Sayıştay 6. Dairesi 35255 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
35255
30 Nisan 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 6
-
Dosya No: 35255
-
Tutanak No: 37092
-
Tutanak Tarihi: 30.04.2013
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 1204 sayılı ilamın 15. maddesi ile Bolu Göynük İlçe Özel İdare bütçesinden kaymakama ve kaymakamlığa vekâlet eden diğer ilçelerin kaymakamlarına ödenen ek ödenek üzerinden gelir vergisi kesintisinin yapılmaması nedeniyle 219,70 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesi gereğince kaymakamlara ve kaymakamlığa vekâlet edenlere ödenen ek ödeneklerden gelir vergisi kesintisi yapılamayacağını,
09/06/1930 tarih ve 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa 01/07/2006 tarih ve 5540 sayılı Kanunla eklenen ek 5 inci maddesinde, İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtında mülkî idare amirliği hizmetleri sınıfında bulunan personele, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenecek esas ve usullere göre ek ödeme yapılabileceğinin belirtildiğini,
Bu maddeye göre mülki idare amirlerine yapılacak ek ödemelerin damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacağının açıkça belirtildiğini, ayrıca 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununda öngörülen ödemelerden faydalananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranı tespit edilebileceği veya hiç tespit edilmeyebileceğinin hüküm altına alındığını,
Nitekim 1700 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesi hükümleri doğrultusunda İçişleri Bakanlığının 15/07/2006 tarihinde Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında Bulunan İçişleri Bakanlığı Personeline Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Usul ve Esasları yürürlüğe koyduğunu ve merkez ve taşrada görev yapan mülki idare amirleri arasındaki ücret dengesizliğini gidermek amacıyla taşrada 5302 sayılı Kanundaki ödenekten yararlanan mülki idare amirlerine merkezdeki emsallerine göre daha düşük oranları tespit ettiğini,
Yukarıda yazılı hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununun ek 5 inci maddesinde tanımlanan ek ödeme ve bu ek ödemeye uygulanacak vergi istisnasının sadece bu Kanun ile yapılan ödemeleri değil, Kanunun yürürlüğe konuş amacı da dikkate alındığında 5302 sayılı Kanun ile yapılan ödemeleri de kapsadığını, aksi halde, Bakanlık merkez teşkilatında çalışan ve il özel idare ödeneği almayan ama bunu ek 5 inci maddedeki ödenekten yüksek oranda faydalanarak telafi edenler lehine kesilen vergi tutarı kadar bir eşitsizlik ortaya çıkacağını, bunun da merkez ve taşra teşkilatında çalışanlar arasındaki aylık farklılıklarını gidermeyi amaçlayan 1700 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesine aykırı olacağını,
Tazmin kararının, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa 25/6/2009 tarihli ve 5917 sayılı Kanunla eklenen geçici 4 üncü maddeye aykırı olduğunu,
Geçici 4 üncü maddede aynen "Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir." hükmü bulunduğunu, Bu açık hükme rağmen 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 63 üncü maddesine göre yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılmaması nedeniyle borç çıkarılarak tazmin hükmü verilmesinin mümkün olmadığını,
Ayrıca bu konuda açılan davalarda idari yargı yerlerinde gelir vergisi kesilmeyeceği yönünde kararlar verildiğini, bu kararların temyiz edilmesi üzerine Danıştay’ın da verdiği kararlarda 5302 sayılı Kanuna göre yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmasını hukuka aykırı gördüğünü,
Anayasanın 160 ıncı maddesinin "Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır." hükmünü amir olduğunu, bu hükme göre 6. Daire kararının Anayasaya da aykırı olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı “Sorumlunun ileri sürdüğü gerekçelerin Daire Kararında karşılanmış olmasının yanı sıra, Sayıştay Temyiz Kurulunun bu konuda istikrar kazanmış kararları ve Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun 03.06.2011 tarihli ve E.2010/290,K 2011/240 sayılı kesin kararı aynı yönde olup, söz konusu ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Bu itibarla temyiz talebinin reddedilmesi, yasa ve yönteme uygun düzenlenmiş Daire Kararının korunmasının uygun olacağı mütalaa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Görev ve Ek Ödenek” başlıklı 63. maddesinde; Vali Yardımcıları ve Kaymakamların valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumlu olduğu, Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verileceği, düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 28. maddesinde ise Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verileceği, Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısının ödeneceği belirtilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde ise “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez……..” denilmektedir.
