Sayıştay 6. Dairesi 35547 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
35547
27 Şubat 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 6
-
Dosya No: 35547
-
Tutanak No: 36600
-
Tutanak Tarihi: 27.02.2013
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
-
1083 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğünde çalışan memurlara. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa aykırı olarak, bu Kanun ile sağlanan haklar dışında. 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca da ödeme yapıldığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
-
İSU Genel Müdürlüğünde çalışan memurlara Devlet Memurları Kanununa aykırı olarak 631 sayılı K.H.K uyarınca ödeme yapıldığı, toplam 1.567,75. YTL fazla ödeme yapılması sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği belirtilerek, tazmin hükmü verildiğini,
Aynı konuda ESKİ Genel Müdürlüğü ( Erzurum Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) 631. sayılı kanun hükmünde kararnameye bağlı Bakanlar Kurulu Kararları hükümleri uyarınca çalışan memurlara ödemede bulunmuştur. Sayıştay Denetçileri tarafından yapılan inceleme neticesinde, Eski Genel Müdürlüğünün mahalli idare olduğu ve anılan kanun hükmünde kararname kapsamı dışında kaldığı, bu itibarla fazla ödeme yapıldığının tespit edilmesi ve bunun üzerine personel tarafından Sayıştay' a itiraz dilekçelerinin verildiği aşamada, Erzurum 2' nci İdare Mahkemesinde konuyla ilgili yargılama yapılmış, Erzurum 2' nci İdare Mahkemesinin 2008/1278 E., 2009/981 K.nolu kararı (Ek-1) ile mahkemece yapılan ödemenin Eski Genel Müdürlüğünün kapsama dahil kuruluşlar içerisinde bulunması nedeniyle hukuka uygun olduğunu,
Yine, aynı konuda davacı Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası tarafından, ASKİ' nin 631 sayılı kanun hükmünde kararnameye bağlı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca ödeme yapılmasına ilişkin ASKİ Genel Müdürlüğünün ödemeyle ilgili başvuruyu, başvuruya cevap vermeyerek zımmen reddetmesi üzerine, Ankara 8' nci İdare Mahkemesinde ASKİ Genel Müdürlüğüne karşı dava açıldığını, Ankara 8' nci İdare Mahkemesi bakılmakta olan davada iptal kararı vermiş, ASKİ Genel Müdürlüğünün 631 sayılı kanun hükmünde kararnameye bağlı Bakanlar Kurulu Kararınca ödeme yapılacak kuruluşlar arasında değerlendirdiğini,(Ek-2)
04/07/2001 tarih ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 08.02.2002 tarih ve 2002/3729 sayılı Kararnamede, K.H K hükümlerinden istifade edebilecek ve edemeyecek kurum ve kuruluşlar açık olarak sayıldığını, Buna göre Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu ve kuruluşları tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemeler bu karar hükümlerine göre yapılır denildiğini,
2560 sayılı İSKİ Kanunu ve birçok Danıştay kararında, Su ve Kanalizasyon İdarelerinin müstakil bütçeli ve Kamu Tüzel Kişiliğine haiz bir kuruluş olduğu, mahalli idare ve mahalli idare birliği olmadığı ifade edilmiştir. 2560 sayılı İSKİ Kanunun 1. maddesinin son fıkrasında İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin müstakil bütçeli ve Kamu Tüzel Kişiliğine haiz bir kuruluş olduğu açıkça ifade edildiğini,
Anayasa'nın 127. maddesinde mahalli idare "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir." şeklinde tanımlandığını,
İSKİ Kanununa tabi Su ve Kanalizasyon İdareleri Yönetim ve Denetleme Kurul Üyelerinin atanması ve çalışma usulleri farklılık arz etmekte olup, mevcut yapılarıyla Mahalli İdarelerden ayrıldığını, Anayasanın 127. maddesinin 5. fıkrasında merkezi idareler mahalli idareler üzerinde vesayet yetkisine sahip olduğu belirtildiğini, Ancak 23.06.1992 tarih ve 1992/175 E 1992/202.K sayılı Danıştay 1.Daire Kararında İdarenin hukuki statüsü incelemeye alınarak Anayasanın 127. maddesi kapsamında olmayan KOSKİ'nin merkezi idarenin vesayeti altında bulunmadığına karar verdiğini, Danıştay 5. dairesinin 15.05.1990 tarih ve 1989/2628 E-1990/1040 K sayılı 16.05.1990 tarih ve 1989/2626.E-1990/1038.K. sayılı kararlarında tüzel kişilik kavramının bağlılık ifadesi ile bir arada bulunamayacağı ifade edilerek İSKİ Kanununa tabi idarelerin Mahalli İdare olmadıkları hususu açıklığa kavuşturulduğunu,
İSKİ'de çalışan personel tarafından açılan bir dava sebebi ile verilen İstanbul 3.İdare Mahkemesi'nin 1987/626 E.1989/888 K.sayılı kararında ve Danıştay 5. Dairesini 16.05.1990 tarih 1989/2620 E. 1990/1032 nolu kararında; "İSKİ Genel Müdürlüğü İstanbul Belediyesine Bağlı olmakla birlikte kamu hizmeti gören hükmü şahsiyeti haiz müstakil bütçesi olan bir kuruluş olup, bu özellikleri itibari ile bağımsız bir Genel Müdürlüktür. Sözü geçen Kanunun 1. maddesinde Belediyeye bağlılık deyimi Genel Müdürlük tüzel kişiliğini ortadan kaldıracak nitelikte değil, İdarenin iç bünyesini ve kuruluşunu ilgilendiren bir bağlılık olarak nitelendirilmesi gerekir." denilmek suretiyle İSKİ Genel Müdürlüğü'nün bağımsız bir Genel Müdürlük olduğu dolayısıyla Mahalli İdare olmadığı kabul edildiğini,
Müstakil ve bağımsız bir Genel Müdürlük olan Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürleri ve Yönetim Kurulu Üyelerinin atanmaları da İçişleri Bakanlığının onayı ile yapıldığını, Görüldüğü gibi yöneticileri seçimle değil atama ile 14.09.2009 tarih ve 26426 sayılı, 14.10.2009 tarih ve 29646 sayılı, 13.11.2009 tarih ve 32764 sayılı, 14.12.2009 tarih ve 35783 sayılı ödeme emirleri ve eklerinin incelenmesi sonucunda görevlendirildiğini,
Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer aldığını, bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini,
Gerek yukarıda arz edilen sebeplerle ve gerekse tarafınızdan yapılacak inceleme esnasında lehimize tespitler neticesinde herhangi bir usulsüzlüğü bulunmayan açıklamaya konu ödemeler sebebiyle tarafına çıkarılan tazmin hükmünün kaldırılmasını ve yapılan ödemelerin usulüne uygun olduğuna karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında:
“Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü 2008 yılı hesabının 6.Dairece yargılanması sonucu çıkarılan 03.02.2011 tarih ve 1083 sayılı ilamın 1, 3, 4 ve 6’ncı maddeleri ile ilgili tazmin hükümlerinin kaldırılması için itiraz eden, Nemci ÖZEN’ın ilgi yazınız ekinde gönderilen temyiz dilekçesi ve ekleri incelenmiştir.
- madde yönünden: Dilekçede, ilamın 1’inci maddesiyle ilgili olarak 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre yapılan ödemenin, kurumun kapsam dışında bulunduğu gerekçesiyle tazmin hükmedildiği, oysa söz konusu kararnameden Genel Müdürlüklerinin de kapsam içinde bulunduğunun açık olduğu, muhtelif yargı kararlarından hareket edilerek yapılan yorumun hatalı olduğu belirtilmekte yapılan ödemenin kanunlara uygun olduğu ileri sürülerek Daire Kararının bozulması ve sorumluluğunun kaldırılması istenilmektedir. Konuya ilişkin, 15. 12. 2011 tarih ve 28143 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Esas No:2011/1, Karar No:5333/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararı dikkate alınmak suretiyle, İleri sürülen gerekçelerin kabul edilerek Daire Kararının bozulmasına ve ilgililerin beraatına, “denilmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun “Kuruluş” başlıklı 1 inci maddesinin son fıkrasında; İSKİ personelinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olduğu; aynı Kanunun Ek 5 inci maddesinde ise bu Kanunun diğer Büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, İSU Genel Müdürlüğü personeli de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun kapsamını belirleyen 1 inci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun Belediyelerde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı; 2 nci maddesinde de, Devlet memurlarının aylıklarının, ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bu Kanunda düzenlendiği açıkça belirtilmiştir.
Yine, 657 sayılı Kanunun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146 ncı maddesinde; “Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz.
... ” Hükmü bulunmaktadır.
13.07.2001 tarih ve 24461 sayılı Mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ilk fıkrasında ise;
“Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları (bundan sonra "kapsama dahil kuruluş" olarak anılacaktır) tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin tümünün altı aylık net ortalaması toplamı (bundan sonra "ortalama ücret toplamı" olarak anılacaktır), 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna her ne ad altında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemeler dahil bulunacak toplamının altı aylık net ortalamasını (bundan sonra "ortalama kanuni ücret tavanı" olarak anılacaktır) geçemez.
Bakanlar Kurulu; kapsama dahil kuruluşlarda uygulanacak ortalama ücret toplamı üst sınırını, ortalama kanuni ücret tavanını geçmemek üzere, anılan her kuruluş için ayrı ayrı veya birlikte tespit etmeye veya değiştirmeye; gerektiğinde ortalama ücret toplamı içinde yer alan ödeme unsurlarını ayrıca belirlemeye veya sınırlandırmaya; uygulamaya ilişkin esas, usul ve diğer hususlar ile ödeme tarihlerini düzenlemeye; ortalama ücret toplamı ve ortalama kanuni ücret tavanı kapsamındaki ödemeleri belirlemeye, kapsama dahil edip etmemeye, bu husustaki tereddütleri gidermeye; Devlet memurlarının mali ve sosyal haklarında yapılacak genel veya kısmi nitelikteki artış oranlarını geçmemek üzere ortalama ücret toplamı üst sınırını daha düşük oranlarda artırmaya yetkilidir.
Kapsama dahil kuruluşlar, Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırının altında, ortalama ücret toplamı alan personeli hakkında; Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırını aşmamak, usul ve esaslar ile diğer belirlemelere uymak kaydıyla, ortalama ücret toplamını oluşturan ödemeleri mevzuatları dahilinde tespit etmeye devam ederler. Ancak, bu tespitlerini yaparken hiçbir surette ortalama ücret toplamı üst sınırını aşacak şekilde ödemeye sebep olacak düzenleme, değişiklik veya artış yapamazlar.
Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.
Anılan KHK maddesinde, “özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları”, “kapsama dahil kuruluş” olarak kabul edilmiştir. “Kapsama dahil kuruluş” ibaresinden, asli ve sürekli görevleri ücret, mali ve sosyal haklar dışında 657 sayılı Kanuna tabi personel eliyle yürütülen ve personeli için, ilgili mevzuatları uyarınca, 657 sayılı Kanun hükümleri dışında bir ödeme sistemi getirilen kuruluşların anlaşılması gerekmektedir. Anılan KHK hükmü ile, Bakanlar Kuruluna, bu kuruluşlarda çalışan personele ödenen ücretlerdeki artış oranının üst sınırını belirleme yetkisi verilmiştir. Söz konusu kuruluşlar, personel ücretlerini, Bakanlar Kurulunca belirlenen üst sınır oranı çerçevesinde artırabilmektedirler.
Her ne kadar İSU Genel Müdürlüğü, özel bir kanunla kurulmuş, kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş ise de, personel statüsü bakımından yukarıda sayılan “kapsama dahil kuruluş”lardan farklıdır. Genel Müdürlük personeli, 2560 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin son fıkrası uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olduğundan, 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesi uyarınca, kendilerine bu Kanun ile sağlanan haklar dışında ücret ödenmesi veya başka bir yarar sağlanması mümkün değildir.
Ayrıca 6009 sayılı Kanunun, Geçici 8’ inci maddesi dayanak olarak ileri sürülerek adına hükmolunan tazmin kararının kaldırılması talep edilmektedir.
Anılan yasal düzenlemenin, ilamda tazmin hükmolunan ödeme konusunu kapsamadığı değerlendirilmektedir.
Bu itibarla dilekçilerin iddialarının reddi ile 1083 sayılı ilamın 1. maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1083 sayılı ilamın 2. maddesiyle; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğünde daire başkanı olarak görev yapan memur personele. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu"na ekli IV sayılı Makam Tazminatı cetvelinde sayılmamalarına rağmen, söz konusu cetvelin 7 inci sırasına göre makam tazminatı ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde:
- Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğünde,, "Belediye Bağlı İdaresi" statüsünde olduğu ve "Müstakil Genel Müdürlük" olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa ekli IV sayılı makam tazminatı cetvelinin 7.sırasına göre makam tazminatı ödenmesi mümkün görülmediği bu itibarla 71.219,40 .. YTL kamu zararına sebebiyet verilmesinden dolayı zararın ödenmesine karar verilmiştir.
Mevzuatımızda Genel Müdürlüklerle ilgili düzenlemeleri incelediğimiz zaman karşımıza çıkan tablo aşağıdaki gibidir.
Danıştay 3. Dairesinin 16.05.2000 karar tarihli 1836 Karar nolu kararı yukarda ki şemada bulunan Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerinin mevzuattaki yerini açıkça ifade etmektedir. Bu karar Büyükşehir belediyesine ait bir vergi borcunun Bağlı Genel Müdürlük olan Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün başka bir idareden olan alacağından mahsup edilmek amacıyla haczedilmesi nedeniyle Danıştay 3. Dairesi tarafından verilen bir karardır. Bu kararda '2560 sayılı... Su ve Kanalizasyon idaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde genel müdürlüğün ... Büyükşehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş olduğu, 15. maddesinde de bütçenin takvim yılı esas alınarak yıllık olarak hazırlanacağı hükümlerine yer verilmiş olup, sözü edilen kanuna 3305 sayılı Kanunla eklenen ek 4. madde ile de bu kanunun diğer Büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiştir. Bu durumda, ... Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kuruluş olan ... Su ve Atık Su İdaresi Genel Müdürlüğünün değinilen kanun hükümleri uyarınca müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kurum olması karşısında ... Büyükşehir Belediyesine ait vergi borçlarının bu kurumdan tahsil edilmesi imkanının bulunmaması nedeniyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararı sonucu itibariyle yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddine ve mahkeme kararının onanmasına 16.5.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.' denmektedir
Yine,Danıştay 5. Dairesinin 1989/2620 E. ve 1990/1032.K sayılı başka bir Kararında İSKİ'nin bağımsız genel müdürlük olduğu "2560 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre İSKİ Genel Müdürlüğünün İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olmakla birlikte Kamu hizmeti hükmi şahsiyeti haiz müstakil bütçeli bir kuruluş olduğu, bu özellikleri itibariyle bağımsız bir Genel Müdürlük niteliğini taşıdığı, Kanunun 1 inci maddesinde yazılı Belediyeye bağlılık deyiminin Genel Müdürlüğün tüzel kişiliğini ortadan kaldırıcı nitelikte değil, İdarenin iç bünyesini ve kuruluşunu ilgilendiren bir bağlılık olarak nitelendirilmesi gerektiği" (Ek-5) şeklinde ifade edilmektedir. 2560 sayılı Kanuna, 3305 sayılı Kanun ile getirilen ek 5 inci madde ile yapılan düzenleme gereği, "bu kanun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanır" hale gelmiş ve 2560 saydı Kanun gereği diğer 15 Büyükşehir belediyesinin su ve kanalizasyon işlerini yürütmek üzere Genel Müdürlükler kurulmuştur. Bu çerçevede;
- ) İSU Genel Müdürlüğü 2560 sayılı Kanunla kurulmuş bir kuruluş olup, Kanun. 23.11.1981 tarihli 17523 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2560 sayılı Kanunun 1 .maddesine göre;
"İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak hizmetlerini yürüten, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olup personel statüsü bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 9 ncu maddesi hükümlerine, diğer işlemlerinde ise özel hukuk hükümlerine tabidir. " denilmekte iken,
23.05.1984 tarihli ve 3009 sayılı Kanunun 1. maddesi ile bu madde;
"İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir. " şeklinde değiştirilmiştir.
İdarenin yapısını belirleyen organlarında ve görevlerinde hiç bir değişikliğe gidilmeksizin, ilk düzenlemede hizmetlerini İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak yürüteceği belirtilen İSKİ'nin, yapılan değişiklik ile hizmetlerini İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı kuruluş olarak yürüteceği düzenlemesinin getirilmiş olması, müstakil bütçeli ve ayrı kamu tüzel kişiliğe sahip olarak kurulan İdarenin yapısını ve işleyişini değiştiren bir düzenleme değildir. 3009 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi bağlı kuruluşu haline getirilmiş olması, İdaremizin haiz olduğu ayrı kamu tüzel kişiliğini ve müstakil bütçeli bir kuruluş olması vasfını ortadan kaldırmamakta, dolayısıyla da bağımsız genel müdürlük olma vasfında bir değişiklik meydana getirmemektedir.
İdaremiz, kamu tüzel kişiliğine sahip olduğundan, başka bir anlatımla müstakil genel müdürlük statüsünde bulunduğundan, görevin yürütülmesi için alınan kararlarda her hangi bir makamın iznine, onayına ve denetimine tabi bulunmamaktadır. Nitekim idare kamulaştırma kararlarını kendisi almaktadır. Bu kararların iptali ve kamulaştırma bedelinin artırılması için açılan bu davalar, İdaremiz hasım gösterilerek açılmakta, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davalar yine doğrudan İdaremiz tarafından açılmaktadır.(Ek-l) Yine İdaremizin herhangi bir faaliyeti nedeniyle Büyükşehir belediyesi aleyhine açılan davalar, İSU'nun ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu gerekçesiyle mahkemelerce reddedilmektedir.
2560 sayılı Kuruluş Kanunumuzun, "Kuruluş amacına dönük çalışmaların gerekli kılması halinde her türlü taşınmaz malı kamulaştırmak veya üzerinde kullanma hakları tesis etmek. " şeklindeki 2/f maddesi gereğince idaremizin kamulaştırma yetkisi bulunmaktadır. Onaylı imar planı dışında kalan yerlerde yapılacak kamulaştırmalarda, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Kamu kurumları yararına kamulaştırmalarda yönetim kurulu veya idare meclisi, bunların olmaması halinde yetkili idare organları," şeklindeki 5/b maddesine istinaden, İdaremiz yönetim kurulu kamu yararı kararı almakta ve bu karar, "Kamu kurumları yönetim kurulu veya idare meclisleri veya yetkili idare organları kararları, denetimine bağlı oldukları bakanın," şeklindeki 2942 sayılı Kanunun 6/g maddesi hükmüne istinaden İçişleri Bakanının onayına tabi bulunmaktadır. Oysa aynı kanunun "Belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni, " şeklindeki 5/a/3 maddesi gereğince, Büyükşehir belediyesi encümenince alınan kamu yararı kararının, yine aynı kanunun "Köy ihtiyar kurulları ve belediye encümenleri kararları, ilçelerde kaymakamın, il merkezlerinde valinin, " şeklindeki 6/a maddesi mucibince vali tarafından onaylanması gerekmektedir.
Netice itibariyle, İdaremizce alınan kamu yaran kararı İçişleri Bakanlığı'nca onaylandığı halde,(Ek-2) Büyükşehir belediyesince alınan kamu yararı kararı için valinin onayı yeterli bulunmaktadır. Başka bir ifade ile İdaremizce alınan kamu yararı kararı Büyükşehir belediyesinin onayına tabi olmadığı gibi, valinin onayına dahi tabi bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, su ve kanalizasyon idarelerini 2560 sayılı Kanunun 1.maddesindeki Büyükşehir belediyesine bağlı kuruluş olduğu ibaresine dayanarak müstakil olmayan (kamu tüzel kişiliği bulunmayan) bir genel müdürlük olarak değerlendirmek, kamulaştırma mevzuatı bakımından da hukuka uygun bulunmamaktadır.
2560 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin son bölümünde İdaremizin müstakil bütçeye ve kamu tüzel kişiliğe sahip olduğu belirtilmektedir. Kanundaki bu ibare ile 657 sayılı Kanunun ekindeki cetvellerde yer alan müstakil genel müdürlük ifadesi birlikte değerlendirildiğinde, aynı sonuca varılacağı görülmektedir. Zira bir genel müdürlüğün bütçesi müstakilse ve kamu tüzel kişiliğine de sahipse, uygulamada hâkim olan görüşe göre, bu genel müdürlük başka bir otoritenin hiyerarşik izin, onay veya denetimine tabi olmadan karar alma ve uygulama yetkisine sahip bulunmaktadır ve bu sebeple de bağımsız genel müdürlük olarak kabul edilmektedir.
- ) Merkezi idare içinde yer alan Bakanlıkların kuruluşunu düzenleyen 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş Ve Görev Esasları Hakkında 174 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname İle 13.12.1983 Gün Ve 174 Sayılı Bakanlıkların Kuruluş Ve Görev Esasları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kaldırılması Ve Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 202 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 10.maddesinde, Bakanlık Bağlı Kuruluşları tanımlanmıştır. Bu maddede yer alan düzenlemeye göre;
"Bağlı kuruluşlar, bakanlığın hizmet ve görev alanına giren ana hizmetleri yürütmek üzere, bakanlığa bağlı olarak özel kanunla kurulan, genel bütçe içinde ayrı bütçeli veya katma bütçeli veya özel bütçeli kuruluşlardır. "
Bakanlık İlgili Kuruluşları, aynı Kanunun 11 .Maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede yer alan düzenlemeye göre de;
"İlgili kuruluşlar; özel kanun veya statü ile kurulan, iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları ile bunların müessese ortaklık ve iştirakleri veya özel hukuki, mali ve idari statüye tabi, hizmet bakımından yerinden yönetim kuruluşları şeklinde düzenlenir. "
Bakanlık bağlı genel müdürlükleri ile bağımsız genel müdürlükleri arasındaki en önemli fark, bu genel müdürlüklerin ayrı kamu tüzel kişiliğe sahip olup olmamaları ile müstakil bütçelerinin olup olmaması hususunda ortaya çıkmaktadır. Yoksa bağlı genel müdürlüklerin de bağımsız genel müdürlüklerin de bakanlığa bağlı oldukları hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Uygulamada kullanılan bağlı veya bağımsız deyimi bu genel müdürlüklerin hukuki nitelemeleriyle ilgili olup, bu nitelemenin en baskın ve ayırt edici unsuru, bağlı oldukları siyasi otoriteden ayrı kamu tüzel kişiliğe sahip olup olmamalarında düğümlenmektedir. Zaten Bakanlık teşkilat yapılanmalarına bakıldığında, hem bağlı hem de bağımsız genel müdürlüklerin bakanlık bağlı kuruluşları arasında yer aldıkları görülmektedir. Müstakil genel müdürlük olup da kanununda bağlı ifadesi bulunmayan hiçbir genel müdürlük yoktur (EK-3)
3046 sayılı Kanuna göre bir bakanlığın temel kuruluşları şunlardır:
• Bakanlık merkez teşkilatı
• Bakanlık taşra teşkilatı
• Bakanlık yurt dışı teşkilatı
• Bakanlık bağlı kuruluşları
• Bakanlık ilgili kuruluşları
Bakanlık bağlı kuruluşları için örnekleme yapmak gerekirse;
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bağlı kuruluşları arasında şu genel müdürlüklerin yer aldığı görülmektedir:
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü
Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın bağlı kuruluşları arasında şu genel müdürlüklerin yer aldığı görülmektedir:
• Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü
• Orman Genel Müdürlüğü
• Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
Ulaştırma Bakanlığı'nın bağlı kuruluşları arasında şu genel müdürlüklerin yer aldığı görülmektedir:
• Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü
• Karayolları Genel Müdürlüğü
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın bağlı kuruluşları arasında şu genel müdürlüklerin yer aldığı görülmektedir:
• Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı
• İller Bankası Genel Müdürlüğü
• Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü
Başbakanlığa bağlı kuruluşları arasında şu genel müdürlüklerin yer aldığı görülmektedir:
• Vakıflar Genel Müdürlüğü
• Basın -Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü
• Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bağlı kuruluşları arasında şu genel müdürlüklerin yer aldığı görülmektedir:
Et ve Balık Kurumu Genel Müdürlüğü
• Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü
Yukarıda belirtilen kuruluşlar arasında bağımsız genel müdürlük oldukları halde, bu genel müdürlüklerin, bakanlık bağlı kuruluşları arasında yer almaları dikkat çekicidir. Demek ki, bağımsız genel müdürlük nitelemesi, bağlı kuruluş olup olmamaya göre değil ayrı kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmamaya göre yapılmaktadır.
- ) Belediyelerin kuruluşunu düzenleyen 5393 sayılı Belediye Kanununda, belediyeye bağlı veya ilgili kuruluş düzenlemesine yer verilmemiş ve bunlar tanımlanmamıştır.
Belediye Kanununun 48 inci maddesinde; "Belediye teşkilatı, norm kadroya uygun olarak yazı işleri, mali hizmetler, fen işleri ve zabıta birimlerinden oluşur.
Beldenin nüfusu, fiziki ve coğrafi yapısı, ekonomik, sosyal ve kültürel özellikleri ile gelişme potansiyeli dikkate alınarak, norm kadro ilke ve standartlarına uygun olarak gerektiğinde sağlık, itfaiye, imar, insan kaynakları, hukuk işleri ve ihtiyaca göre diğer birimler oluşturulabilir. Bu birimlerin kurulması, kaldırılması veya birleştirilmesi belediye meclisinin kararıyla olur. " düzenlemesi ile belediyenin birimlerinin hangileri olduğu ve nasıl oluşturulacağı belirlenmiştir.
Görüleceği üzere, Belediyenin teşkilat yapısında bağlı kuruluştan veya bağlı genel müdürlükten söz edilmemektedir.
Büyükşehir Belediyelerinin kuruluşunu düzenleyen 5216 sayılı Kanunun Büyükşehir Belediyesi teşkilatını belirleyen 21 inci maddesinde;
"Büyükşehir belediyesi teşkilatı; norm kadro esaslarına uygun olarak genel sekreterlik, daire başkanlıkları ve müdürlüklerden oluşur.
Birimlerin kurulması, kaldırılması veya birleştirilmesi Büyükşehir belediyesi meclisinin kararı ile olur. " düzenlemesine yer verilmiştir.
Söz konusu düzenlemede; bağlı kuruluş, ilgili kuruluş veya bağlı genel müdürlük tanımı veya ifadesi, Büyükşehir Belediyesinin yapılanmasında yer almamaktadır. Keza, mer'i mevzuatta bağımsız genel müdürlük tanımına yer veren hukuki bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Anayasanın 123 ve 124 üncü maddelerinde yer alan hükümler aşağıdaki gibidir;
"Madde 123 - İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.
İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.
Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.
Madde 124 - Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.
Hangi yönetmeliklerin Resmi Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir."
Görüleceği gibi Anayasa, kamu tüzel kişiliğine (hükmi şahsiyete) sahip idareleri açık olarak belirtmiş ancak, bu İdareler arasında, bağımsız genel müdürlük veya bağlı genel müdürlük gibi herhangi bir ayrıma gidilmemiştir. Uygulamada da, kamu tüzel kişiliğine sahip genel müdürlükler oluşturulurken, müstakil veya bağlı olmaları gözetilmeden hemen hepsinde, benzer bir teşkilat yapısı oluşturulmaktadır. Buna bağlı olarak başta Anayasa olmak üzere diğer mevzuatımızda da, bağımsız genel müdürlük ve bağlı genel müdürlük ayrımına yer verilmemiş, bunlar ayrı ayrı tanımlanmamıştır.
Dolayısıyla, Kuruluş Kanunumuzun 1 .maddesinde geçen bağlı kuruluş ibaresi, sadece siyasal otoritenin belirlenmesi bakımından konmuş bir kavram olarak değerlendirilmelidir. Başka bir ifadeyle bağlı ibaresi, siyasi otorite ile ilişkilendirme anlamını taşımaktadır. Bakanlık teşkilat yapıları ve bu teşkilat yapılan içindeki bakanlık bağlı kuruluşları incelendiğinde, bağlı kuruluş ibaresinin siyasi otoriteye bağlılığı ifade ettiği, bunun da bir genel müdürlüğün hukuken bağımsız genel müdürlük olarak nitelendirilip nitelendirilmemesinde belirleyici veya engelleyici bir etkisinin olmadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim 657 sayılı Kanunun ilgili cetvellerinde bağımsız (müstakil) genel müdürlük olarak belirtilen genel müdürlüklerin kuruluş kanunlarında, kamu tüzel kişiliklerinin bulunduğu, ancak siyasi otoriteye bağlı oldukları ifadesi açık olarak yer almaktadır. Karayolları Genel Müdürlüğü, DSİ Genel Müdürlüğü, DDY Genel Müdürlüğü bu idarelere örnek olarak gösterilebilir. Bu genel müdürlüklerde, kamu tüzel kişiliğine sahip olmaları ile bakanlık bağlı kuruluşu olmaları, nasıl aykırılık teşkil etmiyor ve ne şekilde uyum sağlıyorsa; aynı şekilde 2560 sayılı Kanunun 1.maddesinde yer alan kamu tüzel kişiliğini haiz bağlı kuruluş ibaresinde de aynı hukuki durumun var olduğunun kabulü gerekir.
2560 sayılı Kanuna tabi su ve kanalizasyon idarelerinin Büyükşehir belediyesine bağlı olması, diğer genel müdürlüklerin bakanlığa bağlı olması, hukuki statü bakımından yine bir fark oluşturmamaktadır. Mevzuatımızdaki muhtelif hükümler, bu hususu teyit etmektedir.
- ) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ekinde yer alan 1 sayılı ek gösterge cetvelinin 1.sırasının (d) bendinde; "... Büyükelçi ve Daimi Temsilci Unvanını kazanmış olanlar, Müsteşar Yardımcıları ve Genel Müdürler, Strateji Geliştirme Başkanları Avrupa Birliği Genel Sekreter Yardımcılığı, ... " denilmektedir. 6400 rakamı esas alınarak ek gösterge ödenmesini belirten bu maddede Genel Müdürler ibaresi kullanılmış, bağlı veya müstakil genel müdürlük, bakanlığa veya Büyükşehir belediyesine bağlı genel müdürlük gibi ayrımlara hiç yer verilmemiştir. Kanundaki bu düzenleme gereğince de, bütün genel müdürlükler aynı kapsamda görülmekte ve 6400 rakamı esas alınarak ek gösterge ödenmektedir.
657 sayılı Kanunun ekinde bulunan IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 3 üncü sırasında "... Büyükelçiler (Türkiye'de sürekli görev yaptıkları süre ile sınırlı olmak şartıyla), Genel Müdürler ile ek göstergeleri bu düzeyde veya daha yüksek tespit edilen kadrolara atanmış olanlar, ..." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü gibi burada da sadece genel müdürler ibaresi kullanılmış, bağlı veya müstakil genel müdürlük, bakanlığa veya Büyükşehir belediyesine bağlı genel müdürlük şeklinde herhangi bir ayrıma yer verilmemiştir. Dolayısıyla da bütün genel müdürlere 7000 rakamı esas alınarak makam tazminatı ödenmektedir.
Yine IV sayılı cetvelin 5 inci sırasının (c) ve (e) bendinde;
“c) Genel Müdür Yardımcıları, Gelir İdaresi Daire Başkanı, Vergi Dairesi Başkanı Başbakanlık, Bakanlık ve ..."
"e) 3 ve 4 üncü sıra kapsamında bulunmayan Teftiş Kurulu Başkanları, Vakıflar Genel Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanı," denilmektedir.
Bu bentlerde genel müdür yardımcısı ve teftiş kurulu başkanı gösterilirken, bağlı veya müstakil genel müdürlük, bakanlığa veya Büyükşehir belediyesine bağlı genel müdürlük ayrımı yapılmamıştır. Buradaki düzenlemeler de 2560 sayılı Kanuna tabi genel müdürlüklerin müstakil olarak nitelendirilen diğer genel müdürlüklerle eşit şartlara sahip olduklarını ve personeline ödenen özlük haklarının da, yasal düzenlemelere istinaden eşit olduğunu göstermektedir.
Sorguda, 1.Hukuk Müşaviri ve daire başkanlarının, bağlı genel müdürlükte çalıştıkları, müstakil genel müdürlükte çalışmadıkları gerekçe gösterilmektedir. Oysa kamu tüzel kişiliğine sahip bir idarede bütünlük esastır; bir idarenin yarısı bağlı yarısı müstakil olamaz. Bu şekilde bir bölünme, anayasanın 123.maddesine de uygun düşmemektedir.
Dolayısıyla, 2560 sayılı Kanuna tabi su ve kanalizasyon idarelerinde, genel müdür, genel müdür yardımcısı ve teftiş kurulu başkanı için, tüzel kişiliği olan müstakil genci müdürlük personeli kabul edilerek ek gösterge ve makam tazminatı ödenirken, 1 .Hukuk Müşaviri ve daire başkanları için Büyükşehir belediyesine bağlı genel müdürlük kapsamında tutularak, bunlara makam tazminatı ödenmemesi, yine Anayasanın 123 üncü maddesine ve ilgili mevzuata uygun düşmeyecektir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ekinde yer alan, I, II ve IV sayılı cetvellerde, Bağımsız Genel Müdürlük olarak nitelendirilen kurum personeline yönelik düzenlemelere yer verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu gereğince, Bakanlar Kurulunun 18.03.2002 tarihli 2002/3975 sayılı Kararı ile kabul edilen ve 03.05.2002 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren, Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik'in 2 inci maddesinin (a) bendinde, yönetmelik kapsamında olan birimler sayılmıştır.
Bu maddede yer alan;
"a) A Grubu Kadrolar; Başbakanlık, bakanlıklar, bunların müsteşarlık, başkanlık ve bağımsız şenel müdürlük düzeyindeki başlı ve ilgili kuruluşları ile bağlı ortaklıklarındaki, özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilen ve belirli bir yetişme programı sonrası yeterlik sınavına tabi tutulan mesleklere ilişkin kadro ve görevler ile il özel idareleri ve belediyelerin teftiş kurullarına,
b) …………………
atanacaklar için yapılacak işlem ve sınavları kapsar." düzenlemesinden yola çıkıldığında, "bağımsız genel müdürlük" ifadesinin aynı zamanda "bağlı ve ilgili kuruluşları" da kapsayacağı sonucuna varılmaktadır. Bağımsız genel müdürlük olarak kabul edilmesi gereken bağlı veya ilgili kuruluşun, Bakanlık teşkilatına bağlı olması ile Belediye teşkilatına bağlı olması arasında, hizmetin merkezden veya mahallinden yürütülmesi dışında bir farklılık bulunmamaktadır.
Bu sebepledir ki, yukarıda açıklandığı üzere, idaremizin Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcılarının tazminatlarının hesabında da, bağımsız genel müdürlüklerde görev yapan emsallerine ödenmesi gereken tazminatlar esas alınmaktadır.
Arz edilen sebeplerle, idaremizde görev yapan GİH sınıfındaki personelin, daire başkanı ve 1.Hukuk Müşavirinin, Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcıları gibi, bağımsız genel müdürlük personeli olarak kabul edilmesi ve uygulamanın bu doğrultuda olması gerekmektedir. Aksinin düşünülmesi halinde, Genel Müdürün ve Genel Müdür Yardımcılarının da söz konusu uygulamadan istifade imkânı kalkacaktır.
Mevcut düzenlemeler nazara alındığında, 3046 sayılı Kanunda tanımlanan İlgili ve Bağlı Kuruluşlar ile mahalli hizmet vermekle birlikte ayrı bir kanun ile kurulan ve bu kanuna göre hizmet veren Genel Müdürlüklerin bu sınıfta yer alması gerektiği, İdaremizin de, ayrı bir Kanun ile kurulmuş olmasının yanı sıra özerk yapısı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz olması, keza hizmet alanının kurulu bulunduğu ilin sınırları dışına da sari olması sebebi ile bağımsız genel müdürlük olarak kabulünün gerektiği açıktır.
2560 sayılı Kanunun 1.maddesinin 3.fıkrası; "Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca İçişleri ile Bayındırlık ve İskân Bakanlıklarının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe verebilir. " şeklindedir. Bu hüküm gereğince, su ve kanalizasyon idarelerinin görev alanı, Büyükşehir belediyesinin görev alanını aşabilmektedir.
Genel Müdürlüğümüzün merkez teşkilatı dışında 12 adet taşra teşkilatı bulunmaktadır. Kocaeli'nin su ihtiyacının bir kısmının Sapanca Gölü'nden temin edilmesi nedeniyle Sapanca Gölü, Genel Kurulumuz tarafından içmesuyu havzası ilan edilmiştir. Sapanca Gölü havzasının yarısı Kocaeli il mülki sınırlarının içerisinde, diğer yarısı da Sakarya ilinin il mülki sınırlarının içerisinde bulunmaktadır. Sapanca Gölü'nün içmesuyu havzası olması nedeniyle Genel Müdürlüğümüz havzanın korunması açısından Sakarya ilinin büyük bir kısmında yetkili ve görevlidir.Aynı şekilde Sakarya ilinde bulunan ADASU Genel Müdürlüğü de havza koruma açısından Kocaeli ilinin bir kısmında yetkili ve görevlidir.
Genel Müdürlüğümüz ve ADASU Genel Müdürlüğü, Çevre Bakanlığı ile birlikte Sapanca Gölü havzasının korunması maksadıyla Ortak Havza Yönetmeliği çıkarmışlardır ve ortak havza yönetimi için yapılan çalışmalar son aşamaya gelmiştir. Bu Yönetmelik çerçevesinde Genel Müdürlüğümüz Sapanca Gölü Havzasının korunması amacıyla bir Şube Müdürlüğünü görevlendirecektir.
Yuvacık Barajı ilimize su temin eden en önemli su kaynağıdır. Yuvacık barajı ve Yuvacık baraj havzası Genel Müdürlüğümüzün Yetki ve görev alanındadır.Yuvacık baraj havzası ADAPAZARI ve BURSA illerinin bir kısmını da içine alması sebebiyle Genel Müdürlüğümüzün yetki ve görev alanına girmektedir. Yine, Gölcük ve Karamürsel gibi ilçelerimizin su ihtiyacını temin etmede faydalandığımız su kaynağı olan Gökçedere Barajının işletilmesinde ve su temin edilmesinde yetki ve görevli olmamız sebebiyle Yalova ilinin bir kısmında da yetkili ve görevli bulunmaktayız.
Bağlı olduğumuz Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kocaeli il mülki sınırları içerisinde yetkili ve görevliyken Genel Müdürlüğümüz ADAPAZARI, BURSA, YALOVA illerinin bir kısmında yetkili ve görevlidir.
İstanbul'a içme suyu sağlanan Melen Çayı Düzce Bölgesinden doğmakta olduğundan, bu çayın içerisinde bulunduğu alan Düzce'ye kadar İSKİ'nin görev alanına girmektedir. Ankara'ya içme suyu sağlayan Kızılırmak nehri sebebiyle Ankara ASKİ'nin görev alanı Büyükşehir belediyesinin görev alanını aşarak Kızılırmak'a kadar uzanmaktadır. Diğer taraftan 21.06.1983 tarih ve 1983/6760 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Kocaeli sınırları içerisinde bulunan Gebze ve Danca'nın su ve kanalizasyon hizmetleri İSKİ'ye bağlanmış, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu yürürlüğe girinceye kadar Gebze ve Danca'nın bu hizmetleri İSKİ tarafından yürütülmüştür. Kocaeli sınırları içerisinde bulunan Çayırova Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetleri 24.07.1996 tarih ve 96/8424 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İSKİ'ye bağlanmış, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu yürürlüğe girinceye kadar, Çayırova Belediyesinin bu hizmetleri İSKİ tarafından yürütülmüştür. Yine aynı hükme istinaden 17.01.2008 tarih ve 2008/13119 sayılı Bakanlar Kurulu Karan ile Kemer'den Alanya'ya kadar olan sahil bölgesindeki belediye ve köylerin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütme görevi Antalya Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne (ASAT) verilmiştir. Kanun maddesi ve tatbikattaki uygulamalarından anlaşılacağı gibi, su ve kanalizasyon idaresinin görev alanı, bağlı olduğu Büyükşehir belediyesi görev alanı ile sınırlı değildir.
Bu açıklamalar ışığında, İSKİ'nin, il sınırı dışında bulunan Gebze, Darıca ve Çayırova'da Ankara ASKİ'nin, yine il sınırları dışında Kızılırmak kenarında, Antalya ASAT'ın, Kemer ve Alanya'da taşra teşkilatı kurması, mevcut mevzuata göre mümkün bulunmaktadır. Nitekim İSKİ Genel Müdürlüğü'nün ikisi il sınırları dışında Kırklareli-Kıyıköy'de ve Düzce-Melen'de olmak üzere, merkez teşkilatı dışında 28 adet taşra teşkilatı bulunmaktadır. Aynı şekilde Genel Müdürlüğümüzün merkez teşkilatı dışında 12 adet taşra teşkilatı bulunmaktadır.
Taşra teşkilatları, şube müdürlükleri ve bölge müdürlükleri şeklinde oluşturulmakta, ayrı bir tüzel kişilikleri bulunmamaktadır. Yukarıda zikredilen bütün bu hususlar göz önüne alındığında; belirtilen bu bölgelerde taşra teşkilatı kurulması mümkün olduğundan, su ve kanalizasyon idarelerinin, taşra teşkilatı bulunan diğer müstakil genel müdürlüklerden bu yönüyle de bir farkı bulunmamaktadır. Kaldı ki, taşra teşkilatının olması veya olmaması, müstakil genel müdürlük statüsünü olumlu veya olumsuz yönde etkilememektedir. Bazı müstakil genel müdürlüklerin taşra teşkilatı bulunduğu halde, bazı müstakil genel müdürlüklerin taşra teşkilatı bulunmamaktadır.
Taşra teşkilatı olan ve olmayan bazı müstakil genel müdürlükler örnek olarak aşağıda gösterilmiştir:
Kuruluş Kanun No Taşra Teşkilatı Olmayan
1164 Arsa Ofisi Genel Müd.
2819 Elektrik İşleri Etüd İd. Gn. Md.
6326 Petrol İşleri Genel Müd.
2680 Darphane ve Damga Matbaası Gn. Md.
5431 Sivil Havacılık Genel Müd.
3056 Devlet Arşivleri Genel Müd.
5251 Kadının Statüsü Genel Müd.
5256 Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müd. Taşra Teşkilatı Olan
Kuruluş Kanun No:
1309 Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü
3254 Devlet Meteoroloji İş. Gn. Md.
6200 DSİ Genel Müd.
5539 Karayolları Genel Müd.
5434 Emekli Sandığı Genel Müd.
Yukarıdaki tablodan anlaşılacağı gibi, bir genel müdürlüğün müstakil (bağımsız) olması, taşra teşkilatının olması veya olmamasına bağlı değildir. Bağımsız (müstakil) genel müdürlük için, belirleyici temel unsur ayrı kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmamadır.
Merkezi, Ankara'da olmayan farklı illerde merkezi bulunan, Çaykur Genel Müdürlüğü ve SEKA Genel Müdürlüğü gibi birçok genel müdürlük bulunmaktadır.Özelleştirme kapsamına alınan SEKA Genel Müdürlüğünün merkez teşkilatının bulunduğu İdari binalarının tamamı Genel Müdürlüğümüze devredilmiştir.Genel Müdürlüğümüzün merkez teşkilatı. SEKA Genel Müdürlüğünün yıllardan beri görev ifa ettiği idari binalarda görev ifa etmektedir.
Öte yandan, 657 sayılı Kanunun ekindeki IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 7.sırasında bulunan "Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı kadrolarına atananlar " ibaresinden yola çıkarak, sadece merkezde daire başkanı kadrosuna atananlar makam tazminatından faydalanır, taşra teşkilatında bu kadroya atananlar faydalanamaz şeklinde bir yorum getirilmesi isabetli olmayacaktır. Zira müstakil genel müdürlüklerin teşkilat yapısı gereğince: genel müdür, genel müdür yardımcıları ve daire başkanları, sadece merkez teşkilatında bulunmaktadır. Taşra teşkilatında daire başkanlığı kadrosuna yer verilmemiş olup, bu kadroların taşra teşkilatında yer alması hukuken mümkün değildir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra daha önce Bakanlar Kurulu Kararı ile İSKİ görev alanına verilen Gebze ve Danca, İSU Genel Müdürlüğünün yetki ve görev alanına girmiştir.
Gebze ve Danca'nın nüfus itibariyle çok büyük olması hatta tek başına Büyükşehir olabilecek özellikte olması sebebiyle İSU Genel Müdürlüğü tarafından Gebze'de Daire Başkanlığı kadrosu ihdas edilmiş ancak, İçişleri Bakanlığının merkez dışında taşrada Daire Başkanlığı oluşturulamayacağı şeklindeki uyarıları üzerine Gebze'deki Daire Başkanlığı kadrosu iptal edilmiştir.
Dolayısıyla, "Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı kadrolarına atananlar" ibaresi, su ve kanalizasyon idaresi genel müdürlüklerinin müstakil (bağımsız) olma niteliğini olumsuz yönde etkilememekte, ortadan kaldırmamaktadır.
2560 sayılı Kuruluş Kanunumuzun 3.maddesinde "İSKİ'nin yönetimi aşağıdaki organlarca sağlanır: Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetçiler, Genel Müdürlük." denmek suretiyle idaremizin organları belirtilmiştir.
2560 sayılı Kanunun 4.maddesinde, Büyükşehir belediye meclisinin genel kurul olarak görevli ve yetkili olduğu, 7.maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin İçişleri Bakanlığınca atanacağı, 10.maddesinde, denetçilerin genel kurulca tespit edileceği, 11 .maddesinde genel müdürün yine İçişleri Bakanlığınca atanacağı belirtilmiştir.
2560 sayılı Kanun 23.11.1981 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Daha sonra 56 sayılı KHK ve bu Kararnamenin kabulüne dair 3009 sayılı Kanun ile 1984 yılında 2560 sayılı Kanunda kısmi değişiklikler yapılmıştır.
2560 sayılı Kanunun 1981 yılında yayımlanan ilk halinin 4 üncü maddesi:
"Genel Kurul, aşağıda gösterilen temsilcilerden oluşur:
a) İstanbul Valisi, özürü halinde görevlendireceği vali yardımcısı,
b) İstanbul Belediye Başkanı veya görevlendireceği başkan yardımcısı.
c) İstanbul Belediye Başkanınca müdürler arasından seçilen ilgili sekiz üye,
d) Milli Savunma, İçişleri, Maliye, Sağlık ve Sosyal Yardım, Tarım ve Orman, Sanayi ve Teknoloji, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Turizm ve Tanıtma, İmar ve İskân, Bayındırlık, Köyişleri ve Kooperatifler bakanlıklarınca mahallinden, olmadığı takdirde merkezden görevlendirilecek üst yönetim düzeyinde birer üye,
Çevre Müsteşarlığı, İller Bankası Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve İstanbul Sanayi Odasınca görevlendirilecek birer üye,
Bu Kanunun 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca İSKİ'nin hizmet alanına alınan belediye ve köylerin belediye başkanı ve muhtarları tarafından kendi aralarından seçecekleri en çok beş üye. " şeklinde iken bu madde hükmü, 3009 saydı kanun ile 1984 yılında değiştirilerek bu günkü halini almıştır.
Görüldüğü gibi, maddenin ilk halinde genel kurul, merkezi idare temsilcilerinin ağırlıkta bulunduğu bir yapıda oluşmuştur. Maddenin bu günkü halinde ise, genel kurul üyelerinin seçimle iş başına geleceği hususunda herhangi bir düzenleme yoktur. Genel kurul üyesinin aynı zamanda belediye meclis üyesi olması, onun seçimle işbaşına geldiği anlamını taşımaz. Bir şahsın birden fazla yerde görevli ve yetkili bulunması hukuken mümkündür. Kanunla ayrıca bir sınırlandırma getirilmediği sürece, bir yerdeki görevin diğer yerdeki görevi etkilemesi söz konusu olmamalıdır.
Nitekim 2560 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde, genel kurulun özel gündemle yılda iki defa toplantı yapacağı belirtilmektedir. Maddenin bu hükmüne istinaden, su ve kanalizasyon idarelerinin konulan, her ay yapılan Büyükşehir Belediyesi meclis toplantılarında görüşülememekte, aciliyeti varsa Genel Kurul olağanüstü toplantıya çağırılarak konular ele alınmaktadır.
Bu nedenlerle, genel kurul üyeliği ile belediye meclis üyeliği, nitelik bakımından birbirinden farklı bulunduğundan, genel kurulun seçimle oluşturulduğunu düşünmek, mevzuata uygun düşmeyecektir.Açıkça görüldüğü gibi Genel Müdürlüğümüzün kuruluşu kanunla kurulmuş organları ve teşkilat yapısı ve tabi olduğu mevzuat müstakil genel müdürlüklerden farksızdır.
- ) Su ve kanalizasyon idarelerinde çalışan daire başkanları, 570 sayılı KHK gereğince IV sayılı Makam Tazminatı cetveline dayanarak, 15 Nisan 1997 tarihinden itibaren makam tazminatı almışlardır. 1.Hukuk Müşavirlerinin makam tazminatı almaları ise bir önceki düzenlemeye bağlı olarak 1994 yılında başlamıştır.
Maliye Bakanlığı Bütçe Kontrol Genel Müdürlüğü ve Devlet Personel Başkanlığından alınan muhtelif yazılarda, müstakil genel müdürlük olan su ve kanalizasyon idarelerinde çalışan daire başkanlarına makam tazminatı ödenmesi gerektiği belirtilmiş, ancak aynı makamlarca, Büyükşehir belediyesinde çalışan daire başkanlarına makam tazminatı ödenemeyeceği bildirilmiştir.
Bu nedenlerle, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu 13.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girinceye kadar, su ve kanalizasyon idaresi daire başkanı makam tazminatı aldığı halde, Büyükşehir belediyesi daire başkanı, makam ve görev tazminatı alamamıştır.
Dolayısıyla 5216 sayılı Kanunun "Büyükşehir belediyesi 1.Hukuk Müşaviri ve daire başkanları, bağlı genel müdürlüklerin daire başkanlarının yararlandığı makam ve görev tazminatından aynen yararlanırlar. " şeklindeki 22.maddesinin 3.fıkrası düzenlenirken, su ve kanalizasyon idaresindeki daire başkanları amaçlanmış ve bu fıkrada, bağlı genel müdürlük ibaresi ile su ve kanalizasyon idareleri kastedilmiştir.
Bu fıkranın görüşülmesine ilişkin meclis tutanakları incelendiğinde, konu açıklıkla ortaya çıkmakta, su ve kanalizasyon idaresi daire başkanının faydalandığı mali haktan, Büyükşehir belediyesi daire başkanının da aynen faydalandırılmasının amaçlandığı görülmektedir.
İSKİ'nin kuruluşunu düzenleyen, 2560 sayılı Kanunun 1.maddesinde yer alan bağlılık kelimesinin yorumu, Danıştay 5. Dairesinin 16.5.1990 tarih ve 1989/2625 E. 1990/1037 K. no.lu Kararında tartışılmış ve kesin hüküm oluşmuştur. Bu Karar "İSKİ Genel Müdürlüğü, İstanbul Belediyesine bağlı olmakla birlikte, kamu hizmeti gören hükmi şahsiyeti haiz, müstakil bütçesi bulunan bir kuruluş olup, bu özellikleri itibariyle bağımsız bir genel müdürlüktür. Sözü geçen Kanunun 1.maddesinde yazılı olan belediyeye bağlılık deyimi Genel Müdürlüğün tüzel kişiliğini ortadan kaldırıcı nitelikte değil, idarenin iç bünyesini ve kuruluşunu ilgilendiren bir bağlılık olarak nitelendirilmesi gerekir. " (Ek-4) şeklindedir.
Söz konusu karara göre; İSU Genel Müdürlüğünün bağımsız bir tüzel kişiliğinin bulunduğu tartışmasızdır.
Diğer taraftan, Konya Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün müracaatı üzerine verilen 23.06.1992 tarih ve 1992/175.E-1992/202.K sayılı Danıştay 1. Dairesi Kararında; Konya Valiliğinin KOSKİ'nin vesayet makamı olmadığı belirtilmek suretiyle, Su ve Kanalizasyon İdarelerinin Büyükşehir Belediyelerinden farklı bir yapıya sahip oldukları ve hükmi şahsiyetlerinin bulunduğu ve bu kişiliğin, bağlı ifadesi ile daraltılamayacağı açık olarak ortaya konmuştur.
İSU'nun personel rejimi ile alakalı düzenlemeye 2560 sayılı Kanunda yer verilmiştir. Bu Kanunun 1 inci maddesine göre; İSU personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere, personelin özlük ve maaş yönünden söz konusu Kanun ve ilgili mevzuatına tabi olduğunda şüphe yoktur.
Söz konusu düzenlemelerin tamamı, Bakanlıkların yapılanmasında yerini bulan ilgili veya bağlı Genel Müdürlük sisteminin belediye teşkilatında yer almadığı, yine merkezi idare bünyesinde yer alan, ayrı kuruluş kanunu ve bütçesi bulunması sebebiyle bağımsız kabul edilen Genel Müdürlükler ile İSU Genel Müdürlüğünün aynı statüde olduğunun kabul edilmesi gerektiğini göstermektedir.
Danıştay 5. Dairesinin 1989/2620 E. ve 1990/1032.K sayılı başka bir Kararında İSKİ'nin bağımsız genel müdürlük olduğu "2560 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre İSKİ Genel Müdürlüğünün İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olmakla birlikte Kamu hizmeti hükmi şahsiyeti haiz müstakil bütçeli bir kuruluş olduğu, bu özellikleri itibariyle bağımsız bir Genel Müdürlük niteliğini taşıdığı, Kanunun 1 inci maddesinde yazılı Belediyeye bağlılık deyiminin Genel Müdürlüğün tüzel kişiliğini ortadan kaldırıcı nitelikte değil, İdarenin iç bünyesini ve kuruluşunu ilgilendiren bir bağlılık olarak nitelendirilmesi gerektiği" (Ek-5) şeklinde ifade edilmektedir. 2560 sayılı Kanuna, 3305 sayılı Kanun ile getirilen ek 5 inci madde ile yapılan düzenleme gereği, "bu kanun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanır" hale gelmiş ve 2560 sayılı Kanun gereği diğer 15 Büyükşehir belediyesinin su ve kanalizasyon işlerini yürütmek üzere idareler kurulmuştur.
Bu İdarelerden ASKİ Genel Müdürlüğü'ne karşı açılan bir davada, Ankara 8. İdare Mahkemesinin 2006/1243 E. ve 2007/1804 sayılı kararında İSKİ'nin müstakil bütçeli ve belediyeden ayrı kamu tüzel kişiliğinin bulunduğu ve Anayasamızda tahdidi olarak sayılan mahalli idareler içerisinde yer almadığı ifade edilmektedir.(Ek-6)
- ) 2560 sayılı Kanun gereği kurulan idarelerden DİSKİ Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün yapılacak personel uygulamalarına esas olmak üzere Maliye Bakanlığından talep edilmesi üzerine, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 25.06.2002 tarih 14725 sayılı Makam Tazminatı hakkındaki cevabi yazısında; Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün müstakil bir Genel Müdürlük olduğu belirtilerek,daire başkanlarına makam tazminatı ödenmesi gerektiğini bildirilmiştir(Ek. 7)
Diğer taraftan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 19.08.1997 tarih B.07.0.BMK.0.15.115.509-1965/16231 sayılı yazısında Adana Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde görev yapan Daire Başkanlarına 2000 gösterge rakamı üzerinden Makam Tazminatı ödenmesinin gerektiği bildirilmiştir. (Ek-8)
Ayrıca, Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı'nın 22.03.1997 tarih 03081 sayılı yazısında İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde görev yapan Daire Başkanlarına 2000 gösterge rakamı üzerinden Makam Tazminatı ödenmesinin gerektiği bildirilmiştir. (Ek-9)
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 14.04.1998 tarih B.07.0.BMK.0.21.01/5260 sayılı yazısında Kayseri Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde görev yapan Daire Başkanlarına 2000 gösterge rakamı üzerinden Makam Tazminatı ödenmesinin gerektiği bildirilmiştir. (Ek-10)
Yine Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 08.01.1999 tarih B.07.0.BMK.0.15.115.509-2050/156 sayılı yazısında Erzurum Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde görev yapan Daire Başkanlarına 2000 gösterge rakamı üzerinden Makam Tazminatı ödenmesinin gerektiği bildirilmiştir. (Ek-11)
İdaremiz gibi ayrı bir kanun ile kurulan ve Ankara Büyükşehir Belediyesi görev alanında bulunan EGO Genel Müdürlüğünün sorması üzerine, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 04.11.1997 tarih B.07.0.BMK.0.15.115.509-2019/23020 sayılı yazısında EGO Genel Müdürlüğünde görev yapan Daire Başkanlarına 2000 gösterge rakamı üzerinden 1. Hukuk Müşavirine 3000 gösterge rakamı üzerinden Makam Tazminatı ödenmesinin gerektiğini bildirmiştir. (Ek-12)
İzmir Valiliğinin İçişleri Bakanlığına yazdığı yazıya istinaden İzmir Büyükşehir Belediyesinde görev yapan bir belediye personelinin İSU Genel Müdürlüğüne tayin edilmesi hususun da bu tayinin kurum içi atama gibi değerlendirilip değerlendirilmeyeceği konusunda oluşan tereddüt üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına yazı yazılmış. Başbakanlık yazısında İZSU Genel Müdürlüğüne yapılacak naklen atamalar için İSU personelinin belediye personeli olmadığı, bu nedenle kurumlar arası yapılacak naklen atamalar için Başbakanlıktan izin alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığının bu yazılarına göre de, İZSU Genel Müdürlüğü müstakil bir genel müdürlüktür. (Ek-13)
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğüne 13.08.2008 tarihinde yazdığı iç denetçilerin özel hizmet tazminatı konulu yazıda, "Buna göre müstakil bir genel müdürlük niteliğinde olan kurumunuzda görev yapan iç denetçiler için özel hizmet tazminatının hesaplanmasında söz konusu hükmün (g) bendinin esas alınması gerekmektedir." Şeklinde ifade edilmiştir. 13.02.2008 tarihli 245 sayılı Maliye Bakanlığının bu yazısında da, su ve kanalizasyon idarelerinin müstakil genel müdürlük olduğu açıkça ifade edilmiştir. (Ek-14)
02.12.1983 tarih ve 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Görev başlıklı 3.maddesinin (a) bendi ve 10.maddesinin (a) bendi:
"3/a) Kamu personelinin hukuki ve mali statüsünün ve uygulanmasının esaslarını tespit etmek, bunların düzenlenmesi ve geliştirilmesiyle ilgili çalışmaları yapmak, gerekli kanun, tüzük ve yönetmelik tasarıları ile diğer idari metinleri hazırlamak,"
10/a) Devletin, mali imkânlarıyla, sosyal ve ekonomik hedefleriyle uyumlu olmak üzere memurlar ile diğer kamu görevlilerinin, hukuki ve mali statülerini belirlemek maksadıyla niteliklerini, atanmalarını, görev ve yetkilerini, haklarını ve yükümlülüklerini, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerini düzenleyen kanun, tüzük ve yönetmelik tasarılarının, değişikliklerini hazırlamak; bu konuları düzenleyen mevzuatın kamu yönetiminde birlik ve beraberlik içinde uygulanmasını sağlayacak idari tedbir ve kararlarla ilgili çalışmaları yürütmek, uygulamaları takip ve değerlendirmek, sistemin geliştirilmesi için gereken çalışmaları yapmak," şeklindedir.
17.06.1982 tarih ve 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün Görevleri başlıklı 10 uncu maddesinin (f) ve (i) bentleri;
"f) Kamu harcamalarında tasarruf sağlanması, tutarlı, dengeli ve etkili bir bütçe politikasının yürütülmesi amacıyla kamu istihdam politikası ve giderlerle ilgili kanun, tüzük, kararname ve yönetmeliklerin uygulanmasını düzenlemek, standartları tespit etmek ve sınırlamalar koymak; bu hususlarda tüm kamu kurum ve kuruluşları için uyulması zorunlu düzenlemeleri yapmak ve tedbirleri almak,
i) Yürürlükte bulunan mevzuatın mali hükümlerinin uygulanmasını yönlendirmek, bu konuda ortaya çıkacak her türlü meseleyi çözmek, tereddütleri gidermek," şeklindedir.
Yukarıda belirtilen hükümlerden açık olarak anlaşılacağı gibi, kimlere ne şekilde makam tazminatı ödeneceği hususunda oluşan tereddütlerin giderilmesi için, Devlet Personel Başkanlığı ile Bütçe Mali Kontrol Genel Müdürlüğü yetkili ve görevli bulunmaktadır. Bu itibarla, Ek: 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13 ve 14 olarak verdiğimiz Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı görüşleri kanuna dayanmakta olup, tereddüdün giderilmesi hususunda bağlayıcı nitelikte bulunmaktadır.
Yine Sayıştay Savcılığının,aynı konu ile alakalı Eskişehir Su ve Kanalizasyon idaresi ile ilgili savcılık mütalaasında, "Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü, yürürlükte bulunan mevzuatın mali hükümlerinin uygulanmasını yönlendirmek, bu konuda ortaya çıkacak her türlü meseleyi çözmek ve tereddütleri gidermek ile görevli ve yetkilidir.BU NEDENLE KONUYA YÖNELİK GÖRÜŞ YAZISI, MESNETSİZ VE DURUMU AÇIKLAYAN BİR TAVZİH DEĞİL,DAYANACINI KANUNDAN ALAN YASAL -YÖNETSEL DÜZENLEYİCİ BİR HUKUK NORMUDUR.AYRICA BAĞLAYICI NİTELİKTEDİR." denmektedir. (Ek-15)
- ) 570 sayılı KHK'nın 10.maddesi ile getirilen IV Sayılı Makam Tazminatı cetvelinin 5. sırasının (d) bendi "Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin Birinci Hukuk Müşavirleri (1 er kişi) ile Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirleri (6 kişi) "
Aynı cetvelin 7. sırası; "Birinci dereceli kadroya atanmış olmak şartıyla; Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı kadrolarına atananlar (Bütçe Dairesi Başkanı dahil), Gelir İdaresi Grup Başkam (KOD l) Bölge Müdürleri (Kamu İktisadi Teşebbüsleri, Belediyeler ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşlar hariç), Gümrük Müsteşarlığı Başmüdürleri, Üniversite Genel Sekreterleri ile Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları: 2.000 " şeklindedir.
CETVELİN 7.SIRASI CÜMLECİKLERİN BİRLEŞİMİNDEN OLUŞAN BİR CÜMLEDEN İBARET BULUNMAKTADIR. Türkçe dil bilgisi kurallarına göre cümle: "Bir duyguyu, bir düşünceyi veya bir işi tam olarak anlatan; bir hüküm bildiren söz, kelime dizisi'dir. Cümlecik ise "Bileşik tümcelerde temel yargıyı bütünleyen yan tümce" şeklinde tanımlanmaktadır.
Cümle içerisinde virgül veya bağlaç ile ayrılan bölümler ise birer cümlecik olup, asıl cümleye bağlı ama her biri ayrı hüküm ifade etmektedir. Buna bağlı olarak, cetvelin 7. sırasında;
-
Başbakanlık,
-
Bakanlık,
-
Müsteşarlık,
-
Kurum Başkanlığı ve
-
Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı kadrolarına atananlar (Bütçe Dairesi Başkanı dahil),
-
Gelir İdaresi Grup Başkanı (KOD 1)
-
Bölge Müdürleri (Kamu İktisadi Teşebbüsleri, Belediyeler ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşlar hariç),
-
Gümrük Müsteşarlığı Başmüdürleri,
-
Üniversite Genel Sekreterleri ile
-
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları
şeklinde, bir cümle içerisinde 10 cümlecik bulunmaktadır. Bu cümleciklerin her biri ayrı bir unvan veya kuruluşu anlatmaktadır. Yukarıdaki tanımda olduğu gibi buradaki her cümlecik, ana cümleyi tamamlayan bir unsur halinde bulunmaktadır. 5.cümlecik içerisinde daire başkanları gösterilmiş, 7.cümlecik içerisinde ise, bölge müdürleri ibaresinden sonra, "Belediyeler ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşlar hariç" ibaresine yer verilmiştir. Parantez içinde bulunan bu ifade, bölge müdürleri ibaresi ile aynı cümlecik içerisinde bulunduğundan, bölge müdürleri ibaresinin açılımı şeklinde bulunmaktadır. Başka bir ifade ile belediye ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşların bölge müdürleri, 2000 göstergeye dayanan makam tazminatından hariç tutulmuştur. Belediye ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşların, daire başkanlarını kapsaması için bu parantez içinin 7.cümlecikte değil 5.cümlecikte ve daire başkanları ibaresinden sonra konması gerekirdi.
Bu hususlar göz önüne alınmamış, (belediye ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşları) parantezi 5.cümlecikte daire başkanları ibaresinden hemen sonra konmuş gibi değerlendirme yapıldığından, farklı yorumlara gidilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 2003/113 E. 2004/2 K. saydı 07.01.2004 tarihli kararında da, Bursa 2.İdare Mahkemesinin itiraz yoluna başvurması üzerine 14.07.1965 günlü 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 20.03.1997 günlü 570 sayılı K.H.K ile değiştirilen "4 sayılı makam tazminatı cetvelinin Büyükşehir Belediye Başkanlığı Daire Başkanları yönünden eksik düzenleme içeren 7.sırasının Anayasanın 10 uncu maddesine aykırılığı savıyla iptali istemi konulu kararında, Devlet Memurları Kanununun 570 sayılı K.H.K ile değiştirilen 4 sayılı makam tazminatı cetvelinin 7.sırasını itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin bakmakla olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından buna ilişkin başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi bu kararını verirken cetvelin 7.sırasında bulunan Bölge Müdürleri ifadesinden sonra parantez içerisinde kullanılan "Kamu İktisadi Teşebbüsleri, belediyeler ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşlar hariç" ibaresinin Bölge Müdürleri ile ilgili olduğunu, Daire Başkanı unvanı da Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatları için öngörülmüş, bunlar arasında Büyükşehir Belediye Başkanlığı Daire Başkanlığı görev unvanına yer verilmemiştir demek suretiyle davayı reddetmiştir.
BURSA 2. İdare Mahkemesinde 2002/1129 E. no ile açılan dava ve BURSA 2.İdare Mahkemesinin Anayasa Mahkemesine başvurma kararı ve Anayasa Mahkemesinin kararı Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının kanundan kaynaklanan görevleri nedeniyle vermiş olduğu görüşler ve Danıştay 5.Dairesinin kararları birlikte değerlendirildiğinde Su ve Kanalizasyon İdareleri Genel Müdürlüklerinin 1.Hukuk Müşavirlerinin 1994 yılından, Daire Başkanlarının ise 1997 tarihinden itibaren, müstakil Genel Müdürlük kabul edilmeleri sebebiyle makam ve görev tazminatından faydalandırıldıktan bir gerçektir. Su ve Kanalizasyon İdarelerinin müstakil Genel Müdürlük olup olmadıkları konusundaki tereddütler 1997 yılından itibaren, Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının görüşleriyle giderilmiş, 2007 yılına kadar da tartışmasız uygulanmıştır. BURSA Büyükşehir Belediyesinde çalışan İmar Daire Başkanı da Büyükşehir Belediyesine bağlı ve müstakil Genel Müdürlük niteliğinde olan BUSKİ Daire Başkanlarının faydalanmış olduğu, makam ve görev tazminatından kendilerinin de faydalanması gerektiği düşüncesiyle BURSA İdare Mahkemesine dava açmıştır. Aynı şekilde Bursa 2.İdare Mahkemesi de Su ve Kanal İdaresi Genel Müdürlüğünün faydalandığı makam ve görev tazminatından Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanlarının da faydalanması gerektiği konusunda görüşleri nedeniyle konuyu Anayasa Mahkemesine götürmüşlerdir.
Su ve Kanalizasyon İdarelerinin kuruluşundan itibaren, Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürünün ek göstergesi 6400 iken Büyükşehir belediyesinin en üst bürokratının (Genel Sekreter) ek göstergesi 4800 idi, Genel Müdür Yardımcılarının ek göstergeleri de Genel Sekreter yardımcılarından daha yüksekti. 5216 sayılı Büyükşehir Belediye kanunu ile hem genel sekreter yardımcıları ile genel sekreterler, Su Kanalizasyon idarelerinin Genel Müdür Yardımcıları ile eşit konuma getirildiler. Aynı kanunla Büyükşehir Belediyelerinin Daire Başkanları da bağlı genel müdürlüklerin daire başkanları gibi makam ve görev tazminatı almaya başladılar.
Bugüne kadar ne İdari yargı ne de konuyla ilgili yetkili idari merciler, su ve kanalizasyon idarelerindeki 1.Hukuk Müşaviri ve Daire Başkanlarının çalıştıkları İdarelerin müstakil Genel Müdürlük olmadığı ve bundan dolayı da makam ve görev tazminatı alamayacakları şeklinde bir tereddüde düşmemişlerdir. 1.Hukuk Müşavirleri için 1994'ten 2007 yılına kadar, Daire Başkanları için 1997'den 2007 yılına kadar tereddütsüz ve istikrarlı bir uygulama yapılmıştır. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü de bu uygulamayı itirazsız kabul etmiş ve emeklilik işlemleri de bu çerçevede gerçekleştirilmiştir. Anayasa mahkemesi kararı ile idari yargı kararı ektedir. (Ek-16)
- ) Makam tazminatı cetvelinin 5.sırasının (d) bendinde Müstakil Genel Müdürlüklerin Birinci Hukuk Müşavirleri gösterilmiş ancak su ve kanalizasyon idarelerinin hariç tutulduğu hususunda herhangi bir hüküm, bu bent içerisinde yer almamıştır. Buraya kadar yapmış olduğumuz açıklamalardan anlaşılacağı gibi, su ve kanalizasyon idareleri, müstakil genel müdürlük vasfını haizdir ve bütün deliller bu yönde bulunmaktadır.
Dolayısıyla, su ve kanalizasyon idaresi 1.Hukuk Müşavirlerinin, makam tazminatı cetvelinin 5.sırasının (d) bendi kapsamında bulunduğu açıktır.
657 sayılı Kanunun ekinde yer alan 1 sayılı ek gösterge cetvelinin 1.sırasının (d) bendinde; "... Büyükelçi ve Daimi Temsilci Unvanını kazanmış olanlar, Müsteşar Yardımcıları ve Genel Müdürler, Strateji Geliştirme Başkanları Avrupa Birliği Genel Sekreter Yardımcılığı, ..." Aynı cetvelin 1. sırasının (f) bendinde; "... Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Üyesi, Yüksek Öğretim Kurulu Genel Sekreteri, Büyük Şehir Belediye Genel Sekreteri, Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, ..." denilmektedir.
Cetvelin (d) ve (f) bentleri birlikte incelendiğinde görüleceği gibi, su ve kanalizasyon idaresi Genel Müdürüne 6400 rakama göre ek gösterge ödenirken, Büyük Şehir Belediye Genel Sekreterine 4800 rakamına göre ek gösterge ödenmesi kabul edilmiştir. Buradaki düzenleme de, su ve kanalizasyon idaresi genel müdürlüğünün, Büyük Şehir Belediyesinin hiyerarşik bağlı birimi değil, müstakil genel müdürlüklerin paralelinde, onların sahip olduğu hak ve yetkilere sahip müstakil bir genel müdürlük olduğunu ortaya koymaktadır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 31 inci maddesinde harcama yetkilisi "Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir." şeklinde tanımlanmıştır. Su ve kanalizasyon idarelerinde bulunan daire başkanları birim başkanı olduklarından. Kanun gereğince, harcama yetkilisi sıfatına haiz bulunmaktadırlar. Yine kanun gereğince, her daire başkanlığı için ayrı ödenek konmakta ve bunlar bütçede gösterilmektedir. Dolayısıyla, kendi birimine ait ödeneklerin harcanmasından sorumlu olan ve yüksek meblağlı ihalelere imza koyan su ve kanalizasyon idaresi daire başkanlarının, bu özelliği bakımından, müstakil genel müdürlük daire başkanlarından hiçbir farkı bulunmamaktadır.
Bu husus dahi, idaremizin müstakil genel müdürlük olduğunu göstermeye yeterli bulunmaktadır.
- 5216 sayılı Kanunun "Büyükşehir belediyesi 1.hukuk müşaviri ve daire başkanları, bağlı genel müdürlüklerin daire başkanlarının yararlandığı makam ve görev tazminatından aynen yararlanırlar." şeklindeki 22 nci maddesinin 3 üncü fıkrası düzenlenirken, su ve kanalizasyon idaresindeki daire başkanları amaçlanmış ve bu fıkrada, bağlı genel müdürlük ibaresi ile su ve kanalizasyon idareleri kastedilmiştir.
Bu fıkranın görüşülmesine ilişkin meclis tutanakları incelendiğinde, konu açıklıkla ortaya çıkmakta, su ve kanalizasyon idaresi daire başkanının faydalandığı mali haktan, Büyükşehir belediyesi daire başkanının da aynen faydalandırılmasının amaçlandığı görülmektedir. (Ek-18)
5216 sayılı kanunun 22. maddesinde kanun koy ucu,Müstakil Genel Müdürlük.Bakanlığı Bağlı Müstakil Genel Müdürlük Daire Başkanları gibi ifadeler kullanmaksızın Bağlı Genel Müdürlüklerin Daire Başkanları ifadesini kullanmıştır. 2004 yılından bu güne kadar Sayıştay denetimlerinde 16 Büyükşehir Belediyesinin hiçbirinde Daire Başkanları ve 1. Hukuk Müşavirlerine yapılan makam ve görev tazminatı ödemeleri sorgu konusu yapılmamıştır. Kanun koyucu Bağlı Genel Müdürlük ifadesi ile su ve kanalizasyon Genel Müdürlüklerini kastetmiştir.
ÜLKEMİZDE, MEVCUT MÜSTAKİL GENEL MÜDÜRLÜKLERİN TAMAMININ KURULUŞ KANUNUNDA, HANGİ BAKANLIK VEYA MÜSTEŞARLIĞIN YA DA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN BAĞLI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSE AÇIKÇA ZİKREDİLMEKTEDİR. BİR BAKANLIK VEYA MÜSTEŞARLIĞA VEYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNE BAĞLI OLMAYAN MÜSTAKİL GENEL MÜDÜRLÜK YOKTUR.
BAKANLIK TEŞKİLATI İÇERİSİNDE YER ALAN, KAMU TÜZEL KİŞİLİĞİ OLMAYAN GENEL MÜDÜRLÜKLERİN HİÇBİRİ MÜSTAKİL VE BAĞLI GENEL MÜDÜRLÜK DEĞİLDİR. MÜSTAKİL GENEL MÜDÜRLÜKLERDEKİ BİR ÇOK DAİRE BAŞKANI BAKANLIKLARDA GENEL MÜDÜRLÜK OLARAK YAPILANDIRILMIŞTIR. ÖRNEĞİN, MÜSTAKİL GENEL MÜDÜRLÜKLERDEKİ PERSONEL DAİRE BAŞKANLARI BAKANLIKLARDA PERSONEL GENEL MÜDÜRÜ OLARAK YAPILANDIRILMIŞTIR.
MEVZUATIMIZ AÇISINDAN GENEL MÜDÜRLÜKLER ÖNCE V YE AYRILMAKTADIR. 1'NCİ GRUPTA BAKANLIK TEŞKİLAT YAPISINDA YER ALAN KAMU TÜZEL KİŞİLİĞİ OLMAYAN GENEL MÜDÜRLÜKLERDİR. V NCİ GRUPTA İSE MÜSTAKİL GENEL MÜDÜRLÜKLER BULUNMAKTADIR.
MÜSTAKİL GENEL MÜDÜRLÜKLERİN BÜYÜK BİR KISMI BAĞLI GENEL MÜDÜRLÜKTÜR. BİR KISMI DA İLGİLİ GENEL MÜDÜRLÜKTÜR. DOLAYISIYLA BAKANLIK, MÜSTEŞARLIK VEYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNE BAĞLI GENEL MÜDÜRLÜKLERİNİN TAMAMI MÜSTAKİL GENEL MÜDÜRLÜKLERDİR. MÜSTAKİK GENEL MÜDÜRLÜKLERİN TEMEL ÖZELLİĞİ KAMU TÜZEL KİŞİLİKLERİNİN OLMASI VE KANUNLA KURULMALARIDIR. OLMASI NEDENİYLE TAMAMI MÜSTAKİL GENEL MÜDÜRLÜKTÜR.
10- İzmir V nci İdare Mahkemesinin 2004/867 nolu kararı Danıştay 5' nci Dairesi tarafından onanmıştır. Danıştay 5' nci Dairesinin 2007/2433 karar nolu kararıyla onanan İdare Mahkemesi Kararında, davacı Oğuz KAYGAS görevde yükselme eğitimine katılma istemiyle İZSU Genel Müdürlüğüne talepte bulunmuş, İzmir Büyükşehir Belediyesindeki çalışmalarının İZSU da çalışılmış gibi sayılması gerektiğini, İZSU Genel Müdürlüğünün bağımsız bir Genel Müdürlük olmadığı iddiasıyla dava açmıştır. İzmir 2' nci İdare Mahkemesi İZSU' nun müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş olduğu " 2560 sayılı Kanunun 1' nci maddesindeki Büyükşehir Belediyesine bağlı ifadesinin İZSU Genel Müdürlüğünün tüzel kişiliğini ve bağımsız bütçesi ile niteliğini ortadan kaldırıcı bir yorumla değerlendirilmesi olanağı bulunmadığı" gerekçesiyle davayı reddetmiştir. İdari yargı kararı Danıştay tarafından onanmıştır. İzmir 2' nci İdare Mahkemesi ve Danıştay 5' nci Dairesi bu kararlarıyla müstakil bir Genel Müdürlük olduğumuz kabul etmiştir. (Ek-19)
Daire başkanlarına ödenen makam ve görev tazminatlarının ödenmemesi halinde, harcama yetkilisi olarak imza koyan bir daire başkanı, kendi mahiyetinde olan bir mühendisten daha az maaş alacaktır. Yapılan incelemeye göre, makam ve görev tazminatı almayan bir daire başkanının eline 2.059,00.-TL geçecek, büyük proje ve arazi tazminatı alan mühendisin eline ise aylık 2.120,00.-TL geçecektir. Böyle bir durumun ortaya çıkması halinde ise harcama yetkilileri görevden ayrılmak isteyecek, idareler harcama yetkilisi olarak yapacakları atamalarda büyük sıkıntılar çekecektir.
Genel Müdürlüğümüz, İSKİ, ASKİ gibi müstakil olan Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerinin bütçesi ve yaptığı yatırımların büyüklüğü incelendiği zaman bir çok müstakil Genel Müdürlükten ve hatta Bakanlıkların bir çoğundan gelir ve gider bütçelerinin daha büyük olduğu, harcama yetkilisi olan Daire Başkanlarının ve Hukuk Müşavirlerinin harcama yetkilisi olarak yapılan harcamalara imza attıkları çok büyük sorumluluklar aldığı bir gerçektir.
Genel Müdürlüğümüzün 2010 yılı tahmini gider bütçesi 438.531.304,00.-TL’dir.
Bazı Genel Müdürlüklerin 2010 yılı tahmini gider bütçeleri ise ;
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 16.010.000,00.- TL.,
Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 144.200.000,00 .- TL.,
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 126.770.900,00.-TL.dir
Genel Müdürlüğümüzdeki bir çok Daire Başkanının harcama yetkilisi olarak atmış olduğu imza nedeniyle aldığı sorumluluk bizim dışımızdaki bir çok müstakil Genel Müdürlüğünün bütçelerinin toplamından daha fazladır.
Diğer taraftan, 1997 yılından itibaren ödenmeye başlanılan makam tazminatının kesilmesi halinde, yaklaşık 13 yıldır oluşan refah düzeyi değişeceğinden, idarelerimizde çalışma barışı bozulacak ve verim düşecektir.
657 sayılı Kanunun Ek 26 ncı maddesi gereğince, makam tazminatı ve görev tazminatı emekli olduktan sonra da ödeneceğinden,1994 yılından bu zamana kadar emekli olan 1.Hukuk Müşaviri ve 1997 yılından itibaren emekli olan daire başkanları da bu kesintiden olumsuz yönde etkilenecekler, tazmin konusunda büyük sıkıntılar doğacaktır.
Diğer taraftan, uygulamada IV sayılı cetvelde yer almayan bazı unvanlar için benzer kuruluşlardaki unvanlar kıyas alınarak ödeme yapılmış ve bu ödeme, Sayıştay Temyiz Kurulunca da uygun bulunmuştur.
Buraya kadar yaptığımız açıklamalardan anlaşılacağı gibi, su ve kanalizasyon idareleri, hukuki statü ve teşkilat yapısı bakımından müstakil genel müdürlük konumunda bulunmaktadır. Cetvelde bulunmayan unvanlar için dahi, benzer kuruluşlar esas alınarak ödeme yapıldığına ve bu ödeme Sayıştay'ca kabul edildiğine göre, müstakil genel müdürlük olan su ve kanalizasyon idarelerinde çalışan daire başkanı ve 1.Hukuk Müşavirine makam tazminatı ödenmemesi, anılan kararlara uygun düşmeyecektir.
Nitekim, 08/01/2002 tarih ve 2002/25454 sayılı, 03/06/2003 tarih ve 2003/26490 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu Kararlarının her ikisinde de, belirtilen bu husus incelemeye alınmış ve IV sayılı makam tazminatı cetvelinde bulunmayan unvan için, benzer kuruluştaki unvanın kıyas alınabileceği ve makam tazminatı ödenebileceği hususu kabul edilmiştir.(Ek-20)
Diğer taraftan İdaremizde Daire Başkanı ve I. Hukuk Müşaviri olarak görev yapmakta iken emekliye ayrılan personele de S.G.K. tarafından unvanlarına göre görev ve makam tazminatları ödenmektedir.
Aynı gerekçeyle Genel Müdürlüğümüzün 2007 yılı hesabının incelenmesi sonucu makam ve görev tazminatlarının sorguya alınması üzerine gönderilen savunmalar ve ilgili mevzuat hükümleri değerlendirilerek, Sayıştay 6.Dairesi tarafından verilen 01.03.2010 tarih ve 720 nolu İlamı ile; İSU Genel Müdürlüğünün müstakil genel müdürlük olduğu bu sebeple Daire Başkanlarına ve 1 .Hukuk Müşavirine makam ve görev tazminatı ödenebileceğinden, ilişecek bir husus bulunmadığı yönünde karar verilmiştir. (Ek-21)
Yukarıda zikredilen hukuki düzenlemeler ve görüşler esas alınmak suretiyle bir değerlendirme yapıldığında, 2560 sayılı Kanun gereği kurulan İSKİ Genel Müdürlüğü müstakil bir genel müdürlük olduğundan, Daire Başkanlarına IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 7.sırasına (2000), aynı cetvelin 5/d maddesine (3000) istinaden makam ve görev tazminatı verilmesinin mevzuata uygun olduğu kanaatinde olduğumu arz ederim.
Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin Kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer almaktadır.Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılması gerekmektedir.
Gerek yukarıda arz edilen sebeplerle ve gerekse tarafınızdan yapılacak inceleme esnasında lehimize tespitler neticesinde herhangi bir usulsüzlüğü bulunmayan açıklamaya konu ödemeler sebebiyle tarafıma çıkarılan tazmin hükmünün kaldırılmasını ve yapılan ödemelerin usulüne uygun olduğuna karar verilmesi gerektiği hususunu arz ederim.”denilmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı Daire kararının bozulmasına ve ilgililerin beraatına yönünde görüş bildirmişlerdir.
Daire başkanlarına yersiz olarak makam ve görev tazminatı ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir. 01.12.2011 tarih ve 5333 sayılı Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararında:
Anayasanın İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği başlıklı 123’üncü maddesinde;
“İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre idarenin kuruluş ve görevleri ile bir bütün olduğu, bu bütünün merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanarak kanunla düzenleneceği, kamu tüzel kişiliğinin kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağı açıktır. Anayasada yer alan bu hükümler idarenin kuruluşu açısından merkezi ve yerinden yönetim arasında bir farklılık gözetmemektedir. Anayasa yerinden yönetimin de merkezi yönetim gibi kuruluşunun kanunla düzenleneceğini, kamu tüzel kişiliğinin kanunla kurulacağını esas almaktadır. Bu esaslar nedeni ile kanunla düzenlenen kuruluş ile kanun ya da kanunun açıkça verdiği bir yetkiye dayanılarak kurulan kamu tüzel kişiliği açısından merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında bir fark bulunmamaktadır. Merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki fark ve üstünlük kuruluş ve görevlerde değil, Anayasa ve kanunlarla verilen yetkilerdedir. Bu nedenle merkezi yönetimdeki bağlı idare, müstakil genel müdürlük, müstakil bütçe, kamu tüzel kişiliği gibi idarenin kuruluşunu düzenleyen hukuki ibareler yerel yönetimler için de geçerlidir.
Anayasanın, kamu tüzel kişiliğinin (hükmi şahsiyetin) kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağını açık olarak belirttiği ancak, bu tüzel kişiliğe sahip genel müdürlükler arasında, müstakil genel müdürlük veya bağlı genel müdürlük gibi herhangi bir ayrıma gitmediği, uygulamada da, kamu tüzel kişiliğine sahip genel müdürlükler oluşturulurken, müstakil veya bağlı olmaları gözetilmeden hemen hepsinde, benzer bir teşkilat yapısı oluşturulduğu, buna bağlı olarak başta Anayasa olmak üzere, diğer mevzuatımızda da müstakil genel müdürlük ve bağlı genel müdürlük ayrımına yer verilmediği, bunların ayrı ayrı tanımlandığı bilinmektedir. Bu durum birer yerel yönetim olan büyükşehir belediyeleri sınırları içinde görevli ve 2560 sayılı Kanuna tabi olan Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlükleri için de geçerlidir.
Aynı Kanunun 1’inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca İçişleri ile Bayındırlık ve İskan Bakanlıklarının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe verebilir.” hükmü uyarınca İSKİ’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlı olduğu, ancak şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetlerin, Büyükşehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütüleceği açıktır.
2560 sayılı Kanunun 1’inci maddesinde “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak hizmetlerini yürüten, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olup personel statüsü bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 9 uncu maddesi hükümlerine, diğer işlemlerinde ise özel hukuk hükümlerine tabidir.” denilmekte iken, 23/05/1984 tarihli ve 3009 sayılı Kanunun 1’inci maddesiyle yapılan değişiklik ile bu madde; “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir.” şeklinde değiştirilmiştir. Bu nedenle idarenin yapısını belirleyen organlarında ve görevlerinde hiç bir değişikliğe gidilmeksizin, ilk düzenlemede İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak çalışacağı belirtilen İSKİ’nin, yapılan değişiklik ile İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olduğu düzenlemesinin getirilmiş olması, müstakil olarak kurulan idarenin yapısı ve işleyişinin değiştirilmediğini göstermektedir. Bu çerçevede; 2560 sayılı Kanunun Genel Kurul başlıklı 4’üncü maddesinde “İstanbul Büyük Şehir Belediye Meclisi, İSKİ Genel Kurulu olarak görevli ve yetkilidir.” hükmü ile Yönetim Kurulu başlıklı 7’inci maddesindeki “Büyük Şehir Belediye Başkanı Yönetim Kurulunun başkanıdır. Belediye Başkanının bulunmaması halinde, Genel Müdür Yönetim Kuruluna başkanlık eder.” hükmü Büyükşehir Belediye organlarına ikinci görevler vermektedir.
İSKİ kamu tüzel kişiliğine sahip olduğundan, başka bir anlatımla müstakil genel müdürlük statüsünde bulunduğundan, görevin yürütülmesi için alınan kararlarda her hangi bir makamın iznine, onayına ve denetimine tabi bulunmamaktadır. Bu idareler tarifeleri belirlemekte, kamulaştırma kararlarını kendileri almakta, bu kararların iptali ve kamulaştırma bedelinin artırılması için açılan davalarda hasım gösterilmekte, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davaları yine doğrudan bunlar tarafından açılmakta, idarelerin yapmış olduğu herhangi bir faaliyeti nedeniyle Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davaların, su ve kanalizasyon idarelerinin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu gerekçesiyle mahkemece reddedildiği durumlar bulunmaktadır.
Merkezi idare içinde yer alan Bakanlıkların kuruluşunu düzenleyen 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 10’uncu maddesinde bakanlık bağlı kuruluşları, 11’inci maddesinde ise, bakanlık ilgili kuruluşları tanımlanmıştır. Belediyelerin kuruluşunu düzenleyen 5393 sayılı Kanunda, belediyeye bağlı veya ilgili kuruluş düzenlemesine yer verilmediği, Belediye teşkilâtı başlıklı 48 inci maddede belediyenin birimlerinin hangileri olduğu ve nasıl oluşturulacağı belirlenmiştir. Büyükşehir Belediyelerinin kuruluşunu düzenleyen 5216 sayılı Kanununda, bağlı kuruluş, ilgili kuruluş veya bağlı genel müdürlük tanımı veya ifadesi bulunmamaktadır.
2560 sayılı Kanunun 1’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmü ile su ve kanalizasyon idarelerinin müstakil bütçeye ve kamu tüzel kişiliğe sahip olduğu belirtilmiştir. Kanundaki bu hüküm ile 657 sayılı Kanunun ekindeki cetvellerde yer alan bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) ifadesi ile birlikte değerlendirilmelidir. Bir genel müdürlüğün bütçesi müstakilse ve bu genel müdürlük kamu tüzel kişiliğine de sahipse, bu genel müdürlüğün, başka bir otoritenin izin, onay veya denetimine tabi olmadan karar alma ve uygulama yetkisine sahip bulunduğu açıktır. Nitekim, söz konusu cetvellerde müstakil genel müdürlük olarak belirtilen genel müdürlüklerin kuruluş kanunlarında, kamu tüzel kişiliklerinin bulunduğu ifade edilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü gibi bu idarelere örnek olarak gösterilebilecek genel müdürlüklerde, kamu tüzel kişiliğine sahip olma ibaresi ile bağlı olma ibaresi, aynı şekilde 2560 sayılı Kanuna tabi Su ve kanalizasyon idareleri için de geçerlidir.
İSKİ’nin personel rejimi ile alakalı düzenlemeye 2560 sayılı Kanunda yer verilerek bu Kanunun 1’inci maddesine göre; su ve kanalizasyon idaresinde görevli personelin 657 sayılı Kanuna tabi olduğu, personele özlük ve maaş yönünden bunların uygulanması gerektiği aşikardır.
Su ve kanalizasyon idareleri genel müdürlüklerinin 1. hukuk müşavirlerinin 1994 yılından, daire başkanlarının ise 15 Nisan 1997 tarihinden itibaren, makam ve görev tazminatından faydalandırıldıkları, Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı görüşleriyle, idari yargıya konu olan davalar sonucu su ve kanalizasyon idarelerindeki 1. hukuk müşaviri ve daire başkanlarının makam ve görev tazminatı alabilecekleri hususunda kararların verildiği görülmektedir.
Bu itibarla 1083 sayılı ilamın 2. maddesiyle verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- 1083 sayılı ilamın 3 üncü maddesiyle, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ISU Genel Müdürlüğü personeline yapılan ikramiye ödemelerinde,
-Bazı personele yapılan ödemelerde, mevzuata aykırı olarak ödenen makam tazminatlarının da ikramiye ödemelerinde esas alınması:
-Ayrıca, gelir vergisi matrahının hatalı tespit edilmesi suretiyle, fazla ödemede bulunulduğu gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle:
Madde 3
Genel Müdürlüğün müstakil Genel Müdürlük olduğu hakkında ayrıntılı savunma yapıldığını, Müstakil Genel Müdürlük olma nedeniyle yapılan ödemelerde mevzuata aykırılık olmadığını, Tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini,
Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer aldığını, Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılmasını,
B) Personele ödenen ikramiye bedellerine ilişkin gelir vergisi matrahının hatalı tespit edildiği, ödenen ikramiyelerden gelir vergisi kesintisi eksik yapılması nedeniyle 572.81- YTL. kamu zararına sebebiyet verildiği belirtilerek, müştereken ve müteselsilen tazminine karar verildiğini, İkramiyelerden eksik kesilen bedel gelir vergisi kesintisi ilgililerden tahsil edilmesi gereken 572,81- TL. si ilgililerden tahsil edildiğini bildirmiştir.
Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında:
- madde yönünden:
A) (1.) madde gerekçesine istinaden bu şık yönünden Daire Kararının bozulmasına ve ilgililerin beraatına,
B) İlamın bu şıkkı ile tazmin hükmolunan tutar için, hüküm tarihinden sonra yapılmış tahsilat bildirilmektedir, ilamın infazı mahiyetinde olan bu tahsilat nedeniyle, yapılacak işlem olmadığına,
A) Dilekçi 1083 sayılı ilamın 3-A maddesiyle verilen tazmine dair hükme itiraz etmekte ise de, aynı tazmin hükmünde Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumluluğu bulunan Necmi ÖZEN’in başvurusu üzerine düzenlenen 27.02.2013 tarih ve 36599 tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile kaldırılması yönünde kararı bulunduğundan dilekçinin iş bu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,
B) Memur personele ödenen ikramiyelerden yapılan gelir vergisi kesintilerinde, ikramiye hesabına esas maaş unsurlarından olan özel hizmet tazminatı ile makam tazminatı tutarlarının vergi matrahına dahil edilmediği, dolayısıyla da gelir vergisi kesintilerinin eksik hesaplandığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Her ne kadar dilekçi tahsilat bildirdiğini iddia etse de, eklerde gönderilen liste tahsilatı tevsik eden belgelerden değildir.
Bu itibarla 1083 sayılı ilamın 3 üncü maddesinin “B” bendine ilişkin verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1083 sayılı ilamın 4 üncü maddesiyle,
A) Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü 1inci Hukuk Müşavirine. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa ekli IV sayılı Makam Tazminatı cetvelinde sayılmamasına rağmen, söz konusu cetvelin 5'nci sırasına göre makam tazminatı ve buna bağlı olarak da görev tazminatı ödendiği,
Dilekçi 1083 sayılı ilamın 4-A maddesiyle verilen tazmine dair hükme itiraz etmekte ise de, aynı tazmin hükmünde Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumluluğu bulunan Necmi ÖZEN’in başvurusu üzerine düzenlenen 27.02.2013 tarih ve 36599 tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile kaldırılması yönünde kararı bulunduğundan dilekçinin iş bu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,
B) I.Hukuk müşavirine 3000 ek gösterge yerine 3600 ek gösterge üzerinden ödeme yapılması sonucu tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle:
B) 527 sayılı klik* nin 3. maddesi ile yeniden düzenlenen 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa eklenen 11.Sayılı Ek Gösterge Cetvelinin 6'ncı sırasında :Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlarda görevli 1. Hukuk Müşavirine 3000 ek gösterge puanı öngörülmüştür denilerek, 3600 ek gösterge üzerinden ödeme yapılamayacağını .söz konusu ödemelerin yapılması suretiyle 363,36 YTL kamu zararına sebebiyet verildiğini,
16 Büyükşehir Belediyesinde uygulanmakta olan 20.11.1981 tarih ve 2560 sayılı İSKİ Kanunu 23.11.1981 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiş ve bu kanunun Geçici 9. maddesinde "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 1 - 4 derece kadroları, 13/12/1983 gün ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca gerekli düzenleme yapılıncaya kadar geçerli olmak üzere Ek - 1 sayılı cetvelde gösterilmiştir." denmiştir. Bu madde gereğince, kanun ekinde bulunan ek gösterge cetvelinde, o tarih itibariyle 1. Hukuk Müşaviri, Teftiş kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısına eşit olarak 400 puana göre ek gösterge ödeneceği belirtilmiştir. Söz konusu 400 puanlı ek gösterge, 1995 yılına kadar yürütüldüğünde 3600 puana erişmekte ve günümüzde aynı gösterge uygulandığını,
Dolayısıyla, 2560 sayılı kanuna tabi kuruluşlardaki I Hukuk Müşavirleri, Teftiş kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı ile birlikte 1995 yılından itibaren 3600 puana göre ek gösterge almıştır. Ancak 657 sayılı Kanunun ekinde bulunan 2 sayılı cetvelin 6. bölümünde yer alan Büyükşehir Belediyesi 1. Hukuk Müşaviri ifadesi 07.09.1999 tarih ve 99/13385 sayılı Bakanlar Kurulu karan ile "Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarındaki 1. Hukuk Müşaviri" şeklinde değiştirildiğini,
2560 sayılı Kanun, idaremizin kuruluşunu düzenleyen ve personele ödenecek ek göstergeyi belirleyen özel bir kanundur. 657 sayılı Kanun ise, çalışan bütün memurları kapsayan genel bir kanundur Hukukumuzun temel ilkesine göre, özel kanun ile genel kanun arasında bir uyuşmazlık varsa özel kanunun öncelikle uygulanması gerekli olduğunu,
Bu ilkeye istinaden, su ve kanalizasyon idarelerinde çalışan 1. hukuk müşavirlerine, 657 sayılı Kanunun ekinde bulunan 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasına göre değil, özel kanun olan 2560 sayılı kanunun ekinde bulunan ek gösterge cetveli esas alınarak, 3600 rakamına göre ek gösterge ödenmelidir.657 sayılı DMK'nın ekinde bulunan 11 sayılı ek gösterge cetveli, 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlendiğini, 657 sayılı Kanunun 43/B maddesini yeniden düzenleyen 527 sayılı KHK'nin 2 nci maddesinin "B) Ek gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu Kanuna ekli (1) ve (II) sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır. (II) sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir." şeklindeki 1. fıkrası gereğince. 07.09.1999 tarih ve 99/13385 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasında değişiklik yapılarak, daha önce "Büyükşehir Belediyesi I. Hukuk Müşaviri" şeklindeki ibare "Büyükşehir Belediye ile bağlı kuruluşlarındaki I. Hukuk Müşaviri," olarak değiştirildiğini,
18.05.1994 tarih ve 527 sayılı KHK, 18.05.1994 tarih ve 3990 sayılı yetki kanununa dayanmıştır. Bu kanun ise, 05.07.1994 tarih ve Esas: 1994/50 Karar: 1994/44-2 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile iptal edilmiş ve yürürlükten kaldırılmıştır.Anayasa Mahkemesi Kararı ektedir(Ek -1) Anayasa Mahkemesinin istikrar bulmuş kararlarına göre, bir yetki kanunu iptal edilince, o kanuna istinaden çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin hukuki varlığından söz edilemeyeceğinden, onların da iptali gerekli olduğunu,
Anayasa Mahkemesinin bu kuralına göre, 18.05.1994 tarih ve 3990 sayılı yetki kanunu iptal edildiğinden, 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı KHK ile 657 sayılı DMK'nın 43/B maddesinin hukuki varlığından söz etmek mümkün olmadığını,
Dolayısıyla, 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasında değişiklik yapan 07.09.1999 tarih ve 99/13385 sayılı Bakanlar Kurulu karan, dayanağı olan 657 sayılı Kanunun 43/B maddesi hukuki varlığını kaybettiğinden, geçersiz hale geldiğini,
Diğer taraftan, su ve kanalizasyon idareleri 1. hukuk müşavirleri kendi mahiyetinde olan avukatlarla birlikte çalışmakta ve binlerce dava dosyası hakkında her an bilgi sahibi olmak zorundadırlar. Dolayısıyla su ve kanalizasyon idareleri 1. hukuk müşavirleri, beraber çalıştıkları avukatlarla birlikte binlerce dava dosyasından müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, bu dosyaların safahatı ve akıbeti ile ilgili bilgileri not etmek zorunda olduğunu, Bu sebeple ağır müşavirlik hizmetlerinin yanında ayrıca birçok dosyanın safahatını takip etmek, gerekirse tanzimini yapmak ve hatta duruşmalarına katılmak zorunda kalmaktadırlar Yapılan izahlardan anlaşılacağı gibi, 11 sayılı cetvelin 2. bölümünde gösterilen genel müdürlük 1. Hukuk Müşaviriyle su ve kanalizasyon idarelerindeki 1. Hukuk Müşavirleri arasında, görevin mahiyeti ve iş hacmi yönleriyle herhangi bir fark bulunmamaktadır. Hatta su ve kanalizasyon idarelerindeki I. Hukuk Müşavirlerinin daha geniş iş hacmi nedeniyle daha dinamik ve faal olması gerektiği aşikâr olduğunu,
Hal böyle olunca su ve kanalizasyon idarelerindeki 1. Hukuk Müşavirlerine, cetvelin 2. bölümünde gösterilen genel müdürlük 1. Hukuk Müşavirlerine ödenen ek gösterge eşit olarak ödenmelidir. Su ve kanalizasyon idarelerinde 1. derece kadroda çalışan avukatların ek göstergesi, 1995 yılı gösterge tablosuna göre 3000 dir. II sayılı cetvelin 2 bölümünde gösterilen kurumlardaki 1. derece kadrolarda çalışan avukatlann ek göstergeleri yine 3000 dir. Yani her iki konumda 1. derecede çalışan avukatların ek göstergeleri eşittir ve aralarında bir fark bulunmamaktadır. İki kurum avukatları ek gösterge yönüyle eşit oldukları halde aynı kurumların 1. Hukuk Müşavirlerinin ek göstergeleri, düzenlenen sorgu ile, birbirinden ayrılmıştır. Avukat ile 1. Hukuk müşavirinin yetki ve sorumlulukları dikkate alınarak cetvelin 2. bölümündeki kurumlarda çalışan 1. Hukuk Müşavirlerinin ek göstergeleri 1. derece kadroda çalışan avukatın ek göstergesinden daha yüksek tutulmuştur. Ancak aynı düzenleme Su ve Kanalizasyon İdarelerinde mevcut olduğu halde, sorgu ile 1. hukuk Müşavirleri ile 1. derecede çalışan avukatın ek göstergesi eşit hale getirilmiştir. Cetvelin 2. bölümündeki kurumlarda çalışan 1. Hukuk Müşaviri ile 1. derece kadroda çalışan avukat arasındaki yetki ve sorumluluk farkı, aynı şekilde Su ve Kanalizasyon İdarelerinde çalışan 1. Hukuk Müşaviri ile 1. derece avukat arasında da bulunduğundan, Su ve Kanalizasyon İdarelerinde çalışan 1. Hukuk Müşavirinin ek göstergesi de 1. derece avukat ek göstergesinden daha yüksek tutularak 3600 puan olması gerektiğini,
Bu sebeplerle, düzenlenen sorgu ile 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasındaki hükme istinaden, 1. Hukuk Müşaviri ek gösterge rakamının 3600'den 3000'e indirilmesi, mevcut mevzuata uygun olmadığını,
Verilen cevaplar ve sunulan belgeler ve tarafınızdan gerçekleştirilecek inceleme sırasında lehimize tespitler sonucunda herhangi bir aykırılığı bulunmayan açıklamaya konu ödemeler sebebiyle tarafımıza herhangi bir tazmin hükmü getirilmemesi ve yapılan ödemelerin tasdikine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğunu,
Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 saydı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer almaktadır.Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini,
B) I.Hukuk müşavirine 3000 ek gösterge yerine 3600 ek gösterge üzerinden ödeme yapılması sonucu tazmin hükmü verilmiştir.
14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 43 üncü maddesinin 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı KHK ile değişik (B) bendinde,
"Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır. II sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir." denilmektedir.
II sayılı cetvelin 6 ncı sırasında, Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlarda kadroları genel idare hizmetleri sınıfının birinci derecesinde bulunanların ek göstergeleri düzenlenmiştir. Buna göre, büyükşehir belediyesi ile bağlı kuruluşlarındaki Birinci Hukuk Müşavirine 3.000 ek gösterge karşılığı ödeme yapılması öngörülmüştür.
Ancak, yapılan incelemede, İSU Genel Müdürlüğü bünyesinde görevli Birinci Hukuk Müşavirine, anılan cetvelin 2 nci sırasında yer alan, Yargı Kuruluşlarında, Bağlı ve İlgili Kuruluşlar ile Yüksek Öğretim Kuruluşlarında görevli 1. Hukuk Müşavirlerine ödenmesi öngörülen 3.600 ek gösterge üzerinden ödeme yapılmıştır.
Dilekçi dilekçesinde 2560 sayılı Kanun’un geçici 9. maddesi gereğince, ek gösterge cetvelinin Kanun’a eklendiğini, cetvelde, Genel Müdür Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi, Teftiş Kurulu Başkanı ve I.Hukuk Müşavirinin ek göstergesinin 1995 yılı itibariyle 400 puan olarak gösterildiğini, bu göstergenin günümüze yürütüldüğünde, 3600 puana karşılık gelmekte olduğunu belirtmiştir. Ancak;
“ Geçici Madde 9 - (23/5/1984 - 3009/13 md. ile gelen Geçici 3 üncü md. hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.) İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 1 - 4 derece kadroları, 13/12/1983 gün ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca gerekli düzenleme yapılıncaya kadar geçerli olmak üzere Ek - 1 sayılı cetvelde gösterilmiştir.” Şeklinde yer alan madde hükmü, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca gerekli düzenleme yapılıncaya kadar geçerli olmak üzere konulmuştur.
Bu tarihten sonra, 09.04.1990 tarih ve 418 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesi ve 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesi ile yapılan düzenlemeler sonucu anılan madde hükmü geçersiz olmakla birlikte, geçici maddede “400” puan olarak belirlenen oranların günümüze yürütülmesi söz konusu değildir. Bu sebeplerle yapılan ek gösterge ödemeleri mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Halihazırda, Devlet memurlarına ödenen ek gösterge aylıkları, 527 sayılı KHK ile 657 sayılı Kanuna eklenen I ve II sayılı cetvellere göre ödenmektedir. Su ve kanalizasyon idareleri açısından 2560 sayılı Kanuna ekli 1 sayılı cetveldeki düzenlemeler, 657 sayılı Kanunda yapılan değişiklikten sonra geçerliliğini yitirmiştir.
Öte yandan, 2560 sayılı Kanuna ekli 1 sayılı cetvelde, Birinci Hukuk Müşaviri, Teftiş Kurulu Başkam, Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı unvanları için belirlenen ek göstergenin aynı olması, bunların bugün geçerli olan mevzuat dahilinde de aynı olmasını gerektirmez. Kaldı ki, 657 sayılı Kanuna ekli II sayılı cetvelin 3 üncü sırasında, Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlarda görevli Teftiş Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Yardımcıları için 3.600 ek gösterge ödenmesi öngörülmüşken, aynı cetvelin 6 ncı sırasında, bu kuruluşlarda görevli 1. Hukuk Müşaviri için 3.000 ek gösterge ödenmesi öngörülmüştür. Mevcut hukuki düzenlemeler çerçevesinde, büyükşehir belediyelerine bağlı kuruluşlarda görevli 1. Hukuk Müşaviri için 3.000 ek gösterge ödenmesi hususu açıkça belirtilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde, İdare Mahkemesi ve Danıştay Kararları uyarınca, su ve kanalizasyon genel müdürlüklerinin hükmi şahsiyeti haiz, müstakil bütçeli kurumlar olmaları hasebiyle bağımsız bir nitelik taşıdıkları, dolayısıyla İSU Genel Müdürlüğünde görev yapan 1. Hukuk Müşavirine, bağımsız Genel Müdürlüklerde görevli 1. Hukuk Müşavirine verilen tutarda ek gösterge aylığı ödenmesi gerektiği ifade edilerek, herhangi bir kamu zararının söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
II sayılı ek gösterge cetvelinde "Müstakil Genel Müdürlükler" başlığı altında ayrı bir düzenleme bulunmamaktadır. Bunun yerine "bağlı ve ilgili kuruluşlar" ibaresi kullanılmıştır. II sayılı cetvelin 2 nci sırasında yer alan, "... Bağlı ve İlgili Kuruluşlar" ifadesi ile kastedilmek istenen "Bakanlık Bağlı ve İlgili Kuruluşlaradır. Aynı cetvelin 6 ncı sırasında ise açıkça "Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlar" dan bahsedildiği için, belediye bağlı kuruluşlarının bu ikinci grup içerisinde yer aldığı kabul edilmelidir. Buna göre, belediye bağlı kuruluşlarında görevli 1. Hukuk Müşavirinin 3.600 değil, 3.000 ek gösterge alması gerekir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanuna ekli II sayılı Cetvelde; “6- Mahalli İdareler İle Bağlı Ve İlgili Kuruluşlar” bölümünde birinci derecede görev yapan I. Hukuk Müşaviri için 3000 ek gösterge rakamı öngörülmüştür.
Öte yandan, 832 sayılı Sayıştay Kanununun 65 inci maddesi karşısında çeşitli mahkeme kararlarının mevcudiyeti Sayıştay’ın vereceği kararlar açısından bağlayıcı değildir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve anılan hükümler gereği 1083 sayılı ilamın 4. maddesi “B” ile verilen hükmün mevzuata uygun olduğuna,
C) Ek gösterge ve özel hizmet tazminatının da hatalı tespit edildiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde:
C) Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Bakanlar Kurulu Kararına ekli özel hizmet tazminatlarına ilişkin 11 Sayılı Cetvelin 5'nci grubunun 10'uncu s ırasında; Müstakil Genel Müdürlüklerin 1.Hukuk Müşavirleri sayıldığı halde bunlar için %210 oranında Özel Hizmet Tazminatı öngörüldüğü halde diğerleri için %200 oranında Özel Hizmet Tazminatı ödenmesi gerekmektedir.Müstakil Genel Müdürlük olmadığı için 575,33 YTL ödeme yapılarak kamu zararına sebebiyet verildiğini,
"B" fıkrasında yaptığımız savunmadan anlaşılacağı gibi ek göstergenin 3600 olması nedeniyle özel hizmet tazminatının da % 210 olarak ödendiğini, Mevzuata aykırılık olmadığını,
Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer almaktadır. Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında:
(1.) madde gerekçesine istinaden bu madde yönünden Daire Kararının bozulmasına ve ilgililerin beraatına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.
C) I.Hukuk Müşavirlerine %200 oranında özel hizmet tazminatı ödenmesi gerekirken % 210 oranında özel hizmet tazminatı ödenmesi sonucu tazmin hükmü verilmiştir.
"Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'na (R.G:05.05.2006/26159) ekli özel hizmet tazminatlarına ilişkin II sayılı Cetvel'in 5'nci Grubunun 10'ncu sırasında; Başbakanlık. Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin Birinci Hukuk Müşavirleri sayılarak bunlar için %210 oranında özel hizmet tazminatı öngörülürken, yine aynı cetvelin 6'ncı Grubunun 8'nci sırasında "Diğer 1 inci Hukuk Müşavirleri, Hukuk Müşavirine yer verilerek bunlar için ise %200 oranında özel hizmet tazminatı öngörülmüştür.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSLİ Genel Müdürlüğü'nde görevli 1 inci Hukuk Müşavirine, bahsi geçen cetvelin 6ıncı Grubunun 8inci sırası kapsamında, %200 oranında özel hizmet tazminatı ödenmesi gerekmektedir.
Yapılan incelemede, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü’nde görevli 1 inci Hukuk Müşaviri Necmi ÖZEN'e %210 oranı üzerinden özel hizmet tazminatı ödendiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, 6.Daire tarafından 1083 sayılı ilamın 4 üncü maddesiyle verilen 7.115,87 TL. tazmin hükmünden mevzuata uygun ödenen 6.177,18 TL düşülerek geriye kalan ve mevzuata aykırı ödenen 938,69 TL.’nin Gerçekleştirme Görevlisi Nihal ADEMOĞLU ve Harcama Yetkilisi Nemci ÖZEN uhdesinde kalmak üzere DÜZELTİLMEK SURETİYLE TASDİKİNE,
- 1083 sayılı ilamın 5.maddesiyle; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü'nde 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyonları idaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca görev yapan denetçilere, bu kanunla öngörülenin üzerinde bir tutarda aylık ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde aynen:
İSU Genel Müdürlüğü Genel Kurulunca seçilmiş denetçilere ödenen ücretin hesabına, 1'nci derecenin son kademesinde bulunan memur için tespit edilmiş aylık gösterge esas alınarak belirlenen tutarın yanında, memurlar için belirlenen taban aylığın da katıldığının görüldüğü belirtilerek, toplam 16.008,35.- TL ödeme için tazmin kararı verilmiştir.
2560 sayılı İSKİ Kanununun 10 uncu maddesinde;
"İSKİ'nin işlemleri, hizmet süreleri içinde sürekli olarak çalışacak olan iki denetçi tarafından denetlenir.
Denetçi seçilebilmek için mühendislik, hukuk, ekonomi ve işletme konularından en ez birinde yüksek öğrenim görmüş ve uzmanlaşmış bulunmak ve aynı konuda en az 10 yıl görev yapmış olmak gerekir.
Denetçilerin hizmet süreleri iki yıl olup, hizmet süreleri sonunda yeniden seçilmeleri mümkündür. Denetçiler İSKİ'nin çalışmalarına ilişkin olarak tespit ettikleri eksiklikler, aksaklıklar ve yasa dışı işlemler hakkındaki raporlarını Genel Kurula verirler. Raporun bir örneği de bilgi için İstanbul Büyük şehir Belediye Başkanına sunulur. Ayrıca Genel Kurulun Mayıs ayı toplantısında Yönetim Kurulunun bir yıllık faaliyeti hakkında rapor verirler.
Denetçilerin istedikleri bilgi ve belgelerin Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe verilmesi zorunludur.
Denetçilerin ücretleri, Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarını (Ek Gösterge hariç) aşmamak üzere Genel Kurulca kararlaştırılır."denilmektedir.
Kanun metninden anlaşılacağı gibi, Genel Müdürlüğümüz denetçileri 2 yıllığına, Genel Kurul tarafından seçilmektedirler. Görevleri süreklilik arz etmekte olup, denetçi seçilebilmek için mühendislik, hukuk, ekonomi ve işletme konularından en az birinde uzmanlaşmış ve aynı konuda en az 10 yıl görev yapmış olmak zorundadırlar.
Denetçilerimizin ikisi de bu özellikleri taşımaktadır. Birisi ilimizin, mesleğinde en uzman olan muhasebecisi, diğeri de mesleğinin zirvesinde olan bir avukattır.
Sorumluluğu çok fazla olan sürekli görevde olan denetçilerin aylık 74,23 Lira ücretle çalışması, başta Anayasamız olmak üzere Avukatlık kanunu ve ücreti düzenleyen bütün mevzuata aykırıdır.
Anayasamızın 18 inci maddesinde angarya yasaklanmıştır. Avukatların danışma ücreti, ve vekalet ücretleri yanında aylık olarak takdir edilen 74,23 liralık ücret çok komik kalmaktadır. Aynı durum mühendisler ve muhasebeciler içinde geçerlidir. Mevcut uygulama ülkemizdeki su ve kanalizasyon idarelerinin tamamında aynıdır. Bugüne kadar hiçbir teftişte sorgu konusu yapılmamıştır.
Kanunun aradığı vasıflarda denetçi özelliği taşıyan hiçbir şahsın aylık 74,23 TL ücretle çalışması mümkün değildir. Bu ücret üzerinde denetçi çalışmayacağı gibi denetçilik gibi önemli bir birimin görev yapmaması idaremiz açısından kamu zararına sebep olacaktır.
Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) Genel Müdürlüğünde denetçilere ödenen aylıklara yan ödemenin dahil edilmesiyle ilgili Sayıştay 4. Dairesince verilen 835 Sayılı ilamda; sorguda fazla ödeme hesabına dahil edilen taban aylığının, 375 Sayılı K.H.K. ile aylık kavramı içine dahil edilmiş olduğundan, yapılan yargılamada fazla ödeme hesaplanmasına dahil edilmediği kararına hükmedilmiştir.
Aylık, Danıştay İçtihatları birleştirme kararında "657 Sayılı Kanunun 43'üncü maddesinin gerekçesinde, Devlet memurlarına ödenecek aylıklar konusunda, mevcut barem sisteminden ayrılarak yeni bir sistem getirildiği hususuna yer verilmiş ve aylığın tespitinde hizmetin Devlet için taşıdığı değer, hizmetin riski, zorluğu ve şartları ile önem derecesinin belirleyici olacağı kabul edilmiştir. Yine aynı Kanunun 147'inci maddesinin gerekçesinde ise aylık tabirinin, ister vekalet görevi, ister ise ikinci görev şeklinde olsun, işgal edilen bir kadro karşılığında ay itibarıyla ödenen parayı ifade ettiği açıkça belirtilmiştir. Buna göre aylık, memurlara esas görevleri dolayısıyla bir aylık hizmetleri karşılığında, görevin önemi, riski ve devlet için taşıdığı değer dikkate alınmak suretiyle belirlenerek ödenen parayı ifade etmektedir. Ek gösterge ve değişik adlar altında yapılan ödemeler ile aylık arasında niteliği itibarıyla bir farklılık bulunmakta, bunlar, aylık adı altında birleştirilebilecek; sebebi amacı ve işlevi aynı olan parasal bir hakkın unsurlarını oluşturmaktadır" denilmek suretiyle tarif edilmiştir.
Aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer almaktadır.Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılması gerekmektedir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 10. maddesinde;
“DENETÇİLER
MADDE 10 - (Değişik: 3009 - 23.5.1984 / m.8) İSKİ'nin işlemleri, hizmet süreleri içinde sürekli olarak çalışacak olan iki denetçi tarafından denetlenir.
Denetçi seçilebilmek için mühendislik, hukuk, ekonomi ve işletme konularından en az birinde yüksek öğrenim görmüş ve uzmanlaşmış bulunmak ve aynı konuda en az 10 yıl görev yapmış olmak gerekir.
Denetçilerin hizmet süreleri iki yıl olup, hizmet süreleri sonunda yeniden seçilmeleri mümkündür.
Denetçiler İSKİ'nin çalışmalarına ilişkin olarak tespit ettikleri eksiklikler, aksaklıklar ve yasa dışı işlemler hakkındaki raporlarını Genel Kurula verirler. Raporun bir örneği de bilgi için İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanına sunulur. Ayrıca Genel Kurulun Mayıs ayı toplantısında Yönetim Kurulunun bir yıllık faaliyeti hakkında rapor verirler.
Denetçilerin istedikleri bilgi ve belgelerin Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe verilmesi zorunludur.
Denetçilerin ücretleri, Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarını (Ek Gösterge hariç) aşmamak üzere Genel Kurulca kararlaştırılır.” Denilmektedir.
Buna göre denetçilere ödenecek ücret, 657 sayılı Kanun’da yer alan I sayılı Gösterge Tablosu’nda yer alan göstergelerin katsayı ile çarpılması sonucu bulunacak tutar kadardır.
Diğer taraftan 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi memur temsilcileriyle akdedilen sözleşme veya tasarrufu kapsamakta olup, ilama konu tazmin hükmü bu kapsamda yapılan bir ödemeye dayanmadığından dilekçilerin bu yöndeki iddiaları yerinde değildir.
Bu itibarla, 1083 sayılı ilamın 5.maddesine ilişkin verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1083 sayılı ilamın 6 ıncı maddesiyle, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğünde görevli Hukuk Müşaviri, Avukat ve diğer görevlilere 657 sayılı Kanun ile belirlenen üst sınırın üzerinde vekalet ücreti ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle:
-
Madde Hukuk Müşavirliği'nde görevli avukatlar ve diğer görevlilere ilgili mevzuatla belirlenen üst sınırın üzerinde vekalet ücreti ödendiği görüldüğü, belediyelerde görevli Avukat ve Hukuk Müşavirlerine 10. 000, diğerleri için ise 6. 000 gösterge rakamının aylık memur maaş katsayısı ile çarpımının oniki katını aşmayacak brüt miktarlarda vekâlet ücreti ödemesinde bulunulabileceği, ancak, İSU Genel Müdürlüğü avukat ve diğer görevlilerine bu brüt tutarın net olarak ödendiği, gelir vergisi ve damga vergisi dahil edilen toplam brüt tutarın kanundaki sınırlamayı aştığı tespit edildiği belirtilerek 13. 226,27 TL fazla ödeme için tazmin hükmü verilmiştir.
-
Bilindiği gibi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146/3 maddesinde:
" ... Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı; (Ek ibare: 5473 - 21.3.2006 / m.6/c) hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçemez ... " denilmiştir.
Burada:Avukatlara verilecek vekalet ücretinin tutarının, 10000 ve 6000 gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçemeyeceği hükme bağlanmış olup, avukatlara verilecek olan vekalet ücretinin brüt veya net olması hususunda herhangi bir hüküm getirilmemiştir.
- Ancak, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün Belediyelerde Sözleşmeli Personel Ücret Tavanları hakkındaki B.07.0.BMK. 0.19. 115708. 184 sayılı Genelgesinde:
"2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 21 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, 2007 yılının ikinci döneminde gerçekleşecek TÜFE oranının %4'ü aşması halinde, aşan kısmı telafi edecek şekilde 2008 yılının birinci altı aylık döneminde uygulanacak katsayılar ile ücret tavanlarını yeniden belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. Bu yetkiye istinaden, 1/1/2008 tarihinden geçerli olmak üzere 3/1/2008 tarihli ve 2008/13055 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 2008/13055 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 154 üncü maddesi uyarınca aylık gösterge tablosunda yer alan rakamlar ile ek gösterge rakamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde uygulanacak aylık katsayısı (0,049486), memuriyet taban aylığı göstergesine uygulanacak taban aylık katsayısı (0,65283) ve iş güçlüğü, iş riski, temininde güçlük ve mali sorumluluk zamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde uygulanacak yan ödeme katsayısı ise (0,01569) olarak belirlenmiştir.Buna göre; 5393 sayılı Belediye Kanununun 49 uncu maddesi çerçevesinde 2008 yılında sözleşmeli personel olarak çalıştırılacakların sözleşme ücretlerinin tespitinde ve ödenmesinde aşağıda belirtilen hususlara uygun olarak işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
- 5393 sayılı Belediye Kanununun 49 uncu maddesi çerçevesinde çalıştırılacak sözleşmeli personel için 1/1/2008 tarihinden itibaren unvanlar itibarıyla geçerli olan net ücret tavanları, asgari geçim indirimi tutarı uygulanmaksızın ve yukarıda belirtilen katsayı rakamları dikkate alınmak suretiyle hesaplanmış ve ekli tabloda gösterilmiştir. Belediyeler ve il özel idareleri ile mahalli idare birliklerinin meclisleri veya Büyükşehir Belediyeleri bağlı kuruluşlarının yönetim kurulları, anılan madde çerçevesinde 1/1/2008 tarihinden sonra da çalıştırılmaya devam olunacak veya 2008 yılında ilk defa istihdam edilecek sözleşmeli personel için ekli tabloda gösterilen ücret tavanlarını asmamak kaydıyla net ücret tespitine yetkilidir. " denilmiştir.Buna göre; 657 sayılı Kanunun 146/3 maddesindeki avukatlara verilecek vekalet ücretinin de net ücret olarak anlaşılması gerekir.
-
Limit Dışı Kalan Vekalet Ücretlerinin Dağıtım Esasları Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesine göre, limit sınırını asan vekalet ücretlerinin idarece bütçeye gelir kayıt edilemez. 7/b maddesine göre, dağıtımdan arta kalan miktarın "bir sonraki yıl kullanılmak üzere" emanet hesabında bekletileceğini ve yıl sonunda da ertesi yıla devredilerek, yeni yapılan tahsilatla birleştirilmek suretiyle dağıtıma devam edileceğini hükme bağlamakla vekalet ücretinin avukata ait olduğunu ve idare ile ilgisinin olmadığını yasa koyucu kabul ve ikrar etmektedir. Limit dışı kalan vekalet ücretinin hiçbir şekilde bütçeye gelir kaydedilemeyeceği ve bir sonraki dağıtımda tekrar dağıtıma katılacağı için, bu yönden de idarenin gelirlerinde hiçbir şekilde azalma, kayıp veya zarar meydana gelmemiştir.
-
Esasen; a) 4667 sayılı Kanunla, Avukatlık Kanunu'nun 164 üncü maddesinin değiştirilmiş, "karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olduğuna" ilişkin cümledeki "aksine yazılı sözleşme bulunmadıkça" ibaresinin cümleden çıkarılmış olması, böylece vekalet ücretinin avukata aidiyetinin kesin kural haline getirilmiş olması,
b) Karşı tarafa yüklenen vekalet ücretinin hukuki mesnedinin HUMK'un 423/6 maddesi ile Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddeleri olması,
c) Vekalet ücretinin, devlet memuru sıfatının sonucu olarak değil, "avukat" sıfatının sonucu olarak hak edilmiş olması,
d) Anayasa Mahkemesi tarafından, Avukatlık Kanunu'nun söz konusu hükmünün anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiş olması,
e) Anayasa Mahkemesi kararları, Yargıtay ve Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararları ve doktrine göre sonraki özel kanunun, önceki genel kanunun kendisine aykırı hükümlerini zımnen ilga etmesi,
d) Aynı durumda bulunanlara farklı kurallar uygulanmasının, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olması,
e) Konu ile ilgili yargı kararlarında, karşı taraftan tahsil edilen vekalet ücretinin, Devlet Memurları Kanununa tabi olup olmadıklarına bakılmaksızın, ilgili kurum ve kuruluşlarda çalışan tüm avukatlara eşit olarak dağıtılacağına hükmedilmiş olması,
f) Vekalet ücretiyle ilgili 4667 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile, daha önce çıkarılan tüm kanun ve yönetmeliklerin bu kanuna aykırı hükümlerinin zımnen ilga olması,
g) Avukatların meslek kuruluşu olan Türkiye Barolar Birliğinin de, vekalet ücretine limit uygulanamayacağı yönünde görüş belirtmiş olması,h) Vekalet ücretinin, kurumlarca özel olarak açılacak emanet hesaplarında toplanıp hiçbir şekilde kurum gelirlerine dahil edilemeyecek olması,nedenleriyle, HUMK 423/6 ve Avukatlık Kanunu'nun 164/son hükmüne göre karşı taraftan tahsil edilen vekalet ücretinin, hiçbir limit ve sınırlama uygulanmaksızın, kurumlarda sürekli olarak avukatlık görevi yapan avukatlara eşit olarak dağıtılması gerekmektedirBu sebeple yapılan ödeme hukuka uygundur. Kamu zararı yoktur. Verilen cevaplar ve sunulan belgeler ve tarafınızdan gerçekleştirilecek inceleme sırasında lehimize tespitler sonucunda herhangi bir aykırılığı bulunmayan açıklamaya konu ödemeler sebebiyle tarafımıza herhangi bir tazmin hükmü getirilmemesi ve yapılan ödemelerin tasdikine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzu takdirlerinize saygılarımızla arz ederimAksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer almaktadır.Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılması gerekmektedir.Netice ve Talep: Yukarıda arz ve izah edilen sebepler ve resen tespit edilecek diğer sebepler ile Sayıştay Başkanlığının 25.04.2011 tarih 12297 sayılı tutanak ile 1083 sayılı ilama ait kararın temyizen incelenerek bozulmasına ve tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.
Demek suretiyle tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.
02.02.1929 tarih ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat Ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanunla, avukatlık vekalet ücretlerinin avukatlar, memurlar ve hukuk müşavirleri arasında ne oranda dağıtılacağına dair düzenlemelere yer verilmiştir. Söz konusu Kanunun 1. maddesinde devlet lehine sonuçlanan davalardan dolayı hükme bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretlerinin %70 inin maaş ve ücretli avukatlara %30 unun Muhakemat müdürleri ve hukuk müşavirleriyle takibi icra memurlarına verileceği öngörülmüştür.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Kapsam başlıklı 146. maddesinin ikinci fıkrasında; memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemeyeceği ve hiçbir yarar sağlanamayacağı belirtildikten sonra, üçüncü fıkrasında; bazı kanunların ilgili maddeleri sayılmış ve “1389 sayılı Kanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareleri ve Belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanun hükümleri saklıdır. (Değişik cümle: 20/3/1997-KHK-570/8 md.) Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır.” hükmüne yer verilmiştir.
19.04.1983 gün ve 18023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Limit Dışı Kalan Vekalet Ücretlerinin Dağıtım Esasları Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde; "Bu Yönetmelik Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar ile İl Özel İdareleri ve Belediyeler ve Özel Kanunlarındaki hükümlerle 1389 sayılı kanuna atfen vekalet ücretinden yararlanan tüm kamu kurum ve kuruluşları ile bunlara bağlı birliklerde çalışan avukatlara ait limit dışı kalan vekalet ücretlerinin dağıtım usul ve esaslarını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir" denilerek Yönetmeliğin amacı belirtilmiştir.
Yönetmeliğin 6. maddesinde; kurumların limit doldurmayan avukatlarından beyanname alarak o mali yıl içinde almış oldukları vekalet ücretinin miktarını ve avukatların isimlerinin bağlı bulundukları merkez teşkilatına göndermekle yükümlü oldukları, 7. maddesinde ise; listelerin her birim merkezinde birim başkanının başkanlığında 3 kişiden oluşan bir kurul tarafından kanuni limit esas alınarak değerlendirmeye tabi tutulacağı, değerlendirmeden sonra hesapta toplanan paranın tüm hak sahiplerine bölünmek suretiyle bulunarak meblağın eşit olarak hak sahiplerine dağıtılacağı, bu dağıtım sırasında kanuni limit dolduranlardan artan miktarın yine geri kalan hak sahiplerinin sayısına bölünmek suretiyle eşit olarak dağıtıma devam olunacağı, bu dağıtımlardan artan miktarın da bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletileceği ve sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulacağı belirtilmiştir.
Bu hükümlere göre; vekalet ücreti limitinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 146. maddesi gereğince yıl içindeki tüm katsayılar dikkate alınarak belirlenmesi ve yukarıda belirtilen esaslara göre dağıtımının yapılması, limit dışı kalan meblağın olması halinde ise artan miktar hakkında yine yukarıda belirtilen usule göre işlem yapılarak artan miktarın bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletilmesi ve bir sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulması gerekmektedir.
Diğer taraftan; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu tüm avukatlarla ilgili düzenleme yapan genel bir kanundur. 657 sayılı Kanuna tabi olarak Avukatlık hizmetleri sınıfı kadrosunda görev yapan avukat ise devlet ile memuriyet hizmet sözleşmesi yapmıştır. Avukatlık vekalet ücretine ilişkin 657 sayılı kanunda yapılan düzenlemeler, avukatlık hizmetleri sınıfında çalışan kadrolu avukatlar için bağlayıcı özel düzenlemelerdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle dilekçi iddialarının reddi ile 1083 sayılı ilamın 6. maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1083 sayılı ilamın 7. maddesiyle; Çeşitli yurt içi geçici görevlendirmelerde "Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği" ve geçici görevlendirmeler ile ilgili Genelge mevzuat hükümlerine aykırı ödemelerde bulunulduğu gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
1083 sayılı ilamın 7.maddesiyle tazmin hükmolunan 344 YTL.’nin, 12.09.2011 tarih ve A16980774-A16980773 sayılı tahsilat makbuzları ile kısmen tahsil edildiği bildirilmiş olup hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı herhangi bir itiraz da söz konusu bulunmadığı cihetle bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına,
- 1083 sayılı ilamın 8. maddesiyle; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Daire Başkanlığında görevli Müfettişlerin, gündeliklerinin ilgili mevzuata aykırı olarak tespit edildiği görüldüğü, Belediye ve bunlara bağlı idarelerde görevli müfettişlerin Harcırah Kanununun 33 üncü maddesinin (b) fıkrasında sayılmaması nedeniyle bunlar için ancak ek gösterge ve aylık/kadro derecelerine göre tespit edilen tutarda bir gündelik verileceği, İSU Genel Müdürlüğünün Kocaeli ilinin çeşitli ilçelerinde bulunan bir kısım şube müdürlüklerinin teftişi ile ilgili olarak görevlendirilen müfettişlere birinci derece ve ek göstergesi 8000 ve daha yüksek olan kadrolarda bulunan memurlar için tespit olunan gündelik miktarının 0,9 katı tutarında gündelik ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde:
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Daire Başkanlığında görevli Müfettişlerin, İSU Genel Müdürlüğüne bağlı olup Kocaeli ilinin, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi sınırları dahilinde oldukları halde 6245 sayılı Harcırah Kanununa eklenen Geçici 4 üncü madde ile Harcırah Kanununun uygulanmasında "başka mahal" sayılmaya devam edilen, çeşitli ilçelerinde bulunan bir kısım şube müdürlüklerinin teftişi görevi dolayısıyla aldıkları geçici görev yolluklarına ilişkin ödemelerde, gündeliklerinin ilgili mevzuata aykırı olarak tespit edildiği görüldüğü, Belediye ve bunlara bağlı idarelerde görevli müfettişlerin Harcırah Kanununun 33 üncü maddesinin (b) fıkrasında sayılmaması nedeniyle bunlar için ancak ek gösterge ve aylık/kadro derecelerine göre tespit edilen tutarda bir gündelik verileceği, İSU Genel Müdürlüğünün Kocaeli ilinin çeşitli ilçelerinde bulunan bir kısım şube müdürlüklerinin teftişi ile ilgili olarak görevlendirilen müfettişlere birinci derece ve ek göstergesi 8000 ve daha yüksek olan kadrolarda bulunan memurlar için tespit olunan gündelik miktarının 0,9 katı tutarında gündelik ödendiği görüldüğü belirtilerek, 3.111,80 TL fazla ödemenin tazminine karar verilmiştir.
Genel Müdürlüğümüzün müstakil bir genel müdürlük olduğuna ilişkin açıklamalarımız ve kanuni dayanakları yukarıdaki l ve 2. maddeler ile ilgili cevaplarımızda ayrıntılı olarak belirtilmiştir.
6245 sayılı Harcırah Kanunun 33 üncü maddesinin (b) fıkrasında, Devamlı ikamet ettikleri yerler dikkate alınarak kurumlarınca belirlenen görev merkezi, mıntıka merkezi ve grup merkezi dışına teftiş, denetim, inceleme veya soruşturma görevi ile gönderilen Bağımsız Genel Müdürlük Müfettiş ve Müfettiş Yardımcılarından, İl düzeyinde teftiş, denetim veya inceleme yetkisine haiz bulunanlara, birinci derece kadrolu memur için tespit olunan gündelik miktarının 0,9 katı tutarında gündelik ödenmesi öngörülmüştür.
Genel Müdürlüğümüz Teftiş Kurulu Başkanlığında görevli Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları, Teftiş Kurulu Yönetmeliğine göre İl düzeyinde teftiş ve denetim yetkisine haiz bulunmaktadırlar.
Buna göre, İlimizin çeşitli ilçelerinde bulunan şube müdürlüklerinin teftişi ile ilgili olarak görevlendirilen Müfettiş ve Müfettiş Yardımcılarına, bu görevleri dolayısıyla, birinci derece ve ek göstergesi 8000 ve daha yüksek olan kadrolarda bulunan memurlar için tespit olunan gündelik miktarının 0,9 katı tutarında gündelik ödenmesi hukuka uygun olup, söz konusu ödemelerde herhangi bir Kamu zararı bulunmamaktadır.
Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ….. kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer almaktadır.Bu sebeple de tazmin hükmünün Kaldırılması gerekmektedir.
Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında Daire Kararının bozulmasına ve ilgililerin beraatına denilmiştir.
6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun "Yurtiçinde verilecek gündeliklerin miktarı" başlıklı 33'ncü maddesinde;
a) Bu Kanun gereğince verilecek yurtiçi gündeliklerinin miktarı her yıl bütçe kanunları ile tespit olunur.
b) Devamlı ikamet ettikleri yerler dikkate alınarak kurumlarınca belirlenen görev merkezi, mıntıka merkezi ve.grup merkezi dışına teftiş, denetim, inceleme veya soruşturma görevi İle gönderilen Devlet Denetleme Kurulu üyeleri ile geçici uzmanları, Sayıştay Denetçi ve Yardımcıları, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkan, Üye. Uzman Müşavir, Uzman ve Uzman Yardımcıları, Silahlı Kuvvetler Denetleme ve Tetkik Kurulları Başkan ve Üyeleri, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine göre atanan İç Denetçiler, Bakanlık, Müsteşarlık ve Bağımsız Genel Müdürlük Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları, Maliye Bakanlığı Hesap Uzman ve Uzman Yardımcıları, Bankalar Yeminli Murakıp ve Murakıp Yardımcıları, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunda görevli Bankacılık Uzmanı, Hukuk Uzmanı ve Bilişim Uzmanı ile bunların yardımcıları. Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanı ve üyeleri. Bakanlıklar Merkez teşkilatına dahil Kontrolör ve Stajyer Kontrolörler, Hazine Müsteşarlığı Sigorta Denetleme Uzman ve Uzman Yardımcıları ile Aktüer ve Aktüer Yardımcıları, İçişleri Bakanlığı Demekler Denetçisi ve Dernekler Denetçi Yardımcıları, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Toprak ve Tarım Reformu Müsteşarlığı Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları. Çalışma Bakanlığı İş Müfettişleri ve Yardımcıları ile İş Güvenliği Müfettişleri ve Yardımcıları, Sosyal Sigortalar Kurumu Sigorta Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları. İlköğretim Müfettişleri ve Müfettiş Yardımcıları Tapu ve Kadastro Denetmenleri ve Denetmen Yardımcıları ile Defterdarlık Kontrol Memurlarından;
-
Türkiye düzeyinde teftiş, denetim ve inceleme yetkisine haiz bulunanlara birinci derece kadrolu memur için tespit olunan gündelik miktarının 1.3 katı.
-
Bölge düzeyinde teftiş, denetim veya inceleme yetkisine haiz bulunanlara birinci derece kadrolu memur için tespit olunan gündelik miktarının 1.1 katı.
-
İl düzeyinde teftiş, denetim veya inceleme yetkisine haiz bulunanlara birinci derece kadrolu memur için tespit olunan gündelik miktarının 0.9 katı.
Gündelik olarak ödenir.
2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nun gündelikleri gösteren H cetvelinde:
Memur ve Hizmetlilerden;
a) Ek göstergesi 3000 ve daha yüksek olan kadrolarda bulunanlar (D 29.50
b) Ek göstergesi 5800 (dahil) - 8000 (hariç) olan kadrolarda bulunanlar (2) 26.50
c) Ek göstergesi 3000 (dahil) - 5800 (hariç) olan kadrolarda bulunanlar 24,00
d) Aylık/kadro derecesi 1-4 olanlar 21.50
e) Aylık/kadro derecesi 5-15 olanlar 20,50
- 6245 sayılı Harcırah Kanununun 33 üncü maddesinin (b) fıkrasına göre verilecek gündeliklerin hesabında bu tutar esas alınır. denilmektedir.
İSU gibi Genel Müdürlüklerde görevli müfettişler ise bahis konusu 33'ncü maddenin (b) fıkrasında sayılmadığından, bunlar için ancak ek gösterge ve aylık/kadro derecelerine göre tespit edilen tutarda bir gündelik verilecektir.
İSU Genel Müdürlüğü'nün Kocaeli ilinin çeşitli ilçelerinde bulunan bir kısım şube müdürlüklerinin teftişi ile ilgili olarak görevlendirilen müfettişlere birinci derece ve ek göstergesi 8000 ve daha yüksek olan kadrolarda bulunmamasına rağmen bu memurlar için tespit olunan gündelik miktarının 0,9 katı tutarında gündelik ödenmesi mümkün değildir.
Dilekçi İSU Genel Müdürlüğünün 6245 sayılı Kanunun 33-b maddesinde yer alan “Bakanlık, Müsteşarlık ve Bağımsız Genel Müdürlük Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları” tanımının kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Söz konusu kanunda geçen ifadenin Bakanlıkla ilişkili bağımsız genel müdürlüklerin müfettiş ve müfettiş yardımcılarını belirttiği açıktır. İSU’ da görev yapan müfettişlerin bu tanımlamaya girmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, 1083 sayılı ilamın 8 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1083 sayılı ilamın 9. maddesiyle;
Fatura ekindeki ilaç döküm ve fiyatlandırma listesinde. Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanarak 15.06.2007 tarihinde yürürlüğe giren ve 23.10.2008 tarihine kadar yürürlükte kalan "2007 Yılı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği"" hükümlerine aykırı olarak Herceptin ( 150 mg. 1 flk.) adlı ilaç için imalatçı-ithalatçı indiriminin uygulanmadığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
1083 sayılı ilamın 9.maddesiyle tazmin hükmolunan 33,60 YTL.nin, 21.09.2011 tarih ve A16981160 sayılı tahsilat makbuzu ile tahsil edildiği bildirilmiş olup hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı herhangi bir itiraz da söz konusu bulunmadığı cihetle bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına,
10- 1083 sayılı ilamın 10. maddesiyle; tazmin hükmolunan 126,67 YTL.nin, 22.08.2011 tarih ve A16980227 sayılı tahsilat makbuzu ile tahsil edildiği bildirilmiş olup hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı herhangi bir itiraz da söz konusu bulunmadığı cihetle bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına,
Karar verildiği 27.02.2013 tarih ve 36600 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56