Sayıştay 6. Dairesi 36001 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
36001
29 Nisan 2014
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2009
-
Daire: 6
-
Dosya No: 36001
-
Tutanak No: 38900
-
Tutanak Tarihi: 29.04.2014
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:
- 310 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğünde çalışan memurlara, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa aykırı olarak, bu Kanun ile sağlanan haklar dışında, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca da ödeme yapıldığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde:
1 Aynı konuda ESKİ Genel Müdürlüğü ( Erzurum Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) 631. sayılı kanun hükmünde kararnameye bağlı Bakanlar Kurulu Kararları hükümleri uyarınca çalışan memurlara ödemede bulunmuştur. Sayıştay Denetçileri tarafından yapılan inceleme neticesinde, Eski Genel Müdürlüğünün mahalli idare olduğu ve anılan kanun hükmünde kararname kapsamı dışında kaldığı, bu itibarla fazla ödeme yapıldığının tespit edilmesi ve bunun üzerine personel tarafından Sayıştay" a itiraz dilekçelerinin verildiği aşamada, Erzurum 2 nci İdare Mahkemesinde konuyla ilgili yargılama yapılmış, Erzurum 2 nci İdare Mahkemesinin 2008/1278 E., 2009/981 K.nolu karan (Ek-1) ile mahkemece yapılan ödemenin Eski Genel Müdürlüğünün kapsama dahil kuruluşlar içerisinde bulunması nedeniyle hukuka uygun olduğu konusunda karar verildiğini,
Yine, aynı konuda davacı Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası tarafından, ASKİ' nin 631 sayılı kanun hükmünde kararnameye bağlı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca ödeme yapılmasına ilişkin ASKİ Genel Müdürlüğünün ödemeyle ilgili başvuruyu, başvuruya cevap vermeyerek zımmen reddetmesi üzerine, Ankara 8' nci İdare Mahkemesinde ASKİ Genel Müdürlüğüne karşı dava açılmıştır. Ankara 8' nci İdare Mahkemesi bakılmakta olan davada iptal kararı vermiş, ASKİ Genel Müdürlüğünün 631 sayılı kanun hükmünde kararnameye bağlı Bakanlar Kurulu Kararınca ödeme yapılacak kuruluşlar arasında değerlendirmiştir.(Ek-2)04/07/2001 tarih ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 08.02.2002 tarih ve 2002/3729 sayılı Kararnamede, K.H.K hükümlerinden istifade edebilecek ve edemeyecek kurum ve kuruluşlar açık olarak sayılmış bulunduğunu,
Buna göre Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu ve kuruluşları tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemeler bu karar hükümlerine göre yapılır denilmektedir.2560 sayılı İSKİ Kanunu ve birçok Danıştay kararında. Su ve Kanalizasyon İdarelerinin müstakil bütçeli ve Kamu Tüzel Kişiliğine haiz bir kuruluş olduğu, mahalli idare ve mahalli idare birliği olmadığı ifade edilmiştir. 2560 sayılı İSKİ Kanunun 1. maddesinin son fıkrasında İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin müstakil bütçeli ve Kamu Tüzel Kişiliğine haiz bir kuruluş olduğu açıkça ifade edildiğini,
Anayasa'nın 127. maddesinde mahalli idare "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir." şeklinde tanımlanmıştır. İSKİ Kanununa tabi Su ve Kanalizasyon İdareleri Yönetim ve Denetleme Kurul Üyelerinin atanması ve çalışma usulleri farklılık arz etmekte olup, mevcut yapılarıyla Mahalli İdarelerden ayrıldığını,
Anayasanın 127. maddesinin 5. fıkrasında merkezi idareler mahalli idareler üzerinde vesayet yetkisine sahip olduğu belirtilmektedir. Ancak 23.06.1992 tarih vel992/175 E. 1992/202.K sayılı Danıştay 1.Daire Kararında İdarenin hukuki statüsü incelemeye alınarak Anayasanın 127. maddesi kapsamında olmayan KOSKİ'nin merkezi idarenin vesayeti altında bulunmadığına karar vermiştir. Danıştay 5. dairesinin 15.05.1990 tarih ve 1989/2628 .E-1990/1040 .K. sayılı 16.05.1990 tarih ve 1989/2626.E-1990/1038.K. sayılı kararlarında tüzel kişilik kavramının bağlılık ifadesi ile bir arada bulunamayacağı ifade edilerek İSKİ Kanununa tabi idarelerin Mahalli İdare olmadıkları hususu açıklığa kavuşturulduğunu,
İSKİ'de çalışan personel tarafından açılan bir dava sebebi ile verilen İstanbul 3.İdare Mahkemesi'nin 1987/626 E. 1989/888 K.sayılı kararında ve Danıştay 5. Dairesini 16.05.1990 tarih 1989/2620 E. 1990/1032 nolu kararında; "İSKİ Genel Müdürlüğü İstanbul Belediyesine Bağlı olmakla birlikte kamu hizmeti gören hükmü şahsiyeti haiz müstakil bütçesi olan bir kuruluş olup, bu özellikleri itibari ile bağımsız bir Genel Müdürlüktür. Sözü geçen Kanunun 1. maddesinde Belediyeye bağlılık deyimi Genel Müdürlük tüzel kişiliğini ortadan kaldıracak nitelikte değil, İdarenin iç bünyesini ve kuruluşunu ilgilendiren bir bağlılık olarak nitelendirilmesi gerekir." denilmek suretiyle İSKİ Genel Müdürlüğü'nün bağımsız bir Genel Müdürlük olduğu dolayısıyla Mahalli İdare olmadığı kabul edilmiştir.Müstakil ve bağımsız bir Genel Müdürlük olan Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürleri ve Yönetim Kurulu Üyelerinin atanmaları da İçişleri Bakanlığının onayı ile yapılmaktadır.Görüldüğü gibi yöneticileri seçimle değil atama ile 14.09.2009 tarih ve 26426 sayılı, 14.10.2009 tarih ve 29646 sayılı, 13.11.2009 tarih ve 32764 sayılı, 14.12.2009 tarih ve 35783 sayılı ödeme emirleri ve eklerinin incelenmesi sonucunda görevlendirildiğini,
15.12.2011 tarih ve 28143 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2011/1 esas,5333/l Karar Nolu Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararı konuya netlik kazandırmıştır.Bu kararda "....2560 sayılı Kanunun 1"inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "İstanbul Su ve Kanalizasyon idaresi, istanbul Büyük Şehir belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ISKI personeli 657 saydı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir." hükmü ile su ye kanalizasyon idarelerinin müstakil bütçeye ve kamu tüzel kişiliğe sahip olduğu belirtilmiştir. Kanundaki bu hüküm ile 657 sayılı Kanunun ekindeki cetvellerde yer alan bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) ifadesi ile birlikte değerlendirilmelidir. Bir genel müdürlüğün bütçesi müstakilse ve bu genel müdürlük kamu tüzel kişiliğine de sahipse, bu genel müdürlüğün, başka bir otoritenin izin, onay veya denetimine tabi olmadan karar alma ve uygulama yetkisine sahip bulunduğu açıktır. Nitekim, söz konusu cetvellerde müstakil genel müdürlük olarak belirtilen genel müdürlüklerin kuruluş kanunlarında, kamu tüzel kişiliklerinin ulunduğu ifade edilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü gibi bu idarelere örnek olarak gösterilebilecek genel müdürlüklerde, kamu tüzel kişiliğine sahip olma ibaresi ile bağlı olma ibaresi, aynı şekilde 2560 sayılı Kanuna tabi su ve kanalizasyon idareleri için de geçerlidir... "denmektedir.Yüksek Mahkeme bu kararı ile Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü gibi bu idarelere örnek olarak gösterilebilecek diğer genel müdürlüklerle Genel Müdürlüğümüzü aynı statüde değerlendirdiğini,
Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer almaktadır.Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini,
Gerek yukarıda arz edilen sebeplerle ve gerekse tarafınızdan yapılacak inceleme esnasında lehimize tespitler neticesinde herhangi bir usulsüzlüğü bulunmayan açıklamaya konu ödemeler sebebiyle tarafıma çıkarılan tazmin hükmünün kaldırılmasını ve yapılan ödemelerin usulüne uygun olduğuna karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Sayıştay savcılığının karşılamasında:
“Dilekçede, ilamın 1’inci maddesiyle ilgili olarak 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre yapılan ödemenin, kurumun kapsam dışında bulunduğu gerekçesiyle tazmin hükmedildiği, oysa söz konusu kararnameden Genel Müdürlüklerinin de kapsam içinde bulunduğunun açık olduğu, muhtelif yargı kararları da dayanak gösterilerek, konunun hatalı yorumlandığı, yapılan ödemenin kanunlara uygun olduğu ileri sürülerek Daire Kararının bozulması ve sorumluluğunun kaldırılması istenilmektedir. Konuya ilişkin, 15.12.2011 tarih ve 28143 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Esas No:2011/1, Karar No:5333/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararının da dikkate alınması suretiyle, İleri sürülen gerekçelerin kabul edilerek Daire Kararının bozulmasına ve sorumluların beraatına,” denilmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun “Kuruluş” başlıklı 1 inci maddesinin son fıkrasında; İSKİ personelinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olduğu; aynı Kanunun Ek 5 inci maddesinde ise bu Kanunun diğer Büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, İSU Genel Müdürlüğü personeli de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun kapsamını belirleyen 1 inci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun Belediyelerde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı; 2 nci maddesinde de, Devlet memurlarının aylıklarının, ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bu Kanunda düzenlendiği açıkça belirtilmiştir.
Yine, 657 sayılı Kanunun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146 ncı maddesinde; “Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz.
... ” Hükmü bulunmaktadır.
13.07.2001 tarih ve 24461 sayılı Mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ilk fıkrasında ise;
“Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları (bundan sonra "kapsama dahil kuruluş" olarak anılacaktır) tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin tümünün altı aylık net ortalaması toplamı (bundan sonra "ortalama ücret toplamı" olarak anılacaktır), 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna her ne ad altında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemeler dahil bulunacak toplamının altı aylık net ortalamasını (bundan sonra "ortalama kanuni ücret tavanı" olarak anılacaktır) geçemez.
Bakanlar Kurulu; kapsama dahil kuruluşlarda uygulanacak ortalama ücret toplamı üst sınırını, ortalama kanuni ücret tavanını geçmemek üzere, anılan her kuruluş için ayrı ayrı veya birlikte tespit etmeye veya değiştirmeye; gerektiğinde ortalama ücret toplamı içinde yer alan ödeme unsurlarını ayrıca belirlemeye veya sınırlandırmaya; uygulamaya ilişkin esas, usul ve diğer hususlar ile ödeme tarihlerini düzenlemeye; ortalama ücret toplamı ve ortalama kanuni ücret tavanı kapsamındaki ödemeleri belirlemeye, kapsama dahil edip etmemeye, bu husustaki tereddütleri gidermeye; Devlet memurlarının mali ve sosyal haklarında yapılacak genel veya kısmi nitelikteki artış oranlarını geçmemek üzere ortalama ücret toplamı üst sınırını daha düşük oranlarda artırmaya yetkilidir.
Kapsama dahil kuruluşlar, Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırının altında, ortalama ücret toplamı alan personeli hakkında; Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırını aşmamak, usul ve esaslar ile diğer belirlemelere uymak kaydıyla, ortalama ücret toplamını oluşturan ödemeleri mevzuatları dahilinde tespit etmeye devam ederler. Ancak, bu tespitlerini yaparken hiçbir surette ortalama ücret toplamı üst sınırını aşacak şekilde ödemeye sebep olacak düzenleme, değişiklik veya artış yapamazlar.
Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.
Anılan KHK maddesinde, “özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları”, “kapsama dahil kuruluş” olarak kabul edilmiştir. “Kapsama dahil kuruluş” ibaresinden, asli ve sürekli görevleri ücret, mali ve sosyal haklar dışında 657 sayılı Kanuna tabi personel eliyle yürütülen ve personeli için, ilgili mevzuatları uyarınca, 657 sayılı Kanun hükümleri dışında bir ödeme sistemi getirilen kuruluşların anlaşılması gerekmektedir. Anılan KHK hükmü ile, Bakanlar Kuruluna, bu kuruluşlarda çalışan personele ödenen ücretlerdeki artış oranının üst sınırını belirleme yetkisi verilmiştir. Söz konusu kuruluşlar, personel ücretlerini, Bakanlar Kurulunca belirlenen üst sınır oranı çerçevesinde artırabilmektedirler.
Her ne kadar İSU Genel Müdürlüğü, özel bir kanunla kurulmuş, kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş ise de, personel statüsü bakımından yukarıda sayılan “kapsama dahil kuruluş”lardan farklıdır. Genel Müdürlük personeli, 2560 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin son fıkrası uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olduğundan, 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesi uyarınca, kendilerine bu Kanun ile sağlanan haklar dışında ücret ödenmesi veya başka bir yarar sağlanması mümkün değildir.
Ayrıca 6009 sayılı Kanunun, Geçici 8’ inci maddesi dayanak olarak ileri sürülerek adına hükmolunan tazmin kararının kaldırılması talep edilmektedir.
Anılan yasal düzenlemenin, ilamda tazmin hükmolunan ödeme konusunu kapsamadığı değerlendirilmektedir.
Bu itibarla dilekçilerin iddialarının reddi ile 310 sayılı ilamın 1. maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 310 sayılı ilamın 2 inci maddesiyle; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü personeline yapılan ikramiye ödemelerine ilişkin gelir vergisi matrahının hatalı tespit edildiği görülmüştür.
310 sayılı ilamın 2.maddesiyle tazmin hükmolunan 35.522,29 TL. kamu zararının maaşlardan kesinti suretiyle tahsil edildiği belgelendirilmiş olup hükümden sonra yapılan kısmi tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı herhangi bir itiraz da söz konusu bulunmadığı cihetle bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına,
- 310 sayılı ilamın 3 üncü maddesiyle; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğünde görevli Birinci Hukuk Müşaviri Nemci ÖZEN’e, ek göstergesinin hatalı alınması sonucu kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde:
- Hukuk Müşaviri ek göstergesinin 3600 rakamı esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Şöyle ki; 16 Büyükşehir Belediyesinde uygulanmakta olan 20. 11. 1981 tarih ve 2560 sayılı İSKİ Kanunu 23. 11. 1981 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiş ve bu kanunun Geçici 9. maddesinde "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 1 - 4 derece kadroları, 13/12/1983 gün ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca gerekli düzenleme yapılıncaya kadar geçerli olmak üzere Ek - 1 sayılı cetvelde gösterilmiştir. " denmiştir. Bu madde gereğince, kanun ekinde bulunan ek gösterge cetvelinde, o tarih itibariyle 1. Hukuk Müşaviri, Teftiş kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısına eşit olarak 400 puana göre ek gösterge ödeneceği belirtilmiştir. Söz konusu 400 puanlı ek gösterge, 1995 yılına kadar yürütüldüğünde 3600 puana erişmekte ve günümüzde aynı gösterge uygulandığını,
Dolayısıyla, 2560 sayılı kanuna tabi kuruluşlardaki I.Hukuk Müşavirleri, Teftiş Kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı ile birlikte 1995 yılından itibaren 3600 puana göre ek gösterge almıştır. Ancak 657 sayılı Kanunun ekinde bulunan 2 sayılı cetvelin 6. bölümünde yer alan Büyükşehir Belediyesi 1. Hukuk Müşaviri ifadesi 07.09.1999 tarih ve 99/13385 sayılı Bakanlar Kurulu karan ile "Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarındaki 1. Hukuk Müşaviri" şeklinde değiştirildiğini,
2560 sayılı Kanun, idaremizin kuruluşunu düzenleyen ve personele ödenecek ek göstergeyi belirleyen özel bir kanundur. 657 sayılı Kanun ise, çalışan bütün memurları kapsayan genel bir kanundur. Hukukumuzun temel ilkesine göre, özel kanun ile genel kanun arasında bir uyuşmazlık varsa özel kanunun öncelikle uygulanması gerektiğini,
Bu ilkeye istinaden, su ve kanalizasyon idarelerinde çalışan 1. Hukuk Müşavirlerine, 657 sayılı Kanunun ekinde bulunan 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasına göre değil, özel kanun olan 2560 sayılı kanunun ekinde bulunan ek gösterge cetveli esas alınarak, 3600 rakamına göre ek gösterge üzerinden ödeme yapılması gerektiğini,
657 sayılı DMK'nın ekinde bulunan 11 sayılı ek gösterge cetveli, 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmiştir. 657 sayılı Kanunun 43/B maddesini yeniden düzenleyen 527 sayılı KHK'nin 2 nci maddesinin "B) Ek gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır. (II) sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir." şeklindeki 1. fıkrası gereğince. 07.09.1999 tarih ve 99/13385 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasında değişiklik yapılarak, daha önce "Büyükşehir Belediyesi I. Hukuk Müşaviri" şeklindeki ibare "Büyükşehir Belediye ile bağlı kuruluşlarındaki I. Hukuk Müşaviri," olarak değiştirildiğini,
18.05.1994 tarih ve 527 sayılı KHK, 18.05.1994 tarih ve 3990 sayılı yetki kanununa dayanmıştır. Bu kanun ise, 05.07.1994 tarih ve Esas: 1994/50 Karar: 1994/44-2 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile iptal edilmiş ve yürürlükten kaldırılmıştır. (Anayasa Mahkemesi Kararı ektedir)(EK-4)
Anayasa Mahkemesinin istikrar bulmuş kararlarına göre, bir yetki kanunu iptal edilince, o kanuna istinaden çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin hukuki varlığından söz edilemeyeceğinden, onların da iptali gerekir. Anayasa Mahkemesinin bu kuralına göre, 18.05.1994 tarih ve 3990 sayılı yetki kanunu iptal edildiğinden, 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı KHK ile 657 sayılı DMK'nın 43/B maddesinin hukuki varlığından söz etmenin mümkün olmadığını,
Dolayısıyla, 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasında değişiklik yapan 07.09.1999 tarih ve 99/13385 sayılı Bakanlar Kurulu kararı, dayanağı olan 657 sayılı Kanunun 43/B maddesi hukuki varlığını kaybettiğinden, geçersiz hale gelmiştir.AYRICA,18.05.1994 TARİH VE 527 SAYILI KHK, 15.05.1994 TARİH VE 3990 SAYILI YETKİ KANUNUNA DA YANMIŞTIR. YETKİ KANUNUDA HANGİ KANUNLARIN DEĞİŞTİRİLMESİNE YETKİ VERİLDİĞİ TEK TEK SAYILMIŞTIR. TBMM'NE SUNULAN YETKİ KANUNU TASARISI İLE BAKANLAR KURULUNA 45 ADET KANUNDA DÜZENLEME YAPMA YETKİSİ VERİLMİŞTİR.BU KANUNLARIN İÇİNDE 2560 SAYILI KANUN YOKTUR. YANİ 2560 SAYILI KANUN DEĞİŞTİRİLMEMİŞ, HİÇ BİR MADDESİ YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMAMIŞTIR.BÖYLE OLDUĞU HALDE 2560 SAYILI KANUNUN SADECE 1. HUKUK MÜŞAVİRİNİN EK GÖSTERGESİ İLE İLGİLİ KISMIN UYGULANMAMASINDA MEVZUATA UYARLILIK YOKTUR.AKSİ DÜŞÜNÜLECEK OLSABİLE BİR YETKİ KANUNU İPTAL EDİLECEK OLURSA ONA DAYANILARAK ÇIKARILAN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN VARLIĞINDAN SÖZ EDİLEMEZ .YARGI KARARLARIDA BU YÖNDEDİR.Dolayısıyla, 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasında değişiklik yapan 07.09.1999 tarih ve 99/13385 sayılı Bakanlar Kurulu karan, dayanağı olan 657 sayılı Kanunun 43/B maddesi hukuki varlığını kaybettiğinden, geçersiz hale geldiğini,
Genel Müdürlüğümüzün 2560 Sayılı kanuna tabi müstakil bütçeli Kamu Tüzel Kişiliğine haiz bir Genel Müdürlük olması sebebiyle 1994 yılından itibaren makam ve görev tazminatı ödenmiş ,müstakil genel müdürlük olarak kabul edilmeleri nedeniylede l. Hukuk Müşaviri ek göstergesi 3600 rakamı esas alınarak hesaplanmıştır.Genel Müdürlüğümüzden 2006 yılında emekli olan 1. Hukuk Müşavirine de 3600 Ek Gösterge üzerinden emekli maaşı bağlanmıştır.Diğer Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerinden emekli olan 1. Hukuk Müşavirlerine de aynı şekilde emekli aylığı bağlandığını,
15.12.2011 tarih ve 28143 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2011/1 esas,5333/l Karar Nolu Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Karan konuya netlik kazandırmıştır. Bu kararda ".,.2560 sayılı Kanunun 1'inçi maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi İstanbul Büyük Şehir belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ISKI personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir." hükmü ile su ve kanalizasyon idarelerinin müstakil bütçeye ve kamu tüzel kişiliğe sahip olduğu belirtilmiştir. Kanundaki bu hüküm ile 657 sayılı Kanunun ekindeki cetvellerde yer alan bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) ifadesi ile birlikte değerlendirilmelidir. Bir genel müdürlüğün bütçesi müstakilse ve bu genel müdürlük kamu tüzel kişiliğine de sahipse, bu genel müdürlüğün, başka bir otoritenin izin, onay veya denetimine tabi olmadan karar alma ve uygulama yetkisine sahip bulunduğu açıktır. Nitekim, söz konusu cetvellerde müstakil genel müdürlük olarak belirtilen genel müdürlüklerin kuruluş kanunlarında, kamu tüzel kişiliklerinin bulunduğu ifade edilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü gibi bu idarelere örnek olarak gösterilebilecek genel müdürlüklerde, kamu tüzel kişiliğine sahip olma ibaresi ile bağlı olma ibaresi, aynı şekilde 2560 sayılı Kanuna tabi su ve kanalizasyon idareleri için de geçerlidir... "dendiğini,
Yüksek Mahkeme bu kararı ile Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü gibi bu idarelere örnek olarak gösterilebilecek diğer genel müdürlüklerle Genel Müdürlüğümüzü aynı statüde değerlendirdiğini,
Sayıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun bu değerlendirmesinin sonucu olarak yukarıda sayılan Genel Müdürlüklerde çalışan 1. Hukuk Müşavirine eşit olarak Su ve Kanalizasyon İdarelerinde çalışan 1. Hukuk Müşavirlerine de, makam ve görev tazminatı ödenmesine karar verilmiştir. Bu karar ile DSİ, Kara Yolları ve DDY Genel Müdürlükleri ile Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlükleri aynı sitatüde kabul edilerek, personeline eşit ödeme yapılması gerektiği uygun görülmüştür.
Dolayısı ile makam ve görev tazminatı yönüyle yukarıdaki Genel Müdürlüklerin 1. Hukuk Müşavirlerine eşit olan Su ve Kanalizasyon İdaresi 1. Hukuk Müşavirlerinin, ek gösterge bakımında da onlara eşit olması Hukuk mantığının gereği bulunduğunu,
Bu sebeplerle belirtilen İştahadı Birleştirme Genel Kurulu kararı gereğince İSU 1. Hukuk Müşavirine 3600 puana göre ödenen ek gösterge, Hukuka uygun bulunduğundan daire kararının bu bakımdan kaldırılması gerektiğini,
11 sayılı ek gösterge cetvelinin 2 nci sırasında Bağlı ve ilgili Kuruluşlar ile Yüksek Öğrenim Kuruluşlarında görevli I.Hukuk Müşavirine,3600 Ek Gösterge üzerinden ödeme yapılması öngörülmüştür. Dolayısıyla Müstakil Bütçeli Bağlı Genel Müdürlük olan Genel Müdürlüğümüz 1. Hukuk Müşaviri aynen diğer bağlı Genel Müdürlük 1.nci Hukuk Müşavirleri gibi 3600 Ek Göstergeye göre ödeme alması gerektiğini,
Diğer taraftan, su ve kanalizasyon idareleri 1. hukuk müşavirleri kendi mahiyetinde olan avukatlarla birlikte çalışmakta ve binlerce dava dosyası hakkında her an bilgi sahibi olmak zorundadırlar. Dolayısıyla su ve kanalizasyon idareleri 1. hukuk müşavirleri, beraber çalıştıkları avukatlarla birlikte binlerce dava dosyasından müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, bu dosyaların safahatı ve akıbeti ile ilgili bilgileri not etmek zorundadırlar. Bu sebeple ağır müşavirlik hizmetlerinin yanında ayrıca birçok dosyanın safahatını takip etmek, gerekirse tanzimini yapmak ve hatta duruşmalarına katılmak zorunda kaldığını,
Yapılan izahlardan anlaşılacağı gibi, II sayılı cetvelin 2. bölümünde gösterilen Genel Müdürlük 1. Hukuk Müşaviriyle su ve kanalizasyon idarelerindeki 1. Hukuk Müşavirleri arasında, görevin mahiyeti ve iş hacmi yönleriyle herhangi bir fark bulunmamaktadır. Hatta su ve kanalizasyon idarelerindeki 1. Hukuk Müşavirlerinin daha geniş iş hacmi nedeniyle daha dinamik ve faal olması gerektiği aşikârdır.
Hal böyle olunca su ve kanalizasyon idarelerindeki 1. Hukuk Müşavirlerine, cetvelin 2. bölümünde gösterilen genel müdürlük 1. Hukuk Müşavirlerine ödenen ek gösterge eşit olarak ödenmesi gerektiğini,
Su ve kanalizasyon idarelerinde 1. derece kadroda çalışan avukatların ek göstergesi, 1995 yılı gösterge tablosuna göre 3000 dir. II sayılı cetvelin 2. bölümünde gösterilen kurumlardaki 1. derece kadrolarda çalışan avukatların ek göstergeleri yine 3000 dir. Yani her iki konumda 1. derecede çalışan avukatların ek göstergeleri eşittir ve aralarında bir fark bulunmamaktadır. İki kurum avukatları ek gösterge yönüyle eşit oldukları halde aynı kurumların 1. Hukuk Müşavirlerinin ek göstergeleri, düzenlenen sorgu ile, birbirinden ayrılmıştır. Avukat ile 1. Hukuk müşavirinin yetki ve sorumlulukları dikkate alınarak cetvelin 2. bölümündeki kurumlarda çalışan 1. Hukuk Müşavirlerinin ek göstergeleri 1. derece kadroda çalışan avukatın ek göstergesinden daha yüksek tutulmuştur. Ancak aynı düzenleme Su ve Kanalizasyon İdarelerinde mevcut olduğu halde, sorgu ile 1. hukuk Müşavirleri ile 1. derecede çalışan avukatın ek göstergesi eşit hale getirildiğini,
Cetvelin 2. bölümündeki kurumlarda çalışan 1. Hukuk Müşaviri ile 1. derece kadroda çalışan avukat arasındaki yetki ve sorumluluk farkı, aynı şekilde Su ve Kanalizasyon İdarelerinde çalışan 1. Hukuk Müşaviri ile 1. derece avukat arasında da bulunduğundan, Su ve Kanalizasyon İdarelerinde çalışan 1. Hukuk Müşavirinin ek göstergesi de 1. derece avukat ek göstergesinden daha yüksek tutularak 3600 puan olmalıdır.Bu sebeplerle, düzenlenen sorgu ile 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasındaki hükme istinaden, 1. Hukuk Müşaviri ek gösterge rakamının 3600'den 3000'e indirilmesi, mevcut mevzuata uygun olmadığını,
2560 sayılı Kanun özel kanundur. Büyükşehir Belediyelerinin Su ve Kanalizasyon hizmetlerini yürüten Genel Müdürlükler için uygulanmaktadır. Özel Kanun olması nedeniyle kanundaki hükümlerinde öncelikli olarak uygulanması gerekir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146' nci maddesinde; bu kanunun 1' nci maddesinin 1' nci fıkrası kapsamına giren memurların aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme yapanların şekil ve şartları bakımından bu kanundaki hükümlere, aynı maddenin 2' nci kapsamına giren memurların ise özel kanunlardaki hükümlere tabi olacağı, memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemeyeceği, hiçbir yarar sağlanamayacağı hükme bağlanmıştır. 657 sayılı Kanunun bu hükmüne rağmen su ve kanalizasyon idarelerinde çalışan memur personellere ikramiye ödenmekte İSKİ yetkilileri hakkında soruşturma hükümlerini düzenleyen ek madde 3 nedeniyle yönetim kurulu üyeleri dışındaki memurlar hakkında doğrudan soruşturma yapılabilmektedir. Su ve Kanalizasyon İdaresinde çalışan memurlar 4483 sayılı Kanun hükümlerinden faydalanmamaktadır. Su ve Kanalizasyon İdaresinde görev yapan Genel Müdür. Genel Müdür Yardımcıları, Teftiş Kurulu Başkanı, Daire Başkanı v.d. görevliler hakkında özel kanunla belirlenen ek göstergeler uygulandığı halde özel kanunda yer alan açık hükme rağmen 1 .Hukuk Müşavirleri için 3000 ek gösterge karşılığı ödeme yapılması öngörülmüştür. 2560 sayılı Kanundaki 1.Hukuk Müşavirlerine, 3600 ek gösterge karşılığı ödeme yapılmasını düzenleyen hükmü iptal eden başka bir yasa hükmü yoktur. Bu nedenle de, 1. Hukuk Müşavirine 3600 ek gösterge karşılığı ödeme yapılması gerektiğini,
Ayrıca, Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer almaktadır.Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini,
Verilen cevaplar, sunulan belgeler ve tarafınızdan gerçekleştirilecek inceleme sırasında lehimize tespitler sonucunda herhangi bir aykırılığı bulunmayan açıklamaya konu ödemeler sebebiyle tarafımıza herhangi bir tazmin hükmü getirilmemesi ve yapılan ödemelerin tasdikine karar verilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay savcılığının karşılamasında:
“3. madde yönünden: (1.) madde gerekçesine istinaden bu madde yönünden Daire Kararının bozulmasına ve sorumluların beraatına,”denilmiştir.
I.Hukuk müşavirine 3000 ek gösterge yerine 3600 ek gösterge üzerinden ödeme yapılması sonucu tazmin hükmü verilmiştir.
14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 43 üncü maddesinin 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı KHK ile değişik (B) bendinde,
"Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır. II sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir." denilmektedir.
II sayılı cetvelin 6 ncı sırasında, Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlarda kadroları genel idare hizmetleri sınıfının birinci derecesinde bulunanların ek göstergeleri düzenlenmiştir. Buna göre, büyükşehir belediyesi ile bağlı kuruluşlarındaki Birinci Hukuk Müşavirine 3.000 ek gösterge karşılığı ödeme yapılması öngörülmüştür.
Ancak, yapılan incelemede, İSU Genel Müdürlüğü bünyesinde görevli Birinci Hukuk Müşavirine, anılan cetvelin 2 nci sırasında yer alan, Yargı Kuruluşlarında, Bağlı ve İlgili Kuruluşlar ile Yüksek Öğretim Kuruluşlarında görevli 1. Hukuk Müşavirlerine ödenmesi öngörülen 3.600 ek gösterge üzerinden ödeme yapılmıştır.
Dilekçi dilekçesinde 2560 sayılı Kanun’un geçici 9. maddesi gereğince, ek gösterge cetvelinin Kanun’a eklendiğini, cetvelde, Genel Müdür Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi, Teftiş Kurulu Başkanı ve I.Hukuk Müşavirinin ek göstergesinin 1995 yılı itibariyle 400 puan olarak gösterildiğini, bu göstergenin günümüze yürütüldüğünde, 3600 puana karşılık gelmekte olduğunu belirtmiştir. Ancak;
“ Geçici Madde 9 - (23/5/1984 - 3009/13 md. ile gelen Geçici 3 üncü md. hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.) İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 1 - 4 derece kadroları, 13/12/1983 gün ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca gerekli düzenleme yapılıncaya kadar geçerli olmak üzere Ek - 1 sayılı cetvelde gösterilmiştir.” Şeklinde yer alan madde hükmü, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca gerekli düzenleme yapılıncaya kadar geçerli olmak üzere konulmuştur.
Bu tarihten sonra, 09.04.1990 tarih ve 418 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesi ve 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesi ile yapılan düzenlemeler sonucu anılan madde hükmü geçersiz olmakla birlikte, geçici maddede “400” puan olarak belirlenen oranların günümüze yürütülmesi söz konusu değildir. Bu sebeplerle yapılan ek gösterge ödemeleri mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Halihazırda, Devlet memurlarına ödenen ek gösterge aylıkları, 527 sayılı KHK ile 657 sayılı Kanuna eklenen I ve II sayılı cetvellere göre ödenmektedir. Su ve kanalizasyon idareleri açısından 2560 sayılı Kanuna ekli 1 sayılı cetveldeki düzenlemeler, 657 sayılı Kanunda yapılan değişiklikten sonra geçerliliğini yitirmiştir.
Öte yandan, 2560 sayılı Kanuna ekli 1 sayılı cetvelde, Birinci Hukuk Müşaviri, Teftiş Kurulu Başkam, Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı unvanları için belirlenen ek göstergenin aynı olması, bunların bugün geçerli olan mevzuat dahilinde de aynı olmasını gerektirmez. Kaldı ki, 657 sayılı Kanuna ekli II sayılı cetvelin 3 üncü sırasında, Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlarda görevli Teftiş Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Yardımcıları için 3.600 ek gösterge ödenmesi öngörülmüşken, aynı cetvelin 6 ncı sırasında, bu kuruluşlarda görevli 1. Hukuk Müşaviri için 3.000 ek gösterge ödenmesi öngörülmüştür. Mevcut hukuki düzenlemeler çerçevesinde, büyükşehir belediyelerine bağlı kuruluşlarda görevli 1. Hukuk Müşaviri için 3.000 ek gösterge ödenmesi hususu açıkça belirtilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde, İdare Mahkemesi ve Danıştay Kararları uyarınca, su ve kanalizasyon genel müdürlüklerinin hükmi şahsiyeti haiz, müstakil bütçeli kurumlar olmaları hasebiyle bağımsız bir nitelik taşıdıkları, dolayısıyla İSU Genel Müdürlüğünde görev yapan 1. Hukuk Müşavirine, bağımsız Genel Müdürlüklerde görevli 1. Hukuk Müşavirine verilen tutarda ek gösterge aylığı ödenmesi gerektiği ifade edilerek, herhangi bir kamu zararının söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
II sayılı ek gösterge cetvelinde "Müstakil Genel Müdürlükler" başlığı altında ayrı bir düzenleme bulunmamaktadır. Bunun yerine "bağlı ve ilgili kuruluşlar" ibaresi kullanılmıştır. II sayılı cetvelin 2 nci sırasında yer alan, "... Bağlı ve İlgili Kuruluşlar" ifadesi ile kastedilmek istenen "Bakanlık Bağlı ve İlgili Kuruluşlaradır. Aynı cetvelin 6 ncı sırasında ise açıkça "Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlar" dan bahsedildiği için, belediye bağlı kuruluşlarının bu ikinci grup içerisinde yer aldığı kabul edilmelidir. Buna göre, belediye bağlı kuruluşlarında görevli 1. Hukuk Müşavirinin 3.600 değil, 3.000 ek gösterge alması gerekir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanuna ekli II sayılı Cetvelde; “6- Mahalli İdareler İle Bağlı Ve İlgili Kuruluşlar” bölümünde birinci derecede görev yapan I. Hukuk Müşaviri için 3000 ek gösterge rakamı öngörülmüştür.
Öte yandan, 832 sayılı Sayıştay Kanununun 65 inci maddesi karşısında çeşitli mahkeme kararlarının mevcudiyeti Sayıştay’ın vereceği kararlar açısından bağlayıcı değildir.
Bu itibarla; dilekçi iddialarının reddedilerek 6.Daire tarafından 310 sayılı ilamın 3.maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 29.04.2014 tarih ve 38900 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10