Sayıştay 6. Dairesi 34228 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
34228
22 Mayıs 2012
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2007
-
Daire: 6
-
Dosya No: 34228
-
Tutanak No: 34995
-
Tutanak Tarihi: 22.05.2012
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:
- 1322 sayılı ilamın 3. maddesi ile Konya İl Özel İdaresinde görevli Genel Sekreter Yardımcısı, Daire Başkanı ve Şube Müdürlerine mevzuata aykırı olarak vekalet ücreti, makam tazminatı, görev tazminatı ve özel hizmet tazminatı ödendiği gerekçesi ile 14.260,13 YTL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; 657 sayılı Kanunun ekli (1) ve (II) sayılı cetvelde genel sekreter hariç diğer unvan isimlerine yer verilmediğini, bundan dolayı genel sekreter yardımcılarına ve daire başkanlarına ödemeler emsal alınarak yapıldığını, emsal olarak da görev yapan, yetki ve sorumluluk yönü ile hemen hemen birebir özellik taşıyan bir mahalli idareler kuruluşu olan Büyükşehir Belediyesinin esas alındığını,
Bunda da Sayıştay Temyiz Kurulunun 08.01/2002 tarih ve 25454 sayılı kararının yol gösterici olduğunu, Temyiz Kurulunun kararında "faaliyetleri itibariyle üniversiteye benzeyen enstitünün görev ve sorumlulukları itibariyle rektörlere benzeyin genel müdürüne, rektörler gibi ödeme yapıldığından görev ve sorumlulukları üniversite genel sekreterinin görev ve sorumluluklarına benzeyen Enstitü Genel Sekreterine de üniversite genel sekreterleri gibi ek gösterge ve makam tazminatı ödenmesinin haliyle kabulü gerekmektedir" denildiğini, söz konusu kararda da görüleceği üzere idare tarafından yapılan işlemin yerinde olduğunu,
Bunun yanı sıra, 23.07.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Daire 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinde "………… il özel idaresinde çalışan kamun personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." Şeklinde yasal bir düzenleme yapıldığını, bu nedenlerle 6.Daire tarafından 13.04.2010 tarihinde karara bağlanan vekalet ücreti, makam ve görev tazminatı ve özel hizmet tazminatı ödemesi ile ilgili mali yargılamanın kaldırılmasının talep etmiştir.
Başsavcılık karşılama yazısında; “01.08.2010 tarih ve 27659 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6009 sayılı yasanın geçici 8. maddesi “……… İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında, idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” hükmünü içermektedir.
Anılan yasa hükmü doğrultusunda dosyanın “işlemden kaldırılması”na, karar verilmesi yönünde görüş belirtmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun "İl özel idaresi teşkilâtı" başlıklı 35. maddesinde,
İl özel idaresi teşkilatı; genel sekreterlik, malî işler, sağlık, tarım, imar, insan kaynakları, hukuk işleri birimlerinden oluşur. İlin nüfusu, fiziki ve coğrafi yapısı, ekonomik, sosyal, kültürel özellikleri ile gelişme potansiyeli dikkate alınarak norm kadro sistemine ve ihtiyaca göre oluşturulacak diğer birimlerin kurulması, kaldırılması veya birleştirilmesi il genel meclisinin kararıyla olur. Bu birimler büyükşehir belediyesi olan illerde daire başkanlığı ve müdürlük, diğer illerde müdürlük şeklinde kurulur.
Genel sekreter, il özel idaresi hizmetlerini vali adına ve onun emirleri yönünde, mevzuat hükümlerine, il genel meclisi ve il encümeni kararlarına, il özel idaresinin amaç ve politikalarına, stratejik plan ve yıllık çalışma programına göre düzenler ve yürütür. Bu amaçla il özel idaresi kuruluşlarına gereken emirleri verir ve bunların uygulanmasını gözetir ve sağlar.
……”
"Norm kadro ve personel istihdamı" başlıklı 36. maddesinde ise,
“Norm kadro ilke ve standartları İçişleri Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirlenir. Bu ilke ve standartlar çerçevesinde norm kadro çalışmasını il özel idaresi yapar veya yaptırır.
İl özel idaresi personeli, vali tarafından atanır ve ilk toplantıda il genel meclisinin bilgisine sunulur.
İl özel idarelerinde sözleşmeli personel ile kısmi zamanlı sözleşmeli personel çalıştırılması hususunda Belediye Kanununun 49 uncu maddesi hükümleri uygulanır.
Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.
Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilmekte olan memurlar, valinin talebi, kendilerinin isteği ve kurumlarının muvafakatiyle il özel idarelerinin birim müdürü ve üstü yönetici kadrolarında görevlendirilebilirler. Bu şekilde görevlendirmelerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendinde öngörülen şartlar dikkate alınır. İl özel idarelerinde bu şekilde istihdam edilen kamu kurum ve kuruluşları personeli kurumlarından izinli sayılırlar. Bu personelin görevlendirildikleri süre zarfındaki, görevlendirildikleri kadroya ait her türlü malî hakları ile kurumları tarafından karşılanması gereken sosyal güvenlik ve benzeri diğer hakları il özel idaresi tarafından ödenir. İzinli oldukları müddet, terfi ve emekliliklerinde hesaba katılır ve terfi haklarını kazananlar başkaca bir işleme lüzum kalmaksızın terfi ettirilirler. Bu şekilde görevlendirilenler, görevlendirme süresinin sona ermesinden itibaren onbeş gün içerisinde yazılı olarak eski kurumlarına başvurmaları halinde en geç bir ay içerisinde kadrolarına, kadroları kaldırılmış veya kadrolarına zorunlu sebeplerle atama yapılmış ise durumlarına uygun bir kadroya atanırlar”.
Denilmek suretiyle İl Özel İdaresi personeline ne şekilde ücret ödeneceği belirtilmiştir. Bunlar dışında il özel idaresi personeline ek ödemede bulunulması mümkün değildir.
“Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır……”
Bu çerçevede, 657 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı Cetvelde ve (II) sayılı Cetvelin "3-Mahalli İdareler ile Bağlı ve İlgili Kuruluşlarda" bölümünde İl Özel İdare Genel Sekreter Yardımcısı unvanına yer verilmediğinden, söz konusu personelin anılan Kanuna ekli (I) sayılı Cetvelin "I-Genel İdare Hizmetleri Sınıfı" bölümünün (i) bendine göre, öğrenim durumu ve derecesine uygun ek göstergeden yararlandırılması gerekecektir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunun Ek 26’ncı maddesinin (a) fıkrasında “Bu Kanuna ekli IV sayılı cetvelde unvanları yazılı görevlerde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödenir. Makam tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu tazminattan yararlananlara ayrıca yüksek hâkimlik tazminatı ödenmez.” denilmiş olup IV cetvelde kimlerin makam tazminatı alabilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre; IV Sayılı Cetvelin “7- Birinci dereceli kadroya atanmış olmak şartıyla; Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı kadrolarına atananlar (Bütçe Dairesi Başkanı dahil), Gelir İdaresi Grup Başkanı, Milli Kütüphane Başkan Yardımcısı, Bölge Müdürleri (Kamu İktisadi Teşebbüsleri, Belediyeler ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşlar hariç), Gümrük Müsteşarlığı Başmüdürleri, Üniversite Genel Sekreterleri ile Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları 2000” makam tazminatı alabileceği açıkça düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere sadece İl Özel İdare Genel Sekreteri için makam tazminatı öngörülmüş olup, genel sekreter yardımcısına ve il özel idaresinde görevli daire başkanlarına makam tazminatı ödenebileceğine dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Keza, 657 sayılı Kanun’a ekli IV sayılı cetvelde anılan daire başkanları Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı kadrolarına atanan daire başkanları olup il özel idaresinde görevli daire başkanları bu kapsama dahil değildir.
Dilekçi, tazmin konusu edilen makam ve görev tazminatlarını hiçbir mevzuat hükmüne dayandıramamış olup sadece Büyükşehir Belediyesi Kanunu’ndaki hükümlerle mukayese yoluna gitmişlerdir.
Ancak, Anayasanın 128’inci maddesinde, Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği; memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında da:
“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez hiçbir yarar sağlanamaz.” denilmektedir.
Bununla birlikte, il özel idaresi genel sekreter yardımcısı ve daire başkanlarına yapılan makam ve görev tazminatı ödemelerinin 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’inci maddesi hükümleri ile mukayese edilerek ödenmesi yersizdir. Zira, ilgililer İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği’nde çalışmakta olup Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’inci maddesi hükümlerinin kendilerine uygulanması mümkün değildir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’inci maddesinin ilgili hükümleri aynen aşağıdaki gibidir:
“Genel sekreter, belediye başkanının teklifi üzerine İçişleri Bakanı tarafından atanır. Genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmeti sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar ise bakanlık bağımsız daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar.
Büyükşehir belediyesi 1.hukuk müşaviri ve daire başkanları, bağlı genel müdürlüklerin daire başkanlarının yararlandığı makam ve görev tazminatından aynen yararlanırlar.”
Yukarıya alınan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, İl Özel İdaresi Kanunu’nda, sadece il özel idaresi genel sekreterliği kadrosuna atananların yararlanacakları mali haklar hüküm altına alınmış olup, Genel Sekreter Yardımcıları ve Daire Başkanları için mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’nci maddesinde ise büyükşehir belediyesi genel sekreterliği kadrosuna atananların, büyükşehir belediyesi genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananların ve büyükşehir belediyesi daire başkanlarının yararlanacakları mali haklar ayrı ayrı belirlenerek hüküm altına alınmıştır. Buna göre, eğer dilekçilerin iddia ettikleri gibi İl Özel İdaresinde çalışanlara başka kurumların tabi oldukları mevzuat hükümleri ile mukayese edilerek ödeme yapılabilecek olsaydı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 36’ncı maddesi ile Genel Sekretere yapılacak olan ödemeyi de tespit etmeye gerek kalmazdı. Zira Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’nci maddesinde Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterinin yararlanacağı mali haklar sayılmıştır.
Bu nedenle, Kanun Koyucu tarafından İl Özel İdaresi Kanunu’nda Genel Sekreter Yardımcısı ve Daire Başkanlarının Makam Tazminatı, Temsil Tazminatı ve Görev Tazminatı alabileceğine dair herhangi bir hüküm konulmamasına rağmen, Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısının ve Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanlarının yararlanacağı mali haklar gerekçe gösterilerek; İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısına 3000 gösterge rakamı üzerinden makam tazminatı ve 9000 gösterge rakamı üzerinden görev tazminatı; il özel idaresi daire başkanlarına ise 2000 gösterge rakamı üzerinden makam tazminatı ve 8000 gösterge rakamı üzerinden görev tazminatı ödenmesi mümkün değildir.
Dilekçi, ilamda yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, tazmine konu olan ödemelerle bir ilgisi bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddi ile 1322 sayılı ilamın 3. maddesiyle 14.260,13 YTL’ ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE;
- 1322 sayılı ilamın 5. maddesi ile Vali yardımcılarına, yapmış oldukları görev karşılığında İl Özel İdare bütçesinden ödenen ek ödenek üzerinden gelir vergisi kesintisinin yapılmadığı gerekçesi ile 7.750,18 YTL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; 5302 Sayılı Kanunun 28.maddesine göre Valiye ödenen encümen ödeneğinden vergi tevkifatı yapılıp yapılmayacağına dair Konya Vergi Dairesi Başkanlığından görüş sorulduğunu, Vergi Dairesi Başkanlığının 20.12.2006 tarih ve 2835 sayılı cevabi yazısına uygun işlem gerçekleştirildiğini, buna göre de vergi tevkifatı yapılmadığını, kaldı ki, vali yardımcılarından 2006 yılı temmuz, ağustos, eylül ve ekim aylarına ait kesilen gelir vergilerinin de, Gelir İdaresi Başkanlığının bu görüşüne istinaden vali yardımcılarına Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından geriye iade edildiğini,
10.07.2009 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5917 Sayılı Kanunun 36.maddesi ile "Bu Kanunun 28 nci ve 63 üncü maddeleri gereğince 4.3.2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir" Hükmü getirildiğini, buna göre Valiye 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28. maddesi gereği bu ödemenin yapıldığını, 2007 yılında yapılan bu ödemenin 5917 sayılı kanunun 36. maddesi kapsamına girdiğini,
Sayıştay 6. Dairesi her ne kadar 5917 Sayılı Kanunun 36. maddesinde "anılan düzenlemede vergi ile ilgili bir hususa yer verilmemiştir……. bu ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir" şeklinde karar vermişse de bu görüşe katılmanın mümkün olmadığını, yasa, lafzı ve ruhu ile yorumlandığında ödemeler hakkında herhangi bir borç çıkarılamayacağı, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takip işlemine son verileceği ve vergi dahil her türlü borcun sonlandırılmak istendiğinin açıkça görüleceğini, ilgili maddeye göre borcun aslı ortadan kaldırılmak istenmekte olup, aslı ortadan kaldırılan bir borçtan vergi kesilmesinin istenmesi de mümkün görülmediğini,
Verilen kararda 28. maddeye göre yanlış bir ödeme yapılması halinde bile kamu zararını ortadan kaldırırken "bu ödemelerden vergi tevkifatı kesilmemiştir, bunun tahsil edilmesi gerekir" tarzındaki bir düşünceye katılmanın mümkün olmadığını, yasa koyucunun burada bu tür ödemelerin her boyutu ile ortadan kaldırılmasına hükmettiğini,
Bunun yanı sıra 23.07.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6009 Sayılı Kanunun geçici 8. maddesinde "…….. İl Özel İdaresinde çalışan personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılmaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." Şeklinde yasal bir düzenleme yapıldığını, bu nedenle de 5302 sayılı Kanunun 28. maddesine göre encümen başkanı sıfatıyla Valiye 2007 yılında ödenen ve 6. Daire tarafından 13.04.2010 tarihinde karara bağlanan EK ÖDEME ile ilgili mali yargılamanın kaldırılması gerektiğini,
Adana Bölge İdare Mahkemesinin 24/2/2010 tarih ve 2010/882 Esas sayılı kararında "...mülki idare amirleri hizmetleri sınıfında bulunanlara yapılan ek ödemelere de vergi istisnası uygulanacağı açık olup..." şeklindeki emsal kararı bulunduğunu,
Yine Danıştay 4. Dairesinin 22/12/2008 tarih ve 2007/5848 Esas nolu kararında "...mülki idare amirleri hizmetleri sınıfında bulunanlara yapılan ek ödemelere de vergi istisnası uygulanacağı açıktır." şeklindeki kararında da açıkça görüldüğü üzere İdarenin yaptığı işlemin doğru olduğunun ortada olduğunu, bu nedenle yargılamanın kaldırılması gerektiğini, belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.
Başsavcılık karşılama yazısında; “5540 sayılı Yasa’nın ek 5 inci maddesi ile İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında eşdeğer görev yapan aynı memuriyet kıdemindeki mülki idare amirlerinin aylıklarının eşitlenmesi amaçlanmıştır. Merkez teşkilatında görev yapanlar ek ödemeler yönünden vergi istisnası kapsamında değerlendirildiklerine göre, taşrada görev yapanlarında aynı istisna kapsamında değerlendirilmeleri gerekir. Aksi takdirde kanunla amaçlanan eşitlik sağlanamaz.
Bu konuda Danıştay 4 üncü Dairesinin E:2008/1510, K:2009/94 ve E:2007/5848, K:2008/5019 sayılı kararları da bulunmaktadır.
İzah edilen nedenlerden dolayı tazmin hükmünün kaldırılmasına”, karar verilmesi yönünde görüş belirtmiştir.
Bilindiği üzere; 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesinde; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında, maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yapanların, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmektedir. Bu maddenin 1 numaralı bendinde “Hizmet erbabına ödenen ödenen ücretler ile, 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalanan hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre” vergi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.
Bu hükümlere göre; ücret ve ücret sayılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanunu’nun 61, 94, 103 ve 104’üncü maddelerine göre vergi tevkifatı yapılması suretiyle verilendirilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun “Encümen Üyelerine Verilecek Ödenek” başlıklı 28’inci maddesinde; “Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısı ödenir. “Görev ve Ek Ödenek” başlıklı 63’üncü maddesinin birinci fıkrasında da “ Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.”
01.07.2006 tarih ve 5540 sayılı Dahiliye Memurları, İl İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Devlet Memurları Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1’inci maddesiyle 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen “Ek Ödeme” başlıklı Ek 5’inci maddesinde ise “İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığı’nın uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz. Bu ödemenin yapılmasında, 27/1/2000 tarihli ve 4505 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin (c) bendi ile 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16’ıncı maddesi hükümleri uygulanmaz. Bu ödemeden yararlanan personele 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3’üncü maddesine göre ödeme yapılmaz.”
Hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümlerin tetkikinden; encümen başkanı ve üyeleri ile vali yardımcıları ve kaymakamlara iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödeme yapılabileceği sonucu çıkmaktadır. Bu ödemelerden birisi 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63’üncü maddeleri kapsamında encümen başkanı ve üyeleri ile vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödemeler, ikincisi ise 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesine göre yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır.
Buna göre, 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesinde yer alan istisna hükmü sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamakta olup, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63’üncü maddeleri uyarınca yapılan ödemeleri kapsamamakta ve bu ödemelerin, diğer kanunlarda da istisna hükmü olmaması nedeniyle eskiden olduğu gibi genel hükümler çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.
5540 sayılı Kanun ile getirilen ek ödemenin amacı, İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatındaki eş değer görevleri yapan ve aynı memuriyet kıdemindeki Mülki İdare Amirleri sınıfına dahil personelin aylıklarının eşitlenmesi ise; burada yapılması gereken, 5540 sayılı Kanuna dayanılarak yapılan ek ödeme miktarlarının, diğer Kanunlara istinaden yapılan ödemelerin gelir vergisine tabi olduğu dikkate alınarak yeniden belirlenmesidir.
Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 03.06.2011 tarihli ve 2011/240 Karar, 2010/290 Esas Sayılı Kararında açıkça gelir vergisi kesilmesi nedeniyle açılan davanın temyizi sonrasındaki direnme kararında hukuka aykırılık görülmemiş ve gelir vergisi kesileceği karara bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 5917 sayılı Kanunun 5302 sayılı kanunun 28 ve 63’üncü maddeleri gereği yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılamayacağı şeklindeki hükmü ise, ödeneğin kendisi ile ilgili olup ödenekten yapılacak kesintilerle bir ilgisi bulunmamaktadır. Ek ödeneğin gelir vergisinden istisna edildiğine dair gerek Gelir Vergisi Kanununda gerekse İl Özel İdaresi Kanununda herhangi bir hüküm bulunmadığına göre, Encümen Başkanı (Vali) ve üyelerine 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca yapılan ödemeden gelir vergisi kesilmesi gerekmektedir.
İlamda yer alan tazmin hükmünü 6009 sayılı kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirmekte mümkün değildir. Zira 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre yapılan ödemelerden gelir vergisi kesilmemesini bu Kanun kapsamında değerlendirmek de mümkün değildir.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddi ile 1322 sayılı ilamın 5. maddesiyle 7.750,18 YTL’ ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE;
Karar verildiği 22.05.2012 tarih ve 34995 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:02:02