar nolu Sayıştay Genel Kurul Kararının “SORUMLULAR” başlıklı 3 üncü bölümünün 2 nci alt başlığında üst yöneticilerin sorumlulukları incelenmiştir. Buna göre üst yöneticilerin sorumlulukları konusu;
“Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte üst yöneticilerin özel kanunlardan doğan Sayıştaya karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur.
Dolayısıyla bu aşamada bir genelleme yaparak üst yöneticilerin, işlemlerin hukuka uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olacakları ya da olmayacakları yönünde bir görüş belirtilmesi uygun bulunmamaktadır.”
Şeklinde karara bağlanmıştır.
Bu bağlamda, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkilerini düzenleyen 18 inci maddesinin (a) fıkrasındaki; “Belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, beldenin ve belediyenin hak ve menfaatlerini korumak.” ve (f) fıkrasındaki; “Büyükşehir belediyesinin hak ve menfaatlerini izlemek, alacak ve gelirlerinin tahsilini sağlamak.” (5393 sayılı Belediye Kanununun aynı yöndeki 38 inci madde/a ve fıkraları) hükümleri karşısında ihtilafa konu gelirin tahsiline yönelik sözleşmeyi imzalaması nedeniyle ilamda sorumluluk tevdi edildiği düşünülen Büyükşehir Belediye Başkanının, üst yönetici olarak daire başkanlıkları vasıtasıyla görevini ifa ettiği göz önüne alındığında; söz konusu olayda münferiden sorumlu tutulmasında mevzuata uygunluk bulunmamakla beraber, ulaşım hizmetlerini yerine getiren ve bahsi geçen gelirin tahakkuk ettirilmesinde sorumluluğu bulunan Ulaşım Planlama ve Raylı Sistem Dairesi Başkanlığı görevlilerine de sorumluluk yüklenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, önceki yıl hesaplarına ilişkin temyiz duruşması sırasında (duruşmaya katılan) ve işbu temyiz duruşmasında Büyükşehir Belediye Başkanı ve Vekili, ısrarla ihalenin yasal hale gelmesinden sonra alınması gereken gelirin alacak kaydının yapıldığını; yani tahakkukunun gerçekleştiğini iddia etmiş olup, söz konusu gelirin tahakkuk ettirildiğine yönelik herhangi bir bilgi ve belge sunulmamış olması, tahakkukun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususunda tereddüde sebebiyet vermekle beraber; bu husus, sorumluluk yönünden tazmin hükmünün yeniden irdelenmesine de sebebiyet verebilecektir.
Şöyle ki; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 61 inci maddesinin 5436 sayılı Kanunun 10/a ve 10/b maddesiyle değişik şekli, muhasebe hizmetini; “gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve tüm mali işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemi” şeklinde tanımlayarak bu işlemi yürütenlerin muhasebe yetkilisi olduğunu, memuriyet kadro ve unvanlarının muhasebe yetkilisi niteliğine etkili olmadığı hükmünü düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrası; muhasebe yetkilisinin yukarıda sayılan hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından söz ederek ana hatlarıyla sorumluluğunu belirlemiş, üçüncü fıkrası ise; ödeme aşamasında ödeme emri ve eki belgeler üzerinde yetkililerin imzasını, ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını, maddi hata bulunup bulunmadığını ve hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri kontrol etmekle yükümlü olduklarını belirterek inceleme yetkilerini yukarıda sayılan hususlarla sınırlı tutmuştur.
Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararında tahsil edilmeye hazır hale gelmiş gelirle ilgili olarak muhasebe yetkilisinin sorumluluğundan bahsedilmiştir. Kararda;
“5018 sayılı Kanun’un 61’inci maddesinin birinci fıkrasında, muhasebe hizmeti; “gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.” şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiş, aynı Kanun’un 60’ıncı maddesinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 23’üncü maddesinde, gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek ve bu işlemlere ilişkin kayıtları usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutmak, mali rapor ve tabloları her türlü müdahaleden bağımsız olarak düzenlemek muhasebe yetkilisinin görevlerinden kabul edilmiş, aynı yönetmeliğin 32’nci maddesinde de idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının yükümlüleri ve sorumluları adına ilgili hesaplara kaydedilerek tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu olduğuna çoğunlukla,”
Denilmiştir. Karardaki en önemli nokta; idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş gelir ve alacakların tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu hususudur. Yani, muhasebe yetkilisinin sorumluluğu için ön şart olarak; gelirin tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz bir şekilde yerine getirilmelidir. Tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz yerine getirildiğinde muhasebe yetkilisinin tahsilâtla ilgili sorumluluğu başlamaktadır. Bir başka deyişle; tahakkuk işleminin ancak verilen talimat ile (ilgili gelir veya gider belgesi) üzerinde yapılacak işlemle gerçekleşeceği dikkate alındığında; ancak tahakkuk ettirilen gelirin muhasebe kayıtlarına alınması ve ilgililerine kanuni süresinde gönderilmesi hususunda muhasebe yetkilisinin sorumluluğundan bahsedilebilir. Tahakkuk ettirilmeyen bir gelirle ilgili ise, sorumluluktan söz etmek mümkün değildir.
Bu yönüyle, gerek (2006/9972 BKK sayılı) Strateji Geliştirme Birimlerinin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Gelirlerin tahakkuku, gelir ve alacakların takip ve tahsili” başlıklı 17 nci maddesinde; “İdare gelirlerinin tahakkuku, gelir ve alacaklarının takibi ve genel bütçe dışında kalan işlemlerde bu gelir ve alacakların tahsil işlemleri ilgili mevzuatında özel bir düzenleme bulunmadığı takdirde, strateji geliştirme birimleri tarafında yürütülür.” hükmü gerek Türkiye Cumhuriyeti … Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanlığı Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Daire Başkanının Görev, Yetki ve Sorumlulukları” başlıklı dördüncü bölümünün “Yetkileri” başlıklı 13 üncü maddesinde; “a) Gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek,” hükmü, gerekse (Büyükşehir Belediyesine ait) aynı Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde; “e) Muhasebe Yetkilisi: Usulüne göre atanmış, muhasebe biriminin yönetiminden ve yetkili mercilere” hesap vermekten sorumlu yöneticisi olan Belediyemiz Mali Hizmetler Dairesi Başkanını” denilmekte olması ve Mali Hizmetler Daire Başkanının aynı zamanda Muhasebe Yetkilisi olarak belirlenmiş olması karşısında, tahakkuk ettirilmiş ancak tahsilatı gerçekleştirilmemiş gelir dolayısıyla Mali Hizmetler Daire Başkanlığının da sorumluluğa dâhil edilmesi gerekecektir.
Ayrıca, temyiz talebinde bulunan sorumlu vekili, Büyükşehir Belediyesinin yeni yönetiminin aynı ihale ile ilgili tahkime gittiğini ve söz konusu gelirin de tahkim sürecinin konularından biri olduğunu ve bu nedenle yasal takibin devam ettiğini iddia etmiş olup; tahkimin sonuçlanıp sonuçlanmadığına yönelik herhangi bir belge de mevcut olmadığından; bu husus, yukarıda yapılan tüm açıklamalarla birlikte ele alındığında; sorumluluk yönünden bu aşamada uygun bir değerlendirme yapılamayacağı görülmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde; tahakkuk kaydı yapılıp yapılmadığının aydınlatılması ve tahkim davasının incelenmesi suretiyle kurulacak illiyet bağı neticesinde gelirin alınmamasına sebebiyet veren sorumlular açısından yeniden bir tespit yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Sonuç itibariyle, mevcut haliyle tazmin hükmü kurulmasında hukuki isabet bulunmadığından; temyiz dilekçesindeki iddiaların kısmen kabulüyle, 246 sayılı İlamın 7. maddesinin a) bendiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca hem konunun esası hem de sorumluluk yönünden BOZULMASINA ve (resmi hesap kayıtlarında, İdarenin muhasebe kayıtlarında ve tahkime ilişkin belgelerde) yapılacak incelemeye göre kamu zararı oluşup oluşmadığı tespiti yapıldıktan sonra; (kamu zararı oluşması durumunda) yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda gerek kamu zararı tutarının gerekse sorumlulukların yeniden belirlenmesini teminen yeni bir hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (Üyeler; … ve …’ın aşağıda yazılı azınlık görüşüne karşı) oy çokluğuyla,
Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
Üye …’nün;
… Büyükşehir Belediyesince şehirde çalışan toplu taşıma araçlarının ücret toplama ve takip sistemlerine ilişkin yapılan ilk ihaleyi … firması kazanmıştır. İhalenin iptali için dava açılmış devamla yargı süreci aşağıdaki şekilde gelişmiştir;
-
İhalenin iptali için açılan dava neticesi, … 1. İdare Mahkemesi davaya konu ihaleyi … tarihinde … Esas sayılı dosyasından, … sayılı kararı ile iptal etmiştir. Kararın idareye tebliğ tarihi 13.06.2011’dir.
