Sayıştay 6. Dairesi 35504 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

35504

Karar Tarihi

27 Şubat 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 6

  • Dosya No: 35504

  • Tutanak No: 36601

  • Tutanak Tarihi: 27.02.2013

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. 1083 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğünde çalışan memurlara. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa aykırı olarak, bu Kanun ile sağlanan haklar dışında. 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca da ödeme yapıldığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

  2. İSU Genel Müdürlüğünde çalışan memurlara Devlet Memurları Kanununa aykırı olarak 631 sayılı K.H.K uyarınca ödeme yapıldığı, toplam 1.567,75. YTL fazla ödeme yapılması sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği belirtilerek, tazmin hükmü verildiğini,

Aynı konuda ESKİ Genel Müdürlüğü ( Erzurum Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) 631. sayılı kanun hükmünde kararnameye bağlı Bakanlar Kurulu Kararları hükümleri uyarınca çalışan memurlara ödemede bulunmuştur. Sayıştay Denetçileri tarafından yapılan inceleme neticesinde, Eski Genel Müdürlüğünün mahalli idare olduğu ve anılan kanun hükmünde kararname kapsamı dışında kaldığı, bu itibarla fazla ödeme yapıldığının tespit edilmesi ve bunun üzerine personel tarafından Sayıştay' a itiraz dilekçelerinin verildiği aşamada, Erzurum 2' nci İdare Mahkemesinde konuyla ilgili yargılama yapılmış, Erzurum 2' nci İdare Mahkemesinin 2008/1278 E., 2009/981 K.nolu kararı (Ek-1) ile mahkemece yapılan ödemenin Eski Genel Müdürlüğünün kapsama dahil kuruluşlar içerisinde bulunması nedeniyle hukuka uygun olduğunu,

Yine, aynı konuda davacı Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası tarafından, ASKİ' nin 631 sayılı kanun hükmünde kararnameye bağlı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca ödeme yapılmasına ilişkin ASKİ Genel Müdürlüğünün ödemeyle ilgili başvuruyu, başvuruya cevap vermeyerek zımmen reddetmesi üzerine, Ankara 8' nci İdare Mahkemesinde ASKİ Genel Müdürlüğüne karşı dava açıldığını, Ankara 8' nci İdare Mahkemesi bakılmakta olan davada iptal kararı vermiş, ASKİ Genel Müdürlüğünün 631 sayılı kanun hükmünde kararnameye bağlı Bakanlar Kurulu Kararınca ödeme yapılacak kuruluşlar arasında değerlendirdiğini,(Ek-2)

04/07/2001 tarih ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 08.02.2002 tarih ve 2002/3729 sayılı Kararnamede, K.H K hükümlerinden istifade edebilecek ve edemeyecek kurum ve kuruluşlar açık olarak sayıldığını, Buna göre Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu ve kuruluşları tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemeler bu karar hükümlerine göre yapılır denildiğini,

2560 sayılı İSKİ Kanunu ve birçok Danıştay kararında, Su ve Kanalizasyon İdarelerinin müstakil bütçeli ve Kamu Tüzel Kişiliğine haiz bir kuruluş olduğu, mahalli idare ve mahalli idare birliği olmadığı ifade edilmiştir. 2560 sayılı İSKİ Kanunun 1. maddesinin son fıkrasında İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin müstakil bütçeli ve Kamu Tüzel Kişiliğine haiz bir kuruluş olduğu açıkça ifade edildiğini,

Anayasa'nın 127. maddesinde mahalli idare "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir." şeklinde tanımlandığını,

İSKİ Kanununa tabi Su ve Kanalizasyon İdareleri Yönetim ve Denetleme Kurul Üyelerinin atanması ve çalışma usulleri farklılık arz etmekte olup, mevcut yapılarıyla Mahalli İdarelerden ayrıldığını, Anayasanın 127. maddesinin 5. fıkrasında merkezi idareler mahalli idareler üzerinde vesayet yetkisine sahip olduğu belirtildiğini, Ancak 23.06.1992 tarih ve 1992/175 E 1992/202.K sayılı Danıştay 1.Daire Kararında İdarenin hukuki statüsü incelemeye alınarak Anayasanın 127. maddesi kapsamında olmayan KOSKİ'nin merkezi idarenin vesayeti altında bulunmadığına karar verdiğini, Danıştay 5. dairesinin 15.05.1990 tarih ve 1989/2628 E-1990/1040 K sayılı 16.05.1990 tarih ve 1989/2626.E-1990/1038.K. sayılı kararlarında tüzel kişilik kavramının bağlılık ifadesi ile bir arada bulunamayacağı ifade edilerek İSKİ Kanununa tabi idarelerin Mahalli İdare olmadıkları hususu açıklığa kavuşturulduğunu,

İSKİ'de çalışan personel tarafından açılan bir dava sebebi ile verilen İstanbul 3.İdare Mahkemesi'nin 1987/626 E.1989/888 K.sayılı kararında ve Danıştay 5. Dairesini 16.05.1990 tarih 1989/2620 E. 1990/1032 nolu kararında; "İSKİ Genel Müdürlüğü İstanbul Belediyesine Bağlı olmakla birlikte kamu hizmeti gören hükmü şahsiyeti haiz müstakil bütçesi olan bir kuruluş olup, bu özellikleri itibari ile bağımsız bir Genel Müdürlüktür. Sözü geçen Kanunun 1. maddesinde Belediyeye bağlılık deyimi Genel Müdürlük tüzel kişiliğini ortadan kaldıracak nitelikte değil, İdarenin iç bünyesini ve kuruluşunu ilgilendiren bir bağlılık olarak nitelendirilmesi gerekir." denilmek suretiyle İSKİ Genel Müdürlüğü'nün bağımsız bir Genel Müdürlük olduğu dolayısıyla Mahalli İdare olmadığı kabul edildiğini,

Müstakil ve bağımsız bir Genel Müdürlük olan Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürleri ve Yönetim Kurulu Üyelerinin atanmaları da İçişleri Bakanlığının onayı ile yapıldığını, Görüldüğü gibi yöneticileri seçimle değil atama ile 14.09.2009 tarih ve 26426 sayılı, 14.10.2009 tarih ve 29646 sayılı, 13.11.2009 tarih ve 32764 sayılı, 14.12.2009 tarih ve 35783 sayılı ödeme emirleri ve eklerinin incelenmesi sonucunda görevlendirildiğini,

Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer aldığını, bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini,

Gerek yukarıda arz edilen sebeplerle ve gerekse tarafınızdan yapılacak inceleme esnasında lehimize tespitler neticesinde herhangi bir usulsüzlüğü bulunmayan açıklamaya konu ödemeler sebebiyle tarafına çıkarılan tazmin hükmünün kaldırılmasını ve yapılan ödemelerin usulüne uygun olduğuna karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında:

“Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü 2008 yılı hesabının 6.Dairece yargılanması sonucu çıkarılan 03.02.2011 tarih ve 1083 sayılı ilamın 1, 3, 4 ve 6’ncı maddeleri ile ilgili tazmin hükümlerinin kaldırılması için itiraz eden, Nemci ÖZEN’ın ilgi yazınız ekinde gönderilen temyiz dilekçesi ve ekleri incelenmiştir.

  1. madde yönünden: Dilekçede, ilamın 1’inci maddesiyle ilgili olarak 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre yapılan ödemenin, kurumun kapsam dışında bulunduğu gerekçesiyle tazmin hükmedildiği, oysa söz konusu kararnameden Genel Müdürlüklerinin de kapsam içinde bulunduğunun açık olduğu, muhtelif yargı kararlarından hareket edilerek yapılan yorumun hatalı olduğu belirtilmekte yapılan ödemenin kanunlara uygun olduğu ileri sürülerek Daire Kararının bozulması ve sorumluluğunun kaldırılması istenilmektedir. Konuya ilişkin, 15. 12. 2011 tarih ve 28143 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Esas No:2011/1, Karar No:5333/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararı dikkate alınmak suretiyle, İleri sürülen gerekçelerin kabul edilerek Daire Kararının bozulmasına ve ilgililerin beraatına, “denilmiştir.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun “Kuruluş” başlıklı 1 inci maddesinin son fıkrasında; İSKİ personelinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olduğu; aynı Kanunun Ek 5 inci maddesinde ise bu Kanunun diğer Büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, İSU Genel Müdürlüğü personeli de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun kapsamını belirleyen 1 inci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun Belediyelerde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı; 2 nci maddesinde de, Devlet memurlarının aylıklarının, ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bu Kanunda düzenlendiği açıkça belirtilmiştir.

Yine, 657 sayılı Kanunun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146 ncı maddesinde; “Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.

Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz.

... ” Hükmü bulunmaktadır.

13.07.2001 tarih ve 24461 sayılı Mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ilk fıkrasında ise;

“Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları (bundan sonra "kapsama dahil kuruluş" olarak anılacaktır) tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin tümünün altı aylık net ortalaması toplamı (bundan sonra "ortalama ücret toplamı" olarak anılacaktır), 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna her ne ad altında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemeler dahil bulunacak toplamının altı aylık net ortalamasını (bundan sonra "ortalama kanuni ücret tavanı" olarak anılacaktır) geçemez.

Bakanlar Kurulu; kapsama dahil kuruluşlarda uygulanacak ortalama ücret toplamı üst sınırını, ortalama kanuni ücret tavanını geçmemek üzere, anılan her kuruluş için ayrı ayrı veya birlikte tespit etmeye veya değiştirmeye; gerektiğinde ortalama ücret toplamı içinde yer alan ödeme unsurlarını ayrıca belirlemeye veya sınırlandırmaya; uygulamaya ilişkin esas, usul ve diğer hususlar ile ödeme tarihlerini düzenlemeye; ortalama ücret toplamı ve ortalama kanuni ücret tavanı kapsamındaki ödemeleri belirlemeye, kapsama dahil edip etmemeye, bu husustaki tereddütleri gidermeye; Devlet memurlarının mali ve sosyal haklarında yapılacak genel veya kısmi nitelikteki artış oranlarını geçmemek üzere ortalama ücret toplamı üst sınırını daha düşük oranlarda artırmaya yetkilidir.

Kapsama dahil kuruluşlar, Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırının altında, ortalama ücret toplamı alan personeli hakkında; Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırını aşmamak, usul ve esaslar ile diğer belirlemelere uymak kaydıyla, ortalama ücret toplamını oluşturan ödemeleri mevzuatları dahilinde tespit etmeye devam ederler. Ancak, bu tespitlerini yaparken hiçbir surette ortalama ücret toplamı üst sınırını aşacak şekilde ödemeye sebep olacak düzenleme, değişiklik veya artış yapamazlar.

Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.

Anılan KHK maddesinde, “özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları”, “kapsama dahil kuruluş” olarak kabul edilmiştir. “Kapsama dahil kuruluş” ibaresinden, asli ve sürekli görevleri ücret, mali ve sosyal haklar dışında 657 sayılı Kanuna tabi personel eliyle yürütülen ve personeli için, ilgili mevzuatları uyarınca, 657 sayılı Kanun hükümleri dışında bir ödeme sistemi getirilen kuruluşların anlaşılması gerekmektedir. Anılan KHK hükmü ile, Bakanlar Kuruluna, bu kuruluşlarda çalışan personele ödenen ücretlerdeki artış oranının üst sınırını belirleme yetkisi verilmiştir. Söz konusu kuruluşlar, personel ücretlerini, Bakanlar Kurulunca belirlenen üst sınır oranı çerçevesinde artırabilmektedirler.

Her ne kadar İSU Genel Müdürlüğü, özel bir kanunla kurulmuş, kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş ise de, personel statüsü bakımından yukarıda sayılan “kapsama dahil kuruluş”lardan farklıdır. Genel Müdürlük personeli, 2560 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin son fıkrası uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olduğundan, 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesi uyarınca, kendilerine bu Kanun ile sağlanan haklar dışında ücret ödenmesi veya başka bir yarar sağlanması mümkün değildir.

Ayrıca 6009 sayılı Kanunun, Geçici 8’ inci maddesi dayanak olarak ileri sürülerek adına hükmolunan tazmin kararının kaldırılması talep edilmektedir.

Anılan yasal düzenlemenin, ilamda tazmin hükmolunan ödeme konusunu kapsamadığı değerlendirilmektedir.

Bu itibarla dilekçilerin iddialarının reddi ile 1083 sayılı ilamın 1. maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1083 sayılı ilamın 2. maddesiyle; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğünde daire başkanı olarak görev yapan memur personele. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu"na ekli IV sayılı Makam Tazminatı cetvelinde sayılmamalarına rağmen, söz konusu cetvelin 7 inci sırasına göre makam tazminatı ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi 1083 sayılı ilamın 2 nci maddesiyle verilen tazmine dair hükme itiraz etmekte ise de, aynı tazmin hükmünde Genel Müdür sıfatıyla sorumluluğu bulunan İlhan BAYRAM’ın başvurusu üzerine düzenlenen 27.02.2013 tarih ve 36600 tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile kaldırılması yönünde kararı bulunduğundan dilekçinin iş bu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

  1. 1083 sayılı ilamın 3 üncü maddesiyle, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ISU Genel Müdürlüğü personeline yapılan ikramiye ödemelerinde,

-Bazı personele yapılan ödemelerde, mevzuata aykırı olarak ödenen makam tazminatlarının da ikramiye ödemelerinde esas alınması:

-Ayrıca, gelir vergisi matrahının hatalı tespit edilmesi suretiyle, fazla ödemede bulunulduğu gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle:

Madde 3

Genel Müdürlüğün müstakil Genel Müdürlük olduğu hakkında ayrıntılı savunma yapıldığını, Müstakil Genel Müdürlük olma nedeniyle yapılan ödemelerde mevzuata aykırılık olmadığını, Tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini,

Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer aldığını, Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılmasını,

B) Personele ödenen ikramiye bedellerine ilişkin gelir vergisi matrahının hatalı tespit edildiği, ödenen ikramiyelerden gelir vergisi kesintisi eksik yapılması nedeniyle 572.81- YTL. kamu zararına sebebiyet verildiği belirtilerek, müştereken ve müteselsilen tazminine karar verildiğini, İkramiyelerden eksik kesilen bedel gelir vergisi kesintisi ilgililerden tahsil edilmesi gereken 572,81- TL. si ilgililerden tahsil edildiğini bildirmiştir.

Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında:

  1. madde yönünden:

A) (1.) madde gerekçesine istinaden bu şık yönünden Daire Kararının bozulmasına ve ilgililerin beraatına,

B) İlamın bu şıkkı ile tazmin hükmolunan tutar için, hüküm tarihinden sonra yapılmış tahsilat bildirilmektedir, ilamın infazı mahiyetinde olan bu tahsilat nedeniyle, yapılacak işlem olmadığına,

A) Dilekçi 1083 sayılı ilamın 3-A maddesiyle verilen tazmine dair hükme itiraz etmekte ise de, aynı tazmin hükmünde Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumluluğu bulunan Necmi ÖZEN’in başvurusu üzerine düzenlenen 27.02.2013 tarih ve 36599 tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile kaldırılması yönünde kararı bulunduğundan dilekçinin iş bu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

B) Memur personele ödenen ikramiyelerden yapılan gelir vergisi kesintilerinde, ikramiye hesabına esas maaş unsurlarından olan özel hizmet tazminatı ile makam tazminatı tutarlarının vergi matrahına dahil edilmediği, dolayısıyla da gelir vergisi kesintilerinin eksik hesaplandığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Her ne kadar dilekçi tahsilat bildirdiğini iddia etse de, eklerde gönderilen liste tahsilatı tevsik eden belgelerden değildir.

Bu itibarla 1083 sayılı ilamın 3 üncü maddesinin “B” bendine ilişkin verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1083 sayılı ilamın 4 üncü maddesiyle,

A) Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü 1inci Hukuk Müşavirine. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa ekli IV sayılı Makam Tazminatı cetvelinde sayılmamasına rağmen, söz konusu cetvelin 5'nci sırasına göre makam tazminatı ve buna bağlı olarak da görev tazminatı ödendiği,

Dilekçi 1083 sayılı ilamın 4-A maddesiyle verilen tazmine dair hükme itiraz etmekte ise de, aynı tazmin hükmünde Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumluluğu bulunan Necmi ÖZEN’in başvurusu üzerine düzenlenen 27.02.2013 tarih ve 36599 tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile kaldırılması yönünde kararı bulunduğundan dilekçinin iş bu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

B) I.Hukuk müşavirine 3000 ek gösterge yerine 3600 ek gösterge üzerinden ödeme yapılması sonucu tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle:

B) 527 sayılı klik* nin 3. maddesi ile yeniden düzenlenen 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa eklenen 11.Sayılı Ek Gösterge Cetvelinin 6'ncı sırasında :Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlarda görevli 1. Hukuk Müşavirine 3000 ek gösterge puanı öngörülmüştür denilerek, 3600 ek gösterge üzerinden ödeme yapılamayacağını .söz konusu ödemelerin yapılması suretiyle 363,36 YTL kamu zararına sebebiyet verildiğini,

16 Büyükşehir Belediyesinde uygulanmakta olan 20.11.1981 tarih ve 2560 sayılı İSKİ Kanunu 23.11.1981 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiş ve bu kanunun Geçici 9. maddesinde "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 1 - 4 derece kadroları, 13/12/1983 gün ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca gerekli düzenleme yapılıncaya kadar geçerli olmak üzere Ek - 1 sayılı cetvelde gösterilmiştir." denmiştir. Bu madde gereğince, kanun ekinde bulunan ek gösterge cetvelinde, o tarih itibariyle 1. Hukuk Müşaviri, Teftiş kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısına eşit olarak 400 puana göre ek gösterge ödeneceği belirtilmiştir. Söz konusu 400 puanlı ek gösterge, 1995 yılına kadar yürütüldüğünde 3600 puana erişmekte ve günümüzde aynı gösterge uygulandığını,

Dolayısıyla, 2560 sayılı kanuna tabi kuruluşlardaki I Hukuk Müşavirleri, Teftiş kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı ile birlikte 1995 yılından itibaren 3600 puana göre ek gösterge almıştır. Ancak 657 sayılı Kanunun ekinde bulunan 2 sayılı cetvelin 6. bölümünde yer alan Büyükşehir Belediyesi 1. Hukuk Müşaviri ifadesi 07.09.1999 tarih ve 99/13385 sayılı Bakanlar Kurulu karan ile "Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarındaki 1. Hukuk Müşaviri" şeklinde değiştirildiğini,

2560 sayılı Kanun, idaremizin kuruluşunu düzenleyen ve personele ödenecek ek göstergeyi belirleyen özel bir kanundur. 657 sayılı Kanun ise, çalışan bütün memurları kapsayan genel bir kanundur Hukukumuzun temel ilkesine göre, özel kanun ile genel kanun arasında bir uyuşmazlık varsa özel kanunun öncelikle uygulanması gerekli olduğunu,

Bu ilkeye istinaden, su ve kanalizasyon idarelerinde çalışan 1. hukuk müşavirlerine, 657 sayılı Kanunun ekinde bulunan 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasına göre değil, özel kanun olan 2560 sayılı kanunun ekinde bulunan ek gösterge cetveli esas alınarak, 3600 rakamına göre ek gösterge ödenmelidir.657 sayılı DMK'nın ekinde bulunan 11 sayılı ek gösterge cetveli, 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlendiğini, 657 sayılı Kanunun 43/B maddesini yeniden düzenleyen 527 sayılı KHK'nin 2 nci maddesinin "B) Ek gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu Kanuna ekli (1) ve (II) sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır. (II) sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir." şeklindeki 1. fıkrası gereğince. 07.09.1999 tarih ve 99/13385 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasında değişiklik yapılarak, daha önce "Büyükşehir Belediyesi I. Hukuk Müşaviri" şeklindeki ibare "Büyükşehir Belediye ile bağlı kuruluşlarındaki I. Hukuk Müşaviri," olarak değiştirildiğini,

18.05.1994 tarih ve 527 sayılı KHK, 18.05.1994 tarih ve 3990 sayılı yetki kanununa dayanmıştır. Bu kanun ise, 05.07.1994 tarih ve Esas: 1994/50 Karar: 1994/44-2 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile iptal edilmiş ve yürürlükten kaldırılmıştır.Anayasa Mahkemesi Kararı ektedir(Ek -1) Anayasa Mahkemesinin istikrar bulmuş kararlarına göre, bir yetki kanunu iptal edilince, o kanuna istinaden çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin hukuki varlığından söz edilemeyeceğinden, onların da iptali gerekli olduğunu,

Anayasa Mahkemesinin bu kuralına göre, 18.05.1994 tarih ve 3990 sayılı yetki kanunu iptal edildiğinden, 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı KHK ile 657 sayılı DMK'nın 43/B maddesinin hukuki varlığından söz etmek mümkün olmadığını,

Dolayısıyla, 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasında değişiklik yapan 07.09.1999 tarih ve 99/13385 sayılı Bakanlar Kurulu karan, dayanağı olan 657 sayılı Kanunun 43/B maddesi hukuki varlığını kaybettiğinden, geçersiz hale geldiğini,

Diğer taraftan, su ve kanalizasyon idareleri 1. hukuk müşavirleri kendi mahiyetinde olan avukatlarla birlikte çalışmakta ve binlerce dava dosyası hakkında her an bilgi sahibi olmak zorundadırlar. Dolayısıyla su ve kanalizasyon idareleri 1. hukuk müşavirleri, beraber çalıştıkları avukatlarla birlikte binlerce dava dosyasından müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, bu dosyaların safahatı ve akıbeti ile ilgili bilgileri not etmek zorunda olduğunu, Bu sebeple ağır müşavirlik hizmetlerinin yanında ayrıca birçok dosyanın safahatını takip etmek, gerekirse tanzimini yapmak ve hatta duruşmalarına katılmak zorunda kalmaktadırlar Yapılan izahlardan anlaşılacağı gibi, 11 sayılı cetvelin 2. bölümünde gösterilen genel müdürlük 1. Hukuk Müşaviriyle su ve kanalizasyon idarelerindeki 1. Hukuk Müşavirleri arasında, görevin mahiyeti ve iş hacmi yönleriyle herhangi bir fark bulunmamaktadır. Hatta su ve kanalizasyon idarelerindeki I. Hukuk Müşavirlerinin daha geniş iş hacmi nedeniyle daha dinamik ve faal olması gerektiği aşikâr olduğunu,

Hal böyle olunca su ve kanalizasyon idarelerindeki 1. Hukuk Müşavirlerine, cetvelin 2. bölümünde gösterilen genel müdürlük 1. Hukuk Müşavirlerine ödenen ek gösterge eşit olarak ödenmelidir. Su ve kanalizasyon idarelerinde 1. derece kadroda çalışan avukatların ek göstergesi, 1995 yılı gösterge tablosuna göre 3000 dir. II sayılı cetvelin 2 bölümünde gösterilen kurumlardaki 1. derece kadrolarda çalışan avukatlann ek göstergeleri yine 3000 dir. Yani her iki konumda 1. derecede çalışan avukatların ek göstergeleri eşittir ve aralarında bir fark bulunmamaktadır. İki kurum avukatları ek gösterge yönüyle eşit oldukları halde aynı kurumların 1. Hukuk Müşavirlerinin ek göstergeleri, düzenlenen sorgu ile, birbirinden ayrılmıştır. Avukat ile 1. Hukuk müşavirinin yetki ve sorumlulukları dikkate alınarak cetvelin 2. bölümündeki kurumlarda çalışan 1. Hukuk Müşavirlerinin ek göstergeleri 1. derece kadroda çalışan avukatın ek göstergesinden daha yüksek tutulmuştur. Ancak aynı düzenleme Su ve Kanalizasyon İdarelerinde mevcut olduğu halde, sorgu ile 1. hukuk Müşavirleri ile 1. derecede çalışan avukatın ek göstergesi eşit hale getirilmiştir. Cetvelin 2. bölümündeki kurumlarda çalışan 1. Hukuk Müşaviri ile 1. derece kadroda çalışan avukat arasındaki yetki ve sorumluluk farkı, aynı şekilde Su ve Kanalizasyon İdarelerinde çalışan 1. Hukuk Müşaviri ile 1. derece avukat arasında da bulunduğundan, Su ve Kanalizasyon İdarelerinde çalışan 1. Hukuk Müşavirinin ek göstergesi de 1. derece avukat ek göstergesinden daha yüksek tutularak 3600 puan olması gerektiğini,

Bu sebeplerle, düzenlenen sorgu ile 11 sayılı ek gösterge cetvelinin 6. sırasındaki hükme istinaden, 1. Hukuk Müşaviri ek gösterge rakamının 3600'den 3000'e indirilmesi, mevcut mevzuata uygun olmadığını,

Verilen cevaplar ve sunulan belgeler ve tarafınızdan gerçekleştirilecek inceleme sırasında lehimize tespitler sonucunda herhangi bir aykırılığı bulunmayan açıklamaya konu ödemeler sebebiyle tarafımıza herhangi bir tazmin hükmü getirilmemesi ve yapılan ödemelerin tasdikine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğunu,

Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 saydı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer almaktadır.Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini,

B) I.Hukuk müşavirine 3000 ek gösterge yerine 3600 ek gösterge üzerinden ödeme yapılması sonucu tazmin hükmü verilmiştir.

14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 43 üncü maddesinin 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı KHK ile değişik (B) bendinde,

"Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır. II sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir." denilmektedir.

II sayılı cetvelin 6 ncı sırasında, Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlarda kadroları genel idare hizmetleri sınıfının birinci derecesinde bulunanların ek göstergeleri düzenlenmiştir. Buna göre, büyükşehir belediyesi ile bağlı kuruluşlarındaki Birinci Hukuk Müşavirine 3.000 ek gösterge karşılığı ödeme yapılması öngörülmüştür.

Ancak, yapılan incelemede, İSU Genel Müdürlüğü bünyesinde görevli Birinci Hukuk Müşavirine, anılan cetvelin 2 nci sırasında yer alan, Yargı Kuruluşlarında, Bağlı ve İlgili Kuruluşlar ile Yüksek Öğretim Kuruluşlarında görevli 1. Hukuk Müşavirlerine ödenmesi öngörülen 3.600 ek gösterge üzerinden ödeme yapılmıştır.

Dilekçi dilekçesinde 2560 sayılı Kanun’un geçici 9. maddesi gereğince, ek gösterge cetvelinin Kanun’a eklendiğini, cetvelde, Genel Müdür Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi, Teftiş Kurulu Başkanı ve I.Hukuk Müşavirinin ek göstergesinin 1995 yılı itibariyle 400 puan olarak gösterildiğini, bu göstergenin günümüze yürütüldüğünde, 3600 puana karşılık gelmekte olduğunu belirtmiştir. Ancak;

“ Geçici Madde 9 - (23/5/1984 - 3009/13 md. ile gelen Geçici 3 üncü md. hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.) İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 1 - 4 derece kadroları, 13/12/1983 gün ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca gerekli düzenleme yapılıncaya kadar geçerli olmak üzere Ek - 1 sayılı cetvelde gösterilmiştir.” Şeklinde yer alan madde hükmü, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca gerekli düzenleme yapılıncaya kadar geçerli olmak üzere konulmuştur.

Bu tarihten sonra, 09.04.1990 tarih ve 418 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesi ve 18.05.1994 tarih ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesi ile yapılan düzenlemeler sonucu anılan madde hükmü geçersiz olmakla birlikte, geçici maddede “400” puan olarak belirlenen oranların günümüze yürütülmesi söz konusu değildir. Bu sebeplerle yapılan ek gösterge ödemeleri mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.

Halihazırda, Devlet memurlarına ödenen ek gösterge aylıkları, 527 sayılı KHK ile 657 sayılı Kanuna eklenen I ve II sayılı cetvellere göre ödenmektedir. Su ve kanalizasyon idareleri açısından 2560 sayılı Kanuna ekli 1 sayılı cetveldeki düzenlemeler, 657 sayılı Kanunda yapılan değişiklikten sonra geçerliliğini yitirmiştir.

Öte yandan, 2560 sayılı Kanuna ekli 1 sayılı cetvelde, Birinci Hukuk Müşaviri, Teftiş Kurulu Başkam, Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı unvanları için belirlenen ek göstergenin aynı olması, bunların bugün geçerli olan mevzuat dahilinde de aynı olmasını gerektirmez. Kaldı ki, 657 sayılı Kanuna ekli II sayılı cetvelin 3 üncü sırasında, Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlarda görevli Teftiş Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Yardımcıları için 3.600 ek gösterge ödenmesi öngörülmüşken, aynı cetvelin 6 ncı sırasında, bu kuruluşlarda görevli 1. Hukuk Müşaviri için 3.000 ek gösterge ödenmesi öngörülmüştür. Mevcut hukuki düzenlemeler çerçevesinde, büyükşehir belediyelerine bağlı kuruluşlarda görevli 1. Hukuk Müşaviri için 3.000 ek gösterge ödenmesi hususu açıkça belirtilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde, İdare Mahkemesi ve Danıştay Kararları uyarınca, su ve kanalizasyon genel müdürlüklerinin hükmi şahsiyeti haiz, müstakil bütçeli kurumlar olmaları hasebiyle bağımsız bir nitelik taşıdıkları, dolayısıyla İSU Genel Müdürlüğünde görev yapan 1. Hukuk Müşavirine, bağımsız Genel Müdürlüklerde görevli 1. Hukuk Müşavirine verilen tutarda ek gösterge aylığı ödenmesi gerektiği ifade edilerek, herhangi bir kamu zararının söz konusu olmadığı belirtilmiştir.

II sayılı ek gösterge cetvelinde "Müstakil Genel Müdürlükler" başlığı altında ayrı bir düzenleme bulunmamaktadır. Bunun yerine "bağlı ve ilgili kuruluşlar" ibaresi kullanılmıştır. II sayılı cetvelin 2 nci sırasında yer alan, "... Bağlı ve İlgili Kuruluşlar" ifadesi ile kastedilmek istenen "Bakanlık Bağlı ve İlgili Kuruluşlaradır. Aynı cetvelin 6 ncı sırasında ise açıkça "Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlar" dan bahsedildiği için, belediye bağlı kuruluşlarının bu ikinci grup içerisinde yer aldığı kabul edilmelidir. Buna göre, belediye bağlı kuruluşlarında görevli 1. Hukuk Müşavirinin 3.600 değil, 3.000 ek gösterge alması gerekir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanuna ekli II sayılı Cetvelde; “6- Mahalli İdareler İle Bağlı Ve İlgili Kuruluşlar” bölümünde birinci derecede görev yapan I. Hukuk Müşaviri için 3000 ek gösterge rakamı öngörülmüştür.

Öte yandan, 832 sayılı Sayıştay Kanununun 65 inci maddesi karşısında çeşitli mahkeme kararlarının mevcudiyeti Sayıştay’ın vereceği kararlar açısından bağlayıcı değildir.

Yukarıda açıklanan nedenler ve anılan hükümler gereği 1083 sayılı ilamın 4. maddesi “B” ile verilen hükmün mevzuata uygun olduğuna,

C) Ek gösterge ve özel hizmet tazminatının da hatalı tespit edildiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde:

C) Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Bakanlar Kurulu Kararına ekli özel hizmet tazminatlarına ilişkin 11 Sayılı Cetvelin 5'nci grubunun 10'uncu s ırasında; Müstakil Genel Müdürlüklerin 1.Hukuk Müşavirleri sayıldığı halde bunlar için %210 oranında Özel Hizmet Tazminatı öngörüldüğü halde diğerleri için %200 oranında Özel Hizmet Tazminatı ödenmesi gerekmektedir. Müstakil Genel Müdürlük olmadığı için 575,33 YTL ödeme yapılarak kamu zararına sebebiyet verildiğini,

"B" fıkrasında yaptığımız savunmadan anlaşılacağı gibi ek göstergenin 3600 olması nedeniyle özel hizmet tazminatının da % 210 olarak ödendiğini, Mevzuata aykırılık olmadığını,

Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle ... işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer almaktadır. Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında; Daire Kararının bozulmasına ve ilgililerin beraatına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.

C) I.Hukuk Müşavirlerine %200 oranında özel hizmet tazminatı ödenmesi gerekirken % 210 oranında özel hizmet tazminatı ödenmesi sonucu tazmin hükmü verilmiştir.

"Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'na (R.G:05.05.2006/26159) ekli özel hizmet tazminatlarına ilişkin II sayılı Cetvel'in 5'nci Grubunun 10'ncu sırasında; Başbakanlık. Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin Birinci Hukuk Müşavirleri sayılarak bunlar için %210 oranında özel hizmet tazminatı öngörülürken, yine aynı cetvelin 6'ncı Grubunun 8'nci sırasında "Diğer 1 inci Hukuk Müşavirleri, Hukuk Müşavirine yer verilerek bunlar için ise %200 oranında özel hizmet tazminatı öngörülmüştür.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSLİ Genel Müdürlüğü'nde görevli 1 inci Hukuk Müşavirine, bahsi geçen cetvelin 6ıncı Grubunun 8inci sırası kapsamında, %200 oranında özel hizmet tazminatı ödenmesi gerekmektedir.

Yapılan incelemede, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü’nde görevli 1 inci Hukuk Müşaviri Necmi ÖZEN'e %210 oranı üzerinden özel hizmet tazminatı ödendiği anlaşılmıştır.

Bu itibarla, 6.Daire tarafından 1083 sayılı ilamın 4 üncü maddesiyle verilen 7.115,87 TL. tazmin hükmünden mevzuata uygun ödenen 6.177,18 TL düşülerek geriye kalan ve mevzuata aykırı ödenen 938,69 TL.’nin Gerçekleştirme Görevlisi Nihal ADEMOĞLU ve Harcama Yetkilisi Nemci ÖZEN uhdesinde kalmak üzere DÜZELTİLMEK SURETİYLE TASDİKİNE,

  1. 1083 sayılı ilamın 5.maddesiyle; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü'nde 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyonları idaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca görev yapan denetçilere, bu kanunla öngörülenin üzerinde bir tutarda aylık ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde aynen:

İSU Genel Müdürlüğü Genel Kurulunca seçilmiş denetçilere ödenen ücretin hesabına, 1'nci derecenin son kademesinde bulunan memur için tespit edilmiş aylık gösterge esas alınarak belirlenen tutarın yanında, memurlar için belirlenen taban aylığın da katıldığının görüldüğü belirtilerek, toplam 16.008,35.- TL ödeme için tazmin kararı verilmiştir.

2560 sayılı İSKİ Kanununun 10 uncu maddesinde;

"İSKİ'nin işlemleri, hizmet süreleri içinde sürekli olarak çalışacak olan iki denetçi tarafından denetlenir.

Denetçi seçilebilmek için mühendislik, hukuk, ekonomi ve işletme konularından en ez birinde yüksek öğrenim görmüş ve uzmanlaşmış bulunmak ve aynı konuda en az 10 yıl görev yapmış olmak gerekir.

Denetçilerin hizmet süreleri iki yıl olup, hizmet süreleri sonunda yeniden seçilmeleri mümkündür. Denetçiler İSKİ'nin çalışmalarına ilişkin olarak tespit ettikleri eksiklikler, aksaklıklar ve yasa dışı işlemler hakkındaki raporlarını Genel Kurula verirler. Raporun bir örneği de bilgi için İstanbul Büyük şehir Belediye Başkanına sunulur. Ayrıca Genel Kurulun Mayıs ayı toplantısında Yönetim Kurulunun bir yıllık faaliyeti hakkında rapor verirler.

Denetçilerin istedikleri bilgi ve belgelerin Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe verilmesi zorunludur.

Denetçilerin ücretleri, Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarını (Ek Gösterge hariç) aşmamak üzere Genel Kurulca kararlaştırılır."denilmektedir.

Kanun metninden anlaşılacağı gibi, Genel Müdürlüğümüz denetçileri 2 yıllığına, Genel Kurul tarafından seçilmektedirler. Görevleri süreklilik arz etmekte olup, denetçi seçilebilmek için mühendislik, hukuk, ekonomi ve işletme konularından en az birinde uzmanlaşmış ve aynı konuda en az 10 yıl görev yapmış olmak zorundadırlar.

Denetçilerimizin ikisi de bu özellikleri taşımaktadır. Birisi ilimizin, mesleğinde en uzman olan muhasebecisi, diğeri de mesleğinin zirvesinde olan bir avukattır.

Sorumluluğu çok fazla olan sürekli görevde olan denetçilerin aylık 74,23 Lira ücretle çalışması, başta Anayasamız olmak üzere Avukatlık kanunu ve ücreti düzenleyen bütün mevzuata aykırıdır.

Anayasamızın 18 inci maddesinde angarya yasaklanmıştır. Avukatların danışma ücreti, ve vekalet ücretleri yanında aylık olarak takdir edilen 74,23 liralık ücret çok komik kalmaktadır. Aynı durum mühendisler ve muhasebeciler içinde geçerlidir. Mevcut uygulama ülkemizdeki su ve kanalizasyon idarelerinin tamamında aynıdır. Bugüne kadar hiçbir teftişte sorgu konusu yapılmamıştır.

Kanunun aradığı vasıflarda denetçi özelliği taşıyan hiçbir şahsın aylık 74,23 TL ücretle çalışması mümkün değildir. Bu ücret üzerinde denetçi çalışmayacağı gibi denetçilik gibi önemli bir birimin görev yapmaması idaremiz açısından kamu zararına sebep olacaktır.

Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) Genel Müdürlüğünde denetçilere ödenen aylıklara yan ödemenin dahil edilmesiyle ilgili Sayıştay 4. Dairesince verilen 835 Sayılı ilamda; sorguda fazla ödeme hesabına dahil edilen taban aylığının, 375 Sayılı K.H.K. ile aylık kavramı içine dahil edilmiş olduğundan, yapılan yargılamada fazla ödeme hesaplanmasına dahil edilmediği kararına hükmedilmiştir.

Aylık, Danıştay İçtihatları birleştirme kararında "657 Sayılı Kanunun 43'üncü maddesinin gerekçesinde, Devlet memurlarına ödenecek aylıklar konusunda, mevcut barem sisteminden ayrılarak yeni bir sistem getirildiği hususuna yer verilmiş ve aylığın tespitinde hizmetin Devlet için taşıdığı değer, hizmetin riski, zorluğu ve şartları ile önem derecesinin belirleyici olacağı kabul edilmiştir. Yine aynı Kanunun 147'inci maddesinin gerekçesinde ise aylık tabirinin, ister vekalet görevi, ister ise ikinci görev şeklinde olsun, işgal edilen bir kadro karşılığında ay itibarıyla ödenen parayı ifade ettiği açıkça belirtilmiştir. Buna göre aylık, memurlara esas görevleri dolayısıyla bir aylık hizmetleri karşılığında, görevin önemi, riski ve devlet için taşıdığı değer dikkate alınmak suretiyle belirlenerek ödenen parayı ifade etmektedir. Ek gösterge ve değişik adlar altında yapılan ödemeler ile aylık arasında niteliği itibarıyla bir farklılık bulunmakta, bunlar, aylık adı altında birleştirilebilecek; sebebi amacı ve işlevi aynı olan parasal bir hakkın unsurlarını oluşturmaktadır" denilmek suretiyle tarif edilmiştir.

Aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde " Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir. Dairenin tazmin kararına ilişkin konular madde metnindeki "... veya başka bir tasarrufta bulunarak ... kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle işlemden kaldırılır" ifadesi kapsamında yer almaktadır. Bu sebeple de tazmin hükmünün kaldırılması gerekmektedir.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 10. maddesinde;

“DENETÇİLER

MADDE 10 - (Değişik: 3009 - 23.5.1984 / m.8) İSKİ'nin işlemleri, hizmet süreleri içinde sürekli olarak çalışacak olan iki denetçi tarafından denetlenir.

Denetçi seçilebilmek için mühendislik, hukuk, ekonomi ve işletme konularından en az birinde yüksek öğrenim görmüş ve uzmanlaşmış bulunmak ve aynı konuda en az 10 yıl görev yapmış olmak gerekir. Denetçilerin hizmet süreleri iki yıl olup, hizmet süreleri sonunda yeniden seçilmeleri mümkündür.

Denetçiler İSKİ'nin çalışmalarına ilişkin olarak tespit ettikleri eksiklikler, aksaklıklar ve yasa dışı işlemler hakkındaki raporlarını Genel Kurula verirler. Raporun bir örneği de bilgi için İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanına sunulur. Ayrıca Genel Kurulun Mayıs ayı toplantısında Yönetim Kurulunun bir yıllık faaliyeti hakkında rapor verirler.

Denetçilerin istedikleri bilgi ve belgelerin Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe verilmesi zorunludur. Denetçilerin ücretleri, Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarını (Ek Gösterge hariç) aşmamak üzere Genel Kurulca kararlaştırılır.” Denilmektedir.

Buna göre denetçilere ödenecek ücret, 657 sayılı Kanun’da yer alan I sayılı Gösterge Tablosu’nda yer alan göstergelerin katsayı ile çarpılması sonucu bulunacak tutar kadardır.

Diğer taraftan 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi memur temsilcileriyle akdedilen sözleşme veya tasarrufu kapsamakta olup, ilama konu tazmin hükmü bu kapsamda yapılan bir ödemeye dayanmadığından dilekçilerin bu yöndeki iddiaları yerinde değildir.

Bu itibarla, 1083 sayılı ilamın 5.maddesine ilişkin verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1083 sayılı ilamın 7. maddesiyle; Çeşitli yurt içi geçici görevlendirmelerde "Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği" ve geçici görevlendirmeler ile ilgili Genelge mevzuat hükümlerine aykırı ödemelerde bulunulduğu gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

1083 sayılı ilamın 7.maddesiyle tazmin hükmolunan 344 YTL.’nin, 12.09.2011 tarih ve A16980774-A16980773 sayılı tahsilat makbuzları ile kısmen tahsil edildiği bildirilmiş olup hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı herhangi bir itiraz da söz konusu bulunmadığı cihetle bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına,

  1. 1083 sayılı ilamın 9. maddesiyle;

Fatura ekindeki ilaç döküm ve fiyatlandırma listesinde. Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanarak 15.06.2007 tarihinde yürürlüğe giren ve 23.10.2008 tarihine kadar yürürlükte kalan "2007 Yılı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği"" hükümlerine aykırı olarak Herceptin ( 150 mg. 1 flk.) adlı ilaç için imalatçı-ithalatçı indiriminin uygulanmadığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

1083 sayılı ilamın 9.maddesiyle tazmin hükmolunan 33,60 YTL.nin, 21.09.2011 tarih ve A16981160 sayılı tahsilat makbuzu ile tahsil edildiği bildirilmiş olup hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı herhangi bir itiraz da söz konusu bulunmadığı cihetle bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına,

Karar verildiği 27.02.2013 tarih ve 36601 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim