Sayıştay 5. Dairesi 47174 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5
Sayıştay Kararı
47174
26 Ocak 2022
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2018
-
Daire: 5
-
Dosya No: 47174
-
Tutanak No: 50930
-
Tutanak Tarihi: 26.01.2022
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Ödenen tazminatın yüklenici firmaya rücu edilmemesi
63 sayılı İlamın 2 nci maddesiyle; … Belediyesinde taşeron işçi olarak çalışmakta olan üç işçinin sözleşmelerinin feshinin iptali için açtıkları dava sonucu, iş mahkemesi tarafından işe iade kararı verilmesine rağmen bu kişilerin işe başlatılmaması nedeniyle işe başlatmama tazminatı ödenmesi ve mahkeme kararına rağmen yüklenici firmaya rücu edilmemesi sonucu oluşan … TL kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedilmiştir.
…
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
… Belediyesinde taşeron işçi olarak çalışan üç işçinin sözleşmelerinin feshinin iptaline karşı açmış oldukları dava sonucunda Belediyeye işe iade ve tazminat talepleri içerir ihtarname ile yapılan başvurular üzerine, işçilerin aylık ücretlerinin ve diğer yasal haklarının Belediye tarafından ödendiği görülmektedir.
Temyiz dilekçesi ve eki belgeler incelendiğinde yapılan ödemelerin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan;
“Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü uyarınca yapıldığı anlaşılmaktadır.
Belediye tarafından mahkeme kararı üzerine yapılan ödemelerin yüklenici firmaya rücu edilmesi için Hukuk İşleri Müdürlüğünün görevlendirildiği, Hukuk İşleri Müdürlüğü tarafından bir işçiye yapılan ödemeler için … 2.Asliye Hukuk Mahkemesine 2019/602 Esas No 1019/2377 Tevzi No ile 11.09.2019 tarihinde, diğer iki işçiye yapılan ödemeler için … 1.Asliye Hukuk Mahkemesine 2019/442 Esas No 2019/2376 Tevzi No ile 11.09.2019 tarihinde rücu davası açıldığı görülmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71 inci maddesinde kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanmıştır. Temyiz konusu olayda Belediye tarafından mahkeme kararı üzerine ödeme yapılmış ve sonrasında taşeron firmaya rücu davası açılmıştır. Sorumlular ödenen tutarın yüklenici firmadan tahsili için gereken yasal işlemleri yapmışlar ve sorumluluklarını yerine getirmişlerdir. Dolayısıyla burada sorumluların kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan bir kamu zararından söz edilemez.
Bu itibarla, … Belediyesinde taşeron işçi olarak çalışmakta olan üç işçinin sözleşmelerinin feshinin iptali için açtıkları dava sonucu, iş mahkemesi tarafından işe iade kararı verilmesine rağmen bu kişilerin işe başlatılmaması nedeniyle Belediye tarafından ödenen işe başlatmama tazminatı ile ilgili olarak yüklenici firmaya rücu davası açılması nedeniyle kamu zararı oluşmadığından, konuya ilişkin dilekçi itirazlarının kabul edilerek 63 sayılı İlamın 2 nci maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca BOZULMASINA, yukarıdaki hususlar göz önüne alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’ın aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oy çokluğu ile,
Karar verildiği 26.01.2022 tarih ve 50930 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
Üye … ve Üye …’in karşı oy gerekçesi
Usul yönünden;
Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak Dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular olağan kanun yolu olarak temyiz ve karar düzeltme, olağanüstü kanun yolu olarak ise yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 sayılı Kanun’un, “Temyiz” başlıklı 55 inci maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek ilgili Daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile Daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay Dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da Dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.
Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk Hukuk Sisteminde Temyiz İncelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 Sayılı Kanun’da normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.
İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumlular haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol Dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.
Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.
Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (bahse konu olayda 9 oya) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılamaz. Açıklanan nedenlerle müzakerelere devam edilerek İlam hükmüne ilişkin kaldırma kararı dışındaki seçenekler üzerinde görüşme yapılmalı, tasdik veya bozma kararları oylanmalıdır.
Esasa ilişkin olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” hükmü yer almaktadır.
Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin g bendinde kamu idaresinin yükümlülüklerinin mevzuatına uygun bir şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle kamu idaresine faiz, tazminat, gecikme zammı, para cezası gibi ek mali külfet getirilmesinin de kamu zararının belirlenmesinde esas alınacağı belirtilmiştir.
Temyize konu olay incelendiğinde; taşeron firma aracılığıyla Belediyede çalışmakta olan üç işçinin iş akitlerinin haklı neden gösterilmeksizin feshedilmesi ve yazılı bildirim yapılmaması gerekçe gösterilerek işçiler tarafından dava açıldığı, mahkeme tarafından iş akdinin feshinin geçersizliğine hükmedildiği ve işçilerin tekrar işe iadesine karar verildiği ve işe iadenin mali sonuçlarından Belediye ile yüklenici firmanın müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğu görülmektedir. Ancak söz konusu mahkeme kararına rağmen bu işçiler işe başlatılmamış, işe başlatmama tazminatlarının tamamı Belediye tarafından karşılanmış ve yüklenici firmaya rücu edilmemiştir. Bu durum, Belediyenin ek mali bir yükümlülük altına girmesine neden olduğundan kamu zararı teşkil etmektedir.
Öte yandan temyiz dilekçesinde hukuki sürecin başlatıldığı ve rücu davalarının açılmış olduğu söylense de, söz konusu ödemeler 2018 yılında yapılmış, rücu davaları ise 2020 yılında açılmıştır. Ayrıca davalar sonuçlanmamış ve kamu zararı tutarı yüklenici firmadan tahsil edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Daire Kararının esas yönünden tasdiki gerekir.
Üye …, Üye … ve Üye …’ın karşı oy gerekçesi
Üye … ve Üye …’in karşı oy gerekçesinde esasa ilişkin olarak yer verilen gerekçelerle Daire Kararının tasdiki gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:45