Anılan Kanun’un 94. maddesinin birinci fıkrasında, maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yapanların, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmekte ve bu maddenin 1 numaralı bendinde “Hizmet erbabına ödenen ücretler ile, 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalanan hariç), 103. ve 104. maddelere göre” vergi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.
Yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 28. maddesine göre Valiye, 63 üncü maddesine göre Vali Yardımcıları ve Kaymakamlara yapılan ödemenin, Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde belirtilen kazançlar kapsamında bir ücret ödemesi olduğu tartışmasızdır. Çünkü; Gelir Vergisi Kanunu'nun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61 inci maddesinde, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler ücret olarak tanımlanmış ve bu şekilde bir iş ilişkisi bulunan personele işveren tarafından yapılan ödemenin adının (ödenek, tazminat, kasa tazminatı tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması) o ödemenin ücret olma mahiyetini değiştirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, 5302 sayılı Kanun kapsamında vali, vali yardımcıları ve kaymakamlara verilen ödenek ve ek ödenek, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu anlamında bir ücret ödemesi olduğundan yukarıda sayılan personele yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisinin yapılması gerekmektedir.
Ayrıca, 5540 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile 9.6.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dâhiliye Memurları Kanununa eklenen Ek Ödeme başlıklı Ek 5.maddesinde;
İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtında Mülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200'ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmayacağı, hükme bağlanmıştır.
Söz konusu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, vali, vali yardımcıları ve kaymakamlara, iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödemede bulunulmaktadır. Bu ödemelerden biri, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre yapılan ek ödeme, diğeri ise 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesine istinaden yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır. Buna göre, yapılan ödemelerin dayanakları farklı olduğundan ve hukukun genel prensiplerine göre istisnai hükümlerin dar yorumlanması gerektiğinden, 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesinde yer alan istisna hükmü sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamaktadır. Ayrıca, vergi hukukunda kanunilik ilkesi geçerli olduğundan ve kıyas yasağı bulunduğundan, 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesinde yer alan istisna hükmünün, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddesine göre ödenmekte olan ödeneklere de teşmili yasal olarak mümkün değildir.
Dilekçi tarafından, uygulamanın İçişleri Bakanlığı’nın görüşleri doğrultusunda yapıldığı belirtilmekte ise de, söz konusu görüşler kural koyucu, emredici nitelikte hukuki bir işlem değildir. Anayasanın 128. maddesine göre memurların hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenecektir. Ayrıca, vergi hukukunda kanunilik ilkesi geçerli olduğundan ve kıyas yasağı bulunduğundan, kanunda açık bir istisna hükmü bulunmadığı sürece genelge ya da benzer bir idari tasarrufla vergi istisnası uygulanması mümkün değildir.
Dilekçi 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na 5917 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile eklenen Geçici 4. madde hükmü gereğince tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini belirtmişse de, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na 5917 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile eklenen Geçici 4. madde hükmü 5302 sayılı Kanun’un 28. ve 63. maddeleri gereği yapılacak ödemelerin aslı ile ilgili olup bu ödemelerden yapılacak kesintileri kapsamamaktadır.
Diğer yandan dilekçi bu konuyla ilgili olarak Vergi Mahkemeleri ile Danıştay’ın vergi istisnası uygulanacağı yönünde kararlarından bahsetmişse de, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 2010/290 Esas ve 2011/240 No’lu kararı ile il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisi yapılacağı yönünde karar vermiştir.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 1204 sayılı ilamın 15. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1204 sayılı ilamın 18. maddesi ile Bolu Mudurnu İlçe Özel İdare bütçesinden kaymakama ve kaymakamlığa vekâlet eden diğer ilçelerin kaymakamlarına ödenen ek ödenek üzerinden gelir vergisi kesintisinin yapılmaması nedeniyle 716,75 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Bu ilamın 1. maddesinde belirtilen gerekçelerle tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 30.04.2013 tarihli ve 37092 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01