-
İdare tarafından, … 1. İdare Mahkemesinin … tarihinde … Esas, … Karar sayılı dosyasından Büyükşehir Belediyesi aleyhine verilen “iptal kararı” Danıştay nezdinde 16.06.2011 tarihinde temyiz edilmiştir.
-
Kararın tebliğini müteakip, 30 gün içinde yargı kararının uygulanması zarureti gereği, ihale işlemi yükleniciye yapılan tebliğ ile iptal edilmiştir. Kararın uygulamasına başlanılma tarihi 13.07.2011’dir.
-
Bu aşamada işletici firma (…) ile ulaşım esnafı arasında kararın uygulanması için idareye tanınan 30 günlük süre dolmadan … tarihinde bir başka sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmede idarenin hiçbir dahli yoktur.
-
Temyiz aşamasında, temyiz incelemesi başlamadan, ihalenin iptalini talep eden davacı, davasından feragat etmiştir.
-
Temyiz incelemesi sırasında, Danıştay 13. Dairesinin … tarih, … Esas, … Karar sayılı dosyasından feragat nedeni ile … 1. İdare Mahkemesinin … tarihli … Esas, … sayılı kararı bozulmuştur. Kararın idareye tebliğ tarihi 18.08.2011’dir.
-
Bozma kararı üzerine … 1. İdare Mahkemesi yeniden yargılama yapmış, … Esas, … Karar sayılı dosyasından … tarihinde, konunun kamu düzenini ilgilendirmesi nedeni ile feragat işlemini geçersiz kabul ederek ihaleyi tekrar iptal etmiştir.
-
… 1. İdare Mahkemesinin direnme kararı Danıştay Dava Daireleri Kurulunun … Esas, … Karar sayılı kararı ile … tarihinde kaldırılmıştır.
-
Danıştay Dava Daireleri Kurulunun Bozma Kararı üzerine … 1. İdare Mahkemesi … Esas, … Karar … tarihli kararı ile Davayı esastan reddederek ihaleyi yasal hale getirmiştir.
Süreç yukarıda açıklanan şekilde tamamlanmıştır.
Anayasanın 138’inci maddesinde “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” denilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 4001 sayılı Kanunla değişik 28’inci maddesinde de;
“1. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir.
-
Tam yargı davaları hakkındaki kararlardan belli bir miktarı içerenler genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
-
Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
-
Mahkeme kararlarının otuz gün içinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgili, idare aleyhine dava açabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açılabilir. ” denilmek suretiyle, mahkeme kararlarının aksine hareket edilmesinin müeyyideleri belirtilmiş, idarenin yargı kararını tebellüğ eder etmez en fazla 30 gün içerisinde karara uygun işlem tesis etmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Yukarıdaki süreç izlendiğinde, Danıştay’ın bozma kararı üzerine yaklaşık 5 ay sonra … 1. İdare Mahkemesi yeniden yargılama yapmış, … Esas, … Karar sayılı dosyasından … tarihinde, konunun kamu düzenini ilgilendirmesi nedeni ile feragat işlemini geçersiz kabul ederek ihaleyi yeniden iptal etmiştir. İlk derece mahkemesinin gerek ilk kararı gerekse direnme kararı vererek, ihaleyi tekrar iptal etmesi ile iptali istenen işlemle ona bağlı işlemleri tesis edildikleri tarihten itibaren ortadan kaldırarak işlemin tesisinden önceki hukuki durumun devamını sağladığından ve bu karar, idarece uygulanması zorunlu bir karar olduğundan idarenin sözleşmeden kaynaklanan hakkını almaya devam etmesi düşünülemez. Zira yargı kararlarının şeklen uygulanması veya yargı kararını etkisizleştirmeye yönelik olarak yeniden işlem tesis edilmesi durumları da yargı kararlarının uygulanmaması olarak yorumlanabilir.
