Sayıştay 6. Dairesi 34475 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

34475

Karar Tarihi

29 Nisan 2014

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 6

  • Dosya No: 34475

  • Tutanak No: 38896

  • Tutanak Tarihi: 29.04.2014

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:

a) 446 sayılı ilamın 2 inci maddesinin “a” bendiyle; Belediyede memur statüsünde çalışan Avukat Lebriz KEÇECİ GÜZELBEY'e 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146. maddesinde belirlenmiş yıllık sınırın üzerinde vekalet ücreti ödenmesi gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde:

Sayıştay ilamının yasalara ve usule aykırılık taşıdığı kanaatiyle Tarafımızca sorguya cevapta, bu konuya dair Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin 25.09.2009 tarih ve 2009/927 Esas sayılı (Ek-1) dosyası ile "Yürütmenin Durdurulması" kararı verildiğinden dolayı herhangi bir işlem gerçekleştirilememiştir. Ancak bu hususta temyize konu ilamda "... söz konusu Mahkeme kararı bu kararın muhatabı olan idareyi bağlayıcı nitelikte olup. 832 sayılı Sayıştay Kanununun 65. maddesine göre genel mahkemelerce verilen hükümler. Sayıştay'ın hesap ve işlemler yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir." denilmek suretiyle Mahkeme kararının uygulanmaması yönünde yasalara ve usule aykırılık taşıyan hüküm bildirilmiştir. Bu husus açıkça yasaya aykırılık olduğunu,

Sayıştay Kanununun 65. maddesinde aynen; "Harcamadan önce vize için Sayıştaya gönderilmiş olan tahakkukat belgelerinin ve harcamadan sonra sayman hesaplarının incelenmesi esnasında suç teşkil eden bir fiile rastlandığı takdirde, ilgili denetçi tarafından derhal deliller tesbit edilerek durum, Birinci Başkanlığa bildirilir. Birinci Başkanın görevlendireceği hesap mahkemesince kamu davası yönünden kovuşturma yapılmasına karar verilmesi halinde de işlemli evrak veya hesabın bu kısmı, gereği yerine getirilmek üzere toplanan ilk delillerle birlikte sorumluların bağlı olduğu daireye veya Cumhuriyet Savcılığına verilir. Genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştayın, hesap ve işlemler yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili hususlar yönetmeliğinde belirtilir."denilmektedir. Sayıştay Kanununun 65. maddesi açık ve sarih şekilde hesapların incelenmesi esnasında suç teşkil eden bir fiile rastlandığı takdirde demekle kovuşturma yapılması ile ilgili Mahkeme kararlarının Sayıştay'ın hesap ve işlemler yönünden denetimine ve hükmüne engel olmadığını belirtmiştir. Oysa ki ilama konu olayda suç teşkil eden bir fiil ve cezai kovuşturma gereği verilmiş bir Mahkeme karan değildir. İdare Mahkemesinin "temyize konu Sayıştay ilamı ile de aynı konudaki ödemenin yasalara uygun olarak yapıldığına ilişkin" Mahkeme kararı mevcuttur. Ve yargı kararının yasal gerekçe diğer bir yargı merciince hukuken yok sayılamaz. Bu anlamdaki sorguya itirazımız; (Sayıştay Kanunu 65. maddedeki durum ile benzerliği olmadığı halde) yasal mesnetsiz olarak, temyize konu ilamı ile KARŞILANMAMIŞTIR. Dolayısıyla temyizi talep edilen karar usulen hatalı ve yasal mesnetsiz olup, ilamın öncelikle bu yönden BOZULMASINA karar verilmesini,

  1. Kaldı ki; işleme ilişkin verilmiş olan "Yürütmenin Durdurulması" kararı sonrasında Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin 11.05.2010 tarih ve 2009/927 Esas, 2010/461 Karar sayılı ilamı ile; "Bu durumda; yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca, davacının 657 sayılı Yasa kapsamında avukat olarak davalı belediyede çalışmış ise de; vekalet ücretleri bakımından 657 sayılı Yasaya tabi olmadığı, özel kanun niteliğinde olan 5393 sayılı Belediye Kanunu ve bu kanunun atıfta bulunduğu 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanuna tabi olduğu görülmekte olup. 657 sayılı Yasanın 146. maddesine göre tesis olunan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmaktadır." denilmek suretiyle dava konusu işlemin İPTALİNE karar verildiğini,

03.07.2005 tarihli 5393 sayılı Belediye Kanunu yürürlüğe girmekle bir önceki 1580 sayılı Kanunda bu hususta bir düzenleme bulunmadığı halde yeni yasanın 82. maddesi ile BELEDİYE AVUKATLARI YÖNÜNDEN ÖZEL HÜKÜM DÜZENLENMİŞTİR. Ve aynen; "Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekalet ücretlerinin; avukatlara (49. maddeye göre çalıştırılanlar dahil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır." denilmiştir. Böylelikle ÖZEL KANUN NİTELİĞİNDEKİ 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU VE BU KANUNUN ATIFTA BULUNDUĞU 1389 SAYILI YASAYA TABİ OLUNACAĞI SONUCU DOĞMUŞTUR.

Halen yürürlükte bulunan 5393 sayılı Yasanın 82. maddesi ile belediye avukatları yönünden 657 sayılı yasanın 146. maddesindeki sınırlama ortadan kaldırılmakla, tahsil olunan tüm vekalet ücretlerini 1389 sayılı yasadaki dağıtım esaslarına göre dağıtımının yapılacağı şeklinde yeni düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Yine 5393 sayılı Belediye Kanununun 84. maddesi ile "UYGULANMAYACAK HÜKÜMLER" başlığı ile yapılan düzenlemenin son cümlesinde; "... 14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda. BU KANUN HÜKÜMLERİNE AYKIRILIK BULUNMASI DURUMUNDA BU KANUN HÜKÜMLERİ UYGULANIR." denilmekle 5393 sayılı yasa Özel Yasa niteliğinde olduğundan artık bu kanunla çelişen durumlarda 5393 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Üstelik açık ve net şekilde 657 sayılı Kanunda artık bu Kanunla çelişen hükümlerin geçerli olmadığı ifade edilmiştir. Yukarıdaki gerekçelerin nazarı dikkate alınarak İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararı Sayıştay Yasasının 68. maddesi 1. fıkrasındaki "kanuna aykırılık" durumunun varlığını açıkça yine bir yargı merciince ilam altına almıştır. Yasanın ilgili maddesi aynen; "Sayıştay dairelerinin ilâmları: a) Kanuna aykırılık.... gibi sebeplerle 63 üncü maddede yazılı ilgililer tarafından temyiz olunabilir." demektedir. İdare Mahkemesi tarafından yasaya aykırılık taşıdığından dolayı iptaline karar verilen işlem ile Sayıştay ilamında belirtilen işlem, aynı paranın tahsiline ilişkin olup. bu husus mevcut Kanun hükümlerine aykırılık taşımaktadır. Kararın bu yönden de BOZULMASINI,

  1. Yine ekte sunmuş olduğumuz Sayıştay Temyiz Kurulunun 2004 yılı 746 ilam nolu kararında (Ek. 2) da açıkça: "... 5393 sayılı Belediye Kanununun 84. maddesi hükmüne göre Belediye Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri ve uygulamaları çatışırsa Belediye Kanunu hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini iddia etmişse de. söz konusu 5393 sayılı Belediye Kanunu 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe girdiğinden bu Kanunun 2004 yılı işlemlerine uygulama imkanı bulunmamaktadır.." denilmiştir. Dolayısıyla bozulması talep edilen Sayıştay ilamının 2. maddesine dair işlemimiz 2010 yılına ait Avukatlık vekalet ücretini kapsadığından. 2005 tarihli Belediye Kanunu ile düzenlenen işlemin uygulanmasında yasalara ve usule aykırılık taşıyan hiçbir husus mevzubahis değildir. Ki Sayıştay Temyiz Kurulu kararında da Belediye Kanununun 2005 tarihinde yürürlüğe girdiğinden bahisle bu Kanunun 2004 yılındaki işlemlere uygulama imkanının bulunmadığı belirtilerek, işlemimizin bir nevi yasal olduğu kabul edilmiştir. Temyize konu kararın bu yönden BOZULMASINI,

  2. Ayrıca Sayıştay Makamının Anayasanın 138. maddesine göre Mahkeme kararındaki yazılı gerekçelen kabul etmemesi yasalara ve usule aykırılık taşımaktadır. Şöyle ki; Anayasanın 138. maddesi aynen; "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." demektedir. Dolayısıyla temyize konu ilam bu yönüyle de Anayasa'nın bu hükmüne açıkça aykırılık taşımakta olup. BOZULMASINI, talep etmektedir.

