Sayıştay 6. Dairesi 34454 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
34454
10 Şubat 2015
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 6
-
Dosya No: 34454
-
Tutanak No: 40005
-
Tutanak Tarihi: 10.02.2015
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten ve Duruşmada hazır bulunan Murafaacı ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü:
- 502 sayılı ilamın 2.maddesi ile;
a) Seyhan Belediyesinde çeşitli müdürlüklere vekalet eden bazı personele kanunen hak kazanmadıkları halde vekalet ücreti ödenmesi,
b) Yazı İşleri Müdürlüğüne vekalet eden Ayşegül Özdemir’e zam-tazminat farkının hatalı ödenmesi,
c) Eğitim ve Kültür Müdürlüğüne vekalet eden Zülfü Çelik’e, asilde aranan şartları taşımadığı halde vekalet ettiği kadroya ait özel hizmet tazminatı ödenmesi nedeniyle toplam 2.094,19 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmü, 36825 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1.maddesi ile Tasdik edilmiştir.
Dilekçi adına avukatı tarafından karar düzeltilmesi kapsamında verilen dilekçede özetle; memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan açıktan vekil atanmasının belediyenin en üst amiri olan ve atamaya yetkili bulunan belediye başkanının takdirinde olduğunu,
Belediye Başkanı liyakat, görev-hizmet, tahsil vb. durumları ile vekalet görevine ehil olabilecek kişiyi takdir edip atarken harcama yetkilisinin olaya müdahale etme, red veya başkaca bir itiraz etme görev, yetki ve sorumluluğu bulunmadığını aksine bir davranışın hiyerarşik olarak emre itaatsizlik gibi bir fiil oluşturacağını, ne teori ne de pratikte atamada rolü ve fonksiyonu bulunmayan harcama yetkilisinin yapılan ödemelerden sorumlu tutulmasının hakkaniyetle bağdaşmayacağını, bu edenle müvekkilin görev ve yetisi alanında olmayan bir işten dolayı kusuru aranmaksızın sorumlu tutulduğunu,
Kaldı ki itiraz ve savunmalarında Danıştay 11. Dairesinin 2005/4434 Esas, 2007/7697 Karar sayılı Kararı, Danıştay 11. Dairesinin 2000/9798 Esas, 2003/1634 Karar sayılı kararı, Ankara 12. İdare Mahkemesinin 2003/146 Esas, 2005/744 Karar sayılı Kararı, Kastamonu İdare Mahkemesinin 2005/714 Esas, 2005/744 Karar sayılı kararı, Sayıştay 2. Dairesinin 24.11.2005 tarih ve 33474 sayılı Tutanak nolu kararının emsal kararlar arasında gösterildiğini ancak hiçbirinin dikkate alınmadığını,
Belediyelerde müdür kadrosuna atanabilmek için yüksek öğrenim mezunu olması yetiyor iken fakülte ve branş ayırımları getirilmek suretiyle bölüm tahdidi yapılmasının da yasal dayanağı bulunmadığını,
Nitekim belediye müdür kadrolarına atama yapılırken tahsille ilgili özel şart aranmadığını, üniversitelerin 4 yıllık eğitim veren herhangi bir fakültesinden (açık öğretim dahil) mezun olmalarının yeterli görüldüğünü ancak istisnai durumlarda örneğin doktor kadrosu için Tıp Fakültesi, avukat için Hukuk Fakültesi mezunu olma şartı aranabildiğini, Eğitim ve Kültür Müdürlüğüne yapılan atama için özel şart koşulmadığını ve asilde aranan şartlardan biri olan üniversite mezunu (Fen-Edebiyat fakültesi Arkeoloji bölümü mezunu) nitelikli bir eleman vekaleten atanmışken kendisine yapılan ödemelerin mevzuata aykırı olduğuna karar verildiğini,
Yerel Yönetimlerin, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile özerkliği kabul edilmiş bir idareler olduğunu dolayısıyla özerk bir yapıya sahip belediyede atama ve yer değiştirme yapmaya Belediye başkanının yetkili olduğunu, yapılan işlemde de bir aykırılık bulunmadığını verilen karar ile özerklik anlamında idarenin tasarrufuna müdahale edildiğini,
Bu bağlamda Eğitim ve Kültür Müdürü Zülfü ÇELİK’in asilde aranan niteliklere sahip olduğunu, almış olduğu vekalet aylığı, zam ve tazminatlarda mevzuata bir aykırılık veya kamu zararına yol açabilecek bir ödemede bulunulmadığını belirterek tazmin hükmünü tasdik eden Temyiz Kurulu Kararının düzeltilmesini istemiştir.
Savcılık; Karar düzeltilmesine mahal olmadığı, yönünde görüş bildirmiştir.
Harcama yetkilisi olarak dilekçinin sorumluluğa dair yapmış olduğu itiraz değerlendirildiğinde;
5018 sayılı Kanunun 31.maddesinde Harcama yetkisi ve yetkilisi, 32.maddesinde de Harcama talimatı ve sorumluluk düzenlenmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama yetkisi ve yetkilisi” başlıklı 31.maddesinde;
“Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.
…” ve
“Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32.maddesinde;
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” denilmiştir.
Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararının “Sorumlular” başlıklı 3.bölümünde Harcama Yetkilileri açıklanmış ve (a) şıkkında;
“Harcama Yetkililerinin Genel Sorumluluğu:
...bütçeden yapılacak harcamalar konusunda 5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm işlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten ve maiyetindekileri ve onların eylem ve işlemlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştay’a karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına,
…” karar verilmiştir.
Genel Kurul Kararının üst yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin bölümünde ise;
“5018 sayılı Kanunun 11inci maddesinde; Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Millî Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır.
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
“Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmek suretiyle üst yöneticilerin sorumlulukları düzenlenmiştir.
Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte Üst yöneticilerin özel Kanunlardan doğan Sayıştaya karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur.” değerlendirmesi yapılmıştır.
5018 sayılı Kanunun 3. maddesinin (k) bendinde, kamu idaresi bütçesinde ödenek tahsis edilen ve harcama yetkisi bulunan birim harcama birimi olarak tanımlanmıştır.
Kanunun 31. maddesinde bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğu ifade edilmiş, 32. maddesinde ise; bütçeden harcama yapılabilmesi harcama yetkilisinin, harcama talimatı vermesine bağlanmış, harcama talimatlarında da hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgilerin yer alacağı, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken işlemlerden harcama yetkililerinin sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Adı geçen Kanunun 33. maddesinde de, giderin gerçekleştirilmesinin, harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesi ile tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Mevzuatın yukarıda belirtilen hükümlerine göre, bütçeden yapılacak harcamalarda süreç, harcama talimatı ile başlamakta ve ödeme emri belgesi uyarınca hak sahibine ödeme yapılması ile son bulmaktadır.
5018 sayılı Kanunda, giderin yapılmasından ödeme aşamasına kadar tüm işlemlerin harcama yetkilisinin gözetim ve denetimi altında, onun emir ve talimatı ile yürütülmesi öngörüldüğünden, dilekçinin sorumluluk konusunda yapmış olduğu itiraz yerinde görülmemiştir.
Esasa ilişkin olarak İlgili Temyiz Kurulu Kararında belirtildiği üzere;
a) İlam maddesinin (a) şıkkına; Seyhan Belediyesinde çeşitli müdürlüklere vekalet eden bazı personele kanunen hak kazanmadıkları halde vekalet ücreti ödenmesi, konu edilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Vekalet Görevi ve Aylık Verilmesinin Şartları” başlıklı 86. maddesinde aynen;
“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.
Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.
Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir.
Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısiyle atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.
Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.” denilmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgeler incelendiğinde, 6.derecedeki İsmail Ağca’nın Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne, 3.derecedeki Hakan Yıldırım’ın, Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne, 1.derecedeki mühendis kökenli Ayşe Aksay’ın, Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne, 4.derecedeki arkeoloji mezunu Zülfü Çelik’in, Eğitim ve Kültür Müdürlüğü’ne, 1.derecedeki Ayşegül Özdemir’in, Yazı İşleri Müdürlüğü’ne 657 sayılı Kanunun 86.maddesine göre vekalet ettikleri ve boş bulunan söz konusu müdürlük kadrolarına vekaletten dolayı vekalet aylığı aldıkları görülmüştür.
Sözü edilen kanun hükmüne göre, bir nedenle boşalmış bir kadronun görevlerinin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi durumunda aylıksız vekalet asıldır. Vekil memura vekalet aylığı verilebilmesi için yukarıdaki kanun maddesinde sayılan istisnai durumlardan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.
İlama konu olayda 657 sayılı Kanunun 86.maddesine göre vekalet aylığı ödenebilmesi için belirtilen söz konusu istisnai durumlardan hiçbiri gerçekleşmemiş olduğu halde toplam 866,27 YTL. vekalet aylığı ödenmiş olup, yapılan uygulama mevzuata uygun değildir.
b) İlam maddesinin (b) şıkkına, Adana Seyhan Belediyesi Yazı İşleri Müdürlüğüne vekalet eden Ayşegül ÖZDEMİR’e ödenen zam - tazminat farkının hatalı hesaplanması konu edilmiştir.
Ayşegül ÖZDEMİR’e Yazı İşleri Müdürlüğüne vekalet etmesinden ötürü 2008 yılının Eylül, Ekim ve Kasım ayları için zam – tazminat farkı ödenirken; bulunduğu kadronun Özel Hizmet Tazminatı oranı % 60 olduğu halde söz konusu Özel Hizmet Tazminatı oranının %49 olarak hesaba dahil edildiği, dolayısıyla kendisine %135 - %60 = %75 oranında özel hizmet tazminatı farkı ödenmesi gerekirken %135 - %49 = %86 oranında özel hizmet tazminatı farkı ödendiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla Yazı İşleri Müdür Vekili Ayşegül ÖZDEMİR’e hatalı oran üzerinden zam – tazminat farkı olarak 137,99 YTL.lik ödeme yapılması mevzuata uygun değildir.
c) İlam maddesinin (c) şıkkına, Adana Seyhan Belediyesi Eğitim ve Kültür Müdürlüğü kadrosuna vekalet eden Zülfü ÇELİK’e, asilde aranan şartları taşımadığı halde, vekalet ettiği Müdür kadrosuna ait özel hizmet tazminatının ödenmesi konu edilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 175. maddesinin 4.7.2001 tarih ve 631 sayılı KHK.nin 5. maddesiyle değişik ikinci fıkrasında, kurum içinden veya diğer kurumlardan bir göreve vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşımasının zorunlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, 17.04.2006 tarih ve 2006/10344 sayılı BKK'na ekli "Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar'ın Vekalet başlıklı (9/1). maddesinin (cc) bendinde ise, 657 sayılı Kanunun 86. maddesi uyarınca bir göreve vekalet ettirilenlere vekalet aylığı ödenmesi aynen, "Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları" kaydına bağlanmıştır.
Öte yandan, 02.02.2000 tarih ve 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5. maddesinde hizmet gruplarına yer verilerek 12 hizmet grubu ve alt hizmet grupları düzenlenmiş, 6. maddesinde görevde yükselme eğitimine yer verilerek, eğitimi tamamlayanların görevde yükselme sınavlarına katılmaya hak kazanacakları hüküm altına alınmış, 14. maddesinde ise, Yönetmelik kapsamındaki görevlere yapılacak atamalarda aranacak öğretim düzeyleri tek tek belirlenmiştir.
Söz konusu 14. maddede:
“ Bu Yönetmeliğe tabi personelde öğrenim düzeyi;
a) Teknik öğrenim gerektiren müdürlükler için atanacağı kadroyla ilgili en az dört yıllık yüksek öğrenim bitirmiş veya denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak,
b) Müdür kadrolarına atanabilmek için kamu yönetimi, maliye, işletme, iktisat, çalışma ekonomisi, sosyal ve idari bilimler dallarında yüksek öğrenim bitirmiş veya bunlara denkliği Milli Eğitim Bakanlığınca kabul edilmiş yurt dışı öğrenim kurumlarından mezun olmak,
….. şarttır." hükümleri yer almıştır.
Yukarıdaki hükümler uyarınca bir memurun vekalet ettiği kadronun zam ve tazminatlarından yararlanabilmesi için asilde aranan tüm şartları taşıması gerekmektedir.
Belediyelerde müdür kadrolarına atanabilmek için “kamu yönetimi, maliye, işletme, iktisat, çalışma ekonomisi, sosyal ve idari bilimler dallarında yüksek öğrenim bitirmiş” olma şartı aranmaktadır. Oysa Eğitim ve Kültür Müdürlüğüne vekalet eden Zülfü ÇELİK’in Atatürk Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünden mezun olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla söz konusu kişiye asilde aranan mezuniyet şartını taşımamasından ötürü vekalet ettiği kadronun zam ve tazminatlarının ödenmemesi gerekmektedir. Bu itibarla Eğitim ve Kültür Müdür Vekili Zülfü ÇELİK’e müdür kadrosunun özel hizmet tazminatı ile bulunduğu kadronun özel hizmet tazminatı farkı olarak 1.089,93 YTL. ödenmesi mevzuata uygun değildir.
Dilekçi tarafından emsal gösterilen Danıştay 11. Dairesinin 2005/4434 Esas-2007/7694 Karar numaralı Kararında da; 'Görevin fiilen yapılması ve vekilin asilde aranan şartları taşıması gerektiğinin hüküm altına alındığı olayda, Nüfus Müdürlüğü görevini vekaleten yürütmek üzere görevlendirilen davacının asilde aranan şartları taşımaması nedeniyle vekalet aylığı alması mümkün olmamakla birlikte, davacının üstendiği sorumluluk dikkate alınarak Anayasanın 18. maddesi uyarınca vekalet görevinden ötürü vekalet aylığına eşdeğer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline davacıya başvuru tarihinden itibaren vekalet aylığına eşdeğer tutarda tazminatın hesaplanarak ödenmesine,” denilerek dilekçedeki iddianın aksine vekalet aylığının ödenmesinin mümkün olmadığı ama üstlenilen sorumluluk nedeni ile tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. Örnek gösterilen kararlar da aynı şekildedir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle 502 sayılı ilamın 2.maddesi ile toplam 2.094,19 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünü Tasdik eden 36825 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının Düzeltilmesine Mahal Olmadığına,
- 502 sayılı ilamın 5.maddesi ile; Seyhan Belediye Meclisi tarafından oluşturulan ihtisas komisyonu üyelerine yapılan huzur hakkı ödemelerinin 5393 sayılı Belediye Kanununda belirlenen sınırları aşması nedeniyle 399.850,00 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmü 36824 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 2.maddesi ile Tasdik edilmiştir.
Karar düzeltilmesi kapsamında dilekçinin avukatı tarafından verilen dilekçede özetle;
502 sayılı ilamın 5. maddesi ile meclis üyelerine verilen huzur hakkının tazminine ilişkin hükümden harcama yetkilisinin sorumlu tutulmasına imkan olmadığını,
5393 sayılı Belediye Kanunu uygulamasında belediye başkanının, belediye meclisinin ve belediye encümeninin genel bir ifade ile belediye yönetiminin başı olduğunu, gündemi belirlediğini,
Yapılan toplantı ve çalışılan günler karşılığında yapılan ödemelerin de yasal olduğunu, şayet kararda iddia edildiği gibi toplantı sürelerinin aşılmış olması dayanak gösteriliyor ise bu husustan gündemi tayin eden belediye başkanının sorumlu olduğunu müvekkilinin hiçbir yetkisi olmadığından sorumlu addedilemeyeceğini,
Ancak sehven yapılan bir uygulama ile Belediye Meclis üyesi Mehmet AZİZOĞLU'NUN 23-27 tarihleri arasında KKTC seminerinde olduğu halde komisyon toplantısında da yer almış gibi gösterilmiş olması ilgili daire nezdinde araştırılmak suretiyle yapılan yanlışlığın düzeltilmesi ve yapılan fazla ödemelerin faizi ile birlikte kendilerinden geri alınması için gerekli bütün idari işlemlerin yapıldığını,
Diğer taraftan Meclis üyelerinden komisyon toplantılarında olduğu gösterilen Ergün KALKAN ile Mehmet AZİZOĞLU'nun "Kardeş ülke günleri" etkinlikleri çerçevesinde Suriye'de olmaları karşısında durumlarının tahkik ettirilmek suretiyle yapılan yanlışın telafisi yoluna gidileceğini ve yapılan fazla ödemelerin her iki durumda da kendilerinden faizi ile birlikte geri alınması için idari işlemlerin başlatılacağını,
Belirtilen durumların dışında, belediye meclis üyelerine toplantı huzur hakkı olarak yapılan ödemeler değişik tarihlerde yapılmış bulunan ayrı günlerde yapılmış toplantı karşılığı tahakkuk ettirilen ödemeler olduğundan mevzuata aykırılık bulunmadığını,
Yapılan yersiz ödeme nedeniyle müvekkilin malvarlığında hiçbir artış olmadığı gibi toplam 399.850,00 TL. olan tazmin miktarını fiilen ödeme imkanı da bulunmadığını,
Diğer yandan ileri sürülen kamu alacağının müvekkilin bütün çabalarına karşın ahizlerinden tahsil de edilemediğini belirterek tazmin hükmünü tasdik eden Temyiz Kurulu Kararının düzeltilmesini ve verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık; Karar düzeltilmesine mahal olmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanununun “İhtisas Komisyonları” başlıklı 24. maddesinde;
“Belediye meclisi, üyeleri arasından en az üç en fazla beş kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir. Komisyonların bir yılı geçmemek üzere ne kadar süre için kurulacağı aynı meclis kararında belirtilir.
İhtisas komisyonları, her siyasî parti grubunun ve bağımsız üyelerin meclisteki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle oluşturulur. İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000'in üzerindeki belediyelerde plân ve bütçe ile imar komisyonlarının kurulması zorunludur.
Meclis toplantısını müteakip imar komisyonu en fazla on iş günü, diğer komisyonlar ise beş iş günü içinde kendilerine havale edilen işleri sonuçlandırır. Komisyonlar kendilerine havale edilen işlerle ilgili raporlarını bu sürenin sonunda meclise sunmadıkları takdirde, konu meclis başkanı tarafından doğrudan gündeme alınır.”
Aynı Kanunun “Denetim Komisyonu” başlıklı 25. maddesinde;
“İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000'in üzerindeki belediyelerde, belediye meclisi, her ocak ayı toplantısında belediyenin bir önceki yıl gelir ve giderleri ile bunlara ilişkin hesap kayıt ve işlemlerinin denetimi için kendi üyeleri arasından gizli oyla ve üye sayısı üçten az beşten çok olmamak üzere bir denetim komisyonu oluşturur. Komisyon, her siyasî parti grubunun ve bağımsız üyelerin meclisteki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle oluşur.
…
Komisyon, çalışmasını kırk beş işgünü içinde tamamlar ve buna ilişkin raporunu mart ayının sonuna kadar meclis başkanlığına sunar.
…”
Aynı Kanunun “Huzur ve İzin Hakkı” başlıklı 32. maddesinde ise;
“Meclis başkan ve üyelerine, meclis ve komisyon toplantılarına katıldıkları her gün için, 39 uncu madde uyarınca belediye başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödeneğin günlük tutarının üçte birini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda huzur hakkı ödenir. Huzur hakkı ödenecek gün sayısı, 20, 24 ve 25. maddelerde belirtilen toplantı günü sayısından fazla olamaz ve meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemez.
…” hükümleri yer almıştır.
Yukarıdaki hükümlerden de anlaşılacağı gibi Belediye Meclisi tarafından en az üç en fazla beş kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurulabilir. Bu komisyonlar meclis toplantısını müteakip en fazla beş iş günü içinde çalışmalarını sonuçlandırır, yalnızca imar komisyonu beş değil on iş günü çalışabilir. Ayrıca yılda bir defaya mahsus olmak üzere kurulacak denetim komisyonu yılın başında en fazla kırk beş iş günü toplanarak çalışmasını tamamlar. Söz konusu ihtisas komisyonları üyelerine yapılacak huzur hakkı ödemeleri her gün için yalnızca bir kere olmak üzere yukarıda sayılan toplantı günleri ile sınırlıdır. Dolayısıyla toplantıya fiilen katılmak şartıyla denetim komisyonu üyelerine yılda bir defa en fazla kırk beş iş günü, imar komisyonu üyelerine her ay en fazla on iş günü ve diğer ihtisas komisyonları üyelerine her ay en fazla beş iş günü için huzur hakkı ödemesi yapılabilir. Birden fazla komisyona üye olanlara aynı gün için yalnızca bir huzur hakkı ödenebilir.
Oysa ilama konu olayda;
(1) Tarife Komisyonu ve Sağlık Komisyonu üyesi Mehmet URUÇ, Tüketiciyi Koruma Komisyonu ve Ulaşım Komisyonu üyesi Mustafa AYDIN ile Tarife Komisyonu ve Halkla İlişkiler Komisyonu üyesi Mehmet AZİZOĞLU 23-27 Haziran tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Girne’de YAYÇEB-Bir ve MİHDER tarafından düzenlenen “kamu kurum ve kuruluşlarının eğitim semineri”ne katıldıkları halde kendilerine söz konusu tarihler için huzur hakkı ödendiği tespit edilmiştir.
(2) Plan – Bütçe Komisyonu ve Sağlık Komisyonu üyesi Cemal AKBULUT, Plan – Bütçe Komisyonu ve Eğitim Komisyonu üyesi Gülhan İŞSEVER, Tarife Komisyonu ve Ulaşım Komisyonu üyesi Ergün KALKAN ile Tarife Komisyonu ve Halkla İlişkiler Komisyonu üyesi Mehmet AZİZOĞLU 18-21 Eylül 2008 tarihleri arasında düzenlenen “Kardeş Ülke Günleri” etkinlikleri çerçevesinde Suriye’de oldukları halde kendilerine söz konusu tarihler için huzur hakkı ödendiği tespit edilmiştir.
(3) Denetim Komisyonu üyeleri Ertuğrul BOZKURT, Aykut GÖÇER, Ergün KALKAN, Kenan ŞENBAYRAK ve Hüseyin YAPICI’ya 14-29 Ocak (12 iş günü), 11-29 Şubat (15 iş günü - Aykut GÖÇER ve Hüseyin YAPICI’ya 10 iş günü) ve 11-14 Mart (4 iş günü) tarihleri için hem denetim komisyonu huzur haklarının hem de üyesi oldukları diğer ihtisas komisyonlarının huzur haklarının ödendiği tespit edilmiştir.
(4) İmar Komisyonu üyelerine (01.01.2008 – 07.10.2008 tarihleri arası; Nevzat ARDIÇ, Ali AŞKIN, Cumali ÖZGÜR, Mehmet KARCI ve Hüseyin YAPICI, 07.10.2008 – 31.12.2008 tarihleri arası; Mehmet TOĞLUKDEMİR, Aykut GÖÇER, Mehmet ÇİÇEKDAĞ, Ergün KALKAN ve Hüseyin YAPICI) meclis toplantısını müteakip on iş günü dışındaki günler için de huzur hakkı ödendiği tespit edilmiştir.
(5) İmar Komisyonu dışındaki İhtisas Komisyonları üyelerine meclis toplantısını müteakip beş iş günü dışındaki günler için de huzur hakkı ödendiği tespit edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanununun 24. maddesinde “meclis toplantısını müteakip imar komisyonu en fazla on iş günü, diğer komisyonlar ise beş iş günü içinde kendilerine havale edilen işleri sonuçlandırır.” denilmiştir.
Bu hüküm doğrultusunda komisyonların meclis toplantısını müteakip günlerde toplanması zorunluluktur. Oysa imar komisyonu başkanlığındaki müşterek komisyon üyeleri, meclis toplantısını müteakip on iş gününde müşterek komisyon üyeliği için, takip eden beş iş gününde de üye oldukları ihtisas komisyonu için olmak üzere; meclis toplantısını müteakip on beş iş günü için huzur hakkı almışlardır.
5393 sayılı Belediye Kanununda meclis üyelerinin birden fazla ihtisas komisyonuna üye olabileceği belirtilmiştir. Üyeler aynı gün birden fazla ihtisas komisyonu toplantısına katılabilir ancak, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 32. maddesinin “meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemez.” emredici hükmü gereğince yalnızca bir günlük huzur hakkı alabilir.
Bir ihtisas komisyonuna kanunla tanınan haktan yalnızca söz konusu komisyonun üyelerinin yararlanabileceği açıktır. 5393 sayılı Belediye Kanununun 24. maddesinin “Belediye meclisi, üyeleri arasından en az üç en fazla beş kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir” emredici hükmü doğrultusunda bir ihtisas komisyonu en fazla beş üyeden oluşabilir. Dolayısıyla 5393 sayılı Belediye Kanununun 24. maddesinin “meclis toplantısını müteakip imar komisyonu en fazla on iş günü, …içinde kendilerine havale edilen işleri sonuçlandırır.” hükmü doğrultusunda imar komisyonu üyelerine tanınan on gün huzur hakkı alma hakkından yalnızca imar komisyonunun beş üyesinin yararlanacağı açıktır. İmar komisyonu başkanlığındaki müşterek komisyona üye olmak, imar komisyonu üyesi olmayan meclis üyelerine on gün huzur hakkı alma hakkı vermez.
Bu nedenle 502 sayılı ilamın 5.maddesi ile 399.850,00 YTL. ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünü Tasdik eden 36825 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının Düzeltilmesine Mahal Olmadığına,
Karar verildiği 10.02.2015 tarih ve 40005 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:11