Sayıştay 5. Dairesi 48226 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

48226

Karar Tarihi

16 Şubat 2022

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2018

  • Daire: 5

  • Dosya No: 48226

  • Tutanak No: 51075

  • Tutanak Tarihi: 16.02.2022

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Sosyal denge tazminatı ödemelerinde üst sınırın aşılması;

124 sayılı İlamın 11. maddesiyle; Belediye ile … Sendikası (…) arasında imzalanan ve 01.01.2018-30.03.2019 tarihlerini kapsayan sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme uyarınca ile Hukuk İşleri Müdürlüğünde çalışan sendika üyesi personele mevzuatın öngördüğü tutarın üzerinde sosyal denge tazminatı ödendiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Sorumlu [(Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla temyiz talep eden Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni …] (aynı ilam maddesi ile ilgili olarak temyiz talebinde bulunan diğer tüm sorumluların kendi gündem sıralarında görüşülen dosyalarındaki temyiz dilekçelerinde de tamamen aynı mahiyette olmak üzere), temyiz dilekçesinde özetle;

1- ÖNCELİKLE 2012 YILINDAN ÖNCE MEVCUT SÖZLEŞMEDE BELİRLENEN SOSYAL DENGE TAZMİNATI VE DİĞER SOSYAL HAKLARA İLİŞKİN İKRAMİYE VE ULAŞIM ÜCRETLERİNİN 2018 YILINDA YAPILAN SÖZLEŞMEDE OLUŞTURABİLECEĞİ TAVAN TUTARIN YANLIŞ HESAPLANDIĞINI:

a. İlamda; … Belediye Başkanlığı (bundan sonra Belediye olarak adlandırılacak) ile … arasında 01.03.2012-01.03.2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere imzalanmış olan sözleşmenin 19/2. maddesinde mevcut; “İşveren bu toplu iş sözleşmesinin imzalanmasından sonra takip eden yıllarda tüm nakdi ödemeye tabi yardım ve alacaklar için yıllık ÜFE + % 10 fark koyarak ödemeye devam eder.” hükmü uyarınca yapılan hesaplama sonucunda 2018 yılında; Başkan Yardımcısının toplam aylık … TL, Birim Amirinin toplam aylık … TL ve memurun toplam aylık … TL alabileceği hesaplanarak, ilam konusu sözleşmede bu rakamların üzerinde ödeme öngörüldüğü tespitine ulaşıldığını, fakat hesaplamanın yanlış yapıldığını,

b. 01.03.2012-01.03.2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere imzalanmış olan sözleşmenin 19/2. maddesinde mevcut hüküm gereğince 2012 yılından sonra gelen tüm yılların (İmzalandığı ay itibariyle) Mart aylarında açıklanmış olan yıllık ortalama ÜFE + % 10 artış oranlarına göre yapılacak hesaplamanın şu şekilde olması gerektiğini;

SOSYAL DENGE TAZMİNATI:

KADRO/

YIL 2012 2013

(%2.30+%10) 2014

(%12.31+%1

0 2015

(%3.41+%1

  1. 2016

(%3,80+%1

  1. 2017

(%16.09+%l

  1. 2018

(%14,28+%1

0

BŞK YRD …

TL … TL … TL … TL … TL … TL … TL

BİRİM

AMİRİ …

TL … TL … TL … TL … TL … TL … TL

MEMUR …

TL … TL … TL … TL … TL … TL … TL

İKRAMİYELER:

YILLAR 2012 2013

(%2,30+

%10) 2014

(%12.31 + %10 2015

(%3,41+

%10) 2016

(%3.80-

%10) 2017

(%16.09+

%I0) 2018 (% 14.28+% 10

YILBAŞI,

1 MAYIS.

29 EKİM,

RAMAZAN

BAYRAMI,

KURBAN

BAYRAMI

TUTARININ

AYLIK

KARŞILIĞI …

TL …

TL … TL …

TL …

TL …

TL … TL

ULAŞIM BEDELİ

YILLAR 2(112 2013

(%2.30+%

  1. 2014

(% 12.31 + %10 2015

(%3.41 + %IO) 2016

(%3.8O+

%IO) 2017

(% 16.09+ %10) 2018 (%14.28+%10

TL … TL … TL …

TL …

TL …

TL … TL

TOPLAM GİYDİRİLMİŞ TAVAN TUTARLARI

KADR

O/VIL 2012 2013

(%2.30+%

  1. 2014

(% 12.31+% 10 2015

(%3,41+%10

) 2016

(%3,80+%l

  1. 2017

(% 16.09+%!

  1. 2018 (%14.28+%10

BŞK

YRD … TL … TL … TL … TL … TL … TL … TL

BİRİM

AMİRİ … TL … TL … TL … TL … TL … TL … TL

MEMU

R … TL … TL … TL … TL … TL … TL … TL

c. Belediye ile … arasında imzalanan ilam konusu sözleşmede belirlenen tutarların, ÜFE + % 10 artışın yıllara göre uygulanması halinde ortaya çıkan tutarların altında kaldığını, buna rağmen kamu zararına sebebiyet verildiği tespitinde bulunulmasının, hukuka uygun olmadığını,

d. İşbu dilekçede, 2012 tarihinde yapılan sözleşmede mevcut ölüm ve engelli çocuk yardımının ayrıca hesaplanmamış olup bu yardımları almaya hak kazanmış memurların tavan tutarlarının, hesaplanan meblağdan da daha fazla olması gerektiğini,

c. Keza aynı konuda Karabağlar Belediye Başkanlığı nezdinde yapılan Sayıştay incelemesi neticesinde Sayıştay 6. Dairesi tarafından verilen 12.09.2018 tarihli ve 134 sayılı İlam ile “ilişilecek husus olmadığına” karar verildiğini, karar gerekçesinde; “Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri gereği, 15.03.2012 tarihinden önce belediyeler ile sendikalar arasında imzalanmış olan sözleşmelerin uygulanmasına söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürenin sonuna kadar devam edilebilecektir. Ancak belediyeler ile sendikalar arasında imzalanan sözleşmelerin 31.12.2017 tarihinden önce sona ermesi durumunda, sona eren sözleşme uyarınca personele ödenen ortalama aylık tutarlar tavan kabul edilmek ve artırılmamak şartıyla 31.12.2017 tarihine kadar yeni sözleşme imzalanabilecektir... dönemini kapsayan tonlu sözleşmenin "Yürürlük ve Süre başlıklı 8. maddesinin a bendinde ver alan "Toplu Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren her yıl için tüm nakit ödemeye, diğer yardım ve alacaklar ÜFE veya % 10 zam, ÜFE'nin %10’un üzerinde olması halinde ise ÜFE oranında zam uygulanır.” hükmünün de dikkate alınması gerekmektedir. " denildiğini,

f. Belediyede 2012 yılından önce imzalanan sözleşmede mevcut ÜFE + %10 artış oranlarının yıllara göre hesaplanarak dikkate alınması gerektiğinin açık olduğunu,

2- HUKUKİ DEĞERLENDİRMENİN YANLIŞ YAPILDIĞINI:

a. İlamda Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Sözleşmelerinin her ne kadar Anayasa md. 90 hükmü gereğince kanun hükmünde olduğu kabul edilse dahi Anayasanın 128 inci maddesine göre de memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atamalarının, görev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceği hükmü bulunduğu, bu nedenle sosyal denge tazminatı sözleşmelerinde uygulanacak tavan tutarla ilgili usul hükümlerinin uygulanmasının zorunlu olduğu hususlarından bahsedildiğini, Anayasanın 90/5’inci maddesinde; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” hükmünün yer aldığını, işbu madde metninin gerekçesinde; “Uygulamada usulüne göre yürürlüğe konulmuş insan haklarına ilişkin milletlerarası antlaşmalar ile kanun hükümlerinin çelişmesi halinde ortaya çıkacak bir uyuşmazlığın hailinde hangisine öncelik verileceği konusundaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla 90 ıncı maddenin son fıkrasına hüküm eklenmektedir. ” denildiğini, Anayasanın 90 ıncı maddesi mevcut iken kanunla getirilmiş bir sınırın, uluslararası sözleşme hükümlerine aykırı şekilde yorumlanamayacağının, kanun hükmünün uluslararası sözleşme hükmüne üstün tutulamayacağının açık olduğunu, her ne kadar Anayasanın 128 inci maddesinden bahsedilmiş olsa da; işbu Anayasa hükmünün, uluslararası sözleşme hükmünün uygulanması zorunluluğunu ortadan kaldıran mahiyette olmadığını, zira 128 inci maddenin ikinci fıkrasında; “Ancak, mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” hükmü de bulunduğunu, AİHM’nin, sosyal denge tazminatı sözleşmelerini, toplu sözleşme olarak değerlendirmekte olduğunu, şu durumda buna aykırı kanun hükümlerinin, uluslararası sözleşme hükümlerine uygun hale getirilmesi gerektiğini, AİHM kararlarının, yine Anayasa md. 90 hükmüne göre uygulanması zorunlu kararlardan olduğunu,

b. Kamu emekçilerinin sendikal haklarının hemen hemen bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde yer almakta olduğunu, temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal hakların; özgür biçimde örgütlenme, toplu sözleşme yapma ve grev hakkını kapsadığını, bu haklar içerisinde kamu çalışanları da dahil olmak üzere bütün çalışanların toplu sözleşme yapma hakkının, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 8 temel sözleşme arasında saydığı 98 sayılı Sözleşmesinde yer almakta olduğunu, “Teşkilatlanma ve Kollektif Müzakere Hakkı Prensiplerinin Uygulanmasına Müteallik 98 No'lu ILO Sözleşmesi”nin 08.08.1951 günlü 5834 sayılı Yasayla onaylanmasının uygun bulunduğunu ve 14.08.1951 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, 98 sayılı Sözleşmenin 4 üncü maddesinin toplu pazarlık hakkını düzenlediğini, bu sözleşme uyarınca tüm çalışanların toplu sözleşme hakkı bulunduğunu,

c. Anayasa md. 90 ile birlikte sendikal hak ve özgürlükler açısından uluslararası belgeler ve sözleşmelerin kanunlar karşısında öncelikle uygulama niteliği kazandığını, yukarıda belirtilen ve onaylanan 98 sayılı ILO Sözleşmesinin iç hukukumuzla bütünleşerek bağlayıcılık kazandığını, dolayısıyla kamu emekçilerinin toplu sözleşme yapma haklarının bulunduğunu ve bunda da ücret konusunda herhangi bir sınırlama getirilmediğini,

d. Konuya ilişkin ulusal ve uluslararası yargı kararlarının da yukarıda belirtilen hususu teyit etmekte olduğunu, nitekim uluslararası düzeyde ülkemiz açısından en bağlayıcı kurumlardan olan AİHM’in de bu husustaki kararının açık olduğunu, oy birliği ile alınan 47 Avrupa Konseyi üye devletini de bağlayan kamu çalışanlarının toplu sözleşme hakkı bakımından içtihat niteliğindeki 12 Kasım 2008 tarihli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire Kararında konunun herhangi bir tartışmaya mahal vermeyecek düzeyde net bir şekilde açıklandığını, Büyük Dairenin “….-…/Türkiye” davasında “oybirliği” ile verdiği karar ile sendikal hak ve özgürlüklerle ilgili başlıca sözleşmelere ve sözleşmelerdeki kurallara göndermelerde bulunduğunu, bununla da yetinmeyerek denetim organlarının yerleşik kararlarından alıntılar yaptığını, bunların; Birleşmiş Milletlerin ülke olarak onayladığımız “ikiz sözleşmeleri”, ILO’nun 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmeleri, Avrupa Konseyinin Avrupa Sosyal Şartı ve Avrupa Birliğinin Temel Haklar Şartı ile ILO Uzmanlar Komisyonu ve Sosyal Haklar Avrupa Komitesinin kararları olduğunu, ayrıca, kamu görevlilerinin sendikal hakları konusunda Avrupa Konseyine üye devletlerdeki olumlu gelişmeleri de anımsattığını, sözleşmeyi “yaşayan bir belge” olarak gören Büyük Dairenin özetle bu davada; sendika hakkının kullanılmasının engellenmesi (…’in tüzel kişiliğinin tanınmaması) ve imzaladığı toplu iş sözleşmesinin geriye etkili olarak geçersiz sayılması ile 11 inci maddenin ihlal edildiği sonucuna vardığını, Büyük Dairenin toplu sözleşme hakkının Sözleşmemin 11 inci maddesinde sendikalar için öngörülen sendikal faaliyetlere katılma hakkının doğasında bulunan unsurlardan birisi olduğunu özellikle vurgulamak suretiyle hükümetin (kendilerinin de sözleşme imzaladığı) sendikaya … Euro tazminat ödemesine karar verdiğini,

e. Bunun yanında, Sözleşmeci Devletlerin, sözleşmeye taraf olmakla kendilerinin taraf oldukları davalarda Mahkemenin son kararlarının gereğini yerine getireceklerini kabul etmiş sayılmakta olduklarını, söz konusu bu kabulün, Mahkeme kararı ile insan hakları ihlali olarak tespit edilen durum nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi yanında ihlalin bir daha yaşanmaması için iç hukukta veya idari düzenlemelerde gerekli uygun tedbiri veya işlemi yapmayı da kapsadığını, bu itibarla yukarda anılan AİHM Büyük Daire kararının gereği olarak gerek mevcut yasal mevzuatta gerekse idari uygulamalarda kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkının kullanımının engellenmesine veya kısıtlanmasına yönelik bütün düzenlemelerin kaldırılması gerektiğini,

3- İLAMDA YER VERİLMİŞ OLAN TESPİTİN, KONU İLE İLGİLİ MEVZUAT HÜKÜMLERİNİN HATALI YORUMLANMASI NETİCESİNDE ELDE EDİLDİĞİNİ:

a. Bilindiği ve ilamda da yer verildiği üzere, 4688 sayılı yasanın 32 nci maddesinin birinci fıkrasında; “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanım Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.” düzenlemesine yer verildiğini, bu düzenleme içerisinde memurlara yapılacak ödemeler bakımından herhangi bir sınırlama; tavan uygulaması getirilmediğini,

b. Öte yandan 4688 sayılı Yasaya 04.4.2012 günlü ve 6289 sayılı Yasanın 30 uncu maddesiyle eklenen geçici 14 üncü maddesinde de; “15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri hu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 inci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihle uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” denildiğini,

c. 4688 sayılı Yasanın 32 nci maddesinin toplu sözleşme dönemi içerisinde yapılacak sözleşmelerle ilgili herhangi bir tavan getirmediğini; geçici 14 üncü madde ile de 15.03.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelerin 31.12.2015 tarihine kadar yine 32 nci madde çerçevesinde sözleşme yapabilme-yenileyebilme olanağı sağladığını,

d. Aynı zamanda 23.06.2015 tarihinde imzalanan Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin 2015-2016 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme metninin 7 nci maddesi ile 4688 sayılı Yasanın geçici 14 üncü maddesindeki; “31.12.2015” ifadesinin “31.12.2017” şeklinde değiştirildiğini, bir sonraki Toplu Sözleşmede ise “31.12.2017” ifadesinin “31.12.2019” olarak değiştirildiğini,

e. Bu itibarla ilk olarak Belediye ile ilgili sendika arasında 15.03.2012 tarihinden önce sözleşme imzalanmış olup, işbu İlama konu olan sözleşmenin ise; daha önce imzalanmış olan sözleşmenin revize edilerek yenilenmesi niteliğinde ve 4688 sayılı Yasanın geçici 14 üncü maddesi çerçevesinde 1 av içerisinde yenilenen bir sözleşme olduğunu, bu itibarla aylık tavan tutar uygulamasının bu sözleşme açısından bağlayıcılığı bulunmadığını, ilama konu sözleşmenin, önceki sözleşmelerin yenilenmesi niteliğinde olup yalnızca aynı ödeme kalemlerine ÜFE + %10 artış oranları yansıtılarak revize edildiğini, bu nedenle tavan tutarı aştığından bahisle yargılama konusu yapılmasının yersiz olduğunu,

f. Öte yandan İlamda aylık kavramının dar yorumlandığını, oysa aylık kavramının güncel olarak yalnızca gösterge ve ek gösterge toplamından ibaret değil aynı zamanda taban aylık ve kıdem aylık tutarlarının da eklenerek hesaplanması gerektiğini, temyiz konusu İlamdaki haliyle aylık kavramının, günümüz itibariyle gerek iş mahkemelerince, gerek Yargıtay içtihatlarınca, gerek memur özlük haklarına ilişkin idare mahkemelerince, gerekse Danıştay içtihatlarınca kabul gören şekilde tanımlanmadığını,

4- HARCAMA YETKİLİLERİNİN KAMI BORCUNDAN SORUMLU TUTULMASININ HUKUKA UYGUN OLMADIĞINI:

a. 5393 Sayılı Belediye Kanunumun 63 üncü maddesinde harcama yetkilisinin tanımı yapılmış olup; belediye bütçesi ile ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğunu, bu durumda yasa maddesinden çıkan tek sonucun, harcama yetkilisinin yetkisinin “belediye bütçesi ile tahsis edilen ödenek” ile sınırlı olduğunu, bu noktada harcama yetkilisinin bu ödenek ile sınırlı olarak harcama olurunu verir iken kullanabileceği inisiyatifin sınırlarına da bakmak gerektiğini, harcama yetkilisi ödenek kullanımında keyfi hareket edemeyeceği gibi, üst yöneticinin sevk ve idaresinin de dışına çıkamayacağını (İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörleri Derneği Yayını - … makalesi),

b. 5018 sayılı Yasanın 31/5’inci maddesi hükmü gereği harcama yetkililerinin bütçede öngörülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesi ile kendisine ödenek verilen harcama yetkililerinin ise ancak tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabileceklerini, ortada belediye meclisinin bütçe onayı ile sisteme girmiş bir ödeneğin ilgililerine ödenmesine ilişkin harcama talimatı verilmesi şeklinde kullanılan bir yetkinin söz konusu olduğunu, 5018 sayılı Yasanın 11 inci maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunumun 38 inci maddesi birlikte incelendiğinde belediye başkanlarının “bütçeyi uygulama” görevi bulunduğunu ve 5018 sayılı Yasada belirlenen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden kendi meclislerine karşı sorumlu olduklarını,

c. Keza 5018 sayılı Kanunun 31/3’üncü maddesindeki; “Kanunların veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin verdiği yetkiye istinaden yönelim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” hükmüne göre sosyal denge tazminatı sözleşmelerinin, belediye başkanı tarafından imzalanmakta ve ödenecek meblağın belediye meclisi kararı ile belirlenmekte olduğunu,

d. Diğer yandan 4688 sayılı Yasanın 32 inci maddesindeki “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı düzenlemeye istinaden belediye başkanın teklifi ve belediye meclisi kararı sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden belediye bütçesine konan ödeneğin ilgili kişilere ödenmesi şeklinde harcama yetkilisinin kullandığı yetkinin 5018 sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu kapsamında kamu zararı olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını, tam aksine, sözleşmede belirlenen tutar -bütçede karşılığı bulunuyor ise- zamanında ödenmemesinden kaynaklı olarak alacağa bağlı her türlü fer"i hakkın da doğması ile kamu zararına neden olunacağını, gider bütçesi üst başlığı altında sosyal ödemeler kalemi içinde yerini bulan sosyal denge ödemesi hakkında ödeme sisteminde miktarı belirlenmiş bir ödeneğin ilgilere ödenmesine ilişkin harcama talimatının verilmesinin hangi noktada harcama yetkilisinin hangi yönüyle yasaya aykırı davranmış olduğu hususu belirtilmeden “kamu zararı” oluştuğundan söz edilemeyeceğini,

e. İlamda yer aldığı üzere sözleşmenin yasaya aykırılığından söz edilmekte ise de 4688 Sayılı yasanın 32 nci maddesi son fıkrasında; “İlgili mahalli idarenin, vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik pirimi ile Mazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel ejderinin, gerçeklesen en son yıl bütçe gelirlerinin –belediyelerde yüzde otuzunu … aşması halinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz (bunun; buna aykırı bir sözleşmenin yapılamayacağına dair amir hüküm olduğunu). Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır. (bunun; sözleşmenin imzalanmasından sonra hangi koşulda hükümsüz kalacağına dair bir devam şartı olduğunu)” denildiğini, bu madde hükmü ile 4688 sayılı Yasanın 32 nci maddesi son fıkrası şartları gerçekleşmediği müddetçe sözleşmenin yasal geçerliliğini koruduğunun gayet açık olduğunu, 32 nci maddede sözleşmenin hangi koşullarda geçersiz sayılması gerektiğinin (hükümsüzlüğünün) sınırlı olarak sayıldığını (32 nci madde/son fıkra) olup, bunlar arasında “tavan tutarın üstündeki kısmın geçersizliği” bulunmadığını, Yasa Koyucunun amacı “tavan tutarın üstündeki kısmın sözleşmenin kısmi olarak geçersizliğine neden olması” olsa idi bunu 32 nci madde/son fıkra hükmünde düzenlediği gibi “geçersizlik (hükümsüzlük) şartı” olarak belirtmiş olacağını ama böyle yapmadığını,

f. Harcama yetkilisi olarak; inceleme yetkisi dışında kalan ve bir sözleşmeye bağlanarak oluşmuş bir idare borcunun doğması hasebiyle de belediye meclisinden geçen bir bütçe ile karşılığı ayrılmış olarak ödenmesi öngörülen bir kalemin fazla ödenmesi söz konusu olmadığı gibi, tam olarak belediye bütçesinde karşılığı bulunan bir miktarın sözleşmede belirtilen şahıslara dağıtımının yapılması talimatının verilmesinin de zorunlu olduğunu, yukarıda daha önce de değinildiği gibi, bütçede karşılığı olan bu kalemlerin zamanında ve tam olarak ödemesinin yapılmaması halinde doğacak bir kamu zararından söz edilebileceğini, zamanında ve tam olarak ödenmesi durumunun kamu zararına neden olmadığını, harcama yetkilisinin “sözleşmenin kısmen geçersiz sayılması gerektiğine” ilişkin olarak sübjektif görüşüyle bir belirleme yapma konusunda yasal bir yetkisi bulunmadığını, böyle bir gerçek karşısında harcama yetkilisinin oluştuğu ancak hukuki dayanağı bulunmayan kamu zararı kavramından söz edilemeyeceğini, bir sözleşmenin feshinin ancak taraflar arasında yapılacak bir uzlaşı ile veya yargısal denetim ile oluşan bir vargı kararı ile olabilecek durum olduğunu, belediye başkanının teklifi ve belediye meclisinin onayı sonrasında imzalan sözleşmenin yerindelik denetimi görevini harcama yetkilisine veren bir düzenleme bulunmadığını,

5- KAMU ZARARINDAN BAHSEDİLMEKTE İSE ORTADA KAMU ZARARI BULUNMADIĞINI:

a. 5018 sayılı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinde; “Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kanın kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” denildiğini,

b. Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararının tanımı yapıldığını, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı hallerin belirlendiğini, bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekeceğini, ikinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise. 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının: kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğunun anlaşılmakta olduğunu, nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması hallerinin sayılmadığını, ikinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde (g) bendinde ver alan “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerektiğini,

c. Yukarıda açıklamaya çalışılan nedenlerle; İlamda belirtilen hususlarda, 5018 sayılı Yasanın “71 inci maddesi tanımına giren” bir kamu zararı söz konusu olmadığını, kamu zararının belirlenmesi kıstaslarına uygun olmayan bir “hukuki tavsif” ile sorumluluk atfedilmesinin de mümkün olmadığını,

d. Bu itibarla ilk olarak 15.03.2012 tarihinden önce imzalanmış olup. 31.12.2019 tarihinden önce sona eren sözleşmelerin, sona eriş tarihini izleyen bir ay içinde 32 nci maddenin üçüncü fıkra hükümleri çerçevesinde belirtilen herhangi bir şarta bağlı olmaksızın yenilebileceği ve ilgili bu sözleşmeler uyarınca ödenen aylık ortalama ödemenin tavan tutarının bir önceki sözleşme uyarınca ödenen aylık ortalama tutar olacağı hususlarının belirtildiğini, bu sebepledir ki Sayıştay 5. Dairesinin 13.04.2016 tarihli ve 138 ilam nolu; 02.02.2016 tarihli ve 148 ilam sayılı İlamı ile; “.... Süz konusu geçici 14. maddenin son bölümünde, 11.04.2014 tarihinde uygulanan sözleşmede öngörülen hakların üzerinde bir ödemenin yapılmaması veya yasaklanması söz konusu değildir. Buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2015 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama ayık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi verilmiştir. Sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar; önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise, bu durumda idarelere 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortala aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisi verilmektedir. Başka bir deyişle, 31.12.2015 tarihine kadarki dönemde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idareler takdir yetkisi verilmiştir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, belediye ile sendika arasında imzalan toplu iş sözleşmesi ile memur ile sözleşmeli personele ödenen ve mevzuatına uygun olduğu anlaşılan … TL ile ilgili, olarak ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmiştir...” şeklinde gerekçe sunulduğunu, söz konusu Daire Kararı gerekçesi de göz önüne alındığında toplu sözleşme uyarınca memurlara ödenen ücretlerin kamu zararı oluşturmadığının açık olduğunu, nitekim benzer konuya ilişkin Bayraklı Belediyesi hakkında verilen Sayıştay 6. Dairesinin 232 sayılı İlamında Daire Üyesi …’un karşı oy gerekçesinde; “Ancak uygulamada belediye personeline ödenen sosyal denge tazminatının tavan tutarının belirlenmesine esas teşkil eden aylık kavramının dar anlamda yorumlanmasından kaynaklanan bir tereddüt meydana gelmektedir. Zira toplu sözleşmede bahsedilen aylık kavramı sadece gösterge ve ek gösterge aylıklarının toplamını ifade etmektedir. Bu tanıma taban aylık ve kıdem aylık tutarlarını da dahil etmek suretiyle sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin tavan tutarın tespit edilmesi gerekir. Çünkü aylık kavramı ve kapsamı 657 Sayılı Kanun’un 50 yılı aşan uygulama sürecinde değişiklikler geçirmiştir. Aşman aylık unsurunun yerine yeni ve ek unsurlar ilave edilmiştir... Özetle “en yüksek devlet memuru aylığı”nın geniş anlamda ve güncel yorumu dikkate alındığında, … … Belediyesi tarafından personele ödenen sosyal denge tazminatı ödemesinin aylık tutarlarının kamu zararı meydana getirecek bir meblağa ulaşmadığı değerlendirilerek çoğunluk görüşüne katılmıyorum” dediğini, ayrıca işbu Karara ilişkin temyiz kararının karar düzeltme başvurusu sırasında alınan ve Sayıştay Temyiz Kurulunun 15.05.2019 tarihli ve 46235 sayılı Kararında yer verilen Başsavcılık Mütalaasında da; “dolayısıyla önceki sözleşmede belirtilen ödeme kalemlerindeki yıllık artış oranında artış yapılabileceği ,.. sosyal denge tazminat hükümlerinin, andan kanuna aykırılık teşkil etmediği ve bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı ...” yönünde görüş bildirildiğini, sonuç olarak;

  • Matematiksel yönden hesaplama hatası yapıldığını,

  • Hukuki yönden değerlendirildiğinde ise; Belediyede görev vanan kamu görevlileri ile toplu sözleşme yapılmasının önünde herhangi bir hukuki engel bulunmadığı gibi 4688 sayılı Yasanın veya bu Yasa uyarınca yapılmış olan tonlu sözleşmelere konulan hükümlerin, uluslararası antlaşmalar ve uluslararası mahkeme kararları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ve ancak bu sözleşmelere ve uluslararası mahkeme kararlarına uygun düzenlemelere sahip bulundukları sürece hukuki kıymete haiz olduğunu; çelişme halinde ise çelişmelerin Anayasanın 90/5’inci maddesi uyarınca ve uluslararası sözleşmeler ve uluslararası mahkeme kararları lehine çözümlenmesi ve uygulamanın da hu çerçeve içerisinde yorumlanması gerektiğini, öte yandan ve Sayıştay 5. Dairesi’nin 13.04.2016 tarihli ve 138 ilam nolu; 02.02.2016 tarihli ve 148 karar sayılı İlamı ve Sayıştay 6. Dairesi tarafından verilen 12.09.2018 tarihli ve 134 sayılı İlam da göz önüne alındığında, kamu zararına yol açılmış olduğu tespit ve değerlendirmelerin hatalı olun hukuka aykırı olduğunu

İfade etmek suretiyle yukarıda açıklamaya çalıştığı ve Kurulumuzca resen gözetilecek gerekçeler çerçevesinde tazmin hükmünün kaldırılması gerektiği hususunu Kurulumuzun bilgisine arz etmiştir.

Başsavcılık mütalaasında özetle; sorumlunun temyiz dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususların, yargılamaya esas raporda yer alan açıklamalarından ve iddialarından oluşmakta olup, yargılama sürecinde ileri sürülen açıklamaların ayrıntılı olarak karşılandığının görüleceği ifade edildikten sonra; temyiz talebine ilişkin Savcılığın görüşünün; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesinde, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceğine, ödenebilecek tazminatın aylık tutarının 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirleneceğine; 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde ise, sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarının ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendika ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabileceğine ilişkin hükümlerin yer aldığı, nitekim, 4688 sayılı Kanunun 28-32 maddelerine dayanılarak akdedilmiş olan 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşmenin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme bölümünün 1 inci maddesinin birinci fıkrasında da; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100'üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutan aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.” denilmek suretiyle, yerel yönetimlerde çalışan kamu görevlilerine ödenebilecek sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarı ile tazminatın hangi usul ve esaslara göre belirleneceğinin hüküm altına alınmış bulunduğu, diğer taraftan,

Anayasanın 128 inci maddesinde;

“….

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.

...”,

53 üncü maddesinde;

Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.

Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.

Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir."

Hükümlerinin yer aldığı bu hükümler ile Anayasanın, kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının, kanuni düzenleme dışında toplu sözleşme imzalanması yoluyla veya uzlaşma sağlanamaması durumunda taraflardan en az birinin başvurmasıyla Kamu Görevlileri Hakem Kurulu tarafından belirlenmesi imkânını getirdiği, Anayasa hükmü gereğince toplu sözleşme sistemine geçilmesi ile birlikte kamu görevlilerinin toplu pazarlık hakkına kavuştuğu ve ilgili tarafların anlaşması halinde başka bir onay veya yasal düzenlemeye gerek kalmadan toplu sözleşme yapmak suretiyle kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının belirlenmesi konusunda nihai kararların alınmasının sağlandığı, Sayıştay kararlarında da ifade edildiği üzere, temel hak ve özgürlüklerden olan sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme yapma özgürlüğünün uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alındığı, ancak uluslararası sözleşmeler ile bu haklara ilişkin genel çerçeve çizilmiş olup mali ödemeler gibi ayrıntılı konular hakkında bir düzenleme yapılmadığı, uluslararası sözleşmeleri imzalayan ülkelerin birbirinden farklı sosyo-ekonomik durumları ve mali güçleri dikkate alındığında uluslararası sözleşmeler ile bu türden ayrıntıların belirlenmesinin mümkün görünmediği, ILO sözleşmelerinde de sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme hakkının korunmasına ilişkin temel hükümler yer almakta olup bu özgürlüklerin uygulanmasına ilişkin düzenlemelerin ülkelerin kendi iç hukuk metinlerine bırakıldığı, ayrıca, 4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde, 15/03/2012 tarihinden önce idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebileceği, sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idarelerin, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere sözleşme yapabileceği, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde, üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabileceği ve bu şekilde yapılacak ödemelerin kazanılmış hak sayılmayacağı hususlarının hükme bağlandığı, toplu sözleşmeler ile bu maddede geçen 31/12/2015 tarihinin 31/12/2019 tarihine kadar uzatıldığı, bu hükmün, 15/03/2012 tarihinden önce toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerde öngörülen ortalama aylık ödeme tutarının, anılan Kanunun 28-32 maddelerine dayanılarak yapılan sözleşmelerle belirlenen aylık sosyal denge tazminatı tutarından fazla olması halinde bu tutarın aylık tavan tutar olarak esas alınabileceğini öngörmekte olduğu, nitekim 15/03/2012 tarihinden önce yapılan ortalama aylık ödeme tutarının 4688 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde imzalanmış olan toplu sözleşmelerde belirlenmiş olan aylık ortalama tavan tutarın altında kalması nedeniyle söz konusu geçici 14 üncü madenin uygulama imkanının kalmadığı, diğer bir ifadeyle Kanun Koyucunun bu maddeyle, mevcut sözleşmeleri gereği daha sonra toplu sözleşmeler ile belirlenecek tavan tutardan daha fazla tutarlarda sosyal denge ödemesi almakta olan belediye personelinin o anki mevcut ekonomik durumlarını belli bir süre korumak maksadıyla bir geçiş uygulaması getirdiğinin çok açık olduğu, bu maddeden farklı bir anlam çıkarmanın mümkün olmadığı, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; belediyelerde görev yapan kamu görevlilerine toplu sözleşmeyle belirlenmiş olan aylık tavan tutarı geçmemek üzere belediye başkanı ile yetkili sendika temsilcisi arasında imzalanacak sözleşmede belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde sosyal denge tazminatı ödenebileceği, bu çerçevede ödenebilecek sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarının 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşmenin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme bölümünün 1 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 100'ü olduğu, yani 2018 yılı için ilk 6 aylık dönemde (9500 x …) brüt … TL, ikinci 6 aylık dönem için (9500 x …) brüt … TL olduğu, Anayasanın 128 inci maddesinde hükme bağlandığı üzere memurlara mali ve sosyal hak kapsamında bir ödeme yapılabilmesi için bunun mutlaka bir kanunla düzenlenmiş olması veya toplu sözleşme ile bağıtlanmış olması gerektiği, dolayısıyla, ilgili mevzuat hükümlerine göre yürürlüğe konulan toplu sözleşme gereğince en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 100'ünün esas alınmak suretiyle hesap edilecek brüt tutarın dışında yapılan ödemelerin mevzuata aykırı olarak yapılmış ödemeler olduğu, bir kez daha ifade edecek olursak, ilgili mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, belediyelerde yetkili sendika ile belediye başkanı arasında imzalanacak sözleşmelere sadece, belediye ve bağlı kuruluşlarda çalışan kamu personeline sosyal denge tazminatı ödenebileceğine ve ödenecek tazminatın tutarına ilişkin hükümler konabileceği, adı ne olursa olsun, sözleşmeye başka maddeler ekleyerek bu tazminat dışında ödeme yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, çünkü 4688 sayılı Kanun ile belediyelerin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sağlanan ayrıcalığın sadece sosyal denge tazminatı ödenmesinden ibaret olduğu; bu itibarla, talebin reddedilerek Daire kararının onaylanmasına karar verilmesinin uygun olacağı şeklinde olduğu belirtilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Konunun Esası Yönünden İnceleme:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” kenar başlıklı 53 üncü maddesinde; “… Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.

Yerel yönetimlerde çalışan kamu personeline hangi usul ve esaslara göre sosyal denge tazminatı ödeneceği 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 32 nci maddesinde, ödenecek tazminatın aylık tutarına ilişkin tavan tutar ise 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesinde belirtilmiştir.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32 nci maddesini birinci fıkrasında; “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. …” denilmektedir.

30.06.1989 tarih ve 20211 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 11.04.2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6289 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33 üncü maddesiyle eklenen ek 15 inci maddede ise; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” hükmü bulunmaktadır.

Bununla birlikte, 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme”nin yerel yönetim hizmet koluna ilişkin düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün 1 inci maddesine göre; belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 100’üdür. Sosyal denge tazminatının yapılması yönünde yapılacak sözleşmelerde tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı belirlenebilir.

4688 sayılı Kanuna 6289 sayılı Kanun ile eklenen geçici 14 üncü maddede; “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” denilmek suretiyle 15.03.2012 tarihinden önce akdedilen sözleşmelerin yeni dönemdeki durumunun ne olacağı, bu sözleşmelerin 31.12.2015 (31.12.2015 tarihi Üçüncü Dönem Toplu Sözleşme ile 31.12.2017 tarihine kadar, Dördüncü Dönem Toplu Sözleşme ile 31.12.2019 tarihine kadar, 28.08.2019 tarih ve 2019/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararı gereği olarak da 31.12.2021 tarihine kadar uzatılmıştır.) tarihinden önce sona ermesi halinde yeni sözleşmelerin hangi şart ve kurallara bağlı olarak imzalanacağı ve tavan tutarın ne olması gerektiği gibi hususlara yer verilmiştir.

Buna göre; 15.03.2012 tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa, bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerle 31.12.2021 tarihinden önce sona ermesi durumunda 31.12.2021 tarihine kadar toplu sözleşme dönemleriyle sınırlı olarak ve üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde yeni bir sözleşme imzalanabilecek, ancak eski sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarın 4688 sayılı Kanun’a göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda geçici 14 üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yani 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilecektir. Başka bir deyişle, 31.12.2021 tarihine kadarki dönemde, yenilenen sözleşme ile personele ödenen meblağ, (genel) toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise, yüksek olan bu tutarların (yeni hükümler ihdas edilmek suretiyle) artırılması mümkün değildir. Diğer taraftan bu dönemde, 4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinin yürürlük tarihi olan 11.04.2012 tarihinde uygulanmakta olan sözleşmede öngörülen sosyal denge tazminatı tutarı, akdedilen toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutar, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar olan en yüksek devlet memuru aylığı (ek göstergeler dâhil) kadar olabilecektir.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre; 2018 ve 2019 yıllarını kapsayan Üçüncü Dönem Toplu Sözleşmede Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Tazminat Tavan Tutarı 2018 yılında; 01/01/2018-30/06/2018 tarihleri arasında aylık brüt … TL (9500 x …), 01/07/2018-31/12/2018 tarihleri arasında ise aylık brüt … TL (9500 x …) olarak gerçekleşmektedir.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda temyize konu ödemeler değerlendirilecek olursa;

Belediye ile ilgili sendika arasında 01.03.2012 tarihinde bağıtlanarak akdedilen ve 01.03.2012-28.02.2014 dönemini kapsayan (İdarece toplu iş sözleşmesi olarak adlandırılmış) sosyal denge sözleşmesinin “ÇALIŞMA KOŞULLARI, MALİ VE SOSYAL HAKLAR” başlıklı 3. Bölümünün çeşitli maddelerinde;

“MADDE 16 - MALİ HAKLAR:

A. ... üyesi çalışana her ay 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre verilen ücrete ilave olarak işverence memurlara net …-TL, birim amirlerine …-TL ve başkan yardımcılarına …-TL Toplu Sözleşme Ücreti ödenir.

B. ... üyesi ve görev gereği' toplu ulaşımdan ücretsiz yararlananlar hariç tüm memur personele aylık ….-TL nakit ulaşım bedeli ödenir.

MADDE 17 - İKRAMİYE:

A. Yılbaşı için her Memura net ….-TL İkramiye ödenir.

B. 1 Mayıs İşçi bayramı için her Memura net …-TL İkramiye ödenir.

C. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için her Memura net …-TL İkramiye ödenir.

D. Ramazan bayramı için her Memura net …-TL İkramiye ödenir.

E. Kurban bayramı için her Memura net …-TL İkramiye ödenir.

MADDE 18 - DİĞER YARDIMLAR:

a) İşveren ölen memurun mirasçılarına ve 1 nci derece yakın akrabalarından birini kaybeden memura toplam …-TL ölüm yardımı öder.

b) Çocuklarından %40 ve üzeri engel durumu olduğunu resmi sağlık kurullarından alman heyet raporu ile belgeleyen ... üyelerine her ay engelli çocuk başına net …-TL ödenir.

c) 8 Mart Kadınlar Gününde “Kadın Memurlar” idari izinli sayılır.

MADDE 19 - YÜRÜRLÜK VE SÜRE:

  1. Bu toplu iş sözleşmesi 01/03/2012 tarihinde başlayarak 01. 03. 2014 tarihinde sona erer.

  2. İşveren, bu toplu İş Sözleşmesinin imzalanmasından sonra takip eden yıllarda, tüm nakdi ödemeye tabi diğer yardım ve alacaklar için yıllık ÜFE+%10 fark koyarak ödemeye devam eder.

  3. Yeni sözleşme görüşmelerine en erken eski sözleşmenin bitim tarihinden 30 gün önce başlanır.

  4. Yeni sözleşme imzalanıncaya kadar eski sözleşme hükümleri hizmet akdi hükmü olarak devam eder. ”

Hükümleri yer almaktadır.

İşbu temyize konu 31.12.2017 tarihinde imzalanan ve 01.01.2018-30.03.2019 dönemini kapsayan sosyal denge sözleşmesinin “Mali Haklar” başlıklı 6. Bölümünün Çeşitli maddelerinde ise;

“MADDE 26 - MALİ HAKLAR:

a) Her ay 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre verilen ücrete ilave olarak işverence sözleşmeli personele Net : …-TL, memurlara Net : …-TL, Birim Sorumlularına (Müdür ve müdür vekillerine) Net :…-TL, ve başkan yardımcılarına Net : …-TL Toplu Sözleşme Ücreti ödenir.

b) Ücretsiz izin alan Memur ve Sözleşmeli personeller izinli bulundukları sürelerde aylık verilen toplu sözleşme ücreti (İyileştirme ve Ulaşım yardımı) haklarından yararlanamazlar.

MADDE 27 - İKRAMİYE:

a) Yılbaşı için her memur ve sözleşmeli personele Net: …-TL ikramiye ödenir.

b) 1 Mayıs İşçi Bayramı için memur ve sözleşmeli personele Net: …-TL ikramiye ödenir.

c) 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı İçin memur ve sözleşmeli personele Net: …-TL İkramiye ödenir.

d) Ramazan Bayramı için memur ve sözleşmeli personele Net: …-TL ikramiye ödenir.

e) Kurban Bayramı için memur ve sözleşmeli personele Net: …-TL ikramiye ödenir.

MADDE 28 - ULAŞIM YARDIMI:

25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018-2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşmenin, Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme başlıklı 4. Bölümünde yer alan, Toplu Taşıma Kartı başlıklı 12. Maddesinde ki; "Biiyükşehir kapsamına giren illerdeki belediyelerde veya biiyükşehir belediyelerine bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarda çalışmakta olan kamu görevlilerine toplu taşıma araçlarından yararlanacak şekilde mesaiye geliş ve gidişlerinde kullanılmak üzere toplu taşıma kartı verilebilir'' hükmüne istinaden İşveren, 25.08.2017 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklara Dair Toplu Sözleşmenin Toplu Taşıma Kartı başlıklı 12. Maddesine istinaden çalışanlara toplu taşıma kartı verir. 6360 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile Büyükşehir Belediyesi sorumluluk sahasının il mülki sınırı olarak genişletilmesi, kamu hizmetinin yürütülmesi ve kesintisiz olarak sürdürülmesini teminen çalışanlara işyerlerine gidiş ve gelişlerinde kullanmak üzere verilen toplu taşıma kartına işverence yüklenecek miktar aylık 104 binişten az olamaz.

İşveren, 01/01/2018 tarihinden itibaren iş bu Toplu İş Sözleşmesi kapsamındaki çalışanlara; Görev gereği toplu ulaşımdan ücretsiz yararlananlar (Başkan Yardımcıları) hariç tüm memur ve sözleşmeli personele Toplu taşıma kartı verilinceye kadar ulaşım bedeli olan aylık Net: … TL öder.

İşveren … Büyükşehir Belediye Meclisinin kararı doğrultusunda toplu taşıma ücretlerine yapılacak olan zammı ekleyerek ödemeye devam eder.

MADDE 29 - DİĞER YARDIMLAR:

a) İşveren tarafından, ölen memur ve sözleşmeli personele kanuni mirasçılarına veya 1 nci derecede yakın akrabalarından birini kaybeden memur ve sözleşmeli personele Net: …-TL ölüm yardım ödenir.

b) Çocuklarından % 40 ve üzeri engelli durumu olduğunu resmi sağlık kurullarından alınan heyet raporu ile belgeleyen memur ile sözleşmeli personele her engelli çocuğu için her ay Net:…-TL engelli yardımı ödenir.

MADDE 30 - YÜRÜRLÜK VE SÜRE:

a) İşveren, bu toplu İş Sözleşmesinin imzalanmasından sonra takip eden yıllarda, iş bu sözleşmenin altıncı bölümünde düzenlenen Mali Haklar, İkramiye ile Diğer Yardımlar kısmındaki ödemeler için yıllık Y-ÜFE+%10 fark ve memur maaş katsayı (Yıl içerisinde) artışındaki zam oranı eklenerek ödemeye devam eder.

b) Yeni sözleşme görüşmelerine en erken eski sözleşmenin bitim tarihinden 30 gün önce başlanır.

c) Yeni sözleşme imzalanıncaya kadar eski sözleşme hükümleri hizmet akdi hükmü olarak devam eder.

d) 29 Esas maddeden oluşan ve 31/12/2017 tarihinde, taraflarca 4 suret olarak imzalanan işbu Toplu İş Sözleşmesi 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe girer ve 30/03/2019 tarihinde sona erer.”

Hükümleri yer almaktadır.

İlk sosyal denge Sözleşmesinin 11.04.2012 tarihinden önce 01.03.2012 tarihinde bağıtlanması hasebiyle, sözleşmenin 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ikinci yıla ilişkin artışlar yapıldıktan sonra bahsi geçen sözleşmenin “Mali Haklar” başlıklı 16. maddesi [(a) bendinde sözleşme ücreti, (b) bendinde ise ulaşım yardımı] ile “ikramiye” başlıklı 17 nci maddesi uyarınca ödenmesi gereken aylık sosyal denge tazminatı tutarı şu şekilde hesaplanmaktadır;

2012- 2014 Yıllarına Ait Sözleşmeye İstinaden 2018 Yılında Unvanlara Göre Ödenmesi Gereken Maksimum Sosyal Denge Tazminatının Hesabı

Sözleşme Ücreti (TL) Ulaşım Yardımı (TL) İkramiye (TL) * Aylık Ödenmesi Gereken Toplam (TL)

Başkan Yardımcısı … … … …

Birim Amiri … … … …

Memur … … … …

İkramiye; yılbaşında … TL, 1 Mayısta … TL 29 Ekimde … TL, Ramazan Bayramında … TL ve Kurban Bayramında … TL olmak üzere Toplam … TL’nin aylık tutarı …/12 = … TL şeklinde hesaplanmıştır. Ölüm yardımından faydalanan personelin aylık alabileceği tutar …/12 = … TL, Engelli yardımı alan personelin ise aylık alabileceği tutar … TL artış gösterecektir.

Yukarıda mevzuat hükümleri doğrultusunda yapılan açıklamalarda da değinildiği üzere; 4688 sayılı Kanun’un geçici 14 üncü maddesinde belirtilen 15/03/2012 tarihinden sonra, 31/12/2021 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte (11.04.2012) uygulanan ve 01.03.2012 tarihinde bağıtlanan sözleşme uyarınca unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen ortalama aylık tutarın tüm memurlar için geçerli genel toplu sözleşmeye göre belirlenen tavan tutardan fazla olduğunda tavan olarak esas alınması gerektiği kuralı karşısında unvanlara göre ödenmesi gereken maksimum sosyal denge tazminatı tutarları;

 Memurlar için ilk 6 aylık dönem: … TL (Ortalama Aylık Tavan)

 Ölüm yardımından faydalanan memurlar için ilk 6 aylık dönem … TL (Ortalama Aylık Tavan)

 Memurlar için ikinci 6 aylık dönem: … TL (Genel Tavan)

 Engelli yardımından faydalanan memurlar için 12 aylık dönem … TL (Ortalama Aylık Tavan)

 Birim amirler için 12 aylık: … TL (Ortalama Aylık Tavan)

 Başkan Yardımcıları için 12 aylık: … TL (Ortalama Aylık Tavan)

Şeklinde olacaktır.

4688 sayılı Kanun’un geçici 14 üncü maddesi, 15.03.2012 tarihinden önceki sözleşmelerde mevcut bulunan mali hükümlere sözleşme süresi sonuna kadar veya 31.12.2021 tarihine kadar cevaz verdiğinden ve 15.03.2012 tarihinden sonra yapılacak sözleşmelerde yeni gelir getirecek mali hükümler ihdas edilemeyeceğinden; 31.12.2017 tarihinde imzalanan ve 01.01.2018-30.03.2019 dönemini kapsayan sosyal denge sözleşmesine istinaden ilgili personele yeni mali haklar getirilmesinin 01.03.2012 tarihli sözleşme ile yukarıda rakamsal olarak ifade edilen unvan bazında ödenebilecek tavan tutarların üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesine yol açtığı ve bu suretle kamu zararına neden olduğu görülmektedir.

Söz konusu sözleşme ile sözleşme tutarı olarak belirlenen rakamlar yukarıda belirtilen tavan tutarların üzerinde olduğundan, diğer mali hükümler olan ikramiye ve ulaşım yardımı tutarları tamamen kamu zararı olarak belirlenmiştir. Nakit yönetiminden dolayı idare ilk 5 ayda tamamını yatırmadığı sözleşme ücretini Mayıs ayında toplu olarak ödenmiş ve ilk 5 ayda ödenen tutarların da belirtilen tavanların üzerinde olduğu tespit edilmiştir.

Temyiz talebinde bulunan sorumlular, birebir aynı nitelikteki temyiz dilekçelerinde hülasa; Belediye ile adı geçen sendika arasında imzalanan sözleşmenin ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve kararların gereğinin tam ve eksik olarak yerine getirilmesinin zorunluluk arz ettiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde tesis edildiğini, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi ile getirilen “sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere” hükmünün, sendikal örgütlülüğün ayrılmaz bir parçası olan toplu iş sözleşmesi hakkının kullanımına yönelik kısıtlama getirdiğini, bu durumun ILO’nun 87, 98 ve 151 sayılı Sözleşmelerine, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 23 üncü maddesine, Avrupa Sosyal Haklar Sözleşmesinin 6 ncı maddesine, Yerel Yönetimlerde Mali ve İdari Özerkliği düzenleyen Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Sözleşmesinin 6 ncı maddesine açıkça aykırılık teşkil etmesi nedeniyle, Türkiye’nin taraf olduğu ve usulüne uygun bir şekilde onaylanan uluslararası sözleşmeler ile yasal mevzuatın çelişmesi halinde Uluslararası Sözleşme hükümlerinin belirleyici olduğunu hüküm altına alan Anayasanın 90 ıncı maddesine göre; anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa hükümlerine aykırı olduğunu, sosyal denge tazminatı ödemeleri ile ilgili bağıtlanan her üç sözleşmenin de maddi yönden aynı içeriğe sahip olup sözleşmelerin geçerli olduğu süre içerisinde yeni sözleşme yapılıncaya kadar herhangi bir kalemde artış yapılmadığını (sözleşmelerdeki ÜFE ya da Y-ÜFE+% 10/maaş katsayısı hükümlerine göre sözleşme süresi dâhilinde yapılan yıllık artış hariç), ilk sözleşmede öngörülen (ve güncellemeye konu olan) ödemelerin 4688 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde sayılan ödemeler kapsamında olduğunu, 01.03.2014-31.12.2015, 01.01.2016-31.12.2017 ve 01.01.2018-30.03.2019 dönemlerini kapsamak üzere bağıtlanan sözleşmelerin 01.03.2012 tarihinde 01.03.2012-28.02.2014 dönemini kapsamak üzere bağıtlanan eski sözleşmenin tarihsel bir güncellemesinden ibaret olduğunu belirtmiş iseler de; 2010 yılı öncesinde kamu görevlisi olan memurların toplu sözleşme hakkı bulunmamakta ve sadece yetkili sendika ile hükümet arasında toplu görüşmeler yapılmaktayken, Anayasanın “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde 2010 yılında yapılan değişiklik sonucunda ilgili madde:

“İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.

Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.”

Şeklinde değiştirilmiştir.

Söz konusu anayasa değişikliği ile yapılan düzenlemenin gerekçesinde; Anayasanın 51 inci maddesinin dördüncü fıkrasının, sendika özgürlüğünü iş kolu ile sınırlamakta ve aynı zamanda aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamayacağını hükme bağlamakta olduğu, bu düzenlemenin ILO sendika özgürlüğüne ve örgütlenme hakkının korunmasına ilişkin 87 sayılı sözleşmesine aykırı olması sebebiyle 51 inci maddenin dördüncü fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı belirtilmektedir.

Dolayısıyla, memurların toplu sözleşme hakkı mevcut olup, 2010 Anayasa değişikliği ile ve akabinde buna uygun olarak düzenlenen 4688 sayılı Kanun ile durum çözüme kavuşturulmuş olup, iç hukuk düzeni ile uluslararası antlaşmalar arasında ihtilaf olabilecek bir husus kalmamıştır.

Diğer taraftan, Anayasanın 90 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesindeki; “… Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” hükmünün sınırı aşan ödemeler ile ilgisi bulunmamaktadır. Nitekim her ülkenin ve bölgenin gelişmişlik düzeyleri birbirinden farklı olması dolayısıyla iç hukuki düzenlemelerle belirlenmiş olan limitlerin, uluslararası antlaşmalarla çelişmesi gibi bir durum söz konusu olamayacaktır. Uluslararası sözleşmelerin genel ve temel kriterleri belirlemesi dışında mali haklara yönelik olarak sınırsız bir ödeme öngörmesi, ulusal düzeydeki karar alma mekanizmalarını da ortadan kaldıracaktır.

Tavan tutar uygulamasının Anayasaya aykırı olup olmadığı konusunda; Anayasa normlar hiyerarşisinde kanunlar ve uluslararası sözleşmelerin üzerinde, tek başına en tepede yer almakta olup, Devletin sosyal ve ekonomik alandaki görevlerinin sınırı Anayasanın 65 inci maddesinde belirlenmiştir. Anayasanın “Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı söz konusu maddesinde; “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.” denilmiştir. Buna göre sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler kapsamında yer alan toplu sözleşme hakkı (Anayasa md.53) kapsamında devletin görevlerinin sınırı, Anayasanın 65 inci maddesi ile belirlenmiş olup, 4688 sayılı Kanunla sosyal denge ödemelerine getirilen tavan tutar uygulaması da kaynağını buradan almaktadır. Bu anlamda toplu sözleşme hakkı sınırsız bir hak gibi düşünülemeyeceğinden, Anayasa hükmü gereği Kanunla getirilen tavan tutar uygulamasının uluslararası antlaşmalara ve dolayısıyla da Anayasaya aykırı olduğu söylenemez.

Tavan tutar uygulamasında en yüksek devlet memuru aylığının hesabına ilişkin itirazlara gelince; 657 sayılı Kanunun “Memurlara ödenecek aylık tutarları” başlıklı 155 inci maddesinde; “Bu Kanun’un 36. maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, Genel Bütçe Kanunu’nda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonucunda bulunacak miktarlar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir.” denilmekte olup, buna göre aylık tanımı 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade etmektedir. Aylık tanımının içerisine aylık gösterge ve ek gösterge dışında kalan diğer ödeme unsurlarının da alınması gerektiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Nitekim Danıştay 1. Dairesinin 06.05.1999 tarihli ve 1999/81 K. sayılı Kararında da;

  • 657 sayılı Kanunun 155 ve 43/(B) maddesine atıf yapılarak aylık tanımının, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiği,

  • Aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kısmen ya da tamamen kapsayacak şekilde ancak yeni bir yasal düzenlemeyle değiştirilebileceği,

  • Böyle bir düzenleme yapılmadıkça 657 sayılı Kanunda yer alan aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kapsayacak şekilde yorum yoluyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı,

  • Yılda iki maaşı geçmeyen ikramiye uygulamasına ilişkin tutarın hesaplanmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımı yapılan aylık tutarın dışında kalan diğer ödeme unsurlarının dikkate alınmasına hukuken olanak bulunmadığı

Kararlaştırılmıştır. Sorumlular, aylık kavramının dar yorumlandığını ve bu yorum üzerine kamu zararı hükmünün inşa edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmekte iseler de; 657 sayılı Kanun’un açık hükmü karşısında farklı bir uygulama hukuki bir gerekçeye dayanmayacaktır. Bu sebeple en yüksek devlet memuru aylık hesaplamasına ilişkin itirazlar da yerinde değildir.

Bu çerçevede, ulusal ve uluslararası düzenlemeler bir arada değerlendirildiğinde yukarıda da zikredildiği gibi; “tavan” olarak kabul edilen ve 2012 yılında ilgili personele unvanlar itibariyle ödenen ortalama aylık tutarın artırılması mümkün değilken, 2017 yılı sonunda imzalanan sözleşmede, çalışan personel lehine yeni mali haklar getirilerek 4688 sayılı Kanun’un geçici 14 üncü maddesine aykırılık teşkil edecek şekilde bu tavan tutardan daha fazla ödeme yapılmasının 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi kapsamında kamu zararı oluşturduğu sabit olduğundan ve kamu zararı hesabında matematiksel herhangi bir hata söz konusu olmadığından; konunun esası yönünden tazmin hükmünde hukuken bir isabetsizlik görülmemektedir.

Sorumluluk Yönünden İnceleme:

Ek ilamın sosyal denge ödemeleri ile ilgili tüm maddelerinde, “Üst Yönetici (Belediye Başkanı) ile (ilgili birimin) Harcama Yetkilisi ve (ilgili birimin) Gerçekleştirme Görevlisi” kamu zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur.

İtiraz dilekçelerinde; Üst Yönetici (Belediye Başkanı) açısından; 4688 sayılı Yasa ile Belediye Meclisince Belediye Başkanına söz konusu toplu sözleşmeyi yapma yetkisinin verildiği ve aynı zamanda toplu sözleşmenin maddi tutarı olan miktarın bütçe harcamaları içerisinde değerlendirildiği ve bütçenin Belediye Meclisince onaylandığı, 5393 sayılı Kanunun 38 inci maddesine göre bütçeyi uygulamakla görevli olduğu, ayrıca belediye başkanının, 5018 sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre görevlerini yerine getirilmesinden sadece Meclislerine karşı sorumlu olduğu, bu yüzden kendisine sorumluluk yüklenemeyeceği,

(İlgili birimin) Harcama Yetkilisi ve (ilgili birimin) Gerçekleştirme Görevlisi açısından ise; harcama yetkilisinin sorumluluğunun, 5393 sayılı Kanununun 63 üncü maddesine göre bütçe ile kendisine tahsis edilen ödenek ile sınırlı olduğu, harcama yetkilisinin ve gerçekleştirme görevlisinin üst yöneticinin sevk ve idaresinin dışına çıkamayacağı, Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisinin onayı ile imzalanan sözleşmeye istinaden bütçeye konulmuş bir ödeneğin kullanımı ile ilgili olarak Harcama Yetkilisinin ve Gerçekleştirme Görevlisinin mevzuata aykırı davranışı belirtilmeden sorumluluk yüklenemeyeceği

İddia edilmiştir.

5018 sayılı Kanunun “Üst yöneticiler” başlıklı 11 inci maddesinde:

“…, belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden …; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”

Denilmektedir.

5393 sayılı Belediye Kanununun 37 nci maddesinde; belediye başkanının, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu belirtilmiş olup, aynı Kanunun 38 inci maddesinde; belediye başkanı, belediye bütçesinin hazırlanmasından sorumlu tutularak, 61 inci maddesinde; belediye başkanı ve harcama yetkisi verilen diğer görevlilerin, bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde harcanmasından sorumlu oldukları ifade edilmiştir.

Bu hükümlere göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve 5018 sayılı Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır. Dolayısıyla verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan belediye başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak burada yapılan ödeme, doğrudan Belediye Başkanınca imzalanan sosyal denge sözleşmesine dayandığından; yasal tavan tutarın üstünde sosyal denge tazminatı ödenmesi nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından Belediye Başkanı sorumlu bulunmaktadır.

Diğer yandan, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanununun 32 ve 33 üncü maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde:

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,

“Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde:

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.”

Hükümlerine yer verilmiştir.

Yine, aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemler Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 10 uncu maddesinde ön mali kontrol İşleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği, aynı Usul ve Esasların 12 nci maddesinde de süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden; harcama yetkililerinin, harcama talimatının kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından ve kendilerine tahsis edilen bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde kullanılmasından açıkça sorumlu tutulduğu, bununla birlikte; harcamanın gerçekleşmesinde görev alanların süreç kontrolü çerçevesinde yaptıkları işlemden önceki işlemleri de mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığı yönüyle ön mali kontrole tabi tutarak kontrol etmekten sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “sorumlular” başlıklı 3 üncü bölümünde ise, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği ifade edilmiştir.

Dolayısıyla, 5018 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Bu minvalde, Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümlerini yerine getiren harcamalar ile ilgili harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu çerçevede ise, oluşan kamu zararı ile ilgili olarak İlamda, toplu sözleşmeyi imzalayan Üst Yöneticinin yanı sıra bu sözleşme hükümlerini uygulayan ilgili birimin Harcama Yetkilisine ve Gerçekleştirme Görevlisine de sorumluluk yüklendiği görüldüğünden; sorumluluk yönünden de tazmin hükmünde hukuken bir isabetsizlik görülmemektedir.

Sonuç itibariyle, … Belediyesi ile … Sendikası (…) arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesi ile Belediyede çalışan memurlara Kanunla belirlenen sınırlara uyulmaksızın sosyal denge tazminatı ödenmesi kamu zararına sebebiyet verdiğinden; temyiz talebinde bulunan tüm sorumluların tamamen ortak mahiyetteki dilekçelerinde konunun esası ve sorumluluk yönlerinden yapmış oldukları itirazların reddedilerek 124 sayılı İlamın 11. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE, (Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’nin sadece konunun esası yönünden aşağıda yazılı farklı görüşüyle), (Üye … ve Üye …’ın aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

6085 sayılı Kanunun 57 nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

16.02.2022 tarihinde karar veridi.

(Sadece konunun esası yönünden) Farklı görüş/gerekçe

Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …:

Daire Kararında kamu zararının hesaplanmasında tavan tutarın, 4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinin yürürlüğe girdiği 11.04.2012 tarihinde yürürlükte bulunan sosyal denge tazminatı sözleşmesine göre ve bu sözleşmede yer aldığı üzere sözleşmenin yürürlük süreci boyunca öngörülmüş olan artırımlar yapılarak hesaplandığı görülmektedir. Yani Kararda tavan tutar hesaplanırken sözleşmede öngörülmüş olan sosyal denge tazminatı tutarına 2013 ve 2014 yılları için ÜFE+% 10 artırım yapılmıştır.

Ancak tavan tutarın hesaplanmasında sözleşmede öngörülen ÜFE+% 10 oranındaki artırımların uygulanmayarak, 11.04.2012 tarihinde ödenmekte olan sosyal denge tazminatı tutarı ne ise onun tavan tutar olarak esas alınması gerekmektedir. 11.04.2012 tarihinde ödenmekte olan sosyal denge tazminatı tutarı en yüksek devlet memuru aylığından daha düşük ise en yüksek devlet memuru aylığının tavan tutar olarak esas alınarak kamu zararının hesaplanması gerekmektedir. Bununla birlikte, tavan tutarın burada belirtilen şekilde esas alınması, temyiz kanun yoluna başvurmuş olan sorumlular açısından sorumlu tutuldukları kamu zararı tutarının artmasına sebebiyet verecektir. Dolayısıyla, temyiz kanun yoluna başvuran sorumlular hakkında sorumluluklarının artması sonucu doğuracak şekilde Temyiz Kurulu Kararı alınamayacağı gerekçesiyle, Daire Kararında esas alınan tavan tutarın ve dolayısıyla sorumluluk miktarının Daire Kararında mevcut haliyle kabul edilmesi gerekmektedir.

Bu bağlamda, karar metninde konunun esası yönünden bu gerekçenin, esas gerekçe olarak kabul edilmesi suretiyle tazmin hükmünün tasdik edilmesi gerekir.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

Üye …:

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde, belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince sosyal denge tazminatının ödenmesine karar verilmesi halinde, toplu sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın temsilcisi ile belediye başkanı arasında sözleşme yapılabileceği belirtilmiş, bu çerçevede … Belediyesini temsilen Belediye Başkanı ve diğer kamu görevlileri ile sendika temsilcileri tarafından 31.12.2017 tarihinde 01.01.2018-30.03.2019 tarihlerini kapsayacak şekilde (toplu iş sözleşmesi olarak adlandırılan) sosyal denge sözleşmeleri imzalanarak ilgili personelin mali hakları düzenlenmiş ve ödemelerde bulunulmuştur.

4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesi, belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince sosyal denge tazminatının ödenmesine karar verilmesi halinde söz konusu sosyal denge tazminatının ödenmesini ön gören sözleşmenin imzalanması için Belediye Başkanına yetki vermektedir. Şu halde sosyal denge tazminatının ödenebilmesi için;

a) Belediye Başkanının bu yönde bir teklifinin olması,

b) Belediye meclisince sosyal denge tazminatının ödenmesine karar verilmesi,

c) Belediye Başkanı tarafından, çerçevesi yine yasalarla çizilmiş olan sosyal denge tazminatının ödenmesi için gerekli sözleşmenin imzalanmış olması

Gerekmektedir.

Bu durumda, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesi, Belediye Başkanını bahsi geçen sözleşmenin yapılabilmesi konusunda yetkilendirmekte ancak sözleşme Belediye Başkanı tarafından imzalanmak suretiyle hukuken geçerlilik kazanmaktadır. Diğer bir ifade ile sosyal denge tazminatının ödenmesi konusunda taraflara hak ve borçlar yükleyen hukuki işlem Belediye Başkanı ile yetkili sendika temsilcisi tarafından imzalanan sözleşme olmaktadır. Sözleşme kapsamında bulunan personele ödenecek sosyal denge tazminatının talep temelini işte bu sözleme oluşturmaktadır. Sözleşmenin içeriğinin yasal çerçeve sınırlarında kalıp kalmadığının gözetilmesi de bu bağlamda sözleşmeyi belediye adına imzalayan belediye başkanının yetki ve sorumluluğunda bulunmaktadır.

5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesine göre kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda meydana gelmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda, ilgililere yapılan sosyal denge tazminatı ödemesinde, bu tazminat için yasalarla belirlenen tavan tutarın aşılması nedeniyle bir kamu zararına sebebiyet verilmiş olması söz konusudur. Ancak bu eylem Belediye başkanı tarafından imzalanan sözleşme ile gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla sözleşmenin Belediye Başkanı tarafından imzalanarak sözleşmeye hukuken geçerlilik kazandırılması, bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemelere ait belgeleri imzalayan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin eylemleri ile kamu zararının oluşması sonucu arasındaki illiyet bağını kesmektedir. Zira bahsi geçen sorumluların ödemeye dayanak teşkil eden sözleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasında bir dahli mevcut değildir.

Açıklanan nedenlerle, söz konusu kamu zararından sözleşmeyi imzalayan Belediye Başkanının tek başına sorumlu tutulması gerekmekte olup, (ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan) (ilgili birimin) Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisinin 5018 ve 6085 sayılı Kanunlarla belirlenen sorumluluğu bulunmamaktadır.

Bu itibarla, sadece Belediye Başkanına sözleşmeyi imzalamasından ötürü sorumluluk yüklenmesini teminen tazmin hükmünün sorumluluk yönünden bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.

Üye …:

Karar metnimizdeki tazmin hükmünün konunun esası ve sorumluluk yönünden “tasdik” gerekçelerine katılmakla beraber, yukarıda belirtilen farklı görüş/gerekçe de yerindedir. Yani tavan tutar hesabında 4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinin yürürlüğe girdiği 11.04.2012 tarihinde ödenmekte olan sosyal denge tazminatı tutarı ne ise onun tavan tutar olarak esas alınması gerekmektedir.

Ancak bu gerekçe sadece “bozma” gerekçesi olabileceğinden; bu gerekçe doğrultusunda kamu zararı hesabının yeniden yapılmasını müteakip yeniden tazmin hükmü verilmesini teminen mevcut tazmin hükmünün bozularak dosyanın Dairesine gönderilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim