Sayıştay 6. Dairesi 33473 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
33473
12 Haziran 2012
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2007
-
Daire: 6
-
Dosya No: 33473
-
Tutanak No: 35228
-
Tutanak Tarihi: 12.06.2012
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:
- 1218 sayılı ilamın 1’inci maddesinde, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 63 üncü maddesi uyarınca görevlendirilen kaymakamlara, yapmış oldukları bu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin yapılmaması sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle toplam 6.061,00 YTL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçi dilekçesinde özetle; 5302 Sayılı İl Özel idaresi Kanununun 63. maddesinin "görev ve ek ödenek" başlığını taşıdığını, 5540 Sayılı Kanunla İl Özel İdaresinden ek ödenek almayan mülki idare amirlerine sağlanan hakkın, esas itibariyle bir ek ödenek biçiminde düzenlendiğini, Dolayısıyla, 5540 Sayılı Kanunun ek 5. maddesinin uygulanması çerçevesinde Bakanlıkları ve Maliye Bakanlığı tarafından mutabık kalınarak hazırlanan Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan İçişleri Bakanlığı personeline yapılacak Ek Ödemeye ilişkin Usul ve Esaslar ile merkez ve taşra teşkilatında eş değer görevleri yapan aynı memuriyet kıdemindeki mülki idare amirlerinin aylıklarının eşitlenmesinin amaçlandığını, bu ödemede damga vergisi dışındaki bir kesinti yapılmadığını,
Diğer taraftan 10.07.2009 tarih ve 27284 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, 5917 Sayılı Kanunla, 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici maddede "Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir." denildiğini, bu nedenle, tarafına kişi borcu olarak çıkarılan paranın, 5917 sayılı kanun gereğince, borç takibi işlemlerine son verilmesi gerektiğini,
Ayrıca kesilen gelir vergisinin iadesi için kaymakamlar tarafından Özel İdareye karşı, Vergi mahkemesinde açılan davaların idare aleyhine sonuçlandığını belirterek mahkeme kararlarını göndermekte, bunun yanısıra aynı konu ile benzer vergi mahkemesi kararları ile Danıştay 4.Dairesinin kararını emsal göstererek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Savcılığı “Kocaeli 1. Vergi Mahkemesi kararları incelendiğinde, mahkeme kararına konu edilen ödemelerin, 2008/Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ve 2009/Ocak, Şubat, Mart dönemlerinde yapılan vergi kesintilerini kapsadığı; oysa, ilamda tazmin hükmolunan tutarlar 2007 yılına ilişkin ödemelerdir. Bu nedenle, mahkeme kararlarına istinaden ahizlerine yapılan iadelerin ilamda tazmin hükmolunan tutarlarla bir ilgisi bulunmadığından, Emsal gösterilen Danıştay Dördüncü Dairesinin konuya ilişkin kararının ise, henüz kesinleşmiş bir Danıştay kararı olmadığı düşünüldüğünden,
- madde için; 1’ inci maddede belirtilen gerekçelerle,
Temyiz talebinin reddedilerek, yasa ve yönteme uygun düzenlenmiş Daire Kararının onanmasının uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun Görev ve Ek Ödenek başlıklı 63. maddesinde;
Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verileceği, düzenlenmiştir.
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde (Değişik: 24.12.1980-2361/43 md.);
“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmez.”denilerek ücretin tarifi yapılmıştır.
Aynı Kanunun "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94. maddesinde (3946 sayılı Kanunun 22'nci Maddesiyle değişen madde. Yürürlük;1.1.1994), Kamu idare ve müesseselerinin, söz konusu maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları,
94.maddenin 1.bendinde de; Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104. maddelere göre vergi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir.
Yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 28 ve 63. maddelerine göre, Encümen Başkanı, Encümen üyeleri, Vali Yardımcıları ve Kaymakamlara yapılan ödemenin, Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde belirtilen kazançlar kapsamında bir ücret ödemesi olduğu tartışmasızdır. Çünkü Gelir Vergisi Kanunu'nun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61. maddesinde, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler ücret olarak tanımlanmış ve bu şekilde bir iş ilişkisi bulunan personele işveren tarafından yapılan ödemenin adının (ödenek, tazminat, kasa tazminatı tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması) o ödemenin ücret olma mahiyetini değiştirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, 5302 sayılı Kanun kapsamında encümen başkanı (Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödenek ve ek ödenek, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu anlamında bir ücret ödemesi olduğundan, ayrıca 5302 sayılı İl özel İdaresi Kanunu'nun 28. maddesinde de, brüt ödenek verileceği şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle kendi özel Kanununda da, yapılan bu ödemeden vergi kesintisi yapılacağına dair bir düzenleme bulunduğundan, yukarıda sayılan personele yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisinin yapılması gerekmektedir.
5540 sayılı Kanunun 1.maddesi ile 9.6.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dâhiliye Memurları Kanununa eklenen Ek Ödeme başlıklı Ek 5.maddesinde;
İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtında Mülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200'ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usûlleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmayacağı, hükme bağlanmıştır.
Söz konusu bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, encümen başkanı(Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara, iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödemede bulunulmaktadır. Bu ödemelerden biri, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ek ödeme, diğeri ise 1700 sayılı Kanun’un ek 5. maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesine istinaden yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır. Buna göre, yapılan ödemelerin dayanakları farklı olduğundan, 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesinde yer alan istisna hükmü, hukukun genel prensiplerine göre istisnai hükümlerin dar yorumlanması gerektiğinden, sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamaktadır. Ayrıca, vergi hukukunda kanunilik ilkesi geçerli olduğundan ve kıyas yasağı bulunduğundan, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesinde yer alan istisna hükmünün, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre ödenmekte olan ödeneklere de teşmili yasal olarak mümkün değildir.
Ayrıca kesilen gelir vergisinin iadesi için kaymakamlar tarafından Özel İdareye karşı, Vergi mahkemesinde açılan davaların idare aleyhine sonuçlandığını belirterek mahkeme kararları gönderilmekte ise de; mahkeme kararına konu edilen ödemelerin, 2008/Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ve 2009/Ocak, Şubat, Mart dönemlerinde yapılan vergi kesintilerini kapsadığı; oysa, ilamda tazmin hükmolunan tutarlar 2007 yılına ilişkin ödemeler olduğu ve kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Anayasanın 160’ncı maddesinde;
“……..Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararlan arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır."
832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde denetim sırasında suç teşkil eden bir fiile rastlandığı takdirde izlenecek yöntem belirtilirken ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay'ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.
Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay'ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştay'ca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir. Emsal gösterilen Danıştay Dördüncü Dairesinin 21.01.2009 günlü ve E:2008/1510, K:2009/94 sayılı kararı ile Denizli Vergi Mahkemesinin 26.12.2007 günlü ve E:2007/169, K:2007/978 sayılı kararı bozulmuş , Ancak, Denizli Vergi Mahkemesi bozma kararına uymayarak 30.03.2010 günlü ve E:2010/180, K:2010/113 sayılı kararı ile ilk kararında ısrar etmesi üzerine, davacı tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Bu defa Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nca anılan vergi mahkemesinin ısrar kararı görüşülmüş ve 03.06.2011 günlü ve E.2010/290, K:2011/240 sayılı kararında; 5302 sayılı Kanun gereğince ödenen ödeneklerden gelir vergisi kesintisi yapılmasına ilişkin açılan davayı, 5302 sayılı Kanuna göre yapılan ödemenin gelir vergisinden müstesna olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, istisna hükmünün yalnızca 1700 sayılı Kanuna göre yapılan ek ödemeyi kapsadığı gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi ısrar kararını hukuka uygun olduğu gerekçesiyle anılan ödemelerin vergiye tabi tutulması gerektiği şeklinde karar verilmek suretiyle dava süreci sonuçlandırılmıştır.
Yine dilekçi, 5917 sayılı Kanun gereğince, borç takibi işlemlerine son verilmesi gerektiğini iddia etmişse de, 5917 sayılı Kanunun 36.maddesi ile getirilen ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici 4.madde, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63.maddelerine göre yapılan ödemelerin aslına ilişkin olup, yapılan bu ödemelerin vergiye tabi olma niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.
Bütün bu nedenlerle dilekçi iddialarının reddi ile 1218 sayılı ilamın 1’inci maddesiyle toplam 6.061,00 YTL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE;
- 1218 sayılı ilamın 2’nci maddesinde, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28 ve 63 üncü maddeleri uyarınca Encümen Başkanı olan Valiye ve vali yardımcılarına ödenen ödeneklerden gelir vergisi kesintisinin yapılmaması sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle toplam 14.129,00 YTL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçi iddiaları ilamın 1’inci maddesinde olduğu gibidir.İşbu ilamın 1’inci maddesinde belirtilen gerekçelerle 1218 sayılı ilamın 2’nci maddesyle toplam 14.129,00 YTL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE;
Karar verildiği 12.06.2012 tarih ve 35228 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:02:02