Sayıştay Savcılığının karşılamasında:

Gaziantep Şahinbey Belediyesi Muhasebe Birimi 2008 yılı hesabının 6. Dairece yargılanması sonucu çıkarılan 24.06.2010 tarih ve 446 sayılı ilamla çıkarılan tazmin hükmünün kaldırılması için Yusuf ÖZDEMİR, N. Kemal GÜRSEL ve Selim ARSLAN tarafından verilen temyiz dilekçesi incelenmiş olur ileri sürülen nedenler yerinde görülmüştür. Çünkü: 5018 sayılı yasaya göre bir kamu zararı söz konusu değildir. Çünkü tahsil edilen vekalet ücretinin Belediye Gelirleri ile hiçbir ilgisi yoktur. Belediye Bütçesine de gelir kaydedilmez. Yani 5018 sayılı yasanın 71. maddesinde hükme bağlanan “……. kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden…….” olunması gibi bir durum söz konusu değildir. Belediye bütçesinden bir geder yapılması veya bütçeye gelir kaydedilmesi gibi bir durum yoktur. Kaldı ki tahsil edilen vekalet ücretlerinin dağıtımı sonucu limit fazlası vekalet ücretlerinin ne olacağı “Limit Dışı Kalan Vekalet Ücretlerinin Dağıtım esasları Hakkındaki Yönetmelik”in 5. maddesi ile belirlenmiştir. Buna göre limiti aşan vekalet ücretlerinin bütçeye gelir kaydedilemeyeceği, dağıtımdan arta kalan miktarın “bir sonraki yıl” kullanılmak üzere emanet hesabında bekletileceği ve yeni yapılan vekalet ücreti tahsilatları ile birleştirilerek dağıtıma devam edileceği hüküm altına alınmıştır. Yönetmelikte bir değişiklik yapılmadığı sürece bu durum devam edip gidecektir. Yürürlükteki mevzuat hükümleri karşısında bir “kamu zararı” söz konu olmadığına göre fazla ödemeden bahsedilemeyeceğinden sorumluların aklanmasına karar verilmesi uygun olur.

13/07/2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Avukatlık Ücretinin Dağıtımı başlıklı 82.maddesinde;” Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.” Denilmektedir.

02.02.1929 tarih ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat Ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanunla, avukatlık vekalet ücretlerinin avukatlar, memurlar ve hukuk müşavirleri arasında ne oranda dağıtılacağına dair düzenlemelere yer verilmiştir. Söz konusu Kanunun 1. maddesinde devlet lehine sonuçlanan davalardan dolayı hükme bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretlerinin %70 inin maaş ve ücretli avukatlara %30 unun Muhakemat müdürleri ve hukuk müşavirleriyle takibi icra memurlarına verileceği öngörülmüştür.

31.08.1961 tarih ve 10894 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1389 sayılı Kanuna Göre Vekalet Ücreti Tevzi Yönetmeliği"nin 3 üncü maddesinde "Davanın ikame ve takibi ile sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte birkaç avukatın hizmeti geçmiş ise yukarıdaki hükümlere göre dava avukatı için ayrılan hisseler her avukatın hizmet ve karara tesir derecesine göre baş hukuk müşavirliğince, teşkilatı bulunan yerlerde de muhakemat müdürlüklerince bu avukatlar arasında paylaştırılır." denilmiştir,

19.04.1983 tarih ve 18023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Limit Dışı Kalan Vekalet Ücretlerinin Dağıtım Esasları Hakkında Yönetmelik"in 1 inci maddesinde "Bu Yönetmelik, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar ile İl Özel İdareleri ve Belediyeler ve Özel Kanunlarındaki hükümlerle 1389 sayılı Kanuna atfen vekalet ücretinden yararlanan tüm kamu kurum ve kuruluşları ile bunlara bağlı birliklerde çalışan avukatlara ait limit dışı kalan vekalet ücretlerinin dağıtım usul ve esaslarını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir." denilerek Yönetmeliğin amacı belirtilmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesinde, kurumların limit doldurmayan avukatlardan beyanname alarak o malı yıl içinde almış oldukları vekalet ücretinin miktarını ve avukatların isimlerinin bağlı bulundukları merkez teşkilatına göndermekle yükümlü oldukları, 7. maddesinde ise, listelerin her birim merkezinde birim başkanının başkanlığında 3 kişiden oluşan bir kurul tarafından kanuni limit esas alınarak değerlendirmeye tabi tutulacağı, değerlendirmeden sonra hesapta toplanan paranın tüm hak sahiplerine bölünmek suretiyle bulunacak meblağın eşit olarak hak sahiplerine dağıtılacağı, bu dağıtım sırasında kanuni limiti dolduranlardan artan miktarın yine geri kalan hak sahiplerinin sayısına bölünmek suretiyle eşit olarak dağıtıma devam olunacağı, bu dağıtımlardan artan miktarın da bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletileceği ve sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulacağı belirtilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 1. maddesinde, Bu Kanunun, genel ve katma bütçeli kurumlar, il özel idareleri, belediyeler, il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya beden terbiyesi bölge müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı,

Sözleşmeli ve geçici personel hakkında bu kanunda belirtilen özel hükümlerin uygulanacağı,

  1. maddesinde, dava azlığı nedeniyle kadrolu avukat istihdamının gerekli olmadığı yerlerde avukatların sözleşme ile istihdamlarının caiz olduğu belirtilmektedir.