Kaldı ki, söz konusu ısrar kararı, … tarihinde, Danıştay Dava Daireleri Kurulu Kararı ile bozulmuş, bu tarihe kadar hatta 12.12.2013 tarihindeki bu karara uygun olarak verilen idare mahkemesi kararına kadar, belli periyotlarla ihale bir iptal olmuş bir ihya olmuştur. Dolayısıyla ihale ile ilgili dava süreci henüz neticelenmeden, ihalenin iptal sebepleri belli olmadan, idarenin yeni bir ihale yapma ve sonuç alma imkânı da yoktur.
Ayrıca sözleşmenin 13.4. maddesinde “idarenin kusurundan kaynaklanmayan nedenler ile sözleşmenin ifası işe başladıktan sonra imkansız hale gelirse işletmeci, sözleşme tarihinden itibaren Kart … projesi için yaptığı belgeli masraflarını, yatırımlarını ve 1 yıllık toplam taşıma cirosunun %5’i kadar hesap edilecek tazminatını aşan her hangi hak, zarar, ziyan, yoksun kaldığı kar ve tazminat talebinde bulunamaz” hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin ifasının imkansızlığı gerekçesiyle belediye bu tür bir ödeme ile de muhatap kılınmamıştır.
Son olarak, ihale, … tarihinde verilen idare mahkemesi kararı ile ihya olduğundan, ancak bu kararla İdare alacaklı olduğunu düşünüp bunu tahsil edebilme durumuna gelmiştir. İdare bu noktadan sonra da,
-
Danıştay Dava Daireleri Kurulunun … esas, … karar numaralı … tarihli kararı, … tarih ve … sayılı yazı ile Ulaşım Dairesi Başkanlığına Büyükşehir Belediyesinin 1. Hukuk Müşavirliği tarafından bildirilmiş,
-
Ulaşım Dairesi Başkanlığı, … tarih … sayılı yazı ile 1. Hukuk Müşavirliğinden Büyükşehir Belediyesinin geçmişe yönelik alacaklarının firmadan tahsili için gerekli hukuki yollara başvurulmasını istemiş,
-
Hukuk Müşavirliği, … tarih ve … sayılı yazı ile hukuki sürecin başlatılabilmesi için Başkanlık Makamından olur alınmasını ve konu ile ilgili olan gerekli belgelerin Hukuk Müşavirliğine gönderilmesini istemiş,
-
Ulaşım Dairesi Başkanlığı, … tarih … sayılı evrak ile 1. Hukuk Müşavirliği tarafından istenilen başkanlık olurunu ve gerekli bilgi ve belgeleri 1. Hukuk Müşavirliğine göndermiş,
-
Gönderilen belgeler Hukuk Müşavirliğince incelenmiş; ihale şartnamesinde yargılama yolu olarak tahkim usulünün seçildiği, tahkim yargılamasının uzmanlık isteyen bir husus olduğu, bu neden ile tahkim için avukatlık hizmeti satın alınması gerektiği Ulaşım Dairesi Başkanlığına … tarih … sayılı yazı ile bildirilmiş,
-
Ulaşım Dairesi Başkanlığı, … tarih … sayılı yazı ile Hukuk Müşavirliğine tahkim avukatlık hizmetinin Hukuk Müşavirliğince ihale yolu ile alınmasını talep etmiş,
-
Hukuk Müşavirliği, 12.02.2014 tarihinde diğer tüm alımlarda olduğu gibi, Destek Hizmetleri dairesinden tahkim avukatlık hizmeti için ihale düzenlenmesini talep etmiştir.
