Sayıştay 6. Dairesi 39562 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
39562
10 Mayıs 2017
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2012
-
Daire: 6
-
Dosya No: 39562
-
Tutanak No: 43070
-
Tutanak Tarihi: 10.05.2017
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Mükelleflere tahakkuk ettirilmesi gereken yol harcamalarına katılma paylarının tahakkuk ettirilmeyerek zamanaşımına uğratılması;
230 sayılı İlamın 29. maddesiyle; 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununa göre; geçici kabul işlemleri yapılmış olan yol yapım ve bakım çalışmaları neticesinde belediye tarafından bu yollardan yararlanan mükelleflere tahakkuk ettirilmesi gereken yol harcamalarına katılma paylarının tahakkuk ettirilmeyerek zamanaşımına uğratıldığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Sorumlu (Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden Fen İşleri Daire Başkanı …), temyiz dilekçesinde özetle; … Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde; ana arter listesindeki cadde ve sokaklara yapılan asfalt kaplama, bordür-tretuvar işlerinden 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 86-94'ün ilgili maddelerine göre harcamalara katılım payları işlemlerinin AYKOME Şube Müdürlüğünde yürütülmekte olduğunu, hesaplamanın emlak vergi değerleri üzerinden yapılmakta olup, en fazla vergi değerinin % 2’si kadar katılım payı tahakkuk ettirilmekte olduğunu, Aykome Şube Müdürlüğünce Yol Bakım Onarım Şube Müdürlüğünden gönderilen işlem dosyalarında cadde ve sokaklardaki gayrimenkullerin pafta, ada, parsel, kapı numarası, kullanım şekli (mesken-işyeri), mükellifin T.C. kimlik numarası, adı-soyadı ve tebligat adreslerinin öncelikle yerinde (arazide) tespit işlemlerinin yapılmakta olduğunu, tespit işlemleri yapılamayan veya eksik kalan mükelleflerin telefon ile veya Belediyeye gelerek bilgi vermesi için tebligat bırakılmakta olduğunu, daha sonra işin yapıldığı ilçe belediyesinden mükelleflerin emlak vergi bildirimlerindeki ada ve parsel noları karşılaştırılmakta, bu bilgilerin farklı çıkması durumunda doğru bilginin tespiti amacıyla ilgili kurumlarla yazışmalar yapılmakta olduğunu, bununla birlikte emlak vergi bildiriminde bulunmayan, eksik beyan veren ve tapu kayıtları tutmayan mükelleflerin tespit edilmesi durumunda ilgili ilçe belediyesinden gerekli işlemlerin yapılması ve taraflarına bilgi verilmesinin istenmekte olduğunu, bu işlemler için de aylarca zaman geçmekte olduğunu, gecikmenin bir diğer sebebinin de ilçe belediyelerdeki emlak servislerinin yoğun olması ve memurların kendi ilçelerine ait işlere ağırlık vermesi nedeniyle, taraflarından istenen bilgilerin geç gönderilmesinden dolayı geçen süreler olduğunu, bu işlemler ilgili cadde ve sokak bazında tamamlandıktan sonra; büroda yapılan çalışmalarda Mali Hizmetler Daire Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısına istinaden T.C. Kimlik numarası mecburiyeti ve … Büyükşehir Belediyesince E-Belediye programının kullanılma zorunluluğundan dolayı programa mükelleflerin bulunamayan T.C. kimlik numaralarının girilememesi ve sistemin çalıştırılamaması nedeni ile yaklaşık 1,5 (Bir buçuk) yıl Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na dosyaların gönderilemediğini, bu sorunun çözümü için … tarih ve … sayılı yazı ile ilgili birime konu bildirilmiş olup, 2009 yılı başında sanal NA'lı çözüm üretilerek; sistemden Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığına 20.03.2009 tarihinden itibaren işlem dosyaları gönderilmeye başlanıldığını, bu arada Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile T.C. kimlik nosu bulunmayan mükellef işlem dosyalarının iade edileceği bildirilmiş olup bu yazıya karşılık AYKOME Şube Müdürlüğünün … tarih be … sayılı yazısı ile T.C. kimlik nolu mükellef tespitindeki sorunlar bildirilerek; işlerin aksamaması için çözüm istenildiğini, bu arada sistem gereği belirli bir cadde veya sokakta tüm mükelleflerin T.C. kimlik numaralarının tamamı belirlenip, bitirilmeden işlem dosyasının Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığına gönderilmediğinin de bilinmesi gerektiğini, söz konusu sorunların çözülmesi ve işlemlerin bilgisayar ortamında hızlı bir şekilde yürütülebilmesi için ilgili birimlere sırayla aşağıda bahsedilen yazılar ile sorunların 2000 ile 2012 yılları arasında sürekli bildirilmiş olup, sırayla; Kent Bilgi Sistemleri Merkezi Daire Başkanlığı’na … tarih ve … sayılı, İmar İşleri Daire Başkanlığı’na … tarih ve … sayılı, Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı’na … tarih ve … sayılı, Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı’na … tarih ve … sayılı, Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı’na … tarih ve … sayılı, Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı ve Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’na dağıtımlı … tarih ve … sayılı yazıların gönderildiğini, dilekçe ekindeki yazı ekinden görüleceği üzere … ile bazı ilçe belediyeleri arasında 2009 ve 2010 yıllarında protokoller yapılarak bilgi paylaşımını sağlamış olmalarının da ilgili birimlere örnek olarak gönderildiğini, bütün bu yukarıda bahsedilen yazılara en son cevap olarak yine; Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı’na yazılan yazıya … tarih ve … sayılı yazı ile cevap verildiği; ancak bu tarih itibariyle ilçe belediyelerinin yetki ve tasarrufunda bulunan emlak beyan bilgilerinin ortak kullanıma henüz alınamadığı bilgisi verildiğini, bu arada ilgili birimlerle uzunca süredir devam eden yazışmalar sonucu sadece 2008-2009 yıllarına ait toplam 7 ilçeden yeni sadece 4 ilçe olan …, …, …, … ilçelerine ait tapu veri kayıtlarının … tarih ve … sayılı yazı ile AYKOME Şube Müdürlüğü’ne teslim edilebildiğini, diğer yandan, ilçe belediyelerinden örneğin … Belediye Başkanlığından … tarih ve … sayılı yazı ile mükellef bilgilerinin istenildiğini; ancak bu bilgilerin 3 (üç) ay sonra dahi … Belediye Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı yazılarından görüleceği üzere yazışma ile temin edilememiş olup mevcut 3 (üç) personelden 1 (bir) personelin bizzat ilgili Belediyeye giderek emlak bilgileri elden tek tek alarak işlemin tamamlanabildiğini, ayrıca … ilçesi gibi gelişmekte olan bölgelerde imar uygulamaları sonucu taşınmazların kadastro sınırı, ada, parsel nolarında yapılan değişiklikler nedeniyle ilgili kadastro müdürlükleri ve tapu dairelerindeki incelemelerin yine mevcut 3 (üç) personelden 1 (bir) personelle yapılması zarureti doğduğunu ve zaman kaybı yaşandığını, diğer yandan söz konusu caddelerde 2664 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre işlem yapılırken bazı parsellerde yukarıda bahsedilen sebeplerin yanında, parselasyon değişikliklerinden dolayı emlak vergisi ve tebligat adreslerinde ve tespit işlemleri esnasında gecikmeler olduğunu, bunun yanı sıra, bahse konu zaman aşımına maruz caddelerin (… Yolu - … Yolu) şehirlerarası ana yol olduğu, vatandaşların ikamet ettikleri ve sahibi oldukları mülklere hizmet edecek servis yollarına (bina ve arsa) önlerine herhangi bir imalat yapılmadığı göz önüne alınırsa şehirlerarası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğinde olan bu yollara sehven katılım payının çıkartıldığının düşünülmekte olduğunu, Müdürlüklerinin dışında gelişen ve aşamadıkları yukarıda bahse konu sorunlar ile ilgili en son 2011 yılında harcamalara katılım paylarının işlemlerinin, … Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına direk bağlı olan iç denetim birimindeki iç denetçiler tarafından denetlenerek düzenlenen nihai rapor sonucunda … Büyükşehir Belediye Başkanı ile Maliye Bakanlığı İç Denetim Koordinasyon Kuruluna dağılımlı olarak … tarih ve … sayılı yazı ile bildirildiğini, AYKOME Şube Müdürlüğü ile diğer ilgili müdürlüklerin yıllarca süren yukarıda ifade edilen sorunlarının aşılmaması neticesinde konunun 2012 yılı sonunda … Büyükşehir Belediye Meclisi gündeminde görüşülerek zamanaşımına uğrayan 2005-2006-2007 yıllarına ait katılım paylarının alınmamasına … tarih ve … sayılı Karar ile karar verildiğini, Fen İşleri Daire Başkanı olarak tüm yatırım uygulamalarının tarafından yürütüldüğü diğer şube müdürlüklerinin işleri ve daha önce yapılan katılım payları işlemlerinde hiç zamanaşımı olmadığı düşünülürse, harcamalara katılım payının zamanaşımına uğrayıp uğramadığını takip etmesinin kesinlikle mümkün olmadığını, ayrıca şube müdürleri ve görevli memurlar tarafından zamanaşımı konusunda tarafına herhangi bir bilgi verilmediğini, sonuç olarak, yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde AYKOME Şube Müdürlüğü olarak harcamalara katılım paylarının tahsil edilebilmesi amacıyla gerekli hesaplamalarda bulunulduğunu; ancak gerek mükelleflerden gerekse ilgili diğer kurumlardan (ilçe belediyesinden, daire başkanlıklarından) temin edilmesi gereken bilgi ve belgelerin tüm girişimlerine rağmen zamanında tam ve sağlıklı olarak taraflarına ulaştırılmaması nedeniyle bir kısmının zamanaşımına uğraması sonucu kamu zararı meydana geldiğini, ancak bu kamu zararının, kişisel kusurlardan ve ihmalden dolayı değil, taraflarına yüklenemeyecek hizmet kusurlarından dolayı meydana geldiğinden bu konu ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılarak, beraatına karar verilmesini arz etmiştir.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak ilamda Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumluluğu bulunan ve buna ilişkin 39652 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen …, temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; öncelikle sorguda bahse konu zamanaşımına maruz caddelerin (… Yolu ve … Yolu) şehirlerarası ana yol olduğunu, bunların servis yollarına herhangi bir imalat yapılmadığı da göz önüne alınırsa; bahse konu yolların T.C. Karayolları Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda (devir protokolleri henüz imzalanmadığından) olduğunu, 2013 yılında da söz konusu … Yolu ve … Yoluna (… Caddesine) yol düzenleme genişletme ve asfalt çalışmalarının T.C. Karayolları Bölge Müdürlüğünce yapıldığı da göz önüne alınırsa; 2464 sayılı Kanunun 86-87 nci maddeleri gereğince “şehirler arası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğinde olan ve Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılan belediye sınırı ve mücavir alandaki yollardan pay alınmaması” gerektiğinden sehven bu yerlere katılım payı çıkartıldığı kanaatinde olduklarını, diğer yandan söz konusu caddelerde 2464 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre işlem yapılırken bazı parsellerde parselasyon değişikliklerinden dolayı, emlak vergisi ve tebligat adreslerinde de tespit işlemleri esnasında gecikmeler olduğunu, bu gecikme nedenlerinin 6183 sayılı Amme Alacakları Kanunu ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili maddelerinde mücbir sebep olarak kabul edildiğini, ilgili kanunlarda mücbir sebeplerle ilgili “tahakkuk zamanaşımını durduran başka bir nedenin de mücbir sebepler olduğunun” ifade edildiğini, buradan da anlaşılacağı üzere, mücbir sebeplerin sadece kanunda yazılı hallerle sınırlı olarak değil, buna benzeyen halleri de kapsayacak şekilde belirlendiğini, buna göre mücbir sebeplerinden herhangi birinin bulunması halinde sürelerin, bu sebeplerin kalkmasına kadar işlemeyeceğini, tarh zamanaşımının da işlemeyen süreler kadar uzatılacağının bildirildiğini, bununla birlikte bazı kanunlara konulan istisnai hükümlerle “zaman aşımının başlangıcını idarenin öğrendiği tarihe bağlamak suretiyle” bu sürenin uzatıldığını, zamanaşımı müessesesinin, alacak-borç ilişkisinde yükümlünün çıkarlarına hizmet ettiği için, alacaklının da çıkarını korumak üzere zamanaşımı süresinin işlemesini durduran ve kesen nedenler olarak kabul edildiğini, alacaklının alacağını izleme olanağının kalmaması veya bunun çok zor olması halinde zamanaşımı süresinin duracağını; zamanaşımının, sürenin işlemesine engel durumun kalkmasıyla kaldığı yerden işlemeye başlayacağını, zamanaşımının durmasının fiili veya hukuki zorunluluklar gereği kabul edildiğini, ancak zamanaşımının durmasının alacaklı (idare) lehine tanınmış bir olanak olduğunu, çünkü zamanaşımının süresinin geçmesiyle birlikte alacaklının (idarenin) alacağını isteme hakkını kaybetmekte olup, bazı durumlarda alacaklının alacağını her türlü takip etmesine rağmen zamanaşımı süresi dolmuşsa bu durumda alacağının zamanaşımına uğramış olmasının yeterli görülmediğini, bununla ilgili Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun bu durumda zamanaşımının durması gerektiğini kabul ettiği emsal kararlarının bulunmakta olduğunu (Örneğin; D.İ.B.K. Kararı Esas No: 1969/6, 1970/13; Karar No:1979/2-08/03/1979 tarihli Karardaki "vergi dairesince tarh ve tebliğ işlemine tevessül edilmesi imkansız bulunması durumlarında, söz konusu vergi dairesine bir kusur atfının mümkün olamayacağına dair" hükmün görülebileceğini), harcamalara katılım payı vergisi benzeri olan, emlak vergisinde de tarh zamanaşımının; Emlak Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi uyarınca, bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zamanaşımının, bu bina ve arazinin bildirim dışı bırakıldığının idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlamakta olduğunu, burada da veraset ve intikal vergisindeki duruma benzer bir durum söz konusu olup, zamanaşımı süresinin başlamasının, bu durumun idare tarafından öğrenilmesine bağlandığını, özellik gösteren bu durumlardan hareketle; veraset ve intikal vergisi ile emlak vergisinde, idarenin söz konusu olaydan haberdar olmaması durumunda zamanaşımının sonsuza kadar uzamış olacağını, tüm bu nedenlerden dolayı iştirak payı bedellerinin tahsil edilmesinde, kamu alacağı olarak herhangi bir aksine sebep bulunmamakta olduğunu, aksi durumda borcunu düzenli biçimde ödeyen mükellefler aleyhine adalet ve eşitlik ilkelerini zedeleyici durumların ortaya çıkacağının aşikar olduğunu, takdir edileceği üzere, idari işlemlerde müdürlüğe gelen yazıları müdürün saklaması, dosyalaması, tek tek hepsinin takip edilmesi yöntemi olmadığı gibi, bunun fiilen mümkün de olmadığını, tüm ülkemizdeki uygulamalara göre, bir yazının havale edildikten sonra ilgili büroya gideceğini, o bürodan sorumlu amir, şef veya memurun yazıyı işleme koyacağını, Müdürlükte göreve başladığı 2010 yılına kadar; 5-yıllık zamanaşımı süresi dolmasına az bir zaman kaldığından dolayı, zamanaşımı olayına maruz kalınmaya sebep olunmasına kişisel olarak herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalinin bulunmadığı hususunu da ayrıca ifade etmek istediğini, sonuç olarak; bütün bu yukarıda açıklamaya çalıştığı gecikmeli işlemlerin, idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklandığı gerçeğinin ortaya çıktığını, yani idarece yürütülen hizmetin kuruluşunda, düzenlenmesinde ve işleyişinde ortaya çıkan her türlü bozukluk, aksaklık ve eksikliklerin söz konusu olaya sebep olduğunu, olay, idarenin verdiği yetki ve olanakları kullanılarak yapılan hizmet sırasındaki kusur nedeniyle meydana geldiğinden dolayı; idarenin personeli olarak şahsi kusurlarından meydana geldiğinden bahsedilemeyeceği hususunun, Anayasanın ve İdare Hukukunun amir hükümlerinde aşikar olduğu kanaatinde olduklarını belirterek Müdürlüklerince yukarıda bahsedilen tüm bu sebepler göz önüne alınarak bugüne kadar özverili, düzenli ve titiz çalışmalar yapılan iştirak payları işlemleri ile ilgili taraflarınca kişisel kusur veya ihmallerden kaynaklanan, mevzuata aykırı herhangi bir işlem veya eylem sonucu kamu zararına sebep olunmadığı hususu takdirlerimize sunularak; bu konu ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılarak beraatine karar verilmesini istemiştir.
Başsavcılık mütalaasında özetle; Dairesince, “geçici kabul” işlemleri yapılmış olan yol yapım ve bakım çalışmaları neticesinde belediye tarafından bu yollardan yararlanan mükelleflere tahakkuk ettirilmesi gereken yol harcamalarına katılma paylarının tahakkuk ettirilmeyerek zamanaşımına uğratılması sonucu kamu zararına hükmedildiği, sorumlunun, savunmasında; büyükşehir belediye sınırları içerisinde ana arter listesindeki cadde ve sokaklara yapılan asfalt kaplama, bordür tretuvar işlerinden dolayı 2464/86 ncı ve 2464/94 üncü maddelerine göre harcamalara katılım paylarına katılma işlemlerinin AYKOME Şube Müdürünce, hesaplamanın emlak vergi değerleri üzerinden yapıldığını; sırasıyla, ilçe belediyeleri mükelleflerinin ada parsel karşılaştırmaları, özellikle mükelleflerin beyanda bulunmamaları ile kimlik numaralarının bilinemeyişi, emlak dairelerindeki personel yetersizliğinin varlığı, … Büyükşehir Belediyesinin yazılım programına katılma ve kullanılmasının doğurduğu zorluk ve gecikmeler, gelişen ilçelerin o bölgede yeni imar uygulamalarına yol açması, yeniden ada parsel çalışmalarına başlanılması gibi sorunların varlığına işaret ederek; süreç içindeki daireler arasındaki yazışmaların çokluğunu belirtip bu yoldaki gayretin görülebileceğine işaret etmekte, şehirlerarası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğindeki yolların sehven hesaplamaya dahil olmasının yarattığı karışıklığı da ifade edip, Büyükşehir Belediyesinin iç denetim birimi marifetiyle düzenlenen raporunun bu konuda olduğunu, sorunların aşılamaması sonrası 2005-2007 yıllarına ait katılım paylarının alınmamasına … tarihinde Büyükşehir Belediye Meclisince karar verildiğini, bu nedenle kişisel kusur ve ihmalinin olmadığı dolayısıyla tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ettiği ifade edildikten sonra Türkiye’nin kadastral durumunun 10 yıl öncesine kadar % 50-60 düzeyinde iken özel sektörden de faydalanmak suretiyle, kadastral çalışmaların -cılız da olsa bazı alanlar hariç- 5, 6 yıl önce tamamlanabildiği, hızla artan şehre göç ve azımsanmayacak düzeydeki nüfus artışı, çok değerlenen bina ve araziler, yeni yeni imar planlarının yapılması, doğan sosyal-hukuki tartışmalar göz önüne alınıldığında; 20.11.2012 tarih 6360 sayılı Onüç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'de Değişiklik yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1/27 fıkrası hükmünün karine olarak değerlendirilmesi yapıldığında; kamu zararı olarak görülecek ihmalin var olmadığı sonucuna ulaşıldığından, ilgili talebinin kabulünün uygun olacağı belirtilmiştir.
İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan … ve aynı ilam maddesinde sorumluluğu bulunan ve 39652 sayılı dosyayla duruşma talebinde bulunan … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun “Yol harcamalarına katılma payı” başlıklı 86 ncı maddesinde:
“Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde inşa, tamir ve genişletmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden Yol Harcamalarına Katılma Payı alınır;
a) Yeni yol açılması,
b) Mevcut yolların yüzde 40 nispetinde veya daha fazla genişletilmesi,
c) Kaldırımsız ve bakımsız bulunan yolların kaldırım veya parke kaldırım haline getirilmesi veya asfalt yapılması, kaldırım veya şose halindeki yolların da parke, beton veya asfalta çevrilmesi,
d) Mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi,
Yolların kaldırımlar da dahil olmak üzere (15) metreden fazla genişliklerine düşen giderler, belediyelere ait olup harç payına konu teşkil etmez.
İki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller için asıl cepheyi teşkil eden yoldan düşen pay tam, diğer yollara ait pay ise yarım olarak hesaplanır.”
Denilmekte, aynı Kanunun “Yönetmelikle Tespit Olunacak Hususlar” başlıklı 94 üncü maddesinde ise:
“Harcamalara Katılma Paylarının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye, Bayındırlık ve İmar ve İskan Bakanlıklarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca düzenlenecek bir yönetmelikte belirtilir.”
Hükmü yer almaktadır.
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununa dayanılarak çıkarılan, 21.08.1981 tarih ve 17435 numaralı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Harcamalara Katılma Payları İle İlgili Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin A-Yol Harcamalarına Katılma Payına ilişkin “Mahiyeti” başlıklı 4 üncü maddesinde:
“Belediye veya bağlı kuruluşlarınca, belediye sınırları ve mücavir alanlar içerisinde,
a) Yeni yol açılması,
b) Mevcut yolların % 40 oranında veya daha fazla genişletilmesi,
c) Kaldırımsız ve bakımsız bulunan yolların kaldırım veya parke kaldırım haline getirilmesi veya asfalt yapılması, kaldırım veya şose halindeki yolların da parke, beton veya asfalta çevrilmesi,
d) Mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi,
hallerinde bu yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden Yol Harcamalarına Katılma Payı alınır.”,
“Payın Hesaplanması” başlıklı 5 inci maddesinde:
“Yol Harcamalarına Katılma Payı bir program dahilinde veya istek üzerine doğrudan doğruya yapılan işlerde, 4 üncü madde de belirlenen hizmetler için yapılan giderlerin 1/3'üdür. Giderlerin hesaplanmasında maliyet, işler hangi ihale usulü ile yapılmış olursa olsun, Bayındırlık Bakanlığı ve İller Bankası Genel Müdürlüğünün o yıllar için tespit ederek yayınlandığı birim fiyatlar ve rayiçlere göre hesaplanan gerçek bedeli geçemez.
Yolların kaldırımlar da dâhil olmak üzere (15) metreden fazla genişliklerine düşen giderler, belediyelere ait olup, harç hesaplanmasında bu giderler nazara alınmaz.
Böylece hesaplanan gider tutarında özel Devlet yardımları karşılıksız fon tahsisleri, bu iş için yapılan bağış ve yardımlar ile istimlak bedelleri düşüldükten sonra kalan miktarın 1/3'ü, 4 üncü maddede belirtilen mükellefler adına Belediye Encümeninin kararını müteakip tahakkuk ettirilir.”,
“Payın Tahakkuk Şekli” başlıklı 6 ncı maddesinde:
“Yol Harcamalarına Katılma Payı 5 inci maddeye göre hesaplanan katılma payları toplamının ilgili gayrimenkullerin sahipleri arasında vergi değeri toplamına oranlanması ile bulunur. İki veya daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkul için asıl cepheyi teşkil eden yoldan dolayı düşen pay tam, diğer yollardan dolayı düşen paylar ise yarım olarak tahakkuk ettirilir.” ve
“Payın Tahakkuk Zaman” başlıklı 7 nci maddesinde:
“Yol Harcamalarına Katılma Payının tahakkuku, iş hangi ihale usulüne göre yapılmış olursa olsun, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmasından sonra yapılır.
Şu kadar ki, belediyenin çalışma programı uygulaması gereğince veya teknik zorunluluklar dolayısıyla kısım kısım inşa, tamir veya genişletme yapılması halinde, bitirilerek istifadeye açılmış olması şartı ile, katılma payının kısım kısım da tahakkuku mümkündür.
İşin bitirilerek hizmete açılmış olduğu geçici kabulünün yapılması ile belirlenir.”
Hükümleri yer almaktadır.
Yine aynı Yönetmeliğin “Payın Üst Sınırı” başlıklı 16 ncı maddesinde ise:
“Harcamalara Katılma Payı bina ve arsalarda vergi değerinin % 1 ini geçemez”
Denilmektedir.
Yukarıda sayılan mevzuat hükümlerine göre; yol harcamalarına katılma payının tahakkukunun, iş hangi usule göre yapılmış olursa olsun, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmasından ve geçici kabul yapıldıktan sonra hizmetin yapıldığı yıla ait maliyet bedelleri esas alınarak yapılması gerekmektedir.
İlama konu olayda, geçici kabul işlemleri yapılmış olan bazı yol yapım ve bakım işlerine ait katılım paylarının, mükelleflere (katılım paylarının emlak vergi değerleri üzerinden alınması hasebiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun zamanaşımı sürelerini ilgilendiren 114 üncü maddesi bağlamında) beş yıllık zamanaşımı geçtikten sonra tebliğ edildiği; bunlardan da mükellefler tarafından dava konusu edilip mahkemelerce “katılım paylarının zamanaşımına uğratılmış olduğu” yönünde kararlar alınanlar olduğu görülmüş, bunun üzerine de ilgili Sayıştay Dairesince mevzuatına uygun olarak zamanında tarh, tahakkuk ve tebliğ işlemleri gerçekleştirilmeyen yol harcamalarına katılım paylarının zamanaşımına uğratılmış olması nedeniyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi kapsamında kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Öncelikle, 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesini değiştiren 12.11.2012 tarihinde kabul edilen ve 06.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 28 inci maddesi ile; “Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce aşağıdaki şekillerde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilir.” hükmü getirilmiş ve yine aynı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin (sonradan Anayasa Mahkemesi’nin 12/9/2013 tarihli ve E.:2013/19, K.:2013/100 sayılı Kararı ile iptal edilen) yirmi yedinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yolların inşa, tamir ve genişletilmesi nedeniyle 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca tarh edilmemiş harcamalara katılma payları belediye meclisi kararıyla alınmayabilir.” denilmiş ve bu hükümlere istinaden … Büyükşehir Belediyesi Meclisince … tarihinde alınan … Esas ve … Karar nolu Kararla zamanaşımına uğramış 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait asfalt ve tretuvar işlerinden yol harcamalarına katılma payı alınmamasına karar verilmiştir.
Yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesi Kararının gerekçelerinde de belirtildiği üzere; belediyelerce yol harcamalarına katılma payının alınıp alınmayacağı hususu, ilgili kişilerce önceden bilinebilir ve öngörülebilir bir husus değildir.
Dolayısıyla, alınacak harcamalara katılım payının hem kişiler hem de idareyi duraksamaya ve kuşkuya uğratmayacak şekilde açık, net ve anlaşılır ve (herkese eşit şekilde) uygulanabilir olması gerekmektedir.
Ancak, sorumlunun temyiz dilekçesi ve eklerinden de görüleceği üzere sorumlu(lar)ca; sırasıyla, ilçe belediyeleri mükelleflerinin ada parsel karşılaştırmaları, özellikle mükelleflerin beyanda bulunmamaları ile kimlik numaralarının bilinemeyişi, emlak dairelerindeki personel yetersizliğinin varlığı, … Büyükşehir Belediyesinin yazılım programına katılma ve kullanılmasının doğurduğu zorluk ve gecikmeler, gelişen ilçelerin o bölgede yeni imar uygulamalarına yol açması, yeniden ada parsel çalışmalarına başlanılması gibi sorunların varlığı, süreç içerisindeki daireler arasındaki yazışmaların çokluğu ve şehirlerarası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğindeki yolların sehven hesaplamaya dahil olması gibi birtakım sebepler ilama konu olan harcama katılım paylarının alınıp alınmayacağı hususunda hem İdareyi hem de ilgili kişileri tereddüde sürüklemiş ve söz konusu paylar zamanaşımına uğratılmıştır. Diğer bir deyişle, anılan sebeplerden dolayı harcamalara katılım paylarının alınması için gerekli olan (yukarıda sayılan) şartlar fiilen oluşmamıştır.
Bu bağlamda, gerek -6360 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri karine olarak değerlendirildiğinde- belediye meclis kararıyla harcamalara katılma paylarının alınmamış olmasında mevzuata aykırılık bulunmadığından; gerekse de ilamda sorumluluk yüklenen kamu görevlilerin söz konusu olayda kusur veya ihmallerinin var olmadığı sonucuna varıldığından; herhangi bir kamu zararından söz edilmesi mümkün değildir.
Sonuç olarak, kamu zararına sebebiyet verilmediği anlaşıldığından; 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca 230 sayılı İlamın 29. maddesi ile verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün BOZULMASINA ve (tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğine yönelik) yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE; oy çokluğuyla,
Farklı oy gerekçesi
Üye …’nün farklı oy gerekçesi:
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununa göre; mükelleflere tahakkuk ettirilmesi gereken yol harcamalarına katılma paylarının tahakkuk ettirilmeyerek zamanaşımına uğratıldığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Ancak gerek savunmalardan, gerek savunma ekinde gönderilen iç denetçi raporundan söz konusu katılma paylarının tahsilinde sadece bir memura yüklenemeyecek düzeyde yapısal sorunların olduğu görülmektedir. Bu sorunlar Türkiye Büyük Millet Meclisine de yansımış ve bu çerçevede 2464 sayılı Kanunda değişikliğe gidilmiştir.
6360 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun “Yol harcamalarına katılma payı” başlıklı 86 ncı maddesinin:
“Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde inşa, tamir ve genişletmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden Yol Harcamalarına Katılma Payı alınır.” hükmü,
“.. bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilir”
Şeklinde değiştirilerek, harcamalara katılma payının alınması konusu zorunlu olmaktan çıkarıp belediye meclisinin takdirine bırakılmıştır. Buna ilave olarak, aynı kanunun geçici 1 inci maddesi ile de, geçmişe yönelik olarak alınması zorunlu olan katılma payının herhangi bir şekilde tarh edilmemiş olması hâlinde alınması da belediye meclisinin takdirine bırakılmıştır. Bu değişikliklerin yapılması sırasında önerge sahipleri değişikliğin gerekçesini “86 ncı maddeye göre katılma payı alınması zorunlu. Tahakkuk yapıyorlar fakat tahsil edemiyorlar belediyeler. Tahsil edemiyor yani bu tamamen… Herhangi bir şey değil, bu binlerce insanı ilgilendiriyor, binlerce kişiden tahsil edemiyor. Sadece Ankara ya da İstanbul değil, Türkiye'deki tüm belediyeler için geçerli. Fakat burada sorun şu, çok açık, net olarak ifade ediyorum: Sayıştayın bu tahsil edilemeyen paraların belediye başkanlarından tahsil edilmesi yönünde bir eğilimi söz konusu. Çok açık, yani tartışmasız böyle ve bütün belediyeler için geçerli ama belediye başkanlarının burada yapacağı bir şey yok, tahsilatı yapamıyor, yani bütün yönleri deniyor” şeklinde açıkladıkları görülmektedir. Bu çerçevede değişiklik kabul edilip yasalaşmış ancak 86 ncı maddedeki asıl düzenleme Anayasa Mahkemesine götürülmemiş Kanunun geçici 1 inci maddesinin "(27) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yolların inşa, tamir ve genişletilmesi nedeniyle 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca tarh edilmemiş harcamalara katılma payları belediye meclisi kararıyla alınmayabilir." şeklindeki (27) numaralı fıkrasının iptali istenmiştir. Anayasa Mahkemesi 12.9.2013 tarih 2013/19 esas, 2013/100 karar numaralı Kararında;
“Dava konusu kuralla, belediye gelirleri arasında yer alan yol harcamaları katılma payının alınıp alınmaması hususunda belediye meclislerine geniş bir takdir yetkisi verilmektedir. Kuralda, belediye meclislerinin takdir yetkilerini hangi ölçütler çerçevesinde kullanacağına ilişkin bir belirlemede bulunulmamıştır. Dolayısıyla, harcamalara katılma payının alınıp alınmayacağı hususunun ilgili kişilerce önceden bilinebilir ve öngörülebilir olduğu söylenemez. Bu durumda belediye meclislerine keyfi yorum ve uygulamalarda bulunma yetkisini veren kuralın hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu açıktır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir”
Diyerek söz konusu fıkrayı iptal etmiştir. Ancak bu iptal kararından önce, geçici madde henüz yürürlükteyken … Büyükşehir Belediyesi Meclisince … tarihinde alınan … Esas nolu Kararla 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait asfalt ve tretuvar işlerinden yol harcamalarına katılma payı alınmamasına karar verilmiştir.
Uygulamada bu bedellerin tahsilinde yaşanan sıkıntılar, konunun parlamentoya bu gerekçelerle intikali üzerine parlamentoda yapılan görüşmeler, Kanunun geçici 1 inci maddesinin 27 inci fıkrasının iptali istenirken, 2464 sayılı Kanunun 86 ıncı maddesini değiştiren 28 inci maddesinin iptalinin istenmemesi dolayısıyla parlamento genelinin harcamalara katılma paylarının tahsili konusunda takdir yetkisinin belediye meclisince kullanmasını kabulü birlikte düşünüldüğünde, Anayasanın 160 ıncı maddesi gereği TBMM adına denetim yapan Sayıştayın tüm bu düzenlemelere kayıtsız kalması düşünülemez.
Burada yoruma açık kalan husus, kanundaki geçici düzenlemenin tarh edilmemiş harcamalara katılma payları ile ilgili olduğu hususudur. Ancak henüz tarh işlemleri bile gerçekleştirilmemiş sayısı belirsiz mükellefler affa uğrarken, sadece tarhı gerçekleştirilip tahsili gerçekleştirilememiş olanların aftan yararlanamaması hakkaniyetle bağdaşmaz. Dolayısıyla tarh, tahakkuk, tebliğ ve tahsil işlemine tevessül edilmesi çok zor olan ve bu nedenle kanun değişikliğine gidilen bir hususta, kamu görevlilerine kusur atfetmek ve bu kusurlu eylemleri ile illiyet bağı kurmaktaki güçlük de göz önünde bulundurularak tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur.
Karşı oy gerekçesi
Üyeler …, …, …, … ve …’in karşı oy gerekçesi:
Öncelikli olarak, sorumlu(lar)ca 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesini değiştiren 12.11.2012 tarihinde kabul edilen ve 06.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 28 inci maddesindeki; “Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce aşağıdaki şekillerde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilir.” hükmü ile aynı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin (sonradan Anayasa Mahkemesi’nin 12/9/2013 tarihli ve E.:2013/19, K.:2013/100 sayılı Kararı ile iptal edilen) yirmi yedinci fıkrasındaki; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yolların inşa, tamir ve genişletilmesi nedeniyle 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca tarh edilmemiş harcamalara katılma payları belediye meclisi kararıyla alınmayabilir.” hükmüne istinaden … Büyükşehir Belediyesi Meclisince … tarihinde alınan … Esas ve … Karar nolu Kararla zamanaşımına uğramış 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait asfalt ve tretuvar işlerinden yol harcamalarına katılma payı alınmamasına karar verildiği iddia edilmekte ise de; ilama esas katılım payları, yargılamaya esas rapordan da anlaşılacağı üzere tarhiyatı gerçekleştirilip zamanaşımına uğratılanlarla ilgili olduğundan; anılan Meclis Kararı kapsamında değerlendirilmeleri mümkün görünmemektedir. Daha açık bir ifadeyle, söz konusu katılım paylarının meclis kararı alınarak terkin edilmesi mümkün değildir.
Bunun yanı sıra, ilama esas yargı raporundan da görüleceği üzere harcamalara katılım payına konu olan yerlere ilişkin mükelleflerin ismi, geçici kabul tarihi, zamanaşımı tarihi, dosyasının geliş tarihi, askı tarihi, tebliğe çıkış tarihi ve tebliğ tarihi, idarenin kendi arşivinde bulunan resmi ve somut bilgilerden açık ve net olarak ortaya konulmuş olup, temyiz dilekçesinde belirtilen fiili imkânsızlıklar gibi gerekçelerle bu yerlerden pay alınmamış olması da mevzuat hükümleriyle bağdaşmamaktadır.
Sonuç itibariyle, ilamda kendilerine sorumluluk yüklenen kamu görevlilerinin harcamalara katılım paylarının zamanaşımına uğratılmış olmasında kusur ve ihmallerinin var olduğu bariz olduğundan; temyiz dilekçesindeki iddiaların reddi ile tazmin hükmünün tasdiki gerekir.
Üye …’ın karşı oy gerekçesi:
İlamda; katılım paylarına ilişkin mükellef bazında ayrıntılar ortaya konulmamış, sorumlu(lar)ca bildirilen zamanaşımını kesebilecek veya durdurabilecek durumlara ilişkin iddialar somut ve açık olarak karşılanmamış ve son olarak, sorumlunun (sorumluların); bahse konu zaman aşımına maruz caddelerin, (… Yolu - … Yolu) şehirlerarası ana yol olduğu, vatandaşların ikamet ettikleri ve sahibi oldukları mülklere hizmet edecek servis yollarına (bina ve arsa) önlerine herhangi bir imalat yapılmadığı göz önüne alındığında; şehirlerarası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğinde olan bu yollara sehven katılım payının çıkartıldığı yönündeki açıklamaları ile ilgili hiçbir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu haliyle, söz konusu bu hususlar dikkate alınmadan verilen tazmin hükmü, eksik incelemeye dayanmakta olup yeniden incelemeyi gerektirmektedir.
Bu itibarla, mevcut haliyle tazmin hükmü tesisinde hukuki isabet görülmediğinden; sorumlunun temyiz dilekçesindeki iddialarının kısmen kabulüyle tazmin hükmünün bozularak yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; tazmin hükmüne konu katılım paylarının mükellef bazında ayrıntılarıyla ortaya konularak, gerek zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekse de şehirlerarası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğindeki yolların hesaplamaya dahil edilip edilmediğinin tespit edilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulmasını teminen dosyanın hükmü veren Daireye gönderilmesi gerekir.
Karar verildiği 10.05.2017 tarih ve 43070 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Mükelleflere tahakkuk ettirilmesi gereken yol harcamalarına katılma paylarının tahakkuk ettirilmeyerek zamanaşımına uğratılması;
230 sayılı İlamın 29. maddesiyle; 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununa göre; geçici kabul işlemleri yapılmış olan yol yapım ve bakım çalışmaları neticesinde belediye tarafından bu yollardan yararlanan mükelleflere tahakkuk ettirilmesi gereken yol harcamalarına katılma paylarının tahakkuk ettirilmeyerek zamanaşımına uğratıldığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Sorumlu (Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden Fen İşleri Daire Başkanı …), temyiz dilekçesinde özetle; … Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde; ana arter listesindeki cadde ve sokaklara yapılan asfalt kaplama, bordür-tretuvar işlerinden 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 86-94'ün ilgili maddelerine göre harcamalara katılım payları işlemlerinin AYKOME Şube Müdürlüğünde yürütülmekte olduğunu, hesaplamanın emlak vergi değerleri üzerinden yapılmakta olup, en fazla vergi değerinin % 2’si kadar katılım payı tahakkuk ettirilmekte olduğunu, Aykome Şube Müdürlüğünce Yol Bakım Onarım Şube Müdürlüğünden gönderilen işlem dosyalarında cadde ve sokaklardaki gayrimenkullerin pafta, ada, parsel, kapı numarası, kullanım şekli (mesken-işyeri), mükellifin T.C. kimlik numarası, adı-soyadı ve tebligat adreslerinin öncelikle yerinde (arazide) tespit işlemlerinin yapılmakta olduğunu, tespit işlemleri yapılamayan veya eksik kalan mükelleflerin telefon ile veya Belediyeye gelerek bilgi vermesi için tebligat bırakılmakta olduğunu, daha sonra işin yapıldığı ilçe belediyesinden mükelleflerin emlak vergi bildirimlerindeki ada ve parsel noları karşılaştırılmakta, bu bilgilerin farklı çıkması durumunda doğru bilginin tespiti amacıyla ilgili kurumlarla yazışmalar yapılmakta olduğunu, bununla birlikte emlak vergi bildiriminde bulunmayan, eksik beyan veren ve tapu kayıtları tutmayan mükelleflerin tespit edilmesi durumunda ilgili ilçe belediyesinden gerekli işlemlerin yapılması ve taraflarına bilgi verilmesinin istenmekte olduğunu, bu işlemler için de aylarca zaman geçmekte olduğunu, gecikmenin bir diğer sebebinin de ilçe belediyelerdeki emlak servislerinin yoğun olması ve memurların kendi ilçelerine ait işlere ağırlık vermesi nedeniyle, taraflarından istenen bilgilerin geç gönderilmesinden dolayı geçen süreler olduğunu, bu işlemler ilgili cadde ve sokak bazında tamamlandıktan sonra; büroda yapılan çalışmalarda Mali Hizmetler Daire Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısına istinaden T.C. Kimlik numarası mecburiyeti ve … Büyükşehir Belediyesince E-Belediye programının kullanılma zorunluluğundan dolayı programa mükelleflerin bulunamayan T.C. kimlik numaralarının girilememesi ve sistemin çalıştırılamaması nedeni ile yaklaşık 1,5 (Bir buçuk) yıl Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na dosyaların gönderilemediğini, bu sorunun çözümü için … tarih ve … sayılı yazı ile ilgili birime konu bildirilmiş olup, 2009 yılı başında sanal NA'lı çözüm üretilerek; sistemden Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığına 20.03.2009 tarihinden itibaren işlem dosyaları gönderilmeye başlanıldığını, bu arada Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile T.C. kimlik nosu bulunmayan mükellef işlem dosyalarının iade edileceği bildirilmiş olup bu yazıya karşılık AYKOME Şube Müdürlüğünün … tarih be … sayılı yazısı ile T.C. kimlik nolu mükellef tespitindeki sorunlar bildirilerek; işlerin aksamaması için çözüm istenildiğini, bu arada sistem gereği belirli bir cadde veya sokakta tüm mükelleflerin T.C. kimlik numaralarının tamamı belirlenip, bitirilmeden işlem dosyasının Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığına gönderilmediğinin de bilinmesi gerektiğini, söz konusu sorunların çözülmesi ve işlemlerin bilgisayar ortamında hızlı bir şekilde yürütülebilmesi için ilgili birimlere sırayla aşağıda bahsedilen yazılar ile sorunların 2000 ile 2012 yılları arasında sürekli bildirilmiş olup, sırayla; Kent Bilgi Sistemleri Merkezi Daire Başkanlığı’na … tarih ve … sayılı, İmar İşleri Daire Başkanlığı’na … tarih ve … sayılı, Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı’na … tarih ve … sayılı, Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı’na … tarih ve … sayılı, Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı’na … tarih ve … sayılı, Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı ve Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’na dağıtımlı … tarih ve … sayılı yazıların gönderildiğini, dilekçe ekindeki yazı ekinden görüleceği üzere … ile bazı ilçe belediyeleri arasında 2009 ve 2010 yıllarında protokoller yapılarak bilgi paylaşımını sağlamış olmalarının da ilgili birimlere örnek olarak gönderildiğini, bütün bu yukarıda bahsedilen yazılara en son cevap olarak yine; Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı’na yazılan yazıya … tarih ve … sayılı yazı ile cevap verildiği; ancak bu tarih itibariyle ilçe belediyelerinin yetki ve tasarrufunda bulunan emlak beyan bilgilerinin ortak kullanıma henüz alınamadığı bilgisi verildiğini, bu arada ilgili birimlerle uzunca süredir devam eden yazışmalar sonucu sadece 2008-2009 yıllarına ait toplam 7 ilçeden yeni sadece 4 ilçe olan …, …, …, … ilçelerine ait tapu veri kayıtlarının … tarih ve … sayılı yazı ile AYKOME Şube Müdürlüğü’ne teslim edilebildiğini, diğer yandan, ilçe belediyelerinden örneğin … Belediye Başkanlığından … tarih ve … sayılı yazı ile mükellef bilgilerinin istenildiğini; ancak bu bilgilerin 3 (üç) ay sonra dahi … Belediye Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı yazılarından görüleceği üzere yazışma ile temin edilememiş olup mevcut 3 (üç) personelden 1 (bir) personelin bizzat ilgili Belediyeye giderek emlak bilgileri elden tek tek alarak işlemin tamamlanabildiğini, ayrıca … ilçesi gibi gelişmekte olan bölgelerde imar uygulamaları sonucu taşınmazların kadastro sınırı, ada, parsel nolarında yapılan değişiklikler nedeniyle ilgili kadastro müdürlükleri ve tapu dairelerindeki incelemelerin yine mevcut 3 (üç) personelden 1 (bir) personelle yapılması zarureti doğduğunu ve zaman kaybı yaşandığını, diğer yandan söz konusu caddelerde 2664 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre işlem yapılırken bazı parsellerde yukarıda bahsedilen sebeplerin yanında, parselasyon değişikliklerinden dolayı emlak vergisi ve tebligat adreslerinde ve tespit işlemleri esnasında gecikmeler olduğunu, bunun yanı sıra, bahse konu zaman aşımına maruz caddelerin (… Yolu - … Yolu) şehirlerarası ana yol olduğu, vatandaşların ikamet ettikleri ve sahibi oldukları mülklere hizmet edecek servis yollarına (bina ve arsa) önlerine herhangi bir imalat yapılmadığı göz önüne alınırsa şehirlerarası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğinde olan bu yollara sehven katılım payının çıkartıldığının düşünülmekte olduğunu, Müdürlüklerinin dışında gelişen ve aşamadıkları yukarıda bahse konu sorunlar ile ilgili en son 2011 yılında harcamalara katılım paylarının işlemlerinin, … Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına direk bağlı olan iç denetim birimindeki iç denetçiler tarafından denetlenerek düzenlenen nihai rapor sonucunda … Büyükşehir Belediye Başkanı ile Maliye Bakanlığı İç Denetim Koordinasyon Kuruluna dağılımlı olarak … tarih ve … sayılı yazı ile bildirildiğini, AYKOME Şube Müdürlüğü ile diğer ilgili müdürlüklerin yıllarca süren yukarıda ifade edilen sorunlarının aşılmaması neticesinde konunun 2012 yılı sonunda … Büyükşehir Belediye Meclisi gündeminde görüşülerek zamanaşımına uğrayan 2005-2006-2007 yıllarına ait katılım paylarının alınmamasına … tarih ve … sayılı Karar ile karar verildiğini, Fen İşleri Daire Başkanı olarak tüm yatırım uygulamalarının tarafından yürütüldüğü diğer şube müdürlüklerinin işleri ve daha önce yapılan katılım payları işlemlerinde hiç zamanaşımı olmadığı düşünülürse, harcamalara katılım payının zamanaşımına uğrayıp uğramadığını takip etmesinin kesinlikle mümkün olmadığını, ayrıca şube müdürleri ve görevli memurlar tarafından zamanaşımı konusunda tarafına herhangi bir bilgi verilmediğini, sonuç olarak, yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde AYKOME Şube Müdürlüğü olarak harcamalara katılım paylarının tahsil edilebilmesi amacıyla gerekli hesaplamalarda bulunulduğunu; ancak gerek mükelleflerden gerekse ilgili diğer kurumlardan (ilçe belediyesinden, daire başkanlıklarından) temin edilmesi gereken bilgi ve belgelerin tüm girişimlerine rağmen zamanında tam ve sağlıklı olarak taraflarına ulaştırılmaması nedeniyle bir kısmının zamanaşımına uğraması sonucu kamu zararı meydana geldiğini, ancak bu kamu zararının, kişisel kusurlardan ve ihmalden dolayı değil, taraflarına yüklenemeyecek hizmet kusurlarından dolayı meydana geldiğinden bu konu ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılarak, beraatına karar verilmesini arz etmiştir.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak ilamda Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumluluğu bulunan ve buna ilişkin 39652 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen …, temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; öncelikle sorguda bahse konu zamanaşımına maruz caddelerin (… Yolu ve … Yolu) şehirlerarası ana yol olduğunu, bunların servis yollarına herhangi bir imalat yapılmadığı da göz önüne alınırsa; bahse konu yolların T.C. Karayolları Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda (devir protokolleri henüz imzalanmadığından) olduğunu, 2013 yılında da söz konusu … Yolu ve … Yoluna (… Caddesine) yol düzenleme genişletme ve asfalt çalışmalarının T.C. Karayolları Bölge Müdürlüğünce yapıldığı da göz önüne alınırsa; 2464 sayılı Kanunun 86-87 nci maddeleri gereğince “şehirler arası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğinde olan ve Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılan belediye sınırı ve mücavir alandaki yollardan pay alınmaması” gerektiğinden sehven bu yerlere katılım payı çıkartıldığı kanaatinde olduklarını, diğer yandan söz konusu caddelerde 2464 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre işlem yapılırken bazı parsellerde parselasyon değişikliklerinden dolayı, emlak vergisi ve tebligat adreslerinde de tespit işlemleri esnasında gecikmeler olduğunu, bu gecikme nedenlerinin 6183 sayılı Amme Alacakları Kanunu ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili maddelerinde mücbir sebep olarak kabul edildiğini, ilgili kanunlarda mücbir sebeplerle ilgili “tahakkuk zamanaşımını durduran başka bir nedenin de mücbir sebepler olduğunun” ifade edildiğini, buradan da anlaşılacağı üzere, mücbir sebeplerin sadece kanunda yazılı hallerle sınırlı olarak değil, buna benzeyen halleri de kapsayacak şekilde belirlendiğini, buna göre mücbir sebeplerinden herhangi birinin bulunması halinde sürelerin, bu sebeplerin kalkmasına kadar işlemeyeceğini, tarh zamanaşımının da işlemeyen süreler kadar uzatılacağının bildirildiğini, bununla birlikte bazı kanunlara konulan istisnai hükümlerle “zaman aşımının başlangıcını idarenin öğrendiği tarihe bağlamak suretiyle” bu sürenin uzatıldığını, zamanaşımı müessesesinin, alacak-borç ilişkisinde yükümlünün çıkarlarına hizmet ettiği için, alacaklının da çıkarını korumak üzere zamanaşımı süresinin işlemesini durduran ve kesen nedenler olarak kabul edildiğini, alacaklının alacağını izleme olanağının kalmaması veya bunun çok zor olması halinde zamanaşımı süresinin duracağını; zamanaşımının, sürenin işlemesine engel durumun kalkmasıyla kaldığı yerden işlemeye başlayacağını, zamanaşımının durmasının fiili veya hukuki zorunluluklar gereği kabul edildiğini, ancak zamanaşımının durmasının alacaklı (idare) lehine tanınmış bir olanak olduğunu, çünkü zamanaşımının süresinin geçmesiyle birlikte alacaklının (idarenin) alacağını isteme hakkını kaybetmekte olup, bazı durumlarda alacaklının alacağını her türlü takip etmesine rağmen zamanaşımı süresi dolmuşsa bu durumda alacağının zamanaşımına uğramış olmasının yeterli görülmediğini, bununla ilgili Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun bu durumda zamanaşımının durması gerektiğini kabul ettiği emsal kararlarının bulunmakta olduğunu (Örneğin; D.İ.B.K. Kararı Esas No: 1969/6, 1970/13; Karar No:1979/2-08/03/1979 tarihli Karardaki "vergi dairesince tarh ve tebliğ işlemine tevessül edilmesi imkansız bulunması durumlarında, söz konusu vergi dairesine bir kusur atfının mümkün olamayacağına dair" hükmün görülebileceğini), harcamalara katılım payı vergisi benzeri olan, emlak vergisinde de tarh zamanaşımının; Emlak Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi uyarınca, bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zamanaşımının, bu bina ve arazinin bildirim dışı bırakıldığının idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlamakta olduğunu, burada da veraset ve intikal vergisindeki duruma benzer bir durum söz konusu olup, zamanaşımı süresinin başlamasının, bu durumun idare tarafından öğrenilmesine bağlandığını, özellik gösteren bu durumlardan hareketle; veraset ve intikal vergisi ile emlak vergisinde, idarenin söz konusu olaydan haberdar olmaması durumunda zamanaşımının sonsuza kadar uzamış olacağını, tüm bu nedenlerden dolayı iştirak payı bedellerinin tahsil edilmesinde, kamu alacağı olarak herhangi bir aksine sebep bulunmamakta olduğunu, aksi durumda borcunu düzenli biçimde ödeyen mükellefler aleyhine adalet ve eşitlik ilkelerini zedeleyici durumların ortaya çıkacağının aşikar olduğunu, takdir edileceği üzere, idari işlemlerde müdürlüğe gelen yazıları müdürün saklaması, dosyalaması, tek tek hepsinin takip edilmesi yöntemi olmadığı gibi, bunun fiilen mümkün de olmadığını, tüm ülkemizdeki uygulamalara göre, bir yazının havale edildikten sonra ilgili büroya gideceğini, o bürodan sorumlu amir, şef veya memurun yazıyı işleme koyacağını, Müdürlükte göreve başladığı 2010 yılına kadar; 5-yıllık zamanaşımı süresi dolmasına az bir zaman kaldığından dolayı, zamanaşımı olayına maruz kalınmaya sebep olunmasına kişisel olarak herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalinin bulunmadığı hususunu da ayrıca ifade etmek istediğini, sonuç olarak; bütün bu yukarıda açıklamaya çalıştığı gecikmeli işlemlerin, idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklandığı gerçeğinin ortaya çıktığını, yani idarece yürütülen hizmetin kuruluşunda, düzenlenmesinde ve işleyişinde ortaya çıkan her türlü bozukluk, aksaklık ve eksikliklerin söz konusu olaya sebep olduğunu, olay, idarenin verdiği yetki ve olanakları kullanılarak yapılan hizmet sırasındaki kusur nedeniyle meydana geldiğinden dolayı; idarenin personeli olarak şahsi kusurlarından meydana geldiğinden bahsedilemeyeceği hususunun, Anayasanın ve İdare Hukukunun amir hükümlerinde aşikar olduğu kanaatinde olduklarını belirterek Müdürlüklerince yukarıda bahsedilen tüm bu sebepler göz önüne alınarak bugüne kadar özverili, düzenli ve titiz çalışmalar yapılan iştirak payları işlemleri ile ilgili taraflarınca kişisel kusur veya ihmallerden kaynaklanan, mevzuata aykırı herhangi bir işlem veya eylem sonucu kamu zararına sebep olunmadığı hususu takdirlerimize sunularak; bu konu ile ilgili tazmin hükmünün kaldırılarak beraatine karar verilmesini istemiştir.
Başsavcılık mütalaasında özetle; Dairesince, “geçici kabul” işlemleri yapılmış olan yol yapım ve bakım çalışmaları neticesinde belediye tarafından bu yollardan yararlanan mükelleflere tahakkuk ettirilmesi gereken yol harcamalarına katılma paylarının tahakkuk ettirilmeyerek zamanaşımına uğratılması sonucu kamu zararına hükmedildiği, sorumlunun, savunmasında; büyükşehir belediye sınırları içerisinde ana arter listesindeki cadde ve sokaklara yapılan asfalt kaplama, bordür tretuvar işlerinden dolayı 2464/86 ncı ve 2464/94 üncü maddelerine göre harcamalara katılım paylarına katılma işlemlerinin AYKOME Şube Müdürünce, hesaplamanın emlak vergi değerleri üzerinden yapıldığını; sırasıyla, ilçe belediyeleri mükelleflerinin ada parsel karşılaştırmaları, özellikle mükelleflerin beyanda bulunmamaları ile kimlik numaralarının bilinemeyişi, emlak dairelerindeki personel yetersizliğinin varlığı, … Büyükşehir Belediyesinin yazılım programına katılma ve kullanılmasının doğurduğu zorluk ve gecikmeler, gelişen ilçelerin o bölgede yeni imar uygulamalarına yol açması, yeniden ada parsel çalışmalarına başlanılması gibi sorunların varlığına işaret ederek; süreç içindeki daireler arasındaki yazışmaların çokluğunu belirtip bu yoldaki gayretin görülebileceğine işaret etmekte, şehirlerarası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğindeki yolların sehven hesaplamaya dahil olmasının yarattığı karışıklığı da ifade edip, Büyükşehir Belediyesinin iç denetim birimi marifetiyle düzenlenen raporunun bu konuda olduğunu, sorunların aşılamaması sonrası 2005-2007 yıllarına ait katılım paylarının alınmamasına … tarihinde Büyükşehir Belediye Meclisince karar verildiğini, bu nedenle kişisel kusur ve ihmalinin olmadığı dolayısıyla tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ettiği ifade edildikten sonra Türkiye’nin kadastral durumunun 10 yıl öncesine kadar % 50-60 düzeyinde iken özel sektörden de faydalanmak suretiyle, kadastral çalışmaların -cılız da olsa bazı alanlar hariç- 5, 6 yıl önce tamamlanabildiği, hızla artan şehre göç ve azımsanmayacak düzeydeki nüfus artışı, çok değerlenen bina ve araziler, yeni yeni imar planlarının yapılması, doğan sosyal-hukuki tartışmalar göz önüne alınıldığında; 20.11.2012 tarih 6360 sayılı Onüç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'de Değişiklik yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1/27 fıkrası hükmünün karine olarak değerlendirilmesi yapıldığında; kamu zararı olarak görülecek ihmalin var olmadığı sonucuna ulaşıldığından, ilgili talebinin kabulünün uygun olacağı belirtilmiştir.
İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan … ve aynı ilam maddesinde sorumluluğu bulunan ve 39652 sayılı dosyayla duruşma talebinde bulunan … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun “Yol harcamalarına katılma payı” başlıklı 86 ncı maddesinde:
“Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde inşa, tamir ve genişletmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden Yol Harcamalarına Katılma Payı alınır;
a) Yeni yol açılması,
b) Mevcut yolların yüzde 40 nispetinde veya daha fazla genişletilmesi,
c) Kaldırımsız ve bakımsız bulunan yolların kaldırım veya parke kaldırım haline getirilmesi veya asfalt yapılması, kaldırım veya şose halindeki yolların da parke, beton veya asfalta çevrilmesi,
d) Mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi,
Yolların kaldırımlar da dahil olmak üzere (15) metreden fazla genişliklerine düşen giderler, belediyelere ait olup harç payına konu teşkil etmez.
İki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller için asıl cepheyi teşkil eden yoldan düşen pay tam, diğer yollara ait pay ise yarım olarak hesaplanır.”
Denilmekte, aynı Kanunun “Yönetmelikle Tespit Olunacak Hususlar” başlıklı 94 üncü maddesinde ise:
“Harcamalara Katılma Paylarının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye, Bayındırlık ve İmar ve İskan Bakanlıklarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca düzenlenecek bir yönetmelikte belirtilir.”
Hükmü yer almaktadır.
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununa dayanılarak çıkarılan, 21.08.1981 tarih ve 17435 numaralı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Harcamalara Katılma Payları İle İlgili Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin A-Yol Harcamalarına Katılma Payına ilişkin “Mahiyeti” başlıklı 4 üncü maddesinde:
“Belediye veya bağlı kuruluşlarınca, belediye sınırları ve mücavir alanlar içerisinde,
a) Yeni yol açılması,
b) Mevcut yolların % 40 oranında veya daha fazla genişletilmesi,
c) Kaldırımsız ve bakımsız bulunan yolların kaldırım veya parke kaldırım haline getirilmesi veya asfalt yapılması, kaldırım veya şose halindeki yolların da parke, beton veya asfalta çevrilmesi,
d) Mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi,
hallerinde bu yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden Yol Harcamalarına Katılma Payı alınır.”,
“Payın Hesaplanması” başlıklı 5 inci maddesinde:
“Yol Harcamalarına Katılma Payı bir program dahilinde veya istek üzerine doğrudan doğruya yapılan işlerde, 4 üncü madde de belirlenen hizmetler için yapılan giderlerin 1/3'üdür. Giderlerin hesaplanmasında maliyet, işler hangi ihale usulü ile yapılmış olursa olsun, Bayındırlık Bakanlığı ve İller Bankası Genel Müdürlüğünün o yıllar için tespit ederek yayınlandığı birim fiyatlar ve rayiçlere göre hesaplanan gerçek bedeli geçemez.
Yolların kaldırımlar da dâhil olmak üzere (15) metreden fazla genişliklerine düşen giderler, belediyelere ait olup, harç hesaplanmasında bu giderler nazara alınmaz.
Böylece hesaplanan gider tutarında özel Devlet yardımları karşılıksız fon tahsisleri, bu iş için yapılan bağış ve yardımlar ile istimlak bedelleri düşüldükten sonra kalan miktarın 1/3'ü, 4 üncü maddede belirtilen mükellefler adına Belediye Encümeninin kararını müteakip tahakkuk ettirilir.”,
“Payın Tahakkuk Şekli” başlıklı 6 ncı maddesinde:
“Yol Harcamalarına Katılma Payı 5 inci maddeye göre hesaplanan katılma payları toplamının ilgili gayrimenkullerin sahipleri arasında vergi değeri toplamına oranlanması ile bulunur. İki veya daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkul için asıl cepheyi teşkil eden yoldan dolayı düşen pay tam, diğer yollardan dolayı düşen paylar ise yarım olarak tahakkuk ettirilir.” ve
“Payın Tahakkuk Zaman” başlıklı 7 nci maddesinde:
“Yol Harcamalarına Katılma Payının tahakkuku, iş hangi ihale usulüne göre yapılmış olursa olsun, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmasından sonra yapılır.
Şu kadar ki, belediyenin çalışma programı uygulaması gereğince veya teknik zorunluluklar dolayısıyla kısım kısım inşa, tamir veya genişletme yapılması halinde, bitirilerek istifadeye açılmış olması şartı ile, katılma payının kısım kısım da tahakkuku mümkündür.
İşin bitirilerek hizmete açılmış olduğu geçici kabulünün yapılması ile belirlenir.”
Hükümleri yer almaktadır.
Yine aynı Yönetmeliğin “Payın Üst Sınırı” başlıklı 16 ncı maddesinde ise:
“Harcamalara Katılma Payı bina ve arsalarda vergi değerinin % 1 ini geçemez”
Denilmektedir.
Yukarıda sayılan mevzuat hükümlerine göre; yol harcamalarına katılma payının tahakkukunun, iş hangi usule göre yapılmış olursa olsun, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmasından ve geçici kabul yapıldıktan sonra hizmetin yapıldığı yıla ait maliyet bedelleri esas alınarak yapılması gerekmektedir.
İlama konu olayda, geçici kabul işlemleri yapılmış olan bazı yol yapım ve bakım işlerine ait katılım paylarının, mükelleflere (katılım paylarının emlak vergi değerleri üzerinden alınması hasebiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun zamanaşımı sürelerini ilgilendiren 114 üncü maddesi bağlamında) beş yıllık zamanaşımı geçtikten sonra tebliğ edildiği; bunlardan da mükellefler tarafından dava konusu edilip mahkemelerce “katılım paylarının zamanaşımına uğratılmış olduğu” yönünde kararlar alınanlar olduğu görülmüş, bunun üzerine de ilgili Sayıştay Dairesince mevzuatına uygun olarak zamanında tarh, tahakkuk ve tebliğ işlemleri gerçekleştirilmeyen yol harcamalarına katılım paylarının zamanaşımına uğratılmış olması nedeniyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi kapsamında kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Öncelikle, 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesini değiştiren 12.11.2012 tarihinde kabul edilen ve 06.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 28 inci maddesi ile; “Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce aşağıdaki şekillerde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilir.” hükmü getirilmiş ve yine aynı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin (sonradan Anayasa Mahkemesi’nin 12/9/2013 tarihli ve E.:2013/19, K.:2013/100 sayılı Kararı ile iptal edilen) yirmi yedinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yolların inşa, tamir ve genişletilmesi nedeniyle 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca tarh edilmemiş harcamalara katılma payları belediye meclisi kararıyla alınmayabilir.” denilmiş ve bu hükümlere istinaden … Büyükşehir Belediyesi Meclisince … tarihinde alınan … Esas ve … Karar nolu Kararla zamanaşımına uğramış 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait asfalt ve tretuvar işlerinden yol harcamalarına katılma payı alınmamasına karar verilmiştir.
Yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesi Kararının gerekçelerinde de belirtildiği üzere; belediyelerce yol harcamalarına katılma payının alınıp alınmayacağı hususu, ilgili kişilerce önceden bilinebilir ve öngörülebilir bir husus değildir.
Dolayısıyla, alınacak harcamalara katılım payının hem kişiler hem de idareyi duraksamaya ve kuşkuya uğratmayacak şekilde açık, net ve anlaşılır ve (herkese eşit şekilde) uygulanabilir olması gerekmektedir.
Ancak, sorumlunun temyiz dilekçesi ve eklerinden de görüleceği üzere sorumlu(lar)ca; sırasıyla, ilçe belediyeleri mükelleflerinin ada parsel karşılaştırmaları, özellikle mükelleflerin beyanda bulunmamaları ile kimlik numaralarının bilinemeyişi, emlak dairelerindeki personel yetersizliğinin varlığı, … Büyükşehir Belediyesinin yazılım programına katılma ve kullanılmasının doğurduğu zorluk ve gecikmeler, gelişen ilçelerin o bölgede yeni imar uygulamalarına yol açması, yeniden ada parsel çalışmalarına başlanılması gibi sorunların varlığı, süreç içerisindeki daireler arasındaki yazışmaların çokluğu ve şehirlerarası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğindeki yolların sehven hesaplamaya dahil olması gibi birtakım sebepler ilama konu olan harcama katılım paylarının alınıp alınmayacağı hususunda hem İdareyi hem de ilgili kişileri tereddüde sürüklemiş ve söz konusu paylar zamanaşımına uğratılmıştır. Diğer bir deyişle, anılan sebeplerden dolayı harcamalara katılım paylarının alınması için gerekli olan (yukarıda sayılan) şartlar fiilen oluşmamıştır.
Bu bağlamda, gerek -6360 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri karine olarak değerlendirildiğinde- belediye meclis kararıyla harcamalara katılma paylarının alınmamış olmasında mevzuata aykırılık bulunmadığından; gerekse de ilamda sorumluluk yüklenen kamu görevlilerin söz konusu olayda kusur veya ihmallerinin var olmadığı sonucuna varıldığından; herhangi bir kamu zararından söz edilmesi mümkün değildir.
Sonuç olarak, kamu zararına sebebiyet verilmediği anlaşıldığından; 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca 230 sayılı İlamın 29. maddesi ile verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün BOZULMASINA ve (tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğine yönelik) yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE; oy çokluğuyla,
Farklı oy gerekçesi
Üye …’nün farklı oy gerekçesi:
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununa göre; mükelleflere tahakkuk ettirilmesi gereken yol harcamalarına katılma paylarının tahakkuk ettirilmeyerek zamanaşımına uğratıldığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Ancak gerek savunmalardan, gerek savunma ekinde gönderilen iç denetçi raporundan söz konusu katılma paylarının tahsilinde sadece bir memura yüklenemeyecek düzeyde yapısal sorunların olduğu görülmektedir. Bu sorunlar Türkiye Büyük Millet Meclisine de yansımış ve bu çerçevede 2464 sayılı Kanunda değişikliğe gidilmiştir.
6360 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun “Yol harcamalarına katılma payı” başlıklı 86 ncı maddesinin:
“Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde inşa, tamir ve genişletmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden Yol Harcamalarına Katılma Payı alınır.” hükmü,
“.. bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilir”
Şeklinde değiştirilerek, harcamalara katılma payının alınması konusu zorunlu olmaktan çıkarıp belediye meclisinin takdirine bırakılmıştır. Buna ilave olarak, aynı kanunun geçici 1 inci maddesi ile de, geçmişe yönelik olarak alınması zorunlu olan katılma payının herhangi bir şekilde tarh edilmemiş olması hâlinde alınması da belediye meclisinin takdirine bırakılmıştır. Bu değişikliklerin yapılması sırasında önerge sahipleri değişikliğin gerekçesini “86 ncı maddeye göre katılma payı alınması zorunlu. Tahakkuk yapıyorlar fakat tahsil edemiyorlar belediyeler. Tahsil edemiyor yani bu tamamen… Herhangi bir şey değil, bu binlerce insanı ilgilendiriyor, binlerce kişiden tahsil edemiyor. Sadece Ankara ya da İstanbul değil, Türkiye'deki tüm belediyeler için geçerli. Fakat burada sorun şu, çok açık, net olarak ifade ediyorum: Sayıştayın bu tahsil edilemeyen paraların belediye başkanlarından tahsil edilmesi yönünde bir eğilimi söz konusu. Çok açık, yani tartışmasız böyle ve bütün belediyeler için geçerli ama belediye başkanlarının burada yapacağı bir şey yok, tahsilatı yapamıyor, yani bütün yönleri deniyor” şeklinde açıkladıkları görülmektedir. Bu çerçevede değişiklik kabul edilip yasalaşmış ancak 86 ncı maddedeki asıl düzenleme Anayasa Mahkemesine götürülmemiş Kanunun geçici 1 inci maddesinin "(27) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yolların inşa, tamir ve genişletilmesi nedeniyle 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca tarh edilmemiş harcamalara katılma payları belediye meclisi kararıyla alınmayabilir." şeklindeki (27) numaralı fıkrasının iptali istenmiştir. Anayasa Mahkemesi 12.9.2013 tarih 2013/19 esas, 2013/100 karar numaralı Kararında;
“Dava konusu kuralla, belediye gelirleri arasında yer alan yol harcamaları katılma payının alınıp alınmaması hususunda belediye meclislerine geniş bir takdir yetkisi verilmektedir. Kuralda, belediye meclislerinin takdir yetkilerini hangi ölçütler çerçevesinde kullanacağına ilişkin bir belirlemede bulunulmamıştır. Dolayısıyla, harcamalara katılma payının alınıp alınmayacağı hususunun ilgili kişilerce önceden bilinebilir ve öngörülebilir olduğu söylenemez. Bu durumda belediye meclislerine keyfi yorum ve uygulamalarda bulunma yetkisini veren kuralın hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu açıktır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir”
Diyerek söz konusu fıkrayı iptal etmiştir. Ancak bu iptal kararından önce, geçici madde henüz yürürlükteyken … Büyükşehir Belediyesi Meclisince … tarihinde alınan … Esas nolu Kararla 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait asfalt ve tretuvar işlerinden yol harcamalarına katılma payı alınmamasına karar verilmiştir.
Uygulamada bu bedellerin tahsilinde yaşanan sıkıntılar, konunun parlamentoya bu gerekçelerle intikali üzerine parlamentoda yapılan görüşmeler, Kanunun geçici 1 inci maddesinin 27 inci fıkrasının iptali istenirken, 2464 sayılı Kanunun 86 ıncı maddesini değiştiren 28 inci maddesinin iptalinin istenmemesi dolayısıyla parlamento genelinin harcamalara katılma paylarının tahsili konusunda takdir yetkisinin belediye meclisince kullanmasını kabulü birlikte düşünüldüğünde, Anayasanın 160 ıncı maddesi gereği TBMM adına denetim yapan Sayıştayın tüm bu düzenlemelere kayıtsız kalması düşünülemez.
Burada yoruma açık kalan husus, kanundaki geçici düzenlemenin tarh edilmemiş harcamalara katılma payları ile ilgili olduğu hususudur. Ancak henüz tarh işlemleri bile gerçekleştirilmemiş sayısı belirsiz mükellefler affa uğrarken, sadece tarhı gerçekleştirilip tahsili gerçekleştirilememiş olanların aftan yararlanamaması hakkaniyetle bağdaşmaz. Dolayısıyla tarh, tahakkuk, tebliğ ve tahsil işlemine tevessül edilmesi çok zor olan ve bu nedenle kanun değişikliğine gidilen bir hususta, kamu görevlilerine kusur atfetmek ve bu kusurlu eylemleri ile illiyet bağı kurmaktaki güçlük de göz önünde bulundurularak tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur.
Karşı oy gerekçesi
Üyeler …, …, …, … ve …’in karşı oy gerekçesi:
Öncelikli olarak, sorumlu(lar)ca 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesini değiştiren 12.11.2012 tarihinde kabul edilen ve 06.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 28 inci maddesindeki; “Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce aşağıdaki şekillerde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilir.” hükmü ile aynı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin (sonradan Anayasa Mahkemesi’nin 12/9/2013 tarihli ve E.:2013/19, K.:2013/100 sayılı Kararı ile iptal edilen) yirmi yedinci fıkrasındaki; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yolların inşa, tamir ve genişletilmesi nedeniyle 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca tarh edilmemiş harcamalara katılma payları belediye meclisi kararıyla alınmayabilir.” hükmüne istinaden … Büyükşehir Belediyesi Meclisince … tarihinde alınan … Esas ve … Karar nolu Kararla zamanaşımına uğramış 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait asfalt ve tretuvar işlerinden yol harcamalarına katılma payı alınmamasına karar verildiği iddia edilmekte ise de; ilama esas katılım payları, yargılamaya esas rapordan da anlaşılacağı üzere tarhiyatı gerçekleştirilip zamanaşımına uğratılanlarla ilgili olduğundan; anılan Meclis Kararı kapsamında değerlendirilmeleri mümkün görünmemektedir. Daha açık bir ifadeyle, söz konusu katılım paylarının meclis kararı alınarak terkin edilmesi mümkün değildir.
Bunun yanı sıra, ilama esas yargı raporundan da görüleceği üzere harcamalara katılım payına konu olan yerlere ilişkin mükelleflerin ismi, geçici kabul tarihi, zamanaşımı tarihi, dosyasının geliş tarihi, askı tarihi, tebliğe çıkış tarihi ve tebliğ tarihi, idarenin kendi arşivinde bulunan resmi ve somut bilgilerden açık ve net olarak ortaya konulmuş olup, temyiz dilekçesinde belirtilen fiili imkânsızlıklar gibi gerekçelerle bu yerlerden pay alınmamış olması da mevzuat hükümleriyle bağdaşmamaktadır.
Sonuç itibariyle, ilamda kendilerine sorumluluk yüklenen kamu görevlilerinin harcamalara katılım paylarının zamanaşımına uğratılmış olmasında kusur ve ihmallerinin var olduğu bariz olduğundan; temyiz dilekçesindeki iddiaların reddi ile tazmin hükmünün tasdiki gerekir.
Üye …’ın karşı oy gerekçesi:
İlamda; katılım paylarına ilişkin mükellef bazında ayrıntılar ortaya konulmamış, sorumlu(lar)ca bildirilen zamanaşımını kesebilecek veya durdurabilecek durumlara ilişkin iddialar somut ve açık olarak karşılanmamış ve son olarak, sorumlunun (sorumluların); bahse konu zaman aşımına maruz caddelerin, (… Yolu - … Yolu) şehirlerarası ana yol olduğu, vatandaşların ikamet ettikleri ve sahibi oldukları mülklere hizmet edecek servis yollarına (bina ve arsa) önlerine herhangi bir imalat yapılmadığı göz önüne alındığında; şehirlerarası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğinde olan bu yollara sehven katılım payının çıkartıldığı yönündeki açıklamaları ile ilgili hiçbir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu haliyle, söz konusu bu hususlar dikkate alınmadan verilen tazmin hükmü, eksik incelemeye dayanmakta olup yeniden incelemeyi gerektirmektedir.
Bu itibarla, mevcut haliyle tazmin hükmü tesisinde hukuki isabet görülmediğinden; sorumlunun temyiz dilekçesindeki iddialarının kısmen kabulüyle tazmin hükmünün bozularak yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; tazmin hükmüne konu katılım paylarının mükellef bazında ayrıntılarıyla ortaya konularak, gerek zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekse de şehirlerarası yolların uzantısı ve bağlantısı niteliğindeki yolların hesaplamaya dahil edilip edilmediğinin tespit edilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulmasını teminen dosyanın hükmü veren Daireye gönderilmesi gerekir.
Karar verildiği 10.05.2017 tarih ve 43070 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:06