Mali hükümler, Kapsam başlıklı 146. maddesinde de, “Bu kanunun 1. maddesinin 1. fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her türlü ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.

Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç.)

(Değişik fıkra: 14/01/1988 - KHK - 311/1 md.) Ancak, 02/01/1961 tarihli ve 196 sayılı Kanunun 2 nci maddesi, 07/06/1926 tarihli ve 904 sayılı Kanuna 30/01/1957 tarihli ve 6893 sayılı Kanunla eklenen ek 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları, 19/07/1972 tarihli ve 1615 sayılı Kanunun 161 inci maddesi, 13/01/1943 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun değişik 14 üncü maddesi ve 02/02/1929 tarihli ve 1389 sayılı Kanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareleri ve Belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanun hükümleri saklıdır. (Değişik cümle 20/03/1997-KHK - 570/8 md.) . Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçemez. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır……”denilmektedir.

Bu hükümlere göre; 657 sayılı Yasanın 146.maddesinin 3.fıkrasında vekalet ücretinin yıllık tutarı için getirilen sınırlamanın kamu kurum ve kuruluşları ile bunlara bağlı birliklerde çalışan tüm avukatlar ve ilgili personel için uygulanması ve söz konusu vekalet ücretinin yıl içindeki tüm katsayılar dikkate alınarak belirlenmesi ve yukarıda belirtilen esaslara göre dağıtımının yapılması, limit dışı kalan meblağın olması halinde ise artan miktar hakkında yine yukarıda belirtilen usule göre işlem yapılarak artan miktarın bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletilmesi ve bir sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulması gerekmektedir.

Dilekçi tarafından "1136 sayılı kanun ve 5393 sayılı kanundan sonra 657 sayılı Yasanın 146’ncı maddesinin 3’üncü fıkrasının uygulama olanağı kalmadığı ileri sürülmekte ise de, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu tüm avukatlarla ilgili düzenleme yapan genel bir kanundur. 657 Sayılı Kanuna tabi olarak Avukatlık hizmetleri sınıfı kadrosunda görev yapan avukat ise, devlet ile memuriyet hizmet sözleşmesi yapmıştır. Avukatlık vekalet ücretlerine ilişkin 657 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeler avukatlık hizmetleri sınıfında çalışan kadrolu avukatlar için bağlayıcı özel düzenlemelerdir.

5393 sayılı Kanunun 657 sayılı kanuna göre özel bir kanun olduğu iddiasına da katılmak mümkün değildir. 657 sayılı Kanunun 1. maddesinde bu kanunun birinci maddesi birinci fıkrası kapsamına giren(Özel idareler ve Belediyeler de sayılmakta) memurların aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere tabi olacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, belediyede istihdam edilen avukatlara ve ilgili personele, avukatlık vekalet ücretinin dağıtımında 657 sayılı Kanunda yer alan düzenlemelere uyulması zorunluluğu bulunmaktadır. Dilekçi tarafından 659 sayılı KHK ile yapılan düzenleme ile limit uygulamasının Belediyeler için uygulanamayacağını belirtmekte ise de, 659 sayılı KHK ile 2011 yılında getirilen düzenlemenin 2008 yılı hesabında dikkate alınması mümkün değildir. Kaldı ki, 659 sayılı KHK ile (1)2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılarak diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanuna yapılan atıfların bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılması hükmü gereğince; 5393 sayılı Belediye Kanunun 82.maddesinde 1389 sayılı yasaya atıf yapıldığından 659 sayılı KHK’nin 2.maddesinin (ç) bendinde sayılan idare tanımına girmesi bile 14.madde hükümleri belediye avukatları içinde geçerli olmaktadır.

Ayrıca avukat tarafından dava açıldığı ve Gaziantep İdare Mahkemesinde açmış olduğu davanın lehine sonuçlandığını belirterek mahkeme kararını göndermiş ise de; Anayasanın 160’ncı maddesinde;

“……..Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararlan arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır."

832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde denetim sırasında suç teşkil eden bir fiile rastlandığı takdirde izlenecek yöntem belirtilirken ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay'ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay'ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştay'ca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Dolayısıyla Daire tarafından verilen tazmin hükmünün mevzuata uygun olduğu,

b) 446 sayılı ilamın 2 inci maddesinin “b” bendine ilişkin olarak Lebriz KEÇECİ GÜZELBEY'e verilen avukatlık vekalet ücretinden gelir ve damga vergisi kesintilerinin yapılmadığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçilerin bu konuya ilişkin bir itirazı bulunmamaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde;

"Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılır.

23 üncü Maddenin 11 numaralı bendine göre istisna dışında kalan emeklilik, maluliyet, dul ve yetim aylıkları:

Evvelce yapılmış veya gelecekte yapılacak hizmetler karşılığında verilen para ve aynılarla sağlanan diğer menfaatler;

Türkiye Büyük Millet Meclisi. İl genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile özel kanunlarına veya idari kararlara göre kurulan daimi veya geçici bütün komisyonların üyelerine ve yukarıda sayılanlara benzeyen diğer kimselere bu sıfatlan dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler;"

Denilmektedir.

Aynı kanunun 94. maddesinde de:

"Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, demekler, vakıflar, demek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarım bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar

Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci Maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç). 103 ve 104 üncü maddelere göre vergi tevkifatı yapılır."

Hükmü ile ücret ve ücret niteliğindeki ödemelerden vergi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir.

Anılan madde hükmünde yer alan;

"Madde 103- (2007/13044 sayılı B.K.K. ile yeniden artırılan gelir dilimlerine göre 2008 takvim yılı gelirlerine uygulanacak tarife. Geçerlilik; 01.01.2008, Yürürlük: 30.12.2007)Gelir vergisine tabi gelirler;

  1. 800 YTL'ye kadar % 15 '

19.800 YTL'nin 7.800 YTL'si için 1.170 YTL, fazlası % 20

YTL'nin 19.800 YTL'si için 3.570YTL, fazlası % 27

YTL'den fazlasının 44.701 YTL'si için 10.293 YTL, fazlası % 35 oranında vergilendirilir."

Denilmektedir.

Yine, aynı Kanunun 104. maddesinde;

"Madde 104- Yıllık Gelir Vergisi, vergiye tabi gelirlerin yıllık toplamından 31 inci Maddedeki indirimler düşüldükten sonra 103 üncü Maddedeki nispetler uygulanmak suretiyle hesaplanır.

Ücretlerin vergilendirilmesinde aylık vergi; yıllık vergi 12'ye bölünmek, gündelik vergi aylık vergi 30'a bölünmek suretiyle hesaplanır." Denilmek suretiyle yapılacak tevkifatın nispeti ve nasıl hesaplanacağı belirtilmiştir,

Bu durumda Lebriz KEÇECİ GÜZELBEY'e verilen avukatlık vekalet ücretinden gelir vergisi kesintisinin yapılması gerekmektedir.

488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1 .maddesinde. "Bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisine tabidir. Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade eder".

  1. maddesinde. "Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder. . . "

  2. maddesinde. "Bu kanunda yazılı resmi daireden maksat, genel ve özel bütçeli idareleri, il özel idareleri, belediyeler ve köylerdir. Bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmeler resmi daire sayılmaz.

14 üncü maddesinde, "Kağıtların damga vergisi bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı nispet veya miktarlarda alınır."

  1. maddesinde, "Genel ve özel bütçeli dairelerle il özel idareleri ve belediyeler, bankalar, iktisadi kamu teşekkülleri ile bunların iştirakleri ve müesseseleri ve benzeri teşekkül, iştirak ve müesseselerin ödemelerinde kullanılan ve nispi vergiye tabi bulunan makbuzlarla bu mahiyetteki kağıtlara ait vergilerin.

Bu ödemelerin yapılması,

Avans suretiyle ödemelerde avansın itası,

Sırasında ilgili daire ve müesseseler tarafından istihkaklardan kesinti yapılması şekliyle ödenmesine Maliye Bakanlığınca izin verilebilir.

Maliye Bakanlığı lüzum gördüğü hallerde vergiyi istihkaktan kesinti yapılması şekliyle ödetmeye yetkilidir."

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na ekli (1) Sayılı Tablonun II-Makbuzlar ve diğer kağıtlar bölümünde, "Maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar (Ek ibare: 4/06/2008-5766 S.K./lO.mad) (avans olarak ödenenler dahil) için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak cari hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kağıtlardın binde 6 oranında damga vergisine tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Bu itibarla; 446 sayılı ilamın 2 inci maddesine ilişkin 6.Daire tarafından verilen 30.567.70 YTL. tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 29.04.2014 tarih ve 38896 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim