Sayıştay 6. Dairesi 39310 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
39310
16 Haziran 2015
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2011
-
Daire: 6
-
Dosya No: 39310
-
Tutanak No: 40641
-
Tutanak Tarihi: 16.06.2015
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:
- 128 sayılı İlam’ın 23. maddesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesine ait bazı taşınmazların kira sözleşmelerinde belirtilen süreden önce kiracıları tarafından boşaltıldığı ve taşınmazlar için sözleşmede belirtilen hükme binaen süre bitimine kadar ödenmesi taahhüt edilen kira bedellerinin tahsil edilmemesi nedeniyle 14.529,30 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Sorumlu dilekçesinde özetle; 10000 civarında gayrimenkulün denetiminden sorumlu olarak Emlak Yönetimi Dairesi Başkanlığı görevini 21/07/2011 tarihinden itibaren yürüttüğünü,
970 icar no.lu dosyada işlem gören dükkanı işleten İsa Doğan GERİLER ile belediye arasında yapılan kira sözleşmesinde yer alan hüküm gereği dükkanın boş kaldığı (yıllık kira bedeli 12.650,00 TL) 09/02/2011-31/12/2011 dönemi için 322 günlük 11.314,72 TL kira bedelinin ödenmesi hususunun adı geçene yazıyla bildirildiğini, ancak bir ödeme yapılmadığından, tahsil için yasal işlemlerin başlatıldığını (İzmir 13. İcra Müdürlüğü tarafından 14/01/2015 tarihli dosya ile icra takibi başlatılmış olup, ilamsız takipte ödeme emri tebligatının yapıldığını,)
1119 icar no.lu dosyada işlem gören dükkanı işleten Ağşahin Gıda Tur. İnş. ve Malz. Teks. Akar. Oto Alım Satım Yıkama San. ve Tic. Ltd. Şti. ile belediye arasında yapılan kira sözleşmesinde yer alan hüküm gereği söz konusu dükkanın boş kaldığı (yıllık kira bedeli 5.617.70 TL) 04/06/2011-31/12/2011 dönemi için 206 günlük 3.214.58 TL kira bedelinin ödenmesi hususunun ilgiliye bildirildiğini, ödeme yapılmadığından, bedelin tahsili için İzmir 20. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatılmış ve ilamsız takipte ödeme emri tebligatı yapılmış olup sürecin devam ettiğini,
İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) itirazın İptali davasının konuya emsal olarak gösterilebileceğini, anılan davaya ilişkin 19/03/2013 tarih, 2012/1278 E. ve 2013/265 K. sayılı kararda sözleşme özel şartnamesinin 18. maddesinde yazılı ödemenin, kiralanan boşaltıldıktan sonra geçecek "makul süre"deki kira kaybını karşılama amaçlı olduğu, Türk Borçlar Yasası'nın 325. maddesi gereğince bu makul sürede kiracının kira borcu olduğunun kabul edilmesi gerektiğinin ve bu sürenin iki ay olduğunun belirtildiğini, kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05/03/2014 tarih, 2013/9301 E. ve 2014/2553 K. sayılı İlamı ile onandığını,
Alacakların tahsil işlemlerinin yürütüldüğünü ve hususun dava konusu edildiğini, mahkeme kararı ile alacağa hükmedilmesiyle bir kamu alacağından ve kamu zararından bahsedilebileceğini, anılan Yargıtay kararı da dikkate alındığında bedelin iki aylık olarak tahsil edilebileceği öngörüldüğünü, emsal mahkeme kararı dikkate alınarak İlamdaki tazmin hükmünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini; kendilerince emsal karar dikkate alınarak yıllık kira bedeli üzerinden 2 (iki) aylık kira bedelleri olan 2.108,33 TL’nin 12/05/2014 tarihli, 936,28 TL’nin 02/06/2014 tarihli yazılarla gecikme faizi ile birlikte ödenmesinin ahizlerine bildirildiğini,
Ayrıca, iki kira sözleşmesi de incelendiğinde;
970 icar nolu dükkanın kiracı İsa Doğan GERİLER'in sağlık nedenlerinden dolayı boşaltma talebine istinaden teslim alındığı ve kira sözleşmesinde döneminin 01/04/2004-31/12/2004 tarihlerini kapsadığını; 1119 icar nolu dükkanın kiracı Ağşahin Gıda Tur. İnş. Malz. Teks. Akaryakıt Oto Alım Satım Yıkama San. ve Tic. Ltd. Şti'nin işlerinin bozulmasından ötürü kira bedelinin külfet yüklediği belirtilerek teslim alınmasına ilişkin dilekçesine istinaden teslim alındığını ve kira sözleşmesinde döneminin 01/04/2007-31/12/2007 tarihlerini kapsadığını,
İlk kira dönemleri 2004 ve 2007 yıllarına ait olduğundan, sözleşmelerin 18. maddelerinde belirtilen kira dönemi müddetinden evvel teslim halinde boş kalan müddete ait kiraların ödenmesi koşuluna ilişkin aradan geçen yıllar dikkate alındığında taahhütlerinin yerine getirildiğinin görüldüğünü, kira sözleşmelerinin ilgili maddesinin ve ilk kiralama döneminin tekrar değerlendirilmesi gerektiğini,
Emsal kararının o davanın maddi ve hukuki delilleri çerçevesinde sonuçlandırıldığı ve Sayıştay yargı sistemini bağlamadığı belirtilmesine karşılık yargı içtihatları yargıda birlik ve istikrarı sağlamak üzere yüksek yargı mahkemelerince verilmiş kararlar olup, farklı yüksek mahkemelerin aynı konuda çelişkili kararlar vermesi hukukta birliği ve hukuk güvenliği ilkesini zedeleyeceğini belirterek zamanaşımına uğramamış anılan kamu alacaklarına ilişkin icra takibi başlatılmış olup, hukuki süreç devam ettiğinden tazmin hükmünün ve sorumluluğunun kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında; “23. Maddeye İlişkin Olarak: Büyükşehir Belediyesine ait bazı taşınmazların kira sözleşmesinde belirtilen süreden önce kiracıları tarafından boşaltıldığı ve taşınmazlar için sözleşmede belirtilen hükme dayanarak süre bitimine kadar ödenmesi taahhüt edilen kira bedellerinin tahsil edilmemesi sonucunda doğan kamu zararı sorumlularına tazmin hükmolunmuştur.
Sorumlu; savunmasında, 970 ve 1119 icar nolu dosyada işlem gören dükkanların sözleşmelerindeki sürelere uymaksızın erken boşaltılması sonucu, boş kaldıkları sürelerin tümünün kamu zararına konu edildiğini, her ne kadar sözleşmelerinde-özel şartnamede-"kiracı akde bağlı kira müddetinden evvel herhangi bir sebeple kiralananı tahliye ettiği takdirde boş kalan müddete ait kiraları herhangi bir hükme gerek kalmadan ödemeyi taahhüt eder'" ifadesine yer verilmişse de; Türk Borçlar Kanunu'nun 325. maddesinde yer alan "kiralananın benzer koşullarla kiraya verileceği makul süre" kriterinin göz önüne alınması gerektiği yolunda Yargıtay Dairesinin kararları bulunduğunu, makul sürenin iki aylık kira kaybı olarak görüldüğü, dolayısıyla; ilamda, ödenmesi gereken tutarlar belirlenirken her iki kiralanan için 11 ve 7 aylık sürelerin dikkate alınılmasından kaynaklanan tutarların söz konusu yargı kararlarında benimsenen iki aylık makul sürenin dikkate alınılmak suretiyle, kamu zararının yeniden değerlendirme konusu edilmesi istenilmektedir.
Yargıtay Dairesinin konuya ilişkin emsal kararı o davanın maddi ve hukuki delilleri çerçevesinde sonuçlandırıldığı tabiidir. Hiç kuşkusuz verilen emsal karar Sayıştay yargı sistemini bağlamaz. Türk Borçlar Kanunu'nun 325. maddesinde öngörülen makul surenin iki ayı kapsayacağı" değerlendirmesi yerinde görülmekle birlikte iki icralı dükkan için yeterli maddi ve hukuki delillerin ortaya konulamayışı nedeniyle; talebin reddolunularak Daire kararının korunması uygun görülmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde;
İlamda belediyeye ait iki taşınmazın kiracılarının akde bağlı kira müddetinden evvel kiralananı tahliye etmesine karşın şartname hükmüne aykırı olarak boş kalan müddete ait kiraları ödememesi nedeniyle tazmin hükmü verildiği,
Dükkan olarak kiralanan taşınmazların kira sözleşmelerine ilişkin özel şartnamelerinde herhangi bir nedenle kira müddetinden evvel kiralananın tahliye edilmesi halinde boş kalan müddete ait kiranın ödeneceğinin, kira ödemesinin 4 eşit taksitle yapılacağının düzenlendiği, kira dönemlerinin 2004 ve 2007 yıllarını kapsadığı,
2004 yılına ilişkin kira sözleşmesinin tarafı olan kiracı İsa Doğan GERİLER’in 02.02.2011 tarihli dilekçeyle sağlık nedeniyle mecuru tahliye edeceğini beyan ettiği ve mecurun 08.02.2011 tarihinde belediyece teslim alındığı, 18.05.2012 tarihinde tutarın ödenmesi için yazılı ihtarda bulunulduğu, ardından icra takibine başlandığı, 14.01.2015 tarihinde 13. İcra Müdürlüğünce tazmin hükmolunan tutarın tamamı için İlamsız Takipte Ödeme Emri gönderildiği, bu tebligattan önce (02.06.2014 tarihinde) ise iki aylık kira bedelinin ödenmesi için ihtarda bulunulduğu,
2007 yılına ilişkin kira sözleşmesinin tarafı olan kiracı Ağşahin Gıda Tur. Tic. Ltd. Şti.’nin 30.05.2011 tarihli dilekçeyle kira bedelinin külfeti nedeniyle mecuru tahliye edeceğini beyan ettiği ve mecurun 03.06.2011 tarihinde belediyece teslim alındığı, 12.03.2012 tarihinde tutarın ödenmesi için yazılı ihtarda bulunulduğu, ardından icra takibine başlandığı, 26.09.2012 tarihinde 20. İcra Müdürlüğünce tazmin hükmolunan tutarın tamamı için İlamsız Takipte Ödeme Emri gönderildiği, bu tebligattan sonra (02.06.2014 tarihinde) ise iki aylık kira bedelinin ödenmesi için ihtarda bulunulduğu,
Dilekçede belirtilen emsal karara göre makul sürenin iki ay olduğu, bu nedenle iki aya ilişkin kira bedelinin talep edilebileceği, sözleşmelerin 2004 ve 2007 yıllarında imzalanması ve o yılları kapsaması nedeniyle boş kalan süreye ilişkin taahhütlerin kiracılarca gerçekleştirilmiş olduğu, icra müdürlüğü nezdinde tutarların tamamının takiplerinin yapılmış olup konunun yargı sürecinde bulunduğu ve gelirin zamanaşımına uğramadığının belirtildiği görülmüştür.
Söz konusu taşınmazlara ait Kiralama İhale Şartnamesine ekli Özel Şartname'nin 18. maddesinde; "Kiracı akde bağlı kira müddetinden evvel herhangi bir sebeple kiralananı tahliye ettiği takdirde boş kalan müddete ait kiraları herhangi bir hükme gerek kalmadan ödemeyi kabul eder. Kiracı ikametgâh değişikliklerini en geç 1 ay içinde belediyeye belgelendirerek bildirmek zorundadır." denilmektedir.
Anılan şartname hükmüne karşın, bahse konu taşınmazları kira süresi bitiminden önce boşaltan kiracılardan taşınmazın boş kaldığı süreye ilişkin kiralarının tahsil edilmediği görülmüştür.
1/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Kanunun 10. maddesiyle yürürlükten kaldırdığı 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 1. maddesinde; “Kiracı kira müddetinin bitmesinden en az on beş gün evvel mecuru tahliye edeceğini yazı ile bildirmediği takdirde sözleşme aynı şartlarla bir yıl uzatılmış sayılır.”, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 347. maddesinde “Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır.” denildiğinden kira sözleşmeleri sözleşme süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunulmadığı müddetçe aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılmaktadır.
Kiralananın sözleşmenin bitiminden önce geri verilmesi ise 6098 sayılı Kanunun 325. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde kiracının, kiralananın benzer koşullar ile kiraya verilebileceği makul süre kadar kira sözleşmesinden doğan borçları devam edecek; bu süreden önce, yeni bir kiracı bulması hâlinde ise kiracının sözleşmeden doğan yükümlülükleri sona erecektir. Mezkur maddede, bulunacak yeni kiracının taşıması gereken özellikler de ayrıca belirtilmiştir.
Ancak makul sürenin düzenlendiği 325. madde aynı Kanunun geçici 2. maddesi gereği 1/7/2012 tarihinde yürürlüğe girmesine karşın kira sözleşmeleri 2011 yılında son bulmuştur.
818 sayılı mülga Borçlar Kanununun 252. maddesinde ise;
“Müstecir, kendi kusurundan yahut şahsında hadis olan mücbir bir sebebten dolayı mecuru kullanamadığı yahut mahdut surette kullandığı takdirde mucir, mecuru akit dairesinde kullanmağa hazır bulundurmuş oldukça; müstecir, kiranın tamamını vermekle mükellef olur.
Bu takdirde mucir, sarfıyattan tasarruf eylediği miktarı ve mecurun diğer suretle kullanılmasından elde ettiği menfaatleri kiraya mahsup etmeğe mecburdur.
Mucip akdin icrasını tahammül edilmez bir hale getiren sebepler hudusünde, iki tarafın akdi feshetmek hakları mahfuzdur.” hükmü yer almaktadır.
Bu nedenle kiralayan mecuru sözleşme dairesinde kullanıma hazır bulundurduğu müddetçe kiracı, kiranın tamamını ödemekle mükelleftir. Ancak kiralayan mecurun farklı bir suretle kullanılmasından bir menfaat elde ediyorsa bu tutar kira bedelinden düşülür. Mevcut bilgi ve belgelerden mecurun boş kaldığı süre içerisinde başka bir kiracıya devredilip edilmediği ve mecurdan farklı bir surette menfaat elde edilip edilmediği anlaşılamamaktadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19.03.2013 tarih, 2013/9301 E., 2014/2553 K. sayılı Kararı emsal olarak gösterilmesine karşın söz konusu karar incelendiğinde; karara ilişkin olayda mecurun 8 ay 16 günlük kira bedelinin talep edilmesine karşın 2 ay 25 gün boş kaldığı ve ardından kendi bünyesindeki bir şirkete tahsisinin yapıldığı, makul sürenin iki ay olduğunun söz konusu dönemin koşulları dikkate alınıp olaya özgü olarak düzenlenen bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davalının, geri kalan kira bedelinin ödenmesine ilişkin ihtarın yazılı olmadığına, 3 yıl sonra icra takibine başlanması nedeniyle davacının kötü niyetli olduğuna ilişkin ve mecurun bulunduğu pasaja yönelik çeşitli iddialarda bulunduğu görülmüştür.
Aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması, kararlar kesinleşmiş dahi olsa, mümkün bulunmamaktadır. Zira çeşitli yargı kararlarının incelenmesi halinde; şahsına, olayına ve dönemine münhasır olarak aynı yargı sistemine dahil mahkemelerce verilen farklı kararların da (kiralananın aynı şartlarda kiraya verilebileceği makul sürenin 6 ay olması (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2012/5538 E., 2012/10456 K., 13. Hukuk Dairesi 1998/998 E., 1998/1639 K.), kira akdinde belirtilen süre kadar öncesinde fesih ihbarında bulunulması (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2004/13743 E., 2005/1862 K.), kira sözleşmesinin süresiz hale dönüşmesi (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 1982/8753 E., 1982/8899 K.)) bulunduğu görülmektedir.
Savunmada kira bedellerine ilişkin takip sürmekte olup zamanaşımına uğratılmadığından ve konuya ilişkin olarak açılan dava derdest olduğundan bir kamu zararından bahsedilemeyeceği iddia edilmiştir.
İlam’ın 23. maddesine konu alacaklardan 2004 yılına ilişkin kira sözleşmesinin tarafı olan kiracı İsa Doğan GERİLER’e ait olan 11.314,74 TL tutarındaki alacağın 18.05.2012 tarihinde ödenmesi için yazılı ihtarda bulunulduğu, ardından icra takibine başlanılarak 14.01.2015 tarihinde bu tutar için 13. İcra Müdürlüğünce İlamsız Takipte Ödeme Emri gönderildiği; 2007 yılına ilişkin kira sözleşmesinin tarafı olan kiracı Ağşahin Gıda Tur. Tic. Ltd. Şti.’ye ait 3.706,58 TL tutarındaki alacağın ise 12.03.2012 tarihinde ödenmesi için yazılı ihtarda bulunulduğu, ardından icra takibine başlanarak 26.09.2012 tarihinde bu tutar için 20. İcra Müdürlüğünce İlamsız Takipte Ödeme Emri gönderildiği tespit edilmiştir.
İlamsız icra takibi ile ilgi sürece ilişkin olarak;
2004 sayılı İcra İflas Kanununa göre icra dairesince ilamsız takipte ödeme emri gönderilerek borçluya 7 gün içerisinde borcunu ödemesi veya itiraz etmesi, bunları yapmaması halinde aynı süre içerisinde mal bildiriminde bulunması talep edilmekte (Md. 60), borçlunun itiraz etmesi halinde takip durdurulmaktadır (Md. 62-66). Bunun üzerine alacaklı idare tarafından İcra İflas Kanunun 68 ve 68/a maddesinde yer alan belgeler bulunması halinde altı ay içerisinde itirazın kaldırılması davası açılması (Md. 68-70); elinde bu belgeler bulunmaması veya bulunmasına karşın itirazın kaldırılması davasının tercih edilmemesi halinde, bir yıl içerisinde itirazın iptali davasının açılması (Md. 67), açılan dava alacaklı lehine sonuçlanması halinde borçlunun 3 gün içerisinde mal bildiriminde bulunması (Md. 75), itiraz edilmemesi veya itiraz edilmesine karşın alacaklı tarafından açılan davayla itirazın hükümden düşürülmesine karar verilerek takibin kesinleşmesine rağmen borcun ödenmemesi halinde idare tarafından bir yıl içerisinde haciz talebinde bulunulması (Md. 78-105), haczi müteakip bir yıl içerisinde satış talep edilerek satışın gerçekleşmesinin (Md. 106-137) ardından tutarın icra dairesince idareye ödenmesi (Md. 138-144) gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen ilamsız icra takibine ilişkin süreçte yer alan taraf takip işlemlerinin, süresi içerisinde gerçekleştirilmemesi durumunda takip düşmektedir. Ancak zamanaşımına uğramadığı müddetçe aynı alacak için yeniden takip işlemlerine başlanılması mümkündür.
818 sayılı Borçlar Kanununda 125 ve 126. maddelerle 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüş olup, 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 72. maddesine göre ise tazminat ve rücu istemine ilişkin zamanaşımı, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle; İcra İflas Kanunun 7. maddesi gereği zarar ziyan davası mutazarrır olan tarafın zararı öğrendiği günden bir sene ve her halde zarar ve ziyanı mucip fiilin vukuundan on sene geçmesiyle; amme alacakları ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 102. maddesi gereği vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğramaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere tazmin hükmolunan tutarlara ilişkin olarak icra takibinde bulunulup icra müdürlüklerince 2012 ve 2015 yıllarında ilamsız takipte ödeme emri tebligatı yapılmıştır. Mevcut bilgi ve belgelerden icra takibine ilişkin süreçle ilgili başka bir bilgiye ise ulaşılamamaktadır.
Ancak 6098 sayılı Kanunun 154. maddesi uyarınca alacaklının, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibinde bulunması, 6183 sayılı Kanunun 103. maddesi uyarınca ödeme emri tebliği zamanaşımını kesmektedir.
Belediyenin kira alacaklarına ilişkin zamanaşımı icra takibinde bulunulması ve icra müdürlüklerince ilamsız takipte ödeme emri tebligatı yapılması nedeniyle 6098 sayılı Kanunun 154. maddesi gereği kesildiğinden ve alacak 818 sayılı Kanunun 125 ve 126., 6098 sayılı Kanunun 72., İcra İflas Kanunun 7., 6183 sayılı Kanunun 102. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramadığından kamu zararının oluştuğundan bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, kiracıların imzalamış oldukları sözleşmeler gereği yükümlülüklerinin sürdüğü yıl boyunca kiralarını ödemeleri gerekmekte olup, yukarıda da bahsedildiği üzere söz konusu belediye alacaklarının, icra takibinde bulunulmak suretiyle zamanaşımına uğramaları engellenerek gerekli takibatın yapıldığı görüldüğünden, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55. maddesinin 7. fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 128 sayılı İlam’ın 23. maddesi ile 14.529,30 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün Bozularak dosyanın kararı veren Daireye GÖNDERİLMESİNE, (Temyiz Kurulu ve 2. Daire Başkanı A. ÖZDEMİR ile 8. Daire Başkanı A. KARAMAZAKCADİK’in; İlam hükmünün Bozulması kararına katılmakla birlikte;
5018 sayılı Kanun’un 71. maddesinde kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmaktadır.
Bu çerçevede, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte aranması gerekmektedir. Zira, 1050 sayılı Kanuna hakim olan kusursuz yani objektif sorumluluk ilkesinin yerine 5018 sayılı Kanunla kusur sorumluluğu ilkesi getirilmiştir.
Temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için kasıt, kusur veya en azından bir ihmalin varlığı gerekmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde İlamı değerlendirdiğimizde; İlama konu mecurlar 08.02.2011 ve 03.06.2011 tarihlerinde belediye tarafından teslim alınmış olmasına karşın sorumlu A. Nejat GÜÇLÜ, Harita Şube Müdürlüğünden Emlak Yönetimi Daire Başkanlığına 21.07.2011 tarihinde atanmıştır. Bu tarihten sonra kira bedelinin ödenmesine yönelik olarak kiracılara yazılı ihtarlarda bulunulup icra takibine başlanılarak gelirin zamanaşımına uğratılmadığı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle; İlam’a konu alacakların takibine yönelik gerekli işlemler gerçekleştirilip gelir zamanaşımına uğratılmadığından, kiralanan mecurların teslim alınmasından sonra Emlak Yönetimi Daire Başkanlığına atanan A. Nejat GÜÇLÜ’nün sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu itibarla, tazmin hükmünün bu gerekçeyle bozulması gerekir.”,
Üyeler M. BAĞCAZ, R. DOĞAN, G. KAPAN, Z. TÜYSÜZ’ün; “Yukarıda sorumluluğa ilişkin olarak belirtilen ayrışık görüş gerekçelerine ilaveten;
Taşınmazlara ait Kiralama İhale Şartnamesine ekli Özel Şartname'nin 18. maddesinde; "Kiracı akde bağlı kira müddetinden evvel herhangi bir sebeple kiralananı tahliye ettiği takdirde boş kalan müddete ait kiraları herhangi bir hükme gerek kalmadan ödemeyi kabul eder. Kiracı ikametgâh değişikliklerini en geç 1 ay içinde belediyeye belgelendirerek bildirmek zorundadır." denilmektedir.
Savunmada Kira sözleşmelerinin 2004 ve 2007 yıllarında imzalanması ve o yılları kapsaması nedeniyle boş kalan süreye ilişkin taahhütlerin kiracılarca gerçekleştirilmiş olduğu iddia edilmesine karşılık 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 1. ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 347. maddesi gereği kira sözleşmeleri sözleşme süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunulmadığı müddetçe aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılmaktadır.
Yine Emsal karara göre makul sürenin iki ay olduğu, bu nedenle iki aya ilişkin kira bedelinin talep edilebileceği belirtilmişse de; emsal olarak gösterilen Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19.03.2013 tarih, 2013/9301 E., 2014/2553 K. sayılı Karara ilişkin olayda mecurun 8 ay 16 günlük kira bedelinin talep edilmesine karşın 2 ay 25 gün boş kaldığı ve ardından kendi bünyesindeki bir şirkete tahsisinin yapıldığı, makul sürenin iki ay olduğunun söz konusu dönemin koşulları dikkate alınıp olaya özgü olarak düzenlenen bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davalının, geri kalan kira bedelinin ödenmesine ilişkin ihtarın yazılı olmadığına, 3 yıl sonra icra takibine başlanması nedeniyle davacının kötü niyetli olduğuna ilişkin ve mecurun bulunduğu pasaja yönelik çeşitli iddialarda bulunduğu görülmüştür.
Aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması, kararlar kesinleşmiş dahi olsa, mümkün bulunmamaktadır. Zira çeşitli yargı kararlarının incelenmesi halinde; şahsına, olayına ve dönemine münhasır olarak aynı yargı sistemine dahil mahkemelerce verilen farklı kararların da (kiralananın aynı şartlarda kiraya verilebileceği makul sürenin 6 ay olması (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2012/5538 E., 2012/10456 K., 13. Hukuk Dairesi 1998/998 E., 1998/1639 K.), kira akdinde belirtilen süre kadar öncesinde fesih ihbarında bulunulması (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2004/13743 E., 2005/1862 K.), kira sözleşmesinin süresiz hale dönüşmesi (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 1982/8753 E., 1982/8899 K.)) bulunduğu görülmektedir.
Ayrıca makul sürenin düzenlendiği 325. madde aynı Kanunun geçici 2. maddesi gereği 1/7/2012 tarihinde yürürlüğe girmesine karşın kira sözleşmeleri 2011 yılında son bulmuştur.
818 sayılı mülga Borçlar Kanununun 252. maddesi hükümleri gereği ise; kiralayan mecuru sözleşme dairesinde kullanıma hazır bulundurduğu müddetçe kiracı, kiranın tamamını ödemekle mükelleftir. Ancak kiralayan mecurun farklı bir suretle kullanılmasından bir menfaat elde ediyorsa bu tutar kira bedelinden düşülür. Buna karşın mevcut bilgi ve belgelerden mecurun boş kaldığı süre içerisinde başka bir kiracıya devredilip edilmediği ve mecurdan farklı bir surette menfaat elde edilip edilmediği anlaşılamamaktadır.
Savunmada ayrıca kira bedellerine ilişkin takip sürmekte olup zamanaşımına uğratılmadığı belirtilmişse de; rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde:
Tazmin hükmolunan tutarın tamamına ilişkin olarak icra takibine başlanılmasının yanında emsal olarak sunulan mahkeme kararı nedeniyle kira borcunun iki aya tekabül eden kısmının ödenmesinin yükümlülerden talep edildiği ve yükümlülerden Ağşahin Gıda Tur. Tic. Ltd. Şti.’nin borcuna ilişkin son işlemin iki aylık kira bedelinin ödenmesine ilişkin ihtar olduğu,
Kira borçlarına yönelik takiplerin hangi tutarlara ilişkin olarak yapıldığının açık olmadığı,
Tazmin hükmolunan tutarlara ilişkin olarak icra takibinde bulunulup icra müdürlüklerince 2012 ve 2015 yıllarında ilamsız takipte ödeme emri tebligatı yapıldığı, buna karşın kararda ayrıntılı olarak belirtilen ilamsız icra takibinde izlenmesi gereken sürece ilişkin hangi aşamada olunduğu veya ödeme emri tebligatı dışında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının mevcut bilgi ve belgelerden anlaşılamadığı görülmektedir.
Bu itibarla, tazmin hükmünün hem sorumluluk yönünden hem de esasa ilişkin olarak yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisini teminen bozularak dosyanın hükmü veren Daireye Gönderilmesi gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı) Oybirliğiyle,
- 128 sayılı İlam’ın 36. maddesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı'nca İzmir Konak Kentsel Yenileme Projesi (Kadifekale ve Bayraklı Heyelan Bölgeleri) kapsamında gerçekleştirilen Uzundere Toplu Konutları daire teslimlerinde KDV tahsil edilmemesi nedeniyle 3.980,10 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Sorumlu dilekçesinde özetle; ilgili sorgu maddesine ekli listede belirtilen 22 ahizden 20’sinden tutarların tahsil edilip yalnızca 2 ahizden tahsilatın gerçekleştirilemediğini belirterek tahsilata ilişkin belgeleri ibraz etmiştir.
Söz konusu tazmin hükmü ile ilgili olarak ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem yapılmasını teminen dosyanın ilgili Sayıştay Dairesine TEVDİİNE, Oybirliğiyle,
16.06.2015 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:13