İşlem akışına bakıldığında idarenin hukuk devletinin bir gereği olarak mahkeme kararlarının gereğini yerine getirdiği, kararlar kesinleştikten sonra da alacağının takibine başladığı, ancak alacağın tahsili ile ilgili olarak yüklenici ile aralarında çıkan ihtilafın çözümü için de sözleşmenin bir gereği olarak tahkime gittiği anlaşılmaktadır.
5018 ve 6085 sayılı Kanunlar sonrası getirilen yeni sorumluluk anlayışına göre kamu zararından bahsedebilmek için kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması, sorumluların mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurulması gerekir. Oysa burada kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri bulunmamaktadır.
Ayrıca yapılan işlemler nedeniyle kamu görevlilerine bir sorumluluk tevcihi için ortada zarara yol açan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerinin bulunması ve bunlarla oluşan zarar arasında illiyet bağı kurulması da gerekir. Burada görevlilerin eyleminin gerçekleşen zararın meydana gelmesini kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı ya da böyle bir zararın gerçekleşme ihtimalini önemli ölçüde artırıp artırmadığı önem arz etmektedir. Kamu kurumlarının benzer ihaleleri dikkate alındığında, ortaya çıkan yargı sürecinin hayat tecrübeleri ve olayların normal akışı dışında, görevlilerin öngöremeyeceği bir şekilde meydana geldiği görülmektedir. Görevlilerin mevzuata aykırı davranışı tespit edilmeden, adeta konu hiç yargıya intikal etmemiş, iptal kararları verilmemiş, sözleşme tüm hükümleriyle yürürlükte ve uygulama devam ederken belediye kendi payını tahsil etmemiş gibi kabul edilerek sorumlu tutlması veya kendisine yükletilen işlem ve eylemle zarar arasında uygun illiyet bağı kurulmadan, sıradışı bir durum sonucu tesadüfi bir şekilde meydana gelen olayın en uzak sonuçlarından dahi sorumlu tutulması, adalet duygusunun kabul edemeyeceği neticeler de ortaya çıkarabilir. Dolayısıyla İdarenin, bu alacağını genel hükümlere göre takip ve tahsil etmesi gerekir.
Bu itibarla, ihalenin yasal hale gelmesinden sonra genel hükümlere göre takip edilmesi gereken ve gerek alacak davası açılmış olması gerekse konunun sözleşme gereği tahkime götürülmüş olması hususu da dikkate alındığında, takip edildiği de anlaşılan bir alacak konusunda kamu görevlilerine bir kusur atfedilemeyeceğinden; sorumlu vekilinin temyiz dilekçesindeki iddialarının kabulüyle tazmin hükmünün kaldırılması gerekir.
Üye …’ın;
Mevzuat hükümleri karşısında, büyükşehir belediyeleri, yetkileri dâhilindeki kamu hizmetlerini 5393 sayılı Kanuna yapılan atıfla birlikte görevli oldukları konularda imtiyaz sözleşmesi şeklinde özel kişilere gördürebilmekte olup, toplu taşıma hizmetinin büyükşehir belediyelerinin (belediyelerin) hem görevi hem de imtiyazı olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Büyükşehir belediyelerinin, toplu taşıma imtiyaz hakkını bir başkasına devretmesi karşılığında gelir elde etmesi de hukuka uygun bir işlemdir.
Bu bağlamda ihale edilen … Büyükşehir Belediyesi mücavir alanında akıllı bilet teknolojisine dayalı otomatik biletleme sistemi kurulması ve işletilmesine ilişkin … yüklenimindeki Toplu Taşıma Ücretlendirme Otomasyon ve Araç Takip Sistemleri işinde yüklenici, aylık gerçekleşen taşıma bedellerinin % 2 + KDV’sini İdareye vermeyi, % 3 + KDV’yi hizmet karşılığı olarak almayı taahhüt etmiştir.
