Sayıştay 5. Dairesi 465 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

465

Karar Tarihi

10 Haziran 2021

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Daire Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır

  • Daire: 5

  • Karar Tarihi: 10.06.2021

  • Karar No: 465

  • İlam No: 114

  • Madde No: 3

  • Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Hesap Yılı: 2019

  • Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar

KARAR

Sosyal denge

A) Belediye Başkanı ...................................’e ve meclis üyeleri arasından görevlendirilen Belediye Başkan Yardımcısı ........................... ve ...........................’na sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle ........................... TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak,

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Toplu iş sözleşmesi ve sözleşme hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.

Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.

…” hükümleri yer almaktadır.

Anayasanın söz konusu maddesi doğrultusunda; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15 inci maddesi düzenlenmiş olup söz konusu maddede;

“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir”

denilmiştir.

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde;

“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.

…” hükmüne yer verilmiştir.

Kamu Görevlilerin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme’nin Yerel Yönetim Hizmet Koluna ilişkin Toplu Sözleşme başlıklı 4 üncü bölümünün “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1 inci maddesinin 1 inci fıkrası;

“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine 4688 sayılı Kanunun 32 inci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %100’üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılacak sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tavan tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.”

şeklinde düzenlenmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesi ile belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında görev yapan kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği hüküm altına alınmıştır. Madde metninde geçen “kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlileri” terimi memur ve sözleşmeli personeli ifade etmekte olup belediye başkanı ve meclis tarafından görevlendirilen belediye başkan yardımcısı herhangi bir kadro ve pozisyonda görev yapmamaktadır.

Söz konusu makamlarda görev yapanların belediyenin kadro ve pozisyonlarında yer almadığına ilişkin olarak yasal düzenlemeler incelendiğinde ise 5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediye başkanının özlük hakları” başlıklı 39 uncu maddesi ile “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49 uncu maddesinin bazı hükümlerinin söz konusu husus açısından açıklayıcı olduğu görülecektir.

Nitekim, 39 uncu maddede belediye başkanına belde nüfuslarına göre belirlenmiş gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık brüt ödenek ödeneceği ifade edilmiştir. Yine aynı maddede Belediye başkanlığı yapmış olanların, personel kanunlarına tâbi bir kadroya atanmaları hâlinde belediye başkanlığında geçen süreleri memuriyette geçmiş sayılacağı ifade edilmiştir. Söz konusu madde hükmünden anlaşılacağı üzere belediye başkanlığı personel kanunlarına tabi bir kadro değildir. Ayrıca belediye başkanlarına hizmetleri karşılığında ise maaş değil ödenek ödenmektedir.

Yine mezkur Kanun’un 49 uncu maddesinde de;

“…

Norm kadrosunda belediye başkan yardımcısı bulunan belediyelerde norm kadro sayısına bağlı kalınmaksızın; belediye başkanı, zorunlu gördüğü takdirde, nüfusu 50.000'e kadar olan belediyelerde bir, nüfusu 50.001-200.000 arasında olan belediyelerde iki, nüfusu 200.001-500.000 arasında olan belediyelerde üç, nüfusu 500.000 ve fazla olan belediyelerde dört belediye meclis üyesini belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirebilir. Bu şekilde görevlendirilen meclis üyelerine belediye başkanına verilen ödeneğin 2/3'ünü aşmamak üzere belediye meclisi tarafından belirlenecek aylık ödenek verilir ve taleplerine göre bir sosyal güvenlik kurumu ile ilişkilendirilir. Bu şekilde görevlendirme, memuriyete geçiş, sözleşmeli veya işçi statüsünde çalışma dâhil ilgililer açısından herhangi bir hak teşkil etmez ve belediye meclisinin görev süresini aşamaz.

…”

hükmü yer almaktadır. Söz konusu madde metninde meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcısının bu görevinin memuriyete geçiş, sözleşmeli veya işçi statüsünde çalışma dahil herhangi bir hak teşkil etmeyeceği belirtilmiştir.

Tüm bu açıklamalar ile birlikte 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesinde de sosyal denge tazminatının Belediyelerin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine ödeneceği belirtildiğinden belediye başkanı ve meclis tarafından görevlendirilen belediye başkan yardımcısına sosyal denge tazminatı ödenmesi mümkün değildir.

Diğer bir ifadeyle, 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesi ile Kamu Görevlilerin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme’nin Yerel Yönetim Hizmet Koluna ilişkin Toplu Sözleşme başlıklı 4 üncü bölümünün “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1 inci maddesinin 1 inci fıkrası bu konuda tereddüte mahal vermeyecek şekilde düzenlenmiştir. Bahse konu mevzuat hükümlerinde belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği ifade edilmiştir. İlgili mevzuat hükümlerinde söz konusu tazminatın kimlere ödeneceği konusunda “Kadro” ve “Pozisyon” terimleri sayma sureti ile belirtildiğinden, kadro ve pozisyona bağlı olmadan görev yapan belediye personelinin söz konusu tazminattan yararlanamayacağı gayet açıktır. Genel Kadro ve Usulü Hakkında 2 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde de kadro teriminin memurları, pozisyon teriminin ise sözleşmeli personeli kastettiği anlaşılmaktadır. Yine 375 sayılı KHK’nın ek 7 nci maddesi ile Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın muhtelif maddelerinde pozisyon teriminin sözleşmeli personel için kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Tüm bu açıklamalar ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince Belediye Başkanına ve meclis üyeleri arasından görevlendirilen Belediye Başkan Yardımcılarına sosyal denge tazminatı ödenmesinde mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.

B-..........................................Belediyesi ile ............................ Sendikası (............................) arasında 01.01.2019-01.01.2020 döneminde geçerli olmak üzere imzalanan toplu iş sözleşmesine istinaden özel kalem müdürlüğünde görevli Belediye memur personeline ilgili kanuni düzenlemelerde öngörülen parasal sınırların üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle ........................................... TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak,

Uluslararası Çalışma Örgütünün değişik tarihlerde gerçekleştirdiği Genel Konferanslarında kabul edilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisince de birer kanunla onaylanmasının uygun bulunması üzerine tasdik edilen sözleşmelerle, kamu hizmetlerinde çalışanların örgütlenme hakkı ve istihdam koşullarının belirlenme yöntemleri konularında bazı hakların sağlanması yoluna gidildiği görülmektedir. Her ne kadar Anayasamızın 90 ıncı maddesinin son fıkrası uyarınca, usulüne uygun olarak yürürlüğe konmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmünde olup bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamamakta ise de, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 7 nci maddesine göre “Yasama yetkisi” Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir ve bu yetki devredilemez. Anayasa’nın 128 inci maddesinde ise memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hakları ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 08.08.1951 tarih ve 5834 sayılı yasayla onaylanması uygun bulunan ve 14.08.1951 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 98 no.lu ILO sözleşmesinde, çalışanlara toplu pazarlık ve toplu sözleşme hakkı getirilmiştir; ancak çalışanlara tanınacak mali hakların sözleşme ile serbestçe belirlenebileceği ve imzalanacak bu sözleşmenin de normlar hiyerarşisine göre Kanun hükümlerinin üzerinde olacağına dair bir hüküm yer almamaktadır. Anayasa’nın 90 ıncı maddesi bir Anayasa hükmü olduğu gibi 128 inci maddesi de bir Anayasa hükmüdür. Dolayısıyla her iki hükmün beraber değerlendirilerek memurlara toplu sözleşme hakkı verilmekle birlikte; memurlar adına yapılacak sözleşmelerde yine kanunlarla belirlenen usul ve esaslara uyması gerekmektedir.

Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.

Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir”

hükmü yer almaktadır.

Anayasanın mezkur 53 üncü maddesi doğrultusunda 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 15 inci maddesinde, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.”

denilmektedir.

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…”

denilmekle birlikte,

Mezkur Kanun'un Geçici 14 üncü maddesinde “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz”

hükümlerine yer verilmiştir.

Bununla birlikte 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme” nin yerel yönetim hizmet koluna ait düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün 1 inci maddesinde; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32'nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (Ek gösterge dahil) %100'üdür.” denilmekte, 7 nci maddesinde ise; "4688 Sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan “31.12.2015” ibaresi “31.12.2019” şeklinde uygulanır”

denilmektedir.

Buna göre, 15.03.2012 tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerle 31.12.2019 tarihinden önce sona ermesi durumunda 31.12.2019 tarihine kadar yeni bir sözleşme imzalanabilecek, ancak eski sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarın 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yani 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilecektir. Başka bir deyişle, 31.12.2019 tarihine kadar ki dönemde, yenilenen sözleşme ile ilgili personele ödenen meblağ, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise, yüksek olan bu tutarların artırılması mümkün değildir. Diğer taraftan aynı dönemde, bir önceki sözleşmede öngörülen sosyal denge tazminatı tutarı, yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, bu defa yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutar, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar kadar olabilecektir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesi ile belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında görev yapan kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu tazminatın hangi usul ve esaslar çerçevesinde ödeneceği ise 4688 sayılı Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde ve aynı Kanuna istinaden yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçememek üzere söz konusu idareler ile bu idarelerde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında yapılacak sözleşme ile belirlenmektedir.

Anılan Kanuna istinaden yapılan 2018 ve 2019 yıllarını kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşmede sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %100’ü olarak belirlenmiştir.

Ancak bahse konu Kanun’un geçici 14 üncü maddesindeki düzenleme ile yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, bahse konu maddenin yürürlüğe giriş tarihi olan 11.04.2012 tarihinde uygulanmakta olan sözleşmeye göre hesaplanan ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi idarelere verilmiştir.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; ............................... Belediyesinin 14.04.2011 tarihinde ............................ ile Sosyal Denge Sözleşmesi imzaladığı anlaşılmış olup söz konusu sözleşmenin “Mali Haklar” bölümünün;

“Her Ayın 15 inci günü ........................... üyesi Devlet memuru çalışanlarına halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ay net ............................ TL ödenir.

Her ayın 15 inci günü .............................. üyesi Sözleşmeli Memur çalışanların halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ay net ........................ TL ödenir.

1 Mayıs işçi Bayramında ........................ üyesi Devlet memuru çalışanlarına .................... TL ödenir.

8 Mart Dünya Emekçiler Bayramında ................... üyesi Devlet memuru çalışanlarına ...................... TL nakdi yardım yapılır.

Başkan Yardımcılarına her ayın 15’inci günü ...................... TL nakdi yardım olarak ödenir.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramında ........................ üyesi Devlet memuru çalışanlarına ..................... TL nakdi yardım yapılır.

2013 ve 2014 yıllarında tüm mali haklara %15 iyileştirme yapılır.

Müdürlük görevini fiilen vekâleten yürüten ve ek ödeme ile özel hizmet tazminat farkı almayanlara her ayın 15’inci günü maaşlarına ek olarak net ....................... TL ödenir.

Yılda bir kez kasım ayında devlet memurlarına .......................... TL yakacak yardımı verilir.

Okullar açıldığı dönemde Devlet memurlarına ilköğretim öğrencileri için ................... TL, orta öğretim öğrencileri için ...................... TL, üniversite öğrencileri için .......................... TL eğitim yardımı yapılır.”

şeklinde bağıtlandığı anlaşılmıştır.

01.01.2019-01.01.2020 dönemini kapsayan güncel Sosyal Denge Sözleşmesinin mali haklar bölümünün ise;

“Her Ayın 15’inci günü .......................... üyesi Devlet memuru ve sözleşmeli memur çalışanların halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ay net ...................... TL ödenir.

Her Ayın 15’inci günü ................... üyesi müdürlere halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten (Sosyal denge tazminat dahil) her ay net ....................... TL ödenir.

Her Ayın 15’inci günü Belediye Başkan Yardımcılarına halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten (Sosyal denge tazminatı dahil) her ay net .......................... TL ödenir.

Çalışanlara her yıl 1 Mayıs’ta net ........................ TL giyecek yardımı yapılır. Zabıta personelinin resmi iş kıyafetleri bunun dışındadır.

Yılda bir kez 15 Kasım’da net ............................. TL yakacak yardımı yapılır.”

şeklinde düzenlendiği görülmüştür.

01.01.2019-01.01.2020 dönemini kapsayan sözleşmenin mali haklar bölümünde yer alan ödeme kalemlerine göre hesaplanan ortalama tavan tutarın, tazminatın yasal sınırı olan en yüksek Devlet memuru aylığını ve 14.04.2011-14.04.2014 dönemini kapsayan sözleşmeye göre hesaplanan ortalama tavan tutarı aştığı (Kamu Zararının Tespitinde Esas Alınan Ödenmesi Gereken Tutara ilişkin Açıklama Tablosu’nda görüleceği üzere) anlaşılmıştır.

Diğer taraftan, 375 sayılı KHK’nın Ek 15 inci maddesinde; sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarının, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçemeyeceği belirtilmiştir. Sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarının hesabında, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan Dördüncü Dönem Toplu Sözleşme’nin, yerel yönetim hizmet koluna ilişkin düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün 1 inci maddesinde belirlenen en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’ünün esas alınması gerekmekle birlikte; 4688 sayılı Kanun’un Geçici 14 üncü maddesi hükmü çerçevesinde 15.03.2012 tarihinden önce imzalanan bir sözleşmenin varlığı halinde eğer bu sözleşmede personele ödenen ortalama aylık tutar, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise tavan tutar olarak sözleşmede belirlenen ortalama aylık tutar esas alınabilecektir. Nitekim Kamu Zararının hesabında 04.04.2011-14.04.2014 dönemini kapsayan bir sözleşmenin olduğu anlaşıldığından mevcut güncel sözleşmenin mali haklar kısmında yer alan kalemlere göre tavan tutarın hesaplandığı ve 4 üncü dönem toplu sözleşme ile belirlenen tutardan yüksek olanların tavan tutar olarak kamu zararının hesaplanmasında baz alındığı, ayrıca 2011 yılında imzalanan sözleşmenin 28 inci maddesinin beşinci fıkrasında;“2013 ve 2014 yıllarında tüm mali haklara %15 iyileştirme yapılır.” denildiğinden %15 iyileştirme oranının iki kez uygulanarak hesaplamanın yapıldığı, yine 14.04.2011-14.04.2014 dönemini kapsayan toplu sözleşmenin 27 nci maddesi; “Her ayın 15. Günü ................................ 657 sayılı Devlet memuru çalışanlarının halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten net ............................. TL ödenir.” şeklinde iken 28 inci maddede yer alan tutarların önünde “net” ifadesi yer almadığından sözleşmede “net” olarak ifade edilen tutarların brüt tutara çevrilerek hesaplamaya dâhil edildiği “net” olarak ifade edilmeyen tutarlarında “brüt” tutar olduğundan doğrudan hesaplamaya dahil edildiği, 14.04.2011 tarihli sözleşmenin 28 inci maddesinin altıncı fıkrası; “Başkanlık tarafından müdürlük görevini fiilen yürüten (Müdürlüğe vekâlet edipte yasal olarak özel hizmet ve yan ödeme farkı alan kişiler madde dışında kalır) müdür vekillerine her ayın 15’inci günü maaşlarına ek olarak net ........................... TL ödenir.” hükmü gereği 2019 yılında Belediyede özel hizmet tazminatı ile ek ödeme farkı almadan vekaleten müdürlük görevini yürütenlerin 14.04.2011 tarihli sözleşmeye göre tavan tutarları hesaplanırken bahse konu eski sözleşmede öngörülen tutarın hesaplamaya dâhil edildiği, asil müdürlerin tavan hesabına sözleşme hükmü gereği bu tutarın dahil edilmediği anlaşılmış olup yapılan hesaplamaların yerinde olduğu görülmüştür.

Neticeten, ............................. Belediyesi ile ............................Sendikası (.............................) arasında 01.01.2019-01.01.2020 döneminde geçerli olmak üzere imzalanan toplu iş sözleşmesine istinaden Belediye memur ve sözleşmeli personeline ilgili kanuni düzenlemelerde öngörülen parasal sınırların üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesinde mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.

Sorumluluk yönünden yapılan inceleme;

5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye Başkanı” başlıklı 37 nci maddesinde Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. Bu hükümden hareketle Belediye Başkanı veya onun yetkili kıldığı Başkan Yardımcısının imzaladığı sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olduğundan, mevzuata aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan sıfatıyla harcama talimatını veren Belediye Başkanının oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğu bulunmaktadır.

Nitekim, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli İdarelerde Sözleşme imzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde; “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.

Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.

İlgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu, il özel idaresinde yüzde yirmibeşini aşması hallerinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” düzenlemeleri yer almaktadır.

Söz konusu düzenlemeye göre, belediye başkanına tanınan sözleşme yapma yetkisi süre olarak, hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçmeyecektir. Somut olayda ise Belediye başkanının bu düzenlemeye aykırı olarak, 18.03.2019 tarihinde, izleyen mahalli idareler seçim tarihi 31.03.2019 olmasına rağmen, bu tarihten sonraki dönemleri de kapsayacak şekilde, mevzuata aykırı olarak 01.01.2020 tarihine kadar süreli bir sözleşme imzaladığı anlaşılmaktadır.

Diğer bir ifadeyle, 01.01.2019-01.01.2020 arasında ödenen sosyal denge ödemelerinin dayanağı 08.03.2019 tarihinde imzalanan sözleşmenin “Yürürlük ve İmza” başlıklı 30 uncu maddesi; “30 Esas maddeden oluşan ve 18/03/2019 tarihinde, taraflarca 4 suret olarak imzalanan işbu Toplu İş Sözleşmesi 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe girer ve 01/01/2020 tarihinde sona erer.” hükmüdür. Bu kapsamda, 4688 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin ikinci paragrafında yer alan sözleşmenin toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanacağı ve sözleşme süresinin hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemeyeceği hükmüne aykırılık oluşturduğu dikkate alındığında sözleşmeyi imzalayan Belediye Başkanının Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri ile birlikte sorumluluğu bulunmakla birlikte, 31 Mart seçimlerinden sonra göreve gelen mevcut belediye başkanına, mahalli idareler seçiminden önce imzalanmış bulunan sözleşmeyi iptal etmemesinden kaynaklı sorumluluk yüklenemeyecektir.

Ayrıca 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi Ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;

“…

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” denilmekle birlikte, “Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde de; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler….Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiştir.

Söz konusu hükümler doğrultusunda, Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin ödemeler ile ilgili bütçe, ödenek, harcama talimatının düzenlenmesi ve sair usule ilişkin hususlar doğru olsa bile harcama talimatının mevzuata uygun olmasını temin etme zorunluluğu ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu doğrultuda, 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete yayınlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10 uncu maddesinde;

“Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir.

Ön malî kontrol, harcama birimleri tarafından yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrollerden oluşur. Malî hizmetler birimi tarafından yapılacak ön malî kontrol, Usul ve Esaslarda belirtilen kontroller ile idarelerce yapılacak düzenlemeler çerçevesinde bu birim tarafından yapılması öngörülen kontrollerden meydana gelir.

Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemler, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. Malî karar ve işlemler harcama birimleri tarafından kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması açısından da kontrol edilir” hükümleri yer almaktadır.

Söz konusu yönetmeliğin üçüncü fıkrasında yer alan mali karar ve işlemlerin merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönünden kontrolü, harcama birimlerine verilen bir sorumluluktur ve bu sorumluluk harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin üzerindedir.

Aynı Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Niteliği” başlıklı 11 inci maddesinde;

“…

Malî karar ve işlemlerin ön malî kontrole tâbi tutulması ve ön malî kontrol sonucunda uygun görüş verilmiş olması, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm 5018 sayılı Kanun ve İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Harcama Yetkililerine ve Gerçekleştirme Görevlilerine verilen sorumluluğu pekiştiren bir düzenlemedir.

Bu itibarla, A ve B bentleriyle ilgili olarak;

31 Mart seçimlerinden sonra göreve gelen mevcut belediye başkanına, mahalli idareler seçiminden önce imzalanmış bulunan sözleşmeyi iptal etmemesinden kaynaklı “Üst Yönetici Sıfatıyla” sorumluluk yüklenemeyeceğine,

Hesaplama hatasından kaynaklı kamu zararı oluşmayan ............................. TL ile ilgili olarak ilişilecek husus bulunmadığına,

Geriye kalan .......................... TL’nin ise;

......................... TL'sinin Toplu Sözleşmeyi İmzalayan ve aynı zamanda Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumluluğu bulunan ..................... ile Gerçekleştirme Görevlisi ....................’a (.............),

....................... TL'sinin Harcama Yetkilisi Mehmet ......................, Gerçekleştirme Görevlisi ........................ ile Toplu Sözleşmeyi İmzalayan ........................’e (.................),

........................... TL'sinin Harcama Yetkilisi olarak sorumluluğu bulanan ....................... (..................), Gerçekleştirme Görevlisi ..................... (...................) ile Toplu Sözleşmeyi İmzalayan ......................’e (.....................),

.......................... TL'sinin Harcama Yetkilisi olarak sorumluluğu bulanan ........................ (.......................), Gerçekleştirme Görevlisi ....................... (....................) ile Toplu Sözleşmeyi İmzalayan .........................’e (..........................),

Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereğince işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine,

İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle,

karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:28

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim