Sayıştay 6. Dairesi 40079 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Vergi ve Harç
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
40079
5 Ocak 2016
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2012
-
Daire: 6
-
Dosya No: 40079
-
Tutanak No: 41304
-
Tutanak Tarihi: 05.01.2016
-
Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar
KARAR
Tahsil Edilmemiş Belediye Gelirlerinin Zamanaşımına Uğratılması.
- ) 320 sayılı İlam’ın 4/A maddesi ile, 1999. 2007 yılları arasında tahakkuk etmiş olup kayıtların sistemden alındığı 31.12.2012 tarihine kadar tahsil edilmemiş Haberleşme Vergisi, Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisi, Eğlence Vergisi, Yangın Sigorta Vergisi ve İlan ve Reklam Vergisinden doğan kamu alacağının zamanaşımına uğratılması nedeniyle …. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar ve Başsavcılık karşılama yazısı işbu İlamın 1’inci maddesinde belirtildiği gibi olup, 1’inci maddede belirtilen gerekçelerle;
Gelirlerin tahakkuk döneminde görev başında bulunan ve görevde bulunduğu dönemde zamanaşımına uğramış herhangi bir gelir bulunmayan Sayman ...’nın sorumluluğunun kaldırılması için;
Görevde bulundukları dönemde herhangi bir belediye geliri zamanaşımına uğratılmadığından ve bu nedenle oluşan kamu zararı ile illiyet bağı kurulamayan Belediye Başkanları ... ve ...’ün sorumluluğunun kaldırılması için;
Verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, mali sorumluluğu bulunmayan Belediye Başkanları ... ve ...’in sorumluluğunun kaldırılması için;
Gelirlerin zamanaşımına uğradığı dönemde görev başında bulunan Muhasebe Yetkilisi ...’in idare gelirlerinin zamanaşımına uğratılması nedeniyle oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğun belirlenmesi aşamasında, dilekçede ileri sürüldüğü üzere ... Belediyesi gelirlerinin tahsili ile ilgili olarak Mali Hizmetler Müdürlüğü dışında farklı bir birimin görevlendirilip görevlendirilmediğinin ve konu ile ilgili görevli olan çalışanların kasıt, kusur veya ihmalinin tespit edilmesi ve sorumluluğun bu doğrultuda tesis edilmesinin temini için;
Söz konusu gelirlerle ilgili olarak zamanaşımını kesen evrakların, fazla ve yersiz tahakkukların bulunduğunu kanıtlayıcı belgelerin, tahakkuk terkinlerinin ve tahsilat dökümlerinin incelenmesinin temini için 320 sayılı İlam’ın 4/A maddesi hükmünün BOZULARAK DAİRESİNE TEVDİİNE,
(Üyeler... Kurul kararına katılmakla birlikte, “Sorumlulukların yapılacak bir soruşturma neticesinde belirlenmesini teminen konunun Kurumuna yazılması gerekmektedir.” şeklindeki ilave görüşleri ile,
Üye ...;
“Kurul’un ‘İlam hükmünün bozulması’ yönündeki kararında yer alan ‘sorumluluk hususuna ilişkin’ gerekçelere katılmakla birlikte, konunun esasına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
İlamda; 2000 yılından başlayarak, 2001,2002,2003,2004,2005,2006 ve 2007 yılları hesaplarına ilişkin çeşitli vergi, harç, idari para cezaları, gecikme zammı, kira gelirleri… gibi kamu alacakları tutarlarının tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratıldığı iddiasıyla; ilgili gelirlerin zamanaşımına uğradığı tarihte görev başında bulunan Belediye Başkanları ve muhasebe yetkililerinin yanı sıra, gelirlerin tahakkuk ettirildiği dönemlerde görevli olan Belediye Başkanları ile saymanların da sorumlu tutulduğu ve bu tutarlar için haklarında tazmin hükmolunduğu;
Böylece, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun yürürlük tarihinden (19 Aralık 2010) önce denetlenmiş ve yargılanmak veya hükmen onanmak suretiyle ‘kesin hükme bağlanmış’ olan ve bazıları hakkındaki hükümlerin ‘kesinleşmiş’ olması muhtemel olan önceki yıllar hesapları kapsamındaki hususların da “21012 yılı “kamu idaresi hesabı” kapsamında ele alındığı ve bu hususların 2012 yılına ilişkin Yargılamaya Esas Raporda konu edildiği ve ilgili Dairesince yapılan yargılamada bu hususlar için tazmin hükmolunduğu anlaşılmaktadır.
Yılları belirtilen hesaplara ilişkin olarak genel bir değerlendirme yapılacak olursa;
Mülga 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununda sorumluluk, “sayman” denilen kamu görevlisinin “hesap verme sorumluluğu” üzerine kurulmuştur. Bu kanunun 9.maddesinde, “Sayıştaya yönetim dönemi hesabı verenlere Sayman denir.” denilmektedir.
1050 sayılı Kanunda saymanın hesap vermesi konusuna ayrıntılı olarak değinilmiştir. Kanunun onüçüncü faslında saymanların her yılın bitiminde hesaplarını Sayıştaya vermekle yükümlü oldukları, mali yılın bitiminden önce görevden ayrılan saymanın hesabını yerine gelene devredeceği, ölen veya hesap verme imkanı kalmayan saymanın hesabının yerine gelene devrinin Maliye Bakanlığınca oluşturulacak bir heyet tarafından yapılacağı hususları düzenlenmiştir.
1050 sayılı Kanunda saymanın hesap ve işlemlerden dolayı “bidayeten zimmetdar” (önceden sorumlu) olduğu kabul edilmekte ve beraat edene kadar sorumluluğu devam etmektedir. Saymanın bu sorumluluğu ancak hesabın tümü hakkında verilecek beraat kararı veya hükmen onama suretiyle ortadan kalkmaktadır.(1050-126.md.)
Mülga 832 sayılı Sayıştay Kanununda da, 1050 sayılı Kanundaki düzenlemelere paralel düzenlemeler getirilmiştir.
832 sayılı Kanunun 28.maddesinde; Sayıştayın, ‘sorumluların hesap ve işlemlerini’ yargılayarak kesin hükme bağlayacağı;
38.maddesinde; denetimine giren kurumların gelir, gider ve mal işlemlerini ve bu işlemlere ait ‘sayman hesaplarını’ bütün kayıt ve belgeleri ile inceleyeceği ve neticede bütün bu işlem ve hesapları yargılama yolu ile denetleyeceği;
39.maddesinde; hesap ve işlemleri Sayıştay denetimine giren bütün idare ve kurumların, kanunlarına göre bir bütçe veya hesap yılı veya hesap devresi içerisindeki bütün gelirlerinin, giderlerinin ve mallarının hesaplarının saymanlar tarafından en geç mahsup devresini takip eden bir ay içerisinde Sayıştaya verileceği;
40.maddesinde; gelir, gider ve mal işlemlerinin hesaplarının Sayıştaya ayrı ayrı verileceği;
44.maddesinde; hesapların, görev başında bulunan sonuncu sayman tarafından hazırlanacağı ve verileceği, hesabın verilmemesinden doğan sorumluluğun buna ait olduğu;
61.maddesinde; hesap ve işlemlerin yargılanması sonucunda beraat veya tazmin hükmü verileceği; bu hükümler dışında gerekli görülen hususların ilgili mercilere bildirilmesinin kararlaştırılabileceği;
66.maddesinde; Sayman hesaplarının Sayıştaya noksansız verildiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde yargılanmadığı takdirde hükmen onanmış sayılacağı,
ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere,1050 sayılı Kanun’da öngörüldüğü gibi 832 sayılı Kanun’da da, saymanın (5018 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra muhasebe yetkilisinin) yılına ait hesap ve işlemlerden dolayı ‘bidayeten zimmetdar’ olduğu ve beraat edene kadar sorumluluğunun devam etmekte olduğu kabul edilmektedir.Saymanın hesabın tümü hakkındaki bu sorumluluğu, verilecek beraat kararı veya hükmen onama suretiyle ortadan kalkmaktadır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 81.maddesinin yürürlüğe girmesi ile, 01.01.2006 tarihinden itibaren 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5018 sayılı Kanunun geçici 3’üncü maddesinde, çeşitli kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde sayman ünvanına yapılan atıfların muhasebe yetkilisine yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. Bu hüküm karşısında,832 sayılı Kanunun saymanlar için öngördüğü yükümlülüklerin 5018 sayılı Kanunda belirtilen muhasebe yetkilisine ait olacağı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
5018 sayılı Kanunun 8.maddesinde genel olarak hesap verme sorumluluğu düzenlenmiştir. 61. maddesinde muhasebe yetkililerinin yetki ve sorumlulukları düzenlenmiş olup, muhasebe yetkililerinin Sayıştaya hesap verme konusu açıkça düzenlenmemiştir. Muhasebe yetkililerinin hesabın tümü hakkında sorumlu tutulmalarında 5018 sayılı Kanun değil, Anayasa ve 832 sayılı Kanun hükümleri dayanak alınmıştır.
5018 sayılı Kanun, 832 sayılı Kanunda öngörülen yargılama ve kesin hükme bağlamaya ilişkin hükümlere aykırı bir düzenleme getirmediğinden (5188/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında da bu husus belirtilmiştir.), 6085 sayılı yeni Sayıştay Kanunu yürürlüğe girinceye kadar (19 Aralık 2010), 832 sayılı Kanunun denetim ve yargılamaya ilişkin hükümlerinin yürürlüğü devam etmiştir.
Her ne kadar; 5018 sayılı Kanunun 68.maddesinde, kamu idarelerinin hesap verme sorumluluğundan bahisle, dış denetimin kamu idaresi hesapları ve bunlara ilişkin belgeler esas alınarak yapılacağı, Sayıştay tarafından hesapların hükme bağlanmasının, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider ve mal hesapları ile bu hesaplarla ilgili işlemlerin yasal düzenlemelere uygun olup olmadığına karar verilmesi olduğu belirtilmiş ise de; bu maddenin son fıkrasında; “Dış denetim ve hesapların hükme bağlanmasına ilişkin diğer hususlar ilgili kanununda düzenlenir” denildiğinden, ilgili kanun olan 6085 sayılı Kanun yürürlüğe girinceye kadar, denetim ve yargılamaya ilişkin olarak 832 sayılı Kanun hükümleri uygulana gelmiştir.
5018 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da,6085 sayılı Kanun yürürlüğe girene kadar 832 sayılı Kanun halen yürürlükte olduğu için aynı durum devam etmiş; bu defa, “bidayeten zimmetdar” olma durumu, “muhasebe yetkilisi”nin “hesap ve işlemleri” için geçerli olmuş ve beraat edene kadar sorumluluğu devam etmiştir. “Muhasebe yetkilisi”nin bu sorumluluğu ancak verilecek beraat kararı veya hükmen onama suretiyle ortadan kalkmıştır.
Nitekim; 6085 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanmış denetim ve raporlama işlemleri için hükümleri yürürlükte bulunan “Sayıştay Denetçi ve Raportörlerinin Denetim ve Çalışma Usulleri Hakkında Yönetmelik”in, “Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine Ait Muhasebe Birimi Hesaplarına İlişkin Raporlar” başlıklı 35’inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Madde 35-(başlığıyla birlikte değişik: R.G.21.07.2008-26943)
Raporun birinci maddesinde yönetim dönemi hesabı cetvelleri ve mizan cetvelinde yer alan hesapların doğru, denk olarak kaydedildiği ve belgelerinin tamam olduğu yazılarak, ilişiksiz olan bu işlemlerden ötürü muhasebe yetkilisi hakkında beraat isteminde bulunulur. İlişikli görülen hususlar ise, sonraki maddelerde ayrı ayrı belirtilir.”
Denilmek suretiyle muhasebe yetkilisinin hesabın tümü üzerindeki sorumluluğu ifade edilmiştir.
6085 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlamış seçim, denetim ve hükme bağlama işlemleri 832 sayılı Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılır.” denilmektedir.
6085 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanmış olan denetim ve raporlama işlemlerine istinaden yapılan yargılama sonucu düzenlenen ilamlarda da, hesabın bir “yönetim dönemi hesabı” olduğu, sorumlu saymanın( muhasebe yetkilisinin) veya saymanların(muhasebe yetkililerinin) sorumluluk süreleri belirtildikten sonra, hesap ilişiksiz ise hesabın tümü için sorumluların beraatine karar verildiği belirtilmiş; hesapta ilişikli hususlar (tazmin kararı verilen hususlar) ve tahsil edilmek suretiyle ilişiği giderilen hususlar var ise bunlar belirtildikten sonra, ilamın sonuç kısmında “…. maadasının beraatine…karar verildi” denilmek suretiyle hesabın kalan kısmı hakkında saymanın (muhasebe yetkilisinin) veya saymanların(muhasebe yetkililerinin) üzerinde başlangıçtan beri var olan sorumluluğun kaldırıldığı ifade edilmiştir.
Bütün bu değerlendirmeler muvacehesinde;
... Belediyesinin 2012 yılı hesabı, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ile 5018 sayılı Kanunda öngörülen “kamu idaresi hesabı” olarak değerlendirmeye alınıp denetlenmiş ve 2012 yılı Denetim Raporu ve buna bağlı olarak 2012 yılı Yargılamaya Esas Rapor buna göre düzenlenmiştir.
Ancak, bu denetim işlemleri sonucunda, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun yürürlük tarihinden (19 Aralık 2010) önce denetlenmiş ve yargılanmak veya hükmen onanmak suretiyle ‘kesin hükme bağlanmış’ olan ve bazıları hakkındaki hükümlerin ‘kesinleşmiş’ olması muhtemel olan önceki yıllar hesapları kapsamındaki hususların da “21012 yılı “kamu idaresi hesabı” kapsamında ele alındığı ve bu hususların 2012 yılına ilişkin Yargılamaya Esas Raporda konu edildiği ve ilgili Dairesince yapılan yargılamada bu hususlar için tazmin hükmolunduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan izahat karşısında, yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği düşünülmektedir.
Diğer taraftan; sorumlular savunmalarında; Belediyenin 2012 yılı Gelir Şube Müdürlüğü tahakkuk ve tahsilat kayıtlarına göre kamu zararı çıkartıldığını, bunlarla ilgili diğer belgelere bakılmadığını,
Daire yargılaması esnasında zamanaşımını kesen evrakları verme imkanlarının olmadığını; Belediye’nin bilişim sisteminde, çeşitli sebeplerden kaynaklanan oldukça fazla yersiz tahakkuk bulunduğunu; konu ile ilgili denetim sonrasında yapılan tahsilat dökümleri ve tahakkuk terkinlerinin gerekçeleri ile birlikte yazı ekinde arz edildiğini,
Bakiye alacaklar için detaylı incelemelere devam edildiğini; borçlu mükelleflerin tek tek irdelemeye devam edildiğini,
Vergiyi doğuran olay bitmesine rağmen otomatik tahakkuk eden bildirim kayıtları tespit edildikten sonra 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116 ve müteakip maddeleri kapsamında yersiz tahakkukların terkinine devam edileceğini; ayrıca, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Tahsil İmkansızlığı Sebebiyle Terkin” başlıklı 106. maddesi kapsamında yer alan alacaklarını tespit edilerek terkinine devam edileceğini,
6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklara düzenli olarak ödeme emri gönderildiğini; diğer sözleşmeye bağlı alacaklarda ise Borçlar Kanunu kapsamında cebren tahsili için, Hukuk İşleri Müdürlüğüne gönderildiğini,
İfade etmişlerdir.
Bu ifadeler karşısında;
İlamda her ne kadar tazmin hükmolunan bütün tutarların zamanaşımına uğramış olduğu ve tahsil imkanı kalmadığı iddia olunsa da; zamanaşımı iddiası, mükellefler tarafından def’i olarak ileri sürülmediği müddetçe borcun rızaen tahsil imkanının her zaman mevcut olduğu hususu göz önüne alındığında, mahallinde ve evraklar üzerinde inceleme yapılarak; zamanaşımını durduran ve ya kesen uygulamaların var olup olmadığının ve savunmalarda bahsedilen işlemlerin yapılıp yapılmadığının açık ve net olarak tespit edilmesi ve buna rağmen eğer var ise kamu zararı tespitinin yapılması gerekmektedir.” şeklindeki ilave görüşü ile;
Üye ..., “Sorumlulukların tesisi yönünden Daire kararı yerinde olup, gönderilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem yapılmasını teminen dosyanın Dairesine Tevdiine karar verilmesi gerekir, şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı) Oyçokluğu ile,
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:11