… 1. İdare Mahkemesi’nin … gün E: …, K: … sayılı kararıyla mezkûr ihalenin iptal edilmesinden sonra, idare, hiçbir işlem yapmayarak yüklenici ile olan ilişkisini bitirmiştir. Ancak, yüklenici belediyenin herhangi bir rıza ve onayı olmaksızın özel otobüs sahipleri ile yaptığı özel bir sözleşmeye dayalı olarak idareye vaat ettiği payı da kendisi almak suretiyle ihale konusu işi % 5 + KDV hizmet bedeli üzerinden gerçekleştirmiştir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, imtiyaz verme hakkına sahip olan Büyükşehir Belediyesi, idarenin Danıştay’ın bozma kararını ve sözleşme hükümlerini uygulamayan tutumuyla, sistemin dışına itilmiş, yüklenici, otobüs sahipleriyle imzalanan sözleşme ile … toplu taşıma sektörünün temel aktörü konumuna yükseltilmiş ve Büyükşehir Belediyesi, alması gereken payı almayarak gelirinden mahrum edilmiştir.
Sorumlu ve vekili savunmalarında; mahkeme kararının uygulanması için bir aylık süre beklendiği sırada, yüklenici firma ile özel halk otobüs sahipleri arasında bir sözleşme yapıldığını dolayısıyla Büyükşehir Belediyesinin herhangi bir müdahale yetkisinin kalmadığını belirtmektedirler.
Ancak daha henüz mahkeme kararının uygulanması için İdareye tanınan bir aylık süre bitmemiş ve Büyükşehir Belediyesince de mahkeme kararının uygulanması yönünde herhangi bir işlem tesis edilmemiş iken, diğer bir ifadeyle; yüklenici ile İdare arasındaki sözleşme henüz sona ermemiş iken, yüklenicinin özel halk otobüsü sahipleri ile sözleşme imzalamış olmasına rağmen Büyükşehir Belediyesinin müdahil olmaması ve kendi hak ve menfaatlerini koruyucu işlemler tesis etmemesi, sorumluların ihmallerinin açık göstergesi niteliğindedir.
Dolayısıyla, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun ve Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin kamu zararına ilişkin maddeleri gereğince Büyükşehir Belediyesinin, toplu taşımadaki imtiyaz hakkını yükleniciye kullandırması karşılığında hak ettiği geliri almayarak yüklenicinin başka bir özel hukuk tüzel kişisiyle yaptığı sözleşme sonucunda Büyükşehir Belediyesinin payını da almış olmasının kamu zararına sebebiyet verdiği konusunda da herhangi bir şüphe bulunmamakla beraber kamu zararına esas tutarın 6085 sayılı Sayıştay Kanununun Sayıştayın yetkilerini düzenleyen 6 ncı maddesi kapsamında Sayıştay Denetçilerince ihaleyi kazanan yükleniciden alınan belgelere dayalı olarak oluşturulan tablolarla temin edilmiş olması karşısında bu verilerin gerçeği yansıtmadığı yönündeki iddiaların kabulü de mümkün görünmemektedir.
Ayrıca, sorumlu vekilinin iddia ettiği hukuki süreçlerin devam etmesi (herhangi bir belge gönderilmemiş olduğundan kesin olmamakla beraber … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak davası açılması ve sonrasında bu davanın tahkime evrilmesi) hususu da, anayasal bir kuruluş olarak kamu gelir, gider ve mallarını denetleyen ve kesin hükme bağlayan Sayıştayın, kamu gelirinin tahsil edilmemesine ilişkin olayda tazmin hükmü vermesine engel teşkil etmemekte olup söz konusu gelir hali hazırda da tahsil edilmemiş durumdadır.
Diğer taraftan, sorumluluğa ilişkin mevzuat hükümleri çerçevesinde, Büyükşehir Belediyesinin, toplu taşımadaki imtiyaz hakkını yükleniciye kullandırması karşılığında hak ettiği geliri almayarak; yüklenicinin başka bir özel hukuk tüzel kişisiyle yaptığı sözleşme sonucunda bu geliri de almış olmasından kaynaklanan kamu zararı konusunda Büyükşehir Belediye Başkanının sorumlu tutulmasında da mevzuata herhangi bir aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, sorumlu vekilinin temyiz dilekçesindeki iddialarının reddedilerek tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekir.
Karar verildiği 20.12.2017 tarih ve 43877 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:00