Sayıştay 5. Dairesi 45553 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5
Sayıştay Kararı
45553
30 Eylül 2020
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2017
-
Daire: 5
-
Dosya No: 45553
-
Tutanak No: 48253
-
Tutanak Tarihi: 30.09.2020
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Konu: Nikah akdi yapılan bazı kişilerden nikah ve salon ücreti alınmaması.
- ... ... Belediyesi 2017 yılı hesabının 5. Dairede yargılanması sonucunda 183 sayılı asıl ilamın 12’nci maddesi ile Yazı İşleri Müdürlüğü bünyesinde bulunan Evlendirme Dairesi nezdinde nikâh akdi yapılan bazı kişilerden nikâh ve salon ücreti alınmaması sonucunda oluşan toplam .... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
TEMYİZ DİLEKÇESİ
Üst Yönetici ...(Belediye Başkanı) adına Av. ... ile Belediye Başkan Yardımcıları ... ve ... tarafından verilen ortak mahiyetteki temyiz dilekçesinde özetle;
i. Sayıştay 5. Daire Başkanlığı tarafından 20.06.2019 tarihinde müvekkile tebliğ edilen 30.05.2019/183 İlamının red gerekçelerinin, usul ve yasalara aykırı olduğunu,
Şöyle ki;
Kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesi ile İlam Sıra No 12. de yer alan nikâh akdi yapılan bazı kişilerden yeterli kriterleri taşımadığı halde nikâh ve salon ücreti alınmaması konusunda; müvekkilimin hiçbir hukuksuz talimatı olmadığını, ayrıca,; müvekkilinin, makamının da getirdiği yoğun mesai temposu dolayısıyla tek tek Belediyecilik ile ilgili tüm kanun maddelerini ve onların yürütme aşamasını incelemek ve takip etmekle değil, belediyecilik ile ilgili bahsi geçen tüm konuların kamuya en yararlı olacak şekilde işleve geçmesi ile mükellef olduğunu,
En üst ita amir olarak müvekkilinin ... Belediyesi ilgili müdürlüklerince yürütülen tüm dosyaları tek tek incelemek veya takip etmek gibi bir zamanı olmadığı gibi, ... Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü .... tarih ve .... sayılı imza yetkileri devri (ek-) yönergesi ile de Belediyedeki yetki dağılımının ortada olduğunu, Belediye Meclisince Gündeme alınacak yazıları en üst ita amirinin imzaladığını, lâkin;
Bu sualin aslında; 'eksik evraka rağmen indirim yapılması veya ücretsiz nikâh akdi' konusu ve bu hukuksuz uygulamaya dair müvekkilinin bilgisi ve talimatı olmadığı gibi en üst ita amir olarak da isminin geçmesinin, hukuk kurallarına aykırı olduğunu,
Buradaki sualin sadece yürütmeyi gerçekleştiren ve imzası bulunan ilgili Başkan Yardımcıları ..., ..., ...'i ve onların bu usulsüz uygulamalarını dikkate almayan, aynı zamanda uyarmayan Yazı İşleri Müdürü .... 'ı ve ilgili diğer tüm personeli kapsadığını, dolayısı ile hatalı uygulamanın yürütme işlemini fiilen yerine getiren bu şahısların ilgili İlam hükmüne bizatihi tek başına muhatap olması gerektiğini,
Tüm bunların dışında;
2464 Sayılı Belediyeler Kanununun 9... maddesinde "Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet (...) (1) için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir. Belediye’ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel hükümlerine tabidir."
Keza; 5393 Sayılı Belediye Kanununun 18/f maddesinde "Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek." hükümlerinin yer aldığını,
Bahsi geçen kanunlara göre ilgili Belediye Meclisi Kararı .... tarih, .... sayılı karar ile alınmış ve bahsi geçen kararda: 'belediye personeli veya .... dereceden yakını, belediye meclis üyesi ve başkanlık makamı onayı ile ilçe sınırları dâhilinde ikamet eden ekonomik imkânsızlıklar nedeni ile mağdur olan vatandaşlardan ücret alınmayacağının oy birliği ile kabul edildiğini,
ii. Sorgu Kâğıdında İleri Sürülen İddianın Hukuki veya Mali Uygunluk Alanının Dışında Tipik Bir Yerindelik Denetimi Kapsamında Olduğunu,
Belediye meclislerinin kararları kanunda belirtilen sınırlı vesayet denetimi kapsamına giren veya suç konusu oluşturan kararlara ilişkin hususlar dışında yargısal denetime tabi olup, bu yargısal denetimin idari yargı kolu içerisinde yerine getirilebileceğini, üstelik belediye meclislerinin kararlarına karşı yargısal yola başvurma hakkı karardan etkilenen gerçek ve tüzel kişilerin dışında sadece belediye başkanlarına ve mülki idari amirlere (5393 sayılı belediye Kanunu’nun 23. maddesi) tanınmış olup, başkaca bir kişi, makam veya organın belediye meclis kararları üzerinde denetim yetkisi bulunmadığını,
"Meclis kararlarının kesinleşmesi;
MADDE 23. — Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebilir.
Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir.
Belediye başkanı, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine on gün içinde İdarî yargıya başvurabilir.
Kararlar kesinleştiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde mahallin en büyük mülkî idare amirine gönderilir. Mülkî idare amirine gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez.
Mülkî idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine İdarî yargıya başvurabilir.
Kesinleşen meclis kararlarının özetleri yedi gün içinde uygun araçlarla halka duyurulur."
Sorgu kâğıdında: "...4736 Sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun .... Maddesinin
- Fıkrasında Belediyelerin de içerisinde bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği yapılması gereken ticari indirimler hariç herhangi bir kişi kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanamayacağı hüküm altına alınmıştır" ifadesi ile . . . . tarihli ve . . . . sayılı Belediye Meclis Kararı'nın 4736 sayılı kanuna aykırı olduğunun iddia edildiğini,
Ancak işaret edilen bu düzenleme içerisindeki "işletmecilik gereği yapılması gereken ticari indirimler hariç" ifadesinin dikkate alınmamakta veya kararın işletmecilik gereği olup olmadığı araştırılmaksızın hukuki ve mali denetimle ilgili olmayan bir hususta da yargıya varılmakta olduğunu, ... Belediyesinin nikâh akdi yapılan bazı kişilerden nikâh ve salon ücreti alınmaması alınacak ücretlere ilişkin olarak öngörülmüş olan 'istisnanın' işletmecilik gereği olup olmadığı hususu hukuki veya mali denetim değil tipik bir yerindelik denetimidir ki; Sayıştay Denetiminin kapsamının da buna elverişli olmadığını,
Bu yerindelik denetiminin sadece 'idari yargı kolu' alanı içerisinde yapılabilecek bir denetim olduğunu,
Yani;
Yerindelik denetimi, en basit ifadesiyle, üst birimin, alt birimin eylem ve işlemlerinin "yerinde olup olmadığına" karar vermesi ve "kamu yararına" uygun olmadığına karar vermesi halinde, işlem veya eylemi değiştirmesi veya durdurması olduğunu, gelişmiş demokrasilerde, yerindelik denetimini idari makamların yaptığını, çünkü bir işlem veya eylemin, kamu yararı açısından yerinde olup olmayacağına dair kararı, ancak idari makamların verebileceğini, yargı makamlarının ise, idarenin işlem ve eylemlerinin "hukukî denetimini" yapacağını,
Sayıştay Denetiminin Kapsamı;
Anayasa'nın 160 mcı maddesine göre Sayıştay, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlanma bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Ayrıca mahalli idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme bağlanması da Sayıştay tarafından yapılır.
6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nda, Sayıştay'ın görevleri şu şekilde sayılmıştır:
Sayıştay;
-
Kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve işlemlerini hesap verme sorumluluğu çerçevesinde denetler ve sonuçları hakkında Türkiye Büyük Millet Medisi'ne doğru, yeterli, zamanlı bilgi ve raporlar sunar.
-
Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin; gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetler, sorumluların hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlar.
-
Genel uygunluk bildirimini Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.
-
Kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapar.
Anayasa ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu bağlamında Sayıştay'ın görevlerini üç ana başlıkta toplamak mümkündür: Denetim, Yargılama, Raporlama.
Denetim:
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Sayıştay tek dış denetim organı olarak belirlenmiştir. Sayıştay tarafından yapılan denetimin amacı;
-
Bütçe hakkının gereği olarak kamu idarelerinin faaliyet sonuçlan hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisine ve kamuoyuna güvenilir ve yeterli bilgi sunulması,
-
Kamu mali yönetiminin hukuka uygun olarak yürütülmesi ve kamu kaynaklarının korunması,
-
Kamu idarelerinin performansının değerlendirilmesi,
-
Hesap verme sorumluluğu ve mali saydamlığın yerleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır.
-
Denetim; kamu idarelerinin hesap, mali işlem ve faaliyetleri ile iç kontrol sistemlerinin incelenmesi ve kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak kullanılmasının değerlendirilmesidir. Sayıştay tarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz.
-
Denetim genel kabul görmüş uluslararası denetim standartlarına uygun olarak yürütülür.
-
Sayıştay ve denetçiler denetim faaliyetini bağımsız ve tarafsız olarak yürütür. Sayıştay'a denetim görevinin planlanması, programlanması ve yürütülmesinde talimat verilemez.
-
Denetimler, güncel denetim metodolojilerinin uygulanmasında gerekli özen gösterilerek gerçekleştirilir.
-
Denetim görevinin etkin bir biçimde yerine getirilmesi için Kurum mensuplarının teknik ve mesleki yeterlikleri geliştirilir.
-
Kalite güvencesinin sağlanması için, denetimin her aşaması denetim standartlarına, stratejik planlara, denetim programlarına ve mesleki etik kurallarına uygunluğu açısından sürekli gözden geçirilir.
iii. Kanunlar İhtilafı Hali; 'Temel Hukuk Kurallarına göre kanunlar ihtilafı halinde 'özel kanuna' itibar edilmesi gerektiğini,
Belediye eliyle yürütülen hizmetler karşılığı alınacak ücretlerin, 2464 Sayılı Belediye Kanunu'nda da düzenlendiğini, Belediye Gelirleri Kanunu'nun 9... maddesinde 'Belediyeler bu kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için Belediye Meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir...' denilmekte olduğunu, bu düzenleme içerisinde belediyelere verilmiş olan bu yetkinin hangi sınırlar içerisinde kullanılacağı ile ilgili bir sınırlama da bulunmadığını,
Bu durumda 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ile 4736 saylı Kanun arasında 'kanunlar ihtilafı' hali bulunduğunu,
Temel Hukuk Kurallarına göre kanunlar ihtilafı halinde 'özel kanuna' itibar edilmesi gerektiğini, 4736 Sayılı Kanun, mal ve hizmet üretiminde uygulanacak esaslarla ilgili olarak bütün kamu kurumlarını ve idareleri kapsarken; yani, 'genel' nitelikli bir kanun iken 2464 Sayılı Kanunun Belediyelere ilişkin olmakla 'özel' nitelikli bir kanun olduğunu, bu itibarla 2464 Sayılı Kanunda sınırlayıcı bir hüküm bulunmaması karşısında Belediye Meclisî'nin ücrete tabi bir hizmet nedeniyle belediye personelinden, onların .... Derece yakınlarından veya meclis üyelerinin yakınlarından vb. ücret alınmamasını öngörmüş olmasının kamu zararı niteliğinde sayılmaması gerektiğini,
Nikâh akdi için salon tahsisinin, anılan Kanun hükmü uyarınca "belediyelerce üretilen hizmet" olup olmadığının da ayrıca irdelenmesi gereken bîr husus olduğunu,
îiii. Tüm bunların dışında; Belediye meclislerinin almış olduğu kararların, merkezi hükümeti temsilcisi niteliğindeki Kaymakamlık Makamına tebliği ve onayından sonra yürürlüğe girdiğini, bu kararı alan Belediye meclis üyeleri ile kararı onaylayan Belediye Başkanı hakkında kamu zararı oluşturduğu gerekçesi ile işlem yapılıp karar alınırken, aynı evrakta onayı olan ve zamanında bu karara itiraz etmeyen ... Kaymakamı .... hakkında hiçbir işlem yapılmamasının demokratik ve hukuki bir cevabı olmadığını ve kamu idarecileri arasındaki 'aynı evraka imza atan ve tüm memurları kapsayan' eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu,
"Madde 18 — Meclisin almış olduğu kararların tam metni, kararın kesinleştiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde belediye başkanı tarafından il merkezi belediyeler ile merkez ilçeye bağlı olan belediyelerde valiye, ilçe merkezi ve ilçeye bağlı belediyelerde kaymakama gönderilir ve uygun araçlarla halka duyurulur. Vali veya kaymakama gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez.
Meclis kararlan iki suret olarak mülki idare amirliğine gönderilir. (Mülga cümle:RG- 27/11/2014-29188) (...)
Valilik, kaymakamlık ve büyükşehir belediye başkanlığınca, teslim alınan kararın son sayfasına, karar tarihi, teslim alındığı tarih ve kayıt numarası yazıldıktan sonra kararın bir sureti belediyeye iade edilir. Bu şekilde kayıtları tamamlanan karar teslim alan makam tarafından dosyasında saklanır. Bu kararları kaydetmek üzere ilgili idareler tarafından bir defter tutulur." denildiğini,
Bu indirimin uygulanması kararında ilçenin en büyük ita amiri Kaymakam .... 'ın da imzalı onayı bulunmadığını, yani en önemli kıstas olan mülki idari amirin onayı ile yürürlüğe girmiş bir uygulama olduğunu,
Kaldı ki ... Belediye Meclisi'nin tüm kararları ilgili mülki idari amirin imzasından zaten geçmiş, süresi içerisinde ne ilgili mülki idari amir ne de başka bir kişi veya kurum tarafından yürürlüğe girmesine dair bir itiraz da yapılmamış olduğunu,
iiiii. Ayrıca; Kamu kurum ve kuruluşlarının ürettikleri mal ve hizmetlerden yararlanmada ücretsiz veya indirimli tarife uygulaması yaklaşımına son verenin 4736 Sayılı Kanun olduğunu, Başbakanlığın 2.... 12.2001 tarih ve B.02.0KK6.0.10/101-247/5896 sayılı yazı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduğu bu Kanun'un teklif yazısında ve "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı" kapsamında bazı mali tedbirlerin alınması amacıyla hazırlanan bu Kanunda; Kanunun genel gerekçesi ile madde gerekçelerinde irdelenmeyen/açıklığa kavuşturulmayan "hizmet" ifadesinin muğlâk olduğunu ve açıklamaya muhtaç olduğunu, Sayıştay’ın da kamu zararına, bu Kanun'u dayanak alarak karar vermiş olduğunu,
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun "Hizmet" başlıklı 4. maddesi:
".... Hizmet, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir. Bu işlemler; bir şeyi yapmak ve işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi, şekillerde gerçekleşebilir.2. Bir hizmetin karşılığının bir mal teslimi veya diğer bir hizmet olması halinde bunların her biri ayrı işlem olup, hizmet veya teslim hükümlerine göre ayrı ayrı vergilendirilirler." şeklinde tanımlandığını,
Görüldüğü üzere, "nikâh akdi için salon tahsisi" işleminin, söz konusu Kanunda sıralanan "bir şeyi yapmak ve işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek" hallerinden hiç birisinin kapsamına girmediği gibi, keza bu işlemin, esasında, "mahalli müşterek nitelikteki bir ihtiyacın karşılanması" işlemi olduğunu,
Yasal dayanağı da 5393 sayılı Belediye Kanununun 14/a maddesi hükümleri olduğunu, belediyelerin anılan madde ile yerine getirmek zorunda oldukları bu ödev için 0... 1.... 1985 tarihli, 18921 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Evlendirme Yönetmeliği gereğince bir yer/salon ayırmak zorunda olduklarını, Yönetmeliğin "Tören yerleri" başlıklı 26. maddesinde yer alan "Evlenme törenlerinin ilgili makamlarca bu iş için tahsis edilmiş olan resmi salon veya yerlerde yapılması esastır." şeklinde bir düzenleme ile bu yükümlülüğün belediyeler için zorunlu kılındığını,
Öte yandan; nikâh akdi, sosyo-kültürel bir faaliyet olup; 5393 sayılı Kanunun 60/n maddesi ile 'Sosyo-kültürel, sanatsal ve bilimsel etkinlikler için yapılan giderlerin, "Belediyenin giderleri" arasında sayıldığını,
Açıklanan mevzuat hükümleri ve hususlardan anlaşılacağı üzere, belediyelerinin nikâh akdi görevi çerçevesinde tesis ettiği idari işlemin; öncelikle 4736 sayılı Kanunun .... maddesinde yazılı hizmet kapsamında olmadığından; ayrıca, yukarıda belirtilen, ilgili mevzuatına göre "mahalli müşterek" ihtiyacın belediye gideri olarak üstlenilmesi suretiyle karşılanan bir faaliyet kapsamında bulunduğundan;
5393 Sayılı Belediye Kanunu 14 üncü maddesi bağlamında mahalli müşterek nitelikteki ihtiyacın kapsamında bir uygulama olduğu, neticede mezkûr madde hükmünde ifade edilen bir hizmet üretimi söz konusu olmadığından dolayı bir kamu zararı doğmasına sebebiyet verilmediğini,
Kaldı ki; Belediyelerin, kendi bütçelerini yapan kurumlar olup belediye meclislerinin belediyenin faaliyet raporlarını ve bütçelerini düzenleyen ve onaylayan meclisler olduğunu, o halde bu meclislerin kenti ilgilendiren veya kendi belediyesi içerisinde karar alamayacak kadar yetkisiz ve etkisiz hale getirmenin demokrasi anlayışındaki yerini tanımlamanın mümkün olmadığını,
Keza: 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun 59. Maddesinde Belediye Gelirlerinin detaylı tanımlandığını,
Belediyenin gelirleri:
Madde 59- Belediyenin gelirleri şunlardır:
a) Kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları.
b) Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay.
c) Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler.
d) Taşınır ve taşınmaz malların kira, satış ve başka suretle değerlendirilmesinden elde edilecek gelirler.
e) Belediye meclisi tarafından belirlenecek tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı ücretler.
f) Faiz ve ceza gelirleri.
g) Bağışlar.
h) Her türlü girişim, iştirak ve faaliyetler karşılığı sağlanacak gelirler.
i) Diğer gelirler.
Büyükşehir belediyelerinde büyükşehir sınırları ve mücavir alanları içinde belediyelerince tahsil edilen emlak vergisi tutarının tamamı ilgili ilçe ve ilk kademe belediyeleri tarafından alınır.
Bunlardan büyükşehir belediyesine veya özel idareye ayrıca pay kesilmez.
Bu kanun hükmünden hareketle; 30.05.2019/183 sayılı ilam ile müvekkiline tebliğ edilen ilamın 14. İlam sıra numarasında yer alan "... ... Belediyesi tarafından nikâh akdi yaptıran bazı kişilerden nikâh ve salon ücreti alınmaması sonucunda 8.700,00 TL kamu zararına sebebiyet verildiği" gerekçesi ile tazmin olunan hükümde, müvekkili 5393 Sayılı Kanunun 59. Maddesi gereği nikâh ve salon gelirleri bu maddede anılan gelirler olmadığından bahisle 'belediye başkanı olan müvekkilinin söz konusu geliri takip hususunda bir sorumluluğu bulunmadığı' gerekçe gösterilerek tazmin hükmünün, sadece kararı onaylayan ilgili Meclis Üyeleri ile ilgili başkan yardımcıları olarak düzeltildiğini,
Lakin burada da, esasen aynı durum mevzu bahis olduğunu,
Yani; ortada alınmış bir meclis kararı bulunmakta ve bu meclis kararını usulüne göre uygulamayan ilgili Yazı İşleri Müdürlüğü personeli, müdürü ve sorumlu Başkan Yardımcıları bulunmakta olduğunu,
En üst ita amir olarak müvekkilinin alt birimlerde belediyenin rutin iş ve işleyişine dair gerçekleştirilen tüm evrakları, tüm iş ve işlemlerin mevzuata uygun gerçekleşip gerçekleşmediğini, şartları taşımayan şahıslar için de meclis kararınca alınan aynı indirimin uygulanıp uygulanmadığını vb. işleri tek tek takip edemeyeceğini, makamının kendisine yüklemiş olduğu sorumluluk ve yoğunluğun da bunu mümkün kılmayacağını,
Üst yöneticinin bir meclis kararının uygulanması işlemi dolayısıyla bir emir verebileceğini lâkin emirin kanun ve mevzuat yönünden uygunluğunun evrakını hazırlayan veya görevi fiilen yerine getiren tüm personeli de kaplaması gerektiğini,
657 Sayılı DMK'ya göre: Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları:
Madde 11 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/4 md.)
Devlet memurları kanun ve diğer mevzuat1a belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.(2) (1) 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasında yer alan ", tüzük ve yönetmeliklerle" ibaresi "ve diğer mevzuatla" şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan ", tüzük ve yönetmeliklerde" ibaresi "ve diğer mevzuatta" şeklinde değiştirilmiş; üçüncü fıkrasına "kanunlara" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine" ibaresi
eklenmiştir.
(2) 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan ", tüzük ve yönetmeliklerde" ibaresi "ve diğer mevzuatta" şeklinde değiştirilmiştir.
Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir.(l)
Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
Acele hallerde kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır" hükümlerinin yer aldığını,
Tüm bu hatalı işlem uygulamaları dolayısı ile müvekkiline bir kamu zimmeti en üst ita amir olması dolayısı ile çıkacaksa da bahsi geçen yazı işleri müdürlüğü, ilgili başkan yardımcısı, müdürü ve personeli de dahil tüm ilgililere hatalı işlem gerçekleştirmek ve üst ita amiri ne yazılı ne sözlü tek bir gün bile uyarmamış olmaları dolayısı ile aynı oranda sorumluluk yüklenmesi gerektiğini, böylelikle, hem ileriki süreçte doğabilecek kamu zararının önüne geçilebileceğini hem de Sayıştay denetiminin uygunluğun şaibeye mahal vermeyeceğini,
09.03.2017 tutanak tarihli 239 karar numaralı 2015 yılı Sayıştay 5. Daire kararında emsal olarak Belediye Yazı İşleri Müdürlüğü bünyesinde bulunan Evlendirme Dairesinde nikah akdi yaptıran bazı kişilerden nikah ve salon ücretlerinin Belediye Meclisi kararı uyarınca eksik tahsil edilmesi hususunda kamu zararı oluşmayan TL ile ilgili olarak ilişilecek husus bulunmadığına, karar verildiğini,
... Belediye Meclisi'nin bahsi geçen ücret tarifesi uygulamasının, hukuka uygun ve kamu yararı düşünülerek tüm meclis üyelerinin oy birliği ile kabulü, müvekkilinin ve ... İlçe Kaymakamının da onayı ile yürürlüğe girdiğini,
Lakin müvekkili adına bahsi geçen meclis kararının uygulanması esnasında; uygulama yetkilisi üst ita amiri ilgili başkan yardımcıları veya meclis üyeleri veya müdür veya ilgili personel tarafından, uygulamanın gereği yerine getirilmeksizin 'eksik belge' ile başvuruların kabul edilmiş olunduğunu ve başvuru evrakının arkasına da derkenar imzalarını atarak onaylamış olduklarını ve eksik belge ile başvurunun işleme alınmasına vesile olduklarını bu Sayıştay bulguları ve zimmet sorgusu esnasında öğrenmiş bulunduklarını,
Bahsi geçen konuya dair uygulaması yanlış gerçekleştirilen ücret tarifesinin uygulanış yöntemine dair müvekkilinin her hangi bir bilgisi veya dahli olmadığı gibi tek bir hukuksuz talimatı da olmadığını,
Bu sualin aslında; 'eksik evraka rağmen indirim yapılması veya ücretsiz nikâh akdi konusu olduğunu ve bu hukuksuz uygulamaya dair müvekkilinin bilgisi ve talimatı olmadığı gibi, en üst ita amir olarak da isminin geçmesinin hukuk kurallarına aykırı olduğunu,
Buradaki sualin sadece yürütmeyi gerçekleştiren ve imzası bulunan ilgili başkan yardımcıları ..., ..., ...'i ve onların bu usulsüz uygulamalarını dikkate almayan, aynı zamanda uyarmayan Yazı İşleri Müdürü .... 'ı ve ilgili diğer tüm personeli kapsamakta iken, müvekkilinin haberdar dahi olmadığı bir konuya dair savunma yapmasının hem kamu etiğine hem de hukuk kurallarına aykırı olduğunu,
Müvekkilinin Meclis Kararı alınan ücret tarifesinin uygulanması noktasında hukuksuz tek bir talimatı olmadığı gibi usulen de kabul edilemeyen bu uygulama hakkında bilgisi ve dahli olmadığını,
Yukarıda beyan edilen kanunlar gereği, Belediyelerin kendi bütçelerini kendileri belirleyen ve bu anlamda da yürütme yetkisine sahip özerk kurumlar olduğunu, kaldı ki bahsi geçen uygulamanın kamu zararı değil kamu barışı ve verimliliği için tüm personel adına alınmış ve evrensel çalışma kurallarına ve insan hakları ile uluslararası sözleşmelere uygun, "yerindelik denetimi" kapsamında sadece 'idari yargı kolu' alanı içerisinde yapılabilecek bir denetimi de kapsadığını belirterek
tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Belediye Başkan Yardımcısı ... tarafından verilen temyiz dilekçesinde;
Tazmin hükmünün haksız ve hukuka aykırı olduğunu,
... Belediye Meclisi tarafından nikah akdi yaptıran kişilerden alınacak ücret tarifesine dair .... tarih ve .... sayılı karar alınmış ve bu kararda belediye personeli veya birinci derece yakını, belediye meclis üyesi ve başkanlık makamı onayı ile ilçe sınırları dahilinde ikamet eden, ekonomik imkansızlıklar nedeniyle mağdur olan vatandaşlardan ücret alınmayacağının belirtildiğini,
Bu karar gereği; nikâh akdi yaptıran kişilerden, ekonomik imkânsızlıkları olup, ücret alınmaması için belediye yönetimine müracaat edenlere, ekonomik durumlarına [özellikle işsiz olanlar ve öğrencilere] indirim uygulandığını, çok azından ise ücret alınmadığını,
Böylesi bir uygulamanın .... tarih ve .... sayılı meclis kararına dayanılarak gerçekleştirilebildiğini, meclis kararında başkaca özel kriterler (Dar gelirli veya fakirliğe ilişkin belge, İkametgâh Belgesi, vb.] öngörülmediği için talep eden vatandaşın beyanının esas alındığını, beyanını yeterli bulmadıklarıyla ilgili araştırma yapılmış, kanaat getirmediklerine indirim uygulanmamış olduğunu, ekonomik durumu uygun olanların, …-… TL indirim için başvurmayacaklarının da dikkate alınarak bu uygulamanın yapıldığını, kaldı ki talep sahipleri indirimi, belediyenin bir sosyal yardımı olarak görmekte, indirimi beklemekte olduklarını,
Sayıştay Temyiz Kurulu’nun ; " Belediye Yazı İşleri Müdürlüğü bünyesinde bulunan Evlendirme Dairesi ile ilgili olarak, nikah akdi yaptıran bazı kişilerden nikah ve salon ücreti alınmaması “ hususunda 2014 yılı Sayıştay 5. Daire ve 166 No'lu Karar; 181 No’lu İlamıyla ve 14.04.2016 tarihli Tutanak Kararı neticesinde özetle; " Nikah akdi için salon tahsisi işlemi, esasında "mahalli müşterek nitelikteki bir ihtiyacın karşılanması " işlemidir ki, yasal dayanağı da 5393 sayılı Belediye Kanununun 14/a maddesi hükmüdür. Kaldı ki Belediyeler anılan madde ile yerine getirmek zorunda oldukları bu ödev için 0... 1.... 1985 tarihli, 18921 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Evlendirme Yönetmeliği gereğince bir yer/salon ayırmak zorundadır. Yönetmeliğin "Tören Yerleri" başlıklı 26. Maddesinde yer alan "Evlenme törenlerinin ilgili makamlarca bu iş için tahsis edilmiş olan resmi salon veya yerlerde yapılmışı esastır." Şeklinde düzenleme yükümlülüğü zorunlu kılmaktadır. Öte yandan nikah, sosyo-kültürel bir faaliyet olup; 5393 sayılı Kanunun 60/n maddesi ile "Sosyo-kültürel, sanatsal ve bilimsel etkinlikler için yapılan giderler", Belediyenin giderleri arasında sayılmıştır. Açıklanan mevzuat hükümleri ve hususlardan anlaşılacağı üzere, belediyemizin nikah akdi görevi çerçevesinde tesis ettiği idari işlem;
*Öncelikle 4736 sayılı Kanunun I. Maddesinde yazılı hizmet kapsamında olmadığından;
*Ayrıca yukarıda belirtilen, ilgili mevzuata göre "mahalli müşterek" ihtiyacın belediye gideri olarak üstlenilmesi suretiyle karşılanan bir faaliyet kapsamında bulunduğundan; 5393 Sayılı Belediye Kanununun 14 üncü maddesi kapsamında bir uygulamadır. Netice mezkur madde hükmünde ifade edilen bir hizmet üretimi söz konusu olmadığından dolayı bir kamu zararı doğmasına sebebiyet verilmemiştir" hükmünün yer aldığını,
Diğer yandan, bu tür uygulamaların istisnasız bütün belediyelerde olduğunu, Belediyece her yıl yüzlerce nikah kıyıldığını (2017 yılı nikah sayısı 2809 ), bu sayı içinde 49 nikah için indirim uygulandığı veya ücret alınmadığının tespit edildiğini, bunlardan bazıları indirim uygulanmasa nikahlarını belediyelerinde kıydırmayabileceklerini, kıyılan nikah için alınmayan ücret nedeniyle belediyece ayrı bir harcama yapılmadığını, bu uygulama nedeniyle bir kamu zararı oluşmasının söz konusu olmadığını belirterek,
verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
BAŞSAVCILIK MÜTALAASI
Tüm dilekçeler için ortak mahiyetteki Başsavcılık Mütalaası’nda;
Temyiz dilekçesinde özetle; "Nikâh akdi için salon tahsisi işlemi, esasına "mahalli müşterek nitelikteki bir ihtiyacın karşılanması" işlemidir ki yasal dayanağı da 5393 sayılı Belediye Kanununun 14/a maddesi hükmüdür. Kaldı ki belediyeler anılan madde ile yerine getirmek zorunda oldukları bu ödev için 0... 1.... 1985 tarihli. 18921 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Evlendirme Yönetmeliği gereğince bir yer/salon ayırmak zorundadır. Yönetmeliğin "tören yerleri" başlıklı 26 ncı maddesinde yer alan "Evlenme törenlerinin ilgili makamlarca bu iş için tahsis edilmiş olan resmi salon veya yerlerde yapılması esastır." şeklinde düzenleme bu yükümlülüğü zorunlu kılmaktadır.
Öte yandan: nikâh, sosyo-kültürel bir faaliyet olup; 5393 sayılı Belediye Kanunun 60/n maddesi ile "Sosyo-kültürel, sanatsal ve bilimsel etkinlikler için yapılan giderler", "Belediyenin giderleri " arasında sayılmıştır.
Açıklanan mevzuat hükümleri ve hususlarından anlaşılacağı üzere, belediyemizin nikâh akdi görevi çerçevesinde tesis ettiği idari işlem:
Öncelikle 4736 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde yazılı hizmet kapsamında olmadığından:
Ayrıca, yukarıda belirtilen, ilgili mevzuatına göre "mahalli müşterek" ihtiyacın belediye gideri olarak üstlenmesi suretiyle karşılanan bir faaliyet kapsamında bulunduğundan;
5393 sayılı Belediye Kanunu 14 üncü maddesi madde hükmünde ifade edilen bir hizmet üretimi zararı doğmasına sebebiyet verilmemiştir.
Yukarıda açıklanan ve resen tespit edilecek sair nedenlerle tarafıma tebliğ olunan Sayıştay 5 inci Daire Başkanlığının 2017/183 İlam No'lu. 30/05/2019 tarihli ilamının 12 ve 14 üncü maddelerinde belirtilen miktarın faizleri ile birlikte tahsiline dair tazmin hükmünü içeren ilamının temyizen incelenerek kaldırılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim." denilmektedir.
... Belediye Meclisi tarafından nikâh akdi yaptıran kişilerden alınacak ücret tarifesine dair .... tarih ve .... sayılı Karar alınmış ve bu kararda belediye personeli veya birinci derece yakını, belediye meclis üyesi ve başkanlık makamı onayı ile ilçe sınırları dâhilinde ikamet eden ekonomik imkânsızlıklar nedeni ile mağdur olan vatandaşlardan ücret alınmayacağı belirtilmiştir. Ancak idare uygulamasında belediye meclisi kararında sayılanlardan olmadığı halde bazı kişilerden nikâh ücreti alınmadığı,
... Belediyesi Meclisinin .... tarihli ve .... sayılı kararında belediye personeli veya 1 inci dereceden yakını, belediye meclis üyesi ve başkanlık makamı onayı ile ilçe sınırları dâhilinde ikamet eden ekonomik imkânsızlıklar nedeni ile mağdur olan vatandaşlardan ücret alınmayacağı belirtilmiş olmasına rağmen sorguda yer alan kişilerin, hiç ücret alınmayan veya indirim uygulanan kişilerden olmadığı, bu kişilerin içerisinde belediye meclisi üyelerinin 1 inci derece akrabaları, başka kamu kurumunda çalışanlar vb. kişilerin olduğu ve söz konusu ücretler alınmadığı, anlaşılmaktadır.
4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1 nci maddesinde; . il özel idareleri ve belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler, ile bunlara bağlı iş yerleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği yapılması gereken ticarî indirimler hariç herhangi bir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmaz." hükmü yer almaktadır.
Mezkûr Kanunun 1 inci maddesinin diğer fıkralarında 1 inci fıkra hükmünün istisna ve muafiyetleri sayılmış, 6 ncı fıkrasında ise Bakanlar Kurulunun 1 inci fıkra hükmünden muaf tutulacak kişi veya kurumları tespit etmeye yetkili olduğu belirtilmiştir. Bazı kişi veya kurumlara indirimli veya ücretsiz sunulabilmesi ancak Bakanlar Kurulu Kararlarıyla tanınan muafiyetlerle mümkün olabilecektir.
5018 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorunda olduğu belirtilmiştir.
Söz konusu denetime konu olan olayda alınan kararlarla belediye gelirlerinin azalmasına neden olunmuştur.
Bakanlar Kurulu kararı ile tanınan bir muafiyet olmadan Belediye'ye ait bir salonun ücretsiz olarak tahsisi mümkün olmadığı, mevzuata aykırı olduğu anlaşılmakta olup, Belediye kendi personeli ve meclis üyelerine ücretsiz bir şekilde salon tahsisi yapmak suretiyle belediye gelirlerinin azalmasına neden olmuştur. Bu da 5018 sayılı kanunun 71 nci maddesi hükmü gereği kamu zararını oluşturduğu değerlendirilmektedir.
Sorumlunun ileri sürdüğü iddialar bir önceki maddede açıklandığı gibi Daire kararında da karşılanmış olup, temyiz dilekçesinde ileri sürmüş oldukları iddialara ve diğer hususlara katılınmamaktadır.
Bu itibarla, talebin reddedilerek Daire kararının onaylanmasına karar verilmesinin yerinde olacağı düşülmektedir.
5018 sayılı Kanunun 71 nci maddesinde; "
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, " hükmü yer almakta olup, yapılan ücretsiz tahsis işleminin madde hükmü gereği kamu zararını oluşturduğu değerlendirilmektedir.
Bu itibarla, talebin reddedilerek Daire kararının onaylanmasına karar verilmesi yerinde olur.” denilmiştir.
Duruşmaya katılan Üst Yönetici ..., nikâh ücreti alınmayan kişilerin fakir vatandaşlar, Belediye çalışanları veya Meclis Üyeleri ile birinci derece yakınları olduğunu, uygulamanın Belediye Meclis kararına uygun olduğunu ifade ederek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Duruşmaya katılan Sayıştay Savcısı önceki mütalaalarında belirtiği hususları belirterek daire kararının onanması yönünde görüş belirtmiştir.
Duruşma talebinde bulunan Üst Yönetici ... ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
... Belediye Meclisi tarafından nikâh akdi yaptıran kişilerden alınacak ücret tarifesine dair .... tarih ve .... sayılı Karar alınmış ve bu kararda belediye personeli veya birinci derece yakını, belediye meclis üyesi ve başkanlık makamı onayı ile ilçe sınırları dâhilinde ikamet eden ekonomik imkânsızlıklar nedeni ile mağdur olan vatandaşlardan ücret alınmayacağı belirtilmiştir.
183 sayılı İlamın 12’nci maddesinde, idare uygulamasında belediye meclisi kararında sayılanlardan olmadığı halde bazı kişilerden nikâh ücreti alınmadığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Sorumlular tarafından verilen dilekçelerde; belediye başkanının kamu zararından sorumlu olmadığı, sorgu konusu hususun belediye meclisi kararına uygun olduğu ve belediye meclisi kararının Sayıştay denetiminde olmadığı, yapılan indirimlerin ticari indirim kapsamında olduğu, 2464 sayılı Kanunun 4736 sayılı Kanuna göre özel Kanun olduğu, nikâh akdi için salon tesisinin belediye tarafından üretilen bir hizmet olmadığı, mevzuata aykırı olan belediye meclisi kararına itiraz etmeyen Kaymakamın da sorgudan sorumlu olması gerektiği, sorgu konusu hizmetin 4736 sayılı Kanunda belirtilen hizmet kapsamına girmediği belirtilmiştir.
... Belediyesi Meclisinin .... tarihli ve .... sayılı kararında belediye personeli veya 1 inci dereceden yakını, belediye meclis üyesi ve başkanlık makamı onayı ile ilçe sınırları dâhilinde ikamet eden ekonomik imkânsızlıklar nedeni ile mağdur olan vatandaşlardan ücret alınmayacağı belirtilmiştir.
Söz konusu ilam maddesinde, hiç ücret alınmayan veya indirim uygulanan kişilerin belediye meclisinde belirtilen kişilerden olmadığı, bu kişilerin içerisinde belediye meclisi üyelerinin 1 inci derece akrabaları, başka kamu kurumunda çalışanlar vb. kişilerden söz konusu ücretler alınmadığı, bu tespitlerin belediyenin kendi oluşturduğu ve belediye başkan yardımcısı kararı ile uygun bulunan evraklardan anlaşıldığı, ayrıca bahsedilen kişilerin ilçe sınırları dâhilinde ikamet eden ekonomik imkânsızlıklar nedeni ile mağdur olan vatandaşlardan olmayacağı ifade edilmiştir.
4736 Sayılı Kanunun amacına bakıldığında, mal ve hizmet üreten kamu kurumlarının kendi personeline indirim sağlamasının engellenmesi olduğu görülmektedir. Belediyelerin mahalli müşterek nitelikli ihtiyaçların karşılanması amacıyla yapmış oldukları faaliyetlerden olan nikah hizmetinin bu kapsamda değerlendirilmemesi gerekmektedir. Ayrıca, Belediyelerin ekonomik durumu yetersiz olan vatandaşlardan nikah ücreti alınmamasında hukuka uyarlık bulunmaktadır.
Yapılan incelemede, hiç ücret alınmayan veya indirim uygulanan kişilerin Belediye Meclis kararına uygun olup olmadığı hususunun İlamda belgeleriyle birlikte açıkça ortaya konmadığı görülmektedir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, yapılan uygulama kamu zararı oluşturmadığından; 183 sayılı ilamın 12’nci maddesiyle verilen .... TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve yukarıdaki hususlar göz önüne alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE (Üye .... ’IN farklı gerekçesi ile Üye .... , Üye .... , Üye .... , Üye .... ve Üye .... ’ın aşağıda yazılı ayrışık görüşlerine karşı) oyçokluğuyla
Karar verildiği 30.09.2020 tarih ve 48253 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Farklı gerekçe
Üye .... ’ın farklı gerekçesi
Kamu zararı oluşmadığına ilişkin kurul kararına katılmakla birlikte,
“Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular olağan kanun yolu olarak temyiz ve karar düzeltme, olağanüstü kanun yolu olarak ise yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanunun, Temyiz başlıklı 55. Maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beratı anlamına gelen bir hükümdür.
Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dahil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk Hukuk Sisteminde Temyiz İncelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 Sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.
İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.
Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında kaldırma seçeneği ortadan kalkmaktadır. Bu durumda, diğer temyiz mercilerinde olduğu gibi ilk derece mahkemesince verilmiş olan kararın olduğu gibi veya düzelterek tasdiki veya bozulması seçenekleri arasında sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.
Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna ( 9 ile 13 arasında bir oya) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılamaz. Açıklanan nedenlerle müzakerelere devam edilerek kaldırma kararı dışındaki seçenekler üzerinde görüşme yapılmalı, tasdik veya bozma kararları oylanmalıdır.
Karşı oy gerekçesi
Üye .... , Üye .... , Üye .... ’ın karşı oy gerekçesi:
... Belediyesi Meclisinin .... tarihli ve .... sayılı kararında belediye personeli veya 1 inci dereceden yakını, belediye meclis üyesi ve başkanlık makamı onayı ile ilçe sınırları dâhilinde ikamet eden ekonomik imkânsızlıklar nedeni ile mağdur olan vatandaşlardan ücret alınmayacağı belirtilmiştir.
Ancak ilamda da belirtildiği üzere hiç ücret alınmayan veya indirim uygulanan kişiler belediye meclisinde belirtilen kişilerden değildir. Bu kişilerin içerisinde belediye meclisi üyelerinin 1 inci derece akrabaları, başka kamu kurumunda çalışanlar vb. kişilerden söz konusu ücretler alınmamıştır. Bu tespitler belediyenin kendi oluşturduğu ve belediye başkan yardımcısı kararı ile uygun bulunan evraklardan anlaşılmaktadır. Ayrıca bahsedilen kişilerin ilçe sınırları dâhilinde ikamet eden ekonomik imkânsızlıklar nedeni ile mağdur olan vatandaşlardan olmayacağı ifade edilmiştir.
Yapılan bu indirimlerin ticari indirim kapsamında olduğu iddia edilse bile, bu indirimlerin 5393 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin 1 inci fıkrasının f bendi ve 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesi gereği belediye meclisi kararı ile uygulanması gerektiği açıktır.
Dolayısıyla hatalı olarak yapılan bu indirim ve ücretsiz kullandırmaların bahsi geçen Kanunlar gereği belediye meclisi kararına dayanılarak yapılması gerekmektedir.
Belediye meclisi kararında kısmi veya tam indirim uygulanacağı belirtilen kişilerden olmadığı halde bazı kişilerden hiç ücret alınmaması veya indirimli ücret alınması nedeniyle kamu zararı oluştuğu ve verilen tazmin hükmünün yerinde olduğu değerlendirilmektedir.
Bu itibarla, ... ... Belediyesi tarafından Yazı İşleri Müdürlüğü bünyesinde bulunan Evlendirme Dairesi nezdinde nikâh akdi yapılan bazı kişilerden nikah ve salon ücreti alınmaması sonucunda oluşan toplam .... TL tazmin hükmünün TASDİKİNE karar verilmesi gerekir.
Üye .... ve Üye .... ’ın karşı oy gerekçesi:
... Belediyesi Meclisinin .... tarihli ve .... sayılı kararında belediye personeli veya 1 inci dereceden yakını, belediye meclis üyesi ve başkanlık makamı onayı ile ilçe sınırları dâhilinde ikamet eden ekonomik imkânsızlıklar nedeni ile mağdur olan vatandaşlardan ücret alınmayacağı belirtilmiştir.
Yapılan incelemede, hiç ücret alınmayan veya indirim uygulanan kişilerin Belediye Meclis kararına uygun olup olmadığı hususunun İlamda belgeleriyle birlikte açıkça ortaya konmadığı görülmektedir.
5393 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin 1 inci fıkrasının f bendinde belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek görevi belediye başkanına verilmiştir.
Ancak Üst Yönetici olarak Belediye Başkanının ücretsiz nikah hizmetinden yararlananlara ilişkin detaylı bir takip yapmasının mümkün olmadığı, bu işin diğer belediye görevlilerinin sorumluluğunda olduğu değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla Belediye Başkanının kamu zararından sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmaktadır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, 183 sayılı ilamın 12’inci maddesiyle verilen .... TL’nin tazminine ilişkin hükmün BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE karar verilmesi gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:07