Sayıştay 5. Dairesi 44287 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5
Sayıştay Kararı
44287
27 Kasım 2019
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2015
-
Daire: 5
-
Dosya No: 44287
-
Tutanak No: 46968
-
Tutanak Tarihi: 27.11.2019
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Konu: Rücu işlemi.
281 sayılı Ek İlamın 1. Maddesiyle; 233 sayılı ilamın 1 inci maddesinde, kaza sonucu hasar gören ... ... Belediyesi’ne ait ... plakalı aracın, tamir masraflarının belediye bütçesinden karşılanması sonucunda ....- TL kamu zararında bulunulması hususunda, rücu işlemini yapmakla görevli olanların da sorumluluğa dahil edilmesi gerektiği kanaatiyle verilen hüküm dışı kararı sonrasında, söz konusu savunma alınarak ek rapor düzenlenmiş olduğundan, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 50 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince konunun görüşülmesinin devamına karar verilerek, toplu iş sözleşmesindeki ilgili hükme istinaden tazmini istenen tutarın yarısı olan ... TL için tazmin hükmü verilmiştir.
İlamda Destek Hizmetleri Müdür Vekili sıfatıyla sorumlu tutulan ...’ ün göndermiş olduğu temyiz dilekçesinde;
İlamda Söz Konusu Edilen İddiaların Kanuni Dayanağının Olmaması
İlam konusu olan 1 nolu madde hakkında; Destek Hizmetleri Müdürlüğü'nün işlemlerinin 5018 sayılı kanunun 60. maddesinin ikinci fıkrası gereğince harcama birimlerinin talebi ve üst yöneticinin onayıyla, diğer harcama birimlerine ilişkin mali işlemleri ise Destek Hizmetleri Müdürlüğü olarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhalesi Sözleşmeleri Kanunu'nun hükümleri Çerçevesinde yapılmakta olduğu,
Belediyeye ait 2012 model ... markalı ... plakalı aracın, ... tarihinde ... şoförlüğünde ... ... Karayolu üzerinde zincirleme kazaya karıştığı, kaza sonrası araçta oluşan hasar tutarı ile ilgili Belediye Başkanına sözlü bilgi verildiği, aracın kasko sigortası olmadığından ve aracın sürücüsü kusurlu olduğundan dolayı sigortadan faydalanılamadığı, hasarlı aracın tamiratının yapılıp yapılmaması hakkında Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ve Trafik Tescil Denetleme Şube Müdürlüğünden uzman personel talep edildiği, görevlendirilen uzman personelin aracın tamir edilip kullanılmasının daha ekonomik olacağı yönünde hesap tablosu (aracın ekonomik ömrünü 10 yıl veya 300.000 Km olarak belirlemişlerdir) çıkardığı, aracın ...Yetkili Servisinde tamir edilmesi durumunda tahmini tutarının ... TL iken kurum olarak sanayiden araştırmalar sonucu orijinal ...parçaları ile aracın ... TL'ye daha uygun fiyata faal hale getirilip kurum hizmeti için kullanılmaya başlandığı, aracın halen belediye hizmetlerinde kullanılmakta olduğu,
Kazayla ilgili tutarın aracın Şoförü ... den rücu edilmesi gerektiğini ... Başmüfettişi Sayın ...‘ in denetiminin sonucunda öğrendiklerini, aracı tamir ettirip kamu menfaatine kullandırmakta herhangi bir kasıt aranmadığı,
... Başmüfettişinin denetiminden sonra gerekli kesintinin aracın şoförü olan ...’ den kesilmesi hususunda İnsan Kaynaklan ve Eğitim Müdürlüğüne iletilmek üzere dilekçe yazdığını, dilekçeyi yazdığı tarihte belediyede EBYS (Elektronik Belge Yönetim Sistemi) olmadığından dilekçeyi evrak kayıt servisine elden teslim ettiği, evrak kayıt servisinde çalışan personeller dilekçeyi kayıt altına almadan önce dilekçesinin içeriği hakkında İnsan Kaynaklan ve Eğitim Müdürlüğüne bilgi verdiği, dönemin İnsan Kaynaklan ve Eğitim Müdür V. ... evrağın kayıt altına alınmasını engellediği, evrağı imha edip dönemin Belediye Başkan Vekili ...’ e haber verdiği, Belediye Başkan Vekilinin kendisini makamına çağırarak böyle bir evrağı neden hazırladını, ne yapmaya çalıştığını ve kendisine mi kaldığını sorarak bu ve benzeri cümlelerle hakaret ettiğini ve işlem yapmasını engellediğini, yapılan hakaretlere rağmen İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdür Vekiline evrağın gereğini yapması hususunda kendisini sözlü olarak defalarca uyardığını ve kararından vazgeçmediğini, ısrarları üzerine İnsan Kaynaklan ve Eğitim Müdürlüğü ...’ in 16.12.2015 tarihli 2015/607 sayı numaralı yazı ile disiplin kuruluna sevkinin istendiği, 17.12.2015 tarihinde İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünün 2015/608 sayı numaralı yazı ile ...' den kaza ile ilgili yazılı savunma istendiği, fakat İlgilinin disiplin kuruluna sevkinden sonra alınan herhangi bir savunması ve disiplin kurulu kararının olmadığı,
Kaldı ki ödemenin yapıldığı dönemde dilekçinin görevde olmadığı gibi harcama yetkilisi de olmadığı, Belediyede sözleşmeli memur olarak çalıştığı için Belediye Başkan Vekilinin görevlendirmesi sonucu Müdür Vekilli olarak hizmet veriyor olduğu, yıl içinde defalarca Destek Hizmetleri Müdürlüğüne farklı personellerin (.... .... ...) geçici olarak görevlendirilmiş olduğu, ancak bu konuda sadece dilekçinin suçlu tutulmasının ve hasar bedelinin geçici olarak Müdür Vekilliğini tedviren yürütmesi nedeni ile dilekçiden tahsil edilmesine karar verilmesinin tamamen haksızlık olduğu, dilekçinin şahsi olarak aracın Şoförü ... in almakta olduğu aylık maaşından kesinti yapmak gibi bir imkânının bulunmadığı, kurumda yapılacak olan ödemelerin ve kesintilerin tümünün Mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından kurum amirinin (Belediye Başkanı) oluru, onayı alındıktan sonra yapılmakta olduğu, kaldı ki gerekli kesintinin yaptırılması hakkında yazdığı ilk dilekçeyi kayıt altına aldırmadan imha ettirenin aynı amir olduğu,
Belediyenin Mali Hizmetler Müdürlüğünün 17.08.2017 tarih ... sayılı başkanlık makamı oluru ile hasar bedelini araç şoförü ... den keseceklerine dair olur almış olduğu, başkanlık makamından alınan onayın 20.09.2017 tarihinde ...’e tebliğ edilmek üzere İnsan Kaynaklan ve Eğitim Müdürlüğüne teslim edilmiş olduğu,
Sonuç ve İstem: Yukarıda yazılan gerekçelerin kabulü ile hakkında verilen tazmin hükmünün kaldırılması hususunu yüksek müsaadelerine sunarak saygılarıyla arz ve talep ediyor olduğunu, ifade etmişlerdir.
Başsavcılık Mütalaasında;
“... ... Belediyesinin 2015 yılı hesabının 5 inci Daire’de yapılan yargılaması sonucu çıkarılan 13.04.2018 tarih ve 286 Karar nolu 281 sayılı İlamın 1 inci maddesinde ki tazmin hükmüne karşı sorumlu sıfatıyla Harcama Yetkilisi sıfatı ile ...’ün ilgi yazı ile Savcılığımıza intikal ettirilen dilekçesi incelendi.
Dilekçede özetle; Belediyede sözleşmeli memur olarak çalıştığı için Belediye Başkan Vekilinin görevlendirmesi sonucu Müdür Vekilli olarak hizmet verdiği, yıl içinde Destek Hizmetleri Müdürlüğü ne farklı personellerin (.... .... ... ) geçici olarak görevlendirildiği, sadece kendisinin sorumlu tutulmasının haksızlık olduğu, kendisinin aracın Şoförü ...’ in almakta olduğu aylık maaşından kesinti yapmak gibi bir imkânının olmadığı, 17.08.2017 tarih ve ... sayılı Başkanlık makamı oluru ile hasar bedelini araç şoförü ...’ in maaşından kesilmesine karar verildiği, bu onayın da 20.09.2017 tarihinde ...’ e tebliğ edilmek üzere insan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğüne teslim edildiği belirtilerek hakkındaki tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Dosya üzerinde yapılan incelemede; Sorumlunun temyiz dilekçe tarihi 23.07.2018 olduğu görülmektedir, ... Belediye Başkan Vekilinden alınan Olur tarihi sorumlunun iddiasına göre 17.08.2017 tarihidir, bu süre içerisinde kazanın müsebbibi ...’in maaşından kesinti yapıldığına veya rücu edilmesi gereken tutarın bir kısmının yatırıldığına ilişkin hiçbir belge sunulmadığı gibi rücu ya ilişkin iddia edilen Olur veya tebligat bilgilerine ait bir belge de sunulmadığından temyiz dilekçesinin kabulünün mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
Gönderilen savunma ve itiraz gerekçeleri, daire kararının kaldırılmasını gerektirecek mahiyette bulunmadığından, temyiz talebinin reddedilerek daire kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” denilmiştir.
Duruşma talebinde bulunan Harcama Yetkilisi ... talebine rağmen oturuma katılmamıştır. Bu sebeple Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
281 sayılı Ek İlamın 1. Maddesiyle; 233 sayılı ilamın 1 inci maddesinde, kaza sonucu hasar gören ... ... Belediyesi’ne ait ... plakalı aracın, tamir masraflarının belediye bütçesinden karşılanması sonucunda ....- TL kamu zararında bulunulması hususunda, rücu işlemini yapmakla görevli olanların da sorumluluğa dahil edilmesi gerektiği kanaatiyle verilen hüküm dışı kararı sonrasında, söz konusu savunma alınarak ek rapor düzenlenmiş olduğundan, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 50’ inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince konunun görüşülmesinin devamına karar verilerek, toplu iş sözleşmesindeki ilgili hükme istinaden tazmini istenen tutarın yarısı olan ... TL için tazmin hükmü verilmiştir.
Esas yönünden;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12 nci maddesinde;
“Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet mallarını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadır.
Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.” denilmektedir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükmü çerçevesinde; devlet memurlarının görevlerini dikkat ve itina ile yapmaları, kendilerine teslim edilen devlet mallarını korumaları gerekmektedir.
İlişikli ödeme emri incelendiğinde; Belediye şoförü ...’ in kırmızı ışıkta duramayarak öndeki araca arkadan çarpması sonucu kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller” başlıklı 84. maddesinde;
“Araç sürücüleri trafik kazalarında;…
d) Arkadan çarpma,
Hallerinde asli kusurlu sayılırlar.” hükmü yer almaktadır.
Arkadan çarpmanın asli kusurlardan sayılması ve belediyeye ait aracın hasar tutarının tamamının belediye bütçesinden ödenerek kazaya karışan diğer araçların sigortalarına başvurulamaması neticesinde ...’ in kusur oranının %100 olduğu kanaatine varılmıştır. Söz konusu aracın kaza hasarlarının giderilmesi için belediye bütçesinden toplam ... TL ödeme yapılmıştır..
... ... Belediye Başkanlığı ile Genel İş Sendikasının 15.12.2014 tarihinde imzalanan sendika sözleşmesinin 62 nci maddesinin 2 nci fıkrasında;
“2- Trafik kazası sonucu meydana gelen zarar ve tazminatın Hasar ve Zarar Tespit Kurulu veya idari-adli mercilerce yapılan tespiti sonucu;
a) Sürücünün kusur oranı, 3/8’e kadar (3/8 dahil) olduğu takdirde zararın tamamı işveren tarafından karşılanır ve sürücü hakkında idari soruşturma yapılmaz,
b) Sürücünün kusur oranı, 4/8 ve 5/8 olduğu takdirde şoförce karşılanması gereken zararın %80’i işveren tarafından,
c) Sürücünün kusur oranı, 6/8 ve 7/8 olduğu takdirde şoförce karşılanması gereken zararın %65’i işveren tarafından,
d) Sürücünün kusur oranı, 8/8 olduğu takdirde şoförce karşılanması gereken zararın %50’si işveren tarafından karşılanır.
Üçüncü kişilere ödenecek hasar ve tazminatlarda da aynı yol uygulanır.” denilmiştir.
Meydana gelen kaza olayında Belediye şoförü ...’in tam kusurlu olduğu görüldüğünden söz konusu sözleşmenin d bendi uyarınca zararın %50’sinin Belediye bütçesinden ödenmesi, kalan tutar için ise ilgiliye rücu edilmesi gerekmektedir.
Sonuç itibariyle; Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği neticesinde zarar meydana gelmiş olduğundan esas yönüyle ... TL nin kamu zararı teşkil etmektedir.
Sorumluluk yönüyle;
281 sayılı Ek İlamın 1. Maddesi ile verilen tazmin hükmünde; maddeye konu trafik kazasına ilişkin hasar tutarının kusurlu sürücü tarafından karşılanması gerekirken tamamının belediye bütçesinden ödenmesi ve ahize rücu edilmemesi neticesinde oluşan kamu zararının rücu işlemini yapmakla görevli personel (Destek Hizmetleri Müdür Vekili) ...’e münferiden ödenmesine hükmedilmiştir.
Sorumlu tutulan Destek Hizmetleri Müdür Vekili ...’ ün temyiz dilekçesinde özetle;
“Belediyede sözleşmeli memur olarak çalıştığı için Belediye Başkan Vekilinin görevlendirmesi sonucu Müdür Vekilli olarak hizmet verdiği, yıl içinde Destek Hizmetleri Müdürlüğüne farklı personellerin (..., ... ve ... ) geçici olarak görevlendirildiği, sadece kendisinin sorumlu tutulmasının haksızlık olduğu, kendisinin aracın Şoförü ...’ in almakta olduğu aylık maaşından kesinti yapmak gibi bir imkânının olmadığı, 17.08.2017 tarih ve ... sayılı Başkanlık makamı oluru ile hasar bedelini araç şoförü ...’ in maaşından kesilmesine karar verildiği, bu onayın da 20.09.2017 tarihinde ...’ e tebliğ edilmek üzere insan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğüne teslim edildiği belirtilerek hakkındaki tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.” demektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişisel Sorumluluk ve Zarar” başlıklı 12 nci maddesi gereği, Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği neticesinde zararın meydana gelmesi halinde rayiç bedel üzerinden ilgiliye rücu esastır. Belediye şoförü ...’ in kırmızı ışıkta duramayarak öndeki araca arkadan çarpması sonucu kaza meydana gelmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller” başlıklı 84 üncü Maddesinde arkadan çarpma halinde sürücünün asli kusurlu olduğu belirtildiğinden kaza sonucu oluşan zarar için rücu işleminin yapılması bir zorunluluktur. Belediyeye ait araçların Destek Hizmetleri Müdürlüğü’ne bağlı olması nedeniyle kaza yapan aracın tamir masraflarına ilişkin rücu işlemlerinin de Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Dosya üzerinde yapılan incelemede dilekçinin beyan ettiği gibi;
- 2015/607 sayı ve 16.12.2015 tarihli yazı ile şoför ...’ in disiplin kuruluna sevk edildiği,
-2015/608 sayı ve 17.12.2017 tarihli yazı ile şoför ...’ den savunma istendiği,
-... sayı ve 17.08.2017 tarihli yazı ile Sayıştay Başkanlığının 5. Dairesi Kararı gereği, kaza sonucu oluşan hasarın tamir masrafı olan ... TL ‘nin şoför ...’ in maaşından kesilmesi için rücu işleminin yapılmasını teminen Mali Hizmetler Birimi tarafından, Mali Hizmetler Müdür ...’ ın imzası ile Belediye Başkan ...’ ten olur alındığı,
anlaşılmıştır.
Sonuç itibariyle belediyede ilgili kişiler tarafından 233 sayılı ilamın 1 inci maddesinin gereğinin yapılması için; ... sayı ve 17.08.2017 tarihli yazı ile rücu yapılmasını temin etmek bakımından işlem tesis edildiği anlaşılmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ”Belediye Başkanı“ başlıklı 37’ inci maddesinde;
“Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir…” denilmekte,
Aynı Kanunun “Belediye Başkanının Görev ve Yetkileri “ başlıklı 38’ inci maddesinde ise;
“Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak….” denilmektedir.
Belediye Başkanı belediye idaresinin başı ve yöneticisidir. Teşkilatın sevk ve idaresinden sorumludur. Kaza sonucu hasar gören ... ... Belediyesi’ne ait aracın, tamir masraflarının belediye bütçesinden karşılanması sonrasında gerekli rücu işlemini takip ve tahsil ettirecek kişi, kurum yöneticisi olarak belediye Başkanıdır. Sayıştay Başkanlığının 5. Dairesi Kararı gereği, ... sayı ve 17.08.2017 tarihli yazı ile kaza sonucu oluşan hasarın tamir masrafı olan ... TL ‘nin şoför ...’ in maaşından kesilmesi için rücu işleminin temin edilmesi amacıyla Mali Hizmetler Birimi tarafından olur alınmıştır. Bu aşamaya kadar ilgili kişiler işin gereğini yapmıştır. Ancak rücu işlemi gerçekleşmemiştir. Artık burada Olurun gereğini yerine getirecek kişi, Belediye Başkanıdır. Gerekli işlemin ifa edilmemesi sonucu kamu zararının halen mevcut olmasındaki sorumluluk Belediye Başkanındadır.
Bu itibarla temyiz dilekçesindeki iddiaların kısmen kabul edilerek; 281 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle; ... ... Belediyesince kaza sonucu hasar gören ... ... Belediyesi’ne ait aracın, tamir masraflarının belediye bütçesinden karşılanması sonucunda ....-TL kamu zararı için verilen tazmin hükmünün sorumluluk yönüyle BOZULARAK, yeniden hüküm tesisini teminen hükmü veren DAİREYE GÖNDERİMESİNE (7. Daire Başkanı …’in ilave gerekçesi Üyeler …, …, …, …, …, …, …’ ın farklı gerekçeleri ile Üyeler …, … ve …’ın aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oyçokluğu ile,
Karar verildiği 27.11.2019 tarih ve 46968 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
İlave oy gerekçesi
- Daire Başkanı …’ in ilave oy gerekçesi
... ... Belediye Başkanlığı ile Genel İş Sendikasının 15.12.2014 tarihinde imzalanan sendika sözleşmesinin 62 nci maddesinin 2 nci fıkrasında;
“2- Trafik kazası sonucu meydana gelen zarar ve tazminatın Hasar ve Zarar Tespit Kurulu veya idari-adli mercilerce yapılan tespiti sonucu;
……e) Sürücünün kusur oranı, 8/8 olduğu takdirde şoförce karşılanması gereken zararın %50’si işveren tarafından karşılanır.
Üçüncü kişilere ödenecek hasar ve tazminatlarda da aynı yol uygulanır.” denilmiştir.
281 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile söz konusu toplu iş sözleşmesi hükmüne istinaden kaza masrafı tutarı olan ... TL’ nin yarısı için tazmin denmiştir. Toplu iş sözleşmeleri ile işçilere yönelik mali ve sosyal haklar düzenlenir. Dolayısıyla, toplu iş sözleşmelerine çalışanların sebep olacakları zararlar ve bundan doğacak sorumlulukları düzenleyen maddeler koymak mümkün değildir. Bu sebeple kamu zararı tutarı kaza masrafının tamamıdır.
Bundan başka 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Ve Kontrol Kanunu ve 6085 sayılı Sayıştay Kanununda mali sorumluluklar belirlenmiştir. 657 sayılı Kanuna istinaden mali sorumluluğun belirlenmesi mümkün değildir. Bu sebeple 281 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle sorumlu tutulan Destek Hizmetleri Müdür Vekilinin sorumluluğu yoktur. Burada kamu zararını doğuran olay trafik kazasının meydana gelmesidir. Şoför de bir kamu görevlisidir ve kamu zararını gerçekleştiren kişidir.
Bu sebeple tek sorumlunun Şoför olması ve kamu zararının yeniden belirlenmesi için, 281 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün esas ve sorumluluk yönlerinden BOZULARAK, yeniden hüküm tesisini teminen hükmü veren Daireye gönderilmesi gerekir.
Üyeler … ve …’ ın farklı oy gerekçesi
Bilindiği üzere; 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde kamu zararı konusunda aşağıdaki düzenlemeler yer almıştır:
“Kamu zararı
Madde 71- Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
...”
Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, kamu zararına; un...ı, yetkisi ve görevi ne olursa olsun her türlü “kamu görevlisi”nin yol açması mümkün bulunmakta olup, maddede, giderlerin gerçekleştirilmesi sürecinde rol oynayan harcama yetkilileri ve/veya gerçekleştirme görevlilerine atıf yapılmış değildir.
Maddenin son fıkrası uyarınca yayımlanan (Resmî Gazete Tarihi: 19.10.2006, Sayısı: 26324) Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4 üncü maddesinde;
“a) Sorumlu: Kamu zararının oluşmasına sebep olan kamu görevlisini,”
“ç) Kamu zararı: Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasından doğan zararı,”
Şeklinde tanımlanmış olup, tıpkı 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesindeki gibi, kamu zararına sebep olanlar “kamu görevlileri” olarak nitelendirilmiştir. Dolayısıyla ortada bir kamu zararı varsa, bunun sorumlusunu (kamu zararının oluşmasına sebep olan kamu görevlisini) sadece “harcama yetkilileri” veya “gerçekleştirme görevlileri” arasından aramak yanlış olacaktır. Zira kamu zararının oluşmasına, “harcama yetkilileri” veya “gerçekleştirme görevlileri” dâhil, bütün kamu görevlileri neden olabilecektir. Nitekim bu husus, aynı Yönetmeliğin “Sorumluluk” başlıklı 5 inci maddesinde yer alan;
“MADDE 5- (1) Kanunun ilgili maddeleri gereğince, kamu görevlileri; kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, yönetilmesinden, kullanılmasından, korunmasından, kötüye kullanılmaması ve her an hizmete hazır bulundurulması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludurlar.
(2) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararının geri ödenmesi sürecine, kamu görevlileri ile birlikte ilgililer de dâhil edilir.”
Düzenlemesi ile de teyid edilmektedir.
Yönetmeliğin Kamu zararının belirlenmesi başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde “Görevlilere teslim edilen taşınırların zarara uğraması,” hususu da bu durumlar arasında sayılmıştır.
Öte yandan 6085 sayılı Sayıştay Kanununda, Sayıştayın görevleri, 5 inci maddede sayılmış olup, maddenin b bendinde, Sayıştayın; “Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin; gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetler, sorumluların hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme” bağlayacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla kamu zararları konusunda Sayıştay, “sorumluların” hesap ve işlemlerini denetleyerek bir karar verecektir. Dolayısıyla burada üzerinde durulması gereken konu, Sayıştay yargılamasına konu edilen “sorumlu/sorumlular” kavramının açıklığa kavuşturulmasıdır.
6085 sayılı Kanunda “sorumlu/sorumlular” kavramı açıkça tanımlanmamakla birlikte, Kanunun “Sorumlular ve sorumluluk halleri” başlıklı 7 nci maddesinde;
“MADDE 7 – (1) Bu Kanunun sorumlular ve sorumluluk halleri uygulamasında; 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk halleri esas alınır.
(2) Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar; kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur. Bu sorumluluğun yerine getirilip getirilmediği Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulacak Sayıştay raporlarında belirtilir. Kamu zararına sebep olunan durumlar ise bu zararın tazminine ilişkin hükme bağlama işlemi ile sonuçlandırılır.
(3) Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.
...”
ve Sayıştay Denetim Yönetmeliğinin (Resmi Gazete: 17/12/2012 -28145) Sorumlular ve sorumluluk halleri başlıklı 11 inci maddesinde;
“MADDE 11 – (1) İlgili Kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk halleri saklı kalmak kaydıyla denetim grup başkanlıkları veya denetçiler tarafından yapılacak inceleme ve denetimler sonucunda; kamu kaynaklarının elde edilmesi, kayıt edilmesi, muhafazası ve kullanılması sürecinde görev, yetki ve sorumluluğa sahip kamu görevlileri ilgisine göre;
..
ğ) Taşınır ve taşınmazların yasal düzenlemelere uygun olarak elde edilmesi, yönetilmesi, kaydedilmesi, muhafaza edilmesi ve kullanılması veya elden çıkarılmasından,
…
sorumludur.
...”
Denilmek suretiyle, (ğ) bendinde; kamu kaynaklarının elde edilmesi, kayıt edilmesi, muhafazası ve kullanılması sürecinde görev, yetki ve sorumluluğa sahip kamu görevlilerinin; taşınır ve taşınmazların yasal düzenlemelere uygun olarak elde edilmesi, yönetilmesi, kaydedilmesi, muhafaza edilmesi ve kullanılması veya elden çıkarılmasından dolayı “sorumlu” oldukları vurgulanmıştır.
Yine Sayıştay Denetim Yönetmeliğinin “Kamu zararının tespiti” başlıklı 43 üncü maddesinde de;
“MADDE 43 – (1) Yargılamaya esas raporlar düzenlenirken kamu zararının tespiti ile kamu görevlilerine sorumluluk yöneltilmesinde aşağıdaki şartların oluşup oluşmadığı aranır:
a) Mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerin varlığı,
b) Mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemden bir kamu zararı oluşması,
c) Bu zararın oluşmasına neden olan kamu görevlilerinin belirlenmesi,
ç) Kamu zararının, belirlenen kamu görevlilerinin mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerinden kaynaklandığına ilişkin illiyet bağının kurulması.”
Denilmek suretiyle, Kamu zararının, kamu görevlilerinin mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerinden kaynaklanmış olacağı vurgulanmış bulunmaktadır.
Dolayısıyla herhangi bir sınırlama getirilmeksizin, yaptıkları iş ve işlemler nedeniyle kamu zararına sebep olan bütün “kamu görevlileri”nin potansiyel olarak “sorumlu” olacaklarında/olabileceklerinde kuşku bulunmamaktadır.
Her ne kadar; hususen, ilamda yer alan kaza yapılması sonucu kamu taşıt aracında kamu zararına yol açılması konusu ile ilgili olarak, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin Kapsam başlıklı 2 nci maddesinde;
“(…)
(2) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında bulunan kamu idarelerinde görevli memurların, kullanımlarındaki taşınır ve taşınmazların korunması ve her an hizmete hazır halde bulundurulması için gerekli tedbirleri almamaları nedeniyle Devlete verdikleri zararlar ile kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak kişilere verdikleri zararlar hakkında, 657 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca 27/6/1983 tarihli ve 83/6510 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Devlete ve Kişilere Memurlarca Verilen Zararların Nevi ve Miktarlarının Tespiti, Takibi, Amirlerinin Sorumlulukları, Yapılacak Diğer İşlemler Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır.”
Düzenlemesi yer almış olsa da, bu hüküm; “memur” olan kamu görevlilerinin kullanımlarındaki taşınır ve taşınmazların korunması ve her an hizmete hazır halde bulundurulması için gerekli tedbirleri almamaları nedeniyle Devlete verdikleri zararlar ile ilgili olup, İlam konusu olayda, kamu zararına sebep olan kişi memur değil, “işçi”dir. Dolayısıyla ilam konusu olaydaki kamu zararı, Yönetmeliğin 2 nci maddesi ile yapılan göndermeye tabi olmayıp, bizatihi bu Yönetmelik kapsamına girmektedir.
Yukarıda yapılan ayrıntılı açıklamalar çerçevesinde;
İlama konu olayda, kamu zararına yol açan olay/fiil, kamuya ait taşıt aracının kusurlu olarak kullanması sonucunda trafik kazasına yol açılması ve araçta hasar meydana gelmesidir. Bu hususun tespiti, illiyet bağının da tespiti açısından önemlidir. İkinci husus ise, söz konusu olaya sebep veren kamu görevlisinin kim olduğunun tespitidir ki, bu olayda aracın sürücüsü olan kamu görevlisinin ihmali veya kusuru olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Oysa ilamda, idaresi tarafından aracın –mecburen- tamir ettirilmesi sonucunda ortaya çıkan masrafın araç sürücüsünden tahsil edilmesi konusunda “rücu” görevini yapmayan Destek Hizmetleri Müdürü -tek başına- sorumlu tutulmuştur. İlamın bu şekilde kurgulanmış olması birkaç açıdan yukarıda zikredilen mevzuata açıkça aykırılık teşkil etmektedir:
Birincisi, kamu zararını doğuran fiil, rücu işleminin yapılmaması değil, kusurlu araç kullanılmak suretiyle araca hasar verilmesidir. Yukarıda bu husus etraflıca açıklanmış; 5018 ve 6085 sayılı kanunlar ile Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve Sayıştay Denetim Yönetmelikteki dayanaklarına işaret edilmiştir. Hiçbir mevzuatta, kamu zararı türleri arasında, “sorumlusuna rücu edilerek kamu zararının tahsil edilmemesi” şeklinde bir kamu zararı şekli sayılmamış, buna karşılık kamu zararı türleri arasında açık bir şekilde, “Görevlilere teslim edilen taşınırların zarara uğraması” sayılmıştır.
İkincisi ise yukarıda açıklanan ve kamu zararına neden olan fiil ile doğrudan illiyet bağı olan kişi Destek Hizmetleri Müdürü değil, bizzat aracı kullanan kamu görevlisi şofördür. Bu kadar açık olan bir hususta farklı bir karar almak mevzuata uygun düşmemektedir.
Burada değinilmesi gereken bir başka husus ise, İlamda değinilen ve illiyet bağı olarak gösterilen 657 sayılı Kanunun 12 nci maddesi, münhasıran memurlar ile ilgili olup, ilam konusu olayın faili olan “işçi” statüsündeki kamu personeli için uygulanması da mümkün değildir.
Kaldı ki, ilamda 657 sayılı kanuna atıfla zikredilen “rücu” görevi bir idari görev olup, kamu zararı ile hiçbir şekilde ilgisi bulunmamaktadır. Genel hükümler çerçevesinde elbette rücu görevinin ilgili amirler tarafından yerine getirilmesi gerekmekte olup, rücu görevini ihmal edenler hakkında yapılacak işlem, ancak bir idari soruşturmadır; bu kişilere kamu zararının yükletilmesi hakkaniyete uygun düşmeyecektir.
Sayıştay Denetim Yönetmeliğinin yukarıda zikredilen “Kamu zararının tespiti” başlıklı 43 üncü maddesinde; Sayıştayın/Sayıştay denetçilerinin kamu zararı konusundaki temel görevleri sayılmıştır. Dolayısıyla zararın oluşmasına neden olan kamu görevlilerinin belirlenmesi hükmü çerçevesinde, kamu zararı ile doğrudan (birinci derecede) illiyet bağı olan kamu görevlisinin tespiti görevi Sayıştaya ait olup, kamu zararı ile doğrudan (birinci derecede) illiyet bağı bulunmayan diğer kamu görevlilerinin sorumlu tutulması mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Kamu zararına ilişkin İlamdaki dayanak hükümlerinin düzeltilmesi ve
-
Kamu zararına neden olan fiil ile doğrudan illiyet bağı olan kamu görevlisi Destek Hizmetleri Müdürü (veya çoğunluk görüşünde yer alan Belediye Başkanı) değil, bizzat tek başına aracı kullanan şoför olduğundan, bu kişinin savunması alınarak kamu zararına yeniden hükmedilmesi
amacıyla, ilam hükmünün BOZULMASI gerekir.
Üye …’ in farklı gerekçesi
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişisel Sorumluluk ve Zarar” başlıklı 12 nci maddesi gereği, Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği neticesinde zararın meydana gelmesi halinde rayiç bedel üzerinden ilgiliye rücu esastır. Belediye şoförü ...’ in kırmızı ışıkta duramayarak öndeki araca arkadan çarpması sonucu kaza meydana gelmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller” başlıklı 84 üncü Maddesinde arkadan çarpma halinde sürücünün asli kusurlu olduğu belirtildiğinden kaza sonucu oluşan zarar için rücu işleminin yapılması bir zorunluluktur. Belediyeye ait araçların Destek Hizmetleri Müdürlüğü’ne bağlı olması nedeniyle kaza yapan aracın tamir masraflarına ilişkin rücu işlemlerinin de Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Dosya üzerinde yapılan incelemede dilekçinin beyan ettiği gibi;
- 2015/607 sayı ve 16.12.2015 tarihli yazı ile şoför ...’ in disiplin kuruluna sevk edildiği,
-2015/608 sayı ve 17.12.2017 tarihli yazı ile şoför ...’ den savunma istendiği,
-... sayı ve 17.08.2017 tarihli yazı ile Sayıştay Başkanlığının 5. Dairesi Kararı gereği, kaza sonucu oluşan hasarın tamir masrafı olan ... TL ‘nin şoför ...’ in maaşından kesilmesi için rücu işleminin yapılmasını teminen Mali Hizmetler Birimi tarafından, Mali Hizmetler Müdür ...’ ın imzası ile Belediye Başkan ...’ ten olur alındığı,
-Ancak rücu işleminin yerine geldirildiğine ilişkin herhangi bir evrakın bildirilmediği anlaşılmıştır.
Sonuç itibariyle belediye tarafından 233 sayılı ilamın 1 inci maddesinin gereğinin yapılması için; ... sayı ve 17.08.2017 tarihli yazı ile rücu yapılmasını temin etmek bakımından işlem tesis edildiği, ancak gereğinin yerine getirildiğini beyan eden herhangi bir evrakın tarafımıza sunulmadığı anlaşılmıştır.
Kanıtlayıcı evrak beyan edilmediğinden, bu kez sorumluluğun emri uygulatacak kişilerde olduğu kadar rücu emrini yerine getirmeyen kişilerde de olmaktadır. Bu aşamada dosya üzerinden sorumluluğun tayin edilmesi mümkün gözükmemektedir.
Yukarıda yazan sebeplerle; rücu işlem yazısının gereğini yerine getirmeyenlerden gerekli savunmanın alınarak, söz konusu kişilerin görevlerini ifa etmedikleri kanaati oluşması halinde, idari soruşturma yapılmasının temin edilmesi için, Dairesine gönderilmesi gerekmektedir.
Yukarıda sayılan gerekçeler ile temyiz dilekçesindeki iddiaların kısmen kabul edilerek; 281 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle; ... ... Belediyesince kaza sonucu hasar gören ... ... Belediyesi’ne ait aracın, tamir masraflarının belediye bütçesinden karşılanması sonucunda ....-TL kamu zararı için verilen tazmin hükmünün BOZULARAK, sorumluluk yönüyle, rücu yazısı yazılmış olduğundan gereğini yerine getirmeyenlerden savunma alınarak, neticeye göre idari soruşturma istenmesi gerektiği kanaatiyle Daireye gönderilmesi gerekir.
Üyeler … ve …’ ın farklı gerekçesi
Belediye şoförü ...’ in kırmızı ışıkta duramayarak öndeki araca arkadan çarpması sonucu kaza meydana gelmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller” başlıklı 84 üncü Maddesinde arkadan çarpma halinde sürücünün asli kusurlu olduğu belirtildiğinden kaza sonucu oluşan zarar için rücu işleminin yapılması bir zorunluluktur. Belediyeye ait araçların Destek Hizmetleri Müdürlüğü’ne bağlı olması nedeniyle kaza yapan aracın tamir masraflarına ilişkin rücu işlemlerinin de Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir. İlam konusu olayda kamu zararı tahsilatını takip etmekle görevli olan birim Destek Hizmetleri Müdürlüğüdür. Sorumluluk bakımından ilam hükmü yerindedir.
Ancak Toplu iş sözleşmeleri ile işçilere yönelik mali ve sosyal haklar düzenlenir. Dolayısıyla, toplu iş sözleşmelerine çalışanların sebep olacakları zararlar ve bundan doğacak sorumlulukları düzenleyen maddeler koymak mümkün değildir. Bu sebeple kamu zararı tutarı kaza masrafının tamamı olmalıdır.
Bu sebeple 281 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle; ... ... Belediyesince kaza sonucu hasar gören ... ... Belediyesi’ne ait aracın, tamir masraflarının belediye bütçesinden karşılanması sonucunda ....-TL kamu zararı için verilen tazmin hükmünün kaza masrafının tamamı kamu zararı teşkil ettiğinden esas yönünden BOZULARAK, yeniden hüküm tesisini teminen hükmü veren Daireye gönderilmesi gerekir.
Üyeler … VE …’ ün farklı oy gerekçesi
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ”Belediye Başkanı“ başlıklı 37’ inci maddesinde;
“Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir…” denilmekte,
Aynı Kanunun “Belediye Başkanının Görev ve Yetkileri “ başlıklı 38’ inci maddesinde ise;
“Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak….” denilmektedir.
Belediye Başkanı belediye idaresinin başı ve yöneticisidir. Teşkilatın sevk ve idaresinden sorumludur. Kaza sonucu hasar gören ... ... Belediyesi’ne ait aracın, tamir masraflarının belediye bütçesinden karşılanması sonrasında gerekli rücu işlemini takip ve tahsil ettirecek kişi, kurum yöneticisi olarak belediye Başkanıdır. Sayıştay Başkanlığının 5. Dairesi Kararı gereği, ... sayı ve 17.08.2017 tarihli yazı ile kaza sonucu oluşan hasarın tamir masrafı olan ... TL ‘nin şoför ...’ in maaşından kesilmesi için rücu işleminin temin edilmesi amacıyla Mali Hizmetler Birimi tarafından olur alınmıştır. Bu aşamaya kadar ilgili kişiler işin gereğini yapmıştır. Ancak rücu işlemi gerçekleşmemiştir. Artık burada Olurun gereğini yerine getirecek kişi, Belediye Başkanıdır. Gerekli işlemin ifa edilmemesi sonucu kamu zararının halen mevcut olmasındaki sorumluluk belediye başkanındadır.
Buna ilave olarak Toplu iş sözleşmeleri ile işçilere yönelik mali ve sosyal haklar düzenlenir. Dolayısıyla, toplu iş sözleşmelerine çalışanların sebep olacakları zararlar ve bundan doğacak sorumlulukları düzenleyen maddeler koymak mümkün değildir. Bu sebeple kamu zararı tutarı kaza masrafının tamamı olmalıdır.
Bu sebeple 281 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle; ... ... Belediyesince kaza sonucu hasar gören ... ... Belediyesi’ne ait aracın, tamir masraflarının belediye bütçesinden karşılanması sonucunda ....-TL kamu zararı için verilen tazmin hükmünün kaza masrafının tamamı kamu zararı teşkil ettiğinden ve tek sorumlu belediye Başkanı olduğundan sorumluluk ve esas yönünden BOZULARAK, yeniden hüküm tesisini teminen hükmü veren Daireye gönderilmesi gerekir.
Karşı oy gerekçesi
Üye …’ nün karşı oy gerekçesi
Trafik kazası sonucu hasar gören Belediyeye ait aracın, tamir masraflarının belediye bütçesinden karşılanması sonucunda kamu zararında bulunulması hususunda, rücu işlemini yapmakla görevli olanların da sorumluluğa dahil edilmesi gerektiği kanaatiyle tazmin hükmü verildiği anlaşılmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişisel Sorumluluk ve Zarar” başlıklı 12 nci maddesinde;
“Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet mallarını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadır.
Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.” denilmektedir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükmü çerçevesinde; devlet memurlarının görevlerini dikkat ve itina ile yapmaları, kendilerine teslim edilen devlet mallarını korumaları gerektiği açıktır. Ancak aynı kanunun 13. Maddesinde “12 nci maddeyle bu maddede belirtilen zararların nevi, miktarlarının tespiti, takibi, amirlerin sorumlulukları ve yapılacak işlemlerle ilgili diğer hususlar Başbakanlıkça düzenlenecek yönetmelikle belirlenir” denilmiş, bu bağlamda hazırlanan yönetmeliğin 4’üncü maddesinde Memurların, bu görev ve sorumlulukların yerine getirilmemesi sebebiyle doğan zararları bu yönetmelikte belli edilen usul ve esaslar uyarınca tazminle mükellef oldukları belirtilmiş, 6’ncı maddesinde de;
“Memurların zararları tazmin mükellefiyetinin doğması için;
a) Zararın mevcut olması,
b) Zararın doğrudan doğruya memurun fiilinden doğması,
c) Zararın mücbir sebebten hasıl olmaması,
şarttır” denilmiştir.
5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesinde ise kamu zararı; “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır” şeklinde tanımlanmıştır. İki düzenleme arasındaki önemli fark “Zararın mücbir sebebten hasıl olmaması” şartıdır.
Ayrıca 6085 sayılı Kanun sonrası getirilen yeni sorumluluk anlayışına göre kamu zararından söz edebilmek için kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması yanında sorumluların mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurulması da gerekmektedir. Oysa hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar, uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayabilecektir. Bazı hallerde zararın ortaya çıkış biçimi yani somut olayda trafik kazası, sırf şoför hatasından değil yol yapım bozukluğu, araçtaki arıza, fren sistemindeki sorunlar, lastiklerin uygun olmaması veya zeminin buzlanması gibi nedenlerin etkisiyle de oluşabilir. Aracın bakımında teknik kurallara uyulmadığı, alışılmış tedbirlerin alınmadığı ispatlanırsa, bunlar şoförün sorumluluğunu etkileyebilir. Diğer bir ifadeyle, mücbir sebep, idarenin veya idare bünyesinde görevli üçüncü kişinin kusuru gibi nedenlerle şoförle kaza arasındaki illiyet bağı kesilebilir. Pek tabii ki hiç kimse, aynı zarardan üçüncü kişinin de sorumlu olduğunu ileri sürerek, kendi sorumluluğundan kurtulamaz. Ancak böyle bir durumun varlığı, zincirleme sorumluluk kuralları uyarınca zararın sorumlularında değişikliğe sebep olabilir. Bu nedenle adı geçen yönetmelikle mücbir sebep şartı ile birlikte zararın tespiti ve amirlerin sorumluluğu ile ilgili olarak getirilen özel düzenlemeler ve zararın ödettirilmesi ile ilgili düzenlemelerde de “işin icabına ve genel hükümlere göre” ifadesi kullanılarak gerek mücbir sebebin tespitinde gerekse zararın tahsilinde (her ne kadar Kanunda böyle bir düzenleme yoksa da yürürlükte olan yönetmelik ile) idareye belli bir takdir hakkı tanındığını kabul etmek gerekir. Zira mevzuatımızda Devlet malının sigortalatılmaması esası kabul edilmiştir. Devletin kendi malını sigortalamamasının gerekçesi, nasıl olsa her türlü zararın ilgili memurca karşılanacağı kolaycılığı olamayacağı açıktır. Dolayısıyla mücbir sebep şartı aranmadan her türlü kaza masrafının şoförden tahsili yaklaşımı, kullandığı kamu aracının değeri ve kullananın mali imkanları göz önünde bulundurulduğunda kamudaki şoförlerin görevini yerine getirirken daha çekingen davranmasına, kamu hizmetlerinin aksamasına da yol açar. Dolayısıyla, konunun genel hükümlere göre idarenin takdir yetkisi de göz önünde bulundurularak idare tarafından sonuçlandırılması uygun olur.
Kısacası söz konusu olayda bir kamu alacağı doğmuşsa bile bu sorumluluk 5018 ve 6085 sayılı kanun çerçevesinde belirlenecek bir mali sorumluluk olmayıp, 657 sayılı Kanun çerçevesinde belirlenecek olan bir nevi idari ve disiplin sorumluluğudur ve rücu kapsamında çözümlenmesi gerekmektedir. Rücu işlemini başlatmakla görevli personelin bu görevini yerine getirmemesi nedeniyle bir sorumluluğu söz konusu olabilir. Rücuen sorumluluğun da esas itibariyle karara bağlanma merci adli yargı yeridir.
Ayrıca kamu zararı tamir masraflarının ödenmesinden kaynaklı değildir. Tazmin hükmünün gerekçesi usulüne uygun yapılan ödeme sonrası rücu edilmemiş olan kamu alacağının tahsil edilmemiş olmasıdır. Oysa tespit edilen kamu alacağının tahsil usulü, Kamu Zararının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte düzenlenmiştir. Kamu zararından doğan alacaklarda zamanaşımı süresi, zamanaşımını kesen ve durduran genel hükümler saklı kalmak kaydıyla, on yıldır. Söz konusu alacak ile ilgili olarak henüz bir zaman aşımı da söz konusu değildir. Mevzuata uygun olarak takibi devam eden bir alacakla ilgili olarak tazmin hükmü vermek de doğru olmaz.
Dolayısıyla 657 sayılı Kanunun 12’nci maddesi ve bu maddeye istinaden düzenlenen Yönetmelik gereği yapılacak idari soruşturma sonucu idarenin zarara uğrayıp uğramadığı, uğramışsa sorumluların tespiti, illiyet bağı tespiti ve sonucunda da varsa kusurlu personelden genel hükümlere göre zararın tazmini yönüne gidilmesini teminen ilgili idareye yazılması ve Sayıştay’ın yargısal niteliği olmayan raporları ile sürecin takibi yoluyla çözümlenmesi gerekirdi. Ancak Temyiz Kurulu, temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik eder, bozar ya da Kurul üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırır. Bozma halinde evrak yeniden karara bağlanmak üzere o kararı veren daireye gönderilir. Anayasanın 138. maddesi gereği, “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz”. Bu nedenle dairenin tazmin hükmünü, olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmek, bozmak ya da kaldırmak yerine, konuyu ilgili idareye bildirmenin daha uygun olacağı gerekçesiyle bozmak, hesap mahkemesine “tavsiye ve telkinde bulunama” şeklinde anlaşılabileceğinden uygun olmaz.
Tüm bu gerekçelerle, konunun idare tarafından takip edildiği de göz önünde bulundurularak tazmin hükmünün kaldırılması uygun olur.
…’ ın karşı oy gerekçesi
Rücu işlemi gerçekleştirilmiş olduğundan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre ilam konusu olayda mali sorumluluk yoktur. Bu bakımdan kamu zararı yoktur. Ancak kaza masrafının tahsil ettirilmemesi nedeniyle bunu takip etmeyenler bakımından idari sorumluluk vardır.
Bu itibarla; ortada bir kamu zararı olmadığından, ... ... Belediyesi’ne ait ... plakalı aracın kaza sonucu hasar gördüğü ve tamir masraflarının belediye bütçesinden karşılanması sonucu oluşan masrafla ilgili 281 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle verilen hükmünün KALDIRILARAK, idari soruşturma yapılmasını temin edebilmek için daireye gönderilmesi gerekir.
Üye …’ nun karşı oy gerekçesi
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller” başlıklı 84 üncü Maddesinde arkadan çarpma halinde sürücünün asli kusurlu olduğu belirtildiğinden bahsedilen sözleşme hükümlerine göre meydana gelen zararın sözleşmede belirtilen kısmının sürücüye rücu edilmesi gerekmektedir.
Meydana gelen kaza olayında Belediye şoförü ...’in tam kusurlu olduğu görüldüğünden söz konusu sözleşmenin d bendi uyarınca zararın %50’sinin Belediye bütçesinden ödenmesi, kalan tutar için ise ilgiliye rücu edilmesi gerekmektedir. Belediyeye ait araçların Destek Hizmetleri Müdürlüğü’ne bağlı olması nedeniyle kaza yapan aracın tamir masraflarına ilişkin rücu işlemlerinin de Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; ... ... Belediyesi’ne ait ... plakalı aracın kaza sonucu hasar gördüğü ve tamir masraflarının belediye bütçesinden karşılanması sonucu oluşan kamu zararıyla ilgili 281 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle verilen hükmün TASDİKİ gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:35