Sayıştay 6. Dairesi 39878 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
39878
26 Ocak 2016
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2011
-
Daire: 6
-
Dosya No: 39878
-
Tutanak No: 41363
-
Tutanak Tarihi: 26.01.2016
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Sözleşme uyarınca transit geçiş hasılatı üzerinden hesaplanması gereken işletme bedeli kar payı tutarının belediyeye ödenmemesi
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
163 sayılı Ek İlam’ın 1’inci maddesi ile ………… Belediyesi ile ………… arasında yapılan sözleşme uyarınca 15.12.2010 – 14.12.2011 dönemine ilişkin olarak KDV dahil ………… TL transit geçiş hasılatı üzerinden hesaplanması gereken işletme bedeli kar payı tutarının belediyeye ödenmemesi ve yapılan icra takibinin 2011 yılı hesabı ile ilgisi bulunmaması nedeniyle ………… TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlam’da Genel Sekreter Yardımcısı (Emlak Yönetiminden Sorumlu) olarak sorumlu tutulan ………… 39867 sayılı dosyada, İlam’da Emlak Yönetimi Daire Başkanı olarak sorumlu tutulan ………… 39865 sayılı dosyada, İlam’da Emlak Şube Müdürü olarak sorumlu tutulan ………… 39880 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde özetle; İlama konu 15.12.2010 – 14.12.2011 dönemine ilişkin, otogara transit giriş - çıkış yapan araçlardan alınan hasılattan belediye payına düşen bedelin ödenmesi hususu ilgili Şirket’ten talep edildiğini, gerekli ödemenin yapılmaması üzerine ise Hukuk Müşavirliği’nce ………… İcra Müdürlüğünün 2013/8647 esas sayılı takip dosyası ile alacağın ilamsız icra yolu ile takibe konulduğunu, borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini, taraflarınca ………… Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/… Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılmış ise de 2014/… K. sayılı İlam ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın ………… Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edildiğini, anılan Mahkemenin 03.02.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın 07.05.2015 gününe bırakılmasına karar verildiğini belirterek alacağa ilişkin yasal süreç devam ettiğinden tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39865, 39867 ve 39880 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Dairesince, belediyeye ait olan otogarın işletilmesi amacıyla; Belediye ile ………… arasında yapılan sözleşmeye göre alınması gereken transit hasılat payının, yargı kararı sonrası belediyeye ödenmesi gerekirken 15.12.2010–14.12.2011 dönemine ilişkin tutarın ödenmediği, icra takibinin ………… İcra Müdürlüğünün 2013/…… sayılı ve 2013/…… sayılı dosyaları ile ilamsız olarak yapıldığının anlaşıldığı; ancak, bu takibatın 2011 Yılı Hesabı ile ilgisinin olmadığı sonucu varılarak ………… TL'lik kamu zararına hükmedildiği görülmektedir.
Sorumlu; hukuk müşavirliğinin, ………… İcra Müdürlüğünde ilamsız icra yolunu açtığını, ………… Asliye Ticaret Mahkemesinin borçlunun itirazı üzerine görevsizlik kararı aldığını, ………… Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın 07.05.2015 tarihine bırakıldığını ifade ederek, hukuki sürecin devam ettiğini belirtip, sorumluluğun uhdesinden kaldırılmasını talep etmektedir.
Yeni bilgi karşısında, değerlendirilmesini temin bakımından dosyasının Dairesine tevdii uygun olacağı düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da Üst Yönetici olarak sorumlu tutulan …………, 39878 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, ilk dilekçelere ek olarak, özetle; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146’ncı maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmü yer aldığını belirtmiş ve üst yönetici olduğu hususu göz önünde bulundurularak 5018 sayılı Kanunun 11’inci maddesi doğrultusunda uhdesinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39878 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Yeni bilgi ve belgeler söz konusudur. Değerlendirilmesini temin bakımından dosyanın Dairesine tevdii uygun olacağı düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da Gelir Müdürü olarak sorumlu tutulan …………, 39866 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, ilk dilekçelere ek olarak, özetle; Gelir Müdürlüğü görevi ile birlikte Muhasebe Yetkilisi Yardımcısı olarak görevlendirilmiş bulunduğunu, belediyeye bağlı birimlerce tahakkuku yapılmış ve tahsil edilebilir hale gelmiş tahakkukların tahsilatını yapmakla sorumlu olduğunu, Sayıştay Genel Kurulu'nun 14.06.2007 tarihli 5189/1 sayılı Kararı, Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 23’üncü maddesi gereği idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğunu;
Genel Bütçe gelirlerinin tarh ve tahakkuk işlemleri Maliye Bakanlığı ile diğer bazı ilgili kurumlar tarafından yerine getirilirken tahsili ise sadece Maliye Bakanlığı tarafından yapıldığını, belediyelerinde belediye bütçesini oluşturan 135'e yakın değişik alanlarda faaliyet gösteren şube müdürlüğünün bulunduğunu, tahakkuku yapılmayan bir hizmetin bedelinin Gelirler Şube Müdürlüğü'nce tahsil edilmesinin hem yasal olarak, hem de, tahakkuk işlemleri idaresince ilgili müdürlükler tarafından bilgisayar ortamında tahakkuk ettirildiğinden, teknik olarak mümkün olmadığını, analitik bütçe sistemine göre belediyelerinde çeşitli sektörlerde hizmet veren birimin bulunduğunu, bu birimlerin gelir bütçesinde gösterilen ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nda belirtilen gelirlerini tahsil etmek için tahakkuk müzekkeresi hazırlayarak tahsil edilmek üzere muhasebe birimine gönderdiğini tahakkuk esaslı muhasebe sistemine göre de tahakkuk etmemiş bir alacağın tahsilatının mümkün olmadığını;
Muhasebe yetkilisinin görevi gelirin tarh ve tahakkuk aşamasıyla ilgili olmayıp, tahakkuk ettirilip tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelirinin tahsil edilmesinden ibaret olduğunun ve bu nedenle muhasebe yetkilisinin gelir konusunda tarh ve tahakkuk aşamalarına ilişkin olarak sorumluluğu bulunmadığının belirtildiği emsal Sayıştay Temyiz Kurulu kararının bulunduğunu;
İlam konusu gelirin tarh ve tahakkuk işlemlerinden Emlak Yönetimi Dairesi Başkanlığı sorumlu olduğunu, muhasebe yetkilisi yardımcısı olarak gelir konusunda tarh ve tahakkuk aşamasına (sürecine) ilişkin olarak görev almadığını, bu nedenle sorumluluğunun da bulunmaması gerektiğini, ayrıca sorgu maddesinde muhasebe yetkilileri de sorumlu tutulmadığından Muhasebe Yetkilisi Yardımcısı olarak kendisinin de sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek uhdesinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39866 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Sorumlunun ekli belgelerle sunmuş bulunduğu bilgiler sonrası üstlendiği Muhasebe Yetkilisi Yardımcılığı görevi nedeniyle savunmasının kabulünün uygun olacağı düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da Genel Sekreter olarak sorumlu tutulan …………, 39886 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, ilk dilekçelere ek olarak, özetle; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146’ncı maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmü yer aldığını, tahsilata ilişkin hukuki işlemlere başlanılmış olup kamu zararının söz konusu olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiş ve 177 sayılı Ek İlam’a esas ek sorguya ilişkin savunmasını da dilekçeye ekli olarak ibraz etmiştir.
Başsavcılık 39886 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Yeni bilgi karşısında, değerlendirilmesini temin bakımından dosyasının Dairesine tevdii uygun olacağı düşüncesi ile,
Sorumlunun dilekçesi ekinde Dairenin 164 sayılı İlam'ın 1. maddesine yaptığı itirazı mevcutsa da; konu, ‘ilişecek husus bulunmadığına’ yönünde karara bağlandığından, yapılacak olmadığı düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
………… Belediyesi ile ………… arasında düzenlenen 09.10.1997 tarihli sözleşmeyle ………… Otogarı’nın Yap-işlet-devret finans modeli çerçevesinde tamamlanması, (işletme süresinin başlangıç tarihi 16.07.1998 olmak üzere) inşa bedeli karşılığı olarak 25 yıl süre ile yatırımcı tarafından işletilmesi/işlettirilmesi akdedilmiştir.
Anılan sözleşmenin “İşletme ile ilgili hükümler” başlıklı 8’inci maddesinin (ı) bendinde; “Yatırımcı tarafından, Otogar’da şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüslerden kapı giriş ve çıkış karşılığı tahsil edilecek brüt gelirin %20 sini (Yıllık 20 milyardan az olmamak kaydıyla) Belediye’ye işletme bedeli kar payı olarak işletme yılı sonundan itibaren 15 gün içinde ödenecektir.” hükmü yer almaktadır.
15.12.2010 – 14.12.2011 döneminde şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapıp otogara transit giriş ve çıkış yapan otobüslerden tahsil edilen otobüs çıkış ücretlerinin talep edilmesi üzerine ilgili şirketçe verilen cevabi yazıda anılan tutarın ………… TL olduğu bildirilmiştir. Ancak, transit geçenlerden tahsil edilen bu tutar işletme bedeli kar payı hesabında dikkate alınmamıştır.
Rapor dosyası ve eki belgeler ile dilekçe ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde;
………… Belediyesi ile ………… arasında yapılan sözleşme uyarınca 15.12.2010 – 14.12.2011 dönemine ilişkin olarak tahakkuk eden KDV dahil ………… TL transit geçiş ücreti üzerinden hesaplanarak ………… 'tan tahsil edilmesi gereken ………… TL işletme bedeli kar payı tutarının tahsil edilmemesi sorgu konusu edildiği;
Savunmada bedelin ödenmesi hususu ilgili Şirket’ten talep edildiğinin ve gerekli ödemenin yapılmaması üzerine ………… Asliye Ticaret Mahkemesi’ne alacak davası açıldığının belirtildiği;
Anılan husus dava konusu edildiğinden 128 sayılı İlam’ın 30’uncu maddesi ile ………… Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen dava sonucuna göre düzenlenecek ek raporun Daireye intikaline değin hüküm dışı bırakıldığı, söz konusu davanın temyizi kabil olmak üzere ………… aleyhine sonuçlanması üzerine yapılan icra takibinin 2011 yılı hesabı ile ilgisi bulunmaması ve İdarenin açtığı bu davanın konusunun 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin kar paylarını kapsaması nedeniyle 163 sayılı Ek İlam’ın 1’inci maddesi ile (Raporda belirtilen tutar düzeltilerek) ………… TL için tazmin hükmü verildiği;
Hükmü müteakip İlam’a konu 15.12.2010 – 14.12.2011 dönemine ilişkin, otogara transit giriş - çıkış yapan araçlardan alınan hasılattan belediye payına düşen bedelin ödenmesi hususu ilgili Şirket’ten talep edildiği, gerekli ödemenin yapılmaması üzerine ise Hukuk Müşavirliği’nce ………… İcra Müdürlüğünün 2013/….. esas sayılı takip dosyası ile alacağın ilamsız icra yolu ile takibe konulduğu, borçlu tarafından takibe itiraz edildiği, taraflarınca İzmir Yedinci Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/… Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılmış ise de 2014/… K. sayılı İlam ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın ………… Asliye Hukuk Mahkemesi’ne tevzi edildiği, anılan Mahkemenin 03.02.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın 07.05.2015 gününe bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Mezkur Şirketin transit geçiş tahsilat bedeli ve bu bedel üzerinden hesap edilmesi gereken kar payı Sayıştay incelemeleri neticesinde tespit edilmiş olup sonrasında söz konusu kar payının Şirketten talep edildiği, ödenmemesi üzerine Belediye tarafından dava konusu edildiği ve davanın alacağa ilişkin tutar yönünden temyizi kabil olmak üzere kabulüne karar verildiği; böylelikle alacağın tarh ve tahakkukunun gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Amme alacağının tahsil zamanaşımı 6183 sayılı Kanunun 102’nci maddesinde, para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuz tutularak, 5 yıl olarak düzenlenmiş, aynı Kanun’un “Zamanaşımının kesilmesi” başlıklı 103’üncü maddesine göre ödeme, ödeme emri tebliği, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi zamanaşımını kesmekte olup kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlamaktadır.
818 sayılı Borçlar Kanununda 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüş olup 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 146’ncı maddesiyle genel olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi belirlenmesine karşın aynı Kanun’un 147’nci maddesinde kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler, vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar gibi alacaklar için 5 yıllık zamanaşımı süresi belirlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun’unun 39’uncu maddesinde; “İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar.” hükmü yer almaktadır.
818 sayılı Kanun’un 133, 135 ve 136’ncı maddeleri ile 6098 sayılı Kanun’un 154, 156 ve 157’nci maddeleri gereği borçlu faiz veya mahsuben bir miktar para verdiği takdirde, alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye müracaatla veya icrai takibat ile hakkını talep ettiği durumda zamanaşımı kesilmekte, bir dava veya defi ile kesilen zamanaşımı, dava devam ettiği müddetçe iki tarafın muhakemeye müteallik her muamelesinden ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden cereyana başlamakta; bu kesilme, icrai takibattan kaynaklamışsa zamanaşımı takibe müteallik her muameleden itibaren yeniden işlemeye başlamakta olup borç bir hüküm ile sabit olmuş ise yeni müddet on sene olmaktadır.
İlam’a konu alacak ise 15.12.2010 – 14.12.2011 dönemine ilişkin otogara transit giriş ve çıkış yapan otobüslerden tahsil edilen ücretlerin % 20’sinin işletme bedeli kar payı olarak işletme yılı sonundan itibaren 15 gün içinde Belediyeye ödenmemesinden doğmuştur. Anılan kar payı ilgiliden talep edilmiş, ödemeden imtina edilmesi üzerine geçmiş yıllara ilişkin paylar için 15.09.2011’de ………… Asliye Ticaret Mahkemesi’ne alacak davası açılmış, 19.11.2013’de söz konusu pay yönüyle temyizi kabil olmak üzere davanın kabulüne karar verilmiş olup dosya temyiz aşamasında bulunmaktadır. 2011 yılı hesabına ilişkin kar payı tutarına ilişkin olarak ise, borçluya 23.07.2012’de ilamsız takipte ödeme emri gönderilmiş olup borçlunun itirazı üzerine takip durmuştur. Buna karşın İdare 07.07.2014’de, icra inkar tazminatıyla birlikte itirazın iptalini dava etmiştir. ………… Asliye Ticaret Mahkemesi 17.07.2014’de görevsizlik kararı vererek dosyayı ………… Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi etmiş, anılan Mahkeme, 03.02.2015 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında davanın 07.05.2015 gününe bırakılmasına karar vermiştir.
5018 sayılı Kanun’un Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde, kamu zararının belirlenmesinde idare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmamasının esas alınacağı düzenlenmekte ise de;
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereği Belediyenin kar payı alacağına ilişkin zamanaşımı idarece icra takibinde bulunulması, icra müdürlüğünce ilamsız takipte ödeme emri tebligatı yapılması ve itirazın iptalinin dava edilmesi nedeniyle kesilerek alacağın zamanaşımına uğratılmaması ve böylelikle tahsilata ilişkin takibatın mevzuata uygun bir şekilde yapılması nedeniyle kamu zararının oluştuğundan bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 163 sayılı Ek İlam’ın 1’inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine, Oyçokluğuyla,
(Üye …………’nın; “İlam gerekçelerine ek olarak, 5018 sayılı Kanun’un 1 ve 11’inci maddelerine göre belediye başkanları meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuş olup Kanunda sayılan görevleri bizzat yerine getirmemekte; fiilin icra, yani yerine getirme sorumluluğu alt kademedeki kamu görevlilerine bırakılmaktadır. 5018 sayılı Kanun mülga 1050 sayılı Kanun’dan farklı olarak, üst yöneticileri tümüyle harcama surecinin dışında tutarak bunlar için sorumluluk üstlenme uygulamasını bile öngörmediğinden verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan belediye başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu itibarla, tazmin hükmünün sorumluluk yönünden de BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine karar verilmesi gerekir.” şeklindeki ilave görüşü ile,
Üye ………… İlam sonucuna katılmış olmakla birlikte, İlam gerekçesinin, “5018 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde ifade edildiği üzere, bu Kanun; esas olarak kalkınma planları ve programlarında yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemeyi amaçlamaktadır.
