Sayıştay 6. Dairesi 34528 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

34528

Karar Tarihi

8 Ocak 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2007

  • Daire: 6

  • Dosya No: 34528

  • Tutanak No: 36058

  • Tutanak Tarihi: 08.01.2013

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. 1340 sayılı ilamın 1. maddesi ile Van Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğünde çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personele, Belediye Başkanlığı ile BEM-BİR-SEN arasında akdedilen “Sosyal Denge Sözleşmesi”ne dayanılarak “Yakacak, Eğitim, Bayram ve Sosyal Denge Yardımı” adı altında ödemede bulunulması nedeniyle 28.160,00 YTL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.

1 Ağustos 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanunun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. madde hükmü aynen şöyledir:

“Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.”

Bu hüküm karşısında 1340 sayılı ilâmın, 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi kapsamında bulunduğu anlaşılan 1. maddesi hakkında mali yargılama ve takibat yapılamayacağından temyiz konusu olan ilamın 1. maddesinin İŞLEMDEN KALDIRILMASINA,

  1. 1340 sayılı ilamın 2. maddesi ile Van Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğünde çalışan memurlara, 2007 yılı Bütçe Kanununda öngörülen toplam 450 saati aşan süreler için fazla çalışma ücreti ödenmesi nedeniyle 6.016,25 YTL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçilerden M. Sait ÇETİNKAYA ve Nezir EFEOĞLU ilama itiraz etmekte ise de, tazmin hükümleri ilamda isimleri yazılı kişilere yöneltilmiş olup bu kişilerin sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.

Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar 832 sayılı Kanunun 68. maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63. maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilmiş olan memurlardan ibaret olup bunlar arasında yer almayan dilekçilerin işbu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

Diğer dilekçiler dilekçelerinde özetle;

Sayıştay Başkanlığının Van Belediye Başkanlığı Muhasebe Birimine ait 2007 yılı hesapları üzerinde yapmış olduğu inceleme neticesinde kendileriyle ilgili olarak bazı dönem ve şahıslara ilişkin olarak verdiği sorumluluk kararının aşağıda açıklanan nedenlerle usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, şöyle ki;

  1. Van Belediye Başkanlığında anılan dönemlere ilişkin olarak yapılan hesap incelemelerinin usulüne uygun olarak yapılmadığını, gerek evrakların tanzimi, gerek incelenmesi, gerek hukuki yönden değerlendirilmesinin eksik olarak yapıldığını, evraklar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, evrakların dayanağı olan işlemlerle ilgili olarak ne ilgili birim amirleri ne de evrakın tanzimine sebebiyet veren kişilerin dinlenmediğini, yani hesaplar üzerinde yerindelik denetimi yapılmadığını, teknik inceleme ile yetinildiğini, oysa her bir durum ile ilgili olarak gerek ilgili şahısların ifadelerine gerekse bilirkişi incelemesine ihtiyaç bulunduğunu,

  2. Yapılan yargılama ile ilgili olarak ifadelerinin alınmadığını, konularla ilgili olarak ayrıntılı savunma yapma haklarını ellerinden alındığını, kendilerini bir avukatla temsil etme haklarının olduğunun ifade edilmediğini, hukuki yardım almalarının engellendiğini, eğer bu yapılabilseydi her bir konu hakkında ayrıntılı ve teknik izahların taraflarınca yapılabileceğini,

  3. Yapılan işlemlerin tamamının mevzuata göre ve Başkanlığın talimatı doğrultusunda yapıldığını, ilamda Fazıl Tamer'e yasal olmayan fazla mesai ödendiğinin ifade edildiğini, oysa ki Fazıl Tamer’in yıllarca yürütmüş olduğu işte hiçbir zaman mesaiye bağlı kalarak çalışmadan sabah erkenden işe gittiğini, iş bitinceye kadar çalıştığını, bazen gece yarılarına kadar bazen de sabahlara kadar çalıştığını, resmi ve dini bayram günlerinde iş durumuna göre yine çalıştığını, bütün bu çalışmalarda herhangi bir fazla mesai ücreti almadığını, herhangi bir beklenti içerisine de girmediğini, anılan bu çalışmalarının fiili çalışma kabul edilmeyerek kendisine fazla mesai ödendiğinin ifade edildiğini, oysa yürüttüğü işin niteliği gereği zaten fazlasıyla çalıştığını ve kendisine ödenen mesailerin de fazla çalışmasının karşılığı olup bunun yasal dayanağı olduğunu, bu nedenle bu şahsa fazla mesai olarak ödenen paranın kendilerinden geri istenmesinin hak ve nesafet kuralları gereği hukuka uygun olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Van Belediyesi Muhasebe Birimi 2007 yılı hesabının 6. Dairece yargılanması üzerine çıkarılan 18.02.2010 tarih ve 1340 sayılı ilamla ilgili tazmin hükmünün kaldırılması için Mehmet YAŞAR, Ali Osman YILMAZ, İhsan AKŞİTKUTAY, M. Sait ÇETİNKAYA ve Nezir EFEOĞLU tarafından verilen temyiz dilekçesi incelenmiş olup ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiştir. Çünkü:

Dilekçenin 1. maddesi yönünden:

Sayıştay Denetçi ve Raportörlerinin Denetim ve Çalışma usulleri Hakkındaki Yönetmelik, denetimlerin nasıl yapılacağını, nelere dikkat edileceğini belirlemiştir. Bilirkişi incelemesi yaptırılması, harcamalar ile ilgili evrakların araştırılıp, incelenmesi gibi hususlar denetim elemanının yetki ve takdirine ait işlerdir. Temyiz edenlerin bu konuda itirazları olamaz. Ödemelerle ilgili itirazları mevcutsa onları ileri sürmeleri gerekir. Bu bakımdan madde ile ilgili itirazların reddine,

Dilekçenin 2. maddesi yönünden:

Sorumlu konumundaki temyiz edenlerin savunmaları alınmıştır. Savunma haklarının ellerinden alınması gibi bir durum söz konusu değildir. Kendilerine gerekli tebligatlar yapılmış ve savunmalarını vermişlerdir. Savunmalarını nasıl ve ne şekilde yapacakları kendilerini ilgilendirir. Bu bakımdan ileri sürdükleri nedenlerin yerinde olmadığına,

Dilekçenin 3. maddesi yönünden:

657 sayılı yasa hükümlerine göre; kadro karşılık gösterilmek suretiyle üst dereye atananların, atandıkları yeni kadroda, kendi kazanılmış derece ve kademelerinin aylığını almaya devam etmeleri gerekir. Adı geçen kişinin kazanılmış derecesi 4. derecedir. Bu durumda anılan şahsın 4. derecenin mali haklarını alması gerekirken, 2. derecenin mali hakları ödenmiştir. Bu bakımdan yerinde olan Daire Kararının onanmasına karar verilmesi mütalaa olunur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Usule ilişkin olarak;

Dilekçiler her ne kadar yapılan hesap incelemelerinin usulüne uygun olarak yapılmadığını, gerek evrakların tanzimi, gerek incelenmesi, gerek hukuki yönden değerlendirilmesinin eksik olarak yapıldığını, evraklar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, evrakların dayanağı olan işlemlerle ilgili olarak ne ilgili birim amirleri ne de evrakın tanzimine sebebiyet veren kişilerin dinlenmediğini, hesaplar üzerinde yerindelik denetimi yapılmadığını, yapılan yargılama ile ilgili olarak ifadelerinin alınmadığını, konularla ilgili olarak ayrıntılı savunma yapma haklarını ellerinden alındığını, kendilerini bir avukatla temsil etme haklarının olduğunun ifade edilmediğini, hukuki yardım almalarının engellendiğini ifade etmişse de;

832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Hesapların İncelenmesi” başlıklı 46. maddesinde;

“…..

İnceleme sırasında;

  1. Gelirlerin, alacakların ve her türlü hakların kanunlara, tüzüklere ve yönetmeliklere ve bütçedeki tertiplerine uygun olarak tahakkuk, takip ve tahsil edilip edilmediği,

  2. Giderlerin,

a) Kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere ve bütçedeki tertibine, ödeneğine ve kadroya uygun olarak harcanıp harcanmadığı,

b) Ödemenin istihkak sahiplerinin veya vekillerinin kimliği araştırılmak suretiyle yapılıp yapılmadığı,

c) İdare hesabına giren bütün işlemlerin para ve sair kıymet hareketlerinin kanun, tüzük ve yönetmeliklerdeki hükümlere uygun bulunup bulunmadığı,

  1. Taşınır ve taşınmaz malların giriş, saklanış, kullanış ve çıkışları ile bunların bulunması gerekli olan yerlerde tamamen mevcut olup olmadığı hususlarının yürürlükteki kanun, tüzük ve yönetmelik esaslarına göre yapılıp yapılmadığı,

  2. Yukarıdaki fıkralarda yazılı bütün işlem ve hesapların belgelere ve kayıtlarına uygun olup olmadığı,

Araştırılır.” denilmekte,

“Denetçi Raporları” başlıklı 48. maddesinde;

“Denetçiler kendilerine verilen hesapları bu kanunla diğer kanunlarda yazılı esaslar ve yönetmeliğindeki usuller gereğince inceler ve sonucu gösterir bir rapor düzenler. Bu inceleme sırasında mevzuata uygun bulmadığı veya noksan gördüğü işler hakkında sorumluların yazılı savunmalarını alması ve düşüncesiyle birlikte raporda göstermesi şarttır.

Usulü dairesinde yapılan bildirime bilgi edinilmesinden itibaren en çok otuz gün içinde cevap vermeyen sorumluların savunmaları beklenmeyerek mevcut bilgi ve belgelere göre rapor düzenlemekle beraber, bunlar hakkında ayrıca bu kanun esaslarına göre disiplin veya ceza kovuşturulması isteminde bulunulur.

…….” denilmekte,

“Hesapların Dairelerce İncelenmesi” başlıklı 56. maddesinde;

“Daire başkanları dairelerine verilen hesap raporları hakkında savcının yazılı düşüncesini alırlar.

Savcılıktan gelen raporlar daire başkanlığınca düşüncesi bildirilmek üzere üyelere verilir.

Üyeler kendilerine verilen raporlar üzerine gerekli incelemeyi yapar. Gerektiğinde raporda ilişiksiz görülen kısımların da her cihetine bakılıp bakılmadığını araştırır ve düşüncelerini yazmak suretiyle raporları Daire Başkanlığına geri verirler.

…..” denilmekte,

“Hesapların Yargılanması” başlıklı 57. Maddesinde de;

“Üyelerin yazılı düşüncesi üzerine dairece hesabın yargılanmasına başlanır. Yargılama sırasında lüzum görülürse savcı davet edilerek düşüncesi sorulur.” denilmektedir.

Sayıştay Denetçi ve Raportörlerinin Denetim ve Çalışma Usulleri Hakkında Yönetmeğin “Bilirkişi Tayini” başlıklı 71. maddesinde ise;

“Özel bilgi ve uzmanlığı gerektiren hallerde hesabı inceleyen denetçi, Sayıştay Savcısı ve Üyeler tarafından bilirkişi incelemesi istenebileceği gibi; Daireler ve Başkanlık tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına doğrudan karar verilebilir.

…..” denilmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinde, denetçilerin incelemelerini hangi usul ile yapacakları ve yargı dairelerinin yargılamalarını hangi usul ile gerçekleştirecekleri anlatılmaktadır. Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 832 sayılı Kanuna göre yapılan denetimlerde ilgililerin sözlü olarak dinlenme zorunluluğu bulunmadığı gibi, hesabın incelenmesi sırasında bilirkişi görevlendirilmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır. Kaldı ki tazmin konusu olan husus bilirkişi incelemesini gerektirecek teknik bir konu da değildir. Diğer yandan yerindelik denetimi yapılması 832 sayılı Kanun uyarınca mümkün değildir.

Ayrıca 832 sayılı Kanun uyarınca, yargı dairesi tarafından yapılan yargılama sırasında sorumluların çağırılarak dinlenmesi söz konusu değildir. Bunun yanında rapor dosyası incelendiğinde, dilekçilerin yazılı savunmalarının alındığı görülmüştür. Savunma haklarının ellerinden alınması gibi bir durum söz konusu değildir. Kendilerine gerekli tebligatlar yapılmış ve savunmalarını vermişlerdir. Savunmalarını nasıl ve ne şekilde yapacakları, bir avukattan hukuki yardım alıp almayacakları kendilerini ilgilendiren bir husustur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle dilekçilerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.

Esasa ilişkin olarak;

29.12.2006 tarih ve 26391 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 5565 sayılı “2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu”nun Eki (K) Cetvelinin “III. Fazla Çalışma Ücreti” ne ilişkin bölümünün (A/2-b) bendinde;

“b) Her bir makam için aylık toplam 450 saati geçmemek üzere Kurul Başkanı (Bakanlıklar) Genel Müdür ve daha üst birim yöneticileri, Strateji Geliştirme Başkanı, Vali, General ve Amiral rütbesini haiz olmak kaydıyla Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, kuvvet komutanlıkları ile jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığındaki Daire Başkanı ve daha üst birimlerin yöneticiler, Rektör, Büyükşehir ve İl Belediye Başkanları ile birlikte çalışan personele ayda 90 saati,

…..

geçmemek üzere makam onayına istinaden yapılacak ödeme” denilmektedir.

Anılan mevzuat hükmü uyarınca, Belediye Başkanlığının da dâhil olduğu her bir makam için öngörülen aylık fazla çalışma miktarı 450 saat ile sınırlandırılmıştır. Buna göre, Başkanlığa bağlı tüm birimler için bu hükme göre yaptırılabilecek aylık toplam fazla çalışmanın üst sınırı 450 saattir.

Dilekçiler her ne kadar Fazıl Tamer’in yıllarca yürütmüş olduğu işte hiçbir zaman mesaiye bağlı kalarak çalışmadan sabah erkenden işe gittiğini, iş bitinceye kadar çalıştığını, bazen gece yarılarına kadar bazen de sabahlara kadar çalıştığını ifade etmişse de yapılan açıklamaların yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri karşısında hukuki bir geçerliliği bulunmamaktadır.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1340 sayılı İlam’ın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1340 sayılı ilamın 52. maddesi ile 5/1 derece ve kademede görev yapmakta iken üçüncü derece Emlak İstimlâk Müdürlüğü kadrosuna atanan lise mezunu Fazıl TAMER’e bu kadro için öngörülen aylık ve tazminatların ödenmesi nedeniyle 3.608,72 YTL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçelerinde özetle;

Sayıştay Başkanlığının Van Belediye Başkanlığı Muhasebe Birimine ait 2007 yılı hesapları üzerinde yapmış olduğu inceleme neticesinde kendileriyle ilgili olarak bazı dönem ve şahıslara ilişkin olarak verdiği sorumluluk kararının aşağıda açıklanan nedenlerle usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, şöyle ki;

  1. Van Belediye Başkanlığında anılan dönemlere ilişkin olarak yapılan hesap incelemelerinin usulüne uygun olarak yapılmadığını, gerek evrakların tanzimi, gerek incelenmesi, gerek hukuki yönden değerlendirilmesinin eksik olarak yapıldığını, evraklar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, evrakların dayanağı olan işlemlerle ilgili olarak ne ilgili birim amirleri ne de evrakın tanzimine sebebiyet veren kişilerin dinlenmediğini, yani hesaplar üzerinde yerindelik denetimi yapılmadığını, teknik inceleme ile yetinildiğini, oysa her bir durum ile ilgili olarak gerek ilgili şahısların ifadelerine gerekse bilirkişi incelemesine ihtiyaç bulunduğunu,

  2. Yapılan yargılama ile ilgili olarak ifadelerinin alınmadığını, konularla ilgili olarak ayrıntılı savunma yapma haklarını ellerinden alındığını, kendilerini bir avukatla temsil etme haklarının olduğunun ifade edilmediğini, hukuki yardım almalarının engellendiğini, eğer bu yapılabilseydi her bir konu hakkında ayrıntılı ve teknik izahların taraflarınca yapılabileceğini,

  3. Yapılan işlemlerin tamamının mevzuata göre ve Başkanlığın talimatı doğrultusunda yapıldığını, ilamda belirtilen 1. derecede boş bulunan Emlak İstimlak Müdürlüğü kadrosuna atanan Fazıl Tamer'in bu kadroya haiz nitelik taşımadığı halde atamasının yapıldığının ifade edilerek fazla ödeme yapıldığından bahsedildiğini,

oysa Fazıl Tamer’in müdürlük kadrosuna asaleten 29.12.1995 tarihinde o zamanki mevzuata ve Bakanlar Kurulunun 07.12.1995 tarih ve 95-7524 sayılı kararı gereğince atandığını bu nedenle Fazıl Tamer'in ataması ve buna ilişkin yapılan ödemelerin yasal çerçevede yapılmış olup daha önce asaleten atandığı kadronun özlük haklarını alması gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Van Belediyesi Muhasebe Birimi 2007 yılı hesabının 6. Dairece yargılanması üzerine çıkarılan 18.02.2010 tarih ve 1340 sayılı ilamla ilgili tazmin hükmünün kaldırılması için Mehmet YAŞAR, Ali Osman YILMAZ, İhsan AKŞİTKUTAY, M. Sait ÇETİNKAYA ve Nezir EFEOĞLU tarafından verilen temyiz dilekçesi incelenmiş olup ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiştir. Çünkü:

Dilekçenin 1. maddesi yönünden:

Sayıştay Denetçi ve Raportörlerinin Denetim ve Çalışma usulleri Hakkındaki Yönetmelik, denetimlerin nasıl yapılacağını, nelere dikkat edileceğini belirlemiştir. Bilirkişi incelemesi yaptırılması, harcamalar ile ilgili evrakların araştırılıp, incelenmesi gibi hususlar denetim elemanının yetki ve takdirine ait işlerdir. Temyiz edenlerin bu konuda itirazları olamaz. Ödemelerle ilgili itirazları mevcutsa onları ileri sürmeleri gerekir. Bu bakımdan madde ile ilgili itirazların reddine,

Dilekçenin 2. maddesi yönünden:

Sorumlu konumundaki temyiz edenlerin savunmaları alınmıştır. Savunma haklarının ellerinden alınması gibi bir durum söz konusu değildir. Kendilerine gerekli tebligatlar yapılmış ve savunmalarını vermişlerdir. Savunmalarını nasıl ve ne şekilde yapacakları kendilerini ilgilendirir. Bu bakımdan ileri sürdükleri nedenlerin yerinde olmadığına,

Dilekçenin 3. maddesi yönünden:

657 sayılı yasa hükümlerine göre; kadro karşılık gösterilmek suretiyle üst dereye atananların, atandıkları yeni kadroda, kendi kazanılmış derece ve kademelerinin aylığını almaya devam etmeleri gerekir. Adı geçen kişinin kazanılmış derecesi 4. derecedir. Bu durumda anılan şahsın 4. derecenin mali haklarını alması gerekirken, 2. derecenin mali hakları ödenmiştir. Bu bakımdan yerinde olan Daire Kararının onanmasına karar verilmesi mütalaa olunur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Usule ilişkin olarak;

Bu ilamın 2. sırasında belirtilen gerekçelerle dilekçilerin itirazları yerinde görülmemiştir.

Esasa ilişkin olarak;

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun; “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde, bu Kanunun belediyelerde çalışan memurlar hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

“Amaç” başlıklı 2’nci maddesinde ise, Devlet memurlarının hizmet şartlarının, niteliklerinin, atanma ve yetiştirilmelerinin, ilerleme ve yükselmelerinin, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarının, aylıklarının ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bu kanunla düzenleneceği ifade edilmiştir.

“Memurun Başka Sınıfta ve Derecesinin Altında Bir Görevde Çalıştırılmayacağı” başlıklı 45 inci maddesinde;

“Hiç bir memur sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamaz.

(Değişik fıkra: 12/02/1982 - 2595/2 md.) 5 inci ve daha aşağı derecelerdeki kadrolara, derece yükselmesi için gerekli nitelikleri haiz memur bulunmaması hallerinde, 36 ncı maddede belirtilen öğrenim durumları itibariyle tespit olunan yükselinebilecek dereceyi aşmamak ve karşılık gösterilecek kadro derecesi kazanılmış hak aylık derecelerinin üç üst derecesinden fazla olmamak kaydıyla, bu dereceler karşılık gösterilerek, kendi derecesi ile aynı sınıftan memur atanması mümkündür.

Bu gibiler, işgal ettikleri kadroda kazanılmış derece ve kademelerinin aylığını almaya devam ederler ve kazanılmış aylıklarındaki kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi genel esaslara göre yapılır. Karşılık gösterilen kadrolar, ilgililer için kazanılmış hak teşkil etmez.” ,

“Memurların Kurumlarınca Görevlerinin ve Yerlerinin Değiştirilmesi” başlıklı 76’ncı maddesinde,

“Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.

Memurlar istekleri ile, kurumlarında kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı veya başka yerlerdeki kadrolara atanabilirler.

Aşağı dereceye atananların 68 inci maddede yazılı süre kaydı aranmaksızın eski derecelerine tekrar atanmaları mümkündür.

Kazanılmış hak derecelerinden aşağı derecelere atananların aylık derece ve kademeleri genel hükümlere göre tespit edilmekle beraber, atandıkları bu derecelerde geçirdikleri süreler (kesenek ve karşılık farklarının kendileri tarafından her ay T.C. Emekli Sandığına gönderilmesini kabul etmeleri şartiyle) emeklilik yönünden eski derecelerinde değerlendirilir.”

Hükümleri yer almaktadır.

Anılan mevzuat hükümleri uyarınca; kadro karşılık gösterilmek suretiyle kendi kadro derecesinden en fazla üç üst dereceye atananların, atanma suretiyle işgal ettikleri yeni kadroda, kendi kazanılmış derece ve kademelerinin aylığını almaya devam etmeleri gerekmektedir. Ancak yapılan incelemede adı geçen kişinin kazanılmış derecesi 4. derece olduğu halde 2. derecenin mali haklarını aldığı tespit edilmiştir.

Ayrıca adı geçene, 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.” Hükmü uyarınca vekalet aylığı ve buna bağlı olarak aynı Kanunun 152 nci maddesine dayanılarak kabul edilmiş bulunan 17.04.2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki (26.3.2007 tarih ve 2007/11930 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2007 yılında da uygulanmaya devam edilmesi kabul edilen) “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam Ve Tazminatlara İlişkin Karar”ın “Vekalet” başlıklı 9 uncu maddesinin (1/a-1-cc) bendi uyarınca Emlak ve İstimlak Müdürlüğü için öngörülen zam ve tazminatların ödenmesi de mümkün bulunmamaktadır.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1340 sayılı İlam’ın 52. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 08.01.2013 tarihli ve 36058 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim