Sayıştay 6. Dairesi 35988 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
35988
26 Mart 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 6
-
Dosya No: 35988
-
Tutanak No: 36828
-
Tutanak Tarihi: 26.03.2013
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Adana Seyhan Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğünde 2008 yılı boyunca belediye lehine sonuçlanan davalardan kaynaklanan vekalet ücretlerinin ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146. maddesindeki sınırlamalara uyulmamasından ve söz konusu vekalet ücretlerinin işçilere de ödenmesinden dolayı 48.248,71 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Hukuk sisteminde iki tür vekalet ücretinin olduğunu, Birincisinin, müvekkil ile vekil arasında yapılacak bir sözleşme ile (yazılı sözleşme yoksa Avukatlık Kanunu'nun 164/4 maddesine göre) belirlenen vekalet ücreti (A.K: m. 164/1,2,3,4) ; ikincisinin ise HUMK'un 423/6, (CMUK:322/I-9, 413/son; (CMK:303/I-h, 324); İYUK:31/1) ve Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddelerine göre, vekille takip edilen davalarda mahkemece, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre re'sen takdir edilenin vekalet ücreti olduğunu,
Kamu kurumları avukatları, belli bir ücret (maaş) karşılığı iş gördüklerinden, bu avukatlar hakkında yukarıda arz edilen birinci tür vekâlet ücretinin söz konusu olmadığını; ancak, yargılama gideri olan ikinci tür vekâlet ücreti açısından, gerek HUMK'da, gerekse Avukatlık Kanunu'nda, serbest meslek sahibi avukatlarla, memur veya diğer istihdam şekilleriyle iş gördürülen kamu ve kurum avukatları arasında, herhangi bir ayrım yapılmadığını;
Kamu kurumlarında görev yapan avukatların da HUMK 423m./6.fıkrada düzenlenen vekalet ücretini almaya hakları olduğu konusunda, uygulamada da herhangi bir ihtilaf olmayıp, sorunun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 146/3 maddesi nedeniyle, bu kanuna tabi olan avukatlara ödenecek vekalet ücretinin, herhangi bir sınırlamaya tabi olup olmayacağı hususunda toplandığını;
1136 sayılı Kanunun 164.maddesinin, 4667 sayılı Kanunla değiştirilmesine kadar, kamu kurumlarında görev yapan avukatlara 657 sayılı kanunun 146 maddesi 3. fıkrasında belirlenen limit dahilinde vekalet ücreti ödenmesi şeklinde iken, maddede yapılan değişiklik ile; "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez." düzenlemesine yer verildiğini ve söz konusu değişiklik ile vekâlet ücretinin Avukata ait olduğunun kabul edildiğini;
Bu durumda, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun değişik 164/son maddesi ile, 657 sayılı Kanunun 146/3 maddesinin bir arada uygulanması mümkün olmamakta ve bu iki kanunun, birbiri ile çelişik hükümler ihtiva etmesinin, uygulamada sorunların yaşanmasına sebebiyet verdiğini,
Dava sonunda, tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin, yukarıda da ifade edildiği gibi, HUMK'un 423/6 maddesi ve Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesinden doğduğunu,
Ancak, bunun ön şartının, davanın veya takibin, "vekil (avukat)" vasıtası ile takip edilmesi olduğunu, bu nedenle idareyi ve kurumları, avukat olmayan bir memurun temsil ettiği durumlarda (mesela nüfus memurlarının takip ettiği davalarda), vekalet ücretine hükmedilmediğini, zira vekalet ücretinin, "avukatlık" sıfatının bir sonucu olduğunu,
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun, yürürlükteki 164. maddesinde;
"Avukatlık ücreti
(Değişik madde ve başlığı: 4667 - 2.5.2001 / m. 77) Avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.
İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez. "denildiğini,
Konuya Genel Kanun - Özel Kanun İlişkisi açısından bakıldığında;
Avukatlık mesleğinin 1136 sayılı Kanun ile düzenlendiğini, bu Kanunda, avukatlar arasında çalışma şekil ve şartları açısından herhangi bir ayrım ve sınıflandırma yapılmadığı, hatta daha da ileri gidilerek, Ek. 1.maddede kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde, aslî ve sürekli olarak avukatlık görevinde çalışanların, görevlerinin gereği olan işleri yaparken, baro levhasına kayıtlı avukatların yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyle yükümlü olduklarının vurgulandığı, tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olduğu, "vekalet ücreti"nin memur olmanın değil, avukat olmanın bir sonucu olduğu ... gibi hususlar nazara alındığında, 1136 sayılı Kanunun özel bir kanun olduğunun anlaşıldığını,
657 sayılı Kanunun 36. maddesinde de, "Avukatlık hizmetleri sınıfı, özel kanunlarına göre avukatlık ruhsatına sahip, baroya kayıtlı ve kurumlarım yargı mercilerinde temsil yetkisini haiz olan memurları kapsar. " denmek suretiyle, Avukatlık Kanununun özel niteliğine vurgu yapıldığını,
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ise, I.maddesinin I.fıkrasında da belirtildiği gibi, ilgilinin sıfatına ve mesleğine bakılmaksızın bütün devlet memurlarının kadro, hak ve yükümlülüklerini düzenleyen, konusunda en genel niteliğe sahip kanun olduğunu,
Yine 657 sayılı Kanunun 4. maddesinde yapılan "memur" tanımının, Kanunun genel niteliğini daha da pekiştirdiğini,
Mali yönden değerlendirildiğinde; İnceleme konusu olan vekalet ücretinin mali kaynağı ve yükümlüsünün, davanın karşı tarafı olduğunu, karşı tarafın yapacağı bu ödeme nedeniyle idarenin veya kamu kurumunun bütçesinde herhangi bir azalma meydana gelmediğini,
22.03.1983 tarihli Limit Dışı Kalan Vekalet Ücretlerinin Dağıtımı Esasları Hakkında Yönetmelik'in 4, 5 ve 7. maddeleri gereği, limit uygulansa dahi, limit dışı kalan vekalet ücretinin hiçbir şekilde bütçeye gelir kaydedilemeyeceği ve bir sonraki dağıtımda tekrar dağıtıma katılacağı için, bu yönden de idarenin gelirlerinde hiçbir şekilde azalma, kayıp veya zarar meydana gelmeyeceğini,
Neticede, vekalet ücretinin, idarelerin bütçesinden bağımsız olup, emanet hesabında toplandığını, gelir veya gider olarak gösterilemediğini,
Yukarıdaki hususlar dikkate alındığında; HUMK 423/6 ve Avukatlık Kanunu'nun 164/son hükmüne göre karşı taraftan tahsil edilen vekalet ücretinin, hiçbir limit ve sınırlama uygulanmaksızın, kurumlarda sürekli olarak avukatlık görevi yapan avukatlara eşit olarak dağıtılması gerektiğini,
Ayrıca 2009 yılı memur katsayısının sorguda ifade edildiği gibi 0.053505 değil 01.07.2009 tarihinden sonra 0.05592 olduğunu,
Bu durumda 0.0559210.00012=6710,40 TL vekalet ücreti tutarı olacağından bu hususunda dikkate alınması gerektiğini,
Hukuk İşleri müdürlüğünde çalışan personele ödeme yapılmasına gelince; belediyelerde merkezi hükümetin atama yapmamasından dolayı memur sıkıntısı çekildiğini, bir kısım işlerin işçiler vasıtası ile ama nitelikli işçiler vasıtası ile yürütüldüğünü, Hukuk İşleri Müdürlüğünde çalışan işçi personelin de çok iyi şekilde bilgisayar kullanma, dilekçeleri hızlı bir şekilde yazma, evrak takibini yerine getirme ve daha bir çok işte uzmanlaşmış olduğunu, kendilerinin de yaptığı işlerden dolayı adli,idari ve cezai sorumluluklarının bulunduğunu,
Hukuk işleri Müdürlüğü Görev Yönetmeliğinin Avukatlık Ücretinin Dağıtımı Başlıklı 22. maddesinde avukatlık ücretinin kalem personeline de verileceği belirtilmiş olduğundan işçi ve memur ayrımı yapılmadığını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık
“657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146’ıncı maddesindeki hüküm kamu avukatları açısından özel bir hüküm olup uygulanması zorunludur. Bu hükme aykırı olarak yapılan işlem 5018 sayılı Kanunun 71. maddesi gereğince kamu zararı oluşturmaktadır. Nitekim 01.05.2007 tarih ve 29398 sayılı Temyiz Kurulu Kararı da bu yöndedir. Bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan temyiz talebinin reddedilerek, Daire Kararının tasdikinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 82. maddesinde;
“Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.”ve
1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun’un 1. maddesinde;
“Devlet lehine intaç edilen davalardan dolayı hükme rapt ve tahsil olunan vekalet ücretleri Muvazene-i Umumiyeye dahil vekaletler ve umumi müdiriyetlerce hizmeti mesbuk olanlara aşağıdaki cetvel mucibince tevzi ve bütçelerdeki mahkeme harçları tertibinden tesviye olunur.
Yüzde yetmiş: Maaş veya ücretli avukat ve davavekillerine ve Hazine avukat ve davavekili olmayan yerlerde dava deruhte eden kaza malmüdürlerine,
(Ek fıkra: 10/12/1931 - 1891/1 md.) Keza Hazine avukat veya dava vekili olmayan yerlerde posta ve telgraf idaresine ait davaları deruhte eden mahalli posta ve telgraf merkez müdürlerine,
Yüzde otuz: Muhakemat müdürleri ve hukuk müşavirleriyle takibi icra memurlarına.”
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146. maddesinde;
“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç.)
(Değişik fıkra: 14/01/1988 - KHK - 311/1 md.) Ancak, 02/01/1961 tarihli ve 196 sayılı Kanunun 2 nci maddesi, 07/06/1926 tarihli ve 904 sayılı Kanuna 30/01/1957 tarihli ve 6893 sayılı Kanunla eklenen ek 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları, 19/07/1972 tarihli ve 1615 sayılı Kanunun 161 inci maddesi, 13/01/1943 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun değişik 14 üncü maddesi ve 02/02/1929 tarihli ve 1389 sayılı Kanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareleri ve Belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanun hükümleri saklıdır. (Değişik cümle 20/03/1997-KHK - 570/8 md.) Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır…”
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrasında;
“Bu Kanun, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanır.” hükümleri yer almıştır.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; Adana Seyhan Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğü personeline yapılacak avukatlık vekalet ücreti ödemeleri 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 82. maddesi uyarınca 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun’a göre yapılmalıdır. Ancak bu hükümlere göre yapılan ödemelerde, söz konusu personel 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 1. maddesi kapsamında olduğundan, aynı Kanunun 146. maddesindeki sınırlamalara uyulmak zorundadır.
Oysa, söz konusu personele 2008 yılı boyunca belediye lehine sonuçlanan davalardan kaynaklanan vekalet ücretlerinin ödenmesinde söz konusu sınırlamalara uyulmadığı görülmüştür.
31.8.1961 gün ve 10894 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "1389 sayılı Kanuna Göre Vekalet Ücreti Tevzi Yönetmeliği"nin 3. maddesinde;
"Davanın ikame ve takibi ile sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte birkaç avukatın hizmeti geçmiş ise yukarıdaki hükümlere göre dava avukatı için ayrılan hisseler her avukatın hizmet ve karara tesiri derecesine göre başhukuk müşavirliğince, teşkilatı bulunan yerlerde de muhakemat müdürlüklerince bu avukatlar arasında paylaştırılır." denilmiştir.
19.04.1983 gün ve 18023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Limit Dışı Kalan Vekalet Ücretlerinin Dağıtım Esasları Hakkında Yönetmelik" in 1. maddesinde;
"Bu Yönetmelik, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar ile İl Özel İdareleri ve Belediyeler ve Özel Kanunlarındaki hükümlerle 1389 sayılı Kanuna atfen vekalet ücretinden yararlanan tüm kamu kurum ve kuruluşları ile bunlara bağlı birliklerde çalışan avukatlara ait limit dışı kalan vekalet ücretlerinin dağıtım usul ve esaslarını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir." denilerek Yönetmeliğin amacı belirtilmiştir.
Yönetmeliğin 6. maddesinde, kurumların limiti doldurmayan avukatlarından beyanname alarak, o mali yıl içinde almış oldukları vekalet ücretinin miktarını ve avukatların isimlerini bağlı bulundukları merkez teşkilatına göndermekle yükümlü oldukları; 7. maddesinde ise, listelerin her birim merkezinde birim başkanının başkanlığında 3 kişiden oluşan bir kurul tarafından kanuni limit esas alınarak değerlendirmeye tabi tutulacağı, değerlendirmeden sonra hesapta toplanan paranın tüm hak sahiplerine bölünmek suretiyle bulunarak meblağın eşit olarak hak sahiplerine dağıtılacağı, bu dağıtım sırasında kanuni limit dolduranlardan artan miktarın yine geri kalan hak sahiplerinin sayısına bölünmek suretiyle eşit olarak dağıtıma devam olunacağı, bu dağıtımlardan artan miktarın da bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletileceği ve sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulacağı belirtilmiştir.
Bu hükümlere göre; vekalet ücretine hak kazanmada "görev" yerine "kişinin" esas alınması, vekalet ücreti limitinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 146. maddesi gereğince yıl içindeki tüm katsayılar dikkate alınarak belirlenmesi ve yukarıda belirtilen esaslara göre dağıtımının yapılması; limit dışı kalan meblağın olması halinde ise, artan miktar hakkında yine yukarıda belirtilen usule göre işlem yapılarak, artan miktarın bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletilmesi ve bir sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulması, gerekmektedir.
Avukatlık Kanununun 164 . maddesinin son fıkrasında yapılan değişiklik ile daha önce avukatla iş sahibi ( müvekkil ) arasında aksi yazılı sözleşme hükmü bulunması halini içeren istisnai durum ortadan kaldırılarak her halükarda mahkemenin tarife kararına istinaden haksız çıkan tarafa yükletilecek vekalet ücretinin diğer taraf avukatına ait olduğu hükme bağlanmıştır.
Değiştirilmeden önceki fıkra hükmünde öngörülen sözleşme hükmü ancak serbest faaliyette bulunan avukatlar yönünden söz konusu olup, 657 sayılı Yasanın 36 . maddesinin “( v ) Avukat Hizmetleri Sınıfı”nda yer alan, avukatlık ruhsatına sahip, baroya kayıtlı ve kurumlarını yargı mercilerinde temsil yetkisine haiz olan memurları kapsamaz.
Çünkü, 657 sayılı Yasada öngörülen Avukatlık Hizmetleri Sınıfında yer alan memurlar temsil yetkisini kanundan, serbest faaliyette bulunan avukatlar ise temsil yetkilerini bir akit olan vekaletnameden almaktadırlar.
Kurum avukatları; Mahkemelerde kurumlarını temsile yetkili devlet memuru olmaları nedeniyle diğer memurların tabi olduğu yasa hükümleriyle bağlıdırlar. Özlük haklarında olduğu gibi idarenin haklı çıktığı davalarda hükmedilen vekalet ücretlerinin kendilerine ödenmesinde yukarıda anılan bu konuya ilişkin özel yasa hükümlerine tabidirler. Bunun sonucunda; serbest meslek erbabı avukatlar, mahkemece hükmedilen vekalet ücretini vekil avukat sıfatıyla tamamını almakta, bağlı bulunduğu kurumunu temsil yetkisine sahip kurum avukatları ise mahkemece hükmedilen vekalet ücretini kurumlarını temsile yetkili memur olmaları nedeniyle özel yasa hükümlerinde gösterilen şekil ve miktarda almaktadırlar.
Bu itibarla, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ilgili maddesinin 657 sayılı Kanundaki düzenlemenin yürürlüğünü ortadan kaldırdığı yönündeki iddianın kabulü mümkün değildir.
5393 sayılı Belediye Kanunu 13.07.2005 tarihili Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 84. maddesinde, Belediyenin sorumlu ve yetkili kılındığı görev ve hizmetlerle ilgili olarak, bu Kanunla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri arasında aykırılık bulunması durumunda 5393 sayılı Kanunun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Belediyenin görev ve sorumlulukları Kanunun 14. maddesinde yetki ve imtiyazları ise 15. maddesinde sayılmıştır. Sayılan bu hususlar arasında ilam konusu fazla ödemeleri yasal hale getirecek bir madde bulunmamaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Kapsam” başlıklı 1. maddesine göre belediyede çalışan memurlar bu Kanunun kapsamı içinde bulunmaktadır. Bu nedenle memur statüsünde bulunan avukatlar için Devlet Memurları Kanunun 146. maddesi hükmüne uyulması zorunludur.
657 sayılı Kanunda vekalet ücretleri bakımından yıllık bir limit öngörülmüştür.
Ayrıca, gerek 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 82. maddesinde, gerekse 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun’un 1. maddesinde vekalet ücretlerinin fiilen görev yapan memurlara ödeneceği belirtildiği halde, yapılan incelemede, Hukuk İşleri Müdürlüğü’nde görev yapan işçilere de vekalet ücreti ödendiği tespit edilmiştir.
Bahsi geçen her iki kanunun da vekalet ücretinin ödenmesine dair emredici hükümlerinde “memur” ibaresi yer almaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4.maddesinin (A) fıkrasında Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenlerin, bu Kanunun uygulanmasında memur sayılacağı belirtildikten sonra D) fıkrasında aynen ; İşçiler:
D)İşçiler (A), (B) ve (C) fıkralarında belirtilenler dışında kalan ve ilgili mevzuatı gereğince tahsis edilen sürekli işçi kadrolarında belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan sürekli işçiler ile mevsimlik veya kampanya işlerinde ya da orman yangınıyla mücadele hizmetlerinde ilgili mevzuatına göre geçici iş pozisyonlarında altı aydan az olmak üzere belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan geçici işçilerdir. Bunlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”denilmiştir.
Bu hükümlere göre, süresi belirli hizmet akdi ile büro elemanı olarak çalıştırılan geçici işçi, iş mevzuatı hükümlerine tabi olup bunlara yapılacak ödemeler, kendileri ile imzalanan hizmet akitlerinde belirtilen ödeme çeşitleri ve miktarlarıyla sınırlıdır.
Bu nedenle işçi statüsünde büro elamanı olarak çalışana yapılan vekalet ücreti ödemeleri mevzuata aykırıdır.
Yine dilekçede, 2009 yılı memur katsayısının sorguda ifade edildiği gibi 0.053505 değil 01.07.2009 tarihinden sonra 0.05592 olduğunu,
Bu durumda 0.0559210.00012=6710,40 TL vekalet ücreti tutarı olacağından bu hususunda dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüşse de ilama konu yıl 2009 değil 2008 yılıdır.
Bu itirazda kastedilen, fazla ödemenin hesabında kullanılan memur maaş katsayısının 0,049486 değil 01.07.2008 tarihinden sonra geçerli olan 0,051448 olması gerektiği ise Daire ilamında da belirtildiği üzere; fazla ödemenin hesabında 01.07.2008 tarihinden geçerli olan 0,051448 katsayısının değil de, ilk altı ay için geçerli olan 0,049486 katsayısının kullanılma nedeni, ahiz avukatların 657 sayılı Kanunun belirlediği sınırı 15.05.2008 tarihli ve 3654 yevmiye nolu muhasebe işlem fişiyle yapılan ödeme neticesinde geçmesidir. Sınırı uygulamakla yükümlü olan Muhasebe Yetkilisinin söz konusu tarih itibariyle geçerli olan katsayıyı dikkate alarak ödeme yapması gerekmektedir ve 15.05.2008 tarihi itibariyle 0,049486 tutarındaki memur maaş katsayısı geçerlidir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde 1427 sayılı ek ilamın 1.maddesi ile 48.248,71 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 26.03.2013 tarih ve 36828 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01