Bu kapsamda ‘Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu’ başlıklı dördüncü bölümün 11’inci maddesine göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Kanunda sayılan bu görevler de bizzat belediye başkanı tarafından değil; oluşturulan birimler ve birim amirleri tarafından yerine getirilmektedir. Zira 5018 sayılı Kanun’un 11’inci maddesinde üst yöneticilerin sorumlulukları belirtilmiş ve ‘Üst yöneticiler bu sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.’ denilmek suretiyle fiilin icra, yani yerine getirme sorumluluğu alt kademedeki kamu görevlilerine bırakılmıştır.
Mülga 1050 sayılı Kanun, üst yöneticilere ilişkin bir hüküm içermemekte, ‘ita amiri’ konumundaki yöneticilerin ‘Onaylayan’ sıfatını haiz oldukları durumlarda sayman ve tahakkuk memurları ile birlikte sorumlu tutulabilecekleri bazı durumları düzenlemekteydi. 5018 sayılı Kanun ise mülga 1050 sayılı Kanun’dan farklı olarak, üst yöneticileri tümüyle harcama surecinin dışında tutmakta; bunlar için sorumluluk üstlenme uygulamasını bile öngörmemektedir.
5393 sayılı Kanun’un 38’inci maddesinin (f) bendi ile belediye başkanlarına verilen görevlerden biri de; belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmektir. Bu bağlamda, belediye başkanları belediye idaresinin başı ve üst yöneticisi olarak belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh, tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil, idari yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Bu bağlamda, verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan belediye başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Büyükşehir Belediye Başkanı …………’nun sorumluluğunun kaldırılması için tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine” olması gerekir, şeklindeki görüşleri ve
Sekizinci Daire Başkanı …………’in; “………… Belediyesi ile ………… arasında düzenlenen 09.10.1997 tarihli sözleşmenin “İşletme ile ilgili hükümler” başlıklı 8’inci maddesinin (ı) bendinde; “Yatırımcı tarafından, Otogar’da şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüslerden kapı giriş ve çıkış karşılığı tahsil edilecek brüt gelirin %20 sini (Yıllık 20 milyardan az olmamak kaydıyla) Belediye’ye işletme bedeli kar payı olarak işletme yılı sonundan itibaren 15 gün içinde ödenecektir.” hükmü yer almaktadır.
Buna karşın ………… Belediyesi ile ………… arasında yapılan sözleşme uyarınca 15.12.2010 – 14.12.2011 dönemine ilişkin olarak tahakkuk eden KDV dahil ………… TL transit geçiş ücreti üzerinden hesaplanarak …………'tan alınması gereken ………… TL işletme bedeli kar payı tutarı tahsil edilmemiştir.
Dilekçede 15.12.2010 – 14.12.2011 dönemi transit geçiş hasılatından doğan alacak için icra takibi yapıldığı bildirilmiş ise de yapılan tahsilatın Belediye muhasebe kayıtlarına intikal ettirildiğine dair bir bilgi verilmemiş, buna ilişkin bir belge ibraz edilmemiştir. Bu itibarla, tazmin hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı,)
Karar verildiği 26.01.2016 tarih ve 41363 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:11