Sayıştay 6. Dairesi 39242 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Vergi ve Harç

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

39242

Karar Tarihi

15 Mart 2016

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2012

  • Daire: 6

  • Dosya No: 39242

  • Tutanak No: 41632

  • Tutanak Tarihi: 15.03.2016

  • Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar

KARAR

Çevre temizlik vergisinin tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması.

  1. 124 sayılı ilamın 8. maddesi ile 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında yer alan 2007 yılında tahakkuk etmiş çevre temizlik vergisinin (işyerlerinde), 2012 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Sorumlular temyiz dilekçesinde aynen;

“… Belediyesi 2012 yılı idare hesap yılı hakkında 06/02/2014 tarihli 55 karar ve 124 no'lu ilama konu olan 8 sıra numaralı kararı Sayıştay Kanununun 55 maddesinde belirtilen sebepler açısından yasaya uygun bulunmamakla temyiz zarureti hâsıl olup, kararın kaldırılması gerekmektedir.

Şöyle ki;

  1. İlama konu olan ve 8 sıra no'lu karar olarak gönderilen belediyemize ait 2007 yılında tahakkuk etmiş olan çevre temizlik vergileri ile ilgili olarak … TL kamu zararı tarafımız aleyhine tazmin ettirilmek üzere karara bağlanmıştır;

Verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Zira denetim sonucu verilen rapor sadece ve sadece belediyenin yönetim bilgi sisteminin incelenmesi neticesinde hazırlanan 2007 yılında tahakkuk etmiş ve 2012 yılı itibari ile tahsil edilmeyen borç miktarını gösterir, dijital veriler temel alınarak düzenlenmiş bir rapordur. Hâlbuki denetçi görüşünde belirtilenin aksine, vergi alacakları zamanaşımına uğramamıştır. Mükelleflere ait vergi borçlarına ilişkin 2007 yılı ile 2012 yılları arasındaki yapılan her türlü tahsilat ve takibat işlemleri incelenmemiş, araştırılmamış ve dikkate alınmamıştır. Söz konusu çevre temizlik vergisine ait belediyenin yönetim bilgi sisteminde bulunan bu kayıtlara ilişkin yasal sürecin araştırılmaksızın rapora bağlanması ve buna istinaden karar verilmesi isabetli olmamıştır. Sadece 2012 yılı sonu itibari ile tahsil edilemeyen … TL'nin tamamının bütüncül ve toptan bir mantıkla kamu zararı kapsamına alınabilmesi mümkün değildir.

Rapora konu olan çevre temizlik vergi borçlarına ilişkin kişi bazında takibat dosyaları açılmış, mükellefler adına kayıtlı bulunan tüm taşıt ve gayrimenkul kayıtlarına hacizler konulmuş, 6183 sayılı yasanın aramış olduğu tüm yasal prosedür yerine getirilmiştir. 2007 yılına ait ÇTV borçlarından dolayı birçok dosyamızda 01.01.2008-31.12.2012 tarihleri arasında zamanaşımı süresini kesen ödeme emri tebliği, haciz ve diğer işlemler yapılmış olduğundan bu dosyalarımızın hesap denetim tarihine konu olan 31.12.2012 itibari ile zamanaşımına uğraması söz konusu değildir. Bu konuda ekte örnekleme olarak altı adet doküman dosya sunulmuştur. (Ek-l)

6183 sayılı AATUHK'nın 103. maddesinde belirtildiği üzere "Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması" da zamanaşımını kesmektedir. 2011 yılında yürürlüğe giren 6111 sayılı kanun bazı alacakların yapılandırılmasına imkân tanımıştır. Birçok mükellef de bu kanundan faydalanarak belediyemize vergi borçlarını yapılandırmak için müracaat etmiş ve vergi borçları ödeme planına bağlanmıştır. İlama konu olan tazmin kararında 6111 sayılı yasadan yararlanmak için müracaat eden ve bu yasa kapsamında ödeme yapan mükellefler hiçbir şekilde düşünülmemiş, tartışılmamış ve dikkate alınmamıştır. Bu haliyle usul ve esas yönüyle yasaya aykırı bulunan rapora dayanarak verilen ilamı kabul edebilmek mümkün değildir. Verilen ilamın kaldırılması gerekmektedir. Bu konuya ilişkin ekte takipli icra dosyalarından beş adet örnek sunulmuştur. (Ek-2)

6183 sayılı yasanın 104. maddesine göre "borçlunun yabancı memlekette bulunması....müddetince zamanaşımı işlemez" hükmü bulunmaktadır. Hâlbuki ilama konu olan rapor içerisindeki mükelleflerin bir kısmı yurtdışında yaşamaktadır. Bilhassa …. Kooperatifi (… Holding) tarafından yapılan ve çoğunluğu yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza satılan dükkânları örnek gösterebiliriz. Ekte evrak sunulmuştur. (Ek-3)

Ayrıca bazı mükelleflere ilişkin yine İcra İflas Kanunu nun 179/b maddesi uyarınca mahkemeler tarafından verilen iflasın ertelenmesi hükümleri zamanaşımı durduracağı hükmü gözetilmeksizin rapora konu edilmesi ve aleyhimize olarak ilama bağlanması yasaya aykırılık teşkil etmektedir. Bu konuya ilişkin ekte bir adet dosya sunmaktayız. (Ek-4)

Zamanaşımını durduran bu hallerin varlığı dikkate alınmaksızın, kayıtlı borçların tamamını kamu zararı olarak ilama bağlamak yasaya aykırı olup, kaldırılması gerekmektedir.

Yine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 164 ve 168. maddelerinin birlikte incelenmesi sonucunda ilama bağlanan rapordaki mükelleflerin ölümü neticesinde mirasçıların yeniden beyanname vermiş olmaları ile zamanaşımı süresinin mirasçılar açısından yeniden başlayacağı hususu gözetilmeksizin ilama bağlanması yasaya aykırılık teşkil etmektedir.

Yukarıda örnekleme olarak sunmuş olduğumuz dosyalardan da açıkça anlaşılacağı üzere, belediyemiz tarafından ÇTV tahsil amacı ile 2007 yılından borcu bulunan tüm mükelleflerle ilgili olarak 6183 sayılı yasa kapsamında icra takip işlemleri başlatılmış, adreslerine ödeme emirleri gönderilmiş, bu ödeme emirleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, taşıt ve gayrimenkul hacizleri yapılmıştır. Bununla birlikte birçok dosyamızda da tahsilat gerçekleştirilmiştir.

Tüm bu işlemlere konu olan ÇTV ve Emlak vergilerinin 2. taksit ödeme süreleri Kasım ayı olması sebebiyle zaten fiilen 2007 yılı vade bitimi sonrasında Aralık ayı içerisinde icra takip işlemlerine başlanılabilmesi ve ödeme emirlerinin tebliğ edilmesi mümkün olmayacağından 2007 yılı sonu itibari ile ödeme emirlerinin tamamı tebliğ edilememiştir. Bundan dolayı icra takip işlemlerine ilişkin ödeme emirleri fiilen en erken 2008 yılı itibari ile tebliğ edilmiş olup, bu durumda yasal zamanaşımı süreleri de 2012 yılı değil de 2013 yılı itibariyle gerçekleşebilecektir. Verilen ilam bu sebeple de yasaya aykırı olup, kaldırılması gerekmektedir. Bu konuya ilişkin örnekleme olarak ekte bir adet dosya sunmaktayız. (Ek-5)

Ayrıca örnek dosyalardan da anlaşılacağı üzere bizler belediyenin tahsil edeceği ÇTV lerinin tahsili konusunda gereken her türlü çabayı göstermiş olup, 6183 sayılı yasanın öngörmüş olduğu tüm işlemler başlatılmış, gerekli takip ve tahsilat işlemleri ara vermeksizin devam etmektedir. (Bkz. Ek-1)

Çevre temizlik vergisi mükellefi olup, ticari işletmelerde kiracı ve mülkiyet sahibi olarak faaliyet göstermekte olan mükelleflerin çeşitli nedenlerle işyerlerini kapatmaları ve faaliyetlerini durdurmalarına rağmen bunu belediyemize bildirmediklerinden dolayı mükellefiyetlerinin devam ettiği tarafımızca tespit edilmiştir. Yapılan tespit işlemlerine istinaden belediyemizce mükelleflerin borç durumu yeniden hesaplanmış ve rapor kapsamında olup da 2007 yılından önce işyerlerini kapattıkları tespit edilen mükelleflerin 2007 yılına ait borçları eksilten yapılmıştır. Söz konusu rapora temel alınan verilerde de bu duruma çokça rastlanmaktadır. Bu konuya ilişkin örnekleme olarak beş adet dosya sunmaktayız. (Ek- 6)

Raporda baz alınan verilerde 2007 yılında tahakkuk etmiş vergi borçlarının bir kısmı 6183 sayılı kanunun 106. Maddesi gereği tahsil imkansızlığı sebebiyle terkin edilmesi gerekirken belediye menfaatleri gözetilerek terkin işlemi yapılmamıştır. Ancak buna rağmen rapora ve ilama konu olan bu mükellefler hakkında aleyhimize olarak tazmin kararı verilmiştir. Toplamda 106. madde kapsamına giren çevre temizlik, emlak, ilan ve reklam vergisi mükellefi olan 2148 kayıt bulunmaktayken belediye meclisimizin 01/07/2014 tarih ve 76 sayılı kararı ile bu mükelleflere ilişkin … TL'lik kısmı terkin edilmiştir. (Ek-7)

Ayrıca yine mükelleflere ait 2007 yılı ÇTV borcuna istinaden takip eden yıllarda ödemeler yapılmış, hatta tüm borçlarını ödeyen mükelleflerimiz dahi bulunmaktadır. Keza 6183 sayılı kanunun 102. Maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği üzere mükelleflerin yapacağı rızai ödemeler tahsil daireleri tarafından kabul edilmektedir. Bu hüküm gereği denetim sırasında vergi borcu tahsil zamanaşımına uğramış olduğu iddia edilen bazı borçlara istinaden vatandaşlarımızın yapmış olduğu ödemeler de mevcuttur. Haliyle bu meblağları kamu zararı olarak nitelendirmek tahsil tarihleri itibariyle mümkün değildir. Bu konuya ilişkin ekte örnekleme olarak altı adet evrak sunulmuştur. (Ek-8)

  1. Denetçi tarafından sunulan ve yargılamaya esas alınan rapor sadece belediyenin yönetim bilgi sisteminin incelenmesi neticesinde hazırlanmış olup, belediyenin yönetim bilgi sistemine giriş ile ancak mükellef beyan kayıtları ve ayrıca tahakkuk ve tahsilat miktarlarına erişim mümkündür. Ödeme emri, haciz işlemleri vb. dosya takip işlemleri ancak ve ancak fiziki evrak incelemesi sonucunda tespit edilebilir. Dosyalar ilgili birimlerin arşivlerinde ilgili mevzuata uygun olarak muhafaza edilmekte olup, denetim sırasında sadece dijital veriler ile yetinilmesi raporda ve yargılamada aksaklıklara sebebiyet vermiştir. Zira amme alacaklarında zamanaşımını kesen tek hal tahsilat değildir. Yeterince araştırma ve inceleme yapılmaksızın, deliller belirtilmeden hazırlanmış söz konusu uygunluk denetim raporuna istinaden verilen kararda kamu zararına sebebiyet verildiğinden hareketle sadece meblağa değinilmiştir. Bu şekilde usule aykırı olarak mükellefiyet kaydı, borç dökümleri yani ahizleri yahut takibat dosyası bile belirtilmeden verilen rapor baz alınarak karar verilmesi usule ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir.

Tüm bu açıklamalardan sonra 5018 sayılı yasanın 71. maddesinde belirtilen kamu zararı doğmamıştır. Bu konuda herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalimiz söz konusu değildir. Sorumlular olarak kamu alacaklarını tahsil edebilmek amacı ile ilgili mevzuatın gerektirdiği işlemleri tamamıyla yerine getirdiğimiz, örnekleme yapılarak tarafınıza sunduğumuz deliller incelendiği takdirde, ortaya çıkacaktır. Bu sebeple verilen kararın kaldırılması gerekmektedir.” demiştir.

Sayıştay Başsavcılığı; “İlamın, 8, 9, 10 ve 11. maddelerine ilişkin itirazlara dayanak olarak, birtakım belgelerin dilekçe ekinde gönderildiği görülmüştür.

İbraz edilen bu belgelerin incelenmesi temyize konu olmadığından, söz konusu belgelerin yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte görülmesi halinde, bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın, ilgili direye tevdiine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Duruşma talep eden sorumlulardan …. ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenilmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra, duruşma talep eden sorumlulardan …’ye duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadıklarından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 430. maddesi uyarınca gıyabında, gereği görüşüldü;

6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un; “Kanunun şümulü” başlıklı 1’inci maddesinde; “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.

…”

“Ödeme zamanı ve önce ödeme” başlıklı 37’nci maddesinde; “Amme alacakların hususi kanunlarda belli edilen zamanlarda ödenir.

Hususi kanunlarda ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir.

…”

“Tahsil zamanaşımı” başlıklı 102’nci maddesinde;

“Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlardaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.

Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.”

“Zamanaşımını kesilmesi” başlıklı 103’üncü maddesinde;

“Aşağıdaki hallerde zamanaşımı kesilir;

  1. Ödeme,

  2. Haciz tatbiki,

  3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her türlü tahsilat,

  4. Ödeme emri tebliği,

…” denilmektedir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Çevre temizlik vergisi” başlıklı mükerrer 44’üncü maddesinde ise;

“Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar çevre temizlik vergisine tabidir.

Verginin mükellefi, binaları kullananlardır. Mükellefiyet binanın kullanımı ile başlar.

Su tüketim miktarı esas alınmak suretiyle hesaplanan çevre temizlik vergisi, su faturasında ayrıca gösterilmek suretiyle tahakkuk etmiş sayılır. Bu suretle tahakkuk eden vergi, su tüketim bedeli ile birlikte belediyelerce tahsil edilir. Su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan büyük şehir belediye sınırları ve mücavir alanlardaki çevre temizlik vergisi ise 20.11.1981 tarihli ve 2560 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan su ve kanalizasyon idarelerince tahsil edilir.

İş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi, belediyelerce binaların tarifedeki derecelere intibak ettirilmesi üzerine her yılın Ocak ayında yıllık tutarı itibarıyla tahakkuk etmiş sayılır. Tahakkuk eden vergi, bir defaya mahsus olmak üzere, belediyelerin ilan mahallerinde bir ay süreyle topluca ilan edilir. İş yeri ve diğer şekilde kullanılan binalarla ilgili olarak tahakkuk eden bu vergi, her yıl, emlak vergisinin taksit sürelerinde ödenir.

…” denilmektedir.

Anılan hükümler uyarınca; belediyelerin; vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli ve gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmediğinde zamanaşımına uğrar. Buna göre, çevre temizlik vergileri de, tahakkuk ettikleri takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmediğinde zamanaşımına uğramış olur.

Bununla beraber, zamanaşımı süresi içerisinde mükellef tarafından yapılan ödeme ile belediye tarafından mükellefe haciz uygulanması, usulüne uygun şekilde tebliğ yapılması, ödeme emri tebliğ edilmesi veya cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her türlü tahsilat zamanaşımı süresini keserek yeniden başlatır.

Bahse konu ilam maddesinde her ne kadar; …. Belediyesince 2007 yılında tahakkuk ettirilen çevre temizlik vergisi alacaklarının 31.12.2012 tarihi itibariyle tahsil edilmeyerek tahsil zamanaşımına uğratılması sonucunda gecikme faizleri dahil toplam …. TL kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiş ise de;

Sorumlularca, tazmin hükmüne konu olan çevre temizlik vergi borçlarına ilişkin kişi bazında takibat dosyaları açıldığı, mükellefler adına kayıtlı bulunan tüm taşıt ve gayrimenkul kayıtlarına hacizler konulduğu, 6183 sayılı yasanın aramış olduğu tüm yasal prosedürün yerine getirildiği,

2007 yılına ait ÇTV borçlarından dolayı birçok dosyada 01.01.2008-31.12.2012 tarihleri arasında zamanaşımı süresini kesen ödeme emri tebliği, haciz ve diğer işlemler yapılmış olduğundan bu dosyaların hesap denetim tarihine konu olan 31.12.2012 itibari ile zamanaşımına uğramadığı,

2011 yılında yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile bazı alacakların yapılandırılmasına imkân tanındığı, birçok mükellefin de bu Kanun’dan faydalanarak belediyeye vergi borçlarını yapılandırmak için müracaat ettiği ve vergi borçlarının ödeme planına bağlandığı,

6183 sayılı Kanun’un 104. maddesinde "borçlunun yabancı memlekette bulunması .... müddetince zamanaşımı işlemez" hükmü bulunduğu, ilama konu olan mükelleflerin bir kısmının yurtdışında yaşadığı ve zamanaşımı süresinin bu mükellefler için işlemediği,

Bazı mükelleflere ilişkin İcra İflas Kanunu’nun 179/b maddesi uyarınca mahkemeler tarafından verilen iflasın ertelenmesi hükümlerinin zamanaşımı durduracağı hükmünün gözetilmediği,

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 164 ve 168. maddelerinin birlikte incelenmesi sonucunda ilama bağlanan rapordaki mükelleflerin ölümü neticesinde mirasçıların yeniden beyanname vermiş olmaları ile zamanaşımı süresinin mirasçılar açısından yeniden başlayacağı hususunun gözetilmediği,

Belediye Meclisi’nin 01/07/2014 tarih ve 76 sayılı kararı ile, 6183 sayılı Kanun’un 106. maddesi gereği tahsil imkansızlığı sebebiyle terkin edilmesi gereken çevre temizlik, emlak, ilan ve reklam vergisi mükelleflerine ilişkin …. TL'lik kısmın terkin edildiği,

Mükelleflere ait 2007 yılı ÇTV borcuna istinaden takip eden yıllarda ödemeler yapıldığı, hatta tüm borçlarını ödeyen mükelleflerin dahi bulunduğu, 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği üzere mükelleflerin yapacağı rızai ödemelerin tahsil daireleri tarafından kabul edileceği, haliyle bu meblağların kamu zararı olarak nitelendirmesinin tahsil tarihleri itibariyle mümkün olmadığı belirtilmiş ve bu hususların ispatına ilişkin örnekleme dosyalar temyiz dilekçesi ekinde sunulmuştur.

Çevre temizlik vergisi alacaklarına ilişkin tespitlerin icmali rakamlar üzerinden yapılan incelemelere dayandırıldığı, söz konusu alacaklara ilişkin mükellef bazında ayrıntıların ortaya konmadığı, bu tutarla ilgili olarak sorumlularca bildirilen ve zamanaşımını kesen (tahsilat, terkin, ödeme emri tebliği, 6111 sayılı Kanun’a istinaden borcun yeniden yapılandırılması vb.) durumlarla ilgili iddiaların somut ve açık olarak karşılanmadığı ve bunlardan tahsil ve terkin işlemlerinin gerçekleştirildikleri tarihlerde tahakkuk ettirilen gecikme faizlerinin ilamda tespit edilen tutardan ayrıştırılmadığı ve varsa kısmı tahsil işlemlerinin zamanaşımına etkilerinin tespit edilmediği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla tazmin hükmüne konu alacaklardan zamanaşımına uğrayanların mükellefleri itibariyle tespit edilmesinin sağlanması ve olay bazında zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin de ortaya konulması suretiyle yeniden hüküm tesisini teminen 124 sayılı ilamın 8. maddesi ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın dairesine TEVDİİNE, oybirliği ile,

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:11

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim