Sayıştay 5. Dairesi 45934 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

45934

Karar Tarihi

23 Aralık 2020

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2017

  • Daire: 5

  • Dosya No: 45934

  • Tutanak No: 48581

  • Tutanak Tarihi: 23.12.2020

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Sosyal denge tazminatı ödemelerinde parasal tutarların Sözleşmede yer alan mevzuata aykırı hükme istinaden güncellenmesi ve personele mevzuatın öngördüğü üst tutarın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi

207 sayılı İlamın 2 nci maddesiyle, Belediyede çalışan personele yapılan sosyal denge tazminatı ödemelerinde parasal tutarların Sözleşmede yer alan mevzuata aykırı hükme istinaden güncellenmesi ve personele mevzuatın öngördüğü üst tutarın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının tahsiline ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

İlamda harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., Üst Yönetici Belediye Başkanı ... adına Av. ... ve harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan diğer 74 kişi tarafından ayrı ayrı gönderilen aynı nitelikteki temyiz dilekçelerinde özetle:

İlam kapsamında kamu zararına sebebiyet verildiğine ilişkin yapılan tespitin; ... Belediyesi ile yetkili sendika arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin de hukuki dayanağını oluşturan mevzuat hükümleri ve uluslararası sözleşmeler kapsamında değerlendirildiğinde yerinde olmadığı, Zira Kamu emekçilerinin sendikal haklarının Anayasa ile güvence altına alınmış olduğu, bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde de düzenlendiği,

4688 sayılı yasanın Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması başlıklı 32. Maddesi hükmünde "(Değişik madde ve başlığı: 6289 - 4.4.2012/ m.22) 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek-15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarım belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.

Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.

İlgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu, il özel idaresinde yüzde yirmi beşini aşması hallerinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” düzenlemesine yer verildiği, Bu düzenleme içerisinde memurlara yapılacak ödemeler bakımından herhangi bir sınırlama, tavan uygulaması getirilmemiş olduğu,

Öte yandan 4688 sayılı yasaya 04.4.2012 gün ve 6289 sayılı yasanın 30 uncu maddesiyle eklenen Geçici 14 üncü maddesinde: “(Ek : 6289 - 4.4.2012 / m.30) 15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek-15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32’nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay İçinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32’nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32’nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32’nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.

Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararma müstenit olmamak kaydıyla, 15/03/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek-15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır” denildiği,

Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara ilişkin 2016 ve 2017 yıllarını kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşmenin Yerel Yönetim Hizmet Koluna ilişkin Toplu Sözleşme Başlıklı 4. Bölümünün 7. Maddesi ile 4688 sayılı Yasanın 14. Maddesindeki 31.12.2015 ifadesinin 31.12.2017 şeklinde değiştirildiği,

Geçici 14 üncü madde ile 15.3.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelerin 31.12.2017 tarihine kadar yine 32 inci madde çerçevesinde herhangi bir şarta bağlı olmaksızın yenilenebilme olanağı sağlandığı,

Kamu zararına sebebiyet verildiğine ilişkin ilama konu 01.01.2016-31.12.2017 tarihleri arasını kapsayan sözleşme. ... Belediyesi ile ... arasında ilk yanılan tonlu sözleşmenin devamı niteliğinde olduğu, dolayısıyla 4688 sayılı yasanın Geçici 14 üncü maddesi uyarınca var olan bir sözleşmenin uzatılması niteliğinde olduğu, İlamda yer alan ve kamu zararına gerekçe olarak gösterilen “İdarenin 01.01.2012 tarihinde ... Sendikası ile akdetmiş olduğu ilk toplu sözleşmenin parasal tutarların belirlendiği 22. Maddesinde “2. Yıl net %10 (on) oranında arttırılır.” Hükmünün yapılan bütün yeni sözleşmelerde tutarların güncellenmesine dayanak gösterilmesi ve bu şekilde tutarların arttırılması” da 4688 sayılı Yasanın Geçici 14. Maddesi uyarınca var olan sözleşmenin revize edilerek yenilenmesi ve var olan sözleşmenin uzatılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Hal böyle iken, “2.Yıl net %10 (on) oranında arttırılır” hükmünün sadece 01.01.2012 tarihinde imzalanan tonlu iş sözleşmesine özel bir düzenleme olduğunun kabulü ile Geçici 14. madde kapsamı dışında tutulmak suretiyle kamu zararı oluşturduğuna ilişkin tespitin tüm mevzuata ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu,

İlamda ileri sürülen hususların uluslararası antlaşmalarca hüküm altına alınan düzenlemeler ve yüksek mahkemelerin konuya ilişkin olarak vermiş olduğu kararlara da aykırı olduğu,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12.10.2008 tarihli (Demir-Baykara/Türkiye Davası) kararı,

98 Sayılı Sözleşmenin 4. maddesi toplu pazarlık hakkının düzenlendiği, Bu sözleşme uyarınca tüm çalışanların toplu sözleşme hakkı bulunduğu,

Anayasa’nın 90.maddesinin son fıkrasında: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir, bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz” hükmünün yer aldığı, Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasında “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” Hükmünün yer aldığı, Anayasanın 90. Maddesinin son fıkrasında, yasa ile uluslararası antlaşmanın çelişmesi durumunda, antlaşmanın esas alınacağı ve öncelikle uygulanacağının belirtildiği,

Son Anayasa değişikliği ile birlikte sendikal hak ve özgürlükler açısından uluslararası belgeler ve sözleşmelerin kanunlar karşısında öncelikle uygulama niteliği kazandığı, Yukarıda belirtilen ve onaylanan 98 sayılı ILO sözleşmesi iç hukukla bütünleşerek bağlayıcılık kazandığı, dolayısıyla kamu emekçilerinin toplu sözleşme yapma hakları bulunduğu ve bunda da ücret konusunda herhangi bir sınırlama getirilmemiş olduğu,

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde ilamdaki kamu zararına ilişkin kararın, konuya ilişkin uluslararası sözleşmeler ve Anayasanın 90. madde hükmü göz önüne alındığında mevzuata aykırı olduğu,

KAMU ZARARI TESPİTİ YÖNÜNDEN İLAMIN, MEVZUATLA ÖRTÜŞMEDİĞİ,

5018 sayılı Kanunun Giderin gerçekleştirilmesi başlıklı 33. Maddesinde gerçekleştirme görevlisinin tanımlandığı, Buna göre Gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüttüğü,

5018 Sayılı yasanın 31/5. maddesi hükmü gereği harcama yetkililerinin, bütçede öngörülen ödenekleri kadar ödenek gönderme belgesi ile; kendisine ödenek verilen harcama yetkililerinin ise ancak tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabileceği, Ortada Belediye Meclisinin Bütçe Onayı ile sisteme girmiş bir ödeneğin ilgililerine ödenmesine ilişkin harcama talimatı verilmesi şeklinde kullanılan bir yetki söz konusu olduğu, 5018 Sayılı Yasanın 11. maddesi ve 5393 Sayılı Belediye Kanunumun 38. maddesi birlikte incelendiğinde Belediye Başkanlarının “Bütçeyi uygulama” görevi bulunduğu,

Diğer yandan 4688 Sayılı yasanın 32. Maddesinde yer alan “Mahalli idarelerde Sözleşme imzalanması” başlıklı düzenlemeye istinaden, Belediye Başkanın teklifi ve Belediye Meclisi Karan sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden Belediye bütçesine konan ödeneğin ilgili kişilere ödenmesi şeklinde harcama yetkilisinin kullandığı yetkinin 5018 sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu kapsamında kamu zararı olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, ... Eski Belediye Başkanı tarafından uygulanan işlemin “sözleşmeyle belirlenen tutar”ın 4688 Sayılı yasanın 32. maddesi son fıkrası hükmünde yer alan ve sözleşmeyi kendiliğinden geçersiz kılan şartların oluşup oluşmadığının tetkiki akabinde daha Önce oluşan bütçedeki karşılığından ödenmesine ilişkin talimatının verilmesi olduğu, Sözleşmede belirlenen tutar için, bütçede karşılığını bulduktan sonra ödeme talimatı verilmesinde yasal bir engel bulunmadığı, Tam aksine, sözleşmede belirlenen tutarın - bütçede karşılığı bulunuyor ise - zamanında ödenmemesinden kaynaklı olarak alacağa bağlı her türlü fer’i hakkın da dogması ile kamu zararına neden olunacağı, Gider Bütçesi üst başlığı altında sosyal ödemeler kalemi içinde yerini bulan sosyal denge ödemesi hakkında ödeme sisteminde miktarı belirlenmiş bir ödeneğin ilgililere ödenmesine ilişkin harcama talimatının verilmesi “mevzuata aykırı” bir uygulama olmadığından “kamu zararı” oluştuğundan söz edilemeyeceği,

Harcama yetkililerinin/gerçekleştirme görevlilerinin; sözleşmeye bağlanan bir ödemenin tabi olacağı mevzuatın ne olacağı hususunda da bir tereddütleri olmadığı, 4688 sayılı yasanın 32.maddesinin son fıkrası, sözleşmenin ne zaman geçersiz sayılacağını açıkça belirlemiş olmakla doğrudan Harcama Yetkilileri veya gerçekleştirme görevlilerince kontrol edilerek uygulanabilecek tek mevzuat hükmü olduğu, Personel giderlerinin bütçe gelirleri ile oranlaması neticesi yüzde 30 sınırının aşılmadığının ise tartışmasız biçimde ortada olduğu,

İlamda kamu zararının tespitinde esas alınan 01.01.2016-31.12.2017 yürürlük tarihli ... Belediyesi ile ... arasında imzalanan Toplu İs Sözleşmesi hukuksal olarak yukarıda belirtilen Anayasa’nın 90. Maddesi uyarınca iç hukukta doğrudan ve öncelikli olarak uygulanması gereken Türkiye’nin taraf olduğu anılan uluslararası sözleşmeler ile Anayasa’nın 53. Maddesi ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanuna ayrıca 07.12.2015 tarih ve 2015/138 sayılı Yetkili Sendika aracılığıyla sosyal denge tazminatı ödenmesi için toplu is sözleşmesi yapmak üzere ... Belediye Eski Başkanı müvekkil ...'e yetki verilmesi ile ilgili ... Belediyesi Meclis Kararma davalı olarak gerçekleştirilen anlaşma neticesinde imzalandığı,

İlamda kamu zararına sebebiyet verilmesine ilişkin dayanak olarak alınan 4688 Sayılı Yasanın 32. Maddesi son fıkrasında; İlgili mahalli idarenin, vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik pirimi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin -belediyelerde yüzde otuzunu … aşması halinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamayacağı, Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalacağı ifadelerinin yer aldığı, 4688 Sayılı yasanın 32. maddesi son fıkrası şartları gerçekleşmediği müddetçe sözleşmenin yasal geçerliliğini koruduğu,

İlamda ise, kamu zararına yönelik saptamada, ilk yapılan sözleşmede bulunan "2. Yıl net %10 (on) oranında arttırılır.” hükmünün sadece ilgili toplu sözleşme dönemi için geçerli olabileceğinin kabulü ile yapılan yeni sözleşmelerde tutarların güncellenmesine dayanak gösterilmesi ve bu şekilde tutarların arttırılmasının mevzuata uygun olmadığına ilişkin değerlendirmenin hatalı bir hukuki nitelendirmeye dayandığı, Sayıştay 5.Dairesince verilen kararda yapılan bu değerlendirmenin tam aksine, anılan yasanın 32. maddesinde sözleşmenin hangi koşullarda geçersiz sayılacağının sınırlı olarak sayıldığı, bunlar arasında “parasal sınırları belirleyen hükümlerin geçersizliği”nin yer almadığı, Tam tersine söz konusu yasa hükmüyle, evrensel hukuk prensibi olarak “sözleşme serbestisine olanak tanımış ve hatalı yorumlardan ari kalacak şekilde yine evrensel hukuk prensibi olan ve sözleşmenin ayakta tutulması - feshin son çare olması (ultimaratio) - ilkesi doğrultusunda sınırlandığı, Geçici 14 üncü madde ile de 15.3.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelerin 31.12.2017 tarihine kadar yine 32 inci madde çerçevesinde uzatılması/yenilenmesinin herhangi bir şarta bağlanmadığı,

... Belediyesi tarafından 03.09.2013 tarih ve 2030 sayılı Sosyal Denge Tazminatı konulu Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğüne konuya ilişkin görüş sorulduğu ve Maliye Bakanlığı’nın 30.10.2013 tarih ve 9462 sayılı yazıları ile “....sosyal denge tazminatına ilişkin mevzuatın incelenmesi sonucunda ;

-Belediyeniz ile ilgili sendika arasında 15.03.2012 tarihinden önce yapılmış olan sözleşmenin uygulanmasına, sözleşmede öngörülen sürenin sonuna kadar devam edilebileceği,

-Söz konusu sözleşmenin sona ermesinden itibaren 31.12.2015 tarihine kadar yapılacak sözleşmelerde sözleşmeden yararlanacak personele ödenecek sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarının 4688 sayılı Kanuna göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı aşamayacağı, .

-ANCAK, İLGİLİ DÖNEMDEKİ TOPLU SÖZLEŞMEDE BELİRLENEN TAVAN TUTARIN, 15.03.2012 TARİHİNDEN ÖNCE BELEDİYE BAŞKANLIĞINIZ İLE İLGİLİ SENDİKA ARASINDA YAPILMIŞ OLAN SÖZLEŞMEDE UNVANLAR İTİBARİYLE İLGİLİ PERSONELE DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA YAPILAN ÖDEMELERİN TOPLAMININ AYLIK ORTALAMASININ ALTINDA OLMASI HALİNDE. 15.03.2012 TARİHİNDEN ÖNCE BELEDİYE BAŞKANLIĞINIZ İLE İLGİLİ SENDİKA ARASINDA YAPILMIŞ OLAN SÖZLEŞMEDEKİ İLGİLİ PERSONELE YAPILAN ÖDEMELERİN TOPLAMININ AYLIK ORTALAMASININ TAVAN TUTAR OLARAK ALINABİLECEĞİ.. ” belirtildiği,

Bunun üzerine Belediye tarafından 4688 sayılı Kanunun Geçici 14. Maddesi gereğince yapılacak 2014 yılı memur sosyal denge tazminatı ücret ortalama çalışması yapılmış ve ortalama ... TL. tavan ücret belirlenmiş olduğu, 15.03.2012 tarihinden önce mevcut olan sözleşmelerin devamı niteliğindeki sözleşmelerde de bu oran ve belirlenen tavanın aşılmadığı, Bu açıdan sorgu incelemesinde yapılan hesaplamaların doğru olmadığı,

Bu itibarla ... Belediye Başkanlığı ile ilgili Sendika arasında ilk olarak 15.03.2012 tarihinden önce 01.01.2012 tarihinde yürürlüğe girecek sözleşme imzalandığı, bu sözleşme süre sona erdiğinde 4688 sayılı yasanın geçici 14. Maddesi çerçevesinde yenilendiği, Bu yenileme işleminde bir önceki sözleşmede yer alan “2. Yıl net %10 (on) oranında arttırılır.” hükmünün yenilenmesini ve devam eden sorguya da konu edilen yeni sözleşmelerde uygulanmasını engelleyici ve/veya yasaklayıcı bir hüküm bulunmadığı, Ayrıca hesaplamaların, 657 sayılı kanunun 175. Maddesinde ve 2005/8501 sayılı kararnamede düzenlenen vekaleten atanan memurlara verilecek vekalet ücretleri yönünde de hatalı olduğu, ... Belediyesinde sosyal denge ödemesi yapıldığı için bordro hesabında gözükmeyen, ancak kanunen verilmesi zorunlu olan vekalet ücretleri tutarının kamu zararı olarak görülmemesi ve bu farkın düşülmesi gerektiği, Ancak sorgu incelemesinde bu hususun kamu zararı hesabında dikkate alınmadığı, Bu açıdan vekalet şartlarını taşıyanlar yönünden yeniden hesaplama yapılarak kamu zararı tutarının düzeltilmesi gerektiği,

Sonuç itibariyle ilama konu edilen sözleşmenin, 4688 sayılı yasanın geçici 14. Maddesi kapsamında bir sözleşme olup, bu sözleşmedeki hükümler uyarınca memurlara yapılan aylık ortalama Ödemenin tavan miktarı hesaplanırken en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’ü değil, bir önceki sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alındığı,

2017 Yılında Sosyal Denge Sözleşmesi kaynaklı ödenen gelir vergisi toplamının ... TL olduğu, Sayıştay denetçisinin 2012 yılı Sosyal Denge Sözleşmesine göre yapmış olduğu hesaplama neticesinde sosyal denge miktarının net olarak ... TL bulunduğu, 2017 yılında ... TL üzerinden yapılan hesaplamada Sosyal Denge Sözleşmesi kaynaklı ödenmesi gereken ve ayrıntısı aşağıda belirtilen hesaplama neticesinde gelir vergisi toplamının ... TL olması gerektiği, Bu örnekte hesaplanan istatistikçi kadrosunda bulunan memurun ... TL fazladan gelir vergisi ödemiş olduğu, Bu memur için çıkarılan kamu zararından ... TL'nin düşürülmesi gerektiği, Sonuç olarak; istatistikçi kadrosunda bulunan bu örnekte hesabı yapılan memur için Sayıştay Denetçisi tarafından hesaplanan kamu zararının ... TL olduğu, bu tutardan ... TL düşürülerek kamu zararının ... TL olması gerektiği,

Yukarıda belirtilen hesabın istatistikçi kadrosunda bulunan memur için yapılmış olduğu, aynı hesabın her memurun aylık vergi matrahının farklı olmasından dolayı bütün memurlar için ayrı ayrı yapılması gerektiği,

Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünden 30.10.2013 tarihinde uygulamaya esas olarak alınan görüşün son paragrafında; "Belediye Başkanlığınız ile ilgili sendika arasında yapılmış olan sözleşmede, unvanlar itibarıyla ilgili personele değişik adlar altında yapılan ödemeler toplamının aylık ortalamasının altında olması halinde, 15/03/2012 tarihinden önce Belediye Başkanlığınız ile ilgili sendika arasında yapılmış olan sözleşmedeki ilgili personele yapılan ödemelerin toplamının aylık ortalamasının tavan tutar olarak alınabileceği mütalaa edilmektedir." Denildiği, Denetçinin 2012 yılı tavan tutar hesabında içinde yıllık izin kullanımına bağlı olarak verilen ... TL'lik ikramiyenin de kullanıldığı, Herhangi bir memur yıllık izin kullanmasa ve bu ikramiyeyi almasa dahi tavan tutar hesabına eklendiği, Buradan yola çıkarak, 2012 yılında geçerli olan Sosyal Denge Sözleşmesi de ölüm yardımı, evlilik yardımı ve doğum yardımından faydalanan 8 farklı kadroda bulunan memurlara ödendiği, Ölüm yardımı, evlilik yardımı ve doğum yardımının da ilgili kadrolar itibari ile ortalama hesabına dahil edilmesi gerektiği, Aşağıdaki örnekte hesabı yapılan bir memurun sosyal denge ortalamasının ... TL olmaktadır. Dolayısı ile tüm memurlar için yapılan hesapta maddi hata bulunduğu,

2012 yılı iddia edilen net SDT 2012 yılı ölüm yardımı 2012 yılı evlilik yardımı 2012 yılı doğum yardımı 2012 yılı aylık doğum, evlilik ve ölüm yardımı ortalaması 2012 yılı sözleşmesine göre olması gereken tavan tutar

… … ... … … ...

Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünden 30.10.2013 tarihinde uygulamaya esas olarak alınan görüşün son paragrafında: "Belediye Başkanlığınız ile ilgili sendika arasında yapılmış olan sözleşmede unvanlar itibarıyla ilgili personele değişik adlar altında yapılan ödemeler toplamının aylık ortalamasının altında olması halinde, 15/03/2012 tarihinden önce Belediye Başkanlığınız ile ilgili sendika arasında yapılmış olan sözleşmedeki ilgili personele yapılan ödemelerin toplamının aylık ortalamasının tavan tutar olarak alınabileceği mütalaa edilmektedir” denildiği, Denetçinin 2012 yılı tavan tutar hesabında içinde yıllık izin kullanımına bağlı olarak verilen ... TL'lik ikramiyenin de kullanıldığı, Herhangi bir memur yıllık izin kullanmasa ve bu ikramiyeyi almasa dahi tavan tutar hesabına eklendiği, Buradan yola çıkarak 2012 yılında geçerli olan Sosyal Denge Sözleşmesine emekli ikramiyesinin de ortalama hesabına dahil edilmesi gerektiği, Buna göre aşağıdaki örnekte hesabı yapılan Zabıta Memuru kadrosundaki ...'in ortalaması ... TL olmaktadır. Dolayısı ile tüm memurların hesabında tavan tutar aşılmadığından kamu zararı bulunmadığı,

2012 yılı iddia edilen net SDT 2012 yılı Sözleşmeye göre emekli ikramiyesi 2012 yılı Sözleşmesine göre emekli ikramiyesi aylık tutarı 2012 yılı Sözleşmesine göre olması gereken tavan tutar

... ... ... ...

Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ... TL’lik 2012 Yılı Sosyal Denge Tazminatı tavan tutarına ... TL ve ... TL’lik tutarının da eklenmesi ile ... TL’lik tavan tutar bulunduğu, Ancak bu tutardan fazla olarak Sosyal denge Tazminatı alanlar için kamu zararı oluşacağının görüldüğü, Bu nedenle hesaplamaların bu hususlar değerlendirilerek tekrar yapılması gerektiği,

Nitekim ilama karşı oy kullanan ...’un karşı oy gerekçesinde de ;

“Belediye ile sendika arasında 15.03.2012 tarihinde imzalanan sözleşmede yer alan, mali hükümlerin her yıl %10 oranında güncelleneceği hükmü dolayısıyla, 2017 yılında unvanlar itibariyle personele ödenecek ortalama tavan aylığın, mezkur sözleşmenin sona erdiği 31.12.2014 tarihinde güncellenmiş rakamlar itibari ile hesap edilmesi gerektiği” belirtildiği,

Ayrıca temyize konu ilamda, saptanan Kamu Zararının tahsilinden bahsedilmekte ise de; ortada kamu zararı olmadığı, 5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. Maddesi çerçevesinde kamu zararı oluşmadığı,

Nitekim bir sözleşmenin feshi işleminin ya taraflar arasındaki uzlaşma ile ya da yargısal denetim ile oluşan bir karar ile ortaya çıkabileceği, Tarafları bağlayan herhangi bir fesih veya yargılama neticesi kısmen geçersiz sayılmasını sağlayan bir mahkeme kararı da mevcut olmadığı, Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisinin onayı sonrasında imzalan sözleşmenin yerindelik denetimi görevini Harcama yetkilisine ve/veya gerçekleştirme görevlisine veren bir düzenleme bulunmadığı,

Anayasanın ‘toplu i$ sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı’ başlıklı 53 üncü maddesinde: “ … Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yanılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde ise taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlan kesin olun tonlu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsam ve istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” hükümleri ver aldığı,

Bu doğrultuda 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Tonlu Sözleşme Kanunu’nu 28 nci maddesinde: “Tonlu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerin uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, tonlu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar” denildiği,

Söz konusu maddede sayılan ve ödemelerle ilgili olarak belirtilen “mevcut, mevzuat hükümlerinin dikkate alınması” hususunun bu konulan düzenleyen mevzuata aynıyla uyulması anlamına gelmediği. Kanunda belirtilen üst sınırın üzerinde sözleşmeyle daha yukarıda bir tavan tutarın belirlenmesinde bir engel bulunmadığı, bu bağlamda Belediye de ile ilgili Sendika arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin iyileştirme zammına ilişkin düzenlenen hususun 4688 sayılı Kanunun 28 nci maddesinde sayılan ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğundan bu durumun adı geçen Kanuna aykırılık teşkil etmediği, Dolayısı ile tüm bu açıklamalar neticesinde, yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde; kamu zararının var olduğuna ilişkin hükmün hukuksal dayanaktan yoksun olduğu, Sayıştay 5. Dairesinin 02.02.2016 tarih ve 148 sayılı kararı çerçevesinde bu bağlamda belediye ile sendika arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin iyileştirme zammına ilişkin düzenlenen husus, 4688 sayılı Kanunun, 8. maddesinde düzenlenen ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğundan bu durumun adı geçen kanuna aykırılık teşkil etmediği ve bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı; yine Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında da vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında illiyetin olması gerekirken söz konusu illiyetin de mevcudiyetinden söz edilemeyeceği; Belediye ile yetkili sendika arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi ile Avrupa insan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde imzalanmış bulunduğu ve bu cihetle Anayasamızın ve İHAS’nin güvencesinde akdedilmiş olduğu ve öncelikli olarak usulüne uygun bulunarak iç hukuk normlarından üstünlüğü Anayasamızca kabul edilen uluslararası sözleşme ve antlaşmalara istinaden yapıldığı, bu çerçevede olmak üzere iddia olunan kamu zararının mevcudiyetinden söz edilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı,

Yukarıda belirtilen tüm nedenler ve tüm açıklamalardan da açıkça anlaşılacağı üzere; Temyize konu edilen Sayıştay 5. Dairesinin 02.07.2019 tarihli ve 207 sayılı ilamının 2 maddesinde yer alan tazmin hükmü, tamamen yoruma dayalı, açıkça hukuka, yasaya ve gerçeklere ve dahi hakkaniyete aykırı olduğu ve bu kararın kaldırılması gerektiği,

İfade edilerek tazmin hükmünün kaldırılması arz ve talep edilmiştir.

Başsavcılık mütalaasında:

İlamda harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., Üst Yönetici Belediye Başkanı ... adına Av. ... ve harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan diğer 74 kişi tarafından ayrı ayrı gönderilen aynı nitelikteki temyiz dilekçeleri üzerine ayrı ayrı verilen aynı nitelikteki Başsavcılık Mütalaasında:

207 sayılı İlamın 2 nci maddesi hükmü ve temyiz dilekçesinde yer alan iddialar özetlendikten sonra,

“Sorumlunun temyiz dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar, Yargılamaya Esas Raporda yer alan açıklamalarından ve iddialarından oluşmakta olup, yargılama sürecinde ileri sürülen açıklamalar ayrıntılı olarak karşılandığı görülmektedir. Savcılığımızın görüşüne aşağıda yer verilmiştir.

Sorumlu savunmasında, Anayasanın ilgili maddelerini ve uluslararası anlaşmaları ileri sürerek ve yüksek mahkeme kararlarını dayanak göstererek yapılan işlemin doğru olduğunu ve verilen tazmin kararının mevzuata aykırı olduğunu ileri görülmektedir. Genişçe yer verdiği bu iddialarına Daire yargılamasında ayrıntılı olarak karşılanarak açıklanmıştır.

4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesi ve aynı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi hükümleri gereği, Yerel Yönetimler, 11.04.2012 tarihi itibariyle yürürlükte olan sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşmeleri, 31.12.2019 tarihinden önce sona ermekte ise ve söz konusu sözleşmelerdeki aylık ortalama sosyal denge tazminatı ödemeleri, genel toplu sözleşmede belirtilen tazminat tavanından yüksek ise bu tarihten önce sözleşmenin feshedilmesi halinde, önceki sözleşmedeki ödemelere devam edilebileceklerdir.

Sözleşmelerin 31.12.2019 tarihinden önce sona ermesi, karşılıklı olarak feshedilmesi veya hangi şekilde olursa olsun yeni mali hükümler getirilmek suretiyle yenilenmesi veya güncellenmesi halinde, yeni sözleşmede (önceki sözleşmede, toplu sözleşme tavanından daha yüksek ödemeler öngörüldüğü halde) bir önceki sözleşmedeki aylık ortalama ödemelerin artırılması mümkün değildir.

Belediye ile sendika arasında 15.03.2012 tarihinde imzalanan sözleşmenin yürürlük maddesine göre sözleşmenin süresi 01.01.2012 - 31.12.2013 tarihlerini kapsamaktadır. Söz konusu sözleşmede öngörülen ödemelerin aylık ortalaması, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın üzerinde olsa bile, sözleşmede öngörülen ödemeler 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi gereği geçerliliğini korumaktadır.

Geçici 14 üncü madde uyarınca 01.01.2012 - 31.12.2013 tarihleri arasında geçerli olan sözleşmede, maddenin yürürlüğe girdiği tarihte unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar korunduğundan, cari dönemde imzalanacak sözleşmede ilgili personele yapılacak ortalama aylık ödemeye ilişkin öngörülmesi gereken tavan tutarın hesabında 2012 yılında geçerli olan ortalama aylık tutarlar esas alınabilecektir

Oysa, yeni imzalanan sözleşmede, bir önceki sözleşmedeki ödeme kalemleri mevzuata aykırı olarak artırıldığından, artırılan bu ortalama aylık tutarlarının her biri kamu zararını oluşturduğu değerlendirilmektedir.

2012 yılında geçerli olan sözleşmede, personele ödenecek tüm mali hakların ortalama aylık tutarı, 2012 yılında geçerli olan Genel Toplu Sözleşme Tavanından (En Yüksek Devlet Memuru Aylığının %100'ü) yüksek olduğu anlaşılmakta olup, 2017 yılında Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklara Dair Toplu Sözleşmede öngörülen (En yüksek Devlet Memuru aylığının %100'ü) tavan, 2012 yılında Belediye ile Sendika arasında akdedilen sözleşmede yer alan ortalama aylıktan düşük olduğundan, 2017 yılı için ilgili personele ödenebilecek ortalama aylık tutarın tavanı, en fazla 2012 yılında geçerli olan sözleşmede yer alan unvanlar itibariyle ödenen ortalama aylık kadar olması gerektiği düşünülmektedir.

Üst Yönetici, Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin hükümlere 5018 sayılı Kanunun 8, 11, 32 ve 33 üncü maddelerinde ve Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayılı Kararında yer verilmiştir. Ödemeye esas teşkil eden mevzuata aykırı sözleşmeyi imzalayan Üst Yöneticiyle birlikte ödemenin gerçekleştirilmesini sağlayan Gerçekleştirme Görevlileriyle ödeme talimatı veren Harcama Yetkililerinin mevzuata aykırı bu ödemeden dolayı sorumlu oldukları, 5018 sayılı Kanunun 71 nci maddesine göre yapılan fazla ödemenin kamu zararını olduğu ve tazminin gerektiği değerlendirilmektedir.

Bu itibarla, talebin reddedilerek Daire kararının onaylanmasına karar verilmesi uygun olur.”

Denilmektedir.

İlamda gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan ... tarafından yapılan temyiz başvurusuna ait dilekçede, yukarıda “Temyiz Dilekçesi - ..., ... ve diğer 74 kişi” başlığı altında yer alan iddia ve açıklamalara aynen yer verilmiştir. Buna ilave olarak sorumlu ...’ün dilekçesinde ayrıca:

Sorguda ve İlamda 14.04.2017 ve 12.05.2017 tarihli ödeme emri belgelerinde kendisinin gerçekleştirme görevlisi olarak imzasının bulunması sebebiyle bu ödeme emri belgeleri dolayısıyla oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuş olduğu,

Ancak bu tarihlerde doğum izni ve sonrasında intervertebral disk bozukluğu sebepleriyle raporlu olduğu,

14.04.2017 ve 12.05.2017 tarihli ödeme emri belgelerinde gerçekleştirme görevlisi olarak isim ve imzasının bulunmadığı,

Dairede yargılanma aşamasında da bu hususu belirtmiş olduğu,

İfade edilerek Hakkında verilen kamu zararının tazmini hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık Mütalaası:

İlamda gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan ... tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine verilen Başsavcılık mütalaası, yukarıda “Başsavcılık Mütalaası – ..., ... ve diğer 74 kişi” başlığı altında yer almaktadır.

Başsavcılık mütalaası, sorumlunun talebinin reddedilerek Daire kararının onaylanmasına karar verilmesinin uygun olacağı yönündedir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

207 sayılı İlamın 2 nci maddesiyle, Belediyede çalışan personele yapılan sosyal denge tazminatı ödemelerinde parasal tutarların Sözleşmede yer alan mevzuata aykırı hükme istinaden güncellenmesi ve personele mevzuatın öngördüğü üst tutarın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının tahsiline ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Esas yönünden inceleme

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” kenar başlıklı 53 üncü maddesinde; “… Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlan kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” hükümleri yer almaktadır.

Yerel yönetimlerde çalışan kamu personeline hangi usul ve esaslara göre sosyal denge tazminatı ödeneceği 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 32 nci maddesinde, ödenecek tazminatın aylık tutarına ilişkin tavan tutar ise 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesinde belirtilmiştir.

4688 sayılı Kanunun 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla değişik 32 nci maddesinde: “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir.” Hükmü yer almaktadır.

375 sayılı KHK’nın 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla eklenen ek 15 inci maddesinde ise: “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir” hükmü yer almaktadır.

Kamu işveren heyeti ile ... Sendikası (...) arasında imzalanan ve 2016-2017 yıllarını kapsayan Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme 23.08.2015 tarih ve 29454 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Sözleşmenin 1 inci maddesine göre, Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’üdür. Sosyal denge tazminatının yapılması yönünde yapılacak sözleşmelerde tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı belirlenebilir.

4688 sayılı Kanuna 6289 sayılı Kanun ile eklenen geçici 14 üncü maddede 15.03.2012 tarihinden önce akdedilen sözleşmelerin yeni dönemdeki durumunun ne olacağı, bu sözleşmelerin 31.12.2015 (31.12.2015 tarihi Üçüncü Dönem Toplu Sözleşme ile 31.12.2017 tarihine kadar, Dördüncü Dönem Toplu Sözleşme ile 31.12.2019 tarihine kadar, 28.08.2019 tarih ve 2019/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararı gereği olarak da 31.12.2021 tarihine kadar uzatılmıştır.) tarihinden önce sona ermesi halinde yeni sözleşmelerin hangi şart ve kurallara bağlı olarak imzalanacağı ve tavan tutarın ne olması gerektiği gibi hususlara yer verilmiştir.

Geçici 14 üncü maddede: “15.03.2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu İş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31.12.2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” hükmü yer almaktadır. (“31.12.2015” tarihi, 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme gereği “31.12.2017” olarak uygulanmış; Daha sonra 4.dönem toplu sözleşme gereği “31.12.2019” olarak uygulanmış; 28.08.2019 tarih ve 2019/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararı gereği olarak da 31.12.2021 olarak uygulanmaktadır.)

Buna göre 15.03.2012 tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa, bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerle 31.12.2021 tarihinden önce sona ermesi durumunda 31.12.2021 tarihine kadar toplu sözleşme dönemleriyle sınırlı olarak ve üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde yeni bir sözleşme imzalanabilecek, ancak eski sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarın 4688 sayılı Kanun’a göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda geçici 14 üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yani 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilecektir. Başka bir deyişle, 31.12.2021 tarihine kadarki dönemde, yenilenen sözleşme ile personele ödenen meblağ, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise, yüksek olan bu tutarların artırılması mümkün değildir. Diğer taraftan bu dönemde, 4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinin yürürlük tarihi olan 11.04.2012 tarihinde uygulanmakta olan sözleşmede öngörülen sosyal denge tazminatı tutarı, akdedilen toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutar, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar olan en yüksek devlet memuru aylığı (ek göstergeler dahil) kadar olabilecektir.

Belediye ile sendika arasında 15.03.2012 tarihinde imzalanan sözleşmenin yürürlük maddesine göre sözleşmenin süresi 01.01.2012 - 31.12.2013 tarihlerini kapsamaktadır. Söz konusu sözleşmede öngörülen ödemelerin aylık ortalaması, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın üzerinde olsa bile, sözleşmede öngörülen ödemeler 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi gereği geçerliliğini korumaktadır. Aynı madde gereğince, Belediyenin sendika ile imzaladığı ve 2017 yılında geçerli olan sözleşmede öngörülen aylık ortalama ödemeler, 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi hükümleri uyarınca herhangi bir zam veya güncellemeye tabi tutulmaksızın (önceki sözleşmedeki aylık ortalama ödemeler toplamı, toplu sözleşme tavanından yüksek olduğundan) en fazla bir önceki sözleşmede öngörülen ortalama ödemeler kadar olabilir. Diğer bir ifadeyle, Geçici 14 üncü madde uyarınca 01.01.2012 - 31.12.2013 tarihleri arasında geçerli olan sözleşmede, maddenin yürürlüğe girdiği tarihte unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar korunduğundan, cari dönemde imzalanacak sözleşmede ilgili personele yapılacak ortalama aylık ödemeye ilişkin öngörülmesi gereken tavan tutarın hesabında 2012 yılında geçerli olan ortalama aylık tutarlar esas alınabilecektir Ancak, yeni imzalanan sözleşmede, bir önceki sözleşmedeki ödeme kalemleri artırılmıştır. Dolayısıyla mevzuata aykırı olarak artırılan bu ortalama aylık tutarlarının her biri kamu zararını oluşturmaktadır.

... ... Belediyesinde, 2012 yılında geçerli olan sözleşmede, personele ödenecek tüm mali hakların ortalama aylık tutarı, 2012 yılında geçerli olan genel toplu sözleşmede belirtilen üst sınırdan (En Yüksek Devlet Memuru Aylığının ek gösterge dahil %100’ü) yüksektir. Bununla birlikte 2017 yılında Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklara Dair Toplu Sözleşmede öngörülen (En yüksek Devlet Memuru aylığının %100’ü) üst sınır tutarı, 2012 yılında Belediye ile Sendika arasında akdedilen sözleşmede yer alan ortalama aylıktan düşük olduğundan, 2017 yılında ilgili personele ödenebilecek ortalama aylık tutarın üst sınırı, en fazla 2012 yılında geçerli olan sözleşmede yer alan unvanlar itibariyle ödenen ortalama aylık tutar kadar olacaktır.

Kamu zararı olarak hesaplanan tutar kapsamında vekalet ücreti ödemelerinin bulunduğu iddiası

Sorumlular tarafından temyiz dilekçesinde aynen:

“… Ayrıca hesaplamalar, 657 sayılı kanunun 175. Maddesinde ve 2005/8501 sayılı kararnamede düzenlenen vekaleten atanan memurlara verilecek vekalet ücretleri yönünde de hatalıdır. ... Belediyesinde sosyal denge ödemesi yapıldığı için bordro hesabında gözükmeyen, ancak kanunen verilmesi zorunlu olan vekalet ücretleri tutarının kamu zararı olarak görülmemesi ve bu farkın düşülmesi gerekirdi. Ancak soruşturma incelemesinde bu husus kamu zararı hesabında dikkate alınmamıştır. Bu açıdan vekalet şartlarını taşıyanlar yönünden yeniden hesaplama yapılarak düzeltilmesi gerektiği açıktır.”

İddiası yer almaktadır. Ancak bu iddianın yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.

28.03.2016 imzalanma tarihli Sözleşmenin “iyileştirme zammı (sosyal denge tazminatı)” kenar başlıklı 28 inci maddesinin b bendinde

“Belediyemizde; 657 DMK'na tabi unvanları itibarı ile asaleten, vekaleten veya tedviren fiilen görev yapan (üç aydan fazla görevinden ayrılanın yerine bakan) müdürlere, Sivil Savunma uzmanlığı harcama yetkilisine, Başkan adına denetim yetkisine sahip Belediyemiz Müfettiş ve îç denetçilerine ödenen iyileştirme zammı ( sosyal denge tazminatı); 01/01/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 27/06/2014 tarihinde sendika ile imzalanan toplu sözleşmeyle tedviren görev yapan müdürlere ödenen tavan ücrete, 13/02/2012 Pazartesi günü sendika ile imzalanan eski toplu sözleşmenin 22. maddesi ile verilen %10 (yüzde on) zammın bu sözleşmeye de uygulanması sonucu bulunacak miktar günün şartları da dikkate alınarak bulunan ... (...) TL. sözleşme dönemince net olarak ödenecektir. Ayrıca; Belediyemizde; fiilen görev yapan ve mevzuatı gereğince müdürlük yaptığı kadronun zam ve tazminatlarından yararlanamayan memur müdürlere; 01/01/2016 tarihi baz alınarak; Lisans mezunu 10 yıl kıdemi olan 4 derecenin birinci kademesindeki Genel idare Hizmetleri Sınıfı kadrosundaki müdürün alacağı maaş (... TL.) ile maaşı eşitlenecek şekilde (Diğer müdürlerin aldığı iyileştirme zammı, aile ve çocuk yardımı hariç) aradaki fark 01/01/2016 tarihi baz alınarak belirlenecek bu rakam kadar ücret iyileştirme zammı (sosyal denge tazminatı) her ay maaşı ile birlikte sözleşme dönemi süresince değişmeden net olarak ödenecektir. Belediyemizde Sözleşmeli personel olup, tedviren ve fiilen müdürlük görevini yapan (üç aydan fazla görevinden ayrılanın yerine bakan) sözleşmeli personelin eline geçen net maaşı; 01/01/2016 tarihi itibarı ile fiilen görev yapan en düşük memur müdür maaşı ile (İyileştirme zammı dahil, aile yardımı, çocuk yardımı hariç) maaşı eşitlenecek şekilde aradaki fark sözleşme dönemince değişmeden net olarak ödenecektir. îkinci yıl zammı uygulanmayacaktır.”

Hükmü yer almaktadır.

Sözleşmenin 28 inci maddesinin b bendinde, Belediye personelinden fiilen müdürlük görevini yapan ancak mevzuatı gereği müdürlük yaptığı kadronun zam ve tazminatlarından yararlanamayan personele, mevzuata göre yararlanamadıkları bu zam ve tazminatların sosyal denge tazminatı adı altında ödenmesi öngörülmüştür.

Bu hüküm kapsamında kanunda öngörülmeyen bir ödeme sosyal denge ödemesi adı altında yapılmakla ve bu kapsamda sosyal denge tazminatı üst tutarı aşılmakla, 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinin ikinci fıkrasının g bendi kapsamında kamu zararına sebep olunduğu değerlendirilmektedir.

Dolayısıyla, Belediye ile Sendika arasında 28.03.2016 tarihinde imzalanan ve 01.01.2016-31.12.2017 dönemini kapsayan Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmesi ile memurlara 2017 yılında yapılan sosyal denge tazminatı ödemesinde 4688 sayılı Kanunla belirlenen üst sınırın aşılması sonucu kamu zararı oluştuğu yönünde verilen 207 sayılı İlamın 2 nci maddesi hükmünün esas yönünden sabit olduğu değerlendirilmektedir.

Sorumluluk yönünden inceleme

İlamda sorumluluk yönünden, sosyal denge tazminatı sözleşmesini işveren tarafı olarak imzalayan Belediye Başkanı, ilişikli ödeme emri belgelerinde imzası bulunan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğuna hükmedildiği görülmektedir.

Belediye Başkanının sorumluluğu bulunması

Hesap yargısında sorumluluğun yasal çerçevesi şu şekildedir:

5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 8 inci madde hükmü ile her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, yetkili kılınmış mercilere hesap verme zorunluluğu belirtilmekte,

Hesap yargısı çerçevesinde sorumluluğun belirlenmesinde ise, 6085 sayılı Kanunun ‘Sorumlular ve sorumluluk halleri’ başlıklı 7 nci madde hükmünde, 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk hallerinin esas alınacağı hükme bağlanmaktadır. 5018 sayılı Kanunda belirli kamu görevlilerine görev ve yetkiler tanımlanmakta ve ilgili görev ve yetkiler belirli sorumluluklarla ilişkilendirilmektedir. Hesap yargısı konusu olan ‘Kamu zararı’ hususu da Kanunun ‘Kamu Zararı’ başlıklı 71 inci maddesinde, sebep olunan kamu zararından sorumluluk, maddi ve manevi unsuruyla beraber, uygun illiyet bağı aranarak tanımlanmaktadır. Bu düzenleme gereği kamu görevlisi ancak fiili söz konusu manevi unsurları ‘kasıt, kusur, ihmal’ taşıyor ve fiili ile netice arasında illiyet bağı kurulabiliyorsa hesap yargısı bağlamında sorumlu tutulabilecektir.

Dolayısıyla, 6085 sayılı Kanun ile sorumluluk halinin belirlenmesi için yönlendirilen 5018 sayılı Kanunda, yetkiden bahsedilirken sorumluluktan da bahsedilerek, yetki ve sorumluluk dengesi kurulmaktadır.

Bu esaslar çerçevesinde, temyize konu hukuki uyuşmazlık, sorumluluk yönünden incelendiğinde;

Sosyal Denge Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde yapılan ödemede hukuka aykırı bir husus varsa bundan ancak akdedilecek sözleşmenin içeriği hakkında tasarrufta bulunmaya görev ve yetkisi bulunan ve ayrıca taraf olarak imzaya yetkili olan işveren tarafı temsilcisinin sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiği açıktır.

Yerel yönetimlerde çalışan kamu personeline hangi usul ve esaslara göre sosyal denge tazminatı ödeneceği 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 32 nci maddesinde, ödenecek tazminatın aylık tutarına ilişkin tavan tutar ise 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesinde belirtilmektedir.

4688 sayılı Kanunun 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla değişik 32 nci maddesinde: “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir.” hükmü ile sosyal denge sözleşmesinin işveren tarafının imzaya yetkili kişisinin ancak ilgili belediyenin Belediye Başkanı olabileceği ifade edilmektedir.

4688 sayılı Kanunun 32 nci madde hükmü yanında, 5393 sayılı Belediye Kanununun ‘Belediye başkanının görev ve yetkileri’ 38 inci maddesinin g bendinde, “Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak...” hükmü ile belediye idaresinin tarafı olduğu sözleşmelerde belediyeyi temsil yetkisi münhasıran belediye başkanına verilmektedir.

İlama konu uygulamada, 2017 hesap yılı içinde belediye personeline sosyal denge tazminatı ödenmesi ve bunun tutarı, Belediye ile sendika arasında akdedilen sözleşmeye uygun olmakla birlikte, bu sözleşmenin belediye personeline sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin hükümleri, yukarıda “esas yönünden inceleme” başlığı altında açıklandığı üzere, üst sınır olan 2012 yılında geçerli olan sözleşmede yer alan unvanlar itibariyle ödenen ortalama aylık tutarın aşılması dolayısıyla mevzuata aykırıdır. Ayrıca Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi, bu sözleşmenin doğrudan sonucudur.

Buna göre, Belediye Başkanın tarafından mevzuata aykırı hüküm içeren bir sözleşme akdedilmesi üzerine bu sözleşme hükümlerine istinaden yapılan ödeme neticesinde kamu zararına sebebiyet verilmektedir. Fiil ve netice arasında 5018 sayılı Kanunun 71 inci madde hükmü ile 6085 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin 3 üncü bendinde kamu zararı neticesinde sorumluluk tesisi için aranan uygun illiyet bağı mevcuttur. Dolayısıyla, ilgili sözleşme hükümlerine istinaden yapılan ödemeler suretiyle sebep olunan kamu zararından sözleşmeyi işveren tarafı olarak imzalayan Belediye Başkanı ...’ün sorumlu olduğu anlaşılmıştır.

Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaması

Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin yasal yükümlülük ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanunun 32 ve 33 üncü maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,

“Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde:

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmektedir.

Bu hükümler bağlamında, İlama konu uygulamada harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu, ödeme emrine konu ödemeye dayanak olan yürürlükteki sosyal denge sözleşmesi hükümleri çerçevesinde harcama yapmaktır. 4688 sayılı Kanun ve 5393 sayılı Kanunun ilgili hükümleri çerçevesinde akdedilecek sosyal denge sözleşmesinin içeriğinin düzenlenmesine ilişkin kendilerine sorumluluk yüklenebilecek yasal yetki ve görevleri bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, hukuki uyuşmazlık konusuna esas sosyal denge sözleşmesinin akdedilme aşamasında herhangi bir yetki, görev ve sorumluluğu bulunmayan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin, sözleşmenin uygulanmasının sonucu olarak ödeme emri belgeleri üzerinde imzaları bulunması nedeniyle sorumluluğuna hükmedilmesi mevzuata uygun olmayacaktır. Çünkü harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri tarafından, 5018 sayılı Kanun’un 32 ve 33 üncü maddeleri çerçevesinde harcama talimatının verilmesi ve giderin gerçekleştirilmesi, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi mahiyetindedir. Oluşan kamu zararının sebebi sözleşme hükümleridir, sözleşmeye uygun olarak harcama talimatı verilmesi ve giderin gerçekleştirilmesi değildir.

Buna göre, 2017 yılında Belediye personeline sosyal denge tazminatı ödenmesinde üst sınır olan 2012 yılında geçerli olan sözleşmede yer alan unvanlar itibariyle ödenen ortalama aylık tutarın aşılması hükümlerini içeren sözleşmeye uygun olarak harcama talimatının verilmesi ve giderin gerçekleştirilmesinde görevli olan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin, mevzuata aykırı sözleşme hükümleri dolayısıyla oluşan kamu zararından sorumlulukları bulunmadığı anlaşılmıştır.

Belediye Başkanı ile birlikte sözleşmeyi imzalayan diğer beş kişinin sorumluluğu bulunmaması

Hükümde sözleşmeyi imzalayanlardan sadece Belediye Başkanı ...’ün sözleşmeyi imzalayan sıfatıyla sorumlu tutulduğu, sözleşmede Belediye Başkanı ile birlikte imzası bulunan diğer beş personelin sorumlu tutulmamış olduğu görülmektedir. Hükmün bu yönüyle mevzuata uygun olduğu değerlendirilmektedir.

28.03.2016 imzalanma tarihli sözleşmeye bakıldığında ... ... Belediyesi adına bu sözleşmeyi imzalayanların altı kişi olduğu görülmektedir: ... (Belediye Başkanı), Av.... (Başkan Yardımcısı), ... (Teftiş Kurulu Müdürü), ... (İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü), ... (Mali Hizmetler Müdürü), Av.... (Emlak İstimlak Müdürü).

Sözleşme hükümlerinin uygulanması sonucu oluşan kamu zararından Belediye Başkanının sorumluluğu bulunduğu hususu yukarıda “Belediye Başkanının sorumluluğu bulunması” başlığı altında açıklanmıştı.

İlama konu uygulamada Belediye Başkanı ile birlikte sözleşmeyi imzalayan diğer beş kişinin sorumlulukları bulunup bulunmadığının incelenmesinde ise, öncelikle bu sözleşmeyi imzalamanın onların görev ve yetkisi dahilinde olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

4688 sayılı Kanun, sözleşmenin imzalanması aşamasında bu kişilerin bulunduğu makamlara yetki tanımamıştır. 4688 sayılı Kanun kapsamında yetki tanınmamış olması dolayısıyla, bu Kanuna göre sözleşmeyi imzalamak belirtilen beş kişinin görevleri kapsamında değildir. Belirtilen kişilerin bu konuda sorumlulukları bulunmamaktadır.

5393 sayılı Kanunda belediyenin organları belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı olarak belirlenmiş ve bu Kanunda bu organlara belirli yetkiler tanınmıştır. İlama konu uygulamada Sözleşmeyi imzalayan beş kişinin bulunduğu makamlar belediyenin organları arasında değildir. Bu makamların, belediyenin organları tarafından bir konuda açıkça görevlendirilmedikçe, Belediye adına irade açıklamasında bulunma yetkileri yoktur.

5393 sayılı Kanunun “yetki devri” kenar başlıklı 42 nci maddesinde: “Belediye başkanı, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredebilir” denilmektedir. 4688 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeyi yapma yetkisi bakımından, İlama konu uygulamada Belediye Başkanı ... tarafından sözleşmede imzası bulunan beş kişinin bulunduğu makamlara yapılmış bir yetki devri bulunmamaktadır. Zaten Belediye Başkanı bu konudaki yetkisini devretmiş olsaydı, sözleşmede Belediye Başkanının imzası bulunmazdı.

Dolayısıyla, İlama konu uygulama Belediye Başkanı ile birlikte sözleşmeyi imzalayan diğer beş kişi bakımından değerlendirildiğinde, sözleşmeyi imzalamanın bu beş kişinin görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında olmadığı değerlendirilmektedir.

Bu itibarla, İlam hükmünde sözleşmeden doğan kamu zararında, sözleşmede imzası bulunan diğer beş kişinin sorumlu tutulmamış olmasının mevzuata uygun olduğu anlaşılmıştır.

Buna göre, İlama konu uygulamanın sorumluluk yönünden incelenmesi sonucunda, yukarıda açıklanan nedenlerle, ilgili sözleşme hükümlerine istinaden yapılan ödemeler dolayısıyla sebep olunan kamu zararından sözleşmeyi işveren tarafı olarak imzalayan Belediye Başkanı ...’ün münferiden sorumlu olduğu anlaşılmıştır.

Gerçekleştirme Görevlisi ...’ün itirazı (45964 sayılı dosya)

Gerçekleştirme görevlisi ... tarafından yapılan temyiz başvurusunda, 14.04.2017 ve 12.05.2017 tarihli ödeme emri belgeleriyle ilgili olarak sorumluluk itirazında bulunulmuştur.

207 sayılı İlamın 2 nci maddesine dayanak olan Yargılamaya Esas Raporun 2 nci maddesinde, ilişikli ödeme emri belgeleri, bu belgelerin yevmiye tarih ve numaraları, içerdikleri kamu zararı tutarı ve bu belgelerde imzası olan görevliler görülmektedir. Buna göre, Yargılamaya Esas Raporun 2 nci maddesinde 14.04.2017 tarih ve 4328 sayılı ödeme emri belgesinde, 14.04.2017 tarih ve 4330 sayılı ödeme emri belgesinde, 12.05.2017 tarih ve 5691 sayılı ödeme emri belgesinde, 12.05.2017 tarih ve 5737 sayılı ödeme emri belgesinde gerçekleştirme görevlisi olarak ...’ün sorumlu tutulmuş olduğu görülmektedir.

... yargılamaya esas raporun kamu zararı tablosunda yevmiye tarih ve sayıları belirtilen dört adet ÖEB kapsamında sorumlu tutulmuştur. İlamın sorumluluk dağıtımında da ... bu dört ÖEB’de oluşan kamu zararı tutarlarının toplamından sorumlu tutulmuştur. Dolayısıyla İlamda sorumluluk dağıtımı yönünden yargılamaya esas rapora uygun şekilde hüküm kurulduğu görülmektedir.

Ancak adı geçen kişinin itirazına konu olan 14.04.2017 tarih ve 4328 sayılı ödeme emri belgesi, 14.04.2017 tarih ve 4330 sayılı ödeme emri belgesi, 12.05.2017 tarih ve 5691 sayılı ödeme emri belgesi, 12.05.2017 tarih ve 5737 sayılı ödeme emri belgesinde, gerçekleştirme görevlisi olarak ...’ün değil, aşağıdaki tabloda görülen kişilerin isim ve imzaları bulunmaktadır.

ÖEB Tarih ÖEB No İlamda sorumlu tutulan Gerçekleştirme Görevlisi ÖEB üzerinde isim ve imzası bulunan Gerçekleştirme Görevlisi

14.04.2017 4328 ... ...

14.04.2017 4330 ...

12.05.2017 5691 ... ...

12.05.2017 5737 ... ...

Dolayısıyla İlamda ..., üzerinde isim ve imzasının bulunmadığı ödeme emri belgelerinde yer alan kamu zararından sorumlu tutulmuştur.

Buna göre, İlamın sorumluluk dağıtımının gerçekleştirme görevlisi ...’ün sorumluluğu bakımından ödeme emri belgelerinde yer alan duruma uygun olacak şekilde yeniden yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.

Gerçekleştirme Görevlisi ...’ün itirazı kapsamındaki dört adet ÖEB’nin incelenmesi

4328, 4330, 5691, 5737 sayılı ödeme emri belgelerinin harcama yetkililerinin sorumluluğu bakımından incelenmesi sonucunda, Yargılama Esas Raporda yer alan ve 207 sayılı İlam hükmünde esas alınan haliyle, harcama yetkilileri bakımından da sorumluluk dağıtımının hatalı olduğu tespit edilmiştir.

Aşağıda yer alan tabloda sorumluluk dağıtımında esas alınan harcama yetkilileri ve ödeme emri belgelerinde isim ve imzaları bulunan yani İlamın sorumluluk dağıtımında esas alınması gereken harcama yetkilileri yer almaktadır. Buna göre, yevmiye sayıları belirtilen dört adet ödeme emri belgesinin tamamında hatalı kişiler harcama yetkilisi olarak sorumlu tutulmuştur.

ÖEB Tarih ÖEB No İlamda sorumlu tutulan Harcama Yetkilisi ÖEB üzerinde isim ve imzası bulunan

Harcama Yetkilisi

14.04.2017 4328 ... ...

14.04.2017 4330 ... ...

12.05.2017 5691 ... ...

12.05.2017 5737 ... ...

İlamın sorumluluk dağıtımının yeniden yapılması gerekliliği

Yukarıda yer aldığı üzere, 4328, 4330, 5691, 5737 sayılı ödeme emri belgelerinin incelenmesinde, bu belgeler kapsamında oluşan kamu zararından sorumluluğu olduğu yönünde hüküm kurulan gerçekleştirme görevlileri ve harcama yetkililerinin tamamının hatalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Yevmiye numaraları belirtilen dört adet ödeme emri belgesine ilave olarak, İlamda ilişikli tutulmuş olan ödeme emri belgelerinden bir kısmı (33 adet ödeme emri belgesi) kontrol amaçlı olarak incelenmiştir. Bunlardan 8 adet ödeme emri belgesinde sorumlu tutulmuş olan harcama yetkilisi ve/veya gerçekleştirme görevlisinin İlama esas Yargılamaya Esas Raporda ve ödeme emri belgelerinde farklılık arz ettiği tespit edilmiştir.

ÖEB Tarihi ÖEB No İlamın sorumluluk dağıtımında esas alınan

YER’de görülen sorumlu ÖEB’de görülen sorumlu

12.05.2017 5699 GG: ... GG: ...

12.05.2017 5701 GG: ... GG: ...

12.05.2017 5718 GG: ... GG: ...

12.05.2017 5724 HY: ...

GG: ... HY: ...

GG: ...

12.05.2017 5738 GG: ... GG: ...

12.05.2017 5739 GG: ... GG: ...

12.05.2017 5752 HY: ...

GG: ... HY: ...

GG:

12.05.2017 5754 GG: ... GG: ...

Kontrol amaçlı yapılan bu incelemenin sonucuna göre, İlamın sorumluluk dağıtımında esas alınan Yargılamaya Esas Raporda yer alan kamu zararı tablosunun tamamının, sorumlu tutulan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi bakımından ödeme emri belgelerinde yer alan duruma uygun olmalarını sağlamak üzere gözden geçirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Bu itibarla, 207 sayılı İlamın 2 nci maddesi hükmü esas yönünden sabit görülmekle, sorumluluk yönünden yevmiye tarih ve numaraları yukarıda belirtilen ödeme emri belgeleriyle ilgili hataların giderilmesi ve İlamın sorumluluk dağıtımına esas kamu zararı tablosunda yer alan tüm ödeme emri belgelerinin, bu belgelerde imzası bulunduğu kabul edilen görevliler bakımından ödeme emri belgelerinde görülen duruma uygun olmalarını sağlamak üzere gözden geçirilmesi gerektiği anlaşılmış olmakla birlikte; sorumluluk yönünden harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğa iştirakı bulunmayıp, kamu zararından Belediye Başkanının münferiden sorumlu olduğu gerekçesiyle 207 sayılı İlamın 2 nci maddesi hükmünün BOZULARAK, yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, (Sorumluluk yönünden Üyeler ... ve ...’in ilave gerekçesiyle birlikte; Sorumluluk yönünden Üyeler ..., ..., ..., ..., ..., ...’ın aşağıda yer alan karşı oy gerekçeleri karşısında),

6085 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi hükmü gereğince Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış olması suretiyle,

Karar verildiği 23.12.2020 tarih ve 48581 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

(İlave gerekçe

Sorumluluk yönünden Üyeler ... ve ...’in ilave gerekçesi

Sorumluluk yönünden, Belediye başkanının münferiden sorumlu olduğu, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmadığı, sözleşmede imzaları bulunan diğer beş kişinin de sorumlulukları bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Sözleşmede imzaları bulunan diğer beş kişiyle ilgili olarak, bu kişilerin, konuyla ilgili yetki, görev ve sorumlulukları bulunmaması dolayısıyla, imzalamış oldukları sözleşmenin uygulanması sonucu oluşan kamu zararından sorumlulukları bulunmadığı görüşüne ilave olarak, bu beş kişinin imzaları olmasa da sözleşme Belediye adına sadece Belediye Başkanının imzasıyla akdedilmiş olmaktadır. Yani Belediye adına sadece Belediye Başkanının imzasıyla sözleşme kurulmuş olmaktadır; Diğer beş kişinin imzası, sözleşmenin akdedilmesinde kurucu unsur değildir.

Diğer beş kişinin sözleşmedeki imzalarının sözleşmenin kurucu unsuru olmaması yönüyle de, bu beş kişinin kamu zararından sorumlulukları bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Karşı oy gerekçesi

Sorumluluk yönünden Üyeler ..., ..., ..., ... ve ...’ın karşı oy gerekçesi

İlam hükmünde Belediye Başkanı, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri sorumlu tutulmuştur.

4688 sayılı Kanun hükmüne aykırı hüküm içeren ve sosyal denge tazminatlarının dayanağını oluşturan sözleşmeyi Belediye adına imzalayan Belediye Başkanının kamu zararından sorumluluğu bulunmaktadır.

Daire Kararında yer verildiği üzere, 5018 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi ile İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10 ve 11 inci maddeleri gereği Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin de Kararda sabit görülen kamu zararından sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla, 207 sayılı İlamın 2 nci maddesi hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

Sorumluluk yönünden Üye ...’ın karşı oy gerekçesi

207 sayılı İlam hükmünde, Belediye Başkanı, Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlileri oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuş olup, Daire kararı bu yönüyle de yerindedir.

Ancak bahsi geçen sorumlulara ilave olarak, sözleşmede Belediye Başkanıyla birlikte imzası bulunan diğer beş kişinin de sorumluluğa dahil edilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;

Öncelikle üst yönetici konumunda olan Belediye Başkanının, sözleşmenin hazırlanması ve içeriği ile ilgili hukuki ve mali mevzuatı bütün yönleriyle bilmesi gerektiğini, belediye adına tek başına toplu sözleşme görüşmelerine katıldığını, sözleşme taslağının hazırlanmasında tek başına katkı verdiğini düşünmek hayatın olağan akışına aykırıdır.

Uygulamada belediye başkanı, bu konudaki hukuki ve mali mevzuata hakim belediye personeliyle birlikte görüşmeleri yürütmekte, bu personelin katılımıyla hazırlanan sözleşmeyi mevzuata uygun olduğu düşüncesiyle imzalaması üzerine sözleşme yürürlüğe girmektedir.

Rapor konusu sözleşme görüşmelerinde de sürecin bu şekilde işlediği, görüşmelere Başkan Yardımcısı, Teftiş Kurulu Müdürü, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü, Mali Hizmetler Müdürü ve Av. Emlak İstimlak müdürünün de katıldığı, sözleşme taslağının hazırlanması sürecinde görev aldıkları, Belediye Başkanıyla birlikte sözleşmeyi imzalamış olmalarından anlaşılmaktadır.

Söz konusu kişilere baktığımızda, her birinin belediyede harcama yetkilisi pozisyonunda olduğu, görevleri itibariyle sözleşmenin içeriği konusunda mali ve hukuki bilgiye sahip bulundukları görülmektedir. Bununla birlikte sözleşmenin tavan tutar dikkate alınmaksızın hazırlanmasında kusurlu oldukları, tavan tutar dikkate alınarak sözleşme hazırlansaydı kamu zararının ortaya çıkmayacağının açık olduğu, bu nedenlerle oluşan kamu zararından sözleşmede imzası bulunan beş kişinin de sorumlu tutulması gerektiği düşünülmektedir.

Bu itibarla, 207 sayılı İlamın 2 nci maddesi hükmünün sorumluluk yönünden diğer beş kişinin de sorumluluğa dahil edilmesi gerektiği gerekçesiyle Bozularak, yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın Dairesine Gönderilmesine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.)

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:07

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim