Sayıştay 5. Dairesi 46306 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5
Sayıştay Kararı
46306
23 Aralık 2020
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2017
-
Daire: 5
-
Dosya No: 46306
-
Tutanak No: 48582
-
Tutanak Tarihi: 23.12.2020
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Belediye Başkanına sosyal denge ödemesi.
- 207 sayılı İlamın 3 üncü maddesiyle, Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu oluşan . . . TL kamu zararının tahsiline ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
İlamda üst yönetici sıfatıyla sorumlu tutulan Belediye Başkanı ... vekili Av. ... tarafından 207 sayılı İlamın 3 üncü maddesi için gönderilen temyiz dilekçesinde özetle:
-
Sayıştay 5. Dairesinin 02. 07. 2019 tarih ve 207 numaralı İlamının 3 üncü maddesiyle mevzuata aykırı olarak, Belediye Başkanına . . . TL sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle oluşan kamu zararının, Belediye Başkanı . . . ve diğer sorumlulara faizi ile birlikte ödettirilmesine dair olarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, Aşağıda somut olarak belirtilen sebeplerle bu kararın kaldırılması gerektiği,
-
Sayıştay 5.Dairesince temyize konu karar verilirken, bir taraftan uluslar arası hukuk ve iç hukukta netlik kazanmış olan kamu görevlisi tanımı bir tarafa itildiği, olabildiğince en dar yorum şekli benimsenmek suretiyle belediye başkanının, sosyal denge tazminatı alamayacak kamu görevlisi olarak kabul edildiği, ancak diğer taraftan ise kamu görevlisi tanımında kullanılan dar yorum terk edilerek, belediye başkanının kamu görevlisi olduğu ve yol açtığı kamu zararını tazminle sorumlu tutulması gerektiği hüküm altına alındığı, Sayıştay 5.Dairesince verilen kararda, belediye başkanının mali ve sosyal hak ve menfaatler açısından kamu görevlisi sayılmayıp, cezai yükümlülükler açısından kamu görevlisi olarak kabul edilmesinin, mevzuata açıkça aykırı olduğu gibi hakkaniyete de aykırı olup, adalet duygusunu zedeleyici mahiyette bir bakış açısı olduğu, Temyize konu kararda, Belediye başkanı mevzuatta düzenlendiği gibi kamu görevlisi olarak kabul edilmiş ise hem mali ve sosyal haklar açısından hem de cezai yaptırımlar ve yükümlülükler açısından kamu görevlisi olarak değerlendirilmesi ve bu çerçevede hüküm kurulması gerektiği, Bu itibarla kendi içerisinde çelişkili olan Sayıştay 5. Dairesince verilen kararın, öncelikle bu açıdan kaldırılması gerektiği,
Temyize konu Sayıştay 5.Dairesi İlamında yer alan; kamu zararına sebebiyet verildiğine ilişkin yapılan tespitin, ... Belediyesi ile Yetkili Sendika arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin de hukuki dayanağını oluşturan mevzuat hükümleri ve uluslararası sözleşmeler kapsamında değerlendirildiğinde yerinde olmadığı, Zira Kamu emekçilerinin sendikal haklarının Anayasa ile güvence altına alındığı gibi, bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde de düzenlenmiş olduğu, Temel insan haklan içerisinde yer alan sendikal hakların; örgütlenme özgürlüğünü, toplu sözleşme yapma hakkını ve grev hakkını kapsadığı,
375 sayılı KHK‘nın 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla eklenen Ek 15. Maddesi hükmü,
4688 sayılı yasanın 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla değiştirilen “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32. madde 1. fıkrası hükmü,
4688 sayılı Yasaya 04.4.2012 gün ve 6289 sayılı Yasanın 30 uncu maddesiyle eklenen Geçici 14 üncü maddesinde 15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı KHK nin Ek-15.maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebileceği belirtilmek suretiyle bağlantılı düzenlemeler yapıldığı,
Anılan düzenlemelerde sosyal denge ödenebilecek personelin, belediye kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlileri olduğunun açıkça belirtildiği ifade edilmiş ise de; İlamda Belediye Başkanının sosyal denge tazminatı ödenebilecek kamu görevlilerinden olmadığından bahisle Belediye Başkanına yapılan sosyal denge ödemeleri nedeniyle kamu zararına sebebiyet verildiğinin hüküm altına alındığı,
Anayasa, ilgili mevzuat hükümleri ve uluslararası sözleşme hükümleri ile açıkça çelişen Sayıştay 5.Dairesinin temyize konu iş bu ilamında çok bariz şekilde hukuki nitelendirmede hataya düşüldüğü, İlam metninde bir taraftan Belediye başkanının Kamu Görevlisi” olduğu belirtilirken, diğer taraftan ise ilam metninde, kadro- pozisyon ayrımına girilerek, çok dar bir yorum yapılmak suretiyle Belediye Başkanının sosyal denge tazminatı ödenebilecek kamu görevlilerinden olmadığı sonucuna varılmasının, temyize konu işbu kararı, kendi içerisinde çelişkili hale getirdiği,
5393 sayılı Belediye Kanununun belediye başkanının özlük hakları başlıklı 39 ncu maddesine aynen yer verilerek bu madde hükümleri çerçevesinde belediye başkanlarının 4688 sayılı Kanun kapsamında yapılan toplu sözleşme hükümlerinden yararlanmasını engelleyici ve yasaklayıcı herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığı, Anılan Kanuni düzenlemeye göre Belediye başkanları, devlet memurlarına sağlanan sosyal hak ve yardımlardan, memurlar için geçerli olan aynı esas ve usullere göre yararlanabiliyorken; 4688 sayılı Kanun kapsamında imzalanan toplu sözleşme hükümlerinden yararlanamayacağını, dolayısıyla sosyal denge tazminatı ödenemeyeceğini iddia etmenin mevzuat hükümleri ve uluslararası sözleşmeler karşısında kabul edilebilir olmadığı, Zira Kamu emekçilerinin sendikal haklarının Anayasa ile güvence altına alındığı ve bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde düzenlendiği, Temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal hakların; örgütlenme özgürlüğünü, toplu sözleşme yapma hakkını ve grev hakkını kapsadığı, Yasalarla Kamu görevlisi olduğu kabul edilen belediye başkanlarının bu düzenlemeler dışında tutulmasının mümkün olmadığı,
- Türk Hukukunda, kamu görevlisi kavramı ile ilgili kanuni düzenlemeler incelendiğinde;
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunun Tanımlar başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı yasayla değişen (a) bendinde;(Değişik; 6289-4.4.2012/m.3')“Kamu görevlisi, bu Kanun kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan görevlidir" denilmek suretiyle kamu görevlisinin tanımlandığı, Yapılan bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, bir kişinin kamu görevlisi sayılabilmesi için bir kamu kurum ve kuruluşunda çalışması, işçi statüsü dışında kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde bulunması ve adaylık ve deneme süresini tamamlamış olması gerektiği, Bu tanımda, kişinin yaptığı iş veya görev değil, çalıştığı yer veya çalışma statüsü esas alındığı, 4688 sayılı bu özel kanunda yapılan kamu görevlisi tanımının, somut olayda özellikle esas alınması gereken tanım olduğu, Sayıştay 5.Dairesi tarafından bu tanım dışlanarak, dar bir yorumla belediye başkanının sosyal denge tazminatı alamayacak kamu görevlisi olarak kabul edilmesinin kabul edilebilir olmadığı,
5237 sayılı TCK 6’ncı maddesine göre kamu görevlisinin “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olduğu, Bu tanımda kişinin kamu görevlisi sayılmasında yaptığı işin esas alındığı, Bir kişinin kamu görevlisi sayılması için yegane ölçütün kişinin, kamusal faaliyete katılması olduğu,
Anayasa’da kamu görevlilerinin, esas itibariyle “kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” başlığı altında 128 ve 329 uncu maddelerinde düzenlendiği, “Genel İlkeler” başlıklı 128 inci maddeye göre “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüldüğü, Anayasa’daki kamu görevlisi kavramının, kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri, İdareye kamu hukuku ilişkisi ile bağlı olarak yerine getiren, kendisine kadro tahsis edilen, bütçeden ödeme yapılan ve haklarında yasalarda belirtilen özel kurallar uygulanan memur ve diğer kamu görevlilerini kapsadığı, Anayasa’da “kamu hizmeti görevlileri”nin iki türünü oluşturan “memurlar” ve “diğer kamu görevlileri” arasında yerine getirecekleri görevin mahiyeti açısından herhangi bir ayrım gözetilmediği, Buna göre “diğer kamu görevlileri”nin de tıpkı memurlar gibi, genel idari esaslara göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getirmek üzere istihdam edildiği, Dolayısıyla Anayasa’daki “diğer kamu görevlileri” ifadesinin, memurlar ve işçiler dışında kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde, kamu hukuku ilişkisi içinde yönetime bağlı olarak çalışan tüm kamu personelini kapsadığı,
657 sayılı Kanunun 4. Maddesinde kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği; mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenlerin, bu Kanunun uygulanmasında memur sayılacakları, 5. Maddesinde bu Kanuna tabi kurumların dördüncü maddede yazılı dört istihdam şekli dışında personel çalıştıramayacaklarının düzenlendiği,
Temyize konu İlamda, kadro ve pozisyon ifadelerinden; sözleşmeli personel pozisyon Unvanlarının ve bu Unvanlarda istihdama ilişkin gereken niteliklerin ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 4. Maddesinin b fıkrası uyarınca kamu idare, kurum ve kuruluşlarında mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlilerinin kastedildiği şeklinde bir yorum yapıldığı, Ancak 2012 yılında 4688 sayılı kanunda yapılan değişiklikle yasa metnindeki “sözleşmeli personel pozisyonunda çalışan” kısmı madde metninden çıkarılmak suretiyle kamu görevlisi kavramının genişletildiği, Böylelikle kamu görevlilerine yönelik mali sosyal haklara ilişkin toplu sözleşmelerin uygulama alanının sadece memurlar ve/veya sözleşmeli personellerle sınırlı tutulmayıp ilgili hizmet kolu kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarının, kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlileri açısından da uygulanabilir hale geldiği,
5393 sayılı Belediye Kanununun 37. Maddesine göre Belediye başkanının, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu, Belediye başkanının ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçildiği, Belediye Başkanının bu kapsamda kamu görevlisi olduğu, sözleşme serbestisi çerçevesinde imzalanan ve hiçbir vargı kararı ile iptal edilememiş olan toplu sözleşme ile Belediye Başkanlarına sosyal denge tazminatı ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Nitekim Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında da vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karar, işlem ve eylem ile zarar arasında illiyet bağı olması gerektiği, söz konusu illiyet bağının iddia konusu uyuşmazlıkta bulunmadığı, Bu durumda kamu zararından söz edilemeyeceği,
4- KAMU ZARARININ VARLIĞININ TESPİTİ YÖNÜNDEN DE TEMYİZ İNCELEMESİNE KONU İLAMIN MEVZUATA AÇIKÇA AYKIRI OLDUĞU,
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. maddesinde "Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda, kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Yasada yapılan bu tanıma göre; Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yapılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin takip, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun yapılmaması,
f) (5436 sayılı Kanunun 10'uncu maddesinin a/9 fıkrası ile çıkarılan bendi)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması hususları esas alınır.
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir. Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış, sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi yanıltıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir. Kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirlenir" hükümleri bulunduğu,
Buna göre 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için 71 inci maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerektiği, İkinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğunun anlaşıldığı, Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte, mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması hallerinin sayılmadığı,
İlama konu sosyal denge tazminatı ödemesi, mevzuatta yeri olan bir ödeme olduğu halde, Sayıştay 5. Dairesince, 375 Sayılı KHK’nın Ek- 15. maddesinde yer bulan bu ödemenin yapılacağı kamu görevlileri çok dar biçimde yorumlanmak suretiyle hukuksal nitelemede hataya düşüldüğü ve eski belediye başkanı olan müvekkil aleyhine iş bu hüküm tesis edildiği, Dolayısıyla ilam gerekçesinin aksine somut olayda mevzuatta öngörülmediği halde ödeme yapılması hali mevcut olmayıp, tam tersine 375 Sayılı KHK’nın EK-15.maddesinde düzenlenmiş olan sosyal denge tazminatı ödemesinin ... Belediye Meclisince alınan karar ve bu doğrultuda yapılan Sözleşmeye dayanılarak, kamu görevlisi olan belediye başkanına yapıldığı, Bu ödeme neticesinde hiçbir şekilde kamu zararına yol açılmadığı, 4688 sayılı özel kanunda ve Anayasa dahil diğer yasalarda yapılan kamu görevlisi tanımlarının, somut olayda özellikle esas alınması gereken tanımlar olduğu, Sayıştay 5.Dairesince bu tanımlar dışlanarak, dar bir yorumla belediye başkanının sosyal denge tazminatı alamayacak kamu görevlisi olarak kabul edildiği, Bunun kabul edilebilir olmadığı ve ilamın bu sebeple kaldırılması gerektiği,
Özetle, temyize konu ilamda belirtilen hususlarda, 5018 sayılı yasanın 71. maddesi tanımına giren bir kamu zararı söz konusu olmadığı, Sayıştay 5.Dairesince, Kamu zararının belirlenmesi kıstaslarına uygun olmayan bir “hukuki niteleme” yapıldığı,
Bir sözleşmenin feshi işleminin taraflar arasındaki uzlaşma ile ya da yargılama faaliyeti sonucunda verilen bir karar ile ortaya çıkabileceği, Tarafları bağlayan herhangi bir fesih veya yargılama neticesi kısmen geçersiz sayılmasını sağlayan bir mahkeme kararı mevcut olmadığı, Belediye Baskınının teklifi ve Belediye Meclisinin onayı sonrasında imzalanan sözleşmenin yerindelik denetimi görevini, harcama yetkilisine ve/veya gerçekleştirme görevlisine veren bir yasal düzenlemenin ise bulunmadığı,
Kamu emekçilerinin sendikal haklarının Anayasa ile güvence altına alındığı, bütün evrensel İnsan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde de düzenlendiği, Temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal hakların örgütlenme özgürlüğünü, toplu sözleşme yapma hakkını ve grev hakkını kapsadığı,
