Sayıştay 6. Dairesi 38725 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

38725

Karar Tarihi

1 Mart 2016

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2011

  • Daire: 6

  • Dosya No: 38725

  • Tutanak No: 41583

  • Tutanak Tarihi: 01.03.2016

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

73 sayılı ilamın 39. maddesiyle; … Büyükşehir Belediyesi ile … Sendikası arasında akdedilen Sosyal Denge Sözleşmesi uyarınca memur personele yapılan “Sosyal Denge Yardımı” ödemelerinden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu uyarınca gelir vergisi kesintisi yapılmaması sonucu kamu zararına neden olunduğu gerekçesi ile … TL’ye tazmin hükmü verilmiş 24213 (21.04.2015 tarih ve 40415 tutanak) sayılı Temyiz Kurulu ilamıyla da söz konusu tazmin hükmünün tasdikine karar verilmiştir.

Sorumlu, karar düzeltmesine ilişkin dilekçesinde, Temyiz Kurulu Kararının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle bozularak ortadan kaldırılması gerektiğini, Şöyle ki;

6085 sayılı Sayıştay Kanunu 5/1-b maddesine göre; Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin; gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetlemek, sorumluların hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlamak Sayıştay'ın görevleri arasında sayıldığını, madde hükmüne göre Sayıştay’ın ancak gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğini, dolayısıyla kanunla düzenlenmiş olan bir konuda kanunun lafzı dışına çıkarak denetleme yapılmaması gerektiğini, ancak verilen karar da bu hususun yeterince incelenmediğini,

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15. Maddesine göre; Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebildiğini, sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlendiğini, bu hüküm uyarınca yıllardır sosyal denge ücretinin kamu kurumlarında ödendiğini,

4688 sayılı Kanunun Geçici 14. maddesinin son fıkrasına göre; “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararma müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” Denildiğini,

Kamu personeline yapılan sosyal denge ödemelerinden gelir vergisi stopajı yapılmaması nedeniyle verilen tazmin hükmü de kamu görevlilerine yapılan ek ödemeye dayalı, onu temel alan bir yargılama faaliyeti olduğundan, 4688 sayılı Kanunun Geçici 14. maddesinin son fıkrası kapsamı içerisinde kaldığından dolayı Sayıştay'ın bu konuda mali yargılama yapma/ hüküm tesis etme yetkisi bulunmadığını, bu nedenle verilen tazmin hükmünün hukuka aykırı olduğunu,

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 73. Maddesinde; “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir” düzenlemesinin bulunduğunu,

Dolayısıyla yukarıda alıntı yapılan mevzuattan da anlaşılacağı üzere sosyal denge ödemelerinin yasal hale geldiğini ve 15.03.2012 tarihinden önce yapılan ödemelerle ilgili idari ve mali takibat yapılamayacağı hüküm altına alındığını, dolayısıyla 15.03.2012 tarihinden önce yapılan ödemeler konusunda kanunla af getirildiğini,

Bu konuda, "Vergi Suçlarında Affı Anayasa ile Sorunsallaştırmak" isimli Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Vergi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Nihal SABAN'ın yazmış olduğu makalede;

“Vergi afları Anayasanın 87. maddesindeki genel ve özel af kapsamı içinde değerlendirilir, çünkü vergi ile ilgili af çıkarılamayacağı konusunda bir yasak yoktur. TBMM cezalar konusunda genel af çıkarıyorsa, vergi suç ve cezaları bu ceza kapsamıyla bağlantılı olduğu alanlarda af içinde değerlendirilecektir

Anayasanın 73/3 fıkrasındaki verginin yasallığı ilkesi gereğince, vergi afları da verginin konulup kaldırılmasıyla bağlantılı olduğu için bu konuda yetki TBMM'ne aittir, yasa ile vergi afları getirilebilir. Bu düzenleme de doğrudan vergi affı ile ilgili ise, çıkarılan yasanın Anayasanın 87. Maddesindeki özel af kapsamında olduğu düşünülebilir

Vergi suç ve cezalarının affı , "vergi affı " olarak adlandırılmadığı için, çeşitli vergi düzenlemelerinde de aflar getirilmektedir. Bunlar hukuksal sonuçları itibariyle "örtülü af olarak nitelendirebileceğimiz "özel af içinde değerlendirilmelidir, ayrıca Danıştay İçtihatları Birleştirme kurulu 22.12.1973 tarih ve 1969/8-1973/14 kararı ile idarenin idari işlemlere dayanılarak yapılan ödemenin geri alınamayacağı,

Vergi affı kavramının içeriği;

  1. Geçmişteki vergi asılları ve gecikme faizleri ödendiğinde, cezalar,

  2. Geçmişteki vergi asıllarının tamamı (veya kısmı) ile gecikme faizlerinin tamamı (veya bir kısmı) ödendiğinde idari ve adli cezalar,

  3. Geçmişteki vergi asılları, gecikme faizi, idari ve cezai nitelikli cezalar affedilir. ” Denilmekte olduğunu,

Yukarıda alıntı yapılan makaleden de anlaşılacağı üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında olan kesintilerde 4688 sayılı Kanunun Geçici 14. maddesinin son fıkrasına göre ortadan kalktığını, Zira bu maddeyle idari, mali takibat ve yargılama yapılamayacağının açıkça belirtildiğini,

Sosyal Denge sözleşmesinde gelir vergisi kesileceğine dair hüküm bulunmadığını, sözleşmede yer almayan bir konuda kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, tazmin hükmüne konu sosyal denge sözleşmesinin 13. Maddesinde; "Sosyal denge yardımı, çalışılan ayın 15'inde maaşlar ile birlikte, Damga Vergisi ve bu sözleşme gereğince yapılacak olan sendika kesintisi hariç başka bir kesinti yapılmadan ödenir" hükmünün yer aldığını,

4688 sayılı Yasanın, Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanunun 11.04.2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini ve halen yürürlükte olduğunu, … Büyükşehir Belediyesi ve ilgili birimlerinin, kanunun ilgili maddeleri ve diğer mevzuattaki hükümler yürürlükten kalkıncaya kadar kanunun emrettiği düzenlemeleri ve işlemleri yapmak zorunda olduğunu, bir kamu göreviyle görevlendirilen kişi veya kurumun, bu kamu faaliyetinin yürütülmesi sırasında, görevinin gerekli kıldığı yükümlülüklere uygun hareket etmek zorunda olduğunu, söz konusu 4688 sayılı yasayı, ilgili diğer mevzuatı ve imzalanan toplu sözleşme ve eklerini uygulamamasının bu yüzden söz konusu olamayacağını, aksinin iddia edilmesi ve yürürlükte olan sözleşmenin dışında talepte bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu,

ILO sözleşmelerine göre tarafların serbest iradeleri ile imzalanan sözleşmeler geçerli olduğunu,

Türkiye tarafından imzalanan Sendika Özgürlüğüne Ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin Sözleşmenin 8. Maddesine göre; Çalışanlar ve işverenlerle bunlara ait örgütler bu sözleşme ile kendilerine tanınmış olan hakları kullanmada, diğer kişiler veya örgütlenmiş topluluklar gibi, yasalara uymak zorunda olduklarını, yasaların, bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek şekilde uygulanamayacağını,

Türkiye tarafından imzalanan ILO sözleşmelerinden 1944 Filadelfıya Bildirgesine göre; İhtiyaca karşı mücadele, her ulusun kendi ülkesi içerisinde tükenmez bir güçle ve kamu yararının sağlanması amacıyla işçi ve işveren temsilcilerinin Hükümet temsilcileri ile eşit şartları içinde katılımlarıyla yapacakları serbest tartışmalara ve alacakları demokratik kararlara hakim olarak sürekli ve ortak bir uluslararası gayretle yürütüleceğini,

ILO sözleşme hükümlerine göre; hükümet temsilcileri ve çalışan kesimin serbestçe aldığı kararların geçerli olduğunu, bu kararların uygulanmasının zorunlu olduğunu, bu nedenle sosyal denge sözleşmeleri de uygulanması zorunlu olan sözleşmelerden olduğunu, sosyal denge sözleşmesinin içeriğine bakıldığında da gelir vergisi kesintisinin yapılmayacağının açıkça belirtildiğini, bu nedenle uluslar arası mevzuata göre de tazmin hükmüne konu olan işlemin hukuka uygun olduğunu,

Sosyal Denge ödemelerinin ve gelir vergisi kesintisi yapılmamasının Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na da uygun olduğunu,

Sosyal denge ödemesinin amacının; çalışan kişiler arasındaki ücret dengesini ve insanca yaşamasını sağlamak, bilgi ve becerisini geliştirmek, adaletli ücret dağılımını sağlamak, çalışanların sosyal ve kültürel düzeylerini yükseltmek ve çalışma performansını arttırarak demokratik ve katılımcı çalışma düzenini oluşturmak olduğunu,

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının, 15.10.1985 tarihinde imzaya açıldığını,. Türkiye anlaşmaya 21.11.1988 tarihinde imza koyduğunu, anlaşmanın 9.12.1992 tarihinde onaylandığını, yürürlük tarihinin ise 1.4.1993 olarak belirlendiğini, 3/10/1992 tarih ve 21364 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığını,

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı 4. Maddesine göre;

  1. Yerel yönetimlerin temel yetki ve sorumlulukları anayasa ya da kanun ile belirlenecektir. Bununla beraber, bu hüküm yerel yönetimlere kanuna uygun olarak belirli amaçlar için yetki ve sorumluluklar verilmesine engel teşkil etmeyecektir.

  2. Yerel Yönetimler, kanun tarafından belirlenen sınırlar içerisinde, yetki alanlarının dışında bırakılmış olmayan veya başka herhangi bir makamın görevlendirilmemiş olduğu tüm konularda faaliyette bulunmak açısından tam takdir hakkına sahip olacaklardır.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı 6/2. Maddesine göre; Yerel yönetimlerde görevlilerin çalışma koşulları liyakat ve yeteneğe göre yüksek nitelikli eleman istihdamına imkan verecek ölçüde olmalıdır; bu amaçla yeterli eğitim olanaklarıyla ücret ye mesleki ilerleme olanakları sağlanmalıdır.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı 8. Maddesine göre;

  1. Yerel makamların her türlü idari denetimi ancak kanunla veya anayasa ile belirlenmiş durumlarda ve yöntemlerle gerçekleştirilebilir.

  2. Yerel makamların faaliyetlerinin idari denetimi normal olarak sadece kanunla ve anayasal ilkelerle uygunluk sağlamak amacıyla yapılacaktır.

Bu hükümler uyarınca; sosyal denge sözleşmesinin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartıma da uygun olduğunun açık olduğunu, ayrıca; yerel yönetimlerin çalışan kişiler lehine sendikalarla imzalamış olduğu sosyal denge sözleşmesinde yer almayan bir kesintinin yapılmamasının hukuka uygun olduğunu, aksi yönde verilen, kanunla takibat yapılamayacağı hüküm altına alınmış ve sözleşmede yer almayan bir konuda kesinti yapılması gerekliliğine karar veren tazmin kararının hukuka aykırı olduğunu,

Ayrıca bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da; sosyal denge ödemesinin hukuka uygun olduğu, sözleşmede yer almayan kesintilerin yapılamayacağı yönünde karar verildiğini, söz konusu kararın ek olarak daha sonra Sayın Başkanlığına gönderileceğini,

Yukarıda yapılan tüm açıklamalar muvacehesinde; 4688 sayılı kanunla hakkında idari, mali takibat ve yargılama yapılamayacağı hüküm altına alınan bir konuda vergi incelemesi yapılarak gelir vergisi kesintisi yapılmadığı iddiasıyla hakkında kamu zararı tazmini çıkartılmasının hukuka aykırı olduğunu, yapılan işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, Sayıştay Temyiz Kurulunun 21.04.2015 tarih ve 40415 sayılı kararının incelenerek karar düzeltme yoluyla bozulmasını ve hakkındaki tazmin kararının kaldırılmasını talep etmektedir.

Sayıştay Başsavcılığı karşılama yazısında;” Sorumlu, Daire ve Temyiz Kurulu kararına karşı Karar düzetilmesi talebiyle; Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz hükmü gereğince tazmin hükmünün kaldırılmasını talep edilmektedir.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunun geçici 14 üncü maddesinin son fıkrasında "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." Denilmektedir.

Anayasanın 73'üncü maddesinde vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konup kaldırılacağı, hükmü yer almaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61'nci maddesi gereği, ücret tanımı içine giren söz konusu ödeme yapılırken (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104'üncü maddelere göre vergi tevkif atı yılması gerekmekte olup, toplu sözleşme yoluyla (Kanunla istisna getirilmemiş) gelir vergisi kapsamından çıkarılması hukuken mümkün değildir.

4688 sayılı kanunda değişiklik yapan 6289 sayılı Kanunda yapılan sosyal denge ödemelerinin gelir vergisinden istisna tutulduğuna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır

Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 9'uncu maddesinde vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş olmasının mükellefiyet ve vergi sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağına ilişkin hükümler bulunmaktadır.

Dolayısıyla yapılan ödemelerin kanunsuz olması vergi hükümlerinin uygulanmasını engellemeyecektir.

Bütün bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, sosyal denge ödemeleri konusunda kanun koyucunun getirmiş olduğu af maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamayacağı, başlatılanlar işlemden kaldırılacağı, şeklindeki düzenlemesiyle ödemeler yasal hale getirilmiş olup, bu ödemelerden vergi kesintisi yapılmayacağına ilişkin bir hükme yer vermemiştir.

Sorgu konusu edilen husus, sosyal denge ödemelerinin yapılıp yapılmayacağı değil bu ödemeler yapılırken gelir vergisi kanunun da öngörülen gelir vergisinin kesilmemesine ilişkindir.

Buna göre; adı geçenin karar düzeltme talebinin ret edilerek Kurul Kararının korunması düşünülmektedir.” Demiştir.

Karar düzeltilmesi talebinde bulunan kişi ikinci dilekçesinde birinci dilekçesine ilaveten Başsavcılık mütalaasına katılmadığını, karar düzeltilmesi talebinin reddedilmesi durumunda Anaysa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunacağını ifade etmiştir.

Başsavcılık ikinci karşılamasında yargılamanın ilk mütalaasına göre karara bağlanmasının uygun olacağını ifade etmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:

… Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile … -Sen arasında 15.02.2005 tarih ve 416 sayılı Meclis Kararına dayanılarak imza edilen Sosyal Denge Sözleşmesinin 14’üncü maddesinde, fiilen görev yapan çalışanlara aylık brüt sosyal denge yardımı yapılacağı belirtilmiştir.

Anayasanın 73’ncü maddesinde; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulup, kaldırılacağına ilişkin düzenleme bulunmaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 ve 25'inci maddelerinde gelir vergisinden istisna edilecek ücretler ile ücret sayılan ödemeler belirtilmiş olup, 61'inci maddesinde; "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanunun, 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre de hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61'inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104'üncü maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Öte yandan, Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun "Kapsam" başlıklı 2'nci maddesinde; "Bu Kanun, Devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin görüldüğü genel, katma ve özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda kamu iktisadî teşebbüslerinde, özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan banka ve teşekküller ile bunlara bağlı kuruluşlarda ve diğer kamu kurum veya kuruluşlarında işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri hakkında uygulanır." hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, 01.06.2012 tarihli ve 28310 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklara Dair Toplu Sözleşme" nin "5. Sosyal Denge Tazminatı" başlıklı maddesinde, "Belediyeler ve bağlı kuruluşlar ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100'üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir" hükmü yer almıştır.

Diğer taraftan, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15'inci maddesinde, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği, sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarının, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirleneceği hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, sosyal denge ödemelerine ilişkin olarak 4688 sayılı Kanun, Gelir Vergisi Kanunu ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede herhangi bir istisna hükmüne yer verilmediğinden, bahse konu ödemelerin ücret sayılarak, Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104'üncü maddeleri kapsamında gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

Sorumlu, dilekçesinde 4688 sayılı Kanunda değişiklik yapan 6289 sayılı Kanun’un vergi takibi yapılacağına ilişkin bir hüküm getirmediği, konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15.3.2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 15’inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamayacağı, başlatılanların işlemden kaldırılacağına ilişkin düzenleme yapıldığı, bu düzenlemenin de 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre yeni tarihli olduğu ve bu düzenlemenin geçerli olduğu, düzenlemenin af mahiyetinde bulunması sebebiyle herhangi bir kamu zararı meydana gelmediğini ifade etmişlerse de; söz konusu husus vergi kanunlarıyla zaten düzenlenmiş durumda olup kanun koyucu yaptığı düzenlemede gelir vergisine ilişkin bir istisna hükmü getirmemiştir. Uyuşmazlık konusu sosyal denge ödemesinin yapılıp yapılamayacağı değil, bu ödemelere ilişkin Gelir Vergisi Kanununda öngörülen verginin kesilmemesidir. Başka bir deyişle, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunun geçici 14 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan hüküm, sosyal denge ödemelerinin kendisi ile ilgili olup bu ödemelerden yapılacak kesintilerle bir ilgisi bulunmamaktadır. Dolayısı ile af kapsamı ile yasal hale gelen sosyal denge ödemelerinden gelir vergisi kesintisi 193 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılması gerekmektedir.

Bu itibarla, sorumlunun karar düzeltilmesine ilişkin talebinin reddi ile 73 sayılı ilamın 39. Maddesinde yer alan tazmin hükmünün tasdikine ilişkin 24213 (21.04.2015 tarih ve 40415 tutanak) sayılı Temyiz Kurulu ilamının DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA, oyçokluğuyla,

( Üyeler … ve …’ın; 4688 sayılı Kanunun geçici 14’üncü maddesinde, konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15.3.2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamayacağı ve başlatılanların işlemden kaldırılacağı, hükme bağlanmıştır. Bunun anlamı, sosyal denge ödemesi temel alınmak suretiyle, kamu görevlileri ile ilgili mali yargılama yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, başlamış bir yargılama var ise bunun da işlemden kaldırılmasıdır. Kamu personeline yapılan sosyal denge ödemelerinden gelir vergisi stopajı yapılmaması nedeniyle verilen tazmin hükmü de kamu görevlilerine yapılan ek ödemeye dayalı, onu temel alan bir mali yargılama faaliyeti olduğundan, bu düzenlemenin kapsamı içerisinde olup yargı dairesinin bu konuda yargılama yapma/hüküm tesis etme yetkisi bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dilekçinin karar düzeltilmesine ilişkin talebinin kabul edilerek 73 sayılı ilamın 39. Maddesinde yer alan tazmin hükmünün tasdikine ilişkin 24213 (21.04.2015 tarih ve 40415 tutanak) sayılı Temyiz Kurulu ilamının düzeltilerek 73 sayılı ilamın 39. Maddesinde yer alan tazmin hükmünün kaldırılmasına, karar verilmesi gerektiği şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı )

Karar verildiği 01.03.2016 tarih ve 41583 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilâm tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:11

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim