Sayıştay 6. Dairesi 29456 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6
Sayıştay Kararı
29456
12 Şubat 2008
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2005
-
Daire: 6
-
Dosya No: 29456
-
Tutanak No: 29918
-
Tutanak Tarihi: 12.02.2008
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 30 sayılı ilamın 1’inci maddesiyle; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı birimlerinde kullanılan şebeke suyu için 2005 mali yılı Bütçe Kanunu 37nci maddesi (f) bendi hilafına; özel işyerlerine uygulanan tarife bedelini aşan fiyatlar baz alınarak düzenlenen ASKİ faturalarının ödenmesi gerekçesi ile 93.693,00 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir..
Dilekçiler özetle, 5277sayılı 2005 mali yılı Bütçe Kanununun 37 nci maddesinin “Kısmen ve Tamamen Uygulanmayacak Hükümler “ başlığı altında yer aldığını, bu başlık altında yazılan her fıkra ya kısmen yada tamamen uygulanmayacak hükümler olması gerekeceğinin düşünüldüğünü, bu maddenin bazı fıkralarının kısmen uygulanmaması, bazı fıkralarının tamamen uygulanmaması ve (f) fıkrasının tamamen uygulanacak hükümler içermesinin kanun düzenleme tekniğine uygun olmadığını, bu nedenle madde içeriğinin madde başlığı ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca belediyenin su faturalarındaki fiyatlandırmanın toplamda özel işyerlerine uygulanan tarifeden fazla olmayıp noksan olduğunu, belediye su faturalarında atıksu bedeli ayrı yazılmadığı ve belirtilmediği için özel işyerlerine satılan sudan daha fazla fiyata satmış olduğu izlenimi verdiğini, Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Büyükşehir belediyelerinde resmi kurumların atıksu bedeli almasında mevzuata aykırılık görülmediğini, aradaki farkın atıksu bedeli olduğunu, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının suyu kartlı sistemle aldıklarını, bu nedenle 2005 yılında yapılan su alımlarının kesin ödeme olmayıp ASKİ hesabına kredi olarak önceden gönderilmiş tutarların mahsubu olduğunu, 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunun 90.ncı maddesinin kredi mahsuplarında saymana itiraz hakkı vermediğini, bu nedenle krediye ait mahsup evrakının süresi içinde ve evrakları tam olarak Saymanlığa geldiğinde, Saymanlığın mahsup evrakını işleme alıp krediyi kapatmaktan başka yapacağı bir işleminin bulunmadığını, bu nedenle yapılan işlemden sayman olarak sorumlu tutulmaması gerektiğini, eğer bir sorumluluk söz konusu olacaksa bununda faturaya düzenleyen ASKİ kurumuna ait olması gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.
Saymanın tanımı 1050 sayılı kanunun 9. maddesinde yapılmış, görev ve sorumluluklarına ilişkin hükümlere ise, aynı Kanunun 13, 14, 22 ve 81. maddelerinde yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 13’üncü maddesine göre, saymanlar düzenledikleri belgelerin doğruluğundan ve kanunlara uygunluğundan, 14. maddesine göre de, aldıkları ve elden çıkardıkları nakit ve mallardan ve görevlerine ilişkin her türlü işlemlerden sorumludurlar. Saymanın ödeme belgesi üzerinde yaptırmak zorunda olduğu incelemenin kapsamı 81. maddede açıklanmıştır.
Saymana, 1050 sayılı Kanun çerçevesinde genel bir sorumluluk yüklenmiş bulunmaktadır. Mevzuatın açık biçimde sorumluluk dışında bıraktığı durumlar dışında yaptığı bütün işlemlerden sorumlu tutulmuştur. 1050 sayılı Kanunun yukarıda sayılan hükümlerine göre sayman, hazırlanmasında, düzenlenmesinde katkıları olmasa da, ödemeye esas olan belgelerin doğruluğundan, kanun, tüzük ve kararlara uygunluğundan sorumludurlar.
Diğer taraftan Sayıştay’ca saptanan fazla ve usulsüz ödemeleri ortaklaşa ve zincirleme tazmin ile yükümlü tutulacak görevliler, 1050 sayılı Kanunda belirtilen ve ödeme belgeleri ile eklerinde sayman, sayman vekili, tahakkuk memuru, sorumluğu üstlenen ita amiri, düzenleyen, onaylayan sıfatı ile imzası bulunan görevliler olmaktadır. Bu nedenle sorumluluk yönünden yapılan itirazları yerinde görülmemekle birlikte;
İlamda; Bütçe Kanununun 37.inci maddesinin f bendinin lafzından su–atıksu ayrımının yapılacağı, belediyelerce yapılacak fiyatlandırmada böyle bir ayırıma göre hareket edileceği sonucunun çıkmadığı, “su tarifeleri” ibaresi ile atık su dışındaki su tarifesine göndermede bulunduğu, kaldı ki, ASKİ su faturalarında atık su bedelinin yazılacağı alanın boş olduğu, bu nedenle su bedellerinin atık su bedelini de kapsadığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığı, tarife kıyaslamasında ASKİ tarafından özel işyerlerine uygulanan atık su tarifesinin dikkate alınmaksızın sadece su tarifesinin dikkate alınması gerektiği gerekçesi ile resmi kurumlarda kullanılan su tüketim bedellerine tazmin hükmü verildiği görülmüştür.
Anayasa Mahkemesinin 28 EKİM 2006 Tarih ve 26330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2005/6 Esas, 2005/93 Karar Sayısı Kararı ile iptal edilen 5277 sayılı 2005 mali yılı Bütçe Kanunu’nun 37inci maddesinin (f) fıkrasında; “f) Belediyeler ile büyükşehir belediyelerince kamu kurum ve kuruluşlarına uygulanacak su tarife bedelleri, özel işyerlerine uygulanan en düşük tarife bedelini aşamaz”.denilmektedir.Bu hükümden; belediyelerce kamu kurumlardan alınacak su bedelinin, özel işyerleri için öngörülen su tarife bedelindeki tutarı aşmayacağı anlaşılmaktadır.
1997, 1998, 1999, 2004 yılı bütçe kanunlarının ilgili maddelerinde kamu kurum ve kuruluşlarına uygulanacak su tarife bedelleri ilgili bu tür kıyaslamalarda parantez içinde atık su dahil olarak yapılacağı belirtilmiş iken 2005 yılı bütçe kanununda bu parantez içi (yani atık su ) hüküm bulunmamaktadır. 2006 ve devamı mali yılı bütçe kanunlarında ise Resmi Dairelere uygulanacak su tarife bedelleri ile ilgili herhangi kısıtlayıcı bir hüküm bulunmamaktadır.
26.5 1981 tarih ve 2464 sayılı Belediye Gelir Kanunu’nun 25.12.2003 tarih ve 5035 sayılı Kanunun 41 maddesi ile değiştirilen “Çevre temizlik vergisi” başlıklı mükerrer 44’üncü maddenin birinci, ikinci ve yedinci fıkralarında;
“Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar çevre temizlik vergisine tabidir.
Genel ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyeler, köyler, bunların kuracakları birlikler, darülaceze ve benzeri kuruluşlar ve üniversiteler tarafından münhasıran hizmetlerinde kullanılan binalar, Kızılay Genel Merkezi ile şubeleri ve kampları, Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait öğrenci yurtları ile umuma açık ibadet yerleri, karşılıklı olmak şartıyla elçilik ve konsolosluk hizmetlerinde kullanılanlarla elçilerin ikametine mahsus olan binalar, milletlerarası kuruluşlar ve bunların temsilcilikleri tarafından kullanılan binalar ile bunların müştemilatı vergiye tâbi değildir.
Su tüketim miktarı esas alınmak suretiyle hesaplanan çevre temizlik vergisi, su faturasında ayrıca gösterilmek suretiyle tahakkuk etmiş sayılır. Bu suretle tahakkuk eden vergi, su tüketim bedeli ile birlikte belediyelerce tahsil edilir. Su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan büyük şehir belediye sınırları ve mücavir alanlardaki çevre temizlik vergisi ise 20.11.1981 tarihli ve 2560 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan su ve kanalizasyon idarelerince tahsil edilir”. Denilmektedir.
2560 sayılı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanunu’nun 13 üncü maddesinin a fıkrasında, su satışı ve kullanılmış suların uzaklaştırılmasına karşılık, tarifesine göre abonelerinden alınacak ücretler İSKİ’nin gelirleri arasında sayılmış ve 23’üncü maddesinde de, su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması giderleri için ayrı tarifeler yapılacağı; tarifelerin tespiti ile tahsilata ilişkin usul ve esasların bir yönetmelikle belirleneceği ifade edilmiştir.
2560 sayılı Kanuna, 5.6.1986 tarih ve 3305 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi ile eklenen “Bu Kanun diğer Büyükşehir belediyelerinde de uygulanır.”şeklindeki ek 5’inci madde hükmü ile de anılan Kanun bütün Büyükşehir belediyeleri hakkında geçerli bir kanun haline getirilmiştir.
Dolayısıyla, 2560 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 13 ve 23’üncü maddelerinde yer alan hükümler, Büyükşehir belediyelerine, belirlemiş oldukları tarifeler üzerinden kullanılmış suların uzaklaştırılması hizmetine karşılık olmak üzere abonelerden atık su bedeli adı altında bir ücret tahsil etmelerine cevaz vermekte olup, Kanunda herhangi bir muafiyet hükmüne de yer verilmemiştir. O nedenle bütün abonelerin bu bedeli ödemesi gerekmektedir.
2560 sayılı Kanun 20.11.1981 tarihinde kabul edilmiş, 2464 sayılı Kanunun Çevre Temizlik Vergisine ilişkin mükerrer 44’üncü maddesi ise 15.7.1993 tarihinde bu Kanuna eklenmiş ve 25.12.2003 tarih ve 5035 sayılı Kanunun 41 maddesi ile değiştirilmiştir. Çevre Temizlik Vergisine ilişkin düzenleme 2560 sayılı Kanunun kabul tarihinden daha sonraki bir tarihte yapılmasına karşılık, 2560 sayılı Kanunda herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Ayrıca, sonraki tarihlerde de 2560 sayılı Kanuna, Büyükşehir belediyelerinin atık su bedeli adı altında abonelerinden aldıkları ücretten kamu kurum ve kuruluşlarının muaf tutulmaları yönünde herhangi bir hüküm getirilmemiştir. Dolayısıyla 2560 sayılı Kanunun bu konuya ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana nasıl uygulanıyorsa, bundan sonra da aynı şekilde uygulanmak durumundadır.
Bu durumda, su ve kanalizasyon hizmetleri açısından özel bir kanun olan ve bütün Büyükşehir belediyelerinde uygulanan 2560 sayılı Kanunun 13’üncü ve 23’üncü maddeleri gereğince, kullanılmış suyun uzaklaştırılmasına karşılık bir ücret olarak abonelerden tahsil edilen atık su bedelinin, 2464 sayılı Kanunun mükerrer 44’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan muafiyet hükmü kapsamında mütalâa edilmesine imkân yoktur. Dolayısıyla anılan fıkrada belirtilen binalar ile bunların müştemilâtına ait atık su bedelinin Büyükşehir belediyelerine ödenmesi mümkün bulunmaktadır.
2560 sayılı Kanunun 23’üncü maddesine göre çıkarılan ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin Abone Tanımı Başlıklı 5’inci maddesinde:” ASKİ Genel Müdürlüğü ile bir hizmet sözleşmesi yapan gerçek ve tüzel kişilere “abone” adı verilir.
a-) Su abonesi.
b-) Atık su (kullanılmış su) abonesi.
Olmak üzere 2 tür abone vardır.
Her su abonesi ayrı bir sözleşme yapmaya gerek olmaksızın aynı zamanda kullanılmış su abonesidir. Su abonesi olmaksızın su tüketenlerde atık su üreteceklerinden, bu gibilerle atık su aboneliği sözleşmesi yapılır.” Denilmektedir.
Madde hükmünden de anlaşılacağı her su abonesi ayrı bir sözleşme yapmaya gerek olmaksızın aynı zamanda kullanılmış su abonesidir.Bu nedenle resmi kurumlar doğal atık su abonesi olmaktadırlar. Su abonesi olmaksızın su tüketenlerde atık su üreteceklerinden, bu gibilerle atık su aboneliği için sözleşmesi yapılması gerekmektedir. Su Abonesi olmayan atık su abonelerinden Tarife Yönetmeliğinin 23’üncü maddesinde konut, işyeri ve resmi kurumlar için öngörülen esaslar dahilinde, yürürlükteki tarifeye göre tahakkuk ve tahsilat yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Su satış tarifesi ve atık su tarifesi anılan Yönetmeliğin 30 ve 34’üncü maddelerinde düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin 30’ncu maddesinde su satış tarifesinin, 6. Maddede sayılan abone türlerine yapılacak su satış gelirinin, 27, 28 ve 29. Maddede belirtilen yönetim ve işletme giderlerini, amortismanları ve %10’dan aşağı olmayacak şekilde belirlenecek kârı sağlayabilecek düzeyde olmasının esas olduğu,
34’ünü maddesinde de atık su tarifesinin, her su abonesinin tükettiği kadar suyu kirleteceğinden bunların uzaklaştırılması için atık su bedeli ödemekle yükümlü olduğu, tüketilen beher m3 üzerinden alınan atık su bedeli 27, 28 ve 29. Maddelerde sayılan yönetim ve işletme giderleri ile amortismanlar ve kâr oranının kanalizasyonla ilgili miktarının 29. Maddede nasıl hesaplanacağı belirtilen tahmini su satış miktarına bölünmesiyle bulunacağı, bu miktarın da tüketilen su miktarının %50’sinden aşağı olamayacağı, İşyeri ve resmi abonelerce üretilecek atık sular boşaltıldıkları kanalizasyon tesislerine ve çevreye daha çok zarar vereceğinden, bunlar için atık su bedelinin konutlara oranla daha yüksek saptanabileceği belirtilmiştir.
Yukarıda bahsedilen mevzuat hükümleri ve yargı kararları dikkate alındığında, Büyükşehir belediyelerinde kullanılmış suların uzaklaştırılması karşılığı olarak alınan atık su bedeli vergi olmayıp, hizmet karşılığı olduğundan bu hizmetten yararlanan tüm abonelerin atık su bedeli ödemeleri zorunlu olmaktadır..
Bu nedenle 2005 mali yılı bütçe Kanununun 37’nci maddesin (f) fıkrasına göre Büyükşehir belediyelerinde Resmi Kurumlar için yapılacak tarife kıyaslamalarında su tarife bedellerinin atık su dahil veya hariç olarak tespit edilmiş olmasına bakılmaksızın, özel işyerleri için uygulanan su tarifesinin toplam ( su bedeli + atık su bedeli) tutarının dikkate alınması ( yani 1 M3 su için ödenen nihai bedelin esas alınması) gerekir.
Bu açıklamalar ışığında ASKİ’nin 2005 yılında uyguladığı su tarife bedelleri incelendiğinde, Resmi kurumlar için belirlenen tarifenin toplam (Ocak ayı için 3,99) tutarının özel işyerleri için belirlenen toplam (Ocak ayı için 4,47 )tutarından düşük olduğu görülecektir.Bu nedenle yapılan ödemeler mevzuata uygundur.
Diğer taraftan 5277 sayılı 2005 mali yılı Bütçe Kanunu’nun 37inci maddesinin (f) fıkrası Anayasa Mahkemesinin 28 Ekim 2006 Tarih ve 26330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2005/6 Esas, 2005/93 Karar Sayısı Kararı ile iptal edilmiştir.
1982 Anayasasının 153’üncü maddesinde; “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar”.denilmektedir.
İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa’nın, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur.
Sayıştay ilamının hüküm tarihi 09.01.2007 tarihidir. Hüküm tarihinde 5277 sayılı 2005 mali yılı Bütçe Kanunu’nun 37inci maddesinin (f) fıkrası Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle hukuken yürürlülükte değildir. Bu nedenle söz konusu ilam hükmü bu açıdan da konusuz kalmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, 30 sayılı ilamın 1’inci maddesiyle 93.693,00 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- 30 sayılı İlâmın ikinci maddesi ile verilen 16.512,00.YTL.nin tazminine dair hükmün, aynı tazmin hükmünde Tahakkuk Memuru sıfatıyla iştiraki bulunan Ali İhsan İnce’nin başvurusu üzerine düzenlenen 12.02.2008 gün ve 29917 tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlâmı ile kaldırılmış bulunduğu anlaşılmakla dilekçinin işbu madde ile ilgili itizarı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,
Karar verildiği 12.02.2008 tarih ve 29918 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilâm tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:53