Bu haklar içerisinde kamu çalışanları da dâhil olmak üzere bütün çalışanların toplu sözleşme yapma hakkının, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 8 temel sözleşme arasında saydığı 98 sayılı Sözleşmesinde yer aldığı, Teşkilatlanma ve Kolektif Müzakere Hakkı Prensiplerinin Uygulanmasına Müteallik 98 No.lu ILO Sözleşmesinin 08.08.1951 tarih ve 5834 sayılı yasayla onaylanmasının uygun bulunduğu, 14.08.1951 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, 98 Sayılı Sözleşmenin 4. maddesinin toplu pazarlık hakkını düzenlediği, Bu sözleşme uyarınca tüm çalışanların toplu sözleşme hakkı bulunduğu, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi gibi anlaşma ve sözleşmelerle kamu personelinin mali haklarının iyileştirilmesinin öngörüldüğü, bu uluslararası sözleşmelerin Anayasanın 90. maddesine göre kanunlara nazaran öncelikli uygulanması gerektiği,
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının 6. maddesinde "Yerel Yönetimlerde görevlilerin çalışma koşulları, liyakat ve yeteneğe göre yüksek nitelikli eleman istihdamına imkân verecek nitelikte olmalıdır. Bu amaçla eğitim olanakları ile ücret ve mesleki ilerleme olanakları sağlanmalıdır." düzenlemesine yer verildiği, Bununla belediyelere, personeline yüksek nitelikli eleman istihdamına imkân verecek ücret olanakları sağlamanın bir görev olarak verildiği,
Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasında: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir, bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır” denildiği,
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri karşısında Anayasanın 90. maddesi gereğince iç hukuk mevzuatının uluslararası sözleşme ve antlaşmalarla farklı hükümler içermesi halinde yer verilen Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile 87 Nolu ILO Sözleşmesi hükümlerinin esas alınması gerektiği, Bu durumda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, bu sözleşmelere paralel iç hukukta yapılan düzenlemeler, çeşitli yargı kararları ve en son Avrupa Konseyi İnsan Haklan Avrupa Mahkemesi'nin 21.11.2006 tarihli kararı çerçevesinde hareket edilmesi gerektiği,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 55. maddesinde ücretin emeğin karşılığı olduğu, Devletin çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alacağının düzenlendiği, Bu doğrultuda çalışanların adil bir ücret alabilmesi için gerektiğinde sosyal yardımlarla bu dengenin sağlanması görevinin bizatihi Devletin sorumluluğunda olduğu, emeğin karşılığı olan ücrette adaletin sağlanmasının sosyal yardımlarla desteklenmesinin de Anayasanın doğal ve kaçınılmaz sonucu olduğu, bunun idarelere verilen bir görev ve yükümlülük mahiyetinde olduğu,
Dolayısı İle temyize konu ilam ile hüküm altına alınan kamu zararına yol açıldığı yolundaki tespitin, hukuksal dayanaktan yoksun olduğu, Sayıştay 5. Dairesinin 02.02.2016 tarih ve 148 sayılı kararı çerçevesinde bu bağlamda belediye ile sendika arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin iyileştirme zammına ilişkin yapılan düzenleme 4688 sayılı Kanunun 28. maddesinde hüküm altına alınan ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğundan bu durumun adı geçen kanuna aykırılık teşkil etmediği ve bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı; Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında da vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karardan söz edebilmek için, işlem ve eylemle zarar arasında illiyet bağının olması gerektiği, somut olayda illiyet bağının mevcudiyetinden söz edilemeyeceği; Belediye ile yetkili sendika arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde imzalanmış bulunduğu ve bu cihetle Anayasanın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin güvencesinde akdedilmiş olduğu ve öncelikli olarak usulüne göre uygun bulunarak iç hukuk normlarından üstünlüğü Anayasa tarafından kabul edilen uluslararası sözleşme ve antlaşmalara istinaden yapıldığı, bu çerçevede olmak üzere iddia olunan kamu zararının mevcudiyetinden söz edilmesinin hukuken mümkün bulunmadığının açık olduğu,
4688 sayılı Kanunun 28. maddesinde “Toplu sözleşme, kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar” denildiği, Bu kapsamda yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, belediye başkanlarının aynen devlet memurları gibi Emekli Sandığı, yani 4/1-(c) sigortalısı sayıldığı, 5393 sayılı Belediye kanununun 39. Maddesine göre belediye başkanlarının, devlet memurlarına sağlanan sosyal hak ve yardımlardan, memurlar için geçerli olan aynı esas ve usullere göre yararlanacağı, Dolayısıyla memurlara sağlanan tüm hak ve yardımlardan yararlanabileceği kanunla düzenlenen Belediye Başkanlarına, toplu sözleşme hükümlerinden yararlandırılmak suretiyle sosyal denge tazminatı ödenmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı,
Sözkonusu mevzuat hükümleri gereğince, kamu idaresinin yükümlülüklerini mevzuatına uygun bir şekilde yerine getirmemesi nedeniyle ödemek zorunda kaldığı faiz, tazminat, gecikme zammı, para cezası gibi ek malî külfetlerin kamu zararı olduğu ve tespit edilen bu nitelikteki kamu zararından, bu zararın oluşmasında kusuru bulunan kamu görevlilerinin sorumlu tutulması gerektiği, oysaki somut olayda müvekkilin kusurundan veya kastından hiçbir şekilde bahsedilemeyeceği, esasen somut olaydaki ana sorunun mevzuatın farklı yorumlanmasından kaynaklandığı,
Kaldı ki yukarıda ifade edildiği üzere müvekkilin, Belediye Başkanı sıfatı ile Belediye Tüzel kişiliği adına, ... Belediye Meclisince alınmış olunan, mevzuata uygun karar gereği yapılan sözleşme ile ortaya çıkan yükümlülüğü yerine getirmekten başka bir işlem yapmamış olduğu, ... Belediye Meclisinin, mevzuatta mevcut olan düzenlemeyi, uluslararası anlaşmalara ve iç hukuka uygun olarak yorumlamak suretiyle karar almış ve bu karar çerçevesinde yapılan Sözleşme ile sosyal denge tazminatının ödenmesi kararlaştırılmış ve müvekkilin ise bu kararı uygulamış olduğu,
Gerek 4688 sayılı Kanun ve gerekse 375 sayılı KHK’nın Ek 15. maddesi karşısında Belediye Başkanının ve seçilmiş başkan yardımcılarının sosyal denge tazminatından yararlanamayacağına ilişkin herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığı,
4688 Sayılı yasanın 32. maddesine istinaden Belediye Başkanın teklifi ve Belediye Meclisi Kararı sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden Belediye bütçesine konan ödeneğin ilgili kişilere ödenmesinin 5018 sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu kapsamında kamu zararı olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, Tam aksine, sözleşmede belirlenen tutarın, bütçede karşılığı bulunduğu sürece zamanında ödenmemesinin kamu zararına sebebiyet vereceği, Gider Bütçesi üst başlığı altında sosyal ödemeler kalemi içinde yerini bulan sosyal denge ödemesi hakkında ödeme sisteminde miktarı belirlenmiş bir ödeneğin ilgilere ödenmesinde “kamu zararı” oluştuğundan söz edilmesinin bu anlamda mümkün olmadığı,
Tüm bu açıklamalar neticesinde; somut olayda mevcut bir kamu zararından söz edilemeyeceğinden, ... Belediye Meclisince uluslararası sözleşmeler ve iç hukukta yer alan düzenlemelere uygun bir yorumla söz konusu sosyal denge tazminatının ödenmesine dair olarak alınan karar çerçevesinde yapılan Sözleşmeyi uygulayan eski belediye başkanı müvekkilin, hiçbir şekilde kamu zararı yaratmaya yönelik kusurundan bahsedilemeyeceği, ayrıca illiyetin varlığından bahsedebilmek için mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bu bağın bulunması gerektiğinden ve herhangi bir illiyet bağının varlığından da söz edilemeyeceğinden, müvekkil aleyhine tazmine yönelik hüküm kurulmasının usul ve yasaya açık aykırılık teşkil ettiği,
Kaldı ki: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını ‘toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı başlıklı 53 üncü maddesinde: “… Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde ise taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesin olup toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yanılma sekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması. Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” hükümleri yer aldığı,
Bu doğrultuda 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 28 inci maddesinde: “Toplu sözleşme: KAMU GÖREVLİLERİNİN mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar.” denildiği,
Söz konusu maddede sayılan ve ödemelerle ilgili olarak belirtilen “mevcut mevzuat hükümlerinin dikkate alınması” hususunun, bu konuları düzenleyen mevzuata aynıyla uyulması anlamına gelmediği, Kanunda belirtilen kamu görevlisi tanımına aykırı bir durum bulunmadığı, bu bağlamda Belediye ile ilgili Sendika arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin iyileştirme zammına (sosyal denge tazminatı) ilişkin düzenlenen hususun 4688 sayılı Kanunun 28 nci maddesinde sayılan ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğundan bu durumun adı gecen Kanuna aykırılık bulunmadığı sonucunu ortaya koyduğu,
Son olarak Sayıştay 5.Dairesi 02.07.2019 tarih ve 207 sayılı ilamında 3. Madde sorgusuna ilişkin olarak ilama azınlık oyu veren Üye ...’un karşı oy gerekçesinde; “... Belediyesi ile yetkili sendika arasında imzalanan sözleşme uyarınca Belediye başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi ile ilgili, denetçi raporunda Belediye Başkanına bu kişinin kadrosunun olmaması ve kamu görevlisi olmadığının kabulüyle bu ödemenin yapılamayacağının değerlendirilmiş olduğu ancak 375 sayılı KHK’nin ek 15. maddesinde aynen; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri Sendikası arasında anılan kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yanılabilecek sözleşme ile belirlenir” seklinde olduğu, maddedeki kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlileri ifadesinde ver alan “POZİSYON” tabirinin isçiler dışında kadrosuz olarak yapılan, kamuda diğer istihdam şekillerini ve durumlarını karşılamak üzere konulmuş geniş kapsamlı bir tabir olduğu, bu nedenle Belediye Başkanının aynı zamanda kamu görevlisi de sayıldığından kendisine sosyal denge tazminatı ödenmesinin hukuki düzenlemelere uygun olduğunun belirtildiği,
Yukarıda açıklandığı ve azınlık oyuyla desteklendiği üzere kamu görevlisi olan Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesinin hukuka uygun olduğu,
Yukarıda belirtilen tüm nedenler ve tüm açıklamalardan da açıkça anlaşılacağı üzere; Temyize konu edilen Sayıştay 5. Dairesinin 02.07.2019 tarihli ve 207 sayılı İlamının 3 ünü maddesi hükmünün tamamen yoruma dayalı olduğu, bu yorumun açıkça hukuka, yasaya, maddi gerçeğe ve dahi hakkaniyete aykırı olduğu, müvekkil aleyhine verilen tazmin kararının kaldırılması gerektiği,
İfade edilerek Sayıştay 5. Dairesinin, 02.07.2019 tarih ve 207 sayılı İlamı ile ... Belediyesi bütçesinden Belediye Başkanına ... TL sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle oluşan kamu zararının, faizleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödettirilmesine dair ... Belediyesi Eski Başkanı müvekkil ... aleyhine verilen tazmin kararının kaldırılmasına karar verilmesi arz ve talep edilmiştir.
Başsavcılık mütalaasında:
İlamda üst yönetici sıfatıyla sorumlu tutulan Belediye Başkanı ... vekili Av. ... tarafından gönderilen temyiz dilekçesi üzerine verilen Başsavcılık Mütalaasının 207 sayılı İlamın 3 üncü maddesiyle ilgili kısmında:
Kararda ve temyiz dilekçesinde yer alan hususlar özetlendikten sonra,
“Sorumlunun temyiz dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar Yargılamaya Esas Raporda yer alan açıklamalarından ve iddialarından oluşmakta olup, yargılama sürecinde ileri sürülen açıklamaların ayrıntılı olarak karşılandığı görülmektedir. Savcılığımızın görüşüne aşağıda yer verilmiştir.
Anayasa'nın 128 inci maddesinde memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hakları ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
53 üncü maddesinde ise; "İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir" denilerek toplu sözleşmenin de usul ve esaslarının yine Kanunla düzenleneceğine hükmedilmiştir.
98 no.lu ILO sözleşmesinde, çalışanlara toplu pazarlık ve toplu sözleşme hakkı getirilmiştir; ancak çalışanlara tanınacak mali hakların sözleşme ile serbestçe belirlenebileceği ve imzalanacak bu sözleşmenin de normlar hiyerarşisine göre Kanun hükümlerinin üzerinde olacağına dair bir hüküm yer almamaktadır. Anayasa'nın 90'ıncı maddesi bir Anayasa hükmü olduğu gibi 53 ve 128 inci maddeleri de birer Anayasa hükmüdür. Dolayısıyla her iki hükmün beraber değerlendirilerek memurlara toplu sözleşme hakkı verilmekle birlikte; memurların yapılacak sözleşmelerin yine kanunlarla belirlenen usul ve esaslara uyması gerekmektedir.
Anayasanın mezkur 53 üncü maddesi doğrultusunda; 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddesinde, "Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir?" hükmüne yer verilmiştir.
4688 sayılı Kanununun 2 nci maddesinde; " ?. kamu kurum veya kuruluşlarında işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri hakkında uygulanır" hükümleri yer almaktadır. Belediyeler ve Bağlı Kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlisinden kastedilen, söz konusu idarelerin kadrolu memurları ve ilgili pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personelleridir.
Belediye Başkanlarına, Belediye idaresinin herhangi bir kadro veya pozisyonunda istihdam edilen kamu görevlisi olmadıklarından dolayı Belediyeler ile sendikalar arasında imzalanacak sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşmeler ile kendilerine sosyal denge tazminatı ödenmesinin mümkün olmadığı,
Üst Yöneticilerin sorumlulukları 5018 sayılı Kanunun 11 nci maddesinde ve 5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında açıklanmış olup, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde kamu zararı olarak tespit edilen fazla ve yersiz ödemelerden Üst Yönetici ile birlikte Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumlu oldukları, değerlendirilmektedir.
Bu itibarla, talebin reddedilerek Daire kararının onaylanmasına karar verilmesinin yerinde olacağı düşülmektedir.”
Denilmektedir.
İlamda harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., ... ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., ... tarafından ayrı ayrı gönderilen aynı nitelikteki temyiz dilekçelerinde, yukarıda üst yönetici Belediye Başkanı ... tarafından verilen temyiz dilekçesinde yer alan esasa ilişkin iddialara aynen yer verildiği görülmektedir. Bu iddialara burada ayrıca yer verilmemektedir.
Bununla birlikte sorumluluk konusunda, yukarıda Belediye Başkanı ...’ün temyiz dilekçesinde de yer verildiği üzere, özetle, Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisinin onayı sonrasında imzalanan sözleşmenin yerindelik denetimi görevini, harcama yetkilisine ve/veya gerçekleştirme görevlisine veren bir yasal düzenlemenin ise bulunmadığı ifade edilerek sorumluluk yönünden de itiraz edilmektedir.
Buna göre, ..., ..., ..., ... tarafından İlam hükmüne esas ve sorumluluk yönünden itiraz edilerek İlam hükmünün kaldırılması talep edilmektedir.
Başsavcılık mütalaası:
İlamda harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., ... ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., ... tarafından ayrı ayrı gönderilen aynı nitelikteki temyiz dilekçeleri üzerine ayrı ayrı verilen aynı içerikteki Başsavcılık Mütalaası, ... tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine verilen Başsavcılık Mütalaası ile aynıdır. Adı geçen dört sorumlunun temyiz başvurusu üzerine verilen Başsavcılık Mütalaasına burada ayrıca yer verilmemektedir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
207 sayılı İlamın 3 üncü maddesiyle, 2017 yılında Belediye Başkanına mevzuata aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının tahsiline ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Esas Yönünden İnceleme
5393 sayılı Belediye Kanununun 37 nci maddesinde;
“Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilir.
Belediye başkanı, görevinin devamı süresince siyasî partilerin yönetim ve denetim organlarında görev alamaz; profesyonel spor kulüplerinin başkanlığını yapamaz ve yönetiminde bulunamaz.''
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15’ inci maddesinde ise;
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.”
hükümleri yer almaktadır.
Sorumlular tarafından yapılan temyiz başvurusunda, belediye başkanının kamu görevlisi olduğundan bahisle, sosyal denge tazminatının ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı iddia edilmiştir. 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesine bakıldığında, sosyal denge tazminatının ödenebilmesi için kişinin yalnızca kamu görevlisi olması yeterli olmayıp, aynı zamanda belediye kadro ve pozisyonlarında istihdam edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Ayrıca 4688 sayılı Kanunun “tanımlar” kenar başlıklı 3 üncü maddesinin a bendinde kamu görevlisinin: “Bu Kanun kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlilerini” ifade ettiği belirtilmiştir.
Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik’in “Kadroların Tespiti” başlıklı 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Yönetmeliğe ekli cetvellerde alt gruplar için unvan ve sayı itibarıyla tespit edilenler dışında kadro kullanılamaz” ifadesine yer verilmiştir. Kamu personel hukukunda, kadro ve pozisyon ifadesi, kanunla veya kanuna dayanılarak çıkarılan mevzuatla gösterilen kadroları ifade etmektedir. Bahse konu Yönetmelikte ve eki cetvellerinde, “belediye başkanı” kadro ve pozisyonuna yer verilmemiştir.
Belediye başkanı, belediyenin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisi olarak mevzuatla düzenlenen biçimde seçimle iş başına gelen bir kamu görevlisi statüsünde olup, belediye kadro ve pozisyonlarında istihdam edilmemektedir. Bu sebeple Belediye Başkanlarına sosyal denge tazminatı ödenmesi mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Belediye başkanlarının, memurlara sağlanan sosyal hak ve yardımlardan, memurlar için geçerli olan esas ve usullere göre yararlanacağı iddiası
Sorumlular tarafından “5393 sayılı Belediye Kanununun Belediye başkanının özlük hakları başlıklı 39 uncu maddesinde belediye başkanlarının 4688 sayılı Kanun kapsamında yapılan toplu sözleşme hükümlerinden yararlanmasını engelleyici ve yasaklayıcı herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığı, 39 uncu maddeye göre Belediye başkanları, devlet memurlarına sağlanan sosyal hak ve yardımlardan, memurlar için geçerli olan aynı esas ve usullere göre yararlanabiliyorken; 4688 sayılı Kanun kapsamında imzalanan toplu sözleşme hükümlerinden yararlanamayacağını, dolayısıyla sosyal denge tazminatı ödenemeyeceğini iddia etmenin mevzuat hükümleri ve uluslararası sözleşmeler karşısında kabul edilebilir olmadığı” iddia edilmiştir. Bu iddianın yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.
5393 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinde belediye başkanlarının toplu sözleşme hükümlerinden yararlanmasını engelleyen veya yasaklayan herhangi bir hüküm bulunmamakla birlikte, idare hukukunda yetkisizlik asıldır. İdare tarafından bir işlem veya eylemin yapılabilmesi için bunun kanunda düzenlenmiş olması gerekmektedir. İlama konu uygulamada, belediye başkanına sosyal denge tazminatı ödenebilmesi için, bunun kanunda öngörülmüş olması gerekirdi.
Ayrıca, 39 uncu maddeye göre Belediye başkanları, devlet memurlarına sağlanan sosyal hak ve yardımlardan, memurlar için geçerli olan aynı esas ve usullere göre yararlanabilecek olmakla birlikte, 657 sayılı Kanunun “sosyal haklar ve yardımlar “ başlıklı Kısım VI’da yer alan 187 – 213 üncü maddelerinde sosyal denge tazminatı yer almamaktadır.
Sözleşme hükümlerinin incelenmesi
Belediye Başkanı ... vekili Av.... tarafından gönderilen temyiz dilekçesinde: “müvekkilin, Belediye Başkanı sıfatı ile Belediye Tüzel kişiliği adına, ... Belediye Meclisince alınmış olunan, mevzuata uygun karar gereği yapılan sözleşme ile ortaya çıkan yükümlülüğü yerine getirmekten başka bir işlem yapmamış olduğu, … sözleşme serbestisi çerçevesinde imzalanan ve hiçbir vargı kararı ile iptal edilememiş olan toplu sözleşme ile Belediye Başkanlarına sosyal denge tazminatı ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,” iddia edilmektedir. Ancak bu iddianın yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.
Sosyal denge sözleşmelerinin yasal dayanağı Anayasa, 375 sayılı KHK, 4688 sayılı Kanun ve diğer mevzuattır. Belirtilen yasal dayanaklarda yer alan esaslar dahilinde akdedilen ve uygulanan sosyal denge sözleşmelerinde kamu zararı oluşmayacaktır.
İlama konu olan belediye başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesinde dayanak alınan sözleşme 28.03.2016 tarihinde imzalanan ve 01.01.2016 – 31.12.2017 tarihleri arasında yürürlükte olan sözleşmedir. Bu sözleşmenin 28 inci maddesi sosyal denge tazminatı ödenecek kişileri ve bunlara ödenecek tutarları düzenlemektedir.
01.01.2016 – 31.12.2017 yürürlük tarihli sözleşmenin 28 inci maddesi aynen aşağıdadır: (İmzalanma tarihi 28.03.2016)
“MADDE 28: İYİLEŞTİRME ZAMMI (SOSYAL DENGE TAZMİNATI)
İş bu toplu sözleşmenin birinci bölümünde belirtilen hukuksal dayanaklar çerçevesinde ... Belediyesi Başkanlığında çalışan kamu görevlilerine iyileştirme zammı (Sosyal denge tazminatı) olarak, halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ayın maaş günü peşin olarak; 4688 Sayılı Yasanın 32. ve geçici 14. Maddesine ve Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik ve Sosyal Haklara îlişkin 2016-2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşmenin 4.bölümünün Yerel Yönetimler Hizmet Koluna İlişkin Bölümünün 7. Maddesine istinaden:
a) Belediyemizde fiilen görev yapan 657 Sayılı DMK'ya tabi memurlara ( başkan yardımcıları ve müdürler hariç) 27/06/2014 tarihinde sendika ile imzalanan toplu sözleşmeyle maaşlarına ilave olarak her ay net olarak ödenen iyileştirme zammı ( sosyal denge tazminatı) Birinci Yıl: 01/01/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 13/02/2012 Pazartesi günü sendika ile imzalanan eski toplu sözleşmenin 22. maddesi ile verilen %10 ( yüzde on ) zammın bu sözleşmeye de uygulanması sonucu bulunan miktar günün şartları da dikkate alınarak ... (...) TL. net olarak ödenecektir İkinci yılı; Birinci yıl sözleşmesine 01/01/2017 tarihinden geçerli olmak üzere, %10 (Yüzdeon) zam uygulanması sunucu bulunan ... (...) TL. sözleşme süresince net olarak ödenecektir. Belediye Başkanının ve Sendika Yetkililerinin görüş birliği ile günün şartları dikkate alınarak İkinci Yıl Zammını yeniden değerlendirmek üzere görüşme yapılabilir.
b) Belediyemizde; 657 DMK'na tabi unvanları itibarı ile asaleten, vekaleten veya tedviren fiilen görev yapan (üç aydan fazla görevinden ayrılanın yerine bakan) müdürlere, Sivil Savunma uzmanlığı harcama yetkilisine, Başkan adına denetim yetkisine sahip Belediyemiz Müfettiş ve îç denetçilerine ödenen iyileştirme zammı ( sosyal denge tazminatı); 01/01/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 27/06/2014 tarihinde sendika ile imzalanan toplu sözleşmeyle tedviren görev yapan müdürlere ödenen tavan ücrete, 13/02/2012 Pazartesi günü sendika ile imzalanan eski toplu sözleşmenin 22. maddesi ile verilen %10 (yüzde on) zammın bu sözleşmeye de uygulanması sonucu bulunacak miktar günün şartları da dikkate alınarak bulunan ... (...) TL. sözleşme dönemince net olarak ödenecektir. Ayrıca; Belediyemizde; fiilen görev yapan ve mevzuatı gereğince müdürlük yaptığı kadronun zam ve tazminatlarından yararlanamayan memur müdürlere; 01/01/2016 tarihi baz alınarak; Lisans mezunu 10 yıl kıdemi olan 4 derecenin birinci kademesindeki Genel idare Hizmetleri Sınıfı kadrosundaki müdürün alacağı maaş (... TL.) ile maaşı eşitlenecek şekilde (Diğer müdürlerin aldığı iyileştirme zammı, aile ve çocuk yardımı hariç) aradaki fark 01/01/2016 tarihi baz alınarak belirlenecek bu rakam kadar ücret iyileştirme zammı (sosyal denge tazminatı) her ay maaşı ile birlikte sözleşme dönemi süresince değişmeden net olarak ödenecektir. Belediyemizde Sözleşmeli personel olup, tedviren ve fiilen müdürlük görevini yapan (üç aydan fazla görevinden ayrılanın yerine bakan) sözleşmeli personelin eline geçen net maaşı; 01/01/2016 tarihi itibarı ile fiilen görev yapan en düşük memur müdür maaşı ile (İyileştirme zammı dahil, aile yardımı, çocuk yardımı hariç) maaşı eşitlenecek şekilde aradaki fark sözleşme dönemince değişmeden net olarak ödenecektir. îkinci yıl zammı uygulanmayacaktır.
c) Belediyemizde fiilen görev yapan sözleşmeli personelin maaşına ilave olarak 27/06/2014 tarihinde sendika ile imzalanan toplu sözleşmeyle verilen iyileştirme zammına ( sosyal denge tazminatı) Birinci Yıl: 01/01/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 13/02/2012 Pazartesi günü sendika ile imzalanan eski toplu sözleşmenin 22. maddesi ile verilen %10 (yüzde on ) zammın bu sözleşmeye de uygulanması sonucu bulunan miktar günün şartları da dikkate alınarak ... (...) TL. net olarak ödenecektir İkinci yılı: Birinci yıl sözleşmesine 01/01/2017 tarihinden geçerli olmak üzere, %10 (Yüzde on) zam uygulanması sunucu bulunan ... TL. (...) TL. sözleşme süresince net olarak ödenecektir
d) Belediyemizde fiilen görev yapan Belediye Başkanı ve Başkan Yardımcılarına. 01/01/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, ... TL iyileştirme zammı ( sosyal denge tazminatı ) her ay maaşı ile birlikte sözleşme dönemince değişmeden net olarak ödenecektir. îkinci yıl zammı uygulanmayacaktır.”
Yukarıda yer alan sözleşmenin 28 inci maddesinin d bendinde Belediye Başkanına aylık ... TL sosyal denge tazminatı ödenmesi öngörülmüştür. 2017 yılında yapılan ödemelere bakıldığında da, Belediye Başkanına sözleşmenin 28 inci maddesinin d bendi kapsamında yıl boyunca aylık ... TL sosyal denge tazminatı ödendiği görülmektedir.
Bu durumda Belediye Başkanına 2017 yılı içerisinde ödeme emri belgesine bağlanarak yapılan sosyal denge tazminatı ödemeleri 28.03.2016 imzalanma tarihli sözleşmeye uygun olmakla birlikte, bu sözleşmenin hükümleri yukarıda açıklanan mevzuata aykırıdır.
5018 sayılı Kanunun “kamu zararı” kenar başlıklı 71 inci maddesinde kamu zararının belirlenmesinde esas alınan haller sayılmıştır. Bunlardan g bendinde mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması belirtilmektedir.
Dolayısıyla, 28.03.2016 imzalanma tarihli sözleşmeye dayanılarak Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucunda bu kapsamda ödenen tutarın tamamının kamu zararı teşkil ettiği değerlendirilmektedir.
ILO sözleşmelerine aykırılık iddiası
Sorumlular tarafından, İlamda 4688 sayılı Kanun 3 üncü maddesinde yer alan kamu görevlisi tanımının esas alınmış olmasının 87 no.lu ILO Sözleşmesine ve 98 no.lu ILO sözleşmesine aykırılık teşkil ettiği iddia edilmektedir. Ancak bu iddia yerinde değildir.
Buna göre, usulüne uygun olarak 12.07.1993 tarihinde yürürlüğe giren (Resmi Gazete tarihi 25.02.1993, sayısı: 21507) 87 no.lu Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi, 207 sayılı İlamda yer alan belediye başkanına sosyal denge tazminatı verilmemesi konusunun dışında ayrı bir alanı düzenlemektedir.
Usulüne uygun olarak 23.01.1952 tarihinde yürürlüğe giren (Resmi Gazete tarihi 14.08.1951, sayısı: 7884) 98 no.lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi ise 6 ncı maddesinde: “Bu Sözleşme, Devlet memurlarının durumları ile alakalı değildir ve hiç bir surette, onların haklarına veya statülerine halel getirmez” hükümlerini içermektedir. Dolayısıyla 4688 sayılı Kanun hükmü esas alınarak 181 sayılı İlamda hüküm kurulan Belediye Başkanına sosyal denge ödenmemesi konusu, 98 sayılı ILO Sözleşmesinin dışında ayrı bir konudur.
Sorumluluk yönünden inceleme
İlamda sorumluluk yönünden, sosyal denge tazminatı sözleşmesini işveren tarafı olarak imzalayan Belediye Başkanı, ilişikli ödeme emri belgelerinde imzası bulunan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğuna hükmedildiği görülmektedir.
Belediye Başkanının sorumluluğu bulunması
Hesap yargısında sorumluluğun yasal çerçevesi şu şekildedir:
5018 sayılı Kanunun 8 inci madde hükmü ile her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, yetkili kılınmış mercilere hesap verme zorunluluğu belirtilmekte,
Hesap yargısı çerçevesinde sorumluluğun belirlenmesinde ise, 6085 sayılı Kanunun ‘Sorumlular ve sorumluluk halleri’ başlıklı 7 nci madde hükmünde, 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk hallerinin esas alınacağı hükme bağlanmaktadır. 5018 sayılı Kanunda belirli kamu görevlilerine görev ve yetkiler tanımlanmakta ve ilgili görev ve yetkiler belirli sorumluluklarla ilişkilendirilmektedir. Hesap yargısı konusu olan ‘Kamu zararı’ hususu da Kanunun ‘Kamu Zararı’ başlıklı 71 inci maddesinde, sebep olunan kamu zararından sorumluluk, maddi ve manevi unsuruyla beraber, uygun illiyet bağı aranarak tanımlanmaktadır. Bu düzenleme gereği kamu görevlisi ancak fiili söz konusu manevi unsurları ‘kasıt, kusur, ihmal’ taşıyor ve fiili ile netice arasında illiyet bağı kurulabiliyorsa hesap yargısı bağlamında sorumlu tutulabilecektir.
Dolayısıyla, 6085 sayılı Kanun ile sorumluluk halinin belirlenmesi için yönlendirilen 5018 sayılı Kanunda, yetkiden bahsedilirken hemen yanında sorumluluktan da bahsedilerek, yetki ve sorumluluk dengesi kurulmaktadır.
Bu esaslar çerçevesinde, temyize konu hukuki uyuşmazlık, sorumluluk yönünden incelendiğinde;
Sosyal Denge Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde yapılan ödemede hukuka aykırı bir husus varsa bundan ancak akdedilecek sözleşmenin içeriği hakkında tasarrufta bulunmaya görev ve yetkisi bulunan ve ayrıca taraf olarak imzaya yetkili olan işveren tarafı temsilcisinin sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiği açıktır.
Yerel yönetimlerde çalışan kamu personeline hangi usul ve esaslara göre sosyal denge tazminatı ödeneceği 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 32 nci maddesinde, ödenecek tazminatın aylık tutarına ilişkin tavan tutar ise 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesinde belirtilmektedir.
4688 sayılı Kanunun 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla değişik 32 nci maddesinde: “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir.” hükmü ile sosyal denge sözleşmesinin işveren tarafının imzaya yetkili kişisinin ancak ilgili belediyenin Belediye Başkanı olabileceği ifade edilmektedir.
4688 sayılı Kanunun 32 nci madde hükmü yanında, 5393 sayılı Belediye Kanununun ‘Belediye başkanının görev ve yetkileri’ 38 inci maddesinin g bendinde, “Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak...” hükmü ile belediye idaresinin tarafı olduğu sözleşmelerde belediyeyi temsil yetkisi münhasıran belediye başkanına verilmektedir.
İlama konu uygulamada, 2017 hesap yılı içinde belediye başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi ve bunun tutarı, Belediye ile sendika arasında akdedilen sözleşmeye uygun olmakla birlikte, bu sözleşmenin belediye başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin hükümleri, yukarıda “esas yönünden inceleme” başlığı altında açıklandığı üzere, mevzuata aykırıdır. Ayrıca Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi, bu sözleşmenin doğrudan sonucudur.
Buna göre, Belediye Başkanın tarafından mevzuata aykırı hüküm içeren bir sözleşme akdedilmesi üzerine bu sözleşme hükümlerine istinaden yapılan ödeme neticesinde kamu zararına sebebiyet verilmektedir. Fiil ve netice arasında 5018 sayılı Kanunun 71 inci madde hükmü ile 6085 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin 3 üncü bendinde kamu zararı neticesinde sorumluluk tesisi için aranan uygun illiyet bağı mevcuttur. Dolayısıyla, ilgili sözleşme hükümlerine istinaden yapılan ödemeler suretiyle sebep olunan kamu zararından sözleşmeyi işveren tarafı olarak imzalayan Belediye Başkanı ...’ün sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaması
Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin yasal yükümlülük ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanunun 32 ve 33 üncü maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
“Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde:
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmektedir.
Bu hükümler bağlamında, İlama konu uygulamada harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu, ödeme emrine konu ödemeye dayanak olan yürürlükteki sosyal denge sözleşmesi hükümleri çerçevesinde harcama yapmaktır. 4688 sayılı Kanun ve 5393 sayılı Kanunun ilgili hükümleri çerçevesinde akdedilecek sosyal denge sözleşmesinin içeriğinin düzenlenmesine ilişkin kendilerine sorumluluk yüklenebilecek yasal yetki ve görevleri bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, hukuki uyuşmazlık konusuna esas sosyal denge sözleşmesinin akdedilme aşamasında herhangi bir yetki, görev ve sorumluluğu bulunmayan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin, sözleşmenin uygulanmasının sonucu olarak ödeme emri belgeleri üzerinde imzaları bulunması nedeniyle sorumluluğuna hükmedilmesi mevzuata uygun olmayacaktır. Çünkü harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri tarafından, 5018 sayılı Kanunun 32 ve 33 üncü maddeleri çerçevesinde harcama talimatının verilmesi ve giderin gerçekleştirilmesi, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi mahiyetindedir. Oluşan kamu zararının sebebi sözleşme hükümleridir, sözleşmeye uygun olarak harcama talimatı verilmesi ve giderin gerçekleştirilmesi değildir.
Buna göre, Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesini içeren sözleşme hükümlerine uygun olarak harcama talimatının verilmesi ve giderin gerçekleştirilmesinde görevli olan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin, mevzuata aykırı sözleşme hükümleri dolayısıyla oluşan kamu zararından sorumlulukları bulunmadığı anlaşılmıştır.
Belediye Başkanı ile birlikte sözleşmeyi imzalayan diğer beş kişinin sorumluluğu bulunmaması
Hükümde sözleşmeyi imzalayanlardan sadece Belediye Başkanı ...’ün sözleşmeyi imzalayan sıfatıyla sorumlu tutulduğu, sözleşmede Belediye Başkanı ile birlikte imzası bulunan diğer beş personelin sorumlu tutulmamış olduğu görülmektedir. Hükmün bu yönüyle mevzuata uygun olduğu değerlendirilmektedir.
28.03.2016 imzalanma tarihli sözleşmeye bakıldığında ... ... Belediyesi adına bu sözleşmeyi imzalayanların altı kişi olduğu görülmektedir: ... (Belediye Başkanı), Av.... (Başkan Yardımcısı), ... (Teftiş Kurulu Müdürü), ... (İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü), ... (Mali Hizmetler Müdürü), Av.... (Emlak İstimlak Müdürü).
Sözleşme hükümlerinin uygulanması sonucu oluşan kamu zararından Belediye Başkanının sorumluluğu bulunduğu hususu yukarıda “Belediye Başkanının sorumluluğu bulunması” başlığı altında açıklanmıştı.
İlama konu uygulamada Belediye Başkanı ile birlikte sözleşmeyi imzalayan diğer beş kişinin sorumlulukları bulunup bulunmadığının incelenmesinde ise, öncelikle bu sözleşmeyi imzalamanın onların görev ve yetkisi dahilinde olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
4688 sayılı Kanun, sözleşmenin imzalanması aşamasında bu kişilerin bulunduğu makamlara yetki tanımamıştır. 4688 sayılı Kanun kapsamında yetki tanınmamış olması dolayısıyla, bu Kanuna göre sözleşmeyi imzalamak belirtilen beş kişinin görevleri kapsamında değildir. Belirtilen kişilerin bu konuda sorumlulukları bulunmamaktadır.
5393 sayılı Kanunda belediyenin organları belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı olarak belirlenmiş ve bu Kanunda bu organlara belirli yetkiler tanınmıştır. İlama konu uygulamada sözleşmeyi imzalayan beş kişinin bulunduğu makamlar belediyenin organları arasında değildir. Bu makamların, belediyenin organları tarafından bir konuda açıkça görevlendirilmedikçe, Belediye adına irade açıklamasında bulunma yetkileri yoktur.
5393 sayılı Kanunun “yetki devri” kenar başlıklı 42 nci maddesinde: “Belediye başkanı, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredebilir” denilmektedir. 4688 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeyi yapma yetkisi bakımından, İlama konu uygulamada Belediye Başkanı ... tarafından sözleşmede imzası bulunan beş kişinin bulunduğu makamlara yapılmış bir yetki devri bulunmamaktadır. Zaten Belediye Başkanı bu konudaki yetkisini devretmiş olsaydı, sözleşmede Belediye Başkanının imzası bulunmazdı.
Dolayısıyla, İlama konu uygulama Belediye Başkanı ile birlikte sözleşmeyi imzalayan diğer beş kişi bakımından değerlendirildiğinde, sözleşmeyi imzalamanın bu beş kişinin görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında olmadığı değerlendirilmektedir.
Bu itibarla, İlam hükmünde sözleşmeden doğan kamu zararında, sözleşmede imzası bulunan diğer beş kişinin sorumlu tutulmamış olmasının mevzuata uygun olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, İlama konu uygulamanın sorumluluk yönünden incelenmesi sonucunda, yukarıda açıklanan nedenlerle, ilgili sözleşme hükümlerine istinaden yapılan ödemeler dolayısıyla sebep olunan kamu zararından sözleşmeyi işveren tarafı olarak imzalayan Belediye Başkanı ...’ün münferiden sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla, 207 sayılı İlamın 3 üncü maddesine konu olan Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle yapılan ödemelerin tamamının kamu zararı teşkil ettiği sabit görülmekle birlikte, sorumluluk yönünden harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğa iştirakı bulunmayıp, kamu zararından Belediye Başkanının münferiden sorumlu olduğu gerekçesiyle 207 sayılı İlamın 1 inci maddesi hükmünün BOZULARAK, yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, (Sorumluluk yönünden Üyeler ... ve ...’in ilave gerekçesiyle birlikte; Sorumluluk yönünden Üyeler ..., ..., ..., ..., ..., ...’ın aşağıda yer alan karşı oy gerekçeleri karşısında), oyçokluğuyla,
Karar verildiği 23.12.2020 tarih ve 48582 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
(İlave gerekçe
Sorumluluk yönünden Üyeler ... ve ...’in ilave gerekçesi
Sorumluluk yönünden, Belediye başkanının münferiden sorumlu olduğu, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmadığı, sözleşmede imzaları bulunan diğer beş kişinin de sorumlulukları bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Sözleşmede imzaları bulunan diğer beş kişiyle ilgili olarak, bu kişilerin, konuyla ilgili yetki, görev ve sorumlulukları bulunmaması dolayısıyla, imzalamış oldukları sözleşmenin uygulanması sonucu oluşan kamu zararından sorumlulukları bulunmadığı görüşüne ilave olarak, bu beş kişinin imzaları olmasa da sözleşme Belediye adına sadece Belediye Başkanının imzasıyla akdedilmiş olmaktadır. Yani Belediye adına sadece Belediye Başkanının imzasıyla sözleşme kurulmuş olmaktadır; Diğer beş kişinin imzası, sözleşmenin akdedilmesinde kurucu unsur değildir.
Diğer beş kişinin sözleşmedeki imzalarının sözleşmenin kurucu unsuru olmaması yönüyle de, bu beş kişinin kamu zararından sorumlulukları bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Karşı oy gerekçesi
Sorumluluk yönünden Üyeler ..., ..., ..., ... ve ...’ın karşı oy gerekçesi
207 sayılı İlamın 3 üncü maddesi hükmünde Belediye Başkanı, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri sorumlu tutulmuştur.
4688 sayılı Kanun hükmüne aykırı hüküm içeren ve sosyal denge tazminatlarının dayanağını oluşturan sözleşmeyi Belediye adına imzalayan Belediye Başkanının kamu zararından sorumluluğu bulunmaktadır.
Daire Kararında yer verildiği üzere, 5018 sayılı Kanunun 32 nci maddesi ile İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10 ve 11 inci maddeleri gereği harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin de Kararda sabit görülen kamu zararından sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu itibarla, 207 sayılı İlamın 3 üncü maddesi hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
Sorumluluk yönünden Üye ...’ın karşı oy gerekçesi
207 sayılı İlam hükmünde, Belediye Başkanı, Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlileri oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuş olup, Daire kararı bu yönüyle de yerindedir.
Ancak bahsi geçen sorumlulara ilave olarak, sözleşmede Belediye Başkanıyla birlikte imzası bulunan diğer beş kişinin de sorumluluğa dahil edilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;
Öncelikle üst yönetici konumunda olan Belediye Başkanının, sözleşmenin hazırlanması ve içeriği ile ilgili hukuki ve mali mevzuatı bütün yönleriyle bilmesi gerektiğini, belediye adına tek başına toplu sözleşme görüşmelerine katıldığını, sözleşme taslağının hazırlanmasında tek başına katkı verdiğini düşünmek hayatın olağan akışına aykırıdır.
Uygulamada belediye başkanı, bu konudaki hukuki ve mali mevzuata hakim belediye personeliyle birlikte görüşmeleri yürütmekte, bu personelin katılımıyla hazırlanan sözleşmeyi mevzuata uygun olduğu düşüncesiyle imzalaması üzerine sözleşme yürürlüğe girmektedir.
Rapor konusu sözleşme görüşmelerinde de sürecin bu şekilde işlediği, görüşmelere Başkan Yardımcısı, Teftiş Kurulu Müdürü, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü, Mali Hizmetler Müdürü ve Av. Emlak İstimlak müdürünün de katıldığı, sözleşme taslağının hazırlanması sürecinde görev aldıkları, Belediye Başkanıyla birlikte sözleşmeyi imzalamış olmalarından anlaşılmaktadır.
Söz konusu kişilere baktığımızda, her birinin belediyede harcama yetkilisi pozisyonunda olduğu, görevleri itibariyle sözleşmenin içeriği konusunda mali ve hukuki bilgiye sahip bulundukları görülmektedir. Bununla birlikte sözleşmenin sosyal denge tazminatının hangi personele ödenebileceği dikkate alınmaksızın hazırlanmasında kusurlu oldukları, sosyal denge tazminatı ödenebilecek personel dikkate alınarak sözleşme hazırlansaydı kamu zararının ortaya çıkmayacağının açık olduğu, bu nedenlerle oluşan kamu zararından sözleşmede imzası bulunan beş kişinin de sorumlu tutulması gerektiği düşünülmektedir.
Bu itibarla, 207 sayılı İlamın 3 üncü maddesi hükmünün sorumluluk yönünden diğer beş kişinin de sorumluluğa dahil edilmesi gerektiği gerekçesiyle Bozularak, yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın Dairesine Gönderilmesine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.)
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:07